Bilgisayar Oyunları Bizi Nasıl Trol’lüyor? – Küçük Gençlere

Sınıfta sessizlik vardı. Hatice öğretmen masasında gelecek dersin hazırlığını yapıyordu. Teneffüs bitmek üzereydi. Aziz ve Tibet, sıralarında heyecanla bir şeyler konuşuyorlardı. Sesleri biraz yükselince Hatice öğretmen başını kaldırdı.

“Aziz, Tibet… Bu kadar hararetle ne konuşuyorsunuz bakalım?” dedi gülümseyerek.

İkili birbirlerinin yüzüne baktı, sonra hafifçe başlarını öne eğdiler. Ardından bir ağızdan:

“Hatice öğretmenim… Bilgisayar oyunları beynimiz için neden zararlı?”

Tam o sırada zil çaldı. Teneffüste dışarıda olan öğrenciler sınıfa girmeye başladı. Hatice öğretmen ayağa kalktı, sınıfa döndü ve gülümsedi.

“Bu sorunun cevabını birlikte bulalım,” dedi. Sonra ellerini üç kez birbirine vurdu: şap! şap! şap!

Birden sınıf tahtasının önünde bir ışık parladı. Ardından sanki bir bulut gibi bir sis kapladı ortalığı. Öğrenciler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Sis hızla dağılırken, kahkahalar atan bir adam belirdi. Üzerinde rengârenk bir cübbe, başında parlayan bir gözlük vardı. Elinde bir baston tutuyordu. Bastonun ucundan minik yıldızlar çıkıyordu.

“Merhaba çocuklar!” dedi neşeyle. “Ben Profesör Deha! Beyin bilimcisi, hayal gezgini ve oyun dedektifi!”

Sınıf bir anda neşeyle doldu. Öğrenciler hem şaşkın hem meraklıydı.

“Profesör Deha!” dedi Hatice öğretmen. “Aziz ve Tibet’in çok güzel bir sorusu var. Bilgisayar oyunları beynimize zarar verir mi?”

Profesör bastonunu yere vurdu. “Harika bir soru! Ama cevabı anlatmak yetmez… Göstermek gerek!”

Sonra bastonunu havaya kaldırdı. “Hazır mısınız çocuklar? Beynin içine sihirli bir yolculuğa çıkıyoruz!”

Sınıf bir anda alkışlarla doldu. Öğrenciler sırayla ayağa kalktı. Profesör bastonunu salladı ve bir ışık hüzmesi tüm sınıfı sardı. Gözlerini açtıklarında kendilerini dev bir beyin odasında buldular. Her yer kıvrımlı, yumuşak ve hafifçe parlıyordu. Küçük elektrik kıvılcımları oradan oraya zıplıyordu.

“Vay canına!” dedi Tibet. “Burası… beynin içi mi?”

“Evet!” dedi Profesör. “Şu anda beynin içinde dolaşıyoruz. Burası düşünme, öğrenme, karar verme ve hayal kurma merkeziniz!”

Dikkat Merkezi – Prefrontal Korteks

Profesör bastonunu salladı. Bir anda sınıf, parlak bir bölgeye ışınlandı. Burada minik kıvılcımlar zıplıyor, renkli ışıklar yanıp sönüyordu.

“Burası prefrontal korteks,” dedi Profesör. “Yani beynin dikkat, karar verme ve plan yapma merkezi.”

Aziz parmağıyla bir bölgeyi gösterdi. “Orada bir şeyler zıplıyor!”

“Harika gözlem!” dedi Profesör. “Bu bölge, ders dinlerken, matematik problemi çözerken ya da bir arkadaşımızı dinlerken çalışır. Ama bilgisayar oyunları bu bölgeyi çok farklı şekilde etkiler.”

“Nasıl yani?” dedi Defne, merakla.

Profesör bastonunu salladı. Bir ekran belirdi. Ekranda bir çocuk bilgisayar başında oyun oynuyordu. Yanında bir saat vardı. Saatin ibresi hızla dönüyordu.

“Bakın,” dedi Profesör. “Bu çocuk günde 4 saat oyun oynuyor. Beyni sürekli hızlı kararlar vermeye, ani tepkiler göstermeye alışıyor. Ama okulda dikkatli dinlemesi, sabırlı olması gerekiyor. İşte bu yüzden oyunlar dikkat merkezini yorabiliyor.”

“Yani oyun oynayınca dikkatimiz azalıyor mu?” dedi Tibet.

“Eğer uzun süre oynarsanız evet,” dedi Profesör. “Ama kısa süreli, aralarda oynanan oyunlar zararlı değil. Sorun, beynin dinlenmeye ve farklı şeyler öğrenmeye zaman bulamaması.”

Aziz düşündü. “Yani oyun oynarken beynimiz bazı bölgeleri çok çalıştırıyor ama diğerleri dinlenemiyor mu?”

“Bravo!” dedi Profesör. “İşte tam olarak bu. Beyin bir orkestra gibidir. Her bölge birlikte çalışmalı. Ama bazı oyunlar sadece birkaç bölgeyi aşırı çalıştırır. Bu da dengeyi bozar.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Defne parmağını kaldırdı. “Oyunlar dikkatimizi azaltabilir.”

Tibet ekledi: “Beynimizin bazı bölgelerini çok çalıştırır, bazılarını ihmal eder.”

Aziz: “Ama oyunlar tamamen kötü değil. Dengeli olursa sorun olmaz!”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika özet! Şimdi bir sonraki durağımıza gidiyoruz: Hafıza merkezi!”

Hafıza Merkezi – Hipokampus

Profesör bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, kıvrımlı ve spiral gibi dönen bir bölgeye ışınlandı. Duvarlar kitap sayfaları gibi kıvrılıyor, havada minik bilgi parçacıkları uçuşuyordu.

“Burası hipokampus,” dedi Profesör Deha. “Beynin öğrenme ve hafıza merkezi. Yeni bilgileri burada saklarız, eski bilgileri buradan hatırlarız.”

Zehra şaşkınlıkla etrafa baktı. “Burası sanki bir kütüphane gibi!”

“Çok doğru,” dedi Profesör. “Ama bu kütüphane sessizliğe ve düzene ihtiyaç duyar. Eğer çok fazla gürültü, çok fazla uyarı olursa, kitaplar karışır, bilgiler unutulur.”

Tibet elini kaldırdı. “Ben bazen ders çalıştıktan sonra hemen oyun oynuyorum. Sonra öğrendiklerimi unutuyorum.”

“İşte bu tam da burada olan bir şey,” dedi Profesör. “Oyunlar çok hızlı, çok renkli ve çok uyarıcıdır. Beyin, yeni bilgileri saklamaya çalışırken birden oyun bombardımanına uğrar.

Sonuç: bilgiler kaybolur.”

Aziz düşündü. “Yani oyunlar hafızamızı silmiyor ama saklamamızı zorlaştırıyor mu?”

“Bravo!” dedi Profesör. “Aynen öyle. Özellikle uzun süreli oyunlar, beynin bilgi depolama sistemini yorar. Bu yüzden ders çalıştıktan sonra biraz dinlenmek, yürümek ya da kitap okumak hafızayı güçlendirir.”

Defne parmağını kaldırdı. “Peki oyun oynarken hiç öğrenemiyor muyuz?”

“Bazı oyunlar öğretici olabilir,” dedi Profesör. “Ama dikkatli seçilmeli. Zeka geliştirici, strateji içeren oyunlar hafızayı destekleyebilir. Ama aşırı hızlı, şiddetli ve sürekli tekrar eden oyunlar hafızayı zayıflatabilir.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Zehra: “Hafıza sessizliği sever.”

Tibet: “Oyunlar çok uyarıcı olursa bilgiler karışır.”

Aziz: “Ders sonrası oyun yerine dinlenmek daha iyi.”

Defne: “Bazı oyunlar faydalı olabilir ama dikkatli seçilmeli.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada duyguların merkezi var: Amigdala!”

Duyguların Merkezi – Amigdala

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, sıcak ve kıpır kıpır bir bölgeye ışınlandı. Burası daha karanlık, daha yoğun bir alandı. Duvarlar hafifçe titreşiyor, havada renkli dalgalar dolaşıyordu.

“Burası amigdala,” dedi Profesör. “Beynin duygularla ilgilenen bölgesi. Korktuğumuzda, sinirlendiğimizde, heyecanlandığımızda burası çalışır.”

Tibet etrafa bakındı. “Burası biraz gergin gibi…”

“Çünkü burası duyguların kalbi,” dedi Profesör. “Bilgisayar oyunları özellikle bu bölgeyi çok etkiler. Özellikle şiddet içeren, hızlı ve rekabetçi oyunlar.”

Aziz merakla sordu: “Nasıl etkiliyor peki?”

Profesör bastonunu salladı. Bir ekran belirdi. Ekranda bir çocuk, korku dolu bir oyun oynuyordu. Oyunda canavarlar, patlamalar, karanlık tüneller vardı. Çocuğun kalbi hızlı atıyor, gözleri büyümüş, nefesi hızlanmıştı.

“Bu çocuk şu anda çok heyecanlı,” dedi Profesör. “Ama aynı zamanda gergin. Amigdala aşırı çalışıyor. Bu durum sık sık olursa, çocuk gerçek hayatta da daha sinirli, daha sabırsız olabilir.”

Zehra düşündü. “Ben bazen oyun oynadıktan sonra kardeşime bağırıyorum. Sonra neden sinirlendiğimi bile bilmiyorum.”

“İşte bu tam da amigdalanın etkisi,” dedi Profesör. “Oyun sırasında yaşanan duygular, oyun bittikten sonra da devam edebilir. Beyin, gerçek ile sanalı ayırt etmekte zorlanabilir.”

Defne elini kaldırdı. “Ama bazı oyunlar çok eğlenceli. Gülüyoruz, eğleniyoruz. O zaman ne oluyor?”

“Eğlenceli oyunlar da amigdalayı çalıştırır,” dedi Profesör. “Ama olumlu duygularla. Yani korku yerine neşe, öfke yerine kahkaha. Bu yüzden oyun seçimi çok önemli.”

Aziz sordu: “Peki ne kadar oynamalıyız ki amigdala yorulmasın?”

Profesör gülümsedi. “Günde yarım saatten fazla oynarsanız, amigdala çok fazla uyarılır. Özellikle yatmadan önce oyun oynamak, duyguların sakinleşmesini zorlaştırır.”

Hatice öğretmen araya girdi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Oyunlar duygularımızı etkiler.”

Zehra: “Korku ve öfke oyunlardan sonra da kalabilir.”

Defne: “Eğlenceli oyunlar daha iyi ama yine de dikkatli olmalıyız.”

Aziz: “Yatmadan önce oyun oynamak iyi değil.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada hareket merkezi var: Motor korteks!”

Hareket Merkezi – Motor Korteks

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, geniş ve kıpır kıpır bir alana ışınlandı. Duvarlar sanki kas lifleri gibi dalgalanıyor, yerden minik titreşimler yükseliyordu. Her yerde hareket vardı: zıplayan sinyaller, koşan ışıklar, dönen daireler…

“Burası motor korteks,” dedi Profesör. “Yani beynin hareketleri yöneten bölgesi. Koşmak, yazmak, zıplamak, hatta gülmek bile buradan yönetilir.”

Tibet şaşkınlıkla etrafa baktı. “Burası çok canlı!”

“Çünkü bedenimiz sürekli hareket ediyor,” dedi Profesör. “Ama bilgisayar oyunları sırasında bedenimiz genellikle hareketsiz kalır. Beyin hareket sinyalleri göndermez çünkü kaslar kullanılmaz.”

Aziz düşündü. “Ama parmaklarımızla tuşlara basıyoruz. Bu da hareket değil mi?”

“Evet,” dedi Profesör. “Ama çok sınırlı bir hareket. Motor korteks, büyük kas gruplarını çalıştırmayı sever. Koşmak, zıplamak, yazmak gibi. Sadece parmaklarla oynamak, bu bölgeyi tembelleştirebilir.”

Zehra elini kaldırdı. “Ben bazen uzun süre oyun oynadıktan sonra kalkınca bacaklarım uyuşmuş oluyor.”

“İşte bu tam da burada yaşanan bir şey,” dedi Profesör. “Motor korteks yeterince sinyal göndermezse, kaslar zayıflar, koordinasyon bozulur. Uzun süre oturmak, bedenin doğal hareket ritmini bozar.”

Defne sordu: “Peki oyun oynarken hareket eden oyunlar var. Dans oyunları mesela. Onlar iyi mi?”

“Harika bir örnek!” dedi Profesör. “Dans, spor ve hareket gerektiren oyunlar motor korteksi çalıştırır. Bu tür oyunlar faydalı olabilir. Ama yine de denge önemli. Gerçek hareket, oyun hareketinden farklıdır.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Motor korteks hareketleri yönetir.”

Aziz: “Oyun oynarken bedenimiz çok az hareket eder.”

Zehra: “Uzun süre oturmak kasları tembelleştirir.”

Defne: “Hareketli oyunlar daha iyi ama gerçek hareket daha önemlidir.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada beynin en gizemli bölgesi var: Ödül sistemi!”

Ödül Sistemi – Nucleus Accumbens

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, rengârenk ışıklarla dolu bir bölgeye ışınlandı. Her yerde parlayan yıldızlar, zıplayan baloncuklar ve neşeyle dönen çarklar vardı. Ortam sanki bir lunapark gibiydi.

“Vay canına!” dedi Defne. “Burası çok eğlenceli!”

“Burası nucleus accumbens,” dedi Profesör. “Beynin ödül merkezi. Mutlu olduğumuzda, bir şeyi başardığımızda, bir sürprizle karşılaştığımızda burası çalışır.”

Tibet şaşkınlıkla etrafa baktı. “Ama burası oyun gibi!”

“Çünkü oyunlar tam da bu bölgeyi hedef alır,” dedi Profesör. “Her seviye geçildiğinde, her puan kazanıldığında, her ödül alındığında nucleus accumbens dopamin salgılar. Dopamin, ‘mutluluk kimyasalı’ olarak bilinir.”

Aziz merakla sordu: “Yani oyun oynarken mutlu oluyoruz çünkü dopamin salgılanıyor mu?”

“Kesinlikle!” dedi Profesör. “Ama dikkat! Eğer bu bölge çok sık uyarılırsa, beyin gerçek hayattaki ödülleri sıkıcı bulmaya başlar. Ödev bitirmek, kitap okumak, arkadaşla sohbet etmek… bunlar artık yeterince ‘eğlenceli’ gelmez.”

Zehra düşündü. “Ben bazen oyun oynamadığımda hiçbir şey yapmak istemiyorum. Her şey sıkıcı geliyor.”

“İşte bu nucleus accumbens’in aşırı uyarılmasıdır,” dedi Profesör. “Beyin sürekli yüksek dopamin ister. Bu da ‘bir tur daha oynayayım’ isteğini doğurur. Zamanla bağımlılık gelişebilir.”

Defne sordu: “Peki hiç mi oyun oynamamalıyız?”

“Hayır,” dedi Profesör. “Oyunlar eğlencelidir. Ama dengeli olmalı. Beyin, farklı ödülleri de tanımalı. Bir problemi çözmek, bir arkadaşına yardım etmek, bir hikâye yazmak… bunlar da dopamin salgılar. Ama daha doğal ve kalıcı şekilde.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Oyunlar dopamin salgılar, bu da bizi mutlu eder.”

Aziz: “Ama çok fazla olursa gerçek hayat sıkıcı gelir.”

Zehra: “Oyun bağımlılığı nucleus accumbens’le ilgilidir.”

Defne: “Farklı ödüller de mutluluk verir, sadece oyun değil.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada görsel dikkat merkezi var: Oksipital lob!”

Görsel Dikkat Merkezi – Oksipital Lob

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, ışıklarla dolu bir tünelin içine ışınlandı. Duvarlar ekran gibi parlıyordu. Renkler sürekli değişiyor, şekiller dönüyor, bazıları hızla kayboluyordu.

“Burası oksipital lob,” dedi Profesör. “Beynin görsel dikkat merkezi. Gördüğümüz her şey burada işlenir: renkler, şekiller, hareketler, yazılar…”

Aziz gözlerini kısarak etrafa baktı. “Burası biraz yorucu gibi…”

“Çünkü çok fazla görsel uyarı var,” dedi Profesör. “Bilgisayar oyunları özellikle bu bölgeyi çok çalıştırır. Sürekli değişen sahneler, parlayan efektler, hızlı geçişler… Oksipital lob hiç durmadan çalışır.”

Tibet sordu: “Bu kötü mü peki?”

“Fazlası zararlı olabilir,” dedi Profesör. “Bu bölge çok yorulursa, dikkat süresi kısalır. Gözler çabuk yorulur. Gerçek hayattaki daha yavaş görüntüler sıkıcı gelmeye başlar.”

Zehra düşündü. “Ben bazen ders kitabına bakarken hemen sıkılıyorum. Ama oyunda saatlerce ekrana bakabiliyorum.”

“İşte bu tam da burada yaşanan bir durum,” dedi Profesör. “Oyunlar çok hızlı ve parlak olduğu için beyin buna alışır. Sonra kitap sayfası ona ‘yavaş’ gelir. Bu da odaklanmayı zorlaştırır.”

Defne elini kaldırdı. “Peki gözlerimiz zarar görür mü?”

“Evet,” dedi Profesör. “Uzun süre ekrana bakmak göz kuruluğuna, baş ağrısına ve görsel yorgunluğa neden olabilir. Özellikle karanlıkta oyun oynamak daha da zararlıdır.”

Aziz sordu: “Ne yapmalıyız peki?”

“Her 30 dakikada bir 5 dakika ara vermek iyi bir başlangıç,” dedi Profesör. “Gözleri dinlendirmek, uzağa bakmak, biraz yürümek… Oksipital lobun nefes almasını sağlar.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Oyunlar görsel dikkat merkezini çok çalıştırır.”

Zehra: “Kitaplar sıkıcı gelmeye başlayabilir.”

Defne: “Gözlerimiz yorulabilir, başımız ağrıyabilir.”

Aziz: “Ara vermek ve uzağa bakmak iyi gelir.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi son durağımıza gidiyoruz: Uyku düzeni merkezi – Pineal bez!”

Uyku Düzeni – Pineal Bez

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, loş ve huzurlu bir ortama ışınlandı. Duvarlar yumuşak mor ışıklarla parlıyor, havada minik yıldızlar süzülüyordu. Ortam sessizdi, sanki herkes uyuyormuş gibi…

“Burası pineal bez,” dedi Profesör. “Beynin uyku düzenini kontrol eden bölgesi. Melatonin adlı bir hormon salgılar. Bu hormon, gece geldiğinde bizi uykulu yapar.”

Zehra gözlerini ovuşturdu. “Burası beni uykulu yaptı bile…”

“Çünkü burası geceyi sever,” dedi Profesör. “Ama bilgisayar oyunları, özellikle gece oynandığında bu bölgeyi şaşırtır.”

Tibet sordu: “Nasıl yani?”

Profesör bastonunu salladı. Bir ekran belirdi. Ekranda bir çocuk gece yatağında, elinde tabletle oyun oynuyordu. Ekran çok parlaktı. Çocuğun gözleri açık, ama vücudu yorgundu.

“Bakın,” dedi Profesör. “Ekran ışığı pineal beze ‘gündüz’ sinyali gönderir. Melatonin salgılanmaz. Sonuç: uykuya geç kalma, sabah yorgun kalkma, gün boyu dikkat eksikliği.”

Aziz düşündü. “Ben bazen gece oyun oynuyorum. Sonra sabah kalkmak çok zor oluyor.”

“İşte bu tam da burada yaşanan bir şey,” dedi Profesör. “Pineal bez karanlık ister. Ekran ışığı onu kandırır. Bu yüzden yatmadan en az 1 saat önce ekranlardan uzak durmak gerekir.”

Defne sordu: “Peki oyun oynarsak hiç mi melatonin salgılanmaz?”

“Hayır,” dedi Profesör. “Ama gecikmeli olur. Uykuya geç kalırsınız, uyku kalitesi düşer. Beyin tam dinlenemez. Bu da hafıza, dikkat ve duygular üzerinde olumsuz etki yapar.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Zehra: “Melatonin gece salgılanır, ekran ışığı bunu engeller.”

Aziz: “Gece oyun oynarsak sabah yorgun kalkarız.”

Defne: “Yatmadan önce ekranlardan uzak durmalıyız.”

Tibet: “Pineal bez uyku düzenini kontrol eder.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi son durağımıza gidiyoruz: Sınıfa dönüş ve öğrendiklerimizi paylaşma zamanı!”

Profesör Deha bastonunu havaya kaldırdı. “Hazırsanız, son durağımıza dönüyoruz: sınıfınıza!”

Bir ışık hüzmesi çocukları sardı. Gözlerini açtıklarında kendilerini yine Hatice öğretmen’in sınıfında buldular. Her şey yerli yerindeydi ama çocukların gözlerinde bir şey değişmişti: merak yerini farkındalığa bırakmıştı.

Aziz sırasına oturdu, Tibet yanına geçti. Defne ve Zehra birbirlerine baktılar, sonra gülümsediler.

Hatice öğretmen ayağa kalktı. “Peki çocuklar… Bu sihirli yolculukta neler öğrendik?”

Aziz parmağını kaldırdı. “Prefrontal korteks dikkatimizi yönetiyor. Çok oyun oynarsak dikkatimiz dağılabilir.”

Tibet ekledi: “Hipokampus hafızamızı saklıyor. Ders çalıştıktan hemen sonra oyun oynarsak bilgiler karışabilir.”

Zehra: “Amigdala duygularımızı kontrol ediyor. Şiddetli oyunlar bizi sinirli yapabilir.”

Defne: “Motor korteks hareketlerimizi yönetiyor. Uzun süre oturmak kaslarımızı tembelleştirir.”

Aziz: “Nucleus accumbens bizi mutlu eder ama çok fazla oyun oynarsak gerçek hayat sıkıcı gelebilir.”

Tibet: “Oksipital lob görsel dikkatimizi sağlar. Ekranlar gözümüzü yorabilir.”

Zehra: “Pineal bez uyku düzenimizi kontrol eder. Gece oyun oynamak bizi uykusuz yapar.”

Hatice öğretmen gözleri dolu dolu gülümsedi. “Harika özetlediniz. Peki şimdi ne yapmalıyız?”

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. “İşte şimdi sıra sizde! Bilgisayar oyunları kötü değildir. Ama onları nasıl, ne zaman ve ne kadar oynadığınız çok önemlidir.”

Defne düşündü. “Ben artık yatmadan önce oyun oynamayacağım.”

Aziz: “Ben oyun oynadıktan sonra biraz yürüyüş yapacağım.”

Tibet: “Ben oyun süremi yarım saatle sınırlayacağım.”

Zehra: “Ben oyunlardan sonra kitap okuyacağım ki beynim dengeyi bulsun.”

Profesör Deha gülümsedi. “İşte şimdi ışığınız büyüyor. Çünkü gölgeleri tanıdınız. Beyninizin içini keşfettiniz. Artık oyunları bilinçli oynayacaksınız.”

Hatice öğretmen alkışladı. “Teşekkür ederiz Profesör Deha. Bu sınıf artık sadece bilgili değil, bilinçli bir sınıf.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Benim görevim tamamlandı. Ama unutmayın: her kararınızda, her oyun saatinde, beyniniz sizinle konuşur. Onu dinleyin.”

Bir ışık parladı. Profesör Deha kahkahalarla kayboldu. Sınıf sessizleşti. Ama bu sessizlik, düşünceli bir sessizlikti.

Aziz, Tibet, Defne, Zehra ve diğer sınıf arkadaşları birbirlerine baktılar. Artık sadece oyun oynayan çocuklar değil; beynini tanıyan, kararlarını bilinçle veren küçük bilim insanlarıydılar.

Ve o gün, sınıfın tahtasında şu cümle yazılıydı:

“Beynimizi tanıdıkça, oyunlarımız da bize iyi gelir.”

Dr. Mustafa KEBAT

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Gizli Yorgunluğun Sessiz Sinyali Düşük Ferritin

Demirin deposu boşsa, enerjin neden tükendiğini sorgulamak gerekir.

🚨 🚨 🚨

“Her Şey Normal Ama Yine de Halsizim” Diyorsanız Dikkat!

Sabahları yataktan zor kalkıyorsun…
Merdiven çıkmak mini bir dağa tırmanmak gibi…
Saçların tarakta bir avuç kalıyor, tırnakların kırılıyor, konsantre olmakta zorlanıyorsun…
Kan testine bakılıyor, hemoglobin iyi… Ama doktor bir satıra dikkatle eğiliyor: Ferritin düşüklüğü!

Ve işte asıl mesele burada başlıyor.

🧠 🧠 🧠

Ferritin Nedir, Ne İşe Yarar?

Ferritin, vücudumuzun demir deposudur.
Yani kanınızdaki demir değil; o demirin dolapta saklanan hali gibidir.
Ferritin düştüğünde, vücut alarm verir ama bu alarm bazen sessiz çalar:

  • Halsizlik
  • Çarpıntı
  • Saç dökülmesi
  • Soğuk eller/ayaklar
  • Sürekli uyuma isteği
  • Hafıza bulanıklığı
  • Egzersiz yaparken aşırı yorulma

Bu semptomlar gelip geçici değilse, büyük ihtimalle enerji bataryanız boşalmış demektir.

🍽️ 🍽️ 🍽️

Ferritin Düşüklüğü ile Savaş Sofradan Başlar

İyi haber şu: Ferritin düşüklüğü, genellikle doğru beslenmeyle düzelebilir.
Ama iş sadece “demir ye geçer” demek kadar basit değil.

Kırmızı Et Sofranızda Olmalı

En kolay emilen demir, hayvansal kaynaklı olandır.

Özellikle:

  • Kuzu ciğeri
  • Dana ciğeri
  • Kırmızı et (ızgara, haşlama tercih edilmeli)
  • Tavuk göğsü ve balık (özellikle sardalya ve uskumru)

👉 Haftada 2–3 kez kırmızı et tüketmek, demir depolarınızı hızla doldurur.

🥬 🥬 🥬

Bitkisel Demir Kaynaklarını Bilin, Ama Tek Başına Yetmez

  • Ispanak
  • Pazı
  • Nohut
  • Mercimek
  • Kuru üzüm
  • Pekmez (özellikle keçiboynuzu ve dut pekmezi)

Ama dikkat! Bitkisel demir kaynakları, vücut tarafından daha zor emilir.
Bu yüzden…

🍋 🍋 🍋

Demir + C Vitamini = Mükemmel İkili!

Demiri etkili kullanmak istiyorsanız, her demir öğününüzle C vitamini alın.
Bu emilimi kat kat artırır.

Örneğin:

  • Mercimek çorbası + limon
  • Izgara et + roka + bol limon
  • Pekmez + portakal suyu
  • Nohut yemeği + domatesli salata (Salatalık turşusu yerine)

👉 Turşu, yoğurt gibi kalsiyum ağırlıklı yiyecekleri demirle aynı öğünde tüketmeyin.
Çünkü kalsiyum, demir emilimini baskılar.

🚫 🚫 🚫

Ferritin Düşmanı Alışkanlıklar

Aşırı Çay ve Kahve Tüketimi

  • Çayın içindeki tanen maddesi, demir emilimini engeller.
  • Kahvedeki polifenoller de benzer şekilde etkiler.

👉 Demir içeren öğünlerden en az 1 saat sonra çay/kahve içmelisiniz.

Sık Adet Görmek

Kadınlarda ferritin düşüklüğünün en yaygın nedeni aşırı kan kaybıdır.
Bu nedenle adet dönemi uzun ve yoğun geçen kadınların ekstra demire ihtiyacı vardır.

Gereksiz Diyetler

“Detoks yapıyorum”, “ekmek yemiyorum”, “et yemem” diyenler…
Vücut, gerekli demiri bulamazsa yavaş yavaş depoları boşaltır.
Kilo verirken enerji de gidiyorsa, suçlu ferritin olabilir!

💊 💊 💊

Takviye Gerekir mi?

Eğer beslenmeyle toparlanamayan bir ferritin düşüklüğünüz varsa, doktorunuz demir takviyesi önerebilir.
Ama bu haplar herkes için aynı değildir:

  • Boş mideye içilmesi önerilir, ancak mide bulantısı yapabilir.
  • Kabızlık, mide ağrısı gibi yan etkiler olabilir.
  • Çay, süt, kalsiyum içeren takviyelerle birlikte alınmamalıdır.

Takviye alırken doktor kontrolü şarttır. Rastgele ilaç kullanmak tehlikeli olabilir!

🔁 🔁 🔁

Kaç Günde Toparlanırsınız?

Ferritin seviyesini yükseltmek zaman ister.

  • Haftalık değil, aylık bir süreçtir.
  • Uygun beslenme ve takviyeyle birlikte, 3–6 ayda normale dönmesi beklenir.
👩‍⚕️ 👩‍⚕️ 👩‍⚕️

Gerçek Hayattan Örnek “Yorgunlukla Mücadele”

Ayşe Hanım, 35 yaşında bir öğretmen. Sabahları zor uyanıyor, öğlen başı dönüyor, saçları dökülüyor. Kan testi: Hemoglobin 12.7 – normal. Ama ferritin? Sadece 8!

Doktoru şöyle dedi:
“Enerjin yok çünkü benzin depon boş! Hadi, kırmızı et, limonlu yeşillik ve pekmezle başlayalım.”

4 ay sonra Ayşe Hanım, sabahları koşar adım uyanıyor, saç dökülmesi durdu, derse girmesi keyifli hale geldi. Ferritin artık 40!

💬 💬 💬

Vücudunuz Daima Fısıldar – Kulak Verin

Ferritin düşüklüğü, “kanım normal” diyerek geçiştirilecek bir şey değildir.
Enerjiniz düşükse, saçınız dökülüyorsa, dikkatiniz dağınıksa — belki de sadece vücudunuzun “yardım et, depom boş” demesidir.

✅ Doğru beslenin
✅ C vitaminiyle destekleyin
✅ Takviye gerekiyorsa bilinçli kullanın
✅ Ve asla ama asla bu sessiz sinyalleri küçümsemeyin.

Çünkü sağlıklı bir hayat, dolu bir enerji deposuyla başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Sıfır İnsan Hatası Hedefinin Çalışanlar Üzerindeki Psikolojik Etkileri

Modern iş dünyasında verimliliği artırma ve hata oranlarını azaltma amacıyla benimsenen “sıfır insan hatası” hedefi, başlangıçta oldukça cazip ve mantıklı görünmektedir. Ancak bu hedefin insan psikolojisi üzerindeki etkileri çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Çalışanların, hata yapma ihtimali tamamen yok sayılarak yönetildiği sistemlerde; baskı, stres ve kaygı kronikleşebilir, üretkenlik yerini duygusal tükenmişliğe bırakabilir.

Bu yazıda, “sıfır hata” anlayışının çalışanlar üzerindeki psikolojik baskılarını detaylı bir şekilde inceleyerek, her başlık altında gerçek hayatla örtüşen örneklerle durumu görünür kılmayı amaçlıyorum.

Amaç; hatasızlık değil, sağlıklı ve sürdürülebilir çalışma ortamlarının nasıl inşa edileceğini birlikte düşünmek olmalıdır.

“Sıfır insan hatası” hedefinin çalışanlar üzerindeki potansiyel psikolojik etkileri şunlardır:

Artan Stres ve Kaygı

Mükemmeliyetçi bir yaklaşım, çalışanlar üzerinde sürekli hata yapma korkusu yaratarak stres ve kaygı düzeylerini yükseltebilir. Gerçekçi olmayan beklentiler ve yoğun iş temposu stresi artırabilir.

Örnek: Bir kalite kontrol teknisyeni, bir ürünün paketlemesinde ufak bir sapma tespit ettiğinde amirinden aldığı sert uyarı sonrası, her vardiya öncesi mide bulantısı yaşamaya başlamış ve iş öncesi ilaç kullanmak zorunda kalmıştır.

Tükenmişlik Sendromu

Sürekli baskı altında çalışmak, enerji tükenmesine, motivasyon kaybına ve işe yabancılaşmaya yol açabilir.

Örnek:Bir banka çağrı merkezi çalışanı, ay boyunca tek bir işlem hatası yapmamak adına tüm öğle tatillerinde dahi masa başında kalmış, sonunda hem sesi kısılmış hem de işten ayrılma isteği duymaya başlamıştır.

Performans Kaygısı

Çalışanlar, hata yapmaktan kaçınmak için aşırı çaba gösterebilirler, bu da verimliliklerini düşürebilir ve iş kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Örnek: Bir mühendis, “yanlış hesaplama yaparsam iş güvenliği riske girer” kaygısıyla basit bir çizimi dahi birkaç kez kontrol etmek zorunda kaldı, bu da proje teslim süresini aşmasına neden oldu.

Duygusal Tükenme

Yüksek beklentiler ve sürekli tetikte olma hali, duygusal kaynakların tükenmesine ve çalışanların kendilerini yorgun, bitkin hissetmelerine neden olabilir.

Örnek: Bir hemşire, hastaya ilaç dozu verirken hata yapmaktan öylesine korkuyordu ki, vardiya sonlarında sıklıkla ağlamaya başlamış ve kendi duygularını yönetemediğini fark ederek psikolojik destek almak zorunda kalmıştır.

İş-Aile Çatışması

İş hayatındaki stres ve baskı, aile yaşamına yansıyarak iş-aile çatışmasına yol açabilir. Bu durum, hem iş hem de özel yaşamda memnuniyetsizliğe neden olabilir.

Örnek: Bir üretim sorumlusu, vardiya sonrası eşinin anlattıklarına odaklanamayacak kadar zihinsel yorgunluk yaşıyor ve çocuklarının okul etkinliklerine katılamadığı için evde huzursuzluk oluşuyordu.

Azalan Motivasyon ve Yaratıcılık 

Sürekli hata yapma korkusu, çalışanların yeni fikirler üretme ve risk alma konusunda çekingen davranmalarına neden olabilir.

Örnek: Bir tasarımcı, yeni bir ürün fikrini sunmak üzereyken “ya eleştirilirsem?” endişesiyle kendini geri çekti. Proje sonunda benzer bir fikrin dışarıdan bir danışmanla hayata geçirilmesi onu daha da demotive etti.

Sağlık Sorunları

Kronik stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak baş ağrısı, mide problemleri, kas ağrıları ve hipertansiyon gibi fiziksel sağlık sorunlarını tetikleyebilir.

Örnek: Bir depo çalışanı, hata yapmamak adına fiziksel gücünün üstünde performans sergilediği için bel fıtığı geçirdi ve üç ay rapor almak zorunda kaldı. Doktoru, stresin kas gerginliğini artırdığını özellikle vurguladı.

Özgüven Eksikliği

Sürekli hata yapma korkusu ve yetersizlik hissi, çalışanların özgüvenini zedeleyebilir ve kendilerini değersiz hissetmelerine neden olabilir.

Örnek: Yeni işe başlayan bir yazılımcı, kodlama sırasında bir satırlık küçük bir hata yaptığı için ekip liderinden uyarı aldı. Bu olaydan sonra hiçbir toplantıda fikir sunmamaya başladı ve zamanla “Ben bu işi yapamıyorum” demeye başladı.

İletişim Problemleri

Hata yapmaktan çekinen çalışanlar, sorunları gizlemeye veya başkalarını suçlamaya yönelebilirler, bu da iş yerinde iletişimin bozulmasına ve güvensizlik ortamının oluşmasına neden olabilir.

Örnek: Bir bakım teknisyeni, yaptığı küçük bir uygulama hatasını bildirmek yerine sessiz kaldı. Günler sonra bu hata daha büyük bir arızaya neden oldu ve herkes birbirini suçlamaya başladı.

Çalışma Ortamında Güvensizlik

Belirsizlik veya rol çatışması ve yetersiz iletişim gibi durumlar, çalışanların kendilerini değersiz hissetmesine neden olabilir.

Örnek:

Bir çağrı merkezi çalışanı, her ay değişen performans kriterleri nedeniyle neye göre değerlendirildiğini anlayamıyor ve “Her şey patronun keyfine bağlı” diyerek kendisini kurumdan kopuk hissetmeye başlıyordu.

Unutulmamalıdır ki, insanın olduğu her sistemde hata potansiyeli doğal bir gerçektir. Ancak bu hatalar doğru yönetildiğinde öğrenme fırsatlarına dönüşebilir. “Sıfır insan hatası” gibi mutlak hedefler, çalışanların gelişimini desteklemek yerine psikolojik bir baskıya dönüşürse, sistemlerin kendisi zarar görmeye başlar.

Bu nedenle kurumların, hataları bastırmak yerine anlamaya, cezalandırmak yerine geliştirmeye yönelmesi elzemdir. Sağlıklı bir iş ortamı, sadece başarıların değil, öğrenilen hataların da paylaşılabildiği ortamlarda mümkündür. Gerçek başarı, sıfır hataya ulaşmakta değil, hata yapıldığında bile insana değer veren sistemler kurabilmektedir.

Bu etkileri azaltmak için, işverenlerin gerçekçi hedefler belirlemesi, çalışanlara destekleyici bir ortam sunması, hatalardan öğrenmeyi teşvik etmesi ve psikososyal riskleri yönetmeye yönelik önlemler alması önemlidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ İnsan hatası https://oshwiki.osha.europa.eu/tr/themes/human-error

⭐️⭐️ İnsan hatası https://www.sciencedirect.com/topics/social-sciences/human-error

⭐️⭐️ Sağlık hizmetlerinde insan hataları ve önlenmesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8562433/

⭐️⭐️ İnsan Hatası ve Hasta Güvenliği https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK585626/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Gölgemizi Tanıdıkça Işığımız Büyür

Kendini Tanımanın Derinliği, Gölgenin Gücü ve Işığın Dönüştürücü Potansiyeli

İnsan kendini tanıdıkça büyür. Lakin bu büyüme yalnızca güçlü yanlarını keşfetmekle değil; bastırılmış, inkâr edilmiş ya da karanlıkta bırakılmış yönleriyle yüzleşmekle mümkündür. Jung’un “gölge” arketipi, insanın bu içsel karanlık tarafını tanımlamak için kullandığı en çarpıcı metaforlardan biridir. Gölge, yalnızca toplumun kabul etmediği dürtülerden ibaret değildir; aynı zamanda kişinin bastırdığı yaratıcılığı, cesareti, tutkusu ve canlılığını da içinde barındırır. Kısacası gölge, görmezden gelinen bir yük olduğu kadar, henüz fark edilmemiş bir hazine de olabilir.

Gölgeyi tanımadan aydınlanma mümkün değildir. Jung’un söylediği gibi: “Aydınlanma, ışıklı imgeler hayal etmekle değil, karanlığı bilinçli hale getirmekle olur.” İşte bu yüzden, gölgeyle yüzleşmek hem kişisel gelişimin hem de psikoterapinin en temel yapı taşlarından biridir.

İşte tam da burada propriyoseptif egzersizler devreye girer. Bu egzersizler, kişinin bedeninin hareketlerini ve konumunu fark etmesini sağlayarak gölgenin bedendeki izlerini açığa çıkarır. Böylece gölgeyle yalnızca zihinsel değil, bedensel düzeyde de temas kurmak mümkün olur.

Bireyin gölgesi çocuklukta, aile normları, toplumsal kurallar ve kişisel deneyimler aracılığıyla şekillenir. Ağlayan bir çocuğa “güçlü ol” denildiğinde üzüntü gömülür. Neşesi fazla görülen bir çocuğa “abartma” denildiğinde coşku saklanır. Yine çocuğun öfkesini ifade etmesine izin verilmezse, öfke gölgeye itilir. Yaratıcılığı küçümsenirse, hayal gücü gölgede kalır. Hırsı ayıplanırsa, başarı arzusu karanlığa gömülür. Ancak bu bastırılan yönler kaybolmaz; bilinç dışında birikir ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde beklenmedik anlarda yüzeye çıkar. Bir iş toplantısında aniden öfke patlaması yaşamak, ilişkide aşırı kıskançlık göstermek ya da bir başkasının başarısını küçümsemek—bunların tümü gölgenin davranışlarımızı dolaylı biçimde yönettiğinin işaretleridir.

Psikoterapide görülen birçok beden sinyali aslında gölgenin ipuçlarıdır:

  • Çene sıkmak, dile getirilmeyen öfkeyi işaret eder.
  • Omuz ve sırt ağrıları, taşınan sorumlulukları ya da bastırılmış yükleri anlatır.
  • Yüzeysel nefes, duygularla temastan kaçınmayı gösterir.
  • Denge bozukluğu, içsel kararsızlığın bedendeki izdüşümüdür.

İşte bu noktada propriyoseptif farkındalık, gölgenin bedensel izlerini görünür kılar. Bu denge egzersizinde gözler kapandığında, kişi yalnızca ayakta durmaya çalışmaz; aynı zamanda içsel güvensizlikleriyle de yüzleşir. Bir uzanma hareketinde yalnızca kaslar açılmaz; aynı zamanda “ulaşmaktan korkulan arzular” bedensel düzeyde hissedilir.

Psikoterapide gölgeyle yüzleşmeyi güvenli bir alanda mümkün kılıp, bireyin savunma mekanizmalarının ardında sakladığı duygulara ayna tutarken, propriyoseptif egzersizler, bireye “şimdi ve burada” kalma imkânı verir.

Propriyoseptif Egzersizlerde:

Gözler kapalı yürüme çalışmaları, bilinmeyene güvenmeyi ve gölgeyle adım adım ilerlemeyi sembolize eder.

Nefes ve postür çalışmaları, kişinin gölgeden gelen ani tepkilerini yumuşatır.

Yavaş denge egzersizleri, tetikleyici anlarda bedeni sakinleştirerek bilinçli tepki vermeyi kolaylaştırır.

Mesela iş yerinde sürekli kontrolcü davranan bir kişi, terapide aslında kontrolü kaybetmekten duyduğu derin korkusunu fark eder. Yine, ilişkilerinde kıskançlık krizleri yaşayan bir başka kişi, bu duygunun ardında yatan değersizlik inancıyla yüzleşir.

Terapide gölgeyle kurulan bu temas, yalnızca bireyin kendisini daha iyi tanımasını değil, aynı zamanda iş yaşamında ve ilişkilerinde daha olgun, daha otantik bir duruş sergilemesini sağlar.

Mitoloji ve edebiyat da gölgenin bu kaçınılmaz yüzleşmesini dramatik biçimlerde anlatır. Perseus’un Medusa’yla yüzleşmesi, Dr. Jekyll’in Mr. Hyde’a dönüşmesi ya da Frodo’nun Gollum’la karşılaşması hep aynı gerçeği dile getirir: insan kendi gölgesini tanımadan bütüne ulaşamaz. Bu anlatıların iş yaşamı ve ilişkiler bağlamında da karşılıkları vardır. Bir yönetici, ekip arkadaşının eleştirilerini sürekli reddediyorsa, aslında kendi yetersizlik korkusuyla yüzleşmekten kaçıyordur. Bir eş, partnerinin özgür ruhundan rahatsızlık duyuyorsa, bu çoğu zaman kendi bastırılmış özgürlük arzusunun yansımasıdır. Dolayısıyla gölge yalnızca bireysel bir mesele değil, kolektif ilişkilerin görünmeyen aktörüdür.

İş yaşamında gölge özellikle güç ilişkilerinde belirginleşir. Bir çalışan sürekli başkalarının hatalarını vurguluyorsa, bu onun kendi hatalarını kabul edemediğinin işaretidir. Bir yönetici, astlarının başarılarını küçümsüyorsa, aslında kendi değersizlik duygusuyla mücadele ediyordur. Psikoterapi sürecinde bu farkındalık geliştirildiğinde, iş dünyasında daha adil, daha empatik ve daha işbirlikçi ilişkiler kurulabilir. Aynı şekilde, yakın ilişkilerde gölgeyle yüzleşmek, tarafların birbirini suçlamak yerine kendi bastırılmış yönlerini görmesini sağlar. “Partnerim çok bencil” diyen bir kişi, belki de kendi ihtiyaçlarını ifade etmeyi öğrenmemiştir; bencillik diye gördüğü şey, kendi içsel yoksunluğunun bir yansımasıdır.

Psikoterapide bu farkındalık kazandırıldığında birey, iş ilişkilerinde daha gerçekçi olur.

Buna beden de eşlik eder:

  • Propriyoseptif egzersizlerle yapılan grup çalışmaları, ekip üyelerinin güven duygusunu artırır.
  • Eşli denge çalışmaları, liderlerin kontrolü bırakma pratiği yapmalarını sağlar.
  • Beden farkındalığıyla stres regülasyonu, gölge kaynaklı öfke patlamalarını azaltır.

Sonuç olarak, iş yaşamında gölgeyi tanıyan birey daha adil bir lider, daha işbirlikçi bir çalışan olur. Beden üzerinden yapılan çalışmalar da bu dönüşümü somutlaştırır.

Gölgeyle çalışmanın yollarından biri, günlük yaşamda tetikleyicilere dikkat etmektir. İnsan en çok kimden rahatsız oluyorsa, gölgesini en çok onda görür. Bu rahatsızlık, gölgenin varlığını haber verir. Bir başka yöntem ise gölge günlüğüdür: her gün bireyin kendisini utandıran, öfkelendiren ya da reddetmek istediği bir duyguyu yazması, onun bilinçle temas etmesini sağlar. Bedensel farkındalık çalışmaları da gölgeyle yüzleşmeyi destekler.

Propriyoseptif egzersizler—örneğin gözler kapalı yapılan basit denge hareketleri—kişinin bedeninde taşıdığı bastırılmış duyguları açığa çıkarabilir.

Propriyoseptif egzersizler burada ilişkilere destek sunar:

  • Eşli nefes uyumlama çalışmaları, gölge kaynaklı mesafeyi azaltır.
  • Temas ve mesafe egzersizleri, çiftlerin kendi sınırlarını ve bastırılmış ihtiyaçlarını fark etmesine yardım eder.
  • Duruş farkındalığı, “geride duran” ya da “fazla öne çıkan” rollerin bilinçlenmesini sağlar.

Zihin neyi unutmaya çalışırsa çalışsın, beden onu hafızasında taşır. Bu nedenle gölgeyle yüzleşmek yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bedensel bir deneyimdir.

Gölgeyi tanımak cesaret ister. Çünkü karşımıza yalnızca öfkemiz, kıskançlığımız ya da korkularımız çıkmaz; aynı zamanda uzun yıllar bastırdığımız yaratıcılığımız, tutkularımız ve potansiyelimiz de belirir. Bu yüzden gölgeyle yüzleşmek, aynı anda hem korkutucu hem de özgürleştirici bir yolculuktur.

Gölgeyle yüzleşmek soyut bir fikir olmaktan çıkarılıp günlük yaşama entegre edilebilir:

Gölge Günlüğü: Gün içinde en çok rahatsız olduğun anı yaz. Ardından kısa bir beden taraması yap: O sırada bedeninde nerede kasılma vardı? Göğsünde mi, boğazında mı, midende mi?

Yansıtma Farkındalığı: Seni en çok tetikleyen kişiyi düşün. Onun hangi davranışı sende yankı uyandırıyor? Bu sırada bedeninde ne oluyor? Ellerin terliyor mu, omuzların geriliyor mu?

Propriyoseptif Gölge Çalışması: Gözlerin kapalı şekilde 2 dakika tek ayak üzerinde durmayı dene. Düşme korkusu, dengesizlik ve içsel huzursuzluk… İşte bunlar gölgenin bedensel temsilleri. Bu sırada aklına hangi düşünceler geliyor?

Eşli Denge Egzersizleri: Bir partnerle sırt sırta verip birbirinizi dengeleyin. Kontrolü kaybetme korkusu, başkasına yaslanabilme yetisi, bağımlılık ve özerklik gölge temaları burada açığa çıkar.

İş yaşamında gölgesini tanıyan bir yönetici, daha adil ve yapıcı bir lider olabilir. İlişkilerinde gölgesini gören bir birey, partnerine daha açık ve şefkatli yaklaşabilir. Ve en önemlisi, gölgesiyle barışan bir insan, kendine daha dürüst, daha bütün ve daha gerçekçi hale gelir.

Gölgemizi tanıdıkça ışığımız gerçekten büyür. Çünkü artık ışığımızı karanlığı bastırmak için değil, onunla birlikte var olmak için kullanırız. Gölgeyle barışmak, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşümün de kapısını aralar. İş yerinde, evde, dostluklarda… her yerde daha açık, daha empatik, daha anlayışlı ilişkiler kurmamızı sağlar.

Sonuçta, gölge kaçılacak bir düşman değil; içimizde saklanan bir rehberdir. Onu tanıdıkça, yalnızca kim olduğumuzu değil, kim olabileceğimizi de keşfederiz.

Dr. Mustafa KEBAT
⭐️⭐️⭐️⭐️

Eğitim Almak İçin Bizi Arayın

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü Dr Mustafa KEBAT yönetiminde deneyimli ekibimizle, firmanız yöneticilerine Gölge İle Barışma – Propriyoseptif Egzersizler Eğitimini Türkiyenin her yerinde planlayalım.

Eğitim Başvurusu

Dr Mustafa KEBAT – 0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

  • Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
  • +90 232 265 20 65
  • [email protected]
⭐️⭐️⭐️⭐️

BİLGİ NOTU: Carl Gustav Jung, gölge arketipini Almanca yazdığı eserlerinde genellikle “der Schatten” kelimesiyle ifade etmiştir. Bu kelime doğrudan “gölge” anlamına gelir ve Jung’un analitik psikolojisinde bireyin bilinçdışı yönlerini, bastırılmış dürtülerini ve kabul görmeyen kişilik parçalarını temsil eder.

Jung’un özellikle Aion: Researches into the Phenomenology of the Self adlı eserinde “Schatten” terimi sıkça geçer. Burada gölge, benliğin (das Ich) karşıtı olarak konumlandırılır ve bireyleşme sürecinde (Individuation) yüzleşilmesi gereken temel bir arketip olarak ele alınır.

Kısaca:

  • Almanca: der Schatten
  • İngilizce: the Shadow
  • Türkçe: gölge

Bu terim, Jung’un kolektif bilinçdışı kuramı içinde yer alan en güçlü arketiplerden biridir ve hem kişisel hem kültürel düzeyde dönüşümün kapısını aralar.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Önümüzdeki yedi hafta pazar günleri; Jung’un gölge arketipiyle yüzleşme ve beden farkındalığını artıran propriyoseptif (yani zihin–beden bütünlüğünüz üzerinden gölgenizle çalışmanızı sağlayacak) egzersizleri yazılarımı okuyabilirsiniz.

Gölgemizi Tanıdıkça Işığımız Büyür yazı dizisinin devamında yer alan Propriyoseptif Egzersiz Programı – Gölgeyle Çalışmanın konu başlıkları ve yayın tarihlerini aşağıda okuyabilirsiniz.

7 Haftalık Propriyoseptif Egzersiz Programı – Gölgeyle Çalışma

Amaç: Bireyin hem zihinsel hem de bedensel farkındalığını artırarak gölge arketipiyle yüzleşmesini, iş yaşamı ve ilişkilerde gölgenin etkilerini dönüştürmesini sağlamak.

🗓 07 Eylül 2025 – Gölgemizi Tanıdıkça Işığımız Büyür
🗓 14 Eylül 2025 – “Bedenin Gölgesiyle Tanışma”
  • Jung’un gölge kavramı: Psikoterapik açıklama.
  • Propriyosepsiyon nedir? Bedende saklanan bilinçdışı ipuçları.
  • Egzersiz: Gözler kapalı ayakta durma – dengeyi kaybetmeden kendini gözlemleme.
  • Psikolojik eşlik: “Hangi korkularım dengeyi kaybettiriyor?” günlük çalışması.
🗓 21 Eylül 2025 – “Tetikleyici Anlar”
  • İş ve ilişkilerde gölgenin nasıl tetiklendiği.
  • Egzersiz: Yavaş yürüyüş (mindful walking) – her adımı sayarak yürümek.
  • Farkındalık sorusu: “Her adımda hangi duygu tetikleniyor?”
  • Günlük: Gün içinde öfkelendiğin 3 anı yaz, beden duyumlarıyla eşleştir.
🗓 28 Eylül 2025 – “Bedenin Aynası”
  • Gölgede bastırılan duyguların kaslarda ve postürde yansıması.
  • Egzersiz: Duvarda denge testi – sırtı duvara yaslayıp ayakları kapatarak 2 dk kalmak.
  • Derinleştirme: “Hangi kaslarım daha fazla direnç gösteriyor?”
  • Günlük: Çocuklukta bu gerginliği hangi durumda yaşamıştım?
🗓 5 Ekim 2025 – “İş Yaşamında Gölgeyle Dans”
  • Patron, ekip, iş arkadaşlarıyla ilişkilerde gölge projeksiyonları.
  • Egzersiz: Eller kapalı nesne tanıma – duyuları zorlamak, belirsizlikle yüzleşmek.
  • Psikolojik bağlantı: Kontrol ihtiyacı ve gölge.
  • Günlük: İş hayatında en çok zorlandığım kişi bana ne öğretiyor?
🗓 12. Ekim 2025 – “İlişkilerde Gölge”
  • Romantik ve aile ilişkilerinde gölge.
  • Egzersiz: Partner/prova eş ile gözler kapalı yürüyüş – güven testi.
  • Psikolojik bağlantı: Güven–kontrol–teslimiyet ilişkisi.
  • Günlük: “Yakın ilişkide en çok sakladığım gölge özelliğim nedir?”
🗓 19 Ekim 2025 – “Gölgede Cesaret”
  • Bastırılan korkularla yüzleşme.
  • Egzersiz: Kapalı gözle engel parkuru (odada küçük objeler) – riskle temas.
  • Psikolojik bağlantı: Belirsizliğe tahammül.
  • Günlük: Hangi riskten kaçıyorum, aslında bana neyi öğretiyor?
🗓 26 Ekim 2025 – “Gölgeyle Bütünleşme
  • Jung’un gölgenin entegrasyonu fikri.
  • Egzersiz: Tüm haftanın propriyoseptif egzersizlerinden kişisel bir akış oluşturmak.
  • Psikolojik bağlantı: Zihin–beden–gölge uyumu.
  • Günlük: “Artık gölgem bana nasıl güç veriyor?”

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi Riskleri Birlikte Değerlendirmeli

Risk değerlendirmesi; iş güvenliği ve işyeri sağlığı uygulamalarının temel taşıdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin işveren tarafından düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu süreçte; İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH) birlikte yer alarak, risk değerlendirmesinin hem güvenlik hem de sağlık boyutlarını kapsamlı şekilde ele alır. İkili arasındaki uyum, çalışanların korunmasında kritik öneme sahiptir.

1. Yasal Düzenlemelerin Dayanakları
  • 6331 Sayılı Kanun, Ek-3/D Madde: “İSG profesyonellerinin görevleri ve birlikte çalışması”
  • Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği: İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH)’nin işbirliği yapmasını zorunlu kılıyor.
  • İşyeri Hekimliği ve Diğer Sağlık Personeli Hizmetleri Yönetmeliği: “Çalışan sağlığına yönelik tıbbi gözetim ve değerlendirme” vurgusu.
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği: Hizmetlerin, ILO’nun 161 sayılı sözleşmesi doğrultusunda yapılandırılması öngörülüyor.

Bu mevzuatlar, sistemin tek başına uzmanlıkla değil, çok disiplinli yaklaşımla yürümesini emrediyor.

2. İki Disiplin, Tek Hedef: Entegre Risk Yönetimi
2.1. Farklı Ustalar, Tek Veri Havuzu
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Fiziksel (gürültü, mekanik), kimyasal, ergonomik risklerin tanımlanması hususlarında daha eğitimliyken,
  • İşyeri Hekimi (İH): Sağlık gözetimi, biyolojik etkenler, kişisel sağlık durumu gibi parametrelerde daha eğitimlidir.

Birlikte çalıştıklarında, hem ortam hem çalışan bazlı riskler senkronize analiz edilir.

2.2. Örnek: Solvent Kullanımı Olan Bir Atölye
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU) : Solvent buharı, aydınlatma, havalandırma düzeylerini değerlendirir.
  • İşyeri Hekimi (İH) : Çalışanlarda bulanık görüş, baş ağrısı gibi erken semptomları izler.
  • Ek koordinasyon: Solvent maruziyeti değerlendirilirken, İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ortam ölçümleri yaparken, İşyeri Hekimi (İH) belirti takibi için periyodik muayene planlar.

Bu iki aşamalı model, sadece tehlikeyi değil, etkilerini de düzenli izler.

3. Sahadan Somut Örnekler
3.1. Gürültü ve Tansiyon
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU), makinadan kaynaklanan sürekli gürültüyü 85 dB üstünde tespit ederse;
  • İşyeri Hekimi (İH), işitmenin durumu ve süreciyle birlikte, kardiyovasküler risk takibi yapar, kan basıncı ölçümleriyle veri sağlar.
  • Birlikte: Gürültü izolasyonu ya da kulak koruyucu ekipman önerilerinin sağlık takibiyle desteklenmesi.

3.2. Kırıcı-Delici Tozlar ve Akciğer Sağlığı
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Toz konsantrasyonlarını analiz eder.
  • İşyeri Hekimi (İH) : Solunum fonksiyon testleri ile çalışanlara yönelik potansiyel etkileri tarar.
  • Sonuç: Toz seviyesi yüksek ilaç makineleri için filtre sistemleri ve işyeri hekimi takibiyle koordineli karar haline gelir.

Bu işbirliği olmadan ya ortam iyileştirilir ama sağlık yetersiz izlenir ya da çalışan sağlığı izlenir ama ortam rehavetle bırakılır.

4. Planlama, Eğitim ve İyileştirme Süreçlerinde İşbirliği
4.1. Ortak Eğitim Planı
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Fiziksel tehlikelere yönelik teknik eğitim tasarlar (kaps, baret, kesik koruma).
  • İşyeri Hekimi (İH): Kimyasal maruziyet, göz hijyeni, solunum maskesi vb. sağlık esaslı eğitimler verir.
    Bu ikili eğitimle çalışanlar hem teknik hem sağlık bazlı bilgiyle donanır.

4.2. Tatbikat ve Acil Durum Hazırlığı
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Yangın tahliye, acil duruş prosedürleri.
  • İşyeri Hekimi (İH) : Kalp hastasına tahliye senaryolarında özel önlemler, ilk yardım dâhilinde kriz yönetimi.
    Bu şemsiye senaryolar, iş kazalarına değil sağlık krizlerine de duyarlı hale gelir.

5. Belirli Saha Uygulamaları
Saha/KonuİGU RolüİH RolüBirlikte Eylem
Kimyasal risk bölgesiTehlike işaretleme, yoğunluk ölçümleriSolunum testi, kimyasal duyarlılık kontrolüSolvent kullanımına göre işyeri koruma planı
Milanman makineleriVibrasyon ölçüm ve analizKas-iskelet sistem taramalarıVibrasyondan kaynaklanan risklerin en aza giderilmesi
Ağır yük taşımacılığıYük kaynaklı ergonomik risk analiziKas-iskelet sistemi işlev testiKaldırma teknikleri ve görev değişimi düzenlemesi
Ofis tipi ortamlarAydınlatma, ısı, ergonomi analiziMonotonluk ve göz yorgunluğu testleriYeni düzenli molalar, ergonomik kurulum önerileri

6. Mevzuata Etkisi ve Yükümlülükler
  • Risk değerlendirme belgesi tehlike sınıfına göre (2-4-6 yılda) veya değişiklikte güncellenmelidir (İSGH Yönetmeliği).
  • Bu belgede İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH)’nin imzası, tarih ve görev tanımları yer almalı.
  • Vardiyalı çalışma, fazla mesai, kimyasal maruziyet gibi konular İşyeri Hekimi (İH) tarafından periyodik kontrole, İş Güvenliği Uzmanı (İGU) tarafından ortam ve ekipmanlara yönelik revizyona tabi tutulmalıdır.
  • Çalışan sağlık karnesi, risk bildirimi, acil durum planı belgelerinde hem iki İşyeri Hekimi (İH) hem de İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ortak sorumluluğu vardır.

7. Entegrasyonsuzluğun Maliyeti
  • Sadece İş Güvenliği Uzmanı (İGU) varsa: Ortam standartlara uygun olsa bile sağlık etkileri göz ardı olabilir.
  • Sadece İşyeri Hekimi (İH) varsa: Ortam iyileştirilebilir ama profesyonel risk yönetimi eksik kalabilir.
    Neticede: Kanama durmayan bir kazada ilk yardım yapılmış olur, ama kuruma başka bir kaza için sistem kurulmamış olur.

Bu ayrışma halinde, işveren yasal risk, çalışan fiziksel/sağlık riski, kurum itibar ve sürdürülebilirlik riski yaşar.

8. Güvenlik Kültürü – İkili Yaklaşım

Bir işletmenin “Risk Alma ve Bilinçli Önlem Alma Kapasitesi”, İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH)’nin birlikte kurduğu bilgi tabanına bağlıdır. Sahada nötr ortamlar yerini karar odaklı, veri üreten, planlı hareket eden bir sisteme bırakır.

  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Ölçüm – Tedbir – Revizyon
  • İşyeri Hekimi (İH) : Semptom – Tarama – Sağlık
    Bu iki döngü, **“sürekli iyileştirme kültürü”**nü işletmede doğurur. Çalışan da yalnız bırakılmaz; hem ortam hem sağlık süreci izlenir.

9. Teknik Yaklaşımla Entegre Risk Değerlendirme
  1. Veri Setleri Tanımlanır: Ortam, sağlık, algı, şikâyet.
  2. Risk Matrisi Oluşturulur: Hem fiziksel hem sağlık etkileri baz dâhil edilir.
  3. Tedavi Edici Tedbir Matrisleri: Ortam modifikasyonu (İş Güvenliği Uzmanı (İGU)), sağlık taraması İşyeri Hekimi (İH), eğitsel önlem (her iki taraf).
  4. Dokümantasyon & Güncelleme: Ortam verisi + sağlık raporları + eğitim kayıtları.
  5. Uygulama & İzleme: Ölçüm sonrası düzeltme + sağlık izlem düzeltme.

Bu yaklaşım, “Risk Değerlendirme”yi sadece kağıda değil sahaya taşıyan, ilgili veri sistemlerini birleştiren, önlem ve izleme mekanizmalarını birbirine bağlayan gerçek bir modeldir.

Sonuç

İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH), risk değerlendirmesinin iki farklı boyutudur.

Yalnız çalışıldığında;

  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU), ortamı iyileştirir ama sağlık verisi toplayamaz.
  • İşyeri Hekimi (İH), sağlık taraması yapar ama ortam tehlikesini minimize etmekte yetersiz kalabilir.

Birlikte çalıştıklarında;

  • Ortak değerlendirmeli risk matrisi oluşturulur.
  • Ergonomik, kimyasal, biyolojik ve psikososyal riskler bir bütünde ele alınır.
  • Proaktif sistem yaklaşımı hayata geçirilir (Planla – Uygula – İzle – Düzenle).
  • Hem kurumun yasal uyumu sağlanır, hem de çalışan sağlığı sistematik izlenir.

Bu işbirliği; bilgi paylaşımı, karar bütünlüğü, uyumlu tedbir sistemi ve etkin değerlendirme mekanizması sunarak; iş güvenliği ve işyeri sağlığı kültürünü disiplinlerarası zemin üzerinde yeniden kurar.

İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi’nin ENTEGRE ÇALIŞMASI, sadece mevzuata uygunluk değil; insan merkezli, sürdürülebilir ve veri temelli İSG yönetiminin olmazsa olmaz temelidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Paraşüt Tipi Emniyet Kemerinin Yardımcı Aparatı – Halatlar (Lanyard / Şok Emici Bağlantı Halatları) Teknik Arıza Dosyası

Halatlar (Lanyard / Şok Emici Bağlantı Halatları)
Teknik Arıza
1. Halatın Aşınması veya Yıpranması
  • Açıklama: Halatın dış kısımlarında aşınma, yıpranma veya ipliklerin gevşemesi görülür.
  • Oluşma Nedeni:
    • Zamanla halatın kullanımına bağlı olarak kumaşın veya ipliğin aşınması.
    • Halatın sert yüzeylere sürtünmesi veya sürekli gerilme altında olması.
  • Belirtiler:
    • Halatın dış yüzeyinde belirgin izler, ipliklerin kopması veya elyafın zayıflaması.
    • Halatın esnekliğinde kayıplar ve düzgün çalışmaması.

2. Halatın Kopması veya Kırılması
  • Açıklama: Halatın herhangi bir kısmında kopma veya kırılma meydana gelir.
  • Oluşma Nedeni:
    • Halatın üzerine fazla yük bindirilmesi (kapasitesinin aşılması).
    • Halatın sert bir cisme takılması veya kesilmesi.
  • Belirtiler:
    • Halatın aniden kopması.
    • Halatın düzgün çalışmaması veya bağlandığı noktalarda hareket etmemesi.

3. Şok Emici Mekanizmanın Çalışmaması
  • Açıklama: Halatın içindeki şok emici mekanizma, aşırı gerilme veya yük altında düzgün çalışmaz.
  • Oluşma Nedeni:
    • Şok emici mekanizmanın aşınması veya yanlış montajı.
    • Yüksek stres veya ağır yükler altında mekanizmanın bozulması.
  • Belirtiler:
    • Şok emici mekanizma halat üzerinde düzgün hareket etmez.
    • Halat, düşüşü yavaşlatmak yerine ani bir durma etkisi yaratır.

4. Halatın Uzaması veya Kısalması
  • Açıklama: Halatın uzunluğu, aşırı yük veya zamanla uzama/kısalma sonucu değişir.
  • Oluşma Nedeni:
    • Aşırı esneme veya gerilme durumlarında, halatın kopma noktasına yaklaşması.
    • Zamanla kullanılan halatın elastikiyet kaybı.
  • Belirtiler:
    • Halatın gerektiği kadar sıkı olmaması veya çok gevşek olması.
    • Kullanım sırasında halatın istenen uzunlukta olmaması.

Sonuçlar
  1. Yetersiz Düşüş Güvenliği:
    • Halatın aşınması, kopması veya şok emici mekanizmanın çalışmaması durumunda, güvenli bir düşüş durdurma sağlanamaz. Bu durum, çalışanın yere çarpmasına ve ciddi yaralanmalara neden olabilir.
  2. Yaralanma ve Travmalar:
    • Halatın kopması, düşüş esnasında çalışan kişinin kontrolsüz bir şekilde hareket etmesine yol açabilir. Ani duruş veya yavaşlamama durumunda sırt, bel, bacak ve omurga gibi bölgelerde ciddi yaralanmalar olabilir.
  3. Düşüşün Kontrolsüz Hale Gelmesi:
    • Halatın düzgün çalışmaması, özellikle şok emicinin devre dışı kalması, düşüş sırasında enerjinin düzgün bir şekilde dağılmamasına yol açar. Bu, düşüşün hızını kontrol edememek ve ani duruşlar sonucu yaralanma riskini artırır.
  4. Ekipman Kaybı:
    • Halatın kopması veya aşırı gerilme sonucu kopması, çalışanı bağlayan ekipmanların kaybolmasına veya zarar görmesine neden olabilir.

Çözümler
1. Halatın Düzenli Bakımı ve Kontrolü:
  • Açıklama: Halat, düzenli aralıklarla incelenmeli ve aşınma belirtileri tespit edilmelidir.
  • Eylem Adımları:
    • Halatın her kullanımdan önce ve sonra dış yüzeyi dikkatlice incelenmelidir.
    • Aşınma, yıpranma veya kopma belirtileri tespit edildiğinde halat derhal değiştirilmeli veya onarılmalıdır.
  • Eğitim: Çalışanlar, halatın durumu hakkında farkındalık oluşturulmalı ve halatların nasıl kontrol edileceği öğretilmelidir.

2. Yük Kapasitesine Dikkat Edilmesi:
  • Açıklama: Halatın belirtilen yük kapasitesine aşırı yük bindirilmemelidir.
  • Eylem Adımları:
    • Halatın maksimum taşıma kapasitesi kontrol edilmelidir.
    • Çalışanlar, halatın belirtilen sınırları aşmaması gerektiği konusunda bilgilendirilmelidir.
    • Halat, her kullanımda kapasite limitine dikkat edilerek kullanılmalıdır.
  • Eğitim: Halatların kapasitesini bilmek, çalışanların güvenliğini sağlayacaktır. Bu konuda eğitim verilmelidir.

3. Şok Emici Mekanizmanın Kontrolü ve Bakımı:
  • Açıklama: Şok emici mekanizmalar, düzenli olarak test edilmeli ve bakımları yapılmalıdır.
  • Eylem Adımları:
    • Şok emici mekanizmaların her kullanımdan önce düzgün çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir.
    • Halatın içindeki şok emici mekanizma, aşınma ve deformasyon açısından gözden geçirilmelidir.
    • Herhangi bir bozulma veya yanlış montaj durumunda, mekanizma değiştirilmelidir.
  • Eğitim: Çalışanlar, şok emici mekanizmaların nasıl çalıştığını ve nasıl düzgün bir şekilde kullanılacağını öğrenmelidir.

4. Halatın Yüksek Gerilme Altında Test Edilmesi:
  • Açıklama: Halat, belirli aralıklarla yüksek gerilme testlerine tabi tutulmalıdır.
  • Eylem Adımları:
    • Halat, üretici talimatlarına göre yük testlerine tabi tutulmalıdır.
    • Yük testleri, halatın güvenli sınırlar içinde çalışıp çalışmadığını belirler.
  • Eğitim: Çalışanlar, halatın güvenli bir şekilde kullanılabilmesi için gereken testlerin önemini anlamalı ve gerekli testleri yapmalıdır.

5. Ekipman Takibi ve Kayıt Sistemi:
  • Açıklama: Halatlar ve şok emici mekanizmalar, kullanım sürelerine göre takip edilmeli ve bakım geçmişleri kaydedilmelidir.
  • Eylem Adımları:
    • Halatların kullanım tarihleri, bakım süreleri ve test sonuçları kaydedilmelidir.
    • Yüksek kullanım veya hasar görme durumlarında halat, kullanıma uygun olup olmadığına dair kontrol edilmelidir.
  • Eğitim: Ekipmanların düzgün bir şekilde takip edilmesi ve bakım kayıtlarının tutulması konusunda çalışanlar bilgilendirilmelidir.

Sonuç Olarak:
Halatlar (Lanyard / Şok Emici Bağlantı Halatları) paraşüt tipi emniyet kemerlerinin temel bileşenlerinden biridir ve herhangi bir teknik arıza, çalışanların güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atabilir. Halatların düzgün çalışması için düzenli bakımlar, doğru kullanım, ve şok emici mekanizmaların etkili bir şekilde işlev görmesi önemlidir. Eğitim ve bakım prosedürlerinin titizlikle uygulanması, olası arızaların önüne geçilmesine yardımcı olacaktır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İnşaatta Çalışanlara Yönelik Nöroergonomi Uygulama Örnekleri

Neden Nöroergonomi?

İnşaat sektörü, fiziksel zorlukların yanı sıra yoğun zihinsel dikkat, hızlı karar verme ve çoklu görev becerilerini gerektiren yüksek riskli çalışma ortamlarından biridir. Kazaların %90’ından fazlasının insan hatasından kaynaklandığı bilinmektedir ve bu hataların büyük bir kısmı zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve bilişsel yüklenme gibi nörokognitif faktörlerle ilişkilidir.

Bu nedenle, yalnızca ergonomik tasarımlar değil, bireyin sinir sistemiyle uyumlu bir çalışma sistemi kurmayı hedefleyen nöroergonomi yaklaşımı, günümüz iş sağlığı ve güvenliği stratejileri içinde giderek daha önemli hâle gelmektedir.

İnşaat Ortamında Bilişsel Yük ve Riskler

İnşaat çalışanları sıklıkla:

  • Gürültülü ve karmaşık ortamlarda çalışmak,
  • Yükseklerde denge sağlamak,
  • Ekipman kullanımı sırasında hızlı kararlar vermek,
  • Aynı anda birden fazla duyusal uyarana maruz kalmak zorundadır.

Bu durumlar, sinir sisteminin dikkat, hafıza, motor planlama ve stresle baş etme yeteneklerini sürekli olarak sınar. Nöroergonomi, bu işlevlerin analiz edilerek uygun destek sistemlerinin devreye alınmasını sağlar.

🧠 🧠 🧠
Nöroergonomik Uygulamaların Faydaları
İnşaatta Çalışanlara Yönelik Nöroergonomi Uygulama Örnekleri
🔸 1. Dikkat ve Uyanıklık Takibi – Mental Yorgunluk Önleme
UygulamaAçıklama
Beyin dalgası takip sistemleri (mobil EEG)Vinç operatörleri veya yüksekte çalışanlarda mental yorgunluk izlenebilir. Düşük dikkat seviyesi anında uyarı sistemleri çalışır.
Uyarıcı ışık/dinamik ses modülleriSürekli tekrarlayan işlerde dikkat dağılmasını önlemek için çevresel uyarıcılar kullanılır (ör. kırmızı ışık değişimi).
Molalarda kısa nörobilişsel oyunlarMolalarda uygulanan 3-5 dakikalık hafıza ve dikkat oyunları ile zihinsel tazelenme sağlanır.

🔸 2. Zihinsel İş Yükü Ölçümü ve Görev Planlaması
UygulamaAçıklama
NASA-TLX anketleriyle iş yükü ölçümüOperatör, kaynakçı, vinç kullanıcısı gibi çalışanlardan alınan geri bildirimlerle zihinsel yük analiz edilir.
Yapay zekâ destekli görev rotasyonuAşırı zihinsel yük oluşturan görevler gün içine yayılır, bilişsel yorgunluk azaltılır.

🔸 3. Propriyosepsiyon ve Motor Kontrol Desteği
UygulamaAçıklama
VR simülasyonlarıyla yüksekte hareket eğitimleriGerçekçi sanal senaryolarla denge, refleks ve kas koordinasyonu çalışılır.
Titreşimli bileklik/kemerİş sırasında yanlış postür veya fazla eğilme algılandığında mikro-titreşimle uyarı verilir.

🔸 4. Stres Yönetimi ve Nörovejetatif Denge
UygulamaAçıklama
Biyofeedback cihazları ile stres izlemeKalp atım hızı değişkenliği (HRV) üzerinden stres seviyesi analiz edilir.
Molalarda kontrollü nefes egzersizi eğitimiParasempatik aktivasyonu artıran 3-5 dakikalık nefes ritmi çalışmalarıyla sakinlik sağlanır.

🔸 5. Karar Verme ve Hata Önleme Mekanizmaları
UygulamaAçıklama
Kritik görev öncesi bilişsel hazırlık protokolleriVinç kullanımı veya tehlikeli alan geçişi öncesi kısa görsel dikkat testleri uygulanır.
Nöro-reaksiyon testleriyle operatör seçimiDüşük reaksiyon süresi olan bireyler kritik görevlerde tercih edilir.

🔸 6. İş Güvenliği Eğitimlerinde Nöroergonomi
UygulamaAçıklama
360° VR iş güvenliği senaryolarıGerçek kazalara dayalı sanal ortam eğitimleriyle bilişsel içgörü gelişir.
Giyilebilir nörosensör destekli performans izlemeEğitim sırasında dikkat, stres ve karar verme süreçleri gerçek zamanlı analiz edilir.
🧠 🧠 🧠
İnşaatlarda Nöroergonomik Uygulamaların Faydaları

Nöroergonomi, insan beyninin bilgi işleme süreçlerini iş ortamlarıyla entegre eden bir disiplindir. İnşaat sektöründe bu yaklaşımın uygulanması, sadece fiziksel değil aynı zamanda zihinsel yükleri azaltmayı hedefler.

Yüksek dikkat gerektiren, tekrar eden veya riskli görevlerde beyin-davranış ilişkisini analiz ederek, kazaların önlenmesine, üretkenliğin artırılmasına ve tükenmişliğin azaltılmasına katkı sağlar.

Başlıca Faydaları:

Dikkat Yönetimi: Gürültü, kalabalık ve çoklu görev yükü gibi faktörler, dikkat dağınıklığı yaratır. Nöroergonomik tasarımlar (sinyal renklendirme, sessiz alanlar, dikkat molaları) bu riski azaltır.

Karar Verme Kalitesi: Yorgunluk veya bilişsel yük altında yanlış karar alma ihtimali artar. Uygun iş-zaman dengelemesi ve uyarıcı düzenlemeleriyle hata oranları düşer.

Yorgunluk Takibi: EEG sensörleri, göz izleme sistemleri gibi yeni teknolojilerle çalışanların zihinsel yorgunluğu izlenebilir.

İş Yeri Tasarımı: Renk, ışık, yükseklik gibi görsel unsurlar, algı yönetimi üzerinden düzenlenerek güvenlik artırılır.

Eğitim Etkinliği: Sanal gerçeklik (VR) ve simülasyonlar sayesinde, gerçek zamanlı tehlike senaryolarında zihinsel tepkiler test edilebilir.

Baretin Altındaki Zihin de Korunmalıdır

İnşaatlarda kask, tam vücut emniyet kemeri, çelik burunlu ayakkabı gibi kişisel koruyucular yaygındır. Ancak en büyük risk çoğu zaman çalışan zihninin yorulmuş ve dağılmış olmasıdır.

Nöroergonomik yaklaşımlar, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca fiziksel önlemlerle sınırlı bırakmaz; insan beyninin sınırlarını, reflekslerini, hata eğilimlerini dikkate alarak daha kapsayıcı bir koruma sağlar.

Çünkü bir çalışanın dengesi yalnızca iskelede değil, zihninde de kurulur.
Düşen sadece ayak değil, bazen odaktır, dikkattir, algıdır.

Ve bir kazayı engellemek bazen sadece doğru yerde duran bir bariyerle değil, doğru anda alınmış bir dikkat molasıyla mümkündür.

İnşaatlarda nöroergonomi, insanı merkeze alan, bilimle sahayı buluşturan ve geleceği bugüne taşıyan bir devrimdir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ İnsan Zihinsel İş Yükü: Bir Araştırma ve Yeni Bir Kapsayıcı Tanım https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9201728/#s4

⭐️⭐️ Hareket Halindeyken Nöroergonomi: İşyeri Değerlendirmesi ve Tasarımı için Mobil EEG’nin Potansiyelinin Değerlendirilmesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9846382/

⭐️⭐️ Nöroergonomi: Fiziksel ve bilişsel çalışmalara yönelik uygulamaların gözden geçirilmesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3870317/https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3870317/

⭐️⭐️ Zihinsel İş Yükü, Katılım ve İnsan Performansına Nöroergonomi Yaklaşımı https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7154497/https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7154497/

⭐️⭐️ Çalışanların Psikolojik Güvenlik Algısı ve Politik Taktik Davranışları http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1193579?utm_source=chatgpt.com

⭐️⭐️ Acil durum ve güvenlik yönetiminde nöroteknolojinin kullanımıyla daha güvenli bir çalışma ortamı yaratmak https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37270412/

⭐️⭐️ Beyinden işyerine: fNIRS’in bilişsel çalışmalarda ve işçi güvenliğindeki rolü https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10634210/

⭐️⭐️ Nörogüvenlik bilimi: Güvenlik sorunlarının sinirsel mekanizmalarını ortaya çıkarmak için ortaya çıkan yeni bir disiplin https://www.frontiersin.org/journals/neuroscience/articles/10.3389/fnins.2023.1190995/full

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Biyosidal Ürün Uygulayıcılarında Görülebilecek Göz Hastalıkları ve Göz Bulguları

Biyosidal ürün uygulama işi, çoğu zaman eldiven, maske ve tulum üzerinden değerlendirilir. Oysa sahada çalışan herkes bilir ki en korunmasız ve en hassas organlardan biri gözlerdir. Göz, kimyasal maddelerle temas ettiğinde çok hızlı reaksiyon verir ve oluşan hasar, bazen kalıcı olabilmektedir.

Gözler Neden Yüksek Risk Altındadır?

Göz yüzeyi;

  • Doğrudan dış ortamla temas halindedir
  • Kimyasalları hızla absorbe edebilir
  • Koruyucu refleksleri sınırlıdır

Biyosidal ürünler ise çoğu zaman:

  • Aerosol (sis) halinde
  • Sıçrama riski olan sıvı formda
  • Buharlaşabilen kimyasallar içerir

Uygulama sırasında gözlük kullanılmadığında veya uygun koruma sağlanmadığında, kimyasallar doğrudan göz yüzeyine temas edebilir.

En Sık Görülen Göz Bulguları

Biyosidal ürün uygulayıcılarında erken dönemde görülebilecek göz bulguları şunlardır:

  • Gözlerde yanma ve batma hissi
  • Kızarıklık
  • Sulanma
  • Kaşıntı
  • Işığa hassasiyet
  • Göz kapaklarında şişlik
  • Geçici bulanık görme

Bu belirtiler çoğu zaman “toz kaçtı”, “rüzgâr çarptı” ya da “geçici tahriş” olarak değerlendirilir. Oysa bu bulgular, kimyasal temasın ilk işaretleri olabilir.

Görülebilecek Göz Hastalıkları
1. Kimyasal Konjonktivit

En sık karşılaşılan tablodur. Gözün dış yüzeyinin kimyasallarla tahriş olması sonucu gelişir.

  • Şiddetli kızarıklık
  • Sulanma
  • Yanma hissi

Uygulama sonrası artış gösteriyorsa mutlaka değerlendirilmelidir.

2. Alerjik Göz Reaksiyonları

Bazı biyosidal maddeler gözde alerjik yanıt oluşturur.

  • Yoğun kaşıntı
  • Göz kapaklarında şişme
  • Sürekli sulanma

Alerjik reaksiyonlar tekrarlayan maruziyetle daha ağır seyredebilir.

3. Kimyasal Yanıklar (Kornea Hasarı)

Sıçrama veya yoğun maruziyet sonrası ortaya çıkabilir.

  • Şiddetli ağrı
  • Görmede ani azalma
  • Göz kapatamama

Acil müdahale edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir.

4. Kuru Göz Sendromu

Kimyasal buharlar ve sürekli tahriş, gözyaşı dengesini bozar.

  • Batma hissi
  • Kum varmış gibi his
  • Gün sonunda artan rahatsızlık

Uzun vadede göz yüzeyinde hasar oluşturabilir.

5. Görme Keskinliğinde Azalma

Uzun süreli ve tekrarlayan maruziyetlerde:

  • Bulanık görme
  • Odaklanma güçlüğü
  • Göz yorgunluğu

görülebilir. Bu durum hem iş güvenliğini hem de günlük yaşamı doğrudan etkiler.

Göz Bulguları Neden Hafife Alınmamalıdır?

Göz dokusu, kendini onarma kapasitesi sınırlı olan bir yapıdır. Bu nedenle:

  • Erken dönemde fark edilen sorunlar tedavi edilebilir
  • Geç kalınan vakalar kalıcı hasarla sonuçlanabilir

Ayrıca görme sorunları, sahada iş kazası riskini ciddi şekilde artırır.

Biz Bu Konuya Neden Önem Veriyoruz?

Benim için göz bulguları, biyosidal uygulayıcılarının maruziyet düzeyini gösteren en net göstergelerden biridir. Gözde başlayan bir sorun, çoğu zaman diğer sistemlerin de etkilendiğini gösterir.

Tetkik İş Sağlığı ve Güvenliği olarak yaklaşımımız:

  • Göz sorunları ortaya çıktığında müdahale etmek değil
  • Göz sağlığını düzenli takip ederek sorun oluşmasını engellemek
  • Çalışanı korurken işverenin sorumluluğunu da güvence altına almaktır

Göz sağlığı, yalnızca görmekle ilgili değildir.
Güvenli çalışmanın ve sağlıklı bir meslek hayatının temel şartıdır.

Tetkik İş Sağlığı ve Güvenliği
sizinle çalışmaya hazır.

Amacımız Açık:
  • Personelinizin sağlığını gerçek anlamda korumak
  • Zorunlu sağlık tetkikleri ve raporlamalarda sizi riske sokmamak
  • Denetim süreçlerini stres olmaktan çıkarmak
  • İşinizi bilen, sorumluluğunuzu paylaşan bir İSG çözüm ortağı olmak

Eğer siz de;

  • Biyosidal uygulama sahalarını tanıyan,
  • Kolinesteraz ve sağlık heyeti süreçlerini doğru yöneten,
  • Mevzuatı sadece anlatan değil, uygulayanuygulatan
    bir OSGB ile çalışmak istiyorsanız,

📞 Bizimle iletişime geçin.

📍 Tetkik Eğitim Merkezi : Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR

📞 Tetkik Merkez Telefonu: +90 232 265 20 65
🌐 Web sitemiz: https://tetkik.com.tr/
📧 Bilgi: [email protected]

🔔 Unutmayın:

İşinizi biliyoruz.
Mevzuatı yönetiyoruz.
Sağlığınızı koruyoruz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Biyosidal Ürün Dosyalarının Değerlendirilmesine İlişkin Ortak Prensipler Üzerine İnceleme

Biyosidal ürünler, doğrudan canlı sistemler üzerinde etki göstermek üzere tasarlanmış ürünlerdir. Bu yönüyle sıradan kimyasal karışımlardan ayrılırlar. Bir biyosidal ürünün piyasaya sunulması, kullanılması ve ruhsatlandırılması; yalnızca “etkili” olmasına değil, aynı zamanda insan, hayvan ve çevre için kabul edilebilir risk sınırları içinde kalmasına bağlıdır.

Bu nedenle biyosidal ürün dosyalarının değerlendirilmesi, klasik bir teknik inceleme süreci değil; çok katmanlı, bilim temelli ve koruyucu halk sağlığı yaklaşımıyla yürütülen bir risk yönetimi sürecidir.

Tetkik İş Sağlığı ve Güvenliği olarak biz bu süreci, yalnızca mevzuatın yerine getirilmesi gereken bir prosedür olarak değil; toplumsal sorumluluk taşıyan bilimsel bir güvenlik mekanizması olarak görüyoruz.

1. Risk Değerlendirmenin Temel Mantığı

Biyosidal ürün değerlendirme sisteminin merkezinde tek bir soru vardır:

“Bu ürün, önerilen kullanım koşullarında insanlara, hayvanlara ve çevreye kabul edilemez bir zarar oluşturur mu?”

Bu sorunun cevabı; tahminlere değil, ölçülebilir, test edilebilir ve karşılaştırılabilir bilimsel verilere dayanmak zorundadır.

Bu nedenle mevzuat, risk değerlendirmeyi dört temel bilimsel basamak üzerine kurmuştur:

  1. Tehlike tanımlaması
  2. Doz–tepki ilişkisi
  3. Maruz kalma değerlendirmesi
  4. Risk nitelendirmesi

Bu dört adım, biyosidal ürün değerlendirmesinin omurgasını oluşturur.

2. Tehlike Tanımlaması: “Bu madde ne yapabilir?”

Tehlike tanımlaması, biyosidal ürünün ve içindeki etkin veya kaygı uyandıran maddelerin doğal özelliklerinden kaynaklanabilecek tüm olumsuz etkilerin ortaya konulmasıdır.

Bu aşamada soru şudur:

“Bu madde teorik olarak hangi zararları oluşturabilir?”

Bu kapsamda incelenen başlıca etkiler:

  • Akut ve kronik toksisite
  • Tahriş ve korozivite
  • Alerjik etkiler
  • Sinir sistemi etkileri (nörotoksisite)
  • Kanserojenite
  • Mutajenite
  • Üreme toksisitesi
  • Endokrin etkiler
  • Fizikokimyasal kaynaklı riskler

Bu aşama, henüz “ne kadar zarar verir?” sorusu değil, “hangi zararları potansiyel olarak taşıyor?” sorusunun yanıtıdır.

Tetkik OSGB olarak biz bu aşamayı, tüm risk değerlendirmesinin en kritik temeli olarak görüyoruz. Çünkü yanlış tanımlanmış bir tehlike, sonraki bütün hesaplamaları anlamsız hale getirir.

3. Doz–Tepki Değerlendirmesi: “Ne kadar olursa zarar verir?”

Bir maddenin tehlikeli olması, her koşulda zararlı olduğu anlamına gelmez. Burada belirleyici olan unsur dozdur.

Bu aşamada;

  • Hangi dozda hiçbir olumsuz etki görülmediği (NOAEL)
  • Hangi dozda ilk olumsuz etkinin başladığı (LOAEL)
  • Akut toksisitelerde LD50 / LC50 değerleri

bilimsel testlerle ortaya konur.

Bu veriler bize şunu sağlar:

  • Güvenli maruziyet sınırlarını belirlemek
  • Güvenlik marjlarını hesaplamak
  • Mesleki maruziyetlerin kabul edilebilir düzeyde olup olmadığını değerlendirmek

Bu basamak, biyosidal ürün dosyalarının “sayısal omurgasıdır.”
Çünkü risk; ancak ölçülebilir sınırlar üzerinden yönetilebilir.

4. Maruz Kalma Değerlendirmesi: “Kim, ne kadar, ne şekilde temas ediyor?”

Bu aşama, dosya değerlendirmesinin en “sahaya bakan” bölümüdür.

Burada yalnızca maddenin özellikleri değil; ürünün nasıl, kim tarafından, ne sıklıkta, hangi ortamda kullanıldığı değerlendirilir.

Dikkate alınan temel unsurlar:

  • Profesyonel kullanıcılar
  • Profesyonel olmayan kullanıcılar
  • Çevre yoluyla dolaylı maruz kalan insanlar
  • Hayvanlar
  • Su, toprak, hava ve tortu ortamları

Ayrıca:

  • Solunum
  • Cilt teması
  • Ağız yoluyla alım
  • Çevresel yayılım

ayrı ayrı ele alınır.

Bu aşama şuna cevap verir:

“Gerçek hayatta bu ürünle kim, hangi yoldan, ne kadar karşılaşır?”

Tetkik OSGB olarak biz bu basamağı, dosyanın masa başından çıkıp gerçek dünyaya indiği nokta olarak değerlendiriyoruz.

5. Risk Nitelendirmesi: “Bu temas kabul edilebilir mi?”

Risk nitelendirmesi, önceki üç basamağın birleştiği noktadır.

Burada:

  • Maruz kalma miktarları
  • Güvenli doz sınırları
  • Çevresel eşikler (PEC / PNEC)

birbirleriyle karşılaştırılır.

Amaç şudur:

  • İnsanlar için risk kabul edilebilir mi?
  • Hayvanlar için risk kabul edilebilir mi?
  • Çevre için risk kabul edilebilir mi?

Eğer cevap “hayır” ise; ürün:

  • Ruhsat alamaz
  • Kısıtlanır
  • İlave veri istenir
  • Formülasyonu veya kullanım koşulları değiştirilir

Bu yönüyle risk değerlendirme süreci, yalnızca “onay” üretmez;
aynı zamanda ürünü dönüştüren bir güvenlik filtresidir.

6. Çevresel Boyut: Görünmeyen Ama En Uzun Süreli Etki

Biyosidal ürün değerlendirmesinde çevre, en uzun vadeli risk alanıdır.

Bu kapsamda:

  • Suda yaşayan organizmalar
  • Toprak canlıları
  • Hava yoluyla yayılım
  • Biyo-birikim potansiyeli
  • Ekosistem dengeleri

ayrı ayrı incelenir.

PEC / PNEC oranları burada yalnızca bir sayı değil;
bir ekosistemin geleceğine dair bilimsel bir öngörüdür.

7. Kabul Edilemez Etkiler ve Bakanlık Karar Mekanizması

Mevzuat çok nettir:

Bir biyosidal ürün;

  • İnsan sağlığı için kabul edilemez risk oluşturuyorsa
  • Hayvan sağlığı için kabul edilemez risk oluşturuyorsa
  • Çevre için kabul edilemez risk oluşturuyorsa

ruhsat alamaz.

Etkili olması, ticari değer taşıması veya ihtiyaç duyulması;
sağlık ve çevre güvenliğinin önüne geçmez.

Bu, sistemin en temel felsefesidir.

8. Tetkik OSGB Perspektifiyle Sonuç

Tetkik İş Sağlığı ve Güvenliği olarak biz bu metni yalnızca bir “mevzuat metni” olarak okumuyoruz.

Biz bu metni:

  • Halk sağlığının korunma kılavuzu
  • Çevre güvenliğinin bilimsel teminatı
  • Mesleki maruziyetlerin erken kontrol sistemi
  • Ve biyosidal sektörün etik sınır çizgisi

olarak görüyoruz.

Biyosidal ürün dosyalarının değerlendirilmesi;
sadece bir ürünün ruhsat alıp almaması değil,
hangi risklerin topluma taşınacağına dair verilen bir karardır.

Bu nedenle bu süreçte yapılan her bilimsel analiz,
sahada çalışan bir uygulayıcının sağlığına,
bir çocuğun içtiği suya,
bir toprağın verimliliğine,
bir ekosistemin dengesine dokunur.

Ve biz Tetkik OSGB olarak bu sürecin her aşamasına,
hukuki bir zorunluluktan çok daha öte bir sorumluluk bilinciyle yaklaşıyoruz.

Tetkik İş Sağlığı ve Güvenliği adına değerlendirme yazısıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kaybolan Kod – Beyin Takımının Macerası – Küçük Gençlere

Kaybolan Kod – Beyin Takımının Macerası
Sınıfta Bir Sabah

Sabahın ilk dersiydi. Hatice Öğretmen tahtaya bir şekil çizmeye başladı. Kıvrımlı, dallı budaklı bir yapı…

“Bu bir nöron,” dedi gülümseyerek. “Bugün beynimizle ilgili biraz farklı bir şey konuşacağız.”

Efe gözlerini kısıp baktı. “Öğretmenim, bu biraz internete benziyor. Her şey birbirine bağlı gibi.”

Hatice Öğretmen başını salladı. “Harika bir benzetme Efe! Beynimizde milyonlarca nöron var. Ama önemli olan, bu nöronların nasıl iletişim kurduğu.”

Elif parmak kaldırdı. “Yani nöronlar konuşuyor mu?”

“Bir nevi,” dedi öğretmen. “Birlikte çalıştıklarında aralarında bağ oluşur. Buna Hebb Kuralı denir. Ne kadar çok birlikte ateşlenirlerse, o kadar güçlü bağ kurarlar.”

Cem kaşlarını kaldırdı. “Peki biz insanlar da birlikte çalışınca daha mı güçlü oluruz?”

Hatice Öğretmen göz kırptı. “Kesinlikle. Beyin bir takım gibidir. Siz de bir takımsınız. Birlikte öğrenir, birlikte gelişirsiniz.”

Zeynep mırıldandı: “O zaman biz de bir beyin takımıyız…”

Gizemli Mesaj

Ertesi gün okulda tuhaf şeyler olmaya başladı. Akıllı tahtalar dondu, tabletler kilitlendi. Beden dersindeki çipli toplar bile çalışmıyordu.

Öğrenciler koridorda fısıldaşıyordu. “Elektrikler mi gitti?” “Yoksa virüs mü bulaştı?”

Tam o sırada okulun bilişim laboratuvarından bir mesaj yayıldı:

“HAFIZA KODU KAYIP. TAKIM BAĞI ZAYIF. SİSTEM GÜNCELLENEMİYOR.”

Sınıfta sessizlik oldu. Elif fısıldadı: “Bu… biraz korkunç.”

Hatice Öğretmen sakince ayağa kalktı. “Bir ekip kurmamız gerekiyor. Bu sorunu birlikte çözebiliriz.”

Efe hemen parmak kaldırdı. “Ben varım!”

Zeynep, Cem ve Elif de sırayla ayağa kalktı. “Biz de!”

Hatice Öğretmen tahtaya yazdı: BEYİN TAKIMI: Efe, Elif, Cem, Zeynep

Duygusal Kodlayıcı

Bilişim laboratuvarına girdiklerinde ekran bir anda parladı. Gizemli bir ses duyuldu:

“İlk bölüme ulaştınız. Kodların ilki: DUYGU. Gerçek bağ ancak kalpten geçer.”

Bir video açıldı. Zeynep’in yüzü ekranda belirdi. Geçen hafta Cem’in doğum gününü unutmuştu. Cem o gün çok üzgün görünüyordu.

Zeynep başını eğdi. “Cem… O gün annem hastanedeydi. Sana söyleyemedim. Doğum gününü unutmadım ama… çok karışıktı.”

Cem gözlerini kıstı, sonra gülümsedi. “Bunu duymak bile yeter. Teşekkür ederim Zeynep.”

Ekran parladı:

✅ DUYGUSAL BAĞ KODU YÜKLENDİ

Elif fısıldadı: “Gerçek bağ… kalpten geçiyor demek ki.”

Örüntü Avcıları

Takım bu kez okul kütüphanesine yönlendirildi. Raflar arasında gizemli kitaplar dizilmişti. Bazılarının isimleri karışık harflerle yazılmıştı.

Elif bir kitap çekti. “Bakın, bu kitapta ‘yolculuk’ kelimesi geçiyor.”

Efe başka birini buldu. “Burada da ‘hayal’ var!”

Zeynep heyecanlandı. “Hepsinde ortak kelimeler var: yolculuk, hayal, zor karar…”

Cem parmaklarıyla saydı. “Bu bir örüntü! Hikayelerde hep bir karar, bir cesaret ve bir son var.”

Bilgisayar sesi devreye girdi:

“Harika! Beyin örüntü tanıyarak öğrenir. İkinci kod yükleniyor…”

✅ ANLAMLI BAĞLANTI KODU YÜKLENDİ

Hatice Öğretmen uzaktan izliyordu. Gülümsedi. “Örüntüleri fark etmek, öğrenmenin kalbidir.”

Tekrar Döngüsü

Spor salonuna geldiklerinde zemin ekranı devreye girdi. Semboller yanıp sönüyordu. Kurallar basitti:

“Sembol tekrar edince hep birlikte ‘EVET!’ diyeceksiniz. Fark etmezseniz sistem kapanır.”

İlk denemede herkes farklı zamanlarda bağırdı. Efe erken söyledi, Zeynep geç kaldı.

Elif ellerini kaldırdı. “Durun! Göz teması kuralım. Bir ritim yakalayalım.”

Cem başını salladı. “Tamam. Derin nefes alın. Sakin olun.”

Sembol tekrar ettiğinde hepsi birden bağırdı: “EVET!”

Ekran parladı:

✅ TEKRAR VE İLETİŞİM KODU YÜKLENDİ

Zeynep gülümsedi. “Birlikte hareket edince… gerçekten bağ kuruyoruz.”

Hafızanın Kalbi

Takım son bölmeye ulaştığında ekran açıldı:

“HAFIZA KODU TAMAMLANDI. TAKIM BAĞI YÜKSEK. SİSTEM YÜKSELİYOR…”

Hatice Öğretmen içeri girdi. “Beyin sadece bilgiyle değil, bağ kurarak öğrenir. Siz birlikte ateşlendiniz, birlikte bağlandınız. Bu, hayat boyu yanınızda taşıyacağınız bir öğretidir.”

Efe başını salladı. “Yani biz bir nöron gibi miyiz?”

Elif gülümsedi. “Ama birlikteyken daha güçlüyüz.”

Cem ekledi. “Birlikte öğrenmek… daha anlamlı.”

Zeynep son noktayı koydu: “Artık biz sıradan öğrenciler değiliz. Biz bir Beyin Takımıyız.”

Dr. Mustafa KEBAT

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla