Kolesterol Düşürücü İlaç Kullananlarda D Vitamini Düşüklüğünün Nedenleri

Kolesterol düşürücü ilaçlar, özellikle statinler, kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde yaygın olarak kullanılan farmakolojik ajanlardır. Bu ilaçlar, karaciğerde kolesterol sentezini azaltarak LDL düzeylerini düşürür. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, statin kullanan bireylerde D vitamini düzeylerinin düşebileceğini göstermiştir. Bu durum, iki molekülün ortak biyokimyasal yolakları ve metabolik etkileşimleriyle açıklanabilir.

Aşağıda, bu düşüşün nedenlerini madde madde, bilimsel ve biyokimyasal temellere dayalı olarak açıklıyorum.

1. Ortak Sentez Yolu: Mevalonat Yolu Baskılanması
  • Statinler, HMG-CoA redüktaz enzimini inhibe ederek kolesterol sentezini durdurur.
  • Bu enzim, aynı zamanda 7-dehidrokolesterol üretimi için de gereklidir.
  • 7-dehidrokolesterol, ciltte D vitamini sentezinin başlangıç molekülüdür.
  • Dolayısıyla statinler, D vitamini sentezinin öncül maddesini azaltabilir.

2. Ciltteki 7-Dehidrokolesterol Düzeyinin Azalması
  • Epidermiste bulunan 7-dehidrokolesterol, UVB ışınlarıyla D vitamini sentezini başlatır.
  • Statinler bu molekülün üretimini baskıladığında, ciltteki D vitamini üretimi de azalır.
  • Özellikle yaşlı bireylerde bu etki daha belirgindir çünkü yaşla birlikte epidermal sentez kapasitesi zaten düşer.

3. CYP Enzimlerinin İndirekt Baskılanması
  • D vitamini aktivasyonu için karaciğerde CYP2R1 ve böbrekte CYP27B1 enzimleri gereklidir.
  • Statinler, karaciğer enzim sistemini etkileyerek bu enzimlerin ekspresyonunu dolaylı olarak azaltabilir.
  • Bu durum, D vitamini sentezinin tamamlanmasını engelleyebilir.

4. Lipofilik Taşıma Mekanizmalarının Bozulması
  • D vitamini, lipofilik bir molekül olduğu için taşıyıcı proteinlere (DBP – Vitamin D Binding Protein) ve lipoproteinlere bağlanarak taşınır.
  • Statinler, lipoprotein profillerini değiştirerek bu taşıma sistemlerini etkileyebilir.
  • Özellikle HDL düzeylerinin düşmesi, D vitamini taşınmasını azaltabilir.

5. Karaciğer Fonksiyonlarının Değişmesi
  • Statinler karaciğerde metabolize edilir ve karaciğer enzimlerini etkileyebilir.
  • D vitamini sentezinin ilk hidroksilasyon basamağı karaciğerde gerçekleştiği için bu etki önemlidir.
  • Karaciğer enzimlerinde yükselme veya hepatotoksisite, D vitamini dönüşümünü bozabilir.

6. Statin Türüne Göre Farklı Etkiler
  • Atorvastatin, simvastatin, rosuvastatin gibi farklı statin türleri D vitamini düzeylerini farklı şekilde etkileyebilir.
  • Bazı çalışmalarda atorvastatin kullanan bireylerde D vitamini düzeylerinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir.
  • Bu fark, statinlerin lipofilik/hidrofilik özelliklerine ve karaciğer metabolizmasına bağlı olabilir.

7. Statin Dozu ve Süresine Bağlı Etkiler
  • Yüksek doz statin kullanan bireylerde D vitamini düzeylerinde daha belirgin düşüş gözlenmiştir.
  • Uzun süreli kullanım (>5 yıl) D vitamini eksikliği riskini artırabilir.
  • Bu durum, mevalonat yolunun kronik baskılanmasıyla açıklanabilir.

8. İnsülin Duyarlılığı ve Yağ Dokusu Etkileşimi
  • Statinler insülin direncini artırabilir; bu durum D vitamini metabolizmasını etkileyebilir.
  • D vitamini yağ dokusunda depolandığı için obez bireylerde statin kullanımıyla birlikte biyoyararlanım azalabilir.
  • Bu etki, D vitamini düzeylerinin düşmesine neden olabilir.

9. İnflamasyon ve Oksidatif Stresin Artması
  • Statinler bazı bireylerde inflamatuar yanıtı tetikleyebilir.
  • Kronik inflamasyon, D vitamini reseptörlerinin (VDR) ekspresyonunu azaltabilir.
  • Bu durum, D vitamini etkisinin azalmasına ve dolaşımdaki düzeylerin düşmesine neden olabilir.

10. Güneşlenme Davranışlarının Değişmesi
  • Statin kullanan bireylerde kas ağrısı, halsizlik gibi yan etkiler nedeniyle açık hava aktiviteleri azalabilir.
  • Bu durum, güneş ışığına maruz kalma süresini düşürerek D vitamini sentezini azaltabilir.
  • Özellikle yaşlı ve hareketsiz bireylerde bu etki daha belirgindir.

11. İlaç Etkileşimleri ve Polifarmasi
  • Statin kullanan bireyler genellikle başka ilaçlar da kullanır (örneğin antihipertansifler, antidiabetikler).
  • Bu ilaçlar, D vitamini metabolizmasını etkileyebilir.
  • Özellikle CYP450 enzim sistemini etkileyen ilaçlar, D vitamini dönüşümünü bozabilir.

12. Genetik Polimorfizmler
  • Bazı bireylerde VDR geninde veya CYP enzimlerinde polimorfizm olabilir.
  • Statin kullanımı bu genetik varyasyonlarla etkileşime girerek D vitamini düzeylerini daha fazla düşürebilir.
  • Bu durum kişiselleştirilmiş tedavi planlamasında dikkate alınmalıdır.

13. Yaş ve Cinsiyet Faktörleri
  • Kadınlarda ve yaşlılarda statin kullanımı sonrası D vitamini düzeylerinde daha belirgin düşüş gözlenmiştir.
  • Bunun nedeni hormonal farklılıklar, cilt sentez kapasitesi ve taşıma protein düzeylerindeki değişiklikler olabilir.

14. Beslenme Durumu ve Diyetle Alımın Azalması
  • Statin kullanan bireylerde diyet değişiklikleri (yağ kısıtlaması) D vitamini alımını azaltabilir.
  • D vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğu için düşük yağlı diyetler emilimi azaltabilir.
  • Bu durum, eksikliğe katkıda bulunabilir.

15. D Vitamini Takviyesinin Yetersizliği
  • Statin kullanan bireylerde D vitamini takviyesi genellikle ihmal edilir.
  • Eksiklik fark edilmediği sürece düzeyler düşmeye devam eder.
  • Bu nedenle statin tedavisi alan bireylerde düzenli D vitamini düzeyi takibi önerilir.

Sonuç

Kolesterol düşürücü ilaçlar, özellikle statinler, D vitamini metabolizmasını doğrudan ve dolaylı yollarla etkileyebilir. Ortak sentez basamaklarının baskılanması, taşıma sistemlerinin bozulması, karaciğer fonksiyonlarının değişmesi ve davranışsal faktörler bu düşüşün başlıca nedenleridir. Bu nedenle statin kullanan bireylerde D vitamini düzeylerinin düzenli olarak izlenmesi, eksikliklerin erken dönemde fark edilmesi ve gerekirse takviye ile desteklenmesi büyük önem taşır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Healthline. (2021). Statins and Vitamin D: Is There a Link?

⭐️⭐️ JAMA Cardiology. (2023). Statin-Associated Muscle Symptoms and Vitamin D Randomization Study

⭐️⭐️ International Journal of Cardiovascular Academy. (2019). Is Vitamin D Level Elevated in Patients on Statin Treatment?

⭐️⭐️ Physical Determinants of Vitamin D Photosynthesis: A Review (Bu kapsamlı derleme, D vitamini sentezinde UVB ışınlarının rolünü, güneş ışını açısının etkisini, enlem, rakım, mevsim ve kişisel faktörleri ayrıntılı olarak inceler. Özellikle UVB dalga boyunun (<5% oranında) sentezdeki kritik rolü vurgulanır.) https://academic.oup.com/jbmrplus/article/5/1/e10460/7486276?login=false

⭐️⭐️ Development and Effect Analysis of UVB-LED General Lighting to Support Vitamin D Synthesis (Bu çalışma, UVB ışınlarının yapay ortamda D vitamini sentezini destekleyip desteklemediğini araştırır. UVB ışını açısının ve süresinin optimize edilmesiyle sentezin mümkün olduğu gösterilmiştir.) https://www.mdpi.com/2076-3417/10/3/889

⭐️⭐️ A Pilot Clinical Trial to Explore the Effects of UV Exposure on Vitamin D Synthesis and Inflammatory Responses (Kontrollü UVB maruziyetinin D vitamini düzeylerini nasıl artırdığını ve hangi sürelerde etkili olduğunu gösteren klinik bir çalışmadır. UVB ışını yoğunluğu ve açısı doğrudan ölçülmüştür.) https://www.nature.com/articles/s41598-025-09203-8

⭐️⭐️ Gümüşhane İl Sağlık Müdürlüğü (2023). D Vitamini Kaynağı ve Güneşten Yararlanma. T.C. Sağlık Bakanlığı. ↪ Türkiye’de D vitamini sentezi için önerilen saat aralıkları ve vücut yüzeyi oranları hakkında resmi halk sağlığı bilgisi. https://gumushaneism.saglik.gov.tr/TR-283790/d-vitamini-kaynagi-ve-gunesten-yararlanma.html

⭐️⭐️ Wacker M & Holick MF. (2013). Sunlight and Vitamin D: A Global Perspective for Health. Dermato-Endocrinology ↪ UVB ışını açısı, enlem ve mevsimsel değişimlerin D vitamini sentezine etkisini küresel düzeyde ele alan çalışma. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3897598/

⭐️⭐️ Engelsen O. (2006). The Relationship Between Ultraviolet Radiation Exposure and Vitamin D Status. Photochemical & Photobiological Sciences ↪ UVB ışını açısı ve atmosferik koşulların D vitamini sentezine etkisini matematiksel modellemeyle analiz eder. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3257661/

⭐️⭐️ Holick MF. (2004). Vitamin D: Importance in the Prevention of Cancers, Type 1 Diabetes, Heart Disease, and Osteoporosis. American Journal of Clinical Nutrition ↪ Güneş ışını açısının D vitamini eksikliğiyle ilişkili hastalıklar üzerindeki etkisini vurgular. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0002916522038527

⭐️⭐️ Webb AR, Kline L, Holick MF. (1988). Influence of Season and Latitude on the Cutaneous Synthesis of Vitamin D3. Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism ↪ Enlem ve mevsimsel güneş açılarının D vitamini sentezine etkisini deneysel olarak gösteren klasik çalışma.https://academic.oup.com/jcem/article-abstract/67/2/373/2652007

⭐️⭐️ Kimlin MG. (2008). Geographic Location and Vitamin D Synthesis. Molecular Aspects of Medicine ↪ Coğrafi konumun UVB ışını açısı üzerinden D vitamini sentezine etkisini haritalandırır. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18786559/

⭐️⭐️ Van der Mei IA et al. (2007). Latitude, Sun Exposure and Vitamin D Status in Australia. Medical Journal of Australia ↪ Enlem ve güneş ışını açısının halk sağlığı düzeyinde D vitamini durumuna etkisini gösterir.https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9955356/

⭐️⭐️ Bogh MK et al. (2010). Vitamin D Production After UVB Exposure Depends on Baseline Vitamin D and Skin Pigmentation. Journal of Investigative Dermatology ↪ UVB ışını açısı ve cilt tipi arasındaki ilişkiyi D vitamini üretimi bağlamında inceler. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022202X15347035

⭐️⭐️ D vitamini https://ods.od.nih.gov/factsheets/VitaminD-HealthProfessional/

⭐️⭐️ D vitamini takviyesinin sağlık üzerindeki etkileri: İnsan çalışmalarından elde edilen kanıtlar https://www.nature.com/articles/s41574-021-00593-z

⭐️⭐️ D vitamini https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK441912/

⭐️⭐️ D Vitamini Eksikliği, Takviyesi ve Ölüm ve Kronik Hastalık Riski: İsrail ve ABD’deki Eşleştirilmiş Kohortlardan Elde Edilen Kanıtlar https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2025.05.29.25328548v1

⭐️⭐️ D vitamini eksikliği https://my.clevelandclinic.org/health/diseases/15050-vitamin-d-vitamin-d-deficiency

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kolesterol Düşürücü İlaçlar Diyabet Yapabilir mi?

Kolesterol düşürücü ilaçlar, özellikle de statin grubu ilaçlar, uzun yıllardır milyonlarca insana kalp krizi ve felç riskini azaltmak amacıyla reçete ediliyor. Doktorların çoğu bu ilaçları, damar sertliğinin ilerlemesini yavaşlatmak ve kalp damar hastalıklarının önüne geçmek için standart tedavinin bir parçası olarak görüyor. Ancak son yıllarda artan sayıda bilimsel çalışma, bu ilaçların sanıldığı kadar masum olmadığını, hatta kimi zaman korumak için verildiği organlara zarar verebildiğini ortaya koyuyor. Bunlardan en önemlisi ise statinlerin diyabet gelişimini tetikleyebilme özelliği. Çünkü diyabet, kalp krizine yakalanma riskini kat kat artıran en önemli hastalıklardan biridir.

Yakın zamanda yayımlanan “Statins aggravate insulin resistance through reduced blood glucagon-like peptide-1 levels in a microbiota-dependent manner” başlıklı çalışma bu konuda önemli ipuçları sunuyor. Araştırmacılar, yalnızca 16 hafta boyunca statin verilen kişilerde bağırsak bakterilerinin yapısının değiştiğini, bu değişikliğin de insülin direncini artırdığını gösteriyor.

Daha açık bir ifadeyle, statinler bağırsak florasının doğal dengesini bozarak glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) adı verilen ve pankreasın insülin salgısını düzenlemesine yardımcı olan hormonu baskılıyor. GLP-1 düzeyleri düştüğünde vücudun şekeri kullanma yeteneği azalıyor ve insülin direnci gelişmeye başlıyor. İnsülin direnci ise tip 2 diyabetin en önemli habercisi.

Burada dikkat çekici olan nokta, bu yan etkinin uzun yıllar değil, sadece birkaç ay içerisinde bile ortaya çıkabilmesi. Yani bir hasta kalp damarlarını korumak için kolesterol ilacı kullanmaya başladığında, daha kısa sürede kan şekerinde dengesizlikler oluşabiliyor.

Dahası, insülin direnci sessiz ilerleyen bir süreç olduğundan kişi bunu yıllarca fark etmeyebiliyor. Bir gün rutin kontrollerinde kan şekeri yüksekliği tespit edildiğinde, bu durumun aslında yıllar önce kullanılan statinlerden kaynaklanmış olabileceği düşünülmüyor bile.

İşte bu noktada büyük bir çelişki ortaya çıkıyor. Kolesterol ilaçları kalp krizini önlemek için veriliyor; ancak bu ilaçların diyabet riskini artırması, aslında kalbi daha büyük bir tehlikenin içine sokuyor. Çünkü diyabet, kalp damar hastalıklarının en güçlü tetikleyicilerinden biri.

Yapılan çalışmalara göre diyabeti olan bir kişinin kalp krizi geçirme riski olmayanlara göre 11 kat daha fazla. O halde diyabet potansiyeli taşıyan bir ilacın kalbi koruyucu olması nasıl mümkün olabilir? Bir yandan ilacın vaat ettiği faydayı beklerken, öte yandan o faydayı sıfırlayacak hatta zarara çevirecek bir yan etkiyle karşı karşıya kalmak akıl karıştırıcı bir tablo yaratıyor.

Bilim dünyasında bu çelişkiyi görenler az değil. Statinlerin faydaları kadar zararları da araştırılıyor ve giderek daha net görülüyor. Bağırsak bakterilerimiz yani mikrobiyota, yalnızca sindirimde değil, bağışıklık sistemi ve metabolizma üzerinde de derin bir etkiye sahip.

Mikrobiyotadaki en küçük bir bozulma, hormonların dengesini, kan şekerini, hatta ruh halimizi bile etkileyebiliyor. Statinler gibi sürekli kullanılan ilaçların bu dengeyi bozması, aslında beklenmedik birçok sağlık sorununa kapı aralıyor. Bu yüzden bağırsak sağlığını görmezden gelen bir tedavi yaklaşımı, kısa vadeli sonuçlara odaklansa bile uzun vadede daha büyük riskler doğurabiliyor.

Burada asıl sorun sadece biyolojik değil, aynı zamanda mantıksal da. Kalp krizinden korunmak için verilen bir ilacın, kalp krizinin en büyük sebeplerinden biri olan diyabeti tetiklemesi, tıp dünyasında ciddi bir soru işareti oluşturmalı. Çünkü hastalara söylenen şey, bu ilaçların hayat kurtardığıdır. Oysa başka bir açıdan bakıldığında, bu ilaçların uzun vadede insanları yeni hastalıklara sürüklediği görülüyor. Belki de burada bir yanılgı zinciri söz konusu.

Kolesterol tek başına kalp krizinin nedeni değildir, sadece risk faktörlerinden biridir. Vücudun ihtiyaç duyduğu bir molekül olan kolesterolü sıfırlamaya çalışmak, doğanın kurduğu dengeye müdahale etmek anlamına geliyor. Statinler bu müdahaleyi yaparken sadece kolesterolü değil, bağırsak bakterilerini ve hormon sistemini de alt üst ediyor.

Hastaların çoğu, kendilerine yazılan reçeteleri sorgulamadan uyguluyor. Çünkü doktorların söyledikleri bilimsel bir kesinlik olarak algılanıyor. Ancak son yıllarda çıkan bağımsız araştırmalar, tıbbın da hatasız olmadığını, ilaç endüstrisinin yönlendirmeleriyle bazı gerçeklerin perdelenebildiğini ortaya koyuyor. Kolesterol ilaçları dünya çapında milyarlarca dolarlık bir pazar oluşturuyor. Böylesine büyük bir ekonomik gücün, olası zararları göz ardı etme ihtimalini düşünmek hiç de paranoya sayılmaz.

Bir diğer önemli nokta ise, diyabetin sadece bir kan şekeri hastalığı değil, bütün vücudu etkileyen sistemik bir bozukluk olmasıdır. Diyabet; göz, böbrek, sinirler ve damarlar üzerinde geri dönüşü olmayan hasarlar bırakır.

Dolayısıyla statin kullanımıyla tetiklenen diyabet, yalnızca bir yan etki değil, yeni ve kronik bir hastalığın başlangıcıdır. Bu da hastayı ömür boyu sürecek bir ilaç bağımlılığına mahkûm edebilir. Yani başlangıçta kalp krizi riskini azaltmak için atılan bir adım, sonunda hem kalbi hem de diğer organları tehdit eden daha büyük bir sağlık sorunu haline dönüşebilir.

İnsülin direncinin oluşmasında bağırsak bakterilerinin rolü, bu hikâyenin en dikkat çekici kısmıdır. Çünkü bu bulgu bize, sağlığın yalnızca kan değerleriyle ölçülemeyeceğini, vücudun görünmez ekosistemlerinin de en az organlar kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Vücudu bir bütün olarak görmek yerine tek tek rakamları düzeltmeye odaklanan tıp yaklaşımı, işte bu noktada yanılıyor. Kolesterol sayısını düşürmek belki bir laboratuvar sonucunu iyileştiriyor, ama bağırsak florasını bozduğunda hastanın gerçek sağlığını zayıflatıyor.

Bütün bu veriler ışığında hastaların yapması gereken şey, bilinçli olmak ve doktorlarıyla açık bir şekilde konuşmaktır. Bir ilacın faydalarını öğrenirken, zararlarını da sorgulamak gerekir. Kalp krizi riskini azaltmak için kullanılan statinlerin diyabet riskini artırabileceğini bilmek, hastaların kendi sağlık kararlarını verirken daha özgür ve bilinçli olmalarını sağlar. Çünkü sağlık sadece ilaçlarla korunmaz; beslenme, hareket, stres yönetimi gibi yaşam tarzı faktörleri çoğu zaman ilaçlardan çok daha güçlü etkiye sahiptir.

Sonuçta kolesterol düşürücülerin diyabet yapma potansiyeli göz ardı edilemeyecek kadar ciddi bir meseledir. Diyabet kalp krizini 11 kat artırırken, kalp krizini önlemek için kullanılan ilacın bu hastalığı tetiklemesi, büyük bir çelişki ve aynı zamanda ciddi bir uyarıdır.

Sağlık adına atılan her adımda bütüncül düşünmek gerekir. Vücudu tek bir değere indirgemek, o değeri düşürmek için tüm dengeleri bozmak, uzun vadede insana fayda değil zarar getirir. İlaçların vaat ettiği koruma, kimi zaman görünmeyen başka risklerin gölgesinde kaybolur. Ve işte o zaman, asıl korunmak istenen kalp, en büyük tehdidi kendi ilacından görmeye başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Yazının esin kaynağı olan tıbbi makaleyi okumak için linki kullanabilirsiniz: https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1550413123005053

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kalp Krizinden Sonra Eğer Hastada Kalp Yetmezliği Yoksa Rutin Betabloker Kullanımının Ek Faydası Yok

Son yıllarda kardiyoloji literatüründe çok önemli bir değişim yaşanıyor.
Uzun yıllar boyunca kalp krizi geçiren hemen her hastaya, neredeyse refleks olarak beta bloker başlanırdı. Bu, tıp dünyasında standart bir yaklaşım kabul edilirdi.

Ancak artık bilimsel çalışmalar bize şunu çok net söylüyor:

Kalp krizi geçirmiş ama kalp yetmezliği gelişmemiş ve kalp pompa gücü korunmuş hastalarda, rutin beta bloker kullanımının ek bir faydası olmayabilir.

Önce Temel Bilgi: Beta Bloker Nedir?

Beta blokerler kalbin çalışmasını yavaşlatan, kalbin oksijen ihtiyacını azaltan ve kalp ritmini düzenleyen ilaçlardır.

En bilinenleri:

  • Metoprolol
  • Bisoprolol
  • Karvedilol
  • Nebivolol

Bu ilaçlar özellikle:

  • Kalp yetmezliği
  • Yüksek tansiyon
  • Ritim bozukluğu
  • Kalp krizi sonrası dönem

gibi durumlarda uzun yıllardır kullanılmaktadır.

Eskiden Neden Her Kalp Krizi Hastasına Veriliyordu?

1980–2000 yılları arasında yapılan çalışmalar, kalp krizi geçiren hastalarda beta bloker kullanımının:

  • Ölüm riskini azalttığını
  • Tekrar kalp krizi riskini düşürdüğünü
  • Kalp ritim bozukluklarını azalttığını

göstermişti.

O dönemde:

  • Stent yoktu (veya sınırlıydı)
  • Acil anjiyo yaygın değildi
  • Modern kan sulandırıcılar yoktu
  • Statin tedavileri bugünkü kadar güçlü değildi

Bu nedenle kalp, kriz sonrası daha savunmasızdı.
Beta blokerler gerçekten hayat kurtarıcı rol oynuyordu.

Modern Kardiyoloji Her Şeyi Değiştirdi

Günümüzde kalp krizi tedavisi tamamen değişti.

Artık hastalar:

  • İlk saatlerde anjiyoya alınıyor
  • Tıkalı damar açılıyor
  • Stent takılıyor
  • Güçlü kan sulandırıcılar kullanılıyor
  • Statinler veriliyor
  • Erken müdahale yapılıyor

Sonuç:
Kalp kası eskisi kadar hasar görmüyor.

Yani kalp krizinden sonra kalp pompa gücü (EF) normal kalabiliyor.

İşte Kritik Nokta – Kalp Yetmezliği Var mı, Yok mu?

Bilimsel çalışmalar artık hastaları iki gruba ayırıyor:

1. Kalp Yetmezliği Olanlar (EF düşük)

Kalbin pompa gücü düşmüşse
(beta bloker kesin gerekli)

2. Kalp Yetmezliği Olmayanlar (EF normal)

Kalp kası korunmuşsa
(rutin beta blokerin ek faydası tartışmalı)

Yeni Bilimsel Çalışmalar Ne Diyor?

Son 5–7 yılda yapılan büyük klinik çalışmalar ve meta-analizler (En sonda bazı çalışmaları ve linklerini görebilirsiniz) şunu gösterdi:

Kalp krizi geçirip:

  • Anjiyosu yapılmış
  • Damarı açılmış
  • Kalp gücü korunmuş
  • Kalp yetmezliği gelişmemiş

hastalarda uzun süreli beta bloker kullanımının:

✔ Ölüm oranını belirgin azaltmadığı
✔ Yeni kalp krizi riskini anlamlı düşürmediği
✔ Ek koruyucu etki sağlamadığı

gösterildi.

Özellikle Avrupa ve Amerika kılavuzları artık daha seçici yaklaşım önermektedir.

Ne Zaman Mutlaka Gerekli?

Şu durumlarda beta blokerler hâlâ çok değerlidir:

1. Kalp yetmezliği varsa

Kalp pompa gücü düşükse (EF < %40)
→ Mutlaka kullanılmalı

2. Ciddi ritim problemi varsa

→ Kullanılır

3. Yüksek tansiyon eşlik ediyorsa

→ Faydalı olabilir

4. Hızlı nabız ve çarpıntı varsa

→ Tercih edilir

Ne Zaman Şart Değil?

Eğer hasta:

  • Kalp krizini atlatmış
  • Anjiyo yapılmış
  • Kalp gücü normal
  • Kalp yetmezliği yok
  • Ritim sorunu yok
  • Tansiyon kontrol altında

ise…

Sadece “rutin” diye beta bloker kullanmanın
ek bir koruyucu faydası olmayabilir.

Bu Ne Demek? İlaçlar Artık Gereksiz mi?

Hayır.

Bu çok yanlış anlaşılabilecek bir konudur.

Beta blokerler çok değerli ilaçlardır.
Ama artık herkese otomatik verilen ilaç olmaktan çıkıyor.

Tıp kişiye özel hale geliyor.

Her kalp krizi hastası aynı değildir.
Her hastaya aynı ilaç verilmemelidir.

En doğru tedavi:

Ezber tedavi değil,
kişiye özel tedavidir.

Bir ilaç:
Bir hastada hayat kurtarır
başka bir hastada gereksiz olabilir.

Bu nedenle kalp krizi sonrası tedavi planı:

  • Kalp gücü
  • Efor kapasitesi
  • Ritim durumu
  • Tansiyon
  • Eşlik eden hastalıklar

değerlendirilerek yapılmalıdır.

En Büyük Hata – İlacı Kendi Kendine Kesmek

Bu yazıyı okuyan bazı hastalar şu hataya düşebilir:
“Demek ki beta bloker gereksiz, bırakayım.”

Kesinlikle hayır.

Beta blokerler ani kesilirse:

  • Çarpıntı
  • Tansiyon yükselmesi
  • Kalp krizi riski
    artabilir.

İlaç düzenlemesi sadece hekim tarafından yapılmalıdır.

Günnümüz kardiyolojisi artık şunu söylüyor:

Kalp krizinden sonra
eğer kalp yetmezliği yoksa
ve kalp gücü korunmuşsa
rutin beta bloker kullanımının ek faydası sınırlı olabilir.

Ama…

Kalp yetmezliği varsa
ritim sorunu varsa
tansiyon yüksekse
beta blokerler hâlâ vazgeçilmezdir.

Tıp değişiyor.
Bilgi güncelleniyor.
Tedaviler kişiselleşiyor.

En doğru karar ise her zaman
hasta ve hekim birlikte değerlendirdiğinde ortaya çıkar.

Sağlıklı kalbin en önemli ilacı:
doğru bilgi ve düzenli kontroldür.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Aşağıya, yazının bilimsel dayanağını oluşturan ve özellikle kalp krizi sonrası (MI sonrası) kalp yetmezliği olmayan hastalarda rutin beta-bloker kullanımının sorgulandığı en önemli PubMed indeksli çalışmaları ekledim.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

🔬 TEMEL BİLİMSEL ÇALIŞMALAR (Mutlaka okunmalı)
1️⃣ REDUCE-AMI Trial (2024 – NEJM)

Kalp yetmezliği olmayan MI hastalarında beta-bloker faydasını sorgulayan en önemli modern çalışma.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38587241

2️⃣ Swedish Nationwide Cohort Study

Modern tedavi alan MI hastalarında uzun dönem beta-bloker faydası sınırlı.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33031863

3️⃣ Beta-Blockers after Myocardial Infarction and Preserved EF

Korunmuş EF hastalarda mortalite faydası gösterilemedi.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33902105

🔬 META-ANALİZ VE SİSTEMATİK DERLEMELER
4️⃣ Beta-blockers in MI without heart failure – Systematic Review

Modern reperfüzyon çağında fayda tartışması.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32078780

5️⃣ Long-term beta-blocker therapy after MI

Uzun süre kullanımın gerekliliği sorgulanıyor.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31243380

6️⃣ Meta-analysis: contemporary era beta-blocker use

Stent ve modern tedavi sonrası etkiler.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30561681

🔬 KILAVUZ VE YORUM MAKALELERİ
7️⃣ ESC commentary on beta-blocker use after MI

Avrupa kardiyoloji yaklaşımı değişiyor.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34590325

8️⃣ JACC Review – Beta-blockers after MI

Modern çağda yeniden değerlendirme.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34794687

🔬 EF (Kalp Pompa Gücü) ODAKLI ÇALIŞMALAR
9️⃣ Beta-blocker benefit according to EF

Sadece düşük EF’de net fayda.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29475761

🔟 Heart failure vs preserved EF outcomes

Kalp yetmezliği olanlarda güçlü fayda.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28416439

📌 📌 📌

Modern literatürün ortak mesajı:

✔ EF düşükse → beta bloker hayat kurtarıcı
✔ Kalp yetmezliği varsa → kesin gerekli
✔ EF normal + stabil hasta → rutin uzun süre kullanım tartışmalı

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Beyniniz Sisli mi?

Adını sık duymaya başladığınız ”Beyin Sisi” halen net tarifi yapılmamış nörolojik bir illet.

2019 Pandemisi ile birlikte hayatımıza girdiği sanılan Beyin Sisineymiş biraz inceleyelim.

Beyi Sisi Belirtileri

Biyolojik nedenlerin sebep olduğu psikolojik durumlar

  • Düşünceleri toparlayamama
  • Eşyaları unutma ve bulamama
  • Çevreden kopuk hissetme
  • Bulunduğu yere çevresine ait hissetmeme
  • Yorgun uyanma
  • Aynı anda iki işi yapamama
  • Alınganlık
  • Sinirli olma hali
  • Ağlama atakları
  • Boş vermişlik
  • Ne olacaksa olsun duygusu
  • Devamlı uykulu hissetme
  • Kendisine dahi tahammül edememe
  • Geçmişe özellikle çocukluğa özlem
  • Zamanın günün önemsizliği

Biyolojik nedenlerin sebep olduğu fiziksel etkiler

  • Eklem ağrıları (Özellikle diz, bel, kol eklemleri)
  • Gastrointestinal – Mide barsak sorunları (Kabızlık, ishal, Şişkinlik vb gibi)
  • Kas ağrılarının sürekliliği
  • Baş ağrılarının aşırı ve sık aralıklarla tekrarlaması
  • Ağız ve diş sorunları
  • Aşırı tepkiler verme


Corona virüs, namı değer Covid19 ile ilişkisinin iki yolla gerçekleşiyor.

İlk olarak; Corona virüs ile enfekte olmuş hücrelerin virüsü taşıyarak kan beyin bariyerini geçmesi ile beyin hücrelerine Corona virüsü taşımaları,

İkincisi ise; Burunda bulunan nöronal hücrelere yerleşen Corona virüsün burundan beyne giden sinirler yolu ile kan beyin bariyerini geçmesi ile beyin hücrelerine Corona virüsü taşımalarıdır.

Bu sebeplerle hafif vakalarda dahi bu sebeple ”Beyin Sisi” görülebilmektedir.

Tarifi ve çözümü netleşmemiş olan ”Beyin Sisi” ni arttıran ve hafifleten etmenlerin bazılarını biliyoruz.

İlaçlar da Beyin Sisi Yapıyor

Özellikle, statin grubu kolesterol düşürücü ilaçlarBeyin Sisi” sebebidir.

Çünkü;

Beynin yapısındaki temel madde kolesteroldür. Evet beyin yapısının çoğu kolesterol yapıdaki yağ tabakadan oluşur.

Beynin içeriği

  • 1 litre su
  • 160 gr yağ (Kolesterol)
  • 110 gram protein
  • 15 gram şeker
  • 10 gram da tuz

İşte buraya çok dikkat edin..!!!

Kolesterolünüzü düşürmek (Vücudunuzda üretimini bloke etmek) için kullandığınız statin grubu kolesterol ilaçları aynı zamanda beyninizdeki 160 gram yağ tabakaya da etki eder. Bu etki de beyin fonksiyonlarını zayıflatarak beyin sisine neden olur.

Yağ Yakıcı Zayıflama İlaçları Beyin Sisi Sebebidir

Evet… Zayıflama ilacı olarak alınan ilaçların yağ yakıcı olanları ”Beyin Sisi” yanı sıra ölüme giden süreçlere sebep olabillir.

Yetersiz Uyku Beyin Sisi Sebebidir

Uyanıklık sırasında sinir sistemi yoğun olarak çalışır. Bu yoğun çalışma sırasında nörokimyasal toksik atıklar oluşur. Sinir hücreleri aralığına dökülen bu toksik atıklar gün içerisinde beyin omurilik sıvısında (BOS) toplanır. Toplanan atıkların temizlenmesi de gece uyku sırasında gerçekleşir.

Günlük temizlenme (uyku) süresi 7 saatten az olması durumunda biriken toksik atıklar inflamasyona yol açar. Bu da oksidatif stres oluşmasına neden olur. Oksidatif stres ise beyin fonksiyonlarını bozarak ”Beyin Sisi” meydana gelmesine sebep olur.

Ağır Metaller Beyin Sisi Sebebidir

Özellikle ağır metal içeriği olan balıkları ve midyeyi çok tüketen kişilerde sinir hücrelerinde inflamasyona bağlı oksidatif stres artarak beyin fonksiyonlarını bozmakta ve ”Beyin Sisi” meydana gelmesine sebep olmaktadır.

Vitamin – Mineral – Yağ Asidi Eksikliği Beyin Sisi Sebebidir

  • Glutatyon (Oksidatif stresle en iyi mücadele eden güçlü bir antioksidan)
  • Selenyum (Önemli)
  • B3 – Niasin (Önemli)
  • Çinko (Önemli)
  • Magnezyum
  • D3
  • B12
  • B9 (folat)
  • B6

Probiyotikler

Barsak mikrobiyotası ile beyin sisi arasında sıkı bağ olduğu biliniyor. Lakin beyin sisimi bağırsakları etkiliyor, bağırsaklar mı beyin sisi yapıyor halen netleşmiş değil. Siz barsak sağlığına önem verin.

Sonuç;

Beyin sisi sizde var mı? yok mu?

Hekiminize danışın.

Bu yazıyı birçok kez tekrar tekrar okuyun.

Aklınızda kalmıyor ise … evet dediğiniz gibi

O zaman haftaya ne yapmalısınız da buluşalım.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Kolesterol Hapı Hesap Hatası

Yavaş yavaş uyanıyor gibi dünya

Amerikan Kalp Derneği (AHA), kalp krizi veya felç riskini değerlendirmek için kullandığı cetveli 10 yılda bir güncelliyor. Önceki güncelleme Havuzlanmış Kohort Denklemleri (PCE) kullanılarak yapılan risk tahminleri 2013 yılında yayınlanmıştı.

Bu amaçla 40 ila 75 yaşlarında olan 3.785 yetişkinin 10 yıllık aterosklerotik (arter daraltıcı) kardiyovasküler hastalık riski verilerini analiz edildi. Ve 2023’ kasım ayında Kardiyovasküler Hastalık Olayları Riskini Tahmin Etme (PREVENT) denklemleri kullanılarak hesaplandı, sonuçları önemli bir tıp dergisi olan JAMA Internal Medicine’ da yayınlandı.

Bakın şimdi duruma;

2013 yılı sonundan itibaren 10 yıldır uygulanan hesaplama metoduna göre;

Amerika’ lıların yüzde 8’ i yani 45.4 milyon kişi kalp krizi ve felç riski sebebiyle kolesterol düşürücü ilaç (statin) kullanması gerekiyordu.

2023 sonunda yapılan yeni hesaplama metoduna göre;

Amerika’ lıların yüzde 4.3’ ünün yani 28.3 milyon kişi kalp krizi ve felç riski sebebiyle kolesterol düşürücü ilaç (statin) kullanması gerektiğini açıkladılar.

Haydaaa yanlış hesap Bağdattan döner de…

17.1 milyon kişi için gereksiz ilaç kullanım tavsiyesi nedeni ile zarar görenler ne olacak?

Hadi Amerikalılardan bize ne diyelim de… Amerikada ne tavsiye çıkarsa hiç sorgulamadan uygulanan ilaçlardan madur olanlar ne olacak?

Devam edelim eski ile yeniyi karşılaştırmaya…

Yaşları 70-75 arası olanların eski metoda yüzde 22.8’ inin ilaç kullanması gerekirken,

Yeni metot ile ilaç kullanması gerekenlerin oranı 10.2’ ye iniyor.

Amerikalılar, siyahiler için araştırmalarını genellikle ayrı gruplar. Kolesterol düşürücü ilaç (statin) kullanması gerek yetişkin siyahilerin eski oranları 10.9 iken yeni hesapta 5.1 olmuş.

Ülkemiz genel tababetinde özellikle kalp krizi veya felç riskini değerlendirmede şablonlar, risk hesaplamalar ve benzerleri ile pek kullanılmaz. Şahsen doğru bulduğum bir tercih – davranış.

Hastalık yoktur hasta vardır ve her hasta ayrı bir muammadır” öğretisi ile yetişmiş bir hekim olarak her kişiyi kendi özelinde tedavi etme gayreti halen keyif veriyor.

Lakin kolesterolü her yüksek kişiye hatta değerleri normal olsa da ailesinde kolesterol yüksekliği olduğu için ömür boyu statin mahkümiyeti veriliyor.

Kolesterol sınır değerlerinin de hemen her sene aşağı doğru yeniden belirlenmesi ömür boyu statine mahküm olanların sayısını da giderek arttırıyor.

Maalesef çalışanlar arasında oldukça genç yaşlardakilere bile kolesterol değeri biraz yukarıda olduğu için 3 – 6 ay statin reçetelenip sonra tekrar ölçüm yapılması tavsiye ediliyor.

Hesap hatası ile gereksiz statin kullanan milyonlarca insan..!!

Kalp damar hastalıklarının sebepleri sigara-alkol kullanımı, doğal yerine yapay beslenme, hareketsizlik – spordan uzak yaşamak, uyku düzensizliği – eksikliği, stres gibi hayat tarzındaki yanlışlar olduğu halde statin eksikliğinden kaynaklı gibi halka empoze edilmesi..!!

İşte bunları görmek ise hiç keyif vermiyor…

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Kardiyovasküler Hastalık Olaylarının Riskini Tahmin Etme Denklemlerini Kullanarak Aterosklerotik Kardiyovasküler Hastalık Risk Tahminleri https://jamanetwork.com/journals/jamainternalmedicine/article-abstract/2819821

⭐️⭐️ Aterosklerotik kardiyovasküler hastalık risk değerlendirmesi: Amerikan Önleyici Kardiyoloji Derneği klinik uygulama bildirisi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8943256/

⭐️⭐️ 2050’ye Kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde Kardiyovasküler Hastalık ve İnme Yükünün Tahmini—Risk Faktörleri ve Hastalıkların Yaygınlığı: Amerikan Kalp Derneği’nden Başkanlık Tavsiyesi https://www.ahajournals.org/doi/10.1161/CIR.0000000000001256

⭐️⭐️ Yetişkinlerde Kardiyovasküler Hastalığın Birincil Önlenmesinde Statin Kullanımı: ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü için Sistematik Bir İnceleme https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK583664/

⭐️⭐️ Yaşam Boyu Kardiyovasküler Hastalık Riskleri https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1012848

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla