Fibrinojen Nedir ve Neden Önemli?

Fibrinojen – Kanın Hayati Yapıtaşı

Fibrinojen, karaciğerde sentezlenen, plazmada dolaşan ve kan pıhtılaşmasının en kritik ham maddelerinden biri olan yüksek moleküllü bir glikoproteindir.

Normal bireylerde plazma fibrinojen düzeyi genellikle 200–400 mg/dL olarak kabul edilir. Ancak bazı klinik pratiklerde “yaş × 10” formülüyle referans aralığı önerilmiş olsa da — örneğin 70 yaşında yaklaşık 700 mg/dL — bu yaklaşım tüm uzmanlar tarafından standart kabul görmemektedir. Çünkü fibrinojen yalnızca yaşla değil; cinsiyet, inflamasyon, sigara, kronik hastalıklar gibi birçok değişkenle de değişir. Türk Biyokimya Derneği

Fibrinojenin asıl önemi, çözünür formda (fibrinojen) bulunması; pıhtılaşma sırasında bu çözünür formun, enzimatik bir süreç aracılığıyla çözünmez, stabil bir yapı olan Fibrin’e dönüşmesidir. Fibrin, damar duvarındaki hasarlı yere adeta bir “çelik ağ” örerek trombositlerle birlikte pıhtıyı stabilize eder. MDPI

Bu ağ hem kan kaybını durdurur hem de damar bütünlüğünün onarılmasına zemin hazırlar. Yani fibrinojen — adeta bir bina için demir — fibrin de bu binayı ayakta tutan çelik iskelet görevi görür.

Fibrinojenin Pıhtılaşma Sürecinde Adım Adım Rolü
  1. Travma veya damar hasarı → Endotel zedelenir, kolajen ve doku faktörü açığa çıkar.
  2. Trombosit (PLT) aktivasyonu ve adezyonu → Trombositler hasarlı yüzeye yapışır, birbirleriyle kümeleşir. Bu ilk “trombosit tıkacı”dır.
  3. Koagülasyon kaskadının devreye girmesi → İntrensek ve/veya ekstrensek yoldan etkinleşen faktörler, en sonunda Trombin enziminin oluşmasını sağlar. DergiPark
  4. Trombin, fibrinojeni keserek fibrin monomerleri oluşturur; bu monomerler polimerize olarak fibrin liflerini oluşturur. Faktör XIII gibi enzimler lifleri çapraz bağlayarak stabilize eder. DergiPark
  5. Fibrin ağı trombosit tıkacını “örer”, pıhtı oluşur ve kanama durur.

Eğer fibrinojen düzeyi yeterli değilse — örneğin doğuştan eksiklik (hipofibrinojenemi/afibrinojenemi) ya da karaciğer hastalığı gibi nedenlerle — bu kaskad düzgün işlemeyebilir; pıhtı oluşmaz veya zayıf olur. Sonuç: kolay kanama, cerrahi sonrası yetersiz hemostaz vb.

Öte yandan, çok yüksek fibrinojen düzeyi ya da niteliğinde değişiklik (disfibrinojenemi) varsa, pıhtı normalden hızlı veya aşırı oluşabilir; bu da damar içinde istenmeyen pıhtılar — tromboz, emboli — riskini yükseltir. PubMed

Fibrinojenin Damar Sağlığı, İnflamasyon ve Kardiyovasküler Risk Üzerindeki Etkileri

Fibrinojen, pıhtı oluşumunun yapıtaşı olmasının ötesinde; önceden fark edilmeyen, karmaşık ve uzun vadeli etkiler de taşır. Klinik ve epidemiyolojik çalışmalar, yüksek plazma fibrinojen düzeylerini özellikle kardiyovasküler hastalıklar için bağımsız bir risk faktörü olarak tanımlamaktadır. PubMed

Önemli mekanizmalar:

  • Kanın viskozitesini (akıcılığını) artırır → Daha “yoğun” kan, damar içinde akarken daha fazla sürtünme ve endotel stresine yol açar. Bu, damar duvarında tahriş, disfonksiyon ve ateroskleroz gelişimini kolaylaştırır. PubMed
  • Endotel fonksiyonunu bozar, pürüzlülüğü artırır → Fibrinojen ve türevleri, damar duvarındaki hücrelerle etkileşerek inflamasyonu, hücre göçünü ve düz kas hücresi proliferasyonunu tetikler; bu da damar duvarının sertleşmesi ve daralması sürecine katkıda bulunur. PubMed
  • Fibrin yapısı ve kalitesi değişebilir → Özellikle oksidatif stres veya kronik iltihap ortamlarında, fibrin lifleri normalden daha yoğun, ince ve daha zor çözünür olabilir. Bu tip “yoğun, sıkı fibrin pıhtıları” fibrinolize (yani pıhtının çözülmesine) daha dirençlidir. MDPI
  • Akut faz reaktanı → Fibrinojen, inflamasyon, enfeksiyon veya doku hasarı sırasında artar. Bu haliyle, yalnızca pıhtılaşma potansiyeli değil, vücuttaki stres ve kronik iltihabi durumu yansıtan bir biyobelirteç olarak da görev alır.

Bu nedenlerle, yüksek fibrinojen düzeyleri sadece ani pıhtı oluşumu riski değil; uzun vadede damar sertliği, kalp krizi, beyin damar tıkanıklığı (inme), periferik arter hastalığı gibi kronik kardiyovasküler sorunlarla da ilişkilendirilmiştir. PubMed

Fibrinojen Yüksekliği Neden Olur? Kimlerde Yükselir?

Fibrinojen düzeyini etkileyen pek çok faktör vardır:

  • İltihap, enfeksiyon ve doku hasarı: Fibrinojen bir akut faz proteini olduğu için, vücutta inflamasyon olduğunda karaciğer üretimi artar.
  • Kronik hastalıklar: Obezite, diyabet, metabolik sendrom gibi durumlar; sigara kullanımı, böbrek veya karaciğer hastalıkları, bazı kanser türleri — hepsi fibrinojen seviyesinde artışa neden olabilir.
  • Yaş, cinsiyet ve hormonal durum: Yaş ilerledikçe; kadınlarda gebelik, oral kontraseptif kullanımı veya menopoz sonrası dönemde fibrinojen artışı görülebilir. Türk Biyokimya Derneği
  • Sigara ve yaşam tarzı: Sigara, sedanter yaşam, kötü beslenme, kronik stres — tümü dolaşım sistemini ve iltihap düzeyini etkiler; bu da fibrinojen üretimini artırabilir.

Dolayısıyla, yüksek fibrinojen sadece genetik ya da sabit bir özellik değil; dinamik bir biyobelirteçtir. Bu, hem avantaj hem de risk barındırır: avantaj çünkü fibrinojen artışı acil durumlarda (yaralanma, ameliyat vb) hızlı pıhtılaşmayı sağlayarak kan kaybını önler; risk çünkü kronik yüksek düzeyler damar sağlığını uzun vadede tehdit eder.

Fibrinojen Düşük Olursa – Kanama Riski

Ters senaryoda, fibrinojen yeterince yoksa ya da yapısı bozuksa (disfibrinojenemi, hipofibrinojenemi, afibrinojenemi) ciddi kanama riski ortaya çıkar.

Bu durumlar sıklıkla:

  • Kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları,
  • Şiddetli karaciğer hastalıkları,
  • Yaygın damar içi koagülasyon (DIC) gibi yoğun koagülasyon-tüketim süreçleri,
  • Masif kanamalar ya da yoğun travmalar sonrası

gibi senaryolarda görülür.

Sonuç olarak, hem aşırı düşüklük hem de aşırı yükseklik — dengede duramayan bir sistem — ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bu da, fibrinojenin “altın hedef değil, altın denge” — iyi bir metaforla — “altın denge unsuru” olduğunu gösterir.

Fibrinojen Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler

Fibrinojen sadece pıhtı değil, damar duvarı ve inflamasyon için de önemli: Fibrinojen ve fibrin, damar duvarındaki hücrelerle etkileşip inflamasyonu uyarabilir, düz kas hücrelerini çoğaltabilir. PubMed

Oksidatif stres, fibrin yapısını değiştirir: Serbest oksijen radikalleri (ROS) fibrinojeni kimyasal olarak değiştirip daha yoğun, çözülmesi zor fibrin ağları oluşturabilir. Bu tip pıhtılar normalden daha kalıcıdır ve vasküler tıkanıklık riskini artırır. MDPI

Fibrin ağı sadece sert değil, esnektir — çelik iskelet değil fonksiyonel ağ: Fibrin lifleri, biyomekanik olarak esnek, gerginliğe dirençli bir yapıya sahiptir; bu da pıhtının kanama anında hem dayanıklı hem de damarı tıkamayacak kadar elastik olmasını sağlar. arXiv

Fibrinojen düzeyi arttığında, antikoagülan tedavilere direnç artabilir: Yüksek fibrinojen, kan pıhtılaşma ve damar sertliği yoluyla sadece tromboz riskini artırmakla kalmaz; aynı zamanda antikoagülan (kan sulandırıcı) tedavilerin etkinliğini de azaltabilir. Bu, özellikle kronik hastalıklarda, koruyucu tedavilerde göz önünde bulundurulmalıdır. PubMed

Fibrinojen ölçümü, yalnızca tromboz/kanama değil; genel sağlık durumu, inflamasyon ve kardiyovasküler risk değerlendirmesinde de kullanışlıdır: Bu yönüyle fibrinojen, “pıhtılaşma proteini” olmasının ötesinde, bir tür “sistemik sağlık biyobelirteci” rolü de üstlenir. PubMed

Klinik Önemi ve Neleri Takip Etmek Gerekir?

Fibrinojen seviyesi tek başına hastalık tanısı koydurmaz; ancak şu durumlarda ölçülmesi ve dikkatle yorumlanması gerekir:

  • Özellikle daha önceden kalp-damar hastalığı, diyabet, obezite, sigara veya kronik inflamasyon gibi risk faktörleri taşıyan kişilerde
  • Cerrahi öncesi ve sonrası dönemde — ağır kanamalar, travmalar veya büyük ameliyatlar
  • Tekrarlayan pıhtı olayları (derin ven trombozu, pulmoner emboli vb.) veya tersine, tekrarlayan kanamalar
  • Kronik karaciğer, böbrek hastalıkları, malign hastalıklar veya inflamatuvar hastalıklar varlığında

Bununla birlikte, yalnızca “yaş × 10 = normal fibrinojen” gibi pratik formüllerle değil; kişinin genel sağlık durumu, yaşı, cinsiyeti, mevcut hastalıkları ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak yorum yapılmalıdır.

Ayrıca, yüksek fibrinojen saptandığında tek çözüm mutlak antikoagülan vermek değil; yaşam tarzı değişiklikleri (sigara bırakma, kilo kontrolü, fiziksel aktivite, inflamasyonu azaltıcı beslenme) ve gerekirse doktor takibiyle riskler yönetilmelidir.

Fibrinojen — Kanın Sessiz Kahramanı, Aynı Zamanda Dikkat Edilmesi Gereken Bir Gösterge

Fibrinojen, kanın akışkanlığından pıhtı oluşturmasına, yara iyileşmesinden damar sağlığına kadar uzanan geniş bir etki yelpazesine sahiptir. Doğru seviyede olduğunda — pıhtı gerektiğinde hızlıca oluşturulur, damar bütünlüğü sağlanır, kanama durur. Ama dengesizlikte — ister çok düşük, ister çok yüksek olsun — sonuçları hem akut hem kronik, hem lokal hem sistemik olabilir.

Güncel bilimsel veriler, özellikle kronik yüksek fibrinojen düzeylerinin yalnızca pıhtı oluşumu riski değil; uzun vadede damar sertliği, kardiyovasküler hastalık, inme ve genel mortalite risk artışı ile güçlü bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymuştur. PubMed

Ayrıca fibrinojenin yalnızca koagülasyon sistemiyle değil — inflamasyon, oksidatif stres, damar endotel fonksiyonu gibi pek çok sistemle etkileşim içinde olması, onu “çok yönlü bir biyobelirteç” haline getirir. Bu yönüyle sağlıklı bireylerde önleyici tıbbın, risk gruplarında ise izlem ve koruyucu stratejilerin önemli bir parçasıdır.

Sonuç olarak; fibrinojen, “kanın yapışkanlığı”nı düzenleyen bir araç olmanın çok ötesinde, vücudun hem akut olaylarına — kanama, travma, cerrahi — hem de kronik hastalık süreçlerine ışık tutan, değerli ve hassas bir biyobelirteçtir. Onu tanımak, yalnızca pıhtı veya kanama riskini değil; genel damar sağlığını, inflamasyon durumunu ve yaşam tarzı risklerini kavramaya dair güçlü bir araçtır.

Özetle…
  • Fibrinojen, pıhtının “çelik iskeleti” olan fibrin için gereklidir.
  • Normal plazma düzeyi genellikle 200–400 mg/dL’dir; yaş, cinsiyet, inflamasyon gibi faktörlerle değişebilir.
  • Çok düşükse → kanama riski; çok yüksekse → tromboz, damar sertliği, kardiyovasküler hastalık riski artar.
  • Yüksek fibrinojen yalnızca pıhtılaşma ile değil; damar duvarı, inflamasyon ve kan viskozitesi üzerinden uzun vadeli etkilere sahiptir.
  • Fibrinojen düzeyini dikkatle izlemek, sadece kanama/pıhtı riski değil; genel damar sağlığı ve yaşam tarzı bilinci açısından da kritiktir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Damarlarda Nitrik Oksit’in İşi Ne?

Nitrik oksit (NO), bir gaz ve çok önemli fizyolojik rollere sahip serbest radikal olarak damarların endotel hücreleri tarafından L-argininin oksijenle reaksiyonuyla oluşur (ve birçok fizyolojik süreçte yer alan siklik guanozin monofosfatın (cGMP) aktivasyonu yoluyla) damalardaki düz kasların gevşemesini sağlayarak kan akışının artmasını ve kan basıncının düşmesini sağlar.

Nitrik oksidin önemini farklı bir açıdan değerlendirdiğimizde, kalp ve diyabet hastalarında, erektil disfonksiyonu olan kişilerde nitrik oksit üretiminin sınırlı olduğu bilinmelidir.

Endotel tabaka damarların iç yüzeyini kaplayarak, kalp damar sisteminin bütünlüğünü sağlar. Sağlam ve işlevsel olduğu sürece yeterli nitrik oksit (NO) üretimi yaparak kan akışının düzenlenmesinde rol oynayarak kalp damar hastalığı gelişme riskini ortadan kaldırır.

Endotel tabakada nitrik oksit üretiminin azalması aynı zamanda, endotel tabakanın fonksiyonlarında da azalmaya sebep olur. Endotel tabakasının fonksiyonlarının kaybından sonra yıllar içinde damarlarda gelişen yapısal değişiklikler kardiyovasküler risklerlerle ilişkilidir.

Dikkat edilmesi gereken en önemli husus kardiyovasküler hastalıkların gelişimine neden olan tüm risk faktörleri nitrik oksit üretimini bozmaktadır.

Nitrik Oksit Üretimi Yaş İlerledikçe Baskılanır

Nitrik Oksit ve diğer bir son ürün olan sitrüllin, L-arginin‘den Nitrik Oksit Sentaz (NOS) enzimi aracılığıyla sentezlenir.

L-arginin, yeterli endotelyal nitrik oksit üretiminin kaynağıdır. Sağlıklı genç bireylerde bu üretim yeterli iken yaşlandıkça L-arginin’den Nitrik Oksit Sentaz (NOS) nitrik oksit üretme yeteneği (yaklaşık %50) azalır.

20 yaşında sağlıklı bir yetişkinin kalp damarlarındaki Nitrik Oksit miktarı, 70 – 80 yaşlarına geldiğinde %75 den daha fazla azalır. Lakin Nitrik Oksit miktarını yeterli sınırlarda korumak ve doğal yollarla arttırmak mümkündür. Vücut C vitamini ve nitrat içeren bileşen parçalarından nitrik oksit üretir.

Nitrik Oksit Çok mu Gerekli?

Evet hem de çok gerekli…

Çünkü;

Damar endotelinde L-arginin’den Nitrik Oksit Sentaz (NOS) nitrik oksit üretimi ile;

  • Aterosklerozdan korur
  • Oksidatif stresten korur
  • İnflamasyonu engeller
  • Anti-enfeksiyöz etkilidir
  • Doğurganlı artar
  • Yara iyileşmesi hızlanır
  • Besin sindirimi ve emilimi artar
  • Yağsız doku kütlesini ve kahverengi yağ dokusu gelişimini artırır

Ayrıca

  • Metabolik sendromları (dislipidemi, obezite, diyabet ve hipertansiyon dahil) iyileştirmek
  • Erektil disfonksiyon
  • Orak hücre hastalığı
  • Kas distrofisi
  • Preeklampsi olan kişileri tedavisine destek olur.

Arterleri gevşeterek, kan basıncını düşürmek amacı ile L-arginin takviyeleri gelişi güzel kullanılabilmektedir. Lakin L-arginin gerçekten eksikliği olan kişiler haricinde takviye olarak alınması pek de gerekli değildir.

metabolik sendromları (dislipidemi, obezite, diyabet ve hipertansiyon dahil) iyileştirmek ve erektil disfonksiyon, orak hücre hastalığı, kas distrofisi ve preeklampsi olan kişileri tedavi etmek.

Sağlıklı vücut genel olarak ihtiyaç duyduğu tüm L-arginin’i üretir.

L-arginin kaynağı besinler

  • Fındık
  • Balık
  • Kırmızı et
  • Soya
  • Kepekli tahıllar
  • Fasulye
  • Süt ürünleri

Nitrik Oksit Vücutta Etkileri

  • Sistemik inflamasyonu azaltır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kan damarlarını genişleterek kan akışını artırır, kan basıncını düşürür ve kalp sağlığını iyileştirir.
  • Egzersiz ve kas performansını artırır. Egzersiz performansını artırmak için kırmızı pancar tüketin.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Merak edenler için özet Nitrik Oksit metabolizması 

Hem enzimatik (NOS yoluyla; majör yol) hem de enzimatik olmayan yolları içeren NO sentez yolunun şematik genel görünümü. L-arginin, NADPH ve oksijen varlığında NO ve sitrüline dönüştürülür.

NOS yolları aktiviteleri için temel kofaktörlere (BH4, FAD, FMN ve hem) bağlıdır; NOS1 ve NO3 de Ca 
2+ bağımlıdır.

Sitrülinden de novo arginin üretimi ASS ve ASL enzimlerini içerir. Diyet alımıyla değiştirilebilen potansiyel faktörler gri bir arka planla gösterilir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Travma ve enfeksiyonda nitrik oksidin rolü. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://jag.journalagent.com/travma/pdfs/UTD_10_3_149_159.pdf

⭐️⭐️ Nitrik oksitin kardiyovasküler hastalıklardaki rolü https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15722114/

⭐️⭐️ SAĞLIK VE HASTALIKTA NİTRİK OKSİT ÜRETİMİNİN DÜZENLENMESİ https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC2953417/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

İnflamasyon

Çalışanımızın vücuduna solunum yolu ile bir virüs aldığında veya işyerinde boğaz enfeksiyonu olan bir arkadaşının öksürüğünden damlacık yolu ile streptokok bakterisi girdiğinde ilk karşılayan Dentrik hücrelerdir. Bunlar Makrofaj hücrelerdir.

Çalışanımızın bağışıklık sistemi yeterli olduğu taktirde vücuduna giren bu bakteri veya virüsü dentrik hücreler (Makrofajlar) bunu fagosite ederek (yani balon gibi içine alarak) kan dolaşımına girmelerini engellerler. Dentrik hücreler (Makrofajlar) içine aldıkları virüs veya bakteri ile birlikte lenf kanalına girerler.

EK BİLGİ: Çalışanımızın vücudunda her insanda olduğu gibi iki dolaşım sistemi vardır. Kanı taşıyan dolaşım sistemi (Atar damarlar ve Toplar damarlar), lenf sıvısını (atık maddelerimizi) taşıyan lenfatik sistemdir.

Dentrik hücreler (Makrofajlar) içinde lenf kanalına giren virüs ve bakteri lenf düğümüne (nodu) getirilir ve CD4 ‘e sunulur. burada TH1, TH2 ve TH17  vs ile stokinler salgılanır… Bu sürece İmmünite (Bağışıklık)

CD4 hücreleri, bağışıklık sisteminde önemli bir rol oynayan beyaz kan hücreleridir. CD4 hücre sayınız, vücudunuzun patojenlere, enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı doğal savunma sistemi olan bağışıklık sisteminizin sağlığı hakkında size bir gösterge verir.

CD4 hücrelerine bazen T hücreleri, T lenfositleri veya yardımcı hücreler de denir.

Özetle olması gereken IgA güçlü tutulmalı, bağışıklık güçlü tutulmalı, Ajan/Patojen/Vücuda Zararlı Madde kana girmeden yok edilmeli. Aksi halde savaş vücudun içine taşar. Bilin ki savaş alanında iyi kötü her şey az veya çok zarar görür.

Çeşitli sebeplerle dentrik hücreler yetersiz kalır. Bu durumda kanda histamin (doğal bir aminoasit olarak bilinen histidinden türeyen, bağışıklık sistemi tarafından bazı beyaz kan hücrelerinden salınan bir madde) salınır.

Histamin, damar duvarını oluşturan endotel hücrelerinin (tuğla duvar benzeri bir görünün hayal edin) arasını açar.

Endotel hücreleri damarın içinden dışına geçişleri / kaçışları önleyecek sıkılıkta iken histamin vasıtası ile oluşan aralıklardan damar dışına sıvılar ve protein parçaları sızar. Bütün bunlarla beraber bir bağışıklık hücresi Nötrofil de damar dışına çıkar.

Nötrofil, dentrik hücrelerin gücünün yetmediği bakteriyi yok etmek için savaşır.

İnflamasyonun Tipik Bulguları

  1. Yanma – Isınma (Calor)
  2. Kızarıklık (Rubor)
  3. Şişlik (Tümor)
  4. Ağrı (Dolor)……………Oluşur.

Vücudumuz ilk başta Dentrik hücreler ile (Ajan/Patojen/Vücuda Zararlı Madde) fagosite edip lenf kanalına yollayabilseydi herhangi bir sorun olmayacaktı.

Lakin inflamasyon vücudumuz için korunma mekanizması olsa da süreç içinde vücuda zararlı sonuçlar meydana getirir.

Çünkü;

Nötrofil ile oluşan Akut İnflamasyon, adı üzerinde akut bir durumdur. Yani sürelidir, Birkaç günden birkaç haftaya sürse de sonlanır.

Asıl sorun Kronik İnflamasyondur.

Dendrik hücrelerimiz yeterli olmayınca histamin salınmış ve Nötrofiller devreye girmişti.

Peki ya Nötrofiller de etkisi – yetersiz kalırsa..???

Mucize gibi lakin onun da yedek planı var. Bu kez damar dışına monositler çıkmaya başlar. Monositler damar dışına çıktığı zaman makrofaj halini alıp bakteriyi fagosite eder (içine alıp parçalar), o da yetmezse B Lenfositler devreye girer. İşte bu durum kronik İnflamasyon’ dur.

Biyolojik etkenlerden Virüsler, Mantarlar, Bakteriler karşı savaş verdiğimizde akut veya kronik inflamasyon oluşur. Lakin vücudumuzun tek düşman grubu biyolojik etkenler değil maalesef.

İnlamasyona sebep olan pek çok sebep var. Savaşçı hücrelerimiz gücü yettiğince bunların hepsinin peşine düşer. Öldürdüğü veya yakaladığı her yerde inflamasyon oluşur.

  • Yediğimiz, içtiğimiz besinlerden gelen Pestisitler başta olmak üzere tarım ilaçları
  • Aşırı geçirgen bağırsaklardan geçen toksinler, bakteri parçaları, ağır metaller
  • Serbest oksijen radikalleri

Bir inflamasyon çeşidi de otoimmün durumdur. Vücuttaki antikor kendi dokusunu yabancı görüp saldırır.

  1. Hasimato / Hipotiroidi
  2. Tip-1 diyabet
  3. Ankilozan spondolit
  4. Graves
  5. Ülseratif kolit
  6. Crohn
  7. Vitiligo
  8. Lupus
  9. MS
  10. Romatoid artrit………..Gibi bir çok hastalıkta kronik inflamasyon var.

Histamin, damar içerisinde daima bir miktar bulunur. Gerekli yerlerde yoğunnlaşarak damarın duvarını aralar ve sıvılarla birlikte, Nötrofil, monosit vs dışarıya çıkar.

Maaleesef bazı insanlarda histamin gereğinden fazla bulunuyor her şeye endotel duvarlarını açar. Bu durumlarda bağışıklık sistemi çikolataya, fındığa, çimen polenine, ev tozuna, yumurtaya, çiçeğe, çileğe vb gibi aklınıza gelen bir çok farklı maddeye tepki veriyor. Vücut bu maddeleri yabancı görüyor.

Çalışanlarımız / insanlar da leblebi – şeker gibi antihistaminik ilaç kullanıyor. Bu ilaçlar damar içindeki histaminin bağlandığı reseptörü bloke ederek ve histamin bağlanmasını engelliyor, damar duvarı da açılmıyor.

Hiç kimsenin aklına gelmiyor mu?

İlaç yolu ile histamin’in bağlanmasını ilacın etki süresi boyunca bloke ettik de histamin halâ damarda ve yüksek miktarda kanda duruyor.

Leblebi gibi yuttuğunuz antihistaminik ilaçlarla (haplarla) sadece histamin’in bağlanmasını engelleyebilirsiniz. Normalde kanımızdaki histamini parçalayan DAO (Diamin oksidaz) isimli bir enzim var. Bazı insanlarda bu enzim eksik üretilir ve histamin yıkılamaz.

DAO (Diamin oksidaz) enzimini tablet olarak alabiliriz ya da bazı yöntemlerle DAO (Diamin oksidaz) enzimini artırabiliriz.

Hatırlayın…!!!

Nötrofil yetmezse

Monositler ve B lenfositler devreye girer kronik inflamasyon oluşur.

Sorun şu ki…

B Lenfositler krizi çözmek için dahil olduklarında özellikle enfeksiyon hastalıklarında ve antikoksidan eksikliğinde endotel hücrelerini (damar duvarı) parçalamaya başlar.

Kronik inflamasyon sebebiyle endotel hücrelerinde meydana gelen ve gelebilecek hasarı önlemek için Hesperidin gereklidir.

Hesperidin‘i daha önce yayınlamıştık. https://tetkik.com.tr/2024/09/23/hesperidin-p-vitamini/

İnflamasyon’un Tedavisi ve Önlemler

Tedavi ve Önlemleri önceden yayınlamıştık. https://tetkik.com.tr/2024/10/12/allerjiniz-var-ve-histamin-nedir-bilmiyor-musunuz/

SONUÇ

  1. İnflamasyonun bir çok otoimmun hastalıkla da bağlantısı mevcut.
  2. Gluten intoleransı, Histamin intoleransı, Laktoz intoleransı ve benzeri sorunları olanlarda %99 orannda başka hastalık da bulunur. Bu sebeple önce o hastalığı o hastalıkla beraber değerlendirmek gerekir.
  3. Gece yatağa her tok yatışınız size geçirgen bağırsak olarak geri dönecektir. Mutlaka akşam yemeğini oldukça erken yiyip sofradan doymadan kalkmalısınız. Gece aç uyumak gerekli. (Tok uyumak bir çok hastalığı tetikler)
  4. Hesperidin kullanımı endotel hasarları önler ve endoteli güçlendirir.
  5. Antioksidan yetersizliği toksin miktarını arttırıp inflamasyona neden olur. Glutatyon, Resveratrol gibi Antioksidanlar kullanmak gerekir.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Allerjiniz Var ve Histamin Nedir Bilmiyor musunuz? https://tetkik.com.tr/2024/10/12/allerjiniz-var-ve-histamin-nedir-bilmiyor-musunuz/

⭐️⭐️ Hesperidin https://tetkik.com.tr/2024/09/23/hesperidin-p-vitamini/

⭐️⭐️ Th1/Th2 hücreleri https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/10579123/

⭐️⭐️ Th1 ve Th2 hücreleri https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/11138626/

⭐️⭐️ İnsan hastalıklarında Th1 ve Th2 https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/8811042/

⭐️⭐️ Histamin intoleransı https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36931880/

⭐️⭐️ Histamin İntoleransı: Belirtiler, Tanı ve Ötesi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38674909/

⭐️⭐️ Histamin İntoleransı Bağırsakta Oluşur https://www.mdpi.com/2072-6643/13/4/1262

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için

Daha Fazla