Çalışanlarda Kıl kurdu

Çalışma hayatı içerisinde çalışanlarda sık görülür.

Kıl kurdu diğer adıyla bağırsak kurdu (Enterobius vermicularis), 5 ila 10 milimetre uzunluğunda, beyaz veya krem ​​renkli, literatürde enterobiasis olarak olarak bilinen ”kıl kurdu enfestasyonuna yol açan” bir parazittir.

BİLGİ: Çok hücreli asalakların oluşturduğu enfeksiyonlara enfestasyon denir. Tek hücrelilerin oluşturduklarına enfeksiyon denmektedir.

Çalışanlarda

  • Sinirlilik
  • Hazımsızlık
  • Ağızda salya artışı
  • İştahsızlık
  • Kaşıntı – allerji
  • Gaz artışı
  • Mide ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Huzursuzluk
  • Uyku

gibi müphem (belirsiz) şikayetlerle dolaylı iş gücü kayıplarına yol açar.

Aynı zamanda anal kaşıntı, vajinal kaşıntı, diş gıcırdatma gibi kişiyi ve çevresini huzursuz edebilecek sorunlar da oluşur.

Çalışanın işyeri hekimine müracat etmediği, teşhis ve tedavinin geciktiği, çalışanın bağışıklığının zayıf olduğu durumlarda nadir de olsa daha ciddi sorunlara yol açabilir.

  • Karın boşluğu ve üreme organlarında enfeksiyon: Özellikle kadınlarda olur. Kıl kurdu anüsten dışarı çıktığında kendisi ilerleyerek yada taharetlenme (dışkılama sonrası anal temizlik) sırasında vajinaya girebilir. Vajinada üremesi ve ilerlemesi ile rahme (uterusa) oradan fallop tüplerine (Rahimin her iki tarafından çıkan ve yumurtalıklarla rahimin bağlantısını sağlayan tüplere fallop tüpleri denilir) ve en sonuda da karın boşluğundan bu organların çevresine giderek vajinit, endometrit gibi enfestasyonlara neden olabilir.
  • İdrar yolu enfeksiyonları: Özellikle kadınlarda olur. Vajinal kıl kurdu yoğunluğu sebebi ile idrar yollarına geçen kıl kurtları idrar torbasına (mesaneye) giderek idrar yolu enfeksiyonuna (sistite) neden olabilir.
  • Kilo kaybı: Barsaklarda kıl kurdu miktarı çok arttığında (enfestasyon şiddetlendiğinde), kıl kurdu barsaklara gelen besin maddelerininin emilimini engellediği gibi besin maddelerini emerek çalışanlarda kilo kaybına neden olabilir.
  • Apandisit: Barsaklarda üreme ve ilerleme ile apendikse kadar geldiğinde apandisit (apendiks iltihabı) meydana gelebilir.
  • Cilt enfeksiyonu: Barsaklarda artan kıl kurtlarına karşı vücudun kan yoluyla tepki vermesi (histamin salınımı vb gibi) ile ciltte şiddetli kaşıntı meydana gelir. Kaşınmanın şiddetiyle kişini cildinde kendi kendine çizik ve yaralar oluşturması enfestasyon riskini artırır.

Yumurtalarını yuttuğunuzda onları alırsınız. Yumurtalar bağırsaklarınızın içinde çatlar. Kişi uyurken dişi kıl kurtları bağırsakları anüsten terk eder ve yakındaki deriye yumurta bırakır. Bu sebeple Kıl kurdu belirtileri arasında en sık görülen belirti anal bölgede oluşan kaşıntıdır. Kıl kurtları yumurtalarını gece bıraktıkları içi kaşıntı oluşumu geceleri daha sık gözlenir, bu durum uyumayı zorlaştırabilir.

Tıp literatüründe;Enterobiyazis” , ”Oksiyüriyazis” , ”Enterobius vermicularis” , ”Helmintik enfeksiyon” olarak isimlendirilirken halk dilinde de ”İplik kurdu” , ”Koltuk kurdu” olarak adlandırılır.

Kıl Kurdunun Bulaşma Yolları ve Bulaşmanın Önlenmesi 

Kıl kurdu ve özellikle yumurtaları temas yolu ile kişiden kişiye ve kişinin kendisinden yine kendisine bulaşır. Kişisel hijyenin ve kişisel bakımın hem bulaşma hem de tedavide çok önemli olduğu bir hastalıktır.

Kıl kurdu kolayca yayılır. Enfestasyona maruz kalan kişiler anüslerine dokunduklarında yumurtalar parmak uçlarına yapışır.

Oda sıcaklığında 2-3 hafta canlı kalabilir.

Kıl kurdu yumurtaları, doğrudan elleriyle veya kontamine olmuş giysiler (özellikle iç çamaşırları), yatak örtüleri, yiyecekler veya diğer eşyalar yoluyla olduğu gibi bulaşmış çarşafların silkelenmesi ile havaya saçılan yumurtaların ağız bölgesine ulaşarak bulaşması da mümkündür.

BİLGİ: Enfeksiyon / Enfestasyon etkeninin vücut yüzeyi, eşyalar veya su, gıda gibi maddeler üzerinde bulunması

Çalışanlar;

  • Gün içerisinde ellerini ağız içine, göze, kulaklarına sokmamalı – temas ettirmemelidir.
  • Tuvalet sonrası ellerini iyi yıkamalıdır.
  • Çalışma zamanı içerisinde iç çamaşırının içinde kalan vücut bölümlerine eliyle temas etmekten kaçınmalı aksi durumda elini herhangi bir yere sürmeden sabunla 3 dk yıkamalıdır.
  • Tırnaklar kısa tutmalı, tırnakları yemekten kaçınmalıdır.
  • Her gün duş almalı / banyo yapmalıdır.
  • İç çamaşırlarını her gün mutlaka değiştirmelidir.
  • Evlerinde pijama veya yerine giydikleri kıyafetleri düzenli olarak değiştirilmelidir.

Ayrıca;

  • Çalışma alanlarında yer ve diğer yüzey temizlikleri düzenli yapıllmalıdır.
  • Tüm iş kıyafetleri günlük olarak değiştirilmeli ve sık aralıklarla sıcak suda yıkanmalıdır.
Barsak içerisinde temsili kıl kurdu

Enfeksiyon çocuklarda daha sık görülür. Pek çok insanda hiçbir belirti görülmez.

Endoskopi sırasında görülen bir kıl kurdu (Enterobius vermicularis)

Çalışanın ailesinden bir kişiye kıl kurdu enfeksiyonu bulaştıysa, tüm aile fertlerine bulaşma şansı çok yüksektir. Aynı şekilde kişisel temas olan işyerlerinde çalışan bir kişide kıl kurdu enfestasyonu olduğunda yakın çevresinde olan çalışanlara bulaştırma ihtimali sebebi ile birlikte çalıştığı diğer kişilerin de işyeri hekim tarafında sağlık kontrolü ve gerekirse takip edilmesi önerilir.

ilaç tedavisine bireysel olarak geçilse de diğer aile fertleri ve çalışma arkadaşlarında kuluçka döneminde olabilir, bu yüzden tüm aile fertlerinde ve çalışma arkadaşlarında de kıl kurdu olduğunu varsayarak tedavi verilip verilmemesi gerektiğine işyeri hekimi karar vermelidir.

Çalışanlarda Kıl Kurdu Enfestasyonunun Belirtileri

  • Gece boyunca oluşan kaşıntı nedeniyle uyku zorluğu
  • Anüs çevresinde yoğun kaşıntı
  • Kaşıntı ve uyku bölünmesi nedeniyle sinirlilik
  • Anüs çevresinde sürekli kaşınma sonucu tahriş olan veya enfekte olan cilt
  • Genç kadın çalışanlarda vajinada tahriş veya rahatsızlık hissi (eğer yetişkin bir solucan anüs yerine vajinaya girerse)
  • İştahsızlık ve kilo kaybı (nadir görülür, ancak ciddi enfeksiyonlarda ortaya çıkabilir)

İşyeri hekiminiz revir imkanları (mikroskop ve gerekli solüsyonlar varsa) uygun ise yumurtaları bularak kıl kurdu enfeksiyonunu teşhis edebilir.

İşyeri hekiminiz bir bant testi yaptırmanızı isteyebilir. Bir parça selofan bant anüs çevresindeki cilde bastırılır ve çıkarılır.Bu, banyo yapmadan veya tuvaleti kullanmadan önce sabah yapılmalıdır çünkü banyo yapmak ve silmek yumurtaları çıkarabilir. İşyeri hekiminiz bandı bir slayda yapıştıracak ve mikroskop kullanarak yumurtaları arayacaktır.

Bu süreç genellikle resmi veya özel sağlık kuruluşları tarafından yürütülmektedir

Tedavi

Kıl kurdu tedavisi için kulanılan parazit ilaçları, kıl kurtlarını öldürmek için kullanılır (yumurtalarını değil). İşyeri hekiminiz sağlık durumunuz ve teşhis sürecindeki bulgularına göre gerek görürse ilaç önerecek veya reçete edecektir.

Kıl kurdu enfestasyonu olan çalışanın birlikte yaşadığı kişilerde de (birden fazla hane halkı üyesinin yada çalışma arkadaşlarının) enfestasyon olma olasılığı yüksektir, İşyeri hekimi gerek gördüğü durumlarda çalışanın tüm hane halkını / çalışma arkadaşlarını tedavi edebilir.

İlk doz tedavi süreci tamamlandıktan sonra genellikle 2 hafta sonra bir doz daha tekrarlanır. Bu, ilk tedaviden bitiminden sonrra yumurtadan çıkan kurtları tedavi eder.

Çalışanların Kıl Kurdu Enfestasyonu veya Yeniden Enfestasyonu Önlemek İçin Ne Yapılmalıdır?

  • Her gün uyandıktan sonra banyo yapmalıdır.
  • Pijamalarını ve çarşaflarını sık sık yıkammalı/yıkatmaıdır.
  • Özellikle banyoyu ve tuvaleti kullandıktan sonra ellerini düzenli olarak yıkamalıdır.
  • Yemeklerden önce ellerini yıkamalıdır.
  • İç çamaşırınızı her gün değiştirmelidir.
  • Tırnak yemekten kaçınmaıdır.
  • Anal bölgeye dokunmaktan kaşımaktan çizmekten kaçınmalıdır.
  • Tuvalet oturakları her gün temizlenmelidir.
  • Tırnakları kısa ve temiz tutmalıdırlar
  • Evlerinde tüm yatak çarşaflarını haftada iki kez yıkatmalıdırlar.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Hijyen Eğitimi Yönetmeliği Çerçevesinde İşyeri Hekimleri Neler Yapmalıdır?

İşyeri Hekimlerimiz,

Resmî Gazete Tarihi: 05.07.2013 Sayısı: 28698 Hijyen Eğitimi Yönetmeliği (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18552&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5) kapsamındaki iş yerlerinde çalışanların muayenelerini yaptıkları sırada, Yönetmeliğin 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrasının:

(a) bendindeki “Gıda ile taşınabilen bir hastalığı olan veya bu hastalığın taşıyıcısı durumundaki kişiler ile ishali bulunanlar.

hükmü ve

(b) bendindeki “Vücudun görünür kısımlarında açık/enfekte yara, deri enfeksiyonu ve benzeri halkta tiksintiye yol açabilecek deri lezyonları bulunanlar; cüzzam, frengi ve verem hastalığına yakalananlar.

hükmü ile

(c) bendindeki “30/5/2007 tarihli ve 26537 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans ve Kontrol Esasları Yönetmeliğinde (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=11347&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5) genel hatları ile yer alan, hijyen ilkelerine uyulmadığı durumlarda halk sağlığı açısından problem oluşturabilecek hastalığı bulunanlar.

hükmünü dikkate almalıdırlar.

Ayrıca

İşyeri Hekimleri Hijyen Yönetmeliğine konu olan sektör ve işlerde faaliyet gösteren firmalara yaptıkları ziyaretlerde 29.12.2012 tarih ve 28512 sayılı Resmî Gazete de yayınlanan İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği’nin (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16924&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5) 4. Maddesinin ( e ) bendi konusu olan ve 20.07.2013 tarih ve 28713 sayılı Resmî Gazete de yayınlanan İşyeri Hekimi Ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk Ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliği’ nin (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18615&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5.) 11. Maddesinin (4) bendi gereği de yükümlülüğü olan Onaylı Defter‘ e ” Hijyen Eğitimi Yönetmeliği’ne göre iş yerinde doğrudan hizmetin içinde olan tüm çalışanların hijyen eğitimi belgelerinin olması gerektiğini ve yükümlülükleri yerine getirmeyen işletmelerin hakkında 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282’nci maddesine göre işlem yapılacağını, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, durumu bu maddelere uygun bulunmayan çalışanların her biri ayrı ayrı aykırılıklar olarak değerlendirileceğini ve her birisi için cezai işlemler de ayrı ayrı uygulanacağını ” işveren ve/veya vekiline bildirimi özetle yazmalıdır.

NOT: ( 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 282. — Bu kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlar hakkında, kanunda ayrıca bir ceza hükmü gösterilmediği ve fiilleri Türk Ceza Kanu nunda daha ağır cezayı gerektirmediği takdirde 2 aya kadar hafif hapis ve 2024 yılı için 100 liradan 500 liraya kadar hafif para cezası verilir.)

Bu yazı görev, yetki ve sorumluluğa vakıf sayın meslektaşlarıma hatırlatma maksadı ile hazırlanmış olup, son kararın kendilerine ait olduğunun bilinciyle saygılarımızı sunarız.

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı. ve Eğitim Koordinatörü

Hijyen eğitimini firmamızdan alabilirsiniz.

Başvuru Mail: [email protected] Başvuru Tel: 0 530 568 42 75

Eğitim 8 saatliktir. Eğitim sonrasında verilen sertifika ömür boyu geçerli olup e-devlette kayıtlıdır. Sertifikanın kaybedilmesi halinde e-devletten yenisini kendiniz de çıkartılabilirsiniz.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Boyutlarını – Yerini – Yüksekliğini Nasıl Belirleyeceğiz – İş Sağlığı ve Güvenliği Levhaları

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında levhalar çoğu zaman “duvara asılan görseller” olarak algılanır. Oysa güvenlik işaretleri; hukuki, mühendislik ve davranış bilimlerinin kesişiminde yer alan, doğrudan risk yönetimi fonksiyonu olan teknik kontrol araçlarıdır.

Bir levhanın varlığı tek başına bir anlam ifade etmez. Asıl belirleyici olan; doğru risk için seçilmiş olması, doğru yere yerleştirilmesi, doğru boyutlandırılması, doğru sembol dilini kullanması ve işletme boyunca etkinliğinin korunmasıdır.

Sizlere özellikle; iş sağlığı ve güvenliği levhalarını yalnızca “yönetmelik gereği asılan objeler” olarak değil, tehlike iletişim sisteminin aktif bir bileşeni olarak ele almak ve bu bakış açısını hem hukuki hem de teknik temelleriyle desteklemek gerekliliğini vurgulamak isterim.

Bu yazıda; Türkiye’de yürürlükte olan mevzuatın bağlayıcı hükümlerini esas aldım; Lakin uygulamada sıkça karşılaşılan belirsizlikler için OSHA, ANSI ve ISO standartlarının ortaya koyduğu bilimsel ve mühendislik temelli yaklaşımlara da yer verdim.

Bu çalışmayı; sahada karar veren işverenler, iş güvenliği profesyonelleri, mühendisler ve denetim yapan otoriteler için yalnızca “ne asılmalı?” sorusuna değil, aynı zamanda “neden, nereye, ne büyüklükte ve hangi teknik gerekçeyle?” sorularına da net ve savunulabilir cevaplar üretmek amacıyla hazırlandım.

Türkiyedeki Hukuki Dayanaklar ve Uluslararası Referanslar

Türkiye mevzuatı

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünü ve işyerlerinde gerekli düzenlemeleri öngörür; işaretleme/uyarı sistemleri de bu çerçevenin parçasıdır.

Türkiye’de işyerlerinde kullanılacak sağlık ve güvenlik işaretlerinin asgari gerekliliklerini belirleyen Sağlık ve Güvenlik İşaretleri Yönetmeliği açık hükümler içerir: işaretlerin sınıflandırılması, renk/şekil ilkeleri, işaretlerin konulma yerleri, işaret boyutlarının “tehlike/engel büyüklüğü ile orantılı” olması gibi genel ilkeler burada tanımlıdır.

Uluslararası / ABD standartları

OSHA 1910.145: Specifications for accident prevention signs and tags — işaretlerin renk, tip ve bazı uygulama esasları (örn. DANGER/CAUTION/NOTICE renk, kontrast, ANSI renk tablolarına gönderme) hakkında bağlayıcı federal düzenlemedir; uygulama pratikleri için temel referans sağlar.

ISO 7010 ve ISO 3864 serisi: Piktogramların, renk ve şekil kombinasyonlarının, işaret düzenleme ilkelerinin uluslararası standardıdır; dil bağımsızlığı, piktogram kullanımı ve renk/şekil kurgusunu düzenler. Türkiye mevzuatı bu yaklaşımı esas alır/uygulamada referans alır.

ANSI Z535 serisi: İşaretlerin tasarım, renk, yazıboyu/okunabilirlik ve mesaj hiyerarşisi (signal word, mesaj paneli, ek açıklama) için detaylı kurallar sunar; özellikle okunabilirlik (letter height ↔ viewing distance) ve uyarı sözleri için pratik formüller içerir ve OSHA standartlarıyla ilişkilidir.

  1. İşveren; işyerindeki riskleri azaltmak için uygun işaretlemeyi sağlamak zorundadır — 6331 sayılı Kanun.
  2. İşaretlerin tür, renk, şekil ve konumu mevzuatta tanımlanan asgari kurallara uymalıdır — Sağlık ve Güvenlik İşaretleri Yönetmeliği.
  3. Renk/kod ve piktogram seçiminde ISO 7010 / ISO 3864 modelleri esas alınmalıdır (dil bağımsız iletişim).
  4. OSHA 1910.145, renklendirme ve temel teknik gereklilikler açısından uygulama rehberi olup ANSI referanslarıyla okunabilirlik kriterlerini belirtir.
  5. Levha ebatları ve harf büyüklükleri için “oranlama” (viewing distance ↔ letter height) yaklaşımı kullanılır; pratik formüller ANSI/ISO rehberlerinde yer alır. (ör. ANSI kılavuzları / pratik tablo referansları).
İşaret Türleri ve Her Birinin İşlevi

Türkiye Yönetmeliği ve ISO/OSHA sınıflandırması paraleldir.

Temel gruplar:

  1. Tehlike (Danger / Warning) işaretleri — yüksek veya ciddi yaralanma riski; kırmızı/siyah/beyaz veya sarı/ siyah kombinasyonları; piktogram + varsa kısa metin.
  2. Yasak/Prohibition işaretleri — yapılmaması gereken davranışlar; kırmızı çember / eğik çizgi + piktogram.
  3. Zorunlu/Mandatory işaretleri — yapılması gereken davranışlar (ör. KEPENK tak, KEPENK çıkar) — mavi daire + beyaz piktogram.
  4. Acil durum / Safe condition (emergency exit, toplanma noktası, ilkyardım vb.) — yeşil/beyaz, yönlendirici piktogramlar.
  5. Yangın ekipmanı işaretleri — kırmızı zemin, beyaz piktogram.

Her tip için piktogram önceliklidir (ISO 7010 prensibi): kısa metin ancak destekleyici olmalı; temel iletişim sembollerle sağlanmalıdır.

Yer Seçimi — Nerelere Asılmalı? Prensipler ve Uygulama)

Temel Prensipler (Mevzuat + İyi Uygulama):

İşaretler, işyeri içerisindeki tehlike/ameliyat yerlerini, kaçış yollarını, ilk yardım/yangın ekipmanlarını ve yasak/koruyucu davranışları açıkça göstermelidir. (Yönetmelik).

İşaretlerin gözüne takılma (salience) ilkesi: çalışanların normal görev sırasında refleksle görebileceği konuma asılmalıdır — çalışma hattının görüş hattı, geçitler, makine / tehlike noktasının doğrudan yakın çevresi. (ISO/ANSI/OSHA pratikleri).

Görüş hattı yüksekliği: Genelde göz seviyesine yakın, zemin +1,0–1,5 m aralığı (çalışma alanlarında) tercih edilir; acil durum yönlendirmeleri için ayrıca alt seviyede (diz hizası veya daha düşük) daha düşük konumlu levhalar da planlanmalıdır çünkü duman yükselmesine bağlı görüş azalması durumunda alçak işaretler tercih edilebilir. (Türkiye uygulama rehberleri / yerel kılavuzlar referansı).

Spesifik yer seçim kuralları

Makine tehlikeleri: makine koruma kapaklarına ve hareketli parçaların yakınlarına, operatörün durduğu/işi yaptığı yönden görülecek şekilde. (ISO/ANSI rehberi).

Yüksek riskli alan girişleri (hangarlar, depo girişleri vb.): giriş (kapı/turnike) üzerine ve yaklaşma mesafesinde daha büyük yönlendirici levhalar. (okunabilirlik gerekçesi).

Kaçış yolları: hem tavan/duvar seviyesinde hem de yer seviyesinde yönlendirme; acil durum ışıklı güdüm/ilave fotolüminesans tercih edilmeli. (ISO/OSHA önerileri).

Boyutlandırma (Ebatların Hesaplanması) — Kurallar, Formüller, Örnekler

Sağlık ve Güvenlik İşaretleri Yönetmeliği işaretlerin “engelin ya da tehlikeli bölgenin büyüklüğü ile orantılı” olması gerektiğini belirtir; ancak pratik, nicel formüller yönetmelikte sabit olarak verilmemektedir; bu nedenle okunabilirlik ve verimlilik için ANSI/ISO pratiklerinin benimsenmesi yaygın ve tavsiye edilen uygulamadır.

ANSI / ISO Pratik Yaklaşımı (Okunabilirlik Temelli Hesaplama)

  • ANSI/ANSI Z535 kılavuzları ve endüstri uygulamaları letter-height ↔ viewing-distance (yazı yüksekliği ↔ okunma mesafesi) ilişkisini kullanır. Farklı kaynaklarda küçük farklılıklar vardır; iki yaygın pratik yaklaşım:
    • ANSI (pratik kılavuzlara dayanan): yaklaşık 1 inç (25.4 mm) letter height ≈ 25 ft (≈7.62 m) görüş mesafesi (kaynaklarda 1 inç : 25 ft veya 1 inç : 25 ft gibi referanslar görülür; uygulamada koruyucu güvenlik payı bırakılmalıdır).
    • Yaygın saha uygulaması (daha muhafazakar): 1 inç ≈ 10 ft kuralını kullanan kaynaklar da vardır; bu, uzak görüş gerektiren açık depolar gibi yerlerde daha büyük harf önerisi demektir. (Saha uygulamaları/üretici kılavuzları).

Uygulama tavsiyem: Ülkemiz mevzuatının “orantılılık” ilkesini koruyarak, okunabilirlik hesabı için ANSI tabanlı hesap (1 inç letter per 25 ft) ile hesap yapıp, kritik/uzun-mesafe durumlarında (ör. depo, hangar) daha muhafazakar (1 inç : 10–20 ft) tasarrufu uygulamaktır.

Bu uygulama hem hukuki “orantılılık” ilkesine uyumlu hem de pratik görünürlük sağlar.

Hesap Örnekleri (Sayısal, Dönüştürülmüş):
(ANSI kuralı: letter_height_in_inches = viewing_distance_feet / 25)

Hesap adımları ve kesin dönüşümler (metrik gösterim ile):

  • 1 ft = 0.3048 m; 1 in = 25.4 mm.

Örnek hesap (sayısal doğruluk için):

  1. 5 m görüş mesafesi
    • 5 m = 16.4042 ft.
    • Letter height (in) = 16.4042 / 25 = 0.656168 in. ≈ 0.66 in = 16.7 mm.
    • Yani 5 m’den okunacak bir uyarı için yaklaşık 16–17 mm büyük harf yeterlidir.
  2. 10 m görüş mesafesi
    • 10 m = 32.8084 ft.
    • Letter height (in) = 32.8084 / 25 = 1.312336 in ≈ 1.31 in = 33.3 mm.
    • Yani 10 m için yaklaşık 33 mm harf yüksekliği planlanmalıdır.
  3. 25 m görüş mesafesi (ör. büyük depo içinde bir duvardan okunacaksa)
    • 25 m = 82.021 ft.
    • Letter height (in) = 82.021 / 25 = 3.28084 in ≈ 3.28 in = 83.3 mm.
    • Yani 25 m için ≈ 83 mm harf yüksekliği gereklidir.
  4. 50 m görüş mesafesi
    • 50 m = 164.042 ft.
    • Letter height (in) = 164.042 / 25 = 6.56168 in ≈ 6.56 in = 166.7 mm.
    • Yani çok uzak mesafeler için harf yüksekliği ≥ 160–170 mm planlanmalıdır.

Notlar ve uygulama uyarıları:

Bu formüller favorable viewing conditions (iyi aydınlatma, doğrudan bakış hattı, kontrast yüksek) için geçerlidir. Düşük aydınlatma, duman, parlama, uzak açılı bakış gibi durumlarda güvenlik katsayısı eklenmelidir (harf büyütülmeli).

Signal word (DANGER/CAUTION/NOTICE) başlığı genelde mesaj paneli yazı yüksekliğinin %50 daha büyük olmalıdır (ANSI tavsiyesi).

Renk, Kontrast, Piktogram ve Sembol Kullanımı — Teknik Kurallar

Renk kodu: ISO/ANSI/OSHA ortak şeması kullanılmalı: kırmızı (tehlike/durdur), sarı (uyarı), mavi (zorunlu), yeşil (güvenli durum/ilk yardım), kırmızı (yangın). OSHA, renk örneklemesini ANSI tablolarına referansla belirtir.

Kontrast: Arka plan ve yazı/piktogram arasında yüksek kontrast sağlanmalı (ör. sarı zemin ve siyah metin/piktogram). Malzeme yüzeyinin mat olması tercih edilir (yansımayı azaltmak için).

Piktogram: ISO 7010 kayıtlı piktogramları tercih edin; metin yalnızca destekleyici olmalı. Piktogramlar orijinal çizim oranlarında kullanılmalı; yeniden çizim veya düşük çözünürlükten kaynaklanan bozulma kabul edilemez.

Dil / çokdillilik: Çok etnisiteli işgücü varsa piktogram asıl, kısa açıklama ikinci sırada (yerel dil + gerekiyorsa İngilizce) olmalıdır. Piktograma ek metin koyarken kısa ve açık cümle tercih edin.

Malzeme, Üretim ve Çevre Koşulları

Malzeme seçimi: İç mekân için alüminyum/laminat/pvc vb. uzun ömürlü, UV dayanımlı materyaller; dış mekân için UV stabilize edilmiş, korozyona dayanıklı alüminyum veya kompozit paneller. Dış mekânda yansıtıcı (retroreflective) veya fotolüminesan (acil durum yönlendirme) malzeme tercih edilebilir.

Baskı/kalite: Renk toleransları ANSI/ISO standartlarına yakın olmalı; piktogramların netliği ve kenar doğruluğu kontrol edilmeli.

Montaj / mekanik dayanım: Vibrasyonlu makine kenarlarında sabitleme için ekstradan ankraj veya kilitli profile ihtiyaç vardır. Rüzgârlı dış ortamlarda vida + rondela + sızdırmazlık öngörün.

Aydınlatma, Retro-Reflectivity ve Gece/Görüş Kısıtı Durumları

Kaçış/exit işaretleri ve yönlendirme levhaları için acil durum aydınlatması veya fotolüminesans uygulanmalıdır. Duman gibi durumlarda yüksek konumlu işaretler görüşten kaybolabilir; bu nedenle çok seviyeli işaretleme (yüksek + alçak seviye) gereklidir.

Dış mekan/taşıma yolları için retro-reflective malzeme ile görünürlük gece ve düşük ışıkta sağlanmalıdır (ANSI/OSHA rehberleri).

Bakım, Denetim, Kayıt, Eğitim — İşletme Dönemi Gereklilikleri

Periyodik Kontrol ve Bakım

Tüm işaretlerin okunabilirliği/konumuna ilişkin periyodik (ör. yıllık veya yüksek riskli yerlerde altı aylık) denetimler kayıt altına alınmalı; soneklenen, solan, kırılan levhalar hemen değiştirilmeli. (Türkiye Yönetmeliği “uygunluk” ve işveren sorumluluğu çerçevesinde).

Kayıt / Rehber Doküman

İşaretleme envanteri (lokasyon, tip, boyut, tedarikçi, montaj tarihi) tutulmalı; acil durum planı ile işaret yerleşimi eşleştirilmeli. Bakım ve değişim kayıtları saklanmalıdır. (iyi uygulama).

Eğitim

İşçilere işaretlerin anlamı ve davranış beklentileri düzenli eğitimlerle aktarılmalı; yeni işe giriş eğitimleri ve yıllık tekrarlar zorunlu olmalıdır (6331 Kanunu çerçevesinde işverenin eğitim yükümlülüğü).

Denetim Noktaları — “Uygunluk Kontrol Listesi” (Pratik, İşletme İçi Denetim İçin)

Aşağıdaki liste, saha denetimlerinde kontrol edilecek asgari maddeleri sıralar:

  1. İşaretin tipi (tehlike/yasak/zorunlu/acil/yangın) doğru mu? (ISO/ yönetmelik uyumu).
  2. Renk ve kontrast uygun mu? (ANSI/OSHA renk tabloları referansı).
  3. Piktogram ISO 7010 uyumlu mu? Metin destekleyici ve kısa mı?
  4. Konum: göz düzeyi / iş akışı hattı / acil durum yolları dikkate alınmış mı? (1–1.5 m general kural; acil durum için ekstra alçak levha).
  5. Okunabilirlik: planlanan en uzak görüntü mesafesi için harf yüksekliği hesaplanmış ve uygulanmış mı? (hesap örnekleri kullanılarak doğrulama).
  6. Malzeme ve montaj sağlamlığı (vibrasyon, dış etkenler) kontrolü.
  7. Aydınlatma/retroreflectivity: gerektiğinde uygulanmış mı?
  8. Eğitim: işçiler işaretleri ve beklenen davranışı biliyor mu? Kayıtlar mevcut mu?
  9. Değişim/onarım geçmişi: bakım kayıtları var mı?
Türkiye Mevzuatı – Uygulama Örnekleri ve Uyum Doğrulama

Yönetmelik, işverenin sorumluluğunu vurgular ve işaretlerin yer, renk, şekil ve bakım esaslarını belirtir; uygulamada belirsizlik varsa (ör. harf büyüklüğü) uluslararası standart (ISO 7010/3864, ANSI) esas alınarak “uygunluk gerekçesi” düzenlenmelidir. Böylelikle denetim makamına karşı dayanaklı bir uygulama sunulur.

Örnek Uygulama Senaryosu — Depo/Üretim hattı
  1. Risk haritası çıkarın: Tehlike noktaları, kaçış yolları, ekipman yerleri, forklift yolları vs. (lokasyon bazlı).
  2. İşaret envanteri oluşturun: Tür, öncelik, önerilen yerleşim, gerekli harf yüksekliği (hesap).
  3. Okunabilirlik hesabı: Örneğin depo orta koridorundan duvardaki uyarı okunacaksa (25 m uzaklık) ≥ 83 mm harf uygulayın. (hesap örneği yukarıda).
  4. Malzeme seçimi + montaj tekniği: iç/dış, vibrasyon/koruma gereksinimi.
  5. Test basımı ve saha testi: Gerçek görüş mesafesinden görünürlüğü kontrol edin, düşük ışıkta test edin.
  6. Eğitim ve işbaşı onayı: Tüm personel bilgilendirilmeli; denetim kayıtları tutulmalı.
Uygulama Prensipleri
  • Hukuka uyum: 6331 sayılı Kanun ve Sağlık ve Güvenlik İşaretleri Yönetmeliği önceliklidir; bunlarda belirtilen “asgari gerekliliklere” uyun.
  • Uluslararası standartlarla bütünleştirin: ISO 7010/3864 ve OSHA/ANSI kılavuzları ile okunabilirlik ve piktogram tutarlılığı sağlayın.
  • Okunabilirlik ölçütü: Harf yüksekliğini görüş mesafesine göre hesaplayın; örnek hesaplamalar yukarıdadır; uzak/karmaşık ortamlarda muhafazakar tasarım benimseyin.
  • İşletme yönetimi: Bakım, kontrol ve eğitim kayıtlarını eksiksiz tutun; bu hususlar denetimlerde en çok sorgulanan alanlardır.

İş sağlığı ve güvenliği levhaları, doğru kurgulandığında pasif uyarılar değil; işletmenin risk hafızasını sürekli canlı tutan, davranışı yönlendiren ve kazayı daha ortaya çıkmadan kesen aktif kontrol katmanlarıdır. Yanlış konumlandırılmış, okunmayan, alışkanlık körlüğü yaratmış veya sahadaki gerçek riskle örtüşmeyen levhalar ise yalnızca görsel kalabalık üretir; hatta bazı durumlarda gerçek tehlikenin algılanmasını zayıflatarak riski büyütür.

Bu nedenle güvenlik işaretleri konusu; satın alma ya da estetik tercihler üzerinden değil, risk analizi, insan algısı, ergonomi, mevzuat ve mühendislik kriterleri üzerinden ele alınmalıdır. Boyutlandırma hesapları, yerleşim kararları, sembol seçimleri ve malzeme özellikleri; denetime cevap vermek için değil, sahada gerçekten işe yarayan bir tehlike iletişim sistemi kurmak için yapılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; levhalar kazayı önlemez, doğru tasarlanmış ve doğru yönetilen levhalar kazayı önler. Bu metinde ortaya konulan yaklaşımın temel hedefi; işletmelerde işaretlemeyi “tamamlanmış bir iş” değil, sürekli izlenen, ölçülen ve geliştirilen teknik bir süreç haline getirmektir. Gerçek güvenlik kültürü, duvara asılan levhalarla değil; o levhaların ne zaman, nerede ve nasıl algılandığını ciddiyetle yöneten sistemlerle inşa edilir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kan Şekeri

Kan şekeri, kanda taşınan glukoz miktarının ölçüldüğü değerdir.

Glukoz, vücudun ana enerji kaynağı olan ve metabolik süreçlerde kullanılan, tüketilen yiyecek ve içeceklerden elde edilerek kan dolaşımında yer alan bir karbonhidrat türüdür. 

Açlık Kan Şekeri

Günümüzde sağlıklı kişilerde genel kabul gören;

8 – 12 saat açlık sonrası kan şekerinin olması gereken değeri, ölçüldüğünde 70-100 mg/dl’dir ve Normal Açlık Kan Şekeri olarak adlandırılır.

**** 8 – 12 saat açlık sonrası ölçüldüğünde kan şekeri 60 mg/dl ve altında olduğu durum hipoglisemi (Düşük kan şekeri) olarak adlandırılır. Hipoglisemi kişinin hayatını tehlikeye düşüren ve acil müdahale edilmmesi gereken bir durumdur.

**** 8 – 12 saat açlık sonrası ölçüldüğünde kan şekeri 125 mg/dl’in üzerinde olduğu durum hiperglisemi (Yüksek şeker) olarak adlandırılır.

Kan Şekerinin miktarını belirtmek için kullanılan ölçü birimi : mg/dl = miligram/desilitre

Miligram (mg) : Bir gramın binde birine eşit ağırlık ölçüsü birimidir.

Desilitre (dl) : Bir litrenin onda birine eşit olan sıvı ölçü birimidir.

Tokluk Kan Şekeri

İdeal Tokluk Kan Şekeri değerinin tespit edilebilmesi için yemeğe başladıktan sonra 2 saat geçmesi gerekir. Yemekten sonra 2-3 saat aralığında yapılan tokluk kan şekeri ölçümü de geçerli sonuç verir.

Fakat yemekten 4 saat geçtikten sonra yapılan kan şekeri ölçümlerinde çıkan sonuçlar ile kişinin tokluk kan şekerini değerlendirilemez.

Günümüzde sağlıklı kişilerde genel kabul gören;

Yemekten 2 saat sonra ölçüldüğünde kan şekeri 70-140 mg/dl olması Normal Tokluk Kan Şekeri olarak kabul edilir.

**** Yemekten 2 saat sonra ölçüldüğünde kan şekeri 60 mg/dl ve altında olduğu durum hipoglisemi (Düşük kan şekeri) olarak adlandırılır.

**** Yemekten 2 saat sonra ölçüldüğünde kan şekeri 200 mg/dl’in üzerinde olduğu durum hiperglisemi (Yüksek şeker) olarak adlandırılır.

Sağlık kuruluşlarında şeker ölçümleri Biyokimya laboratuvarlarında çok daha hassas ve doğruluğu çok daha yüksek olarak ölçülmekte ise de günlük pratik uygulamalar için Glukometri aletleri kullanılır. Bu aletler de güvenilir öçümler yapmaktadır. Farklı firmalar tarafından üretilmiş çok sayıda çeşit mevcuttur.

Glukometre Cihazları İle Kan Şekeri Ölçümünde Dikkat Edilecek Hususlar

1. Kan Şekeri Ölçüm Zamanlaması Doğru Yapılmalıdır.

Kan şekeri birçok faktörden etkilenir. Bunlar;

A. Stres,

B. Egzersiz,

C. Beslenme durumu,

D. Seyahat,

E. Gece-gündüz gibi birçok çevresel ve fizyolojik faktörlerdir.

Bu sebeple gün boyunca farklı zamanlarda test yapmak idealdir. Testin yapıldığı saat ve saptanan değer birlikte kaydedilmelidir. Tedavi düzenlenmesi için gün içinde en az 4 değere ihtiyaç vardır.

2. Doğru Parmak Tercihi Yapılmalıdır.

İhmal edilen lakin kişinin sağlığı için çok önemli olan husus, kan şekeri ölçümünde her gün veya gün içerisinde tekrar eden ölçümlerde aynı parmak kullanılmamalıdır. Bu hata tekrar tekrar iğne batırılan parmakta ağrıya, yara oluşumuna hatta enfeksiyona neden olabilir. Diyabet (Şeker) hastası olanlarda yara iyileşmesi gecikebilir. Bu nedenle, kan şekeri testi için her iki elin farklı parmaklarını değiştirerek kullanmak en doğrusudur.

3. Her Test İçin Ayrı İğne Kullanılmalıdır

Kan şekerinin ölçümünde aynı iğneyi değiştirmeden tekrar kullanmak özellikle Diyabet (Şeker) hastalarında olmak üzere herkeste enfeksiyon olasılığını arttırır. Her ölçüm için ayrı iğne kullanmak ve her delme işleminden sonra atmak idealdir.

4. İğne Parmak Ucunda Yeterli Derinliğe Girmelidir.

Parmak ucundan ölçüm için gerekli ve yeterli miktar kan çıkmasını sağlamak için;

Lanset / Parmak delme iğnesi; kan şekeri ölçüm cihazları ile kan örneği almak için kullanılan ince, sivri bir iğneler veya ucu değiştirilebilir / iğne batma derinliği ayarlanabilir parmak delme kalemleri kullanılmaktadır.

Rutin uygulamalar için 2 mm iğne uçları yeterli olup farklı uzunlukta uçlar mevcuttur.

5. Ölçüm Öncesi Dezenfeksiyon Yapılmalıdır.

Ölçüm yapacak olan kişi de ölçümü yapılacak olan kişi de önce ellerini sabunla yıkamalıdır. Daha sonra ölçümü yapılacak kişinin iğne batırılacak olan parmağının enfeksiyonu olmadığına emin olduktan sonra parmak ucu dezenfekte (Kolonya, alkol, deri dezenfektanı vb gibi ile) edilir. Uygulanan dezenfektan sıvının buharlaşması için kısa bir süre beklenmelidir. (Üflenmemeli, silinmemelidir)

6. Kan Şekeri Seviyeleri Arasında Farklılıklar Olabilir

Evde veya sağlık kuruluşunda Glukometre ile ölçülen kan şekeri düzeyleri, sağlık kuruluşlarının laboratuvarlarında ölçülenlerden farklı olabilir. Bu durumu not alarak muhakkak hekiminize danışmalısınız.

7. Tokluk kan şekeri ölçümü

Tokluk kan şekeri testi, yemekten iki saat sonrası şeker seviyesini test ederken, sayım süresi yemeğin başlangıcından itibaren, ilk lokmanın alınması ile başlamalıdır. Yoksa çıkan değer hekiminiz için yanıltıcı olur.

Kan Şekeri Sonucun Değerlendirilmesi

Süreç içerisinde kişiler sınırlı ölçüllerde kan şekerlerinin takibini ve yorumunu yapabilir düzeye gelebilseler de kişi için değerlendirmenin kendisini takip eden hekim tarafından yapılması en doğrusudur.

Hekimin, kişinin diğer tahlil sonuçlarına, kişi ile yaptığı görüşme ile geçmişini ve soy geçmişini değerlendirmesini (anamnez), kişiyi görmesi – gözlemlemesi (İnspeksiyon), gerekli durumlarda fiziksel muayenesini yapması sonrası kan şekeri sonucunu yeterli yorumlayacağı da dikkate alınmalıdır.

İnsülin direncini şu şekilde şematize edilebilir

Daha çok karbonhidrat

Daha çok insülin

Daha çok insülin daha çok hipoglisemi

Daha çok hipoglisemi daha çok karbonhidrat

Daha çok karbonhidrat daha çok kilo

Daha çok kilo daha çok insülin

Daha çok insülin daha çok hipoglisemi atağı

Daha çok karbonhidrat daha çok

Yıllar sonra (5-10 yıl)

Diyabet

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.


Daha Fazla

Çimento Fabrikalarında B9 (Folat) Takibi İçin Sağlık Yönetim Sistemi Modeli

Sanayi toplumunun en önemli yapı taşlarından biri olan çimento fabrikaları, yoğun iş temposu ve zorlu çalışma koşullarıyla dikkat çeker. Bu koşullar altında çalışanların sağlığı yalnızca kişisel yaşamlarını değil, üretim güvenliğini ve iş sürekliliğini de doğrudan etkilemektedir. İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca koruyucu donanım ve teknik tedbirlerle sınırlı kalmamalı; beslenme, bağışıklık ve metabolik denge gibi hayati unsurları da kapsamalıdır.

B9 vitamini (folat), kan yapımından sinir sistemi işlevlerine, zihinsel performanstan yorgunluk yönetimine kadar birçok kritik biyolojik süreçte rol oynar. Çimento fabrikaları gibi tozlu, yüksek ısıya maruz kalınan ve yoğun efor gerektiren ortamlarda, çalışanların folat düzeylerinin düzenli olarak izlenmesi hem iş kazalarının önlenmesi hem de iş verimliliğinin artırılması açısından büyük önem taşır.

Bu çalışma, çimento fabrikalarında görev yapan çalışanların B9 vitamini düzeylerini izlemeye ve yönetmeye yönelik bütüncül bir sağlık yönetim sistemi modeli sunmayı amaçlamaktadır. Böylece, iş güvenliği kültürünün yalnızca sahadaki teknik önlemlerle değil, insan sağlığını merkeze alan bir anlayışla güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

1. Başlangıç Değerlendirmesi ve Veri Toplama

  • Tüm çalışanlardan yıllık periyodik sağlık muayenesi kapsamında B9 vitamini, B12 ve homosistein düzeylerini içeren kan tahlilleri alınır.
  • Çalışanların beslenme alışkanlıklarını anlamak için kısa bir beslenme anketi yapılır. (sebze, baklagil, tahıl tüketimi; fast-food alışkanlığı; gece vardiyası beslenme sorunları vb.)
  • Risk grupları (hamile kadın çalışanlar, genç işçiler, alkol kullananlar, yoğun vardiyalı çalışanlar) ayrı ayrı belirlenir.

2. Kantin ve Yemekhane Düzenlemeleri

  • Kantin menülerinde haftada en az 2 gün baklagil yemekleri (mercimek, nohut, kuru fasulye), her gün yeşil yapraklı sebze (ıspanak, brokoli, marul, roka) bulundurulması zorunlu hale getirilir.
  • Çalışanlara öğle yemeklerinde tam tahıllı ekmek, ara öğünlerde portakal, muz, ceviz gibi folat açısından zengin yiyecekler sunulur.
  • Yemekhane menülerinde “B9 dostu yemekler” etiketi konur; çalışan farkındalığı artırılır.

3. Vardiya Sistemine Uygun Beslenme Planı

  • Gece vardiyası çalışanlarına özel ara öğün paketleri hazırlanır. İçeriğinde haşlanmış yumurta, tam buğdaylı sandviç, yeşil sebze salatası ve kuru baklagil salataları bulunur.
  • Vardiya değişimlerinde işçilere, enerji düşüklüğünü önlemek için B9 yönünden zengin atıştırmalık kutuları (örneğin mercimekli börek, kuru üzüm-ceviz karışımı) dağıtılır.
  • Şekerli, gazlı içecekler yerine kantinde taze sıkılmış meyve suyu ve ayran teşvik edilir.

4. Eğitim ve Farkındalık Programı

  • Yıllık iş sağlığı güvenliği eğitimlerine “Beslenme ve İş Güvenliği” modülü eklenir. Burada B9 vitamininin dikkatsizlik, yorgunluk ve kazalarla ilişkisi basit örneklerle anlatılır.
  • Fabrika panolarına “B9 Güvenlik Köşesi” hazırlanır; afişlerle folat açısından zengin besinler tanıtılır.
  • Çalışanlara 3 ayda bir beslenme semineri verilir. Konu: “Bir tabak yemekle güvenliğinizi artırın.”

5. Takip ve Kontrol Mekanizması

  • Yıllık kan tahlilleri sonucu B9 düşük çıkan çalışanlar için bireysel beslenme planı yapılır.
  • Riskli çıkan çalışanlara ücretsiz veya düşük maliyetli folik asit takviyesi sağlanır.
  • İş yeri hekimi, her vardiyada kantin menüsünü denetler ve rapor düzenler.

6. İş Güvenliğiyle Doğrudan Bağlantı

  • Folat eksikliğinin yol açtığı yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve ruhsal dengesizlikler, “iş kazası riski” parametresi altında değerlendirilir.
  • B9 seviyesi düşük çıkan çalışanlarda, vardiya planlamasında yüksek riskli görevlerde görevlendirme yapılmaz.
  • İş güvenliği kurullarına “beslenme verileri” düzenli olarak raporlanır.

7. Yatırım Maliyeti ve İşverene Katkı

  • Sistemin yatırım maliyeti düşüktür: Ekstra birkaç sebze-baklagil menüsü, düzenli kan tahlili ve eğitim programları.
  • İşverene getirisi yüksektir: Daha az iş kazası, daha az devamsızlık, daha yüksek verimlilik, daha düşük sağlık harcaması.
  • Çimento Fabrikaları için bu sistem, “çalışan sağlığı odaklı beslenme güvenliği projesi” olarak prestij kazandırır.

Bu model; fabrika kantininden sağlık muayenelerine, vardiya düzeninden eğitimlere kadar entegre bir sistemdir. Çalışanın tabağındaki mercimek çorbası ile iş güvenliği arasında bağ kurar ve “B9 vitamini görünmeyen iş güvenliği kaskıdır” anlayışıyla hareket eder.

Çimento fabrikalarında iş güvenliği, yalnızca kask ve maskelerle değil; güçlü, dayanıklı ve sağlıklı bir çalışan kitlesiyle mümkündür. B9 vitamini, çalışanların yorgunluğa karşı direnç göstermesinde, zihinsel odaklarını korumalarında ve bağışıklıklarının güçlü kalmasında kritik rol oynamaktadır.

Bu nedenle folat takibi, iş sağlığı yönetim sistemlerinin tamamlayıcı bir unsuru olarak ele alınmalı; periyodik kontroller, beslenme destek programları ve farkındalık eğitimleriyle desteklenmelidir.

Unutulmamalıdır ki, iş güvenliği yalnızca makineleri değil, insanı da korumakla anlam kazanır. Çimento fabrikalarında uygulanacak B9 takibi temelli sağlık yönetim sistemi, hem çalışanların yaşam kalitesini yükseltecek hem de işletmenin sürdürülebilir güvenlik kültürünü güçlendirecektir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İşyerlerinde Gıda güvenliği

Gıda güvenliği, gıdanın kalitesini koruyan koşullar ve uygulamalar anlamına gelir. Bu uygulamalar kontaminasyonu ve gıda kaynaklı hastalıkları önler.

Çalıştıkları firmalarda gıda ile ilgili işler (Ahçı, çaycı, yemek servisi yapanlar, çay kahve vb gibi gıda servisi yapanlar) Hijyen Eğitimi Yönetmeliği gereğince Hijyen eğitimi alması ve aldığı eğitimi resmi olarak belgelendirmesi zorunludur. Hijyen Eğitim Yönetmeliğini okumak için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.(https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/07/20130705-3.htm)

Hijyen eğitimini firmamızdan alabilirsiniz.

Başvuru Mail: [email protected] Başvuru Tel: 0 530 568 42 75

Eğitim 8 saatliktir. Eğitim sonrasında verilen sertifika ömür boyu geçerli olup e-devlette kayıylıdır. Sertifikanın kaybedilmesi halinde e-devletten yenisini kendiniz de çıkartılabilirsiniz.

Hijyen Eğitimi ile ilgili yazımızı linke tıklayarak okuyabilirsiniz. (https://tetkik.com.tr/2024/08/19/hijyen-egitimi-zorunlulugu/)

Gıda güvenliği Neden Gerekli

Yiyecekler birçok farklı şekilde kirlenebilir. Bazı yiyecek ürünleri zaten bakteri veya parazit içerebilir. Bu mikroplar, yiyecek ürünleri düzgün bir şekilde işlenmezse paketleme işlemi sırasında yayılabilir. İşyerlerimizde yiyeceklerin uygunsuz şekilde pişirilmesi, hazırlanması veya saklanması da kirlenmeye neden olabilir.

Gıdaların doğru şekilde işlenmesi, depolanması ve hazırlanması gıda kaynaklı hastalık riskini büyük ölçüde azaltır. Bu sebeple öncelikli olarak işyerlerine gıda maddeleri satın alırken güvenli kaynaklardan satın alınmalı ve gıdanın gerektirdiği şekilde işyerine taşınması, depolanması sağlanmalıdır.

İşyerlerine Tüketilmek Üzere Alınan Gıda Kaynakları

Gıda maddelerinin hepsi kirlenebilir. Lakin bazı gıdalar yüksek risklidir. İlk sırralarda kırmızı etler, kümes hayvanları, yumurtalar, peynir, süt ürünleri, çiğ sebzeler ve çiğ balık veya kabuklu deniz ürünleri bulunur.

Gıda Güvenliğine Uyulmamasını Durumunda Oluşacak Durumlar

Gıda güvenliğine uyulmaması hastalıklara yol açabilir. Gıda kaynaklı oluşacak hastalıklar çok farklı belirtiler verir. İlk olarak mide sorunları veya mide rahatsızlığı, mide bulantısı, kusma ve/veya ishal gibi sorunlar oluşur. Gıda kaynaklı hastalıklar duruma gör şiddetli ve ölümcül olabilir. Özellikle yaşlı yetişkin çalışanlar, hamile çalışanlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış çalışanlar risk altındadır.

Gıda Güvenliği Önerileri

Firmanızda gıda/yemek bölümünde çalışanların ellerinde kesik veya yara varsa, yiyecekleri tutmak için uygun eldivenler giymeli veya yiyecek hazırlamaktan kaçınmalıdırlar. Bu bölümden sorumlu yöneticilerin devamlı kontrol altında tutmaları geereken önemli bir husustur. Gıda Güvenliğini sağllamak ve gıda kaynaklı hastalık riskini azaltmak için çalışanların ellerini doğru zamanda ve doğru şekilde yıkamaları sağlanmalıdır.

  • Herhangi bir gıdayı ellemeden önce ve sonra
  • Tuvaleti kullandıktan veya bez değiştirdikten sonra
  • Hayvanlara dokunduktan sonra tekrar gıdalara dokunmadan önce eller yıkanmalıdır.

Gıda maddelerinde çapraz bulaşma konusu sıklıkla gözden kaçırılır. Bu tür kirlenmeleri – bulaşmaları önlemek için yapılması gerekenler;

  • Tüm kesme tahtaları ve mutfak aletleri her gıda maddesi ile yapılan işlem sonrası sıcak su ve sabunla yıkanmalıdır.
  • Hazırlama sırasında et, kümes hayvanları ve deniz ürünleri diğer yiyeceklerden ayrılmalıdır.

Gıda güvenliğini sağlamak, bulaşma ve zehirlenme riskini azaltmak için yapılması gerekenler:

  • Yemek hazırlamadan veya servis etmeden önce ilgili kişi ellerini dikkatlice ve doğru şekilde yıkamalıdır.
  • Mutfak çalışanlarınız ellerini sık sık yıkamalı ve kullandıkları bezleri dikkatli bir şekilde atmalı, böylece bakteriler yiyecek hazırlanan yüzeylere yayılmaz.
  • Sadece temiz tabak ve çatal bıçak kullanılmalıdır.
  • Her yiyecek için farklı olan doğru sıcaklığı öğrenip yeteri kadar pişirilmelidir. Pişirilen gıdanın sıcaklığı en kalın noktadan bir iç termometre ile kontrol edilmeli, asla yüzeyden kontrol edilmemelidir.
  • Kümes hayvanları, tüm kıymalar ve tüm doldurulmuş etler 73,8°C iç sıcaklığa kadar pişirilmelidir.
  • Deniz ürünleri ve biftekler veya pirzolalar veya kırmızı et kızartmaları 62,7°C iç sıcaklığa kadar pişirilmelidir.
  • Artanları en az 73,8°C iç sıcaklığa kadar tekrar ısıtılmalıdır.
  • Çiğ kıyma, tavuk, yumurta ve balık servis edilmemeli ve yenmemeli.
  • Yumurtaları beyazı ve sarısı katılaşana kadar pişirilmelidir.
  • Balık opak görünmeli ve kolayca pul pul dökülmelidir.
  • Yiyecekler hemen buzdolabına koyulmalı veya dondurulmalıdır.
  • Yiyecekleri satın alındıktan sonra mümkün olan en kısa sürede doğru sıcaklıkta saklanmalıdır.
  • Alışveriş işleri bitirdikten sonra değil, işin başında yapılmalıdır.
  • Artanlar servis edildikten sonra 2 saat içinde buzdolabına konmalıdır.
  • Sıcak yiyecekler daha hızlı soğuyabilmeleri için geniş, düz kaplara koyulmalıdır.
  • Dondurulmuş yiyecekler çözülüp pişirilmeye hazır olana kadar dondurucuda tutulmalıdır.
  • Yiyecekleri buzdolabında veya soğuk akan suyun altında (ya da yiyecekler çözüldükten hemen sonra pişirilecekse mikrodalgada) çözülmelidir; yiyecekler asla oda sıcaklığında tezgahta çözülmemelidir. (Bu konu mikrodalganın gıdalar üzerindeki olumsuz etkileri olduğu görüşleri sebebi ile yaygın olarak uygulansa da şimdilik kesin bir uygulama olarak söylenemez)
  • Artan yemeklerin üzerine, hazırlandıkları ve saklandıkları tarihleri ​​açıkça belirten bir etiket yapıştırılmalıdır.
  • Alışılmadık bir kokusu veya tadı olan gıdaları kullanılmamalıdır.
  • Pişmiş et veya balığı, çiğ etin konulduğu tabağa veya kaba, iyice yıkamadan tekrar konmamalıdır.
  • Hiçbir yiyecekten küf kesilmemeli ve “güvenli” görünen kısımları yemeye veya servis edilemeye çalışılmamalıdır. (Küf, görebileceğinizden daha uzağa, yiyeceğe yayılabilir.)
  • Yiyecekler satın alınmadan önce de kirlenmiş olabilir. Bu sebeple satın alırken veya sipariş teslim alınırken kontrol edilmelidir.
  • Son kullanma tarihi geçmiş yiyeceklere, mühürleri bozulmuş paketlenmiş yiyeceklere veya şişkin veya çukurlu kutulara dikkat edin ve bunları satın alınmamalı veya KULLANILMAMALIDIR.
  • Olağandışı bir koku veya görünüme sahip veya bozulmuş bir tada sahip yiyecekleri KULLANILMAMALIDIR.
  • Evde hazıranmış konserve edilmiş yiyeceklerin temiz koşullarda hazırlandığından emin olmadan KULLANILMAMALIDIR. (Evde konserve edilmiş yiyecekler , ciddi bir gıda kaynaklı hastalık olan botulizmin en yaygın nedenidir)
  • Buzdolabının sıcaklığı 4,4°C’ye, dondurucunun sıcaklığı ise -17,7°C’ye ayarlanmalıdır.
  • Yenmeyecek yiyecekler hemen buzdolabına kaldırılmalıdır.

Firmanızda yemek sonrası hastalanan olduğunda aynı yemeği yemiş kişiler sorgulanmalı benzer şikayetleri olanlar var ise ilgili öğün veya yemeğe ait saklanmış numuneler derhal usulüne uygun olarak analize gönderilmelidir.

17 Aralık 2011 tarihinde 28145 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Gıda Ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmeliğin 41. maddesinde ”Gıda zehirlenmelerinde ya da zehirlenme şüphesi bulunan durumlarda zehirlenmeye neden olabilecek gıda ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerden alınan numunelere ait her türlü muayene ve analiz ücretleri dahil tüm masraflar ilgili faaliyetten sorumlu gerçek veya tüzel kişilerce ödenir” hükmü yer almaktadır. İlgili yönetmelik linki aşağıdadır. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/12/20111217-7.htm

5113 sayılı “Gıdanın Resmi Kontrolü ve İdari Yaptırımlar Prosedürü ile Gıda Zehirlenmesi veya şüpheli durumlarda gıdalarla ilgili uygulanacak usul ve esaslar İl Valilikleri koordinasyonunda İl Tarım Müdürlüklerinin yönetimindedir.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Sedef Hastalığı (Psoriasis)

Sedef Hastalığının Oluşma Mekanizması
Sedef hastalığı; Normalde her 26 – 28 günde düzenli olarak yenilenen insan cildinin (epidermisin) üst dokusunun daha kısa sürede yenilenmesi ve hücre/ dokuların üst üste binmesi ile meydana gelir.

Cilt 3 tabakadan oluşur. En üstte Epidermis, ortada Dermis, altta Hypidermis

En üst tabakadaki epidermiste hücrelerin yenilenmesi için birçok molekül var. Bunlardan biriside keratinositlerdir.

Sedef hastalığında; cildin dermis tabakasında bulunan keratinositlere vücudumuzun bağışıklık hücreleri (CD4T isimli T hücreleri) yabancı madde muamelesi yapıyor ve saldırıyor. Bu duruma karşı gelişen reaksiyon ile keratinositlerde aşırı bölünme ve çoğalma meydana geliyor. Üstteki epidermisin – keratinositlerin ömrü bitmeden alttan yenileri geliyor. Bunun sonucu olarak üstte pullu, döküntülü lezyonlar oluşuyor.

Bu günkü modern tıp bilimi olarak sedefin (psoriasis) patolojisini yani doku ve hücrelerdeki değişimi biliyoruz, lakin hastalığın sebebini ne yazık ki henüz bilmiyoruz.

Bağışıklık hücresi olan CD4T neden saldırır, stokinler neden salınır, bu hücreler sanki kanser gibi neden kontrolsüz bölünür sorularının bugün için net bir cevabı yok.

Sedef (Psoriasis) çok fazla sayıda sebebi olan bir hastalıktır.

Aşağıda yer alan örneklerin çoğunun kökeni aslında bir birine bağlıdır.
🔸”AĞIR STRES ” sedef hastalığına neden olur.
🔸Aşırı geçirgen bağırsaklar (toksinler) sedef hastalığına neden olur.
🔸Düşük D vitamini ve çinko sedef hastalığına neden olur.
🔸Bazı temizlik ürünleri (Deterjan, Sabun, Sampuan, Çamaşır Suyu vs.) sedef hastalığına neden olur.
🔸Fiziksel ve kimyasal travmalar (Köbner Fenomeni) sedef hastalığına neden olur.
🔸Tarım ilaçları ve böcek ilaçları sedef hastalığına neden olur.
🔸Lityum ve beta adrenejik blokör ilaçlar (Tansiyon, Aritmi, psikiyatrik ilaç) sedef hastalığına neden olur.
🔸Hipokalsemi (düşük kalsiyum ) “bu aynı zamanda düşük D vitamini demektir” sedef hastalığına neden olur.

NOT: Koebner fenomeni, bazı dermatolojin hastalıklarda görülen, travma sonrası hastalığa ait lezyonların ortaya çıkması olayıdır. Ters Koebner fenomeni ise deri lezyonlarının travmalar sonrasında kaybolması olayıdır.

1️⃣. Aşırı Geçirgen Bağırsakları olan bir kişide aslında barsaklardan emilmemesi gereken toksinler, ölen bakteri zarları, ağır metaller bağırsak duvarının geçirgen olması sebebi ile vücudun içine yani kana geçer. Bağışıklık sistemi vücuda ve dolayısı ile kana karışa istenmeyen maddelere karşı tepki verir ve yok etmeye çalışır.

🔸 Ölen bakterilerin zarlarında bulunan bazı maddeler (Proteinler vb gibi) ile vücudumuzdaki doku/hücre yapılarında yer alan bazı maddeler (Proteinler vb gibi) bir birine benzer.

🔸 Bakteri zarlarını düşman olarak işaretleyen moleküller keratinositleri de düşman olarak işaretliyor ve vücudumuzun koruyucu elemanları işaretlenmiş bakteri zarlarına saldırırken benzerlik sebebi ile yanlışlıkla işaretlenmiş olanlara da (keratinositlere) saldırıyorlar.

2️⃣. Annemi kaybettim sedef oldum, İşten çıkarıldıktan sonra sedef başladı, üniversite sınavına hazırlandığım dönem sedef başladı, boşandım sedef başladı…? Bunları sık sık duyarsınız

🔸Çünkü hepsi ağır stres içerir ve ağır stres bağırsak geçirgenliğini artırır (Aşırı Geçirgen Bağırsak)

3️⃣. Düşük kalsiyum sedefi tetikler. Eğer bağırsaklarda sorun varsa kalsiyum emilimi ve kan/serum düzeyi dengesizdir. (Kalsiyum, hücrelerin bölünmesinde görev alır. Hatırlayın: Sedef, tetikleyici sebeplerle deride fazladan hücre bölünmesidir)

4️⃣. D vitamini düşüklüğü sedefi tetikler. Kalsiyum bağırsaklardan D vitamini ile emilir. D vitamini yoksa kalsiyum da yoktur. D vitamini aynı zamanda cilt dokusundaki langerhans bağışıklık sistemi için hayati önemdedir.

NOT: Langerhans Hücreleri (LC), başlıca epidermiste, ayrıca bazı mukoza epitel- lerinde ve bağ dokusunda bulunan, makrofajlar gibi immünolojik güce sahip, kemik iliği kökenli özel dendritik hücrelerdir.

5️⃣. Bazı Deterjanlar, tarım ilaçları, böcek ilaçlarına da bağışıklık sisteminin tepkisi zaten kaçınılmazdır.

6️⃣. Lityum; tiroit bezine iyot girişini engeller ve hipotiroidiye neden olur. Aynı zamanda Anti-TPO artışına neden olur. Hipotiroidi aşırı geçirgen bağırsak sendromunu tetikler. Anti-TPO zaten bir antikor ve vücudunuzdaki bize ait dokuyu yabancı görüp saldırır.

🟠GÜNÜMÜZDE KULLANILAN KLASİK TEDAVİLER

1️⃣ Öncelikle Sedef hastalığını oluşturan sorun ne ?
➖Hücre dış ve iç etkenler (yukarıda anlatılan) sebebiyle kontrolsüz ve zamansız çoğalıyor. Bu çoğalmaya en son noktada sebep nedir ?

Cevap: CD4T (Bağışıklık Sisteminin Molekülü)

➖Günümüzde rutin tedavilerde siklosporin losyonu (Siklosporin bir mantar türünden elde edilen bağışıklık baskılayıcı ilaç) ya da kortikosteroid kremleri kullanılıyor İlaçlarla bağışıklığı baskılayalım ve CD4T’nin keratinositlere saldırmasını önleyelim. Saldırı olmayınca keratinositler çoğalmasın.

Bu tedavi şekli maalesef tavandan yere su damladığında sadece yerleri kurulamak gibi. Tavanı tamir etmediğimiz sürece yerler devamlı ıslanacak.

🔸Üst deride koruyucu langerhans hücreleri olduğunu yazmıştım. Bir yabancı, patojen, toksin görürse antijenleri (koruyucu -işareetleyici hücreleri) arttırır. Artan işaretleyiler vücudun kendi dokusunu da işaretler. Bu işaretli yabancıyı gören makrofaj hücresi de onu yok eder. siklosporin losyonu işte bu langerhans hücresini ve makrofajları baskılar.

Bu çözümün doğrucağı önemli bir de sorun var: Bu şekilde bağışıklığı baskılarsak vücut savunmasız kalır. Vücut savunmasız kaldığında hastalık yapıcı patojenler yolu ile riski artar, böbrek ve karaciğer zarar görür.

2️⃣ Bu süreçte pratik zeka ile düşüneceğimiz şu olur: Biz de keratinositlerin bölünüp çoğalmasını engelleriz. ÇOK DA MANTIKLI GİBİ DURUYOR.

Bu mantıklı düşüncemizebirbakalım;

➖Zaten kanser tedavisinde de aynısını yapmıyor muyuz? Kanser neydi ; kontrolsüz şekilde hücrelerin hızlıca bölünmesi.
➖Tamam işte olayı çözdük burada da bölünmeyi engelleriz ve sedef durur.

Ne ile durduracağız bölünmeyi ? Evet sizin de aklınıza ilk gelen METOTREKSAT ile..

METOTREKSAT ne yapıyordu? Hücre bölünmesinde S fazında devreye giriyor ve hücre bölünmesini engellyordu. Bazı kanser türlerinde de kullanılalan metotreksat, sedefte de haftada 10-25 mg arasında bir dozda kullanılır.

🔸Metotreksat bir FOLİK ASİT ANTAGONİSTİDİR…Bizim B9 diye bildigimiz vitaminin formu olan folik asit hücre bölünmesinde görev alır. Folik asitin hücrede görev yapması engellenince hücre bölünemiyor ve sedef duruyor…Harikayız!

Lakin hemen aklımıza geliveren birr durum var; Örneğin kemik iliğinde kırmızı kan hücresi, beyaz kan hücresi, hemoglobin ya da karaciğer hücresi üretilirkende B9 (folik asit) gerekli.

Metotreksat bütün HEPSİNİ ENGELLER….Zaten bildiğiniz gibi B9 eksikliği anemi sebebidir.
(Ve büyük yan etkisi kemik iliğini baskılamaktır),

Eveeet Kanser hastalarına kemoterapi veriyoruz ve tedavi sürecinin kişinin vücudunda ne kadar tahribat yaptığını görüyoruz. Şimdi de sedefte Metoteraksat kullandık…Kanser tedavisinden farkı ne?

Metoteraksat çok daha hafifi diyenler olacaktır. Fakat unutmayın tüm B9 (folik asit) sürecini bloke edeceğiz sedefi tedavi edebilmek için…Kullandığımız sürece semptomları baskılayacağız lakin B9 olmadığındaki sonuçlara katlanacağız.. Mümkün değil..

NE YAPALIM DA TEDAVİMİZ HASTAYA ZARAR VERMESİN..?

1️⃣ Yukarıda sedefin sebebi mekanizmada yazdığım önemli sebeplerden biri olan Bağırsak geçirgenliği mutlak surette engellenmeli – tedavi edilmeli.
🔸Öncelikle hastanın gıda alımı düzenlenmeli. (Diyeti belirlenmeli)

  1. Süt ve süt ürünleri,
  2. Gluten,
  3. Lektin,
  4. Laktoz,
  5. Histamin,
  6. IGF-1 içeren besinler,
  7. İşlenmiş gidalar(etler),
  8. Basit karbonhidratlar,
  9. Kızartmalar,
  10. Fazla meyve tüketimi TERK EDİLMELİ..

🔸Sofradan Her zaman doymadan kalkmalı ve gece AÇ yatılmalı.
🔸Yemekten önceki 30 dakikadan başlayarak, yemekte ve yemekten sonraki 15 dakika su içilmemeli.(mide asitini azaltır ve hem sindirim zorlaşır, hem vitamin mineral emilimi azalır, hemde bağırsak geçirgenliğine neden olur)
🔸Sıvı BENTONİT KİL (yenilebilir tip) ya da aktif kömür (karbon) destegi ile bağırsaktaki toksinler baglanıp atılmalı.

2️⃣ Ne yaparsak yapalım toksinler bağırsaktan geçtiğini veya bakteriyel, viral, fungal sebepli yabancı maddelerin kana geçtiğini yada başka hastalık için kullanılan ilaçların toksik etkilerinin oluştuğunu düşünelim.

🔸Bu durumla karşılştığımızda veya bu ihtimaller geliştiğinde bu toksi / yabancı maddeleri bağlamamız yani zararsız hale getirmemiz gerekiyor. Özellikle karaciğerde bu toksinler yok edilmeli ki vücudumuza yayılarak yukarıda belirttiğim ve başka hastalıklarda da yazacağım reaksiyonlar gelişmesin.
Bu durdurma / bağlama olayını antioksidanlar vasıtası ile yapabiliriz. En önemli iki antioksidanımız;
Glutatyon
Resveratrol

3️⃣ Endotel hasarlar

🔸Yukarıda mekanizmada ayrıntılı yazılı olduğu gibi Langerhans hücreleri antijen sunup patojeni işaretlediler. İşaretlenen hücrelere saldıracak olan bağışıklık hücrelerinden bazıları damarlardan dışarıya sızarak olay yerine gelir.
🔸Bağışıklık hücreleri sızarken endotel hücrelerine zarar verirler. Bu endotel hasarı önlenmelidir. Bunun için en güçlü endotel hasar onarıcı ve önleyici

Hesperidin (P Vitamini)

4️⃣ A vitamini formları

🔸Sedef lezyonlarını yok etmede bir A vitamini türü olan etretinat etkilidir. Keratinositlerin bölünmesinde fonksiyonu vardır FAKAT;
➖Yarılanma ömrü (yani vücutta kalma süresi – kandan atılma süresi) çok uzun olduğu için toksik etkiye neden olmaktadır (nörotoksik)
🔸Bu sebeple sedef hastalığında kar zara düşündüğümüzde kullanımı uygun değildir. Bunun yerine Asitresin formunda A vitamini kullanımı başlanmıştır. Ama maalesef ülkemizde şimdilik bu form yok….

🔸Bunun yerine şu anda kullanılabilecek olan, ülkemizde de bulunan
lutein& zeaksantin formu var

5️⃣. VİTAMİN D3
🔸 Keratinositlerde bölünmeyi baskılar. D3 vitamininin KALSİPOTRİOL formunda olan kremden günde 2 kez toplam 2 ay kullanılabilir.

6️⃣ ANTHRALİN MERHEM FORMÜLÜ
🔸 Salisilik asit, dithranol ve çinko oksit pastası(%10) şeklinde bir krem ile pullanma önlenir. Bu diğer tedavilerin hızını artırır. Çok çeşitli formlarda piyasada satıldığı için bunu ECZACINIZ’a söyleyin o size hazırlar ve piyasadakilerden daha etkili olur.

Majistral Formülü
📍Dithranol : 2 g
📍Salisilik asit: 0.5 g
📍Çinko oksit pastası: 100 g

🔸Sabah ve akşam sürülecek 30 dakika sonra ise yıkanacak bu krem sürekli vücutta durmayacak.

7️⃣. Sabun, deterjan kullanılmamalı. Uygun şampuanlar günlük temizliktede kullanılmamalı. Sabun ve deterjan sedefte zarar verir.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Gastroenterit (Akut Barsak Enfeksiyonları)

Öncelikle izahat için akut yani ani gelişen, kronik yani zaman içinde gelişen tanımlarını bilmeliyiz.

Kronik Gastroentritler genel olarak sindirim sistemi başta olmak üzere diğer sistem hastalıklarına eşlik eden çokdaha nadir bir durum olduğu için aşağıda bahsedilmeyecektir.

Konumuz Akut (Ani gelişen) gastroenteritler, mide ve bağırsakların enfeksiyon veya iltihaplanmasıyla (enflamasyonuyla) tetiklenen kısa süreli bir hastalıktır.

Gastroenterit asıl olarak ishal (diyare) ile seyrederken, ishale bulantı, kusma, ateş ve karın ağrısı eşlik edebilir.

İshal, bağırsak hareketlerinin artması, dışkı miktarının fazlalaşması ile günlük dışkı sayısının artması ve dışkı kıvamının bozularak yumuşak, sulu bir görünüm alması olarak tanımlanır.

Gastroenteritin birçok farklı nedeni olabilir:

  • Virüsler
  • Bakteriler
  • Parazitler
  • Kimyasallar
  • Belirli tepkiler ilaçlar ve yemek

Bulaşma ile Meydana gelen Gastroenteritler?

Akut gastroenteritler genellikle bir virus veya bakteri, daha nadir olarak da bir parazit içeren dışkı ile bulaşmış olan yiyeceklerin yenilmesiyle, su veya diğer içeceklerin içilmesiyle, etkenle temas etmiş kirli ellerin ağıza götürülmesi ile ortaya çıkar.

  1. Kişisel hijyenine dikkat etmeyenlerde hastalık kişiden kişiye de bulaşabilir.
  2. Hijyenik olmayan şartlarda hazırlanmış veya saklanmış yiyeceklerin tüketilmesi ile bulaşabilir.
  3. Kirli su, yıkama sırasında yiyeceklere hastalık etkenlerinin bulaşmasına neden olabilir.
  4. Kirli sulardan yakalanmış balık ve deniz ürünleri de akut gastroenteritler için kaynak olabilirler.

Gastroenterit Olduğumuzu Nasıl Anlarız?

Hastalığın etkeni ne olursa olsun tüm gastroenteritlerde ishal görülür.

Virüsler ile gelişen ishalde dışkıda kan görülmez iken bazı bakteriler kanlı, sümüksü bir ishale neden olur. Bazıları bakteriyel ishaller kansız, sulu veya su gibi dışkıya da yol açar. Akut gastroenteritlerde bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateş sık olarak gelişir.

İshal, kusma ve yüksek ateşe bağlı olarak dehidratasyon (vücudun aldığından daha fazla su kaybetmesi durumu) tablosu gelişebilir. Bazen bağırsakta gaz toplanması, baş ağrısı, halsizlik de görülür.

Dehidratasyon, bebekler ve küçük çocuklarda daha sık görülür. İshal, kusma ve ateş sonucu gelişen sıvı kaybı vücudun elektrolit (tuz ve mineral) dengesini de bozabilir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda birkaç saat içerisinde vücuttan aşırı sıvı kaybı olabilir.

Hafif dehidratasyon geliştiğini gösteren belirti hastanın susamış olmasıdır.

Vücuttan su kaybı arttıkça susuzluğa ek olarak dudak ve ağız kuruluğu, uykuya meyil, gözyaşında azalma veya gözyaşının gelmeyişi, göz kürelerinde çökme, nabızda hızlanma, el ve ayaklarda soğukluk, derin veya hızlı solunum, idrar miktarında azalma olabilir.

Ağır dehidratasyonda bunlara ek olarak dalgınlık, kan basıncında düşme, hiç idrar çıkarmama ve şok görülebilir.

Gastroenteritin Teşhisi Nasıl Konur?

Şikayetleri olan kişinin hastalık öyküsü (anamnezi) ve fizik muayene bulguları genellikle akut gastroenterit tanısı için yeterlidir. Kişinin şikayetlerinin ağırlığı ve fizik muayenesindeki bulgulara göre hekimler gerek gördükleri tetkikleri

Kişinin şikayetlerinin ağırlığı ve fizik muayenesindeki bulgulara göre hekimler gerek gördükleri (bazı bakteri ve parazitlerin oluşturduğu ishallerin tedavisinde antimikrobiyal ilaçların kullanılması gerektiğinden, hastalık etkeninin bu mikroplardan biri olabileceği düşünüldüğünde bunlara yönelik) dışkı tetkikleri ve diğer tetkikler yaptırabilir. Kanda tuz ve minerallerin düzeyine de bakılması gerekebilir.

En yaygın olarak yapılan tetkik direk gaita incelemesi ve gaita kültürüdür. Ayrıca serolojik testler, PCR, patolojik incelemeler, vb tetkikler de akut barsak enfeksiyonlarında tanı koymak amacıyla kullanılır.

Hasta numunesinde (gaita, idrar, kan, BOS, balgam, kusmuk, vb.) uygun laboratuvar yöntemleri ile yapılan inceleme sonucunda Akut barsak enfeksiyonuna neden olan etkenin (virüs, bakteri veya parazitin) saptanması ile tanı konur.

Gastroenteritin Tedavisi Nasıldır?

Akut gastroenteritlerin çoğu kendiliğinden düzelir. Tedavi genellikle belirtilere yönelik uygulanmaktadır.

Doktor tarafından uygun görüldüğü takdirde ve doktorun önerdiği şekilde ilaç kullanılmalıdır.

İshal kesici ilaçlar kullanılmamalıdır.

İshal düzelene kadar yağsız ve posasız gıdalarla ishal diyeti uygulanmalıdır ve hastanın ağızdan bol sıvı alması sağlanmalıdır. İshale bağlı gelişen sıvı ve tuz kaybı oldukça önem taşımaktadır.

İshal süresinde iştahsızlık sıktır. İshal belirtileri olan çocuklara sık aralıklarla besinler verilmelidir. İshalin erken döneminde çocuğun aç ve susuz bırakılmaması, alışık olduğu sıvı besinlerin alabildiği miktarlarda verilmesine devam edilmesi,  sıvı ve tuz kaybının gelişmesini önlemeye yeterlidir. Anne sütü alan bebeklerde emzirme devam ettirilmelidir. Büyük çocuklar ise alışık olduğu sıvı besinler ile beslemeye devam edilmelidir. Yoğurt, ayran gibi besinler besin değeri yüksek olan yağsız et, katı yumurta gibi besinler tercih edilmelidir. İshal durana kadar liften zengin besinler (fazla posa bırakan çiğ sebze ve meyveler) bağırsak hareketlerini arttırdığı için önerilmemektedir. Yağ emilimi bozulmamış olmasına karşın çok yağlı besinler bağırsaklardan geçişi hızlandırdığı için birkaç gün verilmemelidir.

Gastroenteritten Korunma Yolları Nelerdir?

El yıkama; akut gastroenterite yol açan mikropların bulaşmasını önleyen en önemli yöntemdir.

Kişisel korunma önlemi olarak;

Ellerinizi;

  1. Yemeklerden önce ve sonra,
  2. Yemeklerinizi hazırlamadan önce ve sonra
  3. Tuvaletten önce ve sonra,
  4. Bebeğinizin beslemeden önce, altını temizledikten önce ve sonra,daima sabunla, bol ve temiz su kullanarak yıkayınız.

Ellerinizi yıkarken her tarafını (ön ve arka parmak aralarını, tırnak içlerini ) iyice temizlediğine emin olana kadar yıkamaya özen gösteriniz.

Su Güvenliğiniz İçin;

  1. Mutlaka temiz su tüketiniz.
  2. Mümkünse resmi izinli ambalajlı su kullanınız.
  3. Bulunduğunuz bölgede kuyu suyu yada depo suyu kullanılıyorsa, klor kullanma talimatına uygun şekilde mutlaka suyunuzu  klorlayınız.
  4. Kaynağını bildiğiniz ve temizliğinden emin olduğunuz suları kullanınız.
  5. Zorunlu hallerde suyunuzu en az 10 dakika kaynatarak kullanınız.

Gıda Güvenliğiniz İçin;

  1. Tüm meyve ve sebzeleri tüketmeden hemen önce bol ve temiz su ile yıkayınız.
  2. İyice piştiğinden emin olduğunuz gıdaları tüketiniz.
  3. Pişirilmiş dahi olsa uygun şekilde saklanmayan gıdalarda mikrop üreyebileceğini unutmayınız, bu nedenle uygun şekilde saklanan gıdaları tüketiniz
  4. Açıkta satılan gıda maddelerini kesinlikle tüketmeyiniz.
  5. Kümes hayvanları, kasaplık hayvan etleri ve ürünleri tam olarak pişirdikten sonra tüketiniz.
  6. Pastörize edilmiş süt ve süt ürünleri kullanınız.

Unutulmamalıdır ki hasta kişiler, ishali düzeldikten sonra birkaç gün içinde de bulaştırıcı olabilir. Aile içinde hastalığın yayılımını önlenmek için hastanın kullandığı tabak, çatal, kaşık, bıçak temizlenmeden başkalarınca kullanılmamalı, hastanın özellikle dışkı ile temas etmiş kirli kıyafetleri sıcak su ile yıkanmalı, tuvalet klor içeren temizleyicilerle ya da çamaşır suyuyla temizlenmelidir.

Gastroenteritte Kimler Riskli Gruptadır?

Hastalıktan en çok kişisel temizlik kurallarına dikkat etmeyen, el yıkama alışkanlığı olmayan, yiyecekleri tüketmeden önce iyi yıkamayan ve yeterince pişirmeden yiyen, güvenli içme ve kullanma suyuna ulaşımın olmadığı toplum/kişiler ve çocuklar etkilenmektedir.

Akut ishal belirtileri göstermeleri durumunda hastaların; özellikle çocuk, yaşlı ve hamilelerin sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir.

Gastoenteritte İleri Düzey Bilgiler

Öyküde sorulması gerekenler

  1. Hastanın yaşı
  2. İshalin başlangıç zamanı ve süresi
  3. Dışkının özelliği (sulu, yumuşak veya kanlı)
  4. Dışkılama sıklığı ve miktarı
  5. Kusma olup olmadığı: Kusmanın sayısı ve süresi
  6. Ateş varlığı: Ateşe eşlik eden belirtiler (konvülziyon, yeni geçirilmiş sistemik infeksiyon)
  7. Karın ağrısı (kramp veya tenezm) varlığı: Karın ağrısının yeri, özelliği,
  8. İshalden önceki beslenme durumu (Özellikle çocuklar için) Yakın zamandaki gıda alımı (etken mikroorganizma kaynağı)
  9. Seyahat öyküsü
  10. İçme suyu kaynağı
  11. Hastalığın ortaya çıktığı yer (bakımevi, hastane)
  12. Meslek (çocuk veya yaşlı bakımevi çalışanı, çocuk servisi hemşiresi vb.)
  13. Ev hayvanı besleme
  14. Altta yatan hastalık varlığı: Diyabet, kalp, kronik akciğer hastalığı, kronik böbrek yetmezliği, HIV
  15. Kullanılan ilaç: Laksatif, antasit, proton pompa inhibitörü, kolşisin, antibiyotik, alkol, steroid
  16. Son idrar çıkarılan zaman (Dehidratasyon varsa)

Teşhis Algoritması

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Hijyen Eğitimi Zorunluluğu

Hijyen eğitimi; Yönetmelik ile belirlenmiş iş kollarında çalışanların, yaptıkları iş ile ilgili uymaları gereken hijyen kurallarını ve bu kuralları nasıl uygulayacaklarını öğrenmelerini sağlayan 8 saatlik bir eğitimdir.

Hijyen eğitimi alma zorunluluğu olan çalışanlar aşağıda ilgili maddesi verilen Hijyen Eğitimi Yönetmeliği ile belirlenmiştir.

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik aşağıda belirtilen iş kollarında çalışanları kapsar:

  1. Gıda üretim ve perakende iş yerlerinde çalışanlar,
  2. İnsani tüketim amaçlı sular ile doğal mineralli suların üretimini yapan iş yerlerinde çalışanlar,
  3. Kaplıca, hamam, sauna, berber, kuaför, dövme ve pirsing yapılan yerler, masaj ve güzellik salonları ve benzeri yerlerde çalışanlar,
  4. Otel, motel, pansiyon ve misafirhane gibi yerlerde çalışanlar,
  5. Komisyon tarafından hijyen eğitimi verilmesi uygun görülen diğer iş kollarında çalışanlar.

Hijyen eğitimini firmamızdan alabilirsiniz.

Başvuru Mail: [email protected] Başvuru Tel: 0 530 568 42 75

Eğitim 8 saatliktir. Eğitim sonrasında verilen sertifika ömür boyu geçerli olup e-devlette kayıtlıdır. Sertifikanın kaybedilmesi halinde e-devletten yenisini kendiniz de çıkartılabilirsiniz.

Resmî Gazete Tarihi: 05.07.2013 Sayısı: 28698 Hijyen Eğitimi Yönetmeliği linkte görebilirsiniz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18552&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

Hijyen Yönetmeliği gereği eğitim alma zorunluluğu olan çalışanlar 11.10.2011 tarihine kadar Portör Yönetmeliğine göre belirlenmiş zaman aralıklarında tahlillerini yaptırarak varsa işyeri hekimlerine yoksa ilgili bir hekime muayene olup tahlillerinin sonucuna göre çalışabilir onayı almaları zorunluluğu mevcuttu.

İş sağlığı ve Güvenliği – Halk Sağlığı kapsamında oldukça önemli olan bulaşıcı hastalıklar ve hastalıkların bulaşması hususunda en çok bilinen yasal düzenleme Portör Yönetmeliğidir. Maalesef az bilinen ise PORTÖR YÖNETMELİĞİ 11.10.2011. TARİHİNDE İPTAL edildiğidir. İptal edilen Portör Yönetmeliği hakkındaki yazımızı yandaki linkten okuyabilirsiniz. https://tetkik.com.tr/2024/08/15/things-you-can-do-to-refresh-your-home-this-weekend/

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.


Daha Fazla

Çalışanlara Tetanoz Aşılaması

TETANOZ TETANOS

Bir bakterinin ürettiği toksinlerin insan vücuduna girdikten sonra sinir sistemini tutarak, kas kasılmaları ile seyreden ve ölüme sebebiyet verebilen bir enfeksiyon hastalığıdır.

Dünya Sağllık Örgütü (WHO) verilerine göre bugün için tetanoz aşısında uygulanması gereken protokol şu şekildedir.

  1. Doz – koruyuculuğu olmadığı kabul edilir.
  2. Doz – ilk dozdan 1 ay sonra yapılır. 1-3 yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir.
  3. Doz – 2. Dozdan 6 (Altı) ay sonra yapılır. 10 (On) yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir.
  4. Doz – 3. Dozdan 10(On) Yıl sonra yapılır. 10 (On) yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir.
  5. Doz – 4. Dozdan 10(On) Yıl sonra yapılır. 10 (On) yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir.

Firmamız Tetkik Ortak Sağlık Güvenlik Birimi’nde (TETKİK OSGB) hizmet verdiğimiz firmalarımızı çalışanlarına tetanoz aşılaması ve takibinde kullandığımız Tetanoz Aşı Kartı aşağıdadır.

TETANOZ HAKKINDA İLERİ BİLGİLENDİRME

Tetanoz, Yunanca tetanos yani kasılma kelimesinden adını alır. Genel olarak toprakta yaşayan Clostridium tetani denen bir bakterinin insanın vücudu içerisinde ürettiği metalloproteaz tetanospazmin adı verilen toksinler tarafından ortaya çıkan kas kasılmaları ile karakterize olup enfeksiyonla seyreden bir sinir sistemi rahatsızlığıdır. (Bu toksin omurilik ve beyin köküne ulaştığında buradaki sinir hücrelerinin iletimini bozar. Bozulan iletim sonrasında kişide istemsiz kasılmalar gözlenir.)

Clostridium tetani bakterisinin inkübasyon süresi ortalama 8 gün olarak belirlenmiştir. Bu süre 3-21 gün arasında değişebilir.

Kasılma genellikle çene ve boyunda veya tüm bedende ortaya çıkabilir. Tetanoz aşılama vasıtasıyla önlenebilir. Fakat aşılama yapılmadığında ölümle sonuçlanabilecek ciddi bir hastalıktır.

Tetanoz Türleri Nelerdir?

Tetanozun sınıflandırıldığı ana türler arasında genelize ve lokalize tetanoz, neonatal tetanoz ve ksenobiyotik tetanoz bulunmaktadır.

  • Jeneralize (yaygınlaşmış) tetanoz: En sık gözlenen formdur ve hipertansiyon, taşikardi, terleme, çene kilitlenmesi gibi semptomlarla birlikte gözlenir.
  • Neonatal tetanoz: Yenidoğanlarda, özellikle göbek bağına steril olmayan uygulamalar yapılan kültürlerde, gözlenir. Yenidoğanlarda sinir hücreleri daha kısa olduğu için hastalığın inkübasyon süresi daha kısadır.
  • Sefalik tetanoz: Özellikle kafa travmalarından sonra gözlenen cinsidir. Kraniyal sinirleri tutabilir.
  • Lokal tetanoz: En az gözlenen tetanoz formudur. Sadece tek kas grubunda gözlenebilir. Daha sonra jeneralize tipe ilerleyebilir.

Tetanoz Nasıl Bulaşır?

Halk arasında tetanozun  sadece topraktan ve paslı demirden bulaştığı zannedilse de Clostridium tetani denen bir bakterinin insana bulaşma yolları genel olarak aşağıdaki gibidir;

  1. Kirli yaralanmalar (Tozlu – topraklı) genellikle kazalar, ateşli silah vs. ile meydana gelir
  2. Hayvan ısırıkları
  3. Vücudun geneline yayılmış yanıklar (donma/soğuk yanığı)
  4. Vücut bütünlüğünü bozan parçalı kırıklar, cerrahi yaralar
  5. Tetanoz bakterisi ille enfekte olmuş hayvan, haşare ısırığı
  6. Vücudun çeşitli yerlerine temas edip cildin bütünlüğünü bozan yabancı cisim batığı, yaralamaları
  7. Damardan madde kullanımı, dövme, piercing
  8. Enfeksiyon kapmış göbek kordonu
  9. İyileşmeyen yada bakımı kötü olan yaralar
  10. Ağız içinde meydana gelen özellikle diş enfeksiyonları

Yaralanmadan sonra veya diğer risk faktörleri ile karşı karşıya kalındıktan sonra tetanoz aşısı 72 saat içinde yaptırılmalıdır.

Tetanozun Belirtileri Nelerdir?

Tetanozun belirtileri arasında çiğneme kaslarında sertlik, boyun ve çene kaslarında kasılmalar, yutma güçlüğü ve genel kas spazmları bulunmaktadır.

  • Çene kaslarında sertlik ve sık kasılmalar hastaların ağzını açıp kapamada zorlanmasına ve yutmada zorluk yaşamasına neden olabilir.
  • Yutma güçlüğü yaşayan hastalar katı besinler alırken boğulma hissi yaşayabilir.
  • Boyun, ense, sırt kaslarında katılaşma-sertlik hissedilebilir.
  • Hastalar kas ağrılarından ve kasılmalarından şikayet eder. Bu ağrılar hareketi kısıtlar.
  • Kasılmalar esnasında hastalar istemsiz hareketler sergileyebilir.
  • Vücut sıcaklığında artışla ateş yükselebilir.
  • Hastalar aşırı terleme yaşayabilirler.
  • Tetanoz toksininin sinir sistemi tutulumu ile hastalarda huzursuzluk, irritabilite, endişe ve anksiyete gibi negatif psikolojik belirtiler gözlenebilir.

Tetanoz Tanısı Konulur?

Tanısal laboratuvar testleri yoktur. Hekim tarafından yapılan fiziki muayenede kaslardaki sertlik, spazm durumu ve ağrı değerlendirilir. Kişinin aşı olup olmadığı yakın zamanlı yaralanmaları sorgulanır. Takip edilmesi gerekir.

Tetanoz Aşısı Nedir? Tetanos Aşı

Tetanoz bakterisinin zararlı toksininin inaktive edilmiş halini içerir. Toksinlerin inaktif formuna toksoid denilir. Diğer bir deyişle tetanoz aşısı, tetanoz toksoidi içerir.

Yetişkinlerde Tetanoz Aşısı Nasıl Yapılır?

Daha önce aşılanıp aşılanmadığı bilinmeyen yetişkinlerde tetanoz aşılaması ise Td (erişkin tip difteri-tetanoz) aşısı şeklinde uygulanmaktadır. Aşı olmamış bireylerde aşılama şeması zamanlara bölünmüş 4 doz şeklindedir. Doz – koruyuculuğu olmadığı kabul edilir.

  1. Doz – koruyuculuğu olmadığı kabul edilir.
  2. Doz – ilk dozdan 1 ay sonra yapılır. 1-3 yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir.
  3. Doz – 2. Dozdan 6 (Altı) ay sonra yapılır. 10 (On) yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir.
  4. Doz – 3. Dozdan 10 (On) Yıl sonra yapılır. 10 (On) yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir.
  5. Doz – 4. Dozdan 10 (On) Yıl sonra yapılır. 10 (On) yıl koruyuculuğu olduğu kabul edilmektedir. Devamında 10 (On) yılda bir tekrarlanır.

Hamilelikte Tetanoz Aşısı

Hamileliğin herhangi bir aşamasında her dönemde yapılabilir fakat genel tercih 3.ayın bitiminden sonradır. Eğer anne adayının tetanoz aşıları aşı takvimine uygun olarak tam yapılmış ise ve son aşılanmanın üzerinden 10 yıldan az süre geçmişse gebelik sırasında tetanoz aşısı yapılması zaruri değildir.

Çocukluk Çağında Tetanoz Aşısı Nasıl Yapılır?

Tetanoz aşısı 6’lı kür şeklinde yıllara yayılarak yapılır.  İlk önce karma aşı olarak (DaBT-İPA-Hib) beşli şekilde 2,4,6. aylarda ve 18. ayda yapılmaktadır. Daha sonra aşı takviminde  48. ay ile 72. ay arasında (4-6 yaş arası) dörtlü karma aşı (DaBT-İPA) şeklinde bulunan bir devam dozu uygulanmaktadır. 13. yaşta da erişkin tip difteri-tetanoz (Td) aşısı olarak ayrı bir pekiştirme dozu uygulamada yer almaktadır.

Hamilelikte Tetanoz Aşısı Nasıl Uygulanır?

Daha önce hiç aşılanmamış veya son aşısının üzerinden 10 yılı aşkın zaman geçen hamilelerin gebelik döneminde en az iki doz tetanoz aşısı olmaları gerekmektedir. Gebelikte 1 ay arayla toplam 2 doz aşılama yapılır. Çoğunlukla 5 ve 6. aylar tercih edilmektedir. 2. doz doğum gerçekleşmeden 2 hafta önce mutlaka tamamlanmış olmalıdır. Eğer tamamlanamamış ise anne ve bebeğin tetanoz açısından risk altında olduğu bilinmeli doğum esnasında enfeksiyon riskine karşı ekstra hassas bir yaklaşımla temiz doğum şartları sağlanmalıdır. 2’li aşılamada son aşının yapılışından 6 ay sonra anne 1 doz daha aşılanır. Bu aşılama sürecinden sonra 1’er yıl arayla 1’er doz daha aşılama yapılarak toplam 5 doza tamamlanır.

Hamilelikte Tetanoz Aşısının Yan Etkileri Nelerdir?

Hamilelik esnasında anne adayı kirli bir metal ile kesilme veya diğer tetanoz bulaşma risklerinden biriyle karşı karşıya kalmış ise aşı ile beraber tetanoz immunglobulin uygulaması da tercih edilebilir.

Hamilelikte yapılan tetanoz aşısının yan etkileri normal zamanda yapılmış olan aşıların yan etkilerine benzerlik gösterir. Sadece anne adayının daha hassas olmasından kaynaklı yan etkiler normalden biraz daha yoğun gözlemlenebilir.

Tetanoz Aşısı Yan Etkileri

Tetanoz aşısı uygulandıktan sonra genellikle ciddi belirtiler gözlemlenmez.

Nadiren;

  • Hafif ateş
  • Eklem ve kas ağrıları
  • Bulantı
  • Yorgunluk
  • Genel hastalık hissiyatı, halsizlik hali
  • Enjeksiyon yerinde hassasiyet (kızarıklık, şişlik ya da kaşıntı)
  • Nadiren abartılı lokal deri reaksiyonları Bu reaksiyonlar genellikle omuzdan el bileğine dek yayılan ağrılı bir şişme şeklindedir.

Genellikle aşı yapıldıktan 2- 8 saat sonra başlar ve sıklıkla yetişkin insanlarda rastlanır.

Tetanoz Tedavisi

Tetanozun direkt bir tedavisi yoktur. Tetanoz olduğundan şüphelenilen. kişi en kısa zamanda sağlık kuruluşuna (Hastane vb gib) yatırılır. Hasta dış çevreden mümkün olduğunca izole şekilde sessiz ve karanlık bir odada izole edilir. Hastanın odası ses, ışık, hava akımı gibi hastanın kasılmalarını ve huzursuzluğunu tetikleyecek unsurların olmaması sağlanır. Solunum sıkıntısı oluşabileceği için hava yolu ve damar yolu desteği sağlanır. Ağızdan beslenme sonlandırılır damar yolu ile beslenir. Tetanoz kaynaklı kasılmaların (spazmların) vereceği zararı önlemek için hasta sedatize edilir.(yatıştırıcı – sakinleştirici verilir)

Tetanoz Tedavisinde İlaç 

Tetanoz tedavisi hastane şartlarında yapılır. Tetanoz bağışıklık globulin gibi tetanoz toksinine karşı antitoksin verilebilir. Antitoksin henüz sinir uçlarına bağlanmamış serbest toksinleri etkisiz hale getireceği için artık semptomlara sebep olan sinir dokusuna ulaşmış toksinlere etki edemez. Ayrıca tetanoz etkeni bakterilerle savaşmak ve üremelerini yavaşlatmak için oral veya enjeksiyon vasıtasıyla antibiyotik verilebilir. Bununla beraber tetanoz tanısı almış  bütün bireylere, durum teşhis edilir edilmez tetanoz aşısı ivedilikle yapılır.

T. C. Sağlık Bakanlığı Yetişkin Aşılama Bilgilendirme https://asi.saglik.gov.tr/asi/asi-kimlere-yapilir/liste/30-yeti%C5%9Fkin-a%C5%9F%C4%B1lama.html

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Tetanoz Aşılama Bilgilendirme https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/tetanus#:~:text=To%20be%20protected%20throughout%20life,3%20booster%20doses)%20of%20TTCV.

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla