Sadece Bir Baş Ağrısı Sanmıştı… — Bir Solvent Hikâyesi

Ali, 42 yaşında, iki çocuk babası bir oto boya ustasıydı. 17 yaşından beri bu işi yapıyordu. Elinde fırça, kafasında maske… Ama o maske çoğu zaman ya çenesindeydi ya da cebindeydi. “Usta, kokuya alıştım ben artık,” derdi, gururla.

Boya atölyesinde günlük işleyiş rutin gibiydi. Araba gelir, sökülür, zımparalanır, boyanır. Atölye dar, kapalıydı. Duvarda eski bir vantilatör döner ama pek işe yaramazdı. Herkes solvent kokusuna alışmıştı zaten. Gözler yanar, biraz baş döner, ama kimse aldırmazdı.Ali de öyleydi. Sanayide öksüren de çoktu o da öksürüyordu. Anlayacağınız ”Turp gibiydi”…

İlk sinyal 6 ay önce geldi. Akşamları eve gittiğinde sürekli başı ağrıyordu. Eşi, “Yine mi migren?” derdi. Oysa Ali’nin migreni yoktu. Lakin yine de farklı farklı ağrı kesicilerden çağre bulmaya çalışırdı. Zamanla midesi de bulanır oldu. “Herhalde akşam yemeğinden,” deyip geçiştirirdi. Ara sıra da bulantı için hap eklemeye başladı ağrı kesicilerin yanına..

Arada sağlık ocağına giderdi. Hekim sorduğunda şikayetlerini söylemez ”sadece ilaç yazdıracağım” diyerek geçiştirirdi.. Nede olsa arkadaşları hangi ilaçları kullanması gerektiğini söylüyorlardı. Gerçi her kafadan farklı ilaç adı geliyor ve hiç birinin de faydası olmuyordu da… Kimin umurunda… ilaç kullanmak yetiyordu ona.

Derken bir gün…

Boya kabininden çıktığında ayakta duramadı. Dizlerinin bağı çözüldü. Sedyeyle hastaneye götürüldü. Acilde oksijen verdiler. Doktor muayene ettikten sonra can alıcı soruyu sordu:

“İşyerinde hangi kimyasallarla çalışıyorsunuz?”

Cevap netti: Tiner, selülozik boya, asetat, çözücü maddeler…

Kan testinde solvent metabolitleri tespit edildi. Beyninde bazı sinir yolları hasar görmüştü. Karaciğer fonksiyon testleri normalin dışına taşmıştı.

Ali, taburcu olurken doktor şunu dedi:

“Bu kimyasallarla yıllarca önlem almadan çalışmak, vücudunu içeriden kemirmiş. Geri dönüşü olmayan bir sinir sistemi hasarın olabilir. Bundan sonra dikkatli olman yetmez, ortamın da düzelmesi şart.”

Atölyeye döndüğünde ilk iş maske takmak oldu lakin artık geç kalmıştı. Hafızasında boşluklar artmaya başladı. Öksürük desen geldi mi nefesini kesiyordu Cümle kurarken kelimeleri unutuyordu. Ayakta uzun süre duramıyor, sürekli halsiz hissediyordu.

Ali, sonunda işi bıraktı. Şimdi evde, düşük ışıklı bir odada günlerini geçiriyor. Çocukları büyürken onlarla oynamak istiyor ama bazen basit şeyleri bile hatırlayamıyor. Boyadığı arabaları hatırlıyor, ama oğlunun öğretmeninin adını unutuyor.

Ders Aldık mı?
  • Ali’nin işyerinde hiç ortam ölçümü yapılmamıştı.
  • Doğru havalandırma yoktu.
  • Maske takması teşvik edilmemişti.
  • Yıllık sağlık kontrolleri yapılmamıştı.

Bu çalışanı – Ali’yi yavaş yavaş, yıllar içinde sağlığından eden şey… Ne büyük bir kaza, ne bir patlama, ne de büyük bir ihmaldi.

Sadece… görünmeyen, sessiz bir düşman: Solvent buharı.

Ali gibi nice emekçi, solventlerle her gün burun buruna çalışıyor. Bu hikâye, bir kişinin değil, binlerce çalışanın ortak sessiz çığlığı olabilir. İşte bu yüzden önlem almak, ölçüm yapmak, eğitmek ve korumak lüks değil, bir insan hakkıdır.

İşyerinde görünmeyeni görmek, geleceği korumaktır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan insanlarımızı – çalışanlarımızı bilgilendirmek, sağlıklı ve bilinçli olarak ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Bilgisayar Oyunları Bizi Nasıl Trol’lüyor? – Küçük Gençlere

Sınıfta sessizlik vardı. Hatice öğretmen masasında gelecek dersin hazırlığını yapıyordu. Teneffüs bitmek üzereydi. Aziz ve Tibet, sıralarında heyecanla bir şeyler konuşuyorlardı. Sesleri biraz yükselince Hatice öğretmen başını kaldırdı.

“Aziz, Tibet… Bu kadar hararetle ne konuşuyorsunuz bakalım?” dedi gülümseyerek.

İkili birbirlerinin yüzüne baktı, sonra hafifçe başlarını öne eğdiler. Ardından bir ağızdan:

“Hatice öğretmenim… Bilgisayar oyunları beynimiz için neden zararlı?”

Tam o sırada zil çaldı. Teneffüste dışarıda olan öğrenciler sınıfa girmeye başladı. Hatice öğretmen ayağa kalktı, sınıfa döndü ve gülümsedi.

“Bu sorunun cevabını birlikte bulalım,” dedi. Sonra ellerini üç kez birbirine vurdu: şap! şap! şap!

Birden sınıf tahtasının önünde bir ışık parladı. Ardından sanki bir bulut gibi bir sis kapladı ortalığı. Öğrenciler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Sis hızla dağılırken, kahkahalar atan bir adam belirdi. Üzerinde rengârenk bir cübbe, başında parlayan bir gözlük vardı. Elinde bir baston tutuyordu. Bastonun ucundan minik yıldızlar çıkıyordu.

“Merhaba çocuklar!” dedi neşeyle. “Ben Profesör Deha! Beyin bilimcisi, hayal gezgini ve oyun dedektifi!”

Sınıf bir anda neşeyle doldu. Öğrenciler hem şaşkın hem meraklıydı.

“Profesör Deha!” dedi Hatice öğretmen. “Aziz ve Tibet’in çok güzel bir sorusu var. Bilgisayar oyunları beynimize zarar verir mi?”

Profesör bastonunu yere vurdu. “Harika bir soru! Ama cevabı anlatmak yetmez… Göstermek gerek!”

Sonra bastonunu havaya kaldırdı. “Hazır mısınız çocuklar? Beynin içine sihirli bir yolculuğa çıkıyoruz!”

Sınıf bir anda alkışlarla doldu. Öğrenciler sırayla ayağa kalktı. Profesör bastonunu salladı ve bir ışık hüzmesi tüm sınıfı sardı. Gözlerini açtıklarında kendilerini dev bir beyin odasında buldular. Her yer kıvrımlı, yumuşak ve hafifçe parlıyordu. Küçük elektrik kıvılcımları oradan oraya zıplıyordu.

“Vay canına!” dedi Tibet. “Burası… beynin içi mi?”

“Evet!” dedi Profesör. “Şu anda beynin içinde dolaşıyoruz. Burası düşünme, öğrenme, karar verme ve hayal kurma merkeziniz!”

Dikkat Merkezi – Prefrontal Korteks

Profesör bastonunu salladı. Bir anda sınıf, parlak bir bölgeye ışınlandı. Burada minik kıvılcımlar zıplıyor, renkli ışıklar yanıp sönüyordu.

“Burası prefrontal korteks,” dedi Profesör. “Yani beynin dikkat, karar verme ve plan yapma merkezi.”

Aziz parmağıyla bir bölgeyi gösterdi. “Orada bir şeyler zıplıyor!”

“Harika gözlem!” dedi Profesör. “Bu bölge, ders dinlerken, matematik problemi çözerken ya da bir arkadaşımızı dinlerken çalışır. Ama bilgisayar oyunları bu bölgeyi çok farklı şekilde etkiler.”

“Nasıl yani?” dedi Defne, merakla.

Profesör bastonunu salladı. Bir ekran belirdi. Ekranda bir çocuk bilgisayar başında oyun oynuyordu. Yanında bir saat vardı. Saatin ibresi hızla dönüyordu.

“Bakın,” dedi Profesör. “Bu çocuk günde 4 saat oyun oynuyor. Beyni sürekli hızlı kararlar vermeye, ani tepkiler göstermeye alışıyor. Ama okulda dikkatli dinlemesi, sabırlı olması gerekiyor. İşte bu yüzden oyunlar dikkat merkezini yorabiliyor.”

“Yani oyun oynayınca dikkatimiz azalıyor mu?” dedi Tibet.

“Eğer uzun süre oynarsanız evet,” dedi Profesör. “Ama kısa süreli, aralarda oynanan oyunlar zararlı değil. Sorun, beynin dinlenmeye ve farklı şeyler öğrenmeye zaman bulamaması.”

Aziz düşündü. “Yani oyun oynarken beynimiz bazı bölgeleri çok çalıştırıyor ama diğerleri dinlenemiyor mu?”

“Bravo!” dedi Profesör. “İşte tam olarak bu. Beyin bir orkestra gibidir. Her bölge birlikte çalışmalı. Ama bazı oyunlar sadece birkaç bölgeyi aşırı çalıştırır. Bu da dengeyi bozar.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Defne parmağını kaldırdı. “Oyunlar dikkatimizi azaltabilir.”

Tibet ekledi: “Beynimizin bazı bölgelerini çok çalıştırır, bazılarını ihmal eder.”

Aziz: “Ama oyunlar tamamen kötü değil. Dengeli olursa sorun olmaz!”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika özet! Şimdi bir sonraki durağımıza gidiyoruz: Hafıza merkezi!”

Hafıza Merkezi – Hipokampus

Profesör bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, kıvrımlı ve spiral gibi dönen bir bölgeye ışınlandı. Duvarlar kitap sayfaları gibi kıvrılıyor, havada minik bilgi parçacıkları uçuşuyordu.

“Burası hipokampus,” dedi Profesör Deha. “Beynin öğrenme ve hafıza merkezi. Yeni bilgileri burada saklarız, eski bilgileri buradan hatırlarız.”

Zehra şaşkınlıkla etrafa baktı. “Burası sanki bir kütüphane gibi!”

“Çok doğru,” dedi Profesör. “Ama bu kütüphane sessizliğe ve düzene ihtiyaç duyar. Eğer çok fazla gürültü, çok fazla uyarı olursa, kitaplar karışır, bilgiler unutulur.”

Tibet elini kaldırdı. “Ben bazen ders çalıştıktan sonra hemen oyun oynuyorum. Sonra öğrendiklerimi unutuyorum.”

“İşte bu tam da burada olan bir şey,” dedi Profesör. “Oyunlar çok hızlı, çok renkli ve çok uyarıcıdır. Beyin, yeni bilgileri saklamaya çalışırken birden oyun bombardımanına uğrar.

Sonuç: bilgiler kaybolur.”

Aziz düşündü. “Yani oyunlar hafızamızı silmiyor ama saklamamızı zorlaştırıyor mu?”

“Bravo!” dedi Profesör. “Aynen öyle. Özellikle uzun süreli oyunlar, beynin bilgi depolama sistemini yorar. Bu yüzden ders çalıştıktan sonra biraz dinlenmek, yürümek ya da kitap okumak hafızayı güçlendirir.”

Defne parmağını kaldırdı. “Peki oyun oynarken hiç öğrenemiyor muyuz?”

“Bazı oyunlar öğretici olabilir,” dedi Profesör. “Ama dikkatli seçilmeli. Zeka geliştirici, strateji içeren oyunlar hafızayı destekleyebilir. Ama aşırı hızlı, şiddetli ve sürekli tekrar eden oyunlar hafızayı zayıflatabilir.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Zehra: “Hafıza sessizliği sever.”

Tibet: “Oyunlar çok uyarıcı olursa bilgiler karışır.”

Aziz: “Ders sonrası oyun yerine dinlenmek daha iyi.”

Defne: “Bazı oyunlar faydalı olabilir ama dikkatli seçilmeli.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada duyguların merkezi var: Amigdala!”

Duyguların Merkezi – Amigdala

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, sıcak ve kıpır kıpır bir bölgeye ışınlandı. Burası daha karanlık, daha yoğun bir alandı. Duvarlar hafifçe titreşiyor, havada renkli dalgalar dolaşıyordu.

“Burası amigdala,” dedi Profesör. “Beynin duygularla ilgilenen bölgesi. Korktuğumuzda, sinirlendiğimizde, heyecanlandığımızda burası çalışır.”

Tibet etrafa bakındı. “Burası biraz gergin gibi…”

“Çünkü burası duyguların kalbi,” dedi Profesör. “Bilgisayar oyunları özellikle bu bölgeyi çok etkiler. Özellikle şiddet içeren, hızlı ve rekabetçi oyunlar.”

Aziz merakla sordu: “Nasıl etkiliyor peki?”

Profesör bastonunu salladı. Bir ekran belirdi. Ekranda bir çocuk, korku dolu bir oyun oynuyordu. Oyunda canavarlar, patlamalar, karanlık tüneller vardı. Çocuğun kalbi hızlı atıyor, gözleri büyümüş, nefesi hızlanmıştı.

“Bu çocuk şu anda çok heyecanlı,” dedi Profesör. “Ama aynı zamanda gergin. Amigdala aşırı çalışıyor. Bu durum sık sık olursa, çocuk gerçek hayatta da daha sinirli, daha sabırsız olabilir.”

Zehra düşündü. “Ben bazen oyun oynadıktan sonra kardeşime bağırıyorum. Sonra neden sinirlendiğimi bile bilmiyorum.”

“İşte bu tam da amigdalanın etkisi,” dedi Profesör. “Oyun sırasında yaşanan duygular, oyun bittikten sonra da devam edebilir. Beyin, gerçek ile sanalı ayırt etmekte zorlanabilir.”

Defne elini kaldırdı. “Ama bazı oyunlar çok eğlenceli. Gülüyoruz, eğleniyoruz. O zaman ne oluyor?”

“Eğlenceli oyunlar da amigdalayı çalıştırır,” dedi Profesör. “Ama olumlu duygularla. Yani korku yerine neşe, öfke yerine kahkaha. Bu yüzden oyun seçimi çok önemli.”

Aziz sordu: “Peki ne kadar oynamalıyız ki amigdala yorulmasın?”

Profesör gülümsedi. “Günde yarım saatten fazla oynarsanız, amigdala çok fazla uyarılır. Özellikle yatmadan önce oyun oynamak, duyguların sakinleşmesini zorlaştırır.”

Hatice öğretmen araya girdi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Oyunlar duygularımızı etkiler.”

Zehra: “Korku ve öfke oyunlardan sonra da kalabilir.”

Defne: “Eğlenceli oyunlar daha iyi ama yine de dikkatli olmalıyız.”

Aziz: “Yatmadan önce oyun oynamak iyi değil.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada hareket merkezi var: Motor korteks!”

Hareket Merkezi – Motor Korteks

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, geniş ve kıpır kıpır bir alana ışınlandı. Duvarlar sanki kas lifleri gibi dalgalanıyor, yerden minik titreşimler yükseliyordu. Her yerde hareket vardı: zıplayan sinyaller, koşan ışıklar, dönen daireler…

“Burası motor korteks,” dedi Profesör. “Yani beynin hareketleri yöneten bölgesi. Koşmak, yazmak, zıplamak, hatta gülmek bile buradan yönetilir.”

Tibet şaşkınlıkla etrafa baktı. “Burası çok canlı!”

“Çünkü bedenimiz sürekli hareket ediyor,” dedi Profesör. “Ama bilgisayar oyunları sırasında bedenimiz genellikle hareketsiz kalır. Beyin hareket sinyalleri göndermez çünkü kaslar kullanılmaz.”

Aziz düşündü. “Ama parmaklarımızla tuşlara basıyoruz. Bu da hareket değil mi?”

“Evet,” dedi Profesör. “Ama çok sınırlı bir hareket. Motor korteks, büyük kas gruplarını çalıştırmayı sever. Koşmak, zıplamak, yazmak gibi. Sadece parmaklarla oynamak, bu bölgeyi tembelleştirebilir.”

Zehra elini kaldırdı. “Ben bazen uzun süre oyun oynadıktan sonra kalkınca bacaklarım uyuşmuş oluyor.”

“İşte bu tam da burada yaşanan bir şey,” dedi Profesör. “Motor korteks yeterince sinyal göndermezse, kaslar zayıflar, koordinasyon bozulur. Uzun süre oturmak, bedenin doğal hareket ritmini bozar.”

Defne sordu: “Peki oyun oynarken hareket eden oyunlar var. Dans oyunları mesela. Onlar iyi mi?”

“Harika bir örnek!” dedi Profesör. “Dans, spor ve hareket gerektiren oyunlar motor korteksi çalıştırır. Bu tür oyunlar faydalı olabilir. Ama yine de denge önemli. Gerçek hareket, oyun hareketinden farklıdır.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Motor korteks hareketleri yönetir.”

Aziz: “Oyun oynarken bedenimiz çok az hareket eder.”

Zehra: “Uzun süre oturmak kasları tembelleştirir.”

Defne: “Hareketli oyunlar daha iyi ama gerçek hareket daha önemlidir.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada beynin en gizemli bölgesi var: Ödül sistemi!”

Ödül Sistemi – Nucleus Accumbens

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, rengârenk ışıklarla dolu bir bölgeye ışınlandı. Her yerde parlayan yıldızlar, zıplayan baloncuklar ve neşeyle dönen çarklar vardı. Ortam sanki bir lunapark gibiydi.

“Vay canına!” dedi Defne. “Burası çok eğlenceli!”

“Burası nucleus accumbens,” dedi Profesör. “Beynin ödül merkezi. Mutlu olduğumuzda, bir şeyi başardığımızda, bir sürprizle karşılaştığımızda burası çalışır.”

Tibet şaşkınlıkla etrafa baktı. “Ama burası oyun gibi!”

“Çünkü oyunlar tam da bu bölgeyi hedef alır,” dedi Profesör. “Her seviye geçildiğinde, her puan kazanıldığında, her ödül alındığında nucleus accumbens dopamin salgılar. Dopamin, ‘mutluluk kimyasalı’ olarak bilinir.”

Aziz merakla sordu: “Yani oyun oynarken mutlu oluyoruz çünkü dopamin salgılanıyor mu?”

“Kesinlikle!” dedi Profesör. “Ama dikkat! Eğer bu bölge çok sık uyarılırsa, beyin gerçek hayattaki ödülleri sıkıcı bulmaya başlar. Ödev bitirmek, kitap okumak, arkadaşla sohbet etmek… bunlar artık yeterince ‘eğlenceli’ gelmez.”

Zehra düşündü. “Ben bazen oyun oynamadığımda hiçbir şey yapmak istemiyorum. Her şey sıkıcı geliyor.”

“İşte bu nucleus accumbens’in aşırı uyarılmasıdır,” dedi Profesör. “Beyin sürekli yüksek dopamin ister. Bu da ‘bir tur daha oynayayım’ isteğini doğurur. Zamanla bağımlılık gelişebilir.”

Defne sordu: “Peki hiç mi oyun oynamamalıyız?”

“Hayır,” dedi Profesör. “Oyunlar eğlencelidir. Ama dengeli olmalı. Beyin, farklı ödülleri de tanımalı. Bir problemi çözmek, bir arkadaşına yardım etmek, bir hikâye yazmak… bunlar da dopamin salgılar. Ama daha doğal ve kalıcı şekilde.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Oyunlar dopamin salgılar, bu da bizi mutlu eder.”

Aziz: “Ama çok fazla olursa gerçek hayat sıkıcı gelir.”

Zehra: “Oyun bağımlılığı nucleus accumbens’le ilgilidir.”

Defne: “Farklı ödüller de mutluluk verir, sadece oyun değil.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi sırada görsel dikkat merkezi var: Oksipital lob!”

Görsel Dikkat Merkezi – Oksipital Lob

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, ışıklarla dolu bir tünelin içine ışınlandı. Duvarlar ekran gibi parlıyordu. Renkler sürekli değişiyor, şekiller dönüyor, bazıları hızla kayboluyordu.

“Burası oksipital lob,” dedi Profesör. “Beynin görsel dikkat merkezi. Gördüğümüz her şey burada işlenir: renkler, şekiller, hareketler, yazılar…”

Aziz gözlerini kısarak etrafa baktı. “Burası biraz yorucu gibi…”

“Çünkü çok fazla görsel uyarı var,” dedi Profesör. “Bilgisayar oyunları özellikle bu bölgeyi çok çalıştırır. Sürekli değişen sahneler, parlayan efektler, hızlı geçişler… Oksipital lob hiç durmadan çalışır.”

Tibet sordu: “Bu kötü mü peki?”

“Fazlası zararlı olabilir,” dedi Profesör. “Bu bölge çok yorulursa, dikkat süresi kısalır. Gözler çabuk yorulur. Gerçek hayattaki daha yavaş görüntüler sıkıcı gelmeye başlar.”

Zehra düşündü. “Ben bazen ders kitabına bakarken hemen sıkılıyorum. Ama oyunda saatlerce ekrana bakabiliyorum.”

“İşte bu tam da burada yaşanan bir durum,” dedi Profesör. “Oyunlar çok hızlı ve parlak olduğu için beyin buna alışır. Sonra kitap sayfası ona ‘yavaş’ gelir. Bu da odaklanmayı zorlaştırır.”

Defne elini kaldırdı. “Peki gözlerimiz zarar görür mü?”

“Evet,” dedi Profesör. “Uzun süre ekrana bakmak göz kuruluğuna, baş ağrısına ve görsel yorgunluğa neden olabilir. Özellikle karanlıkta oyun oynamak daha da zararlıdır.”

Aziz sordu: “Ne yapmalıyız peki?”

“Her 30 dakikada bir 5 dakika ara vermek iyi bir başlangıç,” dedi Profesör. “Gözleri dinlendirmek, uzağa bakmak, biraz yürümek… Oksipital lobun nefes almasını sağlar.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Tibet: “Oyunlar görsel dikkat merkezini çok çalıştırır.”

Zehra: “Kitaplar sıkıcı gelmeye başlayabilir.”

Defne: “Gözlerimiz yorulabilir, başımız ağrıyabilir.”

Aziz: “Ara vermek ve uzağa bakmak iyi gelir.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi son durağımıza gidiyoruz: Uyku düzeni merkezi – Pineal bez!”

Uyku Düzeni – Pineal Bez

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. Bir anda sınıf, loş ve huzurlu bir ortama ışınlandı. Duvarlar yumuşak mor ışıklarla parlıyor, havada minik yıldızlar süzülüyordu. Ortam sessizdi, sanki herkes uyuyormuş gibi…

“Burası pineal bez,” dedi Profesör. “Beynin uyku düzenini kontrol eden bölgesi. Melatonin adlı bir hormon salgılar. Bu hormon, gece geldiğinde bizi uykulu yapar.”

Zehra gözlerini ovuşturdu. “Burası beni uykulu yaptı bile…”

“Çünkü burası geceyi sever,” dedi Profesör. “Ama bilgisayar oyunları, özellikle gece oynandığında bu bölgeyi şaşırtır.”

Tibet sordu: “Nasıl yani?”

Profesör bastonunu salladı. Bir ekran belirdi. Ekranda bir çocuk gece yatağında, elinde tabletle oyun oynuyordu. Ekran çok parlaktı. Çocuğun gözleri açık, ama vücudu yorgundu.

“Bakın,” dedi Profesör. “Ekran ışığı pineal beze ‘gündüz’ sinyali gönderir. Melatonin salgılanmaz. Sonuç: uykuya geç kalma, sabah yorgun kalkma, gün boyu dikkat eksikliği.”

Aziz düşündü. “Ben bazen gece oyun oynuyorum. Sonra sabah kalkmak çok zor oluyor.”

“İşte bu tam da burada yaşanan bir şey,” dedi Profesör. “Pineal bez karanlık ister. Ekran ışığı onu kandırır. Bu yüzden yatmadan en az 1 saat önce ekranlardan uzak durmak gerekir.”

Defne sordu: “Peki oyun oynarsak hiç mi melatonin salgılanmaz?”

“Hayır,” dedi Profesör. “Ama gecikmeli olur. Uykuya geç kalırsınız, uyku kalitesi düşer. Beyin tam dinlenemez. Bu da hafıza, dikkat ve duygular üzerinde olumsuz etki yapar.”

Hatice öğretmen gülümsedi. “Çocuklar, şimdi ne öğrendik?”

Zehra: “Melatonin gece salgılanır, ekran ışığı bunu engeller.”

Aziz: “Gece oyun oynarsak sabah yorgun kalkarız.”

Defne: “Yatmadan önce ekranlardan uzak durmalıyız.”

Tibet: “Pineal bez uyku düzenini kontrol eder.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Harika! Şimdi son durağımıza gidiyoruz: Sınıfa dönüş ve öğrendiklerimizi paylaşma zamanı!”

Profesör Deha bastonunu havaya kaldırdı. “Hazırsanız, son durağımıza dönüyoruz: sınıfınıza!”

Bir ışık hüzmesi çocukları sardı. Gözlerini açtıklarında kendilerini yine Hatice öğretmen’in sınıfında buldular. Her şey yerli yerindeydi ama çocukların gözlerinde bir şey değişmişti: merak yerini farkındalığa bırakmıştı.

Aziz sırasına oturdu, Tibet yanına geçti. Defne ve Zehra birbirlerine baktılar, sonra gülümsediler.

Hatice öğretmen ayağa kalktı. “Peki çocuklar… Bu sihirli yolculukta neler öğrendik?”

Aziz parmağını kaldırdı. “Prefrontal korteks dikkatimizi yönetiyor. Çok oyun oynarsak dikkatimiz dağılabilir.”

Tibet ekledi: “Hipokampus hafızamızı saklıyor. Ders çalıştıktan hemen sonra oyun oynarsak bilgiler karışabilir.”

Zehra: “Amigdala duygularımızı kontrol ediyor. Şiddetli oyunlar bizi sinirli yapabilir.”

Defne: “Motor korteks hareketlerimizi yönetiyor. Uzun süre oturmak kaslarımızı tembelleştirir.”

Aziz: “Nucleus accumbens bizi mutlu eder ama çok fazla oyun oynarsak gerçek hayat sıkıcı gelebilir.”

Tibet: “Oksipital lob görsel dikkatimizi sağlar. Ekranlar gözümüzü yorabilir.”

Zehra: “Pineal bez uyku düzenimizi kontrol eder. Gece oyun oynamak bizi uykusuz yapar.”

Hatice öğretmen gözleri dolu dolu gülümsedi. “Harika özetlediniz. Peki şimdi ne yapmalıyız?”

Profesör Deha bastonunu yere vurdu. “İşte şimdi sıra sizde! Bilgisayar oyunları kötü değildir. Ama onları nasıl, ne zaman ve ne kadar oynadığınız çok önemlidir.”

Defne düşündü. “Ben artık yatmadan önce oyun oynamayacağım.”

Aziz: “Ben oyun oynadıktan sonra biraz yürüyüş yapacağım.”

Tibet: “Ben oyun süremi yarım saatle sınırlayacağım.”

Zehra: “Ben oyunlardan sonra kitap okuyacağım ki beynim dengeyi bulsun.”

Profesör Deha gülümsedi. “İşte şimdi ışığınız büyüyor. Çünkü gölgeleri tanıdınız. Beyninizin içini keşfettiniz. Artık oyunları bilinçli oynayacaksınız.”

Hatice öğretmen alkışladı. “Teşekkür ederiz Profesör Deha. Bu sınıf artık sadece bilgili değil, bilinçli bir sınıf.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı. “Benim görevim tamamlandı. Ama unutmayın: her kararınızda, her oyun saatinde, beyniniz sizinle konuşur. Onu dinleyin.”

Bir ışık parladı. Profesör Deha kahkahalarla kayboldu. Sınıf sessizleşti. Ama bu sessizlik, düşünceli bir sessizlikti.

Aziz, Tibet, Defne, Zehra ve diğer sınıf arkadaşları birbirlerine baktılar. Artık sadece oyun oynayan çocuklar değil; beynini tanıyan, kararlarını bilinçle veren küçük bilim insanlarıydılar.

Ve o gün, sınıfın tahtasında şu cümle yazılıydı:

“Beynimizi tanıdıkça, oyunlarımız da bize iyi gelir.”

Dr. Mustafa KEBAT

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Gizli Yorgunluğun Sessiz Sinyali Düşük Ferritin

Demirin deposu boşsa, enerjin neden tükendiğini sorgulamak gerekir.

🚨 🚨 🚨

“Her Şey Normal Ama Yine de Halsizim” Diyorsanız Dikkat!

Sabahları yataktan zor kalkıyorsun…
Merdiven çıkmak mini bir dağa tırmanmak gibi…
Saçların tarakta bir avuç kalıyor, tırnakların kırılıyor, konsantre olmakta zorlanıyorsun…
Kan testine bakılıyor, hemoglobin iyi… Ama doktor bir satıra dikkatle eğiliyor: Ferritin düşüklüğü!

Ve işte asıl mesele burada başlıyor.

🧠 🧠 🧠

Ferritin Nedir, Ne İşe Yarar?

Ferritin, vücudumuzun demir deposudur.
Yani kanınızdaki demir değil; o demirin dolapta saklanan hali gibidir.
Ferritin düştüğünde, vücut alarm verir ama bu alarm bazen sessiz çalar:

  • Halsizlik
  • Çarpıntı
  • Saç dökülmesi
  • Soğuk eller/ayaklar
  • Sürekli uyuma isteği
  • Hafıza bulanıklığı
  • Egzersiz yaparken aşırı yorulma

Bu semptomlar gelip geçici değilse, büyük ihtimalle enerji bataryanız boşalmış demektir.

🍽️ 🍽️ 🍽️

Ferritin Düşüklüğü ile Savaş Sofradan Başlar

İyi haber şu: Ferritin düşüklüğü, genellikle doğru beslenmeyle düzelebilir.
Ama iş sadece “demir ye geçer” demek kadar basit değil.

Kırmızı Et Sofranızda Olmalı

En kolay emilen demir, hayvansal kaynaklı olandır.

Özellikle:

  • Kuzu ciğeri
  • Dana ciğeri
  • Kırmızı et (ızgara, haşlama tercih edilmeli)
  • Tavuk göğsü ve balık (özellikle sardalya ve uskumru)

👉 Haftada 2–3 kez kırmızı et tüketmek, demir depolarınızı hızla doldurur.

🥬 🥬 🥬

Bitkisel Demir Kaynaklarını Bilin, Ama Tek Başına Yetmez

  • Ispanak
  • Pazı
  • Nohut
  • Mercimek
  • Kuru üzüm
  • Pekmez (özellikle keçiboynuzu ve dut pekmezi)

Ama dikkat! Bitkisel demir kaynakları, vücut tarafından daha zor emilir.
Bu yüzden…

🍋 🍋 🍋

Demir + C Vitamini = Mükemmel İkili!

Demiri etkili kullanmak istiyorsanız, her demir öğününüzle C vitamini alın.
Bu emilimi kat kat artırır.

Örneğin:

  • Mercimek çorbası + limon
  • Izgara et + roka + bol limon
  • Pekmez + portakal suyu
  • Nohut yemeği + domatesli salata (Salatalık turşusu yerine)

👉 Turşu, yoğurt gibi kalsiyum ağırlıklı yiyecekleri demirle aynı öğünde tüketmeyin.
Çünkü kalsiyum, demir emilimini baskılar.

🚫 🚫 🚫

Ferritin Düşmanı Alışkanlıklar

Aşırı Çay ve Kahve Tüketimi

  • Çayın içindeki tanen maddesi, demir emilimini engeller.
  • Kahvedeki polifenoller de benzer şekilde etkiler.

👉 Demir içeren öğünlerden en az 1 saat sonra çay/kahve içmelisiniz.

Sık Adet Görmek

Kadınlarda ferritin düşüklüğünün en yaygın nedeni aşırı kan kaybıdır.
Bu nedenle adet dönemi uzun ve yoğun geçen kadınların ekstra demire ihtiyacı vardır.

Gereksiz Diyetler

“Detoks yapıyorum”, “ekmek yemiyorum”, “et yemem” diyenler…
Vücut, gerekli demiri bulamazsa yavaş yavaş depoları boşaltır.
Kilo verirken enerji de gidiyorsa, suçlu ferritin olabilir!

💊 💊 💊

Takviye Gerekir mi?

Eğer beslenmeyle toparlanamayan bir ferritin düşüklüğünüz varsa, doktorunuz demir takviyesi önerebilir.
Ama bu haplar herkes için aynı değildir:

  • Boş mideye içilmesi önerilir, ancak mide bulantısı yapabilir.
  • Kabızlık, mide ağrısı gibi yan etkiler olabilir.
  • Çay, süt, kalsiyum içeren takviyelerle birlikte alınmamalıdır.

Takviye alırken doktor kontrolü şarttır. Rastgele ilaç kullanmak tehlikeli olabilir!

🔁 🔁 🔁

Kaç Günde Toparlanırsınız?

Ferritin seviyesini yükseltmek zaman ister.

  • Haftalık değil, aylık bir süreçtir.
  • Uygun beslenme ve takviyeyle birlikte, 3–6 ayda normale dönmesi beklenir.
👩‍⚕️ 👩‍⚕️ 👩‍⚕️

Gerçek Hayattan Örnek “Yorgunlukla Mücadele”

Ayşe Hanım, 35 yaşında bir öğretmen. Sabahları zor uyanıyor, öğlen başı dönüyor, saçları dökülüyor. Kan testi: Hemoglobin 12.7 – normal. Ama ferritin? Sadece 8!

Doktoru şöyle dedi:
“Enerjin yok çünkü benzin depon boş! Hadi, kırmızı et, limonlu yeşillik ve pekmezle başlayalım.”

4 ay sonra Ayşe Hanım, sabahları koşar adım uyanıyor, saç dökülmesi durdu, derse girmesi keyifli hale geldi. Ferritin artık 40!

💬 💬 💬

Vücudunuz Daima Fısıldar – Kulak Verin

Ferritin düşüklüğü, “kanım normal” diyerek geçiştirilecek bir şey değildir.
Enerjiniz düşükse, saçınız dökülüyorsa, dikkatiniz dağınıksa — belki de sadece vücudunuzun “yardım et, depom boş” demesidir.

✅ Doğru beslenin
✅ C vitaminiyle destekleyin
✅ Takviye gerekiyorsa bilinçli kullanın
✅ Ve asla ama asla bu sessiz sinyalleri küçümsemeyin.

Çünkü sağlıklı bir hayat, dolu bir enerji deposuyla başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Sıfır İnsan Hatası Hedefinin Çalışanlar Üzerindeki Psikolojik Etkileri

Modern iş dünyasında verimliliği artırma ve hata oranlarını azaltma amacıyla benimsenen “sıfır insan hatası” hedefi, başlangıçta oldukça cazip ve mantıklı görünmektedir. Ancak bu hedefin insan psikolojisi üzerindeki etkileri çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Çalışanların, hata yapma ihtimali tamamen yok sayılarak yönetildiği sistemlerde; baskı, stres ve kaygı kronikleşebilir, üretkenlik yerini duygusal tükenmişliğe bırakabilir.

Bu yazıda, “sıfır hata” anlayışının çalışanlar üzerindeki psikolojik baskılarını detaylı bir şekilde inceleyerek, her başlık altında gerçek hayatla örtüşen örneklerle durumu görünür kılmayı amaçlıyorum.

Amaç; hatasızlık değil, sağlıklı ve sürdürülebilir çalışma ortamlarının nasıl inşa edileceğini birlikte düşünmek olmalıdır.

“Sıfır insan hatası” hedefinin çalışanlar üzerindeki potansiyel psikolojik etkileri şunlardır:

Artan Stres ve Kaygı

Mükemmeliyetçi bir yaklaşım, çalışanlar üzerinde sürekli hata yapma korkusu yaratarak stres ve kaygı düzeylerini yükseltebilir. Gerçekçi olmayan beklentiler ve yoğun iş temposu stresi artırabilir.

Örnek: Bir kalite kontrol teknisyeni, bir ürünün paketlemesinde ufak bir sapma tespit ettiğinde amirinden aldığı sert uyarı sonrası, her vardiya öncesi mide bulantısı yaşamaya başlamış ve iş öncesi ilaç kullanmak zorunda kalmıştır.

Tükenmişlik Sendromu

Sürekli baskı altında çalışmak, enerji tükenmesine, motivasyon kaybına ve işe yabancılaşmaya yol açabilir.

Örnek:Bir banka çağrı merkezi çalışanı, ay boyunca tek bir işlem hatası yapmamak adına tüm öğle tatillerinde dahi masa başında kalmış, sonunda hem sesi kısılmış hem de işten ayrılma isteği duymaya başlamıştır.

Performans Kaygısı

Çalışanlar, hata yapmaktan kaçınmak için aşırı çaba gösterebilirler, bu da verimliliklerini düşürebilir ve iş kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Örnek: Bir mühendis, “yanlış hesaplama yaparsam iş güvenliği riske girer” kaygısıyla basit bir çizimi dahi birkaç kez kontrol etmek zorunda kaldı, bu da proje teslim süresini aşmasına neden oldu.

Duygusal Tükenme

Yüksek beklentiler ve sürekli tetikte olma hali, duygusal kaynakların tükenmesine ve çalışanların kendilerini yorgun, bitkin hissetmelerine neden olabilir.

Örnek: Bir hemşire, hastaya ilaç dozu verirken hata yapmaktan öylesine korkuyordu ki, vardiya sonlarında sıklıkla ağlamaya başlamış ve kendi duygularını yönetemediğini fark ederek psikolojik destek almak zorunda kalmıştır.

İş-Aile Çatışması

İş hayatındaki stres ve baskı, aile yaşamına yansıyarak iş-aile çatışmasına yol açabilir. Bu durum, hem iş hem de özel yaşamda memnuniyetsizliğe neden olabilir.

Örnek: Bir üretim sorumlusu, vardiya sonrası eşinin anlattıklarına odaklanamayacak kadar zihinsel yorgunluk yaşıyor ve çocuklarının okul etkinliklerine katılamadığı için evde huzursuzluk oluşuyordu.

Azalan Motivasyon ve Yaratıcılık 

Sürekli hata yapma korkusu, çalışanların yeni fikirler üretme ve risk alma konusunda çekingen davranmalarına neden olabilir.

Örnek: Bir tasarımcı, yeni bir ürün fikrini sunmak üzereyken “ya eleştirilirsem?” endişesiyle kendini geri çekti. Proje sonunda benzer bir fikrin dışarıdan bir danışmanla hayata geçirilmesi onu daha da demotive etti.

Sağlık Sorunları

Kronik stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak baş ağrısı, mide problemleri, kas ağrıları ve hipertansiyon gibi fiziksel sağlık sorunlarını tetikleyebilir.

Örnek: Bir depo çalışanı, hata yapmamak adına fiziksel gücünün üstünde performans sergilediği için bel fıtığı geçirdi ve üç ay rapor almak zorunda kaldı. Doktoru, stresin kas gerginliğini artırdığını özellikle vurguladı.

Özgüven Eksikliği

Sürekli hata yapma korkusu ve yetersizlik hissi, çalışanların özgüvenini zedeleyebilir ve kendilerini değersiz hissetmelerine neden olabilir.

Örnek: Yeni işe başlayan bir yazılımcı, kodlama sırasında bir satırlık küçük bir hata yaptığı için ekip liderinden uyarı aldı. Bu olaydan sonra hiçbir toplantıda fikir sunmamaya başladı ve zamanla “Ben bu işi yapamıyorum” demeye başladı.

İletişim Problemleri

Hata yapmaktan çekinen çalışanlar, sorunları gizlemeye veya başkalarını suçlamaya yönelebilirler, bu da iş yerinde iletişimin bozulmasına ve güvensizlik ortamının oluşmasına neden olabilir.

Örnek: Bir bakım teknisyeni, yaptığı küçük bir uygulama hatasını bildirmek yerine sessiz kaldı. Günler sonra bu hata daha büyük bir arızaya neden oldu ve herkes birbirini suçlamaya başladı.

Çalışma Ortamında Güvensizlik

Belirsizlik veya rol çatışması ve yetersiz iletişim gibi durumlar, çalışanların kendilerini değersiz hissetmesine neden olabilir.

Örnek:

Bir çağrı merkezi çalışanı, her ay değişen performans kriterleri nedeniyle neye göre değerlendirildiğini anlayamıyor ve “Her şey patronun keyfine bağlı” diyerek kendisini kurumdan kopuk hissetmeye başlıyordu.

Unutulmamalıdır ki, insanın olduğu her sistemde hata potansiyeli doğal bir gerçektir. Ancak bu hatalar doğru yönetildiğinde öğrenme fırsatlarına dönüşebilir. “Sıfır insan hatası” gibi mutlak hedefler, çalışanların gelişimini desteklemek yerine psikolojik bir baskıya dönüşürse, sistemlerin kendisi zarar görmeye başlar.

Bu nedenle kurumların, hataları bastırmak yerine anlamaya, cezalandırmak yerine geliştirmeye yönelmesi elzemdir. Sağlıklı bir iş ortamı, sadece başarıların değil, öğrenilen hataların da paylaşılabildiği ortamlarda mümkündür. Gerçek başarı, sıfır hataya ulaşmakta değil, hata yapıldığında bile insana değer veren sistemler kurabilmektedir.

Bu etkileri azaltmak için, işverenlerin gerçekçi hedefler belirlemesi, çalışanlara destekleyici bir ortam sunması, hatalardan öğrenmeyi teşvik etmesi ve psikososyal riskleri yönetmeye yönelik önlemler alması önemlidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ İnsan hatası https://oshwiki.osha.europa.eu/tr/themes/human-error

⭐️⭐️ İnsan hatası https://www.sciencedirect.com/topics/social-sciences/human-error

⭐️⭐️ Sağlık hizmetlerinde insan hataları ve önlenmesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8562433/

⭐️⭐️ İnsan Hatası ve Hasta Güvenliği https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK585626/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi Riskleri Birlikte Değerlendirmeli

Risk değerlendirmesi; iş güvenliği ve işyeri sağlığı uygulamalarının temel taşıdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin işveren tarafından düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu süreçte; İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH) birlikte yer alarak, risk değerlendirmesinin hem güvenlik hem de sağlık boyutlarını kapsamlı şekilde ele alır. İkili arasındaki uyum, çalışanların korunmasında kritik öneme sahiptir.

1. Yasal Düzenlemelerin Dayanakları
  • 6331 Sayılı Kanun, Ek-3/D Madde: “İSG profesyonellerinin görevleri ve birlikte çalışması”
  • Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği: İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH)’nin işbirliği yapmasını zorunlu kılıyor.
  • İşyeri Hekimliği ve Diğer Sağlık Personeli Hizmetleri Yönetmeliği: “Çalışan sağlığına yönelik tıbbi gözetim ve değerlendirme” vurgusu.
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği: Hizmetlerin, ILO’nun 161 sayılı sözleşmesi doğrultusunda yapılandırılması öngörülüyor.

Bu mevzuatlar, sistemin tek başına uzmanlıkla değil, çok disiplinli yaklaşımla yürümesini emrediyor.

2. İki Disiplin, Tek Hedef: Entegre Risk Yönetimi
2.1. Farklı Ustalar, Tek Veri Havuzu
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Fiziksel (gürültü, mekanik), kimyasal, ergonomik risklerin tanımlanması hususlarında daha eğitimliyken,
  • İşyeri Hekimi (İH): Sağlık gözetimi, biyolojik etkenler, kişisel sağlık durumu gibi parametrelerde daha eğitimlidir.

Birlikte çalıştıklarında, hem ortam hem çalışan bazlı riskler senkronize analiz edilir.

2.2. Örnek: Solvent Kullanımı Olan Bir Atölye
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU) : Solvent buharı, aydınlatma, havalandırma düzeylerini değerlendirir.
  • İşyeri Hekimi (İH) : Çalışanlarda bulanık görüş, baş ağrısı gibi erken semptomları izler.
  • Ek koordinasyon: Solvent maruziyeti değerlendirilirken, İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ortam ölçümleri yaparken, İşyeri Hekimi (İH) belirti takibi için periyodik muayene planlar.

Bu iki aşamalı model, sadece tehlikeyi değil, etkilerini de düzenli izler.

3. Sahadan Somut Örnekler
3.1. Gürültü ve Tansiyon
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU), makinadan kaynaklanan sürekli gürültüyü 85 dB üstünde tespit ederse;
  • İşyeri Hekimi (İH), işitmenin durumu ve süreciyle birlikte, kardiyovasküler risk takibi yapar, kan basıncı ölçümleriyle veri sağlar.
  • Birlikte: Gürültü izolasyonu ya da kulak koruyucu ekipman önerilerinin sağlık takibiyle desteklenmesi.

3.2. Kırıcı-Delici Tozlar ve Akciğer Sağlığı
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Toz konsantrasyonlarını analiz eder.
  • İşyeri Hekimi (İH) : Solunum fonksiyon testleri ile çalışanlara yönelik potansiyel etkileri tarar.
  • Sonuç: Toz seviyesi yüksek ilaç makineleri için filtre sistemleri ve işyeri hekimi takibiyle koordineli karar haline gelir.

Bu işbirliği olmadan ya ortam iyileştirilir ama sağlık yetersiz izlenir ya da çalışan sağlığı izlenir ama ortam rehavetle bırakılır.

4. Planlama, Eğitim ve İyileştirme Süreçlerinde İşbirliği
4.1. Ortak Eğitim Planı
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Fiziksel tehlikelere yönelik teknik eğitim tasarlar (kaps, baret, kesik koruma).
  • İşyeri Hekimi (İH): Kimyasal maruziyet, göz hijyeni, solunum maskesi vb. sağlık esaslı eğitimler verir.
    Bu ikili eğitimle çalışanlar hem teknik hem sağlık bazlı bilgiyle donanır.

4.2. Tatbikat ve Acil Durum Hazırlığı
  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Yangın tahliye, acil duruş prosedürleri.
  • İşyeri Hekimi (İH) : Kalp hastasına tahliye senaryolarında özel önlemler, ilk yardım dâhilinde kriz yönetimi.
    Bu şemsiye senaryolar, iş kazalarına değil sağlık krizlerine de duyarlı hale gelir.

5. Belirli Saha Uygulamaları
Saha/KonuİGU RolüİH RolüBirlikte Eylem
Kimyasal risk bölgesiTehlike işaretleme, yoğunluk ölçümleriSolunum testi, kimyasal duyarlılık kontrolüSolvent kullanımına göre işyeri koruma planı
Milanman makineleriVibrasyon ölçüm ve analizKas-iskelet sistem taramalarıVibrasyondan kaynaklanan risklerin en aza giderilmesi
Ağır yük taşımacılığıYük kaynaklı ergonomik risk analiziKas-iskelet sistemi işlev testiKaldırma teknikleri ve görev değişimi düzenlemesi
Ofis tipi ortamlarAydınlatma, ısı, ergonomi analiziMonotonluk ve göz yorgunluğu testleriYeni düzenli molalar, ergonomik kurulum önerileri

6. Mevzuata Etkisi ve Yükümlülükler
  • Risk değerlendirme belgesi tehlike sınıfına göre (2-4-6 yılda) veya değişiklikte güncellenmelidir (İSGH Yönetmeliği).
  • Bu belgede İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH)’nin imzası, tarih ve görev tanımları yer almalı.
  • Vardiyalı çalışma, fazla mesai, kimyasal maruziyet gibi konular İşyeri Hekimi (İH) tarafından periyodik kontrole, İş Güvenliği Uzmanı (İGU) tarafından ortam ve ekipmanlara yönelik revizyona tabi tutulmalıdır.
  • Çalışan sağlık karnesi, risk bildirimi, acil durum planı belgelerinde hem iki İşyeri Hekimi (İH) hem de İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ortak sorumluluğu vardır.

7. Entegrasyonsuzluğun Maliyeti
  • Sadece İş Güvenliği Uzmanı (İGU) varsa: Ortam standartlara uygun olsa bile sağlık etkileri göz ardı olabilir.
  • Sadece İşyeri Hekimi (İH) varsa: Ortam iyileştirilebilir ama profesyonel risk yönetimi eksik kalabilir.
    Neticede: Kanama durmayan bir kazada ilk yardım yapılmış olur, ama kuruma başka bir kaza için sistem kurulmamış olur.

Bu ayrışma halinde, işveren yasal risk, çalışan fiziksel/sağlık riski, kurum itibar ve sürdürülebilirlik riski yaşar.

8. Güvenlik Kültürü – İkili Yaklaşım

Bir işletmenin “Risk Alma ve Bilinçli Önlem Alma Kapasitesi”, İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH)’nin birlikte kurduğu bilgi tabanına bağlıdır. Sahada nötr ortamlar yerini karar odaklı, veri üreten, planlı hareket eden bir sisteme bırakır.

  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU): Ölçüm – Tedbir – Revizyon
  • İşyeri Hekimi (İH) : Semptom – Tarama – Sağlık
    Bu iki döngü, **“sürekli iyileştirme kültürü”**nü işletmede doğurur. Çalışan da yalnız bırakılmaz; hem ortam hem sağlık süreci izlenir.

9. Teknik Yaklaşımla Entegre Risk Değerlendirme
  1. Veri Setleri Tanımlanır: Ortam, sağlık, algı, şikâyet.
  2. Risk Matrisi Oluşturulur: Hem fiziksel hem sağlık etkileri baz dâhil edilir.
  3. Tedavi Edici Tedbir Matrisleri: Ortam modifikasyonu (İş Güvenliği Uzmanı (İGU)), sağlık taraması İşyeri Hekimi (İH), eğitsel önlem (her iki taraf).
  4. Dokümantasyon & Güncelleme: Ortam verisi + sağlık raporları + eğitim kayıtları.
  5. Uygulama & İzleme: Ölçüm sonrası düzeltme + sağlık izlem düzeltme.

Bu yaklaşım, “Risk Değerlendirme”yi sadece kağıda değil sahaya taşıyan, ilgili veri sistemlerini birleştiren, önlem ve izleme mekanizmalarını birbirine bağlayan gerçek bir modeldir.

Sonuç

İş Güvenliği Uzmanı (İGU) ve İşyeri Hekimi (İH), risk değerlendirmesinin iki farklı boyutudur.

Yalnız çalışıldığında;

  • İş Güvenliği Uzmanı (İGU), ortamı iyileştirir ama sağlık verisi toplayamaz.
  • İşyeri Hekimi (İH), sağlık taraması yapar ama ortam tehlikesini minimize etmekte yetersiz kalabilir.

Birlikte çalıştıklarında;

  • Ortak değerlendirmeli risk matrisi oluşturulur.
  • Ergonomik, kimyasal, biyolojik ve psikososyal riskler bir bütünde ele alınır.
  • Proaktif sistem yaklaşımı hayata geçirilir (Planla – Uygula – İzle – Düzenle).
  • Hem kurumun yasal uyumu sağlanır, hem de çalışan sağlığı sistematik izlenir.

Bu işbirliği; bilgi paylaşımı, karar bütünlüğü, uyumlu tedbir sistemi ve etkin değerlendirme mekanizması sunarak; iş güvenliği ve işyeri sağlığı kültürünü disiplinlerarası zemin üzerinde yeniden kurar.

İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi’nin ENTEGRE ÇALIŞMASI, sadece mevzuata uygunluk değil; insan merkezli, sürdürülebilir ve veri temelli İSG yönetiminin olmazsa olmaz temelidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Biyosidal Ürün Uygulayıcılarında Görülebilecek Göz Hastalıkları ve Göz Bulguları

Biyosidal ürün uygulama işi, çoğu zaman eldiven, maske ve tulum üzerinden değerlendirilir. Oysa sahada çalışan herkes bilir ki en korunmasız ve en hassas organlardan biri gözlerdir. Göz, kimyasal maddelerle temas ettiğinde çok hızlı reaksiyon verir ve oluşan hasar, bazen kalıcı olabilmektedir.

Gözler Neden Yüksek Risk Altındadır?

Göz yüzeyi;

  • Doğrudan dış ortamla temas halindedir
  • Kimyasalları hızla absorbe edebilir
  • Koruyucu refleksleri sınırlıdır

Biyosidal ürünler ise çoğu zaman:

  • Aerosol (sis) halinde
  • Sıçrama riski olan sıvı formda
  • Buharlaşabilen kimyasallar içerir

Uygulama sırasında gözlük kullanılmadığında veya uygun koruma sağlanmadığında, kimyasallar doğrudan göz yüzeyine temas edebilir.

En Sık Görülen Göz Bulguları

Biyosidal ürün uygulayıcılarında erken dönemde görülebilecek göz bulguları şunlardır:

  • Gözlerde yanma ve batma hissi
  • Kızarıklık
  • Sulanma
  • Kaşıntı
  • Işığa hassasiyet
  • Göz kapaklarında şişlik
  • Geçici bulanık görme

Bu belirtiler çoğu zaman “toz kaçtı”, “rüzgâr çarptı” ya da “geçici tahriş” olarak değerlendirilir. Oysa bu bulgular, kimyasal temasın ilk işaretleri olabilir.

Görülebilecek Göz Hastalıkları
1. Kimyasal Konjonktivit

En sık karşılaşılan tablodur. Gözün dış yüzeyinin kimyasallarla tahriş olması sonucu gelişir.

  • Şiddetli kızarıklık
  • Sulanma
  • Yanma hissi

Uygulama sonrası artış gösteriyorsa mutlaka değerlendirilmelidir.

2. Alerjik Göz Reaksiyonları

Bazı biyosidal maddeler gözde alerjik yanıt oluşturur.

  • Yoğun kaşıntı
  • Göz kapaklarında şişme
  • Sürekli sulanma

Alerjik reaksiyonlar tekrarlayan maruziyetle daha ağır seyredebilir.

3. Kimyasal Yanıklar (Kornea Hasarı)

Sıçrama veya yoğun maruziyet sonrası ortaya çıkabilir.

  • Şiddetli ağrı
  • Görmede ani azalma
  • Göz kapatamama

Acil müdahale edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir.

4. Kuru Göz Sendromu

Kimyasal buharlar ve sürekli tahriş, gözyaşı dengesini bozar.

  • Batma hissi
  • Kum varmış gibi his
  • Gün sonunda artan rahatsızlık

Uzun vadede göz yüzeyinde hasar oluşturabilir.

5. Görme Keskinliğinde Azalma

Uzun süreli ve tekrarlayan maruziyetlerde:

  • Bulanık görme
  • Odaklanma güçlüğü
  • Göz yorgunluğu

görülebilir. Bu durum hem iş güvenliğini hem de günlük yaşamı doğrudan etkiler.

Göz Bulguları Neden Hafife Alınmamalıdır?

Göz dokusu, kendini onarma kapasitesi sınırlı olan bir yapıdır. Bu nedenle:

  • Erken dönemde fark edilen sorunlar tedavi edilebilir
  • Geç kalınan vakalar kalıcı hasarla sonuçlanabilir

Ayrıca görme sorunları, sahada iş kazası riskini ciddi şekilde artırır.

Biz Bu Konuya Neden Önem Veriyoruz?

Benim için göz bulguları, biyosidal uygulayıcılarının maruziyet düzeyini gösteren en net göstergelerden biridir. Gözde başlayan bir sorun, çoğu zaman diğer sistemlerin de etkilendiğini gösterir.

Tetkik İş Sağlığı ve Güvenliği olarak yaklaşımımız:

  • Göz sorunları ortaya çıktığında müdahale etmek değil
  • Göz sağlığını düzenli takip ederek sorun oluşmasını engellemek
  • Çalışanı korurken işverenin sorumluluğunu da güvence altına almaktır

Göz sağlığı, yalnızca görmekle ilgili değildir.
Güvenli çalışmanın ve sağlıklı bir meslek hayatının temel şartıdır.

Tetkik İş Sağlığı ve Güvenliği
sizinle çalışmaya hazır.

Amacımız Açık:
  • Personelinizin sağlığını gerçek anlamda korumak
  • Zorunlu sağlık tetkikleri ve raporlamalarda sizi riske sokmamak
  • Denetim süreçlerini stres olmaktan çıkarmak
  • İşinizi bilen, sorumluluğunuzu paylaşan bir İSG çözüm ortağı olmak

Eğer siz de;

  • Biyosidal uygulama sahalarını tanıyan,
  • Kolinesteraz ve sağlık heyeti süreçlerini doğru yöneten,
  • Mevzuatı sadece anlatan değil, uygulayanuygulatan
    bir OSGB ile çalışmak istiyorsanız,

📞 Bizimle iletişime geçin.

📍 Tetkik Eğitim Merkezi : Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR

📞 Tetkik Merkez Telefonu: +90 232 265 20 65
🌐 Web sitemiz: https://tetkik.com.tr/
📧 Bilgi: [email protected]

🔔 Unutmayın:

İşinizi biliyoruz.
Mevzuatı yönetiyoruz.
Sağlığınızı koruyoruz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Dengenizi Geliştirin, Kazaları Önleyin!

🧠 🧠 🧠
Propriyoseptif Egzersizlerle Bedeninize Zihinsel Dayanıklılık Katın

Hiç durduğunuz yerde sendelediğiniz oldu mu?
Ya da basit bir merdiven inişinde dengenizi kaybettiniz mi?

Aslında bu, kaslarınızın değil beyninizin sizi tutamamasıdır.
Ve bu sorun, sadece yaşlıların değil; her gün işe giden, ayakta çalışan, yük taşıyan herkesin başına gelebilir.

Peki bu dengenin anahtarı nerede saklı?
Cevap: Propriyosepsiyon adlı gizli duyumuzda.

🌀 🌀 🌀
Propriyosepsiyon Nedir?

Bu kelime karmaşık görünse de aslında oldukça basit:

Propriyosepsiyon, vücudunuzun uzaydaki konumunu hissetme duyusudur.
Gözünüz kapalıyken kolunuzu yukarı kaldırdığınızda nereye kalktığını bilmenizi sağlayan şey işte budur.

Kaslardan, eklemlerden, tendonlardan gelen bu sinyaller, beyninizle iş birliği yaparak size denge, koordinasyon ve çeviklik kazandırır.

Ancak bu sistem zamanla zayıflayabilir.
Özellikle:

  • Hareketsiz yaşam,
  • Tekrarlayan işler,
  • Ayakta durarak geçen uzun mesailer,
  • Yaşlanma,
  • Geçirilmiş sakatlıklar

bu sistemin verimini azaltır.

⚙️ ⚙️ ⚙️
Propriyoseptif Egzersizler Nedir?

Bunlar, vücudun kendi iç dengesini yeniden öğretmeye çalışan egzersizlerdir.
Amaç, kasları değil; kaslarla beyin arasındaki iletişimi güçlendirmektir.

Nasıl mı yapılır?

  • Denge tahtasında durmak
  • BOSU topunda küçük hareketlerle sabit kalmaya çalışmak
  • Tek ayakta gözler kapalı pozisyon almak
  • Yön değiştirerek yürüme
  • Hafif titreşim veya yön karışıklığı veren ortamlarda hareket etmek

Bu tür egzersizler, vücudun “alarm sistemini” eğitir.
Yani düşmeden önce kendinizi toparlama sürenizi milisaniyelerle kısaltır.

⚠️ ⚠️ ⚠️
İş Kazalarının Sessiz Nedeni – Zayıf Denge

Araştırmalar gösteriyor ki iş kazalarının yaklaşık %30’u düşme, sendeleme veya çarpma sonucu oluşuyor.
Yani sadece güçlü olmak yetmiyor, dengede kalmak gerekiyor.

İş sırasında:

  • Merdiven çıkarken
  • Yük taşırken
  • Dar alanlarda yön değiştirirken
  • Islak veya eğimli zeminde yürürken

dengeyi kaybetmek, birkaç saniyede ciddi sakatlıklara yol açabiliyor.

🧘‍♂️ 🧘‍♂️ 🧘‍♂️
Bu Egzersizler Size Ne Kazandırır?

Statik Denge: Uzun süre ayakta kalmanız kolaylaşır. Sırt, bel ağrılarınız azalır.
Dinamik Denge: Hareket ederken ani kaymalar karşısında refleksleriniz hızlanır.
Koordinasyon: Vücudunuzun üstü ve altı uyum içinde çalışır, sakarlık azalır.
Reaksiyon Hızı: Tehlike anında vücudunuz daha hızlı ve bilinçli tepki verir.
Postür: Dik duruşunuz güçlenir, daha az yorulursunuz.
Kas Dengesi: Özellikle bel, kalça, omuz çevresindeki denge kaslarınız aktive olur.

🏢 🏢 🏢
İşyerinde Uygulama Önerisi

🔹 Propriyoseptif egzersizler sadece spor salonunda yapılmaz.
🔹 10 dakikalık basit uygulamalar, öğle aralarında veya mesai öncesi küçük gruplarla kolayca yapılabilir.
🔹 İş yeri hekimi ve fizyoterapist eşliğinde çalışanlara özel kısa egzersiz programları hazırlanabilir.

Bu sayede:

  • İş kazası riski azalır
  • Kas-iskelet sistemi şikayetleri düşer
  • Çalışan memnuniyeti ve verimlilik artar
🧠 🧠 🧠
Vücut Güçlüdür, Ama Denge Akılda Başlar

Kaslarınız ne kadar güçlü olursa olsun, eğer beyniniz vücudunuza nasıl denge kuracağını söyleyemiyorsa risk altındasınız.

Propriyoseptif egzersizler, vücudunuzu kontrol etme sanatıdır.
Sizi sadece formda değil, güvende tutar.
Ayakta kalmanız sadece bir fizik meselesi değil, bir denge stratejisidir.

Bu yüzden;
🛠️ Her işyeri, denge egzersizlerini bir sağlık yatırımı olarak görmelidir.
🧘‍♀️ Her çalışan, kendi dengesini koruyarak başkalarının da güvenliğini artırır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ İnsan Zihinsel İş Yükü: Bir Araştırma ve Yeni Bir Kapsayıcı Tanım https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9201728/#s4

⭐️⭐️ Hareket Halindeyken Nöroergonomi: İşyeri Değerlendirmesi ve Tasarımı için Mobil EEG’nin Potansiyelinin Değerlendirilmesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9846382/

⭐️⭐️ Nöroergonomi: Fiziksel ve bilişsel çalışmalara yönelik uygulamaların gözden geçirilmesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3870317/https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3870317/

⭐️⭐️ Zihinsel İş Yükü, Katılım ve İnsan Performansına Nöroergonomi Yaklaşımı https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7154497/https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7154497/

⭐️⭐️ Çalışanların Psikolojik Güvenlik Algısı ve Politik Taktik Davranışları http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1193579?utm_source=chatgpt.com

⭐️⭐️ Acil durum ve güvenlik yönetiminde nöroteknolojinin kullanımıyla daha güvenli bir çalışma ortamı yaratmak https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37270412/

⭐️⭐️ Beyinden işyerine: fNIRS’in bilişsel çalışmalarda ve işçi güvenliğindeki rolü https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10634210/

⭐️⭐️ Nörogüvenlik bilimi: Güvenlik sorunlarının sinirsel mekanizmalarını ortaya çıkarmak için ortaya çıkan yeni bir disiplin https://www.frontiersin.org/journals/neuroscience/articles/10.3389/fnins.2023.1190995/full

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Kaybolan Kod – Beyin Takımının Macerası – Küçük Gençlere

Kaybolan Kod – Beyin Takımının Macerası
Sınıfta Bir Sabah

Sabahın ilk dersiydi. Hatice Öğretmen tahtaya bir şekil çizmeye başladı. Kıvrımlı, dallı budaklı bir yapı…

“Bu bir nöron,” dedi gülümseyerek. “Bugün beynimizle ilgili biraz farklı bir şey konuşacağız.”

Efe gözlerini kısıp baktı. “Öğretmenim, bu biraz internete benziyor. Her şey birbirine bağlı gibi.”

Hatice Öğretmen başını salladı. “Harika bir benzetme Efe! Beynimizde milyonlarca nöron var. Ama önemli olan, bu nöronların nasıl iletişim kurduğu.”

Elif parmak kaldırdı. “Yani nöronlar konuşuyor mu?”

“Bir nevi,” dedi öğretmen. “Birlikte çalıştıklarında aralarında bağ oluşur. Buna Hebb Kuralı denir. Ne kadar çok birlikte ateşlenirlerse, o kadar güçlü bağ kurarlar.”

Cem kaşlarını kaldırdı. “Peki biz insanlar da birlikte çalışınca daha mı güçlü oluruz?”

Hatice Öğretmen göz kırptı. “Kesinlikle. Beyin bir takım gibidir. Siz de bir takımsınız. Birlikte öğrenir, birlikte gelişirsiniz.”

Zeynep mırıldandı: “O zaman biz de bir beyin takımıyız…”

Gizemli Mesaj

Ertesi gün okulda tuhaf şeyler olmaya başladı. Akıllı tahtalar dondu, tabletler kilitlendi. Beden dersindeki çipli toplar bile çalışmıyordu.

Öğrenciler koridorda fısıldaşıyordu. “Elektrikler mi gitti?” “Yoksa virüs mü bulaştı?”

Tam o sırada okulun bilişim laboratuvarından bir mesaj yayıldı:

“HAFIZA KODU KAYIP. TAKIM BAĞI ZAYIF. SİSTEM GÜNCELLENEMİYOR.”

Sınıfta sessizlik oldu. Elif fısıldadı: “Bu… biraz korkunç.”

Hatice Öğretmen sakince ayağa kalktı. “Bir ekip kurmamız gerekiyor. Bu sorunu birlikte çözebiliriz.”

Efe hemen parmak kaldırdı. “Ben varım!”

Zeynep, Cem ve Elif de sırayla ayağa kalktı. “Biz de!”

Hatice Öğretmen tahtaya yazdı: BEYİN TAKIMI: Efe, Elif, Cem, Zeynep

Duygusal Kodlayıcı

Bilişim laboratuvarına girdiklerinde ekran bir anda parladı. Gizemli bir ses duyuldu:

“İlk bölüme ulaştınız. Kodların ilki: DUYGU. Gerçek bağ ancak kalpten geçer.”

Bir video açıldı. Zeynep’in yüzü ekranda belirdi. Geçen hafta Cem’in doğum gününü unutmuştu. Cem o gün çok üzgün görünüyordu.

Zeynep başını eğdi. “Cem… O gün annem hastanedeydi. Sana söyleyemedim. Doğum gününü unutmadım ama… çok karışıktı.”

Cem gözlerini kıstı, sonra gülümsedi. “Bunu duymak bile yeter. Teşekkür ederim Zeynep.”

Ekran parladı:

✅ DUYGUSAL BAĞ KODU YÜKLENDİ

Elif fısıldadı: “Gerçek bağ… kalpten geçiyor demek ki.”

Örüntü Avcıları

Takım bu kez okul kütüphanesine yönlendirildi. Raflar arasında gizemli kitaplar dizilmişti. Bazılarının isimleri karışık harflerle yazılmıştı.

Elif bir kitap çekti. “Bakın, bu kitapta ‘yolculuk’ kelimesi geçiyor.”

Efe başka birini buldu. “Burada da ‘hayal’ var!”

Zeynep heyecanlandı. “Hepsinde ortak kelimeler var: yolculuk, hayal, zor karar…”

Cem parmaklarıyla saydı. “Bu bir örüntü! Hikayelerde hep bir karar, bir cesaret ve bir son var.”

Bilgisayar sesi devreye girdi:

“Harika! Beyin örüntü tanıyarak öğrenir. İkinci kod yükleniyor…”

✅ ANLAMLI BAĞLANTI KODU YÜKLENDİ

Hatice Öğretmen uzaktan izliyordu. Gülümsedi. “Örüntüleri fark etmek, öğrenmenin kalbidir.”

Tekrar Döngüsü

Spor salonuna geldiklerinde zemin ekranı devreye girdi. Semboller yanıp sönüyordu. Kurallar basitti:

“Sembol tekrar edince hep birlikte ‘EVET!’ diyeceksiniz. Fark etmezseniz sistem kapanır.”

İlk denemede herkes farklı zamanlarda bağırdı. Efe erken söyledi, Zeynep geç kaldı.

Elif ellerini kaldırdı. “Durun! Göz teması kuralım. Bir ritim yakalayalım.”

Cem başını salladı. “Tamam. Derin nefes alın. Sakin olun.”

Sembol tekrar ettiğinde hepsi birden bağırdı: “EVET!”

Ekran parladı:

✅ TEKRAR VE İLETİŞİM KODU YÜKLENDİ

Zeynep gülümsedi. “Birlikte hareket edince… gerçekten bağ kuruyoruz.”

Hafızanın Kalbi

Takım son bölmeye ulaştığında ekran açıldı:

“HAFIZA KODU TAMAMLANDI. TAKIM BAĞI YÜKSEK. SİSTEM YÜKSELİYOR…”

Hatice Öğretmen içeri girdi. “Beyin sadece bilgiyle değil, bağ kurarak öğrenir. Siz birlikte ateşlendiniz, birlikte bağlandınız. Bu, hayat boyu yanınızda taşıyacağınız bir öğretidir.”

Efe başını salladı. “Yani biz bir nöron gibi miyiz?”

Elif gülümsedi. “Ama birlikteyken daha güçlüyüz.”

Cem ekledi. “Birlikte öğrenmek… daha anlamlı.”

Zeynep son noktayı koydu: “Artık biz sıradan öğrenciler değiliz. Biz bir Beyin Takımıyız.”

Dr. Mustafa KEBAT

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Konteyner Kullanımında İş Sağlığı ve Güvenliği Riskleri

🏗️ 🏗️ 🏗️
Dış Sahada Konteyner Kullanımında İş Sağlığı ve Güvenliği Riskleri ve Çözüm Önerileri
Konteyner Yapıların Sahada Kullanımı ve Önemi

Dış saha faaliyetlerinde (şantiye, bakım alanları, montaj sahaları, geçici tesisler vb.) konteyner yapılar; ofis, yemekhane, soyunma odası, istirahat alanı, depo veya geçici yönetim birimi gibi çok yönlü kullanım alanları sunar. Ancak bu yapıların geçici ve modüler doğası, iş sağlığı ve güvenliği açısından birtakım özgün riskleri beraberinde getirir. Özellikle hem beyaz yaka hem de mavi yaka personelin bu alanlarda etkileşimde bulunması, karmaşık risk senaryoları doğurur.

🧯 🧯 🧯
1. Yapısal Riskler ve Stabilite Problemleri
🔎 Risk:
  • Konteynerin yeterli zemin stabilizasyonu sağlanmadan yerleştirilmesi,
  • Yüksek rüzgâr, kar yükü, eğimli zemin gibi doğal faktörler sonucu devrilme, kayma veya göçme riski,
  • Uygun bağlantı ve sabitleme olmaması.

Çözüm:
  • Konteynerler TS EN 1991-1-4 2022 (Rüzgar etkisi) ve TS EN 1991-1-3 2025 (Kar yükü) standartlarına uygun olarak konumlandırılmalıdır.
  • Zemin üzerine yerleştirme öncesi geoteknik analiz yapılmalı, gerekiyorsa betonarme platform veya çelik karkas zemin hazırlanmalıdır.
  • Her konteyner; çelik kelepçe, ankraj veya rijit bağlantılarla sabitlenmelidir.
  • Çoklu kat uygulamalarda modüller, TS EN 1090-1+A1 standardına uygun çelik konstrüksiyonla desteklenmelidir.
⚡ ⚡ ⚡
2. Elektriksel Riskler
🔎 Risk:
  • Konteynerlere çekilen geçici enerji hatlarının açıkta bırakılması,
  • Aşırı yüklemeye bağlı kısa devre veya yangın riski,
  • Topraklama yetersizliği, kaçak akım riski,
  • Uzatma kablolarının uygunsuzluğu.

Çözüm:
  • Tüm konteynerler için geçici şantiye panoları IEC 61439-4 standardına göre tesis edilmelidir.
  • Konteynerde kullanılan priz, aydınlatma, klimalar ve diğer donanımlar IP koruma sınıfı dikkate alınarak seçilmelidir.
  • Topraklama ve kaçak akım rölesi (RCD) zorunlu tutulmalı; periyodik kontroller TS EN IEC 60079-17 2024 referans alınarak yapılmalıdır.
  • Uzatma kabloları sabitlenmeli, mekanik hasara karşı kablo kanalıyla korunmalıdır.
🔥 🔥 🔥
3. Yangın Riski ve Kaçış Güvenliği
🔎 Risk:
  • Konteynerin yangına dayanım sınıfı düşük olması,
  • Yanıcı malzeme (köpük izolasyon, PVC döşeme vb.) kullanımı,
  • İçeride kullanılan ısıtıcıların denetimsizliği,
  • Acil çıkış yollarının dar veya engelli olması.

Çözüm:
  • Konteyner iç yapı elemanları EN 13501-1 2019 standardına göre en az B-s2,d0 yangın sınıfında olmalıdır.
  • Her konteynerde yangın algılama cihazı, 1 adet ABC tipi kuru kimyevi tozlu yangın tüpü (6 kg) bulunmalıdır.
  • İçten kilitlenebilen kapılar yerine çift yönlü açılan panik barlı kapılar kullanılmalıdır.
  • Tüm konteynerlerde yangın tatbikatı, ISO 23601 – 2020 standardına uygun kaçış planlarıyla birlikte gerçekleştirilmelidir.
🌡️ 🌡️ 🌡️
4. İç Ortam Koşulları – Havalandırma ve Termal Konfor
🔎 Risk:
  • Kapalı ortamda yeterli hava değişimi sağlanamaması (CO₂, VOC birikimi),
  • Yazın aşırı ısınma, kışın yetersiz ısıtma,
  • Yetersiz izolasyon nedeniyle nem, küf oluşumu,
  • Klimalardan kaynaklı lejyonella riski.
Çözüm:
  • Konteyner iç ortamı için ASR A3.6 (Germany – Indoor Climate in Workplaces) standardı referans alınarak termal konfor limit değerleri sağlanmalıdır.
  • Minimum 1 saatlik periyotta 1 hava değişimi sağlanacak şekilde doğal veya mekanik havalandırma tasarlanmalıdır.
  • Klima sistemlerinin filtre bakımı aylık yapılmalı, yılda bir lejyonella analizi yapılmalıdır.
  • Hava kalitesi sensörleri ile CO₂ seviyeleri izlenmelidir (1000 ppm üzeri değer alarm seviyesi sayılmalıdır).
👥 👥 👥
5. Karma Kullanım Riski – Beyaz Yaka ve Mavi Yaka Etkileşimi
🔎 Risk:
  • Ofis ile soyunma/istirahat alanlarının aynı konteynerde olması,
  • Gürültü, hijyen, disiplin çatışmaları,
  • Saha personelinin kirli kıyafetle ofis alanlarına girmesi,
  • Beyaz yaka çalışanların tehlikeli bölgelere yönlendirilmesi.

Çözüm:
  • Zon ayrımı yapılmalı: Beyaz yaka (idari işler), mavi yaka (personel alanı) konteynerleri ayrılmalı.
  • Temiz / kirli koridorlar oluşturulmalı, geçiş noktalarında dezenfeksiyon ve galoş istasyonları kurulmalıdır.
  • Ortak kullanım alanlarında koku ve gürültü yalıtımı için çift duvar sistemi veya ses emici bölmeler kullanılmalıdır.
  • Beyaz yaka personelin saha geçişleri için KKD bilgilendirme panosu ve geçici donanım istasyonu sağlanmalıdır.
🧪 🧪 🧪
6. Kimyasal ve Biyolojik Riskler (Depo Konteynerleri için)
🔎 Risk:
  • Kimyasal malzeme bulunan konteynerlerde havalandırma eksikliği,
  • Yanıcı/basınçlı gaz tüplerinin kapalı alanda saklanması,
  • Biyolojik ajan barındıran atıkların yanlış depolanması.

Çözüm:
  • Kimyasal konteynerler için EX-proof havalandırma, dökülme toplama havuzu ve emniyet duşu + göz yıkama istasyonu bulunmalıdır.
  • Tüm konteynerler için Kimyasal Envanter Listesi, MSDS dökümanları, yangın yükü hesapları hazırlanmalı.
  • Tüm riskli konteynerler, tabela – uyarı levhası – sınıflandırma etiketleri ile işaretlenmelidir.
🧯 🧯 🧯
7. Acil Durumlara Müdahale ve Toplanma Organizasyonu
🔎 Risk:
  • Konteyner içindekilerin yangın veya deprem anında tahliye planı olmaması,
  • Gece çalışmaları sırasında aydınlatma yetersizliği,
  • Acil çıkışların malzeme ile kapanması.

Çözüm:
  • Tüm konteynerler için acil durum planı, toplanma noktası yönlendirmeleri, içeride kişi sayısı takibi yapılmalıdır.
  • Kapı üstlerinde ışıklı tahliye işaretleri, dış sahada acil durum projektörleri (IP65) bulunmalıdır.
  • Konteyner içi dolap/malzeme istiflemeleri, kaçış güzergahlarını kapatmayacak şekilde dizayn edilmelidir.
📝 📝 📝
Geçici Yapılar Kalıcı Risklere Neden Olmasın

Dış sahada konteyner kullanımı, planlama ve mühendislik gerektiren bir İSG konusu haline gelmiştir. Bu yapılar geçici olsa da, içinde çalışanlar gerçek risklere maruz kalmaktadır.

Bu nedenle her konteyner yerleşimi:

  • Yapısal güvenlik,
  • Enerji kontrolü,
  • Yangın önlemleri,
  • Ortam hijyeni ve hava kalitesi,
  • İnsan trafiği organizasyonu

açısından özel bir İSG planlaması gerektirir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Standartları Merak Edenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ TS EN 1991-1-4/D2 Yapılar üzerindeki etkiler – Bölüm 1-4: Genel etkiler – rüzgâr etkileri (eurocode 1) https://intweb.tse.org.tr/Standard/Standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073098100120113104103119068085105106https://intweb.tse.org.tr/Standard/Standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073098100120113104103119068085105106

⭐️⭐️ TS EN 1991-1-3 2025 Eurocode 1: Yapılara olan etkiler – Bölüm 1-3: Kar yükleri https://intweb.tse.org.tr/standard/standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073088108082085071084112102100089048

⭐️⭐️ TS EN 1090-1+A1 Çelik ve alüminyum yapı uygulamaları – Bölüm 1: Taşıyıcı elemanların uygunluk değerlendirme gerekleri https://intweb.tse.org.tr/standard/standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073081051114066068116078076051050077

⭐️⭐️ IEC 61439-4 Alçak gerilim anahtarlama düzeni ve kontrol düzeni panoları – Bölüm 4: Şantiyelerde kullanılan panolarla (ACS) ilgili özel kurallar (IEC 61439-4:2012)https://intweb.tse.org.tr/standard/standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073084110111054056070049051069049072https://intweb.tse.org.tr/standard/standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073084110111054056070049051069049072

⭐️⭐️ TS EN IEC 60079-17 2024 Patlayıcı ortamlar – Bölüm 17: Elektrik tesisatlarının muayenesi ve bakım https://intweb.tse.org.tr/standard/standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073087053078107083106071097066070084

⭐️⭐️ EN 13501-1 2019 Yapı mamulleri ve yapı elemanları, yangın sınıflandırması bölüm 1: Yangın karşısındaki davranış deneylerinden elde edilen veriler kullanılarak sınıflandırma https://intweb.tse.org.tr/standard/standard/Standard.aspx?081118051115108051104119110104055047105102120088111043113104073100083051120056076052114116106066

⭐️⭐️ ISO 23601 – 2020 https://www.iso.org/standard/80678.html

⭐️⭐️ ASR A3.6 (Germany – Indoor Climate in Workplaces) standardı https://shop.standards.ie/en-ie/standards/asr-a3-6-2012-139114_saig_asr_asr_298677/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Sütteki Kalsiyum Neden Her Zaman Vücuda Yararlı Olmaz

🥛 🥛 🥛

Süt, kalsiyum açısından zengin bir besin olarak bilinir. Ancak her içilen süt, düşündüğümüz kadar kalsiyum faydası sağlamaz.

Bunun arkasında, sütün sindirim sürecinde ortaya çıkan biyokimyasal etkiler ve vücut pH’ını etkileyen faktörler yer alır.

🔬 🔬 🔬
Sütün Bileşimi ve Kalsiyum Formu

Sütteki kalsiyum genellikle şu formlarda bulunur:

  • Kalsiyum fosfat (Ca₃(PO₄)₂)
  • Kalsiyum sitrat
  • Serbest iyonik kalsiyum (Ca²⁺)
  • Laktoz ile bağlanmış kompleks kalsiyum

Bu formların biyoyararlılığı farklıdır.

Süt içildiğinde, bu bileşikler midede mide asidiyle karşılaşır ve çözünerek serbest kalsiyuma dönüşür. Ancak bundan sonraki süreçte, vücudun pH dengesi ve sütün metabolik etkileri devreye girer.

⚖️ ⚖️ ⚖️
Vücut pH Dengesine Etkisi ve Asidik Yük

Süt, içerdiği hayvansal proteinler (özellikle kazein) nedeniyle metabolik olarak asidik bir besindir.

Bu şu demektir:

  • Sindirildiğinde, vücutta sülfürik asit, fosforik asit gibi asit oluşturan metabolitler ortaya çıkar.
  • Bu asidik yük, kan pH’ının düşmesini engellemek amacıyla tamponlanmalıdır. Çünkü kan pH’ı çok hassas bir aralıkta (7.35 – 7.45) tutulmalıdır.

İşte burada vücut bazik minerallerle bu asidi nötralize etmeye çalışır. En kolay ulaşabildiği mineral ise kemiklerde depolanan kalsiyumdur.

🔁 Yani ne olur?

  • Süt içilir → asidik yük artar → pH düşme eğilimi gösterir → vücut tamponlama yapar → kemikten kalsiyum çekilir → idrarla dışarı atılır.

Bu durum, osteoklast aktivitesiyle kemiklerden kalsiyum çözülmesi ve hiperkalsiüri (idrarda aşırı kalsiyum atılımı) ile sonuçlanır.

🚽 🚽 🚽
Kalsiyumun Emilim – Atılım Dengesi

Süt içildiğinde bağırsaklardan bir miktar kalsiyum emilir.

Ancak:

  • Eğer kişi yeterli D vitamini almıyorsa (güneş ışığı ya da takviye yoluyla), bu emilim ciddi oranda azalır.
  • Aynı zamanda protein, fosfat, sodyum gibi maddelerle fazla yüklü diyet, kalsiyumun idrarla atılmasını artırır.
  • Sütte doğal olarak yüksek miktarda bulunan fosfat (PO₄³⁻), kandaki kalsiyumla birleşerek çözünmeyen kalsiyum fosfat oluşturur ve emilmeden atılabilir.

Sonuç olarak, sütten alınan kalsiyumun bir kısmı ya emilemeden dışarı atılır, ya da emilse bile kemikten çekilen kalsiyum nedeniyle net kazanç sıfırlanır.

🧪 🧪 🧪
Kan Kalsiyumu ile Hücre İçi Kalsiyum Farkı

Birçok kişi, kandaki kalsiyum düzeyine bakarak yeterli kalsiyuma sahip olduğunu düşünebilir. Ancak bu yanıltıcıdır.

Çünkü:

  • Serum kalsiyumu genellikle sabit tutulur; vücut bunu sağlamak için gerekirse kemiklerden kalsiyum çeker.
  • Ancak bu, kemik yoğunluğu pahasına olur.
  • Hücre içi kalsiyum, örneğin kas hücrelerinde ya da sinir hücrelerinde farklı görevler üstlenir (kas kasılması, sinyal iletimi vs.) ve bu depo değil, işlevsel kalsiyumdur.

Yani:

Kanda kalsiyum seviyesi normal görünse bile, bu kişinin yeterli kalsiyum aldığı anlamına gelmez; çünkü kemik rezervleri tükeniyor olabilir.

🥬 🥬 🥬
Alternatif Kalsiyum Kaynakları – Bitkisel Seçenekler

Süt ve süt ürünlerinin dışında kalsiyumun daha verimli ve asit yükü oluşturmayan kaynakları vardır:

Besin100 g’daki kalsiyum (mg)Not
Susam (tahin)975 mgAlkali etki yaratır
Lahana200 mgEmilim oranı %60’a kadar
Ispanak99 mgOksalat nedeniyle emilim düşebilir
Badem264 mgMagnezyum ve K vitamini içerir
Pazı140 mgGüçlü antioksidanlar taşır

Bu besinler:

  • Daha az asidik yük oluşturur,
  • D vitamini ve magnezyumla birlikte alınırsa emilim artar,
  • Vücutta bazik ortam sağladıkları için kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olmazlar.
✅ ✅ ✅
Süt = Her Zaman Faydalı Kalsiyum Kaynağı Değildir

Süt içeriğinde kalsiyum taşımasına rağmen:

  • Metabolik asidik yük oluşturur,
  • Fosfor ve protein yükü nedeniyle kalsiyum atılımını artırabilir,
  • Kemik rezervlerini tüketerek kan kalsiyumunu sabit tutabilir,
  • Net kalsiyum kazancı sağlamayabilir.

Bu nedenle kalsiyum dengesini korumak, sadece süt içmekle değil;

  • Yeşil yapraklı sebzeler, badem, susam gibi bitkisel kaynaklardan kalsiyum almakla,
  • D vitamini düzeyine dikkat etmekle,
  • Fiziksel aktivite ve alkali beslenme ile mümkün olabilir.

Kemik erimesi için halen Süt içmeyi düşünüyor musunuz?

İyi Düşünün..!!

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Kalsiyum https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK557683/

⭐️⭐️ Kalsiyum https://ods.od.nih.gov/factsheets/Calcium-HealthProfessional/

⭐️⭐️ Kalsiyum ve Kemik https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31792679/

⭐️⭐️ Kalsiyum Homeostazının Fizyolojisi: Genel Bir Bakış https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34774235/

⭐️⭐️ Fizyoloji, Kalsiyum https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK482128/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla