Çimento Fabrikaları için Reaktif Zamanlama (RT) Risk Matrisi

Çimento sektörü, yüksek ısı, yoğun mekanik ekipman kullanımı, ağır tonajlı malzeme hareketleri ve sürekli proses akışıyla, endüstriyel risk düzeyi en yüksek çalışma alanlarından biridir. Bu karmaşık yapıda iş güvenliğini sürdürülebilir biçimde sağlamak, yalnızca mevzuatın gerektirdiği standart önlemlerle değil; dinamik, ölçülebilir ve insan faktörünü merkeze alan modern yöntemlerle mümkündür.

Sizlere Çimento fabrikalarında uygulayabileceğiniz Reaktif Zamanlama (RT) Risk Matrisi ile iş güvenliği yönetimine yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyorum. Reaktif Zamanlama (RT) kavramı, çalışanların tehlike anında verdiği tepki süresini ölçerek, bu sürenin risk gerçekleşme olasılığı üzerindeki etkisini sayısal bir çerçeveye oturtur. Böylece iş kazaları yalnızca “sonuç” üzerinden değil; gerçekleşmeden önce ölçülen davranışsal ve operasyonel göstergeler üzerinden yönetilebilir hâle gelir.

Çimento fabrikalarında Reaktif Zamanlama (RT)‘nin değerlendirilmesi, klasik risk analizlerinden farklı olarak üç katmanlı bir yaklaşım sunar:

  1. Operasyonel gerçeklik: Ekipmanların çalışma toleransları, proses hızları ve kritik durdurma zamanları ile Reaktif Zamanlama (RT)’nin ilişkisi.
  2. İnsan faktörü: Yorgunluk, dikkat, tecrübe seviyesi ve eğitim gibi parametrelerin Reaktif Zamanlama (RT) üzerindeki belirleyici rolü.
  3. Yönetimsel sistemler: Organizasyon yapısı, vardiya planlaması, performans takibi ve geri bildirim kültürünün Reaktif Zamanlama (RT) performansına etkisi.

Reaktif Zamanlama (RT) Risk Matrisi, çimento fabrikalarındaki risk yönetimini daha öngörülebilir, ölçülebilir ve kişiselleştirilmiş bir hâle getirmeyi hedeflemektedir. Reaktif Zamanlama (RT) Risk Matrisi, hem yönetime hem de sahada görev yapan çalışanlara; kazaların nedenlerini yalnızca teknik açıdan değil, insan-temelli davranış kalıpları üzerinden de analiz edebilme olanağı sunar.

Reaktif Zamanlama (RT) Risk Matrisi yazısı ile “reaktif güvenlik” yaklaşımını, proaktif ve performans temelli bir yapıya dönüştürme süreciine önemli bir destek olacaktır. Umuyorum ki bu çalışma, çimento sektöründe iş güvenliği kültürünün geliştirilmesine, eğitim programlarının güçlendirilmesine ve risklerin daha etkin yönetilmesine katkı sağlayacaktır.

Bölüm 1
Giriş ve Teorik Arka Plan
1.1 İş Sağlığı ve Güvenliği Bağlamında Reaktif Zamanlama

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) çalışmaları, işyerinde meydana gelebilecek kazaları önlemeyi, çalışanların fiziksel ve zihinsel sağlığını korumayı amaçlayan multidisipliner bir alan olarak tanımlanabilir. Son yıllarda İSG literatüründe insan faktörünün etkisi, teknolojik önlemler kadar ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda Reaktif Zamanlama (Reaction Time – RT), bir çalışanın çevresel uyarılara karşı verdiği tepki süresini ölçen kritik bir parametre olarak öne çıkar. RT, sadece refleks veya kas yanıtını değil, aynı zamanda bilişsel süreçleri, dikkat yönetimini ve karar verme mekanizmalarını da kapsar.

Çimento fabrikaları gibi ağır sanayi sektörlerinde RT’nin önemi özellikle belirgindir. Bu tip tesislerde makine parkı, yüksek enerji yoğunluğu ve ağır ekipman kullanımı, küçük bir gecikmenin bile ciddi yaralanmalara veya ölüme yol açabileceği bir ortam yaratır.

Örneğin, bir operatörün pres makinesi, öğütme tesisi veya klinker hattında Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, hem kendisinin hem de çevresindekilerin güvenliğini tehlikeye atabilir. Bu nedenle Reaktif Zamanlama (RT), yalnızca bireysel performans ölçümü olarak değil, risk yönetiminin temel bir göstergesi olarak ele alınmalıdır.

1.2 Reaktif Zamanlama Kavramı ve Ölçüm Boyutları

Reaktif zamanlama; bir uyarı sunulduktan sonra sinir sistemi aracılığıyla kas yanıtının gerçekleşmesine kadar geçen süreyi ifade eder. Reaktif Zamanlama (RT) genellikle milisaniye (ms) cinsinden ölçülür ve üç ana kategoriye ayrılır:

  1. Basit Reaksiyon Zamanı (Simple Reaction Time – SRT):
    Tek bir uyarı ve tek bir yanıt kombinasyonu. Örnek: Bir ışık yandığında butona basmak.
  2. Seçici Reaksiyon Zamanı (Choice Reaction Time – CRT):
    Birden fazla uyarıdan yalnızca doğru olanına yanıt verme. Örnek: Farklı renkli ışıklar için farklı butonlara basmak.
  3. Ayırt Edici/Discriminate Reaksiyon Zamanı (DRT):
    Karmaşık uyaranlar arasında doğru seçimi yapmak ve uygun motor yanıtı oluşturmak. Örnek: Bir pres makinesinde tehlike göstergesi yandığında fren veya acil durdurma düğmesine doğru şekilde basmak.

Her üç kategori de iş kazası risk analizi açısından kritik olup, özellikle Seçici Reaksiyon Zamanı (CRT) ve Ayırt Edici/Discriminate Reaksiyon Zamanı (DRT) değerlerindeki gecikmeler yüksek riskli ortamlar için belirleyici parametrelerdir.

1.3 İnsan Faktörü ve Reaktif Zamanlama (RT) İlişkisi

Çimento fabrikalarında çalışan operatörlerin Reaktif Zamanlama (RT) performansı, birçok faktör tarafından etkilenir:

1.3.1 Biyolojik Faktörler
  • Yaş: Reaktif Zamanlama (RT), genç yetişkinlerde genellikle optimaldir. 40 yaş üstü çalışanlarda bilişsel ve motor hızda yavaşlama gözlenebilir.
  • Yorgunluk ve uyku kalitesi: Uykusuzluk Reaktif Zamanlama (RT)’yı %20–40 oranında yavaşlatabilir.
  • Sağlık durumu: Nörolojik hastalıklar, diyabet, vitamin eksiklikleri ve kronik hastalıklar Reaktif Zamanlama (RT) üzerinde doğrudan etkili olur.

1.3.2 Psikolojik ve Kognitif Faktörler
  • Dikkat dağılımı: Monoton işler veya uzun vardiyalar dikkati azaltır.
  • Stres ve kaygı: Yüksek stres ortamlarında karar verme süresi uzar.
  • Motivasyon ve tükenmişlik: Düşük motivasyon Reaktif Zamanlama (RT)’yı olumsuz etkiler.

1.3.3 Çevresel Faktörler
  • Gürültü, titreşim, aşırı sıcak veya soğuk, yetersiz aydınlatma Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine yol açar.
  • Tehlikeli kimyasallara maruziyet veya toz yoğunluğu da bilişsel performansı düşürebilir.

1.3.4 Organizasyonel ve Operasyonel Faktörler
  • Yanlış vardiya planlaması veya uzun çalışma saatleri Reaktif Zamanlama (RT)’yı olumsuz etkiler.
  • Eğitim eksikliği, operatörün uyarılara hızlı yanıt verme kapasitesini sınırlayabilir.
  • İş yükünün yanlış dağılımı veya aşırı iş yoğunluğu bilişsel ve motor yanıt sürelerini yavaşlatır.

1.4 Çimento Fabrikaları İçin Reaktif Zamanlama (RT)’nin Önemi

Çimento fabrikaları, öğütme tesisleri, klinker üretim hattı, yükleme-boşaltma ve yüksek kazan gibi birimler açısından yüksek risk içerir. Bu tesislerdeki tipik kazalar ve Reaktif Zamanlama (RT) ilişkisi şu şekilde özetlenebilir:

  • Öğütme Tesisi: Pres ve değirmen makinelerinde ani durdurma ihtiyacı. Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi parmak veya el sıkışması riskini artırır.
  • Klinker Hattı: Sıcaklık ve ağır ekipman nedeniyle acil durdurma gecikmesi ciddi yanık ve ezilme riskine yol açar.
  • Nakliye ve Yükleme: Forklift veya vinç operatörleri Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi nedeniyle çarpma veya devrilme riskine maruz kalır.
  • Yüksek Kazanlar: Düşme ve sıcak yüzeylerle temas riski Reaktif Zamanlama (RT)’nin kritik olduğu alanlardır.

Bu nedenle Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü ve izlenmesi, çimento fabrikaları özelinde hem bireysel hem de sistematik risk yönetimi açısından zorunlu bir parametre olarak değerlendirilir.

1.5 Reaktif Zamanlama (RT) Ölçümünün İSG Yönetim Sistemi ile Entegrasyonu

Reaktif Zamanlama (RT) ölçümleri, aşağıdaki süreçlerle İSG yönetim sistemine entegre edilebilir:

  1. Periyodik Ölçümler: Çalışanların işe giriş, vardiya değişimi ve yıllık değerlendirmelerinde Reaktif Zamanlama (RT) testi.
  2. Operasyon Bazlı Risk Analizi: Makine ve pozisyon bazlı Reaktif Zamanlama (RT) değerleri ile risk puanlama.
  3. Eğitim ve Müdahale Planları: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi tespit edilen çalışanlar için eğitim ve önlem planları hazırlanması.
  4. Saha Denetimi ve İyileştirme: Reaktif Zamanlama (RT) değerlerinin düşük olduğu vardiyalarda ek denetim ve destek önlemleri uygulanması.

1.6 Akademik ve Literatürsel Dayanak
  • Reaktif Zamanlama (RT) ve iş kazası ilişkisi literatürde çok sayıda çalışmada incelenmiştir (Welford, 1980; Reason, 1990; Sanders & McCormick, 1993).
  • Ağır sanayi ve çimento sektörüne özel Reaktif Zamanlama (RT) çalışmaları sınırlı olsa da, yüksek enerji yoğunluğu, ağır makineler ve düşme riskinin birleşimi RT’nin kritik olduğunu göstermektedir.
  • Modern İSG uygulamalarında Reaktif Zamanlama (RT), insan faktörü odaklı risk yönetimi çerçevesine dahil edilmektedir.

Bölüm 2
Çimento Fabrikaları Özelinde Reaktif Zamanlama Analizi

Çimento üretim süreci, yüksek enerji yoğunluğu, ağır makineler ve tehlikeli materyallerin bir arada bulunduğu kompleks bir sistemdir.

Reaktif Zamanlama (RT), bu sistemdeki iş kazalarını önleme açısından kritik bir faktördür. Her bir üretim hattı ve pozisyon, farklı Reaktif Zamanlama (RT) gecikme risklerine ve potansiyel tehlikelere sahiptir. Bu bölümde, çimento fabrikalarının başlıca birimleri bazında Reaktif Zamanlama (RT)’nin önemini, kritik değerleri ve risk ilişkilerini ayrıntılandıracağım

2.1 Öğütme Tesisleri ve Reaktif Zamanlama (RT) Analizi
2.1.1 Üretim Süreci

Öğütme tesisleri, klinker ve katkı maddelerinin ince toz haline getirilmesiyle çimento üretiminin temel adımlarından biridir. Bu tesislerde döner değirmenler, preheater ve siklon sistemleri çalışır. Operatörler genellikle öğütme makinelerini kontrol eder, hammadde besleme ve valf ayarlarını yönetir.

2.1.2 Reaktif Zamanlama (RT)’nin Önemi
  • Makine Arızaları: Değirmen blokajları veya taşıyıcı bant arızaları durumunda Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, acil durdurma butonuna ulaşmayı geciktirir.
  • Toz Patlaması Riskleri: Çimento tozu yanıcıdır; Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, olası bir patlamaya karşı kritik tepkiyi geciktirir.
  • Elle Müdahale Gereken Durumlar: Parça sıkışmaları veya hidrolik sistem arızalarında hızlı refleksler gereklidir.

2.1.3 RT Değerleri ve Risk Seviyesi
RT SeviyesiRiskÖneri
180–250 ms (A)DüşükNormal çalışma
251–320 ms (B)OrtaHafif gözetim, eğitim
321–380 ms (C)YüksekOperasyon kısıtlaması, ek gözetim
381–450 ms (D)Çok Yüksekİş durdurulmalı, RT iyileştirilmeli
>450 ms (E)Kabul edilemezKesinlikle çalışamaz

2.2 Klinker Üretim Hattı ve Reaktif Zamanlama (RT) Analizi
2.2.1 Üretim Süreci

Klinker üretimi yüksek sıcaklık ve döner fırın kullanımıyla gerçekleşir. Operatörler fırın sıcaklığı, malzeme akışı ve enerji kontrolünden sorumludur. Fırın hızı, yanma süreci ve soğutma sistemleri sürekli izlenir.

2.2.2 Reaktif Zamanlama (RT)’nin Önemi
  • Sıcak Çarpması ve Yanık Riski: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, fırına müdahale süresini artırır.
  • Malzeme Taşması: Hızlı karar verilemediğinde ekipman ve malzeme kayıpları artar.
  • Yangın ve Patlama: Klinker fırınları yüksek sıcaklıktadır; acil durdurma gecikmesi kritik sonuçlar doğurur.

2.2.3 Reaktif Zamanlama (RT) Seviyeleri ve Önlemler
RT SeviyesiOlasılıkŞiddetRiskÖneri
A155Normal çalışma, rutin gözlem
B2510Hafif yavaşlama, eğitimle destek
C3515Gözetim arttırılmalı, acil durum tatbikatı
D4520Çalışma durdurulmalı, RT değerlendirmesi
E5525Çalışma yasak, acil tedbir uygulanmalı

2.3 Nakliye ve Malzeme Taşıma Alanları
2.3.1 Operasyonel Özellikler

Fabrikada hammadde, klinker ve çimento taşınması genellikle forklift, vinç, bant sistemleri ve kamyonlarla yapılır. Operatörler yoğun dikkat gerektiren hareketli araç ve ekipmanlarla çalışır.

2.3.2 Reaktif Zamanlama (RT)’nin Önemi
  • Çarpma ve Devrilme Riski: Gecikmiş Reaktif Zamanlama (RT), araç ve işçi güvenliğini tehlikeye atar.
  • Yükleme-Boşaltma Hataları: Yanlış zamanda fren veya yön kontrolü yapılmaması ciddi yaralanmalara yol açabilir.
  • Koordinasyon Gecikmesi: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, diğer çalışanların tehlikeye girmesine neden olabilir.

2.3.3 Risk Matrisi
RT SeviyesiOlasılıkŞiddetRiskÖnlem
A155Normal çalışma
B2510Gözetim ve eğitim
C3515Operasyon kısıtlaması
D4520İş durdurulmalı, RT iyileştirilmesi
E5525Çalışma yasak, acil müdahale

2.4 Yüksek Kazanlar ve Silolar
2.4.1 Operasyonel Riskler
  • Çimento siloları ve yüksek kazanlar, yüksekte çalışma riski taşır.
  • Düşme, sıcak yüzeylerle temas ve ekipman devrilmesi riski yüksektir.

2.4.2 Reaktif Zamanlama (RT)’nin Önemi
  • Düşmeye Müdahale: RT gecikmesi, emniyet kemerleri veya düşüş durdurma ekipmanlarının etkili kullanımını engeller.
  • Acil Durum Müdahalesi: Kazan veya silo alarm sistemine yanıt gecikirse yangın veya devrilme riski artar.

2.4.3 Reaktif Zamanlama (RT) Seviyeleri
RT SeviyesiRiskÖneri
ADüşükNormal çalışma
BOrtaGözetim, eğitim
CYüksekAcil durum tatbikatı, RT artırımı
DÇok YüksekÇalışma durdurulmalı
EKabul edilemezKesinlikle çalışamaz

2.5 Çimento Fabrikaları Özelinde Reaktif Zamanlama (RT) Ölçüm Yöntemleri
  • Basit ve Seçici Reaktif Zamanlama (RT) Testleri: Bilgisayar veya mobil cihaz tabanlı uygulamalarla yapılır.
  • Simülasyon Sistemleri: Öğütme, klinker ve yüksek kazan hattında gerçek senaryolara dayalı ölçüm yapılabilir.
  • Operatör Bazlı İzleme: Bireysel performans verisi ile vardiya planlamasına entegrasyon.
  • Ekip Bazlı Analiz: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi belirlenen pozisyonlar için risk azaltıcı tedbirler planlanır.

2.6 İnsan Faktörü ve Operasyonel Risk İlişkisi

Çimento fabrikalarında Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi ile insan faktörü arasındaki ilişki şu şekilde özetlenebilir:

  1. Basit Hatalar: Düşük Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi → küçük kazalar, uyarı ile önlenebilir.
  2. Orta Hatalar: Orta Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi → ciddi yaralanma olasılığı, ekipman hasarı.
  3. Kritik Hatalar: Yüksek Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi → ölüm veya ağır yaralanma riski yüksek.

Bölüm 3
Operatör Bazlı ve Pozisyon Bazlı Reaktif Zamanlama (RT) Matrisi

Çimento fabrikalarında risk yönetimi, sadece makine güvenliği veya teknik önlemlerle sınırlı değildir; insan faktörünün kritik rolü vardır. Reaktif Zamanlama (RT), operatörün çevresel uyaranlara karşı verdiği tepki süresini ölçer ve iş kazası olasılığını belirleyen temel bir göstergedir. Bu bölümde, Reaktif Zamanlama (RT)’nın operatör bazlı ve pozisyon bazlı analizlerini, milisaniye cinsinden değerlerini, risk derecelerini ve önerilen önlemler ayrıntılandıracağım.

Her üretim hattı ve pozisyon için gerçekçi senaryolar, olası kazalar ve Reaktif Zamanlama (RT)’nin iş güvenliği üzerindeki etkilerini ayrıntılı olarak değerlendirmeye çalışacağım. Böylece İSG profesyonelleri, OSGB yöneticileri ve fabrika yöneticileri, insan faktörünü sistematik şekilde ölçümleyip yönetebilmeleri için başlangıcı yapmış oluyorum.

3.1 Operatör Bazlı Reaktif Zamanlama (RT) Analizi

Operatör bazlı RT analizi, bireysel performans ölçümlerine dayalıdır. Burada yaş, deneyim, sağlık durumu, yorgunluk ve bilişsel kapasite gibi parametreler göz önünde bulundurulur.

3.1.1 Yaş ve Deneyim Faktörü
  • 20–30 yaş: Genç yetişkin operatörler Reaktif Zamanlama (RT) açısından optimal düzeydedir (180–250 ms).
  • 31–40 yaş: Hafif yavaşlama olasılığı (%5–10) mevcuttur (250–300 ms).
  • 41–50 yaş: Deneyim artmasına rağmen motor ve bilişsel yanıt yavaşlayabilir (300–380 ms).
  • 50+ yaş: Gelişmiş deneyim, yüksek Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesini telafi edebilir ancak kritik durumlarda risk artar (>380 ms).

Not: Deneyim, Reaktif Zamanlama (RT)’yı iyileştirebilir, fakat yorgunluk ve sağlık bozuklukları bu avantajı ortadan kaldırabilir.

3.1.2 Sağlık ve Yorgunluk Faktörleri
  • Vardiya süresi, uyku kalitesi, yorgunluk düzeyi Reaktif Zamanlama (RT)’yı %20–50 oranında etkileyebilir.
  • Kronik hastalıklar (ör: hipertansiyon, diyabet, nörolojik bozukluklar) Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine yol açar.

3.2 Pozisyon Bazlı Reaktif Zamanlama (RT) Analizi

Çimento fabrikalarında her pozisyon, farklı tehlike profiline ve Reaktif Zamanlama (RT) gereksinimine sahiptir. Sizlere, her pozisyon için kritik Reaktif Zamanlama (RT) değerleri, olası kazalar, risk seviyesi ve önlemleri sunuyorum.

3.2.1 Öğütme Tesisi Operatörleri
3.2.1.1 Görevler
  • Değirmen ve pres kontrolü
  • Hammadde besleme
  • Bant ve valf ayarları

3.2.1.2 Reaktif Zamanlama (RT) Gereksinimi
  • Kritik Reaktif Zamanlama (RT): 200–300 ms
  • Gecikme Durumu: 321–450 ms → parmak sıkışması, pres arızası

3.2.1.3 Risk Matrisi (Reaktif Zamanlama (RT) Milisaniye Bazlı)
RT Seviyesi (ms)OlasılıkŞiddetRisk PuanıÖnlem
180–250155Normal operasyon
251–3202510Eğitim ve gözetim artırılmalı
321–3803515Operasyon kısıtlaması, acil durdurma tatbikatı
381–4504520Çalışma durdurulmalı, RT iyileştirme programı
>4505525Çalışma yasak, acil müdahale

3.2.1.4 Senaryo Analizi
  • Bir operatör 390 ms Reaktif Zamanlama (RT) ile pres temizliği yapıyor.
  • Acil durdurma gecikmiş ve parmak sıkışmış → iş kazası meydana gelmiş.
  • Önlem: İşe başlamadan önce yorgunluk kontrolü, eğitim ve Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü yapılmalı.

3.2.2 Klinker Hattı Operatörleri
3.2.2.1 Görevler
  • Fırın sıcaklık kontrolü
  • Klinker akışı izleme
  • Enerji ve yakıt yönetimi

3.2.2.2 RT Gereksinimi
  • Kritik Reaktif Zamanlama (RT): 180–280 ms
  • Geçikme: 321–450 ms → sıcak çarpması, yanık veya ekipman devrilmesi

3.2.2.3 Risk Matrisi
RT SeviyesiOlasılıkŞiddetRiskÖnlem
180–250155Normal
251–3202510Eğitim ve gözetim
321–3803515Operasyon kısıtlaması, tatbikat
381–4504520Çalışma durdurulmalı
>4505525Çalışma yasak

3.2.2.4 Senaryo
  • Reaktif Zamanlama (RT) 400 ms olan operatör, fırın alarmına gecikmiş yanıt vermiştir.
  • Sonuç: Malzeme taşması, yanık ve ekipman arızası meydana gelmiştir.
  • Önlem: Acil durdurma sisteminin ergonomisi ve Reaktif Zamanlama (RT) odaklı eğitimler.

3.2.3 Nakliye ve Forklift Operatörleri
3.2.3.1 Görevler
  • Klinker ve çimento taşıma
  • Bant sistemlerinden yükleme-boşaltma
  • Depolama alanında forklift kullanımı

3.2.3.2 Reaktif Zamanlama (RT) Gereksinimi
  • Kritik Reaktif Zamanlama (RT): 200–300 ms
  • Geçikme: >320 ms → çarpma, devrilme, yaya yaralanması

3.2.3.3 Risk Matrisi
RT SeviyesiOlasılıkŞiddetRiskÖnlem
180–250155Normal
251–3202510Eğitim
321–3803515Operasyon kısıtlaması
381–4504520İş durdurulmalı
>4505525Çalışma yasak

3.2.4 Yüksek Kazan ve Silo Operatörleri
3.2.4.1 Görevler
  • Yüksekte çalışma ve bakım
  • Malzeme boşaltma ve doldurma kontrolü
  • Düşme önleyici sistemleri yönetmek

3.2.4.2 Reaktif Zamanlama (RT) Gereksinimi
  • Kritik Reaktif Zamanlama (RT): 180–250 ms
  • Geçikme: >320 ms → düşme, yanma, devrilme riski

3.2.4.3 Risk Matrisi
RT SeviyesiOlasılıkŞiddetRiskÖnlem
180–250155Normal çalışma
251–3202510Ek gözetim ve eğitim
321–3803515Operasyon kısıtlaması, tatbikat
381–4504520Çalışma durdurulmalı
>4505525Kesinlikle çalışamaz

3.2.4.4 Senaryo
  • Reaktif Zamanlama (RT) 420 ms olan operatör, silo doldurma sırasında düşme önleyici sistemi zamanında aktive edememiştir.
  • Sonuç: Hafif yaralanma, ciddi yaralanma riski önlenememiştir.
  • Önlem: Reaktif Zamanlama (RT) odaklı tatbikatlar ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı zorunludur.

3.3 Operasyon Bazlı Reaktif Zamanlama (RT) Risk Matrisi Oluşturma

Operasyon bazlı Reaktif Zamanlama (RT) matrisi, tüm pozisyonların Reaktif Zamanlama (RT) seviyelerine göre risk puanlarını birleştirir. Bu yöntem, fabrika yönetiminin iş güvenliği kararlarını sistematik şekilde almasını sağlar.

3.3.1 Matris Yapısı
  • Satırlar: Operasyonlar / Pozisyonlar (Öğütme, Klinker, Nakliye, Yüksek Kazan)
  • Sütunlar: Reaktif Zamanlama (RT) seviyeleri (A–E)
  • Hücreler: Risk puanı (Olasılık × Şiddet), önlem önerisi

3.3.2 Örnek Matris
Pozisyon / RTABCDE
Öğütme Tesisi510152025
Klinker Hattı510152025
Nakliye510152025
Yüksek Kazan510152025

Renk Kodları:

  • 0–5 → Yeşil (Düşük Risk)
  • 6–10 → Sarı (Orta Risk)
  • 11–15 → Turuncu (Yüksek Risk)
  • 16–20 → Kırmızı (Çok Yüksek)
  • 21–25 → Mor (Kabul Edilemez)

3.4 Reaktif Zamanlama (RT) Ölçümünün Operatör Performansı ile İlişkisi

Reaktif Zamanlama (RT) matrisi sadece risk belirlemek için değil, aynı zamanda çalışan performans yönetimi ve eğitim planlaması için de kullanılır:

  1. Bireysel Reaktif Zamanlama (RT) İzleme: Operatörlerin Reaktif Zamanlama (RT) değerleri periyodik olarak ölçülür.
  2. Vardiya Planlaması: Düşük Reaktif Zamanlama (RT) gösteren operatörler, kritik pozisyonlarda görevlendirilmez.
  3. Eğitim ve Tatbikatlar: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi olan operatörler için acil durum tatbikatları ve bilişsel beceri geliştirme çalışmaları yapılır.
  4. İşyeri Sağlığı: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi yorgunluk veya sağlık sorunlarından kaynaklanıyorsa, işyeri hekimi değerlendirmesi yapılır.

3.5 Pozisyon Bazlı Reaktif Zamanlama (RT) Analizi ile Risk Yönetimi
  • Düşük Reaktif Zamanlama (RT) (A–B): Normal operasyon, standart eğitim yeterli
  • Orta Reaktif Zamanlama (RT) (C): Ek gözetim, acil durum tatbikatları, Reaktif Zamanlama (RT) odaklı eğitim
  • Yüksek Reaktif Zamanlama (RT) (D–E): Operasyon kısıtlaması, çalışma durdurulması, sağlık değerlendirmesi

Bu sınıflandırma, insan faktörünü sistematik şekilde iş güvenliği yönetimine entegre eder.

Bölüm 4
Vaka Örnekleri ve Simülasyon Senaryoları

Çimento fabrikalarında teorik Reaktif Zamanlama (RT) değerleri ve risk matrisi, güvenlik yönetiminin temelini oluşturur. Lakin, sahadaki gerçek durumlar ve olası kazalar, sadece sayısal analizle değil, simülasyon ve vaka çalışmalarıyla değerlendirilmelidir. Bu bölümde, öğütme tesisi, klinker hattı, nakliye/yükleme ve yüksek kazan/silo pozisyonları için gerçekçi senaryolar oluşturmaya çalıştım. Her senaryo, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, olası kazalar, risk puanı ve alınması gereken önlemler açısından detaylı olarak ayrıntılandırmaya ve incelemeye çalıştım.

4.1 Öğütme Tesisi Operatörleri
4.1.1 Vaka 1: Pres Makinesi Temizliği
  • Senaryo: Operatör, öğütme tesisinde pres makinesini temizlerken acil durdurma düğmesine ulaşması gerekir. Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü: 420 ms (çok yüksek).
  • Olay: Makinenin sıkışan kısmına eli kaptırır, parmak kopması meydana gelir.
  • Risk Analizi: Şiddet: 5, Olasılık: 4 → Risk Puanı: 20 (Çok Yüksek)
  • Önlem: Reaktif Zamanlama (RT) odaklı eğitim, acil durdurma sisteminin ergonomik yerleşimi, iş durdurma protokolü.

4.1.2 Vaka 2: Değirmen Blokajı
  • Senaryo: Hammadde taşınımı sırasında değirmende blokaj meydana gelir. Operatörün Reaktif Zamanlama (RT) değeri 380 ms.
  • Olay: Operatör gecikmeli tepki verir ve makineye müdahale sırasında el sıkışması olur.
  • Önlem: Hızlı müdahale tatbikatları, alarm sistemlerinin ses ve ışık uyarıları, operatör başına acil durdurma butonları.

4.1.3 Simülasyon Önerisi
  • Değirmen, pres ve bant sistemleri sanal ortamda simüle edilir.
  • Reaktif Zamanlama (RT) değerleri farklı senaryolar (yorgunluk, dikkat dağınıklığı, stres) altında test edilir.
  • Operatörler, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine bağlı olarak risk puanlamasını birebir gözlemleyebilir.

4.2 Klinker Hattı Operatörleri
4.2.1 Vaka 1: Fırın Alarmına Yanıt
  • Senaryo: Klinker fırınında sıcaklık alarmı devreye girer. Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü: 400 ms
  • Olay: Operatör alarmı zamanında algılayamaz, malzeme taşar, sıcak çarpması ve yanık riski oluşur.
  • Risk Analizi: Şiddet: 5, Olasılık: 4 → Risk Puanı: 20
  • Önlem: Reaktif Zamanlama (RT) bazlı eğitim, acil durdurma düğmelerinin ergonomik yerleşimi, yedek operatör planlaması.

4.2.2 Vaka 2: Klinker Akışının Gecikmeli Müdahalesi
  • Senaryo: Akış sensörleri yüksek sıcaklık sinyali verir, Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü: 390 ms
  • Olay: Operatör müdahaleyi geciktirir, fırın çıkışında malzeme taşması ve ekipman hasarı meydana gelir.
  • Önlem: Otomatik acil durdurma sistemleri, simülasyon tabanlı eğitim, Reaktif Zamanlama (RT) izleme periyodları.

4.2.3 Simülasyon Önerisi
  • Klinker fırını ve sıcaklık sensörleri sanal ortamda modellenir.
  • Reaktif Zamanlama (RT) gecikmeleri farklı operatör yaş ve deneyim seviyelerinde test edilir.
  • Operatörlerin kritik alarm durumlarında ne kadar hızlı tepki verdikleri ölçülür ve risk matrisi güncellenir.

4.3 Nakliye ve Forklift Operatörleri
4.3.1 Vaka 1: Forklift Devrilme Riski
  • Senaryo: Forklift operatörü klinker paletini taşırken Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü: 370 ms
  • Olay: Ani fren ihtiyacı ortaya çıkar, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi nedeniyle forklift devrilir.
  • Risk Analizi: Şiddet: 5, Olasılık: 3 → Risk Puanı: 15
  • Önlem: Reaktif Zamanlama (RT) odaklı forklift simülasyon eğitimi, gözlemci eşliğinde çalışma, sınır hız uygulamaları.

4.3.2 Vaka 2: Yükleme/Boşaltma Kazası
  • Senaryo: Çimento torbaları kamyona yükleniyor, Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü: 410 ms
  • Olay: Operatör yükleme sırasında ani durmak zorunda kalır, gecikme nedeniyle torbalar düşer, yaralanma riski oluşur.
  • Önlem: Yükleme hattında Reaktif Zamanlama (RT) tabanlı alarm ve otomatik durdurma sistemleri, kişisel koruyucu donanım (PPE).

4.3.3 Simülasyon Önerisi
  • Forklift ve kamyon operasyonları sanal platformda simüle edilir.
  • Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine bağlı olarak çarpma, devrilme ve düşme riskleri modellenir.
  • Operatörler, simülasyon üzerinden geri bildirim alır ve eğitim planı güncellenir.

4.4 Yüksek Kazan ve Silo Operatörleri
4.4.1 Vaka 1: Silo Dolumunda Gecikmiş Müdahale
  • Senaryo: Silo dolum sırasında alarm sinyali, Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü: 420 ms
  • Olay: Operatör düşme önleyici sistemi zamanında aktive edemez, hafif yaralanma meydana gelir.
  • Risk Analizi: Şiddet: 4, Olasılık: 4 → Risk Puanı: 16
  • Önlem: RT tabanlı tatbikatlar, acil durum eğitimi, iş güvenliği gözlemcisi bulundurma.

4.4.2 Vaka 2: Yüksekte Çalışma ve Düşme
  • Senaryo: Kazan temizliği sırasında Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü: 400 ms
  • Olay: Operatör düşme önleyici sistemleri gecikmeli kullanır, ciddi yaralanma riski oluşur.
  • Önlem: Reaktif Zamanlama (RT) odaklı eğitim, kişisel koruyucu donanım, iş güvenliği tatbikatları.

4.4.3 Simülasyon Önerisi
  • Yüksek kazan ve silo dolum hatları sanal ortamda modellenir.
  • Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi ile düşme olasılığı ve yaralanma riskleri analiz edilir.
  • Operatörler, farklı Reaktif Zamanlama (RT) seviyelerinde simülasyon ile eğitilir.

4.5 Tüm Pozisyonlar İçin Kombine Senaryolar
  • Senaryo: Tüm pozisyonlarda Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi yaşandığında zincirleme risk oluşur.
  • Olaylar: Öğütme tesisi blokajı → klinker fırın alarm gecikmesi → forklift çarpması → silo dolum kazası.
  • Analiz: Zincirleme risk, bireysel Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinin toplam fabrikanın güvenliği üzerindeki etkisini gösterir.
  • Önlem: Reaktif Zamanlama (RT) odaklı vardiya planlaması, otomatik sistemler, operatör simülasyonları ve eğitimi.

4.6 Reaktif Zamanlama (RT) ve İnsan Faktörü Etkileşimi
  • Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve stresle doğrudan ilişkilidir.
  • Reaktif Zamanlama (RT)’nin sürekli izlenmesi, iş kazalarının önlenmesinde kritik öneme sahiptir.
  • Simülasyon senaryoları, çalışanların bireysel ve pozisyon bazlı performansını objektif şekilde ölçer.

4.7 Sonuç ve Öneriler
  1. Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü, tüm pozisyonlarda periyodik olarak yapılmalıdır.
  2. Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine göre risk matrisi güncellenmeli ve iş akışları yeniden planlanmalıdır.
  3. Sanal simülasyonlar, operatörlerin Reaktif Zamanlama (RT)’ya dayalı tehlike farkındalığını artırır.
  4. Acil durum tatbikatları, Reaktif Zamanlama (RT) odaklı olmalı ve farklı senaryoları kapsamalıdır.
  5. Kişisel koruyucu donanım (PPE) kullanımı Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesini telafi edebilecek önlemler arasında olmalıdır.

Bölüm 5
Önlemler, Eğitim ve Uygulama Önerileri

Çimento fabrikalarında Reaktif Zamanlama (RT) bazlı risk yönetimi, teorik analiz ve simülasyon senaryolarıyla sınırlı kalmamalıdır. Operatörlerin performansı ve güvenliği, doğru önlem, eğitim ve uygulama süreçleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu bölümde sizlere, önceki bölümlerde tanımladığım operatör bazlı ve pozisyon bazlı Reaktif Zamanlama (RT) risklerini azaltacak stratejileri, önlemleri, eğitimleri ve uygulama önerilerini ayrıntılandıracağım.

Önlemler, üç ana kategoride sınıflandırılmıştır:

  1. Teknik ve mühendislik önlemleri
  2. İnsan faktörü ve eğitim odaklı önlemler
  3. Yönetim ve süreç optimizasyonu önlemleri

5.1 Teknik ve Mühendislik Önlemleri
5.1.1 Acil Durdurma Sistemleri
  • Tanım: Kritik makineler ve bant sistemlerinde operatörün gecikmeli tepkisini telafi eden mekanizmalar.
  • Özellikler:
    • Ergonomik konumlandırılmış butonlar
    • Görsel ve işitsel alarm entegrasyonu
    • Otomatik durdurma tetikleme kapasitesi

Örnek Uygulama:

  • Öğütme tesisi pres makinesi ve değirmenlerde acil durdurma düğmeleri her pozisyonda kolay erişilebilir olmalıdır.
  • RT gecikmesine bağlı olarak sistem, otomatik olarak kritik durumu durdurur.

5.1.2 Sensör ve Alarm Sistemleri
  • Hedef: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinin yol açabileceği kazaları minimize etmek
  • Uygulama Alanları:
    • Klinker fırın sıcaklık sensörleri
    • Yüksek kazan dolum sensörleri
    • Forklift ve malzeme taşıma alanları

Avantaj: Operatör gecikse bile sensör ve alarm sistemi, olası tehlikeyi önler.

5.1.3 Otomatik Kontrol Sistemleri
  • Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesini telafi eden otomatik durdurma veya yönlendirme sistemleri, insan hatasını minimize eder.
  • Örnek: Klinker hattında yüksek sıcaklık sensörü tetiklendiğinde fırın hızı otomatik düşer ve malzeme akışı durur.

5.1.4 Kişisel Koruyucu Donanım (PPE)
  • Amaç: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinden kaynaklanan yaralanmaları azaltmak
  • Uygulama Örnekleri:
    • Parmak ve el koruyucular (pres makineleri için)
    • Isıya dayanıklı eldiven ve kıyafetler (fırın ve klinker hattı için)
    • Emniyet kemerleri ve düşme önleyici sistemler (yüksek kazan ve silolar için)

5.2 İnsan Faktörü ve Eğitim Odaklı Önlemler
5.2.1 Reaktif Zamanlama (RT) Temelli Eğitim Programları
  • Operatörlerin reaktif zamanını geliştirmek ve gecikmeleri azaltmak için eğitim modülleri hazırlanmalıdır.
  • İçerik:
    • Acil durum prosedürleri
    • Sanal simülasyon ve vaka çalışmaları
    • Hızlı karar verme ve motor beceri geliştirme

Uygulama Örneği:

  • Öğütme tesisi operatörleri için sanal ortamda pres sıkışma senaryosu tatbikatları düzenlenir.

5.2.2 Reaktif Zamanlama (RT) Ölçüm ve Takip Sistemleri
  • Periyodik Reaktif Zamanlama (RT) Testleri: Her vardiya başında ve periyodik olarak Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü yapılır.
  • Bireysel Reaktif Zamanlama (RT) Kayıtları: Operatör performansı veri tabanına kaydedilir ve risk değerlendirmesi ile ilişkilendirilir.
  • Vardiya Planlaması: Düşük Reaktif Zamanlama (RT) değerine sahip operatörler, kritik pozisyonlarda görevlendirilmez.

5.2.3 Stres ve Yorgunluk Yönetimi
  • Amaç: İnsan faktöründen kaynaklanan Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesini minimize etmek
  • Uygulama:
    • Vardiya sürelerinin optimize edilmesi
    • Molaların ve dinlenme alanlarının iyileştirilmesi
    • Psikolojik destek ve stres yönetimi eğitimleri

5.2.4 Acil Durum Tatbikatları
  • Tüm kritik pozisyonlarda Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine bağlı tatbikatlar düzenlenmelidir.
  • Örnek Senaryolar:
    • Pres sıkışması
    • Fırın sıcaklık alarmı
    • Forklift çarpması veya devrilme
    • Yüksek kazan dolumu ve düşme riski

5.3 Yönetim ve Süreç Optimizasyonu Önlemleri
5.3.1 RT Odaklı Risk Matrisi Kullanımı
  • Operasyon bazlı ve pozisyon bazlı Reaktif Zamanlama (RT) değerleri, risk matrisi ile eşleştirilir.
  • Yönetim, risk puanlarına göre iş akışlarını yeniden planlar.
  • Kritik pozisyonlarda Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi yüksek operatörler görevlendirilmez.

5.3.2 Vardiya Planlama ve Görev Rotasyonu
  • Düşük Reaktif Zamanlama (RT) performansı veya yorgunluk durumunda operatör rotasyonu yapılır.
  • Kritik pozisyonlar, Reaktif Zamanlama (RT) performansı yüksek operatörler tarafından yönetilir.

5.3.3 Performans İzleme ve Geri Bildirim
  • RT tabanlı performans raporları düzenli olarak hazırlanır.
  • Operatörler, performanslarına dair geri bildirim alır ve eğitim modüllerine yönlendirilir.

5.3.4 Sürekli İyileştirme
  • Reaktif Zamanlama (RT) verileri ve vaka senaryolarından elde edilen sonuçlar, iş güvenliği prosedürlerine entegre edilir.
  • Sistematik izleme ve değerlendirme ile fabrikadaki tüm operasyonlarda sürekli iyileştirme sağlanır.

5.4 Örnek Uygulama Senaryosu: Kombine Önlem Modeli
5.4.1 Senaryo Tanımı
  • Öğütme tesisi pres makinesi, klinker fırını, forklift ve yüksek kazan hattında Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi oluştu.
  • Operatörler yorgun, dikkat dağılımları yüksek ve acil durdurma butonuna ulaşmak gecikti.

5.4.2 Önlem Stratejisi
  1. Teknik Önlem: Otomatik durdurma sistemleri ve alarm entegrasyonu
  2. İnsan Faktörü: Reaktif Zamanlama (RT) tabanlı eğitim ve simülasyon tatbikatları
  3. Yönetim: Reaktif Zamanlama (RT) odaklı vardiya planlaması, risk matrisi güncellemesi

5.4.3 Sonuç
  • Zincirleme kazalar minimize edilir.
  • Operatörlerin Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinden kaynaklanan riskler, eğitim ve teknik önlemlerle telafi edilir.

5.5 Eğitim Önerileri
  1. Sanal Reaktif Zamanlama (RT) Tatbikatları: Operatörler sanal ortamda Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine karşı tecrübe kazanır.
  2. Pozisyon Bazlı Senaryolar: Her pozisyon için özel Reaktif Zamanlama (RT) eğitim modülleri hazırlanır.
  3. Performans İzleme: Reaktif Zamanlama (RT) ölçümleri kayıt altına alınır ve eğitim planları buna göre güncellenir.
  4. Simülasyon + Gerçek Operasyon Kombinasyonu: Teorik eğitim, simülasyon ve saha uygulaması birleştirilir.

Çimento fabrikalarında Reaktif Zamanlama (RT) odaklı önlemler, eğitim ve yönetim stratejileri;

  • Teknik Önlemler: Acil durdurma sistemleri, sensörler, PPE
  • İnsan Faktörü Önlemleri: RT tabanlı eğitim, tatbikat, yorgunluk/stres yönetimi
  • Yönetim Önlemleri: Vardiya planlaması, RT matrisi kullanımı, performans izleme

Bu önlemler, RT gecikmesinin yol açabileceği iş kazalarını sistematik şekilde önlemeyi hedefler ve fabrikadaki tüm pozisyonlarda güvenliği artırır.

Bölüm 6
Sonuç, Analitik Öneriler ve Eğitim Modeli

Çimento fabrikalarında iş güvenliği, insan faktörü ve teknoloji entegrasyonunun birleşik bir yönetimini gerektirir. Önceki bölümlerde ele aldığım Reaktif Zamanlama (RT) değerleri, pozisyon bazlı risk analizleri ve vaka senaryoları, kritik iş güvenliği kararlarının temelini oluşturur.

6.1 Analitik Sonuçlar
6.2.1 Operatör Bazlı Analiz
  • Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, operatör yaşına, deneyimine, yorgunluğa ve sağlık durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterir.
  • Genç ve deneyimli operatörler düşük Reaktif Zamanlama (RT) değerine sahipken, yorgunluk ve uzun vardiyalar Reaktif Zamanlama (RT)’yı olumsuz etkiler.
  • Operatör bazlı Reaktif Zamanlama (RT) ölçümleri, bireysel risk haritalarının oluşturulmasında kritik öneme sahiptir.

6.1.2 Pozisyon Bazlı Analiz
  • Her pozisyonun kritik Reaktif Zamanlama (RT) değeri farklıdır:
    • Öğütme tesisi pres ve değirmen: 200–300 ms
    • Klinker fırını: 180–280 ms
    • Nakliye/forklift: 200–300 ms
    • Yüksek kazan/silo: 180–250 ms
  • Pozisyon bazlı Reaktif Zamanlama (RT) matrisi, riskli alanların önceliklendirilmesini sağlar.

6.1.3 Vaka Senaryoları
  • Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi ile zincirleme kazalar ortaya çıkabilir: pres sıkışması → fırın alarm gecikmesi → forklift devrilmesi → silo dolum kazası.
  • Senaryolar, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinin operasyonel riskleri artırma potansiyelini somut olarak gösterir.

6.2 Önlemler ve Eğitim Modeli
6.2.1 Teknik Önlemler
  1. Acil Durdurma Sistemleri: Ergonomik ve ulaşılabilir konumda
  2. Sensör ve Alarm Sistemleri: Kritik ekipmanlarda entegre, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine telafi
  3. Otomatik Kontrol Sistemleri: Fırın ve bant sistemlerinde insan hatasını minimize eder
  4. PPE Kullanımı: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinden kaynaklanan yaralanmalar azaltılır

6.2.2 İnsan Faktörü Odaklı Önlemler
  1. Reaktif Zamanlama (RT) Tabanlı Eğitim: Operatörlerin refleks ve karar verme hızını artırır
  2. Tatbikatlar: Sanal ve sahada, pozisyon bazlı ve zincirleme senaryolarla
  3. Vardiya ve Yorgunluk Yönetimi: Kritik pozisyonlarda düşük Reaktif Zamanlama (RT) performanslı operatör görevlendirilmez
  4. Performans İzleme: Reaktif Zamanlama (RT) ölçümleri periyodik olarak kaydedilir ve risk matrisi güncellenir

6.2.3 Yönetim ve Süreç Optimizasyonu
  1. Reaktif Zamanlama (RT) odaklı risk matrisi kullanımı
  2. Operasyon bazlı planlama ve görev rotasyonu
  3. Zincirleme riskleri önlemek için kritik pozisyonlarda acil durum planları
  4. Sürekli iyileştirme ve geri bildirim döngüsü

6.3 Eğitim ve Farkındalık Modeli
6.3.1 Eğitim Stratejisi
  • Sanal Simülasyonlar: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine dayalı gerçekçi senaryolar
  • Gerçek Operasyon Tatbikatları: Öğütme tesisi, klinker hattı, forklift ve silo pozisyonları
  • RT Performans Değerlendirmesi: Operatörlerin Reaktif Zamanlama (RT) değerleri ve risk davranışları analiz edilir
  • Farkındalık Eğitimleri: İnsan faktörünün güvenlik üzerindeki etkisi vurgulanır

6.3.2 Eğitim Planı Örneği
Eğitim ModülüHedefSüreMateryalDeğerlendirme
RT Temel KavramlarıRT nedir, risk analizi2 saatSunum, videoQuiz
Sanal Pres TatbikatıPres sıkışma senaryosu3 saatSimülasyon yazılımıRT ölçümü
Forklift Zincirleme SenaryoNakliye ve çarpma riskleri4 saatVR simülasyonRisk matrisi değerlendirmesi
Yüksek Kazan EğitimiDüşme önleyici sistem3 saatGerçek saha tatbikatıOperatör performans raporu
RT Odaklı Acil DurumZincirleme olay senaryosu4 saatKombine simülasyonRT gecikme analizi ve iyileştirme planı

6.4 Analitik Öneriler
  1. Reaktif Zamanlama (RT) Ölçüm Altyapısı Kurulması: Her pozisyon ve operatör için veri tabanı
  2. Periyodik Risk Matrisi Güncellemesi: Reaktif Zamanlama (RT) verileri ile risk matrisi sürekli güncellenmeli
  3. İş Güvenliği Kültürü: Reaktif Zamanlama (RT) farkındalığı ile tüm personel bilinçlendirilir
  4. Sürekli Eğitim ve Tatbikat: Yeni operatörler ve mevcut çalışanlar düzenli olarak eğitimden geçer
  5. Zincirleme Risk Yönetimi: Kritik pozisyonlarda Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinin yol açabileceği senaryolar önceden modellenir

6.5 Eğitim ve Uygulama Modeli Şeması
  1. Veri Toplama: Reaktif Zamanlama (RT) ölçümü ve operatör bilgileri
  2. Analiz: Operatör bazlı ve pozisyon bazlı Reaktif Zamanlama (RT) analizi
  3. Risk Matrisi: Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesine göre risk puanı ve önlem belirleme
  4. Önlem Uygulaması: Teknik ve insan faktörü önlemleri
  5. Eğitim: Sanal ve sahada Reaktif Zamanlama (RT) odaklı eğitimler
  6. İzleme: Operatör performans ve Reaktif Zamanlama (RT) takibi
  7. Sürekli İyileştirme: Risk matrisi ve eğitim planı güncellenir

RT gecikmeleri iş kazası riskini artırır ve pozisyon bazlı risk matrisi ile sistematik şekilde yönetilebilir.

Teknik, insan faktörü ve yönetim odaklı önlemler zinciri, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinin yol açabileceği kazaları minimize eder.

Eğitim modülleri ve simülasyon senaryoları, operatörlerin Reaktif Zamanlama (RT) farkındalığını ve acil durum reflekslerini artırır.

Sürekli veri takibi ve risk matrisi güncellemeleri, çimento fabrikalarında sürdürülebilir bir güvenlik kültürü oluşturur.

Çimento fabrikalarında Reaktif Zamanlama (RT) kavramını, risk analizlerini, vaka senaryolarını, önlem ve eğitim modellerini bütüncül bir perspektifle ele almaya çalıştım. Altı bölüm boyunca, teorik arka plandan saha uygulamalarına; operatör ve pozisyon bazlı Reaktif Zamanlama (RT) analizlerinden zincirleme senaryolara; teknik, insan faktörü ve yönetim odaklı önlemlerden eğitim ve uygulama modellerine kadar uzanan bir yolculuk gerçekleştirmiş olduk.

Öne çıkan noktalar şunlardır:

  1. Reaktif Zamanın Kritik Önemi:
    Reaktif Zamanlama (RT), iş güvenliği performansını belirleyen en önemli parametrelerden biridir. Operatörün Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesi, zincirleme kazalara yol açabilecek bir tetikleyici olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle RT ölçümleri, risk analizi ve eğitim süreçlerinin temelini oluşturmalıdır.
  2. Pozisyon ve Operatör Bazlı Yaklaşım:
    Her pozisyonun kritik Reaktif Zamanlama (RT) değeri farklıdır. Öğütme tesisi, klinker hattı, forklift ve yüksek kazan/silo pozisyonları, kendi Reaktif Zamanlama (RT) risk profillerine sahiptir. Operatör bazlı Reaktif Zamanlama (RT) takibi, bireysel performansı ve risk dağılımını objektif olarak ortaya koyar.
  3. Vaka Senaryoları ve Simülasyonların Gücü:
    Sanal ve sahaya dayalı senaryolar, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinin olası sonuçlarını somutlaştırır. Zincirleme kazalar, simülasyonlarla modellenerek önlem stratejilerinin etkinliği test edilebilir. Bu, teorik risk hesaplarını pratiğe dönüştüren en güçlü araçtır.
  4. Teknik ve İnsan Faktörü Önlemlerinin Entegrasyonu:
    Acil durdurma sistemleri, sensörler, otomatik kontrol sistemleri ve kişisel koruyucu donanım, Reaktif Zamanlama (RT) gecikmesinden kaynaklanan riskleri minimize eder. İnsan faktörü odaklı eğitimler, Reaktif Zamanlama (RT) refleksini geliştirmek, yorgunluk ve stres kaynaklı gecikmeleri azaltmak için kritik önlemler sağlar.
  5. Yönetim ve Süreç Optimizasyonu:
    Reaktif Zamanlama (RT) odaklı risk matrisi, vardiya planlaması, görev rotasyonu ve performans takibi ile bütünleştirilmelidir. Bu sayede sadece bireysel değil, operasyonel risk yönetimi de sistematik hâle gelir.
  6. Eğitim ve Farkındalık Kültürü:
    Reaktif Zamanlama (RT) tabanlı eğitimler, sanal simülasyonlar ve saha tatbikatları, çalışanların reflekslerini, risk farkındalığını ve acil durum müdahale yetilerini artırır. Sürekli geri bildirim ve performans değerlendirmeleri ile eğitim döngüsü sürekli iyileştirilir.
  7. Sürdürülebilir İş Güvenliği:
    Bu rapor, çimento fabrikalarında Reaktif Zamanlama (RT) odaklı güvenlik yönetiminin sadece bir süreç değil, sürdürülebilir bir kültür ve yönetim felsefesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Sistematik veri toplama, analiz ve sürekli iyileştirme, kazaları önlemenin yanı sıra çalışan güvenliği ve verimliliği de artırır.

Reaktif zaman, iş güvenliğinin görünmez fakat hayati bir göstergesidir. Bu rapor, Reaktif Zamanlama (RT)’nin ölçülebilir, yönetilebilir ve eğitimle geliştirilebilir bir parametre olduğunu sizlere gösterdim.

Çimento fabrikalarında güvenlik risklerini minimize etmek için teknik sistemlerin, insan faktörünün ve yönetim stratejilerinin entegrasyonunu sağlayan bütüncül bir rehber plan oldu.

Bu yazıda sizlere, sadece teorik bilgi vermekle kalmadığımı; sahada uygulanabilir, operatör ve yönetim odaklı pratik çözümler sunduğumu ve iş güvenliği farkındalığını güçlendirdiğimi düşünüyorum.

Sonuç olarak, Reaktif Zamanlama (RT) tabanlı risk yönetimi, yalnızca bir performans ölçütü değil; iş kazalarının önlenmesinde, verimliliğin artırılmasında ve sürdürülebilir bir güvenlik kültürü yaratmada temel stratejiler arasında konumlanmalıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

#çimentofabrika #çimento #reaktifzamanlama #kebat #tetkikosgb

Daha Fazla

Portör Nedir? Portör Uygulamaları ve Mevzuatı

PORTÖR: Hastalık etkeni mikroorganizmayı, kendisinde hastalık belirtileri oluşturmayacak şekilde barındıran ve böylece de bunun çevreye kontrolsüz olarak yayılmasına neden olan taşıyıcı insandır.

İş sağlığı ve Güvenliği – Halk Sağlığı kapsamında oldukça önemli olan bulaşıcı hastalıklar ve hastalıkların bulaşması hususunda en çok bilinen yasal düzenleme Portör Yönetmeliğidir. Maalesef az bilinen ise PORTÖR YÖNETMELİĞİ 11.10.2011. TARİHİNDE İPTAL olduğudur. İlgili hususu Resmi Gazetede görebilirsiniz.( https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/11/20111102M1.htm )

Gelin birlikte portör uygulamalarını ve yasal düzenlemeleri en başından inceleyelim.

Portör uygulamaları hangi mevzuata göre yapılmaktaydı?

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 126. ve 127. maddelerindeki; ( https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1593&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=3 )

Madde 126 – Yenilecek ve içilecek şeyler satan veya veren veyahut taharet ve nezafete müteallik sanatlar ifa edenler her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek bir sıhhi rapor almağa mecburdurlar. Bunlardan devrei sirayette frengi ve sâri verem ve cüzzama müptela olanlarla halkın istikrah ve nefretini mucip bir cilt hastalığına duçar olanlar sanatlarını icradan men olunurlar.

Madde 127 – 126’ncı maddede zikrolunan sıhhi muayene meccanen belediye tabipleri tarafından yapılır. Belediye tabipleri bulunmayan yerlerde bu vazife hükümet tabipleri tarafından icra olunur. Mahalli belediyelerince hangi meslek ve sanat erbabının muayeneye tabi olduğu 266’ ncı maddede zikredilen nizamnameye derç olunur.

Hükümlerle, gıda üretim yerleri ve sıhhi müesseselerde çalışanların bulaşıcı hastalık taşıyıcılığı yönünden her 3 ayda bir muayene olma ve sıhhi rapor alma mecburiyeti getirilmiş ve bu sıhhi muayenenin de ücretsiz olarak belediye tabipleri veya hükümet tabipleri tarafından yapılacağı belirtilmiştir.

Portör muayenesine esas Laboratuvar tetkikleri nelerdir?

Portör muayenesi, 3 ayda bir yapılması zorunlu fiziki muayene olup, İşyeri hekimi olan işletmelerde çalışan personelin muayenesi işyeri hekimi tarafından yapılmaktaydı. Bu muayeneyi yapan tabip, gerek gördüğü takdirde portör muayenesine esas Laboratuvar tetkiklerini daha sık talep edebilirdi.

Portör muayenesine esas Laboratuvar tetkikleri (Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2005/9 sayılı genelgesi gereğince) şunlardı:

1-GAİTA KÜLTÜRÜ ( Salmonella ve Shigella yönünden, en az yılda bir)

2-DIŞKININ MİROSKOPİK İNCELENMESİ ( Entamoeba, histolytica kistleri, giardia lamblia kistleri ve helmint yumurtaları yönünden, en az altı ayda bir)

3-BOĞAZ VE BURUN KÜLTÜRÜ (Staphylococcus aureus yönünden, en az yılda bir)

4-AKCİĞER GRAFİSİ ( Tüberküloz yönünden, en az yılda bir)

5-EL KÜLTÜRÜ (yılda bir)

6-HEPATİT B TARAMASI (3 ayda bir)

İlgili işlerde çalışanlara HEPATİT B AŞISI (isteğe bağlı) programına bağlı aşı uygulaması yapılması çalışanların ve hizmet alanların yararına görüş bildirilmiştir.

Bu tetkiklerin yeni işe başlayanlarda, işe giriş muayenesi ile birlikte, çalışanlarda ise periyodik portör taraması şeklinde yapılması ve sonuçlarına göre etkili bir surveyans sistemi uygulayarak laboratuvarlarda ve kliniklerde tanısı konulup, taşıyıcılık özelliği olan enteropatojenlerle ilgili kaynak ve bulaşma yolları çalışmaları yapılmaktaydı.

Portörlüğü tespit edilenlerin geçici işten uzaklaştırılması veya işyerinde yaptığı işin geçici olarak değiştirilmesi de dâhil olmak üzere hastalık yayılımını engelleyecek tedbirler alınmaktaydı.


Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 25.04.2006 tarih ve 5548 sayılı yazısı.

Bilindiği üzere, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun 126.maddesi amir hükmüne göre;

**Başta gıda işkolunda çalışanlar olmak üzere,

**Otel,

**Motel,

**Pansiyon gibi konaklama yerleri,

**Bar,

**Gazino gibi eğlence yerleri,

**Berber,

**Kuaför,

**Hamam,

**Sauna,

**Güzellik salonu gibi özel hizmet sunan yerler ile

Beşeri münasebet içeren işkollarında çalışanlar, işe başlamadan önce bulaşıcı hastalıklar taşımadığına dair sağlık raporu almakla yükümlüdür.

Bu yükümlülük kişinin çalıştığı süre içerisinde her üç ayda bir sıhhi muayene olmakla ve istenebilecek tetkikleri yaptırmakla devam etmektedir. Aksi taktirde idari ve adli yaptırımlara maruz kalabilmektedir. Sıhhi muayeneyi destekleyici tetkikler arasında Hepatit B de bulunmaktadır.

Ancak Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün, ilgideki kayıtlı yazısı ile Hepatit B tetkiklerinin “Özel meslek grupları ve seks işçilerinde yaptırılmasını istenmiştir.

Berber ve kuaför gibi yerlerde çalışanların yanı sıra, güzellik salonu, masaj salonu, hamam, sauna ile eğlence yerlerinde çalışanlar özel meslek mensubu sayılmaktadır.

*** Bu bakımdan söz konusu yerlerde çalışanların radyolojik ve mikrobiyolojik tetkiklerinin yanında Hepatit B taraması da yaptırması gerekmekteydi.***


Portör Muayeneleri ile ilgili Sağlık Muayene Kartları ve ilgili uygulamalar nelerdi?

Sağlık Muayene Kartları kişiye özel kartlar olup, ilgili bölümlerin (adı, soyadı, işyeri adı v.b.) doldurulması ve fotoğrafların yapıştırılması zorunluydu. Personelin eski Sağlık Muayene kartlarının ilgili bölümlerinden (Gaita kültürü, burun-boğaz kültürü, gaitada parazit, akciğer grafisi ve fiziki muayene) en az birinin tamamen dolmuş olması halinde yenisi verilirdi.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarda (özel Laboratuvarlar, özel hastaneler v.b.) yaptırılan Laboratuvar tetkiklerinin onaylanma yetkisi, bu kurum ve kuruluşların (özel Laboratuvarlar, özel hastaneler v.b.) bulunduğu İlçe Sağlık Grup Başkanlığında olup Sağlık Muayene Kartları da onaylamayı yapan İlçe Sağlık Grup Başkanlığından temin edilmekteydi.

Onaylama Sağlı Grup Başkan Yardımcısı tarafından yapılırdı. Onaylamaya, iki nüshalı analiz raporu ve mevcut sağlık muayene kartları ile birlikte gidilmeliydi.

Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında yaptırılan Laboratuvar tetkiklerinin Sağlık Muayene kartlarına işlenmesi ve kart temini işletmenin bulunduğu İlçe Sağlık Grup Başkanlıkları tarafından;

Halk Sağlığı Laboratuvarlarına bizzat başvuru yapılarak analizlerin yaptırılması halinde Laboratuvar tetkiklerinin Sağlık Muayene kartlarına işlenmesi ve kart temini Halk Sağlığı Laboratuvarları tarafından gerçekleştirilmekteydi.

Laboratuvar sonuçlarının Sağlık Muayene Kartlarına işlenmesi için kart sahibi, işletme sahibi, sorumlu müdür, işyeri hekimi veya analizleri yapan özel sağlık kuruluşunun yetkilendirdiği personel onaylama merciine başvurabilmekteydi..

Onaylama yalnızca Sağlık Müdürlüğü’ne ait Sağlık Muayene Kartlarına yapılmaktaydı.

Portör muayenelerine dayanak teşkil eden 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 126’ncı ve 127’nci maddeleri, 2 Kasım 2011 tarihli ve 28103 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 663 sayılı Sağlık Bakanlığının ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 58’inci maddesinin 11’inci fıkrasıyla değiştirilmiş olup portör muayeneleri yerine “hijyen eğitimi” verilmesi hükmü getirilmiştir.

Portör muayeneleri 11/10/2011-KHK/663/58.md ile KALDIRILMIŞTIR. Resmi gazeteyi inceleyebilirsiniz.  (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/11/20111102M1.htm)

Madde 126- (Değişik madde: 11/10/2011-KHK/663/58.md.) 02/11/2011 tarihli resmi gazetede yayınlanarak uygulamaya konmuştur.

Gıda üretim ve satış yerleri ve toplu tüketim yerleri ile insan bedenine temasın söz konusu olduğu temizlik hizmetlerine yönelik sanatların ifa edildiği iş yeri sahipleri ve bu iş yerlerinin işletenleri, çalışanlarına, hijyen konusunda bu iş yerlerindeki meslek ve faaliyetin gerektirdiği eğitimi vermeye veya çalışanların bu eğitimi almalarını sağlamaya, belirtilen eğitimleri almış kişileri çalıştırmaya, çalışan kişiler ise bu eğitimleri almaya mecburdurlar. Bizzat çalışmaları durumunda, iş yeri sahipleri ve işletenleri de bu fıkra kapsamındadır.

Bulaşıcı bir hastalığı olduğu belgelenenler ile iş yerinin faaliyet ve hizmetlerinden doğrudan yararlananları rahatsız edecek nitelikte ve görünür şekilde açık yara veya cilt hastalığı bulunanlar, bizzat çalışan iş yeri sahipleri ve işletenleri de dâhil olmak üzere, alınacak bir raporla hastalıklarının iyileştiği belgeleninceye kadar, birinci fıkrada belirtilen iş yerlerinde çalışamaz ve çalıştırılamazlar. Çalışanlar, hastalıkları konusunda işverene bilgi vermekle yükümlüdür.

17.12.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan (https://resmigazete.gov.tr/fihrist?tarih=2011-12-17) GIDA HİJYENİ YÖNETMELİĞİ’nin 21. maddesi gıda işkolunda çalışanlar için kaldırılmış olan portör muayenesinin yerini alacak eğitim hususuna açıklık getirmiştir. 

 Eğitim

 MADDE 21 – (1) Gıda işletmecisi,

  1. a) Gıda işinde çalışan personelin yaptıkları işin gerektirdiği gıda hijyeni konularında kontrol edilmelerini ve bilgilendirilmelerini ve/veya eğitilmelerini,
  2. b) Bu Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen prosedürün geliştirilmesi ve sürdürülmesinden veya iyi uygulama kılavuzlarının uygulanmasından sorumlu olan personelin, tehlike analizi ve kritik kontrol noktaları/HACCP ilkelerinin uygulanması konusunda yeterli eğitimi almalarını, sağlar.

SONUÇ OLARAK; gıda işkolunda çalışanlarına portör muayene şartı Kanun değişikliği ile kaldırılmış olup, portör muayene yerine detaylı ‘HİJYEN VE SANİTASYON’ eğitimi verilmesi şartı getirilmiştir.

Ayrıca:

 20 temmuz 2013 tarih ve 28713 sayı ile Resmi Gazetede ( https://resmigazete.gov.tr/fihrist?tarih=2013-07-20 ) yayınlanan İş yeri hekimleri ve Diğer sağlık personelinin görev, yetki, sorumluluk ve eğitimleri hakkında yönetmelik hükümlerine göre: Çalışanın kişisel özellikleri, işyerinin tehlike sınıfı ve işin niteliği öncelikli olarak göz önünde bulundurularak uluslararası standartlar ile işyerinde yapılan risk değerlendirmesi sonuçları doğrultusunda;

  1. Az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde en geç beş yılda bir,
  2. Tehlikeli sınıftaki işyerlerinde en geç üç yılda bir,
  3. Çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde en geç yılda bir,

defa olmak üzere periyodik muayene tekrarlanır. Ancak işyeri hekiminin gerek görmesi halinde bu süreler kısaltılır.

Hükmüne dayanarak işyeri hekimi gerekli gördüğü tahlil ve tetkikleri yaptırmakla ve uygun gördüğü sıklıkla muayenelerini tekrarlamakla sorumlu olmuştur.

Tüm ilgili ve yetkililerin alışkanlık olarak uygulamaları yeni yönetmeliklere göre tekrar düzenlemeleri, ilgili konularda işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarından destek almaları yararlarına olacaktır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

10.11.2024 tarihi itibari ile yürürlükteki kanun ve yönetmeliklerden yararlanılmıştır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Özlük Dosyası İçeriği

Sayın işveren,

10 Haziran 2003 tarih ve 25134 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve aynı gün yürürlüğe girmiş olan 4857 sayılı İş Kanunun 75. Maddesinde İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu kanunun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır.” hükmü yer almaktadır.

Özlük dosyalarının hazırlanması ve çalışanlara ait evrakların oluşturulmasında önemli hususlara da dikkat etmek gerekir.

4857 sayılı İş Kanunun 75. Maddesine aykırı davranışların meydana gelmesi halinde ise 104. Madde hükümleri devreye girmektedir.

4857 sayılı İş Kanunun 104. madde: 75 inci maddesindeki işçi özlük dosyalarını düzenlemeyen, 76 ncı maddesinde belirtilen yönetmelik hükümlerine uymayan işveren veya işveren vekiline ……….. Türk Lirası idari para cezası verilir. (Para cezası her yıl değişmekte olup ilgili yıl değerleri dikkate alınmalıdır.)

4857 sayılı İş Kanunun 75. Maddesine göre çalışanın özlük dosyasına hazırlarken, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümlerine özellikle 135. maddeye aykırılık oluşturmayacak şekilde tamamlanmalıdır.

TCK’nın 135. ve 136. maddelerinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, başkalarına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri ile 138. maddesinde kişisel verilerin yok edilmemesi fiili suç olarak tanımlanmıştır.  

Resmî Gazete Tarihi: 07.04.2016 Resmî Gazete Sayısı: 29677 ile yayınlanan 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri de özellikle özlük dosyası içeriğinin doğru belirlenmesi, saklanması ve imhası ile ilgili hususları belirlemekte dikkate alınmalıdır.

Bu sebeple çalışanınız olmayan kişiler hakkında kişisel verilerin kaydedilmemesi gerektiği gibi çalışanlarınıza ait hukuki veya idari dayanağı olmayan bilgiler de kayıt altına alınmamalıdır.

Siz işverenlerimize, kanunlarca işverene getirilmiş yükümlülükler kapsamında düzenlenmesi zorunlu olan başlıca belgelere hatırlatmak istiyoruz.

İlgili kanun ve yönetmeliklerde zamanla değişiklikler olabileceğini göz önünde bulundurarak, firmanız bünyesinde insan kaynakları ve muhasebe birimleri ile çalışanlarınızın özlük dosyaları düzenlemelerini yapabileceğiniz gibi, firmanız dışında hizmet aldığınız profesyonellerden bilgi ve destek alarak da gereklilikleri yerine getirebilirsiniz.

Bu belgeler; işveren olarak sizlerin yasal yükümlülükleri, iş sözleşmesinden kaynaklanan borçları çerçevesinde özellikle işlemlerin kanuna uygun, verimli ve doğru yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanması ve belgelendirilmesi, denetim ve anlaşmazlık hallerinden ispat ya da delil bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeye yardımcı olması gibi amaçlarla toplanan belgeler niteliğindedir.

Özlük dosyasında çalışmanın niteliğine göre bulunması gereken belgeler ve hukuki dayanakları

  1. Çalışana ait kimlik bilgileriNüfus Cüzdanı fotokopisi/örneği (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 75)
  2. İkametgâh belgesi (25 Ocak 2012 Tarih ve 28184 Nolu Resmi Gazete yayınlanan Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik Madde 16)
  3. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin iş yerinde yapılmış ve yapılacak eğitimleri ve işçinin bu eğitimlere katıldığını ve katılacağını gösteren çizelgeler (Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi ve tamamlayıcı eğitimler, Az tehlikeli sınıf işletmelerde yıllık 8 saat, Tehlikeli sınıf işletmelerde yıllık 12 saat, çok tehlikeli sınıf işletmelerde yıllık 16 saat eğitim aldığına dahil sertifikaları) (6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 4 ve Madde 17-1 )
  4. Az Tehlikeli, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıf işlerde çalışanlar için belirli periyotlarda alınması zorunlu işe giriş ve devamında çalışmasına engel olmadığını gösteren işyeri hekimi muayene raporları (6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 15 )
  5. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerine ilişkin gerekli bilgilerin, araç ve gereçlerin verildiğini gösteren araç ve gereçlerin listesini içeren işçinin imzasını taşıyan belgeler (Zimmet Formu), (6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 19)
  6. İşyerinde/Şantiyede çalışanların okuyup imzalamaları ve bir nüshalarını almaları gereken iş güvenliği talimat ve taahhütnamesi. (4857 sayılı İş Kanunu 7 nci maddesinin birinci fıkrası, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 19 – 1 ve 2 fıkrası)
  7. Diploma Örneği / Fotokopisi Çalışanın son mezun olduğu okula ait (6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Çalışanların eğitimi konulu 17. Maddesi (3) fıkrası: ve 30. Madde – (1)- e fıkrası)
  8. Adli sicil kaydı – Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve İş Kanunu açısından sakınca teşkil etmemesi için çalışandan açık rıza almak şartı ile istenebilir. (6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun onam alınmalıdır) Özelliği olan bazı işlerde adli sicil kaydı zorunluluk olabilir. Eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu olan firmalarda (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 30 – Ek Madde 2)
  9. Mesleki eğitim belgesi, Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz. (6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Çalışanların eğitimi konulu 17. Maddesi (3) fıkrası: ve 30. Madde – (1)- e fıkrası) veya Mesleki Yeterlilik Belgesi (Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmeliğin 6’ıncı maddesi 8. fıkrası)
  10. İşyerinde/Şantiyede çalışan iş makinası operatörlerinin operatörlük belgesi ve G sınıfı sürücü belgesi. Kamyonlarda ağır vasıta ehliyetli şoförler, iş makinelerinde ise (Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 87. maddesi gereğince) iş makineleri kullanma yetki belgesi (Operatörlük Belgesi) ve (G) sınıfı sürücü belgesi bulunanları çalıştırmak zorundadır.
  11. İşyerinde/Şantiyede çalışmakta olan ticari araç kullanan şoförlerinde SRC belgeleri. (Resmî Gazete Tarihi: 03.09.2004 Resmî Gazete Sayısı: 25572 Karayolu Taşımacılık Faaliyetleri Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönetmeliği)
  12. İşyerinde/Şantiyede çalışmakta olan ticari araç kullanan şoförlerinde psikoteknik muayene raporları.Şoförlük mesleği bakımından bedeni ve psiko-teknik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren bir sağlık raporunu, yetkili sağlık kuruluşlarından her beş yılda bir almaları, şarttır. (Resmî Gazete Tarihi: 08.01.2018 Resmî Gazete Sayısı: 30295 Karayolu taşıma yönetmeliğinin 34. madde)
  13. İşe giriş bildirgesi (5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun 8. Maddesi)
  14. Yabancı uyruklu çalışan için çalışma izni (13 Ağustos 2016 tarih ve 29800 sayılı Resmi Gazete yayınlanan 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu)
  15. Süresi bir yıl ve daha fazla olan asgari ve azami müddetli ile çalışma var ise belirsiz süreli iş sözleşmesi bir örneği (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 8 – 11 – 12) veya belirli süre ile çalışma var ise Belirli süreli iş sözleşmesi bir örneği (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 8 – 11 – 12) Eğer, Yazılı iş sözleşmesi yapılmamış işe işe aldıktan sonra en geç iki ay içinde çalışana verilmesi zorunlu olan “iş koşullarını içeren yazılı belgenin“ çalışanın bu belgeyi aldığını gösteren şerhini ve imzasını taşıyan bir örneği (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 8)
  16. Esaslı değişiklik anlaşmaları. (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 22)
  17. Çağrı üzerine veya uzaktan çalışma var ise sözleşmenin bir örneği (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 14)
  18. Her ay çalışana verilmesi zorunlu olan “ücret pusulasının “ işçinin imzasını taşıyan örneği (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 37)
  19. Çalışandan alınan fazla saatlerle çalışmaya onay belgeleri (4857 Sayılı İş kanunu Madde 41)
  20. Serbest zaman kullanmak isteyen çalışanın istek dilekçeleri ve serbest zaman dilekçesi (4857 Sayılı İş kanunu Madde 41)
  21. Çalışanın ücretinde ve sosyal haklarında ortaya çıkan değişikleri gösteren belgeler. (4857 Sayılı İş kanunu Madde 22)
  22. Terfi ve nakil işlemlerini gösteren belgeler. (4857 Sayılı İş kanunu Madde 22)
  23. Denkleştirme esasının uygulandığı günlerde çalışanın periyodik (en fazla iki aylık) çalışma sürelerini ve ücretli boş zamanlarını gösteren çizelgeler (4857 Sayılı İş kanunu Madde 41)
  24. Sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde çalışandan alınan Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerinde çalışmaya onay belgeleri (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 44)
  25. Hamile kadın çalışanların doğumdan önce üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde gerekli olan doktor onayı (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 74)
  26. Doğum öncesi ve sonrası izinlerin artırılması gerektiğini gösteren doktor raporu (4857 Sayılı İş Kanunu 74)
  27. Süt iznini nasıl kullanmak istediğini gösteren çalışanın imzasını taşıyan dilekçe, bu isteğe göre oluşturulmuş süt izni çizelgesi (4857 Sayılı İş Kanunu 74)
  28. Yıllık ücretli izinleri gösteren ve çalışanın imzasını taşıyan izin kayıt belgesi (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 56)
  29. İş sözleşmesi sona erdiğinde çalışana verilmesi zorunlu olan “çalışma belgesi’nin bir örneği ile belgenin çalışana verildiğini gösteren ve çalışanın imzasını taşıyan ispat belgesi (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 28)
  30. İşsizlik sigortası kanunu uyarınca verilmesi zorunlu olan (İAB) İşten Ayrılma Bildirgesi (4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kannunu Madde 48)
  31. Erkek çalışanlar için askerlik durumu belgesi (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Madde 75 ”kaçakları, izinsizleri, bakayayı, yoklama kaçaklarını, saklıları ve çağrılıp ta gelmiyen yedek subaylar ve yedek astsubaylar ile yedek askeri memurları bilerek özel ve resmi hizmete alanlar veya gizliyenler 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır)
  32. 18 yaşın altındaki işçiler için ebeveyninin çalışma muvafakatnamesi (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 71)
  33. Çalışana verilen her türlü izne ilişkin talep dilekçeleri, izin kullandırma çizelgeleri ve yıllık izin kayıt belgesi. 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 56 – 53 – 54 – 55 – 60 ve Resmî Gazete Tarihi: 03.03.2004 Resmî Gazete Sayısı: 25391 yayınlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği Madde 19 – 20)
  34. İş yerinde ilan edilen ara dinlenmeleri çerçevesinde çalışandan haftalık yada aylık alınacak ara dinlenmeleri kullandığına ilişkin çalışan tarafından imzalanmış belge. (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 66 – 67 – 68)
  35. Gece çalışması yaptırılan işlerde gece çalışmalarının 7.5 saatten fazla yapılmadığını gösteren ve çalışanın imzasını taşıyan gece çalışma çizelgeleri. (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 69)
  36. Çalışanın gece ve gündüz postalarında çalışması halinde haftalık posta değişikliğini gösteren bireysel posta çizelgesi (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 69)
  37. İş sözleşmesi sona erdiğinde çalışan yapılması zorunlu ödemelerinin yapıldığını gösteren çalışanın imzasını taşıya ödeme makbuzları ve ibraname. (Borçlar Kanunu Madde 420)
  38. Personel engelli ise Engelli Raporu fotokopisi ya da aslı (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 30 – Ek Madde 2)
  39. Eski Hükümlü (Adli sicil Kaydı ve ilgili evrakları), terör mağduru veya engelli işçinin (Engelli Raporu) (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 30)
  40. Çalışana iş sürecinde yapılan bildirimler, uyarılar, kurallara göre verilmiş cezalar, çalışana yapılmış savunma vermesi çağrıları, çalışanın vermiş olduğu savunmalar, bildirimleri tebliğden kaçınan çalışan ilişkin tutanaklar. (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 38)
  41. Sakatlık indiriminden faydalanan işçi için Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan alınmış indirim yazısı (193 sayılı Gelir Vergisi Kanununu Madde 31)
  42. Geçici iş ilişkisi ile devredilecek çalışandan devir sayısında alınmış olan yazılı rıza, (4857 Sayılı İş Kanunu – Geçici iş ilişkisi Madde 7) 
  43. Sendika üyesi çalışan bakımından üyelik belgesi ve üye olmayanlar bakımından dayanışma aidatı ödeyerek Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma talebini içeren dilekçe. (7 Kasım 2012 tarihlili ve 28460 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6356 Sayılı Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Madde 39)
  44. Kan grubu kartı (Resmî Gazete Tarihi: 20.07.2013 Resmî Gazete Sayısı: 28713 le yayınlanan İşyeri Hekimi Ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk Ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik ekinde yer alan EK-2 muayene formunun içeriğinde yer alan kişisel soorular arasında yer almaktadır. Ayrıca İşletmeler bilerek yada bilmeyerek insani ve toplumsal sorumluluk gereği özlük dosyasına dahil ederler)
  45. İş sözleşmesinin feshini veya diğer sona erme nedenlerine ilişkin belgeler (4857 Sayılı İş Kanunu Madde 19)

Sıralananların yanı sıra birçok farklı belgenin de olabileceğini vurgulamak gerekir.

Ayrıca belirtilen her belgenin her çalışanın dosyasında olması söz konusu değildir. Çalışanın yaşına, cinsiyetine, uyruğuna, istihdam şekline ve yaptığı işe göre farklı belgelere ihtiyaç duyabileceği gibi bazılarında olması gereken belgelere bir başka çalışanda gerekli görülmeyebilir.

Elbette bu nitelikte belgeler de yukarıda sayılanlarla sınırlı değildir.

  1. İş başvuru formu – Çalışan işe alınırken yaptığı, işe alma sırasında çalışanla yapılan mülakat, görüşme ve test sonuçları. (6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun onam alınmalıdır)
  2. Çalışan için uygulanan “performans ve verimlilik değerlendirme sisteminin” periyodik sonuçlarını gösteren belgeler.(6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun onam alınmalıdır)
  3. Vizite kağıtlarının örnekleri, (6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun onam alınmalıdır)
  4. İstirahat raporlarının örnekleri,(6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun onam alınmalıdır)
  5. Çalışanla ilgili departmanlar arası yazışmalar ve gerekli görülen diğer belgeler, (6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun onam alınmalıdır)
  6. Çalışanın takoğraf verileri (Karayolları Trafik Yönetmeliği Takoğraf Cihazı ile Sürücü Çalışma Belgesi Bulundurma ve Kullanma Zorunluluğu Madde 99 – a) Takoğraf cihazları – 2)
  7. Çalışanın fotoğrafı/ları (Gerekçesi hukuka uygun olmalı ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun onam alınmalıdır)

         Ayrıca,

         Firmanız çalışma / hizmet alanına ve çalışmak amacı ile girecek olan tüm çalışanlardan, kendi firmaları tarafından verilmiş olan ve işyerinizde görevlendirildiklerine dair yazı ve sizin iş yerinizde çalışmaya muvafakat ettiğine dair belge ile birlikte diğer belgeleri istemeniz yararınıza olacaktır.

         Çünkü,

         4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6. fıkrasına göre: Bu ilişkide asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

         4857 Sayılı İş Kanunu, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununu 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu ve ilgili tüm kanunlar ve ilgili yönetmelikleri gereği;

İŞVEREN, kendi işyerinde, iş yaptığı / hizmet verdiği yerlerde;

1- Kendi SGK lı çalışanından da ,

2- Anlaşmalı taşeronunun çalışanlarından da,

3- Fatura karşılığı hizmet aldığı firmanın çalışanlarından da SORUMLUDUR.

Yukarıda siz işverenlerimiz bilgilendirmek ve/veya bildiğiniz konuları hatırlatmak için ortaya konulmuş gereklilikler mevcuttur.

Mevzuatlarda yapılan değişiklikleri devamlı olarak takip etmeli, düzenlemelerinizi güncel olarak yapmalısınız.

Bu sebeple bilgilendirmelerimiz ışığında gerekliliklerinizi, konu ile ilgili hizmet aldığınız profesyonellere danışarak yerine getirmenizi tavsiye ederiz.

Özlük dosyalarının;

  • Vergi uygulamaları bakımından 5 yıl,
  • SGK uygulamaları bakımından 10 yıl,
  • İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları bakımından 15 yıl

Saklanması zorunludur.

Özlük Dosyası – Yargıtay Kararlarından Örnekler

Örnek Yargıtay Kararı: ‘’… İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir…’’

(T.C. Yargıtay 9. HD, 2021/7105 E. 2021/11870 K. 15.9.2021 T.)

Örnek Yargıtay Kararı: “…Davacı işçi kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretleri talep etmiş mahkemece davacının imzasını taşıyan yıllık izin defteri sunulamadığı gerekçesi ile istekle ilgili hüküm kurulmuştur. Dosya içinde bulunan yıllık ücretli izin defteri işveren onaylı olmakla birlikte davacının imzasını taşımamaktadır. Ancak; izin defteri ekinde yer alan davacının imzasını içeren izin talep dilekçelerinde davacı işçi hangi yıla ait kaç gün izin kullanmak istediğini belirtmiş davalı işveren yetkilileri ile belediye başkanı tarafından izin kullanmasının onaylandığı anlaşılmıştır…’’

(T.C. Yargıtay 9. HD 2017/13477 E. 2020/48 K. 13.01.2020 T.)

Örnek Yargıtay Kararı: ……DAVACININ ÖNCEKİ İŞYERİNDEKİ ÖZLÜK DOSYASININ YENİ İŞVERENE GÖNDERİLMESİ NEDENİYLE KİŞİLİK HAKLARI ZARAR GÖRDÜĞÜNDEN MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( İnsan Kaynakları Müdürünün Dava Konusu Dosyayı Kendiliğinden Yeni İşverene Gönderildiği Yönünde Beyanı – Özel Bilgelerin Korunması Gereği/Davanın Kabulü ) •

İŞÇİ HAKKINDAKİ ÖZLÜK DOSYASINDAKİ ÖZEL BİLGİLERİN KORUNMASI GEREKTİĞİ ( Gizli Kalmasında İşçinin Haklı Çıkarı Bulunan Bilgilerin Açıklanmaması Gerektiği – Eldeki Davadaki Özlük Dosyanın Yeni İşverene Gönderilmesi Nedeniyle Davacının Manevi Yönden Etkilendiğinin Açık Olduğu – Manevi Tazminat Belirleneceği )

İŞÇİNİN GİZLİ KALMASI GEREKEN ÖZLÜK BİLGİLERİ ( Özel Mesajlar/Davacının Bir Kısım Senede Bağlı Tutarları Eski İşyerine Ödeyeceğine Dair Taahhüdünü İçeren İşten Ayrılma Dilekçesi ve Ödeme Dekontlarının Açıklanmaması Gereği – Davacının Sağlık Sorunları ile İlgili Yazışmaları/Özlük Dosyasının Muhafaza Edileceği )

İŞÇİNİN KİŞİLİK HAKLARININ ZARAR GÖRDÜĞÜNÜN KABULÜ ( Özlük Dosyasının Yeni İşverene Gönderilmesi Nedeniyle İşçinin Manevi Olarak Etkilendiğinin Kabulü )

İŞÇİYE AİT ÖZEL YAZIŞMALARIN BULUNDUĞU ÖZLÜK DOSYASI ( Elektronik Posta Yazışmalarının da Bulunduğu Özlük Dosyasının Eski İşveren Tarafından İşçinin Çalıştığı Yeni Yere Gönderilmesi Nedeniyle İşçinin Kişisel Haklarının Zarara Uğradığı – Manevi Tazminat Talebi/Kişilik Hakları/İşçi Hakları/Özlük Dosyası )

(YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2014/37215 K. 2016/9418 T. 14.4.2016)

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Değerli işverenler son olarak,

Firmanızın çalışma alanını ilgilendiren kanun ve yönetmelikleri özellikle bilmeli ve değişiklikleri takip etmelisiniz. Aynı zamanda iş alanınız ile ilgili konularda Hukuk, Muhasebe, İş Sağlığı ve Güvenliği başta olmak üzere profesyonel hizmet almalısınız.

Aşağıda Çalışma Bakanlığı internet sitesinde bulunan sadece Türk vatandaşlarının çalışabileceği meeslek ve işler yer almaktadır.

Kanunlarla Türk Vatandaşlarına Hasredilen ve Yabancıların Çalışmalarının Yasak Olduğu Meslek ve Görevler https://www.csgb.gov.tr/uigm/calisma-izni/turk-vatandaslarina-hasredilen-meslekler/

  1. Özel Güvenlik Şirketleri İçin Kurucu, Yönetici, Eğitici ile Şirket Tüzel Kişi Ortağının Yetkilendirdiği Temsilciler (Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun 5. madde)
  2. Özel Güvenlik Görevlileri (Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun 10. madde)
  3. Çarşı ve Mahalle Bekçiliği (Çarşı ve Mahalle Bekçileri Hakkında Kanun 3. madde)
  4. Mali Müşavirlik  (Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu 4. madde)
  5. Kooperatif Yönetim Kurulu Üyeleri (Kooperatifler Kanunu 56. madde)
  6. Gümrük Müşavir Yardımcısı (Gümrük Kanunu 227. madde)
  7. Türkçeden Başka Dille Öğretim Yapan ve Yabancılar Tarafından Açılmış Bulunan Okulların Kurucuları (Özel Öğretim Kanunu 8. madde)
  8. Özel Hastanelerde Mesul Müdür (Hususi Hastaneler Kanunu 9. madde)
  9. Diş Hekimliği, (Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 30. madde)
  10. Hastabakıcı  (Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 63. madde)
  11. Eczacılık  (Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun 2. madde)
  12. Veterinerlik (Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun 2. madde)
  13. Uzmanlık Eğitimi Dışında Çalışacak Yabancı Asistanlar (Tıpta Uzmanlık Tüzüğü 20. madde)
  14. Noter (Noterlik Kanunu 7. madde)
  15. Hakim ve Savcı (Hakimler ve Savcılar Kanunu 7. madde)
  16. Avukat (Avukatlar Kanunu 3. madde)
  17. Arabulucu (Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 20.madde)
  18. Konkordato Komiseri (Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliği 4. madde)
  19. Stajyer Havacılık Bilgi Yönetimi Memuru (Havacılık Bilgi Yönetimi Personeli Lisans ve Derecelendirme Yönetmeliği 16. madde)
  20. Fahri Trafik Müfettişi (Karayolları Trafik Kanun Ek 6. madde)
  21. Taşıma İşleri Organizatörlüğü (Taşıma İşleri Organizatörlüğü Yönetmeliği 7. madde)
  22. Acente Sorumlusu, Seyahat Acentesi Sorumlusu (Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu 3. madde)
  23. Turist Rehberi (Turist Rehberliği Meslek Kanunu 3. madde)
  24. Kara Suları Dahilinde Balık, İstiridye, Midye, Sünger, İnci, Mercan İhracı, Dalgıçlık, Arayıcılık, Kılavuzluk, Kaptanlık, Çarkçılık ,Katiplik, Tayfalık vb. (Kabotaj Kanunu 3. madde)
  25. Spor Müşavirleri (Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Müşavirleri Atanma ve Çalıştırma Yönetmeliği 5. madde)
  26. Tarım Alanında İş Aracısı (Tarımda İş Aracılığı Yönetmeliği 6. madde)
  27. Gemi Acente Yetkilisi ve Gemi Acente Personeli (Gemi Acenteleri Yönetmeliği 7. ve 8. madde)
  28. Daimî Nezaretçi, Teknik Eleman (Maden Yönetmeliği 125. ve 130. madde)

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

03.11.2024 tarihi itibari ile yürürlükteki kanun ve yönetmeliklerden yararlanılmıştır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

İşveren – Alt işveren (Taşeron)

Tarihi gelişimi

1776 Yılında “Fincancılar sözleşmesi” imzalandı.  Kütahya’da imzalanan bu sözleşme devlet hakemliğinde yapılan dünyada  ilk toplu sözleşme olarak tarihe geçmiştir.

Ülkemizdeki İş Sağlığı ve Güvenliği konusu 3 ayrı tarih dönemine ayırabiliriz.

  1. Tanzimat öncesi dönem. Lonca ( Orta Sandığı – Teavün Sandığı )
  2. Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi.

1865 Dilaver paşa Nizannamesi (Havza-i Fahmiye Teamülnamesi) Ereğli ve Zonguldak havzası işçilerinin dinlenme ve tatil zamanlarını, barınma yerlerini, çalışma saatleri ve sağlıkla ilgili çeşitli konuları ele alınıştır)

1869 Maadin Nizannamesi (Bütün madenlerde çalışanların güvenliği ile ilgili çeşitli hükümleri düzenleyen mevzuat.)

1871 Ameleperver Cemiyeti

1895 Osmanlı Amele Yardımlaşma Cemiyeti

3. Cumhuriyet Dönemi.

Cumhuriyetin Kuruluşundan sonraki dönemden itibaren İşveren – Alt işveren ilişkilerini incelemeye başlarsak;

 Kurtuluş savaşı sırasında çıkarılan;

  • 151 Sayılı Hafta Tatili Kanunu,
  • 1921 Yılında 114 Sayılı ve 151 Sayılı  Zonguldak ve Ereğli Kömür havzalarında çalışanlar ile ilgili kanunlar,
  • 1932 yılında çıkarılan Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun da daha çok bireysel İş Hukuku alanındadır.

Bu dönemde toplu iş hukuku yönündeki düzenlemeler dolaylı yoldan yapılmıştır.

  • 1926 Tarihli Borçlar Kanunu,
  • 1926 Tarihli Medeni Kanun ve
  • 1930 Tarihli Umumi Hıfzısıhha Kanunlarında toplu iş hukukuna yönelik atıflar ve düzenlemeler vardır.
  • 1925 Tarihli ve 578 Sayılı Takrir-i Sukun  Kanunu da dolaylı da olsa çalışma ilişkilerini düzenlemesi açısından önemlidir.

Türkiye’de taşeron ilişkisinin iş hukuku alanına girmesi, 3008 sayılı İş Kanununun yürürlüğe girdiği 1936 yılında  “üçüncü bir şahsın aracılığı” biçiminde düzenlenmesi ile başlamıştır.

3008 sayılı Kanunda 1950 yılında 5518 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle birlikte, “aynı iş veya teferruatında iş alan” bu kişiler “aracı” olarak tanımlanmıştır. 1967 Yılında 931 sayılı İş Kanununun gerekçesinde de “aracı” kavramının yer aldığı görülmektedir.

İşveren – Alt işveren (Taşeron) Tanımı

Endüstriyel gelişim içinde oldukça önemli bir yer tutan taşeron meselesi sayısız hukuki ihtilafa neden olmuştur.

1475 sayılı İş Kanununda “diğer işveren” kavramı yer almış ve 1970’li yılların sanayi düzeni ve hukuk perspektifi ile düzenlenmiş hükümlerinin elverdiği ölçüde, bağımsız yargı organları bu yeni, dinamik ve gittikçe büyüyen meseleye çözüm aramak zorunda kalmışlardır.

Endüstride taşeron, tali işveren, alt ısmarlanan, alt işletici, alt işveren kavramları ile birlikte uygulamaların yaygınlaşması 1980’li yıllardan sonra olmuştur.

Yüksek Mahkeme kararları, 4857 sayılı yeni İş Kanununun oluşumu sürecinde de önemli bir yol gösterici olmuştur.

Borçlar Kanununun “istisna akdi” başlıklı On Birinci kısmında düzenlenmekte ve müteahhit kavramı olarak karşımıza çıkmaktadır. Borçlar Kanununun 355. maddesine göre; “iş sahibine ücret karşılığında bir iş (eser) yapmayı taahhüt eden kişi” müteahhittir, denmektedir.

Borçlar Kanununun 356. Maddesi uyarınca, müteahhit “işi bizzat yapmak veya kendi idaresi altında yaptırmak” zorundadır. Ancak işin niteliği açısından “şahsi maharetinin ehemmiyeti yok ise” işi bir başkasına da devredebilir. İşin devredildiği bu kişi ya da kuruluş taşerondur.

İşveren – Alt işveren (Taşeron) Hukuku

Yasal düzenlemeler işverenlere çalıştırdıkları işçi sayıları nispetinde yükümlülükler getirir. (Özürlü ve hükümlü istihdamı, İşyeri hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı ile çalışma vb)

İşyerlerinin büyüklüklerine göre (sermaye, çalışan işçi sayısı vb) istihdam yükümlülükleri olduğu gibi işçi hakları açısından da  işverenlere işçi sayısına göre ek yükümlülükler getirmektedir. (işçi sayısının artması beraberinde sendikalaşma ve toplu iş sözleşmelerini de gündeme getirmektedir.)

Günlük uygulamada sıklıkla karşılaştığımız bir durum, işverenler işçi sayısıyla orantılı olarak artan yükümlülüklerinde kurtulmak ve sendikalaşmanın önüne geçmek için alt işverenlik sözleşmeleri yapmaktadır. Alt işverenlik sözleşmesi ile işverenler kendi şirketlerinde yasal olarak çalıştırdıkları işçi sayısını azaltmaktadırlar.  

 4857 Sayılı İş Kanununun 2. maddesi uyarınca bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Yine aynı maddeye göre işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.

Alt iş verrenlik yönetmeliğinde  “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş”, mal veya hizmet üretiminin zorunlu unsurlarından olan, işin niteliği gereği işletmenin kendi uzmanlığı dışında ayrı bir uzmanlık gerektiren iş şeklinde tanımlanmıştır.  Bu tanımlama da göstermektedir ki alt işverenin alabileceği asıl işler oldukça sınırlıdır.

4857 Sayılı İş Kanunu ve Alt İşverenlik Yönetmeliği incelendiğinde asıl işveren-alt işveren çalışma şekli:

  • Yardımcı işlerde herhangi bir koşul olmaksızın alt işverene iş verilebilir.
  • Alt işverene asıl işin bir bölümünde yalnızca işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş verilebilir.

İlgili Kanun ve Yönetmelikler dikkate alındığında asıl iş, yasalara uygun  herhangi bir gerekçe olmadan alt işverene verilemez. Makinanın başında aynı işi yapan iki işçiden biri alt işverenin işçisi olamaz.

Örnek bir olayda Yargıtay’ın verdiği karara bakarsak  “Temizlik ve çöp nakil işi belediyelerin asıl işlerindendir. Belediyelerin asli işlerinden olan temizlik hizmeti işini 4857 Sayılı İş Kanununun 2/VI-VII maddesi uyarınca taşeronlara devretmesi mümkün olmadığından bu tür taşeronluk sözleşmeleri geçerli sayılamayacağından davalı belediyenin işe iade ve sonuçları yönünden sorumlu tutulması gerekir.” şeklinde karar vermiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E:2005/14421).

İlgili Kanun ve Yönetmelikler dikkate alındığında Metal sektöründeki bir fabrikanın yemekhanesinde, güvenlik bölümünde, bilgi işlem bölümünde, fabrika dışına nakliye işlerinde vb gibi  alt işveren vasıtasıyla (muvazaa olmaması şartıyla) işlerini yürütmesi mümkündür.

İşveren – Alt işveren (Taşeron) – Muvazaa

4857 no lu kanununun “İşyerini bildirme” başlıklı 3 üncü maddesinin 5763 sayılı Kanunla değiştirilen ikinci fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür.

Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı (hileli) olduğunun, yani asıl işverenin işçilere karşı bazı sorumluluklarından kurtulmak veya işçilerin bazı haklarını ellerinden almak için bu yola başvurduğunun tespiti halinde , bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir.

Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir.

İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.

Ayrıca hem asıl işverene hem de alt işverene (taşerona) bu muvazaalı (hileli) işlemden dolayı  2013 yılı için ayrı ayrı 14.651 TL idari para cezası uygulanmaktadır”  İş mahkemesinin  kararı bu konuda kesin olup bu karara karşı temyiz yoluna gidilememektedir.

İş Mahkemesinin 4857 Sayılı kanunun ilgili fıkrasına uygun kararına temyiz yolunu kapalı tutan “İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.” biçimindeki beşinci cümlenin, Anayasa’nın 2., 36. ve  49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesi’nde açılmış olan davaya ilişkin gerekçeli karar, 12/05/2013 tarihli ve 28645 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanmıştır..

Anayasa Mahkemesi, söz konusu “İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.” cümlesinin Anayasaya aykırı olmadığına karar vererek iptal başvurusunu oybirliğiyle reddetmiştir.. Mahkeme red gerekçesinde özetle;

4857 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ikinci fıkrası, sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği         olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kötüye kullanılmasına fırsat yaratmamak, diğer bir ifadeyle, asıl işveren ile alt işverenin işçiler aleyhine muvazaalı işlem yapmalarına engel olmak ve muvazaalı işlem yapılmışsa, işçilerin bu işlemle yoksun bırakılan haklarını koruma altına almak amacıyla kabul edilmiştir. Bu kapsamda itiraz konusu kuralın da, bir yandan iş müfettişlerinin muvazaalı işlem tespit etmeleri üzerine düzenledikleri rapora karşı açılan itiraz davasının en kısa zamanda sonuçlandırılarak, uzayan yargılama nedeniyle işçilerin mağdur olmalarına engel olmak, diğer yandan da Yargıtay’ın iş yükünü azaltmak amacıyla kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Alt İşverenlik Yönetmeliği uyarınca aşağıdaki durumlar muvazaa olarak tanımlanmıştır. 

1) İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesi,  

2) Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisi,  

3) Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesi, 

4) Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemler.

4857 sayılı Kanun’un2. maddesinde asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanamaz. İşverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurması muvazaa açısından incelenmesi gerekir. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı tespit edilirse alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3521/14038 ve Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3529/14032.; “Alt işverenin işçisinin asıl işverenin taraf olduğu sözleşmeden yararlanma isteği konusunda, olayda öncelikle asıl işveren ve alt işveren arasındaki ilişkinin çözümlenmesi, özellikle alt işverenler değişmesine rağmen işçinin iş ilişkisinin devam edip etmediği dikkate alınarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı belirlenmelidir.”

Yargıtay 9. HD. 18.06.1997, 8568/12193.; “Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararlılık kazanmış uygulamasına göre, uzun süreden beri aynı işyerinde çalışan işçiler müteahhitler değiştiği halde çalışmalarına devam ediyorlarsa işçilerin işe alınmaları, sözleşmelerinin feshi, ücretlerinin tespiti gibi konularda yetkiler işyerinin sahibi durumunda olan kişi ya da şirkette toplanıyorsa, her türlü araç ve gereç onun tarafından sağlanıyorsa, işin bir bölümü başkasına verilmiş olsa dahi, muvaaza söz konusu olacağından işyerinin sahibi gerçek işveren kabul edilmektedir.”

Muvazaanın incelenmesinde özellikle;

a) Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığı,

b) Alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı,

c) Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı,

ç) Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı,

d) İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı,

e) Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı,

f) Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı,

g) Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı, 

hususları göz önünde bulundurulacaktır.

Muvazaa iddiası ispatlanması halinde taşeron işçi, asıl işverene işe başlama iradesini gerçekleştirecektir. Burada asıl işveren, işçiyi işe almak zorunda olmayıp işe başlatmama tazminatları ve boşta geçen ücret kısmını işçiye ödeyerek Mahkemenin kararını yerine getirebilir.

Taşeron işçilerin açmış olduğu, konusu  kadroya atanma  ilgili davalar idari işlem olup bu uyuşmazlıkların çözüm yeri  İdare Mahkemeleridir.

İşçi alacakları (kıdem, ihbar, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ve diğer alacaklar) konusunda alt işveren ile birlikte asıl işverenin de  sorumlu olduğunu bilinmelidir.

Taşeron işçi, alt işveren tarafından  işten çıkarıldığı takdirde fesih ihbar önelinin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde İş Mahkemesine muvazaa iddiası ile husumeti asıl işverene karşı işe iade davası açması gerekmektedir.

Bir İşyerinde Alt İşverenin Değişmesi ve Alt İşverenin İşçisinin Hakları

İşyerlerinde, bazı işlerin  işin mahiyetine göre kanunda yazılı şartlar var ise alt işveren tarafından yapılması mümkündür.  

Beklenen durum alt işverene verilen işin sona ermesi sonucunda alt işverenin işçileri ile birlikte asıl işverene ait işyerinden ayrılması ve başka bir işyerinde çalışmaya başlamasıdır. Ancak bazı hallerde alt işverenlerin işçileri  asıl işverenin yeni alt işvereninde çalışmaya devam etmektedir. Bu gibi durumlarda tazminat vs. konularda pek çok soru akla gelmektedir.

Yargıtay  22. Hukuk Dairesinin ,E. 2013/4371, K. 2013/4461 ,T. 5.3.2012  sayılı kararı bu konuda ki yeni emsal kararlardandır.

Yargıtay’ın söz konusu kararında davacı işçi , asıl işverenin alt işvereninde çalışırken  haksız olarak işten çıkarıldığına, kıdem ve ihbar tazminatı alacağı olduğuna dair dava açmıştır.

Mahkeme ise asıl işverenin alt işvereninde çalışırken  ihale süresinin sone ermesi, bu tarih itibari ile çalışanın işten çıkışının SGK ‘ya bildirilmesi , davacıya yeni iş göstermeyerek ve işçiyi feshe zorlayarak iş sözleşmesini feshettiği gerekçeleri ile   kıdem tazminatına  hak kazandığına karar vermiştir.

Alt işveren ise davayı temyiz etmiştir.

Yargıtay ise kararında, alt işveren değişiminde  olması gerekenin,  alt işverenin asıl işverenin yanında işçinin sona ermesi halinde, işçileri ile birlikte işyerinden ayrılması ve işçilerini de başka işyerlerinde çalışmaya götürmesi veya iş akdine son vermesi olduğunu belirtmiştir.

Ancak işyerinde yeni alt işverenin yanında eski alt işverenin işçilerinin işe devam etmesini ise 4857 sayılı iş kanunu madde 6 kapsamında işyeri devri olarak yorumlamıştır.

4857 sayılı iş kanunu madde 120 ve madde 6’ ya göre ise  asıl işveren ile  ilişkisinin sona ermesinden   sonra işyerinden ayrılan alt işveren ile aynı işi alan yeni alt  işveren arasında  hukuki veya fiili bağı olsun veya olmasın işçinin   kıdem tazminatı açısından  önceki alt işveren  işçinin devir tarihindeki ücretinden ve kendi dönemi ile sorumlu olduğunun, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumlu olduğunu  kabul edilmesine karar vermiştir.

Yargıtay sonuç olarak  tarafların fesih konusunda  işlemleri olmadığı sürece, işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde  ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesinin yerinde olduğu, bu durumda değişen alt işveren işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik alacaklarını devralmış olduğu, işyerinde çalışması devam eden işçinin feshe bağlı   haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti koşullarının gerçekleşmiş sayılmayacağını belirtmiştir.

Somut uyuşmazlıkta  davacı ihalenin sona erdiğini, yeni çalışma işyerinin gösterilmesini,    aksi halde iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdireceğini belirtmiş, davalı alt işveren  ise bu tarihte iş akdine son vermiş ancak ertesi gün ise genel merkez işyeri üzerinden işe giriş kaydı yapmıştır.

Yargıtay ise  davalı alt işverenin davacı işçinin ara vermeden yeni ihaleyi alan şirket işçisi olarak aynı işyerinde işe devam ettiği,  sgk kayıtları ve yeni ihale sözleşmesi ile ilgili belgeler ve davacının  aralıksız çalışmasına devam edip etmediği belirlenmeden  feshin kim tarafından yapıldığı ve haklı nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmadan yerel mahkemenin   kıdem tazminatına hükmetmesi nedeni ile   kararını bozmuştur.

O halde aynı işyerinde aynı   işi yapan  alt işverenin işçisi yeni alt  işverenin işçisi olarak aralıksız çalışmaya devam ederse  yeni  alt işveren işçi alacaklarından sorumlu olacaktır.

Konu ile ilgili  dikkat edilmesi gereken diğer hususlar ise feshin haklı fesih olup olmadığı kimin tarafından yapıldığıdır.

İşveren – Alt işveren (Taşeron) Arasında Örnek Bir Dava ve Yargıtay kararı

ÇOMÜ’de taşeron şirkette çalışan işçiler Sosyal-İş Sendikası’nda örgütlendikten sonra sendikanın ÇOMÜ’deki taşeron ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespit edilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvuruda bulundular. “Bakanlık tarafından görevlendirilen iş müfettişleri, yaptıkları inceleme neticesinde muvazaayı bir raporla tespit etti”

ÇOMÜ Rektörlüğü’nün müfettiş raporuna yaptığı itiraz nedeniyle, itiraz davası Çanakkale İş Mahkemesi’nde görüldü, Çanakkale İş Mahkemesi’nde ÇOMÜ Rektörlüğü’nün yaptığı itirazı reddederek, müfettiş raporunu onadı.

Böylece dava sendika ve üyelerinin lehine sonuçlanmış oldu. Alt İşverenlik Yönetmeliği’nin 13. maddesi gereği, itiraz üzerine iş mahkemesi tarafından verilen karar kesin olduğu için iş müfettişlerinin “muvazaa” raporu kesinleşmiş oldu.

Alt İşverenlik Yönetmeliği’nin 13. Maddesi gereği, mahkeme kararının doğurduğu, hukuki sonuçlar şu şekildedir :

“-Taşeron şirketin, tescili, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü tarafından iptal edilir. Dolayısıyla taşeronun Asıl işveren ile ilişiği kesilir.

-Taşeron şirketin işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

-Taşeron şirkete ve asıl işverene idari para cezası uygulanır.”

YARGITAY 9. Hukuk Dairesi 2010/11733 E.N , 2010/11997 K.N


İçtihat Metni

Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm, süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, davacının davalı üniversiteye ait tıp fakültesi işyerinde kayıt üzerinde taşeron işçisi olarak gösterildiğini, işyerinde talimatları davalı üniversite yönetiminde aldığını, son 3-4 aydır ücretlerinin davalı işveren tarafından ödendiğini, halen çalışan taşeron işçileri olduğunu ve davalı işveren tarafından yeni işe alınmalar yapıldığını, taşeron işçisi görünen bazı işçilerin 4/b kapsamında hastane bünyesinde çalışmaya başlatıldığını, davacı ve diğer işçilerin temizlik işi dışında hastanenin sekreterlik, hasta bakıcı, röntgen teknisyeni veya ameliyathane görevlisi olarak çalıştırıldıklarını, davalı üniversite ile şirket arasındaki hizmet alımının muvazaalı bulunması nedeni ile davacının davalı üniversite işçisi olduğunu, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve işe gittiğinde işe alınmayarak feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı işveren vekili, davacının hastanede hizmet alımı kapsamında yüklenici dava dışı Ö…-E… Ltd. Şirketi işçisi olarak çalıştığını, davalı üniversitenin ihale makamı olduğunu, davacının işvereni olmadığını, dava dışı şirket ile davalı üniversite arasında alt-asıl işveren ilişkisi olmadığını, yasal mevzuata uygun olarak hizmetin ihale edildiğini ve anahtar teslimi verildiğini, 01.01.2008 tarihinde temizlik hizmeti ihalesini başka bir şirketin kazandığını ve bu şirket işçilerinin çalışmaya başladığını, muvazaa iddiasının doğru olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda emsal davalarda keşif sonrası alınan bilirkişi heyet raporuna ve BÇM iş müfettişi raporuna gerekçe gösterilerek, davacının çalışmış olduğu E… Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde taşeronlar değiştiği halde davacının aynı işi, aynı üniversiteye ait işyerinde ve onun gözetimi altında çalıştığı, davacı ve davacı ile birlikte diğer taşeron şirket elemanlarından destek hizmetleri personelinin fiilen hasta bakıcılık, servis elemanlarının fiilen hemşirelik, teknik elemanlarının fiilen sağlık teknisyenliği ve teknikerliği, veri kayıt elemanlarının fiilen büro memurluğu gibi işlerde çalıştırıldıkları, buna göre davalı Üniversite ile taşeron firmalar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu, yasadaki şartları taşımadığı, davacının iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğinin ispat yükümlüsü olan işverenin bu geçerli nedenle fesih olgusunu ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde,

Biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığı,

Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıkları,

Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığı, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı;

Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı;

Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı;

İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı;

Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı;

Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı;

Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerekir. Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısından asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı kabul edilmelidir.

Bozma sonrası mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile iş müfettiş raporunda,  davalı üniversite tarafından temizlik hizmeti, destek hizmeti ve çamaşırhane hizmetinde çalışmak üzere eleman alımı sözleşmesi yapıldığı, destek elemanlarının fiilen hasta bakıcılık yaptıkları, 4/C kapsamındaki çalışanlarla birlikte nöbetleşe çalıştıkları, 4/C ve 4/B kadrosunda çalışanlardan farklı bir teknoloji kullanmadıkları, temizlik işinde sadece alt işveren işçilerinin çalıştırıldığı, çamaşırhanede bir 4/C kapsamında çalışan dışında asıl işveren işçisi veya çalışanı bulunmadığı, hastabakıcılık, hemşirelik, sağlık teknisyenliği, büro ve bakım onarım işlerinin asıl işin bir parçası, temizlik ve çamaşırhane hizmetinin ise yardımcı iş olduğu, hem temizlik hem de veri hizmet alımı hizmet sözleşmesi ile çalışanların sadece E… Üniversitesinde çalıştıkları, istihdam edilenlerin bir kısmının E… Üniversitesi yöneticileri tarafından sınavla işe alındıkları, temizlik ve çamaşırhane hizmeti dışında kalan işçilerin yapmaları gereken işle ilgili E… Üniversitesi yöneticilerinden emir ve talimat aldıkları, puantaj kayıtlarının da tutulduğu, temizlik işini alan alt işverenler ile davalı E… Üniversitesi Rektörlüğü arasında organik bir bağ bulunmadığı, taraflar arasında 4857 sayılı İş Yasası’nın 2/6. maddesinde tanımı yapılan alt işveren-asıl işveren hukuki ilişkisinin muvazaaya dayanmadığı, alt işverenler değiştiği halde davacının davalı rektörlüğe bağlı E… Üniversitesinde çalışmaya devam etmiş olması böyle bir çalışma şekline hareketle muvazaalı olduğu sonucuna varılamayacağı” tespiti yapılmıştır. Tanık anlatımlarına göre davacı, temizlik hizmetini üstlenen alt işveren işçisi olarak sadece temizlik işinde çalıştırılmıştır. Davacının yardımcı iş kabul edilen temizlik hizmeti dışında çalıştırıldığı kanıtlanmamıştır. Temizlik işi yardımcı iştir. Davalı üniversite ile davacının işvereni olan dava dışı alt işverenler arasındaki ilişki yasal unsurlarını taşımaktadır. Davalı E… Üniversitesi Rektörlüğü’nün, feshin geçersizliği davasında pasif husumetinin bulunmadığı, davacının işe iade davasının iş sözleşmesini fesheden son işvereni olan alt işveren aleyhine açması gerekirken, muvazaa iddia ederek davalı aleyhine açmasının hukuka uygun olmadığı, davalının feshin geçersizliği isteminde taraf sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddi gerekir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır.

4857 sayılı İş Yasası’nın 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Hüküm: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1- Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 51.50 yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.000 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kesin olarak 03.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde Yargıtay, aşağı belirtilen kriterleri belirlemiştir.

**Biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığı,

**Alt işveren(taşeron) işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırıp çalıştırmadıkları,

**Alt işverene (taşerona) verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerden olup olmadığı, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı;

**Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan kişi olup olmadığı,

**Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı,

**İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı,

**Alt işverene (taşerona) verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı,

**Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin İş Hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı,

**Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya mevzuattan kaynaklanan bireysel ve kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması gereklidir

İşveren – Alt işveren (Taşeron)Davalarında Örnek Yargıtay İçtihatları

Yargıtay HGK. 04.11.1987, 9-166/815.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararında; alt işverenin işçilerinin, asıl işverenin işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, genel olarak, sendikalar ve toplu pazarlık hukukunun temel kurallarına bağlanmıştır.

Yargıtay 10. HD. 17.01.1975, 6502/272. kararında, “işin tamamının devredilip devredilmediği” ya da “işin anahtar teslimi verilip verilmediği” bu ayrım açısından başlıca kriter olarak vurgulanmaktadır. Yüksek Mahkeme, taşeron ilişkisinden söz edebilmek için, işi veren kişinin kendisinin de işin asıl bölümünde işçi çalıştırmasını zorunlu görmektedir.

 Buna göre, taşeron ilişkisinden söz edebilmek için işin bir kısmının ihale edilmiş olması ve ihale edenin de aynı işte işçi çalıştıran işveren niteliğinde olması gerekmektedir. İşin tamamı ihale ediliyorsa bu durumda ihaleyi alan kişi müteahhit kabul edilmelidir.

Yargıtay HGK, 24.05.1995, E.1995/9-273, K.1995/548. İş Kanunu uyarınca sorumluluktan söz edilebilmesi için, o işte kendisi de işçi çalıştıran asıl işverenin varlığının şart olduğunu vurgulamaktadır. “ Özetle; belirli işin bir bölümünü başkasına verip, diğer bölümünü kendi çalıştırdığı işçilerle bizzat yapan bir kişi asıl işveren durumundadır. Kendisi işin bir bölümünde bizzat işçi çalıştırmayıp işi bölerek ihale suretiyle muhtelif kişilere veren iş sahibi “ihale makamı” İş Kanununun 1/son maddesi anlamında bir asıl işveren değildir.”

Yargıtay 9. HD. 04.11.1993, 5757/15708. ‘bina inşaatın üstüne alan bir işverenin (asıl işveren), binanın çatısının yapılmasını başka bir işverene (alt işveren) vermesini’ kanunun ilgili maddesinin kapsamında görmüş; çatıyı yapan 2 alt işverenin işçisinin kazaya uğraması halinde her iki işverenin müteselsil sorumlu olacağını kararlaştırmıştır.”

Yargıtay 9. HD. 23.02.1998, 21408/2275. Asıl işveren ve alt işveren borcun tamamından tek tek ve aynı derecede sorumludurlar. İşçi dilediği takdirde kendisini doğrudan doğruya çalıştıran alt işverene, dilediği takdirde her iki işverene ya da doğrudan asıl işverene karşı talepte bulunma hakkına sahiptir. İşçinin asıl işverene karşı açtığı dava yoluyla talepte bulunması durumunda, Yüksek Mahkeme, alt işverenin davaya dahil edilmesini dahi zorunlu görmemiştir.

Asıl işverenin sorumluluğu, işin alt işverene verildiği tarihten başlar. Yargıtay 9. HD. 22.02.2001, 19790/3150 de asıl işverenin alt işveren işçisine karşı, her iki işveren arasında “bağlantı bulunmayan” önceki süreye ilişkin olarak sorumlu tutulamayacağını karar altına almıştır.  “Daha önce her iki şirket arasında bağlantı bulunmadığından bu şirketi tüm hizmet süresi için sorumlu tutmak mümkün değildir.” Demiştir.

İş Kanununda düzenlenen “asıl işveren-alt işveren” ilişkisinin özünün ve taraflara yüklediği temel yükümlülüklerin değiştirilmesi sözkonusu olamaz. Bu tür sözleşmelere konulabilecek, “birlikte sorumluluğu ortadan kaldıran” hükümler geçerli sayılamaz.

Yargıtay 9. HD. 18.03.1988, 517/3080; asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanmış bulunan  “teknik şartnamede her türlü sorumluluğun işi yapan taşeron (alt işveren) firmaya ait olacağının” kararlaştırılmış olmasına rağmen, “bu hükmün işçiyi bağlamayacağı”, Kanun hükmünün “kamu düzenine” ilişkin olduğu ve “işçinin aleyhine değiştirilmesinin de mümkün olmadığı” gerekçesiyle, alt işverenin işçisinin uğradığı iş kazası nedeniyle asıl işverenin de söz konusu kazadan “birlikte sorumlu” tutulacağını hükme bağlamıştır.

İşin “anahtar teslimi” biçiminde “ihale edilmesi” durumunda asıl işveren-alt işveren ilişkisinden ve asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı sorumluluğundan söz edilememektedir. Bu doğaldır, çünkü işi ihale eden iş sahibi, ihale edilen işte kendisi de işçi çalıştırmadığından “işveren” niteliğini taşımamaktadır. Yargıtay HGK, 24.05.1995, E.1995/9-273, K.1995/548.  “işi bölerek ihale suretiyle muhtelif kişilere işveren iş sahibinin İş Kanunu anlamında asıl işveren olmadığını” karara bağlamıştır.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinden sözedebilmek için, alınan işin asıl işe “bağımlı” ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden “sürekli” bir iş olması gerekmektedir. Yargıtay 21. HD, 04.07.1995, 2660/3844;   Aynı yönde: Yargıtay 9. HD. 13.09.2001, 4151/3844, asıl işverenin işi ile alt işverenin işinin birbirinden “ayrı” ve “bağımsız” olmasının birlikte sorumluluğu ortadan kaldıracağına hükmetmiştir.

Yargıtay 9. HD. 18.10.1988, 12301/14511., toplu iş sözleşmesinin yürürlüğe gireceği tarihten kısa bir süre önce işten çıkarılan işçilerin daha sonra taşeron yanında çalıştırılmaya başlanmasını “muvazaalı” kabul etmiş ve bu durumu “kanuna karşı hile” olarak değerlendirmiştir.

Bu noktada, muvaazanın belirlenmesine ilişkin başlıca kriterlerin Gerekçedeki deyimle ölçütlerin ortaya konulabilmesi açısından, Yüksek Mahkeme kararları daha da önem kazanmaktadır. Bu kararlarla belirlenen başlıca kriterler, satırbaşlarıyla aşağıda saptanmıştır.

1. İşyerinde sürekli işlerde uzun süre çalıştırılan işçinin, asgari ücretle çalıştırılabilmesi amacıyla bir taşeronun işçisi olarak gösterilmesi, Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3521/14038.;  Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3529/14032.

2. İşverenin toplu iş sözleşmesi yükümlülüğünden kurtulmak için görünürde müteahhit olarak adlandırdığı kişi ile sözleşme yaparak işçileri bu kişi ya da kuruluşun işçisi gibi göstermesi,  Yargıtay 9. HD. 05.07.1999, 10575/12064.

3. Şeklen ihale yoluyla üçüncü kişiler yanında çalıştırılan işçilerin aynı işyerinde çalışmalarında bir kesintinin olmaması ve asıl işveren ile taşeron arasında yapılan kısa süreli sözleşmelerde kaç işçinin işe alınacağının, niteliklerinin ve öğle yemeklerinin asıl işveren tarafından verileceğinin yer alması,    Yargıtay 9. HD. 26.02.1998, 324/2818;

  “İşçisini alırken bir başka kişinin iznine ihtiyaç duyan, işçisini istediği görevlerde, iş ve hizmetlerde çalıştıramayan, tüm denetimlerin bir başka kişiye ait olması, o kişinin vereceği direktiflere uyma ve günlük çalışmaları onaylatma zorunluluğu, kendisine ait malzeme ve ekipman üzerinde dahi herhangi bir hakkının bulunmaması, sözleşmenin feshi halinde bu ekipman ve malzemelerin (işi verence) karşılıksız kullanılması durumu ki, bu durum tüm ekipman ve malzemenin (işi verene) ait olduğunun göstergesi olup tüm bu olgular anlaşmanın tarafı olan kişileri gerçek ve alt işveren durumundan çıkarmaktadır.” Yargıtay 9. HD. 05.07.1999, 10575/12064.

4. İş sözleşmelerinin taşeronlarla yapılmış olmasına rağmen işçinin işe alınması, nitelikleri, işten çıkartılması ve ücretlerinin belirlenmesi konularında tüm yetkilerin işi veren işverene tanınması,  Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3521/14038.; Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3529/14032.;

 “Davalı anonim şirket ile taşeron limited şirket arasında bir istisna sözleşmesi bulunmakla ve ücret bordrolarında davacı işçinin işvereni olarak limited şirket gösterilmekle beraber; yazılı ve sözlü kanıtlar göstermelik bir taşeronluk bağlantısını ortaya koyduğu dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı ve bir sonuca varılmalıdır. Bu arada istisna sözleşmesine göre limited şirketin işçi alma ve işten çıkarma işlemlerinde anonim şirketin tasvibinin aranması ve sigorta giriş bildirgelerinde işveren olarak anonim şirketin gösterilmesi gerçek anlamda bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığını belirleyen bulgular olduğundan davacı işçinin doğrudan anonim şirketin işçisi sayılarak toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkanı araştırılmalı ve buna göre fark ihbar ve kıdem tazminatları hakkında karar verilmelidir. ” Yargıtay 9. HD 09.02.1999, 17926/1750.

5. Kısa sürelerle taşeron olarak gösterilen kişi değiştiği halde taşerona bağlı olarak gösterilen işçilerin işlerini aynen ve aralıksız sürdürmekte olmaları, Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3521/14038.; Yargıtay 9. HD. 25.04.1995, 3529/14032.;

“Alt işverenin işçisinin asıl işverenin taraf olduğu sözleşmeden yararlanma isteği konusunda, olayda öncelikle asıl işveren ve alt işveren arasındaki ilişkinin çözümlenmesi, özellikle alt işverenler değişmesine rağmen işçinin iş ilişkisinin devam edip etmediği dikkate alınarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı belirlenmelidir.” Yargıtay 9. HD. 18.06.1997, 8568/12193.; 9. Hukuk Dairesi aynı yöndeki bir başka kararında şu tespitler yapılmaktadır: “Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararlılık kazanmış uygulamasına göre, uzun süreden beri aynı işyerinde çalışan işçiler müteahhitler değiştiği halde çalışmalarına devam ediyorlarsa işçilerin işe alınmaları, sözleşmelerinin feshi, ücretlerinin tespiti gibi konularda yetkiler işyerinin sahibi durumunda olan kişi ya da şirkette toplanıyorsa, her türlü araç ve gereç onun tarafından sağlanıyorsa, işin bir bölümü başkasına verilmiş olsa dahi, muvaaza söz konusu olacağından işyerinin sahibi gerçek işveren kabul edilmektedir.” Yargıtay 9. HD. 18.11.1997, 16673/19164.

Bu makale;

Tanzimat sonrası dönemden, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası yayınlanmasına kadar geçen zaman aralığı içerisinde özellikle 1970 – 2012 yılları arası hukuki süreçlerden örneklerle işveren – alt işveren ilişkilerine bir bakıştır.

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Çimento Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetiminde Epistemolojik Yaklaşım

Bilgi Üretimi, Güven ve Sahaya Uygulanabilirlik

Çimento sektöründe iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının epistemolojik (bilgi felsefesi) temellerini analiz etmeyi amaçladığım bu yazıda; Türkiye’deki çimento fabrikalarının yapısal riskleri, çalışan davranışlarını, yönetim sistemlerini, bürokratik gereklilikleri ve sahadaki pratik bilgi üretimini göz önüne alarak, işveren–işçi ilişkisinin bilgi üretimi bağlamında nasıl şekillendiğini değerlendirmeye çalıştım. Ayrıca vaka örnekleri ve saha analizleri üzerinden, bilgiye dayalı (epistemik) boşlukların neden kaza ürettiği; bilgiye dayalı (epistemik) güven mekanizmalarının ise güvenlik kültürünü nasıl dönüştürdüğü ortaya koymayı da ihmal etmedim.

Çimento sektörü; yüksek toz konsantrasyonu, kapalı alan çalışmaları, yüksek ısı temaslı operasyonlar, döner fırınlar, ağır mekanizasyon, patlayıcı riskler (inertizasyon hataları), yüksekte çalışma ve kimyasal maruziyet gibi çok boyutlu risklerin aynı anda yürüdüğü endüstriyel bir alandır.

Bu nedenle İSG yönetimi, yalnızca mevzuat uyumluluğuyla sürdürülebilecek bir süreç değildir. Çimento sektörü özelinde en kritik unsur, bilginin üretilmesi, paylaşılması ve uygulanmasıdır. Dolayısıyla bu sektör, epistemolojinin —yani bilginin doğası, kaynağı ve doğruluğu— en görünür olduğu çalışma alanlarından biridir.

Sizlere, çimento sektöründe İSG’nin teknik bir süreç olmanın ötesinde, aslında bir bilgi yönetimi ve bilişsel uyum süreci olduğunu hatırlatacağım.

Çimento Sektöründe Bilginin Doğası

İSG’deki bütün başarısızlıkların özünde bilginin dayanak aldığı felsefede (epistemolojik) bir hata bulunur:

“Bilgi üretilmiş ama doğrulanmamıştır.”
“Bilgi doğrulanmış ama paylaşılmamıştır.”
“Bilgi paylaşılmış ama eyleme dönüştürülmemiştir.”

Bu üçlü döngü kırıldığında kazalar kaçınılmaz hale gelir.

Sahadan Üretilen Bilgi / Yönetmelik Bilgisi

Çimento fabrikalarında gözlenen temel bilgi çatışması şudur:

  • İşverenin yönetmelik ve standart temelli bilgisi
  • İşçinin saha deneyimine dayanan pratik bilgisi

Bu iki bilginin örtüşmediği durumlarda epistemik (bilginin üretilmesi, paylaşılması ve uygulanmasında) boşluk ortaya çıkar. Bu boşluklar, güvenlik açıklarını besleyen bilişsel kör noktalardır.

Birçok yönetici “prosedür var, eğitim var, talimat var” diyerek sistemin işlediğini varsayar.
Oysa bu bilgilere dayanak davranışlar açısıdan felsefi soru şudur:

“Bu bilgi sahada gerçekten uygulanabilir mi?”

Bilgi uygulanmıyorsa, bilgi değildir.
Bilgi sadece yazılı materyal olamaz; pratikte eyleme dönüşmüş olmalıdır.

İşveren–İşçi İlişkisinde Bilginin Değerinin Kabul Edilmesi

Bilgiye dayalı (epistemik) güven, bir kişinin diğerinin bilgi aktarımına güvenme derecesidir.

Çimento fabrikalarında bilgiye dayalı güvenin üç boyutu vardır:

(1) İşverenin, işçinin sahadaki deneyim bilgisini ciddiye alması
(2) İşçinin, yönetimin sunduğu prosedürel bilgiyi kendi güvenliği için anlamlı bulması
(3) İş güvenliği profesyonelinin bu iki bilgi alanını birbirine tercüme edebilmesi

Bu üç unsur bir araya gelmediğinde, sektörün tipik sorunları oluşur:

  • “20 yıldır böyle yapıyorum, bir şey olmaz.”
  • “Bu işin akademik bilgisi sahada geçmez.”
  • “Prosedür çok uzun, okumaya vaktim yok.”
  • “Form doldurmak için iş durdurulmaz.”

Bu söylemlerin tamamı bilgiye dayalı güven eksikliğinin ürünüdür.

Bilişsel Çapalar ve Sahada Karar Verme Hataları

Çimento sektöründe en sık görülen bilişsel çapa şudur:

“Benim yaptığım doğru, çünkü hep böyle yapıyoruz.”

Buna ek olarak:

  • Normalleşmiş Sapma: Riskli davranışların zamanla normal hale gelmesi
  • Hız Baskısı Çapası: Üretim baskısının güvenliği geri plana atması
  • Sorumluluk Dağılması Çapası: “Nasıl olsa denetim var” algısı
  • Dayanıklılık Yanılsaması: “Toza alışkınız, bizde bir şey olmaz” inancı

Bu bilişsel çapalar, teknik hatalardan çok daha fazla kaza üretir.

Çimento Sektöründen Vaka Analizleri

Aşağıda verdiğim örnekler tamamen sahaya dayalıdır ve Türkiye çimento sektöründe sıkça gözlenen durumların sentezidir.

Vaka 1 – Filtre Torbası Değişimi (bilgiye dayalı)

Durum:
İşçiler torba değişiminde maske kullanmayı gerekli görmemektedir. Gerekçe:
“Zaten 5 dakika sürüyor.”

Bilgiye dayanağında hata:
“Maruziyet süresi kısa = zararsızdır” yanlış bilgisi.

Sonuç:
Yıllar içinde kronik öksürük, FEV1 düşüşleri ve erken yaş KOAH benzeri tablolar geliştiği tespit edilmiştir.

Çözüm:
Sahadaki maruziyet ölçümleri işçilerle birlikte analiz edilmiş ve pratik maskenin neden gerekli olduğu biyolojik veriyle kanıtlanmıştır.

Bu, bilgiye dayalı (epistemik) köprünün kurulmasıdır.

Vaka 2 – Döner Fırında Çapak Temizliği (Bilgi Paylaşım Hatası)

Durum:
Bakım ekibi inertizasyon tamamlanmadan kapağı açmıştır.
Sebep: “İşletme inert gaz seviyesinin düştüğünü bildirmedi.”

Epistemolojik hata:
Bilginin paylaşılma zinciri eksiktir.

Sonuç:
Patlama olmadan kontrol altına alınmış fakat ciddi yanma riski doğmuştur.

Öğrenilen:
Bilgi paylaşımı da bir güvenlik ekipmanıdır.

Vaka 3 – Bant Temizliği (Normalleşmiş Sapma)

Durum:
Çalışan bant temizliğini durdurmadan yapmaktadır.
Gerekçe: “Her gün yapıyoruz, sorun olmadı.”

Bilgiye dayanağında hata:
Normalleşmiş sapmayı bilgi gibi kabul etmek.

Sonuç:
Kol sıkışmasıyla sonuçlanan ciddi yaralanma.

Çözüm:
Çalışanın kendi anlattığı yöntemle risk analizi yapılmış, reel tehlike görünür kılınmıştır.

Epistemik Köprü Modeli – Saha Uygulamalarında Bilgi Bütünlüğü

Şahsi görüşüm İş Sağlığı ve Güvenliği alanın genelinde ve bu yazının odağı olan çimento sektöründe Epistemik Köprü Modeli uygulanmalıdır.

Nasıl mı?

1. Veri Üretimi

Toz ölçümleri, maruziyet kayıtları, yakın kaza analizleri, günlük devriye notları.

2. Bilginin Doğrulanması

Teknik ekip – saha çalışanı – İSG birimi üçlü doğrulama.

3. Bilginin Paylaşılması

Sadece eğitimle değil, günlük kısa “saha diyalogları” ile. (İş güvenliğinde sık bahsi geçen Toolbox’lar ile)

4. Bilginin Eyleme Dönüşmesi

Uygulanabilir prosedür, çalışan için anlamlı kural.

5. Bilginin Kurumsallaşması

Tüm süreçlerin yönetimin hafızasına (kurumsal hafıza) işlenmesi.

Bu model, teknik yönetim sistemleriyle (ISO 45001 vb.) birebir uyumludur lakin onlardan daha işlevseldir, çünkü Epistemik Köprü Modeli ile bilgi döngüsünü insan davranışı üzerinden tanımlıyorum.

Bilgi, Güven ve Uygulama Aynı Çizgide Buluştuğunda

Çimento sektöründe İSG yönetimi, bir “prosedür uygulama” işi değil, bilişsel uyum ve bilgi üretimi işidir.
Bu yazıda sizlere hatırlatmaya çalıştıklarım:

  • Çalışan bilgisi küçümsendiğinde güvenlik kültürü çöker.
  • Yönetmelik bilgisi sahaya uyarlanmadığında prosedürler işlevsizleşir.
  • Bilgiye dayalı güven kurulduğunda işveren ve işçi ortak bilgi üretmeye başlar.
  • Bu ortak bilgi, güvenlik kültürünü kalıcı şekilde dönüştürür.

Gerçek güvenlik; bilginin, güvenin ve uygulamanın aynı çizgiye oturmasıdır.

Bu çizgi kurulduğunda, çimento sektöründe kaza oranları sadece azalmaz;
bilgi tabanlı bir güvenlik kültürü kurumsallaşır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hijyen Eğitimi Zorunluluğu

Hijyen eğitimi; Yönetmelik ile belirlenmiş iş kollarında çalışanların, yaptıkları iş ile ilgili uymaları gereken hijyen kurallarını ve bu kuralları nasıl uygulayacaklarını öğrenmelerini sağlayan 8 saatlik bir eğitimdir.

Hijyen eğitimi alma zorunluluğu olan çalışanlar aşağıda ilgili maddesi verilen Hijyen Eğitimi Yönetmeliği ile belirlenmiştir.

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik aşağıda belirtilen iş kollarında çalışanları kapsar:

  1. Gıda üretim ve perakende iş yerlerinde çalışanlar,
  2. İnsani tüketim amaçlı sular ile doğal mineralli suların üretimini yapan iş yerlerinde çalışanlar,
  3. Kaplıca, hamam, sauna, berber, kuaför, dövme ve pirsing yapılan yerler, masaj ve güzellik salonları ve benzeri yerlerde çalışanlar,
  4. Otel, motel, pansiyon ve misafirhane gibi yerlerde çalışanlar,
  5. Komisyon tarafından hijyen eğitimi verilmesi uygun görülen diğer iş kollarında çalışanlar.

Hijyen eğitimini firmamızdan alabilirsiniz.

Başvuru Mail: [email protected] Başvuru Tel: 0 530 568 42 75

Eğitim 8 saatliktir. Eğitim sonrasında verilen sertifika ömür boyu geçerli olup e-devlette kayıtlıdır. Sertifikanın kaybedilmesi halinde e-devletten yenisini kendiniz de çıkartılabilirsiniz.

Resmî Gazete Tarihi: 05.07.2013 Sayısı: 28698 Hijyen Eğitimi Yönetmeliği linkte görebilirsiniz. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18552&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

Hijyen Yönetmeliği gereği eğitim alma zorunluluğu olan çalışanlar 11.10.2011 tarihine kadar Portör Yönetmeliğine göre belirlenmiş zaman aralıklarında tahlillerini yaptırarak varsa işyeri hekimlerine yoksa ilgili bir hekime muayene olup tahlillerinin sonucuna göre çalışabilir onayı almaları zorunluluğu mevcuttu.

İş sağlığı ve Güvenliği – Halk Sağlığı kapsamında oldukça önemli olan bulaşıcı hastalıklar ve hastalıkların bulaşması hususunda en çok bilinen yasal düzenleme Portör Yönetmeliğidir. Maalesef az bilinen ise PORTÖR YÖNETMELİĞİ 11.10.2011. TARİHİNDE İPTAL edildiğidir. İptal edilen Portör Yönetmeliği hakkındaki yazımızı yandaki linkten okuyabilirsiniz. https://tetkik.com.tr/2024/08/15/things-you-can-do-to-refresh-your-home-this-weekend/

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.


Daha Fazla

Reaktif Zamanlama Testleri

Reaktif zamanlama testleri, insan performansının en temel ve aynı zamanda en hassas göstergelerinden birini oluşturur. Günlük hayatta fark etmeden gerçekleştirdiğimiz yüzlerce eylem—ani fren yapmak, düşmek üzere olan bir nesneyi tutmak, bir makine alarmına tepki vermek, spor müsabakasında kritik bir hareketi yakalamak—aslında karmaşık bir nörofizyolojik döngünün ürünüdür. Bu döngü, duyusal algıdan motor cevaba uzanan hızlı ve kritik bir işlem zinciridir. Birkaç milisaniyelik gecikmeler, bir sporcunun performansını düşürebilir, bir operatörün hatasına yol açabilir, hatta bir insan hayatının kaybına neden olabilir.

Bu nedenle reaktif zamanlama, yalnızca ölçülmesi “ilginç” olan bir fizyolojik parametre değil; sağlık, güvenlik, spor performansı, nörolojik değerlendirme ve insan faktörleri mühendisliği açısından çok boyutlu bir öneme sahiptir. Reaktif zaman testleri, insanın çevresine ne kadar hızlı uyum sağladığını, tehlikeleri ne kadar çabuk algıladığını, karmaşık kararları ne kadar seri verebildiğini ve bu kararları ne ölçüde doğru uyguladığını bilimsel bir objektiflikle ortaya koyar.

Szllere, reaktif zamanlama testlerini bütün yönleriyle açıklamak, amaca göre uygun test seçimini kolaylaştırmak, sonuçları yorumlarken dikkat edilmesi gereken noktalara ışık tutmak ve pratik uygulamalarda karşılaşılabilecek hatalara dikkat çekmek amacıyla hazırladığım bu derlemede; anlatılan bilgiler; iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri, nöropsikolojik değerlendirme uzmanları, spor bilimciler, klinisyenler, araştırmacılar ve insan performansına ilişkin disiplinlerde çalışan tüm uzmanlar için yararlı olacağını umuyorum.

Reaktif zamanlama basit bir refleks testi değildir; insan beyninin, kas sisteminin ve bilişsel süreçlerinin gerçek zamanlı işbirliğini değerlendiren kritik bir performans ölçümüdür. Bu nedenle önemi her geçen gün daha fazla anlaşılmakta, teknolojinin gelişmesiyle birlikte uygulama alanları da hızla genişlemektedir.

Sizlere, bu alandaki bilimsel literatür ile pratik uygulama arasındaki boşluğu kapatmayı ve reaktif zamanlama kavramını daha anlaşılır, daha uygulanabilir ve daha ölçülebilir kılmayı amaçladım.

Reaktif zamanlama (Reaction Time – RT), bir uyarana (ses, ışık, görsel hareket, dokunsal sinyal vb.) verilen tepkinin ortaya çıkmasına kadar geçen süreyi ifade eder. Bu kavram, nörofizyoloji, spor bilimleri, iş sağlığı–güvenliği, trafik psikoteknik testleri ve klinik nörolojide kritik önem taşır.

Basitçe:
Uyarı → Algılama → İşleme → Motor Yanıt
Bu döngünün toplam süresi “reaksiyon zamanı” olarak ölçülür

1. Reaktif Zamanlamanın Bileşenleri
1.1. Duyusal Algılama Süresi (Sensation Time)
  • Uyarının duyusal organ tarafından fark edilmesi.
  • Işık için ≈ 20–40 ms
  • Ses için ≈ 10–20 ms (daha hızlıdır)

1.2. Merkezi İşleme Süresi (Cognitive Processing)
  • Beynin uyaranı tanımlaması, ne yapılacağına karar vermesi.
  • Testin türüne göre 50–300 ms arasında değişir.

1.3. Motor Cevap Süresi (Motor Response)
  • Kasların harekete geçmesi için geçen süre.
  • 100–150 ms civarındadır.

Toplam reaktif zaman genelde 180–350 ms aralığındadır; ancak test türlerine göre çok farklılaşır.

2. Reaktif Zamanlama Testlerinin Türleri
2.1. Basit Reaksiyon Zamanı (Simple Reaction Time – SRT)
  • Tek uyaran, tek tepki.
  • Örn: Işık yanınca düğmeye basmak.
  • İnsan performansının temel nörofizyolojik sınırını ölçer.

Normal değerler:

  • Genç sağlıklı erişkin: 200–250 ms
  • Sporcularda: 150–200 ms
  • Yaş ilerledikçe artar.

2.2. Seçici Reaksiyon Zamanı (Choice Reaction Time – CRT)
  • Birden fazla uyaran ve farklı tepki seçenekleri vardır.
  • Örn: Kırmızı ışık → Sağ buton | Yeşil ışık → Sol buton
  • Bilişsel yük artar; süre uzar: 300–600 ms.

Bu test dikkat, karar verme, renk ayrımı, koordinasyon gibi fonksiyonları değerlendirir.

2.3. Ayırt Edici Reaksiyon Zamanı (Discrimination RT)
  • Uyaranlardan yalnızca belli olanlara tepki verilir.
  • Örn: Yalnızca mavi ışık yanınca bas, kırmızı yanınca basma.
  • Yanlış cevap oranı ayrı bir parametredir.

2.4. Motor Zaman Testi
  • Algılama süresi çıkarılarak sadece kas-bağ sisteminin yanıt verme hızını ölçer.
  • Özellikle sporcularda veya rehabilitasyon programlarında kullanılır.

2.5. Sürüş Simülasyonu Tepki Testleri
  • Trafik psikoteknik değerlendirmesinde standarttır.
  • Ani fren, çarpışma engelleme, far tepkisi testi yapılır.
  • Çok sayıda uyaran – çoklu motor çıktı barındırır.

2.6. Vizyon-Temelli Reaktif Zaman Testleri
  • “Dynavision”, “FitLight”, “Reaction Wall” gibi ışık duvarları.
  • Spor branşlarında (boks, basketbol, futbol kalecileri) sıklıkla uygulanır.
  • Çevresel görüş, periferik algı, yön değiştirme kararları ölçülür.

2.7. Nöropsikolojik Reaksiyon Testleri
  • Continous Performance Test (CPT)
  • Stroop Test
  • Go/No-Go Test
    Bunlar, reaksiyon zamanını dürtüsellik, dikkat dağınıklığı, inhibisyon kontrolü ile birlikte değerlendirir.

3. Reaktif Zamanlamayı Etkileyen Faktörler
3.1. Biyolojik Faktörler
  • Yaş (yaş arttıkça RT uzar)
  • Cinsiyet (erkeklerde motor yanıt daha kısa; kadınlarda karar süreçleri daha hızlı olabilir)
  • Genetik
  • Kas lif tipi dağılımı
  • Göz–el koordinasyonu gelişimi

3.2. Fizyolojik Durumlar
  • Yorgunluk
  • Uykusuzluk
  • Dehidratasyon
  • Açlık–tokluk
  • Kas güçsüzlüğü
  • Kafein veya stimülanlar (RT’yi hızlandırır)

3.3. Psikolojik Faktörler
  • Dikkat düzeyi
  • Stres
  • Kaygı
  • Motivasyon
  • Beklenti (anticipation)

3.4. Çevresel Faktörler
  • Işık şiddeti
  • Arka plan gürültüsü
  • Ergonomi (oturma pozisyonu, mesafe)
  • Cihaz gecikmesi (latency)

4. Reaktif Zamanlama Testlerinin Kullanım Alanları
4.1. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG)
  • Yüksek riskli işlerde çalışanların reaksiyon hızını değerlendirme
    (forklift operatörü, vinç operatörü, güvenlik, acil durum ekipleri)
  • Psikoteknik değerlendirmeler
  • İş kazası analizlerinde bilişsel fonksiyonların incelenmesi

Örneğin:
Ani düşen yük, acil durdurma butonu gibi durumlarda tepkisi 100 ms daha geç olan bir operatör, ölümcül kazaya sebep olabilir.

4.2. Spor Bilimleri
  • Basketbol, futbol, voleybol, tenis, boks sporcularının refleks performansı.
  • Kalecilerin “reaction saves” değerlendirmesi.
  • Groin veya hamstring rehabilitasyonunda motor yanıt ölçümü.

4.3. Klinik Kullanım
  • Nörolojik değerlendirme:
    • Parkinson
    • Multipl Skleroz
    • Periferik nöropati
    • Demans
  • Psikiyatrik değerlendirme:
    • ADHD
    • Bipolar bozukluk
    • Şizofreni

4.4. Ergonomi ve İnsan Faktörleri
  • Hızlı karar vermeyi gerektiren işlerde uygun personelin seçilmesi.
  • Kullanıcı arayüzü tasarımlarında (trafik sinyalleri, kontrol odaları) insan tepkisinin sınırları hesaplanır.

5. Testlerin Uygulama Yöntemleri
5.1. Bilgisayar Tabanlı Testler
  • En yaygın yöntemdir.
  • Milisaniye çözünürlükte veri toplar.
  • Yazılım tabanlı gecikme düzeltmeleri bulunur.

5.2. Mekanik Tepki Cihazları
  • Pedal, buton, joystick ile ölçüm yapılır.
  • Ergonomik değerlendirmelerde tercih edilir.

5.3. Işık Duvarı – LED Sistemleri
  • 360° görüş alanında anlık karar gerektirir.
  • Spor ve askeri eğitimlerde kullanılır.

5.4. Mobil Uygulamalar
  • Güvenilirliği tartışmalı olsa da tarama testleri için faydalıdır.

6. Test Parametreleri (Sadece Süre Değil)

Reaktif zamanlama testleri yalnızca süre ölçmez. Önemli diğer çıktılar:

6.1. Yanlış Tepki Sayısı
  • Yanlış butona basma
  • Gereksiz tepki verme (false alarm)

6.2. Kaçırılan Tepkiler (Miss Rate)
  • Uyarana tepki verilmemesi

6.3. Değişkenlik (Variability)
  • Her bir tepkinin milisaniyeler içinde tutarlılığı
  • Dikkat bozukluğunun önemli göstergesidir.

6.4. Yorgunluk Eğrisi
  • 2–5 dakikalık test boyunca RT’nin uzayıp uzamadığı
  • Operatör dayanıklılığı hakkında bilgi verir.

6.5. Lateralizasyon (Sağ / Sol Performansı)
  • Beyin hemisfer fonksiyonları açısından klinik değer taşır.

7. Normal Değerler
YaşBasit RTSeçici RT
18–30200–250 ms300–500 ms
30–45230–280 ms350–550 ms
45–60250–330 ms400–650 ms
60+300–400+ ms500–800+ ms

8. Yanıltıcı Faktörler (Test Hataları)
  • Uygulayıcı hataları
  • Cihaz gecikmesi
  • Yetersiz ısınma / deneme sayısı
  • Katılımcının teste aşina olmaması
  • Test süresinin fazla kısa tutulması
  • Zaman damgası sisteminin yanlış ayarlanması

9. Test Sonuçlarının Yorumlanması
9.1. 200 ms civarı
  • Mükemmel performans
  • Sporcular ve genç erişkinlerde

9.2. 250–300 ms
  • Ortalama yetişkin

9.3. 300–350 ms
  • Dikkat dağınıklığı, uykusuzluk, stres olabilir
  • Operatörlük için sınır değerlere yaklaşma

9.4. 350 ms üzeri
  • Klinik değerlendirme gerekebilir
  • Psikoteknik açısından zayıf performans

10. Reaktif Zamanı İyileştirme Yöntemleri
10.1. Nöromüsküler Egzersizler
  • Plyometrik çalışmalar
  • El-göz koordinasyonu antrenmanları
  • Refleks topları

10.2. Bilişsel Antrenmanlar
  • Video tabanlı tepki oyunları
  • Dikkat artırıcı egzersizler
  • Çift görev (dual-task) çalışmaları

10.3. Yapay Uyaran Eğitimleri
  • FitLight
  • Dynavision
  • Reaction Wall

10.4. Beslenme–Fizyoloji
  • Kafein 100–200 mg (hızlandırır)
  • Yeterli uyku
  • Omega-3 (nöroiletimi destekler)

11. Reaktif Zaman Testlerinde Güvenlik ve Etik İlkeler
  • Test kişinin stres altında olduğu anlarda yapılmamalıdır.
  • Kişi sonucu işten çıkarma tehdidi altında hissetmemelidir.
  • Psikoteknik değerlendirmelerde bilimsel protokoller izlenmelidir.
  • Ölçümler yaş, hastalık, ilaç kullanımı gibi bilgilerle birlikte yorumlanmalıdır.

12. Reaktif Zamanlama Testleri
  • İnsan performansının en hızlı ölçülebilir göstergelerinden biridir.
  • İSG, spor, klinik nöroloji ve ergonomide kritik rol oynar.
  • Tipine göre 150–800 ms arası değişir.
  • Yorgunluk, dikkat, hastalık ve ekipman testi ciddi şekilde etkiler.
  • Eğitimle geliştirilebilir.
  • Değerlendirme yalnızca “süre” üzerinden değil, “doğruluk”, “değişkenlik”, “yorgunluk eğrisi” gibi parametrelerle birlikte yapılmalıdır.

Reaktif zamanlama, insan performansının merkezinde yer alan ve çoğu zaman bir kararın, bir hareketin veya bir kazanın kaderini belirleyen kritik bir parametredir. Bu testlerin bilimsel temelli uygulanması, yalnızca bireyin anlık performansını ölçmekle kalmaz; aynı zamanda bilişsel işlevlerini, motor kontrol yeteneğini, dikkat kapasitesini ve güvenlik açısından ne kadar “riske açık” olduğunu da ortaya koyar. Bu nedenle doğru tasarlanmış ve doğru yorumlanmış bir reaktif zamanlama testi, hem performans artırıcı bir araç hem de koruyucu bir güvenlik önlemidir.

Gelecek yıllarda yapay zekâ destekli test protokolleri, sanal gerçeklik tabanlı simülasyonlar, giyilebilir sensörler ve nörofizyolojik ölçümler ile reaktif zaman değerlendirmesi çok daha kapsamlı bir yapıya kavuşacaktır. Bu gelişmeler, yalnızca bir “süre ölçümü” olmaktan çıkarak insan-makine etkileşiminin, risk yönetiminin ve insan faktörlerinin bütünsel analizinin temel bileşeni hâline gelecektir.

Bu metnin amacı, reaktif zamanlama kavramını sadeleştirmek değil, onu bütün etki mekanizmalarıyla birlikte anlaşılır hâle getirmektir. Çünkü reaktif zaman bir sayı değildir; bir davranışın, bir kararın ve bazen bir hayatın ardındaki görünmez süreçtir.

Sonuç olarak:

  • Spor için daha hızlı bir performans,
  • İSG için daha güvenli bir çalışma ortamı,
  • Klinik için daha doğru bir nörolojik değerlendirme,
  • Ergonomi için daha insancıl bir tasarım süreci,
    doğru uygulanmış reaktif zamanlama testleriyle mümkün olabilir.

Bu çalışma, alanında uzman herkese daha bilinçli, daha bilimsel ve daha güvenli uygulamalar geliştirmelerinde katkı sağlamayı hedeflemektedir. Unutulmamalıdır ki milisaniyeler, bazen hayatın en kritik ayrıntılarıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

#reaktifzamanlama #test #duyu #reaksiyon #kebat #tetkikosgb

Daha Fazla

İşveren ve İşçi İlişkisinin Epistemolojisi

İş güvenliği alanında yıllardır sahada çalışan biri olarak, işveren ve işçi ilişkisini sadece hukuki bir çerçevede değil, deneyimlediğim pratik olaylar üzerinden değerlendirmek benim için daha anlamlı oluyor. İşçi sağlığı ve güvenliği denince genellikle yasalar, yönetmelikler ve standartlar öne çıkıyor; lakin işin özünde ilişkisel bir boyut var: bilgi, güven ve deneyim etrafında dönen bir epistemoloji. Yani “bilgi” ve “bilmenin biçimi” burada belirleyici.

İşçi-işveren ilişkisine giriş yapmadan önce, konuyu bilgi ve düşünce yapısı açısından temellendirmek gerekir. Epistemoloji, bilginin doğasını, nasıl üretildiğini, doğruluğunu ve sınırlarını sorgular. İşyerinde bilgi dediğimiz şey, yalnızca resmi prosedürler veya yönetmelikler değildir; aynı zamanda saha tecrübeleri, gözlemler, söylentiler, hatta kulaktan kulağa yayılan pratik bilgiler de bilgi kapsamında değerlendirilmelidir. İşveren ve işçi arasındaki iletişimde, bilginin nereden geldiğini, ne kadar güvenilir olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlamak kritik.

Deneyimlerim, makine – metal işleri, tekstil, balıkçılık ve inşaat sahalarında yoğunlaşıyor. Birbirinden ne kadar da farklı sektörler – alanlar değil mi? Bu alanlarda işçi ve işveren ilişkisi çoğu zaman doğrudan “güven” üzerinden şekilleniyor. Örneğin, 2012 öncesi işyeri hekimliğini yaptığı bir işletmedeki bakım ekibinin çalışma şekli hâlâ aklımdadır: Bakım ekibindeki işçi arkadaşlarımız, yeni bir makineyi çalıştırmadan önce küçük güvenlik testlerini kendi aralarında yapıyorlardı. İşveren bunu resmi prosedür olarak görmüyordu; hatta zaman zaman işi geciktirmemeleri konusunda uyarıyordu. Buna rağmen bakımcılar, kendi deneyimlerini ve gözlemlerini kullanarak olası kazaları önlüyorlardı. Burada bilgi, sadece resmi dokümanlardan değil, işçinin sahadaki deneyiminden ve kolektif hafızasından doğuyordu.

Türkiye’de iş hukuku, işçi sağlığı ve güvenliği açısından oldukça detaylıdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sorumluluklarını net bir şekilde ortaya koyar: risk değerlendirmesi yapmak, çalışanları bilgilendirmek, gerekli eğitimleri sağlamak ve uygun iş güvenliği ekipmanları temin etmek. İşçi ise bu süreçte hem kendi güvenliğini gözetmek hem de işverene doğru bilgi aktarmakla yükümlüdür. Teoride her şey net gözükse de sahada durum çoğu zaman farklıdır.

Bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse, eski bir üretim sahasında, toz maruziyetinin yüksek olduğu bir bölümde çalışıyorduk. İşveren, işçileri korumak için maske ve havalandırma sağlıyordu; ancak işçiler maskeleri doğru şekilde kullanmıyor veya yoğunluk arttığında havalandırmayı yeterince etkin kullanmıyorlardı. Bu noktada işverenin sağladığı bilgi (riskleri anlatan eğitimler, yazılı prosedürler) ile işçilerin sahadaki bilgisi (hangi alanlarda daha yoğun toz olduğunu, hangi makinelerin daha tehlikeli olduğunu gözlemleme) birbirine karışıyordu. İş güvenliği profesyoneli olarak, bilgiyi anlama ve geçerliliğini sorgulama (epistemoloji) çerçevesinde bu iki kaynağı birleştirip daha güvenli bir ortam oluşturmak benim sorumluluğumdaydı.

Güven, işveren ve işçi ilişkisini bilgi felsefesi (epistemolojik) bağlamda derinleştiren önemli bir unsurdur. İşçiler, işverene güvenmediklerinde ya da prosedürleri sahada yeterince anlamlı bulmadıklarında bilgiyi uygulama motivasyonları düşer. Örneğin, bazı işyerlerinde işçilerin maskeleri sadece “gösteriş” için taktığını, ciddi bir maruziyeti önlemek için kullanmadığını gözlemledim. Burada sorun, bilgi eksikliğinden değil, bilginin güven çerçevesinde işlevsiz kalmasından kaynaklanıyordu. İşveren, bilgi aktarımını sadece formalite ve resmi bir süreç olarak görüyorsa, işçilerin saha bilgisi ve deneyimi göz ardı ediliyor.

Türkiye’deki iş güvenliği uygulamaları açısından bu ilişkiyi daha da somutlaştırmak mümkün. İşverenler çoğu zaman risk değerlendirmelerini belgeler üzerinden yürütüyor. Risk analizi raporları hazırlanıyor, imza karşılığı işçilere dağıtılıyor; ama saha pratiğinde bu belgelerin uygulanması işçilerin deneyimine ve anlayışına bağlı kalıyor. Örneğin bir çimento fabrikasında gördüğüm uygulamada, toz ölçümleri belirli periyotlarla yapılıyordu. Ölçüm sonuçları raporlara yansıtılıyor, ama işçiler hangi bölgelerde daha yoğun toz olduğunu ve hangi ekipmanın riskli olduğunu kendi deneyimlerinden biliyordu. Epistemolojik olarak işçi bilgisi ile işveren bilgisi arasında bir uyumsuzluk vardı ve bu uyumsuzluğu köprülemek, güvenlik önlemlerini sahada işler hâle getirmek için profesyonel müdahale gerekiyordu.

İşçinin ve işverenin bilgiye yaklaşımında; bilginin ne olduğuna, nasıl öğrenildiğine, öğretildiğine ve üretildiğine dair bakış açısındaki farklılıkları, güvenlik önlemlerinin uygulamaya geçirilmesinde bir engel oluşturuyordu ve bu nedenle profesyonel bir aracılıkla bu durumun düzeltilmesi gerekiyordu.

Bilginin gelişimi perspektifinden bakınca, işverenin bilgisi genellikle kişinin ne “yapması gerektiğine” dair yönergeler belirleyen ve prosedüreldir: “Şu adımları izle, bu ekipmanı kullan, bu eğitimleri al.” İşçinin bilgisi ise pratik ve deneyimseldir: “Bu makineyi çalıştırırken şu riskler var, bu koşullarda şunlara dikkat etmeliyim.” Bu iki bilgi kaynağını birleştirmek, iş güvenliği kültürünü oluşturmak ve iş kazalarını önlemek için kritik. Çalışan ve işveren arasındaki güven ilişkisi, bilgi alışverişinin ne kadar verimli yapıldığına göre şekillenir.

Bir başka somut örnek: Bakım sırasında yüksek basınçlı sistemle çalışırken işçilerin bir kısmı prosedürleri eksik uyguluyordu. İşveren prosedürleri sıkı şekilde uygulama talimatı vermişti, ama sahadaki işçiler bazen “daha hızlı bitirmek” için sıralı işlemlerin bir kısmını atlıyorlardı. Burada sahadaki bilgi, işin hızına ve pratik gerekliliklerine dayanıyor; işverenin bilgi ise güvenlik odaklı ve teorik. Farklı bakış açılarından gelen bu iki bilgi, birbiriyle çelişerek tehlikeye yol açıyordu. Çözüm, iş güvenliği eğitimlerini sadece formal prosedürler üzerinden yürütmek değil, aynı zamanda işçilerin deneyimlerini dinlemek ve prosedürleri onların sahadaki pratiğine adapte etmekti.

Ülkemizde iş hukuku ve uygulamaları bağlamında, işverenin sorumlulukları çok net. Fakat işçilerin sahadaki bilgisi ve deneyimi göz ardı edildiğinde, hukuki çerçeve tek başına yeterli olmuyor. Örneğin, iş kazası sonrası yapılan incelemelerde sık sık gördüğüm şey, işçilerin prosedürleri bilmesine rağmen uygulamadıkları için kazaların gerçekleştiği oluyor. Bu, sadece bilgi sahibi olmakla aşılamayacak bir sorundur: Ortada bir anlama ve uygulama boşluğu var: bilgiye sahip olmak değil, onu güvenle yaymak ve faaliyete geçirmek esas olandır.

İşçi ve işveren arasındaki ilişkinin bilgi oluşturma boyutu incelenirken bu ilişkinin bilginin nasıl ortaya çıktığı yönünden ele alınmasında, ortaklaşa bilgi yaratma kavramı da büyük önem taşır. Saha tecrübeleri, işçilerin gözlemleri, uyarıları ve deneyimleri bir araya geldiğinde, güvenliği artıran yeni bilgi üretimi ortaya çıkıyor. Örneğin bir vardiyada bir işçi, belirli bir makinenin belirli bir koşulda tehlikeli olabileceğini fark ediyor ve diğer işçilere söylüyor. İşveren bu bilgiyi prosedürlere adapte ediyor. Bu, işveren ve işçi bilgisinin ortak bir zeminde birleştiği aşamadır.

İş güvenliği profesyoneli olarak benim görevim, bu bilgi akışını yönetmek, Anlama ve uygulama farklılıklarını bulmak ve bilginin uygulama alanında hayata geçirilmesini garantilemek. İşverenin prosedürel bilgisi ile işçinin pratik bilgisi arasında bir köprü kurmak, riskleri azaltmanın temel yolu. Türkiye’deki uygulamalardan örnek vermek gerekirse, bir fabrikada maruziyet ölçümleri ve eğitimler yeterince yapılmış olmasına rağmen, işçiler belirli alanlarda maskeleri çıkarmak zorunda kalıyordu; sebep ise işçilerin pratik ihtiyaçları ve prosedürlerin sahadaki uygulanabilirliği arasındaki çatışmaydı. Bu durumda, güvenlik kültürünü güçlendirmek için hem prosedürleri revize etmek hem de işçilerin deneyimlerini dinlemek gerekiyordu.

Sonuç olarak, işveren ve işçi arasındaki bağ, hukuki zorunlulukları aşarak, bilgiyi üretme ve ortaklaştırma üzerine kurulu bir yapıya sahiptir.İşverenin sağladığı eğitim ile işçilerin pratik bilgisi ve çalışma ortamındaki tespitleri dengelenmelidir; aksi takdirde bilgi sadece kağıt üzerinde kalır ve işe yaramaz. Türkiye’deki iş hukuku ve işyeri pratikleri, yasal gerekliliklerin ve pratik saha bilgisinin ortak kullanılmaması durumunda güvenlik kültürünün zayıf kaldığını ortaya koyuyor.

Deneyimlerime dayanarak şunu net bir şekilde ifade edebilirim: İşveren ve işçi arasındaki anlayış ve bilgi paylaşımı ilişkisini sağlamlaştırmak için atılması gereken üç temel adım bulunmaktadır:

  1. Bilgiyi Karşılıklı Açıklıkla Paylaşmak:
    • Çalışanların tecrübeleri ve işverenin hazırladığı kurallar, birbirine açık olmalıdır. Sahada yapılan gözlemler ve hazırlanan raporlar düzenli olarak karşılıklı paylaşılmalıdır.
  2. Güven Ortamı Oluşturmak:
    • Çalışanlar, güvenlik kurallarını sadece “yapılması zorunlu” bir iş olarak değil, kendi can güvenlikleri için bir gereklilik olarak görmelidir. İşveren ise, sahadan gelen pratik bilgileri ciddiye alıp dikkate katmalıdır.
  3. Kuralları Sahaya Uygun Hale Getirmek:
    • Kitap bilgileri ile sahadaki gerçek deneyimler birleştirilmelidir. Risk analizleri ve eğitimler, çalışanların günlük iş yapış biçimlerine ve pratiklerine uyacak şekilde düzenlenmelidir.

Bu yaklaşım, iş güvenliği profesyoneli olarak bizim görevimizi de çok net ortaya koyuyor: Biz sadece kuralları uygulayan memurlar değiliz. Biz, farklı bilgileri birleştiren köprüler kuran, bilgi eksiklerini gideren ve güvenli bir çalışma ortamı kültürü yaratan kişileriz. İşveren ve işçi ilişkisine bu bilgi alışverişi penceresinden bakmak, aslında iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin temelini anlamaktır: doğru bilgi, karşılıklı güven ve uygulamanın el ele yürüdüğü bir süreç.

Türkiye’de sahadaki en başarılı örneklere baktığımızda şunu görüyoruz: Üretim hattındaki çalışanlar, kendi gözlemleriyle tehlikeleri tespit edip çözüm önerileri sunuyorlar ve işveren bu önerileri dikkate alarak kuralları yeniliyor. Bu sayede kazalar ciddi ölçüde azalıyor. İşte o teknik dille anlattığımız bilgi birleşimi, burada gerçeğe dönüşüyor: bilginin üretildiği, paylaşıldığı ve hemen uygulamaya konduğu kesintisiz bir döngü.

Sonuç olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: İşveren ve işçi arasındaki ilişkiyi sadece imzalanmış sözleşmeler ve yasal kurallarla değerlendirmek, büyük bir resmi atlamak demektir. Sahada gözlemlediğimiz, yaşadığımız ve hayata geçirdiğimiz pratik bilgi, güçlü bir güvenlik kültürünün gerçek temelidir. İşveren ve işçi bilgisi mutlaka birbirini tamamlamalı, aralarındaki anlama köprüleri kurulmalıdır; aksi halde en iyi kurallar bile kâğıt üzerinde kalır ve tehlikeler sürmeye devam eder. Biz iş güvenliği profesyonelleri olarak, bu köprüleri kurmak ve bilginin işyerinde can bulmasını sağlamak için varız.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Tehlikeli Atık Oluşturan Birimler İçin İyileştirmeler Kuralı ve Uyum Stratejileri

— Modern Çevresel Risk İletişimi, Etiketleme ve Yönetim Esasları Üzerine Bir İnceleme

Tehlikeli atık yönetimi, çevresel koruma ve insan sağlığının korunması açısından küresel bir öncelik hâline gelmiştir. Özellikle endüstriyel faaliyetlerin yoğun olduğu ülkelerde, atıkların doğru sınıflandırılması, etiketlenmesi ve bertarafı — yalnızca çevresel bir gereklilik değil — aynı zamanda işletme için hukuki ve operasyonel bir zorunluluk olarak gündemdedir.

Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından yayımlanan Hazardous Waste Generator Improvements Final Rule, mevcuttaki tehlikeli atık oluşturucu mevzuatında kapsamlı bir güncelleme getirerek belirsizliklerin giderilmesini, uyum süreçlerinin sadeleştirilmesini ve risk iletişiminin güçlendirilmesini amaçlar.

Bu kapsamlı kural, endüstriyel tesislerden sağlık sektörüne; laboratuvarlardan perakendeye kadar pek çok sektörde uygulanan tehlikeli atık yönetimini yeniden şekillendirmektedir.

1. Tehlikeli Atık Oluşturucuların Kapsamı: Miktara Göre Sınıflandırma

EPA’nın tehlikeli atık oluşturucu (hazardous waste generator) kategorileri, atığın aylık üretim miktarına göre belirlenir; bu tutum mevzuatta işletmenin büyüklüğü değil, ürettiği atığın miktarının belirleyici olduğu ilkesini ortaya koyar.

Başlıca sınıflar:

  • Çok Küçük Miktar Oluşturucular (Very Small Quantity Generators — VSQG): Ayda 100 kg ve altı değerde tehlikeli atık üretir.
  • Küçük Miktar Oluşturucular (Small Quantity Generators — SQG): Ayda 100–1000 kg arasında.
  • Büyük Miktar Oluşturucular (Large Quantity Generators — LQG): Ayda 1000 kg ve üzeri veya belirli akut tehlikelilerde katı eşikler aşılırsa bu sınıfa girer.

Bu sınıflandırma, bir işletmenin dönemsel üretim profile göre farklı yükümlülük seviyelerine tabi olabileceğini gösterir ve “statik kategori” kavramının ötesinde sezgisel bir risk yönetimi tabanı oluşturur.

2. Risk İletişimi İçin Etiketleme ve İşaretleme Zorunluluğu

Kuralın en önemli yeniliklerinden biri; tehlikeli atık konteynerleri, tanklar ve depolama alanlarının açık ve doğru biçimde etiketlenmesi gerekliliğidir. Bu etiketler içeriklerinin tehlike yönünü yansıtmalı ve üzerinde açıkça “Hazardous Waste” (Tehlikeli Atık) ifadesi ile tehlikeye ilişkin bilgi yer almalıdır.

Bu kapsamlı risk iletişimi yaklaşımı — ABD Ulaştırma Bakanlığı (DOT) etiketleme standartları, OSHA’nın Tehlike İletişimi Standardı (29 CFR 1910.1200) veya NFPA 704 gibi sistemlerle uyumlu teknik çerçevelerle desteklenebilir. Bu, yalnızca yasal uyum değil, saha personeli ve atıkla temas eden tüm paydaşlar için anında tanınabilir risk göstergesi oluşturur.

Bu yaklaşımdaki esneklik şudur: işletmeler, risk etiketlemesi için birden fazla geçerli yöntemden birini seçebilir — metinle açıklama, tanımlayıcı hazard statement, GHS/OSHA pictogram veya NFPA kodu gibi — ancak sonuçta tehlike ile riskin net şekilde iletilmesi beklenir.

3. Düzensizlikleri Giderme: Belirsizliklerin Önlenmesi

İyileştirmeler Kuralı, tarihsel olarak tehlikeli atık mevzuatında yer alan birçok belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla mevzuatı yeniden düzenler ve kesintileri yok eder. Bu, hem yeni başlayan işletmeler hem de mevcut prosesleri güncelleyen büyük ölçekli tesisler için uyum süreçlerini sadeleştirir.

Kural aynı zamanda **teknik düzeltmeleri ** de içerir; yanlış atıflar, kusurlu referanslar ve tanımsal boşluklar 2023–2024 döneminde düzeltilmiştir. Bu iyileştirmeler, belirsizlik kaynaklı yanlış uygulamaları azaltmaya ve uzun vadede cezai ve hukuki riskleri düşürmeye yöneliktir.

4. Esneklik: Dönemsel (Episodic) Atık Oluşumu Yönetimi

Çoğu ulusal düzenleme, “aylık belirlenmiş atık miktarına göre sınıflandırma” usulünü esas alır. Ancak pratikte, bir tesisin rutin üretim dışında ani, olağan dışı olaylar (örneğin ürün geri çağırma, acil onarım faaliyetleri vb.) atık üretiminde ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu tür durumlar geçmişte işletmeleri daha katı sınıflara taşıyarak ek yükümlülükler yaratmıştır.

Yeni kural bu belirsizliği ortadan kaldırarak, gerekli koşullar sağlandığı sürece işletmenin dönemsel atık üretimi sonrasında da asıl sınıfında kalmasına izin verir. Böylece operasyonel stabilite ve maliyetlerin önceden tahmin edilebilirliği artırılır.

5. VSQG–LQG Konsolidasyonu: Kurumsal Esneklik Modeli

Bir başka önemli esneklik maddesi, çok küçük miktar oluşturucuların (VSQG), aynı kişi/şirket kontrolündeki bir büyük miktar oluşturucuya (LQG) atıklarını taşıyarak birleştirebilmesidir. Bu, küçük tesislerin bağımsız atık yönetimi yüklerini azaltırken, tehlikeli atık akışını kontrol altına alan daha büyük ve teknik kapasitesi yüksek birim tarafından yönetilmesini sağlar.

Bu yaklaşım, entegre atık yönetimi modelleri geliştiren kuruluşlar için ciddi operasyonel avantaj sunar. Türkiye gibi farklı tesislerden atık akışının merkezi tesislerde yönetildiği entegre endüstriyel bölgelerde, bu prensip benimsenebilir ve yerel uygulamalara adapte edilebilir.

6. Yeniden Bildirim (Re-notification) Gerekliliği

Kurala göre bazı küçük miktar oluşturucuların (SQGs) her dört yılda bir EPA’ya veya yetkili çevre otoritesine yeniden bildirimde bulunması zorunludur. Bu uygulama, işletmelerin güncel atık üretim durumlarını ve faaliyetlerini doğru şekilde beyan etmelerini sağlar.

Re-notification uygulaması, kayıtların güncel ve doğrulanabilir olmasını temin ederek acil durum yanıtı, saha denetimi ve çevresel raporlamada daha güçlü bir kontrol mekanizması oluşturur.

7. Uyum Stratejileri ve Operasyonel Tavsiyeler

Bu kuralın saha pratiklerinde uygulanması, salt literatüre uyum değil — risk iletişimi, süreç entegrasyonu ve süreklilik ilkeleriyle birleşen sistematik bir yönetim yaklaşımı gerektirir:

  • Etiketleme Standartlarının Yerelleştirilmesi: GHS/OSHA/NFPA etiket standartlarının entegre kullanımı, konteyner, tank ve geçici depolama alanlarının risk iletişimi açısından net bir çerçeve sağlar.
  • Atık İzleme ve Program Entegrasyonu: ERP/ENVIS gibi sistemlerle atık üretim, transfer ve izleme süreçlerini dijitalleştirmek, kayıtların denetlenebilirliğini artırır.
  • Personel Eğitimi ve Saha Denetimi: Tehlikeli atık standartlarının saha operatörleri tarafından doğru anlaşılması; eğitim, denetim ve sürekli iyileştirme döngüleri ile desteklenmelidir.
8. Yorum ve Türkiye’de Uygulanabilirlik Perspektifi

EPA’nın Final Rule’u, uygun risk iletişimi, etiketleme, operasyonel esneklik ve belirsizlik giderme gibi uluslararası atık yönetimi prensiplerini pekiştirmektedir. Türkiye’de bu tür ileri atık yönetimi standartları, özellikle İSG ve çevre mevzuatının entegre edildiği tesislerde — örneğin Yüksek Riskli Endüstriyel Bölgeler, OSB’ler ve sağlık sektörü — doğrudan adapte edilebilir.

Özellikle tehlikeli atık tanımı, etiketleme ve acil durum risk iletişimi gibi konular, Çevre Kanunu (2872 sayılı) ve tehlikeli atık yönetimi mevzuatı ile uyumlu şekilde saha uygulamalarına dönüştürülmelidir. EPA’nın “esneklik” yaklaşımı, Türkiye’de Atık Yönetimi Planları ve Atık Beyan Sistemleri üzerinden yeniden yorumlanarak adaptasyon stratejilerine dönüştürülebilir.

Sonuç

EPA’nın Hazardous Waste Generator Improvements Final Rule’u, tehlikeli atık üreticileri için daha anlaşılır, esnek ama daha koruyucu bir yönetim çerçevesi sunmaktadır. Risk iletişimi, etiketleme, sınıflandırma ve süreç esnekliği gibi konularda getirilen iyileştirmeler, hem çevresel güvenlik hem de işletme verimliliği açısından önem taşır.

Bu kural, sadece ABD içindeki uygulamaları değil; uluslararası iyi uygulamaların küresel endüstriyel işletmelerde nasıl hayata geçirilebileceği konusunda da önemli bir yol haritası sunmaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Çan Eğrisi

Çan Eğrisi Nedir?

Çan eğrisi, bir değişken için yaygın bir dağılım türüdür ve normal dağılım olarak da bilinir. “Çan eğrisi” terimi, normal dağılımı tasvir etmek için kullanılan grafiğin simetrik bir çan şeklindeki eğriden oluşmasından kaynaklanır.

Eğrideki en yüksek nokta veya çanın tepesi, bir dizi verideki en olası olayı ( bu durumda ortalaması , modu ve medyanı ) temsil ederken, diğer tüm olası olaylar ortalama etrafında simetrik olarak dağılır ve zirvenin her iki tarafında aşağı eğimli bir eğri oluşturur. Çan eğrisinin genişliği, standart sapması ile tanımlanır .

Önemli Noktalar

Çan eğrisi, normal dağılımı gösteren, çan şeklini andıran bir grafiktir.

Eğrinin en üst kısmı toplanan verilerin ortalamasını, modunu ve medyanını gösterir. 

Standart sapması, çan eğrisinin ortalama etrafındaki göreceli genişliğini gösterir.

Çan eğrileri (normal dağılımlar) istatistikte, ekonomik ve finansal verilerin analizinde yaygın olarak kullanılır.

Bir Çan Eğrisini Anlamak

“Çan eğrisi” terimi, ortalamadan standart sapmaların eğrisel çan şeklini oluşturduğu normal olasılık dağılımının grafiksel tasvirini tanımlamak için kullanılır.

Standart sapma, veri dağılımının değişkenliğini, ortalamanın etrafındaki belirli değerler kümesinde ölçmek için kullanılan bir ölçüdür. Ortalama, veri kümesindeki veya dizideki tüm veri noktalarının ortalamasını ifade eder ve çan eğrisindeki en yüksek noktada bulunur.

Örneğin, çan eğrisi gösteren hisse senetleri genellikle blue-chip hisse senetleri ve daha düşük oynaklığa ve daha öngörülebilir davranış kalıplarına sahip olanlardır. Yatırımcılar, beklenen gelecekteki getirilerle ilgili varsayımlarda bulunmak için bir hisse senedinin geçmiş getirilerinin normal olasılık dağılımını kullanırlar.

Öğretmenlerin test puanlarını karşılaştırırken çan eğrisi kullanmasına ek olarak, çan eğrisi istatistik dünyasında da yaygın olarak kullanılır ve burada yaygın olarak uygulanabilir. Çan eğrileri bazen performans yönetiminde de kullanılır ve işlerini ortalama bir şekilde yapan çalışanları grafiğin normal dağılımına yerleştirir.

Yüksek performans gösterenler ve en düşük performans gösterenler, düşen eğimle her iki tarafta temsil edilir. Daha büyük şirketler için performans değerlendirmeleri yaparken veya yönetimsel kararlar alırken faydalı olabilir. 

Çan Eğrisi Örneği

Bir çan eğrisinin genişliği, bir örnekteki verilerin ortalamanın etrafındaki varyasyon seviyesi olarak hesaplanan standart sapmasıyla tanımlanır . Örneğin, ampirik kuralı kullanarak, 100 test puanı toplanıp normal olasılık dağılımında kullanılırsa, bu test puanlarının %68’i ortalamanın bir standart sapma üstünde veya altında olmalıdır.

Ortalamadan iki standart sapma uzaklaşmak, toplanan 100 test puanının %95’ini içermelidir. Ortalamadan üç standart sapma uzaklaşmak, puanların %99,7’sini temsil etmelidir (yukarıdaki şekle bakın).

100 veya 0 gibi aşırı uç değerlere sahip test puanları, sonuç olarak üç standart sapma aralığının tam dışında kalan uzun kuyruklu veri noktaları olarak değerlendirilecektir.

Çan Eğrisi ve Normal Olmayan Dağılımlar

Ancak normal olasılık dağılım varsayımı finans dünyasında her zaman geçerli değildir. Hisse senetleri ve diğer menkul kıymetlerin bazen çan eğrisine benzemeyen normal olmayan dağılımlar göstermesi mümkündür. 

Normal olmayan dağılımlar, çan eğrisi (normal olasılık) dağılımından daha kalın kuyruklara sahiptir. Daha kalın bir kuyruk, yatırımcılara negatif getiri olasılığının daha yüksek olduğu yönünde olumsuz sinyaller verir.

Çan Eğrisinin Sınırlamaları 

Performansı bir çan eğrisi kullanarak derecelendirmek veya değerlendirmek, insan gruplarını zayıf, ortalama veya iyi olarak kategorize etmeye zorlar. Daha küçük gruplar için, bir çan eğrisine uyması için her kategoride belirli sayıda bireyi kategorize etmek zorunda kalmak, bireylere haksızlık olacaktır.

Bazen, hepsi sadece ortalama veya hatta iyi çalışanlar veya öğrenciler olabilir, ancak derecelendirmelerini veya notlarını bir çan eğrisine uydurma ihtiyacı göz önüne alındığında, bazı bireyler zayıf gruba zorlanır. Gerçekte, veriler mükemmel derecede normal değildir.

Bazen ortalamanın üstünde ve altında düşenler arasında çarpıklık veya simetri eksikliği vardır . Diğer zamanlarda ise kalın kuyruklar ( aşırı basıklık ) vardır ve bu da kuyruk olaylarını normal dağılımın tahmin edeceğinden daha olası hale getirir.

Çan Eğrisinin Özellikleri Nelerdir?

Çan eğrisi, ölçülen tüm veri noktalarının ortalaması veya ortalaması etrafında merkezlenen simetrik bir eğridir. Çan eğrisinin genişliği standart sapma ile belirlenir; veri noktalarının %68’i ortalamanın bir standart sapması içindedir, verilerin %95’i iki standart sapma içindedir ve veri noktalarının %99,7’si ortalamanın üç standart sapması içindedir.

Finansta Çan Eğrisi Nasıl Kullanılır?

Analistler yatırım için önemli olan farklı olası sonuçları modellerken genellikle çan eğrilerini ve diğer istatistiksel dağılımları kullanırlar. Gerçekleştirilen analize bağlı olarak, bunlar gelecekteki hisse senedi fiyatlarından, gelecekteki kazanç büyüme oranlarından, olası temerrüt oranlarından veya diğer önemli olgulardan oluşabilir.

Yatırımcılar analizlerinde çan eğrisini kullanmadan önce, incelenen sonuçların gerçekte normal dağılımlı olup olmadığını dikkatlice değerlendirmelidir. Bunu yapmamak, ortaya çıkan modelin doğruluğunu ciddi şekilde zayıflatabilir.

Çan Eğrisinin Sınırlamaları Nelerdir?

Çan eğrisi çok faydalı bir istatistiksel kavram olmasına rağmen, finans alanındaki uygulamaları sınırlı olabilir çünkü beklenen borsa getirileri gibi finansal olgular normal dağılıma düzgün bir şekilde uymaz. Bu nedenle, bu olaylar hakkında tahminlerde bulunurken çan eğrisine çok fazla güvenmek güvenilmez sonuçlara yol açabilir.

Çoğu analist bu sınırlamanın farkında olsa da, alternatif olarak hangi istatistiksel dağılımın kullanılacağının çoğu zaman belirsiz olması nedeniyle bu eksikliğin üstesinden gelmek nispeten zordur.

Çan eğrisi normal bir dağılımı temsil eder ve finans ve ekonomide verileri analiz etmek ve gelecekteki performansı değerlendirmek için yaygın olarak kullanılır. Ancak yararlılığına rağmen çan eğrilerinin sınırlamaları vardır çünkü tüm veriler normal bir dağılıma uymaz.

Çan Eğrisi (Bell Curve) veya daha yaygın adıyla Normal Dağılım, istatistikte ve olasılık teorisinde çok yaygın olarak kullanılan bir dağılımdır. Çan eğrisinin şekli, genellikle bir dağılımın ortasında yoğunlaşan ve uçlara doğru azalır şekilde bir simetri gösterir. Bu eğri, pek çok doğal ve sosyal olayı modellendirirken kullanılır, örneğin boy, kilo, sınav notları gibi.

Çan eğrisinin oluşturulması, belirli bazı parametrelerin hesaplanmasına dayanır. En önemli parametreler ortalama (μ) ve **standart sapma (σ)**dır. Bu iki parametre, dağılımın şekli ve genişliği üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Çan eğrisini oluştururken şu adımları izleyebilirsiniz:

1. Normal Dağılımın Temel Özellikleri

Çan eğrisinin oluşturulabilmesi için, verilerin normal dağılıma uyması gereklidir. Normal dağılımın özellikleri:

  • Simetrik: Eğri, ortalama etrafında simetriktir.
  • Çan Şeklinde: Eğri, ortalama noktasında yüksek olup uçlarda giderek alçalarak sıfıra yaklaşır.
  • 68-95-99.7 Kuralı:
    • Verilerin yaklaşık %68’i, ortalamadan 1 standart sapma uzaklıkta yer alır.
    • Verilerin yaklaşık %95’i, ortalamadan 2 standart sapma uzaklıkta yer alır.
    • Verilerin yaklaşık %99.7’si, ortalamadan 3 standart sapma uzaklıkta yer alır.

2. Normal Dağılımın Matematiksel Denklemi

Normal dağılım, aşağıdaki frekans fonksiyonu ile matematiksel olarak ifade edilir:

Burada:

  • f(x): Verilen xxx değerinin frekansı (olasılığı)
  • μ (mu): Ortalama (mean)
  • σ (sigma): Standart sapma
  • e: Euler sayısı (yaklaşık 2.718)
  • π (pi): Pi sayısı (yaklaşık 3.14159)

Bu denklem, verilerin hangi değerlerde yoğunlaştığını ve dağılımın şeklini belirler.

3. Çan Eğrisinin Oluşturulması Adımları

Çan eğrisinin nasıl oluşturulacağı adım adım şöyle açıklanabilir:

Adım 1: Veri Toplama ve Analiz

Eğer elinizde bir veri seti varsa, önce verileri toplayın. Bu veriler genellikle ortalama ve standart sapma gibi temel istatistiksel parametreleri hesaplamak için kullanılacaktır.

Adım 2: Ortalama ve Standart Sapmayı Hesaplama
  • Ortalama (μ): Verilerin toplamının, veri sayısına bölünmesiyle elde edilir.

Burada, xi verinin her bir değeri, n ise toplam veri sayısıdır.

  • Standart Sapma (σ): Verilerin yayılma derecesini gösterir ve şu şekilde hesaplanır:

Adım 3: Veriyi Standartlaştırma (Opsiyonel)

Eğer verinizde çok farklı birimler varsa, veriyi standartlaştırmak (z-skoru hesaplamak) faydalı olabilir. Standartlaştırma, her veriyi ortalamadan ne kadar uzaklaştığını belirleyerek karşılaştırılabilir hale getirir. Z-skoru şu şekilde hesaplanır:

Burada, XXX herhangi bir veri noktası, μ\muμ ortalama, σ\sigmaσ ise standart sapmadır.

Adım 4: Çan Eğrisinin Grafiğini Çizme
  • X Eksenine: Verilerin değerleri (genellikle xxx) yerleştirilir.
  • Y Eksenine: Her bir xxx değeri için normal dağılım fonksiyonunun çıktısı olan olasılık yoğunluğu (f(x)) yerleştirilir.

Birçok yazılım aracı (Excel, Python, MATLAB vb.) normal dağılım eğrisini çizmek için kullanılabilir.

Adım 5: Çan Eğrisinin Görselleştirilmesi

Grafikte, ortalama genellikle eğrinin tepe noktasını oluşturur ve standart sapma eğrinin genişliğini belirler. Eğri, sağ ve sol uçlara doğru giderek azalarak sıfıra yaklaşır.

4. Python ile Çan Eğrisi (Normal Dağılım) Çizimi

Python kullanarak normal dağılımı çizmek oldukça kolaydır. İşte basit bir örnek:

pythonKopyalaimport numpy as np
import matplotlib.pyplot as plt
import scipy.stats as stats

# Ortalama ve standart sapma
mu = 0  # Ortalama
sigma = 1  # Standart sapma

# Verilerin aralığını oluşturma
x = np.linspace(-5, 5, 1000)

# Normal dağılım fonksiyonunu hesaplama
y = stats.norm.pdf(x, mu, sigma)

# Çan eğrisini çizme
plt.plot(x, y)
plt.title('Normal Dağılım (Çan Eğrisi)')
plt.xlabel('Değerler')
plt.ylabel('Olasılık Yoğunluğu')
plt.grid(True)
plt.show()

Bu kod, 0 ortalama ve 1 standart sapmaya sahip normal dağılımı çizer. X ekseninde değerler, Y ekseninde ise her bir değerin olasılık yoğunluğu yer alır.

5. Çan Eğrisinin Uygulamaları

Çan eğrisi, pek çok alanda kullanılır:

  • Eğitim: Sınav notları ve başarı düzeylerinin dağılımını anlamada.
  • Sağlık: İnsan vücudu ölçümleri, genetik araştırmalar.
  • Ekonomi: Piyasa hareketleri ve ekonomik verilerin modellenmesinde.
  • Psikoloji: Bireysel farklılıkların, zeka puanları gibi özelliklerin incelenmesinde.

Sonuç

Çan eğrisi veya normal dağılım, verilerin belirli bir ortalamaya ve yayılmaya göre nasıl dağılacağını gösteren güçlü bir araçtır. Matematiksel olarak, ortalama ve standart sapmanın doğru bir şekilde hesaplanması ile bu eğri oluşturulabilir. Eğrinin şekli ve yayılması, verinin özelliklerine göre değişir, bu nedenle verilerin normal dağılıma uyup uymadığını belirlemek önemlidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla