OSHA’nın Isı Yönetmeliği Taslağı Üzerine Bir Değerlendirme

İşyeri güvenliği tarihinde sıcaklık ve aşırı ısı risklerinin ele alınması uzun bir süreç içinde gelişmiştir. 20. yüzyılın ortalarından itibaren tarım, inşaat ve endüstriyel alanlarda çalışan işçilerin ısıya bağlı rahatsızlıklarla karşılaşması, ısı stresine yönelik ilk uyarıların yapılmasına yol açmıştır.

Zamanla bilimsel araştırmalar bu tehlikeyi sadece açık hava ile sınırlı görmemiş, kapalı ve kontrollü gibi algılanan alanlarda bile ısı maruziyetinin ciddi sağlık sonuçları olduğunu ortaya koymuştur.

ABD Çalışma Bakanlığı’na bağlı Federal OSHA (Occupational Safety and Health Administration), 2024 yılında aşırı ısıya maruz kalmanın önlenmesi için kapsamlı bir “Heat Injury and Illness Prevention in Outdoor and Indoor Work Settings” adlı önerilmiş standart taslağını Federal Register’da yayımlamıştır. Bu girişim, hem açık hem kapalı mekânlardaki işçileri kapsayacak şekilde ısıya bağlı yaralanmaları azaltmayı amaçlamaktadır.

1. OSHA 2024 Isı Standardı Taslağının İçeriği ve Kapsamı

OSHA tarafından 30 Ağustos 2024’te Federal Register’da yayımlanan bu önerilmiş kural taslağı, işverenlere işyerlerinde ısı tehlikelerini tanımlama, ölçme, kontrol etme ve çalışanları koruyacak “Heat Injury and Illness Prevention Plans” (ısı yaralanması ve hastalığı önleme planları) hazırlama yükümlülüğü getirmektedir. Taslak, hem açık hem kapalı alanlardaki işlerde uygulanacak şekilde hazırlanmıştır.

Taslakta öne çıkan bazı temel unsurlar şunlardır:

  • İşverenlerin ısı tehlikelerini tanımlaması ve yazılı kontrol planları oluşturması.
  • Çalışanların sünme (acclimatization) süreçleri, su erişimi, gölgelendirme/soğuma prosedürleri ve eğitim planları oluşturma.
  • Hem açık hem kapalı alan çalışmalarını içeren kapsamlı bir yaklaşım.
2. Mevcut Uygulama: Federal OSHA’da Uygulama Durumu
OSHA’da Henüz Kesinleşmiş Bir Kural Yok

ABD federal düzeyinde OSHA’nın ısıya karşı koruma konusunda kesin, yürürlüğe girmiş bir standartı bulunmamaktadır.

2024’te yayımlanan metin şu anda “Notice of Proposed Rulemaking” (NPRM) şeklinde olup, yürürlüğe giren bağlayıcı mevzuat statüsünde değildir.

Kısacası:

  • Taslak Federal Register’da yayımlanmıştır, ancak henüz nihai olarak kabul edilip yürürlüğe girmemiştir.
  • Taslak ile ilgili kamuoyu görüşleri ve yorumları 120 günlük süreçle toplanmıştır; bu aşama geleneksel düzenleme sürecinin bir parçasıdır.
  • Yayınlanan taslak metin mevcut çalışma güvenliği mevzuatının yerine geçen bir kural değil, önerilen bir standart düzenlemesidir.

Bu noktada OSHA, şu anda taslağın kabul edilip yasalaştırılması yönünde harekete geçmemiştir ve süreç devam etmektedir.

3. Ülke ve Eyalet Bazlı Uygulamalardan Örnekler

Federal düzeyde henüz bir standardın yürürlüğe girmemiş olması, bazı eyaletlerde benzer standartların zaten uygulandığı gerçeğini değiştirmez.

Örneğin:

  • California eyaleti, hem açık hem kapalı mekanlarda ısı hastalıklarına karşı kendi standartlarını yürürlüğe koymuştur. Bu, yazıdaki federal OSHA taslağından önce gerçekleşmiştir ve belirli sıcaklık eşikleri ile işverenlere yazılı plan hazırlama yükümlülüğü getirir.
  • California’da bu standart, iç mekanlarda 82°F (yaklaşık 28°C) ve üzeri sıcaklıklarda belirli yazılı planları zorunlu kılar.

Bu durum, federal düzeyde bir standardın yokluğunda bile eyaletlerin kendi iş sağlığı gerekliliklerini uyguladığını göstermektedir.

4. Uygulama Yürütme ve Yorumlama Aşamaları

Taslağın yayımlanmasının ardından OSHA, kamuoyu görüşlerini toplamak üzere halka açık oturumlar düzenlemiştir. Bu aşamalar şunlardır:

  • Ağustos 2024 – Taslak Federal Register’da yayımlandı.
  • Haziran 2025 – OSHA taslağına ilişkin informal kamuoyu dinleme oturumları gerçekleştirildi.
  • Bu süreçlerin amacı, taslağın nihai hâline nasıl dönüştürüleceğine ilişkin görüşleri almaktır.

Ancak bu adımlar kuralın yürürlüğe girdiğini değil, yalnızca taslak sürecinin halen devam ettiğini göstermektedir.

Neden Henüz Uygulanmıyor?

Bir kuralın Federal Register’da yayımlanması, onun otomatik olarak yasalaştığı anlamına gelmez; bu sadece düzenleyici sürecin başlangıcıdır.

Taslağın kabul edilip yürürlüğe girmesi için:

  1. Kamuoyu ve paydaş görüşlerinin değerlendirilmesi,
  2. Maliyeti etki değerlendirmesi,
  3. Nihai düzenleme metninin hazırlanması,
  4. Federal Register’da yeniden yayımlanması gerekmektedir.

Bu süreçler genellikle aylar hatta yıllar sürebilir ve OSHA gibi büyük bir düzenleyici kurumda paydaşlara alan tanımak için uzun değerlendirme süreçleri olağandır.

Ayrıca, işveren lobileri ve ekonomik etki değerlendirmeleri de hem federal hem eyalet düzeyinde taslağın hızla kabul edilmesini zorlaştıran bir faktör olarak işlev görmektedir.

Geleceğe Dönük Bir Perspektif

Isı stresi ve aşırı sıcaklıklar, küresel ısınmanın etkileriyle giderek daha yaygın bir tehlike haline gelmiş durumdadır. Bu tehlike, yalnızca açık havada çalışanlar için değil; kapalı mekanlardaki lojistik, depo, üretim ve hizmet sektöründeki işçiler için de ciddi bir sağlık riskidir.

OSHA’nın yayımladığı ısı standardı taslağı, ilk kez federal düzeyde indoor ve outdoor ısı risklerini birlikte ele alan kapsamlı bir çerçeveyi gündeme taşımıştır. Ancak bu taslağın yürürlüğe giren bağlayıcı bir standarda dönüşmesi henüz gerçekleşmemiştir ve süreç devam etmektedir.

Tartışma yalnızca “bir kural var mı yok mu” meselesi değildir; bu, çalışan sağlığının bilimsel kanıtlarla korunması ile ekonomik ve düzenleyici istikrar arasında bir denge arayışıdır. Bu arayış, yalnızca yasal düzenlemelerle değil, aynı zamanda saha uygulamaları, kişisel koruyucu önlemler, işveren-karma ortak eğitimler ve ulusal güvenlik ağlarının güçlendirilmesiyle yürütülmelidir.

Sonuç olarak, OSHA’nın ısı standardı taslağı, iş sağlığı tarihindeki önemli bir kilometre taşıdır, ancak henüz yürürlüğe giren bir uygulama olmaktan uzak kalmaktadır. Bu boşluğu dolduracak pratik, bilimsel ve düzenleyici yaklaşımlar, önümüzdeki dönemde daha belirgin bir şekilde şekillenecektir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

Kaynaklar

⭐️⭐️ https://www.osha.gov/heat-exposure/rulemaking

⭐️⭐️ https://www.federalregister.gov/documents/2024/08/30/2024-14824/heat-injury-and-illness-prevention-in-outdoor-and-indoor-work-settings

⭐️⭐️ https://www.morganlewis.com/pubs/2024/07/osha-issues-landmark-proposed-heat-rule-for-indoor-and-outdoor-work

⭐️⭐️ https://www.laboremploymentlawblog.com/2024/07/articles/illness-and-injury/californias-new-heat-illness-prevention-standard-for-indoor-workplaces-is-now-effective

⭐️⭐️ https://www.safetyandhealthmagazine.com/articles/495793-new-us-heat-rules-met-with-mixed-reactions

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Makina Emniyeti Yönetmeliği’nin Derin Yapısı

Epistemoloji, Felsefe ve Hukuk Perspektifiyle
Emniyet Bir Araç Değil, Bir Yönetim Paradigmasıdır

Makina Emniyeti Yönetmeliği yalnızca teknik standartların toplamı değildir; modern risk toplumunun epistemolojik bir yansıması, hukukun teknolojik gelişimle buluştuğu bir ilkeler sistemidir. Söz konusu yönetmeliğin temel felsefesi, makinaların sadece “hizmete sunulabilirliği” değil, aynı zamanda insan sağlık ve güvenliğinin korunması ilkesi üzerine kuruludur .

Bu bağlamda yönetmelik, makine imalat sürecini bir ürün güvence sistemine dönüştürmüştür; işletmede çalıştırılan makinelerin sadece fiziksel değil epistemik bir “güvenlik garantisi” taşımasını hedefler.

Epistemolojik açıdan baktığımızda bu yönetmelik, insan–makine etkileşimini nesnel risklerden arındırma iddiasıyla değil, öngörülebilir tehlikeleri ortadan kaldırma ve eşik altına çekme stratejisiyle tanımlar. Risk, burada salt bir olasılık değil; tasarım, imalat ve kullanım süreçlerinde sistematik olarak ölçülen ve indirgenen bir veri seti haline gelir.

Makina Emniyeti Yönetmeliği – Bir Refah Hukuku Ürünü

Makina Emniyeti Yönetmeliği’ni salt bir düzenleme değil, refah devletinin teknolojik tezahürü olarak okumalıyız.

Yönetmeliğin amacı açıkça şudur:

“Usulüne uygun kurulan, bakımı yapılan ve öngörülen amaç doğrultusunda kullanılan makinaların insan sağlığı ve güvenliğine zarar vermemelerini temin etmek.”

Bu basit gibi görünen ama derin felsefi anlamlar taşıyan ifade, birkaç önemli epistemik yük taşıyıcısı içerir:

  1. Usulüne uygunluk
    — Teknik yeterliliklerin ötesinde, bilgiyi işleyebilme kapasitesiyle ilişkilidir.
  2. Kendi amaçları doğrultusunda kullanım
    — Bu, makinanın sadece fiziksel performans değil aynı zamanda kullanım bilgisinin de bir referans olduğunu varsayar.
  3. İnsan sağlığı ve güvenliği
    — Burada emniyet salt bir fiziksel bedensel kavram değildir; sosyal güvenlik, ekonomik devamlılık ve yaşam kalitesi parametrelerini içerir.

Bu epistemolojik çerçeve, hukukun klasik “zararın tazmini” paradigmasından ziyade zararın önlenmesi paradigmasını merkeze koyar.

Yönetmeliğin Dayanağı – Hukuki ve Ontolojik Katman

Makina Emniyeti Yönetmeliği, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ile Avrupa Birliği’nin 2006/42/EC sayılı Makina Emniyeti Direktifi’ne paralel şekilde düzenlenmiştir .

Bu bağlamda yönetmeliğin hukuki dayanağı:

  • Ulusal hukukta teknik mevzuatın oluşturulması
  • Uluslararası düzeyde makine güvenliğinin Avrupa Birliği normlarıyla uyumu
  • Toplumsal düzeyde bireysel güvence ve piyasa güvenliği arasındaki dengenin kurulmasıdır

Burada ortaya çıkan kritik tespit şudur: Yönetmelik hukuki bir norm olmanın ötesinde, teknoloji toplumu ile hukukun entegrasyonunu gerçekleştiren bir epistemik düzenektir.

Ontolojik açıdan makina, artık sadece bir nesne değil; normatif davranış prensipleriyle şekillenen bir “tehlike taşıyıcı”dır. Bu nedenle hukukun makineyi düzenlerken kullandığı dil, sadece teknik değil sistemiktir.

Risk, Bilgi ve Hukuk – Epistemik Üçgen

Makina Emniyeti Yönetmeliği’ni diğer teknik düzenlemelerden ayıran en temel özellik, “risk” kavramının sistemli bilgiye dönüştürülmesidir.

Epistemolojik açıdan risk şu sorular çerçevesinde incelenir:

  1. Ne tür tehlikeler vardır?
    — Tehlike, makinanın biyomekanik kapasitesiyle ilişkilidir.
  2. Bu tehlikeler ne kadar muhtemeldir?
    — Olasılık, deneysel verilerle tanımlanır.
  3. Bu tehlikeler ne kadar ciddi sonuçlar doğurabilir?
    — Ontolojik ağırlık, maruziyet derecesiyle ölçülür.
  4. Bu riskler nasıl indirgenir?
    — Sistematik risk değerlendirmesi yolu ile.

Bu bilgi süreci; makinanın tasarımından başlayıp piyasaya arz edilmesine, bakımından kullanımına kadar tüm yaşam döngüsünü kapsar ve her aşamada yeniden üretilebilir bilgi katmanları ile beslenir.

Bu epistemik yapı, hukuki normlarla birlikte çalışır. Örneğin:

  • Uygunluk değerlendirme prosedürleri
  • CE uygunluk işareti
  • Onaylanmış kuruluşlar

bütün bu kavramlar, riskin sadece fiziki olasılık değil; bilgi ve norm pratiği olduğunu gösterir .

Uygunluk Değerlendirmesi – Bilginin Hukuki Aktarımı

Makina Emniyeti Yönetmeliği’ndeki en önemli kavramsal araçlardan biri uygunluk değerlendirmesidir. Bu, teknik bilginin hukuki geçerlilik kazanması demektir.

Epistemolojik olarak bakıldığında uygunluk değerlendirmesi:

  1. Bilgiyi ölçülebilir kılmadır.
  2. Ölçülebilir bilgiyi standartlara bağlamadır.
  3. Standartlı bilgiyi hukuki bir güvence ile ilişkilendirmedir.

Yani uygunluk değerlendirmesi, makinanın sadece güvenli olduğu iddiasını değil; bu iddianın nesnel, tekrarlanabilir ve dokümante edilebilir bilgiye dayandığını gösterir.

Bu süreçte uygunluk beyanı ve CE işareti, normatif bilgi paketlerini temsil eder; yani makinanın artık bir bilgi sistemiyle donatıldığını kabul eder.

CE Uygunluk İşareti – Bilginin Hukuki Sembolü

CE işareti, Makina Emniyeti Yönetmeliği’nin felsefi kalbinde yer alır. Bu işaret, makinanın:

  • Yönetmeliğin gerektirdiği risk yönetimi süreçlerinden geçtiğini,
  • Uyumlaştırılmış standartlara uygun olduğunu,
  • Sahici güvenlik bilgisi taşıdığını

haber verir .

Epistemolojik açıdan CE işareti, sadece bir sembol değil; bilginin hukuki ifadesidir. Bu sembol, makineyi “bilgi tabanlı bir varlık” olarak tanımlar. Makinanın yalnızca fiziksel anlamda değil, normatif bilgi düzeyinde de uygun olduğu kabul edilir.

Bu, hukukun teknolojik objeyi sadece “düzenlenen nesne” değil, bilgi üreten ve taşıyan sistem olarak görmesidir.

Gözetim, Denetim ve Piyasa Mekanizmaları: Bilgi–Norm İlişkisi

Makina Emniyeti Yönetmeliği, sadece standartları koymakla kalmaz, aynı zamanda piyasa gözetimi ve denetimi mekanizmalarını da hukuk sistemine dahil eder .

Buradaki felsefi vurgu şudur:

Normun varlığı, onun fiili gözetimiyle anlam kazanır.

Denetim, normun bilgi olarak doğrulanmasıdır. Yani makinanın uygunluğu salt teoride değil, fiili piyasada da gözetilen bilgi haline gelir.

Bu, hukukun epistemik bir disiplindir: bilgi–uygulama döngüsü.

Teknik Epistemoloji – Risk Değerlendirmesi ve Yeniden Üretilebilirlik

Makina Emniyeti Yönetmeliği’nde risk değerlendirmesi, sadece mühendislik değildir; teknik epistemolojinin somut uygulamasıdır. Burada:

  • Ölçülebilir risk
  • Standartlaştırılmış cevaplar
  • Tekrarlanabilir yöntemler

bir arada işler.

Bu epistemik çerçeve, riskin subjektif yerine objektif bilgi nesnesi olarak tanımlanmasını sağlar.

Hukuk ve Teknoloji – Normatif Birliktelik

Makina Emniyeti Yönetmeliği’nin en derin felsefi katkısı, hukukun teknik nesnelerle nasıl normatif bir diyalog kurduğunu göstermesidir. Hukuk, artık sadece insan ilişkilerini düzenleyen bir araç değildir; teknoloji ile birlikte norm üretir.

Bu nedenle:

  • Güvenlik normu
  • Bilgi normu
  • Standart normu

hepsi bir arada bilgi–norm yapısını oluşturur.

Makina Emniyeti Yönetmeliği Bir Bilgi Rejidir

Makina Emniyeti Yönetmeliği, salt teknik detaylar değil; bilginin hukuki normlarla entegrasyonu üzerinden bir risk toplumunun epistemolojik aracı olarak okunmalıdır.

Bu yönetmelik:

  1. Riskin bilgiye dönüştüğü bir epistemik model
  2. Hukukun teknoloji ile normatif birlikteliği
  3. Bilgi, standart ve norm üçgeninde güvenliğin yeniden inşasıdır

Dolayısıyla Makina Emniyeti Yönetmeliği, sadece güvenlik değil; hukukun teknolojiyle kurduğu epistemik diyalogun somut ifadesidir.

Yazan: Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Kaynak Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ https://mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=12907&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

⭐️⭐️ 2006/42/EC Makine Emniyeti Direktifi (AB Tüzüğü)

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 5 – Benlik (Self): Ruhun Merkezi ve Bütünlük Arketipi

1) Benlik Nedir?

Jung’un psikoloji sisteminde Benlik (Self), ruhun en yüksek ve en kapsayıcı arketipidir.

  • Bilinç (ego) + Bilinçdışı (kişisel ve kolektif) → Benlikte birleşir.
  • Ego kendini “ben” olarak görür, ama aslında buzdağının sadece görünen kısmıdır.
  • Benlik ise tüm buzdağını, yani kişinin tam potansiyelini ve bütünlüğünü temsil eder.

📌 Basit ifade: Ego “küçük ben”dir, Benlik ise “büyük BEN”dir.

2) Jung’a Göre Bütünlük Yolculuğu

İnsan ruhsal gelişiminde sürekli bir denge arar:

  • Bilinç ↔ Bilinçdışı
  • Eril ↔ Dişil
  • Aydınlık ↔ Karanlık (Gölge)

Bu karşıtlıkların dengelenmesiyle ortaya çıkan bütünlük hali → Benliktir.

Benlik, aslında “yaşamın amacı”dır:
👉 Kendini gerçekleştirmek, potansiyelini ortaya koymak, içsel bir uyum bulmak.

3) Benlik’in Sembolleri

Benlik, kültürlerde ve rüyalarda sembollerle karşımıza çıkar.

Evrensel Semboller:
  • Mandalalar (daire içinde haç, lotus çiçeği, merkezden yayılan desenler)
  • Daire → Bütünlük
  • Kare → Denge
  • Ağaç → Merkez ve büyüme
  • Tanrısal figürler → Yüksek ruhsal merkez
Rüyalarda:
  • Bir daire ya da küre
  • Kristal, inci
  • Tapınak, kutsal şehir
  • Rehber figür (bilge ihtiyar, öğretmen)

4) Ego vs Benlik
  • Ego → Günlük kimlik, bilinçli düşünceler, “ben buyum” dediğimiz yön.
  • Benlik → Egonun ötesinde, bilinçdışını da kapsayan tam varlık.

👉 Sorun şu ki, çoğu insan egosunu “tek gerçek ben” sanır.
Jung’a göre ruhsal olgunluk, egonun Benlik’e hizmet etmeye başlamasıyla olur.

5) Türk Kültüründe Benlik

Bizim kültürde “benlik” kelimesi genelde gurur, kibir anlamında kullanılır.
Oysa Jung’daki Benlik tam tersine → tevazu, uyum ve bütünlük anlamındadır.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin sözü:

“Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

Aslında Benlik, işte bu birlik ve bütünlük halidir.

6) Benlik’e Ulaşmanın Yolu: Bireyleşme

Jung’un en önemli kavramlarından biri → Bireyleşme sürecidir.

  • İnsan önce gölgesiyle yüzleşir.
  • Sonra Anima/Animus’u tanır.
  • Bilge, kahraman, ana vb. arketiplerden geçer.
  • En sonunda Benlik’e ulaşır.

👉 Bireyleşme = Parçaların birleşmesi = Ruhsal olgunluk.

7) Mandala: Benlik’in Haritası

Jung hastalarının rüyalarında ve resimlerinde sürekli daire ve mandala figürleri görmüştür.
Mandala, ruhun kendi bütünlüğünü sembolleştirme çabasıdır.

📌 Örneğin:

  • Tibet mandalaları → Aydınlanma yolculuğu.
  • Türk-İslam kültüründe “geometrik süslemeler” → İlahi düzenin sembolü.

8) Benlik’in Olumsuz Yansıması

Jung’a göre Benlik o kadar güçlüdür ki, egoyu ezebilir.
Bu durumda kişi:

  • “Mesih kompleksi”ne girer.
  • Kendini “dünyayı kurtaracak kişi” sanır.
  • Aşırı gurur, kibir → Ego şişmesi olur.

O yüzden Benlik ile karşılaşma çok dikkat ve denge gerektirir.

9) Modern Hayatta Benlik
  • İş → Yalnızca para kazanmak için değil, kendi potansiyelini gerçekleştirmek için.
  • Aile → Rollerle sınırlı kalmamak, bireysel bütünlüğü korumak.
  • Toplum → Başkalarının beklentileriyle değil, içsel merkezinle uyumlu yaşamak.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Mandala Çizimi
  • Kağıt ve renkli kalemler al.
  • Ortaya bir nokta koy.
  • Etrafına daireler, kareler, desenler çiz.
  • İçinden geldiği gibi, plan yapmadan yap.
  • Sonra bak: Çizim sana ne hissettirdi?

B) Benlik Günlüğü
  • Bugün “kendimi en çok bütün hissettiğim an”ı yaz.
  • Nerede, kimlerle, hangi duyguyla yaşadın?
  • Bu anı hayatında nasıl artırabilirsin?

C) Rüya Analizi
  • Bu gece rüyanda daire, merkez, tapınak, inci gibi semboller çıkarsa not et.
  • Bunları Benlik’in mesajı olarak düşün.
Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

70 Gram’lık Lityum-İyon Bataryanın Bertaraf Süreci ile 70 Kilogram’lık İnsanın Karbon ve Su Ayak İzi Karşılaştırması

Lityum-iyon bataryalar, enerji depolama teknolojilerinin merkezinde yer almakla birlikte, çevresel etkileri yalnızca üretim ve kullanım aşamalarıyla sınırlı değildir. Bir bataryanın ömrü sona erdiğinde başlayan depolama, taşıma, geri dönüşüm veya bertaraf süreçleri de belirli ölçekte karbon ve su tüketimine neden olur.

Sizlere, referans ürün esas alarak hazırlanmış 70 Gram’lık Lityum-İyon Hücrenin Kullanım Sonu – Bertaraf Süreci Karbon ve Su Ayak İzi Değerlendirme Raporu” sunuyorum. Bu rapor, bataryanın aktif kullanım süresi sona erdikten sonra (end-of-life, EoL) başlayan sürecini kapsamaktadır. (Yani depolama, taşıma, geçici bekleme, geri dönüşüm veya nihai bertaraf aşamalarını)

70 Gram’lık Lityum-İyon Bataryanın Bertaraf Süreci Karbon ve Su Ayak İzi
Referans Ürün
  • Tip: Silindirik 21700 lityum-iyon hücre
  • Kimya: NMC 811 (LiNi₀․₈Mn₀․₁Co₀․₁O₂)
  • Nominal enerji: ~18 Wh
  • Ağırlık: ~70 g
  • Durum: Kullanım ömrü tamamlanmış (EOL)
1. RAPORUN KAPSAMI VE SINIRLARI

Bu rapor, bataryanın:

  1. Kullanım ömrü sonu (EOL)
  2. Geçici depolama
  3. Taşıma
  4. Ön işlem (deşarj, söküm, stabilizasyon)
  5. Geri dönüşüm veya nihai bertaraf

aşamalarında oluşan ek karbon ve su ayak izini değerlendirmektedir.

Not: Üretim aşamasındaki ayak izi bu rapora dahil değildir; yalnızca kullanım sonrası ek çevresel yük ele alınmıştır.

2. KULLANIM SONU SENARYOLARI

Bu tip bir hücre için pratikte üç temel senaryo vardır:

  1. Kontrollü geri dönüşüm (en yaygın ve önerilen)
  2. Geçici depolama + gecikmeli geri dönüşüm
  3. Uygunsuz bertaraf / düzensiz atık (en yüksek risk)

Aşağıdaki hesaplamalar 1. senaryo (kontrollü geri dönüşüm) üzerinden yapılmıştır.

3. KARBON AYAK İZİ (EOL AŞAMASI)
3.1 Aşamalara Göre Karbon Ayak İzi
AşamaCO₂-eq
Geçici depolama (iklimlendirme, güvenlik)~0,01 kg
Taşıma (≈300 km, ADR uyumlu)~0,02–0,03 kg
Deşarj ve ön işlem~0,01–0,02 kg
Mekanik + hidrometalurjik geri dönüşüm~0,04–0,06 kg
Toplam (EOL)~0,08–0,12 kg CO₂-eq
3.2 Karbon Ayak İzi Yorumu
  • 70 g’lık tek bir hücrenin kullanım sonrası karbon ayak izi,
    • üretim aşamasına kıyasla düşük,
    • ancak sıfır değildir.
  • Bertaraf süreci, hücre başına %40–60 oranında geri kazanım faydası sağlayarak üretimdeki karbon yükünü dolaylı olarak azaltır.
4. SU AYAK İZİ (EOL AŞAMASI)
4.1 Aşamalara Göre Su Ayak İzi
AşamaSu Tüketimi
Depolama ve temizlik~0,5–1 litre
Taşıma (dolaylı)~1–2 litre
Hidrometalurjik geri dönüşüm~5–10 litre
Soğutma ve proses destekleri~1–2 litre
Toplam (EOL)~8–15 litre
4.2 Su Ayak İzi Yorumu
  • Kullanım sonrası su ayak izi,
    • üretim aşamasındaki 300–500 litreye kıyasla çok düşüktür.
  • En büyük pay kimyasal çözelti bazlı metal geri kazanım süreçlerinden gelir.
5. GERİ KAZANIMIN ÇEVRESEL KAZANCI
5.1 Geri Kazanılan Malzemeler
MalzemeGeri Kazanım Oranı
Kobalt%90–95
Nikel%85–90
Bakır%90+
Alüminyum%80–90
Lityum%50–70
5.2 Net Çevresel Etki

Bir hücrenin geri dönüşümü, bertaraf sürecinde oluşan karbon ayak izinden daha fazla karbon ve su tasarrufu sağlar.

Bu nedenle EOL süreci:

  • mutlak bir çevresel yük değil,
  • net çevresel kazanç potansiyeli olan bir aşamadır.
6. UYGUNSUZ BERTARAF SENARYOSU

Eğer batarya:

  • evsel atıkla atılırsa,
  • açık alanda depolanırsa,
  • yangın veya sızıntı oluşturursa,

o zaman:

  • karbon ayak izi ölçülemez şekilde artar,
  • su ve toprak kirliliği geri döndürülemez hale gelir,
  • çevresel zarar lokal değil bölgesel olur.

70 gramlık bir lityum-iyon batarya, kullanım ömrü bittikten sonra dahi çevreyle olan ilişkisini sürdürür; doğru yönetildiğinde bu ilişki onarıcı, yanlış yönetildiğinde yıkıcıdır.

  • Kullanım sonrası karbon ayak izi düşük ama anlamlıdır.
  • Su ayak izi sınırlı ancak kimyasal risklidir.
  • Asıl kritik nokta, yangın ve sızıntı riskleriyle birlikte çevresel güvenliktir.
7. SONUÇ

Lityum-iyon bataryalar çevreye en büyük zararlarını üretim aşamasında verir;
ancak en büyük fırsatlarını kullanım sonrasında sunarlar.

Bu fırsat:

  • geri dönüşüm,
  • güvenli depolama,
  • doğru bertaraf zinciri

ile gerçek bir çevresel kazanıma dönüşebilir.

70 gramlık bir lityum-iyon bataryanın kullanım ömrü tamamlandıktan sonra, bertaraf edilene kadar oluşturduğu karbon ayak izi yaklaşık 0,1 kg CO₂-eşdeğeri, su ayak izi ise 10–15 litre mertebesindedir.

Bu değerler, 70 kg ağırlığında bir insanın yıllık ortalama 4–5 ton CO₂ ve 130–160 bin litre su tüketimiyle karşılaştırıldığında oldukça küçük görünmektedir.
Ancak bu fark, bataryanın çevresel etkisinin önemsiz olduğu anlamına gelmez; aksine, bataryaların etkisi yoğunluk ve toplulaşma üzerinden ortaya çıkar.

Bir insanın çevresel ayak izi yaşam süresine yayılan, biyolojik döngülerle kısmen dengelenebilen bir etkileşimdir. Buna karşılık lityum-iyon bataryaların çevresel yükü, kısa bir üretim ve bertaraf zaman dilimine sıkışır ve binlerce, milyonlarca hücrenin aynı anda sisteme girmesiyle çarpan etkisi yaratır.

Tek bir hücre değil; milyarlarca hücrenin aynı anda bertaraf edildiği bir dünyada, bu “küçük” değerler hızla büyük bir çevresel baskıya dönüşür.

Bu nedenle mesele, bir bataryayı bir insanla bire bir karşılaştırmak değil; insan kaynaklı teknolojilerin, insan yaşamının yıllık etkisini ne kadar sürede ve hangi yoğunlukta ürettiğini anlamaktır. Doğru geri dönüşüm ve güvenli bertaraf uygulamalarıyla, lityum-iyon bataryaların kullanım sonrası çevresel etkisi yönetilebilir düzeyde tutulabilir. Aksi hâlde, kısa ömürlü teknolojiler, uzun ömürlü çevresel izler bırakmaya devam edecektir.

Bu karşılaştırma, lityum-iyon bataryaların değil; onları üreten, kullanan ve bertaraf eden sistemlerin çevreyle kurduğu ilişkinin yeniden düşünülmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Havuz Suyu Operatörlüğü Eğitimi ve Belgelendirme

Türkiye’de Mevzuat, Zorunluluklar, Uygulama Esasları ve Belgelendirme

Yüzme havuzları; hijyen, kimyasal denge, mikrobiyolojik güvenlik ve kullanıcı sağlığı açısından yüksek riskli alanlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle Türkiye’de havuzların işletilmesi, bakımı ve su kalitesinin kontrolü belirli kanun ve yönetmeliklerle düzenlenmiş ve bu işlemleri yapacak personelin havuz suyu operatörlüğü eğitimi alması ve belgelendirilmesi zorunlu hale getirilmiştir.

Aşağıda, Türkiye’de yürürlükte bulunan mevzuatlar çerçevesinde havuz suyu operatörlüğü eğitimi, belgelendirme süreci, zorunluluklar ve hukuki sorumluluklar ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

1. HUKUKİ DAYANAK VE MEVZUAT

Türkiye’de havuz suyu operatörlüğü doğrudan ve dolaylı olarak aşağıdaki mevzuatlara dayanmaktadır:

1.1 Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1593 Sayılı Kanun)

Bu kanun, toplum sağlığını korumak amacıyla çıkarılmış temel sağlık mevzuatıdır.

Kanuna göre:

  • Toplu kullanım alanlarının sağlık şartları denetlenir
  • Bulaşıcı hastalık riskleri önlenir
  • Su hijyeni ve sanitasyon kontrol altına alınır

Devlet, insanların kullandığı havuzların mikrop üretmemesi ve hastalık yaymaması için kurallar koyar ve denetler.

1.2 Yüzme Havuzlarının Tabi Olacağı Sağlık Esasları Hakkında Yönetmelik

(Resmî Gazete: 06.03.2011 ve güncellemeler)

Bu yönetmelik, Türkiye’de havuz işletmeciliğinin ana mevzuatıdır.

Yönetmelikte şu zorunluluklar yer alır:

  • Havuz suyunun kimyasal ve mikrobiyolojik kontrolü
  • Filtrasyon ve dezenfeksiyon sistemleri
  • Günlük ölçüm kayıtları
  • Eğitimli personel bulundurma zorunluluğu
  • Havuz suyu operatörü çalıştırma yükümlülüğü
Kritik madde:

Her havuz tesisinde eğitimli ve sertifikalı havuz suyu operatörü bulunması gerekir.

Bir havuz açıyorsanız, suyun sağlıklı kalmasını bilen ve eğitim almış bir kişi çalıştırmak zorundasınız.

1.3 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331)

Havuz operatörlüğü aynı zamanda bir kimyasal riskli iş kapsamındadır.

Çünkü:

  • Klor gazı
  • Asitler
  • Dezenfektanlar
  • Basınçlı sistemler

kullanılır.

Bu nedenle:

  • Eğitim
  • Risk analizi
  • Kimyasal güvenlik
  • Kişisel koruyucu donanım

zorunludur.

2. HAVUZ SUYU OPERATÖRÜ KİMDİR?
Tanım (resmi)

Havuz suyu operatörü; yüzme havuzlarının su kalitesini, dezenfeksiyonunu, filtrasyonunu ve hijyen şartlarını mevzuata uygun şekilde sağlayan eğitimli ve sertifikalı teknik personeldir.

Görevleri
  • Su kimyasal değerlerini ölçmek
  • Klor ve pH ayarlamak
  • Filtrasyon sistemini kontrol etmek
  • Backwash yapmak
  • Günlük kayıt tutmak
  • Sağlık risklerini önlemek
  • Denetimlere hazırlık yapmak

Havuz operatörü, havuz suyunun temiz, sağlıklı ve güvenli kalmasını sağlayan kişidir.

3. HAVUZ SUYU OPERATÖRLÜĞÜ EĞİTİMİ
3.1 Eğitimi Kimler Almak Zorundadır?
  • Otel havuzu sorumluları
  • Site havuzu görevlileri
  • Belediye havuz personeli
  • Spor salonu havuz sorumluları
  • Aquapark çalışanları
  • Termal tesis çalışanları

Kısaca:
Havuzu olan her işletme eğitimli operatör bulundurmak zorundadır.

3.2 Eğitim Süresi

Genellikle:
40 – 56 saat (kuruma göre değişebilir)

Teorik + uygulamalı eğitim şeklindedir.

3.3 Eğitim İçeriği
A. Su Kimyası
  • pH dengesi
  • Serbest klor
  • Bağlı klor
  • Alkalinite
  • Sertlik
  • Siyanürik asit
  • TDS (Toplam çözünmüş madde)
B. Mikrobiyoloji
  • Legionella
  • E.coli
  • Pseudomonas
  • Alg oluşumu
  • Bakteri kontrolü
C. Dezenfeksiyon
  • Klorlama
  • Şok klorlama
  • Ozon sistemleri
  • UV sistemleri
D. Mekanik Sistemler
  • Filtrasyon
  • Sirkülasyon pompaları
  • Kum filtreleri
  • Backwash işlemi
  • Denge tankı
E. İş Sağlığı ve Güvenliği
  • Kimyasal depolama
  • Asit-klor reaksiyonu
  • Gaz zehirlenmesi
  • KKD kullanımı
  • Acil durum yönetimi
F. Mevzuat
  • Sağlık Bakanlığı yönetmelikleri
  • Denetim prosedürleri
  • Kayıt zorunlulukları
  • Cezai yaptırımlar

4. BELGELENDİRME SÜRECİ
4.1 Sertifika Nasıl Alınır?
  1. Yetkili eğitim kurumuna başvuru
  2. Eğitime katılım
  3. Sınav
  4. Başarılı olma
  5. Sertifika alma
4.2 Sertifika Veren Kurumlar
  • Halk Eğitim Merkezleri
  • Üniversiteler
  • Yetkili özel eğitim kurumları
  • Belediyeler (bazı illerde)
4.3 Sertifika Geçerlilik

Genelde:
Ömür boyu geçerli
Ancak bazı belediyeler güncelleme eğitimi isteyebilir

5. HAVUZ İŞLETMELERİ İÇİN ZORUNLULUKLAR
5.1 Operatör Bulundurma Zorunluluğu

Her havuzda:

  • Sertifikalı operatör
  • Günlük ölçüm defteri
  • Kimyasal kayıtlar

bulunmak zorundadır.

5.2 Günlük Ölçümler
  • pH
  • Serbest klor
  • Sıcaklık
  • Bulanıklık

günde en az 3 kez ölçülür.

5.3 Denetimler

Denetim yapan kurumlar:

  • İl Sağlık Müdürlüğü
  • Belediye
  • Halk Sağlığı birimleri

6. CEZAİ YAPTIRIMLAR

Eğer havuzda:

  • Operatör yoksa
  • Su değerleri uygunsuzsa
  • Kayıt tutulmuyorsa

uygulanabilecek yaptırımlar:

  • Para cezası
  • Havuz kapatma
  • Ruhsat iptali
  • Adli sorumluluk (hastalık bulaşırsa)
7. SAĞLIK RİSKLERİ

Operatör olmayan havuzlarda:

Riskler

  • Göz enfeksiyonları
  • Deri hastalıkları
  • İshal salgınları
  • Legionella
  • Kulak enfeksiyonu
  • Solunum yolu enfeksiyonu

Havuz suyu doğru yönetilmezse mikrop çorbasına döner.

8. HAVUZ OPERATÖRLÜĞÜNÜN STRATEJİK ÖNEMİ

Modern tesislerde operatör:

  • Teknik personel
  • Sağlık koruyucu
  • Kimyasal güvenlik sorumlusu
  • Risk yöneticisi

konumundadır.

Özellikle:

  • Oteller
  • Termal tesisler
  • Siteler
  • Spor kompleksleri

için kritik görevdir.

Türkiye’de havuz suyu operatörlüğü:

  • Yasal zorunluluktur
  • Sağlık güvenliği için kritiktir
  • Eğitimsiz yapılamaz
  • Denetime tabidir

Havuz işletmek = su kimyası + sağlık sorumluluğu + yasal sorumluluk

Bu nedenle operatörlük eğitimi sadece formalite değil, doğrudan halk sağlığı görevidir.

Havuz Suyu Operatörlüğü Mesleki Eğitim Belgesi için Bizi Arayın

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İSG ve Sürdürülebilirlik – Çevresel Riskler ile İş Sağlığı Arasındaki Bağlantı

Çevre, sağlık ve güvenliğin entegrasyonu

Modern iş güvenliği anlayışı artık yalnızca çalışanı anlık kazalardan korumayı değil; çevresel sürdürülebilirliği, kaynak yönetimini ve uzun vadeli halk sağlığını da kapsamak zorundadır. Bu makalede çevresel risk değerlendirmesi, atık yönetimi, emisyon kontrolü ve iş sağlığı entegrasyonu; tekil başlıklar olarak değil, birbirini besleyen bütüncül bir sistem olarak ele alınmaktadır.

Neden Artık İSG Tek Başına Yeterli Değil?

Ben iş sağlığı ve güvenliğini yıllardır sahada, üretim hattında, maden ocağında, hastanede, sanayi tesisinde yaşıyorum. Ve bugün çok net bir noktadayım:

İş güvenliği artık sadece “iş kazasını önlemek” değildir.
İş güvenliği; çevresel riskleri yönetmeden, atığı kontrol etmeden, emisyonu azaltmadan, maruziyeti izleme altına almadan gerçek anlamda yapılamaz.

Çünkü çalışan; fabrikanın içinde olduğu kadar fabrikanın dışındaki çevrenin de bir parçasıdır. Soluduğu hava, temas ettiği su, üretimde ortaya çıkan atıklar ve kimyasallar; yalnızca çevre sorunu değil, doğrudan iş sağlığı sorunudur.

Bugün dünyada İSG ile sürdürülebilirliğin birleştiği yeni bir disiplin konuşuluyor:

EHS (Environment – Health – Safety)
Yani çevre, sağlık ve güvenliğin tek sistemde yönetilmesi.

Bu makalede tam olarak bu bakış açısını ortaya koyuyorum.

ÇEVRESEL RİSK = İSG RİSKİDİR

Klasik risk değerlendirmelerinde şu sorular sorulur:
– Düşer mi?
– Sıkışır mı?
– Kesilir mi?

Oysa modern risk analizinde artık şu sorular da sorulmak zorunda:

  • Bu proseste hangi kimyasallar açığa çıkıyor?
  • Bu kimyasallar hangi maruziyet yollarıyla (solunum, deri, yutma) çalışana ulaşıyor?
  • Bu emisyon hangi sıklıkta ve hangi yoğunlukta oluşuyor?
  • Bu atıklar çevreye karıştığında hangi ikincil sağlık risklerini doğuruyor?

Çevresel risk; çoğu zaman sessiz risktir.
Kaza gibi bağırmaz.
Patlama gibi görünmez.
Ama yıllar içinde kanser olur, KOAH olur, infertilite olur, nörolojik hasar olur.

Bu nedenle çevresel risk analizi, artık İSG risk analizinin alt başlığı değil; ayrılmaz bir katmanıdır.

ÇEVRESEL RİSK DEĞERLENDİRMESİNİN İSG’YE ENTEGRASYONU

Sahada gördüğüm en büyük yapısal hata şudur:

Çevre riskleri ayrı dosyada,
İSG riskleri ayrı dosyada,
Kalite başka yerde,
Atık yönetimi başka klasörde.

Oysa gerçek güvenlik yönetimi şunu gerektirir:

Aynı prosese hem çevre gözünden hem çalışan sağlığı gözünden aynı anda bakmak.

Örneğin bir boya hattı düşünelim:

  • Çevre açısından risk: VOC salınımı, atık solvent, arıtma çamuru
  • İSG açısından risk: Solvent inhalasyonu, cilt emilimi, patlama riski

Bunları iki ayrı disiplin gibi yönetmek hatadır.
Çünkü çözüm tekildir:

  • Kapalı sistem
  • Lokal emiş
  • Uygun filtrasyon
  • Proses değişimi
  • Kimyasal ikamesi

İyi bir çevresel risk analizi yapılmadan iyi bir mesleki maruziyet yönetimi yapılamaz.

ATIK YÖNETİMİ – ÇEVRE FAALİYETİ DEĞİL, İŞ SAĞLIĞI FAALİYETİ

Atık çoğu işletmede “bertaraf edilecek bir problem” olarak görülür.

Benim için atık, önce şudur:

Potansiyel maruziyet kaynağıdır.

Yanlış etiketlenmiş bir varil,
ağzı açık bir atık kabı,
geçici depolamada uygunsuz bekleyen kimyasal…

Bunların her biri:

  • Solunum riskidir
  • Yanık riskidir
  • Zehirlenme riskidir
  • Patlama riskidir

Bu nedenle sürdürülebilir atık yönetimi;

  • Doğru sınıflandırma
  • Doğru etiketleme
  • Kaynağında ayırma
  • Kapalı taşıma
  • İzlenebilirlik
  • Minimizasyon

ilkeleri üzerine kurulmalıdır.

Gerçek sürdürülebilirlik, atığı sadece “elden çıkarmak” değil,
atığın oluşmasını azaltmaktır.

Bu doğrudan iş sağlığı kazanımıdır.

EMİSYON KONTROLÜ = MARUZİYET KONTROLÜ

Bir bacadan çıkan gaz sadece çevreyi kirletmez.

O gazdan önce kim etkilenir?

O tesisin çalışanı.

Bu nedenle;

  • Emisyon ölçümü
  • Ortam havası ölçümü
  • Kişisel maruziyet ölçümü

ayrı çalışmalar değil, aynı zincirin halkalarıdır.

Modern EHS yaklaşımında;

  • Çevresel emisyon verileri
  • İş hijyeni ölçümleri
  • Sağlık gözetimi sonuçları

birlikte değerlendirilir.

Bu sayede sadece “sınır değerin altında mıyız?” sorusu değil,
“bu proseste çalışan vücudu ne yaşıyor?” sorusu sorulabilir.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK = ÖNLEYİCİ İSG

Sürdürülebilirliğin özü şudur:

Bugünü kurtarırken yarını hasta etmemek.

Bu bakış açısı İSG’nin özüdür.

  • Kimyasal ikamesi → Daha az toksisite
  • Enerji verimliliği → Daha az emisyon
  • Kapalı devre sistemler → Daha az maruziyet
  • Proses otomasyonu → Daha az insan teması

Bunların tamamı sürdürülebilirlik politikası gibi görünür.
Ama sahada karşılığı şudur:

  • Daha az meslek hastalığı
  • Daha az kronik maruziyet
  • Daha az uzun vadeli tazminat
  • Daha sağlıklı iş gücü

Yani sürdürülebilirlik;
İSG’nin uzun vadeli koruyucu hekimliğidir.

YÖNETİM SİSTEMLERİNİN BİRLEŞTİRİLMESİ (EHS MODELİ)

Bugün etkin kurumlar şunu yapıyor:

  • ISO 14001 (Çevre)
  • ISO 45001 (İSG)
  • ISO 9001 (Kalite)

sistemlerini ayrı ayrı yürütmüyor.

Bunları tek risk diliyle konuşan bir EHS sistemi altında topluyor.

Bu ne sağlar?

  • Çakışan prosedürler ortadan kalkar
  • Risk değerlendirmeleri birleşir
  • Denetimler sadeleşir
  • Çalışan farkındalığı netleşir
  • Yönetim kararları veri temelli olur

Ve en önemlisi:
İSG, “yasal zorunluluk” olmaktan çıkar,
kurumsal sürdürülebilirlik aracına dönüşür.

TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR ZORUNLULUK

Türkiye sanayisi için bu entegrasyon artık tercih değil, zorunluluktur.

Çünkü:

  • Avrupa Yeşil Mutabakatı
  • Sınırda karbon düzenlemeleri
  • ESG raporlamaları
  • Tedarik zinciri denetimleri

doğrudan şunu soruyor:

“Bu üretim insan sağlığını ve çevreyi nasıl etkiliyor?”

İSG’sini çevreden kopuk yürüten işletmeler,
yakın gelecekte yalnızca denetim değil, pazar kaybı da yaşayacaktır.

SONUÇ – GELECEĞİN İŞ GÜVENLİĞİ

Benim mesleki kanaatim çok nettir:

Geleceğin iş güvenliği uzmanı;
çevreyi bilmeyen, maruziyeti ölçmeyen, sürdürülebilirliği okumayan biri olamaz.

Geleceğin İSG sistemi;

  • Çevresel riskleri,
  • İş hijyenini,
  • Sağlık gözetimini,
  • Proses güvenliğini,
  • Sürdürülebilirlik hedeflerini

tek bir stratejik çatı altında yönetecektir.

İSG ve sürdürülebilirlik birleştiği noktada,
iş kazaları yalnızca azalmaz…

Hastalıklar azalır.
Maliyetler azalır.
İnsan yıpranması azalır.
Kurumsal değer artar.

İşte gerçek güvenlik budur.

Cemil Tanju ANAKLI

Tetkik OSGB Genel Müdürü

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 4 — Anima & Animus: İçimizdeki Karşıt Ruh

1) Tanım

Carl Gustav Jung’a göre her insanın içinde karşı cinsin ruhsal imgesi vardır:

  • ErkekteAnima (kadınsı yan, dişil ruh)
  • KadındaAnimus (erkeksi yan, eril ruh)

Bu kavramlar sadece biyolojik cinsiyetle ilgili değildir; her insanda hem eril hem dişil enerji bulunur.

2) Neden Önemli?
  • Anima & Animus, bireyin ruhsal bütünlüğe ulaşmasında köprü görevi görür.
  • Bilinç ile bilinçdışı arasında aracıdırlar.
  • İlişkilerimizde yaşadığımız yoğun aşk, hayranlık ya da nefret duygularının çoğu → bu projeksiyonların yansımasıdır.

3) Anima (Erkeğin İçindeki Kadınsı Ruh)
  • Duygular, sezgiler, şefkat, yaratıcılık, içsel rehberlik gibi yönleri temsil eder.
  • Erkek, duygusal yanıyla yüzleşmediğinde → Animası gölgede kalır ve rüyalarına “tehlikeli kadınlar” olarak girer.
  • Olumlu olduğunda → Anima erkeğe yaratıcılık, empati, hayal gücü verir.

📌 Rüyalarda Anima:

  • Gizemli kadın
  • Rehber kadın
  • Tehlikeli büyücü kadın (bastırılmış animanın gölge hali)

4) Animus (Kadının İçindeki Erkeksi Ruh)
  • Mantık, analiz, düşünce gücü, irade, girişimcilik gibi yönleri temsil eder.
  • Kadın, kendi gücünü inkâr ettiğinde → Animus’u “dışarıda güçlü erkek” figürlerine yansıtır.
  • Olumlu olduğunda → Kadına özgüven, karar verme gücü, bağımsızlık verir.

📌 Rüyalarda Animus:

  • Kahraman, savaşçı, bilge adam
  • Otoriter baba
  • Yabancı erkek toplulukları

5) Projeksiyon Mekanizması

Anima & Animus en çok aşk ilişkilerinde belirir.

  • Birini görürüz ve “ilk görüşte aşk” yaşarız.
  • Aslında karşımızdakine, kendi içimizdeki Anima/Animus’u yansıtırız.

Örneğin:

  • Erkek, kendi içindeki hassas ve yaratıcı yanını bir kadında gördüğünde ona aşık olur.
  • Kadın, kendi içindeki cesur ve özgüvenli yanını bir erkekte gördüğünde büyülenir.

👉 Bu yüzden bazen insanlar partnerlerine değil, kendi içsel imgelerine aşık olur.

6) Türk Kültüründe Anima & Animus
  • Erkekte duygular bastırıldığı için “ağlama, erkek adam” → Anima gölgede kalır.
  • Kadında güç bastırıldığı için “kadın kısmı haddini bil” → Animus gölgede kalır.

Sonuç:

  • Erkek, “duygusal kadına” aşırı çekilir.
  • Kadın, “otoriter ve güçlü erkeğe” hayran olur.
  • Ama aslında kendi içsel yanlarını dışarıda aramaktadırlar.

7) Olumsuz ve Olumlu Yönler
Anima’nın Olumsuz Hali
  • Erkekte: Aşırı duygusal patlamalar, melankoli, hayal âlemine kaçış.

Anima’nın Olumlu Hali
  • Yaratıcılık, sezgi, empati, ruhsal derinlik.

Animus’un Olumsuz Hali
  • Kadında: Aşırı mantıkçılık, inat, “ben bilirim” tavrı, saldırganlık.

Animus’un Olumlu Hali
  • Kararlılık, özgüven, girişimcilik, fikir üretme.

8) Bütünleşme

Jung’a göre psikolojik olgunluk, kişinin kendi Anima/Animus’u ile barışmasıyla olur.

  • Erkek, kendi içindeki dişil yanla barıştığında → Daha bütün bir insan olur.
  • Kadın, kendi içindeki eril yanla barıştığında → Gücünü bulur.

9) Rüyalarda Çalışma
  • Anima/Animus rüyaları, genelde “rehber figürler” olarak çıkar.
  • Onlarla diyalog kurmak (aktif imajinasyon yöntemi) Jung’un önerdiği bir tekniktir.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) İçsel Ruh Diyaloğu
  • Gözlerini kapat, derin nefes al.
  • İçinde bir kadın figürü (erkeksen) veya bir erkek figürü (kadınsan) hayal et.
  • Onunla diyalog kur:
    • “Sen bana neyi öğretmek istiyorsun?”
    • “Bende hangi yönümü temsil ediyorsun?”

B) İlişki Yansıması
  • Aşık olduğun ya da hayranlık duyduğun bir kişiyi seç.
  • O kişide hangi özellik seni cezbediyor?
  • Bu özellik aslında sende bastırılmış olabilir mi?

C) Rüya Çalışması
  • Bu gece rüyanda çıkan kadın/erkek figürlerini kaydet.
  • Onların sana hangi mesajı verdiğini çözmeye çalış.

Bu hafta deneme ve uygulamalarınızı biraz daha genişletebilmeniz için bir egzersiz daha veriyorum. Adımları sakin bir şekilde uygulayın.

Anima & Animus İçsel Diyalog Meditasyonu
1) Hazırlık
  • Sessiz bir yere geç.
  • Telefonu sessize al.
  • Dik bir sandalyeye ya da rahat bir mindere otur.
  • Gözlerini kapat, 3 derin nefes al (burundan al, ağızdan yavaşça ver).

2) İçsel Mekâna Yolculuk
  • Şimdi kendini güvenli bir yerde hayal et.
  • Bu bir orman, sahil, mağara ya da çocukken en sevdiğin yer olabilir.
  • Ortamda huzurlu bir ışık var.

3) Karşıt Ruh’un Belirişi
  • Uzakta bir figürün sana doğru yaklaştığını gör.
  • Eğer erkeksen → bir kadın figürü (Anima).
  • Eğer kadınsan → bir erkek figürü (Animus).
  • Onun dış görünüşüne dikkat et:
    • Ne giyiyor?
    • Yüz ifadesi nasıl?
    • Sıcak mı, soğuk mu hissediyorsun?

4) İlk Diyalog

Şimdi ona sor:

  • “Sen benim hangi yanımı temsil ediyorsun?”
  • “Bana hangi mesajı getirdin?”
  • “Hayatımda hangi yönümü görmemi istiyorsun?”

Bir süre sessizce bekle, zihnine gelen ilk cevabı kabul et.

5) Teşekkür Et
  • Ona teşekkür et.
  • Figür yavaşça uzaklaşsın, tekrar güvenli alanında yalnız kal.
  • 3 derin nefes daha al ve gözlerini aç.
6) Meditasyon Sonrası
  • Gördüğün figürü defterine çiz (çöp adam bile olur).
  • Onun sana verdiği mesajı bir cümle ile yaz.
  • Bu mesajı gün içinde hatırlamaya çalış.

Bu uygulamayı birkaç gün tekrar ederseniz, Anima & Animus figürleriniz daha netleşir ve daha derin mesajlar verebilir.

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

70 Gram’lık Lityum-İyon Batarya ile 70 Kilogram’lık İnsanın Karbon ve Su Ayak İzi Karşılaştırması

Enerji dönüşümü ve elektrifikasyon süreci, lityum-iyon bataryaları modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası hâline getirmiştir. Lakin bu teknolojilerin çevresel etkileri çoğu zaman yalnızca kullanım aşaması üzerinden değerlendirilmekte, üretim süreçlerinde ortaya çıkan karbon ve su tüketimi yeterince görünür kılınmamaktadır.

Son yılların ağızlarda sakız olmuş karbon ve su ayak izi kelimeleri ile konuya son moda bir bakış açısı getirme zamanı geldi.

Sizlere, 70 gr’lık (DİKKAT Sadece 70 Gram) bir lityum-iyon bataryanın üretim sürecindeki çevresel ayak izini, 70 kg ağırlığındaki bir insanın yıllık karbon ve su ayak iziyle karşılaştırarak, sosyal medyada gördüğünüz birçok yazının ciddiyetini göstereceğim.

Lityum-İyon Batarya Üretimi Karbon ve Su Ayak İzi Değerlendirme Raporu

Rapor Türü: Teknik – Bilgilendirici
Kapsam: Üretim (Cradle-to-Gate) – Silindirik 21700

1. RAPORUN AMACI VE KAPSAMI

Bu raporun amacı; lityum-iyon batarya üretiminde kullanılan hammadde, enerji ve su girdilerinin karbon ayak izi (CO₂-eşdeğeri) ve su ayak izi üzerindeki etkilerini ortaya koymak, çevresel yükleri nicel olarak değerlendirmek ve karar vericilere bilimsel bir çerçeve sunmaktır.

Değerlendirme, hammadde çıkarımı + hücre üretimi aşamalarını kapsamakta olup, kullanım ve geri dönüşüm fazları (ayrı olarak değerlendirilip raporlanacaktır) bu raporun dışında tutulmuştur.

2. REFERANS ÜRÜN TANIMI
ParametreDeğer
Hücre tipiSilindirik 21700
KimyaNMC 811
Nominal enerji~18 Wh
Ağırlık~70 g
Sistem sınırıCradle-to-Gate
3. METODOLOJİ
  • ISO 14040 / 14044 Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) prensipleri esas alınmıştır.
  • Literatür kaynakları: hakemli derlemeler, NFPA – IEC – UL teknik raporları.
  • Enerji kaynakları için küresel ortalama elektrik karışımı varsayılmıştır.
  • Tüm değerler ortalama endüstriyel üretim koşullarına göre verilmiştir.
4. KARBON AYAK İZİ ANALİZİ
4.1 Toplam Karbon Ayak İzi
ÖlçekKarbon Ayak İzi
1 adet 21700 hücre~0,15 – 0,22 kg CO₂-eq
1 kWh batarya kapasitesi~8 – 12 kg CO₂-eq
60 kWh EV batarya paketi~480 – 720 kg CO₂-eq
4.2 Karbon Ayak İzine Katkı Dağılımı
KaynakPay (%)
Elektrik tüketimi (dry room, formasyon)%35–45
Katot üretimi (Ni, Co, Mn rafinasyonu)%30–40
Alüminyum ve bakır üretimi%10–15
Elektrolit ve kimyasallar%5–10
Diğer süreçler%5

Yorum: Karbon ayak izinin ana belirleyicisi enerji yoğun üretim süreçleri ve metal rafinasyonudur.

5. SU AYAK İZİ ANALİZİ
5.1 Toplam Su Ayak İzi
ÖlçekSu Tüketimi
1 adet 21700 hücre (doğrudan)~5–10 litre
1 adet 21700 hücre (dolaylı)~300–500 litre
1 kWh batarya kapasitesi~18.000 – 25.000 litre
60 kWh EV batarya paketi~1,1 – 1,5 milyon litre
5.2 Su Ayak İzine Katkı Dağılımı
KaynakPay (%)
Lityum çıkarımı ve işlenmesi%35–45
Nikel ve kobalt madenciliği%25–30
Elektrik üretimi (soğutma)%15–20
Fabrika içi kullanım%5–10

Yorum: Su ayak izinin büyük bölümü doğrudan fabrikada değil, madencilik ve rafineri aşamalarında oluşmaktadır.

6. ÇEVRESEL RİSK VE DUYARLI NOKTALAR
  • Lityum çıkarımı su stresi yüksek bölgelerde yerel ekosistemleri zorlamaktadır.
  • Kobalt ve nikel rafinasyonu yüksek karbon ve su yoğunluğu taşır.
  • Elektrolit üretimi flor bazlı kimyasallar nedeniyle çevresel risk içerir.
  • Üretim tesislerinde dry room ve formasyon hatları en yüksek enerji tüketimine sahiptir.
7. İYİLEŞTİRME VE AZALTIM STRATEJİLERİ
AlanAzaltım Yaklaşımı
ElektrikYenilenebilir enerji kullanımı
KatotDüşük kobaltlı kimyalar (LFP, yüksek Mn)
SuKapalı devre su sistemleri
AtıkElektrot firelerinin geri kazanımı
TasarımHücre başına enerji yoğunluğunu artırma
8. GENEL DEĞERLENDİRME

Lityum-iyon batarya üretimi, enerji dönüşümünün temel taşı olmakla birlikte, yüksek karbon ve su ayak izi barındıran karmaşık bir endüstriyel süreçtir.
Bu ayak izinin azaltılması; teknoloji seçimi, enerji kaynağı ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ile doğrudan ilişkilidir.

Buraya kadar okumuş ve incelemiş olduğunuz ~70 gram‘lık Lityum-İyon Batarya Karbon ve Su Ayak İzi Değerlendirme Raporundaki değerleri; 70 kg bir kadın, 70 kg bir erkek, 1 kedi, 1 köpek ve 1 inek ile bilimsel literatürde kabul gören ortalama yıllık karbon ve su ayak izi değerleri üzerinden karşılaştırmalı olarak aşağıda sunuyorum.

Not: İnsan ve hayvan verileri yıllık ortalama ayak izi, batarya verileri ise üretim (cradle-to-gate) aşamasına aittir. Amaç bire bir eşitleme değil, ölçek ve etkiyi zihninizde somutlaştırmanızdır.

1️⃣ Karbon Ayak İzi Karşılaştırması (CO₂-eşdeğeri)
Referans:
  • 1 adet 21700 Li-ion hücre: ~0,18 kg CO₂-eq
  • 1 kWh batarya kapasitesi: ~10 kg CO₂-eq
  • 60 kWh EV batarya paketi: ~600 kg CO₂-eq
VarlıkYaklaşık Karbon Ayak İzi
70 kg kadın (1 yıl)~3.5 – 4.5 ton CO₂
70 kg erkek (1 yıl)~4.5 – 5.5 ton CO₂
1 kedi (1 yıl)~0.2 – 0.3 ton CO₂
1 köpek (orta boy, 1 yıl)~0.6 – 0.9 ton CO₂
1 inek (1 yıl)~2.5 – 3.5 ton CO₂
60 kWh Li-ion batarya (üretim)~0.6 ton CO₂
🔎 Yorum
  • Tek bir 60 kWh batarya paketi, yaklaşık olarak:
    • 🟰 1 köpeğin yıllık karbon ayak izine,
    • 🟰 3 kedinin yıllık karbon ayak izine,
    • 1 ineğin 2–3 aylık karbon salımına eşdeğerdir.
  • Bir insanın 1 yıllık karbon ayak izi, yaklaşık 7–9 adet 60 kWh batarya üretimine denktir.

2️⃣ Su Ayak İzi Karşılaştırması
Referans:
  • 1 adet 21700 hücre: ~300–500 litre
  • 1 kWh batarya kapasitesi: ~20.000 litre
  • 60 kWh EV batarya paketi: ~1.2 milyon litre
VarlıkYaklaşık Su Ayak İzi
70 kg kadın (1 yıl)~120.000 – 150.000 litre
70 kg erkek (1 yıl)~130.000 – 170.000 litre
1 kedi (1 yıl)~30.000 – 40.000 litre
1 köpek (1 yıl)~80.000 – 100.000 litre
1 inek (1 yıl)~600.000 – 1.000.000 litre
60 kWh Li-ion batarya (üretim)~1.200.000 litre
🔎 Yorum
  • Tek bir 60 kWh batarya paketi üretimi, su tüketimi açısından:
    • 🟰 1 ineğin 1 yıllık su ayak izine,
    • 🟰 7–9 insanın yıllık su ayak izine,
    • 🟰 12–15 köpeğin yıllık su ayak izine eşdeğerdir.
  • Su ayak izinin %80’den fazlası, batarya fabrikasında değil madencilik (lityum, nikel, kobalt) aşamasında oluşur.
Karşılaştırma

Bir adet 60 kWh lityum-iyon batarya, karbon açısından bir köpeğin, su açısından ise bir ineğin yaklaşık bir yıllık çevresel etkisine denktir.

Bu karşılaştırma şunu açıkça gösterir:

  • Lityum-iyon bataryalar kullanım aşamasında çevreci,
  • Ancak üretim aşamasında son derece kaynak yoğun sistemlerdir.

Bu nedenle:

  • Depolama, geri dönüşüm ve yangın güvenliği yalnızca İSG konusu değil,
  • Aynı zamanda karbon ve su ayak izinin azaltılmasında kilit bir yönetim alanıdır.
Teknik Detayları Yorumlayalım

Canlılar çevreyle etkileşimlerini doğal döngüler içinde sürdürür; tükettikleri kaynaklar, çoğu zaman ekosistemin kendi kendini yenileyebildiği sınırlar dâhilindedir. İnsanlar, hayvanlar ve tarımsal varlıklar yaşamlarını sürdürürken karbon ve su tüketir, ancak bu tüketim biyolojik süreçler yoluyla doğaya geri döner.

Lityum-iyon bataryalar ise canlı değildir; tüketirler fakat geri vermezler. Üretimleri sırasında kullanılan su, çıkarılan mineraller ve harcanan enerji, doğal döngülerle kısa vadede telafi edilemeyen kalıcı çevresel izler bırakır.

Bu karşılaştırmada maksadım, bataryaların “kötü” olduğu izlenimi yaratmak değildir; Lakin onların doğal varlıklar gibi masum olmadığını açıkça ortaya koymak gerekir. İnsan yaşamı boyunca çevreyle dinamik bir ilişki kurarken, binde biri ağırlıktaki bir lityum-iyon batarya daha üretilmeden, onlarca insanın ve hayvanın yıllık su ve karbon ayak izine denk bir çevresel yük oluşturabilmektedir. Bu yük, kullanım süresi boyunca değişmez; batarya var olduğu sürece doğanın hanesine yazılı kalır.

Bu nedenle mesele yalnızca “daha fazla batarya üretmek” değil, nasıl üretildiği, nerede depolandığı, ne kadar güvenli kullanıldığı ve nasıl geri dönüştürüldüğüdür. Bataryalar canlı değildir; fakat yanlış yönetildiklerinde canlı yaşamı doğrudan etkileyebilecek yangınlar, su stresi ve çevresel bozulmaların tetikleyicisi olabilirler.

Sürdürülebilirlik, bu teknolojileri romantize etmekle değil; onları gerçek çevresel maliyetleriyle birlikte kabul edip, bilimsel ve sorumlu bir yönetim anlayışıyla ele almakla mümkündür.

Sonuç olarak, lityum-iyon bataryalar geleceğin enerjisini taşırken, doğanın taşıma kapasitesini zorlamamak insanlığın ortak sorumluluğudur.

Lityum-iyon batarya ile canlılar arasında yaptığım bu karşılaştırma, teknolojinin değil; bilinçsiz üretim ve yönetimin çevre üzerindeki asıl risk olduğunu hatırlatmak için güçlü bir aynadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 3 — Gölge: İçimizdeki Bastırılmış Karanlık

1) Gölge Nedir?

Jung’a göre gölge, kişiliğimizin bastırdığımız, inkâr ettiğimiz, kabul etmediğimiz yönleridir.

  • Bunlar “kötü” olmak zorunda değildir, sadece uygun görülmeyen taraflardır.
  • Kültür, aile, toplum, din… bize “hangi özellikler kabul edilebilir, hangileri ayıplanır” öğretir.
  • Kabul görmeyen yönler bilinçdışına itilir. İşte bunlar gölgeyi oluşturur.

📌 Örnekler:

  • Çocuğa sürekli “ağlama” denirse → duygusallığı gölgeye itilir.
  • Kıza “kızgınlık yakışmaz” denirse → öfke gölgeye atılır.
  • Oğlana “erkekler korkmaz” denirse → korkuları gölgeye bastırılır.

2) Gölgenin Özellikleri
  1. Bilinçdışıdır → Kişi “ben öyle değilim” der.
  2. Bastırılmıştır → Görmezden gelinir.
  3. Enerji taşır → Bastırıldıkça daha güçlü bir şekilde geri döner.
  4. Projeksiyon yapar → Kendi gölgemizi başkalarında görürüz.

3) Gölgenin İşlevi

Gölge “kötü” değildir; aslında bütünlüğün kayıp yarısıdır.

  • İçimizdeki potansiyeli saklar.
  • Yaratıcılığın, cesaretin, hatta sevginin bastırılmış parçaları gölgeye itilmiş olabilir.
  • Gölgeyle yüzleşmek → daha otantik, bütün bir benlik.

4) Projeksiyon (Yansıtma)

Gölgenin en belirgin özelliği: Kendi gölgemizi başkasına yansıtmak.

📌 Örnekler:

  • İçinde öfke bastırılmış biri, başkalarını “çok öfkeli” bulur.
  • Gizli kıskançlık taşıyan biri, sürekli başkalarını “kıskanç” olmakla suçlar.
  • Toplumlar da gölgelerini “öteki”ne yansıtır (düşman yaratır).

5) Kültürel Boyut – Türk Toplumunda Gölge
  • “Ayıp olur” → bastırma mekanizması
  • “Elalem ne der” → gölgeyi gizleme kültürü
  • “Büyüklerin yanında sus” → bastırılmış öfke ve isyan
  • “Kötü kadın / kötü adam” etiketleri → kolektif gölgeleme

Sonuç: Toplum gölgesini dış gruplara veya azınlıklara yansıtır.

6) Gölgenin Tehlikesi
  • Bastırma arttıkça patlama: İçeride birikir, kriz anında kontrolsüz şekilde fırlar.
  • Projeksiyonla çatışma: Kendimizde göremediğimizi başkada görüp kavga ederiz.
  • Çifte hayat: “Dışarıda düzgün, içeride gizli karanlık.”

7) Gölgenin Fırsatı

Jung der ki:

“Altına inmezsen, ışığı da bulamazsın.”

  • Gölge, gelişim için hazine taşır.
  • Bastırılmış özellikler bilinçle birleşirse → yaratıcı enerji, özgünlük, cesaret.

Örneğin:

  • Öfkesini kabul eden kişi, sınır çizmeyi öğrenir.
  • Bastırılmış cesaretiyle yüzleşen kişi, lider olur.
  • Bastırılmış yaratıcılığını kabul eden kişi, sanatçı olur.

8) Rüyalarda Gölge

Rüyalarda gölge genelde:

  • Karanlık figürler
  • Takip eden yabancılar
  • Korkutucu hayvanlar
    olarak çıkar.

Ama dikkat: Gölge sadece “kötü canavar” değil, bazen bize yol gösteren “karanlık arkadaş”tır.

9) Modern Hayatta Gölge
  • Sosyal medyada sürekli mutlu görünen → depresyonunu gölgeye itmiş olabilir.
  • İş yerinde aşırı otoriter patron → aslında kendi yetersizlik korkusunu bastırıyor.
  • Politikada “biz iyi, onlar kötü” → gölge yansıması.

10) Gölgeyle Yüzleşmek
  1. Fark Etmek: Kimi kişiler seni aşırı rahatsız ediyor? → Gölgene işaret.
  2. Projeksiyonunu Geri Al: “O çok bencil” dediğinde → “Ben de nerelerde bencillik gösteriyorum?” diye sor.
  3. Rüya Günlüğü: Karanlık figürleri kaydet, sembolleri çöz.
  4. Yaratıcı Dönüşüm: Bastırılmış enerjiyi sanat, yazı, spor gibi kanallara aktar.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Gölgemi Tanıyorum Defteri
  1. Sizi en çok sinirlendiren 3 insanı yazın.
  2. Onlarda gördüğünüz 3 özelliği yazın.
  3. Aynı özelliklerin sizde nerede küçük izlerle var olabileceğini düşünün.

B) Rüya Analizi
  • Bu gece rüyanızda “karanlık, tehdit, takip, yabancı” figürleri varsa → kaydedin.
  • Onların aslında hangi gölgenize işaret ettiğini yazın.

C) Gölgemi İfade Etme Deneyi
  • Gün içinde normalde bastırdığınız bir duygunuzu (öfke, üzüntü, kırgınlık) küçük bir ortamda ifade edin.
  • Örn: “Bu sözün beni kırdı.”
  • Sonuçları not et.
Dr. Mustafa KEBAT
⭐️⭐️⭐️⭐️

Eğitim Almak İçin Bizi Arayın

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü Dr Mustafa KEBAT yönetiminde deneyimli ekibimizle, firmanız yöneticilerine Gölge İle Barışma – Propriyoseptif Egzersizler Eğitimini Türkiyenin her yerinde planlayalım.

Eğitim Başvurusu

Dr Mustafa KEBAT – 0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

  • Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
  • +90 232 265 20 65
  • [email protected]
⭐️⭐️⭐️⭐️

BİLGİ NOTU: Carl Gustav Jung, gölge arketipini Almanca yazdığı eserlerinde genellikle “der Schatten” kelimesiyle ifade etmiştir. Bu kelime doğrudan “gölge” anlamına gelir ve Jung’un analitik psikolojisinde bireyin bilinçdışı yönlerini, bastırılmış dürtülerini ve kabul görmeyen kişilik parçalarını temsil eder.

Jung’un özellikle Aion: Researches into the Phenomenology of the Self adlı eserinde “Schatten” terimi sıkça geçer. Burada gölge, benliğin (das Ich) karşıtı olarak konumlandırılır ve bireyleşme sürecinde (Individuation) yüzleşilmesi gereken temel bir arketip olarak ele alınır.

Kısaca:

  • Almanca: der Schatten
  • İngilizce: the Shadow
  • Türkçe: gölge

Bu terim, Jung’un kolektif bilinçdışı kuramı içinde yer alan en güçlü arketiplerden biridir ve hem kişisel hem kültürel düzeyde dönüşümün kapısını aralar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Dikkatin Tünelleşmesi (Attentional Tunneling) ve İş Sağlığı–İş Güvenliği Bağlamında Tehlike Doğuran Mekanizmalar

—Bilişsel Psikoloji, Nöroergonomi, Makine Emniyeti ve Hukuki Sorumluluk Üzerine—

Modern İşyerlerinde Görünmeyen Bir Tehlike

Modern üretim tesisleri, insan-makine etkileşimlerinin hızlandığı ve bilişsel yüklerin de makine hızıyla arttığı alanlardır. Bu ortamda en kritik insan faktörü, operatörün dikkat süresi ve algılama farkındalığıdır.

Zaman baskısı, tekrarlayan görevler, sensör alarmlarının bolluğu, tanıdık risklerin normalleşmesi, vardiya yorgunluğu ve aşırı uyarılma, bilişsel kaynakların daralmasına ve dikkat tünelleşmesi olarak bilinen tehlikeli bir duruma yol açar. Dikkat bir tünele çekilir ve çevresindeki uyarıcılar “kör nokta” haline gelir. Bu bilişsel fenomen, makine kazalarının, forklift çarpışmalarının, yükseklikten düşmelerin ve süreç kazalarının arkasındaki en sinsi nedenlerden biridir.

Attentional Tunneling’in Mekanizması – Nörobilişsel Temeller
Dikkatin Daralması – Kaynak Tükenmesinin Sonuçları

Dikkatin tünelleşmesi, beynin tehlike altında “tek hedefe kilitlenme” eğiliminin bir sonucudur.
Bu durumda:

  • Algısal görüş açısı daralır, görsel çevreleme alanı düşer.
  • Alternatif risk sinyalleri filtrelenir.
  • İkincil görevler (makine kontrol paneli taraması, çevre kontrolü, acil durdurma butonlarına yakınlık farkındalığı) devre dışı kalır.
  • Beyin “otomatik pilot” moduna girer.
  • İşlem önceliği tek bir hedefte toplanır: üretim hızı, bir arıza sesi, bir parça sıkışması, bir uyarı ışığı…

Nöroergonomi çalışmlarına göre, makine operatörlerinin yaklaşık %60’ı yoğun bilişsel yük altındayken “tünel görüşü” olarak adlandırılan duruma giriyor.

İş Sağlığı ve Güvenliği Özelinde Dikkatin Tünelleşmesi (Attentional Tunneling) – Saha Örnekleri ve Kurgusal Vakalar

Aşağıdaki gerçek hayatta yaşanan kazalara dayanarak hazırladığım kurgusal olayları okuyacaksınız.

Vaka 1: Pres Makinesinde El Kaybı — Zaman Baskısı Altında Tünelleşmiş Dikkat
Olayın Kurgusu

Metal şekillendirme atölyesinde çalışan operatör M.A., vardiya sonuna 15 dakika kala hedef üretim miktarını yakalamaya çalışırken pres makinesinde küçük bir sac parçasının kalıba tam oturmadığını fark eder. Parçayı hafifçe düzeltmesi gerektiğini düşünür.

Tam bu sırada makinenin optik perde sensörleri, birkaç dakika önce yapılan temizlik nedeniyle yanlış konumlanmış ve arızaya düşmüştür. Operatör, gösterge panelinde yanıp sönen “S1 hizası kontrol ediniz” uyarısına odaklanır. Bu sırada pres pedalının altına ayağı istem dışı temas eder ve pres kapanır. Operatörün sağ eli kalıp arasında kalarak bilekten kopar.

Dikkat Tünelleşmesi Açısından İnceleme
  • Operatörün tüm dikkati Kalıp yerleşim hatası + paneldeki arıza ışığı eksenine kilitlenmiştir.
  • Çevresel güvenlik öğeleri (iki elle kumanda zorunluluğu, optik sensör arızası, pres pedalına yakın duruş) algılanmamıştır.
  • Bilişsel daralma, motor planlamayı bozmuş; istemsiz bir ayak hareketi presi tetikleme riskini artırmıştır.

Hukuki Sorumluluk Açısından

Bu olay, Yargıtay’ın insan faktörlerini değerlendirdiği birçok kararın tipik örneğidir.

İşverenin muhtemel sorumlulukları:

  • İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği 7/1 maddesine göre arızalı sensörle çalışmaya izin verilmesi → “güvenlikli durdurma sisteminin devre dışı bırakılması” kusuru.
  • Yargıtay 21. Ceza Dairesi kararlarında sıkça vurgulanan “önlenebilir tehlike” kriteri.
  • 6331 sayılı Kanuna göre risk değerlendirmesi ve kontrol önlemlerinin güncellenmemesi.

İşçinin “dikkat tünelleşmesi” ise kusur oranını azaltan insan bilişi temelli bir bulgu olarak ele alınır; bu durum Yargıtay’ın “objektifleştirilmiş kusur” yaklaşımında işçinin bilişsel kapasitesinin sınırlarının da hesaba katılmasını gerektirir.

Vaka 2: Forklift Çarpması — “Tünelin İçindeki Operatör”
Olayın Kurgusu

Lojistik deposunda çalışan forklift operatörü, barkod okuyucunun sistemle eşleşmediğini fark eder. Makinanın ekranındaki hatayı okumaya çalışan operatör, saniyelik bir bilişsel kayma yaşar. Bu sırada sağ yanından geçen bir yaya çalışanı fark etmez ve forkliftin yan aynası çalışana çarpar, çalışan düşerek kolunu kırar.

Dikkat Tünelleşmesi Açısından İnceleme
  • Operatörün tüm dikkat genişliğini ekran uyarısı kaplamıştır.
  • “Tünel vizyon” nedeniyle çevre tarama döngüsü kesilmiş, periferik görsel alan işlevsizleşmiştir.
  • Forklift sürücülerinde bilişsel çakışma → görüş daralması → tepki gecikmesi mekanizması belirgindir.

Hukuki Sorumluluk Açısından

Bu tip olaylarda Yargıtay, işverenin:

  • Yaya–forklift ayrımı yapmamasını,
  • Görsel–işitsel uyarıcı eksikliğini,
  • Ekran kullanımına ilişkin prosedür yetersizliğini,
  • İş yoğunluğu nedeniyle oluşan zaman baskısını

doğrudan tali değil asli kusur kapsamında değerlendirmektedir.

Operatörün ekranla uğraşırken çevresel farkındalığını kaybetmesi ise bilişsel olarak doğal bir insan hatasıdır; bu nedenle işverenin “öngörülebilir risk” kapsamında kontrol etmesi gereken bir durumdur.

Vaka 3: Yüksekte Çalışmada Düşme — “Karabina Kapandı mı?”
Olayın Kurgusu

Montaj işçisi H.K., 12 metre yüksekte bir çatı paneli montajı yaparken bağlantı noktasının sağlamlığını kontrol etmek için eğilir. O sırada, kulaklığındaki telsiz konuşması nedeniyle bir an ilgisi dağılır. Dikkati, bağlantı vidasının sıkılık kontrolüne tünellenmiş durumdadır. Aynı anda ayağının yanında duran emniyet halatı karabinasının kilidinin kapalı olmadığına dair ikazı görmez. Rüzgârın etkisiyle dengesini kaybeder ve karabina açılarak düşmeye sebep olur.

Dikkat Tünelleşmesi Açısından İnceleme
  • Yüksekte çalışma, zaten yüksek bilişsel uyarılmışlık oluşturur → dikkatin odağı daralır.
  • Birden fazla uyarıcı (telsiz + panel sorunu) birleşince işçi, “kritik olmayan ama hayati öneme sahip sinyali” atlamıştır.
  • Karabina kapalı mı? sorusu, çoğu operatör için “otomatikleşmiş” bir davranıştır ve dikkatin daraldığı anda kolayca atlanır.

Hukuki Sorumluluk Açısından

Yargıtay, yüksekte çalışmalarda “çalışma izni ve gözetim” eksikliklerini neredeyse daima işveren asli kusuru olarak değerlendirir.

Dikkat tünelleşmesi, işçinin “kaçınılmaz davranış hatası” olarak yorumlanır ancak işçinin bağlanmadan çalışması hiçbir şekilde aklanmaz. Buna rağmen hukuki değerlendirme şunu dikkate alır:

İşçinin bilişsel kapasitesinin sınırları işverenin organizasyonel yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Dikkatin Tünelleşmesi’nin (Attentional Tunneling) Makine Emniyeti Tasarımına Etkisi
İnsan–Makine Arayüzü

Tünelleşen dikkat;

  • Işıklı uyarıların kaçırılmasına,
  • Tek renkli panellerin gözden kaçmasına,
  • Ekran yoğunluğunun bilişsel boğulma yaratmasına,
  • Acil stop butonunun görünmezleşmesine yol açar.

Bu nedenle güvenlik tasarımlarında “insan hatasını öngören” mühendislik yaklaşımı şarttır.

Tünelleşmiş Dikkat ve Kusur Hukuki Değerlendirmesi

Bu bölüm iş sağlığı ve güvenliği uygulayıcıları için en kritik alandır.

Hukukumuzda (Türk Hukukunda) İlkelerimiz
  • Basiretli işveren ilkesi → İşveren, operatörün bilişsel sınırlarını öngörmek zorundadır.
  • Öngörülebilirlik doktrini → İnsan hatasının doğası gereği sürekli tekrar edeceği varsayılır.
  • Objektifleştirilmiş kusur doktrini → İşçinin dikkat hataları, risk karşısında ortalama bir insanın tepkisiyle kıyaslanarak değerlendirilir.

Bu doktrin, makinelerle çalışan ortalama bir operatörün yüksek bilişsel yük altında zaman zaman tünelleşmiş dikkat yaşayacağını kabul eder.

Yargıtay’ın İnsan Faktörlerine Yaklaşımı

Yargıtay, hem iş kazası hem ceza davalarında özellikle şunları vurgulamaktadır:

“Önlenebilir Risk” Standardı

İşveren, bilişsel hataların kaçınılmaz doğasını bilmek zorundadır.
Örnek karar temaları:

  • Optik perde devre dışı bırakıldığında işçi hata yapabilir.
  • Uzun vardiyada refleksler yavaşlayabilir.
  • Alarm çokluğu operatörün seçici dikkati bozabilir.
  • Eğitim, gözlem ve gözetim yetersizliği insan hatasını üretir.

“İnsanın Bilişsel Kapasitesi Sınırlıdır” Yaklaşımı

Yargıtay birçok kararında; “işçinin dikkatsizliği tek başına kusur sayılmaz, sistemsel kusurlar incelenir” demektedir.

Çoklu Görev ve Dikkat Daralması Kabul Edilir

Özellikle makine kazalarında Yargıtay:

  • Operatörün “parçaya odaklanması”,
  • “Arızayı giderme çabası”,
  • “Üretim stresinin artması”

gibi durumları insani ve öngörülebilir kabul eder.

Bu nedenle işverenin hatası çoğu kararında asli, operatörün hatası tali sayılmaktadır.

Dikkatin Tünelleşmesi’nin (Attentional Tunneling) Proaktif Önlenmesi
A) Nöroergonomik Müdahaleler
  • Operatörün bilişsel yük haritası çıkarılmalı.
  • Titreşimli uyarı, ses tonlamalı alarm sistemi.
  • Karmaşık panel yerine “tek uyarı–tek çözüm” yaklaşımı.
  • Yüksek riskli noktalarda çift doğrulama sistemi.

B) Organizasyonel Önlemler
  • İş bitirme baskısına son verilmesi.
  • Alarm sayısının azaltılması.
  • Görev rotasyonu ile yorgunluk azaltılması.
  • İş izin sisteminin sıkılaştırılması.

C) Eğitim ve Simülasyon
  • Sanal gerçeklik ile tünelleşen dikkat senaryolarının gösterilmesi,
  • Operatörün “çevresel tarama disiplini” kazandırılması,
  • Yüksek risk anında “reset protokolü” uygulanması.

Tünelin İçinden Çıkarılmayan Bir Dikkat, Tehlikenin İçine Çekilir

Dikkatin Tünelleşmesi (Attentional Tunneling), modern endüstrinin en kritik bilişsel riski olmakla birlikte, ihmallerin göz ardı edildiği birçok kazanın ortak paydasıdır. İnsan beyninin doğal eğilimleri, işverenin kurumsal tedbir alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; aksine bu yükümlülüğü daha büyük bir özen borcuna dönüştürür.

İşçi, insan olmanın getirdiği bilişsel sınırlılıklarla çalışır.
İşveren ise bu sınırlılıkları bilerek tasarım ve/veya planlama yapmak zorundadır.

Sonuç olarak iş güvenliğinde asıl hedef, insanı “hata yapmaz” hâle getirmek değil; hata yaptığında ölmemesini, sakatlanmamasını ve zarar görmemesini sağlayan sistemler kurmaktır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla