Hafta 7 – Arketiplerin Sistematik Sınıflandırılması

Bu hafta; önceden bahsettiğimiz Arketiplerin sınıflamasını farklı bir yünden tekrar inceleyelim.

1) Arketipler Neden Tekrar Tekrar Ortaya Çıkar?

İnsanlık farklı çağlarda, farklı kültürlerde, farklı dillerle yaşamış olsa da:

  • Masallarda hep kahraman var.
  • Mitolojilerde hep bir ana tanrıça figürü var.
  • Sanatta hep ışık-karanlık çatışması var.

👉 Jung’a göre bunun sebebi: Arketipler evrensel ruhsal kalıplardır.

Onlar bizim içimizde zaten var.
Bir tohum gibi, hayat deneyimiyle birlikte filizlenir.

  • Çocuğun gözünde “anne” → evrensel “anne arketipi”ni çağırır.
  • Zor bir mücadeleye girince → içindeki “kahraman arketipi” harekete geçer.

📌 Arketipler → İnsan deneyimini düzenleyen görünmez yazılımlar gibidir.

2) Jung’un Temel Arketipleri

Jung yüzlerce arketipten bahseder ama bazılarını temel çekirdek arketipler olarak öne çıkarır.

A) Persona (Maske)
  • Sosyal hayatta taktığımız rol.
  • İşte “ciddi”, evde “sevecen”, arkadaş arasında “esprili”.
  • Ama bu maske → gerçek benlik değil.

B) Gölge
  • Bilinçdışına ittiğimiz, kabul etmediğimiz taraf.
  • Korkular, öfkeler, bastırılmış arzular.
  • Ama aynı zamanda yaratıcı enerji kaynağıdır.

C) Anima & Animus
  • Ruhun karşı cinsi temsil eden yanı.
  • Anima = erkeğin içindeki kadınsı yan.
  • Animus = kadının içindeki erkeksi yan.

D) Kahraman
  • Hayatın zorluklarına karşı mücadele eden yanımız.
  • Gücü, cesareti, değişimi temsil eder.

E) Ana (Mother)
  • Koruyucu, besleyici, şefkatli figür.
  • Ama aşırı olursa → boğucu, bağımlı hale getiren “kötü anne”.

F) Bilge İhtiyar / Bilge Kadın
  • Yol gösteren, öğretici, rehber figür.
  • Rüyalarda öğretmen, dede, nine, kutsal varlık olarak görünebilir.

G) Çocuk
  • Masumiyet, potansiyel, yeni başlangıç.
  • Rüyalarda bebek, küçük hayvan, saf bir figür olarak görünebilir.

3) Arketipler Nasıl Çalışır?

Arketipler doğrudan bilinçte ortaya çıkmaz.
Onları şuralarda görürüz:

  • Rüyalar: Sembolik imgeler (ejderha, çocuk, kahraman).
  • Mitler & Masallar: Kahraman yolculuğu, kurtarıcı, kötü cadı.
  • Sanat & Edebiyat: Resimler, filmler, romanlar.
  • Günlük Yaşam: Reklamlarda anne figürü, filmlerde gölge düşman, toplumda “kurtarıcı lider” imgesi.

4) Arketiplerin Çift Yönlü Doğası

Her arketipin pozitif ve negatif yüzü vardır.

ArketipIşıklı YönüKaranlık Yönü
KahramanCesaret, fedakârlıkKibirlilik, kör şiddet
AnneŞefkat, beslemeBoğma, bağımlılık
BilgeYol göstericiManipülatif otorite
ÇocukMasumiyet, umutSaflık, güçsüzlük
GölgeYaratıcılık, enerjiKaranlık dürtüler

👉 Jung’a göre kişisel gelişim = bu karşıtlıkları dengelemek.

5) Türk Kültüründe Arketipler
  • Dede Korkut → Bilge arketipi.
  • Köroğlu → Kahraman + Adalet.
  • Umay Ana → Ana arketipi.
  • Keloğlan → Masum çocuk, aynı zamanda “trickster” (hilebaz).
  • Nasreddin Hoca → Bilge/soytarı sentezi.

6) Modern Yaşamda Arketiplerin Rolü
  • Reklam:
    • Çikolata reklamında “anne şefkati”.
    • Otomobil reklamında “kahramanlık ve özgürlük”.
  • Siyaset: Lider → Kahraman ya da Baba figürü.
  • Sinema:
    • Marvel filmleri → Kahraman & Gölge çatışması.
    • Star Wars → Kahraman yolculuğunun modern versiyonu.

👉 Demek ki arketipler sadece bireysel rüyalarımızda değil, kolektif kültürümüzde de hâlâ çok güçlü.

7) Jung’un Bütünleştirme Çağrısı

Jung’a göre olgun insan:

  • Sadece maskesiyle yaşamaz.
  • Gölgesini fark eder.
  • Anima/Animus ile bütünleşir.
  • Kahramanını harekete geçirir.
  • Bilge rehberini dinler.

📌 Bu bütünleşme süreci = Bireyleşme Yolculuğu.
(Gelecek yazılarda bunu daha detaylı göreceğiz).

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Arketip Günlüğü

Bugün kendini gözlemle:

  • Hangi arketip sende baskın?
    • İşte → Kahraman mı?
    • Ailede → Anne/Baba figürü mü?
    • Arkadaş grubunda → Şakacı mı?

B) Medya Analizi
  • Bugün izlediğin bir film, dizi ya da reklam seç.
  • İçindeki arketipleri tespit et.
  • Hangi rol hangi arketipi temsil ediyor?

C) Yaratıcı Çalışma
  • Çocukluğundan bir masalı seç (Keloğlan, Pamuk Prenses, vs.).
  • Bu masaldaki arketipleri ayıkla.
  • Örneğin: Pamuk Prenses → Masum Çocuk, Cadı → Gölge, Prens → Kahraman.
Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Çocuklar Diyet Yapar mı? – Küçük Gençlere

Hatice Öğretmen’in sınıfı o sabah her zamankinden daha hareketliydi. Pencereden içeri giren güneş ışığı sıraların üzerine yayılmış, tahtada büyük harflerle yazılmış başlık parlıyordu:

“VÜCUDUMUZU TANIYORUZ”

Sınıfta Tibet, Elif, Asya, Defne Ebrar, Nilda, Mercan, Çınar, Mehmet Atlas, Eylül, Mila, Kıvanç, Yaman, Defne Yaz, Ela 1, Ela 2, Aziz, Can, Atlas, Ali, Zehra ve Ege oturuyordu.

Hatice Öğretmen gülümsedi.
“Bugün önemli bir konu konuşacağız çocuklar. Sağlık.”

Tam o sırada Ege parmağını kaldırdı.

“Öğretmenim…”
“Evet Ege?”
“Çocuklar diyet yapabilir mi? Şişman çocuklar nasıl zayıflar?”

Sınıf bir anda sessizleşti.

Tibet başını çevirdi.
“Ben de bunu merak ediyorum.”

Elif kaşlarını kaldırdı.
“Ben de.”

Asya:
“Bazı çocuklar gerçekten çok üzülüyor.”

Hatice Öğretmen derin bir nefes aldı.
“Bu sorunun cevabı çok önemli. Ama sadece anlatarak öğrenmek zor.”

Sonra masasına yürüdü. Çekmecesini açtı.

İçinden küçük, parlak, gümüş bir çıngırak çıkardı. Üzerinde yıldızlar vardı.

Mercan fısıldadı:
“Bu gerçek mi?”

Çınar gözlerini açtı.
“Yok artık…”

Hatice Öğretmen gülümsedi.
“Bu sıradan bir çıngırak değil.”

Çıngırağı kaldırdı.

Tıngır…
Tıngır…
Tıngır…

Sınıfın ortasında mor bir duman belirdi. Duman dönmeye başladı. Sonra içinden uzun boylu, beyaz sakallı, gözlüklü biri çıktı. Üzerinde parlayan bir laboratuvar önlüğü vardı.

“Merhaba çocuklar!” dedi.
“Ben Sihirli Profesör Metabolizma!”

Mila ağzını kapattı.
“Gerçek mi bu?!”

Profesör eğildi.
“Gerçek kadar gerçek.”

Kıvanç ayağa kalktı.
“Biz rüya mı görüyoruz?”

Profesör güldü.
“Hayır. Öğrenme yolculuğuna çıkıyoruz.”

Hatice Öğretmen:
“Profesör, çocukların çok önemli bir sorusu var.”

Profesör gözlüğünü düzeltti.
“Biliyorum… Sorunuz kulağıma gelldi…Diyet… kilo… sağlık. Hepsini yaşayarak öğreneceğiz.”

Yaman:
“Yaşayarak mı?!”

Profesör bastonunu yere vurdu.

Vuuuup!

Sınıf dönmeye başladı. Duvarlar ışığa dönüştü. Zemin şeffaflaştı.

Zehra:
“Düşüyoruz!”

Ali:
“Hayır… uçuyoruz!”

Bir anda hepsi dev bir kapının önünde durdu.

Kapı açıldı.

İçeri girdiklerinde pembe, dev bir mağaraya benzer bir yer gördüler. Tavandan damlalar sarkıyor, zeminde yumuşak bir yol uzanıyordu.

Profesör:
“Hoş geldiniz. Burası ağız.”

Tibet:
“Gerçekten mi? Bu kadar büyük mü?”

Profesör:
“Şu an küçülmüş haldesiniz.”

Elif:
“Yani birinin ağzının içindeyiz?”

Profesör:
“Evet.”

Asya:
“Peki yemekler buradan giriyor değil mi?”

Profesör:
“Aynen öyle.”

Defne Ebrar el kaldırdı.
“Çocuklar diyet yapmalı mı?”

Profesör:
“İlk cevap: Çocuklar büyür. Büyüyen vücut aç kalmamalı.”

Nilda:
“Yani diyet yapamaz mı?”

Profesör:
“Aç kalarak veya büyümesi için gerekli gıdalardan uzak kalarak diyeti yapamaz.”

Mercan:
“Peki kiloluysa?”

Profesör:
“Sağlıklı beslenmeyi öğrenir.”

Çınar:
“Ben çikolatayı çok seviyorum.”

Profesör gülümsedi.
“Sevmek sorun değil. Fazlası sorun. Tabi ki çikolataların bazıları içlerinde sağlığınız için zararlı maddeler içeriyor. İşte asıl sorun da burada başlıyor. O çikolataların zerresi bile insanlara zararlı”

Mehmet Atlas:
“Zararlı olanları nasıl anlayabiliriz? Peki fazlası ne demek?”

Profesör:
“Öncelikle vücudunuzun harcadığından fazla miktarda tüketmemelisiniz. Ayrıca zararlı oanları içindekiler bölümünü okuyarak seçmelisiniz” , ”İsterseniz haftaya gelip bu konuda da sihirli dünyalara yolculuk yapabiliriz.”

Hatice Öğretmen:
“Evet profesör çok isteriz.. Lütfen gelin.”

Eylül:
“Vücut enerji mi harcıyor?”

Profesör:
“Her saniye.”

Mila:
“Otursak bile?”

Profesör:
“Evet.”

Kıvanç:
“Koşarsak?”

Profesör:
“Daha çok.”

Yaman:
“Ben futbol oynuyorum.”

Profesör:
“Harika. Enerji yakıyorsun.”

Defne Yaz:
“Enerji yakmak zayıflatır mı?”

Profesör:
“Dengeler.”

Ela 1:
“Ben bazen hiç acıkmadan yiyorum.”

Profesör:
“Bu duygusal yemedir. Eğer dikkat edilmez ise zaman içerisinde sağlığını bozabilir ve kilo almana neden olabilir”

Ela 2:
“Can sıkıntısı mı?”

Profesör:
“Evet. O da duygusal bir durumdur.”

Aziz:
“Ben oyun oynarken cips yiyorum.”

Profesör:
“Fark etmeden fazla kalori alıyorsun. Bu sağlıksız bir alışkanlıktır. ”

Can:
“Sanırım bu konu ile ilgili olsa gerek. Kalori nedir?”

Profesör:
“Enerji birimidir.”

Atlas:
“Kalorinin fazlası ne olur?”

Profesör:
“Vücutta depolanır.”

Ali:
“Vücudun neresinde depolanır?”

Profesör:
“Yağ olarak vücudun her yerinde ve genellikle orantılı olarak depolanır”

Zehra:
“Yani kilo böyle mi oluyor?”

Profesör:
“Evet. Aynen kalori fazlalarının depolanması zaman içinde kiloların artması ile sonuçlanır”

Ege:
“Peki nasıl zayıflamalı?”

Profesör:
“Vücudu doğru yöneterek.” dedi ve bastonunu yere vurdu…

Zemin kaydı. Hepsi bir kaydıraktan aşağı indi.

Vuuuuş!

Dev bir salona geldiler. Ortada köpüren bir kazan vardı.

Profesör:
“Burası mide.”

Tibet:
“Çorba kazanı gibi!”

Profesör:
“Yemekler burada parçalanır.”

Elif:
“Hamburger gelirse?”

Profesör elini salladı. Bir hamburger düştü.
Kazan zorlanmaya başladı.

Asya:
“Sebze gelirse?”

Bir brokoli düştü. Kazan sakinleşti.

Defne Ebrar:
“Demek fark ediyor.”

Profesör:
“Hem de çok.”

Nilda:
“Çok yemek mideyi büyütür mü?”

Profesör:
“Zamanla evet.”

Mercan:
“Az yemek küçültür mü?”

Profesör:
“Dengeye gelir.”

Çınar:
“Gece yemek yemek?”

Profesör:
“Gece vücut yavaşlar. Gece yemek yediğinizde vücudunuz zorlanır. Ve yediğiniz gıdaların önemli bir kısmı kalori olarak harcanamaz daha fazla depolanır”

Mehmet Atlas:
“Yani gece yemek yemek kilo mu aldırır?”

Profesör:
“Burada yediğiniz saat, ne yediğiniz ve ne kadar fazla yediğiniz çok önemli.” ”Her yaşta insanların bunlara dikkat etmesi ve yaşına uygun zaman ve şekilde beslenmesi gerekir.”

Eylül:
“Peki su içmek?”

Profesör:
“Her zaman su içmek çok önemli.” ”En doğru su içme miktarı için idrarınıza bakarak karar vermelisiniz” ”idrarınızı yaptığınızda çok açık sarı rennk ise yeterli su içiyorsunuz demektir. Eğer idrar renginiz koyu sarıya dönmüş ise yeterli su içmiyorsunuz demektir”

Mila:
“Gazlı içecekler?”

Profesör:
“Kesinlikle çok zararlılar… Hayatınız boyunca gazlı içeceklerden uzak durun çocuklar”

Kıvanç:
“Spor yapınca?”

Profesör:
“Enerji yakılır. Ve çocuklar her yaşta düzenli spor yapmayı ihmal etmeyin”

Yaman:
“Ben terleyince mutlu oluyorum.”

Profesör:
“Çünkü vücudun çalışıyor. Pek tabi ki terlemene neden olan egzersizler sırasında kanında seni mutlu etmeye yarayan maddeler salgılanır. Spor da terlemenin en ideal sebeplerinden biridir.”

Defne Yaz:
“Yavaş yemek yemek iyimidir?”

Profesör:
“Evet yemeklerimizi yavaş yemeli uzun uzun çiğnemeliyiz. Tokluk sinyali beynimizden vücudumuza yavaş yayılır. Tokluk hissinin vücut tarafından doğru zamanda anlaşılabilmesi için yavaş yememiz gerekir. Hızlı yediğimizde vücut tokluk hissine ulaşana kadar gereğinden fazla yemek yemiş ve kalori almış oluruz. Bu da kilo almamıza yol açar ”

Ela 1:
“Tookluğa ve açlığa beynimiz mi karar veriyor?”

Profesör:
“Evet.”

Ela 2:
“Hızlı yersek?”

Profesör:
“Dediğim gibi fazla yeriz. Ve kilo alırız”

Aziz:
“Kahvaltı çok mu önemli? Ben sabah uyandığımda hiç aç olmuyorum ama…”

Profesör:
“Kahvaltı çok önemli. Özellikle sizler her sabah özellikle yumurta yemelisiniz” ”Kimler üniversiteye gitmek istiyor gençler?

Herkes ellerini kaldırdı.. Ben ben sesleri yankılandı sınıfta…

Profesör:
“O zaman her sabah kahvaltı yapmalı ve yumurta yemelisiniz gençler”

Can:
“Kahvaltı yapmasak ne olur?”

Profesör:
“Öncelikle sonraki öğünde gereğinde fazla yeriz.” ”Beyin gelişiminiz için gerekli gıdaları eksik ve düzensiz aldığınızda beyninizi yeteri gelişemez ve asllında daha iyi yapabileceğiniz bir çok beceride geri kalırsınız.”

Atlas:
“Ben çok acıkıyorum.”

Profesör:
“Çünkü büyüyorsun.”

Ali:
“Spor iyi mi?”

Profesör:
“Harika.”

Zehra:
“Mutluluk etkiler mi?”

Profesör:
“Çok.”

Ege:
“Sanırım biraz biraz anlıyorum.”

Profesör:
“Daha yeni başlıyoruz.”

Bir anda zemin açıldı. Kırmızı bir nehirde yüzmeye başladılar.

Profesör:
“Burası kan dolaşımı.”

Tibet:
“Roller coaster gibi!”

Elif:
“Her yere gidiyor!”

Profesör:
“Enerji taşıyor.”

Asya:
“Şeker gelirse?”

Profesör:
“Hızlı enerji.”

Defne Ebrar:
“Fazlası?”

Profesör:
“Yağ deposu.”

Nilda:
“Yağ hücreleri nerede?”

Profesör:
“Her yerde.”

Mercan:
“Şişiyor mu?”

Profesör:
“Evet.”

Çınar:
“Patlıyor mu?”

Profesör:
“Hayır, büyüyor.”

Mehmet Atlas:
“Zayıflayınca?”

Profesör:
“Küçülür.”

Eylül:
“Demek yok olmuyor.”

Profesör:
“Evet yağ hücreleri büyür – küçülür ama yok olmazlar.”

Mila:
“Uyku etkiler mi?”

Profesör:
“Evet kesinlikle uyku çok önemli”

Kıvanç:
“Az uyursak?”

Profesör:
“Açlık artar.”

Defne Yaz:
“Stres etkiler mi?”

Profesör:
“Kilo aldırabilir.”

Profesör gözlüğünü düzeltti.

“Hazır mısınız?”

Sınıf hep bir ağızdan:
“EVET!”

Profesör bastonunu kaldırdı.

“Şimdi… sizi iki farklı vücuda götüreceğim.
Biri sağlıksız beslenen…
Biri dengeli beslenen.”

Hatice Öğretmen gülümsedi.
“Gerçek ders şimdi başlıyor.”

Profesör bastonunu yere vurdu.

Bir anda kırmızı nehir karardı. Etraf griye döndü. Hava ağırlaştı. Uzaktan uğultu geliyordu.

Mila korkuyla fısıldadı:
“Bir şey değişti…”

Profesör ciddi bir sesle konuştu:
“Şimdi… sağlıksız beslenen ve hareketsiz yaşayan bir çocuğun vücuduna giriyoruz.”

Zehra:
“Gerçekten mi?”

Profesör:
“Evet. Ama korkmayın. Öğreneceğiz.”

Bir anda önlerinde dev bir kapı belirdi.

Kapı açıldı.

İçerisi karanlıktı.

İçeri girdikleri anda üzerlerine yapışkan bir yağmur yağmaya başladı.

Tibet:
“Bu ne?!”

Profesör:
“Şeker fırtınası.”

Elif:
“Şeker yağmuru mu oluyor?”

Profesör:
“Bu çocuk gün boyu şekerli – gazlı içecek, paketli atıştırmalık ve fast food tüketiyor.”

Asya:
“Vücut ne yapıyor?”

Profesör:
“Önce başa çıkmaya çalışıyor.”

Bir anda dev şeker küpleri gökten düşmeye başladı.

Defne Ebrar:
“Çok fazla!”

Profesör:
“Kan şekeri hızla yükseliyor.”

Nilda:
“Bu kötü mü?”

Profesör:
“Çok hızlı yükselmesi kötü.”

Mercan:
“Sonra ne oluyor?”

Profesör:
“Pankreas insülin gönderiyor.”

Çınar:
“İnsülin ne?”

Profesör:
“Şekeri hücrelere sokan anahtar.”

Mehmet Atlas:
“Fazla şeker gelirse?”

Profesör:
“Anahtarlar yani insülinler yorulur.”

Eylül:
“Yorulur mu?”

Profesör:
“Evet. Vücut zorlanır.”

Mila:
“Sonra?”

Profesör:
“Şeker yağa çevrilir.”

Kıvanç:
“Yani kilo?”

Profesör:
“Evet.”

Yaman:
“Bu kadar hızlı mı?”

Profesör:
“Zamanla birikir.”

Defne Yaz:
“Her gün olursa?”

Profesör:
“Yağ depoları büyür.”

Ela 1:
“Peki spor yoksa?”

Profesör:
“Yakılmaz.”

Ela 2:
“Depolanır?”

Profesör:
“Aynen.”

Aziz:
“Ben bazen çok şeker yiyorum…”

Profesör yumuşakça:
“Bazen sorun değil. Sürekli olursa sorun.”

Can:
“Vücut üzülür mü?”

Profesör:
“Evet.”

Atlas:
“Vücut üzülür mü gerçekten?”

Profesör:
“Organlar yorulur.”

Ali:
“Beyin etkilenir mi?”

Profesör:
“Çok.”

Zehra:
“Nasıl?”

Profesör:
“Şimdi göreceğiz.”

Ege:
“Hazırım.”

Bir anda dev sarı balonların olduğu bir yere geldiler. Balonlar şişmişti. Bazıları patlayacak gibi gergindi.

Tibet:
“Bu ne?!”

Profesör:
“Yağ hücreleri.”

Elif:
“Çok büyükler!”

Profesör:
“Fazla enerji depolanmış.”

Asya:
“Şişmişler.”

Profesör:
“Evet.”

Defne Ebrar:
“Daha da büyür mü?”

Profesör:
“Eğer böyle devam ederse evet.”

Nilda:
“Sonra?”

Profesör:
“Hareket zorlaşır.”

Mercan:
“Nasıl?”

Profesör elini salladı.
Bir anda hepsi ağırlaştı. Yürümek zorlaştı.

Çınar:
“Koşamıyorum!”

Profesör:
“Çünkü vücut ağırlaşır.”

Mehmet Atlas:
“Gerçekten böyle mi hissediyorlar?”

Profesör:
“Evet.”

Eylül:
“Çok zor.”

Mila:
“Nefesim kesiliyor.”

Profesör:
“Fazla kilo kalbi zorlar.”

Kıvanç:
“Kalbi mi?”

Profesör:
“Evet.”

Yaman:
“Kalp yorulur mu?”

Profesör:
“Daha çok çalışır.”

Defne Yaz:
“Bu kötü.”

Ela 1:
“Peki kemikler?”

Profesör:
“Onları da görelim.”

Bir anda yere baktılar. Altlarında bir köprü vardı. Ama köprü çatlaklarla doluydu.

Ela 2:
“Bu ne?”

Profesör:
“Bu çocuğun kemikleri.”

Aziz:
“Çatlamış!”

Profesör:
“Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik kemikleri zayıflatır.”

Can:
“Nasıl?”

Profesör:
“Kalsiyum az, hareket az.”

Atlas:
“Koşmazsa?”

Profesör:
“Kemik güçlenmez.”

Ali:
“Güneş?”

Profesör:
“Evet güneş D vitamini için önemli.”

Zehra:
“Fast food kemiklere zarar verir mi?”

Profesör:
“Dolaylı olarak evet.”

Ege:
“Demek sadece kilo değil.”

Profesör:
“Tüm sistem etkilenir.”

Bir anda etraf gri sisle kaplandı.

Mila:
“Hiçbir şey göremiyorum!”

Profesör:
“Burası beyin.”

Tibet:
“Beyin mi?!”

Profesör:
“Şeker dalgalanmaları beyni etkiler.”

Elif:
“Nasıl?”

Profesör:
“Dikkat azalır.”

Asya:
“Yorgunluk?”

Profesör:
“Artar.”

Defne Ebrar:
“Derslerde zorlanma?”

Profesör:
“Evet.”

Nilda:
“Gerçekten mi?”

Profesör:
“Beyin kaliteli yakıt ister.”

Mercan:
“Abur cubur?”

Profesör:
“Vücut için kalitesiz yakıt ve zararlı maddeler içerir”

Çınar:
“Sebze meyve?”

Profesör:
“Beyin dostu.”

Mehmet Atlas:
“Su?”

Profesör:
“Çok önemli.”

Eylül:
“Uyku?”

Profesör:
“Beyin temizliği.”

Mila:
“Az uyku?”

Profesör:
“Beyin sisi artar.”

Kıvanç:
“Ben uykusuzken ders dinleyemiyorum.”

Profesör:
“Sebebi bu. Uykusuzluk beyni sislendirir.”

Yaman:
“Şekerli – gazlı içecek içince sonra yoruluyorum.”

Profesör:
“Şekerli – gazlı içecekler kan şekerinin dengesini bozar önce hızla yükseltir ardından da çok hızı düşürür”

Defne Yaz:
“Demek gerçekmiş.”

Ela 1:
“Beynimiz gerçekten etkileniyor.”

Ela 2:
“Bu çok önemli.”

Ege:
“Kilo sadece dış görünüş değil. Tüm vücut meselesi.”

Profesör gülümsedi

Hatice Öğretmen çocuklara baktı.
“Peki bu vücut değişebilir mi?”

Tibet:
“Değişebilir mi?”

Profesör bastonunu kaldırdı.

“Evet.”

Elif:
“Nasıl?”

Profesör:
“Şimdi… sizi başka bir vücuda götüreceğim.”

Asya:
“Sağlıklı olan mı?”

Profesör:
“Evet. Dengeli beslenen, hareket eden bir çocuğun vücudu.”

Tüm sınıf aynı anda:
“Gidelim!”

Profesör bastonunu yere vurdu.

IŞIK PATLAMASI

“Hazır olun…” dedi profesör.
“Şimdi gerçek farkı yaşayacaksınız.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı.

Bir anda karanlık dağıldı. Gri sis yok oldu. Ağır hava yerini taze, ferah bir rüzgâra bıraktı.

Göz kamaştırıcı bir ışık patladı.

Çocuklar gözlerini kapattı.

Sonra…

Yavaşça açtıklarında nefesleri kesildi.

Etraf ışıl ışıldı.

Gökyüzü gibi parlak bir kubbe vardı. Altlarında pırıl pırıl akan bir nehir. Ağaç gibi görünen damarlar. Altın sarısı ışıklarla dolu yollar…

Tibet fısıldadı:
“Burası… çok güzel.”

Profesör gülümsedi:
“Evet. Dengeli beslenen ve hareket eden bir çocuğun vücuduna hoş geldiniz.”

Elif hayranlıkla:
“Az önceki yerle hiç aynı değil!”

Profesör:
“Çünkü içerideki yakıt farklı.”

Asya:
“Yani yemekler mi?”

Profesör:
“Evet. Ve hareket.”

Defne Ebrar:
“Burası neden bu kadar parlak?”

Profesör:
“Enerji dengesi sağlıklı.”

Nilda:
“Enerji dengesi?”

Profesör:
“Alınan enerji = kullanılan enerji.”

Mercan:
“Fazlası yok?”

Profesör:
“Depolanan az, kullanılan çok.”

Çınar:
“Bu çocuk spor mu yapıyor?”

Profesör:
“Her gün hareket ediyor.”

Mehmet Atlas:
“Ne kadar?”

Profesör:
“En az 1 saat aktif.”

Eylül:
“Koşu, oyun, spor?”

Profesör:
“Hepsi.”

Mila:
“Bu yüzden mi her şey parlak?”

Profesör:
“Evet. Şimdi organlara bakalım.”

Kırmızı nehirde süzülmeye başladılar.

Ama bu sefer su gibi berraktı.

Kıvanç:
“Bu nehir daha hızlı akıyor!”

Profesör:
“Çünkü kalp güçlü.”

Yaman:
“Kalp mutlu mu yani?”

Profesör:
“Evet.”

Defne Yaz:
“Şeker fırtınası yok.”

Profesör:
“Kan şekeri dengeli.”

Ela 1:
“Yavaş yükseliyor mu?”

Profesör:
“Evet.”

Ela 2:
“Düşmüyor mu?”

Profesör:
“Dengede kalıyor.”

Aziz:
“Bu nasıl oluyor?”

Profesör:
“Tam tahıl, sebze, protein.”

Can:
“Gazlı içecek?”

Profesör:
“Kesinlikle yudum dahi içmiyor”

Atlas:
“Su?”

Profesör:
“Bol bol.”

Ali:
“Demek su önemli.”

Profesör:
“Çok.”

Zehra:
“Beyin için de mi?”

Profesör:
“Özellikle.”

Ege:
“Şimdi beyni görmek istiyorum.”

Profesör:
“Göreceğiz.”

Bir anda güçlü kulelerin olduğu bir yere geldiler. Kuleler ritmik şekilde hareket ediyordu.

Tibet:
“Burası ne?”

Profesör:
“Kaslar.”

Elif:
“Çok güçlü görünüyor.”

Profesör:
“Çünkü kullanılıyor.”

Asya:
“Koştuğu için mi?”

Profesör:
“Evet.”

Defne Ebrar:
“Spor kas yapar mı?”

Profesör:
“Kasları güçlendirir.”

Nilda:
“Zayıf çocuk da güçlü olabilir mi?”

Profesör:
“Elbette.”

Mercan:
“Kilo tek ölçü değil.”

Profesör:
“Kesinlikle.”

Çınar:
“Ben futbol oynayınca bacaklarım yoruluyor.”

Profesör:
“Çünkü çalışıyor.”

Mehmet Atlas:
“Sonra güçleniyor mu?”

Profesör:
“Evet.”

Eylül:
“Protein önemli mi?”

Profesör:
“Kas için evet.”

Mila:
“Yumurta, yoğurt?”

Profesör:
“Harika.”

Kıvanç:
“Abur cubur?”

Profesör:
“Kaslarımızın düşmanıdırlar”

Yaman:
“Ben artık hiç abur cubur yemiyeceğim.”

Profesör gülümsedi.

Dev beyaz bir kale gördüler. Parlıyordu.

Defne Yaz:
“Bu kale ne?”

Profesör:
“Kemikler.”

Ela 1:
“Çok sağlam!”

Profesör:
“Kalsiyum + hareket.”

Ela 2:
“Zıplamak işe yarar mı?”

Profesör:
“Evet.”

Aziz:
“Koşmak?”

Profesör:
“Evet.”

Can:
“Güneş?”

Profesör:
“Pek tabi ki D vitamini için güneş çok önemli.”

Atlas:
“Süt?”

Profesör:
“Sizin yaşlarınız için çok önemli özelikle Kalsiyum.”

Ali:
“Fast food?”

Profesör:
“Dediğim gibi tüm insanlar için çok zararlı.”

Zehra:
“Demek kemikler beslenmeyle güçleniyor.”

Profesör:
“Aynen.”

Ege:
“İki vücut arasındaki fark çok büyük.”

Profesör:
“En büyük farkı şimdi göreceksiniz.”

Bir anda gökyüzü gibi parlayan bir merkeze geldiler.

Işık…
Renk…
Enerji…

Mila:
“Burası… inanılmaz.”

Profesör:
“Beyin.”

Tibet:
“Az önceki sisli yerle hiç aynı değil!”

Profesör:
“Çünkü yakıt kaliteli.”

Elif:
“Nasıl yani?”

Profesör:
“Sebze, meyve, omega-3, su, uyku.”

Asya:
“Uyku mu?”

Profesör:
“Beyin temizliği yapar.”

Defne Ebrar:
“Az uyku?”

Profesör:
“Beyin kendini temizleyemez ve düşünme kabiliyeti zayıflar.”

Nilda:
“Şeker fazla alınırsa?”

Profesör:
“Beyniniz zayıflar”

Mercan:
“Bu çocuk nasıl hissediyor?”

Profesör elini salladı.

Bir anda hepsi hafifledi.
Düşünceler netleşti.
Renkler parlaklaştı.

Çınar:
“Daha hızlı düşünüyorum!”

Mehmet Atlas:
“Ben de!”

Eylül:
“Ders dinlemek kolay!”

Mila:
“Kendimi mutlu hissediyorum.”

Kıvanç:
“Enerjim var!”

Yaman:
“Koşmak istiyorum!”

Defne Yaz:
“Bu çok güzel.”

Ela 1:
“Beynimiz gerçekten etkileniyor.”

Ela 2:
“Yemekler beynimizi değiştiriyor.”

Aziz:
“Artık anladım.”

Can:
“Ben de.”

Atlas:
“Sağlıklı yemek güç veriyor.”

Ali:
“Spor mutluluk veriyor.”

Zehra:
“Uyku da.”

Ege derin nefes aldı.

“Profesör…”

Profesör:
“Evet?”

Ege:
“Şimdi cevabı tamamen anlamaya başladım.”

Profesör:
“Söyle bakalım.”

Ege:
“Çocuklar diyet yapmaz…
Vücudunu doğru besler.
Hareket eder.
Uyur.
Mutlu olur.”

Profesör gözlüğünü çıkardı. Gülümsedi.

“Bravo.”

Hatice Öğretmen gururla baktı.

Profesör bastonunu kaldırdı.

Bir anda iki görüntü yan yana belirdi:

Sol tarafta:
karanlık, sisli, ağır vücut.

Sağ tarafta:
parlak, enerjik, güçlü vücut.

Tüm sınıf sessizdi.

Tibet:
“Fark çok büyük.”

Elif:
“İnanılmaz.”

Asya:
“Seçimlere bağlı.”

Defne Ebrar:
“Gerçekten seçimlere.”

Nilda:
“Her günkü seçimler.”

Mercan:
“Küçük küçük.”

Çınar:
“Koşmak.”

Mehmet Atlas:
“Su içmek.”

Eylül:
“Uyumak.”

Mila:
“Sebze yemek.”

Kıvanç:
“Oyun oynamak.”

Yaman:
“Tablet değil hareket.”

Defne Yaz:
“Kendini sevmek.”

Ela 1:
“Başkasını incitmemek.”

Ela 2:
“Destek olmak.”

Aziz:
“Birlikte yapmak.”

Can:
“Arkadaş olmak.”

Atlas:
“Gülmek.”

Ali:
“Hareket etmek.”

Zehra:
“Mutlu olmak.”

Ege:
“Sağlıklı yaşamak.”

Profesör bastonunu yere vurdu.

“Ders tamamlandı.”

Profesör bastonunu yavaşça yere vurdu.

Işıklar titredi. Parlak enerji şehri yavaşça silinmeye başladı.

Hatice Öğretmen sınıfa baktı.
“Şimdi en önemli kısma geliyoruz çocuklar.”

Tibet merakla:
“Daha önemli mi?”

Profesör gülümsedi.
“Evet. Çünkü şimdi… kendi vücudunuzu göreceksiniz.”

Elif gözlerini açtı.
“Nasıl yani?”

Profesör:
“Her biriniz, kendi vücudunuzun içinde kısa bir yolculuk yapacaksınız.”

Asya heyecanla:
“Gerçekten mi?!”

Profesör:
“Gerçekten.”

Defne Ebrar:
“Ben hazır mıyım bilmiyorum…”

Hatice Öğretmen yumuşakça:
“Bu bir sınav değil. Bir keşif.”

Nilda:
“Korkmalı mıyız?”

Profesör:
“Hayır. Öğreneceksiniz.”

Mercan:
“Acı hissedecek miyiz?”

Profesör:
“Hayır. Sadece anlayacaksınız.”

Çınar:
“Ben hazırım!”

Mehmet Atlas:
“Ben de!”

Eylül:
“Çok heyecanlıyım.”

Mila:
“Kalbim hızlı atıyor.”

Kıvanç:
“Bu çok gerçek.”

Yaman:
“Başlayalım!”

Defne Yaz:
“Ben merak ediyorum.”

Ela 1:
“Ben de.”

Ela 2:
“Hazırım.”

Aziz:
“Başlasın.”

Can:
“Görelim.”

Atlas:
“Macera!”

Ali:
“Bilim macerası.”

Zehra:
“Derin nefes aldım.”

Ege:
“Profesör… başlayabiliriz.”

Profesör bastonunu kaldırdı.

Tüm sınıf ışık oldu.

Tibet kendini dev bir enerji şehrinde buldu.

Ama bu şehir biraz dalgalıydı. Bazen parlak, bazen soluk.

Tibet:
“Burası benim vücudum mu?”

Profesör:
“Evet.”

Tibet:
“Bazen enerjim çok… bazen yok.”

Profesör:
“Çünkü öğün atlıyorsun.”

Tibet:
“Doğru…”

Bir anda Tibet sabah kahvaltısını atladığı bir günü gördü.
Beyin bölgesi yavaşladı.
Sonra öğlen çok fazla yemek yediği an geldi.
Kan şekeri fırladı.
Sonra düştü.

Tibet:
“Başım dönüyor…”

Profesör:
“Düzensiz beslenme.”

Tibet:
“Ne yapmalıyım?”

Profesör:
“Düzenli yemek.”

Tibet:
“Anladım.”

Elif kendini mavi kristallerle dolu bir yerde buldu.

Ama kristaller azdı.

Elif:
“Bu ne?”

Profesör:
“Su depoları.”

Elif:
“Ben az su içiyorum…”

Bir anda Elif kendini susuz bir günde gördü.
Baş ağrısı.
Yorgunluk.
Dikkat dağınıklığı.

Elif:
“Gerçekten böyle oluyorum!”

Profesör:
“Beyin su ister.”

Elif:
“Artık daha çok su içeceğim.”

Asya bir odada belirdi.
Oda doluydu.
Ama yemekler vardı.

Asya:
“Bu ne?”

Profesör:
“Can sıkıntısı yemeği.”

Asya:
“Ben bazen sıkılınca yiyorum…”

Bir anda Asya kendini tablet başında atıştırırken gördü.
Aç değildi.
Ama yiyordu.

Asya:
“Gerçekten aç değilim…”

Profesör:
“Bunu fark etmek önemli.”

Asya:
“Artık fark edeceğim.”

Defne Ebrar karanlık bir alana geldi.
Beyin yorgundu.

Defne Ebrar:
“Bu neden böyle?”

Profesör:
“Geç uyuduğun geceler.”

Bir anda ekran ışığı, geç saat, sabah yorgunluk…

Defne Ebrar:
“Evet…”

Profesör:
“Uyku = büyüme.”

Defne Ebrar:
“Daha erken uyuyacağım.”

Nilda hareketsiz bir alandaydı.
Her şey yavaştı.

Nilda:
“Bu çok sıkıcı…”

Profesör:
“Hareketsizlik.”

Sonra Nilda parkta koştuğu günü gördü.
Her yer ışıklandı.

Nilda:
“Vay!”

Profesör:
“Hareket = enerji.”

Nilda:
“Her gün hareket edeceğim.”

Mercan şeker dalgalarının içinde kaldı.

Mercan:
“Bu ne?!”

Profesör:
“Şekerli içecek.”

Enerji yükseldi.
Sonra düştü.

Mercan:
“Yoruldum!”

Profesör:
“Dalgalanma.”

Mercan:
“Daha az içeceğim.”

Çınar kas şehrindeydi.

Çınar:
“Burası güçlü!”

Profesör:
“Futbol oynadığında böyle.”

Sonra tablet başında oturduğu gün geldi.
Kaslar zayıfladı.

Çınar:
“Anladım.”

Mehmet Atlas sabah boş mide gördü.

Mehmet Atlas:
“Ben kahvaltıyı atlıyorum…”

Sonra kahvaltılı gün geldi.
Beyin parladı.

Mehmet Atlas:
“Fark çok büyük.”

Sebze bahçesi…
Vitamin ışıkları…

Eylül:
“Demek sebzeler gerçekten işe yarıyor.”

Profesör:
“Evet.”

Mila gülünce ışıklar arttı.

Profesör:
“Mutluluk hormonları.”

Mila:
“Demek gülmek bile etkiliyor.”

Kıvanç bir anda kendini dev bir salonun içinde buldu.

Salonun ortasında güçlü bir davul sesi vardı:
BUM… BUM… BUM…

Kıvanç etrafına baktı.
“Bu ses ne?”

Profesör yanında belirdi.
“Kalbin.”

Dev kırmızı bir motor gibi çalışan kalp ritmik şekilde atıyordu.
Ama bir anda görüntü değişti.

Kıvanç kendini tablet başında, hareketsiz bir günde gördü.
Kalp daha yavaş, daha zor çalışıyordu.

Kıvanç:
“Kalbim yorulmuş…”

Profesör:
“Hareket etmeyen kalp zayıflar.”

Sonra sahne değişti.
Kıvanç futbol oynuyordu.
Koşuyordu.
Gülüyordu.

Kalp bir anda parladı.
Ritmi güçlendi.

Profesör:
“Spor = güçlü kalp.”

Kıvanç gülümsedi:
“Ben kalbimi güçlendireceğim.”

Yaman rengârenk bir enerji parkına geldi.
Kaydıraklar, zıplama alanları, ışıklar…

Yaman:
“Burası harika!”

Profesör:
“Oyun enerjidir.”

Bir anda Yaman kendini tüm gün oturduğu bir günde gördü.
Enerji parkı karardı.
Işıklar söndü.

Yaman:
“Bu çok sıkıcı…”

Profesör:
“Hareket olmayınca enerji azalır.”

Sonra Yaman arkadaşlarıyla saklambaç oynadı.
Koştu.
Zıpladı.

Enerji parkı tekrar ışıl ışıl oldu.

Yaman:
“Oyun gerçekten enerji veriyor!”

Profesör:
“Evet.”

Yaman:
“Ben daha çok hareket edeceğim.”

Defne Yaz bir kontrol merkezine geldi.
Her yerde saatler vardı.
Ama bazıları hızlı, bazıları yavaştı.

Defne Yaz:
“Bu ne?”

Profesör:
“Günlük düzen.”

Bir anda düzensiz bir gün gösterildi.
Geç uyku.
Geç kahvaltı.
Karışık saatler.

Merkezde alarm çaldı.
Her şey karıştı.

Defne Yaz:
“Bu çok yorucu…”

Sonra düzenli bir gün geldi.
Aynı saatlerde yemek.
Uyku.
Hareket.

Tüm saatler uyumlu çalıştı.
Merkez parladı.

Profesör:
“Düzen = denge.”

Defne Yaz:
“Artık daha düzenli olacağım.”

Ela 1 kendini bir kontrol odasında buldu.
Ama ekranlar bulanıktı.

Ela 1:
“Neden net değil?”

Profesör:
“Susuzluk.”

Bir anda susuz kaldığı bir gün geldi.
Baş ağrısı.
Dikkat dağınıklığı.

Ela 1:
“Gerçekten böyle hissediyorum.”

Sonra su içtiği an geldi.
Ekranlar netleşti.
Işık arttı.

Profesör:
“Su = odak.”

Ela 1:
“Artık su şişem hep yanımda olacak.”

Ela 2 yıldızlı bir gökyüzüne geldi.
Ama yıldızlar soluktu.

Profesör:
“Uyku hormonu.”

Geç uyuduğu bir gece gösterildi.
Yıldızlar söndü.

Ela 2:
“Bu kötü…”

Sonra erken uyuduğu gece geldi.
Yıldızlar parladı.
Kemikler ışıklandı.

Profesör:
“Uyku = büyüme.”

Ela 2:
“Artık daha erken uyuyacağım.”

Aziz dev bir atıştırmalık şehrine geldi.
Ama yerler yapışkandı.

Aziz:
“Yürüyemiyorum!”

Profesör:
“Fazla abur cubur.”

Sonra dengeli bir tabak geldi.
Sebze, protein, su.

Zemin temizlendi.
Hareket kolaylaştı.

Aziz:
“Fark çok büyük.”

Profesör:
“Azaltmak yeter.”

Aziz:
“Tamamen bırakmak değil, azaltmak.”

Can yalnız bir parkta duruyordu.
Enerji azdı.

Sonra arkadaşları geldi.
Koştular.
Güldüler.

Enerji patladı.

Profesör:
“Birlikte hareket daha güçlü.”

Can:
“Arkadaşlarımla spor yapacağım.”

Atlas kapalı bir odadaydı.
Hava ağırdı.

Sonra kapı açıldı.
Güneş.
Rüzgâr.
Ağaçlar.

Atlas derin nefes aldı.

Profesör:
“Açık hava = oksijen = enerji.”

Atlas:
“Her gün dışarı çıkacağım.”

Ali dev bir tabak gördü.
Bir taraf dolu, bir taraf boştu.

Profesör:
“Dengesiz beslenme.”

Sonra dengeli tabak oluştu:
Sebze
Protein
Tahıl
Su

Tabak parladı.

Ali:
“Denge buymuş.”

Zehra aynalarla dolu bir odaya geldi.
Bazı aynalar onu olduğundan farklı gösteriyordu.

Zehra:
“Bu doğru değil…”

Profesör:
“Beden algısı.”

Sonra gerçek ayna geldi.
Güçlü, sağlıklı bir Zehra.

Profesör:
“Sağlık görünüşten büyüktür.”

Zehra:
“Kendimi seveceğim.”

Ege geniş bir kontrol merkezine geldi.
Tüm sınıfın seçimleri ekranda görünüyordu.

Yemek
Uyku
Hareket
Mutluluk

Ege:
“Her şey seçim…”

Profesör:
“Farkındalık = güç.”

Ege derin nefes aldı:
“Artık biliyorum.
Sağlık bir diyet değil.
Bir yaşam yolu.”

Profesör gülümsedi.

“Ve sen bunu ilk soran kişiydin.”

Ege:
“Şimdi cevabı biliyorum.”

O sırada gözlerini kamaştıran bir ışıkla her yer parladı ve devamında aniden söndü.

Bir anda hepsi tekrar birlikteydi.

Parlak bir alanda.

Hatice Öğretmen:
“Ne öğrendiniz?”

Tibet:
“Vücudum benim sorumluluğum.”

Elif:
“Su çok önemli.”

Asya:
“Aç değilsem yemem.”

Defne Ebrar:
“Uyku şart.”

Nilda:
“Hareket enerji.”

Mercan:
“Şeker az.”

Çınar:
“Spor çok.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı önemli.”

Eylül:
“Sebze dost.”

Mila:
“Mutluluk sağlık.”

Kıvanç:
“Koşacağım.”

Yaman:
“Oynayacağım.”

Defne Yaz:
“Düzenli olacağım.”

Ela 1:
“Su içeceğim.”

Ela 2:
“Erken uyuyacağım.”

Aziz:
“Abur cubur asla yemeyeceğim.”

Can:
“Arkadaşlarımla spor.”

Atlas:
“Açık hava.”

Ali:
“Dengeli besleneceğim.”

Zehra:
“Kendimi seveceğim.”

Ege derin nefes aldı:

“Profesör…
Cevabı artık tamamen biliyorum.”

Profesör:
“Söyle.”

Ege:
“Çocuklar diyet yapmaz.
Vücuduna iyi bakar.
Sağlıklı yaşar.
Birlikte güçlenir.”

Profesör gülümsedi.

“Ders tamamlandı.”

Parlak alan yavaşça titreşti.

Sihirli profesör bastonunu yere hafifçe dokundurdu.
Işıklar yumuşadı. Renkler sakinleşti.

Hatice Öğretmen sınıfa baktı.
Ama artık bu sıradan bir bakış değildi.
Gurur doluydu.

Profesör derin bir sesle konuştu:

“Sevgili çocuklar…
Bir vücudun içine girdiniz.
Sonra başka bir vücudun.
Sonra kendi vücudunuza.”

Tibet etrafına baktı.
“Gerçekten hepsi oldu mu?”

Profesör:
“Evet. Çünkü öğrenmenin en güçlü yolu yaşamaktır.”

Elif:
“Ben artık su içmenin ne kadar önemli olduğunu hissettim.”

Asya:
“Ben aç olmadığım halde yemek yediğimi fark ettim.”

Defne Ebrar:
“Uyku gerçekten beyni değiştiriyor.”

Nilda:
“Hareket edince vücudum ışıklandı.”

Mercan:
“Şeker dalgasını hiç unutmayacağım.”

Çınar:
“Spor yapınca kaslarımın nasıl mutlu olduğunu gördüm.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı yapmadığım günler çok zormuş.”

Eylül:
“Sebzeler gerçekten güç veriyor.”

Mila:
“Mutlu olunca vücudum parladı.”

Kıvanç:
“Koşmak kalbi güçlendiriyor.”

Yaman:
“Oyun oynamak bile spor.”

Defne Yaz:
“Düzenli olmak vücudu rahatlatıyor.”

Ela 1:
“Su beynimi açıyor.”

Ela 2:
“Erken uyuyunca sabahım güzel oluyor.”

Aziz:
“Abur cubur gerçekten çok zararlı.”

Can:
“Arkadaşla spor yapmak çok daha eğlenceli.”

Atlas:
“Açık havada olmak vücudu mutlu ediyor.”

Ali:
“Dengeli yemek en doğrusu.”

Zehra:
“Kendimizi sevmek de sağlık.”

Sonunda herkes Ege’ye baktı.

Ege yavaşça konuştu:
“Ben soruyu sormuştum…”

Hatice Öğretmen gülümsedi:
“Evet.”

Ege:
‘Çocuklar diyet yapabilir mi?’ diye sormuştum.”

Profesör:
“Ve cevabı?”

Ege derin nefes aldı:

“Çocuklar diyet yapmaz.
Çocuklar büyür.
Çocuklar öğrenir.
Çocuklar vücuduna iyi bakar.”

Profesör başını salladı.
“Bravo.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı.

Bir anda gökyüzünde dev bir yazı belirdi:

SAĞLIK = DENGE

Profesör:
“Sağlık bir sayı değildir.
Bir tartı değildir.
Bir kıyafet değildir.”

Tibet:
“O zaman nedir?”

Profesör:
“Bir yaşam biçimi.”

Elif:
“Her gün yaptığımız seçimler mi?”

Profesör:
“Evet.”

Asya:
“Küçük seçimler?”

Profesör:
“Her günkü küçük seçimler büyük sonuçlar doğurur.”

Defne Ebrar:
“Uyku seçimi.”

Nilda:
“Hareket seçimi.”

Mercan:
“Su seçimi.”

Çınar:
“Spor seçimi.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı seçimi.”

Eylül:
“Sebze seçimi.”

Mila:
“Mutluluk seçimi.”

Kıvanç:
“Koşma seçimi.”

Yaman:
“Oyun seçimi.”

Defne Yaz:
“Düzen seçimi.”

Ela 1:
“Dinlenme seçimi.”

Ela 2:
“Ekran süresi seçimi.”

Aziz:
“Abur cubur yeme yemem seçimi.”

Can:
“Arkadaş seçimi.”

Atlas:
“Açık hava seçimi.”

Ali:
“Denge seçimi.”

Zehra:
“Kendini sevme seçimi.”

Ege:
“Sağlıklı yaşama seçimi.”

Profesör gülümsedi.

Bir anda sahnede iki siluet belirdi.
Biri kilolu bir çocuk.
Biri zayıf bir çocuk.

İkisi de üzgündü.

Zehra yavaşça:
“Bu…”

Profesör:
“Bazı çocuklar kiloları yüzünden üzülür.
Bazıları zayıf olduğu için.
Bazıları farklı olduğu için.”

Mila:
“Bu çok üzücü.”

Profesör:
“Bir vücudu iyileştiren en güçlü şeylerden biri… desteklenmektir.”

Tibet:
“Dalga geçmek en kötüsü.”

Elif:
“Gerçekten.”

Asya:
“İnsan kalbi kırılır.”

Defne Ebrar:
“Ve belki daha çok yer…”

Nilda:
“Veya hiç yemez…”

Mercan:
“İkisi de kötü.”

Çınar:
“Demek arkadaş olmak önemli.”

Profesör:
“En önemli şeylerden biri.”

Mehmet Atlas:
“Birlikte spor yapabiliriz.”

Eylül:
“Birlikte sağlıklı yiyebiliriz.”

Mila:
“Birlikte gülebiliriz.”

Kıvanç:
“Birlikte koşabiliriz.”

Yaman:
“Birlikte oynayabiliriz.”

Defne Yaz:
“Kimse yalnız kalmamalı.”

Ela 1:
“Kimse utanmamalı.”

Ela 2:
“Kimse dışlanmamalı.”

Aziz:
“Herkes desteklenmeli.”

Can:
“Herkes değerli.”

Atlas:
“Herkes farklı.”

Ali:
“Herkes önemli.”

Zehra:
“Herkes saygıyı hak eder.”

Ege:
“Ve herkes sağlıklı olabilir.”

Profesör gözlüğünü çıkardı.
Gözleri parlıyordu.

“İşte… en büyük ders.”

Profesör çıngırağı Hatice Öğretmen’e verdi.

“Artık dönme zamanı.”

Hatice Öğretmen çıngırağı üç kez salladı.

Tıngır…
Tıngır…
Tıngır…

Işık döndü.
Renkler birleşti.
Zemin kaydı.

Ve bir anda…

Hepsi tekrar sınıftaydı.

Tahta.
Sıralar.
Pencereden gelen güneş.

Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.

Hatice Öğretmen tahtaya büyük harflerle yazdı:

VÜCUDUM BENİM EVİM

Tibet:
“Onu koruyacağım.”

Elif:
“Su içeceğim.”

Asya:
“Aç değilsem yemeyeceğim.”

Defne Ebrar:
“Uyuyacağım.”

Nilda:
“Hareket edeceğim.”

Mercan:
“Şekerden – çikolatada uzak duracağım.”

Çınar:
“Spor yapacağım.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı yapacağım.”

Eylül:
“Sebze yiyeceğim.”

Mila:
“Mutlu olacağım.”

Kıvanç:
“Koşacağım.”

Yaman:
“Oynayacağım.”

Defne Yaz:
“Dengeli yaşayacağım.”

Ela 1:
“Su içeceğim.”

Ela 2:
“Erken uyuyacağım.”

Aziz:
“Abur cubur yeemeyeceğim”

Can:
“Arkadaşlarımla hareket edeceğim.”

Atlas:
“Açık havaya çıkacağım.”

Ali:
“Dengeli besleneceğim.”

Zehra:
“Kendimi seveceğim.”

Sonunda Ege konuştu:

“Ve…
kimseyle kilosu yüzünden dalga geçmeyeceğiz.”

Sınıf hep bir ağızdan:

“ASLA!”

Hatice Öğretmen gülümsedi.

Pencereden güneş sınıfa doldu.

Ve o gün…
Hatice Öğretmen’in sınıfı sadece bir ders öğrenmedi.

Bir yaşam biçimi öğrendi.

Sonuç Olarak

Çocuklar diyet yapmaz.
Çocuklar büyür.
Çocuklar öğrenir.
Çocuklar dengeli yaşar.
Ve en önemlisi…
birbirine iyi davranır.

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Dr Mustafa KEBAT

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Türk Ticari Hayatında Yeni Gözetim Dönemi – KURGAN

13 Şubat’ta İzmir Ticaret Odası’nda yapılan KURGAN – Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi bilgilendirme toplantısı, ilk bakışta teknik bir vergi sunumu gibi görünse de aslında Türkiye’de ticari hayatın yönünü değiştirecek bir dönüşümün habercisiydi.
Sizlere, hem o toplantıda anlatılan teknik çerçeveyi hem de sistemin daha derin anlamını bir araya getirerek değerlendirmek istiyorum.

Amacım, bu yeni sistemin:

  • Ne olduğu
  • Neden kurulduğu
  • Ticari hayatı nasıl etkileyeceği
  • Ülkemiz için ne ifade ettiği
  • Hangi çekinceleri barındırdığı

Her yönü ortaya koymak.

1. KURGAN nedir?

KURGAN, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından geliştirilen, şirketlerin mali ve ticari davranışlarını anlık veri analizi ile izleyen yeni nesil bir risk ve gözetim sistemidir.

Bu sistem:

  • e-fatura
  • e-defter
  • banka hareketleri
  • beyannameler
  • SGK verileri
  • gümrük işlemleri

gibi birçok veriyi birlikte analiz ederek şirketlerin risk profilini çıkarır.

Klasik vergi denetiminden farkı şudur:

Geçmişe bakarak inceleme yapmak yerine, anlık veriyle davranış analizi yapar.

Yani artık denetim sonradan değil, süreç içinde gerçekleşmektedir.

KURGAN’ın Şirketler İçin Gerçek Anlamı

Bu sistem klasik vergi denetimi değildir.

KURGAN = davranışsal mali analiz sistemi

Şunu yapar:
Bir şirketi tek tek değil, davranış modeli olarak izler.

Şirket:

  • nasıl fatura kesiyor
  • kiminle çalışıyor
  • sektör ortalamasına göre marjı
  • nakit akışı
  • personel gideri
  • stok devri
  • POS/banka oranı
  • kâr/ciro oranı

hepsi birlikte analiz edilir.

Sonuç:
➡️ “Vergi hatası” değil
➡️ “Vergisel davranış riski” ölçülür.

Bu çok farklı bir paradigma.

2026 Sonrası Türkiye’de Yeni Dönem

Artık:

Defter doğru tutmak yetmeyecek.
Davranışın da tutarlı olacak.

Çünkü sistem şunu yapıyor:

1. Sektör karşılaştırması

Seni tek başına incelemez.
Sektördeki benzer 500 firma ile karşılaştırır.

Örnek:

  • Aynı ciro
  • Aynı şehir
  • Aynı sektör

Ama senin kâr marjın %2
diğerleri %18

→ sistem: “anomali”

2. Tedarik zinciri analizi

Sadece seni değil:

  • senden fatura kesenleri
  • senin kestiğin firmaları
  • onların da bağlantılarını

inceler.

Eğer zincirde sahte/şüpheli firma varsa:
temiz şirket bile risk puanı alır.

3. Anlık hareket analizi

Eskiden:
5 yıl sonra inceleme

Şimdi:
1–3 ay içinde risk bayrağı

2. Neden böyle Bir Sistem Kuruldu?

Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır karşı karşıya olduğu üç temel sorun var:

  1. Kayıt dışı ekonomi
  2. Sahte belge/fatura zincirleri
  3. Düzensiz ve gecikmeli vergi denetimi

Klasik modelde denetim çoğu zaman yıllar sonra yapılıyordu.
Bu da hem devleti hem de dürüst çalışan işletmeleri zor durumda bırakıyordu.

KURGAN ile hedeflenen:

  • kayıt dışılığı azaltmak
  • sahte belge kullanımını erken yakalamak
  • riskli alanları önceden görmek
  • dürüst işletmeleri korumak
  • vergi sisteminde adalet duygusunu artırmak

olarak özetlenebilir.

3. “Kurgan” İsminin Sembolik Anlamı

Bu sistemin adı tesadüfi değildir.

Türk tarihinde “kurgan”:

  • Yükseltilmiş yapı
  • Gözetleme noktası
  • Koruma ve hâkimiyet merkezi

anlamına gelir.

Bugünkü sistem de ekonomiyi:

yukarıdan ve sürekli izleyen bir gözetim platformu olarak konumlandırmaktadır.

Bu isim, teknik bir yazılım adından ziyade yeni bir yönetim anlayışının sembolüdür.

Nasıl çalışıyor?

Sistem büyük veri + AI mantığında.

Topladığı veri kaynakları:

  • e-fatura / e-arşiv
  • e-defter
  • banka hareketleri
  • POS verileri
  • gümrük
  • SGK
  • beyannameler

Hepsi çapraz analiz edilir.

Sonuç:

➡️ Her işletmeye dinamik risk profili
➡️ Olağandışı işlem tespiti
➡️ Sektör karşılaştırması
➡️ Erken uyarı yazıları (ceza değil uyarı)

Klasik vergi denetimi:

3-5 yıl sonra inceleme

KURGAN:

İşlem olur olmaz analiz

Riskli görülen işlem varsa:
➡️ Mükellefe yazı gider
➡️ “Düzelt, kontrol et” uyarısı
➡️ Gerekirse inceleme başlar

4. Türk Ticari Hayatına Getireceği Üstünlükler

Bu sistem yalnızca bir denetim aracı değildir.
Doğru okunduğunda ticari hayat için önemli avantajlar barındırmaktadır.

4.1. Dürüst işletme Avantajı

Kayıt dışı çalışan ile kayıt içinde çalışan arasındaki fark giderek azalacaktır.

Şeffaf ve düzgün çalışan işletmeler:

  • Daha az denetim baskısı
  • Daha hızlı iade süreçleri
  • Daha güvenilir ticari profil

elde edecektir.

Bu, rekabetin daha adil hale gelmesi açısından önemlidir.

4.2. Veri Temelli Ekonomi Kültürü

KURGAN, Türkiye’de ticaretin “defter mantığından” “veri mantığına” geçişini hızlandıracaktır.

Artık:

yalnızca doğru kayıt tutmak değil
tutarlı ve izlenebilir ticari davranış göstermek

önemli hale gelecektir.

Bu durum:

  • kurumsallaşmayı hızlandırır
  • şirket içi mali disiplini artırır
  • finansal şeffaflığı yükseltir
Sistem neden önemli?

Türkiye’de vergi denetimi paradigması değişti.

Artık:

Eski modelYeni model (KURGAN)
Sonradan denetimAnlık izleme
Rastgele incelemeRisk temelli
İnsan denetçiAI + veri
Dosya incelemeVeri madenciliği

Bu,
mali şeffaflık çağının başlangıcı sayılıyor.

Şirketler İçin Ana Risk Alanları

Açık konuşuyorum.
Türkiye’de birçok şirket şu alanlarda zorlanacak.

1. Karlılık-Mantık Uyumsuzluğu

Şirket:

  • yüksek ciro
  • düşük kâr

uzun süre gösteriyorsa
sistem bunu “vergi optimizasyonu” olarak işaretler.

Özellikle:

  • inşaat
  • sağlık
  • üretim
  • ithalat
  • danışmanlık
2. Nakit ve POS Dengesizliği

Şu oranlar izleniyor:

  • POS/ciro
  • banka/ciro
  • nakit çekim
  • ortak cari

Uyumsuzluk = risk.

3. Sahte Fatura Zincirine Bulaşma

Kasıt olmasa bile:

Bir tedarikçin
→ riskli listede ise

sen de
→ ikinci halka riskine girersin.

Bu KURGAN’ın en sert kısmı.

4. SGK – Ciro Uyumsuzluğu

Ciro yüksek
personel az

→ sistem: “kayıt dışı emek?”

Özellikle:

  • üretim
  • sağlık
  • hizmet sektörü

4.3. Güven Skoru ve Finansmana Erişim

Gelecekte şirketlerin:

  • Kredi
  • Teşvik
  • Yatırım
  • Ortaklık

süreçlerinde mali risk profilleri daha fazla önem kazanacaktır.

Temiz ve izlenebilir mali geçmişe sahip şirketlerin finansmana erişimi kolaylaşacaktır.

Bu, özellikle üretim ve ihracat hedefleyen işletmeler için önemli bir avantajdır.

4.4. Kayıt Dışı Ekonomi İle Mücadele

Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri kayıt dışılıktır.

KURGAN ile:

  • Zincirleme sahte fatura
  • Hayali ticaret
  • Vergi kaybı

daha erken tespit edilecektir.

Bu da kamu gelirlerinin artmasına ve vergi yükünün daha adil dağılmasına katkı sağlayacaktır.

5. Geleceğe Dönük Ülke Menfaatleri

Bu sistem yalnızca vergi toplama aracı olarak görülmemelidir.

Uzun vadede:

1. Ekonomik güven artışı

Şeffaf veri ortamı, yerli ve yabancı yatırımcı için güven oluşturur.

2. Kurumsallaşma kültürü

Küçük ve orta ölçekli işletmeler dahi kurumsal finans disiplini geliştirmek zorunda kalacaktır.

3. Dijital devlet altyapısı

Ekonomik verilerin gerçek zamanlı izlenmesi,
kriz yönetimini ve ekonomik planlamayı güçlendirir.

4. Uluslararası rekabet gücü

Şeffaf ve izlenebilir şirketler, uluslararası ortaklık ve ihracat açısından daha avantajlı hale gelir.

5. Büyük Fırsat Tarafı

Şeffaf ve düzgün şirketler için:

5.1. Denetim baskısı azalacak

Risk puanın düşükse:

  • inceleme gelmez
  • hızlı iade
  • daha az sorgu

olacak.

5.2. Kurumsal Güven Skoru Dönemi Başlıyor

Henüz resmi değil ama konuşuluyor:

Gelecekte:

  • kredi
  • teşvik
  • ihaleler

için
vergi risk skoru kullanılacak.

Bu çok kritik.

5.3. Temiz Şirket Avantajı

Kayıt dışı çalışan rakipler:
yavaş yavaş sistem dışına itilecek.

Bu özellikle:

  • sanayi
  • sağlık
  • üretim
  • ihracat

için fırsat.

6. Dile Getirilmesi Gereken Çekinceler

Her yeni sistem gibi KURGAN da bazı çekinceleri beraberinde getirir.
Bunları dile getirmek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

6.1. Aşırı Bürokratik Algı Riski

İş dünyasında:

“Her adımımız izleniyor” algısı oluşabilir.

Bu algı doğru yönetilmezse girişimci motivasyonunu olumsuz etkileyebilir.

6.2. Veri Yorumlama Hatası Riski

Algoritmik analiz sistemlerinde:

  • Sektör farklılıkları
  • Geçici finansal dengesizlikler
  • Yatırım dönemleri

yanlış yorumlanabilir.

Bu nedenle sistemin rehberlik ve uyarı mantığında çalışması önemlidir.

6.3. Küçük İşletmelerin Uyum Süreci

Dijital mali disiplin:

  • küçük esnaf
  • mikro işletmeler

için başlangıçta zorlayıcı olabilir.

Bu süreçte bilgilendirme ve eğitim kritik olacaktır.

7. Genel Değerlendirme

KURGAN sistemi, Türk ticari hayatında: denetimden çok dönüşüm. anlamına gelmektedir.

Bu dönüşüm:

  • daha şeffaf
  • daha kurumsal
  • daha izlenebilir
  • daha rekabetçi

bir ekonomik yapıya doğru ilerleyişi ifade eder.

Dürüst ve üretim odaklı çalışan işletmeler için bu sistem bir tehdit değil, uzun vadede koruyucu bir çerçeve olacaktır.

Türkiye ekonomisi yeni bir döneme girmektedir.
Bu dönemde başarı: yalnızca üretmekle değil doğru ve şeffaf şekilde üretmekle mümkün olacaktır.

KURGAN sistemi, ilk bakışta sıkı bir gözetim aracı gibi görünse de doğru değerlendirildiğinde:

  • Dürüst ticareti koruyan
  • Kayıt dışılığı azaltan
  • Kurumsallaşmayı teşvik eden

bir dönüşüm mekanizmasıdır.

Bu süreci doğru okuyabilen işletmeler için gelecek daha öngörülebilir ve daha güvenli olacaktır.

Cemil Tanju ANAKLI

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 6 — Arketiplerin Doğuşu & Kolektif Bilinçdışı

1) Jung’un Freud’dan Ayrılışı

Carl Gustav Jung, kariyerinin başında Freud’un en yakın çalışma arkadaşıydı.
Freud → Psikanalizin kurucusu, tüm ruhsal sorunları cinsellik merkezli açıklıyordu.
Jung → Başta bu yaklaşımı kabul etti, ama zamanla farklı düşünmeye başladı:

  • İnsan ruhu sadece bastırılmış cinsellikten ibaret değildi.
  • Rüyalar sadece gizli arzuları değil, aynı zamanda evrensel sembolleri de içeriyordu.
  • İnsan bilinçdışı yalnızca bireysel yaşantıların deposu değildi, kolektif (ortak) bir boyutu da vardı.

👉 Bu ayrılık Jung’un Freud’dan kopmasına yol açtı. Ve psikolojiye yepyeni bir kavram kazandırdı: Kolektif Bilinçdışı.

2) Bilinçdışının Katmanları

Jung’a göre ruh 3 katmandan oluşur:

  1. Bilinç (Ego):
    • Günlük farkındalık alanı, düşünceler, kararlar, kimlik duygumuz.
    • “Ben buyum” dediğimiz yüzey.
  2. Kişisel Bilinçdışı:
    • Bastırdığımız anılar, unutulan deneyimler, kişisel travmalar.
    • Freud’un anlattığı “bilinçdışı” büyük ölçüde buraya denk gelir.
  3. Kolektif Bilinçdışı:
    • İnsanlığın ortak hafızası.
    • Bütün insanlarda doğuştan var olan arketipler, imgeler, semboller.
    • Kişisel deneyimlerden bağımsız.

📌 Kolektif bilinçdışı = İnsan olmanın genetik mirası gibi düşünebilirsin.
Nasıl DNA’mız biyolojik bilgiyi taşıyorsa, kolektif bilinçdışımız da ruhsal bilgiyi taşır.

3) Kolektif Bilinçdışının Kanıtları

Jung bu fikri ortaya attığında çok eleştirildi. Lakin gözlemleri güçlüydü:

  • Rüyalar: Farklı kültürlerden insanlar aynı sembolleri görüyordu (yılan, deniz, kahraman, anne).
  • Mitoloji: Dünyanın farklı coğrafyalarında aynı kahramanlık hikâyeleri, tufan mitleri, yaratılış efsaneleri vardı.
  • Sanat: İlkel kabilelerin maskeleri, Ortaçağ ikonaları, modern sanat eserleri → benzer imgeleri içeriyordu.
  • Psikoz vakaları: Akıl hastası birinin hiç bilmediği kültürlerden mitolojik imgeleri sayıklaması.

👉 Jung’a göre bunlar, bilinçaltının yalnızca bireysel değil, evrensel bir boyutu olduğunun kanıtıydı.

4) Arketiplerin Doğuşu

Arketipler, kolektif bilinçdışında bulunan ilksel imgelerdir.
Doğrudan gözle görünmezler ama:

  • Rüyalarda,
  • Masallarda,
  • Mitolojilerde,
  • Sanatta,
  • Dini sembollerde
    karşımıza çıkarlar.

Örnekler:
  • Anne Arketipi: Doğa Ana, Meryem Ana, Bereket Tanrıçaları.
  • Kahraman Arketipi: Hz. Ali, Dede Korkut, Süperman.
  • Gölge Arketipi: Şeytan, canavarlar, ejderhalar.
  • Bilge İhtiyar: Hızır, Derviş, Gandalf.

Arketipler evrenseldir ama her kültürde farklı “kıyafetler” giyerler.

5) Türk Kültüründe Kolektif Bilinçdışı

Bizim kültürümüzde de kolektif bilinçdışını yansıtan zengin örnekler var:

  • Dede Korkut Hikâyeleri → Kahraman arketipi, bilge arketipi.
  • Nasreddin Hoca → Bilge/soytarı arketipi.
  • Köroğlu → Kahraman + Adalet arketipi.
  • Şaman davulu → Kozmik merkez sembolü.
  • Türk halı motifleri → Mandala gibi ruhun düzenini sembolleştirir.

6) Kolektif Bilinçdışının Günlük Hayattaki Yansımaları
  • Rüyanda hiç gitmediğin bir tapınakta bulunabilirsin.
  • Masallara, süper kahraman filmlerine kapılman kolektif bilinçdışının sana seslenmesidir.
  • Reklamlarda sürekli “anne şefkati” ya da “kahramanlık” temalarının işlenmesi, bu arketiplerin evrensel çekiciliğinden kaynaklanır.

👉 Yani, kolektif bilinçdışı hem bireysel psikolojimizi hem de modern kültürü şekillendirir.

7) Jung’un Cesareti

Unutma: Jung’un çağında bu fikirler “mistik saçmalık” gibi görülüyordu.
Ama Jung şunu fark etti:

  • İnsan sadece biyolojik bir varlık değil,
  • Aynı zamanda mitolojik ve sembolik bir varlıktır.

Bu yüzden Jung’un çalışmaları hem psikolojide hem felsefede hem de sanat dünyasında çığır açtı.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Rüya Günlüğü
  • Bu gece gördüğün rüyaları not et.
  • Rüyanda geçen sembolleri Jung’un arketip sistemiyle ilişkilendirmeye çalış.
    • Örn: Yılan → Bilgelik & tehlike.
    • Ev → İçsel dünya.
    • Yol → Hayat yolculuğu.

B) Mitoloji Araştırması
  • Dilediğin bir mitoloji seç (Türk, Yunan, Mısır, Hint).
  • Bir kahraman hikâyesini özetle.
  • Sonra düşün: Bu hikâye ile günümüz süper kahraman filmleri arasında benzerlikler var mı?

C) Gözlem Çalışması
  • Bugün izlediğin reklamlara, filmlere ya da haber başlıklarına dikkat et.
  • Arketipleri bulmaya çalış.
    • “Kurtarıcı” mı var?
    • “Anne” mi işleniyor?
    • “Gölge” yani kötü karakter nasıl sunulmuş?
Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Yeni Yangın Yönetmeliği Taslağı Üzerine Bir Değerlendirme

(Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik Revizyon Taslağı)

Son dönemde kamuoyuna ve meslek çevrelerine yansıyan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY) yeni taslak revizyonu, sadece teknik bir güncelleme değil; Türkiye’de yangın güvenliği kültürünün yeniden tanımlanmasına yönelik ciddi bir paradigma değişimi niteliği taşımaktadır.

Taslağı, doğrudan kendi tecrübelerim ve mesleki bakış açımdan değerlendirmek istiyorum.

Amacım; maddeleri tekrarlamak değil, bu taslağın sahaya ne getireceğini, uygulanabilirliğini ve oluşturacağı yeni sorumluluk alanlarını tartışmaktır.

Yönetmeliğin Felsefesi Değişiyor: Reaktif Sistemden Proaktif Sisteme

Taslak metnin daha ilk maddesinde amaç çok net tanımlanmış durumda:
Yangınların en aza indirilmesi ve çıkabilecek yangınlarda can ve mal kaybının minimize edilmesi için tasarım, yapım, işletme ve bakım süreçlerinin tamamını kapsayan bir sistem öngörülüyor.

Bu ifade bize şunu söylüyor:
Artık yangın güvenliği sadece söndürme değil, tasarım aşamasında başlayan bütüncül bir risk yönetimi sürecidir.

Benim mesleki görüşüm şu:
Bu yaklaşım geç kalmış ama son derece doğru bir yaklaşımdır.
Türkiye’de yangın güvenliği uzun yıllar “yangın çıkarsa söndürürüz” mantığıyla yürütüldü.
Yeni taslak ise “yangın çıkmadan riskleri tasarımda yok et” diyor.

Bu çok önemli bir zihniyet değişimidir.

Sorumluluk Zinciri Artık Çok Daha Sert

Taslakta en dikkat çekici bölümlerden biri sorumluluk tanımlarıdır.

Yönetmelik açıkça söylüyor:
Yangın güvenliği eksikliğinden doğacak zararlardan;

  • Yapı sahibi
  • İşveren
  • Proje müellifi
  • Mimar ve mühendis
  • Müteahhit
  • Yapı denetim
  • İşletmeci
  • Yangın uzmanı
    kusuru oranında sorumludur.

Bu madde sahada devrim niteliğindedir.

Çünkü artık:
“Ben projeyi çizdim, sorumluluk bitti”
veya
“Ben binayı yaptım, işletmeci düşünsün”

dönemi kapanıyor.


Bu düzenleme yürürlüğe girdiğinde yangın güvenliği artık sadece teknik değil hukuki risk yönetimi konusu olacaktır.

Özellikle proje müellifleri ve işverenler için bu yönetmelik:
sigorta ve sorumluluk davaları açısından yeni bir çağın başlangıcıdır.

Lakin burada önemli bir soru geliyor aklıma; Yangın uzmanları da iş güvenliği uzmanlarının sıkıntılı süreçlerini yaşayacaklar mı?

Yangın Güvenliği Projeleri Ayrı Bir Disiplin Haline Geliyor

Taslakta çok kritik bir hüküm var:

1000 m² üzeri veya yüksekliği 21,5 m üzeri binalarda
yangın algılama, söndürme ve tahliye projeleri
mimari projeden ayrı hazırlanacak.

Bu maddeyi son derece doğru buluyorum.

Çünkü Türkiye’de yıllarca yangın projeleri:
mimari projenin köşesine sıkıştırılmış,
formaliteden çizilmiş,
uygulamada dikkate alınmamış belgelerdi.

Yeni yaklaşım şunu söylüyor:
Yangın projesi = ayrı bir mühendislik disiplinidir.

Bu madde yürürlüğe girerse:

  • Yangın danışmanlığı sektörü büyüyecek
  • Yangın mühendisliği uzmanlaşacak
  • Proje hatalarından doğan yangınlar azalacaktır
Sigorta Sektörüne Yeni Yükümlülük

Taslakta en çarpıcı maddelerden biri:

Yangın güvenlik raporu olmayan binalar
sigortalanmayacak.

Bu hüküm uygulanırsa Türkiye’de ilk kez:
yangın güvenliği → ekonomik zorunluluk haline gelir.

Bu ne demek?

Yangın güvenliği olmayan bina:
→ Sigorta yok
→ Kredi yok
→ Kiralama zorluğu
→ Yatırım değeri düşüşü

Bu düzenleme, yönetmeliğin en güçlü yaptırımıdır.

Bu madde uygulanırsa yönetmelik gerçekten işler.
Uygulanmazsa kağıt üzerinde kalır.

İtfaiye ve Yerel Yönetim Rolü Güçleniyor

Taslak, itfaiye görüşünü birçok aşamada zorunlu hale getiriyor.

  • Proje onayı
  • Yapı kullanma izni
  • Periyodik kontroller
  • Uygunluk raporu

gibi süreçlerde itfaiye aktif rol alıyor.

Bu son derece doğru bir yaklaşım.
Lakin burada kritik bir sorum var:

Türkiye’de itfaiyelerin teknik kapasitesi yeterli mi?

Eğer personel ve teknik altyapı güçlendirilmezse
bu maddeler ciddi bürokratik tıkanmaya yol açabilir.

Cephe Yangınları ve Yeni Riskler

Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de en büyük risklerden biri:
cephe yangınlarıdır.

Taslakta:

  • Dış cephe malzeme sınıfları
  • Yanmaz cephe zorunluluğu
  • Katlar arası alev geçiş önlemleri

çok daha sert hale getirilmiş.

Bu özellikle:

  • AVM
  • Otel
  • Hastane
  • Rezidans

gibi yüksek yapılarda hayati önem taşır.

Bu düzenlemeleri çok yerinde buluyorum.
Lakin maliyet artışı ciddi olacaktır.

Orman Kenarı ve Endüstriyel Tesisler: Yeni Dönem

Taslakta ilk kez:
orman kenarı tesisler için özel yangın zonu tanımlanıyor.

Binaların çevresinde:

  • 1,5 m yanmaz alan
  • 10 m bitkisiz alan
  • 30 m kontrollü alan
  • 100 m dış yangın bölgesi

oluşturulması isteniyor.

Bu düzenleme özellikle:

  • Enerji tesisleri
  • Fabrikalar
  • Depolama alanları

için kritik.

Türkiye’deki büyük sanayi yangınlarının çoğu
çevresel risklerden büyümüştür.

Bu madde uygulanırsa
endüstriyel yangınların yayılması ciddi şekilde azalır.

En Büyük Sorun: Uygulanabilirlik

Taslak teknik olarak güçlü.
Ancak en büyük endişem:

Sahada uygulanabilirlik.

Sorular şunlar:

  • Belediyeler bu denetimi yapabilecek mi?
  • İtfaiyeler teknik kapasiteye sahip mi?
  • İşverenler maliyetleri karşılayacak mı?
  • Mevcut binalar nasıl uyum sağlayacak?

Eğer bu soruların cevabı verilmezse
yönetmelik iyi yazılmış ama uygulanamayan bir metne dönüşebilir.

SONUÇ – Bu Bir Yönetmelik Değil, Dönüşüm Metni

Kanaatim:

Yeni yangın yönetmeliği taslağı
Türkiye’de yangın güvenliği anlayışını kökten değiştirecek potansiyele sahiptir.

Ama bu potansiyelin gerçekleşmesi için:

  • Denetim mekanizması
  • Eğitim
  • Sertifikasyon
  • Uzman yetiştirme
  • İtfaiye kapasitesi

eş zamanlı güçlendirilmelidir.

Aksi halde yönetmelik sadece raflarda kalır.

Yangın güvenliği artık bir teknik detay değil,
doğrudan bir yaşam güvenliği ve hukuk meselesidir.

Bu taslak doğru uygulanırsa
önümüzdeki 10 yılda Türkiye’de yangın kaynaklı toplu ölümler ciddi şekilde azalabilir.

Uygulanmazsa…
Bir sonraki büyük yangından sonra yine aynı soruları sorarız.

Dr. Mustafa Kebat

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

OSHA’nın Isı Yönetmeliği Taslağı Üzerine Bir Değerlendirme

İşyeri güvenliği tarihinde sıcaklık ve aşırı ısı risklerinin ele alınması uzun bir süreç içinde gelişmiştir. 20. yüzyılın ortalarından itibaren tarım, inşaat ve endüstriyel alanlarda çalışan işçilerin ısıya bağlı rahatsızlıklarla karşılaşması, ısı stresine yönelik ilk uyarıların yapılmasına yol açmıştır.

Zamanla bilimsel araştırmalar bu tehlikeyi sadece açık hava ile sınırlı görmemiş, kapalı ve kontrollü gibi algılanan alanlarda bile ısı maruziyetinin ciddi sağlık sonuçları olduğunu ortaya koymuştur.

ABD Çalışma Bakanlığı’na bağlı Federal OSHA (Occupational Safety and Health Administration), 2024 yılında aşırı ısıya maruz kalmanın önlenmesi için kapsamlı bir “Heat Injury and Illness Prevention in Outdoor and Indoor Work Settings” adlı önerilmiş standart taslağını Federal Register’da yayımlamıştır. Bu girişim, hem açık hem kapalı mekânlardaki işçileri kapsayacak şekilde ısıya bağlı yaralanmaları azaltmayı amaçlamaktadır.

1. OSHA 2024 Isı Standardı Taslağının İçeriği ve Kapsamı

OSHA tarafından 30 Ağustos 2024’te Federal Register’da yayımlanan bu önerilmiş kural taslağı, işverenlere işyerlerinde ısı tehlikelerini tanımlama, ölçme, kontrol etme ve çalışanları koruyacak “Heat Injury and Illness Prevention Plans” (ısı yaralanması ve hastalığı önleme planları) hazırlama yükümlülüğü getirmektedir. Taslak, hem açık hem kapalı alanlardaki işlerde uygulanacak şekilde hazırlanmıştır.

Taslakta öne çıkan bazı temel unsurlar şunlardır:

  • İşverenlerin ısı tehlikelerini tanımlaması ve yazılı kontrol planları oluşturması.
  • Çalışanların sünme (acclimatization) süreçleri, su erişimi, gölgelendirme/soğuma prosedürleri ve eğitim planları oluşturma.
  • Hem açık hem kapalı alan çalışmalarını içeren kapsamlı bir yaklaşım.
2. Mevcut Uygulama: Federal OSHA’da Uygulama Durumu
OSHA’da Henüz Kesinleşmiş Bir Kural Yok

ABD federal düzeyinde OSHA’nın ısıya karşı koruma konusunda kesin, yürürlüğe girmiş bir standartı bulunmamaktadır.

2024’te yayımlanan metin şu anda “Notice of Proposed Rulemaking” (NPRM) şeklinde olup, yürürlüğe giren bağlayıcı mevzuat statüsünde değildir.

Kısacası:

  • Taslak Federal Register’da yayımlanmıştır, ancak henüz nihai olarak kabul edilip yürürlüğe girmemiştir.
  • Taslak ile ilgili kamuoyu görüşleri ve yorumları 120 günlük süreçle toplanmıştır; bu aşama geleneksel düzenleme sürecinin bir parçasıdır.
  • Yayınlanan taslak metin mevcut çalışma güvenliği mevzuatının yerine geçen bir kural değil, önerilen bir standart düzenlemesidir.

Bu noktada OSHA, şu anda taslağın kabul edilip yasalaştırılması yönünde harekete geçmemiştir ve süreç devam etmektedir.

3. Ülke ve Eyalet Bazlı Uygulamalardan Örnekler

Federal düzeyde henüz bir standardın yürürlüğe girmemiş olması, bazı eyaletlerde benzer standartların zaten uygulandığı gerçeğini değiştirmez.

Örneğin:

  • California eyaleti, hem açık hem kapalı mekanlarda ısı hastalıklarına karşı kendi standartlarını yürürlüğe koymuştur. Bu, yazıdaki federal OSHA taslağından önce gerçekleşmiştir ve belirli sıcaklık eşikleri ile işverenlere yazılı plan hazırlama yükümlülüğü getirir.
  • California’da bu standart, iç mekanlarda 82°F (yaklaşık 28°C) ve üzeri sıcaklıklarda belirli yazılı planları zorunlu kılar.

Bu durum, federal düzeyde bir standardın yokluğunda bile eyaletlerin kendi iş sağlığı gerekliliklerini uyguladığını göstermektedir.

4. Uygulama Yürütme ve Yorumlama Aşamaları

Taslağın yayımlanmasının ardından OSHA, kamuoyu görüşlerini toplamak üzere halka açık oturumlar düzenlemiştir. Bu aşamalar şunlardır:

  • Ağustos 2024 – Taslak Federal Register’da yayımlandı.
  • Haziran 2025 – OSHA taslağına ilişkin informal kamuoyu dinleme oturumları gerçekleştirildi.
  • Bu süreçlerin amacı, taslağın nihai hâline nasıl dönüştürüleceğine ilişkin görüşleri almaktır.

Ancak bu adımlar kuralın yürürlüğe girdiğini değil, yalnızca taslak sürecinin halen devam ettiğini göstermektedir.

Neden Henüz Uygulanmıyor?

Bir kuralın Federal Register’da yayımlanması, onun otomatik olarak yasalaştığı anlamına gelmez; bu sadece düzenleyici sürecin başlangıcıdır.

Taslağın kabul edilip yürürlüğe girmesi için:

  1. Kamuoyu ve paydaş görüşlerinin değerlendirilmesi,
  2. Maliyeti etki değerlendirmesi,
  3. Nihai düzenleme metninin hazırlanması,
  4. Federal Register’da yeniden yayımlanması gerekmektedir.

Bu süreçler genellikle aylar hatta yıllar sürebilir ve OSHA gibi büyük bir düzenleyici kurumda paydaşlara alan tanımak için uzun değerlendirme süreçleri olağandır.

Ayrıca, işveren lobileri ve ekonomik etki değerlendirmeleri de hem federal hem eyalet düzeyinde taslağın hızla kabul edilmesini zorlaştıran bir faktör olarak işlev görmektedir.

Geleceğe Dönük Bir Perspektif

Isı stresi ve aşırı sıcaklıklar, küresel ısınmanın etkileriyle giderek daha yaygın bir tehlike haline gelmiş durumdadır. Bu tehlike, yalnızca açık havada çalışanlar için değil; kapalı mekanlardaki lojistik, depo, üretim ve hizmet sektöründeki işçiler için de ciddi bir sağlık riskidir.

OSHA’nın yayımladığı ısı standardı taslağı, ilk kez federal düzeyde indoor ve outdoor ısı risklerini birlikte ele alan kapsamlı bir çerçeveyi gündeme taşımıştır. Ancak bu taslağın yürürlüğe giren bağlayıcı bir standarda dönüşmesi henüz gerçekleşmemiştir ve süreç devam etmektedir.

Tartışma yalnızca “bir kural var mı yok mu” meselesi değildir; bu, çalışan sağlığının bilimsel kanıtlarla korunması ile ekonomik ve düzenleyici istikrar arasında bir denge arayışıdır. Bu arayış, yalnızca yasal düzenlemelerle değil, aynı zamanda saha uygulamaları, kişisel koruyucu önlemler, işveren-karma ortak eğitimler ve ulusal güvenlik ağlarının güçlendirilmesiyle yürütülmelidir.

Sonuç olarak, OSHA’nın ısı standardı taslağı, iş sağlığı tarihindeki önemli bir kilometre taşıdır, ancak henüz yürürlüğe giren bir uygulama olmaktan uzak kalmaktadır. Bu boşluğu dolduracak pratik, bilimsel ve düzenleyici yaklaşımlar, önümüzdeki dönemde daha belirgin bir şekilde şekillenecektir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

Kaynaklar

⭐️⭐️ https://www.osha.gov/heat-exposure/rulemaking

⭐️⭐️ https://www.federalregister.gov/documents/2024/08/30/2024-14824/heat-injury-and-illness-prevention-in-outdoor-and-indoor-work-settings

⭐️⭐️ https://www.morganlewis.com/pubs/2024/07/osha-issues-landmark-proposed-heat-rule-for-indoor-and-outdoor-work

⭐️⭐️ https://www.laboremploymentlawblog.com/2024/07/articles/illness-and-injury/californias-new-heat-illness-prevention-standard-for-indoor-workplaces-is-now-effective

⭐️⭐️ https://www.safetyandhealthmagazine.com/articles/495793-new-us-heat-rules-met-with-mixed-reactions

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 5 – Benlik (Self): Ruhun Merkezi ve Bütünlük Arketipi

1) Benlik Nedir?

Jung’un psikoloji sisteminde Benlik (Self), ruhun en yüksek ve en kapsayıcı arketipidir.

  • Bilinç (ego) + Bilinçdışı (kişisel ve kolektif) → Benlikte birleşir.
  • Ego kendini “ben” olarak görür, ama aslında buzdağının sadece görünen kısmıdır.
  • Benlik ise tüm buzdağını, yani kişinin tam potansiyelini ve bütünlüğünü temsil eder.

📌 Basit ifade: Ego “küçük ben”dir, Benlik ise “büyük BEN”dir.

2) Jung’a Göre Bütünlük Yolculuğu

İnsan ruhsal gelişiminde sürekli bir denge arar:

  • Bilinç ↔ Bilinçdışı
  • Eril ↔ Dişil
  • Aydınlık ↔ Karanlık (Gölge)

Bu karşıtlıkların dengelenmesiyle ortaya çıkan bütünlük hali → Benliktir.

Benlik, aslında “yaşamın amacı”dır:
👉 Kendini gerçekleştirmek, potansiyelini ortaya koymak, içsel bir uyum bulmak.

3) Benlik’in Sembolleri

Benlik, kültürlerde ve rüyalarda sembollerle karşımıza çıkar.

Evrensel Semboller:
  • Mandalalar (daire içinde haç, lotus çiçeği, merkezden yayılan desenler)
  • Daire → Bütünlük
  • Kare → Denge
  • Ağaç → Merkez ve büyüme
  • Tanrısal figürler → Yüksek ruhsal merkez
Rüyalarda:
  • Bir daire ya da küre
  • Kristal, inci
  • Tapınak, kutsal şehir
  • Rehber figür (bilge ihtiyar, öğretmen)

4) Ego vs Benlik
  • Ego → Günlük kimlik, bilinçli düşünceler, “ben buyum” dediğimiz yön.
  • Benlik → Egonun ötesinde, bilinçdışını da kapsayan tam varlık.

👉 Sorun şu ki, çoğu insan egosunu “tek gerçek ben” sanır.
Jung’a göre ruhsal olgunluk, egonun Benlik’e hizmet etmeye başlamasıyla olur.

5) Türk Kültüründe Benlik

Bizim kültürde “benlik” kelimesi genelde gurur, kibir anlamında kullanılır.
Oysa Jung’daki Benlik tam tersine → tevazu, uyum ve bütünlük anlamındadır.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin sözü:

“Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

Aslında Benlik, işte bu birlik ve bütünlük halidir.

6) Benlik’e Ulaşmanın Yolu: Bireyleşme

Jung’un en önemli kavramlarından biri → Bireyleşme sürecidir.

  • İnsan önce gölgesiyle yüzleşir.
  • Sonra Anima/Animus’u tanır.
  • Bilge, kahraman, ana vb. arketiplerden geçer.
  • En sonunda Benlik’e ulaşır.

👉 Bireyleşme = Parçaların birleşmesi = Ruhsal olgunluk.

7) Mandala: Benlik’in Haritası

Jung hastalarının rüyalarında ve resimlerinde sürekli daire ve mandala figürleri görmüştür.
Mandala, ruhun kendi bütünlüğünü sembolleştirme çabasıdır.

📌 Örneğin:

  • Tibet mandalaları → Aydınlanma yolculuğu.
  • Türk-İslam kültüründe “geometrik süslemeler” → İlahi düzenin sembolü.

8) Benlik’in Olumsuz Yansıması

Jung’a göre Benlik o kadar güçlüdür ki, egoyu ezebilir.
Bu durumda kişi:

  • “Mesih kompleksi”ne girer.
  • Kendini “dünyayı kurtaracak kişi” sanır.
  • Aşırı gurur, kibir → Ego şişmesi olur.

O yüzden Benlik ile karşılaşma çok dikkat ve denge gerektirir.

9) Modern Hayatta Benlik
  • İş → Yalnızca para kazanmak için değil, kendi potansiyelini gerçekleştirmek için.
  • Aile → Rollerle sınırlı kalmamak, bireysel bütünlüğü korumak.
  • Toplum → Başkalarının beklentileriyle değil, içsel merkezinle uyumlu yaşamak.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Mandala Çizimi
  • Kağıt ve renkli kalemler al.
  • Ortaya bir nokta koy.
  • Etrafına daireler, kareler, desenler çiz.
  • İçinden geldiği gibi, plan yapmadan yap.
  • Sonra bak: Çizim sana ne hissettirdi?

B) Benlik Günlüğü
  • Bugün “kendimi en çok bütün hissettiğim an”ı yaz.
  • Nerede, kimlerle, hangi duyguyla yaşadın?
  • Bu anı hayatında nasıl artırabilirsin?

C) Rüya Analizi
  • Bu gece rüyanda daire, merkez, tapınak, inci gibi semboller çıkarsa not et.
  • Bunları Benlik’in mesajı olarak düşün.
Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Makina Emniyeti Yönetmeliği’nin Derin Yapısı

Epistemoloji, Felsefe ve Hukuk Perspektifiyle
Emniyet Bir Araç Değil, Bir Yönetim Paradigmasıdır

Makina Emniyeti Yönetmeliği yalnızca teknik standartların toplamı değildir; modern risk toplumunun epistemolojik bir yansıması, hukukun teknolojik gelişimle buluştuğu bir ilkeler sistemidir. Söz konusu yönetmeliğin temel felsefesi, makinaların sadece “hizmete sunulabilirliği” değil, aynı zamanda insan sağlık ve güvenliğinin korunması ilkesi üzerine kuruludur .

Bu bağlamda yönetmelik, makine imalat sürecini bir ürün güvence sistemine dönüştürmüştür; işletmede çalıştırılan makinelerin sadece fiziksel değil epistemik bir “güvenlik garantisi” taşımasını hedefler.

Epistemolojik açıdan baktığımızda bu yönetmelik, insan–makine etkileşimini nesnel risklerden arındırma iddiasıyla değil, öngörülebilir tehlikeleri ortadan kaldırma ve eşik altına çekme stratejisiyle tanımlar. Risk, burada salt bir olasılık değil; tasarım, imalat ve kullanım süreçlerinde sistematik olarak ölçülen ve indirgenen bir veri seti haline gelir.

Makina Emniyeti Yönetmeliği – Bir Refah Hukuku Ürünü

Makina Emniyeti Yönetmeliği’ni salt bir düzenleme değil, refah devletinin teknolojik tezahürü olarak okumalıyız.

Yönetmeliğin amacı açıkça şudur:

“Usulüne uygun kurulan, bakımı yapılan ve öngörülen amaç doğrultusunda kullanılan makinaların insan sağlığı ve güvenliğine zarar vermemelerini temin etmek.”

Bu basit gibi görünen ama derin felsefi anlamlar taşıyan ifade, birkaç önemli epistemik yük taşıyıcısı içerir:

  1. Usulüne uygunluk
    — Teknik yeterliliklerin ötesinde, bilgiyi işleyebilme kapasitesiyle ilişkilidir.
  2. Kendi amaçları doğrultusunda kullanım
    — Bu, makinanın sadece fiziksel performans değil aynı zamanda kullanım bilgisinin de bir referans olduğunu varsayar.
  3. İnsan sağlığı ve güvenliği
    — Burada emniyet salt bir fiziksel bedensel kavram değildir; sosyal güvenlik, ekonomik devamlılık ve yaşam kalitesi parametrelerini içerir.

Bu epistemolojik çerçeve, hukukun klasik “zararın tazmini” paradigmasından ziyade zararın önlenmesi paradigmasını merkeze koyar.

Yönetmeliğin Dayanağı – Hukuki ve Ontolojik Katman

Makina Emniyeti Yönetmeliği, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ile Avrupa Birliği’nin 2006/42/EC sayılı Makina Emniyeti Direktifi’ne paralel şekilde düzenlenmiştir .

Bu bağlamda yönetmeliğin hukuki dayanağı:

  • Ulusal hukukta teknik mevzuatın oluşturulması
  • Uluslararası düzeyde makine güvenliğinin Avrupa Birliği normlarıyla uyumu
  • Toplumsal düzeyde bireysel güvence ve piyasa güvenliği arasındaki dengenin kurulmasıdır

Burada ortaya çıkan kritik tespit şudur: Yönetmelik hukuki bir norm olmanın ötesinde, teknoloji toplumu ile hukukun entegrasyonunu gerçekleştiren bir epistemik düzenektir.

Ontolojik açıdan makina, artık sadece bir nesne değil; normatif davranış prensipleriyle şekillenen bir “tehlike taşıyıcı”dır. Bu nedenle hukukun makineyi düzenlerken kullandığı dil, sadece teknik değil sistemiktir.

Risk, Bilgi ve Hukuk – Epistemik Üçgen

Makina Emniyeti Yönetmeliği’ni diğer teknik düzenlemelerden ayıran en temel özellik, “risk” kavramının sistemli bilgiye dönüştürülmesidir.

Epistemolojik açıdan risk şu sorular çerçevesinde incelenir:

  1. Ne tür tehlikeler vardır?
    — Tehlike, makinanın biyomekanik kapasitesiyle ilişkilidir.
  2. Bu tehlikeler ne kadar muhtemeldir?
    — Olasılık, deneysel verilerle tanımlanır.
  3. Bu tehlikeler ne kadar ciddi sonuçlar doğurabilir?
    — Ontolojik ağırlık, maruziyet derecesiyle ölçülür.
  4. Bu riskler nasıl indirgenir?
    — Sistematik risk değerlendirmesi yolu ile.

Bu bilgi süreci; makinanın tasarımından başlayıp piyasaya arz edilmesine, bakımından kullanımına kadar tüm yaşam döngüsünü kapsar ve her aşamada yeniden üretilebilir bilgi katmanları ile beslenir.

Bu epistemik yapı, hukuki normlarla birlikte çalışır. Örneğin:

  • Uygunluk değerlendirme prosedürleri
  • CE uygunluk işareti
  • Onaylanmış kuruluşlar

bütün bu kavramlar, riskin sadece fiziki olasılık değil; bilgi ve norm pratiği olduğunu gösterir .

Uygunluk Değerlendirmesi – Bilginin Hukuki Aktarımı

Makina Emniyeti Yönetmeliği’ndeki en önemli kavramsal araçlardan biri uygunluk değerlendirmesidir. Bu, teknik bilginin hukuki geçerlilik kazanması demektir.

Epistemolojik olarak bakıldığında uygunluk değerlendirmesi:

  1. Bilgiyi ölçülebilir kılmadır.
  2. Ölçülebilir bilgiyi standartlara bağlamadır.
  3. Standartlı bilgiyi hukuki bir güvence ile ilişkilendirmedir.

Yani uygunluk değerlendirmesi, makinanın sadece güvenli olduğu iddiasını değil; bu iddianın nesnel, tekrarlanabilir ve dokümante edilebilir bilgiye dayandığını gösterir.

Bu süreçte uygunluk beyanı ve CE işareti, normatif bilgi paketlerini temsil eder; yani makinanın artık bir bilgi sistemiyle donatıldığını kabul eder.

CE Uygunluk İşareti – Bilginin Hukuki Sembolü

CE işareti, Makina Emniyeti Yönetmeliği’nin felsefi kalbinde yer alır. Bu işaret, makinanın:

  • Yönetmeliğin gerektirdiği risk yönetimi süreçlerinden geçtiğini,
  • Uyumlaştırılmış standartlara uygun olduğunu,
  • Sahici güvenlik bilgisi taşıdığını

haber verir .

Epistemolojik açıdan CE işareti, sadece bir sembol değil; bilginin hukuki ifadesidir. Bu sembol, makineyi “bilgi tabanlı bir varlık” olarak tanımlar. Makinanın yalnızca fiziksel anlamda değil, normatif bilgi düzeyinde de uygun olduğu kabul edilir.

Bu, hukukun teknolojik objeyi sadece “düzenlenen nesne” değil, bilgi üreten ve taşıyan sistem olarak görmesidir.

Gözetim, Denetim ve Piyasa Mekanizmaları: Bilgi–Norm İlişkisi

Makina Emniyeti Yönetmeliği, sadece standartları koymakla kalmaz, aynı zamanda piyasa gözetimi ve denetimi mekanizmalarını da hukuk sistemine dahil eder .

Buradaki felsefi vurgu şudur:

Normun varlığı, onun fiili gözetimiyle anlam kazanır.

Denetim, normun bilgi olarak doğrulanmasıdır. Yani makinanın uygunluğu salt teoride değil, fiili piyasada da gözetilen bilgi haline gelir.

Bu, hukukun epistemik bir disiplindir: bilgi–uygulama döngüsü.

Teknik Epistemoloji – Risk Değerlendirmesi ve Yeniden Üretilebilirlik

Makina Emniyeti Yönetmeliği’nde risk değerlendirmesi, sadece mühendislik değildir; teknik epistemolojinin somut uygulamasıdır. Burada:

  • Ölçülebilir risk
  • Standartlaştırılmış cevaplar
  • Tekrarlanabilir yöntemler

bir arada işler.

Bu epistemik çerçeve, riskin subjektif yerine objektif bilgi nesnesi olarak tanımlanmasını sağlar.

Hukuk ve Teknoloji – Normatif Birliktelik

Makina Emniyeti Yönetmeliği’nin en derin felsefi katkısı, hukukun teknik nesnelerle nasıl normatif bir diyalog kurduğunu göstermesidir. Hukuk, artık sadece insan ilişkilerini düzenleyen bir araç değildir; teknoloji ile birlikte norm üretir.

Bu nedenle:

  • Güvenlik normu
  • Bilgi normu
  • Standart normu

hepsi bir arada bilgi–norm yapısını oluşturur.

Makina Emniyeti Yönetmeliği Bir Bilgi Rejidir

Makina Emniyeti Yönetmeliği, salt teknik detaylar değil; bilginin hukuki normlarla entegrasyonu üzerinden bir risk toplumunun epistemolojik aracı olarak okunmalıdır.

Bu yönetmelik:

  1. Riskin bilgiye dönüştüğü bir epistemik model
  2. Hukukun teknoloji ile normatif birlikteliği
  3. Bilgi, standart ve norm üçgeninde güvenliğin yeniden inşasıdır

Dolayısıyla Makina Emniyeti Yönetmeliği, sadece güvenlik değil; hukukun teknolojiyle kurduğu epistemik diyalogun somut ifadesidir.

Yazan: Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Kaynak Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ https://mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=12907&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

⭐️⭐️ 2006/42/EC Makine Emniyeti Direktifi (AB Tüzüğü)

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

70 Gram’lık Lityum-İyon Bataryanın Bertaraf Süreci ile 70 Kilogram’lık İnsanın Karbon ve Su Ayak İzi Karşılaştırması

Lityum-iyon bataryalar, enerji depolama teknolojilerinin merkezinde yer almakla birlikte, çevresel etkileri yalnızca üretim ve kullanım aşamalarıyla sınırlı değildir. Bir bataryanın ömrü sona erdiğinde başlayan depolama, taşıma, geri dönüşüm veya bertaraf süreçleri de belirli ölçekte karbon ve su tüketimine neden olur.

Sizlere, referans ürün esas alarak hazırlanmış 70 Gram’lık Lityum-İyon Hücrenin Kullanım Sonu – Bertaraf Süreci Karbon ve Su Ayak İzi Değerlendirme Raporu” sunuyorum. Bu rapor, bataryanın aktif kullanım süresi sona erdikten sonra (end-of-life, EoL) başlayan sürecini kapsamaktadır. (Yani depolama, taşıma, geçici bekleme, geri dönüşüm veya nihai bertaraf aşamalarını)

70 Gram’lık Lityum-İyon Bataryanın Bertaraf Süreci Karbon ve Su Ayak İzi
Referans Ürün
  • Tip: Silindirik 21700 lityum-iyon hücre
  • Kimya: NMC 811 (LiNi₀․₈Mn₀․₁Co₀․₁O₂)
  • Nominal enerji: ~18 Wh
  • Ağırlık: ~70 g
  • Durum: Kullanım ömrü tamamlanmış (EOL)
1. RAPORUN KAPSAMI VE SINIRLARI

Bu rapor, bataryanın:

  1. Kullanım ömrü sonu (EOL)
  2. Geçici depolama
  3. Taşıma
  4. Ön işlem (deşarj, söküm, stabilizasyon)
  5. Geri dönüşüm veya nihai bertaraf

aşamalarında oluşan ek karbon ve su ayak izini değerlendirmektedir.

Not: Üretim aşamasındaki ayak izi bu rapora dahil değildir; yalnızca kullanım sonrası ek çevresel yük ele alınmıştır.

2. KULLANIM SONU SENARYOLARI

Bu tip bir hücre için pratikte üç temel senaryo vardır:

  1. Kontrollü geri dönüşüm (en yaygın ve önerilen)
  2. Geçici depolama + gecikmeli geri dönüşüm
  3. Uygunsuz bertaraf / düzensiz atık (en yüksek risk)

Aşağıdaki hesaplamalar 1. senaryo (kontrollü geri dönüşüm) üzerinden yapılmıştır.

3. KARBON AYAK İZİ (EOL AŞAMASI)
3.1 Aşamalara Göre Karbon Ayak İzi
AşamaCO₂-eq
Geçici depolama (iklimlendirme, güvenlik)~0,01 kg
Taşıma (≈300 km, ADR uyumlu)~0,02–0,03 kg
Deşarj ve ön işlem~0,01–0,02 kg
Mekanik + hidrometalurjik geri dönüşüm~0,04–0,06 kg
Toplam (EOL)~0,08–0,12 kg CO₂-eq
3.2 Karbon Ayak İzi Yorumu
  • 70 g’lık tek bir hücrenin kullanım sonrası karbon ayak izi,
    • üretim aşamasına kıyasla düşük,
    • ancak sıfır değildir.
  • Bertaraf süreci, hücre başına %40–60 oranında geri kazanım faydası sağlayarak üretimdeki karbon yükünü dolaylı olarak azaltır.
4. SU AYAK İZİ (EOL AŞAMASI)
4.1 Aşamalara Göre Su Ayak İzi
AşamaSu Tüketimi
Depolama ve temizlik~0,5–1 litre
Taşıma (dolaylı)~1–2 litre
Hidrometalurjik geri dönüşüm~5–10 litre
Soğutma ve proses destekleri~1–2 litre
Toplam (EOL)~8–15 litre
4.2 Su Ayak İzi Yorumu
  • Kullanım sonrası su ayak izi,
    • üretim aşamasındaki 300–500 litreye kıyasla çok düşüktür.
  • En büyük pay kimyasal çözelti bazlı metal geri kazanım süreçlerinden gelir.
5. GERİ KAZANIMIN ÇEVRESEL KAZANCI
5.1 Geri Kazanılan Malzemeler
MalzemeGeri Kazanım Oranı
Kobalt%90–95
Nikel%85–90
Bakır%90+
Alüminyum%80–90
Lityum%50–70
5.2 Net Çevresel Etki

Bir hücrenin geri dönüşümü, bertaraf sürecinde oluşan karbon ayak izinden daha fazla karbon ve su tasarrufu sağlar.

Bu nedenle EOL süreci:

  • mutlak bir çevresel yük değil,
  • net çevresel kazanç potansiyeli olan bir aşamadır.
6. UYGUNSUZ BERTARAF SENARYOSU

Eğer batarya:

  • evsel atıkla atılırsa,
  • açık alanda depolanırsa,
  • yangın veya sızıntı oluşturursa,

o zaman:

  • karbon ayak izi ölçülemez şekilde artar,
  • su ve toprak kirliliği geri döndürülemez hale gelir,
  • çevresel zarar lokal değil bölgesel olur.

70 gramlık bir lityum-iyon batarya, kullanım ömrü bittikten sonra dahi çevreyle olan ilişkisini sürdürür; doğru yönetildiğinde bu ilişki onarıcı, yanlış yönetildiğinde yıkıcıdır.

  • Kullanım sonrası karbon ayak izi düşük ama anlamlıdır.
  • Su ayak izi sınırlı ancak kimyasal risklidir.
  • Asıl kritik nokta, yangın ve sızıntı riskleriyle birlikte çevresel güvenliktir.
7. SONUÇ

Lityum-iyon bataryalar çevreye en büyük zararlarını üretim aşamasında verir;
ancak en büyük fırsatlarını kullanım sonrasında sunarlar.

Bu fırsat:

  • geri dönüşüm,
  • güvenli depolama,
  • doğru bertaraf zinciri

ile gerçek bir çevresel kazanıma dönüşebilir.

70 gramlık bir lityum-iyon bataryanın kullanım ömrü tamamlandıktan sonra, bertaraf edilene kadar oluşturduğu karbon ayak izi yaklaşık 0,1 kg CO₂-eşdeğeri, su ayak izi ise 10–15 litre mertebesindedir.

Bu değerler, 70 kg ağırlığında bir insanın yıllık ortalama 4–5 ton CO₂ ve 130–160 bin litre su tüketimiyle karşılaştırıldığında oldukça küçük görünmektedir.
Ancak bu fark, bataryanın çevresel etkisinin önemsiz olduğu anlamına gelmez; aksine, bataryaların etkisi yoğunluk ve toplulaşma üzerinden ortaya çıkar.

Bir insanın çevresel ayak izi yaşam süresine yayılan, biyolojik döngülerle kısmen dengelenebilen bir etkileşimdir. Buna karşılık lityum-iyon bataryaların çevresel yükü, kısa bir üretim ve bertaraf zaman dilimine sıkışır ve binlerce, milyonlarca hücrenin aynı anda sisteme girmesiyle çarpan etkisi yaratır.

Tek bir hücre değil; milyarlarca hücrenin aynı anda bertaraf edildiği bir dünyada, bu “küçük” değerler hızla büyük bir çevresel baskıya dönüşür.

Bu nedenle mesele, bir bataryayı bir insanla bire bir karşılaştırmak değil; insan kaynaklı teknolojilerin, insan yaşamının yıllık etkisini ne kadar sürede ve hangi yoğunlukta ürettiğini anlamaktır. Doğru geri dönüşüm ve güvenli bertaraf uygulamalarıyla, lityum-iyon bataryaların kullanım sonrası çevresel etkisi yönetilebilir düzeyde tutulabilir. Aksi hâlde, kısa ömürlü teknolojiler, uzun ömürlü çevresel izler bırakmaya devam edecektir.

Bu karşılaştırma, lityum-iyon bataryaların değil; onları üreten, kullanan ve bertaraf eden sistemlerin çevreyle kurduğu ilişkinin yeniden düşünülmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Havuz Suyu Operatörlüğü Eğitimi ve Belgelendirme

Türkiye’de Mevzuat, Zorunluluklar, Uygulama Esasları ve Belgelendirme

Yüzme havuzları; hijyen, kimyasal denge, mikrobiyolojik güvenlik ve kullanıcı sağlığı açısından yüksek riskli alanlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle Türkiye’de havuzların işletilmesi, bakımı ve su kalitesinin kontrolü belirli kanun ve yönetmeliklerle düzenlenmiş ve bu işlemleri yapacak personelin havuz suyu operatörlüğü eğitimi alması ve belgelendirilmesi zorunlu hale getirilmiştir.

Aşağıda, Türkiye’de yürürlükte bulunan mevzuatlar çerçevesinde havuz suyu operatörlüğü eğitimi, belgelendirme süreci, zorunluluklar ve hukuki sorumluluklar ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

1. HUKUKİ DAYANAK VE MEVZUAT

Türkiye’de havuz suyu operatörlüğü doğrudan ve dolaylı olarak aşağıdaki mevzuatlara dayanmaktadır:

1.1 Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1593 Sayılı Kanun)

Bu kanun, toplum sağlığını korumak amacıyla çıkarılmış temel sağlık mevzuatıdır.

Kanuna göre:

  • Toplu kullanım alanlarının sağlık şartları denetlenir
  • Bulaşıcı hastalık riskleri önlenir
  • Su hijyeni ve sanitasyon kontrol altına alınır

Devlet, insanların kullandığı havuzların mikrop üretmemesi ve hastalık yaymaması için kurallar koyar ve denetler.

1.2 Yüzme Havuzlarının Tabi Olacağı Sağlık Esasları Hakkında Yönetmelik

(Resmî Gazete: 06.03.2011 ve güncellemeler)

Bu yönetmelik, Türkiye’de havuz işletmeciliğinin ana mevzuatıdır.

Yönetmelikte şu zorunluluklar yer alır:

  • Havuz suyunun kimyasal ve mikrobiyolojik kontrolü
  • Filtrasyon ve dezenfeksiyon sistemleri
  • Günlük ölçüm kayıtları
  • Eğitimli personel bulundurma zorunluluğu
  • Havuz suyu operatörü çalıştırma yükümlülüğü
Kritik madde:

Her havuz tesisinde eğitimli ve sertifikalı havuz suyu operatörü bulunması gerekir.

Bir havuz açıyorsanız, suyun sağlıklı kalmasını bilen ve eğitim almış bir kişi çalıştırmak zorundasınız.

1.3 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331)

Havuz operatörlüğü aynı zamanda bir kimyasal riskli iş kapsamındadır.

Çünkü:

  • Klor gazı
  • Asitler
  • Dezenfektanlar
  • Basınçlı sistemler

kullanılır.

Bu nedenle:

  • Eğitim
  • Risk analizi
  • Kimyasal güvenlik
  • Kişisel koruyucu donanım

zorunludur.

2. HAVUZ SUYU OPERATÖRÜ KİMDİR?
Tanım (resmi)

Havuz suyu operatörü; yüzme havuzlarının su kalitesini, dezenfeksiyonunu, filtrasyonunu ve hijyen şartlarını mevzuata uygun şekilde sağlayan eğitimli ve sertifikalı teknik personeldir.

Görevleri
  • Su kimyasal değerlerini ölçmek
  • Klor ve pH ayarlamak
  • Filtrasyon sistemini kontrol etmek
  • Backwash yapmak
  • Günlük kayıt tutmak
  • Sağlık risklerini önlemek
  • Denetimlere hazırlık yapmak

Havuz operatörü, havuz suyunun temiz, sağlıklı ve güvenli kalmasını sağlayan kişidir.

3. HAVUZ SUYU OPERATÖRLÜĞÜ EĞİTİMİ
3.1 Eğitimi Kimler Almak Zorundadır?
  • Otel havuzu sorumluları
  • Site havuzu görevlileri
  • Belediye havuz personeli
  • Spor salonu havuz sorumluları
  • Aquapark çalışanları
  • Termal tesis çalışanları

Kısaca:
Havuzu olan her işletme eğitimli operatör bulundurmak zorundadır.

3.2 Eğitim Süresi

Genellikle:
40 – 56 saat (kuruma göre değişebilir)

Teorik + uygulamalı eğitim şeklindedir.

3.3 Eğitim İçeriği
A. Su Kimyası
  • pH dengesi
  • Serbest klor
  • Bağlı klor
  • Alkalinite
  • Sertlik
  • Siyanürik asit
  • TDS (Toplam çözünmüş madde)
B. Mikrobiyoloji
  • Legionella
  • E.coli
  • Pseudomonas
  • Alg oluşumu
  • Bakteri kontrolü
C. Dezenfeksiyon
  • Klorlama
  • Şok klorlama
  • Ozon sistemleri
  • UV sistemleri
D. Mekanik Sistemler
  • Filtrasyon
  • Sirkülasyon pompaları
  • Kum filtreleri
  • Backwash işlemi
  • Denge tankı
E. İş Sağlığı ve Güvenliği
  • Kimyasal depolama
  • Asit-klor reaksiyonu
  • Gaz zehirlenmesi
  • KKD kullanımı
  • Acil durum yönetimi
F. Mevzuat
  • Sağlık Bakanlığı yönetmelikleri
  • Denetim prosedürleri
  • Kayıt zorunlulukları
  • Cezai yaptırımlar

4. BELGELENDİRME SÜRECİ
4.1 Sertifika Nasıl Alınır?
  1. Yetkili eğitim kurumuna başvuru
  2. Eğitime katılım
  3. Sınav
  4. Başarılı olma
  5. Sertifika alma
4.2 Sertifika Veren Kurumlar
  • Halk Eğitim Merkezleri
  • Üniversiteler
  • Yetkili özel eğitim kurumları
  • Belediyeler (bazı illerde)
4.3 Sertifika Geçerlilik

Genelde:
Ömür boyu geçerli
Ancak bazı belediyeler güncelleme eğitimi isteyebilir

5. HAVUZ İŞLETMELERİ İÇİN ZORUNLULUKLAR
5.1 Operatör Bulundurma Zorunluluğu

Her havuzda:

  • Sertifikalı operatör
  • Günlük ölçüm defteri
  • Kimyasal kayıtlar

bulunmak zorundadır.

5.2 Günlük Ölçümler
  • pH
  • Serbest klor
  • Sıcaklık
  • Bulanıklık

günde en az 3 kez ölçülür.

5.3 Denetimler

Denetim yapan kurumlar:

  • İl Sağlık Müdürlüğü
  • Belediye
  • Halk Sağlığı birimleri

6. CEZAİ YAPTIRIMLAR

Eğer havuzda:

  • Operatör yoksa
  • Su değerleri uygunsuzsa
  • Kayıt tutulmuyorsa

uygulanabilecek yaptırımlar:

  • Para cezası
  • Havuz kapatma
  • Ruhsat iptali
  • Adli sorumluluk (hastalık bulaşırsa)
7. SAĞLIK RİSKLERİ

Operatör olmayan havuzlarda:

Riskler

  • Göz enfeksiyonları
  • Deri hastalıkları
  • İshal salgınları
  • Legionella
  • Kulak enfeksiyonu
  • Solunum yolu enfeksiyonu

Havuz suyu doğru yönetilmezse mikrop çorbasına döner.

8. HAVUZ OPERATÖRLÜĞÜNÜN STRATEJİK ÖNEMİ

Modern tesislerde operatör:

  • Teknik personel
  • Sağlık koruyucu
  • Kimyasal güvenlik sorumlusu
  • Risk yöneticisi

konumundadır.

Özellikle:

  • Oteller
  • Termal tesisler
  • Siteler
  • Spor kompleksleri

için kritik görevdir.

Türkiye’de havuz suyu operatörlüğü:

  • Yasal zorunluluktur
  • Sağlık güvenliği için kritiktir
  • Eğitimsiz yapılamaz
  • Denetime tabidir

Havuz işletmek = su kimyası + sağlık sorumluluğu + yasal sorumluluk

Bu nedenle operatörlük eğitimi sadece formalite değil, doğrudan halk sağlığı görevidir.

Havuz Suyu Operatörlüğü Mesleki Eğitim Belgesi için Bizi Arayın

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla