Hiç Bademcikleriniz Şişti mi?

Bademcikler (Tonsiller) Nedir?

Boğazın girişinin her iki yanında yer alan Zindan Kaleler. Surları yok. Topları tüfekleri de yok. Lakin akciğerlere ve sindirim sistemine giden yolu koruyan önemli yapılar.

Daha teknik bir anlatımla, bağışıklık sistemimizde önemli bir rol oynayan lenfoid doku kümeleridir. Solunan veya yutulan zararlı yapılara (enfeksiyonlara ve yabancı patojenlere karşı) karşı ilk bağışıklık (immünolojik) yanıtı oluşturan ön cephe savunması işlevini yerine getirirler.

Kestirip atmak kolay lakin önemli işlevlerinden mahrum kalmanın da sonuçları var elbet.

Bademcikler (Tonsiller) Nasıl Çalışıyor?

Mikropları içine çekerek hapseder ve enfeksiyonları durdururlar.

Bunun yanı sıra;

Bademciklerin yüzeyinde, M hücreleri olarak adlandırılan özel yabancı madde (antijen) yakalama hücreleri bulunur. Bu hücreler, mikroorganizmalar tarafından üretilen yabancı maddelerin (antijenlerin) yakalanmasına izin verir.

M hücreleri, bir antijeni tanıdıktan sonra (bademciklerdeki T ve B hücrelerini aktive ederek) bağışıklık tepkisini başlatır.

Bademcikler, bağırsak bakteri popülasyonunu izleyen ve bağırsak bakterilerinin aşırı çoğalmasını önleyen, gastrointestinal sistem içerisinde yer alan diğer lenf dokularıyla ortak bir yapıya ve fonksiyona sahiptir (Peyer plakları).

Bademciklerin (Tonsillerin) İltihabına Ne Sebep Olur?

  • Virüsler – Çok iyi bildiğiniz soğuk algınlığı sebebi olanlar, grip sebebi olanlar
  • Bakteriler – Staphylococcus aureusStreptococcus pneumoniae ve Haemophilus influenza akla ilk gelen bakterilerdir. Halk arasında ‘Beta olmuşum” ”Boğazımda beta varmış” söylemlerine neden olan bakteridir.

Her ikisinin başlangıcı birbirine benzese de kısa sürede birbirinden çok farklı görünümü ile kolayca ayırt edilebilirler.

Aslında çok karıştırlan ve çoğunlukla yanlış tedavi verilen PAFA da aynı bölgenin (tonsiller) hastalığıdır. Bir başka yazımda PAFA yı okuyabilirsiniz.

Bademcik (Tonsillit) İltihabı Nasıl Anlaşılır?

  1. Boğaz ağrısı (yutma güçlüğü)
  2. Ateş
  3. İştahsızlık
  4. Eklemlerde ağrı – sızlama
  5. Kötü nefes kokusu
  6. Şişmiş, kırmızı bademcikler (bazen fotoğraftaki gibi beyaz lekelerle birlikte)
  7. Şişmiş lenf düğümleri

Şikayet ve bulguları çok tipiktir.

Bademcik İltihabı – Boğaz Enfeksiyonu Farkı Nedir?

Bademcik İltihabı – Boğaz Enfeksiyonu birbirinin içine girmiş (iç içe) olduğu için genellikle ayrı ayrı değerlendirilmez. Tedaviyi belirleyeceği için daha çok enfeksiyonun kaynağı bakteriyel mi viral mi olduğuna bakılır.

Bademcik (Tonsillit) İltihabı : Virüs etken olduğunda burun akıntısı – tıkanıklığı ve öksürük ön plandadır.

📌 Bademcik iltihabı viral veya bakteriyel olabilir.

Boğaz Enfeksiyonu : Öksürük yoktur. Damağınızda kırmızı lekeler görülebilir. (Öpücük hastalığı – enfeksiyöz mononükleoz – kısaca mono hastalığı, Epstein-Barr virüsünün neden olduğu yaygın bir bulaşıcı hastalıktır.)

📌 Boğaz enfeksiyonu sadece bakterilerden kaynaklanır, antibiyotik gerekir.

Bademcik İltihabı (Tonsillit) Nasıl Tedavi Edilir?

💊 Viral ise: Dinlenme, sıvılar, ağrı kesiciler ( Parasetamol / ibuprofen )
💊 Bakteriyel ise: Komplikasyonları durdurmak için antibiyotikler (Penisilin, Amoksisilin)

Bademcik İltihabı (Tonsillit) Tedavi Edilmezse?

Bademcik enfeksiyonu viral ise dinlenme ile zaman içinde kendiliğinden iyileşir. Sadece ateş ve kırgınlık durumunda ilaç ( Parasetamol / ibuprofen ) kullanmak yeterli olur. Kişinin bağışıklığını zayıflatan özel bir sağlık sorunu varsa hastalığının alevlenmesine – ağırlaşmasına sebep olabilir.

Bademcik enfeksiyonu bakteriyel ise;

  1. Peritonsiller apse (Bademciğin çevresinde doku altında iltihabi birikim)
  2. Romatizmal ateş (Özellikle streptok enfeksiyonu tedavi edilmezse)
  3. Kronik kötü nefes ve boğaz enfeksiyonları

Ameliyata Ne Zaman İhtiyacınız Var?

Zamanla değişen bir çok kriter mevcut. Tüm kriterler bir yana hekiminizin sizin hakkınızda vereceği karar en. önemli ve doğru olandır.

  • Bir yıl içerisinde geçirilen bademcik enfeksiyon sayısının belirlenen sayı kriterinden fazla olması
  • Solunum problemlerinin hayati risk oluşturması (uyku apnesi)
  • Sürekli kötü nefes kokusu ve ağrı

⭐️ Apandis ve Bademciklerin Alınması Kalp Krizi Riskini Neden Arttırır? https://tetkik.com.tr/2024/12/25/18518/

Bademcik İltihabı Nasıl Önlenir

  • Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması en önemlisidir. Bunun için;
    • Beslenme – Dengeli ve düzenli (Protein, Vitamin, Yağ) alınmalı. Karbonhidrat yaşa uygun minimal alınmalı. İşlenmiş gıdalardan – Yüksek karbonhidratlardan – Tohum Yağlardan uzak durulmalıdır.
    • Uyku – Yaşa ve bedensel egzersize göre ihtiyaca göre (ortalama 7 saat) uyku uyunmalıdır.
    • Egzersiz – Düzenli günlük 30 dk hızlı tempo yürüyüş yapmalısınız. 40 yaş sonrası kas egzersizi (fitnes) yapmayı ihmal etmeyin
    • Su – İdrar renginiz şeffaf veya çok açık sarı olacak şekilde içtiğiniz suyu ayarlamalısınız.
    • Stres – Sorunları çözmenin yanı sıra rahatlamanızı sağlayacak aktiviteleri ihmal etmeyin.
  • Hasta insanlardan uzak durun – Virüsler ve bakteriler yakın temasla ve ağızdan çıkacak damlacıklar yolu ile kolaylıkla bulaşır.
  • Temizliğinize özen gösterin – kişisel hijyen önemlidir.

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Anatomi, Baş ve Boyun, Bademcikler https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK539792/

⭐️⭐️ Bademcik iltihabı https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK544342/

⭐️⭐️ Anatomi, Baş ve Boyun, Palatin Tonsil (Faucial Tonsils) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK538296/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Kalbinize Nasıl Zarar Veriyorsunuz?

Vazgeçilmez olan kalbinizden, vazgeçmiş gibi yaşadığınızın farkında mısınız?

En beteri de çoğunuz çok geç olana kadar bunun farkına bile varamayacaksınız…!!

Belki bugün bir adım atma ve kalbinizin sağlığına dikkat ederek yaşama zamanınız..!!

Belki de keyfiniz sağlığınızdan daha önemli..!!

Tercih sizin… Hayat sizin olduğu gibi.

Karbonhidrat Tüketimi

Çoğunlukla aklınıza ilk gelen ekmek, makarna, pilav olsa da belki de bilmediğiniz karbonhidratlar hem vücut hem de damarlarınızda yağlanmaya sebep olur.

Vitamin olsun diye yediğiniz meyvelerin özellikle tatlı olanlarında fruktoz (Glukoz + Glukoz) bulunduğunu bilmelisiniz. Bu ise yüksek şeker oranı sebebi ile (portakal, mandalin, karpuz vb gibi) tatlı meyveler tüketildiğinde vücudunuzda kaslarınızda yağ olarak depo edilirken kanda da trigliseride dönüştürülerek damarlarınızın ve dolayısı ile kalp damarlarınızın tıkanma riskini arttırır.

Hareketsiz Yaşam

Uzun süre hareketsiz kalmak (oturmak – yatmak vb. gibi) kan dolaşımınızı yavaşlatır ve zamanla damarlarınızın sertleşmesine neden olur. Bu durum da kan basıncınızı yükseltebilir. İster işte olun, ister televizyon izleyin, ister telefonunuzda gezinin, her saat ayağa kalkmaya, esnemeye veya kısa yürüyüşler yapmaya çalışın.

Yetersiz Su Tüketimi

Su tüketiminizin yeterli olmaması kan damarlarınızın daralmasına neden olur ve kanın düzgün bir şekilde akmasını zorlaştırır. Aynı zamanda vücut sıvılarının ve dolayısı ile kanın hacminin azalmasına ve yoğunlaşmasına da sebep olur. Bu, daha yüksek kan basıncına yol açar. Yeterli su içmek kan hacminizin dengede kalmasına ve kalbinizin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

Uykusuzluk

Devamlı aktif bir şekilde çalışan organlarınızın özellikle kalbiniz ve kan damarlarınız başta olmak üzere kendini onarması için dinlenmeye (yavaş çalıştığı periyoda) ihtiyacı vardır.

Her ne sebeple olursa olsun yetersiz uyku, kan basıncınızın yüksek kalmasına neden olabilir.

Her gece 7-9 saat kaliteli (Bölünmeyen, tam karanlık ve sessiz bir ortamda, tercihen 19 derece oda sıcaklığında) uykuyu hedeflemelisiniz.

Kafein – Enerji İçeceği – Gazlı İçecekler

Fazladan içtiğiniz kahve (Katkısız Türk kahvesi çeşitleri ve filtre kahve hariç) veya enerji içeceği kan basıncınızı yükseltebilir. Yavaş yavaş gelişen bu durumun farkına varmakta da gecikebilirsiniz.Kafein, kan damarlarınızı daraltarak kan basıncınızı geçici olarak yükseltebilir. Kafeine karşı hassasiyetiniz varsa, yardımcı olup olmadığını görmek için azaltmayı deneyin.

Kahve ve enerji içeceklerinin içeriğini kutularının üzerindeki içerikten yada internetten incelemenizi tavsiye ederim. Vücudunuza zararlı madde listesinin ne kadar kabarık olduğunu görünce sanırım sağlığınız için doğru tercihi yapacaksınız.

Stres

Stres diğer bir deyişle gerilim, vücudunuzun dış kaynaklı yada iç kaynaklı farklı farklı etkilere verdiği refleks tepkidir. Kökeni latinceden gelen ”germek” anlamına gelen “stringere” sözcüğünden gelir. Fizyolojik stres ve ruhsal stres olarak ayırabiliriz.

Akut (Kısa süreli) stres “savaş ya da kaç” tepkisine zorlayarak yaşam mücadelesinin devamını sağlamaya neden olurken, kronik stres ise vücudunuzun devamlı olarak “savaş ya da kaç” modunda tutması ile kan basıncını yükselten hormonların da devamlı salgılanmasına neden olur. Bu durumda kalbin yükünü arttırarak hipoksi (Oksijensiz kalmaya) neden olur.

Sürekli kaygılı veya bunalmış hissediyorsanız kalbiniz ekstra baskı altındadır. Derin nefes almak, egzersiz yapmak ve mola vermek stresi yönetmenize yardımcı olabilir.

Alkol Tüketimi

Azı, kararı gibi miktarları normalleştirilemez. Alkol, vücut için zararlıdır. Kaslarınızı ve dolayısı ile kalbinizi zayıflatır ve vücudunuzun kan basıncını kontrol etmesini zorlaştırır. Zamanla kan basıncınızın yükselmesine ve dolayısı ile tansiyon hastalığı gelişmesi ile birlikte kalbinizin yükünü arttırarak hipoksi (Oksijensiz kalmaya) neden olur.

Tuz Tüketimi Dengesizliği

Tuz (Na) vücudunuz için vazgeçilmez bir mineraldir. Lakin tuz vücudunuzun suyu tutmasına neden olduğu için sürekli olarak ihtiyacınızdan fazla aldığınız takdirde kan basıncınızı artırır. Bu durum kalbinize ve atardamarlarınıza daha fazla yük bindirir. Tabi ki sorunu sadece sofrada tükettiğiniz tuza bağlamamalısınız. İşlenmiş gıdalarda, fast food gıdalarında, konserve ürünlerinde ve hatta bazı ekmeklerde fazla miktarda bulunan tuz sağlığınıza – kalbinize risk oluşturur. Tuzu yeterli miktarda kullanmanız kan basıncınızı kontrol altında tutmanıza da destek olacaktır.

Kalp sağlığınızı korumak için yapmanız ve yapmamanız gerekenlerin listesi uzayıp gider. Bu yazı ile bildiğiniz belki göz ardı ettiğiniz konuların bir kısmını hatırlattım.

Unutmak veya Unutmamak

Uygulamak yada Uygulamamak

Karar Sizin

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Fizyoloji, Kalp Kası https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK572070/

⭐️⭐️ Kalp Sağlığı ve Yaşlanma https://www.nia.nih.gov/health/heart-health/heart-health-and-aging

⭐️⭐️ Kardiyovasküler Sağlık Çalışmasında Yaşlı Yetişkinlerde Kalp Yetmezliği Gelişiminden Sonra Alkol Tüketimi ile Yaşam Süresi Arasındaki İlişki https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2719576

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Bağırsaklarınızı Temizleyelim

Temiz olmayan su ve gıdalar yolu ile bakterileri, virüsleri, mantarları ve parazitleri vücudumuza alırız. Sindirim kanalı içerisinde genel olarak yerleştikleri ve etkilerini gösterdikleri yer barsaklarımızdır.

Özellikle parazitlerin etkileri yavaş ve müphem olduğundan tespitleri de çok daha geç olmaktadır.

Peki bir bakalım…

Parazitler Vücudunuzu Nasıl Etkiler?

– Devamlı geçmeyen şişkinlik ve sindirim rahatsızlığı
– Açıklanamayan yorgunluk, beyin sisi veya ruh hali değişimleri
– Beslenmenin iyi olmasına rağmen besin eksiklikliğine bağlı bulgular
– Sivilceler, döküntüler veya geçmeyen kaşıntı gibi cilt sorunları
– Bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı sık sık hastalanma

Bu sorunların bir kısmı yada tamamı sizde de var mı? Yada şüpheleriniz mi var?

O zaman her biri ayrı ayrı yararlı malzemelerden oluşan hazırlaması basit bir içecek tarifi vereyim.

Tabi ki içindekilerden herhangi birine allerjiniz varsa yada herhangi bir kronik hastalığınız varsa hekiminize danışmadan kullanmayın.

Malzemeler ve Faydaları

– – 6 diş sarımsak 🧄🧄🧄🧄🧄🧄 (Sarımsak, zararlı bakteri ve parazitleri yok eden güçlü bir antimikrobiyal bileşik olan allisin içerir)
– – 2 çay kaşığı zerdeçal tozu 🥛🥛 (Zerdeçal, iltihap giderici, antioksidan ve parazit öldürücü özelliklere sahip kurkumin açısından zengindir)
– – Bir çay kaşığı karabiber 🌶🌶 (Karabiber kurkuminin emilimini %2000’e kadar artırarak vücudunuzun tüm faydalarından yararlanmasını sağlar)

– – 4 adet dilimlenmiş limon 🍋🍋🍋🍋

– – 1 Lt su 💧💧💧💧

– – Çiğ bal 🐝🐝🐝🐝 (içmeden önce tad katması için ekleyebilirsiniz. Kaynama sırasında asla bal ilave etmeyin)

Hazırlanışı

– Sarımsakları ve limonları ince ince dilimleyin.
– Tüm malzemeleri (bal hariç) 1 Lt su ile birlikte bir tencereye ekleyin.
– Yüksek ateşte 8 – 10 dakika kaynatın. Daha fazla kaynatmayın.
– Ilımasını bekleyin sonra süzün.
– İki hafta boyunca sabahları bir su bardağı aç karnına için. Gerekirse bal ekleyin.
– Artanı buzdolabında saklayın ve içmeden önce ılımasını sağlamak için tekrar ısıtın.

🤯 1 Lt su ile hazırladığınızda miktar 4 günlük olduğu için bittikçe taze yeniden yapmanızı tavsiye ederim.

Ne Faydası Var?

– Zararlı bağırsak parazitlerini ortadan kaldırır
– Şişkinliği azaltır ve sindirimi iyileştirir
– Bağışıklık fonksiyonunu ve genel enerjiyi artırır

Parazitlerle Doğal Yoldan Savaşın!

🧄 🧄 🧄 🧄 Sarımsak – Parazitleri doğal olarak öldürür
🎃🎃🎃🎃 Kabak Çekirdekleri – Parazit yumurtalarını yok eder
🍍 🍍 🍍 🍍 Ananas – Parazitlerle savaşan enzimlerle dolu
🥭 🥭 🥭 🥭 Papaya Tohumları – Parazit büyümesini bozar
🌿 🌿 🌿 🌿 Pelin otu – Güçlü bir anti-paraziter bitki
🍋 🍋 🍋 🍋 Limon – Bağırsakları detoksifiye eder ve temizler
🫚 🫚 🫚 🫚 Zencefil – Sindirimi iyileştirir ve kurtlarla savaşır
🌶️ 🌶️ 🌶️ 🌶️ Cayenne Biberi – Parazit enfeksiyonlarını yakar
🥕🥕🥕🥕 Çiğ Havuçlar – Bağırsaklardan parazitleri temizler
🍯🍯🍯🍯 Çiğ Bal – Antimikrobiyal, parazitleri aç bırakır
🧄🧄🧄🧄 Karanfiller – Parazit larvalarını yok eder

Daha temiz ve sağlıklı bir bağırsak için bunları diyetinize dahil edin!

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma
kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Nedir Bu Chia Tohumu ?

Chia tohumu, antik süper besin, enerji artırıcı özellikleri nedeniyle Maya ve Aztek diyetlerinin temel unsurlarındandı.

Hidrasyon ve Elektrolitler 🌱

🔹 Ağırlığının 10-12 katı kadar suyu emer.

🥦 Ispanaktan 3 kat daha fazla demir içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)
🍌 Muzdan %64 daha fazla potasyum içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)
⚡ Günlük magnezyum ihtiyacınızın %32’sini içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)

Kalp Sağlığı 🌱

🔹 İltihabı azaltmak için omega-3 (ALA) açısından zengindir.

🔹 Kanda LDL kolesterolü düşürür

🔹 Kanda HDL kolesterolü artırır.

Kan Şekeri Dengesi 🌱

🔹 Sindirimi yavaşlatır, kan şekerinin ani yükselmesini önler. Diyabet desteği ve insülin direnci olanlar için harikadır.

Beyin Güçlendirici 🌱

🔹 Hafıza için omega-3 ve polifenollerle doludur. Bilişsel gerilemeyi önler.

🐟 Somondan %100 daha fazla omega-3 içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)

Kilo Yönetimi 🌱

🔹 Daha uzun süre tok kalmanızı sağlar, açlık hissini azaltır.

Daha Güçlü Kemikler 🌱

🔹 Güçlü kemik ve dişlere sahip olmaya yardımcı olan, fosfor, kalsiyum, magnezyum ve bor açısından zengindir.

🥛 Sütten 5 kat daha fazla kalsiyum içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)

Tam Protein 🌱

🔹 9 temel amino asidin tamamını içerir.

💪 Vücudunuza yakıt sağlamak için %20 protein içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)

Sağlıklı Cilt 🌱

🔹 Antioksidanlar ve omega-3 yağ asitleri yaşlanmaya ve iltihaplara karşı savaşır.

Yaban mersininin 2 katı antioksidan içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)

Detoks ve Bağırsak Sağlığı 🌱

🔹 Yüksek lif sindirime ve toksin atımına yardımcı olur.

🔹 Sindirime yardımcı olur

🔹 Sık bağırsak hareketini teşvik eder

🔹 Sizi daha uzun süre tok tutar

🔹 Kilo vermeye yardımcı olur

🌾 Bağırsak sağlığınız için günlük lif ihtiyacınızın %41’ini içerir. (2 yemek kaşığı chia tohumunda)

Kendinizi şişkin ve rahatsız mı hissediyorsunuz?

Şişkinliğe veda edin, rahatlığa merhaba deyin!

Her sabah kahvaltı öncesi içebileceğiniz keyifli bir içecek hazırlayalım.

İçindekiler:

2 çay kaşığı limon suyu

Bir yemek kaşığı taze zencefil suyu

Bir çay kaşığı çiğ bal

Bir çay kaşığı chia tohumu (isteğe bağlı)

su

Her sabah yemeklerden önce içebilirsiniz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

⭐️ Ispanağın aksine, chia tohumları böbrek taşına neden olan oksalatlar içermez.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️. Chia tohumları (Salvia hispanica L.): Metabolik bozukluklarda tedavi edici bir silah https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9834868/

⭐️⭐️ Chia Tohumları (Salvia Hispanica L.): Genel Bakış—Fitokimyasal Profil, İzolasyon Yöntemleri ve Uygulama https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6994964/

⭐️⭐️ Chia Bitkisi Salvia hispanica L.’nin Umut Vaat Eden Geleceği https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3518271/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Cildinizi Siz Yaşlandırıyorsunuz

Cildinizdeki kırışıklıkların ve sarkmaların yaşlanmanız sebebi ile olduğunu düşünüyorsunuz değil mi?

Biraz haklısınız lakin biraz…

20 yaşından sonra her yıl %1 oranında kolajen üretimi azalır.

Ama.. Cildinizdeki kırışıklıkların ve sarkmaların sebebine baktığımızda, beslenmenizin büyük payı olduğunu görürüz.

Cildiniz Gerektiğinden Daha Hızlı Yaşlanıyor

Çünkü modern beslenme alışkanlığının %60’ına hakim olan rafine şekerler ve işlenmiş karbonhidratlar cildinizin yapısını içeriden sessizce bozar.

Rafine şekerler ve işlenmiş karbonhidratlar nedir mi diyorsunuz?

  • Beyaz ekmek,
  • Makarna,
  • Hamur işleri,
  • Şekerli içecekler gibi

Bu gıdaları tükettiğinizde, hızla parçalanarak kanınızda glikoza dönüşür. Ki bu da kan şekeri seviyelerinizin yükselmesine neden olur.

Eeee ne olacak şekerim yükseldiyse, cildimle ne alakası var diyorsanız…!!

Yükselen şeker, glikasyon adı verilen bir süreçle vücudunuzdaki proteinlere bağlanır.

Sürekli glikasyon, iltihaplanma ve oksidatif stresle birlikte hızla parçalanmaya başlarlar.

Ve Gelişmiş Glikasyon Son Ürünleri (AGE’ler) olarak bilinen zararlı moleküller oluşturur.

İşte sorun burada başlar çünkü AGE’ler, cildin dolgun, nemli ve sıkı kalmasından sorumlu Kolajen ve elastine zarar verir.

Bolca para harcadığınız kolajen kremleri vb gibi ürünlerden biliyorsunuz.. Cildin genç görünmesi için Kolajen önemli.

Tek sebep beslenme değil elbet.

Kolajen Yıkımı

Vücudunuzda özellikle de cildinizde varolan kolajen yapının yıkımını hızlandıran faktörler var.

  1. Beslenme bozukluğu
  2. Sigara – Alkol kullanımı
  3. Gece hayatı (gece yerine gündüz uyumak – Evinizde otursanız da)
  4. Ani soğuk – sıcak farklılıklarına çok sık maruz kalmak
  5. Yoğun stres
  6. Diyabet (Bu hastalığın genel olarak beslenme ve yaşam düzensizliği kaynaklı olduğunu hatırlayın)
  7. Romatizmal hastalıklar
  8. Hasimato
  9. Graves
  10. FMF
  11. Kanser
  12. Hava kirliliği

Dikkat ederseniz ilk 6 madde kişinin yaşam tercihleri kaynaklı yani önlenebilir – düzeltilebilir.

İlk madde beslenme.

Kolajen Alımı

Bu durumda hangi besinlerden kolajen alabiliriz?
🔸Balık
🔸Tavşan
🔸Tavuk
🔸Sığır

Kolajen Desteği

Kolajen yanında başka almam gereken var mı?

Et yediğimizde proteini direkt kana alamadığımız, aminoasitlere parcaladığımız gibi, kolajeni de direkt alamayız.

🔸 Vitamin C

🔸 Vitamin A

🔸 Vitamin E

🔸 Çinko

🔸 Magnezyum

🔸 Selenyum

Kolajen sentezinde önemli rol üstlenirler. Bu sebeple kolajen desteğinde diyete veya takviyeye eklnmelidirler.

Kolajen Takviyeleri

Tabi ki öncelikle doğal gıdalardan kolajen almanız en doğrusu.

Lakin takviye kullanacaksanız da bilmeniz gerekenler;

Alınan kolajen takviyelerde “kolajene ait aminoasitler” bulunur. Mide asiti zarar vermez ve bağırsaktan emilirler.. Yine de Kapsül olarak almak daha avantajlıdır. Tablet formunda bir miktar kayıp olur.

Cilt için gerekli olan Kolajen Tip 1 – 3 – 10 dur. Alacağınız takviyede bunların olmasına dikkat edin.

Takviye alacaksanız, Mümkünse Kolajen Tip 1 – 2 – 3 – 5 – 10 hep beraber olursa sağlığınız için daha yararlı olacaktır.

Cilt için günlük kolajen 1000-2000 mg almalısınız. Toplam dozu sabah ve akşam şeklinde alın.

Cildinizdeki değişimi 6 – 10 hafta arasında görmeye başlarsınız.

Cildin orta tabakası “dermis” %70-80 arasında kolajenden oluşur. Yani kolajen derin bir yapıdır. krem çok çok az emilir. Bu sebeple kolajen kremleri çok işlevsel değiler.

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

Kolajen Ailesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3003457/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Bağırsaklarınız Sızdırıyor

Evet… Herkesin bağırsakları yararlı ve gerekli maddeleri vücudun içine (sızdırarak) kana geçmesini sağlar.

Lakin sızdırma kelimesi çoğu zaman olmaması gereken bir geçiş anlamında kullanılır.

Sızdıran Bağırsak Sendromu

Literatürde son yıllarda popüler hale gelen lakin halen resmi tıbbi tanı olarak kabul edilmeyen bir arada görülen bulgular topluluğudur.(Sendrom)

İshal, şişkinlik, gerginlik, karın ağrısı ve erken tokluk, mide bulantısı ve yemek sonrası dolgunluk gibi dispeptik semptomlar dahil olmak üzere birden fazla gastrointestinal semptom Sızdıran bağırsak sendromu’na dahil edilir.

Sızdıran Bağırsak Nedir?

Tüm insanların bağırsakları belirli bir seviyede geçirgendir. Normal bağırsak fizyolojisi, çeşitli biyolojik faktörlere yanıt veren seçici geçirgen sıkı bağlantıları içerir.

Bağırsak iç duvarındaki sıkı bağlantıların gevşemesi, sindirilmemiş yiyecek parçacıklarının, toksinlerin ve bakterilerin kan dolaşımına sızmasına neden olmasıyla ortaya çıkan. duruma bağırsak geçirgenliği denir.

Bu geçirimsizlik, bağışıklık sistemi bu istilacılara saldırarak sistemik inflamasyona neden olur.

Bağırsak bariyer fonksiyonunun bozulması ile;

  • İrritabıl Barsak Sendromu – IBS
  • Fonksiyonel dispepsi (FD)
  • İnflamatuar bağırsak hastalığı (IBD)
  • Greft-versus-host hastalığı
  • Tip 1 diyabet
  • HIV / AIDS
  • Çoklu organ disfonksiyonu sendromu

dahil olmak üzere yalnızca sınırlı sayıda durum arasında bir ilişki olduğunu desteklemektedir.

Ayrıca;

  • Fibromiyalji
  • Kronik yorgunluk sendromu
  • Alerjiler
  • Baş ağrısı
  • Beyin sisi 

Bağırsak bariyer fonksiyonunun bozulması ile ilişkili olduğu iddia edilse de henüz kanıtlar yetersizdir.

Bağırsak İltihabı mı?

Sızdıran bağırsak sendromu, sindirim sistemindeki tahriş edici (safra asitleri de dahil) maddelere karşı bağışıklık sisteminizin tepkisidir.

Tahriş edici maddeler tarafından yakıt temin edilen sürekli yanan 🔥🔥ateş 🔥🔥 gibi düşünebilirsiniz.
– İşlenmiş gıdalar 🍟 (Gluten, etanol, emülgatörler ve diğerleri)
– Şeker 🍰
– Alkol 🍷
– Stres 😰 (safra asitleri
– Enfeksiyonlar

Sızdıran Bağırsak Nasıl Oluşur

Yukarıda sayılı nedenlerden her hangi biri veya birden fazlası sebebi ile bağırsaklarda kronnik inflamasyon gelişir.

  1. Adım: Kronik bağırsak infamasyonu bağırsak iç yüzeyine zarar verir.
  2. Adım: Zararlı maddeler (gluten, lektinler gibi) bağırsak duvarında delikler açar.
  3. Adım: Toksinler kan dolaşımına sızar ve vücudun her yerinde inflamatuar reaksiyonlar başlar.

Sızdıran Bağırsak Belirtileri

  • Sindirim: Şişkinlik, gaz, ishal/kabızlık, IBS.
  • Sistemik: Yorgunluk, beyin sisi, eklem ağrısı, cilt sorunları (akne/egzama).
  • Bağışıklık: Gıda hassasiyetleri, otoimmün alevlenmeler.
  • Zihinsel: Anksiyete, depresyon.

Sızdıran Bağırsak Vücudu Nasıl Etkiler?

  • Bağışıklığın aşırı çalışması: Sürekli bağışıklık aktivasyonu → otoimmün riskler.
  • Besinlerin emilim bozukluğu: Hasarlı bağırsak vitaminleri / mineralleri ememez.
  • Beyin-bağırsak ekseni bozulması: Ruh halini ve bilişi etkiler.

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Ağrı Kesici Meyve Suyu Yapalım

Ağrı hayatın tadını kaçıran hatta zaman zaman günlük aktivitelere bile engel olabilen sevimsiz bir his.

Maalesef ağrının nedenine yönelik önleyici hayat tercihleri yaşamak insanlara zor geliyor

Elde etmesi ve kullanımı kolay olduğu için genel olarak hap 💊 💊 💊 💊 💊 kullanımı tercih ediliyor.

Özellikle sık tercih edilen ağrı kesicilerin (İbuprofen ve asetaminofen) uzun süreli kullanımı karaciğeri, böbrekleri ve bağırsakları zorlayarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ağrıdan kaçış olmadığı durumlar olabiliyor.

Lakin bu durumlarda da sentetik 💊 💊 💊 ilaçlara güvenmek yerine, ağrı kesici ve genel sağlığı desteklemek için sizlere doğal 🌿🌿🌿 bir içecek tavsiyesi vereyim.

Lakin bildiğiniz bir hastalığınız varsa veya farkında olmadığınız herhangi bir hastalığınız olabileceği ihtimaline karşı hekiminize danışmadan bu tarifi uygulamayın.

Ayrıca dikkat edin içeriğindeki maddelere alerjiniz olabilir.

Malzeme listemiz ve malzemelerin faydaları

  1. Zerdeçal kökü (8 – 9 parça) – Kronik ağrıyı azaltır, iltihapla savaşır.
  2. Zencefil (Büyük bir parça) – Sindirimi destekler, kas ağrılarını hafifletir.
  3. Ananas (1 Bütün Ananas)– Bağışıklığı güçlendirir, eklem sağlığı için bromelain içerir.
  4. Limon (3 Adet Kabukları ile birlikte) – Detoks etkisi yaratır, cildi parlaklaştırır.
  5. Acı biber (½ yemek kaşığı) – Kan dolaşımını iyileştirir, ağrı sinyallerini engeller.
  6. Karabiber (1/4-1/2 çay kaşığı) – Maksimum rahatlama için zerdeçal emilimini artırır.
  7. Bal – İsteğe bağlı doğal tatlandırıcı

Hazırlanışı

  1. Ananası kabuğunu soyun.
  2. Zerdeçal – Zencefil – Limon kabukları ile birlikte iyice yıkayın.
  3. Zerdeçal – Zencefil – Limon kabukları ile birlikte ve ananasın içini küp küp doğrayıp rondonun içine koyun.
  4. Rondoyu çalıştırın.
  5. Püre kıvamına gelince Acı biber – Karabiber ve ½ Litre su ilave edin rondoyu tekrar çalıştırın.
  6. Tüm malzemeleri pürüzsüz hale gelene kadar karıştırın.
  7. İnce bir süzgeç ile suyunu süzün.

Bal, meyve suyuna damak tadınıza – zevkinize göre ilave edebilirsiniz.

Doğal ağrı kesici ve iltihap giderici destek için günlük ½ su bardağı içebilirsiniz.

Elde ettiğiniz meyve suyunu cam şişeye koyarak buzdolabında 7 – 10 gün saklayabililirsiniz.

Tabi ki en ideali yaptığınız gün ve sonraki gün tüketeceğiniz miktarda yapmanızdır.

Tabi ki madem sorununuz ağrı, hazırladığınız meyve suyuna bırakmayın tüm işi.Siz de biraz kendinize özen gösterin, günlük hareketle, dengeli beslenmeyle, minimum işlenmemiş gıdayla, sıvı tüketimi ile, açık hava/doğa ve uyku ile birleştirin.

Bu güçlü sağlık içeceği, ağrı kesicilere olan bağımlılığınızı azaltmanıza yardımcı olarak vücudunuzu, zihninizi ve uzun vadeli sağlığınızı doğal olarak destekleyecektir.

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Aslında Reflü…

Midem asitlendi. Hemen bir hap yutayım – çiğneyeyim” sık sık duyarsınız…!!

Off reflüm azdı çiğneme hapım nerede?? Bir de mide koruyucu yutayım bir tane” Bu da hiç yabancı değil sanırım…

Şimdi bildiklerinizin aksi gerçekleri okumaya hazırsanız devam edin…!!

Midemizin iç pH değeri 1 – 3 arasındadır. Yani asidiktir. Bırakın yedikleriniz eritmeyi yemek tabağınızı eritecek güçte asitlidir.

Bir örnek vereyim: HCl güçlü bir asittir. Hidroklorik Asit bildiğiniz Tuz Ruhu. Hani evlerde kullandığınız. Hidroklorik asit pH’ı 1,5 ila 3,5 arasındadır.

Bağırsaklara baktığımızda da tam tersi bir durum görürüz. Evet. Bağırsaklar baziktir. Neden bazik?

Çünkü bağırsaklar asitli olursa yararlı bakterilerin çoğu ölürken aynı zamanda enzimlerin de çoğu işlevini yerine getiremez.

En baştan başlayalım

Gıdaları ağzımıza aldığımız anda sindirim başlar.

Nasıl mı?

Amilaz

Tükrük bezlerinden salınan salyadaki amilaz enzimiyle beraber sindirim başlar.

(Amilaz tükürük bezi ve pankreastan salgılanır. Karbonhidratları sindirir)

Ağızda amilaz enzimi salınımı ile eş zamanlı mideye sinyal gider ve mide çalışarak mide asidi hidroklorik asit(HCI) salgılanmaya başlar.

Reaksiyon zincirleme devam eder…

Midede asit artınca midenin duvarından pepsinojen salgılanır

Pepsin

Pepsinojen tek başına bir işlevsizdir. Laki mide asidi ile reaksiyona girerek pepsin enzimini meydana getirir.

Pepsin enzimi proteinlerin sindirimi – parçalanmasını sağlar

  • Et
  • Yumurta
  • Peynir
  • Balık
  • Bakliyat vs

☆☆☆☆

Burada muazzam bir sistemin örmeğini görüyoruz.

Midenin kendi kendini sindirmesini önleyen midenin duvarında bulunan pepsinojen enzimi

☆☆☆☆

Mekanizma devam ediyor.

Mide asidi salgılanması sonrasında

Safra kesesi de safra tuzlarını salgılar

Pankreas amilaz, lipaz (Yağları parçalama görevleri mevcut) salgılar.

Mide Asidi Yoksa Safra Kesesi ve Pankreas Salgı Yapmaz
Mide Asidi Yoksa Pepsinojen Salınıp Pepsin Olmaz

Şimdi düşünün…!!

Ağızda Amilaz tükrükte mevcut ve gıda ağıza girer girmez salınıyor.. Orası tamam.

Lakin

Midede asit yoksa pankreastan AMİLAZ salınmaz — Karbonhidratlar sindirilemez

Midede asit yoksa pankreastan LİPAZ salınmaz — Yağlar sindirilemez

Midede asit yoksa mideden PEPSNOJEN salınmaz — PEPSİN oluşmaz — Proteinler sindirilemez.

Mayalanma

Besinler midede lakin sindirim yok bu durumda mayalanma başlayacak. Besinlerin mayalanması demek fermentasyon yapıyoruz anlamıına gelir.

Yenilen bütün gıdalar midede fermente olurken gaz ortaya çıkar bu da şişkinliğe neden olur.

Burada duralım..

Basit bir anatomi bilgisi burada reflü gerçeğini anlamanızda çok işinize yarayacak.

Yemek borusu ile mide arasında bir kapak var. Bu kapağa Özefageal Sfinkter denir.

Bu kapağın (Özefageal Sfinkter) sıkıca kapanması için midenin asidinin artması gerekir. Mide asidi azaldığında kapak gevşer.

Yine mide asidi… Ne kadar da önemliymiş değil mi Mide Asidi ?

Bitmedi tabi ki..

Midenin barsaklara giden kısmında da bir kapak var. Bu kapağa da Pilorik Sfinkter denir.

Bu kapak da midede asit yükselmediğinde ”daha sindirim olmadı diye” açılmaz.

Şimdi tekrar düşünün…

Mide asidi var lakin sindirim için yeterli değil;

Mide içeriğinde hazım süreci duruyor mayalanma – fermente olma – gaz oluyor.

Üst kapak gevşiyor.

Alt kapak sımsıkı.

Oluşan gaz ile birlikte yiyecekler de tabi ki yukarı yemek borusuna doğru çıkar.

Tabi ki az da olsa mide bulunan asit yemek borusunun kapağının (Özefageal Sfinkter) üzerine hatta ses tellerine doğru çıkarak yakmaya başlar…!!!

Eveeettt…

Hatırlayın yemekten öne asit azalsın diye içtiğiniz ”pazarlama ismi mide koruyucu olan” ilaçları…

Hele yemekten sonra boğazınızdaki yanma için çiğnediğiniz asit gidericileri…

Mide Asidi Azaldıkça Reflü Artar

Ayrıca

Bağırsaklarda asit olursa yararlı bakterilerin öldüğünü yukarıda okumuştunuz.. Hatırlayın…

Peki ya mide de asit az olursa?

Helikobakteri Pylori

İşte o zamanda midede zararlı bakteriler çoğalmaya başlar ki bunların başında Helikobakteri Pylori gelir. Asit çoğaldıkça Helikobakteri Pylori azalır.

Ağız Kokusu

Mideki asit azaldıkça Ağız kokusu ve vücutta – terde kötü koku olur.

Mide Asidi Az Olduğunda

  • Egzema sorunu olabilir.
  • Gül Hastalığı gelişebilir.
  • Otoimmun hastalıklargelişir.
  • Romatoid artrit.
  • B12 emilimi olmaz.
  • Demir emilimi çok zorlaşır.
  • Magnezyum emilimi çok zorlaşır.
  • Çinko emilimi çok zorlaşır.

Mide Asidi Testinizi Kendiniz Yapın

Bir su bardağı suya yarım çay kaşığı karbonat atıp bunu aç karna içtiğimizde 3-5 dakika içinde geğirip dolu bir şekilde gaz çıkarıyorsanız mide asidiniz yeterli demektir.

☆☆☆☆

Sodyum karbonat ile mide asiti (HCI) birleşince karbondioksit CO2 oluşur ve Gaz çıkarırsınız

☆☆☆☆

Sonuç

Mide asidinin öneminin bir kısmını okudunuz – umarım öğrendiniz ve anladınız.

Ne yapmalısınız?

Öncelikle pazarlama ambalajları mide koruyucu olan ilaçları kullanırken bir daha düşünmelisiniz..

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Dil Tanısı

Gözlerin senin profesörlerin olacak

Theopbrastus Paracelsus (1493-1541)

En zor iş, gözünüzün önünde ortaya çıkanı tanımaktır.

J. W. Goethe, 18. ve 19. yüzyılın başlarında yaşamış Alman yazar, şair ve doğa bilimci.

İki güzel söz ile konuya başlamamın sebebi hekim muayenesinde de insanın yaşamında da gözlerimizi tabi ki dikkatimiz ve bilincimiz ile birlikte kullanmanın önemini vurgulamaktı.

Bir konuyu ve arka planını – hastalıkları düzgün bir şekilde açıklayabilmemiz – teşhis edebilmemiz için önce onu iyice bilmemiz ve anlamamız gerektiğidir.

Bilgi ve anlayış olmadan bir durumu – hastalığı doğru bir şekilde tanımlamanız veya hatta onu görmemiz imkansızdır.

DİL

Dil vasıtası ile (dili inceleyerek – muayene ederek) teşhis koyma söz konusu olduğunda, insanın anatomisini, fizyolojisini, embriyolojisini ve ayrıca temel tıbbı bilmeyi gerektirir.

İnsan dili sürekli değişime uğrar.

Organizma içindeki ve çevredeki her değişikliği yansıtır.

Eğer bu yazıyı ve devamında aralıklarla yayınlayacağım diliniz konulu yazıları dikkatle okur ve dilinizi günde birkaç kez incelerseniz zaman içerisinde birçok rahatsızlığı ve vücudunuzdaki sorunu erken fark etme bilginiz olacak. Dikkat teşhis koymayacak lakin olası durum hakkında bir öngörünüz olacak.

Dilin anne karnında embriyodan itibaren gelişimi, insan organizmasının kökeniyle yakın ilişkilidir. Vücut içindeki yapısal ve işleyiş mekanizmalarının iletişimi anlamak için dil anahtar organdır.

Dünya üzerinde, kar taneleri gibi aynı olan iki insan dili yoktur. Bu sayede insan dili önemli bir tanı ortamıdır ve hekimler için değerli bir muayene aracıdır.

Maalesef günümüzde coğrafi olarak doğudan batıya doğru gidildikçe temel muayene yöntemleri yerine teknolojik tetkik yöntemlerine öncelik verilse de inspeksiyon (göz ile muayene) her zaman çok değerli bir tekniktir.

Sağlıklı bireylerde dil pembeden kırmızıya kadar renk değiştirir, çünkü
dil kasları ve mukoza zarları çok sık damarı bir yapıya sahip olmakla birlikte kişiden kişiye de yapısal değişiklikler içerir.

Ayrıca, dil ince ve beyaz bir tabakayla kaplıdır. Bu normal beyaz tabaka, genellikle uçlarında bölünmüş iplik benzeri filiform papillaların (papillae filiformes) uçlarından ve mantar şeklindeki fungiform papillalardan (papillae fungiformes) oluşur, ayrıca
yiyecek parçacıkları, tükürük ve bakteriler bulunur.

Örneğin:

Dilin mavimsi veya mor renk değiştirmesi, dildeki venöz kan durgunluğuyla veya organizmada genel bir oksijen eksikliğiyle ilişkilidir.

Bu gibi durumlarda dil altı damarları normalden daha kalın ve koyu görünür ve bu nedenle muayene sırasında dilin alt tarafı da incelenmelidir.

Mor renk, dilin kan damarlarında bulunan kırmızı kan hücrelerindeki oksijen eksikliğiyle ilişkili olabilir.

Dil kalın, yumuşak ve şişmişse, bunun nedeni kan plazmasındaki proteinin azalması olabilir. Bu, kolloid ozmotik basınçta bir düşüşe neden olur. (kanın su çekme kuvveti). Böylece, plazma sıvıları kan damarlarından dil dokularına kaçar ve böylece ödem oluşur. Bu, dilin büyümesine neden olur ve dişlere değecek kadar şişer ve böylece dilin kenarlarında izler bırakır.

Dilin boyutundaki artış, dil kaslarının anormal gevşemesinden de kaynaklanabilir. Ek olarak, lenfatik ve venöz drenaj bozulabilir ve böylece dil gövdesinin şişmesine neden olabilir.

Dildeki çatlaklar, filiform ve fungiform papillalar ayrıldığında veya mukoza zarlarının büzülmesiyle oluşan yakın gruplar oluşturduklarında meydana gelir. Bu her zaman organizmada ciddi sağlık bozukluklarına olduğuna işaret eder.

Bazen dikenler kadar iltihaplı ve çıkıntılı görünebilen pürüzlü ve şiş papillalara sahip granüler bir dil, filiform papillaların mantar formlu papillalara dönüşmesinin sonucudur. Aynı zamanda, mukoza zarı damarlarına kan akışı, dönüşen mantar formlu papillaların kanla tıkanması ve bu nedenle kırmızı ve şiş görünmesiyle artar.

Kuru dil, ya tükürük üretiminin azalmasının ya da tükürüğün sulu kısmının azalmasının sonucudur. Bu, tüm organizma susuz kaldığında veya kan yoğunluğu arttığında, yani hematokrit arttığında ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda, tükürük salgılanması azalır ve bunun sonucunda kuru bir dil yüzeyi ve susuzluk oluşur.

Kuru dil insan sistemindeki su kaybının en güvenilir klinik belirtilerinden biridir. Çünkü çeşitli sebeplerden kaynaklı her türlü su eksikliği, dilin incelenmesiyle kolayca tespit edilebilir.

Fiziksel aşırı efor, ısı etkisi veya ciddi psikolojik gerginlik durumunda tükürük üretimi azalır ve sonuç olarak dilin yüzeyi kurur. Bu süreçte vücuttaki sempatik sinir sistemi aktive olurken, parasempatik sinir sistemi aktivitesi düşer. Tabi ki sinir sistemindeki bu etkileşim otonom sinir liflerinin neden olduğu bir etki sonucu kan damarlarının çapı daralır. Sonuç olarak, dile ek kan zorlanır ve kırmızı renk değişikliğine neden olur. Bu şekilde kızarmış dili olan kişi ayrıca yüksek tansiyon (hipertansiyon) belirtileri gösterebilir.

Dil bir tarafa doğru eğilmiş ise felç düşünülür. (Hipoglossal sinir – on ikinci kranial sinir merkezi veya çevresel seyrinde tek taraflı bozulmasını ifade eder.) Bu, beyin kanaması (felç), beyin hasarı veya beyin tümörlerinde meydana gelir.

Dil yüzeyinin sarımsı bir tabaka ile kaplanması filiform papillaların nasırlı uçlarında daha fazla artış olması nedeniyle oluşur ve bu gibi durumlarda dilin yüzeyinde hafif bir iltihaplanma bile meydana gelebilir.

Sarı bir renk değişikliği bakteriyel etkiden de kaynaklanabilir.

Dil yüzeyinin siyah bir tabaka ile kaplanması, filiform papillaların nasırlı uçlarında çok güçlü bir artışla ilişkilidir ve nasırlı çıkıntıların yoğun şekilde çoğalması sonucu dilin yüzeyine kahverengimsi siyah bir görünüm verir.

Siyah renk değişikliği belirli mantar türlerinin büyümesinden, dehidratasyonla birlikte görülen yüksek ateşten, bulaşıcı veya kronik hastalıklardan, mide ve bağırsaklarda fonksiyonel bozukluklarından, mantar enfeksiyonundan, uzun süreli ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaynaklanabilir.

Dilin yüzeyindeki kaplama kalınlaşırsa, bunun nedeni hastanın çok az yemesi veya sadece sıvı veya yarı sıvı yiyecekler tüketmesi olabilir.

Bu, normal yiyecek alımının neden olduğu dil yüzeyindeki mekanik sürtünmeyi azaltır. Kalın bir kaplama ayrıca yüksek ateş ve tükürük üretiminin azalmasıyla oluşan su kaybından da kaynaklanabilir. Bu da dilin doğal temizleme mekanizmasını bozar. Filiform papillalar daha uzun hale gelirse, kaplama da daha kalın hale gelebilir.

Dil gövdesinin normal rengi
Normal bir dil pembe, yumuşak, esnek, hafif ıslak ve “kaplama” olarak adlandırılamayacak ince beyazımsı bir tabaka ile kaplıdır.
Böyle bir dile sahip bir hasta ciddi şekilde hasta değildir. Kişi, sadece yüzeysel olarak organizmayı etkileyen hafif bulaşıcı hastalıklarda böyle bir dille karşılaşır.

Dil gövdesinin normal rengi

Böyle bir dilin rengi kesinlikle normalden daha açıktır.

Bu, genellikle zayıflığın ve kanlanmanın yetersizliğinin bir işareti olan soğuk algınlığı ve zaafiyet durumuna karşılık gelir.

Hafif, beyaz dil

Nobel ödüllü Albert Einstein, dilini tüm dünyaya (Basına) çıkarıyor..!!

Neden?

Çünkü

İnsan dili, entelektüel anlamı söz konusu olduğunda muhatabına karşı savunmasız ve büyüleyici arketipal bir organdır.

Bu fotoğrafta görüldüğü gibi, Albert Einstein’ın böylesine doğan ve anlık bir tepki ile dilini göstermesinin insan etkileşiminde ne kadar önemli bir işlevi olduğunun yanı sıra (tıbbi bağlamda) durumu hakkında önemli bilgiler elde edebileceğimizi de göstermektedir..

Einstein’ın dili bilinçaltında beden ve zihin, doğa ve ruh arasındaki boşluğu kapatır. (Descartes bu hususu res extensa ve res cogitans arasındaki Kartezyen ayrımı larak adlandırır)

Bu fotoğrafta Albert Einstein’ın dilini incelediğimizde; dili dar, gergin ve hafifçe büzülmüş, kenarları şiş ve kırışık görünüyor.

Muhtemelen fotoğrafınn çekildiği günlerde uykusuzluktan muzdarip. Bir mide rahatsızlığından ve kabızlıktan etkilenmiş olabilir. Şişmiş kenarlar, yükselen karaciğer
sorununu ve müteakip olarak içindeki huzursuzluğun boşalımı olarak da basına dil çıkardığını söyleyebiliriz.

Dil tanısı, hekimin hastasını gerçek ve rasyonel olarak anlamasını sağlar.

Dil konusundaki bilgi ve tecrübenin günümüz tıp teknojisi ile koordineli olması durumunda hastalara verilecek sağlık hizmeti kalitesini arttıracağı sanırım tartışmaya gerek olmayan bir husustur.

Özetle;

Giriş yaptığım Dil tanısı, sizlerin fiziki öz değerlendirmenizi yapmanız için de yararlı olacağı düşüncesindeyim.

Sonraki Dil tanısı yazılarında gördüklerinizi değerlendirmeniz hususunda fotoğraflarla birlikte bilgilendirmelere devam edeceğim.

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Dilde Hiperpigmentasyon ve Sistemik Semptomlar https://www.aafp.org/pubs/afp/issues/2020/0415/p499.html

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Yaşınıza Bakmayın Geç Değil

50 yaş üstü erkeklerde “Daha az ye ve daha çok hareket et.” kilo vermek için yeterli değildir.

Kişinin, metabolizması, hormonları, alışkanlıkları sessizce yağ kaybetme yeteneğini kontrol eder.

Lakin 50 yaş üstü erkekler yaşlarına bağlı değişimler sebebiyle kilo verme konusunda genç yaşlarına göre daha büyük zorlukla karşı karşıyadır. Vücutlarındaki değişimlere uyum sağlayamazlarsa yağ (kilo) kaybı neredeyse imkansız hale gelir

Yaşa bağlı süreci doğru yaşamaları ve aşağıdaki kurallara bağlı kalmaları durumunda kilo vermeleri mümkün olduğu gibi kas kütlelerini de sağlıklı seviyeye getirebilirler.

Ne yapmalısınız ?

Sırayla inceleyelim…

Uyku Yağ Kaybını Kontrol Eder

Yeterince uyumuyorsanız vücudunuz yağ yakmayı reddeder. Yapılan araştırmalar, uyku eksikliği nedeniyle diyet yapan erkeklerin yağdan çok kas kaybettiğini gösteriyor. Öncelikle uykunuzu düzeltin; her gece en az 7 saat kaliteli bir uyku uyumalısınız.

Beslenme Planı – Ketojenik Diyet

Beslenmenizi planlamalısınız. Diyetlerin çoğu kilo vermek için işe yarar lakin çoğu sürdürülemez olduklarında başarısız oluyorlar. Önemli olan, sizi aç bırakacak kısıtlayıcı bir diyet değil, yaşam tarzınıza uygun yapılandırılmış bir yemek programıdır.

En iyi yemek planlaması ketojenik diyetle birlikte günlük iki öğün ve öğünler arası 16 saat olacak şekilde düzenleme yapmaktır.

Ketojenik Diyet ile birlikte örneğin:

Günün ilk öğünü saat 11.00 (8 saat ara olacak) ikinci öğünü saat 19.00 da olacak şekilde

Öğün aralarında meyve – abur cubur vb gibi hiçbir atıştırmalık tüketilmeyecek. Öğünler arası mide ve barsak sisteminin dinlenmesi sağlanacak.

Su Tüketimi

Hidrasyon yağ kaybı için sıhhatli hiledir. Vücudunuz, her biri su gerektiren milyonlarca küçük kimyasal reaksiyon yoluyla yağ yakar.

Ne kadar su içmelisiniz?

Her yerde ne kadar su içeceğinize dair formüller hesaplar görüyorsunuz. Kaç litre içeceksiniz ne zaman içeceksiniz ve benzeri hepsini unutun..!!

Sadece idrarınıza bakın..

Her idrarınız su renginde – çok açık sarı aralığında olacak şekilde içtiğiniz suyu ayarlayın.

Tuvalete gittiniz idrarınızın renginde koyulaşma mı var?

Hemen bir bardak mümkünse birkaç bardak su için..

İdrarınız çok mu koyu renk?

Bir sonraki tuvaletinizi yapana kadar sık aralıklarla su için…

Bir süre bu işlemleri dikkatle yaptığınızda alışkanlığınız haline gelecek…

Hareket Edin

Spor salonuna gitmeniz şart değil. Bilin ki spor salonları tek çareniz – yolunuz değil.

Sadece her gün harekete ihtiyacınız var. Asansör yerine merdivenleri kullanın. Yürüme imkanı olan durumlarda arabanızı – otobüsü vb gibi kullanmayın. Evde bir şey istemeyin siz yapın. Sofrayı hazırlamaya, temizliğe vb gibi eşlik edin..

Egzersiz yardımcı olur, ancak kilo kaybının birincil itici gücü değildir.

Günlük 45 dakikalık aktivite (yürüyüş, esneme, vücut ağırlığı hareketleri) metabolizmanızı, açlığınızı düzenler, insülin duyarlılığını artırır ve yağ yakar.

Youtube da bolca ev egzersizi bulabilirsiniz kendinize uygun olanı seçin.. Düzenli olarak uygulayın.

Metabolik Direnç Antrenmanı

Kardiyo çok önemlidir. Lakin yaş 50 ve üzeri gençler..Evet siz..!!

Kaslarınızda yıllar içinde erime – azalma olduğunu (Sarkopeni) biliyorsunuz. Yada şimdi öğrendiniz.

Kaslarınız erirken – azalırken unutmayın ki kas kütlesi olan kalbiniz de zayıflıyor. Bu durumda kaslarınızı – kalbinizi kuvvetlendirmelisiniz.

Metabolik Direnç Antrenmanı, yoğun ve etkili kardiyo ve kas antrenmanını birleştiren bir egzersiz yöntemidir. Sonraki 48 saat boyunca kas oluşturmaya, metabolizmayı hızlandırmaya ve yağ yakmaya devam eder.

Örnek tekli bir egzersiz

Haftada 3 – 4 gün = maksimum yağ yakımını sağlayabilirsiniz.

Bu örnek programda her büyük kas grubu haftada 2 kez çalıştırılıyor.

Doğal Olandan Vaz Geçmeyin

Takviye Reklamlarına Kanmayın

Takviyeler – Kimyasallar sizi kurtarmaz. Yağ yakıcıları unutun.

Kilo vermek tek hedef olamaz. Sağlıklı kilo vermek hedefinizi olmalı.

Probiyotikler – Daha iyi sindirim ve kilo kaybı için bağırsak bakterilerini ideal miktara ulaştırır. Lakin SİBO, İBS varlığında probiyotik kullanımı hem sorununuzu hem de yağ yıkımı ile birlikte kas yıkımınınızı arttırır.

50 yaş üstü siz erkekler inatçı göbek yağlarıyla yaşamak zorunda değilsiniz.

Yukarıdaki adımları izlerseniz, kendinizi aç bırakmadan veya etkisiz egzersizlerle zaman kaybetmeden vücudunuzu sağlıklı, zinde ve yağsız hale getirebilirsiniz.

Geç değil… Geçmişde yaşamayın, Anı yakalayın…

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Ketojenik Diyet de Nedir? https://tetkik.com.tr/2025/01/04/19282/

⭐️⭐️ Ağır Egzersiz Yaparken Ketojenik Diyet mi? https://tetkik.com.tr/2025/01/11/19291/

⭐️⭐️ Direnç Antrenmanı Metabolik ve Zayıflık Sendromlarına Karşı Etkili Bir Araçtır https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3168930/

⭐️⭐️ Yaşlanan insanlarda metabolik değişiklikler: güncel kanıtlar ve tedavi stratejileri https://www.jci.org/articles/view/158451

⭐️⭐️ Egzersizin Metabolik Etkileri https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27348753/

Direnç egzersizi ve eğitiminde testosteron fizyolojisi: yukarı akış düzenleyici unsurlar https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21058750/

⭐️⭐️ Sarkopeni ve yaşlanma https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/12822704/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla