Karnınız Neden Şişiyor? Gaz, Şişkinlik Gerçekleri

🌿 🌿 🌿

Sabah kalktığınızda karnınız dümdüz, kendinizi hafif hissediyorsunuz. Ama ilk lokmadan itibaren gün boyunca göbeğiniz şişiyor, gaz oluşuyor ve aynada kendinizi kilolu gibi görüyorsunuz. Oysa kilo probleminiz yok. Peki bu neden oluyor?

Bu yazıda, bu şişkinliğin gerçek nedenlerini ve çözüm yollarını anlatacağım. Karnınızdaki şişkinlik sadece “ne yediğinizle” değil, “vücudunuzun nasıl sindirdiğiyle” ilgili.

🔍 🔍 🔍
Şişkinliğin 4 Ana Sebebi

Bağırsaklarda gaz oluşmasının dört ana nedeni vardır:

1️⃣ Mide Asidi Eksikliği

Yediklerimiz midede yeterince asitle parçalanmazsa, tam sindirilemez. Bu durumda yiyecekler midede “mayalanmaya” başlar ve gaz üretir.

2️⃣ Bağırsak Bakterileri

Bağırsaklarımızda yaşayan bakteriler, sindiremediğimiz gıdaları parçalayarak gaz üretir. Bu normaldir ama bazı bakteriler fazla çalışırsa gaz miktarı artar.

3️⃣ Enzim Eksikliği

Bazı gıdaları parçalamak için özel enzimlere ihtiyaç vardır (örneğin süt şekeri için laktaz enzimi). Bu enzimler eksikse, gıdalar parçalanamaz ve gaz oluşur.

4️⃣ Yanlış Bakteri Yerleşimi (SİBO)

Normalde kalın bağırsakta bulunması gereken bakteriler ince bağırsağa geçerse, burada gıdaları parçalamaya başlarlar. Bu da şişkinlik ve gaz yapar.

Mekanizma Nasıl İşliyor?

Örnek: Akşam yemeğinde etli kuru fasulye, pilav ve salata yediniz.

  • Bu yiyecekler midede asitle parçalanmalı.
  • Ama mide asidiniz azsa (örneğin mide ilacı kullanıyorsanız), yiyecekler tam sindirilemez.
  • Bu durumda midede mayalanma başlar, gaz oluşur.
  • Ayrıca mide asidi bakterileri öldürür. Asit eksikse, bakteriler hayatta kalır ve bağırsaklara geçer.
  • Bu bakteriler ince bağırsağa yerleşirse, burada gıdaları parçalar ve gaz üretir. Bu duruma SİBO denir.
🧬 🧬 🧬
Enzim Eksikliği ve Şekerler

Yiyeceklerdeki bazı şekerler (laktoz, sükroz, maltoz) bağırsakta özel enzimlerle parçalanır.

Bu enzimler eksikse:

  • Şekerler parçalanamaz.
  • Su çeker, karında guruldama ve bazen ishal yapar.
  • Bakteriler bu şekerleri kullanır ve gaz üretir.
🦠 🦠 🦠
Bağırsak Florası Bozulursa Ne Olur?

Bağırsaklarımızda yüzlerce farklı bakteri türü yaşar. Bu denge bozulursa:

  • Bazı bakteriler aşırı çoğalır.
  • Gaz üretimi artar.
  • Sindirim zorlaşır.

Antibiyotik kullanımı, stres, kötü beslenme gibi faktörler bu dengeyi bozabilir.

🛠️ 🛠️ 🛠️
Ne Yapmalı? Adım Adım Çözüm
1️⃣ Mide Asidini Dengele
  • Mide asidini baskılayan ilaçları (PPI) uzun süre kullanmayın (60 günden fazla).
  • Yemekle birlikte ve hemen öncesinde/sonrasında su içmeyin.
  • Yemekle birlikte 1 bardak suya yarım limon veya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek içebilirsiniz.

2️⃣ Beslenmeyi Geçici Olarak Değiştir

Yaklaşık 60 gün boyunca aşağıdaki gıdalardan uzak durun:

  • Süt ürünleri (yoğurt, peynir, süt)
  • Yeşillikler (marul, roka, maydanoz)
  • Lahana, brokoli, turp
  • Soğan, sarımsak
  • Kuru baklagiller (fasulye, nohut, mercimek)
  • Meyve kuruları ve aşırı lifli meyveler (armut, şeftali, kiraz)
  • Gluten içeren gıdalar (ekmek, makarna)
  • İşlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis)

Bu gıdalar gaz yapan bakterileri besler. Bir süre ara verip sonra azar azar diyete eklenmelidir.

Serbest gıdalar: Et, balık, tavuk, pirinç (ama mideyi tam doldurmadan)

3️⃣ SİBO Tedavisi
  • SİBO sadece diyetle düzelmez.
  • Gerekirse doktor kontrolünde özel antibiyotikler kullanılır.
  • Bu antibiyotikler ince bağırsaktaki zararlı bakterileri öldürür ama kalın bağırsaktaki faydalı bakterilere zarar vermez.

4️⃣ Bağırsak Duvarını Güçlendir

Bağırsak duvarı hasar görürse enzim üretimi bozulur, geçirgenlik artar.

Zarar verenler:

  • Oksidasyon (sigara, stres, işlenmiş gıdalar)
  • Ağır metaller (balıkla bile alınabilir)

Koruyucular:

  • Antioksidanlar: Glutatyon, Resveratrol, R-Lipoik Asit
  • Ağır metal atıcılar: Bentonit kil (günde 2 yemek kaşığı), kişniş (doktor kontrolünde)

5️⃣ Hareketi Artır

Bağırsaklar kasılarak kendini boşaltır. Bu hareket azsa:

  • Mayalanma artar
  • Kabızlık olur
  • Gaz birikir

Ne yapmalı?

  • Günde 30 dakika tempolu yürüyüş
  • Sabah aç karna: 1 bardak suya yarım limon suyu + 1 çay kaşığı zencefil tozu
  • Omega-3 takviyesi (günde 2000 mg)
🔴 🔴 🔴
Her Şişkinlik Kilo Değildir
  • Bağırsaklar sadece sindirim değil, ruh hali, düşünce yapısı ve bağışıklık üzerinde de etkilidir.
  • Sağlıklı beslenme herkes için aynı değildir. Vücudunuz neye nasıl tepki veriyorsa, ona göre beslenmelisiniz.
  • Lifli gıdalar, süt ürünleri, sebzeler sağlıklı olabilir ama herkes için her zaman uygun değildir.
  • Fazla lif, fazla oksidasyon, enzim eksikliği ve flora bozukluğu şişkinliğe neden olabilir.
🌟 🌟 🌟
Kendi Vücudunu Dinle
  • “Sağlıklı” diye dayatılan her gıda size iyi gelmek zorunda değil.
  • Size dokunan, şişkinlik yapan gıdayı geçici olarak bırakın.
  • Vücudunuzun neye ihtiyacı olduğunu en iyi siz hissedersiniz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Güçlü Yetmez! Akıllı Bir Bağışıklık Sistemi İçin Beta-Glukan

“Kontrolsüz güç, güç değildir!”
– Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek isteyenlerin bu sözden öğreneceği çok şey var!

Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi Neden Yeterli Değil?

Bağışıklık sistemimiz, vücudumuzun en gelişmiş savunma ordusudur. Ancak bu ordu, sadece güçlü değil, aynı zamanda akıllıca hareket eden bir yapı olmalıdır. Aksi halde, zararlı mikropları yok etmeye çalışırken kendi dokularımıza da zarar verebilir.

Yeni araştırmalar, bağışıklık sistemi güçlendirme konusuna yepyeni bir bakış açısı sunuyor:
Sistem sadece güçlü değil, aynı zamanda dengeli ve kontrollü çalışmalı.

İşte tam bu noktada, doğanın sunduğu beta-glukan maddesi devreye giriyor.

🍄 🍄 🍄
Beta-Glukan Nedir?

Beta-glukan, yulaf, arpa, mantar ve bazı alg türlerinde doğal olarak bulunan çözünür bir liftir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu maddenin sadece bağışıklığı güçlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda onu akıllı bir şekilde yönlendirebildiğini ortaya koymuştur.

Yani beta-glukan, bağışıklık sistemine “nasıl savaşacağını” değil, “ne zaman savaşması gerektiğini” öğretiyor!

Nasıl Çalışır? Bilimsel Gerçekler

2024’te Nature Immunology dergisinde yayımlanan bir çalışma, beta-glukanın doğrudan grip (influenza) virüsünü öldürmediğini, ancak bağışıklık sisteminin virüse verdiği aşırı tepkileri yumuşattığını gösterdi.

Grip gibi hastalıklarda zarar, çoğunlukla virüsün kendisinden değil, bağışıklık sisteminin aşırı tepkisiyle (sitokin fırtınası) ortaya çıkıyor.

Beta-glukan, bu aşırı reaksiyonları düzenleyerek daha hedefe yönelik, daha az zararlı bir bağışıklık yanıtı sağlar.

Beta-Glukanın Sağlığa Faydaları
  • 🫁 Solunum yolu enfeksiyonlarında iyileşmeyi destekler
  • 🦷 Periodontal (diş eti) iltihaplarını azaltır
  • 🎗️ Kanser tedavisi sırasında bağışıklık sistemini destekler
  • 🩸 Kolesterolü düşürür
  • 🔋 Mitokondri sağlığını korur
  • 🧠 Vücutta daha dengeli bir immün yanıt oluşturur
  • 🦠 Bağırsak mikrobiyotasını olumlu etkiler

Beta-Glukan Hangi Gıdalarda Bulunur?

Beta-glukan kaynakları iki ana gruba ayrılır:

1️⃣ Tahıl Bazlı Kaynaklar (Daha çok metabolik denge için)
  • Yulaf: %3–7 oranında beta-glukan içerir
  • Arpa: %5–11 ile en zengin kaynak
  • Buğday: %0,5 gibi düşük bir orana sahip
  • Pirinç: %0,2 oranında içerir

Not: Bu beta-glukanlar daha çok kolesterol kontrolü, kan şekeri dengesi ve bağırsak sağlığı için etkilidir.

2️⃣ Tahıl Dışı Kaynaklar (Bağışıklık sistemi için ideal)
  • Maya Beta-Glukanı (özellikle Saccharomyces cerevisiae)
  • Mantarlar (özellikle Shiitake, Reishi)
  • Algler (kahverengi deniz yosunu)
  • Bazı bakteriler

Bu gruptakiler ise esas olarak bağışıklık sistemi düzenleyici etki gösterir.

Beta-Glukan Seviyesini Etkileyen Faktörler
  • İşleme: Yüksek sıcaklıkta pişirme veya maya ile yapılan işlemler, beta-glukanın yapısını bozabilir.
  • Depolama: Nemli ortamlarda beta-glukan oksidasyona uğrayabilir ve etkinliği azalabilir.
  • Kabukta yoğunluk: Tahılların dış katmanlarında yoğun olduğu için tam tahıl ürünleri tercih edilmelidir.

Beta-Glukanı Hayata Dahil Etmenin Pratik Yolları
  • Güne yulaf lapası ile başla
  • Ev yapımı arpa unlu ekmek tüket
  • Haftada 2 kez şitake mantarı kullan
  • Takviye olarak maya beta-glukan kapsülleri tercih et (Hekim önerisiyle)
  • Probiyotik gıdalarla beraber tüket, bağırsak sağlığını destekle

Kontrolsüz Güç, Güç Değildir

Bağışıklık sistemimiz sadece savunma hattı değil, aynı zamanda bir komutandır.
Yeterli güçle donatıldığında bile, ne zaman ateş açacağını bilmediği sürece vücuda zarar verebilir.

Beta-glukan, bağışıklık sistemine bu aklı verir.
Yani güçlü değil, akıllı bir bağışıklık için doğadan gelen bu özel maddeye hayatınızda mutlaka yer açın.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ β-Glukan, influenza A virüsüne karşı hastalık toleransını artırmak için nötrofilleri yeniden programlıyor https://www.nature.com/articles/s41590-024-02041-2

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kolesterolün Kandaki Normal Değerlerinin Tarihsel Evrimi

Kolesterol, 19. yüzyılda keşfedildiğinden bu yana hem biyokimyasal hem de klinik anlamda insan sağlığının merkezinde yer almıştır. Başlangıçta yalnızca hücre zarlarının bir bileşeni olarak tanımlanan bu molekül, zamanla kardiyovasküler hastalıkların en önemli risk göstergelerinden biri haline gelmiştir. Ancak kolesterolün “normal” kabul edilen düzeyleri, sabit bir sayıdan ibaret değildir; bilimsel anlayışın gelişmesiyle birlikte sürekli olarak yeniden tanımlanmıştır.

Kolesterolün kandaki normal değerlerinin tarihsel evrimini ele alarak, tıbbın değişen bakış açılarını, epidemiyolojik verilerin etkisini ve klinik rehberlerin nasıl dönüştüğünü göreceksiniz. Bu biyobelirtecin sınırları, yalnızca laboratuvar cihazlarının hassasiyetiyle değil; toplumun sağlık öncelikleri, bilimsel kanıtlar, risk algısı ve belki de tartışmalı kararlarla şekillenir.

📜 📜 📜
YılToplam Kolesterol Normal SınırıAçıklama
1950’ler< 300 mg/dLKolesterol yeni tanımlanmıştı; yüksek değerler henüz risk olarak görülmüyordu.
1970’ler< 270 mg/dLAterosklerozla ilişki kurulmaya başlandı; ilk sınırlamalar geldi.
1980’ler< 250 mg/dLFramingham çalışması sonrası kardiyovasküler riskler netleşti.
1990’lar< 230 mg/dLLDL’nin “kötü kolesterol” olarak tanımlanmasıyla sınırlar daraltıldı.
2001 (ATP III – ABD)< 200 mg/dLAmerikan Kalp Derneği LDL hedeflerini netleştirdi; total kolesterol için <200 mg/dL önerildi.
2013 (ACC/AHA Kılavuzu)LDL < 100 mg/dLRisk bazlı hedefler ön plana çıktı; total kolesterol yerine LDL odaklı yaklaşım benimsendi.
2019 (ESC/EAS Avrupa Kılavuzu)LDL < 70 mg/dL (yüksek risk)Çok yüksek riskli bireylerde LDL hedefi daha da düşürüldü.
2025 (Güncel ESC/AHA önerileri)LDL < 55 mg/dL (çok yüksek risk)Yeni çalışmalarla birlikte agresif LDL düşürme stratejileri benimsendi.

📌 📌 📌
Ek Bilgiler
  • HDL için tarihsel olarak ≥ 60 mg/dL koruyucu kabul edilirken, erkeklerde ≥ 40 mg/dL ve kadınlarda ≥ 50 mg/dL sınırları sabit kalmıştır.
  • Trigliserid için < 150 mg/dL sınırı 1990’lardan beri geçerlidir; ancak non-HDL kolesterol ve VLDL gibi alt fraksiyonlar son yıllarda daha fazla önem kazanmıştır.
  • Türkiye’de de bu değişimler genellikle Amerikan ve Avrupa kılavuzlarıyla paralel olarak benimsenmiştir.

Kolesterolün normal kabul edilen sınırları, zaman içinde yalnızca rakamsal olarak değil; anlam olarak da değişmiştir. 1950’lerde 300 mg/dL’ye kadar “normal” sayılan değerler, günümüzde 200 mg/dL’nin altına çekilmiş; LDL içinse risk düzeyine göre 55 mg/dL gibi agresif hedefler belirlenmiştir. Bu değişim, tıbbın statik değil; dinamik bir bilim olduğunu gösterir.

Lakin bu evrim, yalnızca bilimsel bir gelişme değil; aynı zamanda halk sağlığına, ilaç kullanımına ve beslenmeye yön veren bir stratejidir. Kolesterol sınırlarının yeniden tanımlanması, milyonlarca insanın yaşam tarzını, ilaç kullanımını ve hastalık riskini doğrudan etkiler. Bu nedenle kolesterol değerlerinin tarihsel değişimi, yalnızca bir laboratuvar öyküsü değil; toplumun sağlıkla kurduğu ilişkinin de bir aynasıdır.

Bu yazı, kolesterolün sınırlarının nasıl ve neden değiştiğini anlamak isteyen herkes için bir rehber niteliğindedir. Çünkü sağlık, yalnızca bugünün bilgisiyle değil; geçmişin dersleri ve geleceğin öngörüleriyle inşa edilir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Rezene Çayı Nasıl Demlenir?

Rezene (Foeniculum vulgare)

Rezene Çayı Demleme Yöntemi

Miktar: 1 tatlı kaşığı ezilmiş rezene tohumu (yaklaşık 2 gram)

Su: 250 ml kaynar su

Demleme Süresi: 10–12 dakika, üzeri kapalı şekilde

Tüketim Zamanı: Demlendikten sonra 30 dakika içinde içilmelidir.

🌾 🌾 🌾

Rezene Çayının Faydalı Bileşikleri ve Etkileri

Anetol: Rezene tohumlarının en önemli bileşiği olan anetol, gaz giderici, sindirimi kolaylaştırıcı ve süt artırıcı özelliklere sahiptir. Özellikle emziren annelerde süt üretimini destekler.

Hafif Östrojenik Etki: Rezene, östrojen benzeri etkiler göstererek hormonal dengeye katkıda bulunabilir.

Sindirim Sistemi Desteği: Mide spazmlarını azaltır, hazımsızlık, gaz ve şişkinlik gibi sorunları hafifletir.

Antioksidan ve Antiinflamatuar Özellikler: Hücreleri serbest radikallerin zararlarından korur, iltihabı azaltır ve bağışıklığı güçlendirir.

🌿 🌿 🌿

Rezene Çayı Bekletildiğinde Meydana Gelen Değişiklikler

Anetol Buharlaşması: Demlendikten sonra anetol uçucu bir bileşik olduğu için zamanla buharlaşır. Bu da rezene çayının gaz giderici ve süt artırıcı etkilerinin azalmasına neden olur.

Acılaşma: Rezene çayı uzun süre bekletildiğinde tadında acılaşma meydana gelir, bu da içim kalitesini düşürür.

Sağlık Etkisinde Azalma: 1 saatten sonra rezene çayının sağlık etkileri yaklaşık %50 oranında azalır. Bu, faydalı bileşiklerin yapısal bozulmasına ve etkinliğinin düşmesine bağlıdır.

✅ ✅ ✅

Rezene Çayı Özet ve Öneriler

Rezene çayının faydalarından tam olarak yararlanmak için:

  • 1 tatlı kaşığı ezilmiş rezene tohumunu 250 ml kaynar suya ekleyip 10-12 dakika demleyin.
  • Demlendikten sonra çayınızı 30 dakika içinde tüketin.
  • Uzun süre bekletmekten kaçının, çünkü faydalı bileşikler uçabilir ve çay acılaşabilir.
  • Özellikle sindirim sorunları, gaz problemleri veya emzirme döneminde süt artırıcı etkilerinden faydalanmak isteyenler için taze tüketim önemlidir.

Rezene çayı, doğal ve etkili bir sindirim dostu olup, doğru demleme ve zamanında tüketimle sağlığınıza önemli katkılar sağlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Makine Güvenliğinde Tasarımın Gücü

Riskleri Dizayn İle Yok Etmeli

Makine güvenliğini sağlamak, sadece muhafazalarla sınırlı bir mühendislik çözümü değildir. Güvenliğin temeli, daha makine tasarım sürecinin ilk çizgilerinde atılır.

Makine imalatçılarına ve iş güvenliği profesyonellerine “doğası gereği güvenli tasarım” kavramını, temel prensipleriyle hatırlatalım

🔧 🔧 🔧
Doğası Gereği Güvenli Tasarım Nedir?

Makine üretiminin kalbinde yer alan bu yaklaşım, riskleri daha ortaya çıkmadan yok etmeyi hedefler. Bu, en etkili güvenlik katmanıdır. ISO 12100:2010 standardında da belirtildiği gibi, tasarımcılar bu aşamada tehlikeyi ortadan kaldırmak veya minimuma indirmek için:

  • Mekanik parçaları yeniden konumlandırmalı,
  • Tehlikeli bölgelerdeki müdahale ihtiyacını azaltmalı,
  • Tüm keskin kenarları, sivri çıkıntıları, pürüzlü yüzeyleri tasarımdan çıkarmalıdır.

Kural basit: Eğer bir riski tasarım düzeyinde ortadan kaldırabiliyorsan, ileride koruyucu kullanmana gerek kalmaz.

⚙️ ⚙️ ⚙️
Mühendislikten Önce Güvenlik

Bir pres makinesi düşünün.

  • Operatörün elinin çeneye girmesini fiziksel olarak imkânsız kılan bir konumlandırma,
  • Ya da döner parçalara uzanmayı engelleyen mil yerleşimi…

İşte bu müdahaleler, gerçek güvenliğin başladığı yerdir.

Her mühendislik çözümünde, “Tehlike burada mı doğuyor? Bunu tamamen kaldırabilir miyim?” sorusu sorulmalıdır.

📊 📊 📊
İş Kazası Verileri Ne Diyor?

2003-2005 yılları arasında AB’de makineyle ilişkili 500’den fazla ölümcül kaza meydana geldi. Üstelik 2005’te, sadece bu alanda 170.000’den fazla iş günü kaybına neden olan kaza raporlandı.

Bu tablo, güvenli tasarımın kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğinin acı bir göstergesidir.

✅ ✅ ✅
Uygulama Örnekleri
  • Kesme makinası: Bıçağın konumu, kol erişiminin dışında olacak şekilde tasarlanmalıdır.
  • Konveyör sistemleri: Tersine dönme ihtimali göz önüne alınarak hız ve yön sınırlayıcılar entegre edilmelidir.
  • Kalıp makineleri: Kalıp bölgesi operatörün müdahale edemeyeceği kadar derin yerleştirilebilir.

Tasarım ve Üretime

Tasarım sürecine ne kadar erken dahil olursan, o kadar fazla riski doğmadan engellemiş olursun. Sahadaki sorunlar, masadaki çizimde çözülür. Makine üreticilerine bu farkındalığı aşılamak, senin görevin.

Gelecek yazıda, “Emniyet Tedbirleri ve Muhafaza Sistemleri”ni konuşacağız. Çünkü her riski tasarımla çözemeyiz ama çözülemeyeni etkisizleştirmeyi iyi bilmeliyiz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kulaklar, İşitme ve Su – Küçük Gençlere

Sınıfta tatlı bir heyecan vardı. Çocuklar daha önce kalplerini, kemiklerini, gözlerini, böbreklerini suyla ilişkili olarak öğrenmişti. Şimdi sıra yeni bir bölümdeydi. Hatice Öğretmen elini kaldırıp göz kırptı:

Hatice Öğretmen:
“Çocuklar, hiç düşündünüz mü; sesleri nasıl duyuyoruz? Ve bunun suyla ne ilgisi olabilir?”

Öğrencilerden bir uğultu yükseldi. Çoğu sesin kulaktan içeri girip beynimize ulaştığını biliyordu, ama suyun bu işte rolü olduğunu ilk kez duyuyorlardı.

Tam o sırada Profesör Su yine parlayan damlacıklardan oluşmuş peleriniyle sınıfta belirdi.

Profesör Su:
“Bugün sizi vücudunuzdaki en büyüleyici orkestraya götüreceğim: kulaklar! Ve göreceksiniz ki, su olmadan işitme mucizesi asla gerçekleşemez.”

Hatice Öğretmen sihirli hareketini yaptı, sınıf puf! diye değişti. Bir anda dev bir kulak tünelinin içinde buldular kendilerini. Duvarlar kıvrımlıydı, bazı yerler parlak zarlarla kaplıydı. Çocuklar hayretle bakıyordu.

Zehra: “Burası çok ilginç! Tünel gibi dar, kıvrımlı… Bu dış kulak mı?”

Profesör Su:
“Evet Zehra. Buradan ses dalgaları içeri girer. Ses dalgası aslında havanın titreşimleridir. Ve bu titreşimler yolculuklarına burada başlar.”

Tibet: “Peki hocam, sesin suyla ne ilgisi var? Burası kuru gibi duruyor.”

Profesör Su:
“Güzel fark ettin Tibet. Dış kulak kuru görünür ama aslında burada çok ince bir nem tabakası vardır. O nem, yani mikroskobik su molekülleri, ses dalgalarının daha düzenli ilerlemesine yardımcı olur. Eğer kulak çok kurursa, ses algımız bozulabilir.”

Asya: “Ben bazen denize girince kulağıma su kaçıyor. O da bu yüzden mi garip hissettiriyor?”

Profesör Su:
“Aynen öyle Asya! Dış kulak yoluna fazla su girerse ses titreşimleri karışır. O yüzden denizden sonra kulağını hafifçe kurutmak gerekir.”

Çocuklar ilerledi, karşılarına incecik ama gergin bir perde çıktı. Üzerine görünmez dalgalar çarpıyor, perde titreşiyordu.

Naz: “Bu bir davul zarı gibi! Bu ne?”

Profesör Su:
“Bu, timpanik membran, yani kulak zarı. Ses dalgaları buraya çarpar ve titreşimlere dönüşür. Su burada da önemlidir; çünkü zarın esnek kalmasını sağlar. Eğer yeterli su olmazsa, zar kurur ve titreşimleri tam aktaramaz.”

Atlas: “Yani yeterince su içmezsek kulak zarımız sağlıklı çalışmaz mı?”

Profesör Su:
“Doğru Atlas. Kulak zarı tıpkı bir trampolin gibi olmalı. Eğer kurursa gevrekleşir, kolay yırtılabilir.”

Elif:“Ben küçükken orta kulak iltihabı geçirmiştim. Onunla suyun ilgisi var mı?”

Profesör Su:
“Evet Elif. Orta kulak iltihabında sıvı birikir. Aslında kulaklarımızda daima bir miktar sıvı bulunur, bu normaldir. Ama bağışıklık sistemi zayıfsa ya da çok susuz kalırsak, bu sıvı dengesizleşir ve iltihap oluşur.”

Zar titreştiğinde, arkasında üç minicik kemik de hareket etmeye başladı: çekiç, örs ve üzengi. Çocuklar onları görünce çok şaşırdı.

Eylül: “Bunlar oyuncak gibi minicik kemikler! Neden bu kadar önemli?”

Profesör Su:
“Bunlar vücudunuzdaki en küçük kemikler. Ama işitmenin en büyük kahramanları. Ses titreşimlerini büyütüp iç kulağa iletirler. Su, bu kemiklerin arasındaki eklemleri yağlar. Eğer vücudunuz susuz kalırsa, bu kemikçiklerin hareketi zorlaşır.”

Ege: “Yani bu kemikler minik salıncaklar gibi mi?”

Profesör Su:
“Çok güzel benzetme Ege. Evet, titreşimleri bir salıncak gibi ileri geri aktarırlar. Ama salıncağın ipi kurursa, sallanması zorlaşır. İşte su bu ipi esnek tutar.”

Çocuklar ilerledikçe, dev bir deniz kabuğunu andıran spiral yapıya geldiler: kohlea (salyangoz). İçinde sayısız küçük tüycük hücreler vardı, üzerlerinden su dalgaları geçiyordu.

Defne Yaz: “Burası çok güzel! İçinde su var sanki?”

Profesör Su:
“Harika gözlem Defne. İç kulak tamamen sıvı doludur. Bu sıvıya endolenf denir. Ses titreşimleri bu sıvı içinde dalga oluşturur. Tıpkı denize atılan taşın dalga oluşturması gibi.”

Kıvanç: “Yani kulağımızın içinde minicik bir deniz mi var?”

Profesör Su:
“Aynen öyle Kıvanç. Bu minik deniz sayesinde sesleri algılarız. Eğer vücudunuzda yeterli su yoksa, bu deniz küçülür, dalgalar bozulur ve işitme zorlaşır.”

Mercan: “Ben müziği çok seviyorum. Demek ki kulağımın içindeki deniz de müzik dalgalarıyla dans ediyor!”

Profesör Su:
“Çok güzel söyledin Mercan. Evet, müzik kulağınızdaki sıvıda dans eden dalgalardır.”

Ali: “Bu denizin içinde gördüğüm küçük tüyler ne işe yarıyor?”

Profesör Su:
“Bunlar hair cells, yani tüylü hücreler. Ses dalgaları endolenf sıvısında hareket edince bu hücreler eğilir. Onlar da elektrik sinyali üretir. İşte bu sinyal sinirle beyninize gider ve siz sesi ‘duyarsınız’.”

Nilda: “Eğer bu tüylü hücreler susuz kalırsa ne olur?”

Profesör Su:
“O zaman daha çabuk yorulurlar, hatta zarar görebilirler. Yani çok gürültüde kulaklarınız çınlıyorsa, bu tüylü hücreler zarar görmüş demektir. Onların toparlanabilmesi için vücudunuzda bol su olması gerekir.”

Çocuklar spiralden sonra üç tane yarım daire şeklinde kanala geldiler. İçlerinde yine sıvı vardı.

Çınar: “Bunlar neye benziyor? Kaydırak gibi!”

Profesör Su:
“Bunlar yarım daire kanalları. Görevi: denge. İçlerindeki sıvı hareket edince beyninize ‘hangi yönde eğildin’ diye bilgi gider. Eğer yeterli su yoksa, bu sıvı az olur ve denge bozulur. Başınız döner.”

Ela: “Ben bazen hızlı döndüğümde başım dönüyor. Bu onunla mı ilgili?”

Profesör Su:
“Evet Ela. Hızlı döndüğünde bu sıvı dalgalanır. Vücudun susuzsa, dalgalar bozuk olur, denge merkezine yanlış sinyal gider.”

Yaman: “O zaman su içmek dengemizi de koruyor!”

Profesör Su:
“Bravo Yaman. Su sadece işitme değil, denge için de çok önemlidir.”

Defne Ebrar: “Benim dedem bazen ‘kulaklarımda uğultu var’ diyor. Bu da suyla ilgili olabilir mi?”

Profesör Su:
“Evet Defne. Bazen susuzluk veya iç kulaktaki sıvı dengesizliği kulak çınlamasına neden olabilir. Tabii başka nedenler de var ama su dengesini korumak her zaman faydalıdır.”

Can: “Peki çok fazla su içersek kulağımızda da fazla sıvı olur mu?”

Profesör Su:
“Hayır Defne, endişe etme. Vücudunuz dengeyi kurar. Fazla su böbreklerden atılır. Kulaklarınızda sadece gereken miktar kalır.”

Mila: “Ben şunu merak ettim: Kulak sıvısı tuzlu mu, tatlı mı?”

Profesör Su:
“Harika bir soru Mila! Kulaktaki endolenf, aslında özel bir sıvıdır. İçinde sodyum ve potasyum iyonları vardır. Yani biraz tuzlu sayılır ama normal deniz suyu gibi değil. Bu iyonlar tüylü hücrelerin elektrik sinyali üretmesini sağlar.”

Aziz: “Yani kulağımızın içinde elektrik üreten bir deniz var!”

Profesör Su:
“Evet Aziz! İşte vücudunuzun sihirlerinden biri bu.”

Hatice Öğretmen çocuklara dönerek:
“Çocuklar, bugün kulaklarımızın suyla olan ilişkisini öğrendik. Dış kulaktan iç kulağa kadar her yerde su var. Ses dalgaları bu su sayesinde iletiliyor. İç kulaktaki denizcikler sayesinde hem işitiyoruz hem dengemizi sağlıyoruz. Ve bütün bunlar için düzenli su içmek şart.”

Çocuklar hep bir ağızdan:
“Artık su içtiğimizde sadece susuzluğumuzun değil, kulaklarımızın ve dengemizin de teşekkür ettiğini bileceğiz!”

Profesör Su gülümsedi:
“İşte gerçek öğrenme budur. Su sadece yaşamın değil, müziğin, sesin, dengenin de sihridir.”

Ve sınıf, tekrar kendi sıralarına döndü. Ama artık her kuş cıvıltısı, her melodi, her sessizlik bile onlara suyun armağanı gibi geliyordu.

Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Dr Mustafa KEBAT

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Revir Oksijen Tüpü Kullanımı ve Güvenliği Kontrol Formu

Aşağıda, işyerlerinizde kullanılan oksijen tüplerinin güvenli muhafazası, kullanımı, kontrolü ve değişimi için kullanılabilecek standart bir CHECK LIST / KONTROL FORMU hazırladım. Bu formu, revirde çalışanlar veya yetkilendirilmiş personel tarafından düzenli kontrol ve kayıt amacıyla kullanılabilirler.

OKSİJEN TÜPÜ KULLANIMI ve GÜVENLİĞİ KONTROL FORMU

İşyeri Adı: ………………………………………………
Kontrolü Yapan Kişi (Ad Soyad): ………………………………………………
Kontrol Tarihi: ……. / ……. / …………
Tüp No / Kodu: ………………………………………………
Tüp Lokasyonu: ………………………………………………

SıraKontrol BaşlığıEvetHayırAçıklama / Not
1Tüp dik konumda ve devrilmeye karşı sabitlenmiş mi?
2Tüp, doğrudan ısı kaynaklarından (güneş, kaynak, soba) uzak mı?
3Tüp çevresinde yanıcı/parlayıcı madde bulunmuyor mu?
4“Oksijen Tüpü – Ateşle Yaklaşma!” uyarı levhası mevcut ve görünür mü?
5Tüp üzerinde “BOŞ/DOLU” etiketi okunabilir durumda mı?
6Tüp regülatörü sağlam mı (çatlak, gevşeklik, deformasyon yok mu)?
7Manometre çalışıyor mu ve basınç seviyesi yeterli mi (>150 bar)?
8Tüp vanası kapalı mı ve başlık emniyetli şekilde takılı mı?
9Tüp gövdesinde pas, ezilme, şişme, darbe izi yok mu?
10Tüp taşıma esnasında yuvarlanmıyor/sürüklenmiyor mu? (Taşıma arabası vs. kullanılıyor mu?)
11Tüpün son hidrostatik test tarihi kontrol edildi mi (10 yılı geçmemiş mi)?
12Boş tüpler ile dolu tüpler ayrı yerlerde muhafaza ediliyor mu?
13Tüpün bulunduğu alan havalandırmalı, kuru ve güvenli mi?
14Kullanım sonrası vana kapatılmış mı ve güvenlik başlığı geri takılmış mı?
15Tüp alanında sigara, açık alev gibi riskli uygulamalar engellenmiş mi?
16Olası sızıntı kontrolü yapılmış mı (tüpte sızdırma yok mu)?
17İlk yardım çantası tüpün bulunduğu alana yakın ve ulaşılabilir mi?

Genel Değerlendirme / Uygunsuzluk Tespiti:
………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………

Gerekli Aksiyonlar / Bildirim Yapılacak Birim:
………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………


📌 İMZA ve ONAY

Kontrolü Yapan:
Ad Soyad: ………………………………………………..
İmza: ……………………………………………………..

Sorumlu Amir / İSG Yetkilisi (Opsiyonel):
Ad Soyad: ………………………………………………..
İmza: ……………………………………………………..

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İşletmelerin Deprem Riskine Karşı İş Sağlığı ve Güvenliği Tedbirleri – III (Acil Durum Planlaması ve Tatbikatlar)

İşletmelerin Deprem Riskine Karşı İş Sağlığı ve Güvenliği Tedbirleri yazımın – çalışmamın üçüncü bölümünü değerlendirmenize sunuyorum…

Deprem gibi ani ve yüksek yıkım potansiyeline sahip doğal afetler, yalnızca yapısal hasara değil, aynı zamanda ciddi iş gücü kayıplarına ve uzun süreli işletme kesintilerine yol açabilir. Bu nedenle afetlere karşı hazırlıklı olmak, yalnızca mühendislik çözümleriyle sınırlı kalmamalı; aynı zamanda etkin bir acil durum yönetim sistemiyle desteklenmelidir. Özellikle iş sağlığı ve güvenliği (İSG) perspektifinden bakıldığında, acil durum planlaması ve düzenli tatbikatlar, risklerin kontrolü kadar önleyici tedbirlerin sürdürülebilirliğini de sağlar.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bağlı yönetmelikler, işverenleri, çalışanları olası acil durumlara karşı koruyacak önlemleri almaya, Acil Durum Planı hazırlamaya, eğitimleri gerçekleştirmeye ve tatbikatları düzenli olarak uygulamaya yasal olarak zorunlu kılmaktadır. Bu yükümlülük, sadece belgelendirme düzeyinde değil, aynı zamanda sahada uygulanabilir, ölçülebilir ve sürekli geliştirilebilir bir sistem kurmayı zorunlu kılar.

Deprem riskine özel olarak tasarlanmış acil durum planlarının nasıl oluşturulması gerektiğini, ekiplerin nasıl yapılandırılacağını, iletişim ve tahliye sistemlerinin nasıl kurgulanacağını ve tüm bu sürecin tatbikatlarla nasıl test edilip iyileştirileceğini ele aldığım bu yazının siz İş güvenliği uzmanları, İSG kurulları ve işletme yöneticileri için afet anında kaosu azaltan, yaşam kurtaran ve iş sürekliliğini sağlayan bir katkı olmasını temenni ediyorum.

Saygılarımla

Dr. Mustafa KEBAT

3. Acil Durum Planlaması ve Tatbikatlar
A – Acil Durum Planlaması
A – 3.1. Hazırlık Aşaması
a. Risk Analizi ve Tehlike Değerlendirmesi
  • Bina deprem riski analizi (zemin etüdü, yapı statiği)
  • Yapısal olmayan tehlikelerin (mobilya, makine, raf) belirlenmesi
  • Çalışan sayısı, kat planları, engelli çalışanların varlığı gibi faktörler değerlendirilir

b. Acil Durum Ekipleri Oluşturulması
  • İlkyardım Ekibi
  • Yangınla Mücadele Ekibi
  • Tahliye ve Kurtarma Ekibi
  • Koordinasyon Ekibi

Her ekibin görev tanımları yazılı olarak belirlenmeli ve personele bildirilmelidir.

c. Kritik Personelin ve Prosedürlerin Belirlenmesi
  • Makine operatörleri, güvenlik, BT personeli, kimyasal sorumluları
  • Kritik dokümantasyonun dijital yedeklenmesi

d. Toplanma Alanı Planlaması
  • Açık alanda güvenli, işaretli ve tabela ile gösterilen alanlar
  • Engelli bireylerin tahliyesine uygun rota ve yardımcı personel planlaması

A – 3.2. Planın Hazırlanması
a. Acil Durum Prosedürleri Yazımı
  • Deprem anında yapılacaklar (çök-kapan-tutun, gaz-elektrik kapatma)
  • Tahliye prosedürü
  • Yaralı tahliyesi ve ilk yardım süreci
  • Acil durum iletişim planı

b. İletişim Zinciri Oluşturulması
  • Acil numaralar listesi (AFAD, 112, itfaiye, OSGB, bina yöneticisi)
  • İç iletişim için telsiz, megafon, telefon zinciri

c. Kaynak ve Malzeme Planlaması
  • Acil durum kitleri (el feneri, ilk yardım seti, megafon, battaniye)
  • Gaz kesici otomatik valf, yangın tüpleri, alarm sistemleri
  • Alternatif enerji (jeneratör)

A – 3.3. Eğitim ve Bilgilendirme
a. Personel Eğitimi
  • Depremde hayatta kalma davranışları (çök-kapan-tutun)
  • Tahliye yolları ve toplanma alanı bilgisi
  • Ekip görev tanımları eğitimi
  • İlk yardım ve yangın söndürme eğitimi (sertifikalı)

b. Yazılı Bilgilendirme
  • Her çalışan için kişisel acil durum bilgi kartı
  • Asılan yönlendirme tabelaları ve kat planları
  • Giriş-çıkış noktalarında görsel materyaller

📗 📗 📗

B. Tatbikatlar – Detaylı Uygulama Planı
B – 3.1. Tatbikat Türleri
a. Masa Başında Planlama Tatbikatı
  • Acil durum senaryosu üzerinden yöneticiler ve acil durum ekiplerinin uygulamalı masa başı simülasyonu

b. Kısmi Tatbikat
  • Sadece yangın veya sadece tahliye gibi belirli senaryo uygulamaları

c. Tam Tatbikat (Deprem + Yangın + Tahliye + Yaralı Müdahale)
  • Gerçek saatli, sürpriz senaryolu
  • Çalışanların tamamını kapsayan en az yılda 1 defa uygulanan geniş kapsamlı tatbikat

B – 3.2. Tatbikat Planlama Süreci
a. Senaryo Hazırlığı
  • Deprem + yangın + gaz kaçağı + yaralanma gibi kombinasyonlar
  • Kapsayıcı ve gerçekçi içerik

b. Tatbikat Zamanlaması ve Duyurusu
  • Tüm çalışanlara duyurulmalı, sürpriz uygulama yapılacaksa üst düzey onay alınmalı
  • İşin durdurulacağı süre belirlenmeli

c. Tatbikat Gözlemcileri ve Değerlendirme Formları
  • Dış gözlemciler veya İş Güvenliği uzmanları not tutmalı
  • Her ekibin performansı izlenmeli

d. Tatbikat Sonrası Değerlendirme ve İyileştirme Planı
  • Tespit edilen eksikler yazılı hale getirilmeli
  • İyileştirme eylem planı oluşturulmalı (süre, sorumlu kişi, kaynak)

B – 3.3. Periyotlar ve Kayıtlar
Tatbikat TürüSıklıkZorunluluk
Masa Başı TatbikatYılda 2 kezTavsiye
Kısmi Tahliye Tatbikatı6 ayda birTavsiye
Tam Acil Durum TatbikatıYılda en az 1 kez (zorunlu)Zorunlu
Eğitim Geri BildirimleriHer eğitim sonrasıZorunlu
Gözlem ve DeğerlendirmeHer tatbikat sonrasıZorunlu

Tatbikatlara ilişkin katılım listeleri, fotoğraflar, değerlendirme formları ve gözlemci raporları dosyalanmalı ve denetime hazır tutulmalıdır.

📘 📘 📘

Ek Belgeler ve Gereklilikler
  • ✔️ Acil Durum Planı ve Ekleri (harita, telefon zinciri, görev tanımları)
  • ✔️ Tatbikat Değerlendirme Formları
  • ✔️ Yönlendirme Tabelaları Kontrol Formu
  • ✔️ Sabitleme Listeleri (yapısal olmayan riskler için)
  • ✔️ Deprem Sonrası İş Sürekliliği Planı

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ İşyerinde Deprem Güvenliği https://www.acgov.org/cao/rmu/programs/safety/topics/earthquakes.htm

⭐️⭐️ OSHA İşyerleri için Acil Durum Hazırlığı ve Afet Güvenliği Rehberi https://www.oshaeducationcenter.com/emergency-disaster-safety-guide/

⭐️⭐️ OSHA Deprem Hazırlığı ve Müdahale. https://www.osha.gov/earthquakes/preparedness

⭐️⭐️ OSHA Deprem Rehberi. https://www.osha.gov/emergency-preparedness/guides/earthquakes#:~:text=What%20can%20I%20do%20to,likely%20you%20will%20be%20injured.

⭐️⭐️ Deprem Öncesinde, Sırasında ve Sonrasında Ne Yapmalıyım? https://www.mtu.edu/geo/community/seismology/learn/earthquake-take-action/

⭐️⭐️ OSHA’nın Acil Durum Hazırlığı ve Müdahalesindeki Rolü: Krizde Çalışanları Koruma https://udshealth.com/blog/osha-emergency-preparedness-response-guide/

⭐️⭐️ Deprem https://ehs.stanford.edu/manual/emergency-response-guidelines/earthquake

⭐️⭐️ Deprem Hazırlığı https://www.caloes.ca.gov/office-of-the-director/operations/planning-preparedness-prevention/seismic-hazards/earthquake-preparedness/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İş Güvenliğinin Dördüncü Boyutu

Gürültü, titreşim, kesilme, düşme, kimyasal maruziyet… Geleneksel iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamaları yıllarca gözle görülür fiziksel riskleri merkeze aldı. Ancak modern çalışma hayatında, görünmeyen ama etkisi çok daha derin olan yeni bir tehlike türü sahneye çıktı: Psikososyal riskler.

İş güvenliğinin dördüncü boyutu olarak tanımlanan bu alan, çalışanların zihinsel ve duygusal yüklenmeleri, sosyal baskılar ve iş organizasyonuna dair yapısal stres faktörleriyle ilişkilidir. Yani iş kazalarının artık yalnızca fiziksel ekipman eksikliği ya da teknik arızalardan değil, iş yükü, mobbing, belirsizlik, aşırı denetim, yalnızlık, sosyal izolasyon veya tükenmişlik gibi faktörlerden kaynaklandığı gerçeğiyle yüz yüzeyiz.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi otoriteler; psikososyal faktörlerin yalnızca birey sağlığını değil, üretim verimliliğini, işyeri uyumunu ve kurumsal sürdürülebilirliği doğrudan etkilediğini defaatle vurgulamaktadır.

İş güvenliğinin bu kritik ama sıklıkla göz ardı edilen boyutunu; bilimsel veriler, saha örnekleri ve mevzuat çerçevesiyle sistematik olarak bu yazıda okuyacaksınız.

Psikososyal riskleri anlamak, tanımak ve önlemek yalnızca bir İSG yükümlülüğü değil, aynı zamanda bir insan onuru, iş barışı ve stratejik yönetim gerekliliğidir.

Çünkü iş güvenliği yalnızca kas, kemik ve kaskla değil; aynı zamanda ruh, bilinç ve sosyal dengeyle sağlanır.

Bu, iş güvenliğinde giderek daha çok önem kazanan ve insan faktörünü odağa alan bir boyuttur.

📌 📌 📌
İş Güvenliğinin Dört Boyutu
BoyutAçıklama
1. FizikselGürültü, titreşim, sıcaklık, aydınlatma, ergonomi sorunları gibi fiziksel çevre faktörleri.
2. KimyasalGazlar, buharlar, sıvılar, tozlar gibi zararlı kimyasalların maruziyeti.
3. BiyolojikVirüs, bakteri, mantar, parazit gibi organizmalardan kaynaklı riskler.
✅ 4. Psikososyal (Dördüncü Boyut)İş yükü, stres, mobbing, vardiya düzensizliği, iletişim sorunları, duygusal tükenme gibi insan psikolojisine dayalı riskler.

Neden Dördüncü Boyut?
  • Çünkü iş kazalarının büyük bölümü insan davranışlarından kaynaklanır.
  • Stresli, tükenmiş ya da psikolojik olarak baskı altında olan çalışanların algıları bozulur, dikkatsizlik artar.
  • Psikososyal riskler uzun vadede fiziksel kazalara da neden olabilir.

Kaynak Perspektifiyle

  • ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü), bu boyutu uzun süredir iş sağlığı kapsamında değerlendiriyor.
  • EU-OSHA (Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı), psikososyal riskleri işyerindeki yeni ve yükselen riskler arasında kabul ediyor.
  • ISO 45003, işyerlerinde psikolojik sağlığı ele alan ilk uluslararası standarttır (ISO 45001’in tamamlayıcısıdır).
🎯 🎯 🎯

İş sağlığı ve güvenliği, uzun yıllar boyunca sadece fiziksel tehlikeleri bertaraf etmeye odaklanmış klasik bir anlayışla yönetildi. Fakat artık 21. yüzyılın işyeri gerçekliği, çalışanları sadece koruyucu baretlerle değil, anlamlı ilişkilerle, psikolojik dayanıklılıkla ve sosyal destek sistemleriyle korumanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Psikososyal riskler, görünmeyen ama derin izler bırakan bir tehlike grubudur. Aşırı iş yükü, belirsiz rol tanımları, mobbing, sosyal izolasyon, düşük iş kontrolü, ödül eksikliği, iş-aile çatışması, yönetici baskısı gibi etkenler; çalışanların yalnızca performansını değil, doğrudan sağlıklarını ve yaşam kalitelerini tehdit eder.

Bu bağlamda, iş güvenliğinin dördüncü boyutuna ilişkin alınacak önlemler, yalnızca mevzuata uygunluk açısından değil, aynı zamanda kurumsal kültürün olgunluğu ve etik sorumlulukların yerine getirilmesi açısından da önemlidir. Psikososyal riskler; “kaza” değil, “ihmal” sonucu gelişen yapısal sorunlardır ve göz ardı edilmesi çoğu zaman psikosomatik hastalıklar, depresyon, tükenmişlik sendromu, işten ayrılma, verim kaybı gibi geri döndürülmesi güç sonuçlara yol açar.

Ne Yapılmalı?
  • İş organizasyonlarının tasarımı, çalışanların yükünü değil kapasitesini temel almalı.
  • Duygusal güvenliği öncelikleyen liderlik modelleri desteklenmeli.
  • İşyeri psikolojik iklimi, anketler ve ölçümlerle periyodik olarak izlenmeli.
  • Psikolojik ilk yardım, mentorluk ve destek hizmetleri, erişilebilir hale getirilmeli.
  • Eğitimler yalnızca teknik riskleri değil, duygusal dayanıklılığı da kapsamalı.

Unutulmamalıdır ki..

İnsan, sadece bir üretim aracı değil; duygu taşıyan, anlam arayan, değer bekleyen canlı bir varlıktır.
İSG sistemleri, bu bütünlüğü gözettiği ölçüde güvenli ve sürdürülebilir hale gelir.

Görünmeyen tehlikeler, göz ardı edildiklerinde en tehlikelileri haline gelir.
Bu nedenle, iş güvenliğinin dördüncü boyutunu tanımak; sadece iyi bir uygulama değil, etik bir zorunluluktur.

Dr Mustafa KEBAT
Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Psikolojik Düzlem – Duygusal Zekâ Temelli Yöneticiler

Psikolojik düzlemde konumlanan yönetici, kurumun görünmeyen damarlarında dolaşan duygusal akışı fark eden, bireylerin iç dünyasına duyarlılık geliştiren ve karar alma süreçlerini yalnızca mantıksal değil, aynı zamanda duygusal zekâ temelli biçimlendiren bir figürdür. Bu tip yöneticinin temel yönelimi, insanı yalnızca işlevsel bir varlık olarak değil, aynı zamanda duygusal, ilişkisel ve anlam arayan bir özne olarak görmektir. Onun dünyasında başarı, yalnızca çıktılarla değil, aynı zamanda bağlarla, güvenle ve aidiyetle tanımlanır. Bu yönelim, özellikle yaratıcı ekiplerde, hizmet sektöründe ve insan odaklı projelerde derin etkiler yaratır. Ancak bu etki, yalnızca psikolojik düzlemde kalırsa, kurumun yapısal, kültürel ve felsefi boyutlarında eksiklikler oluşabilir. Çünkü duygusal bağ kurmak, yalnızca bireysel değil; aynı zamanda kolektif, sistemsel ve etik bir iştir.

Psikolojik yönetici, empatik dinleme becerisine sahiptir. Geri bildirim verirken karşısındakinin duygusal durumunu gözetir; çatışmaları bastırmak yerine anlamaya çalışır; motivasyon kaynaklarını tanır ve destekler. Daniel Goleman’ın duygusal zekâ tanımı burada belirleyicidir: kişinin kendi duygularını tanıma ve yönetme becerisiyle birlikte, başkalarının duygularını da anlayabilme yetisi. Bu yeti, kurumsal yaşamda yalnızca bireyler arası ilişkileri değil, aynı zamanda karar alma süreçlerini, liderlik tarzını ve kültürel iklimi de şekillendirir. Psikolojik düzlemde güçlü olan bir yönetici, ekip içinde güven ortamı yaratır. Çalışanlar kendilerini değerli hisseder, aidiyet duygusu gelişir. Bu da iş tatminini, bağlılığı ve performansı artırır.

Felsefi düzlemden bakıldığında, psikolojik yönetici çoğu zaman “nasıl hissettirdim?” sorusunu merkeze alır. Bu da onun karar alma süreçlerini etik bir duyarlılıkla biçimlendirmesini sağlar. Hannah Arendt’in “insanlar yalnızca ne yaptığınızla değil, onlara nasıl hissettirdiğinizle de sizi hatırlar” düşüncesi burada anlam kazanır. Psikolojik yönetici, eylemin etkisini yalnızca sonuçla değil, duygusal izlerle ölçer. Bu ölçüm, kurumun görünmez bağlarını güçlendirir. Ancak bu bağlar, yapısal sistemlerle desteklenmediğinde, karar alma süreçlerinde belirsizlik ve kararsızlık oluşabilir. Bu nedenle psikolojik düzlemde etkili bir yönetici, duygusal duyarlılığı karar alma cesaretiyle dengeleyebilmelidir.

Sosyolojik düzlemde psikolojik yönetici, bireyleri yalnızca içsel değil, aynı zamanda sosyal varlıklar olarak görür. Bu da onun kurumsal etkileşimleri daha geniş bir bağlamda değerlendirmesini sağlar. Pierre Bourdieu’nün “habitus” kavramı burada devreye girer: bireylerin içselleştirdiği davranış kalıpları, kurumsal etkileşimleri şekillendirir. Psikolojik yönetici, bu kalıpları tanıdığında, yalnızca bireylerle değil, aynı zamanda kurumun kültürel dokusuyla da ilişki kurar. Toplantıların dili, e-postaların tonu, ofis düzeni gibi unsurlar onun için yalnızca işlevsel değil; aynı zamanda sembolik anlamlar taşır. Bu farkındalık, kurumsal kültürün yüzeyde değil, derinde yaşanmasını sağlar.

Teknik yöneticiyle karşılaştırıldığında, psikolojik yönetici daha az sistem kurar ama daha fazla bağ kurar. Teknik yönetici süreçleri tanımlar, performans ölçütleri belirler, çıktıları analiz eder. Psikolojik yönetici ise süreçlerin insani boyutunu gözetir, performansın ardındaki motivasyonu anlamaya çalışır, çıktılardan çok ilişkileri değerlendirir. Bu karşılaştırma, iki yönetici tipinin birbirini tamamlayabileceğini gösterir. Sistem kurmak, bağ kurmakla desteklendiğinde, kurum hem işlevsel hem de insani hale gelir.

Sosyolojik yöneticiyle karşılaştırıldığında, psikolojik yönetici daha bireysel odaklıdır. Sosyolojik yönetici kurumun kültürel kodlarını, güç ilişkilerini ve görünmez yapısını okur. Psikolojik yönetici ise bireylerin duygusal ihtiyaçlarını, içsel çatışmalarını ve motivasyon kaynaklarını tanır. Bu fark, iki yönetici tipinin farklı düzlemlerde etkili olduğunu gösterir. Sosyolojik yönetici kolektif bilinç üretir; psikolojik yönetici bireysel aidiyet sağlar. Bu iki düzlem bir araya geldiğinde, kurum hem topluluk hem de birey düzeyinde güçlenir.

Felsefi yöneticiyle karşılaştırıldığında, psikolojik yönetici daha hissederek karar alır. Felsefi yönetici kararlarının ardındaki anlamı sorgular; etik, varoluş ve hakikatle ilgilenir. Psikolojik yönetici ise kararlarının duygusal etkisini gözetir; empati, güven ve aidiyetle ilgilenir. Bu fark, iki yönetici tipinin farklı sorular sorduğunu gösterir. Felsefi yönetici “neden?” sorusunu sorar; psikolojik yönetici “nasıl hissettirdi?” sorusunu. Bu iki soru bir araya geldiğinde, kurum hem anlam hem de bağ üretir.

Psikolojik düzlemde güçlü olan bir yönetici, kriz anlarında sakinleştirici, değişim süreçlerinde destekleyici, başarı anlarında ise takdir edici bir rol oynar. Onun varlığı, kurumun duygusal bağışıklık sistemini güçlendirir. Çalışanlar, yalnızca görev değil; değer gördüklerini hisseder. Bu his, yalnızca bireysel değil; aynı zamanda kolektif bir etki yaratır. Çünkü duygusal bağlar, kurumun görünmez taşıyıcılarıdır. Ve bu bağlar zayıfladığında, yapı en sağlam görünen yerinden kırılır.

Felsefi düzlemde psikolojik yöneticinin en büyük sınavı, duygusal duyarlılığı etik bir derinlikle buluşturmaktır. “Bu kararı alırken kimin duygusu gözetildi?”, “Bu süreçte kim kendini dışlanmış hissetti?”, “Bu toplantıdan kim kırılarak çıktı?” gibi sorular, psikolojik düzlemin felsefi derinlikle buluştuğu noktalardır. Bu sorular, yalnızca empati değil; aynı zamanda sorumluluk üretir. Michel Foucault’nun “her söylem bir iktidar ilişkisidir” sözü burada anlam kazanır. Psikolojik yönetici, duygusal duyarlılığı iktidar ilişkilerini dönüştürmek için kullanabildiğinde, kurumda yalnızca bağ değil; adalet de üretir.

Sosyolojik düzlemde psikolojik yöneticinin en büyük sınavı, bireysel duyarlılığı kolektif yapıyla dengelemektir. “Bu kişi neden sessiz?”, “Bu ekip neden geri çekiliyor?”, “Bu davranış hangi kültürel koddan besleniyor?” gibi sorular, psikolojik düzlemin sosyolojik farkındalıkla buluştuğu noktalardır. Bu sorular, yalnızca birey değil; aynı zamanda yapı üretir. Emile Durkheim’ın “kolektif bilinç” kavramı burada yeniden anlam kazanır. Psikolojik yönetici, bireylerin duygusal ihtiyaçlarını kolektif bilinçle buluşturabildiğinde, kurum hem bireysel hem de topluluk düzeyinde güçlenir.

Teknik düzlemde psikolojik yöneticinin en büyük sınavı, duygusal duyarlılığı sistem kurma becerisiyle dengelemektir. “Bu süreç nasıl daha insani hale gelir?”, “Bu performans ölçütü hangi duygusal etkileri yaratır?”, “Bu karar hangi bağları güçlendirir?” gibi sorular, psikolojik düzlemin teknik derinlikle buluştuğu noktalardır. Bu sorular, yalnızca duygu değil; aynı zamanda yapı üretir. Çünkü kurumlar, yalnızca duygusal değil; aynı zamanda sistemsel varlıklardır. Ve bu sistemler, duygusal bağlarla desteklendiğinde, yalnızca işler değil; yaşar.

Nietzsche’nin “yaşamı olumlamak” dediği şey, çatışmaların, gerilimlerin ve farklılıkların değerini bilmektir. Psikolojik düzlemde konumlanan yönetici, bu farklılıkları bastırmak yerine işleyebildiğinde, kurum yalnızca düzen değil; canlılık üretir. Çünkü duygusal çeşitlilik, kurumsal yaşamın en derin kaynaklarından biridir. Her birey, kendi duygusal repertuarıyla kuruma katılır; bu repertuarlar bir araya geldiğinde, yalnızca iş değil, anlam üretilir. Psikolojik yönetici, bu anlamı tanımakla kalmaz; onu görünür kılmak için alan açar.

Bu alan, yalnızca bireysel değil; aynı zamanda kolektif bir alan olmalıdır. Çünkü duygular, yalnızca içsel değil; aynı zamanda sosyal olarak şekillenir. Bir çalışanın kırgınlığı, yalnızca onun iç dünyasında değil; kurumun iletişim biçiminde, karar alma süreçlerinde ve temsil yapılarında da köklenir. Psikolojik yönetici, bu kökleri tanıdığında, yalnızca bireyi değil; kurumu da iyileştirir. Bu iyileştirme, teknik düzlemdeki verimlilikten farklıdır. Burada ölçülen şey, bağın gücüdür; güvenin derinliğidir; aidiyetin sürekliliğidir.

Bu bağlamda, psikolojik yönetici kurumun duygusal mimarıdır. O, yalnızca duyguları yönetmez; aynı zamanda duygularla yönetir. Bu yönetim biçimi, klasik otorite tanımlarını dönüştürür. Max Weber’in otorite tipolojisinde yer alan karizmatik, geleneksel ve yasal-ussal otorite biçimleri, psikolojik düzlemde yeniden yorumlanır. Karizmatik otorite, artık yalnızca kişisel çekicilikle değil; duygusal duyarlılıkla tanımlanır. Geleneksel otorite, yalnızca geçmişe değil; duygusal mirasa da dayanır. Yasal-ussal otorite ise, yalnızca kurallara değil; duygusal adalete de bağlı hale gelir.

Bu dönüşüm, kurumun içsel iklimini değiştirir. Toplantılar, yalnızca karar alma değil; duygusal karşılaşma alanına dönüşür. Geri bildirimler, yalnızca performans değerlendirmesi değil; kişisel gelişim fırsatı olur. Krizler, yalnızca çözülmesi gereken sorunlar değil; duygusal yeniden yapılanma anları haline gelir. Psikolojik yönetici, bu anları tanır, işler ve dönüştürür. Bu da kurumun bağışıklık sistemini güçlendirir. Çünkü duygusal bağışıklık, yalnızca bireylerin değil; kurumun da hayatta kalma becerisidir.

Ancak bu düzlemde aşırı yoğunlaşmak, bazı riskleri de beraberinde getirir. Psikolojik yönetici, duygusal duyarlılığı karar alma cesaretiyle dengeleyemezse, kurumda belirsizlik oluşabilir. Herkesin duygusunu gözetme çabası, kararların ertelenmesine, netliğin kaybolmasına ve liderliğin zayıflamasına yol açabilir. Bu nedenle psikolojik düzlemde etkili bir yönetici, empati ile sınır koyma becerisini birlikte geliştirmelidir. Aksi takdirde, duygusal yoğunluk kurumsal yönelimi bulanıklaştırabilir.

Bu noktada, diğer yönetici tipleriyle kurulan denge hayati önem taşır. Teknik yönetici, sistem kurar; psikolojik yönetici, bağ kurar. Sosyolojik yönetici, yapı inşa eder; felsefi yönetici, anlam üretir. Bu dört düzlem, bir kurumun bütünlüğünü sağlar. Psikolojik yönetici, bu bütünlük içinde duygusal akışı yönetir. Ancak bu akış, sistemle desteklenmeli, kültürle örgütlenmeli ve anlamla yönlendirilmelidir. Bu denge kurulduğunda, kurum yalnızca işleyen değil; yaşayan bir organizmaya dönüşür.

Sonuç olarak, psikolojik düzlemde konumlanan yönetici, kurumun duygusal zekâsını temsil eder. O, yalnızca görev değil; güven üretir. Yalnızca performans değil; aidiyet sağlar. Yalnızca çözüm değil; karşılaşma yaratır. Bu karşılaşmalar, kurumun görünmez bağlarını güçlendirir. Ve bu bağlar, kriz anlarında kurumun en sağlam dayanakları haline gelir.

Psikolojik yönetici, kurumun kalbidir. Onun attığı ritim, yalnızca bireylerin değil; topluluğun da yaşam enerjisini belirler. Bu ritim, empatiyle, duyarlılıkla ve cesaretle şekillendiğinde, kurum yalnızca başarılı değil; anlamlı hale gelir. Çünkü başarı, yalnızca rakamlarla değil; ilişkilerle, duygularla ve hikâyelerle ölçülür. Ve bu ölçüm, psikolojik düzlemde başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

NOT: Diğer yönetici tiplerini okumak isterseniz; web sitemizden arama yaparak okuyabilirsiniz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Daha Fazla