Mikrobiyomun Uzun Hafızası ve İlaçların Sessiz Mirası

Hastalarıma da çevreme de uzun zamandır ısrarla söylüyor, eğitimlerimde anlatıyorum:
İlaç dediğimiz şey, sadece “aldığın gün” etki eden bir molekül değildir.
İlaç, vücuda girdiği anda bir biyolojik hatıra bırakır.

Ve bugün artık bu kanaat, güçlü bilimsel verilerle iyice netleşiyorYakın zamanda yayımlanan çok kapsamlı bir çalışma, yaygın olarak kullanılan ilaçların neredeyse yüzde 90’ının bağırsak bakterilerinde kalıcı değişimlere yol açtığını ortaya koyuyor. Üstelik bu değişimler, sadece antibiyotiklerle sınırlı değil.

Antidepresanlar, mide koruyucular, beta blokerler, benzodiazepinler, metformin ve benzeri pek çok “insan hücresini hedef aldığı” varsayılan ilaç da bağırsak mikrobiyal yapıyı yeniden şekillendiriyor.

Yani hedef insan hücresi olsa bile, bedeli çoğu zaman mikrobiyom ödüyor.

Daha çarpıcı olan şu:
Bu etkiler, ilacı bıraktıktan üç yıl, beş yıl hatta daha uzun süre sonra bile ölçülebiliyor.

Bu şu anlama geliyor:
Bağırsak ekosistemi sandığımız gibi “kullan–bırak–düzelir” tipi bir sistem değil.
Mikrobiyom, uzun hafızalı bir biyolojik arşivdir.

Mikrobiyom araştırmalarında büyük kör nokta

Bugüne kadar yapılan pek çok mikrobiyom çalışması, katılımcıların sadece o an kullandığı ilaçları hesaba kattı.
Oysa 3 yıl önce, 5 yıl önce, 10 yıl önce kullanılan ilaçlar çoğu zaman sorgulanmadı bile.

Bu çalışma bize şunu söylüyor:
Mikrobiyom araştırmalarının önemli bir kısmı, aslında görünmeyen bir faktörle kirlenmiş olabilir.

Araştırmacıların “hidden confounder” dediği şey tam olarak bu:
Sonucu etkileyen ama fark edilmeyen gizli değişken.

Yani bir çalışmada “şu bakteri obezitede artıyor” denmiş olabilir…
Ama belki de o bakteriyi asıl artıran şey, yıllar önce kullanılan bir antidepresandı.

Bu durum, mikrobiyom–hastalık ilişkileri konusunda neden bu kadar çok çelişkili sonuç çıktığını da kısmen açıklıyor.

İlaçlar sadece bakterileri değil, yönü değiştiriyor

Çalışmada özellikle bazı ilaç gruplarının belirli bakteri türleriyle güçlü ilişkiler kurduğu görülüyor.

Örneğin benzodiazepinler;
Dorea formicigenerans ve Ruminococcus torques artışıyla ilişkili bulunmuş.

Ruminococcus torques, bağırsak mukus tabakasını parçalayan bir bakteri.
Aşırı çoğaldığında;
– bağırsak bariyerini zayıflatabiliyor
– inflamasyona zemin hazırlayabiliyor
– Crohn, irritabl bağırsak, metabolik bozukluklarla ilişkilendiriliyor.

Yani bu sadece “kompozisyon değişti” meselesi değil.
Bağırsak duvarının fiziki mimarisi değişiyor.

Proton pompası inhibitörleri (mide koruyucular) ise normalde ağız florasına ait olması gereken bazı bakterilerin bağırsakta artmasıyla ilişkilendirilmiş. Bu da mide asidinin bastırılmasıyla biyolojik bariyerlerin çöktüğünü düşündürüyor.

Daha da önemlisi:
Aynı hastalık için kullanılan ilaçlar bile bağırsakta aynı etkiyi yapmıyor.

Mesela alprazolam, diazepamdan çok daha fazla mikrobiyal çeşitlilik kaybına yol açmış.

Yani “ilaç grubu” değil, molekül bazında etkiler söz konusu.

En sert veri: antibiyotik izi silinmiyor

Çalışmanın belki de en ağır sonucu şu:

Hayatında antibiyotik kullanmış kişiler, aradan kaç yıl geçerse geçsin, hiç kullanmamış bireylerle aynı mikrobiyal çeşitliliğe tam olarak geri dönemiyor.

Bu, mikrobiyomun “eski haline dönen bir lastik” değil, “iz tutan bir kil” gibi olduğunu gösteriyor.

Her antibiyotik, sadece o anki bakterileri değil, gelecekteki ekosistemin sınırlarını da değiştiriyor.

Buradan çıkan net sonuç

Bu çalışma bize şunu çok net söylüyor:

🔹 Bazı ilaçlar mikrobiyomu geçici olarak etkilemiyor, yeniden şekillendiriyor.
🔹 Mikrobiyom, sanıldığından çok daha uzun hafızalı bir sistem.
🔹 Mikrobiyom verileri yorumlanırken, sadece bugünkü değil, yıllar önceki ilaç geçmişi de hesaba katılmalı.

Gelelim asıl meseleye

Bu araştırma, benim yıllardır altını çizdiğim bir hakikati tekrar yüzümüze vuruyor:

İlaç, “zararı sonra çıkar” sınıfında bir müdahaledir.

Elbette doktorun gerekli gördüğü, hayati önemi olan tedaviler tartışma dışıdır.
Ama bugün toplumda şunlar olağan hale gelmiş durumda:

– Mide koruyucuların yıllarca kullanılması
– Antibiyotiklerin en hafif durumda bile kullanılması
– Ağrı kesicilerin su gibi içilmesi
– Psikiyatrik ilaçların neredeyse yaşam tarzına dönüşmesi

Ve biz bunları hâlâ “bırakınca geçer” zannediyoruz.

Hayır.
Bir kısmı geçmiyor.
Bir kısmı iz bırakıyor.
Bir kısmı yön değiştiriyor.

Bu yüzden meseleyi sadece “yan etki” olarak görmüyorum.
Bu, biyolojik altyapının yeniden programlanmasıdır.

Ve çoğu zaman bu programlama, fark edilmeden yapılmaktadır.

Bugün bağırsak florası konuşuyoruz.
Yarın bağışıklık, metabolizma, nörolojik zemin, hatta kişilik biyolojisini konuşacağız.

Çünkü mikrobiyom sadece sindirim sistemi değildir.
Mikrobiyom, organizmanın görünmeyen işletim sistemidir.

Ve bu işletim sistemi, ilaçları unutmuyor.

“Kızım sana söylüyorum” dememin sebebi de bu.
Bu söz aslında herkese.

Çünkü bedene giren her molekül,
sadece o günü değil,
gelecekteki biyolojiyi de yazıyor.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️