Ayrıca gıdalardaki kalsiyum ve fitatlar da engeller.
Bu sebeple Demir ilacı / demir preparatları ile yemek arasında 4-5 saat olmalı. (Tercihen gece yatmadan aç alınmalı. Akşam 20.00 de son öğünden 4 saat sonra gece 24.00 de. Böylece sabaha kadar da yeme içme olmadığı için tam emilme olur.)
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
ÇİNKO-BAKIR beraber alınmaz.
Her ikiside aynı reseptöre bağlanır ve bakır baskın gelerek çinkoyu engeller.
Bakır aynı zamanda şampuanlarda çok kullanılan B5 (pantotenik asit) vitamini de engeller.
Maalesef sadece ikisinin bir arada olduğu tablet bile var. Alırken dikkat edin.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
SELENYUM ve BAKIR bir arada kullanmaz.
Selenyum engellenir. C vitamini selenyum etkisini artırır..
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
MİDE İLAÇLARI ile Demir, Çinko, Magnezyum, B12 arasında 5 (beş) saat fark olmalı.
Bunların emilimi için mide asiti gerekli, eğer mide ilacı (PPI, ANTİ-ASİT, H2 antagonisti) kullanıyorsanız vücudunuzda bu vitamin ve mineraller eksilir.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
METFORMİN ➖ B12 beraber alınmaz.
METFORMİN içeren Diyabet /obezite ilaçları B12 emilimini NET ENGELLER
Metformin Bağırsak duvarında (+,-) yönünü değiştirir ve B12 bağırsağa giremez.
METFORMİN kullanımından 8 saat sonra B12 kullanmak gerekir.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
EUTHYROX – LEVITRON ve DEMİR beraber alınmaz.
Levotiroksin içeren hipertiroidi ilaçları ile DEMİR beraber kullanılmaz..
Ama bu kez Demir degil tiroit ilaçlarının emilimi engellenir
Sadece demir değil MİDE İLAÇLARI DA hipertiroidi ilaçlarını engeller.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
ASPİRİN – Vitamin E, Omega-3, Vitamin K1 ile beraber kullanılmaz.
Vitamin E ve Omega-3 aspirin etkisini artırır, damarlarda sızıntıya neden olabilir. Aspirinle aralarında 7-8 saat fark olmalıdır.
Aspirin K1’in etkisini nötralize eder, K1 bir işe yaramaz, beraber kullanılmazlar.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
E vitamini / Omega-3 ve K vitamini beraber alınmaz
E vitamini ve Omega-3 kanı sulandırırken K vitaminin pıhtılaştırma özelliğini engeller.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
B12, D vitamini, B9, B6, C vitaminleri GECE ALINMAZ.
D vitamini melatonini engelleyerek uykusuzluk yapar. Diğerleri ise enerji metabolizmasına katılarak uykusuzluk yapar.
Yatma saati ile D vitamini arasında 12, diğerleri ile 5 saat fark olmalıdır.
Dr Mustafa KEBAT
Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü
Sınırlı Sorumluluk Beyanı: Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.
Yunanca’da “kolla” kelimesinden gelmektedir. Tutkal anlamına gelen bu kelime gibi kolajenler dokuların bir arada tutulması için tutkal görevi görür.
Memelilerde ve dolayısı ile vücudumuzda en çok bulunan proteindir. Şimdiye kadar tespit edilen 28 farklı kolajen tipi vardır. Deri, Kemik, Tendon, Damarlar, Göz, Diş, Saç, Tırnak gibi bir çok doku ve organda bulunur. Kemik yapımında oldukça önemlidir.
İnsan 18-20 yaş sonrası her yıl %2 civarında kolajen kaybeder.
Kadınlarda menopoz sonrası kayıp %17 civarına çıkar ve cilt sarkmaya başlar.
Bitkisel kolajen olmaz. (Kanmayın. Bitkilerde kolajen olmaz) Sadece bitkiler vasıtası ile aldıklarımız kolajen sentezini destekleyebilir.
Sırası ile Balık, Tavşan, Tavuk, Sığır etlerinden alınan aminoasitler ile en iyi kolajen elde edilir.
Her yerde duyduğunuz farklı amaçlarla üretilmiş birçok ürün çeşidi de olan bu protein yapıyı Haydi şimdi birlikte yapalım..
İlk olarak ana malzemeleri alalım bunlar Glisin, Prolin ve Hidroksiprolin aminoasitleridir.
Bu 3 aminoasidin herbirini de iplik gibi düşünün. Bu 3 ipliği elimizde birleştirelim sonra da yine elimizde C VİTAMİNİ de kullanarak sola doğru bükelim.
Elde ettiğimize PROKOLOJEN denir. Yani…
Kolajen üretiminin ilk safhası olan prokolojen oluşumunda C vitamini önemlidir. C vitamini eksikse kolajen yapımı da azalır.
Burada hemen kolajen takviyelerine bakalım: Takviyelerde Glisin, Prolin ve Hidroksiprolin aminoasitleri var. Kolajeni hazmetmek (sindirim sisteminde parçalamak ve kan dolaşımına geçirmek) zordur. O sebeple kapsül ve tabletler bu üç aminoasidi içerir.
Kemik suyunun yararı çok olsa da kolajen içeriğinin sindirimi düşük olduğu için kolajen açısından yararı maalesef düşüktür.
Kolajen yapımına devam edelim.
En son üç aminoasidi sola bükerken C vitamini de kullanmış ve prokolajen yapmıştık.
Şimdi bu üçlü demetlerden 15 (on beş) tanesini yan yana koyup ÇİNKO ve MAGNEZYUM desteği ile bu sefer de sağa doğru bükelim.
İşte size KOLAJEN elde ettik.
Yani bu safhada da ÇİNKO ve MAGNEZYUM eksik ise kolajen üretimi azalır.
Kolajen ürettik. Siz rahatladınız hemen de lakin iş öyle değil.
Kolajen elde ettik de sola büktük sağa büktük ya bunlar çözülüverirse. Bir şeyler yapmak lazım. (Endüstride bu durumlarda reçine kullanılır da vücudumuza uygun değil) İşte burada glukoz (Bildiğiniz şeker) devreye giriyor. Eliniz şekerlenince yapış yapış olur ya aynen kolajen lifinin üzerine sıvanınca ipler çözülemiyor. (Şeker çok da zararlı değilmiş demeyin her gıdadan alıyoruz abartmayın sakın)
İşimiz bitti mi? Tabi ki haaayırrr..
Yaptığımız kolajenin elastikiyetini vermedik. Eeee gerdirmedik de.. İşimiz var
Gerdirmek için bize kanca lazım. Kancayı da kilitlemek gerek. Kanca da kilit de vücudumuz içindeki enzimatik sistemler lakin o sistemlerin çalışması için de VİTAMİN A, SELENYUM ve VİTAMİN E gerekli.
EK BİLGİ: Aslında BAKIR da olması gerekli lakin dozajının ayarı çok bilinmeyenli denklem gibi.. O sebeple bilin fakat hekiminiz kontrolü olmadan asla kullanmayın.
Kolajen Tipleri
Tip I Kolajen: Vücuttaki en yaygın kolajen türü olan Tip 1 kolajen, cilt, kemikler, tendonlar, deri ve dişler gibi yapıların temel bileşeninde yer alır. Ayrıca saçların güçlü ve elastik olmasında da önemli bir rol oynar. Tip I kolajen, üçlü sarmal yapıya sahip olan alfa zincirlerden oluşur.
Tip II Kolajen: Kıkırdak dokusunun ana bileşeni olan Tip 2 kolajen, eklem sağlığı için önemlidir ve eklem kıkırdağının esnekliğini ve dayanıklılığını sağlar. Tip 2 kolajen, tip 1’den farklı olarak sadece alfa zincirlerden oluşur.
Tip III Kolajen: Cilt, kan damarları, iç organlar ve bağ dokusunda bulunur. Bağ dokusunun yapısal destekleyicisidir ve tip 1 kolajen ile birlikte çalışarak dokuların dayanıklılığını sağlar.
Tip IV Kolajen: Bazal lamina adı verilen ince bir tabakada bulunan bir kolajen türüdür. Bazal lamina tabakası, hücreleri destekler ve organların ve dokuların yüzeyini kaplar. Özellikle böbrekler, akciğerler ve kan damarları gibi filtrasyon görevi olan organlarda bulunur.
Tip V Kolajen: Kornealarda ve bazı cilt ve saç katmanlarında bulunan bir kolajen türüdür.
Türkiye’ de ve avrupada genellikle Tip – 1, Tip – 2, Tip – 3 formları mevcut.
Amerika ve Japonyada ise Tip – 5 ve Tip – 10 formları ağırlıktadır.
Gelelim şimdilik 28 farklı tipi olan kolajenin hangi tipini hangi durumda kullanmalısınız?
Kolajenin deriden emilimi zayıftır. Kremleri, serumları bol miktarda satışta. %2.5’tan fazla emilmeyecek bir ürüne değer mi? En doğru karar tabi ki sizin. Alacaksanız da içeriklerinde C, E, A vitamini olmasına dikkat edin.
Tabletlerinde aminoasit içeriği yüksek oranda emilir. C vitamini, Çinko, Magnezyum, Vitamin A, Bakır, Vitamin E, Selenyum, miktarı vücutta yeterli ise Kolajen yapımı da en doğru şekilde gerçekleşir.
Peki yeme içme ile kolajen yapımı için yeterli aminoasit alamama durumunda hekiminize danışarak aşağıdaki dozları alabilirsiniz;
Cildiniz İçin Kolajen
(Tip-1, Tip-3, Tip-10 un bir arada bulunması daha etkilidir.) kullanmak istiyorsanız:
Sabah – Akşam Günlük Toplam 1000 – 2000 mg kullanabilirsiniz.
Ciltteki etkisi kişiye bağlı olmakla birlikte 6 – 10 Haftada kendisini gösterir.
Eklem Ağrısı – Kemik Erimesi İçinKolajen
(Tip-1, Tip-2 ve Tip-5 daha etkilidir.)kullanmak istiyorsanız:
Sabah – Akşam Günlük Toplam 4000 mg kullanabilirsiniz.
Etkisini 4. haftadan itibaren gösterir.
Kas Gelişimi İçin Kolajen
(Tip-1, Tip-2 ve Tip-5 daha etkilidir.)kullanmak istiyorsanız:
Sabah – Akşam Günlük Toplam 10.000 mg kullanabilirsiniz.
Etkisini 10. haftadan itibaren gösterir.
Yara İyileşmesi İçin Kolajen
(Tip-1, Tip-2 ve Tip-5 daha etkilidir.)kullanmak istiyorsanız:
Sabah – Akşam Günlük Toplam 2000 – 4000 mg kullanabilirsiniz.
Etkisini 8. haftadan itibaren gösterir.
Son dönemde yapılan çalışmalarda 12 haftalık Kolajen kullanımı ile:
🔴 Elastisite artışı %17
🔴 Kırışıklık azalması %19
🔴 Nem oranı artmış
🔴 Kemik erimesi azalmış
🔴 Kıkırdak yapı, bağ doku hasarı azalmış
🔴 Bağırsak duvarı hasarları oranı düşmüş olduğu bulunmuştur.
İdeal olan kolajen takviyesi Tip-1, Tip-2 , Tip-3, Tip-5 ve Tip-10 olmasıdır.
C vitamini, Çinko, Magnezyum, Vitamin A, Vitamin E, Selenyum takviyesi de almalısınız.
(Hekimize danışarak tabi ki)
Daha sonra Kolajen ile ilgili farklı bilgiler yer alan yazılarımızı yine buradan okuyabilirsiniz.
Dr Mustafa KEBAT
Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü
Sınırlı Sorumluluk Beyanı: Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.
Merak edenler için İngilizce anlatımı ile kolejenin..
Fosfor – Kalsiyum – Magnezyum: Sağlığın Görünmeyen Denge Sistemi
İnsan vücudu, tek tek çalışan parçalardan oluşan bir makine değildir. Aksine, her parçası bir diğeriyle sürekli iletişim hâlinde olan, hassas dengeler üzerine kurulmuş canlı bir sistemdir. Bu sistemin en kritik bileşenlerinden biri de mineraller arası dengedir. Özellikle fosfor, kalsiyum ve magnezyum, vücudun yapısal bütünlüğünü, enerji üretimini ve hücresel düzenini birlikte yönetir.
Bu üç mineral çoğu zaman ayrı ayrı ele alınır; oysa gerçek sağlık, onları birlikte ve ilişkileriyle anlamaktan geçer. Hazırlanan karşılaştırmalı infografik, tam olarak bu dengeyi görünür kılmayı amaçlar.
Neden Bu Üç Mineral Birlikte Ele Alınmalı?
Fosfor, kalsiyum ve magnezyum vücutta:
Aynı dokularda bulunur,
Aynı hormonlarla düzenlenir,
Birbirlerinin emilimini ve etkisini doğrudan etkiler.
Birinin eksikliği ya da fazlalığı, diğerlerini de kaçınılmaz olarak etkiler. Bu nedenle “sadece kalsiyum alıyorum”, “magnezyum kullanıyorum” gibi yaklaşımlar, denge bozulduğunda beklenen faydayı sağlamaz, hatta zararlı sonuçlara yol açabilir.
Fosfor: Enerjinin ve Hücresel Yaşamın Temeli
Fosfor, vücutta en bol bulunan minerallerden biridir ve çoğu kişi farkında olmasa da yaşamın biyokimyasal altyapısında merkezi bir rol oynar.
Fosforun Temel Görevleri
Hücrelerin enerji kaynağı olan ATP’nin (Adenozin Trifosfat) yapısında yer alır
DNA ve RNA’nın omurgasını oluşturur
Hücre zarlarının ana bileşeni olan fosfolipitlerin parçasıdır
Asit–baz dengesinin korunmasına katkı sağlar
Enerji dediğimiz şey, aslında ATP içindeki fosfat bağlarının kopmasıyla ortaya çıkar. Yani fosfor olmadan:
Hücre enerji üretemez,
Kaslar güç oluşturamaz,
Beyin sağlıklı çalışamaz.
Fosfor Eksikliği ve Fazlalığı
Fosfor eksikliği nadir görülür; ancak geliştiğinde:
Şiddetli halsizlik,
Kas güçsüzlüğü,
Egzersiz intoleransı,
Solunum kaslarında zayıflık
ortaya çıkabilir.
Günümüzde asıl sorun ise fosfor fazlalığıdır. Paketli gıdalar, katkı maddeleri ve gazlı içecekler yüksek miktarda “katkı fosforu” içerir. Bu fosfor türü hızlı emilir ve kalsiyumla denge kurmadan dolaşıma girer.
Sonuç olarak:
Kemikten kalsiyum çekilir,
Damar duvarında kireçlenme artar,
Kemik erimesi ve damar sertliği birlikte ilerleyebilir.
Kalsiyum: Sadece Kemik Değil, Hayatın Kendisi
Kalsiyum denince çoğu insanın aklına yalnızca kemikler gelir. Oysa kalsiyumun hayati görevleri kemikten çok kan dolaşımı ve hücresel iletişim alanındadır.
Kalsiyumun Temel Görevleri
Kas kasılmasını başlatır
Kalp ritminin düzenlenmesini sağlar
Sinir hücreleri arasında sinyal iletiminde rol oynar
Kanın pıhtılaşması için zorunludur
Kalp kası hücresine kalsiyum girdiğinde kasılır, çıktığında gevşer. Bu nedenle kalsiyum dengesizlikleri:
Çarpıntı,
Ritim bozuklukları,
Kalp yetmezliği tablolarına
zemin hazırlayabilir.
Kalsiyum Dengesizliğinin Sonuçları
Kalsiyum eksikliğinde:
Kas krampları,
El–ayak uyuşmaları,
Titreme,
Panik hissi,
İleri vakalarda nöbetler
görülebilir.
Kalsiyum fazlalığında ise:
Böbrek taşı,
Damar kireçlenmesi,
Böbrek fonksiyon bozukluğu
gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.
Özellikle magnezyum ve fosfor dengesi gözetilmeden alınan kalsiyum takviyeleri, kalsiyumun kemiğe değil, damarlara yerleşmesine neden olabilir.
Magnezyum: Dengenin Sessiz Yöneticisi
Magnezyum, genellikle en az konuşulan ama en yaygın eksikliği görülen minerallerden biridir. Oysa magnezyum, vücudun “denge ve sakinlik” mineralidir.
Magnezyumun Temel Görevleri
300’den fazla enzimin çalışmasını sağlar
Kas gevşemesini mümkün kılar
Sinir sisteminde aşırı uyarıyı baskılar
Kalp ritminin stabilitesine katkı sağlar
Enerji üretiminde ATP’nin aktifleşmesini sağlar
Kalsiyum kası kasarken, magnezyum kasın gevşemesini sağlar. Bu iki mineral arasındaki denge bozulduğunda kaslar kasılı kalır ve kramplar ortaya çıkar.
Magnezyum Eksikliği
Magnezyum eksikliğinde sık görülen belirtiler:
Gece krampları,
Göz seğirmesi,
Çene sıkma,
Uykuya dalamama,
Huzursuzluk,
Çarpıntı hissi,
Baş ağrıları ve migren
Modern yaşam tarzı magnezyum kaybını hızlandırır. Stres, kafein, alkol, şekerli beslenme ve bazı ilaçlar magnezyumun idrarla atılımını artırır. Bu nedenle “normal besleniyorum” diyen birçok kişide bile magnezyum eksikliği görülebilir.
Üçlü Denge Nasıl Çalışır?
Bu infografikte vurgulanan temel mesaj şudur: Fosfor, kalsiyum ve magnezyum birlikte çalışır.
Magnezyum eksikse → alınan kalsiyum doğru yerde kullanılamaz
Bu nedenle tek bir minerali hedef almak yerine dengeyi hedeflemek gerekir.
Kemikten Damar Sağlığına Uzanan Etki
Bu üç mineralin dengesizliği sadece kemikleri değil:
Kalbi,
Damarları,
Böbrekleri,
Sinir sistemini
doğrudan etkiler.
Denge bozulduğunda:
Kemik erimesi,
Damar sertliği,
Böbrek taşı,
Kas zayıflığı,
Kramplar,
Ritim bozuklukları
bir arada görülebilir. Bu tablo, infografikte “denge bozulduğunda ne olur?” başlığı altında görselleştirilmiştir.
Önemli
Mineraller tek başına değil, birlikte anlamlıdır
“Azı iyi, fazlası daha iyi” yaklaşımı yanlıştır
Doğru yer, doğru oran, doğru denge esastır
Takviyeler bilinçsizce kullanılmamalıdır
Fosfor, kalsiyum ve magnezyum; sağlığın görünmeyen ama vazgeçilmez üç ayağıdır. Biri enerjiyi, biri yapıyı, biri dengeyi temsil eder. Bu üçlüden biri bozulduğunda vücut çalışmaya devam edebilir; ancak sağlıklı, dayanıklı ve sürdürülebilir şekilde çalışamaz.
Gerçek sağlık:
Tek bir değeri yükseltmekte değil,
Doğru minerali, doğru zamanda, doğru dengeyle kullanabilmektedir.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Doğal Yaşayın
Doğal Beslenin
Aklınıza Mukayet Olun
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Sayın okuyucu,
Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.
Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review