Hava Almak mı ? Oksijen Vermek mi ?

Oksijen yaşam için elzem..

İlkokul bilgileriniz aklınıza geldiğinde havada % 21 Oksijen olduğunu hemen hatırlayacaksınız.

Lise bilgilerinize göre, “Dalton Kanununa göre bir gaz karışımı basıncı içeriğinde bulunan her bir bileşenin ayrı ayrı basınçlarının toplamıdır.” Yine aynı bilgilerinize göre, ”Atmosfer basıncı 760 mmHg

Üniversite de ilgili bir bölüm okuyan, ”Atmosfer basıncı 760 mmHg iken soluduğumuz hava içinde; %78 Azot, % 21 Oksijen, %0,97’si argon, neon, helyum ve metan gibi eser elementler, %0.03 Karbondioksit bulunduğunu biliyor.

Konumuza gelecek olursak, sağlık kuruluşlarında, ambulanslarda, revirlerde hatta bazen ”bu niye burada?” diyeceğimiz yerlerde tıbbi oksijen tüpleri görüyoruz. Ve tabi ki sağlıkçıların olduğu pekçok yerde de oksijen uygulamalarına şahit oluyoruz.

Gelelim sorulara

Hasta hava mı alacak yoksa siz oksijen mi vereceksiniz?

Hangi hastaya oksijen uygulaması yapılmalı?

Oksijen uygularken miktar nasıl ayarlanmalı?

Ne ile oksijen verilmeli?

Ne kadar süreli oksijen verilmeli?

Soruları çoğaltmak mümkün… Gelin oksijen kullanım bilgilerinizi tekrar edelim…

İşyerlerinizin Revirlerinde Oksijeni Nasıl Doğru ve Etkili Kullanabilirsiniz?

Önce Zarar Verme

Her ne kadar tıbbın felsefesi olarak söylense de aslında hayatın felsefesi olmalıdır. Önce Zarar Verme.

Yüksek konsantrasyonda oksijene maruziyetin potansiyel yan etkileri, normal fizyolojik fonksiyonlarda değişiklikler, oksijene bağlı doku hasarı / oksijen toksisitesi ve karbondioksit birikimidir.

Lakin…

Revirlerde; özel sebepleriniz ve ekipmanlarınız yoksa yüksek konsantrasyonlu oksijen vermeyeceğiniz, acil durumlarda ilk – geçici müdahale için kısa süreli kullanacağınız, uzun süreli oksijen vermeyeceğiniz için oksjien tedavisinin riski yok denecek kadar azdır.

Yine de önemli ve maalesef ihmal edilebilen bir konu olduğu için hatırlatayım; Oksijen tüplerinizi uygun bir yere muhakkak sabitleyin. Bu konuda iş güvenliği uzmanınızdan bilgi ve öneri alabilirsiniz.

Revir çalışmalarında hastaya oksijen vermeye karar verdiğiniz veya işyeri hekimi tarafından oksijen verilmesi istediğinde yapılacakları inceleyelim. (Oksijen verilmesi gerekli durumlara başka bir yazı konusudur.)

Hastanın başına geldik.

Oksijen Flowmetresi (Debimetresi)’ ni ayarlayama zamanı…

Flowmetre ile göz göze geldik. Hızla ayrıntılarına bakıyoruz.

Herhangi bir hasar sorun var mı? Yok… Devam

Gaz prizi oksijen tüpüne takılı mı? Evet… Devam

Nemlendirici şişede yeterli suyumuz var mı? Evet…Seviye ortanın üstünde… Devam

Oksijen çıkışı kanül / maske hortumuna takılı mı? Evet… Devam

Tercihen önce oksijeni açın – vermeye başlayın sonra oksijen kanülünü veya oksijen maskesini hastaya takın. Neden mi?

Çünkü

Oksijen açık değil iken taktığınızda; hasta burnunun / burun ve ağzının kapanması ile ve üstüne üstük de oksijen (hava) gelmediği endişesi ile anksiyeteye girebilir.

Bundan oksijen (hava) gelmiyor” uyarısı ile karşılaşmanız ve sizin hata yaptığınız unuttuğunuz vb gibi gereksiz ithamlara maruz kalabilirsiniz.

Bu hususlar acillerin sık yaşanılan gereksiz gerginlik sebepleridir. Tavsiyem ayrıntılara dikkat edin.

Geldik Flowmetrede son adımınıza;

Gözünüz oksijenin dakikadaki litre miktarını gösterecek üst biberondaki bilyede, eliniz de oksijenin dakikadaki litre miktarını ayarlayacağınız akış kontrol düğmesinde…

Varsayalım revirde tek sağlıkçı sizsiniz. Oksijeni ayarlayacağınız L/dk nın kararını da siz vereceksiniz..

Kafanızdan geçecekleri yazmaya çalışacağım.. Eksiklerimi siz uygulamada tamamlarsınız.

Hastaya oksijen verirken dikkat edilmesi gereken iki husus var

  1. Oksijen akış hızı
  2. Fi02

Oksijen akış hızı: Oksijen akış ölçer cihazımızda gördüğümüz sayıdır, genellikle 1-15 L/dk arasındadır.

Fi02 (Fraction of inspired oxygen)(Solunan Oksijenin Kesri): Solunan havanın oksijen yüzdesi anlamına gelir. Solunan her 100 hava molekülünün kaç tanesinin Oksijen olduğunu gösteren sayıdır. Normalde bu sayı 21 iken hastalarda bu ihtiyaç artmaktadır.

Fi – hesaplamalarımızda kullanılan “21” değeri atmosferde bulunan % 21 Oksijen den gelmektedir.

%100 Oksijen verilen bir kişi de tahmini Fi02 değeri Hesabı:  21 + (L / dk Oksijen X 4) = % değer

Örnek: 5 L/dk O2 verilen bir hasta için Fi02 = 21 + (5 x 4) = %41 = 0,41

  • Eğer oksijen akış hızını 1L/dk olarak ayarlarsanız, hastaya %100 oksijenden 1L/dk verirsiniz.
  • Eğer oksijen akış hızını 5L/dk olarak ayarlarsanız, hastaya %100 oksijenden 5L/dk verirsiniz.
  • Eğer oksijen akış hızını 10L/dk olarak ayarlarsanız, hastaya %100 oksijenden 10L/dk verirsiniz.
  • Eğer oksijen akış hızını 15L/dk olarak ayarlarsanız, hastaya %100 oksijenden 15L/dk verirsiniz.

Evet.. Siz %100 oksijen veriyorsunuz da...

Hasta Gerçekte Ne Kadar Oksijen Soluyor

Siz %100 oksijen veriyorsunuz. Lakin hastanın soluduğu gerçek Fi02 hastanın akış gereksinimlerine dayanır…

Haydaaa… Siz zaten gereksinimi olduğu için hastaya oksijen veriyordunuz.

Hastanın gereksinimi de ne demek ?

Bu hususu açıklamak için en yüksek inspirasyon (nefes alma – akciğerlerin hava ile dolması) akışımızı hatırlayalım.

Dış ortamdan (Atmosfer) alınan hava (oksijen) akciğerlere ortalama belirli bir hız ile ulaşır. Bu sırada yani normal solunum hızında nefes aldığımızda solunum kaslarımız rahat çalışır ve kişiye yorgunluk hissettirmez. Normal en yüksek inspirasyon akışımız 20-30L/dak arasında değişir.

Maske kullanımında; CO2 birikimini engellemek için minimum akım 5lt/dk olmalı.

Kişinin solunum hızının aynı oksijen tedavisinin farklı olduğu üç farklı durum inceleyelim.

1. İnspirasyon akışı 30L/dak olan ve oksijen uygulaması yapılmayan kişi

Kişinin hedef inspirasyon akışı hızını en üst normal değer olan 30 L / dak olmasını kabul ediyoruz.

Burada kişinin herhangi bir sorunu olmadığı için oksijen tedavisi verilmiyor. Odanı içerisinde normal hava olduğuna göre Fi02 = %21 dir.

Kişinin solunumla aldığı oksijenin hesabının formülü:

Solunan Oksijenin Konsantrasyonu = Solunan Oksijenin Konsantrasyonu X Dakikada Solunan Litre / Dakikada Solunan Litre

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = 21 X 30 / 30

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = 21 X 30 = 630

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = 630 ÷ 30 = %21

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = Fi02 %21 (dakikada aldığı)

Burada sonuç baştan belliydi lakin hesabı yapmaya normal solunumlu oksijen tedavisi verilmeyen bir kişi ile başlayarak karşılaştırma yapılabilirsiniz.

2. İnspirasyon akışı 30L/dak olan ve 10 L/dk oksijen uygulaması yapılan kişi

Kişinin hedef inspirasyon akışı hızını en üst normal değer olan 30 L / dak olmasını kabul ediyoruz.

Fi02 = % 100 oksijen tüpünden kanül / maske yolu ile 10 L / dak olacak şekilde ayarlama yaparak oksijen verdiğinizde hastanızın aldığı oksijenin konsantrasyonunu hesaplayalım.

Kişi dakikada 30 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 10 Litresi % 100 lük oksijen veriliyor.

Kişi dakikada 30 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 20 Litresi % 21 lik bulunduğu odanın havasını (oksijeni) kendisi soluyarak alacak.

(10 x 100) + (20 x 21) = 1420

1420 ÷ 30 = Fi02 %47 dakikada aldığı oksijenin konsantrasyonu bulduk.

3. İnspirasyon akışı 30L/dak olan ve 15 L/dk oksijen uygulaması yapılan kişi

Kişinin hedef inspirasyon akışı hızını en üst normal değer olan 30 L / dak olmasını kabul ediyoruz.

Fi02 = % 100 oksijen tüpünden kanül / maske yolu ile 15 L / dak olacak şekilde ayarlama yaparak oksijen verdiğinizde hastanızın aldığı oksijenin konsantrasyonunu hesaplayalım. (Revirlerinizde yer alan Flowmetre üst biberonu 15 L/dk)

Kişi dakikada 30 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 15 Litresi % 100 lük oksijen veriliyor.

Kişi dakikada 30 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 15 Litresi % 21 lik bulunduğu odanın havasını (oksijeni) kendisi soluyarak alacak.

(15 x 100) + (15 x 21) = 1815

1815 ÷ 30 = Fi02 %60,5 dakikada aldığı oksijenin konsantrasyonu bulduk.

Kişinin solunum hızının farklı oksijen tedavisinin aynı olduğu üç farklı durum inceleyelim.

1. İnspirasyon akışı 50 L/dak olan ve oksijen uygulaması yapılmayan kişi

Kişinin hedef inspirasyon akışı hızını en üst normal değer olan 50 L / dak olmasını kabul ediyoruz.

Burada kişinin herhangi bir sorunu olmadığı için oksijen tedavisi verilmiyor. Odanın içerisinde normal hava olduğuna göre Fi02 = %21 dir.

Kişinin solunumla aldığı oksijenin hesabının formülü:

Solunan Oksijenin Konsantrasyonu = Solunan Oksijenin Konsantrasyonu X Dakikada Solunan Litre / Dakikada Solunan Litre

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = 21 X 50 / 50

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = 21 X 50 = 1050

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = 1050 ÷ 50 = %21

Birinci kişinin Soluduğu / Aldığı Oksijenin Konsantrasyonu = Fi02 %21 (dakikada aldığı)

Solunum hızı artmış fakat oksijen tedavisi verilmeyen kişi ile başladık önceki gibi…

2. İnspirasyon akışı 50L/dak olan ve 15 L/dk oksijen uygulaması yapılan kişi

Kişinin inspirasyon akışı hızı herhangi bir sebep ile 50 L / dak olarak revire geldi.

Fi02 = % 100 oksijen tüpünden kanül / maske yolu ile 15 L / dak olacak şekilde ayarlama yaparak oksijen verdiğinizde hastanızın aldığı oksijenin konsantrasyonunu hesaplayalım.

Kişi dakikada 50 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 15 Litresi % 100 lük oksijen veriliyor.

Kişi dakikada 50 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 35 Litresi % 21 lik bulunduğu odanın havasını (oksijeni) kendisi soluyarak alacak.

(15 x 100) + (35 x 21) = 2235

2235 ÷ 50 = Fi02 %44,7 dakikada aldığı oksijenin konsantrasyonu bulduk.

⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️

15 L / dak hızla %100 oksijen verdiğiniz iki durumu görmüş olduk (Yukarıya tekrar bakın)

Kişinin İnspirasyon akışı 30L/dak olduğunda 15 L / dak hızla %100 oksijen verirseniz Fi02 %60,5

Kişinin İnspirasyon akışı 50L/dak olduğunda 15 L / dak hızla %100 oksijen verirseniz Fi02 %44,7

Gördüğünüz gibi hastanın solunum hızı arttıkça aynı hızda verdiğiniz oksijenden aldığı oksijen verimi düşüyor.

⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️ ⭐️⭐️⭐️⭐️

3. İnspirasyon akışı 15 L/dak olan ve 15 L/dk oksijen uygulaması yapılan kişi

Kişinin inspirasyon akışı hızı herhangi bir sebep ile 15 L / dak olarak revire geldi.

Fi02 = % 100 oksijen tüpünden kanül / maske yolu ile 15 L / dak olacak şekilde ayarlama yaparak oksijen verdiğinizde hastanızın aldığı oksijenin konsantrasyonunu hesaplayalım.

Kişi dakikada 15 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 15 Litresi % 100 lük oksijen veriliyor.

Kişi dakikada 15 Litre solunum (inspirasyon) yapıyor: Dakikada 0 Litresi % 21 lik bulunduğu odanın havasını (oksijeni) kendisi soluyarak alacak.

(15 x 100) + (0 x 21) = 1500

1500 ÷ 15 = Fi02 %100 dakikada aldığı oksijenin konsantrasyonu bulduk.

Bu Bilgileri ve Oksijeni Nasıl Kullanmalısınız?

⭐️ Oksijen tedavisinin hedefi olan hastanın oksijen satürasyonunu arttıran; verilen oksijenin hızı değil FiO2‘deki artıştır.

⭐️ Hastanın inspirasyon hızı değiştiğinde Fi02 yi korumak için oksijen akış hızını da değiştirmek gerekir.

⭐️ Doğru ve etkili oksijen tedavisi için, hastanın normal oksijen satürasyonuna ulaşması için gereken en düşük Fi02 dengesini sağlamak gerekir.

⭐️ Revir şartlarında oksijen tüpleri ile saf oksijen belirli (15 L/dk) bir akım hızında uygulanabilirse de hastanın dakikada aldığı havanın akciğerin içine ve dışına hareketinin  (ventilasyonun) kalan kısmı oda havasından karşılanmaktadır.

⭐️ Bu nedenle değişken ventilasyonu olan hastalarda bu cihazlarla sabit bir Fi02 verilmesi mümkün olmamaktadır.

⭐️ İşte bu nedenle sabit Fi02 ihtiyacı olan hastalarda düşük akımlı oksijen sistemleri uygulanırken dikkatli olunmalıdır.

Dikkat;

Nazal kanül, Basit yüz maskesi ve Rezervuarlı maske ile oksijen tedavisi uygularken özel durumlar (hastalıklar) haricinde aşağıdaki tabloda yer alan akım hızlarını (L/dk) uygulayabilirsiniz.

Düşük Akımla Oksijen Veren Sistemler ve Tahmini Oksijen Fraksiyonları Tablosu

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Sigarayı Bırakanlarda Konsantrasyon Neden Bozulur?

Bu bir dikkat sorunu değil, bir nörolojik yeniden ayarlamadır

Sigarayı bırakan birçok insan şu cümleyi kurar:

“Eskisi gibi odaklanamıyorum.”
“Okuduğumu anlamıyorum.”
“Zihnim sisli gibi.”

Ve hemen ardından gelen suçlama:

“Demek ki sigara bana iyi geliyormuş.”

Burada durun..!!
Bu sonuç doğru değil.

Ortada bir beyin hasarı yok.
Ortada bir irade sorunu da yok.

Ortada, beynin dikkat sistemlerinin nikotinsiz çalışmayı yeniden öğrenmesi var.

KONSANTRASYON DEDİĞİMİZ ŞEY TEK BİR MERKEZ DEĞİLDİR

Odaklanma:

  • Tek bir “dikkat düğmesi” ile olmaz

Beyinde aynı anda çalışan birkaç ağ gerekir:

  • Prefrontal korteks (yürütücü kontrol)
  • Anterior singulat korteks (odak sürdürme)
  • Parietal dikkat ağı (hedefe yönelme)
  • Locus coeruleus (uyanıklık – noradrenalin)
  • Asetilkolin sistemi (filtreleme)

Nikotin bu ağların hepsine doğrudan veya dolaylı temas eder.

NİKOTİN ODAKLANMAYI NASIL SAĞLIYORDU?

Nikotin:

  • Nikotinik asetilkolin reseptörlerini uyarır
  • Prefrontal kortekste sinyal–gürültü oranını artırır
  • Dikkati dağıtan uyaranları baskılar

Bu yüzden kişi şunu hisseder:

“Sigara içince kafam açılıyor.”

Ama bu:

  • Beyni güçlendirmek değildir
  • Beyni kısa süreli uyararak yapay bir netlik yaratmaktır
BIRAKINCA NE OLUYOR?

Nikotin gittiğinde:

  • Asetilkolin sinyali düşer
  • Dikkat ağlarının eşgüdümü bozulur
  • Prefrontal korteks daha çabuk yorulur

Sonuç:

  • Odak çabuk dağılır
  • Zihin aynı anda çok şeye gider
  • Dikkati toplamak daha fazla enerji ister

Bu bir yavaşlama değil,
bir verimsizleşme hissidir.

DOPAMİN VE MOTİVASYON BOYUTU

Konsantrasyon sadece dikkat değildir.
Motivasyon da gerekir.

Nikotin:

  • Dopamin salınımını artırır
  • “Bu işe devam et” sinyali verir

Nikotin bırakıldığında:

  • Dopamin geçici olarak düşer
  • Beyin şu mesajı verir:

“Bu uğraş yeterince ödüllendirici değil.”

Bu yüzden:

  • İşe başlamak zorlaşır
  • Başlanan iş çabuk bırakılır

Bu tembellik değildir.
Bu ödül sisteminin geçici suskunluğudur.

NORADRENALİN FAZLALIĞI – FAZLA UYANIK, AZ ODAK

İronik ama gerçektir:

Sigarayı bırakanlarda:

  • Noradrenalin bazen fazla çalışır

Bu:

  • Huzursuzluk
  • İç gerginlik
  • Zihinsel dağınıklık yaratır

Çünkü:

  • Noradrenalin belli bir aralıkta faydalıdır
  • Fazlası dikkati keskinleştirmez, parçalar

Beyin:

  • Sürekli çevre tarar
  • Derine inemez
UYKU BOZUKLUĞU VE DİKKAT

Nikotin bırakıldıktan sonra:

  • Uyku derinliği geçici olarak bozulur
  • REM ve derin uyku dengesi sarsılır

Sonuç:

  • Beyin tam dinlenemez
  • Ertesi gün dikkat rezervi düşer

Kişi bunu:

“Zihnim çalışmıyor”
diye yorumlar.

Aslında:

  • Zihin yorgundur, bozuk değil.
OTONOM DALGALANMA VE ZİHİN

Otonom sinir sistemi düzensiz çalıştığında:

  • Beyin arka planda sürekli “tehlike taraması” yapar

Bu:

  • Dikkatin içe dönmesine
  • Bedensel sinyallerin aşırı fark edilmesine yol açar

Kişi:

  • Metni okur ama kalp atışını dinler
  • Konuşmayı dinler ama nefesini kontrol eder

Bu durumda:

  • Gerçek konsantrasyon mümkün değildir
NEDEN “KENDİME GELEMİYORUM” HİSSİ OLUR?

Çünkü:

  • Prefrontal korteks (üst beyin)
  • Beyin sapı ve limbik sistemle sürekli pazarlık halindedir

Nikotin yokken:

  • Alt merkezler daha gürültülüdür
  • Üst merkezler bu gürültüyü bastırmakla meşguldür

Bu da:

  • Zihinsel yorgunluk yaratır
BU NE KADAR SÜRER?

Çoğu kişide:

  • 2–4 hafta belirgin
  • 6–8 haftada belirgin düzelme
  • 2–3 ayda büyük ölçüde toparlanma

Bu sürenin sonunda:

  • Odak daha doğal
  • Daha sürdürülebilir
  • Daha dalgalanmasız olur

Nikotinle gelen “ani netlik” gider
Ama yerine daha stabil bir dikkat gelir.

“BENDE HİÇ DÜZELMEDİ” DİYENLER

Bu genelde şunlarla ilişkilidir:

  • Yetersiz uyku
  • Aşırı kafein
  • Yüksek stres
  • Sürekli “kendini test etme”

Beyni sürekli kontrol etmek:

  • Konsantrasyonu daha da bozar
NE YAPILMAMALI?
  • Kendini suçlamak
  • “Demek sigara lazımmış” demek
  • Sürekli performans ölçmek
  • Aşırı kafeinle telafi etmeye çalışmak

Bunlar süreci uzatır.

Sigarayı bıraktıktan sonra yaşanan dikkat bozukluğu:

  • Zayıflık değildir
  • Geriye gidiş değildir
  • Kalıcı değildir

Bu:

  • Beynin nikotinsiz netliği öğrenme sürecidir

Beyin önce sendeleyebilir.
Ama sonra şunu yapar:

Daha az uyarıyla,
daha temiz sinyalle,
daha sürdürülebilir bir odak.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla