Hafta 3 — Gölge: İçimizdeki Bastırılmış Karanlık

1) Gölge Nedir?

Jung’a göre gölge, kişiliğimizin bastırdığımız, inkâr ettiğimiz, kabul etmediğimiz yönleridir.

  • Bunlar “kötü” olmak zorunda değildir, sadece uygun görülmeyen taraflardır.
  • Kültür, aile, toplum, din… bize “hangi özellikler kabul edilebilir, hangileri ayıplanır” öğretir.
  • Kabul görmeyen yönler bilinçdışına itilir. İşte bunlar gölgeyi oluşturur.

📌 Örnekler:

  • Çocuğa sürekli “ağlama” denirse → duygusallığı gölgeye itilir.
  • Kıza “kızgınlık yakışmaz” denirse → öfke gölgeye atılır.
  • Oğlana “erkekler korkmaz” denirse → korkuları gölgeye bastırılır.

2) Gölgenin Özellikleri
  1. Bilinçdışıdır → Kişi “ben öyle değilim” der.
  2. Bastırılmıştır → Görmezden gelinir.
  3. Enerji taşır → Bastırıldıkça daha güçlü bir şekilde geri döner.
  4. Projeksiyon yapar → Kendi gölgemizi başkalarında görürüz.

3) Gölgenin İşlevi

Gölge “kötü” değildir; aslında bütünlüğün kayıp yarısıdır.

  • İçimizdeki potansiyeli saklar.
  • Yaratıcılığın, cesaretin, hatta sevginin bastırılmış parçaları gölgeye itilmiş olabilir.
  • Gölgeyle yüzleşmek → daha otantik, bütün bir benlik.

4) Projeksiyon (Yansıtma)

Gölgenin en belirgin özelliği: Kendi gölgemizi başkasına yansıtmak.

📌 Örnekler:

  • İçinde öfke bastırılmış biri, başkalarını “çok öfkeli” bulur.
  • Gizli kıskançlık taşıyan biri, sürekli başkalarını “kıskanç” olmakla suçlar.
  • Toplumlar da gölgelerini “öteki”ne yansıtır (düşman yaratır).

5) Kültürel Boyut – Türk Toplumunda Gölge
  • “Ayıp olur” → bastırma mekanizması
  • “Elalem ne der” → gölgeyi gizleme kültürü
  • “Büyüklerin yanında sus” → bastırılmış öfke ve isyan
  • “Kötü kadın / kötü adam” etiketleri → kolektif gölgeleme

Sonuç: Toplum gölgesini dış gruplara veya azınlıklara yansıtır.

6) Gölgenin Tehlikesi
  • Bastırma arttıkça patlama: İçeride birikir, kriz anında kontrolsüz şekilde fırlar.
  • Projeksiyonla çatışma: Kendimizde göremediğimizi başkada görüp kavga ederiz.
  • Çifte hayat: “Dışarıda düzgün, içeride gizli karanlık.”

7) Gölgenin Fırsatı

Jung der ki:

“Altına inmezsen, ışığı da bulamazsın.”

  • Gölge, gelişim için hazine taşır.
  • Bastırılmış özellikler bilinçle birleşirse → yaratıcı enerji, özgünlük, cesaret.

Örneğin:

  • Öfkesini kabul eden kişi, sınır çizmeyi öğrenir.
  • Bastırılmış cesaretiyle yüzleşen kişi, lider olur.
  • Bastırılmış yaratıcılığını kabul eden kişi, sanatçı olur.

8) Rüyalarda Gölge

Rüyalarda gölge genelde:

  • Karanlık figürler
  • Takip eden yabancılar
  • Korkutucu hayvanlar
    olarak çıkar.

Ama dikkat: Gölge sadece “kötü canavar” değil, bazen bize yol gösteren “karanlık arkadaş”tır.

9) Modern Hayatta Gölge
  • Sosyal medyada sürekli mutlu görünen → depresyonunu gölgeye itmiş olabilir.
  • İş yerinde aşırı otoriter patron → aslında kendi yetersizlik korkusunu bastırıyor.
  • Politikada “biz iyi, onlar kötü” → gölge yansıması.

10) Gölgeyle Yüzleşmek
  1. Fark Etmek: Kimi kişiler seni aşırı rahatsız ediyor? → Gölgene işaret.
  2. Projeksiyonunu Geri Al: “O çok bencil” dediğinde → “Ben de nerelerde bencillik gösteriyorum?” diye sor.
  3. Rüya Günlüğü: Karanlık figürleri kaydet, sembolleri çöz.
  4. Yaratıcı Dönüşüm: Bastırılmış enerjiyi sanat, yazı, spor gibi kanallara aktar.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Gölgemi Tanıyorum Defteri
  1. Sizi en çok sinirlendiren 3 insanı yazın.
  2. Onlarda gördüğünüz 3 özelliği yazın.
  3. Aynı özelliklerin sizde nerede küçük izlerle var olabileceğini düşünün.

B) Rüya Analizi
  • Bu gece rüyanızda “karanlık, tehdit, takip, yabancı” figürleri varsa → kaydedin.
  • Onların aslında hangi gölgenize işaret ettiğini yazın.

C) Gölgemi İfade Etme Deneyi
  • Gün içinde normalde bastırdığınız bir duygunuzu (öfke, üzüntü, kırgınlık) küçük bir ortamda ifade edin.
  • Örn: “Bu sözün beni kırdı.”
  • Sonuçları not et.
Dr. Mustafa KEBAT
⭐️⭐️⭐️⭐️

Eğitim Almak İçin Bizi Arayın

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü Dr Mustafa KEBAT yönetiminde deneyimli ekibimizle, firmanız yöneticilerine Gölge İle Barışma – Propriyoseptif Egzersizler Eğitimini Türkiyenin her yerinde planlayalım.

Eğitim Başvurusu

Dr Mustafa KEBAT – 0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

  • Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
  • +90 232 265 20 65
  • [email protected]
⭐️⭐️⭐️⭐️

BİLGİ NOTU: Carl Gustav Jung, gölge arketipini Almanca yazdığı eserlerinde genellikle “der Schatten” kelimesiyle ifade etmiştir. Bu kelime doğrudan “gölge” anlamına gelir ve Jung’un analitik psikolojisinde bireyin bilinçdışı yönlerini, bastırılmış dürtülerini ve kabul görmeyen kişilik parçalarını temsil eder.

Jung’un özellikle Aion: Researches into the Phenomenology of the Self adlı eserinde “Schatten” terimi sıkça geçer. Burada gölge, benliğin (das Ich) karşıtı olarak konumlandırılır ve bireyleşme sürecinde (Individuation) yüzleşilmesi gereken temel bir arketip olarak ele alınır.

Kısaca:

  • Almanca: der Schatten
  • İngilizce: the Shadow
  • Türkçe: gölge

Bu terim, Jung’un kolektif bilinçdışı kuramı içinde yer alan en güçlü arketiplerden biridir ve hem kişisel hem kültürel düzeyde dönüşümün kapısını aralar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Masa Başı Çalışanlar İçin Kan Dolaşımında Denge Rehberi – 4

4. Masada Kan Dolaşımını İyileştiren Uygulamalar

Masa başında geçirilen uzun saatler boyunca vücudumuzun en fazla etkilenen sistemlerinden biri dolaşım sistemidir. Kanın serbest akışı, kasların mikro düzeyde kasılmasıyla, doğru pozisyonla ve ergonomik düzenlemelerle desteklenir. Ancak, çoğu çalışan farkında olmadan, uzun süre aynı pozisyonda kalmak, uygunsuz oturmak veya yanlış masa düzeninde çalışmak suretiyle kan dolaşımını engeller.

Bu bölüm, masa başında çalışırken kan dolaşımını optimize etmek için uygulanabilir pratik adımları ayrıntılı biçimde açıklamaktadır. Özellikle ayak ve bacak pozisyonları, masa-sandalye yüksekliği optimizasyonu ve bilgisayar monitör düzeni, hem dolaşım sağlığı hem de genel ergonomik denge açısından kilit rol oynar.

4.1 Ayak ve Bacak Pozisyonları
4.1.1 Alt Ekstremite Dolaşımının Önemi

Bacaklar, kalpten en uzak organlardır ve yer çekimi nedeniyle kanın geri dönüşü (venöz dönüş) zordur. Bu nedenle alt ekstremite dolaşımı, masa başında uzun süre oturan kişilerde en çok zorlanan dolaşım hattıdır.

Fizyolojik olarak, bacak kasları birer “pompa” görevi görür. Her kasılma, damar içindeki kanı yukarıya, kalbe doğru iter. Ancak hareketsizlikte bu pompa devre dışı kalır ve kan göllenmesi, ödem veya varis gibi durumlar ortaya çıkar.

Harvard Medical School’un 2023 verilerine göre, günde 8 saatten fazla oturan kişilerde bacak damarlarında kan akış hızı %37 oranında düşmekte, bu durum uzun vadede venöz yetmezlik riskini iki katına çıkarmaktadır.

4.1.2 İdeal Ayak Pozisyonu

Ofis ergonomisinde, ayakların konumu kan dolaşımı için temel belirleyicidir.

🔹 Kural 1 – Ayaklar yere tam temas etmeli.
Ayak tabanı, vücut ağırlığını eşit dağıtarak damarlara mekanik destek sağlar. Eğer ayaklar havada kalırsa, baldır kasları gevşer, dolaşım azalır.

🔹 Kural 2 – Bacaklar 90–100° açıda olmalı.
Dizlerin çok fazla bükülmesi, özellikle diz arkası damarlarını (popliteal ven) sıkıştırır. Bu durum “kan göllenmesi”ne yol açar.

🔹 Kural 3 – Bacaklar çaprazlanmamalı.
Bacak bacak üstüne atmak, femoral ve iliak damarlarda basıncı %50 artırır. Sürekli tekrarlandığında damar duvarı elastikiyetini azaltır ve varis oluşumunu hızlandırır.

🔹 Kural 4 – Ayak bileği aktif tutulmalı.
Ayak parmaklarını yukarı-aşağı oynatmak veya bileği döndürmek, kas pompasını harekete geçirir. Her saat başı 1–2 dakikalık bu mikro hareket, dolaşımın sürekliliğini sağlar.

4.1.3 Ofis İçin Uygun Ayak Desteği Seçimi

Ayak desteği (footrest) ofis ergonomisinde dolaşımı destekleyen önemli bir ekipmandır.
Türk ofislerinde sıklıkla gözlenen hata, çalışanların yüksek masa/sandalye oranı nedeniyle ayaklarının havada kalmasıdır. Bu, alt ekstremitede “basınç tıkanması” yaratır.

İdeal ayak desteği özellikleri:

  • 10–15 cm yükseklikte, ayarlanabilir açıya sahip,
  • Kaymaz yüzeyli,
  • Hafif eğimli (yaklaşık 15°).

Alternatif çözüm:
Resmî footrest bulunmuyorsa, sağlam bir ayakkabı kutusu veya 10 cm kalınlığında kitap da geçici çözümdür.
Amaç, diz ve kalça arasındaki açıyı doğal konumda (90–100°) tutmaktır.

4.1.4 Ofiste Uygulanabilecek Ayak ve Bacak Egzersizleri
1. Ayak Pompası Egzersizi
  • Oturur pozisyonda topukları kaldırıp parmak uçlarını yere bastırın.
  • Sonra tersini yapın: topuklar yere, parmaklar yukarı.
  • 20 tekrar.
    Faydası: Venöz kanı yukarı iter, baldır kaslarını aktive eder.

2. Mini Yürüyüş (Masa Arkasında)
  • Sandalyeden kalkın, bulunduğunuz alanda 10 adım atın.
  • Her adımda topuktan başlayarak parmak ucuna geçin.
    Faydası: Kas pompasını maksimum düzeyde çalıştırır.

3. Diz Açısı Kontrolü
  • Sandalyede otururken, bir ayağınızı öne doğru uzatın.
  • 10 saniye tutup indirin.
  • Her iki bacak için 5 tekrar.

4. Dairesel Bilek Rotasyonu
  • Her iki ayağı havaya kaldırın.
  • Bilekleri saat yönünde ve tersinde 10’ar kez döndürün.

💡 Bu egzersizlerin her biri ortalama 2 dakikalık sürelerde yapılabilir ve düzenli uygulandığında bacak dolaşımını %20 artırır (Kaynak: European Journal of Occupational Health, 2021).

4.1.5 Türk Çalışma Ortamına Uygun Öneriler
  • Dar alan ofislerde: Sandalyede yapılan mikro hareketlere (bilek ve ayak pompası) öncelik verilmelidir.
  • Yoğun toplantı ortamlarında: Ayak altına top konarak (örneğin tenis topu) küçük dairesel masaj hareketleri yapılabilir.
  • Evden çalışanlarda: Sandalye yüksekliği genellikle masa ile uyumsuzdur; mutlaka ayak desteği kullanılmalıdır.

4.2 Masa ve Sandalye Yüksekliğinin Optimizasyonu
4.2.1 Ergonomi – Dolaşım İlişkisi

Masa ve sandalye yüksekliği yalnızca konforu değil, dolaşımın sürekliliğini belirler. Yanlış yükseklik oranları, özellikle diz arkası ve kasık bölgesindeki damarların sıkışmasına yol açabilir.
Bu durum, “mekanik venöz obstrüksiyon” olarak adlandırılır.

Ergonomik denge sağlandığında, kas iskelet sistemi doğru hizalanır, damar ve sinir yolları serbest kalır, kalp pompası yükü azalır.

4.2.2 Masa ve Sandalye Arasındaki Altın Oran

İdeal ölçü oranı:

Masa yüksekliği (H₁) ≈ Oturma yüksekliği (H₂) + 27–30 cm

Yani, örneğin oturma yüksekliği 45 cm ise, masa yüksekliği yaklaşık 72–75 cm olmalıdır.

Hedef:

  • Dirsek açısı 90–100° olmalı.
  • Kollar gevşek biçimde masaya paralel uzanmalı.
  • Omuzlar yukarı kalkmamalı, dirsekler masaya yaslanmamalı.

Bu açıların korunması, damar sıkışması ve sinir tıkanmalarını önler.

4.2.3 Sandalye Ayarları (Ergonomik Detaylar)
Bölümİdeal ÖzellikDolaşım Faydası
Oturma YüksekliğiAyaklar yere tam temas etmeliAlt ekstremite venöz dönüş kolaylaşır
Oturma DerinliğiDiz arkasıyla koltuk arasında 3–5 cm boşlukPopliteal damar sıkışmaz
Sırt DesteğiBelin doğal kavisine uygunDuruş dengesi, kan basıncı dengelenir
Kol DayamaDirsek 90° açıda, omuz gevşekKas gerginliği azalır
Oturma MinderiOrta sertlikte, hava geçirgenBasınç noktaları azalır

Ergonomik sandalye kullanımı, uzun dönemli venöz yetmezlik riskini %45 oranında azaltır (Occupational Safety Journal, 2020).

4.2.4 Masa Yüksekliğinin Ayarlanması

Bazı durumlarda, sabit masalarda yükseklik değiştirilemez. Bu durumda:

  • Sandalyeyi masa yüksekliğine göre ayarlayın.
  • Ayaklar havada kalırsa ayak desteği kullanın.
  • Klavye çok yukarıdaysa bilek desteği (mouse pad veya yumuşak ped) ekleyin.

Elektrikli yükseklik ayarlı masalar (sit-stand desk) giderek yaygınlaşmaktadır.
Araştırmalara göre, günde 2 saat ayakta çalışmak:

  • Alt ekstremite dolaşımını %40 artırır,
  • Kalori tüketimini 150 kcal yükseltir,
  • Bel ağrısı şikayetini %32 azaltır.

Türk ofislerinde maliyet nedeniyle her masanın ayarlanabilir olması zor olsa da, departman bazlı ortak kullanım noktaları oluşturulabilir (örneğin “ayakta çalışma masası köşesi”)

4.2.5 Ofis Tipine Göre Dolaşım Odaklı Ergonomi Önerileri
Ofis TipiSorunÇözüm
Açık ofisHareketsizlik + sabit sandalyeSaat başı 3 dk yürüyüş, hareketli oturma
Ev ofisiMasa-sandalye uyumsuzluğuYastık/ayak desteği, monitör yükseltici
Call-centerUzun süreli oturma30 dk’da bir “ayakta görüşme”
Yönetici masasıBüyük masa – uzak monitörEkran mesafesi 60–70 cm’ye sabitlenmeli

4.2.6 Sandalye Seçiminde Dolaşım Öncelikli Kriterler
  • Oturma minderi ortopedik olmalı. Jel veya hava dolgulu modeller tercih edilmeli.
  • Dinamik oturma özelliği (hafif sallanma) kas aktivasyonunu artırır.
  • Sırt desteği hareketli olmalı, sabit sırtlıklar dolaşım engelleyebilir.
  • Kolçaklar dirsek hizasında olmalı, yüksek kolçaklar omuz damarlarını sıkıştırır.

4.3 Bilgisayar ve Monitör Düzeni
4.3.1 Ekran Düzeyinin Dolaşım Üzerindeki Dolaylı Etkisi

Monitör yüksekliği doğrudan dolaşımı etkilemiyor gibi görünse de, aslında postür zincirinin başlangıç noktasıdır. Ekran çok alçakta olduğunda kişi öne eğilir; bu da göğüs kafesini sıkıştırır, diyafram hareketini kısıtlar ve kalp üzerindeki mekanik basıncı artırır.

Özellikle boyun ve sırt kaslarının kronik kasılması, bölgesel kan akımını azaltır; uzun vadede baş ağrısı, yorgunluk ve “boyun damar basısı sendromu” gibi dolaşım sorunlarına yol açabilir.

4.3.2 İdeal Monitör Konumu
Kriterİdeal DeğerDolaşım Üzerindeki Etki
Göz hizasıEkranın üst kenarı gözle aynı hizaya gelecekBoyun nötr pozisyonda kalır
Mesafe60–70 cmGöz kasları gevşer, öne eğilme azalır
Eğim10–20° yukarı eğimliGörüş açısı doğal hale gelir
AydınlatmaYan veya arka ışık, direkt yansıma yokGöz kası yorgunluğu ve baş ağrısı azalır

4.3.3 Monitör, Klavye ve Mouse Üçlüsünün Uyumlu Dizilimi
  1. Klavye:
    • Dirsek 90° açıda, bilek düz pozisyonda olmalı.
    • Klavye masanın kenarına 10–15 cm mesafede konumlanmalı (bilek desteği için).
  2. Mouse:
    • Klavyenin hemen yanında olmalı.
    • Omuzdan değil, dirsekten hareket ettirilmeli.
    • Aşırı küçük mouse, parmak kaslarını zorlar ve dolaşımı bozar.
  3. Monitör:
    • Doğrudan önünüzde olmalı.
    • Ekran kenarıyla vücut arasında 5–10° sapma olabilir ama daha fazla değil.

Bu üçlü denge sağlandığında, üst gövde kaslarında gerginlik %40 azalır, kalp ritmi dengelenir (NIOSH, 2021).

4.3.4 Çift Monitör Kullanımında Dolaşım Uyumları
  • Eğer iki ekran eşit kullanılıyorsa, tam ortada oturun.
  • Ana ekranı sık kullandığınız yöne 15° eğin.
  • Ekranlar arasında sık geçiş varsa, gözleri değil başı hafifçe döndürün.
  • Her 30 dakikada bir gözleri uzağa odaklayın (20–20–20 kuralı: 20 dakikada 20 saniye, 20 adım uzağa bak).

4.3.5 Türk Ofislerinde Gözlenen Yaygın Sorunlar ve Çözümler
SorunDolaşım EtkisiÇözüm
Monitör çok alçaktaGöğüs basısı, boyun gerginliğiEkranı 10 cm yükseltin (kitap veya yükselticiyle)
Klavye çok uzakÖne eğilme, omuz sıkışmasıKlavyeyi 10 cm yaklaştırın
Mouse çok küçükEl damar basısıOrta boy ergonomik mouse kullanın
Yansıma yapan ekranGöz kası gerginliğiEkranı yan ışıkla aydınlatın

4.3.6 Bilgisayar Başında Nefes ve Mikro Hareketler

Kan dolaşımını desteklemenin en basit yollarından biri, monitör karşısında bilinçli nefes almak ve mikro hareketler yapmaktır:

  • Omuz yuvarlama (10 tekrar)
  • Boyun germe (sağa-sola 10 saniye)
  • Diyafram nefesi (4-4-4 ritminde)
  • Göz kırpma ve uzağa odaklanma (20 saniye)

Bu uygulamalar, hem oksijenlenmeyi hem de mikrodolaşımı artırır.

4.4 Sonuç: Masada Dolaşım Dostu Çalışma Kültürü

Masa başı çalışanlar için dolaşım sağlığı; pahalı ekipmanlar değil, bilinçli farkındalık ve küçük düzeltmelerle korunur.
Ayakların yere tam basması, sandalye-masa oranının uyumlu olması ve monitör hizasının doğru ayarlanması — hepsi birlikte, kalp-damar sisteminin sağlıklı çalışması için kritik önemdedir.

“Masa başında doğru oturmak, sadece omurgayı değil, kalbi de korur.”

Bu rehberin amacı, çalışanların hem ergonomik farkındalığını artırmak hem de dolaşım sağlığını iş yaşamının bir parçası haline getirmektir.

Günlük yaşamda uygulanacak küçük değişiklikler — 5 dakikalık ayak egzersizi, monitör hizasının düzeltilmesi, doğru sandalye ayarı — uzun vadede damar sağlığını korur, yorgunluğu azaltır ve verimliliği yükseltir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Masa Başı Çalışanlar İçin Kan Dolaşımında Denge Rehberi yazı dizisinin tamamının Ana Başlıklar ve Ara Başlıkları aşağıdaki sıra ile yayınlanmıştır

1. Giriş – 02.01.2026
  • 1.1 Rehberin Amacı
  • 1.2 Hedef Kitle
  • 1.3 Kan Dolaşımı ve Masa Başı Çalışmanın Önemi

2. Kan Dolaşımı ve Masa Başı Çalışmanın Etkileri – 09.01.2026
  • 2.1 Kan Dolaşımının Temel İşlevleri
  • 2.2 Uzun Süreli Oturmanın Fizyolojik Etkileri
  • 2.3 Dolaşım Bozukluklarının Belirtileri

3. Günlük Alışkanlıklar ile Dolaşımı Destekleme – 16.01.2026
  • 3.1 Düzenli Molalar ve Hareket
  • 3.2 Ofis İçi Egzersizler
  • 3.3 Doğru Oturma ve Postür

4. Masada Kan Dolaşımını İyileştiren Uygulamalar – 23.01.2026
  • 4.1 Ayak ve Bacak Pozisyonları
  • 4.2 Masa ve Sandalye Yüksekliğinin Optimizasyonu
  • 4.3 Bilgisayar ve Monitör Düzeni

5. Beslenme ve Sıvı Alımı – 30.01.2026
  • 5.1 Dolaşımı Destekleyen Besinler
  • 5.2 Su Tüketimi ve Hidratasyon
  • 5.3 Kafein ve Alkolün Etkileri

6. Stres Yönetimi ve Dolaşım – 06.02.2026
  • 6.1 Stresin Kan Dolaşımına Etkisi
  • 6.2 Nefes Egzersizleri
  • 6.3 Kısa Meditasyon ve Rahatlama Teknikleri

7. Dolaşım Sorunlarının Erken Tespiti ve Önleme – 13.02.2026
  • 7.1 Yaygın Dolaşım Problemleri
  • 7.2 Evde ve Ofiste Basit Kontroller
  • 7.3 Profesyonel Destek Gerektiren Durumlar

8. Özet ve Pratik Öneriler – 20.02.2026
  • 8.1 Günlük Uygulama Planı
  • 8.2 Hatırlatıcı ve Motivasyon Önerileri
  • 8.3 Kaynaklar ve Ek Okuma

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

#masabaşı #denge #kandolaşımı #tetkikosgb #kebat

Daha Fazla

Karanfili Neden Emiyoruz?

Tüm Vücuda Hızlı Etki

Karanfilin içerdiği başlıca aktif madde olan eugenol, dil altı (sublingual) ve ağız mukozası yoluyla hızla emilir. Bu sayede;

  • Sindirim sistemine uğramadan doğrudan kan dolaşımına geçer.
  • Etki süresi hızlanır, özellikle ağrı kesici ve sakinleştirici etkileri daha kısa sürede görülür.
  • Mide ve karaciğerin eugenol’ü ilk geçiş metabolizmasında parçalama etkisi azalır, böylece biyoyararlanım artar.

Lokal Antibakteriyel ve Antiseptik Etki

Karanfili çiğnediğinizde;

  • Ağız içindeki bakteri ve mikroplara karşı güçlü bir antiseptik etki gösterir.
  • Ağız kokusunu giderir, özellikle anaerobik bakterilere karşı etkilidir.
  • Diş eti iltihaplarını azaltır ve periodontal hastalıkların önlenmesine yardımcı olur.
  • Diş ağrısını lokal uyuşturucu etkisiyle hafifletir.

Sinir Uçlarına Etkiyle Hafif Sakinleştirici Etki

Ağız mukozasından eugenol ve diğer bileşenlerin emilimi sayesinde:

  • Dilaltı sinir uçları yoluyla vagus siniri üzerinden merkezi sinir sistemine sinyal iletimi kolaylaşır.
  • Bu da parasempatik sistemi (gevşeme sistemini) harekete geçirir, böylece hafif sakinleştirici ve gevşetici bir etki oluşur.
  • Özellikle stresli veya anksiyeteli anlarda birkaç adet karanfilin ağızda çiğnenmesi ya da bekletilmesi, zihinsel rahatlama sağlar.

Sindirim Sistemine Geçişte Destek

Ağızda bir süre bekletildikten sonra yutulan karanfil yağı veya çayı:

  • Mide asidini dengelemeye yardımcı olur.
  • Mide spazmlarını ve şişkinlikleri azaltır.
  • Sindirim enzimlerinin salgılanmasını destekler.

Karanfilin Yatıştırıcı Etkinliği

  • Eugenol (en baskın bileşen): Ağrı kesici, anti-inflamatuvar ve sedatif etkileriyle bilinir.
  • Beta-karyofillen: Endokanabinoid sistemle etkileşime girerek anksiyolitik ve antidepresan etki gösterdiği düşünülmektedir.
  • Tanenler, flavonoidler ve saponinler: Antioksidan ve sinir sistemi dengeleyici etkilere katkı sağlar.

Bu bileşenler, özellikle merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olup, beyinde GABA (gamma-aminobütirik asit) düzeylerini artırarak veya GABA reseptörlerini uyararak sakinleştirici (sedatif) etki oluşturabilirler.

GABA, beynin başlıca inhibitör nörotransmiteridir ve beyindeki nöral aktiviteyi yavaşlatarak anksiyete, stres ve uykusuzluğu azaltmada kilit rol oynar. Eugenol’ün GABA reseptörleri üzerindeki etkisi şu şekildedir:

  • Eugenol, GABA-A reseptörlerinin duyarlılığını artırarak GABA’nın bağlanmasını kolaylaştırır.
  • Bu etki, sedatif (sakinleştirici) ilaçlara benzer şekilde sakinlik, kas gevşemesi ve uyku hali oluşturabilir.
  • Hayvan deneylerinde, eugenol’ün doza bağlı şekilde merkezi sinir sistemini baskıladığı, motor aktiviteyi azalttığı ve uyku süresini uzattığı gözlenmiştir.

Karanfilden bu kadar bahsetmişken bir de kolay tarif vereyim.

Karanfil Çayı Tarifi

Malzemeler

  • 5–6 adet karanfil (kuru, bütün)
  • 1 su bardağı (200–250 ml) içme suyu
  • Damak tadınıza ve tercih ettiğiniz ek faydalara göre aşağıdakileri ekleyebilirsiniz.
    • 1 çubuk tarçın (aromatik ve kan şekeri dengeleyici etkisi için)
    • 1 dilim taze zencefil (bağışıklığı destekler)
    • 1 tatlı kaşığı bal (tatlandırmak için, çay biraz ılıdıktan sonra ekleyin)
    • Birkaç damla limon (C vitamini ve ferahlatıcı etki için)

Hazırlanışı

  1. Suyu bir cezve veya küçük tencerede kaynamaya bırakın.
  2. Kaynamaya başladıktan sonra içine karanfilleri (ve istenirse tarçın veya zencefili) ekleyin.
  3. Altını kısarak 5–10 dakika arası demleyin.
  4. Ocaktan alın, birkaç dakika dinlendirin.
  5. Süzerek fincana alın. Ilıdıktan sonra isteğe bağlı olarak bal veya limon ekleyebilirsiniz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Syzygium aromaticum L. (Myrtaceae): Geleneksel Kullanımlar, Biyoaktif Kimyasal Bileşenler, Farmakolojik ve Toksikolojik Aktiviteler https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32019140/

⭐️⭐️ Karanfil Esansiyel Yağı (Syzygium aromaticum L. Myrtaceae): Ekstraksiyon, Kimyasal Bileşim, Gıda Uygulamaları ve İnsan Sağlığı İçin Temel Biyoaktivite https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34770801/

⭐️⭐️ Karanfil ( Syzygium aromaticum ) esansiyel yağı nanoemülsiyonunun biyoaktif özellikleri: Kapsamlı bir inceleme https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38163240/https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38163240/

⭐️⭐️ Syzygium aromaticum L. (Myrtaceae) ‘nin besin bileşimi, fitokimyası, biyoaktifliği ve potansiyel uygulamalarındaki son gelişmeler https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9614275/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Sigara İlaç Kullanmadan Nasıl Bırakılır?

“İstemeden içtiğini fark ettiğin gün başlar”

Bu yazıyı “sigarayı hiç içmemiş” biri gibi yazmıyorum.
Bu yazıyı;
– sigarayı seveni,
– nefret edeni,
– bırakmayı deneyip geri döneni,
– “aslında içmek istemiyorum ama içiyorum” diyenleri anlayarak mesleki deneyimlerime ve gözlemlerime dayanarak yazıyorum.

Çünkü sigara içen biri şunu bilir:
Sigara zevkten çok ihtiyaç gibi hissedilir.
Ama o ihtiyaç, düşündüğümüz şey değildir.

Önce Şunu Netleştirelim

İlaç kullanmadan sigara bırakmak mümkündür.
Ama bu,
– “kendimi zorlayayım”,
– “dişimi sıkayım”,
– “iradeli olayım”
anlamına gelmez.

Tam tersine.

Sigara zorlayarak değil,
anlayarak bırakılır.

Sigara Neden Zor Bırakılıyor?

Sigara zor bırakılır çünkü:

  • Stresi azaltıyor gibi hissettirir
  • Odaklanmayı kolaylaştırır gibi gelir
  • Can sıkıntısında bir “eşlikçi”dir
  • Sabahları güne başlatır
  • Tuvalette, molada, yalnızken hep oradadır

Ama asıl mesele şu:

Sigara bir keyif aracı değil,
duygu düzenleyicisidir.

Yani:

  • Sıkıldığında
  • Gerildiğinde
  • Düşünce yoğunlaştığında
  • Boşluk hissettiğinde

sigara bir ara geçiş sağlar.

İlaçsız Bırakmanın İlk Şartı – Kendinle Kavga Etmemek

Birçok kişi şuradan başlar:

“Artık bırakıyorum.”

Ve devamı gelir:

“Bir daha içmeyeceğim.”

Sonra bir gün:

“Bir tane içtim.”

Ve zihinde şu olur:

“Demek ki iradesizim.”

İşte en büyük hata burada.

Sigara bırakma sürecinde:

  • Geri adımlar olabilir
  • İstekler gelebilir
  • Zor günler yaşanabilir

Bu bir başarısızlık değil, sürecin parçasıdır.

İlaçsız Bırakmanın Asıl Stratejisi

İlaçsız bırakmak demek:

“Nikotinle savaşmak” demek değildir.

Asıl yapılması gereken:

Sigaranın hayattaki görevlerini tek tek fark etmektir.

Kendine şu soruları sor:

  • Sigara en çok ne zaman iyi geliyor?
  • Hangi duygudan sonra yakıyorum?
  • Aslında sigara mı istiyorum, yoksa bir ara mı?

Bu soruların cevabı:

Sigaranın yerine ne koyman gerektiğini gösterir.

En Kritik Nokta – “İstek” İle “Alışkanlık” Aynı Değil

Birçok sigara:

  • Gerçek istekle değil
  • Otomatik olarak içilir

El sigaraya gider ama:

  • Ağız tat almaz
  • İçerken keyif yoktur
  • Sonunda “neden içtim ki” denir

İşte bu noktada sigara:

Bağımlılık değil, refleks haline gelmiştir.

İlaçsız bırakmak için:

  • Bu otomatikliği kırmak yeterlidir
Nasıl Kırılır?
İlk 3 Günü “Bırakma” Değil, “Erteleme” Olarak Gör

“Bir daha içmeyeceğim” deme.
Şunu de:

“Şimdi değil.”

İstek geldiğinde:

  • 10 dakika bekle
  • Yer değiştir
  • Su iç
  • Yüzünü yıka

İstek:

Zirve yapar ve iner.

Sigara isteği:

  • 15–20 dakikalık bir dalgadır
  • Dalga geçer
Sabahı Özel Yönet

Sabah sigarası en zorudur.
Çünkü yıllarca güne başlatıcı olmuştur.

Sabah:

  • Hemen kendini test etme
  • “İstiyor muyum?” diye sorma
  • Günü düşünme

Sadece:

  • Kalk
  • Işık aç
  • Yüzünü yıka
  • Hareket et

Sabahı atlattın mı:

Günün %50’si geçmiştir.

Sigarayı Bırakanlarda Sabah Sigarası İsteği Neden En Güçlüdür?

Sigarayı “Rahatlatıcı” Olarak Görmeyi Bırak

Sigara:

  • Rahatlatmaz
  • Sadece gerginliği geçici olarak maskelemeye yardım eder

Bu farkındalık yerleştiğinde:

  • Sigara cazibesini kaybeder
  • “Bir tane içsem rahatlarım” düşüncesi zayıflar
“İçmek İstemiyorum Ama Elim Gidiyor” Hali

Bu çok kritik bir aşamadır.

Bu şu demektir:

Zihnin bırakmıştır,
beden alışkanlıktadır.

Bu aşamada:

  • Kendine kızma
  • “Demek ki bırakıyorum” diye düşün

Çünkü:

En zor eşik geçilmiştir.

İlaçsız Bırakanların Ortak Özelliği

İlaçsız bırakan insanlar genelde:

  • Kendini suçlamaz
  • Süreci gözlemler
  • Acele etmez
  • “Bugün içmedim”e odaklanır

Onlar şunu bilir:

Sigara bir günde değil,
zihinde çözülerek bırakılır.

Bir Gerçeği Dürüstçe Söyleyeyim

İlk günler:

  • Huzursuzluk olur
  • Boşluk hissi olur
  • Can sıkıntısı artar

Ama bu:

  • Sigaranın iyi olduğu anlamına gelmez
  • Sadece beynin yeni düzene alışmasıdır

Bu dönem:

Geçicidir.

Ne Zaman “Bıraktım” Denir?

Sigara içmediğin gün sayısıyla değil.

Şu olduğunda:

  • Sigara aklına geliyor ama ikna edemiyor
  • “İçsem de bir şey değişmeyecek” diyorsan
  • Zor gün geçiyor ama sigara çözüm gibi görünmüyorsa

İşte o zaman:

Sigara bitmiştir.

Sigara ilaçsız bırakılır mı?
Evet.

Ama:

  • Kendinle kavga etmeden
  • Zorlamadan
  • Kahramanlık yapmadan

Sigara bırakmak:

Güç gösterisi değil,
farkındalık sürecidir.

Ve şunu bil:

Sigara seni tutmuyor.
Sen sigarayı tutuyorsun.

Elini gevşettiğinde:

Kendiliğinden düşüyor.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Riskli İşler Bazlı Karaciğer Fonksiyon Testleri Yorumlama

İşyeri hekimliği pratiğinde yıllar içinde şunu açıkça gördüm: Aynı laboratuvar sonucu, farklı işlerde bambaşka anlamlar taşıyabiliyor. Buna rağmen sahada hâlâ ALT, AST ve GGT gibi karaciğer fonksiyon testlerinin; çalışılan işten, maruziyetten ve iş güvenliği risklerinden bağımsız şekilde yorumlandığına sıkça tanık oluyorum. Bu yaklaşım, çoğu zaman ya gereksiz iş kısıtlamalarına ya da daha tehlikelisi, gerçek risklerin gözden kaçmasına neden oluyor.

Bu yazıyı hazırlarken çıkış noktam şuydu: İşyeri hekimi tanı koyan değil, riski yöneten hekimdir. Karaciğer fonksiyon testleri de bu risk yönetiminin önemli araçlarından biridir. Ancak bu araçlar doğru bağlama oturtulmadığında, hekimi korumaz; aksine hem hekimi hem çalışanı zor durumda bırakır. Özellikle kimyasal maruziyetin olduğu işler, gece ve vardiyalı çalışma düzenleri ile alkolle ilişkili riskli işler söz konusu olduğunda, standart yorumların yetersiz kaldığı açıktır.

Bu yazıda amaçladığım şey; “ALT kaç, GGT kaç?” sorusundan ziyade, “Bu değer, bu işte, bu koşullarda ne ifade ediyor?” sorusuna cevap verebilmektir. Yazımı, hastalık etiketlemek için değil; iş–sağlık uyumunu sağlamak, iş kazalarını önlemek ve hekimi bilimsel olarak savunulabilir kararlarla donatmak için hazırladım.

Bu yazıyı, sahada çalışan meslektaşlarımın yalnız olmadığını hissetmesi ve verdikleri kararların arkasında durabilecekleri bir çerçeve sunması amacıyla kaleme aldım.

Hastalık Değil, Risk Yönetimi

İşyeri hekimliği açısından ALT–AST–GGT;

  • Tanı koydurucu testler değildir
  • Çalışamazlık belgesi üretme araçları hiç değildir
  • Erken uyarı ve risk yönlendirme göstergeleridir

Bu yazının temel yaklaşımı şudur:

Aynı laboratuvar sonucu, farklı işlerde farklı anlam taşır.

Bu nedenle yorumlama iş türüne göre değişmek zorundadır.

Kimyasal Madde Maruziyeti Olan İşler
Kimyasal İşler Nelerdir?
  • Solventler (toluen, ksilen, benzen türevleri)
  • Boya, tiner, vernik
  • Pestisitler
  • Ağır metaller
  • Temizlik kimyasalları
  • Laboratuvar reaktifleri
Bu İşlerde Karaciğer Neden Kritik?

Karaciğer:

  • Kimyasalları metabolize eder
  • Detoksifikasyon yapar
  • Safra ile atılım sağlar

→ Bu nedenle ilk etkilenen organlardan biridir

Kimyasal İşlerde Tipik Enzim Desenleri
A) İzole GGT Yükselmesi
  • ALT–AST normal
  • GGT 2–4 kat

Anlamı:
→ Erken toksik yük
→ Henüz hücresel hasar yok

İşyeri hekimi kararı:

  • İşe devam
  • Maruziyet azaltımı
  • KKD kontrolü
  • 1–3 ay izlem
B) ALT > AST + GGT Yükselmesi

Anlamı:
→ Hepatoselüler toksisite başlıyor

Karar:

  • Kimyasal maruziyeti olan işten geçici uzaklaştırma
  • Sevk (dahiliye / gastro)
  • Maruziyet analizi
C) GGT ↑↑ + ALP ↑

Anlamı:
→ Kolestatik hasar

Bu durumda:

  • Kimyasal işte çalıştırılamaz
  • Acil sevk

Kimyasal İşlerde ALT–AST–GGT için NET SINIRLAR
DurumKarar
GGT <3xİzlem
ALT 2–3xMaruziyet azalt
ALT >5xGeçici uzaklaştır
Semptom + enzim ↑Acil sevk

Gece Çalışması ve Vardiyalı İşler
Gece Çalışması Neden Karaciğeri Etkiler?
  • Sirkadiyen ritim bozulur
  • Melatonin baskılanır
  • İnsülin direnci gelişir
  • Yağlanma artar

NAFLD ve GGT yükselmesi sık görülür

Gece Çalışanlarda Tipik Desen
  • ALT hafif ↑
  • AST normal
  • GGT ↑
  • Trigliserid ↑

Bu bir hastalık değil, adaptasyon bozukluğudur.

❌ ❌ ❌
En Sık Yapılan Yanlış

“ALT yüksek → gece çalışamaz”

❌ Yanlış

Doğru Yaklaşım

ALT <2x ve asemptomatik ise:

  • Çalışmaya devam
  • Beslenme–uyku danışmanlığı
  • 6 ay izlem

ALT >3x ise:

  • Gece–gündüz rotasyonu
  • Metabolik değerlendirme

Gece Çalışması İçin Özel Not

Gece çalışmasında karaciğer enzimleri erken uyarıdır, yasaklayıcı kriter değildir.

Alkolle İlişkili Riskli İşler
Alkol + İş Güvenliği = Kritik Kombinasyon

Özellikle:

  • Forklift
  • Vinç
  • Yüksekte çalışma
  • Kesici–delici aletler
  • Elektrik işleri
Alkolle İlişkili Tipik Enzim Deseni
  • AST > ALT (çoğu zaman >2)
  • GGT belirgin ↑
  • ALT genelde ılımlı
Bu Bir “Hastalık” Değil, “Güvenlik Riski”dir

İşyeri hekimi için mesele:

  • Karaciğer hasarı değil
  • Refleks, dikkat ve karar verme
Karar Matrisi
DesenRiskli İş
AST/ALT >2 + GGT ↑Geçici kısıtlama
İzole GGT ↑Danışmanlık
AST–ALT <2xİzlem
❌❌❌
Raporlama DİLİ (ÇOK ÖNEMLİ)

❌ Yanlış:

“Alkolik karaciğer hastası, çalışamaz”

✔️ Doğru:

“Mevcut laboratuvar bulguları iş güvenliği açısından geçici risk oluşturmaktadır.”

Karma Riskler (Kimyasal + Gece + Alkol)
En Tehlikeli Kombinasyon

Bu durumda:

  • GGT erken yükselir
  • ALT sessiz olabilir
  • AST yanıltıcıdır

Yaklaşım:

  • En düşük tolerans
  • Daha sık izlem
  • Maruziyet öncelikle azaltılır

Hukuki ve Mesleki Koruma İçin Altın Cümleler
  • “Tanı koyulmamıştır.”
  • “Geçici risk değerlendirmesi yapılmıştır.”
  • “İşin niteliğine bağlı önlem önerilmiştir.”
  • “İzlem önerilmektedir.”

Bu yazıyı tamamladığımda vardığım sonuç şudur: Karaciğer fonksiyon testleri, işyeri hekimliği açısından ne abartılacak ne de hafife alınacak bulgulardır. Asıl mesele, bu testleri işin niteliğiyle birlikte okuyabilme becerisidir. Kimyasal maruziyeti olan bir işte izole GGT yüksekliği ile ofis çalışanındaki aynı değerin anlamı aynı değildir. Gece çalışan bir işçide hafif ALT artışı, çoğu zaman hastalık değil; biyolojik ritmin bozulduğunun bir göstergesidir. Alkolle ilişkili enzim desenleri ise çoğu zaman bir karaciğer hastalığından çok, iş güvenliği sorunu olarak ele alınmalıdır.

İşyeri hekimi için en zor kararlar, “çalışamaz” demek zorunda kalınanlar değil; çalışabilir ama önlem alınmalı denilen durumlardır. Bu yazıyı, tam da bu gri alanlarda yol göstermek maksadı ile kaleme aldım. Ne işçiyi gereksiz yere işinden uzaklaştıran bir yaklaşımı, ne de “bir şey olmaz” kolaycılığını savunmuyorum. Savunduğum; ölçülü, gerekçeli ve kayıt altına alınabilir bir risk yönetimidir.

Şuna inanıyorum: Doğru yorumlanan ALT–AST–GGT sonuçları, işyeri hekimini hukuki açıdan da mesleki açıdan da güçlendirir. Çünkü doğru karar; sadece doğru sonuç değil, doğru gerekçe ile verilen karardır.

Bu yazımda, sahada verilen her kararda “yalnız değilim” duygusunu güçlendirmesi ve işyeri hekimliğinin gerçek ruhuna katkı sağlaması;

  • İşçiyi korumayı
  • İşvereni hukuki riske sokmamayı
  • Hekimi yalnız bırakmamayı

Ama en önemlisi:

İşyeri hekimliğini, imza hekimliği olmaktan çıkarması dileklerimle.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 2 — Persona: Sosyal Maske ve Gerçek Benlik Arasındaki Köprü

Persona Nedir?

Latince persona, aslında antik tiyatro maskesi demektir. Jung bu sözcüğü alıp ruh biliminin merkezine koydu:

  • Persona, toplum önünde taktığımız maskedir.
  • Bizi dış dünyayla bağlayan bir “arayüz”dür.
  • Sosyal ilişkilerimizi kolaylaştırır; yoksa çıplak hâlimizle savunmasız kalırdık.

📌 Örnek:

  • İş yerinde “ciddi, güvenilir uzman” maskesi
  • Arkadaş ortamında “mizah yapan eğlenceli kişi” maskesi
  • Sosyal medyada “enerjik, mutlu imaj”

Bu maskeler aslında işlevsel: İnsanlar bizi “tanıyabilir”, biz de rolleri paylaşabiliriz.

Persona’nın İşlevleri

Jung’a göre persona iki yönlü işlev görür:

  1. Koruma: İç dünyamızı tamamen ifşa etmemek, sınır koymak. Kimse market kasiyerine en derin travmasını anlatmaz; persona bunu filtreler.
  2. Arabuluculuk: Toplumla uyum sağlamak. Bir öğretmen, sınıfta “öğretmen personası” ile hem bilgiyi aktarır hem otorite kurar.

Persona = “Arayüz”. Bilgisayarın ekranı gibi: iç donanımı göstermez, ama dış dünyayla iletişimi mümkün kılar.

Persona – Tehlike Nerede?

Problem, persona maskesini “benim tüm gerçeğim” zannetmeye başladığında çıkar.

  • Aşırı Persona:
    • İnsan, kendini rolüne hapseder.
    • Örn. doktor sadece “doktor” olur; insanî yönlerini inkâr eder.
    • Emeklilikte ya da işsiz kaldığında büyük boşluk ve kimlik krizi yaşar.
  • Zayıf Persona:
    • Sosyal ortamlarda uygun rol kuramaz; “uyumsuz” görülür.
    • Toplumla iletişim kurmak zorlaşır.

🔑 Denge: Persona “araç”tır, “sahici ben” değildir.

Persona ve Kültür

Her kültür, “geçerli maskeler” repertuvarı sunar.

  • Batı kültürü: Bireysel başarı maskeleri (kariyer, özgünlük, performans).
  • Doğu kültürü: Topluluk uyumu maskeleri (saygı, aile onuru, itaati gösteren persona).
  • Türk kültürü:
    • “Komşu ne der?” → Sosyal kontrol maskesi
    • “Büyüklerin yanında sus, haddini bil” → İtaat personası
    • “Misafirperver ol” → Cömertlik personası

Önemli soru: Bu maskeler benim iç değerlerimle uyumlu mu, yoksa dış baskıyla mı sürdürülüyor?

Persona – Gölge İlişkisi

Persona, genellikle “gölgeyi saklamak” için işlev görür.

Örneğin.

  • Çok öfkeli birinin “aşırı sakin, uyumlu” maskesi takması
  • Çok çekingen birinin “fazla özgüvenli” persona göstermesi

Yani persona, gölgenin tam tersi olarak da kurulabilir. Bu durumda, gölge bastırıldıkça enerji içeride sıkışır ve bir gün patlar.

Modern Hayatta Persona

Bugün persona özellikle sosyal medya ile devleşti.

  • Instagram’da sürekli mutlu, güzel, başarılı görünme baskısı → “Estetik persona”
  • LinkedIn’de sürekli üretken, girişimci, disiplinli görünme → “Profesyonel persona”
  • TikTok’ta eğlenceli, enerjik görünme → “Show persona”

Bu maskeler toplumsal işlev görüyor, evet. Ama kişi yalnız kaldığında “ben aslında kimim?” sorusuna cevap veremezse depresyon, yabancılaşma ve boşluk hissi artıyor.

Persona’nın Sağlıklı Kullanımı
  1. Farkındalık: “Bu bir maskedir; ben bu maskeden ibaret değilim.”
  2. Esneklik: Maskeyi gerektiğinde tak, gerektiğinde çıkar.
  3. Uyum: Persona, iç değerlerle çatışmamalı.
  4. Şeffaflık: Bazen maskeyi kısmen indirmek (samimi olmak) güveni artırır.

Pratik Örnek – Persona Krizi

Bir mühendis düşünelim. İşte “mantıklı, analitik, duygusuz” maskesi var. Ama evliliğinde duygusuzluk sorunu yaşıyor. Çünkü persona “işlevsel” ama özel hayata taşınca zarar veriyor.
Çözüm: Maskeyi fark etmek → Duygusal yanını kabul edip partnerine gösterebilmek.

Jung’dan Alıntı (özlü fikir)

Jung, persona hakkında şunu söyler:

“Persona, bireyin toplum önünde kabul görebilmek için giydiği giysi gibidir. Ama giysinin bedenin yerine geçtiğine inanmak, ruhsal sağlığı bozar.”

Günümüz Uygulaması – “Rol Değişimi”

Düşün: Sen şu an iş yerinde/okulda/ailende hangi maskeyi daha sık takıyorsun?

  • O maske seni koruyor mu, yoksa hapsetmeye mi başladı?
  • Eğer maskeni indirsen, çevrenin tepkisi nasıl olurdu?
  • Sahici benliğinle persona arasında ne kadar fark var?

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Maske Dolabı Çalışması

Defterine üç sütun aç:

  1. Ortam (iş, aile, arkadaşlar, sosyal medya)
  2. Kullandığım Persona (nasıl görünmek istiyorum?)
  3. İç Benlik (gerçekte nasıl hissediyorum?)

Her ortam için en az 3 satır yazın.

B) Maskeyi İndirme Deneyi

Önümüzdeki 24 saat içinde, küçük bir ortamda (güvendiğiniz bir arkadaşınızz ya da aile üyenizle):

  • Normalde gizlediğin bir duygunu/gerçeğini açıkla.
  • Tepkiyi gözle.
  • Deneyimi deftere yaz.

C) Rüya Tarama

Bu hafta geceleri rüyanızda yüz, maske, sahne, tiyatro, kalabalık görürsen → kaydet.
(Not: Persona sembolleri rüyalarda genellikle “maskeli balo”, “sahne”, “üniformalı figürler” olarak çıkar.)

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Proses Emniyetinde Fonksiyonel Güvenliğin Sayısal İfadesi – Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi (SIL)

Modern Endüstride Fonksiyonel Güvenlik İhtiyacı

Endüstriyel otomasyon sistemlerinin gelişmesiyle birlikte, proses güvenliği artık yalnızca fiziksel engellerle değil, dijital ve programlanabilir kontrol sistemleriyle sağlanmaktadır. Özellikle petrol, kimya, ilaç ve enerji gibi yüksek riskli sektörlerde; insan hatası, sistem arızası ya da süreç dışı sapmalara karşı otonom güvenlik fonksiyonları gereklilik haline gelmiştir.

Bu kapsamda, güvenlik sistemlerinin işlevselliğini ve güvenilirliğini ölçmek için SIL (Safety Integrity Level – Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) kavramı geliştirilmiştir.

SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi), bir Güvenlik Enstrümanlı Fonksiyonun (SIF), belirli bir risk düzeyini hangi başarı oranıyla azaltabileceğini kantitatif olarak belirlemeye yarar.

Standart Altyapısı – IEC 61508 ve IEC 61511
IEC 61508 – Temel Fonksiyonel Güvenlik Standardı

IEC 61508 – TS EN 61508-1 – (2010): elektrik/elektronik/programlanabilir elektronik sistemlerdeki güvenlikle ilgili fonksiyonlar için genel bir çerçeve sunar. Yedi bölümden oluşan bu standart, güvenlik yaşam döngüsünü (safety lifecycle) ve riskin kabul edilebilir seviyeye indirgenmesini hedefler.

Yaşam döngüsü yaklaşımlı bu yapı sayesinde; sistem tasarımından devreye almaya, işletmeden emekliliğe kadar tüm aşamalar için güvenlik kriterleri belirlenmiştir.

IEC 61511 – Proses Endüstrisi Özel Uygulama

IEC 61511 TS EN 61511-1 – (2018), IEC 61508 – TS EN 61508-1 – (2010)‘ın proses sektörüne özgü uyarlamasıdır. Saha enstrümantasyonu, kontrol sistemleri ve işletme süreçleriyle doğrudan ilişkilidir. Rafineri, petrokimya tesisleri, gaz işleme üniteleri gibi tesislerde güvenlik enstrümanlı sistemlerin (SIS) tasarımı ve uygulamasında referans alınır.

Temel Kavramlar ve Tanımlar
Güvenlik Enstrümanlı Fonksiyon (SIF)

Belirli bir proses tehlikesine karşı, sistemin güvenli duruma geçirilmesi veya güvenli durumda tutulması için devreye giren otomatik güvenlik fonksiyonudur.

SIF, tipik olarak şu üçlü yapıyla kurulur:

  • Algılama Katmanı (Sensörler)
  • Karar Katmanı (Mantık birimi – PLC/DCS/SIS)
  • Eylem Katmanı (Aktüatör – vana, motor kesici vs.)

Güvenlik Enstrümanlı Sistem (SIS)

Bir veya daha fazla SIF’ten oluşan, bağımsız çalışacak şekilde tasarlanmış otomasyon sistemidir. Temel kontrol sisteminden (BPCS) ayrıştırılarak tasarlanır.

Güvenlik Bütünlüğü (Safety Integrity)

Belirli koşullar altında ve belirli süre içinde, bir SIF’in doğru zamanda doğru tepkiyi verme olasılığıdır.

SIL Nedir?

SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi), bir güvenlik fonksiyonunun, arıza durumunda sistemi güvenli moda geçirme olasılığını kantitatif olarak ölçen seviyedir.

Her bir seviyeye karşılık gelen arıza olasılıkları (PFDavg) aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) SeviyesiTalep Modu için PFDavgSürekli Mod için Arıza Frekansı (PFH)
SIL 1≥10⁻² – <10⁻¹≥10⁻⁶ – <10⁻⁵ arızalar/saat
SIL 2≥10⁻³ – <10⁻²≥10⁻⁷ – <10⁻⁶
SIL 3≥10⁻⁴ – <10⁻³≥10⁻⁸ – <10⁻⁷
SIL 4≥10⁻⁵ – <10⁻⁴≥10⁻⁹ – <10⁻⁸

Not: SIL 4 genellikle nükleer tesisler gibi ultra kritik sistemlerde kullanılır. Endüstride en yaygın uygulamalar SIL 1–SIL 3 arasıdır.

SIL Seviyesi Nasıl Belirlenir?
Kalitatif Yöntemler
  • Risk Grafikleri: Olasılık, maruziyet, kaçınılabilirlik ve sonuç şiddeti parametrelerine göre derecelendirme yapılır.
  • Risk Matrisi: R = Olasılık x Şiddet
    Risk skoru yüksek olan senaryolarda daha yüksek SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) seviyeleri gerekir.

Kantitatif Yöntemler
  • LOPA (Layer of Protection Analysis):
    Bağımsız koruma katmanlarının (IPL) analiziyle riski azaltma potansiyeli hesaplanır. Eğer mevcut IPL’ler riski kabul edilebilir seviyeye indiremezse, ilave SIF gerekliliği doğar.

Donanım ve Sistematik Güvenlik

SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi), yalnızca fiziksel arızalara değil, tasarım ve insan kaynaklı hatalara karşı da sistemin dayanıklılığını temsil eder. Bu bağlamda iki bileşene ayrılır:

Donanımsal Güvenlik Bütünlüğü

Rastgele arızalarla ilişkilidir.

Genellikle şu metriklerle ifade edilir:

  • PFDavg (Average Probability of Failure on Demand)
  • MTTF (Mean Time To Failure)
  • SFF (Safe Failure Fraction)

Sistematik Güvenlik Bütünlüğü

Tasarım, yazılım geliştirme, bakım, prosedür gibi insan faktörleriyle ortaya çıkan sistematik hatalara karşı alınan önlemlerin yeterliliğini ifade eder. Bu, süreç yönetimi ve kalite güvence sistemlerinin başarısına bağlıdır.

SIL Uygulamalarının İş Güvenliği Boyutu

İş güvenliği uzmanları için SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) analizleri, sadece otomasyonun değil, tüm tehlike senaryolarının risk azaltma stratejilerinin bel kemiğidir.

Özellikle Seveso kapsamındaki kuruluşlar için:

  • Patlamadan korunma dökümanları
  • Kritik proses ekipmanlarının tehlike senaryoları
  • Acil durdurma sistemleri (ESD)
  • Yangın/gaz algılama entegrasyonları

gibi başlıklar SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) kavramı çerçevesinde ele alınmalıdır.

IEC 61508 – TS EN 61508-1 – (2010) TS EN 61511-1 – (2018) – Terminoloji Farklılıkları
KavramIEC 61508
TS EN 61508-1 – (2010)
IEC 61511
TS EN 61511-1 – (2018)
Temel kullanıcıSistem geliştiriciTesis işletmecisi
KapsamGenel E/E/PE sistemleriProses sektörüne özel
Yaşam döngüsüTasarım odaklıİşletme ve bakım odaklı
SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) tahsisiPerformans kriteriRisk bazlı değerlendirme

“Durması Gereken Yerde Duran Sistem” Güvencesi

SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) analizi, bir kontrol sisteminin yalnızca işlevsel değil, hayati derecede güvenilir olduğunu belgeleyen kritik bir güvenlik göstergesidir.

İş güvenliği uzmanlarının, yüksek riskli tesislerde görev alırken, proses güvenliği ekipleriyle ortak çalışarak:

  • SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) tahsis süreçlerini anlaması,
  • Güvenlik enstrümantasyonunun bağımsızlığını sorgulaması,
  • Sistematik hata kaynaklarına karşı FMEA/FMECA gibi analizlere katılması

hem İş Güveniği performansı hem de yasal uygunluk açısından önemlidir.

Unutmayın: SIL (Güvenlik Bütünlüğü Seviyesi) bir sayı değil, bir taahhüttür.
O da sistemin, gereken anda hayati bir kararı güvenle almasıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Masa Başı Çalışanlar İçin Kan Dolaşımında Denge Rehberi – 3

3. Günlük Alışkanlıklar ile Dolaşımı Destekleme

Masa başı çalışanlar için kan dolaşımının dengede kalması, yalnızca belirli egzersizleri yapmakla değil; günlük alışkanlıkların bilinçli şekilde düzenlenmesiyle mümkündür. İnsan vücudu hareket etmek üzere tasarlanmıştır. Her kas kasılması, her nefes alış, hatta her postür değişikliği bile dolaşım sistemine doğrudan katkı sağlar. Bu nedenle uzun süreli hareketsizlik, vücudun doğal dengesini bozar ve “mikro düzeyde stres” yaratarak damar elastikiyetini zayıflatır.

Aşağıdaki alt bölümler, masa başı çalışanların iş gününü yeniden yapılandırarak kan dolaşımını desteklemelerine yönelik somut stratejiler sunmaktadır.

3.1 Düzenli Molalar ve Hareket
3.1.1 Molaların Dolaşım Üzerindeki Önemi

Masa başı çalışmada en büyük tehlike, farkında olmadan uzun süre boyunca aynı pozisyonda kalmak ve bu durumu “verimli çalışma” sanmaktır. Ancak yapılan araştırmalar, 60 dakikadan fazla kesintisiz oturmanın kan akışını %30’a kadar yavaşlattığını, 2 saatten uzun oturmanın ise lenfatik dolaşımı neredeyse durma noktasına getirdiğini göstermektedir (Harvard Health, 2022).

Vücut 45–60 dakikalık periyotlarda kısa hareketlerle uyarıldığında, damarlar yeniden genişler, kalp atım hızı dengelenir, kas pompası aktifleşir ve kan akışı “yeniden programlanır.”

3.1.2 Etkili Mola Stratejisi: 60–3–1 Kuralı

Türk ofis ortamlarında uygulanabilir en pratik sistemlerden biri “60–3–1” kuralıdır:

  • Her 60 dakikada,
  • En az 3 dakikalık aktif hareket,
  • En az 1 postür değişikliği.

Bu, üretkenliği azaltmadan dolaşımı canlı tutar. Ofis içinde kısa yürüyüş, koridorda iki tur atmak, su içmeye kalkmak veya yazıcıya gidip dönmek bile bu döngüyü destekler.

Uygulama önerisi:

Bilgisayara bir zamanlayıcı kurun (örneğin “Stretchly”, “Workrave” gibi ücretsiz uygulamalar). Her saat başı ekranınıza “kalk, hareket et” uyarısı çıkar.

3.1.3 Mikro Molaların Bilimsel Faydaları
  • Kalp atım hızı düzenlenir. 2 dakikalık hafif hareket, kalp hızını %10 artırarak venöz dönüşü kolaylaştırır.
  • Kas içi oksijen basıncı artar. Bu, gün sonunda oluşan yorgunluk ve uyuşmaları azaltır.
  • Kognitif performans yükselir. Mola sonrası kısa hareketler, beyin kan akımını %7–14 oranında artırır (Stanford Neuroscience Study, 2020).
  • Stres hormonu düşer. Kortizol seviyesi, 5 dakikalık kısa yürüyüşten sonra %15 azalır.

3.1.4 Türk Ofis Kültürüne Uygun Mola Modelleri
  • Kahve molasını yürüyerek alın: Kahve veya çayınızı masada değil, koridorda dolaşarak tüketin.
  • Ekip “hareket arası” başlatın: 3 dakikalık ekip egzersizleri, hem sosyal hem fiziksel fayda sağlar.
  • Telefonla konuşurken ayakta olun: Ortalama bir telefon görüşmesi 3 dakikadır — bu süre, ideal bir mikro mola süresidir.
  • Görüşmeleri “yürüyen toplantı”ya çevirin: Kapalı ofislerde bile, toplantı odasına yürümek dolaşımı destekler.

3.1.5 Molaların Planlanması (Pratik Günlük Tablo)
ZamanSüre (dk)Hareket TürüEtki
10:003Ayakta gerinme, bacak esnetmeKas pompası aktivasyonu
11:305Koridor yürüyüşüVenöz dönüş artışı
14:303Omuz rotasyonu, derin nefesOksijenlenme
16:005Ayak pompası + mini squatDamar elastikiyeti
17:302Boyun ve bilek hareketleriKas gevşemesi

3.2 Ofis İçi Egzersizler
3.2.1 Egzersizlerin Dolaşım Üzerindeki Rolü

Egzersiz, kan dolaşımını doğrudan etkileyen en güçlü faktördür. Özellikle masa başı çalışanlarda egzersizin amacı yüksek yoğunluklu spor yapmak değil, kanın harekete geçmesini sağlamak, damar endotelini (iç tabaka) aktive etmektir.

Kısa süreli, düşük yoğunluklu egzersizler bile, damar genişlemesini sağlayan nitrik oksit (NO) salınımını artırır. Bu da damarların esnekliğini korur, tansiyon ve pıhtılaşma riskini azaltır.

3.2.2 Ofis İçi Egzersiz Türleri
1. Dolaşım Uyarıcı Egzersizler (Her Saat Başında)
  • Ayak bileği rotasyonu: Sandalyede otururken her iki ayağınızı daire şeklinde döndürün (20 tekrar).
  • Topuk-parmak geçişi: Bir ayağınızın topuğunu yere koyun, sonra parmağınızı kaldırın.
  • Mini calf raise: Ayakta durup topuklarınızı 2 cm kaldırın, 10 saniye tutun.

Etki: Kas içi venöz basınç artar, kan göllenmesi önlenir.

2. Statik Duruş Egzersizleri (Masada Otururken)
  • Kalça sıkma: 5 saniye kalçaları sıkın, 5 saniye gevşetin (10 tekrar).
  • Karın içe çekme: Nefes alırken karın kaslarını içe çekip 10 saniye tutun.
  • Omuz geri çekme: Kürek kemiklerinizi birbirine yaklaştırın, 10 saniye tutun.

Etki: Kanın merkez organlara geri dönüşünü kolaylaştırır.

3. Germe (Stretching) Egzersizleri
  • Hamstring germe: Sandalyede bir bacağınızı öne uzatın, parmak uçlarına uzanın.
  • Göğüs açma: Eller ensede, dirsekleri geriye doğru itin.
  • Boyun esnetme: Başınızı yavaşça sağa-sola eğin, 10 saniye bekleyin.

Etki: Kas içi oksijen basıncını artırır, sinir sıkışmalarını önler.

4. Dolaşım Artırıcı Nefes Egzersizleri
  • 4–4–4 Tekniği: 4 saniye nefes al, 4 saniye tut, 4 saniye ver.
  • Diyafram nefesi: Elinizi göbeğinize koyun, karın şişene kadar nefes alın.

Etki: Kan oksijenlenmesini artırır, kalp hızını dengeler, stres hormonunu düşürür.

3.2.3 5 Dakikalık “Ofis Dolaşım Serisi” (Pratik Uygulama)
EgzersizSüreTekrarHedef
Ayak pompası1 dk20Venöz dönüş
Kalça kası sıkma1 dk10Kas pompası
Omuz geri çekme1 dk10Duruş düzeltme
Baldır germe1 dk2Damar elastikiyeti
Derin nefes1 dk5Oksijenlenme

💡 Bu seri günde 3 kez uygulandığında, kan akış hızını %25 artırabilir (Kaynak: European Journal of Physiology, 2021).

3.2.4 Türk İş Ortamına Göre Egzersiz Uyarlamaları
  • Kısıtlı alanlarda: Sandalyede yapılan statik egzersizler tercih edilmeli.
  • Toplantı aralarında: Grup halinde kısa boyun ve omuz egzersizleri yapılabilir.
  • Üretim tesislerinde: Ayakta çalışanlar için baldır ve diz arkası germe hareketleri önerilmeli.
  • Evden çalışanlarda: Egzersiz araları zamanlayıcıyla hatırlatılmalı; sandalye seçimi çok önemli.

3.3 Doğru Oturma ve Postür
3.3.1 Postürün Dolaşımdaki Rolü

Postür (duruş), kas ve iskelet sisteminin düzenli çalışmasını sağlarken, damar ve sinir yollarının açık kalmasına yardımcı olur. Yanlış postür, yalnızca iskelet deformasyonu değil; kan dolaşımının mekanik olarak engellenmesi anlamına gelir.

Uzun süre kambur oturmak, göğüs kafesini daraltır, diyafram hareketini kısıtlar, kalbe giden kan basıncını düşürür. Aynı zamanda karın içi basıncı artırarak alt ekstremite damarlarını sıkıştırır.

3.3.2 İdeal Oturma Postürü (Ergonomik Model)
BölgeDoğru PozisyonFizyolojik Faydası
Baş ve BoyunDüz, kulak omuz hizasındaBoyun damarlarındaki kan akışı serbest kalır
OmuzlarHafif geride, rahatGöğüs kafesi genişler, akciğer kapasitesi artar
SırtSandalye desteğine tam yaslıOmurga basıncı azalır
KalçaSandalyeye tam oturmalı, dizlerle aynı yükseklikteFemoral damar sıkışması önlenir
KollarDirsek 90°–100° açıdaOmuz ve bilek dolaşımı dengede
BacaklarYere tam basmalıKan göllenmesi engellenir

🪑 Postürün doğru ayarlanması, bacaklarda venöz tıkanma riskini %40 azaltabilir (Occupational Ergonomics, 2020).

3.3.3 Sık Yapılan Postür Hataları
  • Bacak bacak üstüne atmak: Damar basıncını 2 kat artırır.
  • Öne eğilmek: Göğüs kafesini sıkıştırarak oksijenlenmeyi düşürür.
  • Sandalyenin ucuna oturmak: Kas pompasını pasifleştirir.
  • Dirsekleri dayamak: Omuz sinirleri sıkışabilir.

Düzeltme önerisi:

Sandalyenizin arkalığına küçük bir bel yastığı koyun. Bu, dik duruşu otomatik hale getirir.

3.3.4 Türk Çalışma Alanlarında Ergonomi Gerçekleri

Türkiye’de ofis mobilyalarının çoğu uluslararası ergonomi standartlarına tam uygun değildir. Bu nedenle:

  • Yüksekliği ayarlanabilir sandalye temini önerilir.
  • Ayak desteği olmayan çalışanlar için 10–15 cm yükseklikte tabure veya karton kutu bile geçici çözüm olabilir.
  • Aydınlatma yeterli değilse, çalışanlar öne eğilerek denge kaybı yaşar; bu da postür bozulmasına yol açar.

3.3.5 Postür Düzeltici Mini Egzersizler
  • Omurga düzeltme: Dik otur, elleri başın arkasına koy, dirsekleri geriye çek.
  • Boyun hizalama: Başını öne it, sonra yavaşça geri çek.
  • Pelvik tilt: Kalçayı öne ve arkaya hafifçe hareket ettir (5 tekrar).

Bu egzersizler, kan akışını destekler ve uzun vadede sırt ağrılarını %60 oranında azaltır.

3.4 Günlük Dolaşım Bilinci

Masa başı çalışma, hareketin sınırlandığı ama kontrolün tamamen bireyde olduğu bir sistemdir.
Gün içinde yapılacak 5 dakikalık molalar, doğru oturma, kısa egzersizler ve nefes farkındalığı, kalp-damar sağlığını korumanın en düşük maliyetli ve en yüksek etkili yoludur.

“Her 30 dakikada bir yapılan küçük hareket, uzun yıllar sağlıklı damarlar anlamına gelir.”

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Masa Başı Çalışanlar İçin Kan Dolaşımında Denge Rehberi yazı dizisinin tamamının Ana Başlıklar ve Ara Başlıkları aşağıdaki sıra ile yayınlanmıştır.

1. Giriş – 02.01.2026
  • 1.1 Rehberin Amacı
  • 1.2 Hedef Kitle
  • 1.3 Kan Dolaşımı ve Masa Başı Çalışmanın Önemi

2. Kan Dolaşımı ve Masa Başı Çalışmanın Etkileri – 09.01.2026
  • 2.1 Kan Dolaşımının Temel İşlevleri
  • 2.2 Uzun Süreli Oturmanın Fizyolojik Etkileri
  • 2.3 Dolaşım Bozukluklarının Belirtileri

3. Günlük Alışkanlıklar ile Dolaşımı Destekleme – 16.01.2026
  • 3.1 Düzenli Molalar ve Hareket
  • 3.2 Ofis İçi Egzersizler
  • 3.3 Doğru Oturma ve Postür

4. Masada Kan Dolaşımını İyileştiren Uygulamalar – 23.02.2026
  • 4.1 Ayak ve Bacak Pozisyonları
  • 4.2 Masa ve Sandalye Yüksekliğinin Optimizasyonu
  • 4.3 Bilgisayar ve Monitör Düzeni

5. Beslenme ve Sıvı Alımı – 30.01.2026
  • 5.1 Dolaşımı Destekleyen Besinler
  • 5.2 Su Tüketimi ve Hidratasyon
  • 5.3 Kafein ve Alkolün Etkileri

6. Stres Yönetimi ve Dolaşım – 06.02.2026
  • 6.1 Stresin Kan Dolaşımına Etkisi
  • 6.2 Nefes Egzersizleri
  • 6.3 Kısa Meditasyon ve Rahatlama Teknikleri

7. Dolaşım Sorunlarının Erken Tespiti ve Önleme – 13.02.2026
  • 7.1 Yaygın Dolaşım Problemleri
  • 7.2 Evde ve Ofiste Basit Kontroller
  • 7.3 Profesyonel Destek Gerektiren Durumlar

8. Özet ve Pratik Öneriler – 20.02.2026
  • 8.1 Günlük Uygulama Planı
  • 8.2 Hatırlatıcı ve Motivasyon Önerileri
  • 8.3 Kaynaklar ve Ek Okuma

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

#masabaşı #denge #kandolaşımı #tetkikosgb #kebat

Daha Fazla

Günlük Ağacının Gizemi

Sığla Yağının Doğadan Sofraya Yolculuğu

Türkiye’nin güneybatısında, özellikle Muğla ve çevresindeki nemli ormanlarda sessizce yükselen bir ağaç vardır: Sığla ağacı. Yöre halkı ona “günlük ağacı” der. Bilim dünyasında ise adı Liquidambar orientalis’tir. Bu ağaç, Hamamelidaceae familyasının Bucklandioidae alt familyasına ait, Liquidambar cinsinin nadide bir türüdür. Ancak onu özel kılan sadece botanik sınıflandırması değil; binlerce yıldır şifa kaynağı olarak bilinen sığla yağıdır.

Peki bu yağ nasıl elde edilir? Hangi aşamalardan geçer? Ve neden bu kadar değerlidir? Gelin, doğanın bu mucizesine birlikte yakından bakalım.

Sığla Ağacı: Mitolojik Bir Gövde, Tıbbi Bir Ruh

Sığla ağacı, 20–25 metreye kadar uzayabilen, geniş yapraklı ve aromatik reçineler salgılayan bir ağaçtır. Yaprakları ezildiğinde hoş bir koku yayar; gövdesinden çıkan salgı ise yüzyıllardır ilaç, parfüm ve tütsü yapımında kullanılır. Antik çağlardan bu yana Mısır’dan Anadolu’ya, Roma’dan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyet sığla yağını hem dini törenlerde hem de tıbbi amaçlarla kullanmıştır.

Bugün hâlâ sığla yağı, mide rahatsızlıklarından cilt sorunlarına kadar birçok alanda doğal bir destekleyici olarak görülmektedir. Ancak bu mucizevi yağ, öyle kolay elde edilen bir madde değildir. Onun doğadan sofraya ya da şifaya uzanan yolculuğu, sabır ve ustalık ister.

Yağın Yolculuğu: Ağaçtan Damla Damla

Sığla yağının elde edilmesi, doğayla uyumlu ve geleneksel yöntemlere dayanan bir süreçtir. Bu işlem, yılın belli dönemlerinde, ustalıkla yürütülür. İşte adım adım sığla yağı üretiminin hikâyesi:

1. Kabukların Hazırlanması (Mart Sonu)

İlk adım, sığla ağacının gövdesinde yağ çıkarılacak bölgelerin belirlenmesidir. Mart ayı sonuna doğru, bu bölgelerdeki kabuklar dikkatlice yontularak inceltilir. Bu işlem, ağacın iç katmanlarına zarar vermeden yapılmalıdır. Amaç, ağacın salgı sistemini harekete geçirmektir.

2. Bekleme Süreci (Nisan – Mayıs)

Kabukları inceltilen ağaçlar yaklaşık bir ay boyunca bu şekilde bırakılır. Bu süre zarfında ağaç, kendini onarmaya çalışırken salgı üretmeye başlar. Doğa sabırlıdır; bu süreçte insan da sabırlı olmalıdır.

3. Yaraların Açılması (Mayıs Sonu)

Mayıs ayının sonunda, “kaşık” adı verilen özel bir aletle ağacın gövdesine “damar” denilen yaralar açılır. Bu yaralar, dış kabuk, diri kabuk, kambiyum ve çok az miktarda da diri oduna kadar iner. Amaç, salgının dışarı çıkmasını kolaylaştırmaktır.

4. Sur ve Sur Arkası

Bir hafta sonra yaralar tazelenir. Bu işleme “sur” adı verilir. İki hafta sonra, damarlar içinde biriken ilk yağ kaşıkla sıyrılarak alınır. Bu ilk ürün “sur arkası” olarak adlandırılır. Henüz esas sığla yağı değildir ama sürecin başlangıcıdır.

5. Sefer Dönemi (Temmuz – Ekim)

Temmuz ortasından ekim sonuna kadar süren döneme “sefer” denir. Bu süreçte, her on beş günde bir, yaralar üzerinde biriken yağ, kabuk ve odun tabakalarıyla birlikte kaşıkla yontularak alınır. İşçiler, bu yongaları önlerine astıkları torbalarda toplar. Bu torbalar, sığla yağının ham maddesini taşır.

6. Kaynatma ve Presleme

Toplanan yongalar, “kapçık” adı verilen yağlı parçalarla birlikte bakır kazanlarda, su içinde yarım ila bir buçuk saat boyunca kaynatılır. Bu işlem, yağın odun ve kabuktan ayrılmasını sağlar. Ardından, kaynatılan yongalar saplı yabalarla kazınarak keçi kılından yapılmış torbalara konur.

Bu torbalar, özel preslerle sıkıştırılır. İşte bu aşamada, saf sığla yağı ortaya çıkar. Altın sarısı, yoğun kıvamlı ve aromatik kokulu bu yağ, beton havuzlarda toplanır.

7. Artıkların Değerlendirilmesi

Presleme sonunda torbalarda kalan, yağ bulaşmış artıklar kurutulur. Bu artıklar “günlük” ya da “buhur” olarak adlandırılır. Tütsü olarak kullanılır, bazı yerlerde ise geleneksel şifa amaçlı yakılır.

Doğadan Gelen Değer: Sığla Yağının Kullanım Alanları

Sığla yağı, hem geleneksel hem modern tıpta çeşitli alanlarda kullanılır.

İşte bazı örnekler:

  • Mide rahatsızlıkları: Özellikle ülser ve gastrit gibi sorunlarda destekleyici olarak kullanılır.
  • Cilt sorunları: Egzama, mantar ve yara tedavisinde antiseptik özelliğiyle tercih edilir.
  • Aromaterapi: Rahatlatıcı etkisiyle masaj yağlarında ve tütsülerde yer alır.
  • Parfüm sanayi: Sabitleyici özelliği sayesinde parfümlerin kalıcılığını artırır.
  • Geleneksel tütsü: Camilerde, evlerde ve bazı ritüellerde hoş kokusu için yakılır.

Ekolojik ve Kültürel Miras

Sığla ağacı, sadece bir yağ kaynağı değil; aynı zamanda ekolojik bir denge unsurudur. Nemli ormanların vazgeçilmez parçası olan bu ağaç, biyolojik çeşitliliği destekler. Ancak ne yazık ki, sığla ormanları zamanla daralmış, yapılaşma ve tarım baskısıyla tehdit altına girmiştir.

Bu nedenle, sığla ağacının korunması hem doğa hem kültür açısından büyük önem taşır. Yöre halkının bu ağacı tanıması, değerini bilmesi ve sürdürülebilir yöntemlerle yağ üretimini desteklemesi gerekir.

Bir Damla Yağın Ardındaki Bilgelik

Sığla yağı, bir ağacın sabırla verdiği hediyedir. Onu elde etmek, doğayı dinlemek, mevsimleri takip etmek ve geleneksel bilgeliğe saygı duymak demektir. Her damlası, bir ustalığın, bir emeğin ve bir kültürün izini taşır.

Bu yüzden, sığla yağı sadece bir ürün değil; doğayla kurulan bir bağdır. Onu tanımak, korumak ve yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Titreşimin Interosepsiyon Üzerindeki Etkileri – İş Güvenliği Uzmanları İçin İnceleme

1. Titreşimin Interosepsiyon Üzerindeki Etkileri ve Önemi

Endüstriyel çalışma ortamlarında, işçiler farklı fiziksel stres faktörlerine maruz kalırlar. Bunlar arasında titreşim, çalışanların içsel beden algılarını (interosepsiyon) etkileyerek önemli sağlık ve güvenlik sorunlarına yol açabilir. Titreşimin interoseptif etkileri, çalışanların vücutlarındaki organlardan gelen duyusal bilgileri yanlış yorumlamalarına, içsel sinyalleri algılamada zorluk yaşamalarına neden olabilir. Bu durum, genellikle vücut ısısı, kalp atışı, solunum, sindirim ve kas gerilimi gibi içsel duyusal verileri içerir.

Sizler için titreşimin interosepsiyon üzerindeki etkilerini nörofizyolojik ve ergonomik bir perspektiften, iş güvenliği açısından detaylı bir şekilde ele almaya çalışacağım.

Çalışanların sağlığını korumak ve iş güvenliğini artırmak adına, bu alandaki etkiler ve alınması gereken önlemler önemlidir.

2. Interosepsiyon Nedir? Temel Anatomik ve Fizyolojik Yapı

Interosepsiyon, vücudun iç organlarından gelen duyusal sinyalleri algılama yeteneğidir. Bu sinyaller, iç organların durumunu ve fonksiyonlarını izlememize yardımcı olur ve bu sayede, bedenimizle ilgili içsel dengeyi koruyabiliriz. Interosepsiyonun temel bileşenleri şunlardır:

  • Vagal sinir ve baroreseptörler: Kalp atışı, kan basıncı gibi kardiyovasküler sinyallerin algılanmasında görev alır.
  • Visseral reseptörler: Sindirim sistemi, akciğerler, karaciğer gibi iç organların durumunu izler.
  • Kemoreseptörler: Kandaki oksijen, karbondioksit seviyelerini izler.
  • Propriyoseptif ve mekanoreseptif reseptörler: Kas ve deri altı yapıların gerilimini izler, ancak içsel organların hareketlerini de algılayabilir.

Bu içsel sinyaller, beynimize doğrudan iletilerek bilinçli ya da bilinçdışı olarak vücut durumumuz hakkında kararlar almamıza yardımcı olur.

2.1 Titreşimin Interosepsiyon Üzerindeki Etkisi

Titreşim, vücuda dışarıdan uygulanan bir enerji formudur ve bu enerji, özellikle deri altı, kaslar, tendonlar ve iç organlara etki eder. Titreşim, içsel organlardan gelen duyusal bilgilerin algılanmasında bozulmalara yol açabilir. Bu durum, interoseptif sinyallerin yanlış algılanmasına veya eksik alınmasına neden olur. Örneğin, kalp atışı hızlanabilirken veya solunum hızlanırken, bu sinyaller beyin tarafından yanlış bir şekilde yorumlanabilir.

Titreşime maruz kalan bir kişi, normalde algılayabileceği içsel sinyalleri doğru bir şekilde fark etmeyebilir. Bu da vücutlarının gereksinimlerini zamanında algılayamamalarına yol açar, bu da ciddi iş kazalarına neden olabilir.

3. Titreşimin Interosepsiyon Üzerindeki Fizyolojik ve Psikolojik Etkileri
3.1 Fizyolojik Etkiler

Titreşim, iç organların işleyişine doğrudan etki ederek, interosepsiyonun doğru çalışmasını engelleyebilir. Bu etkiler, aşağıdaki başlıklarda detaylı olarak açıklanacaktır.

  • Kalp atışı ve kan basıncı:
    Titreşim, vagal tonusu etkileyerek kalp atışını ve kan basıncını bozabilir. Vagal sinir, parasempatik sinir sisteminin bir parçasıdır ve kalp hızını yavaşlatma görevini üstlenir. Ancak titreşim, bu sinirsel iletişimi zorlaştırabilir. Bu durumda kişi, kalp atış hızını algılayamaz ve buna bağlı olarak stres tepkisi geliştirebilir. Ayrıca, titreşim etkisiyle kan basıncı dalgalanabilir. Bu durum, kalp hastalığı riski taşıyan kişiler için çok daha tehlikeli olabilir.
  • Solunum:
    Titreşim, solunum kaslarının aşırı uyarılmasına yol açabilir. Solunumun derinliğini ve hızını algılayamamak, çalışanları oksijen seviyeleri konusunda yanıltabilir. Zayıf bir solunum farkındalığı, çalışanların vücutlarının ihtiyaçlarını doğru şekilde değerlendirememesine neden olur.
  • Sindirim sistemi:
    İç organlardan gelen sinyalleri doğru bir şekilde algılayamamak, sindirim sorunlarına yol açabilir. Titreşim, karın bölgesindeki visseral mekanoreseptörleri etkileyerek sindirim hızını veya mide-bağırsak hareketliliğini bozabilir. Bu durum, özellikle uzun süreli çalışmalarda, mide bulantısı, hazımsızlık ve diğer sindirim rahatsızlıkları gibi problemlere yol açabilir.

3.2 Psikolojik Etkiler

Titreşim, sadece fizyolojik değil, aynı zamanda psikolojik düzeyde de ciddi etkiler yaratabilir. Interosepsiyonun doğru çalışmaması, işçilerin stres seviyelerini artırabilir ve genel ruh hallerini bozabilir.

  • Anksiyete ve stres:
    İçsel sinyallerin bozulması, özellikle titreşime maruz kalan kişilerin belirsizlik ve kaygı duygularını artırabilir. Bedenlerinin içsel durumlarını hissedemediklerinden, bilinçli olarak stres durumuna girdikleri de gözlemlenebilir. İşçi, kalp atışlarını hızlandıran titreşimleri “normal” veya “tehditkar” olarak algılayabilir, bu da anksiyeteye neden olabilir.
  • Duygusal nötrleşme:
    Titreşim, içsel durumları algılamada zorluklara yol açarak, kişinin beden ve zihin bağlantısını koparabilir. Bu durum, kişinin duygusal farkındalığını zayıflatır ve dolayısıyla iş yerinde kararsızlığa yol açar.

4. Endüstriyel Titreşim Türleri ve Maruziyet Dinamikleri

İş güvenliği açısından titreşime maruz kalma türleri, genellikle el-kol titreşimi (HAV) ve tam vücut titreşimi (WBV) olarak iki kategoriye ayrılır. Bu titreşim türleri, interosepsiyon üzerindeki etkileri farklı şekillerde gösterir.

4.1 El-Kol Titreşimi (HAV)

El-kol titreşimi, genellikle el aletleri veya makinelerle çalışan işçilerin maruz kaldığı titreşim türüdür. Bu tür titreşimler, özellikle el ve kol kasları ve deri altı duyusal reseptörlerine doğrudan etkiler. Bu maruziyet, iç organlardan gelen duyusal sinyalleri algılamada bozulmalara yol açabilir.

4.2 Tam Vücut Titreşimi (WBV)

Tam vücut titreşimi, özellikle araçlar veya ağır makinelerle çalışan işçilerin karşılaştığı bir durumdur. Bu titreşim türü, iç organlardan gelen sinyallerin algılanmasını zorlaştırabilir ve denge, kas tonusu gibi propriyosepsiyonla ilişkili duyuların yanı sıra interosepsiyon üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir.

5. Interosepsiyonun Bozulmasının İş Güvenliği Açısından Sonuçları
5.1 Fiziksel Sağlık Sorunları

İçsel sinyallerin doğru alınamaması, işçilerin vücutlarının ihtiyaçlarını zamanında fark etmemelerine yol açabilir. Bu da şu gibi sağlık sorunlarına neden olabilir:

  • Hipotermi veya hipertermi: Vücut sıcaklığını algılayamamak, aşırı sıcak veya soğuk ortamlarda çalışan işçilerin sağlık sorunları yaşamasına neden olabilir.
  • Kardiyovasküler sorunlar: Kalp atışı ve kan basıncı gibi içsel sinyalleri algılayamamak, kalp hastalıkları veya hipertansiyon gibi sorunlara yol açabilir.
  • Sindirim sorunları: Titreşim, sindirim sistemindeki hareketliliği bozarak, mide bulantısı, hazımsızlık ve bağırsak problemlerine yol açabilir.

5.2 Duygusal ve Psikolojik Sorunlar

Interosepsiyonun bozulması, işçilerde psikolojik rahatsızlıklara da neden olabilir. Bu rahatsızlıklar şunları içerir:

  • Stres artışı: İçsel sinyalleri doğru bir şekilde algılayamamak, işçilerin sürekli bir kaygı halinde olmalarına yol açabilir.
  • Duygusal dengesizlik: İçsel durumları hissedememek, duygusal nötrleşmeye ve dolayısıyla iş verimliliğinde azalmaya neden olabilir.

5.3 Güvenlik Riskleri

Titreşimli ortamlarda çalışan işçiler, içsel sinyalleri doğru algılayamadıklarından, vücutlarının sınırlarını aşarak kazalara neden olabilirler. Örneğin:

  • Düşme veya yaralanmalar: İçsel dengeyi sağlayamamak, işçilerin düşmelerine veya diğer kazalara yol açabilir.
  • Hatalı ekipman kullanımı: Titreşim nedeniyle içsel sinyallerin bozulması, işçilerin ekipmanları yanlış kullanmalarına ve bu da kazalara yol açabilir.

6. Titreşime Karşı Alınabilecek Önlemler

Titreşim, interosepsiyon üzerindeki etkilerini en aza indirmek için birkaç önemli önlem alınabilir:

  • Maruziyet sürelerinin sınırlandırılması: ISO 5349 ve ISO 2631 gibi standartlara uygun olarak, işçilerin titreşime maruz kalma süreleri sınırlanmalıdır.
  • Titreşim azaltıcı ekipman kullanımı: Antivibrasyonlu el aletleri ve titreşim emici koltuklar gibi ekipmanlar kullanılmalıdır.
  • Eğitim ve farkındalık: İşçilere, titreşimin interosepsiyon üzerindeki etkileri ve bu etkilerle nasıl başa çıkılacağı konusunda eğitim verilmelidir.
  • Düzenli sağlık taramaları: İşçilere yönelik düzenli sağlık taramaları yapılarak, titreşim maruziyetine bağlı sağlık sorunları erken tespit edilmelidir.

7. Sonuç

Titreşim, interosepsiyon üzerinde önemli etkilere yol açan bir faktördür. İş güvenliği uzmanları, titreşimin interosepsiyon üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak, iş yerlerinde sağlıklı çalışma ortamları oluşturmalı, riskleri azaltmalıdır. Bu, işçilerin içsel sinyalleri doğru bir şekilde algılamalarına yardımcı olacak ve dolayısıyla iş kazalarının önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır.

Propriyosepsiyon, Interosepsiyon, Nörosepsiyon Eğitim Almak İçin Bizi Arayın

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü Dr Mustafa KEBAT yönetiminde deneyimli ekibimizle, firmanız beyaz yaka çalışanlarına özel – Yüksekte Çalışanlara Denge – Propriyoseptif Egzersizler Eğitimini Türkiyenin her yerinde planlayalım.

Eğitim Başvurusu

Dr Mustafa KEBAT – 0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

  • Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
  • +90 232 265 20 65
  • [email protected]

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Proprioseptif ve Vestibüler Duyu Sistemlerinin Harekete Göreli Katkısı: Moleküler Bilim Çağında Keşif Fırsatları https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7867206/

⭐️⭐️ Propriosepsiyonun değerlendirilmesi: Yöntemlerin eleştirel bir incelemesi https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2095254615000058

⭐️⭐️ Mekanoreseptör https://www.sciencedirect.com/topics/immunology-and-microbiology/mechanoreceptor

⭐️⭐️ Sensörimotor Sistemi, Bölüm I: Fonksiyonel Eklem Stabilitesinin Fizyolojik Temeli. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC164311/

⭐️⭐️ Propriosepsiyonun değerlendirilmesi: Yöntemlerin eleştirel bir incelemesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6191985/

⭐️⭐️ PNF Kavramının Temel Unsurları, Bir Eğitim Anlatısı https://www.scientificarchives.com/article/the-essential-elements-of-the-pnf-concept-an-educational-narrative

⭐️⭐️ Motor fonksiyonu iyileştirmede proprioseptif eğitimin etkinliği: sistematik bir inceleme https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4309156/

⭐️⭐️ Yaşlı yetişkinlerde denge ve gücün geliştirilmesinde geleneksel ve güncel yaklaşımların karşılaştırılması https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21510715/

⭐️⭐️ Yapı İşlerinde Yüksekte Çalışmalarda İSG Uygulama Rehberi. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.csgb.gov.tr/Media/0b3hcam2/yapiisleriyuksektecalismauygrehberi-in%C5%9Ft%C5%9Fb_revize.pdf

⭐️⭐️ Yaşlılarda Denge, Fonksiyonel Performans ve Düşme Önleme İçin Gövde Kas Gücünün Önemi: Sistematik Bir İnceleme https://www.researchgate.net/publication/236139834_The_Importance_of_Trunk_Muscle_Strength_for_Balance_Functional_Performance_and_Fall_Prevention_in_Seniors_A_Systematic_Review

⭐️⭐️ Dengesiz yüzeyler ve rehabilitasyon cihazları kullanılarak yapılan direnç antrenmanının etkinliği https://www.researchgate.net/publication/224822339_The_effectiveness_of_resistance_training_using_unstable_surfaces_and_devices_for_rehabilitation

⭐️⭐️ Futbolda duruş kontrolüne uzmanlık ve görsel katkının etkisi https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1111/j.1600-0838.2005.00502.x

⭐️⭐️ Spor veya günlük yaşamdaki fiziksel aktiviteler ile dik duruştaki duruş bozukluğu arasındaki ilişkinin sistematik bir incelemesi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23955562/

⭐️⭐️ NSC Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun 2021 Raporu Hakkındaki Açıklaması https://www.nsc.org/newsroom/nsc-statement-bls-report-2021#:~:text=In%202020%2C%20there%20were%204%2C764,highest%20annual%20rate%20since%202016.

⭐️⭐️ Hall, C. M., & Brody, L. T. (2005). Therapeutic Exercise: Moving Toward Function. Lippincott Williams & Wilkins. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://students.aiu.edu/submissions/profiles/resources/onlineBook/Q4X4S2_Therapeutic_Exercise_Moving_Toward_Function_3.pdf

⭐️⭐️ Motor Kontrolü: Araştırmayı Klinik Uygulamaya Dönüştürmek https://www.researchgate.net/publication/228118305_Motor_Control_Translating_Research_Into_Clinical_Practice

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

#propriyosepsiyon #interosepsiyon #nörosepsiyon #tetkikosgb #kebat

Daha Fazla