Şeker İnflamasyon İlişkisi

Şeker sadece şekerlemelerde, gazlı içeceklerde ya da pastaların tepesindeki süslerde bulunmaz. Asıl mesele zaten burada başlar… Şeker, artık hayatın her köşesinde karşımıza çıkar: Sabah yediğiniz ekmekte, “hafif” sandığınız yoğurtta, marketten sağlıklı niyetiyle aldığınız granola bar’da, hatta makarna sosunda bile.

Ve çoğu zaman onu görmezsiniz.

Çünkü gıda endüstrisi şekerin ismini değiştirerek size bambaşka yüzler gösterir: Glikoz şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu, dekstroz, maltodekstrin, sakkaroz… Hepsi farklı gibi görünür lakin vücutta aynı kapıya çıkar: kan şekerinin hızlı yükselmesi ve daha fazlasını isteme dürtüsü.

Bu bir tesadüf değildir. Bu, bilinçli bir tasarımdır.

Şeker Beyninizle Konuşur (Hem de Çok İyi)

İşlenmiş şeker tükettiğinizde beyniniz, özellikle de ödül ve motivasyondan sorumlu bölgeleri, dopamin salgılar. Bu, tıpkı uyuşturucu maddelerin uyardığı ödül merkezleriyle benzer bir mekanizmadır.

Kendinizi iyi hissedersiniz.
Bir parça daha istersiniz.
Sonra bir tane daha…

Bu nedenle bazı bilimsel çalışmalarda şeker, bağımlılık potansiyeli açısından kokainle kıyaslanmıştır. Elbette şeker bir uyuşturucu değildir, ancak beynin verdiği kimyasal yanıt oldukça benzerdir.

Şeker sizi tok değil, istekli tutar

Ama işin daha da karanlık tarafı vardır…

Şeker ve İnflamasyon – Yangının Başlangıcı

İnflamasyon, aslında vücudun bir savunma mekanizmasıdır. Yaralanma veya enfeksiyona karşı verilen doğal bir tepkidir. Ancak sorun şu ki:

Şeker, vücutta yangın çıkarır ve bu yangın sönmezse kronik hale gelir.

İşte burada işler tehlikeli bir boyut kazanır.

1. Kan Şekeri Dalgalanmaları ve İnsülin Direnci

Yüksek miktarda şeker tüketildiğinde kan şekeri hızla yükselir. Pankreas buna karşılık insülin salgılar. Süreklilik kazandığında ise hücreler insüline duyarsız hale gelir. Buna insülin direnci denir.

İnsülin direnci, kronik inflamasyonun en önemli tetikleyicilerinden biridir.

Ve bu süreç şu zinciri doğurur:

  • Sürekli yüksek kan şekeri
  • Sürekli yüksek insülin
  • Hücresel stres
  • Kronik inflamasyon
  • Tip 2 diyabet riski

Bir başka deyişle, şeker vücudun alarm sistemini sürekli açık bırakır.

2. Serbest Radikaller ve Oksidatif Stres

Şekerin metabolizması sırasında vücutta daha fazla serbest radikal oluşur. Bunlar hücre zarlarına, DNA’ya ve proteinlere zarar verebilen reaktif moleküllerdir.

Bu da şu anlama gelir:

Şeker sadece kilo yapmaz.
Şeker hücrenizin yaşlanmasını hızlandırır.

Bu hücresel stres, iltihap mekanizmalarını devreye sokar ve zamanla;

  • Erken yaşlanma
  • Damar sertliği
  • Organ hasarı
  • Kansere zemin hazırlayan hücresel bozukluklar

ortaya çıkabilir.

3. Yağlanma, Obezite ve İnflamatuar Moleküller

Aşırı şeker, özellikle de fruktoz içeren türleri, vücutta kolaylıkla yağa dönüştürülür.

Özellikle karın bölgesi (visseral yağ), aktif olarak inflamatuar maddeler salgılayan bir dokudur.

Bu yağ dokusu:

  • TNF-α
  • IL-6
  • CRP

gibi iltihap artırıcı maddeleri üretir.

Yani yağ dokusu sadece depolama alanı değil, adeta iltihap üreten bir fabrika gibidir.

Bu nedenle obezite, artık sadece bir “kilo sorunu” değil, bilimsel olarak kabul edilmiş bir kronik inflamasyon hastalığıdır.

Glukoz mu, Fruktoz mu? Hangisi Daha Sinsi?

İki temel şeker vardır ama etkileri farklıdır:

Glukoz

  • Tüm hücrelerde kullanılabilir
  • Kan şekerini hızla yükseltir
  • Glikasyon yoluyla dokuları yaşlandırır

Fruktoz

  • Sadece karaciğerde metabolize edilir
  • Yağ üretimini artırır
  • Karaciğer yağlanmasına neden olabilir
  • Daha güçlü inflamasyon tetikleyicisidir

Yüksek fruktozlu mısır şurubu bu nedenle günümüzün en tehlikeli tatlandırıcılarından biri olarak kabul edilir.

Çünkü sessizce karaciğeri yağlandırır ve bunu yaparken pek bir uyarı vermez…

Şeker ve Kronik Hastalıklar – Gizli Ortak

Şeker = sadece şeker değildir.

Aşırı tüketildiğinde şu hastalıklarla doğrudan ilişkilidir:

  • Tip 2 Diyabet
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Hipertansiyon
  • Metabolik sendrom
  • Alzheimer (bazı çalışmalarda “Tip 3 diyabet” olarak anılır)
  • Bazı kanser türleri (özellikle pankreas, kolon ve meme kanseri)

Bunların ortak noktası ne?

Kronik inflamasyon.

Şeker bu yangının kibritidir.

Peki Ne Yapmalıyız?

Şekeri tamamen sıfırlamak mümkün değil ve çoğu zaman sürdürülebilir de değil. Burada önemli olan: Azaltmak ve bilinçli seçmek

Yapabilecekleriniz:

✅ Etiket okumayı alışkanlık haline getirin
✅ “Şekersiz” değil, “ilavesiz” seçin
✅ Tam tahıllar, lifli besinler tercih edin
✅ Omega-3 alımını arttırın (balık, ceviz, keten tohumu)
✅ Glisemik indeksi düşük gıdalar tüketin
✅ Şekerli içeceklerden uzak durun
✅ Tatlı ihtiyacınızı az miktarda olmak şartı ille meyveyle karşılayın

✅ İşlenmiş gıdalardan uzak durun

✅ Paketlenmiş ürünler yerine günlük – taze – doğal hallerini tercih edin

Ve en önemlisi:
Şeker ihtiyacının çoğu biyolojik değil, psikolojiktir.

Bazen şeker aslında yalnızlık, yorgunluk, stres ya da alışkanlıktır.

Şeker Bir Gıda Değil, Bir Stratejidir

Her şekerli lokmada sadece kalori almazsınız.

Bir sisteme para kazandırırsınız.
Bir alışkanlığı güçlendirirsiniz.
Bir döngüyü beslersiniz.

Ama güzel haber şu:

Bedeniniz onarma konusunda inanılmazdır.

Şeker azaltıldığında:

  • Enerjiniz artar
  • Zihniniz berraklaşır
  • Cildiniz nefes almaya başlar
  • Bağırsaklarınız düzelmeye başlar
  • İnflamasyon sessizleşir

Ve siz, yeniden kontrolü elinize alırsınız.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️

Daha Fazla

Kalp Sağlığınızın Durumu

Kalp sağlığı denince çoğumuzun aklına tek bir şey gelir: kolesterol.

Yıllardır size anlatılan hikâye;

-Kolesterolün yüksek mi?

-İlaç başla.

Oysa artık biliyoruz ki bu, hikâyenin sadece küçük bir parçası.

Kalp-damar sağlığı bir tek değerden ibaret değildir. Kalp krizi, damar tıkanıklığı ya da ani kalp ölümü; yıllarca sessizce ilerleyen metabolik bozulmaların sonucudur. Ve bu bozulmalar, kan tahlillerinde çok net sinyaller verir.

Ama bu sinyaller çoğu zaman ya bakılmaz, ya yanlış yorumlanır, ya da “normal” denilerek geçiştirilir.

Şimdi gelin, kalp sağlığımız için gerçekten önemli olan 7 temel göstergeyi birlikte inceleyelim.

1. Trigliserid / HDL Oranı < 2 Olmalı

Bu oran, bana göre kalp sağlığının en güçlü aynalarından biridir.

Trigliserid nedir?

Trigliserid, kanda dolaşan fazla enerji demektir.
Yani vücudun “Bunu şu an kullanamıyorum, depolayayım” dediği yağ formudur.

Şeker, beyaz un, fazla karbonhidrat, alkol…
Bunların hepsi trigliseridi yükseltir.

HDL nedir?

HDL ise genelde “iyi kolesterol” diye bilinir ama ben buna temizlik ekibi diyorum.
Damar içinde biriken fazlalıkları toplayıp karaciğere geri götürür.

Oran neden önemli?

Tek tek bakıldığında her iki değer de “normal” olabilir.
Ama birlikte baktığımızda vücudun metabolik durumu ortaya çıkar.

  • Trigliserid yüksek
  • HDL düşükse

Bu şunu söyler:
İnsülin direnci başlamış, damar içi yangı artmış, kalp riski yükselmiş.

👉 İdeal oran: 2’nin altı
1’e yaklaştıkça tablo mükemmelleşir.

2. Açlık Kan Şekeri < 100 mg/dl

“Şekerim normal, diyabetim yok.”

Bu cümleyi çok sık duyuyorum.
Lakin gerçek şu: Diyabet olmadan yıllar önce damarlar zarar görmeye başlar.

Açlık kan şekeri bize sabah, vücudun en sakin anındaki durumunu gösterir.

  • 70–90 arası: Metabolik olarak sağlıklı
  • 90–99 arası: Sınır
  • 100 ve üzeri: Alarm

Buradaki mesele sadece “şeker” değildir.
Yüksek açlık şekeri, insülinin artık yeterince etkili çalışmadığını gösterir.

Ve insülin bozuldu mu:

  • Damar sertliği başlar
  • Yağlanma artar
  • Kalp krizi riski sessizce yükselir

3. Açlık İnsülini < 10

İşte çoğu kişinin hiç bakmadığı ama en kritik değerlerden biri.

İnsülin, vücudun ana düzenleyici hormonlarından biridir.
Ama sorun şu: İnsülin yüksekliği yıllarca fark edilmez.

Kan şekeri normaldir.
Ama bunu normal tutabilmek için vücut aşırı insülin salgılıyordur.

Bu duruma ne diyoruz?
👉 İnsülin direnci

  • Açlık insülini 5–7: Çok iyi
  • 8–10: Sınır
  • 10 üzeri: Riskli

Yüksek insülin:

  • Yağ yakımını durdurur
  • Trigliseridi yükseltir
  • HDL’yi düşürür
  • Damar içi iltihabı artırır

Yani kalp hastalıklarının gizli motorudur.

4. HOMA-IR < 2

HOMA-IR, insülin direncini ölçen bir hesaplamadır.
Açlık şekeri ve açlık insülini birlikte değerlendirilir.

Bu değer bana şunu söyler:

“Vücut şekeri yönetmek için ne kadar zorlanıyor?”

  • <1.5: Sağlıklı
  • 1.5–2: Dikkat
  • 2: İnsülin direnci var

HOMA yükseldikçe:

  • Karaciğer yağlanır
  • Damarlar sertleşir
  • Kalp krizi riski artar

Ve en kötüsü:
Bu süreç sessizdir. Belirti vermez.

5. Lp(a) < 30 mg/dl

Lp(a), genetik bir risktir.
Yani yaşam tarzıyla çok az değişir ama bilinmesi hayati önemdedir.

Bu değer yüksekse:

  • Damar duvarına yapışma artar
  • Pıhtılaşma eğilimi yükselir
  • Genç yaşta kalp krizi riski oluşur

Kişi fit olabilir.
Kolesterolü normal olabilir.
Ama Lp(a) yüksekse risk oradadır.

Bu yüzden Lp(a)’yı şuna benzetirim:

“Sessiz ama agresif bir yolcu.”

Bilmezsen önlem alamazsın.

6. ApoB < 80 mg/dl

ApoB, bana göre LDL’den çok daha önemli bir göstergedir.

LDL, kolesterol miktarını söyler.
ApoB ise damara girebilen parçacık sayısını söyler.

Bir kamyon benzetmesi yapayım:

  • LDL: Kamyonun taşıdığı yük
  • ApoB: Kamyon sayısı

Kamyon çoksa, yük az olsa bile trafik olur.
Damar için de durum aynıdır.

👉 ApoB ne kadar düşükse, risk o kadar düşüktür.

7. ApoB / LDL < 0.3

Bu oran, LDL’nin ne kadar tehlikeli formda olduğunu gösterir.

Oran yükseldikçe:

  • Küçük, yoğun LDL artar
  • Damar duvarına girme kolaylaşır
  • Oksidasyon ve plak riski yükselir

LDL normal olsa bile bu oran yüksekse, tablo masum değildir.

Sonuç – Kalp Sağlığı Bir Bütündür

Ben kalp sağlığını tek bir rakamla anlatmam.
Çünkü kalp hastalığı:

  • Şeker metabolizması
  • İnsülin dengesi
  • Yağ profili
  • Genetik faktörler
    hepsinin toplamıdır.

Ve iyi haber şu:
Bu değerlerin büyük kısmı yaşam tarzıyla düzeltilebilir.

Doğru beslenme, hareket, uyku, stres yönetimi…
Bunlar “genel tavsiye” değil, biyokimyasal karşılığı olan araçlardır.

Bu yazıyı okuyan herkes şunu bilsin isterim:
Kalp sağlığı kader değildir.
Ama bilgi olmadan da korunmaz.

Bu değerleri bilin.
Takip edin.
Ve “normal” denilen rakamların gerçekten sizin için ne anlama geldiğini sorgulayın.

Çünkü kalp, ihmali affetmez.

Kalp sağlığınız için;

  • Trigliserid/HDL <2
  • Açlık kan şekeri<100 mg/dl
  • Açlık İnsülin <10
  • HOMA<2
  • Lp(a)<30 mg/dl
  • ApoB<80 mg/dl
  • ApoB/LDL< 0.3

Olmalı…

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Bel Çevresi Neden Tartıdan Daha Önemli?

Günümüzde sağlığımızı değerlendirmek için çoğu zaman tartıya çıkar, kilomuza bakar ve sonucu “iyi” ya da “kötü” olarak yorumlarız. Hatta birçok kişi için tartıdaki rakam, sağlığın tek göstergesi hâline gelmiştir. Oysa modern tıp bize şunu net bir şekilde göstermektedir: Sağlık sadece kaç kilo olduğunuzla değil, yağın vücutta nerede toplandığıyla ilgilidir. İşte bu noktada bel çevresi ölçümü, tartıdan çok daha değerli bir bilgi sunar.

Kilo Her Şeyi Söylemez

Aynı kiloda iki farklı insan düşünelim. İkisi de 70 kilo olabilir. Tartı aynı sonucu gösterir. Ancak birinin yağı daha çok kalça ve bacaklarda toplanırken, diğerinin yağı karın bölgesinde birikmiş olabilir. Tartı bu farkı göstermez. Fakat bu iki kişi arasında sağlık riski açısından çok büyük bir fark vardır.

Karın bölgesinde biriken yağ, sadece “fazla kilo” anlamına gelmez. Bu yağ türü, visseral yağ olarak adlandırılır ve iç organların etrafında birikir. İşte asıl tehlikeli olan yağ da budur.

Visseral Yağ Nedir ve Neden Tehlikelidir?

Visseral yağ; karaciğer, pankreas ve bağırsaklar gibi hayati organların çevresinde yer alan aktif bir yağ dokusudur. Bu yağ dokusu pasif bir depo değildir. Aksine, sürekli olarak vücuda çeşitli sinyaller gönderir.

Visseral yağ arttıkça:

  • İnsülin direnci gelişir
  • Kan şekeri dengesi bozulur
  • Trigliserid yükselir
  • HDL (iyi kolesterol) düşer
  • Damar içinde iltihap artar

Bu süreçler, zamanla tip 2 diyabet, kalp krizi, inme ve metabolik sendrom riskini ciddi şekilde artırır.

Bel Çevresi Neyi Gösterir?

Bel çevresi ölçümü, visseral yağlanmanın en pratik ve en güvenilir göstergelerinden biridir. Ölçüm son derece basittir ve evde herkes tarafından yapılabilir.

Riskli kabul edilen bel çevresi değerleri:

  • Erkeklerde: 102 cm ve üzeri
  • Kadınlarda: 88 cm ve üzeri

Bu sınırların üzerine çıkıldığında, kişi kilolu görünmese bile metabolik risk başlamış olabilir.

Önemli bir nokta da şudur: Bazı kişiler bu riskli değerlere ulaşmadan önce bile metabolik bozulma yaşayabilir. Yani bel çevresi, sadece bir eşik değil; artış yönüyle de dikkatle izlenmesi gereken bir göstergedir.

Neden Tartı Aldatıcıdır?

Tartı, vücuttaki toplam ağırlığı gösterir:

  • Kas
  • Kemik
  • Su
  • Yağ

hepsi bu rakamın içindedir. Ancak tartı:

  • Yağın nerede olduğunu
  • Kas–yağ oranını
  • İç organ yağlanmasını

göstermez.

Bu nedenle:

  • “Kilo almıyorum ama göbeğim büyüyor”
  • “Zayıfım ama tahlillerim bozuk”
  • “Tartı aynı ama belim kalınlaştı”

gibi şikâyetler son derece anlamlıdır. Çünkü metabolik risk, tartıdan önce bel çevresinde kendini belli eder.

Bel Çevresi ile İnsülin Direnci Arasındaki Bağ

Bel çevresi arttıkça, insülin direnci gelişme olasılığı da artar. Bunun nedeni, visseral yağın insülinin etkisini bozan maddeler salgılamasıdır. İnsülin direnci geliştiğinde:

  • Hücreler şekeri içeri alamaz
  • Pankreas daha fazla insülin salgılar
  • Açlık şekeri bir süre normal kalabilir

Bu durum “sessiz bir dönem” yaratır. Kişi kendini hasta hissetmez, kan şekeri “normal” görünür. Ancak bu sırada bel çevresi giderek artar ve metabolik bozulma derinleşir.

Kalp ve Damar Sağlığı Açısından Bel Çevresi

Araştırmalar, bel çevresinin kalp krizi ve inme riskini, toplam kilodan daha iyi öngördüğünü göstermektedir. Bunun nedeni, visseral yağın damar duvarında iltihabı artırması ve aterosklerozu hızlandırmasıdır.

Bel çevresi geniş olan kişilerde:

  • Trigliserid daha yüksektir
  • HDL daha düşüktür
  • LDL daha küçük ve daha zararlı yapıdadır

Bu tablo, damarların daha kolay tıkanmasına yol açar.

“Zayıf Ama Riskli” Olmak Mümkün mü?

Evet, mümkündür. Bu durum tıpta bazen “zayıf metabolik obezite” olarak adlandırılır. Kişi:

  • Zayıf görünebilir
  • Tartıda normal kiloda olabilir

Ama:

  • Bel çevresi geniştir
  • İnsülin direnci vardır
  • Trigliserid–HDL oranı bozuktur

Bu kişiler genellikle “Bende sorun yok” diye düşünür, ancak risk görünenden çok daha yüksektir.

Bel Çevresi Neden Evde Takip Edilmelidir?

Bel çevresi:

  • Ucuz
  • Kolay
  • Hızlı
  • Güvenilir

bir ölçümdür. Düzenli olarak takip edildiğinde:

  • Metabolik bozulma erken fark edilir
  • Yaşam tarzı değişikliklerinin etkisi net görülür
  • Tartı sabitken bile olumlu veya olumsuz gidiş anlaşılır

Örneğin:

  • Kilo aynı kalabilir
  • Ama bel çevresi 3–4 cm küçülmüşse

👉 Bu, sağlığın iyileştiğinin güçlü bir göstergesidir.

Bel Çevresi Nasıl Küçülür?

Bel çevresini küçültmek, sadece estetik bir hedef değildir; doğrudan sağlık kazancıdır.

Etkili adımlar:

  • Şeker ve rafine karbonhidratı azaltmak
  • Gazlı ve şekerli içeceklerden kaçınmak
  • Akşam geç saatlerde yemek yememek
  • Düzenli yürüyüş ve egzersiz
  • Uyku düzenini iyileştirmek
  • Stresi azaltmak

Bu adımlar uygulandığında:

  • Visseral yağ azalır
  • İnsülin duyarlılığı artar
  • Trigliserid düşer
  • HDL yükselir
Önemli
  • Tartı sadece toplam ağırlığı söyler
  • Bel çevresi ise metabolik gerçeği anlatır
  • Göbek büyüyorsa, risk artıyordur
  • Bel küçüldükçe sağlık geri gelir

Sağlığı tek bir rakama indirgemek yanıltıcıdır. Tartıdaki sayı değişmese bile, bel çevresindeki birkaç santimetrelik artış veya azalış, vücudun iç dünyasında olup bitenleri net bir şekilde yansıtır.

Bel çevresi; insülin direncinin, kalp–damar riskinin ve metabolik bozulmanın en erken ve en dürüst göstergelerinden biridir.

Bu nedenle asıl soru şudur:

“Kaç kiloyum?” değil,
“Bel çevrem bana ne söylüyor?”

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Limonatanızı Kendiniz Yapın

Bir Bardak Sağlık, Bir Yudum Ferahlık

Modern yaşamın temposu arttıkça, elimiz pratik ama sağlıksız alışkanlıklara daha sık gider oldu. En çok da serinlemek isterken…

Rengârenk ambalajlarla sunulan gazlı içecekler ve rafine şeker dolu limonatalar kısa süreli ferahlık vaat ederken, uzun vadede vücudumuza sessiz zararlar bırakıyor.

Oysa ferahlatıcı bir içecek, sadece susuzluğu gidermemeli; bedeni desteklemeli, zihni açmalı, bağışıklığı güçlendirmeli.

Memleketimizin şansı her mevsim taze bulabildiğimiz başta limon omak üzere meyveler ile hazırlanabilen yaz aylarının keyfi limonata…

Lakin…Şişelenmiş ürünlerin içerisindeki sağlığınız için zararlı katkılar bulunan renkli sıvılar yerine evinizde kendi limonatanızı kendiniz yapmanız sağlığınız için en doğrusu olacaktır

Evde nasıl mı yapacaksınız?

Buyrun sizin için tarifler…

Evinizde Kolay ve Sağlıklı Limonata Tarifleri

🍋 🍋 🍋

1. Klasik Şekersiz Limonata (Stevialı)

Malzemeler:

  • 4 adet büyük limonun suyu
  • 1 litre soğuk içme suyu
  • 1 tatlı kaşığı stevia (toz ya da sıvı)
  • Birkaç yaprak taze nane
  • 1/2 limonun kabuğu (rendelenmiş, isteğe bağlı)

Hazırlık:

  1. Limonları sıkın, suyunu geniş bir sürahiye alın.
  2. Stevia ile karıştırın, ardından suyu ekleyin.
  3. Nane ve limon kabuğu rendesini ekleyin.
  4. Buzla servis edin.

Faydaları:

  • Stevia kan şekerini yükseltmez.
  • Limon C vitamini kaynağıdır, bağışıklığı güçlendirir.
  • Nane sindirime destek olur.

🍊 🍊 🍊

2. Zerdeçallı Limonata (Anti-inflamatuar)

Malzemeler:

  • 3 limonun suyu
  • 1 çay kaşığı zerdeçal
  • 1 tatlı kaşığı bal (veya diyabetik bireyler için eritritol)
  • 1 litre içme suyu
  • Karabiber (zerdeçalın emilimini artırmak için bir tutam)

Hazırlık:

  1. Limon suyuna zerdeçalı ve balı ekleyin, iyice karıştırın.
  2. Su ve karabiberi ilave edin.
  3. Soğuk olarak için.

Faydaları:

  • Zerdeçal güçlü bir antioksidan ve inflamasyon düşürücüdür.
  • Karabiber, kurkumin emilimini artırır.
  • Bağışıklık sistemine, eklem sağlığına destek verir.

🍏 🍏 🍏

3. Elmalı Limonata (Şeker yerine meyve tatlılığı)

Malzemeler:

  • 2 limonun suyu
  • 1 küçük tatlı elma (kabuksuz, rendelenmiş veya püre haline getirilmiş)
  • 750 ml su
  • Tarçın çubuğu (isteğe bağlı)

Hazırlık:

  1. Elmayı rendeleyip tülbentle suyunu sıkın.
  2. Limon suyunu ve elma suyunu karıştırın.
  3. Soğuk suyu ekleyin, tarçınla tatlandırın.

Faydaları:

  • Elma doğal şeker içerir; fruktoz sayesinde dengeli tat sağlar.
  • Lif ve antioksidan açısından zengindir.
  • Tarçın, kan şekeri dengesi sağlar.

4. Zencefilli Detoks Limonata

Malzemeler:

  • 3 limonun suyu
  • 1 çay kaşığı taze rendelenmiş zencefil
  • 1 litre su
  • 1 tatlı kaşığı doğal elma sirkesi
  • İsteğe bağlı: 1 tatlı kaşığı bal veya 2-3 damla stevia

Hazırlık:

  1. Zencefili az miktar suyla kaynatıp süzün.
  2. Limon suyu, sirke ve stevia/bal ile karıştırın.
  3. Buzlu servis edin.

Faydaları:

  • Zencefil mideyi rahatlatır, bağışıklığı güçlendirir.
  • Elma sirkesi insülin duyarlılığını artırabilir.
  • Detoks etkisi yaratır.

🍇 🍇 🍇

5. Yaban Mersinli Soğuk Limonata

Malzemeler:

  • 2 limonun suyu
  • 1/2 su bardağı yaban mersini (taze veya dondurulmuş)
  • 1 litre soğuk su
  • Stevia veya eritritol ile tatlandırma

Hazırlık:

  1. Yaban mersinlerini ezip süzgeçten geçirin veya blenderdan geçirin.
  2. Limon suyu ve tatlandırıcıyı ekleyin.
  3. Su ile karıştırın, buzdolabında bekletin.

Faydaları:

  • Yaban mersini göz ve beyin sağlığına faydalıdır.
  • Polifenol ve flavonoid içerir.
  • Şeker içermez, antioksidan deposudur.

🧠 🧠 🧠

Doğal tatlandırıcılar: Stevia, eritritol, monk fruit gibi alternatifler glisemik indeksi düşük, kan şekerini etkilemeyen ve kalorisiz seçeneklerdir.

Hazır diyabetik içeceklerden kaçınılmalı, çünkü bazı yapay tatlandırıcılar (aspartam, sakarin gibi) uzun vadeli yan etkilere neden olabilir.

Cam şişede soğutulmuş olarak sunmak, hem sağlık hem de tat açısından idealdir.

Son olarak;

Peki bu tarifleri diğerlerinden ayıran nedir?

Rafine Şeker Yok: Kan şekeri dengesini bozan, obezite ve diyabet riskini artıran rafine şeker bu tariflerde tamamen dışlandı. Tatlandırma stevia, eritritol, taze meyve suyu gibi doğal ve düşük glisemik indeksli kaynaklardan sağlandı.

C Vitamininden Zengin: Limon ve turunçgiller temel malzeme olduğu için tariflerin neredeyse tamamı bağışıklık sisteminizi destekleyen yüksek dozda C vitamini içerir.

Fonksiyonel Bileşenlerle Güçlendirilmiş: Zerdeçal, zencefil, elma sirkesi ve yaban mersini gibi içerikler sadece tat için değil; antioksidan, antiinflamatuar ve sindirimi destekleyici özellikleriyle öne çıkar. Yani içtiğiniz her bardak aynı zamanda bir mikrobiyom yatırımıdır.

Detoks Etkili ve Alkali Destekli: Bazı tarifler vücudun pH dengesini desteklerken, toksin atımına yardımcı olur. Karaciğer ve böbrek yükünü azaltabilir.

İşyeri ve Günlük Yaşam Uyumlu: Tarifler, sade, uygulanabilir ve düşük maliyetlidir. Gerek evde, gerek ofiste kolayca hazırlanabilir. Gıda güvenliği açısından sıcak ortamda bozulma riski olmayan içerikler tercih edilmiştir.

Unutmayın: Gerçek sağlık, küçük alışkanlıklarla başlar. Günde bir bardak, şekersiz ama şifalı bir limonata ile hem bedeninize yatırım yapar hem de tat duyularınızı rafine edersiniz.

Şekersiz demek tatsız değil; bilinçli ve seçici tat anlamına gelir.

O hâlde gelin, damak zevkinizden ödün vermeden sağlıklı içeceklerin keyfini çıkaralım. Bir yudumla farkı hissedeceksiniz..

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Limonata: Bir İçecekten Fazlası https://dergipark.org.tr/tr/pub/abe/issue/54217/685505

⭐️⭐️ K14HPV16 Farelerinin Melatonin ile Tedavi Edilen Limon Suyunun (Citrus limon L.) Sağlık Durumu ve Tedavisi Üzerindeki Etkisi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38790693/

⭐️⭐️ Kalsiyum oksalat nefrolitiyazisinde tekrarlayan taşların önlenmesinde taze limon suyu takviyesi: Pragmatik, prospektif, randomize, açık, kör uçlu (PROBE) bir çalışma https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34977512/

⭐️⭐️ Narenciye bazlı meyve suyu karışımının antioksidan ve yaşlanma karşıtı aktiviteleri https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26471635/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Su İçmek Kan Şekerini Düşürür Mü?

Su tüketimi ve kan şekeri seviyesi çok yakından bağlantılıdır.

Su içmek kan şekerini doğrudan düşürmese de artan kan hacmi ile kan şekerinin sabit olan miktarı göreceli olarak düşer. Tabi ki içilen su miktarı ile artan idrar çıkışı ile birlikte atılan şeker de kan değerinin düşmesine yardımcı olur.

Düşük su alımı ve dolayısı ile vücutta suyun azalması (dehidratasyon) daha yüksek kan şekerine yol açabilir. 

Su tüketimi azaldığında kan hacminde sıvı miktarı azalır ancak kan şekeri (glikoz) miktarı değişmez. Dolayısı ile hacmi azalan kan içinde miktarı değişmeyen kan şekeri oransa olarak artmış olur. Bu durumda ölçülen kan şekeri göreceli olarak yüksek çıkar.

Kan şekeri seviyesi oransal da olsa yükseldiğinde, böbrekler idrar yoluyla fazla şekeri atarak kan şekerini düzenlemeye çalışır. Bu süreç sık idrara çıkmaya neden olabilir ve susuzluğu daha da arttırır.

Bu sebeple kan şekeri ölçümü yapılmadan önce yeterli su içilmelidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Genel bakış: Tip 2 diyabet https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK279509/

⭐️⭐️ Tip 1 Diyabet https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK507713/

⭐️⭐️ Diyabet https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK551501/

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

HOMA-IR

HOMA-IR – ”Homeostatic Model Assessment” ”İnsülin Direncinin Homeostatik Modeli Değerlendirmesi”

İnsülin direnci, kas, yağ ve karaciğerdeki hücrelerin pankreas tarafından üretilen insüline iyi yanıt vermemesi sonucu bu hücrelerin kandan glikozu kolayca alamaması ve kan şekerini kontrolde tutamaması durumudur.

HOMA-IR vücuttaki insülin direncini ölçmek için kullanılır. Açlık glikoz ve açlık insülin seviyelerinden hesaplanır.

HOMA-IR = Açlık kan şekeri x Açlık insülin değeri ÷ 405

Yetişkinlerde normal açlık kan şekeri değeri 70 – 100 mg/dl

Yetişkinlerde normal açlık insülin değeri 2.0 – 24.9 uIU/mL

HOMA-IR (2.5 altı olmalı)

ÖRNEK:
Açlık glikoz 90 (70 – 100 mg/dl aralığında olduğu için normal diyoruz.)
Açlık insülin 15 ( 2.0 – 24.9 uIU/mL aralığında olduğu için normal diyoruz.)

İki değer de normal. Şimdi HOMA-IR yi hesaplayalım:

HOMA-IR = Açlık kan şekeri x Açlık insülin değeri ÷ 405

HOMA-IR = 90 × 15 ÷ 405

HOMA-IR = 1350 ÷ 405

HOMA-IR = 3,333

Dikkat edin. Kan şekeri 90 normal, İnsülin 15 normal olmasına rağmen HOMA-IR değeri 3,333

Eğer HOMA-IR 2.5 üzeri ise insülin direnciniz var demektir.

Genel olarak 5 yıldan fazla süren insülin direnci üç ana hastalığa yol açar.

  1. Diyabet
  2. Kalp hastalığı
  3. Hipertansiyon

İnsülin Direncinin En Sık 3 Belirtisi

  1. Bel bölgesinde yoğunlaşan kontrolsüz kilo alma
  2. Yorgunluk & bitkinlik & terleme atakları (hiperglisemi/hipoglisemi döngüsü)
  3. Sık sık yeme isteği, gece uykudan kalkıp atıştırıp geri yatma isteği

Kesin Tanı: Basit bir kan incelemesinde HOMA değerine baktıracaksınız.

Tedavi: Günde 100 gr’ın altında karbonhidrat tüketmeniz yeterli olacaktır.

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Kan Şekeri

Kan şekeri, kanda taşınan glukoz miktarının ölçüldüğü değerdir.

Glukoz, vücudun ana enerji kaynağı olan ve metabolik süreçlerde kullanılan, tüketilen yiyecek ve içeceklerden elde edilerek kan dolaşımında yer alan bir karbonhidrat türüdür. 

Açlık Kan Şekeri

Günümüzde sağlıklı kişilerde genel kabul gören;

8 – 12 saat açlık sonrası kan şekerinin olması gereken değeri, ölçüldüğünde 70-100 mg/dl’dir ve Normal Açlık Kan Şekeri olarak adlandırılır.

**** 8 – 12 saat açlık sonrası ölçüldüğünde kan şekeri 60 mg/dl ve altında olduğu durum hipoglisemi (Düşük kan şekeri) olarak adlandırılır. Hipoglisemi kişinin hayatını tehlikeye düşüren ve acil müdahale edilmmesi gereken bir durumdur.

**** 8 – 12 saat açlık sonrası ölçüldüğünde kan şekeri 125 mg/dl’in üzerinde olduğu durum hiperglisemi (Yüksek şeker) olarak adlandırılır.

Kan Şekerinin miktarını belirtmek için kullanılan ölçü birimi : mg/dl = miligram/desilitre

Miligram (mg) : Bir gramın binde birine eşit ağırlık ölçüsü birimidir.

Desilitre (dl) : Bir litrenin onda birine eşit olan sıvı ölçü birimidir.

Tokluk Kan Şekeri

İdeal Tokluk Kan Şekeri değerinin tespit edilebilmesi için yemeğe başladıktan sonra 2 saat geçmesi gerekir. Yemekten sonra 2-3 saat aralığında yapılan tokluk kan şekeri ölçümü de geçerli sonuç verir.

Fakat yemekten 4 saat geçtikten sonra yapılan kan şekeri ölçümlerinde çıkan sonuçlar ile kişinin tokluk kan şekerini değerlendirilemez.

Günümüzde sağlıklı kişilerde genel kabul gören;

Yemekten 2 saat sonra ölçüldüğünde kan şekeri 70-140 mg/dl olması Normal Tokluk Kan Şekeri olarak kabul edilir.

**** Yemekten 2 saat sonra ölçüldüğünde kan şekeri 60 mg/dl ve altında olduğu durum hipoglisemi (Düşük kan şekeri) olarak adlandırılır.

**** Yemekten 2 saat sonra ölçüldüğünde kan şekeri 200 mg/dl’in üzerinde olduğu durum hiperglisemi (Yüksek şeker) olarak adlandırılır.

Sağlık kuruluşlarında şeker ölçümleri Biyokimya laboratuvarlarında çok daha hassas ve doğruluğu çok daha yüksek olarak ölçülmekte ise de günlük pratik uygulamalar için Glukometri aletleri kullanılır. Bu aletler de güvenilir öçümler yapmaktadır. Farklı firmalar tarafından üretilmiş çok sayıda çeşit mevcuttur.

Glukometre Cihazları İle Kan Şekeri Ölçümünde Dikkat Edilecek Hususlar

1. Kan Şekeri Ölçüm Zamanlaması Doğru Yapılmalıdır.

Kan şekeri birçok faktörden etkilenir. Bunlar;

A. Stres,

B. Egzersiz,

C. Beslenme durumu,

D. Seyahat,

E. Gece-gündüz gibi birçok çevresel ve fizyolojik faktörlerdir.

Bu sebeple gün boyunca farklı zamanlarda test yapmak idealdir. Testin yapıldığı saat ve saptanan değer birlikte kaydedilmelidir. Tedavi düzenlenmesi için gün içinde en az 4 değere ihtiyaç vardır.

2. Doğru Parmak Tercihi Yapılmalıdır.

İhmal edilen lakin kişinin sağlığı için çok önemli olan husus, kan şekeri ölçümünde her gün veya gün içerisinde tekrar eden ölçümlerde aynı parmak kullanılmamalıdır. Bu hata tekrar tekrar iğne batırılan parmakta ağrıya, yara oluşumuna hatta enfeksiyona neden olabilir. Diyabet (Şeker) hastası olanlarda yara iyileşmesi gecikebilir. Bu nedenle, kan şekeri testi için her iki elin farklı parmaklarını değiştirerek kullanmak en doğrusudur.

3. Her Test İçin Ayrı İğne Kullanılmalıdır

Kan şekerinin ölçümünde aynı iğneyi değiştirmeden tekrar kullanmak özellikle Diyabet (Şeker) hastalarında olmak üzere herkeste enfeksiyon olasılığını arttırır. Her ölçüm için ayrı iğne kullanmak ve her delme işleminden sonra atmak idealdir.

4. İğne Parmak Ucunda Yeterli Derinliğe Girmelidir.

Parmak ucundan ölçüm için gerekli ve yeterli miktar kan çıkmasını sağlamak için;

Lanset / Parmak delme iğnesi; kan şekeri ölçüm cihazları ile kan örneği almak için kullanılan ince, sivri bir iğneler veya ucu değiştirilebilir / iğne batma derinliği ayarlanabilir parmak delme kalemleri kullanılmaktadır.

Rutin uygulamalar için 2 mm iğne uçları yeterli olup farklı uzunlukta uçlar mevcuttur.

5. Ölçüm Öncesi Dezenfeksiyon Yapılmalıdır.

Ölçüm yapacak olan kişi de ölçümü yapılacak olan kişi de önce ellerini sabunla yıkamalıdır. Daha sonra ölçümü yapılacak kişinin iğne batırılacak olan parmağının enfeksiyonu olmadığına emin olduktan sonra parmak ucu dezenfekte (Kolonya, alkol, deri dezenfektanı vb gibi ile) edilir. Uygulanan dezenfektan sıvının buharlaşması için kısa bir süre beklenmelidir. (Üflenmemeli, silinmemelidir)

6. Kan Şekeri Seviyeleri Arasında Farklılıklar Olabilir

Evde veya sağlık kuruluşunda Glukometre ile ölçülen kan şekeri düzeyleri, sağlık kuruluşlarının laboratuvarlarında ölçülenlerden farklı olabilir. Bu durumu not alarak muhakkak hekiminize danışmalısınız.

7. Tokluk kan şekeri ölçümü

Tokluk kan şekeri testi, yemekten iki saat sonrası şeker seviyesini test ederken, sayım süresi yemeğin başlangıcından itibaren, ilk lokmanın alınması ile başlamalıdır. Yoksa çıkan değer hekiminiz için yanıltıcı olur.

Kan Şekeri Sonucun Değerlendirilmesi

Süreç içerisinde kişiler sınırlı ölçüllerde kan şekerlerinin takibini ve yorumunu yapabilir düzeye gelebilseler de kişi için değerlendirmenin kendisini takip eden hekim tarafından yapılması en doğrusudur.

Hekimin, kişinin diğer tahlil sonuçlarına, kişi ile yaptığı görüşme ile geçmişini ve soy geçmişini değerlendirmesini (anamnez), kişiyi görmesi – gözlemlemesi (İnspeksiyon), gerekli durumlarda fiziksel muayenesini yapması sonrası kan şekeri sonucunu yeterli yorumlayacağı da dikkate alınmalıdır.

İnsülin direncini şu şekilde şematize edilebilir

Daha çok karbonhidrat

Daha çok insülin

Daha çok insülin daha çok hipoglisemi

Daha çok hipoglisemi daha çok karbonhidrat

Daha çok karbonhidrat daha çok kilo

Daha çok kilo daha çok insülin

Daha çok insülin daha çok hipoglisemi atağı

Daha çok karbonhidrat daha çok

Yıllar sonra (5-10 yıl)

Diyabet

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.


Daha Fazla