Kalp Koheransı
Son yıllarda çalışanların işe giriş ve periyodik muayenelerde dikkat ettiğim konulardan biri kalp hızı değişkenliği (Heart Rate Variability – HRV) ve buna bağlı olarak gelişen fizyolojik koherens (physiological coherence / kalp koheransı) kavramı oldu.
Beyaz yakalıllaar da dahil çalışanların çoğu kalp atış hızını basitçe “dakikada kaç atım” olarak değerlendiriyor. Hatta biz hekimler de başta yoğunluk olmak üzere farklı bir çok sebeple benzer değerlendirmeyi yapıyoruz.
Oysa asıl kritik bilgi, ardışık atımlar arasındaki zaman aralıklarındaki (R-R interval) milisaniyelik varyasyonlarda gizli.
Bu varyasyon —yani HRV— sempatik ve parasempatik dalların dinamik dengesini yansıtır.
Yüksek HRV, sağlıklı vagal tonus, iyi stres rezervi ve düşük inflamasyonla ilişkilendirilirken; düşük HRV kronik stres, yorgunluk, depresyon, kardiyovasküler risk ve otonom disfonksiyonun erken bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Yani kalp ritmi sadece hızdan ibaret değil; ritmin deseni de çok önemli.
Stres, öfke veya kaygı hâkimken HRV spektrogramında kaotik, düzensiz bir pattern görülüyor.
Buna karşılık şükran, minnettarlık, sevgi gibi pozitif duygulara geçtiğimizde —veya kontrollü yavaş nefesle— ritim belirgin bir şekilde sine-dalga benzeri, düzenli bir osilasyona dönüşüyor.
Bu duruma fizyolojik koherens deniyor ve genellikle ~0.1 Hz (dakikada yaklaşık 6 nefes) frekansta maksimum amplitüde ulaşıyor.
HeartMath Enstitüsü’nün yıllardır sürdürdüğü çalışmalar ve son yıllarda yayınlanan bağımsız araştırmalar (JAMA Network Open, Physiological Reports, Scientific Reports 2025 gibi) bu patternin bilişsel fonksiyonları iyileştirdiğini, duygusal regülasyonu artırdığını, stres yanıtını azalttığını ve hatta koroner arter hastalığı olanlarda bile akut stres sırasında kalp yanıtını daha dengeli hâle getirdiğini gösteriyor.
Bazı çarpıcı noktalar:
Koherens sırasında kalp ritmi ile beyin dalgaları arasında belirgin bir senkronizasyon oluşuyor; kalp-beyin iletişimi çift yönlü olarak güçleniyor.
Kalbin ürettiği elektromanyetik alan ölçülebilir derecede artıyor ve bu alan duygusal durumumuza göre modüle oluyor.
Yakın kişiler (anne-bebek, partnerler) aynı anda koherens deneyimlediğinde kalp ritimleri birbirine senkronize olabiliyor.
En etkili tetikleyici yöntemlerden biri resonans frekans nefesi: Yaklaşık 5–6 nefes/dk (genellikle 5 sn inspirasyon – 5 sn ekspirasyon). Bu, barorefleks duyarlılığını maksimize ederek LF-HRV gücünü artırıyor.
İlginç bir detay: Birçok bireyde maksimum koherens tam 0.1 Hz’de değil, biraz daha düşük frekansta (0.04–0.10 Hz arası) ortaya çıkıyor. Yani herkesin “kişisel rezonans frekansı” biraz farklı olabiliyor ve bunu bireysel olarak bulmak fayda sağlıyor.
Klinik pratikte artık işyerlerinde çalışanlara stres yönetimi, anksiyete, hipertansiyon regülasyonu veya uyku kalitesi desteği için bu basit nefes tekniğini öneriyorum.
5–10 dakikalık günlük pratikle HRV biofeedback cihazları (akıllı saatler dahil) üzerinden gözle görülür iyileşmeler izleyebiliyoruz.
Kalp sadece bir pompa değil; otonom sinir sisteminin en önemli afferent-efferent köprülerinden biri. Duygularımız ritmini şekillendiriyor, ritmi de duygularımızı ve bilişsel netliğimizi.
Sağlık ve dingin ritimlerle kalın.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Doğal Yaşayın
Doğal Beslenin
Aklınıza Mukayet Olun
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Sayın okuyucu,
Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.
Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75
Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

