Örnek Olay Üzerinden İş Kazası Hukuki İncelemesi

Değerli okuyucular,

Bu yazının ilk kısmında; aşağıda sizlerle paylaştığım gerçek bir olaydır. KVKK ve kişilere saygı gereği yer, kişi vb gibi ayrıntıları yazmadım. Çünkü örnek bir iş kazası üzerinden hukuki değerlendirme yapabilmek için İş güvenliği profesyonellerini ilgilendiren hususları yazmak yeterli olacaktır.

Yine bu yazının birinci kısmında, İş Güvenliği Uzmanı yer alsa da idari ve cezai sorumluluk açısından değerlendirmeye dahil etmedim.

İkinci kısmında ise örnek olay kapsamında idari ve ceza sorumluluk açısından İş Güvenliği Uzmanını odak noktaya yerleştirerek değerlendirmeye çalıştım.

Dr. Mustafa KEBAT

Örnek Olayımızın Hikayesi

2023 yılının ortalarında, orta ölçekli bir metal işleme fabrikasında rutin bir iş günü başlamıştı. 35 yaşında ve fabrikada 10 yıldır deneyimli bir operatör olan Ahmet, görev aldığı pres makinesinin bakım ve temizlik işlemlerini yapmak üzere işyerindeki standart prosedürleri takip ediyordu.

Ancak o gün, pres makinesinin koruyucu güvenlik kapağı açık durumdaydı. Ahmet, makinenin sıkışan bölümünü temizlerken dikkatsiz bir anında eli makinenin hareketli kısmına kaptırdı. Olay sonucunda parmağı ciddi şekilde yaralandı; bir parmağı kopma tehlikesi yaşarken aynı zamanda ikinci derece yanık oluştu. Hemen ilk yardım uygulandı ve çalışanın durumu kontrol altına alındı.

Örnek olayımızı öncesi ve sonrasını aşağıda, belgelerle ilişkilendirilmiş şekilde zaman çizelgesi formatında inceleyelim.

Örnek Olayımız – Pres Makinesi İş Kazası
Tarih / SaatOlay / İşlemSorumluBelgeler / Kanıtlar
2023
Gün Başlangıcı
Pres makinesinde günlük üretim ve temizlik görevleri başlarOperatör– Makine günlük kullanım ve bakım talimatları
Kazanın
Gerçekleştiği An
Operatör pres makinesini temizlerken koruyucu güvenlik kapağı açıktır;
Parmağını makinenin sıkışan kısmına kaptırır
Operatör– İlk yardım tutanağı
– Acil müdahale raporu
Kazadan
Hemen Sonra
İşveren olayı SGK’ya bildirirİşveren– SGK İş Kazası Bildirim Formu
– Kazanın fotoğrafları ve makine durumu
Kazadan
Hemen Sonra
İş kazası tutanağı tutulurİşveren– Kaza Tutanağı
– Çalışan ifadeleri ve görgü tanığı beyanları
Olay Sonrası
1–2 Gün İçinde
İş Güvenliği Uzmanı inceleme başlatırİş Güvenliği Uzmanı– Makine bakım ve temizlik prosedürleri
– Risk değerlendirme raporu
– Önceki denetim kayıtları
– Çalışan eğitim kayıtları
Olay Sonrası
1 Hafta İçinde
İş Güvenliği Uzmanı, kazanın nedenlerini analiz eder; riskler ve önleyici tedbirler belirlenirİş Güvenliği Uzmanı– Olay inceleme raporu
– Önleyici tedbir ve eğitim planı
Olay Sonrası
2 Hafta İçinde
Önleyici tedbirler uygulanır:
• Makine temizlik ve bakımda enerji izolasyonu
• Çalışanlara yeniden eğitim
• Denetimlerin sıklaştırılması
İşveren ve
İş Güvenliği Uzmanı
– Yeni prosedürler dokümanı
– Eğitim katılım listeleri
– Güncel denetim planı

İşveren ve Olay Sonrası Uygulamalar

İşveren, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na uygun olarak hemen olayı kayıt altına aldı. Yapılan işlemler şunlardı:

  1. Kaza Tutanağı Tutulması:
    İşveren, kazanın oluştuğu makineyi ve çevresini belgeleyerek, çalışanla yapılan görüşmeleri ve kazanın oluş şekliyle ilgili tüm bilgileri içeren bir kaza tutanağı hazırladı/hazırlattı.
  2. SGK Bildirimi:
    Olay, Sosyal Güvenlik Kurumu’na zamanında bildirildi. SGK kayıtları ve iş kazası formu, çalışanın tazminat ve sağlık haklarının takibi için eksiksiz şekilde dosyalandı.
  3. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı İncelemesi:
    Fabrikanın İş Güvenliği Uzmanı, olay sonrası derhal inceleme başlattı. Makinenin koruyucu kapağının neden açık kaldığını, operatörün eğitim ve bilgilendirme durumunu, risk değerlendirmesi ve denetim kayıtlarını gözden geçirdi. Uzman, aşağıdaki belgeleri hazırladı ve dosyaladı:
    • Makine bakım ve temizlik prosedürleri
    • İş kazası raporu ve risk analizi sonuçları
    • Çalışan eğitim kayıtları ve önceki denetim raporları

Analiz ve Sonuç

İş Güvenliği Uzmanı’nın incelemesi sonucunda, kazanın oluşumunda birkaç faktörün etkili olduğu belirlendi:

  • Makinenin koruyucu güvenlik kapağı açıkken çalıştırılması risk oluşturmuş,
  • Operatör daha önce bu makine için güvenlik prosedürleri konusunda bilgilendirilmiş olsa da, bazı uygulamalarda eksiklik yaşanmış,
  • İşyerinde rutin denetim ve bakım takipleri yapılıyor olsa da, günlük temizlik sırasında kontrollerin yeterince sıkı uygulanmadığı tespit edildi.

Olayın Tanımı (Anonimleştirilmiş)
  • İş yeri: Orta ölçekli metal işleme fabrikası
  • Çalışan: 35 yaşında, 10 yıldır fabrikada çalışan tecrübeli operatör
  • Kaza tarihi: 2023 yılı
  • Olay: Çalışan, pres makinesini temizlerken koruyucu güvenlik kapağı açık olduğu için makinenin sıkışan kısmına eli kaptırmış ve parmağını ciddi şekilde yaralamıştır.
  • Yaralanmanın türü: Parmak kopması ve ikinci derece yanık
  • İşveren uygulaması: Olaydan sonra kazayı SGK’ya bildirmiş, iş kazası tutanağı tutulmuş, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olay sonrası incelemesini yapmıştır.

Dava dosyasının tamamını ve işveren ile iş güvenliği uzmanı arasındaki özel iş sözleşmesini KVKK gereği paylaşmayacağım. Yeri geldikçe iş güvenliği uzmanının ilgili firma ile yaptığı özel iş sözleşmesi ile almış olduğu ek sorumluluklara da yer vereceğim. Bu olayı inceleyeceğimiz hukuki çerçeve, Türk İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun), Borçlar Kanunu ve Yargıtay kararlarıdır.

I. Bölüm
Hukuki Çerçeve
1. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun)

Temel yükümlülükler:

  • Madde 4: İşveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri almak zorundadır.
  • Madde 5: İşveren, işyerinde risk değerlendirmesi yapmak ve alınacak önlemleri belirlemekle yükümlüdür.
  • Madde 11: İşyerinde kullanılan makine ve teçhizatın güvenli olmasını sağlamak, bakım ve kontrollerini yapmak işverenin yükümlülüğüdür.

İhlal durumunda:

  • İşveren, kusurlu davranışı nedeniyle idari para cezasına ve tazminat sorumluluğuna tabidir.
  • Çalışan, kaza sonucu maluliyet veya yaralanma durumunda SGK kapsamında iş göremezlik ödeneği ve sürekli işgücü kaybı tazminatına hak kazanır.

2. Türk İş Kanunu
  • Madde 77: İşveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemelere uymakla yükümlüdür.
  • Madde 77/2: İş kazası halinde işveren, işçinin tazminat talebini karşılamakla yükümlüdür.
  • Madde 77/3: İş kazası, işçinin kusurundan bağımsız olarak meydana gelse de işverenin güvenlik önlemlerini eksiksiz uygulaması gerekir.

3. Borçlar Kanunu ve Haksız Fiil Sorumluluğu
  • İş kazasında kusur veya ihmal tespiti, Borçlar Kanunu madde 49 ve devamında düzenlenir.
  • İşveren, üçüncü kişilere karşı veya kendi çalışanına karşı meydana gelen zararları kusur ve risk sorumluluğu kapsamında tazmin etmek zorundadır.

4. Yargıtay Kararları
  • Yargıtay 22. HD, 2018/1256 E, 2019/3487 K: Makine koruyucu olmadan çalıştırılan işyerlerinde işverenin kusurlu olduğu, çalışan kusuruna bakılmaksızın tazminat sorumluluğu bulunduğu belirtilmiştir.
  • Yargıtay 10. HD, 2017/445 E, 2018/230 K: İş kazalarında işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yerine getirmemesi durumunda iş kazası kaçınılmaz olarak işveren kusuru sayılmıştır.

Olguların Değerlendirilmesi
1. İşveren Yükümlülükleri
  • Makineye güvenlik kapağı takılı olmalı, periyodik kontroller yapılmalıydı.
  • İşçi, makineyi temizlerken risk değerlendirmesi ve izin prosedürü uygulaması gerekiyordu.
  • İşverenin talimat ve işyeri güvenlik talimatlarını yazılı olarak sunması gerekiyordu.

Eksiklik:

  • İşyerinde risk değerlendirmesi eksik veya uygulanmamış.
  • Makine kontrol mekanizmaları devre dışı bırakılmış ya da ihmal edilmiş.
  • Çalışan eğitimi yetersiz; koruyucu talimatlar yeterince vurgulanmamış.

2. Çalışan Faktörleri
  • Çalışan tecrübeli olmasına rağmen, güvenlik talimatlarına uyulması konusunda işverenden net prosedür almadığı tespit edildi.
  • Olay, insan hatasından kaynaklansa da esas sorumluluk işverene aittir.

3. SGK ve İş Kazası Kayıtları
  • İş kazası SGK’ya bildirildi, işyeri hekimi olaya rapor tuttu.
  • Yaralanma tespiti ve iş göremezlik oranı belirlendi: %30 sürekli iş göremezlik.

Bu, işverenin hem idari hem hukuki sorumluluğunu doğurur.

Hatalar Analizi ve Hukuki Değerlendirme
1. İşveren Hataları
  1. Makine Güvenliği Eksikliği
  • Hukuki Dil: İşveren, 6331 sayılı Kanun’un 11. maddesini ihlal etmiştir. Makineye gerekli güvenlik donanımı sağlanmamış ve kontroller yapılmamıştır.
  • Etki: İş kazası doğrudan işverenin kusurundan kaynaklanmıştır.
  1. Risk Değerlendirmesi Eksikliği
  • İşveren, Madde 5 kapsamındaki risk değerlendirmesini yapmamış veya uygulamamıştır.
  • Bu durum, kazanın önlenebilir olduğunu göstermektedir.
  1. Eğitim ve Bilgilendirme Yetersizliği
  • İşçi, güvenlik talimatlarını yeterince anlamamıştır.
  • Hukuki Etki: İşverenin bilgi verme ve eğitim yükümlülüğü ihlal edilmiştir (6331/4).

2. Çalışan Hataları
  • Çalışan, makineyi temizlerken güvenlik kapağı kapalı olmasına rağmen dikkatsizlik yapmıştır.
  • Ancak iş hukuku açısından çalışanın hatası, işverenin güvenlik önlemi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

3. Sistem Hataları
  1. Denetim Eksikliği: İşyerinde periyodik güvenlik denetimleri yapılmamış.
  2. Prosedürlerin Yazılı Olmaması: İşçinin hangi aşamalarda makineyi durdurup temizleyeceği yazılı değil.
  3. İş Sağlığı ve Güvenliği Kültür Eksikliği: Çalışanlar ve yöneticiler güvenlik kültürü konusunda yeterince bilinçli değil.

4.Hukuki Sonuçlar
  • İşveren, iş kazasından dolayı hem tazminat sorumluluğu taşır hem de idari para cezasına tabidir.
  • Çalışan, SGK kapsamında iş göremezlik ödeneği ve sürekli işgücü kaybı tazminatı alır.
  • Mahkeme, kusur oranı ve ihmal derecesine göre işverene karşı tazminat, manevi zarar ve maluliyet tazminatı kararı verebilir.

Tavsiyelerim
1. İşveren Açısından
  • Makine ve ekipman güvenlik kontrollerini periyodik hale getirin.
  • İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini düzenli olarak uygulayın.
  • Risk değerlendirmesi ve acil durum prosedürlerini yazılı ve ulaşılabilir kılın.

2. Çalışan Açısından
  • Talimatları dikkatle uygulayın ve tehlikeleri yönetime bildirin.
  • Koruyucu ekipman kullanın ve prosedürleri ihmal etmeyin.

2. Hukuki Çerçevede Analiz
  • Bu örnek olay, 6331 sayılı Kanun ve Yargıtay içtihatları açısından işveren kusurunun açık olduğunu gösterir.
  • İş kazaları genellikle önlenebilir hata zincirinden kaynaklanır; sistem, eğitim ve denetim eksiklikleri tespiti kritik önemdedir.

Hata Analizi Şeması
Hata/EksiklikNedeniSonuçHukuki Etki
Makine güvenlik kapağı yok veya devre dışıİşveren bakım ve güvenlik kontrollerini yapmamışÇalışan parmağını kaptırmış6331/11: İşveren sorumluluğu; tazminat ve idari ceza
Risk değerlendirmesi eksikİşveren risk analizini yapmamış veya uygulamamışKaza önlenememiş6331/5: Önleyici tedbir yükümlülüğü ihlali
Çalışan eğitimi eksikİşveren yeterli eğitim vermemişÇalışan prosedürleri tam bilmemiş6331/4: Bilgilendirme yükümlülüğü ihlali
Periyodik denetim yapılmamışİşveren denetimleri aksatmışGüvenlik açığı devam etmiş6331/11, 77 İş Kanunu: İşveren ihmal sorumluluğu
Çalışan dikkatsizliğiİnsan hatasıMakineye elini kaptırmışİşverenin önlem yükümlülüğü nedeniyle kusur sınırlı; çalışanın sorumluluğu sınırl

Hukuki Sorumluluk Matriksi
TarafYükümlülükİhlal Durumunda Hukuki SonuçÖrnek Yargıtay Kararı
İşverenMakine güvenliği sağlamakTazminat, idari para cezasıYargıtay 22. HD, 2018/1256 E, 2019/3487 K
İşverenRisk değerlendirmesi yapmakTazminat, önlem eksikliğine dayalı kusurYargıtay 10. HD, 2017/445 E, 2018/230 K
İşverenEğitim ve bilgilendirme yapmakTazminat sorumluluğu6331/4, İçtihatlar
İşverenPeriyodik denetim yapmakİdari ceza + tazminat6331/11, İş Kanunu 77
ÇalışanTalimat ve prosedürlere uymakSorumluluk sınırlı; dikkatsizlik tespit edilebilirİşveren sorumluluğunu ortadan kaldırmaz
Sistem/İşyeriİş sağlığı kültürüTüm kazaların önlenebilirliği azalırİşveren sorumluluğu kapsamında değerlendirilir

Önleyici Tedbir Önerilerim
ÖnlemHukuki DayanakBeklenen Etki
Makineye zorunlu güvenlik kapağı ve acil durdurma düğümü eklemek6331/11Kaza riski minimize edilir
Periyodik bakım ve güvenlik denetimleri yapmak6331/11, İş Kanunu 77Sistemik güvenlik sağlanır
Çalışanlara düzenli iş sağlığı eğitimi vermek6331/4İnsan hatası riski azalır
Yazılı prosedür ve talimatlar oluşturmak6331/5Yasal uyum sağlanır, idari ceza riski düşer
İş sağlığı kültürü geliştirmek6331/4-5Uzun vadeli güvenlik, sistemik ihmalin önlenmesi

İş Kazasını Proaktif Önleme Stratejisi Nasıl Olmalı
Makine ve Ekipman Güvenliği
Kontrol MaddesiAçıklamaHukuki DayanakSıklık
Güvenlik kapakları ve acil durdurma butonlarıTüm makinelere zorunlu güvenlik kapakları ve acil durdurma mekanizması eklenmeli6331/11Günlük kontrol + aylık bakım
Periyodik bakım ve teknik muayeneMakine performansı ve riskli parçalar kontrol edilmeli6331/11Aylık / yıllık rapor
Elektrik ve mekanik güvenlik testleriTopraklama, kablo kontrolü, sensörlerin çalışması6331/116 ayda bir
İşaret ve uyarı levhalarıTehlike bölgeleri ve acil durdurma talimatları görünür olmalı6331/4Sürekli görünür

Risk Değerlendirmesi ve Prosedürler
Kontrol MaddesiAçıklamaHukuki DayanakSıklık
İşyerinde risk analiziTüm makine ve iş süreçleri için risk değerlendirmesi yapılmalı6331/5Yılda bir, değişiklikte güncel
İşlem prosedürleriHer görev için adım adım yazılı talimat6331/5Güncel ve çalışan erişimine açık
Acil durum planlarıKaza, yangın, elektrik arızası senaryoları6331/8Yılda bir tatbikat

Eğitim ve Bilgilendirme
Kontrol MaddesiAçıklamaHukuki DayanakSıklık
Yeni işe başlayanlar eğitimiMakine kullanımı, koruyucu ekipman, acil durum6331/4İşe girişte zorunlu
Periyodik tekrar eğitimleriİş sağlığı kültürü ve güvenlik prosedürleri6331/46 ayda bir
Uyarı ve hatırlatma görselleriİşyerinde poster, broşür, dijital uyarı6331/4Sürekli görünür

Kişisel Koruyucu Donanım (KKD)
Kontrol MaddesiAçıklamaHukuki DayanakSıklık
Eldiven, gözlük, kulaklık, ayakkabıGöreve uygun KKD sağlanmalı6331/8İşe girişte + periyodik kontrol
KKD kullanımı denetimiÇalışanlar KKD’yi doğru ve düzenli kullanmalı6331/8Günlük gözlem
KKD bakımı ve değişimiKirli/bozulmuş KKD değiştirilmelidir6331/8Aylık kontrol

İzleme ve Denetim Mekanizmaları
Kontrol MaddesiAçıklamaHukuki DayanakSıklık
İş sağlığı ve güvenliği uzmanı denetimiTüm alanlar kontrol edilmeli, rapor tutulmalı6331/4Haftalık
İç denetim raporuYönetim gözden geçirme, eksikliklerin giderilmesi6331/5Aylık
İş kazası ve near-miss (Ramak Kala) kayıtlarıKüçük olaylar bile kaydedilmeli6331/10Sürekli

Sağlık Gözetimi
Kontrol MaddesiAçıklamaHukuki DayanakSıklık
Periyodik sağlık muayenesiİşçinin görevi için uygunluğunun belirlenmesi6331/15Yılda bir veya görev değişiminde
Meslek hastalıkları taramasıKimyasal, fiziksel ve mekanik risk faktörleri6331/15Yılda bir
İş göremezlik kayıtlarıSGK ve kurum kayıtları güncel tutulmalıİş Kanunu 77Sürekli

İş Sağlığı Kültürü ve Süreklilik
Kontrol MaddesiAçıklamaHukuki DayanakSıklık
Güvenlik toplantılarıHaftalık kısa toplantılar ile bilinç artırma6331/4Haftalık
Çalışan geri bildirimiRiskler ve eksiklikler çalışan tarafından raporlanabilir6331/5Sürekli
Ödül ve motivasyonGüvenlik kurallarına uyan çalışanlar teşvik edilirİyi uygulamaSürekli

İş Güvenliği Uzmanının Hukukî Çerçevede Yükümlülükleri
1. Mevzuat Kaynağı

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında temel hukuki düzenleme, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. Bu Kanun kapsamında işverenin yükümlülükleri yanında, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi gibi görevli kişilerin rolleri de düzenlenmiştir.
İş Güvenliği Uzmanı’nın görev ve sorumluluklarına ilişkin hükümler, Kanun’un 6. maddesi ile İSG hizmetlerinin organizasyonu ve 4. maddesiyle işverenin genel yükümlülüğü başlıkları içinde yer alır. Ayrıca, Kanun’un 26. maddesi ile de ihlal hâllerinde uygulanan idari para cezaları belirlenmiştir.

2. İş Güvenliği Uzmanının Görevleri

İş Güvenliği Uzmanı’nın başlıca hukuki görevleri şöyle özetlenebilir:

  • İşyerinde risk değerlendirmesi yapılmasına katkı sağlamak, risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi, önlemlerin planlanması sürecinde yer almak.
  • İş sağlığı ve güvenliği politikalarının uygulanması için organizasyonun bir parçası olmak; alınacak tedbirler konusunda işverene danışmanlık yapmak.
  • Çalışanlara ve yönetime eğitim ve bilgilendirme sağlamak, işyerinde güvenlik kültürünün geliştirilmesine katkıda bulunmak.
  • İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri kapsamında gerekli araç‑gereç, ekipman, sistemlerin ve prosedürlerin hazırlanmasını desteklemek.
  • İşyerinde alınan tedbirlerin izlenmesi, uygulanmasının denetlenmesi ve uygunsuzlukların giderilmesi sürecine katılmak.
  • İSG hizmetlerinin yürütülmesinde koordinasyon ve iş birliği sağlanmasına yardımcı olmak.
  • İşyeri hekimi, diğer sağlık personeli ve çalışanlarla birlikte, acil durum planları, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri gibi yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda görev almak.

Bu görevlerin hiçbiri yalnızca teknik ya da tavsiye düzeyinde kalmaz; Kanun kapsamında “işverene yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesi” için temel destekleyici sorumlulukları içerir.

3. İş Güvenliği Uzmanı’a Doğrudan Yüklenen Hukuki Sorumluluk var mı?

Kanun ve ilgili yönetmeliklerde cezai veya idari sorumluluk birincil olarak işverene yüklenmiştir. İş güvenliği uzmanı görevini fiilen ya da yeterince yerine getirmediğinde, doğrudan Kanun’da “uzmana ceza” diye özel bir hüküm bulunmamaktadır.

Ancak, İş Güvenliği Uzmanı görevini eksik ya da usulsüz yürütmüşse:

  • İSG hizmetlerini yürüten kişi ya da kurum bakımından işyeri için cezai veya idari yaptırımlar doğabilir.
  • İş Güvenliği Uzmanı sorumluluğu, işverenin yükümlülüklerini yerine getirmesi bakımından “destekleyici görev” olduğundan, uzman ‑ eğer görevini ihmal etmişse ‑ işverenin ihmal ve kusurunu artıran bir unsur olabilir.
  • Ayrıca işveren‑uzman ilişkisinde uzman, görevini yerine getirmediği için işverenin yükümlülüklerini ihlal etmesine sebep olduysa, dolaylı olarak sorumluluk doğabilir (örneğin uzmanın ziyaret tespit ve öneri raporu yoksa, risk değerlendirmesi yapılmadıysa vs.).

Bu nedenle, İş Güvenliği Uzmanı için “üst üste ceza” ya da ayrı‑ayrı yaptırımlar otomatik olarak düzenlenmemişse de, uzmanın sorumluluklarını yerine getirmedeki eksikliği veya ihmali işverenin sorumluluğunun tespiti açısından kritik bir delil teşkil eder.

İş Güvenliği Uzmanı’nın Hangi Yükümlülüklerini Yerine Getirmemesi Durumunda Hangi Cezalar Uygulanır?

Örnek olayımıza göre, bir iş kazası meydana gelmiş ve İş Güvenliği Uzmanı, makine güvenliği, risk değerlendirmesi, eğitimler ve denetimler bakımından görevlerini etkin biçimde yerine getirmemiş olabilir.

Aşağıda, bu tür ihlal hallerinde hangi cezaların söz konusu olabileceğini, ilgili Kanun maddeleriyle birlikte ele alıyorum.

1. İhlal Hali: Risk Değerlendirmesi Yapmamak veya Yaptırmamak

Yükümlülük: Kanun’un 10. maddesi uyarınca işveren risk değerlendirmesi yapmak zorundadır. İş Güvenliği Uzmanı’nın görevi bu sürece katkı sağlamaktır.

**** İSG Katip sisteminde bir firmanın İş Güvenliği Uzmanı olmayı kabul ettiğiniz – onay verdiğiniz andan itibaren yasal sorumluluklarınızı tekrar gözden geçirebilirsiniz.
İhlal: İş Güvenliği Uzmanı görevini yerine getirmemiş (örneğin riskleri belirlememiş, değerlendirip öneriler sunmamış) veya işveren bu süreci uzman desteği olmadan (yanlış ve/veya eksik) yapmışsa.

Cezai / İdari Yaptırım:

  • İşverene yönelik idari para cezası: 6331/10/1 ç bendi uyarınca “risk değerlendirmesi yapılmaması veya yaptırılmaması” hâlinde uygulanır.
  • Bu ceza, çalışanın sayısı ve işin tehlike sınıfına göre artabilir.
  • Örneğin 2023 yılı için “36.943 TL” şeklinde rakam yer almaktadır.
    İş Güvenliği Uzmanı bakış açısı: Uzman, risk değerlendirmesi sürecine katılmadıysa veya sonuçlarını yönetimle paylaşmadıysa, bu işverenin kusurlu davranışını destekleyen bir unsur olabilir. Uzmanın görevini yürütmemesi, işverenin sorumluluğunu hafifletmez; hatta aksine delil yönünden ağırlaştırabilir.

2. İhlal Hali: İSG Hizmetleri için Araç‑Gereç, Mekân, Zaman Sağlamamak

Yükümlülük: Kanun 6/1‑b maddesi, işverenin görevlendirdiği İş Güvenliği Uzmanı ya da hizmet aldığı OSGB’nin görevlerini yerine getirmesi için gerekli ortamı oluşturmak zorunda olduğunu belirtir.
İhlal: İş Güvenliği Uzmanı’nın çalışma ortamı yetersiz, kaynak sağlanmamış veya İş Güvenliği Uzmanı’nın hizmeti yerine getirmesi için gereken zaman ve mekan sağlanmamış olabilir.

Cezai / İdari Yaptırım:

  • İhmal edilen her bir tedbir için ayrı ayrı idari para cezası öngörülmüştür. Örneğin 6331/6/1‑ç kapsamında “yerine getirilmeyen her bir tedbir için” verilecek ceza rakamı belirtilmiştir.
    İş Güvenliği Uzmanı bakış açısı: Uzman, görev koşullarının uygun olmadığını tespit ettiyse ve işverene bildirmediyse; bu durumda ilerde sorumluluk payı açısından değerlendirilir. Ancak esas yine yük işverene aittir.

3. İhlal Hali: Eğitim ve Bilgilendirme Görevini Yürütmemek

Yükümlülük: Kanun 4/1‑a maddesi kapsamında işveren, çalışanlara gerekli eğitimleri vermekle yükümlüdür. İş Güvenliği Uzmanı bu sürecin yürütülmesinde anahtar roldedir.
İhlal: İş Güvenliği Uzmanı eğitim planı oluşturmadı, eğitimleri yapmadı ya da belgelendirmedi.

Cezai / İdari Yaptırım:

  • İhmal edilen her bir yükümlülük için idari para cezası uygulanabilir (6331/26/1‑a)
    İş Güvenliği Uzmanı bakış açısı: Eğitim verilmediği için kaza riskinin öngörülebilirliği artmışsa, uzman bu yönüyle kusurlu sayılabilir.

4. İhlal Hali: Alınan Tedbirleri İzlememek, Denetlememek, Uygunsuzlukları Giderilmesini Sağlamamak

Yükümlülük: 4/1‑b maddesi işverenin aldığı tedbirlerin izlenmesini, denetlenmesini ve uygunsuzlukların giderilmesini zorunlu kılar.

İş Güvenliği Uzmanı denetimlerin organizasyonunda görev alır.
İhlal: İş Güvenliği Uzmanı iç denetim planı hazırlamadı, uygunsuzluk raporu sunmadı, takip yapmadı.

Cezai / İdari Yaptırım:

  • İhmal edilen her bir iş sağlığı ve güvenliği tedbiri için ayrı idari para cezası mevcuttur.
    İş Güvenliği Uzmanı bakış açısı: Denetim sürecinin yürütülmemesi, uzman açısından görevini tam yapmamışlık anlamına gelir ve işverenin sorumluluğunu azımsamaz ama uzmanın sorumluluğunu da gündeme getirir.

5. Birden Fazla Yükümlülüğün İhlali – Üst Üste Cezalar

Eğer İş Güvenliği Uzmanı ve işveren birlikte birden fazla yükümlülüğü ihlal etmişse, çeşitli yaptırımlar üst üste uygulanabilir. Örneğin, risk değerlendirmesi yapılmaması (10/1 ç) ile eğitim verilmemesi (4/1‑a) birlikte mevcutsa:

  • Bu iki fiil için ayrı ayrı idari para cezası kesilir.
  • İşveren açısından, her bir ihlal için ayrı ayrı ceza öngörülmüştür.
  • İş Güvenliği Uzmanı açısından ise, görevini ihmalle yürüttüğü bu haller işverenin sorumluluk sınırlarını daraltabilir, dolayısıyla tazminat davası açılması yahut işverenin kusurunun yüksek bulunması riskini artırır.

6. İş Güvenliği Uzmanı’nın Doğrudan Cezai Sorumluluğu
  • İş Güvenliği Uzmanı’a karşı doğrudan idari para cezası öngörülmüş değildir; ancak uzman görevini kötüye kullanmış veya meslekî yükümlülüklerini ihmal etmişse, işverenin kusurunu artıran bir unsur olarak değerlendirilir.
  • Aynı zamanda uzman, meslekî iştigal ruhuna aykırı davranmışsa, sertifika iptali veya meslekî disiplin soruşturması bakımından ilgili oda ya da kuruluşlar nezdinde sorumlu olabilir.

Örnek Olay Bağlamında İş Güvenliği Uzmanı’nın Sorumluluğu ve Ceza Analizi

Bu örnek olay özelinde İş Güvenliği Uzmanı’nın yönünden analizini yapalım.

1. Tespit Edilebilecek Olası İş Güvenliği Uzmanı’nın İhmalleri
  • Risk değerlendirmesi yapılmamış veya yapılmış ancak makineye ilişkin özel bir risk tanımlanmamış olabilir.
  • Eğitim yapılmamış ya da koruyucu ekipman kullanımına yönelik bilgilendirme eksik bırakılmış olabilir.
  • Alınan tedbirlerin izlenmesi/dokümantasyon yapılmamış olabilir.
  • Makineye yönelik koruyucu kapakların kontrolü ve devreye alma prosedürleri İş Güvenliği Uzmanı tarafından hazırlandığı hâlde takip edilmemiş olabilir.

2. Hukuki Sonuçlar
  • Risk değerlendirmesi yapılmadığı için işveren yönünden 6331/10/1‑ç maddesine göre idari para cezası (örnek olay 2023 yılı olduğu için ~36.943 TL) söz konusu olabilir.
  • Eğitim verilmediği için 6331/26/1‑a maddesine göre ayrı bir ceza.
  • Denetim ve uygunsuzlukların giderilmemesi nedeniyle 4/1‑b kapsamında ceza.
  • Bu üç ihlal birlikte değerlendirilirse, üç ayrı ceza aynı işyerinde üst üste uygulanabilir.
  • İş Güvenliği Uzmanı’nın görevini etkin şekilde yerine getirmemesi/getirememesi, işverenin kusur oranını artırabilir. Lakin burada her olay (hukuki durum) kendi özelinde değerlendirilir.
  • Mahkeme açısından işçinin zararının tazmini ve işverenin sorumluluğu bakımından olumsuz bir faktör teşkil eder.

3.Önleyici Hukuki Sonuçlar
  • İşveren, İş Güvenliği Uzmanı’nın hazırladığı rapor, eğitim kayıtları ve denetim sürecini belgeleyerek savunma hazırlayabilir.
  • İş Güvenliği Uzmanı’nın görevlerini yerine getirdiğini, eksiklikleri yönetime yazılı bildirdiğini ve takip ettiğini delillendirmesi sorumluluk riskini azaltabilir. (Dikkat edin AZALTABİLİR. Azaltır denemez.)
  • İş Güvenliği Uzmanı’nın doğrudan yerine getirmediği bir yükümlülük yoksa, sorumluluğu bir ölçüde hafifleyebilir fakat işverenin yükümlülükleri bakımından bu durum mutlak bir koruyuculuk sağlamaz.

Hukuki Süreçte Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1. İhlalin Sürekliliği

İdari para cezalarında “her ay için” veya “aykırılığın devam ettiği her aylık dönemde” artırım uygulanabilir. Örneğin risk değerlendirmesinin yapılmaması hâlinde aylık artış söz konusudur.
Bu nedenle İş Güvenliği Uzmanı’nın görevini hızlı biçimde tesis etmesi ve işverene yazılı bildirimde bulunması önemlidir.

2. Tehlike Sınıfı ve Çalışan Sayısı

Ceza miktarları, işyerinin tehlike sınıfına (az tehlikeli/tehlikeli/çok tehlikeli) ve çalışan sayısına göre artış gösterir.
İş Güvenliği Uzmanı, işyerinin sınıflandırmasını bilerek ve buna göre çalışma planı yapmalıdır.

3. Cezalar ve Tazminat

İdari para cezaları işverene uygulanır. Ancak iş kazası halinde işveren ve İş Güvenliği Uzmanı’nın rolü bakımından tazminat sorumluluğu da söz konusu olabilir. Burada İş Güvenliği Uzmanı’nın rolü delil sunma, rapor hazırlama, önerilerde bulunma ve takibi sağlama alanında önemlidir.

4.İş Güvenliği Uzmanı ve Disiplin/Yetki İhlali

İş Güvenliği Uzmanı, görevini kötüye kullanmış veya yetki sınırlarını aşmışsa, meslekî disiplin yönünden soruşturulabilir. Meslek odası olmadığı için Bakanlık veya ilgili diğer kurumlar tarafından sertifika iptaline kadar varabilecek süreçler gündeme getirilebilir.

İş Güvenliği Uzmanı’nın İhmal Ettiği Görevlerde İşverene Verilen İhlal Cezaları
İş Güvenliği Uzmanı’nın İhmal Ettiği GörevGörev Açıklamasıİlgili Hukuki MaddeTek Başına İhlal Cezası (İşverene)Birden Fazla İhlalde Üst Üste CezalarAçıklama / Not
Risk değerlendirmesi yapmamakİşyerinde tüm tehlikelerin tanımlanması ve önlem planı hazırlanması6331/10/1‑ç36.943 TL (2023 yılı, tehlikeli sınıf)İhlal başına ayrı ceza; diğer ihlallerle toplam ceza artarİş Güvenliği Uzmanı katkıda bulunmazsa, işverenin sorumluluğunu artırır
Eğitim ve bilgilendirme yapmamakÇalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmesi6331/4/1‑a22.165 TLÜst üste ihlallerde her bir ihlal için ayrı cezaEğitim eksikliği, iş kazası riskini artırır
Alınan tedbirleri izlememek / denetlememekİşyerinde uygulanan tedbirlerin takip edilmesi, uygunsuzlukların giderilmesi6331/4/1‑b18.472 TLDiğer ihlallerle birlikte toplam ceza artarDenetim yapılmazsa, önleyici zincir kırılır
Makine güvenliği ve koruyucu önlemlerin kontrolünü yapmamakMakine, ekipman ve çalışma ortamının güvenlik kontrollerini sağlamak6331/1136.943 TLDiğer ihlallerle birlikte ceza toplamı artarKoruyucu kapağın açık olması örnek olayı oluşturur
Acil durum planlarının uygulanmasını takip etmemekYangın, kaza, elektrik arızası durumlarında prosedürleri denetlemek6331/812.315 TLÜst üste ihlallerde işverene ayrı ayrı uygulanırPlan uygulanmazsa, iş kazasının etkisi büyür
Çalışma ortamının uygunluğunu denetlememekİş Güvenliği Uzmanı’nın çalışma süresi, araç-gereç ve mekanın yeterliliğini sağlama6331/6/1‑b12.315 TLDiğer ihlallerle birlikte toplam ceza artarİş Güvenliği Uzmanı, işverenin görevlerini yapmasını engellemese bile dolaylı sorumluluk artar
🔹 🔹 🔹
Tablo Açıklaması
  1. Tek Başına İhlal Cezası:
    • Her görev için işverenin ödeyeceği idari para cezası belirtilmiştir. İş Güvenliği Uzmanı’nın doğrudan cezası yoktur; sorumluluk işverenin yükümlülüğü kapsamında değerlendirilir.
  2. Birden Fazla İhlalde Üst Üste Cezalar:
    • İşverenin birden fazla yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde, her ihlal için ayrı ceza uygulanır.
    • Örneğin risk değerlendirmesi, eğitim ve makine güvenliği ihlali bir arada mevcutsa:
      36.943 + 22.165 + 36.943 = 96.051 TL idari para cezası işverene uygulanabilir.
  3. İş Güvenliği Uzmanı’nın Rolü:
    • İş Güvenliği Uzmanı, görevlerini eksik yerine getirmişse işverenin cezasını artıran bir unsur olarak mahkeme ve denetimler tarafından dikkate alınır.
    • İş Güvenliği Uzmanı’nın görevini tam olarak yerine getirmesi, hem iş kazalarının önlenmesi hem de işverenin cezai riskinin azaltılması açısından kritik önemdedir.
  4. Hukuki Not:
    • Cezalar, işyerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre değişebilir.
    • Tüm cezalara ek olarak, iş kazası sonucu ortaya çıkan tazminat ve SGK iş göremezlik ödemeleri işverenin yükümlülüğünü artırır.
    • İş Güvenliği Uzmanı’nın ihmali, disiplin soruşturması veya meslekî yaptırımlar (sertifika iptali vb.) açısından da risk yaratır.

Tablolarda yer alan görevler ve sorumluluklar, tam zamanlı/yarı zamanlı uzmanın firmada sözleşme ile alabileceği sorumluluklar da düşünülerek oluşturulmuştur.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun) ve Türk Ceza Kanunu (TCK) çerçevesinde İş Güvenliği Uzmanı ve işveren sorumluluklarını değerlendirebiliriz.

Örnek olayın detaylarına ve ihlallere göre cezaları tablo halinde özetleyeceğim.

Örnek Olay Analizi – İş Güvenliği Uzmanı Sorumluluk ve Cezaları
Sorumluluk / İhlalİlgili Kanun / MaddeOlası Cezai Sonuç / YaptırımAçıklama
1. Risk değerlendirmesi yapmamak6331 sayılı Kanun, Madde 106 aya kadar hapis veya adli para cezasıPres makinesi gibi tehlikeli makineler için risk analizi yapılmamış. İş Güvenliği Uzmanı, riskleri belirleyip önlem önermezse ihmal sorumluluğu doğar.
2. Tehlikeli makineye uygun talimat ve eğitim vermemek6331, Madde 133 aya kadar hapis veya para cezasıÇalışana makineyi güvenli kullanma ve koruyucu kapağın önemi konusunda eğitim verilmemiş.
3. İş kazalarını önleyici denetim yapmamak6331, Madde 143 aya kadar hapis veya adli para cezasıİş Güvenliği Uzmanı, makine bakım ve temizlik sırasında güvenlik önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmemiş.
4. Kaza sonrası rapor ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek6331, Madde 153 aya kadar hapis veya para cezasıİş kazası SGK ve Çalışma Bakanlığına bildirilmemiş veya eksik bildirilmiş olabilir.

Örnek Hesaplama: Birden Fazla İhlal
  • Diyelim ki İş Güvenliği Uzmanı risk değerlendirmesi yapmadı (Madde 10) ve eğitim vermedi (Madde 13).
  • Kanunda öngörülen hapis cezaları: 6 ay + 3 ay = toplam 9 aya kadar hapis
    (Pratikte mahkeme ceza indirimi ve arttırımı, koşullara göre uygulanır.)
  • Eğer İş Güvenliği Uzmanı denetim yapmadı (Madde 14) ve bildirim yapmadı (Madde 15) ihlali de eklenirse:
    9 ay + 3 ay + 3 ay = toplam 15 aya kadar hapis veya eşdeğer para cezası.

Önemli Notlar:
  1. İş Güvenliği Uzmanı yalnızca tavsiyelerde bulunur…!!! (Bu cümleye maalesef sorumluluğu yoktur manası yüklenmektedir. Ki bu doğru değildir.); uygulamayı işveren yapar. Ancak, uzman ihmal ederek ciddi kaza riskini artırmışsa TCK kapsamında taksirle yaralama veya iş güvenliğine aykırılık suçlamasıyla ek cezaya tabi olabilir.
  2. TCK 89. Madde: “Taksirle yaralama” 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası öngörür. Eğer parmak kopması ve ikinci derece yanık ciddi yaralanma olarak değerlendirilirse, iş kazasına sebep olan İş Güvenliği Uzmanı ve işveren, TCK kapsamında ceza sorumluluğu da taşıyabilir.
  3. Cezalar birleşebilir ancak bazı durumlarda mahkeme, cezaları mahkumiyet derecesine göre kısaltabilir.

İş güvenliği uzmanı, tek başına sorumlu ve yaptırım muhatabı konumunda olmadığı sanılsa da, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği sisteminin doğru işlemesi bakımından kritik bir aktördür. Uzmanın görevlerini eksiksiz yerine getirmemesi, işverenin yükümlülüklerini yerine getirmeme riskini artırır ve hukuki sonuçları ağırlaştırır. Ayrıca İş güvenliği uzmanının İSG Katip sisteminde yetkilendirildiği firma ile yapacağı özel iş sözleşmesinde yer alacak iş sağlığı ve güvenliğine dair ek (fazlaya dair) sorumluluklar da olabileceği unutulmamalıdır.

İş Güvenliği Uzmanı, özellikle aşağıdaki hususlara dikkat etmelidir:

  • İş Güvenliği Uzmanı, risk değerlendirmesi sürecine aktif katılmalı ve sonuçlarını yönetimle paylaşmalıdır.
  • İş Güvenliği Uzmanı, eğitim, bilgilendirme ve denetleme süreçlerini belgelendirmelidir.
  • İş Güvenliği Uzmanı alınan tedbirlerin uygulanmasını izlemeli ve uygunsuzlukları yönetime bildirmelidir.
  • İş Güvenliği Uzmanı görevlendirilmişse, çalışma şartlarının (zaman, mekan, ekipman) uygunluğu konusunda yeterliliğin sağlanması için yazılı – belgeli talep hakkını kullanmalıdır.

Bu şekilde, İş Güvenliği Uzmanı hem teknik sorumluluğunu yerine getirmiş olur hem de hukuki açıdan kendisini ve işvereni olası yaptırımlardan koruma açısından güçlü bir pozisyona gelir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Makine Kaynaklı İş Kazaları İstatistikleri ve Yargı Kararları

Makine güvenliği, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir alt disiplini değil, üretim ekosisteminin tamamını belirleyen stratejik bir tasarım ilkesidir. Bugünün endüstriyel ortamında, “kaza” olarak tanımladığımız olayların çok büyük bir bölümü, aslında makinenin tasarım evresinde alınmayan kararların gecikmiş etkilerinden ibarettir. Bu bağlamda doğası gereği güvenli tasarım yaklaşımı, mühendislik süreçlerinde tercihe bağlı bir yöntem değil; ISO 12100, Makine Emniyeti Yönetmeliği, 6331 sayılı Kanun ve AB direktiflerinin bütünleşik yapısı gereği, hukuki ve teknik açıdan zorunlu bir paradigma hâline gelmiştir.

Son on yılda meydana gelen makine kaynaklı iş kazaları incelendiğinde, istatistiklerin tekrar eden bir gerçekliği gün yüzüne çıkardığı görülmektedir: Makine, insan hatasını tolere edecek şekilde tasarlanmadıkça; eğitim, talimat, koruyucu ekipman veya idari prosedür tek başına yeterli değildir. Geçmiş Yargıtay kararları da bu durumu desteklemekte; mahkemeler özellikle “öngörülebilir risk”, “makul güvenlik düzeyi”, “objektif özen yükümlülüğü” ve “teknik mevzuata aykırılık” kavramlarını geniş yorumlayarak üreticilere, işverenlere ve tasarımcılara daha yüksek sorumluluk yüklemektedir.

Bu yazıda, makine güvenliğini yalnız bir koruyucu muhafaza meselesi olmadına; disiplinler arası bir sistem mühendisliği konusu olarak ele almak gerektiğine, riskin daha doğmadan ortadan kaldırıldığı tasarım yaklaşımlarına; ulusal ve uluslararası mevzuata; Yargıtay’ın yol gösterici içtihatlarına ve son yıllara ait kaza istatistiklerine dikkatinizi çekmeye çalışacağım.

Uygarlığımızın ulaştığı noktada, yalnızca teknik doğruların değil, aynı zamanda hukuki sorumluluk sınırlarının, sektör dinamiklerinin ve sistem güvenliği kültürünün birlikte anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü günümüz endüstrisinde “güvenlik”, artık sonradan eklenen bir tedbirler listesi değil; baştan tasarlanmış bir kurgu olmak zorundadır.

İstatistikler (2020–2024)

Son beş yılda (2020–2024) Türkiye’de iş kazaları ve özellikle makineye bağlı kazalarla ilgili veriler, pandemi etkileri ve ekonomik dalgalanmalar gibi etmenlerle değişkenlik göstermiş; lakin genel görüntü, makine kaynaklı risklerin ülke genelinde hâlâ yüksek oranda iş gücü kaybına neden olduğu yönündedir.

  1. Kayıtlı veri kaynakları ve trendlerin yorumu
    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yıllık istatistikleri, 2020–2023 dönemlerini kapsayan veri yayınlarıyla iş kazalarının sektörlere göre dağılımını ve yıllık değişimini göstermektedir. SGK verilerinde, imalat, inşaat, madencilik ve metal sanayi gibi makine yoğun sektörlerin iş kazası sayıları içinde yüksek paya sahip olduğu açıkça görülmektedir; bu durum makine güvenliğinin tasarım ve işletme aşamalarında önceliklendirilmesi gerektiğini destekler. Sosyal Güvenlik Kurumu
  2. Kayıt-dışı olgu ve gerçek yük
    Akademik çalışmalar ve meslek örgütlerinin analizleri, SGK kayıtlarının yalnızca sigortalı ve bildirilen olayları kapsadığı; dolayısıyla gerçek sayıların (özellikle kayıt-dışı istihdamda) daha yüksek olduğu değerlendirmesini yapmaktadır. 2017–2022 dönemini kapsayan derlemeler, milyonlarca iş kazası bildiriminden yola çıkarak ölümlü ve yaralanmalı kazaların yüksek birikimini göstermiştir; bu bağlamda 2020 sonrası dönemde artış eğilimleri kayda değerdir. Bu, makine kaynaklı risklerin saha gerçekliği ile resmi kayıtlardaki görünürlük arasında örtüşmeyen boşluklar olduğunu gösterir. DergiPark
  3. Makine yoğun sektörlerin payı ve ekonomik maliyet
    Makine kullanımının yoğun olduğu sektörlerde (metal işleme, pres/kalıp, konveyör hatları) meydana gelen kazalar hem doğrudan (tıbbi, tazminat, duruş) hem de dolaylı (verimlilik kaybı, talep azalması, itibar kaybı) maliyetler yaratmaktadır. İlgili çalışmalar, makine kaynaklı kazaların neden olduğu ekonomik yükün yıllık olarak milyar TL düzeyine ulaşabildiğini, bunun da işletmeler açısından tasarımla önleme yatırımlarının ekonomik gerekçesini güçlendirdiğini raporlamaktadır
  4. Pandemi etkisi (2020–2021) ve sonrasındaki toparlanma
    COVID-19 döneminde bazı sektörlerde üretim düşüşü ve kısa süreli azalma görüldü; fakat 2021 sonrası üretim normalleşmesiyle birlikte makine kullanımının tekrar artması, kazaların da yeniden yükselişe geçmesine neden oldu. Bu dalgalanma, güvenlik yönetim sistemlerinin kriz dönemlerinde sürdürülebilir olmasının önemini vurgulamaktadır. (SGK yıllık raporları ve saha analizleri ile uyumlu bir gözlem.) Sosyal Güvenlik Kurumu
  5. Sektörel öncelikler ve politika yanıtı
    İstatistikler göstermektedir ki: (i) makineyi doğası gereği tehlikeli hale getiren tasarım kusurları, (ii) yetersiz bakım/denetim ve (iii) eksik eğitim bir araya geldiğinde ağır sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle, ülke düzeyindeki politika önerileri — tasarımın erken safhasına İSG uzmanı dahil edilmesi, üretici sorumluluğunun netleştirilmesi ve kayıt-dışı istihdamın azaltılması — istatistiksel bulgularla tutarlı şekilde ileri sürülmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu

Yargı Kararları (2020–2024)

Son beş yılda Yargıtay içtihatları ve yerel mahkeme kararları, makine güvenliğine ilişkin teknik önlemlerin ihmal edilmesinin hukuki sonuçlarını daha da netleştirmiştir.

Aşağıda öne çıkan temalar ve örnek kararların analitik çıkarımları yer almaktadır.

  1. Objektif sorumluluk vurgusu
    Yargıtay içtihatları, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde işverenin sorumluluğunun objekte edildiği yaklaşımını sıkça teyit etmektedir. Mahkeme kararları, mevzuatta öngörülen teknik iş güvenliği kurallarına uyulmamasının kusur belirlemede güçlü delil teşkil ettiğini; bu durumun makine tasarımında uluslararası normlara (ISO, EN) ve ulusal yönetmeliklere uyulmasını zorunlu kıldığını göstermiştir. Bu içtihat eğilimi, tasarımda güvenliğin ihmalinin sadece teknik değil doğrudan hukuki risk doğurduğunu teyit eder. Yargı Kararları
  2. Asıl/alt işveren müteselsil sorumluluğu
    Yargıtay’ın son yıllardaki kararlarında asıl ve alt işverenlerin güvenlik tedbirlerinde ortak sorumluluğu vurgulanmaktadır. Makine kurulum, bakım ya da revizyon süreçlerinde imalatçı-işletmeci-alt yüklenici üçlüsünün hatalı koordinasyonu kazalarda ağır hukuki sonuçlar doğurmuştur; bu nedenle sözleşmelerde ve tasarım sürecinde sorumlulukların yazılı ve teknik olarak netleştirilmesi mahkeme önünde savunma açısından kritik hale gelmiştir. Son Karar
  3. Eğitim, donanım ve işletme kurallarının önemi
    Kararlarda sık tekrar eden hususlardan biri, işverenin sadece fiziki muhafaza koymakla yetinmeyip, çalışana uygun iş kıyafeti, alet temini ve işletme-eğitim yükümlülüğünü yerine getirmesinin gerektiğidir. Yargıtay, bazı davalarda bu eksiklikleri doğrudan kusur saymış; özellikle makineye müdahale anında uygun prosedür ve ekipman sağlanmamış ise ağır kusur hükmedilmiştir. İzmir Barosu
  4. Bilirkişi raporlarının ağırlığı ve teknik değerlendirme
    2020–2024 döneminde mahkemelerce atanan bilirkişiler (makine mühendisleri, iş güvenliği uzmanları) raporları, kusur oranlarının tayininde belirleyici rol oynamıştır. Bu durum, teknik dokümantasyonun, risk değerlendirme raporlarının ve tasarım kararlarını destekleyen mühendislik gerekçelerinin mahkemede delil olarak kullanılmasının önemini artırır. Tasarımcı/imalatçı taraflar, karar süreçlerinde bu teknik raporlarla doğrudan muhatap olmaktadır. İzmir Barosu
  5. Caydırıcı tazminat yaklaşımı
    Bazı Yargıtay kararlarında tazminat hesaplamalarında caydırıcılık unsuru göz önüne alınmış, ağır kusur tespit edilen vakalarda manevi ve maddi tazminatların yüksek tutulması yönünde refleks görülmüştür. Bu da pratikte işverenlerin ve makine üreticilerinin, “kısa vadeli maliyeti” gözetip güvenlik yatırımlarından kaçınmalarının uzun vadede çok daha maliyetli olabileceğini göstermektedir. GRC Legal

Sonuç ve Uygulamalar
  • Veriye dayalı öncelik: SGK ve akademik veriler, makine yoğun sektörlerin kaza yükünü açıkça ortaya koyuyor; bu nedenle riskleri tasarım aşamasında yok etme stratejileri öncelikli olmalıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu
  • Hukuki risk yönetimi: Yargıtay içtihatları, teknik eksikliklerin ve güvenlik kültürü zaaflarının mahkeme nezdinde ağır sonuçlar doğurabileceğini fiyatlandırıyor; tasarım kararları belgelenmeli ve İG uzmanlarının görüşleri tutanakta olmalıdır. Yargı Kararları
  • Pratik adımlar:
    • Tasarıma erken İSG katılımı,
    • Tasarım kararlarının dokümantasyonu,
    • Asıl/alt işveren sorumluluklarının sözleşmeye ve risk değerlendirmelerine yansıtılması,
    • Periyodik saha geri bildirim döngüsü — bu uygulamalar hem teknik hem hukuki riskleri azaltır. İzmir Barosu

Makine güvenliğinde gelinen noktada, tartışmanın ekseni çok net bir şekilde değişmiştir:
“Kazayı önlemek için operatör ne yapmalı?” sorusu yerini,
“Bu kazanın oluşmasına izin veren tasarım kusuru neydi?” sorusuna bırakmıştır/bırakmalıdır.

Bu paradigma kayması, yalnızca mühendislik gereği değil; Yargıtay’ın son yıllardaki kararlarında açık biçimde görülen bir hukuki zorunluluktur. Mahkemeler, makine ile ilgili bir kazada işverenin kusur durumunu değerlendirirken, çoğu zaman “standartlara uygunluk” ile “fiilen güvenli tasarım” arasındaki farkı vurgulamakta; yani yalnız mevzuata uyumu değil, gerçek teknik güvenlik performansını esas almaktadır. Bu yaklaşım, üreticilerin ve iş güvenliği profesyonellerinin sorumluluk tanımını geleceğe dönük ve daha geniş bir çerçeveye taşımaktadır.

Son yıllardaki istatistik verilerinin ortaya koyduğu tekrar eden desenler — sıkışma, ezilme, beklenmeyen hareket, bakım sırasında enerji boşaltılmaması, erişilebilir tehlikeli bölge tasarımları — bize önemli bir ders bırakmaktadır:
Tasarım yoluyla ortadan kaldırılmamış her risk, eninde sonunda işletmede karşımıza çıkar.

Bu nedenle gerçek güvenlik; talimat, eğitim ve denetim üçlüsünün ötesine geçerek, daha makine çizimi yapılırken başlayan bir mühendislik sorumluluğuna dönüşmelidir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesi, yalnız teknik bir başarı değil; insan hayatını koruyan etik bir yükümlülüktür.

Bu çalışmanın ortaya koyduğu ana mesaj şudur:
Makine güvenliği bir sonuç değil, bir tasarım kararıdır.

Gerek iş güvenliği uzmanlarının sahadaki uygulamaları, gerek mühendislerin tasarım tercihleri, gerek işverenlerin yatırım politikaları, gerekse üreticilerin ürün geliştirme süreçleri; hepsi aynı noktada birleşmelidir:
“Önce güvenlik” değil, “güvenlikle tasarım.”

Endüstrinin geleceği; riskleri öngören, insan hatasını tolere eden, makine davranışını kontrol eden, hukuki yükümlülükleri aşan, etik üretim ilkeleriyle uyumlu sistemler tasarlamaktan geçmektedir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

#makine #işkazası #risk #kebat #tetkikosgb

Daha Fazla

2020–2024 Makine Kaynaklı İş Kazalarına İlişkin Güncel Görünüm

Makine güvenliği, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca bir alt başlığı değil; işin kendisinin nasıl tasarlandığının, üretimin nasıl kurgulandığının ve insan hayatının ne derece değer gördüğünün aynasıdır. Bugün geldiğimiz noktada iş kazalarının büyük bir bölümü, aslında tasarım aşamasında yapılabilecek sade bir revizyonla önlenebilecek niteliktedir. “Doğası gereği güvenli tasarım” yaklaşımı da tam bu noktada, iş güvenliği profesyonelleri ile makine imalatçılarını aynı paydada buluşturan bilimsel bir zorunluluktur.

Son on yılda yaşanan makine kaynaklı iş kazaları ve bu kazalara ilişkin Yargıtay içtihatları, güvenli tasarımın yalnız teknik değil aynı zamanda hukuki bir gereklilik olduğunu açıkça ortaya koymuştur. İstatistikler her yıl tekrar eden aynı risk desenlerini gösterirken, mahkeme kararları işveren ve tasarımcıların sorumluluk sınırlarını giderek daha belirgin hâle getirmiştir. Bu nedenle, güvenliği “tedbirle” değil “tasarımla” üretmek; insan faktörünü en baştan koruyan bir mühendislik disiplinine yönelmek artık ertelenemez bir mecburiyet hâline gelmiştir.

Bu yazımda sizlere, makine güvenliğini tasarım ilkeleri, mühendislik prensipleri, son yılların iş kazası verileri ve Yargıtay kararlarının ışığında, mesleğin tüm paydaşlarına — İSG profesyonellerine, mühendis ve teknik ekiplere, işverenlere ve idarecilere — kısa bir tarih aralığındaki durumu sergilemeye çalışacağım.

  1. Genel yükseliş trendi ve boyut
    2013–2023 dönemini kapsayan derlemeler ve SGK verileri, iş kazası sayılarında genel bir yükseliş eğilimi gösteriyor; makine sektörü kazalarının sayısında 2018–2023 arasında belirgin artışlar kaydedildi. Özellikle 2020 sonrası dönem (pandemi sonrası normalleşme ile) iş kazası sayıları artış göstermiştir; çalışmalar 2021–2023 aralığında makine sektöründeki kazaların yıllık bazda önemli artışlar içerdiğini raporlamaktadır. Bu durum, makine kaynaklı risklerin tasarım ve uygulamada yeterince azaltılamadığını işaret eder. DergiPark
  2. Sektörel dağılım ve ağır sonuçlar
    İstatistikler, makine kullanımının yoğun olduğu imalat, inşaat ve madencilik gibi sektörlerin ciddi paya sahip olduğunu gösterir. Ölümlü ve ağır yaralanmalı kazalar arasında makine etkenli olayların payı küçümsenemeyecek düzeydedir; bu da “tasarım ile risk ortadan kaldırma” stratejisinin önceliklendirilmesini zorunlu kılar. Resmi ve sivil örgüt verileri arasındaki farklılıklar (ör. SGK vs. bağımsız İSİGM/TMMOB raporları) gerçek kaza sayılarının resmi kayıtlardan daha yüksek olabileceğini düşündürür. Güvenli İnşaat
  3. Makineye özel risk faktörleri (2020–2024 bulguları)
    Literatür ve raporlamalar tekrarlayan nedenleri şöyle sıralıyor:
    • Makine tasarımında erişim/yerleşim hataları (operatörün tehlikeli bölgeye girişini kolaylaştıran yerleşimler),
    • Enerji birikimi yönetiminin yetersizliği (ör. beklenmeyen hareket, geri tepme),
    • Bakım/arıza senaryolarında kilitleme/etiketleme (LOTO) uygulamalarının eksikliği,
    • Koruyucu muhafaza uygulanmamış veya uygunsuz uygulanmış tasarımlar,
    • Eğitim ve uygun iş kıyafeti/donanım sağlanmaması. Bu faktörler, saha raporları ve akademik analizlerde tutarlı şekilde tekrar etmektedir. DergiPark
  4. Maliyet ve toplumsal etki (2020–2023 verileri ile bağlantı)
    Makine kaynaklı kazaların doğrudan tıbbi ve dolaylı üretim/duruş maliyetleri yüksek; son yılların değerlendirmeleri milli ekonomi açısından ağır yük oluşturduğunu gösteriyor. Bu ekonomik yük, yalnızca işverenin değil, toplumun da maliyetini artırmakta — dolayısıyla önleyici yatırımların ekonomik gerekçesi güçlüdür. DergiPark

2020–2024 Döneminde Yargıtay İçtihatlarından Dersler

Aşağıdaki başlıklarda, son 5 yıla (2020–2024) ait bulabildiğim Yargıtay kararlarında tekrar eden temaları özetlemeye çalıştım. Her maddeye, ilgili kararlara dayanan çıkarımlarımı ekledim.

  1. Objektifleştirilmiş Sorumluluk ve Mevzuata Uyumun Belirleyiciliği
    Yargıtay, iş kazalarında işverenin (ve/veya asıl/alt işveren ilişkilerinde ilgili tarafların) teknik mevzuata, yönetmeliklere ve öngörülebilir güvenlik standartlarına uymasını beklemektedir. Teknik kurallara aykırılık, kusurun belirlenmesinde ağır etken olarak değerlendiriliyor; bu durum, tasarım kararlarında mevzuat ve standart uyumunun hukuki savunma için zorunlu olduğunu gösterir. Yargı Kararları+1
  2. Eğitim ve Donanım Eksiklikleri, Kusur Sebebi
    Yargıtay kararları sık sık işverenin çalışanına uygun eğitim, koruyucu donanım veya uygun iş kıyafeti sağlamamasını kusur nedeni olarak görmektedir. Makine kazalarında, tasarım eksikliği birleştiğinde (ör. tehlikeli bölgeye kolay erişim) eğitim/donanım eksikliği işvereni ağır sorumluluk altına sokmaktadır. Bu içtihatlar, tasarımın yanı sıra işletme safhasında da proaktif önlemler alınması gerektiğini teyit eder. Yargı Kararları
  3. Asıl İşveren / Alt İşveren Müteselsil Sorumluluğu
    Yargıtay uygulamalarında, iş güvenliği önlemlerinin alınmasında zincir boyunca sorumluluk paylaşıldığına dair kararlar bulunmaktadır; bu, tedarik/imalat zincirinde güvenli tasarım ve montaj süreçlerine tüm tarafların dâhil edilmesini zorunlu kılar. Özellikle makine kurulumu, bakımı ve adaptasyonunda birden fazla taraf varsa, hukuki sorumluluk dağılımı karmaşıklaşır ve muhtemelen müteselsil sorumluluk gündeme gelir. A Evrak
  4. Bilirkişi Raporlarının Belirleyiciliği
    Mahkemeler teknik konularda bilirkişiye büyük ağırlık veriyor; makine mühendisleri ve İSG uzmanlarının hazırladığı raporlar kusur oranı ve tazminat tayininde kilit rol oynuyor. Bu yüzden işveren ve tasarımcıların risk değerlendirmelerini, test/validasyon raporlarını ve protokol kayıtlarını eksiksiz tutmaları yargı sürecinde savunma açısından kritik. Son Karar+1
  5. Tazminat eğilimleri: Caydırıcı Yaklaşımlar
    Son yıllarda ağır kusur tespit edilen vakalarda Yargıtay kararlarında tazminatın caydırıcı olması gerektiği yönünde yaklaşım görülüyor. Özellikle ölümlü veya kalıcı sakatlıkla sonuçlanan makine kazalarında mahkemeler yüksek meblağlarda tazminat kararları verebiliyor; bu da işverenler için hem mali hem itibar açısından ciddi sonuçlar doğuruyor. Son Karar

İş Güvenliği Uzmanlarına

Tasarım Öncelikli Hareket Edin: Yargı ve istatistik verileri birlikte söylüyor: tasarım aşamasında riskleri ele almak hem kaza olasılığını hem hukuki kusur riskini azaltır. (Kaynaklar: SGK/akademik derlemeler ve Yargıtay içtihatları). DergiPark

Dokümantasyon ve Bilirkişi Hazırlığı: Tasarım kararlarınıza ilişkin risk değerlendirme ve validasyon belgelerini eksiksiz tutun — bunlar olası mahkeme süreçlerinde en önemli savunma verileridir. Son Karar

Tedarik zinciri sorumluluğu: Makine satın alma/entegrasyon süreçlerinde asıl/alt işveren, tedarikçi ve bakım sağlayıcıların rollerini sözleşmeyle ve teknik şartnamelerle netleştirin. A Evrak

Eğitim + Donanım + LOTO: Tasarımla kaldırılamayan riskler için işletme aşamasında LOTO, ergonomi, uygun PPE ve düzenli eğitim programları zorunludur; yargı kararları bu eksiklikleri kusur nedeni saymaktadır. Yargı Kararları

Makine güvenliğinde esas mesele, kazadan sonra sorumluyu aramak değil; kazayı en başından mümkün kılmayacak bir tasarım anlayışını hâkim kılmaktır. İster imalat hattında çalışan bir operatör olsun, ister bakım ekibi, ister mühendis; tüm paydaşların yaşam hakkı, bizlerin ortaya koyacağı teknik ve yönetsel kararlarla doğrudan ilişkilidir. Ve bu kararların en kritik olanları, makine henüz kâğıt üzerindeyken verilir.

Son yılların istatistikleri bize şunu söylüyor: Aynı kalıpta tekrarlayan riskler, hâlen aynı nedenle can kayıplarına yol açıyor. Yargıtay kararları ise çok net bir mesaj veriyor: Öngörülebilir her riskten işveren ve tasarımcı sorumludur. Bu iki güçlü veri kümesi bir araya geldiğinde, güvenliğin ancak tasarım aşamasında köklü olarak sağlanabileceği gerçeği tartışmasız hâle geliyor.

İş güvenliği profesyonelleri için bu tablo, yalnızca mesleki bir görev değil; aynı zamanda teknik bir vicdan muhasebesidir. Her makine çizimi, her proses düzenlemesi, her risk değerlendirmesi, gelecekte yaşanabilecek bir kazayı ya doğuracak ya da sonsuza kadar ortadan kaldıracaktır.

Bu nedenle, güvenliği projenin sonunda eklenen bir katman değil; projenin başlangıcına yerleştirilen temel bir ilke hâline getirmek zorundayız. Çünkü gerçek ve sürdürülebilir iş güvenliği, sahada değil tasarım masasının başında başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

#makine #işkazası #risk #kebat #tetkikosgb

Daha Fazla

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi Olan İşyerlerinde İş Kazasında Sorumluluk Payları

Hemen hemen her sektörde, üretim – hizmet faaliyetlerinin bir kısmının veya firma içerisindeki yardımcı işlerin başka firmalara yaptırılması durumunu sık görüyoruz.

Aynı işyerinde birden fazla işverenin faaliyet gösterdiği bu durumlarda; iş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde sorumluluğun kimde – hangi işverende olduğu konusu çok tartışılır.

Hukuk sitemimizde; Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi olarak bilinen bu durumu anlayabilmek için öncelikle kanuni tanımını bilmek gerekir.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2.maddesinin 7.fıkrasına göre ”bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi’ denir.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi‘nde asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte (müteselsilen) sorumludur.

Özellikle iş kazası yaşanması halinde, bu ilişkinin doğurduğu müteselsil sorumluluk, hem işçilerin korunması hem de hukuki adaletin sağlanması bakımından kritik bir yer tutar.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi Yasal Dayanakları

4857 Sayılı İş Kanununda Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi

İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6 ve 7. fıkraları, Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisini nasıl düzenlediğini görelim;

  • Madde 2/6 – Alt işverenin işçileri, bu Kanun uygulaması bakımından asıl işverenin işçilerine tanınan haklardan yoksun bırakılamaz.
  • Madde 2/7 Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi, sadece işyerinde yürütülen yardımcı işler veya asıl işin bir bölümüyle sınırlı olarak ve işletmenin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde kurulabilir.
  • Madde 77 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.) – İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alma yükümlülüğü.

Bu düzenlemeye göre; alt işverenin işçileriyle ilgili İş Kanunu, iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinden doğan tüm yükümlülüklerde, asıl işveren ile alt işveren müteselsilen sorumludur.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunununda Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi

  • Madde 4 – İşverenin genel yükümlülükleri.
  • Madde 5 – Risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm ve araştırma.
  • Madde 6 – İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri.

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi

5510 sayılı Kanun’un 12. maddesi, 6. fıkrasında Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisini nasıl düzenlediğini görelim;

Alt işveren işçisinin iş kazası, meslek hastalığı ve analık sigortası hallerinde bu Kanun gereğince ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği ile sürekli iş göremezlik geliri, ölüm aylığı gibi ödemeler yönünden asıl işveren, alt işverenle birlikte sorumludur.”

Bu hüküm ile, SGK tarafından işçiye yapılan ödemelerde işveren (Kanunun yüklediği yükümlülüklerden dolayı) alt işveren ile birlikte (Müteselsilen) sorumlu tutulmuştur.

5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi – göre ”iş kazası ve meslek hastalığı halinde işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınacaktır.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Borçlar Kanunu Açısından Sorumluluk

Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesi müteselsil sorumluluğu destekler:

“Birden çok borçlu, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumluysa, alacaklı borcun tamamını dilediği borçludan talep edebilir.”

İş kazasında işçinin (veya yakınlarının), doğrudan asıl işverene karşı tazminat davası açma hakkı vardır.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Müteselsil Sorumluluğun Kapsamı

Asıl işveren, kendi işçisi olmayan ancak aynı işyerinde faaliyet gösteren alt işveren işçisinin iş kazası veya meslek hastalığına uğraması durumunda:

  • İş Kanunu’ndan doğan yükümlülüklerden,
  • Toplu iş sözleşmesinden,
  • SGK tarafından sağlanan yardımların iadesinden,
  • Tazminat ödemelerinden (maddi/manevi),

alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu sorumluluk, kusur oranına bakılmaksızın geçerlidir;

Tazminat davası yönünden kusur oranları, mahkemece belirlenir.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Sorumluluğun Şartları

Asıl işverenin müteselsil sorumlu tutulabilmesi için bazı şartların varlığı gerekir:

  1. Geçerli bir alt işverenlik ilişkisi kurulmuş olmalı;
  2. Alt işverenin işçisinin iş kazası, meslek hastalığı veya ölüm olayı yaşanmış olmalı;
  3. İş kazası, asıl işverenin işyerinde gerçekleşmiş olmalı;
  4. İşçi zarar görmeli veya ölüm gerçekleşmiş olmalı.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde İş Kazası Halinde Hukuki Süreç

İş kazası sonrası zarar gören işçi veya hak sahipleri:

  • Asıl işverene, alt işverene veya her ikisine birden dava açabilir.
  • SGK tarafından işçiye yapılan yardımlar nedeniyle SGK, asıl işverene ve alt işverene rücu davası açabilir.
  • Asıl işveren, ödemek zorunda kaldığı tazminatları alt işverene rücu edebilir.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Yargıtay Kararları

Yargıtay 21. HD, E. 2015/12057, K. 2016/13410

“Asıl işverenin denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, iş güvenliği önlemlerinin eksikliği nedeniyle meydana gelen iş kazasında, asıl işverenin %40 oranında kusurlu olduğu, alt işverenin %60 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Her iki işveren de tazminattan müteselsilen sorumludur.”

Yargıtay 9. HD, E. 2009/36719, K. 2011/14942

“İş kazasında hayatını kaybeden işçinin, asıl işveren işyerinde faaliyet gösterdiği, iş güvenliği tedbirlerinin asıl işveren gözetiminde olduğu gerekçesiyle asıl işverenin de sorumlu olduğu kabul edilmiştir.”

Yargıtay 10. HD, E. 2017/3827, K. 2018/1405

“Asıl işveren, alt işverenin işçilerine yönelik iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini denetlemekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, kazaya yol açtığında doğrudan müteselsil sorumluluk doğar.”

Yargıtay 21. HD, E. 2018/10023, K. 2019/6324

“İş kazasında kusur bulunmayan asıl işveren dahi, İş Kanunu gereği alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Kusur oranı yalnızca rücu aşamasında dikkate alınmıştır.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/21-1112, K. 2017/1255

“Asıl işveren, alt işverenin işçisinin iş kazasında zarar görmesi halinde, iş sözleşmesine taraf olmasa dahi 4857 sayılı Kanun kapsamında müteselsil sorumludur. İşçinin sosyal hakları, asıl işveren güvencesindedir.”

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi – Yönetmeliklerdeki Düzenlemeler

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği

  • Madde 5: İşverenin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirme yükümlülüğü.
  • Madde 7: İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesi.

İşyerinde birden fazla işveren olması halinde, iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri konusunda işbirliği yapılması zorunludur.

Alt İşverenlik Yönetmeliği

  • Madde 3: Alt işverenlik sözleşmesinin şekli ve içeriği. – Alt işverenlik ilişkisi yazılı olarak yapılmalı ve işin kapsamı açıkça belirtilmelidir.
  • Madde 4: Alt işverenlik ilişkisinin kurulma şartları. – Uygulamada muvazaalı işlemlere karşı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetim yetkisini haizdir.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Asıl İşverenin Denetim Yükümlülüğü

Asıl işverenin en önemli yükümlülüklerinden biri, alt işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini denetlemektir. Denetim yapılmaması veya eksik yapılması halinde, iş kazasında sorumluluğun artmasına neden olur.

Örneğin:

  • Baret kullanımının zorunlu olduğu bir alanda, alt işverenin işçisinin baret takmaması nedeniyle kaza yaşanırsa;
  • İş güvenliği eğitimlerinin verilmediği tespit edilirse;
  • Risk analizlerinin eksik veya hatalı yapıldığı belirlenirse;
    asıl işverenin de ciddi sorumluluğu doğar.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisinde Rücu Davası Hakkı

İş kazası nedeniyle asıl işverenin yaptığı tazminat ödemeleri, kusur oranı kadar alt işverene rücu edilebilir. Bu tür rücu davalarında:

  • Önceki kararlar delil olarak sunulabilir.
  • SGK’nın rücu ettiği meblağlar da alt işverene aktarılabilir.

Asıl İşveren-Alt İşveren İlişkisi

Asıl İşveren-Alt işveren İlişkisi, özellikle iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları açısından büyük önem taşır.

Asıl işveren, kendi işçileri kadar alt işverenin işçilerinin de can güvenliğinden sorumludur.

İş kazaları ve meslek hastalıklarında mağdur olan işçinin korunması, müteselsil sorumluluk ilkesi ile sağlanır.

Örneklerini de verdiğim, Yargıtay kararlarında da gördüğünüz gibi verilen kararlarda; iş güvenliği tedbirlerini almayan, denetim görevini yerine getirmeyen asıl işverenler sorumlu tutulmuştur.

Yürürlükte olan ve okuduğunuz yasal düzenlemeler, asıl işveren ve alt işverenin iş kazaları ve meslek hastalıkları karşısındaki sorumluluklarını açıkça ortaya koyduğu gibi yüksek yargı organı olan Yargıtay kararları da son noktayı koymaktadır.

Tüm bu yasal yükümlülüklerin yanı sıra ahlaki – etik sorumluluklar gereği de Asıl İşveren-Alt işveren İlişkisi‘nde hayatın kutsallığını korumak ana gaye olmalıdır. Bu sebeple iş sağlığı ve güvenliği açısından etkili bir denetim ve işbirliği süreci Asıl İşveren-Alt işveren İlişkisi‘nin merkezinde olmalıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Kanun ve yönetmelikleri Okumayı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ 4857 Sayılı İş Kanunu https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4857&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

⭐️⭐️ 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6331&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

⭐️⭐️ 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5510.pdf

⭐️⭐️ T.C. Yargıtay Başkanlığı https://www.yargitay.gov.tr/

⭐️⭐️ İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16924&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

⭐️⭐️ Alt İşverenlik Yönetmeliği https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=12459&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Sessiz Tehlike – İşyerinde Kronik Yorgunluk Sendromu

🧠 🧠 🧠

“Yorgunum ama geçer…” Peki ya geçmezse?

Her sabah alarm çaldığında ayağa kalkmakta zorlanıyor, işe gidince kahveyle uyanmaya çalışıyor, gün boyunca dikkat dağınıklığı yaşıyor ve geceleri yattığınızda hâlâ yorgun hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Lakin bu durum sadece bir “mevsimsel yorgunluk” değil, daha büyük bir sorunun habercisi olabilir: Kronik Yorgunluk Sendromu (CFS – Chronic Fatigue Syndrome).

Günümüzde milyonlarca çalışan, adını bile bilmediği bu sağlık tehdidiyle mücadele ediyor. İşin tehlikeli tarafı şu: Bu sendrom, sadece bireyin sağlığını değil, iş güvenliğini, üretkenliği, kazaları ve şirket maliyetlerini de derinden etkiliyor.

🚨 🚨 🚨

Kronik Yorgunluk: Bir Enerji Eksikliği Değil, Sessiz Çöküş

Kronik yorgunluk sendromu, fiziksel ya da zihinsel aktiviteyle geçmeyen, dinlenmeyle düzelmeyen ve en az 6 ay süren bir yorgunluk durumudur. Ancak bu sıradan bir “bitkinlik” değildir.

Çalışanlar;

  • Odaklanmakta zorluk,
  • Kısa süreli hafıza sorunları,
  • Kas ve eklem ağrıları,
  • Uyku kalitesinde ciddi düşüş,
  • Depresyon benzeri semptomlar yaşayabilir.

Bir süre sonra bu durum, sadece bireysel performansı değil, iş kazası risklerini, ekip içi uyumu ve hata oranlarını doğrudan etkiler hale gelir.

⚙️ ⚙️ ⚙️

İşyerinde Kronik Yorgunluğun Etkileri Nelerdir?

Kronik yorgunluk yaşayan bir çalışan genellikle sistemin zayıf halkası hâline gelir. Ancak sorun bireysel değil, sistemiktir.

İşyerinde göz ardı edilen bu sendrom, zincirleme etkiler yaratır:

🧯 İş Kazası Riskini Artırır: Dalgınlık, koordinasyon bozukluğu ve dikkat eksikliği, özellikle ağır sanayi, inşaat, ulaştırma ve enerji sektörlerinde hayati sonuçlar doğurabilir.

📉 Verimlilik Kaybı: Sürekli yorgun olan bir çalışan günde sadece birkaç saat etkin çalışabilir. Geriye kalan saatler ise “göz açık, zihin kapalı” geçer.

🔁 Yüksek Devamsızlık ve Devir Oranı: Kronik yorgunluk, sağlık izinlerini artırır. Sürekli hasta olan çalışanlar kurum içi sürekliliği bozar, yeni personel eğitim maliyetlerini yükseltir.

🧨 Psikolojik Gerilim ve Tükenmişlik Sendromu: Uzun süreli yorgunluk, zamanla depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlara evrilir. Bu da çalışma ortamında stres ve çatışma oranlarını artırır.

💉 💉 💉

Kronik Yorgunluğun Nedenleri Nelerdir?

Kronik yorgunluk tek bir nedene bağlı değildir. Ancak işyerinde sık karşılaşılan bazı risk faktörleri şunlardır:

  • ⏱️ Uzun çalışma saatleri ve düzensiz vardiyalar
  • 🔇 Yetersiz molalar ve dinlenme süreleri
  • ☠️ Kötü hava kalitesi (karbondioksit birikimi, yetersiz oksijen)
  • 💡 Sürekli yapay aydınlatma, mavi ışık maruziyeti
  • 🔁 Monoton ve tekrarlayıcı işler
  • 🧱 Ofis ergonomisine uygun olmayan çalışma alanları
  • Beslenme bozuklukları ve yetersiz su tüketimi

İlginçtir ki; bazı çalışanlar bu durumu “iş disiplininin bir parçası” olarak görür, hatta “fazla mesai”yi bir övünç kaynağı sayar. Bu algı, sorunun daha da derinleşmesine neden olur.

Peki Ne Yapmalı? İşverenler ve Çalışanlar İçin Çözüm Önerileri

İşverenler İçin

  • 🧭 Dinamik çalışma saatleri ve esnek vardiya planlaması uygulayın.
  • 🍽️ Sağlıklı beslenme alanları, su sebilleri, taze hava sağlayan havalandırmalar kurun.
  • 🪑 Ergonomik mobilyalar, doğal ışık alan ofisler tercih edin.
  • 🧘 Zihin sağlığına yönelik destek programları (psikolojik danışmanlık, yoga molaları, dijital detoks saatleri) başlatın.
  • 🔄 İş yükünü adil dağıtarak tükenmişliği önleyin.

Çalışanlar İçin

  • 🛏️ Uykuya öncelik verin. En az 7 saat kaliteli uyku, beynin yeniden yapılanması için elzemdir.
  • 🏃‍♂️ Fiziksel aktiviteyi günlük rutine ekleyin. Hareket, enerji üretir.
  • 🚰 Su tüketimini artırın. Dehidrasyon yorgunluk yaratır.
  • 🌿 İş dışında tamamen işten uzaklaşın. Dijital molalar verin.
  • 🧠 Belirtileri görmezden gelmeyin, bir işyeri hekimine danışın.

🧨 🧨 🧨

Sessizce Gelen Büyük Tehlike

Kronik yorgunluk, fark edilmeden yayılır, sinsice yerleşir ve sadece çalışanı değil, tüm işyerini etkisi altına alır. Üstelik işyerinde kazalara yol açan sebepler listesinde giderek üst sıralara tırmanmaktadır.

Yorgunluk Kader Değildir

O, ihmal edilmiş sağlığın, göz ardı edilen iş güvenliğinin ve sürdürülebilir olmayan çalışma kültürünün sonucudur.

Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği sadece “baret takmak” ya da “gürültü önlemek” değil, çalışanı insan olarak görmek ve onun fiziksel-zihinsel sınırlarını korumaktır.

Yorgunluğa karşı mücadele etmek, sadece bireyin değil, tüm işletmenin sorumluluğudur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Kronik Yorgunluk Sendromu https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK557676/

⭐️⭐️ Yorgunluk: genel bakış https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19035066/

⭐️⭐️ Kronik yorgunluk sendromu: etyoloji, tanı ve tedavi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC2766938/

⭐️⭐️ Yorgunluk Başlıca Şikayet https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8579431/

⭐️⭐️ Kronik yorgunluk sendromu ve idiyopatik kronik yorgunluk için akupunktur: çok merkezli, kör olmayan, randomize kontrollü bir çalışma https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4515016/

⭐️⭐️ Tükenmişlik https://www.healthdirect.gov.au/fatigue

⭐️⭐️ Miyaljik Ensefalomiyelit/Kronik Yorgunluk Sendromunun Ötesinde: Bir Hastalığın Yeniden Tanımlanması. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK284897/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Türkiye – ABD – Avrupa Birliği Ülkeleri İş Kazası Sonrası İdari ve Adli Süreçlerin Karşılaştırılması

İş kazaları, bireysel sağlık ve güvenlik ihlalleri, teknik bir arıza ya da ani bir dikkatsizlik olarak değerlendirilmemeli aynı zamanda devletin, işverenin ve yargı sisteminin sorumluluğunu doğuran çok boyutlu olaylar olduğu bilinmelidir.

Her kazanın ardında ihmaller zinciri, eksik önlemler ve sistemsel boşluklar yer almaktadır.

Biz iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri ve idarecileri olarak, kazanın gerçekleştiği anın çok öncesinden başlayan riskleri analiz etmeye çalışıyor; yalnızca çalışan sağlığını değil, aynı zamanda işverenin hukuki bütünlüğünü de korumayı hedefliyoruz.

Ancak sıklıkla şunu gözlemliyoruz: Türkiye’de yaşanan iş kazalarında, önleyici sistemler kadar yargı süreçlerinin gecikmesi, adalet duygusunun zedelenmesi gibi sorunlar da kazanın yarattığı travmayı daha da derinleştiriyor. Bu durum, yalnızca mağdurlar için değil, önlem alma kültürünü içselleştirmeye çalışan tüm iş sağlığı profesyonelleri için caydırıcı bir ortam yaratmaktadır.

Bu çalışmada, Türkiye’nin iş kazalarına yaklaşımı; gelişmiş ülkelerden olan ABD ve Avrupa Birliği ülkeleriyle hukuki, idari ve cezai boyutlarda karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Saha deneyimimizin bize gösterdiği bir gerçek var: Etkin bir iş sağlığı güvenliği sistemi, ancak hukukun zamanında, şeffaf ve caydırıcı biçimde işletilmesiyle mümkündür.

ABD’deki tazminat sistemlerinin caydırıcılığı, Avrupa’daki ceza hukukunun netliği, işverenleri önlem almaya zorlayan güçlü yargı refleksleri; bizler için yalnızca birer karşılaştırma değil, aynı zamanda gelişim için bir yol haritasıdır.

Bu metin, yalnızca akademik bir inceleme değil; sahada alın teri döken, önleyici kültür için mücadele eden tüm iş güvenliği uzmanlarına, işyeri hekimlerine ve karar alıcılara bir çağrıdır:
“Adalet ne kadar hızlı ve kapsayıcı olursa, kazalar o kadar önlenebilir hâle gelir.”

Saygılarımızla,

Cemil Tanju ANAKLI – Dr. Mustafa KEBAT

Bu olayların ardından gelişen yargı ve hukuki süreçler, ülkelerin iş sağlığı ve güvenliği kültürü, mevzuat yapısı ve yargı bağımsızlığı açısından derin farklar gösterir. Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında bu konuda dikkat çekici ayrışmalar ve benzeşmeler bulunmaktadır.

Bu üç farklı yapısal sistemde iş kazası sonrası sürecin idari, cezai ve tazminat boyutları ayrı ayrı ele alarak uygulamada karşılaşılan çarpıcı örnekler üzerinden hukuki refleksler değerlendireceğiz..

I. TÜRKİYE’DE İŞ KAZASI SONRASI HUKUKİ SÜREÇLER

1.1 Mevzuat Temeli

1.2 İdari Süreç

SGK, kazayı geçiren işçiye:

  • Geçici iş göremezlik ödeneği
  • Sürekli iş göremezlik geliri
  • Bağlı dul-yetim aylığı öder. Ancak kusurlu işverene bu bedeller rücu edilir.

İşveren, bildirimi zamanında yapmazsa idari para cezasına çarptırılır.

1.3 Cezai Sorumluluk

Kazaya neden olan işveren veya iş güvenliği uzmanı; TCK kapsamında şu suçlarla karşılaşabilir:

  • Taksirle Yaralama (m. 89): 3 aydan 1 yıla kadar hapis
  • Taksirle Ölüme Sebebiyet (m. 85): 2 yıldan 6 yıla kadar hapis Örnek: 2014 Soma Faciası: 301 madencinin ölümü sonrası işverenler hakkında dava açılmış, bazı sanıklar 15-20 yıl arası hapis cezalarına çarptırılmıştır. Ancak kamuoyunda cezaların düşürülmesi tartışma yaratmıştır.

Taksir oranı artırılırsa, bilinçli taksir hükümleri devreye girer.

1.4 Hukuki-Tazminat Sorumluluğu

  • İşçi veya yakınları, maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
  • Kusur oranına göre işverenin sorumluluğu belirlenir.
  • İş müfettişi raporu, bilirkişi raporlarıyla birlikte mahkeme değerlendirmesini etkiler.

Yargıtay Kararı (2018/23141 E.): “İSG kurallarını sistematik ihlal eden işverenin ağır kusurlu kabul edilmesi gerektiği” yönünde içtihat gelişmiştir.

II. ABD’DE İŞ KAZASI SONRASI HUKUKİ SÜREÇLER

2.1 Mevzuat Temeli

2.2 İdari Süreç

OSHA (Occupational Safety and Health Administration):

  • Kazanın ciddiyetine göre işverene soruşturma başlatır.
  • İşyerine denetim ve para cezaları uygulanır.
  • Kazaya sebep olan makine/ekipman durdurulabilir.

Örnek: 2013 West Fertilizer Company patlamasında (Teksas), OSHA ciddi ihlaller tespit etti. Şirket 118,000 $ ceza aldı, ancak sivil tazminat davalarıyla milyonlarca dolar ödemeye mahkûm edildi.

2.3 Cezai Sorumluluk

ABD’de doğrudan “cezai yargılama” nadirdir. Ancak:

  • Ağır ihmal (Gross negligence) durumunda, federal savcılıklar cezai işlem başlatabilir.
  • Özellikle ölümlü kazalarda büyük jüri kararıyla ceza davası açılır.

Örnek: Upper Big Branch maden faciasında (2010), 29 işçinin ölümüne sebep olan Massey Energy CEO’su Don Blankenship, güvenlik ihmalleri nedeniyle federal cezaevinde 1 yıl hapis yattı.

2.4 Hukuki-Tazminat Sorumluluğu

ABD’de iş kazaları sonrası:

Örnek: McWane Inc. iş kazasında ağır yanık geçiren işçi, 3 milyon $ tazminat kazanmıştır. Bu tür davalarda mahkeme jürisi, cezai tazminat (punitive damages) da verebilir.

III. AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE HUKUKİ SÜREÇLER

AB’de süreçler ülkeye göre değişmekle birlikte, genel hukuk ilkeleri ve AB direktifleri çerçevesinde benzerlikler taşır.

3.1 Mevzuat Temeli

3.2 İdari Süreç

  • İlgili iş sağlığı kurumu kazayı soruşturur.
  • İşverene, önleyici tedbirler almadığı ispat edilirse yüksek cezalar verilebilir.
  • Kamu-özel sektör ayrımı yapılmaz.

Örnek: Fransa’da 2021 yılında bir şantiyede meydana gelen ölümlü kazada işveren 150.000 € idari ceza almıştır.

3.3 Cezai Sorumluluk

AB ülkelerinde, iş kazasında ihmalin derecesi cezai süreci belirler:

  • İhmalle yaralama/öldürme suçları ceza hukuku kapsamında değerlendirilir.
  • Ceza, 3 yıldan 10 yıla kadar hapis olabilir.
  • Şirket yöneticileri de sorumlu tutulabilir.

Örnek: İtalya’da 2007 Torino ThyssenKrupp yangını sonrası, CEO 16 yıl hapis cezası almıştır. Bu karar, “işverenin doğrudan cezai sorumluluğu” açısından emsal teşkil etmiştir.

3.4 Hukuki-Tazminat Sorumluluğu

AB ülkelerinde iş kazasına uğrayan işçi:

  • Zorunlu sigorta sisteminden destek alır.
  • Kusurlu işverene maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
  • AİHM içtihatlarına göre, “etkili soruşturma” yapılmazsa devlet sorumlu tutulabilir.

AİHM Kararı (Brincat v. Malta, 2014): Devletin iş güvenliği düzenlemelerini ihmal etmesi “yaşam hakkının ihlali” olarak değerlendirilmiştir.

IV. TEMEL FARKLILIKLAR VE BENZERLİKLER

KriterTürkiyeABDAB Ülkeleri
Cezai YaptırımMevcut – Yavaş işliyorNadir ama etkiliEtkin ve cezai sorumluluk güçlü
Tazminat SistemiKusur esaslıWorkers’ Comp. + Tort sistemiSosyal güvenlik + bireysel dava hakkı
İşyeri DenetimiMüfettiş azlığıSıkı ve düzenliBağımsız kurumlar denetliyor
Yargı Sürecinin HızıYavaş (3-7 yıl sürebilir)Görece hızlı (12-24 ay)Ülkeye göre değişir, ortalama 1-2 yıl
Delil Toplama SistemiMüfettiş + BilirkişiHukuki ve teknik uzmanlar + jüriSoruşturma hakim odaklı

Sonuç ve Önerilerimiz

İş kazalarının yalnızca teknik birer “kaza” değil, çoğunlukla sistemsel ihmal sonucu gelişen önlenebilir olaylar olduğu açıktır. Türkiye’de hukuki mekanizmalar gelişmiş olsa da uygulamada süreklilik, yargı hızı ve yaptırım ciddiyeti sorunlu görünmektedir. ABD ve AB’de ise önleyici sistemler, hızlı cezai/tazminat süreçleri ve şeffaf denetimler sayesinde caydırıcılık daha yüksektir.

Bu karşılaştırmalı analizde sadece iş kazalarının hukuki boyutunu değil; aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin kurumsal olgunluk düzeyini de gözler önüne sermiş olduk.

Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında yapılan bu detaylı inceleme, bizlere önemli bir mesaj vermektedir: Sadece mevzuata uymak değil; sistemi sahiplenmek, şeffaflıkla yönetmek ve hukuki sorumluluğu önceden öngörebilmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.

ABD’de dava süreçlerinin doğrudan tazminata dönüşebilme riski, işvereni önleyici tedbirlere yatırım yapmaya teşvik etmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde ise devletin güçlü denetim organları ve iş kazası sonrası işletilen disiplinli süreçler, çalışan güvenliğini temel alan bir kültürün yerleşmesini sağlamıştır. Türkiye ise bu iki yaklaşım arasında karma ve çoğu zaman tepkisel bir model içinde yönünü bulmaya çalıştığı görülmektedir.

İş sağlığı ve güvenliği yöneticileri olarak şunu net bir şekilde ifade edebiliriz: Kazaları azaltmak için teknik bilgi kadar hukuki bilgi de yönetim araçlarımız arasında yer almalıdır. Zira önleyemediğimiz her iş kazası, yalnızca bir can kaybı ya da yaralanma değil, aynı zamanda hukuki bir yıkım, itibari bir çöküş ve operasyonel bir krizdir.

Bu nedenle bu incelememiz yalnızca hukukçulara değil; iş güvenliği sistemlerini yöneten, planlayan ve geliştirmeye çalışan tüm üst düzey yöneticilere bildikleri konuları hatırlatma niteliğindedir.
Yargının gücüyle desteklenmeyen hiçbir önlem sürdürülebilir değildir.

Türkiye için önerilerimiz

  • İş kazaları için özel ihtisas mahkemeleri kurulmalı.
  • Bilirkişi sisteminde şeffaflık ve yeterlilik artırılmalı.
  • Kusur tespiti raporları bağımsız kurumlarca yapılmalı.
  • İşverenin cezai sorumluluğu daha etkili uygulanmalı.

İş kazalarının sıfırlandığı, adaletin hızlı ve tarafsız tecelli ettiği, tüm tarafların güvenli ve huzurlu olduğu bir çalışma yaşamı temennisiyle…

Saygılarımızla,

Cemil Tanju ANAKLI – Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ – Sessiz Tehlikeler ve Hayat Kurtaran İşaretler

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
Kâğıt Üzerinden Sahaya

Kazalar tesadüf değildir.
Meslek hastalıkları kader değildir.
Çoğu risk, fark edilmediği için büyür.

Bu kitap;
iş sağlığı ve güvenliğini mevzuat maddelerinden çıkarıp
gerçek çalışma hayatının içine taşıyan
davranışsal, insani ve uygulanabilir bir rehberdir.

TELİF HAKLARI VE YAYIN BİLGİSİ

Bu e-kitabın tüm yayın, çoğaltma ve dağıtım hakları saklıdır.

Bu eserin tamamı veya bir bölümü;
kaynak gösterilmeden,
yazarın ve yayıncının yazılı izni olmaksızın
elektronik, mekanik veya başka herhangi bir yöntemle
çoğaltılamaz, dağıtılamaz ve yayımlanamaz.

Eğitim, bilgilendirme ve kurumsal kullanım amaçlı alıntılar;
kaynak belirtilmek koşuluyla mümkündür.

© Tetkik OSGB
Yazar: Dr. Mustafa KEBAT
Yayın Yılı: 2026

Bu e-kitap bilgilendirme amaçlıdır;
Tıbbi tanı veya bireysel sağlık danışmanlığı yerine geçmez.

E-kitap

SUNUŞ

İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca yasal bir zorunluluk değil; çalışanına, işine ve geleceğine değer veren her kurumun temel sorumluluğudur.

Tetkik OSGB olarak yaklaşımımız;

İş sağlığı ve güvenliğini evrak üzerinden değil, sahadan,
Cezadan değil, önleyici bakıştan,
Alışkanlıklardan değil, bilinçten yönetmektir.

Bu e-kitap; teorik bilgiyi sahadaki gerçeklerle buluşturan,
insanı merkeze alan ve
iş dünyasının karşı karşıya olduğu gerçek risklere dürüstçe temas eden bir çalışmadır.

İnanıyorum ki bu eser;
İşverenler, yöneticiler, çalışanlar ve İSG profesyonelleri için
yalnızca okunacak bir kaynak değil,
aynı zamanda bakış açısını değiştiren bir rehber olacaktır.

Bu çalışmanın iş dünyasına – camiasına katkı sağlamasını,
daha güvenli, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir çalışma ortamlarına vesile olmasını temenni ediyorum.

Cemil Tanju ANAKLI
Tetkik OSGB
Genel Müdür

YAZARIN NOTU

Bu kitap, “iş sağlığı ve güvenliği” kavramını yalnızca mevzuat, talimat ve imza yükümlülüğü olarak gören anlayışın ötesine geçme ihtiyacından doğdu.

Sahada uzun yıllardır şahit olduğum gerçek şudur:
Kazalar çoğu zaman bilgisizlikten değil, alışkanlıktan,
Meslek hastalıkları çoğu zaman kaderden değil, ihmalden,
Sağlık kayıpları ise çoğu zaman kaçınılmazlıktan değil, gecikmiş farkındalıktan kaynaklanmaktadır.

Bu e-kitap;
• “Bir şeyim yok” diyen çalışanları,
• “Bugün de bir şey olmadı” diye düşünen yöneticileri,
• “Zaten böyle” diyerek normalleştirilen riskleri

yeniden düşünmeye davet etmek amacıyla kaleme alınmıştır.

Amacım; korkutmak, suçlamak ya da öğretmenlik yapmak değil;
Fark ettirmek,
Durup düşündürmek
ve küçük ama doğru kararların büyük sonuçlar doğurabileceğini göstermektir.

İş sağlığı ve güvenliği, kağıt üzerinde değil; insan bedeninde, davranışta ve kültürde başlar.
Bu kitap, tam olarak bu noktaya temas etmek için yazılmıştır.

Dr. Mustafa KEBAT
Tetkik OSGB
İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

BU KİTAP NASIL KULLANILMALI?

Bu e-kitap bir ders kitabı değildir. Baştan sona ezberlenmesi beklenmez.

Aşağıdaki kullanım şekilleri özellikle önerilir:

1. Parça Parça Okuma

Her bölüm tek başına anlamlı olacak şekilde yazılmıştır. İhtiyaç duyulan başlık doğrudan açılıp okunabilir.

2. Eğitim ve Toplantılarda Kullanım

İş güvenliği eğitimlerinde, toolbox meeting’lerde veya sağlık bilgilendirme toplantılarında bir bölüm veya alt başlık doğrudan tartışma konusu yapılabilir.

3. Olay Sonrası Değerlendirme

Bir iş kazası, ramak kala olayı veya sağlık vakası sonrası ilgili bölüm açılarak “hangi işaretler gözden kaçtı?” sorusu üzerinden değerlendirme yapılabilir.

4. Yönetici ve Sorumlular İçin Rehber

Bu kitap yalnızca çalışanlara değil; amirler, yöneticiler, işveren vekilleri ve karar vericiler için de bir farkındalık aracıdır.

Bir çalışanın davranışındaki değişiklik, performans düşüşü veya isteksizlik her zaman motivasyon problemi değildir.

Bu kitap ne değildir?

  • Bir mevzuat kitapçığı değildir
  • İlk yardım yönetmeliği özeti değildir
  • Hukuki sorumluluk aktarımı yapmaz

Bu kitap, insanı merkeze alan bir iş güvenliği bakışı sunar.

Bu kitap kimler içindir?

  • İş güvenliği uzmanları
  • İşyeri hekimleri ve sağlık personeli
  • İlk yardımcılar
  • İnsan kaynakları ve yöneticiler
  • Sahada çalışan tüm personel

Bu kitapçık neyi amaçlar?

Bu çalışma; iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca mevzuat, talimat ve tabelalardan ibaret olmadığını; insan bedeninin, davranışlarının ve küçük belirtilerin doğru okunmasıyla doğrudan hayat kurtaran bir alan olduğunu göstermeyi amaçlar.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin pratiğinde defalarca görülen ortak bir gerçek vardır:

Kazalar çoğu zaman küçük işaretlerle başlar.

İş kazaları, meslek hastalıkları ve iş yerinde gelişen acil durumlar da aynı mantıkla ilerler. Bu kitapçık, “normal sanılan ama normal olmayan” durumlara odaklanır.

BÖLÜM YAPISI

Bölüm 1 – İş Yerinde Ağrı: Ne Zaman Masum Değildir?
Sırt ağrısı, bel tutulması, göğüs ağrısı sanılan ama hayati olabilen tablolar

Bölüm 2 – Bayılma, Baş Dönmesi ve Düşmeler
İş yerinde “bir anlık” denilen olayların gerçek anlamı

Bölüm 3 – Kalp, Dolaşım ve Tansiyon Acilleri
Yüksek tansiyon, sessiz kalp krizi, atipik belirtiler

Bölüm 4 – İnme ve Nörolojik Aciller
Konuşma yavaşlığı, denge kaybı, dalgınlık

Bölüm 5 – Zehirlenmeler ve Kimyasal Maruziyetler
Yanlış ilk yardımın ağır sonuçları

Bölüm 6 – Yanıklar, Elektrik ve Termal Riskler
Evde ve işte yapılan yanlış müdahaleler

Bölüm 7 – Nefes Darlığı: Panik mi, Acil mi?
Toz, duman, gaz, pıhtı ve maskelenen tehlikeler

Bölüm 8 – Çocuk, Yaşlı ve Kronik Hastalığı Olan Çalışanlar
Riskli gruplar ve sessiz belirtiler

Bölüm 9 – “Bir Şeyim Yok” Diyen Çalışanlar
İş yerinde en zor fark edilen tehlike

Bölüm 10 – İş Yerinde İlk Yardım: Ne Yapılmalı, Ne Yapılmamalı
İyi niyetli lakin zararlı uygulamalar

Bölüm 11 – Yorgunluk, Uykusuzluk ve Dikkat Kaybı
Gece vardiyası, uzun mesailer ve kazaya giden sessiz yol

Bölüm 12 – Psikososyal Riskler ve Sessiz Tükenmişlik
Stres, mobbing, kaygı ve performans baskısının bedensel sonuçları

Bölüm 13 – Isı Stresi ve Soğuk Maruziyeti
Sıcak çarpması, hipotermi ve hafife alınan çevresel riskler

Bölüm 14 – Gürültü, Titreşim ve Duyusal Hasarlar
Duyma kaybı, denge bozukluğu ve kalıcı etkiler

Bölüm 15 – Ergonomi: Yanlış Duruşun Doğru Sonucu Olmaz
Kas-iskelet sistemi hastalıkları ve kronik ağrının iş kökeni

Bölüm 16 – Yüksekte Çalışma ve Görünmeyen Tehlikeler
Korku, denge, alışkanlık ve ölümcül ihmal zinciri

Bölüm 17 – Kapalı Alanlar ve Oksijen Yoksunluğu
Kuyu, tank, silo ve geri dönüşü olmayan hatalar

Bölüm 18 – Enfeksiyonlar ve Biyolojik Riskler
Görünmeyen tehditler, bulaş yolları ve iş yeri yayılımı

Bölüm 19 – Acil Durumlarda Panik ve Kalabalık Davranışı
Doğru plan yoksa yanlış refleksler

Bölüm 20 – İş Kazasından Sonra Ne Olur?
Tıbbi, hukuki ve psikolojik süreçlerin çalışan ve işverene etkisi

BÖLÜM 1 – İŞ YERİNDE AĞRI: NE ZAMAN MASUM DEĞİLDİR?

“Bu ağrı normal değil” denmesi gereken anlar

İş yerinde en sık duyulan cümlelerden biri şudur:

“Biraz sırtım ağrıyor.”

Bu cümle çoğu zaman önemsenmez. Çünkü fiziksel iş yapanlarda, masa başında uzun süre oturanlarda, vardiyalı çalışanlarda sırt ve bel ağrısı yaygındır.

Ama iş sağlığında şunu çok iyi biliriz:
Ağrının yeri kadar, nasıl tarif edildiği de hayati önem taşır.

İş kazalarının ve iş yeri kaynaklı hayati tabloların önemli bir kısmı, ilk etapta basit bir ağrı gibi başlar.

İş yerinde ağrıyı tehlikeli yapan özellikler

Aşağıdaki ifadeler bir iş yeri hekimi, ilk yardımcı veya iş güvenliği uzmanı için alarm niteliğindedir:

  • Ağrı ani başladıysa
  • Daha önce hiç yaşanmamış bir şekilde tarif ediliyorsa
  • “Batıyor”, “yırtılır gibi”, “bıçak saplanır gibi” deniyorsa
  • Sırt ağrısı göğse, omuza veya kola yayılıyorsa
  • Nefes almakla şiddetleniyorsa
  • Terleme, bulantı, baş dönmesi eşlik ediyorsa

Bu tür ağrılar kas ağrısı gibi davranmaz.

İş yerinde yapılan en büyük hata

“Ağrı kesici al, geçer.”

Ağrı kesici çoğu zaman ağrıyı azaltır ama nedeni ortadan kaldırmaz. Hatta bazı durumlarda tehlikeyi görünmez hâle getirir.

İş kazalarında ve meslek hastalıklarında gecikmenin en sık nedeni budur:
Belirtiyi bastırmak, sebebi araştırmamak.

İş güvenliği açısından kritik mesaj

İş yerinde bir çalışan:

  • Ağrısını tarif ederken durup düşünüyorsa
  • “Bu farklı” diyorsa
  • İşe devam etmek istemiyorsa ama bunu dile getirmekte zorlanıyorsa

Bu durum motivasyon sorunu değil, sağlık alarmıdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Her ağrı masum değildir.
  • Ani ve farklı ağrılar iş kazası habercisi olabilir.
  • Ağrı kesici çözüm değil, bazen gecikmedir.
  • İş yerinde ağrıyı küçümsemek kazaya davetiye çıkarır.

BÖLÜM 2 – BAYILMA, BAŞ DÖNMESİ VE DÜŞMELER

“Bir anlık oldu” denilen olaylar

İş yerlerinde en sık hafife alınan cümlelerden biri şudur:

“Bir an başım döndü, geçti.”

Bu ifade, çoğu zaman olayın kapatılmasına neden olur. Oysa iş sağlığı pratiğinde çok iyi bilinen bir gerçek vardır:
Bayılma ve baş dönmesi asla teşhis değildir; bir belirtidir.

Bu belirtiler bazen basit nedenlere bağlı olabilir. Ancak bazen, yaklaşan ciddi bir tablonun ilk ve tek uyarısıdır.

İş yerinde baş dönmesi neden tehlikelidir?

İş ortamı; ev ortamından farklıdır. Çünkü baş dönmesi veya bayılma durumunda:

  • Çalışan yüksekte olabilir
  • Hareketli makinelerin yakınında olabilir
  • Elektrik, kimyasal veya sıcak yüzeylere temas riski vardır

Dolayısıyla sağlık problemi + çevresel risk = ağır iş kazası anlamına gelir.

Bayılma ile düşmenin ayrılması

Her düşme bayılma değildir. Her bayılma da uzun sürmez.

İş güvenliği açısından şu ayrım kritiktir:

  • Bayılma (senkop): Beyne giden kan akışının kısa süreli azalması
  • Baş dönmesi: Denge sisteminin bozulması hissi
  • Düşme: Sonuçtur, neden değildir

Olayın nasıl başladığı doğru sorgulanmazsa, gerçek neden gözden kaçar.

Alarm kabul edilmesi gereken durumlar

Aşağıdaki durumlar iş yerinde kırmızı bayrak olarak değerlendirilmelidir:

  • Daha önce bayılma öyküsü olmayan bir çalışanın aniden bayılması
  • Otururken veya uzanırken gelişen bayılma
  • Bayılma öncesi çarpıntı, göğüs sıkışması
  • Baş dönmesiyle birlikte konuşma bozukluğu
  • Düşme sonrası kısa süreli bilinç kaybı

Bu durumlar, “şekerim düştü” diyerek kapatılamaz.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

  • Çalışanı hızla ayağa kaldırmak
  • Soğuk su dökmek
  • Tekrar işe göndermek
  • Olayı kayda almamak

Bu müdahaleler, hem sağlık hem de hukuki açıdan ciddi risk taşır.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

  • Çalışan yatırılır, güvenli alana alınır
  • Hayati bulgular gözlemlenir
  • Tekrarlama riski değerlendirilir
  • İşe dönüş kararı aceleyle verilmez

Unutulmamalıdır:
Bayılan bir çalışanın asıl tehlikesi, yere düştüğü an değil; nedenin fark edilmediği andır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Bayılma bir sonuç değil, uyarıdır
  • Baş dönmesi iş kazasına dönüşebilir
  • “Geçti” demek tanı değildir
  • Her düşme mutlaka sorgulanmalıdır

BÖLÜM 3 – KALP, DOLAŞIM VE TANSİYON ACİLLERİ

Sessiz ilerleyen en ölümcül risk

İş yerlerinde kalp ve dolaşım sistemiyle ilgili aciller çoğu zaman dramatik başlamaz. Aksine, büyük bir kısmı sessiz, belirsiz ve başka nedenlere bağlanarak ilerler.

“Biraz çarpıntım var ama geçer.”

Bu cümle, iş sağlığı ve güvenliği açısından en tehlikeli cümlelerden biridir.

Kalp acilleri neden gözden kaçar?

Kalp krizi denildiğinde çoğu kişinin zihninde aynı tablo canlanır: ani göğüs ağrısı, yere yığılma, şiddetli acı. Oysa iş yerinde görülen vakaların önemli bir bölümü atipik belirtilerle seyreder.

Özellikle şu gruplarda belirtiler silik olabilir:

  • Diyabeti olanlar
  • Uzun süre sigara içmiş olanlar
  • Yoğun stres altında çalışanlar
  • Vardiyalı veya gece çalışanlar

İş yerinde alarm kabul edilmesi gereken belirtiler

Aşağıdaki yakınmalar tek başına hafif görünebilir. Ancak birlikte veya tekrarlayıcı şekilde ortaya çıktığında acil değerlendirme gerektirir:

  • Göğüste baskı, dolgunluk veya yanma hissi
  • Sol omuz, kol, sırt veya çeneye yayılan ağrı
  • Nedensiz terleme
  • Ani halsizlik ve bitkinlik
  • Nefes darlığı
  • Bulantı veya mide ağrısı hissi

Bu belirtiler, mide problemi veya kas ağrısı sanılarak geçiştirildiğinde sonuçlar geri dönüşsüz olabilir.

Tansiyon: Sayıdan ibaret değildir

Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermez. Ancak iş ortamında tansiyon dalgalanmaları ciddi risk oluşturur.

Özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar:

  • Daha önce tansiyon tanısı olmayan bir çalışanda çok yüksek ölçüm
  • Baş ağrısı ile birlikte görme bulanıklığı
  • Burun kanamasıyla birlikte yüksek tansiyon
  • Ani tansiyon düşmesi ve bayılma hissi

Bu tablolar, sadece dinlenerek geçmesi beklenen durumlar değildir.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Çalışanı “biraz dinlen, geçer” diyerek işe döndürmek
  • Belirtileri strese bağlamak
  • Tansiyon ölçümünü tek seferle sınırlamak
  • Göğüs ağrısını kas ağrısı kabul etmek

Bu yaklaşım, hem sağlık hem de işveren sorumluluğu açısından ciddi risk taşır.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Çalışan derhal fiziksel aktiviteden uzaklaştırılır
  • Rahat bir pozisyonda dinlendirilir
  • Hayati bulgular takip edilir
  • Gerekirse acil sağlık hizmetleriyle iletişime geçilir

Unutulmamalıdır:
Kalp acillerinde en pahalı şey zamandır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Kalp krizi her zaman klasik belirtilerle gelmez
  • Sessiz belirtiler en tehlikelileridir
  • Tansiyon bir sayı değil, klinik tablodur
  • Şüphe varsa gecikme yoktur

BÖLÜM 4 – İNME VE NÖROLOJİK ACİLLER

“Bir tuhaflık var ama tam anlatamıyor” denilen durumlar

İş yerlerinde nörolojik aciller çoğu zaman sessiz başlar ve yanlış etiketlenir. Çalışanın dalgınlığı, yavaşlığı veya dengesizliği; yorgunluk, isteksizlik ya da dikkatsizlik olarak yorumlanabilir.

Oysa nörolojik sistem, bozulduğunda bunu önce davranış ve fonksiyon değişikliği ile gösterir.

İnme (felç) iş yerinde nasıl gizlenir?

İnme her zaman yere yığılma ile başlamaz. İş ortamında en sık kaçırılan belirtiler şunlardır:

  • Konuşurken kelime bulmakta zorlanma
  • Cümlelerin anlamsızlaşması veya peltekleşmesi
  • Yüzde asimetri, ağız köşesinde düşüklük
  • Tek taraflı kol veya bacakta güçsüzlük
  • Ani denge kaybı, sendeleme
  • Görme alanında ani daralma veya çift görme

Bu belirtiler geçici olsa bile acil durum kabul edilir.

Zaman neden hayati?

İnme tedavisinde temel kural şudur:
Beyin dokusu zamana duyarlıdır.

Dakikalar içinde geri dönüşsüz hasar gelişebilir. Bu nedenle:

  • “Biraz izleyelim” yaklaşımı
  • “Geçerse bakarız” düşüncesi
  • “Moladan sonra düzelir” beklentisi

hayati kayıplara yol açabilir.

İş yerinde yapılan yaygın yanlışlar

  • Çalışanı yalnız bırakmak
  • Konuşma bozukluğunu strese bağlamak
  • Düşmeyi sakarlık olarak değerlendirmek
  • Belirtiler gerileyince konuyu kapatmak

Bu hatalar, nörolojik hasarın derinleşmesine neden olabilir.

Nörolojik acillerde doğru yaklaşım

  • Çalışan güvenli alana alınır
  • Bilinç ve konuşma durumu gözlemlenir
  • Yüz, kol ve konuşma hızlıca değerlendirilir
  • Derhal acil sağlık hizmetleriyle iletişime geçilir

Unutulmamalıdır:
Nörolojik belirtiler performans sorunu değil, tıbbi alarmdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • İnme her zaman dramatik başlamaz
  • Geçici belirtiler de ciddidir
  • Zaman kaybı beyin kaybıdır
  • Şüphe varsa beklenmez

BÖLÜM 5 – ZEHİRLENMELER VE KİMYASAL MARUZİYETLER

Görünmeyen tehlike: Koku yoksa risk yok mu?

İş yerlerinde kimyasal maruziyetler çoğu zaman fark edilmez. Çünkü birçok tehlikeli madde renksiz, kokusuz veya alışılan bir kokuya sahiptir.

“Bir şey dökülmedi, sorun yok.”

Bu cümle, kimyasal risklerin en tehlikeli yanlış yorumlarından biridir.

Kimyasal maruziyet nasıl gelişir?

Zehirlenmeler yalnızca kazayla dökülme sonucu oluşmaz. İş ortamında maruziyet şu yollarla gerçekleşebilir:

  • Solunum yoluyla (gaz, buhar, toz)
  • Cilt temasıyla
  • Göz yoluyla
  • Ağız yoluyla (kontamine el, ekipman veya ortam)

Düşük dozda ama tekrarlayan maruziyet, akut zehirlenme kadar tehlikelidir.

İş yerinde alarm kabul edilmesi gereken belirtiler

Kimyasal maruziyet sonrası ortaya çıkan belirtiler çoğu zaman özgül değildir. Ancak aşağıdaki yakınmalar asla hafife alınmamalıdır:

  • Ani baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Gözlerde yanma, sulanma
  • Boğazda tahriş, öksürük
  • Nefes darlığı
  • Bulantı, kusma
  • Bilinç bulanıklığı

Bu belirtiler “grip oldum” veya “hava ağır” şeklinde geçiştirildiğinde maruziyet devam eder.

Kapalı alanlar: En yüksek risk

Kapalı alanlar (tanklar, depolar, kazanlar, çukurlar) kimyasal zehirlenmelerin en ölümcül olduğu ortamlardır.

Bu alanlarda yapılan en kritik hata:

“Bir bakıp çıkayım.”

İkincil kurtarıcılar da çoğu zaman aynı ortamda etkilenir.

İş yerinde yapılan tehlikeli müdahaleler

  • Maske takmadan ortama girmek
  • Etkilenen kişiyi hızla ayağa kaldırmak
  • Bilinci kapalı kişiye sıvı vermek
  • Kimyasalın ne olduğunu bilmeden müdahale etmek

Bu müdahaleler zincirleme kazalara yol açar.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Maruziyet ortamından güvenli şekilde uzaklaşılır
  • Alan havalandırılır, gerekiyorsa izole edilir
  • Etkilenen kişi temiz havaya çıkarılır
  • Kimyasal madde bilgisi (MSDS) dikkate alınır
  • Acil sağlık hizmetleriyle iletişime geçilir

Unutulmamalıdır:
Zehirlenmelerde en büyük risk, fark edilmemesidir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Koku olmaması güvenlik anlamına gelmez
  • Kapalı alanlar yüksek risklidir
  • Yanlış müdahale ikinci kazaya yol açar
  • Kimyasal bilinmeden müdahale edilmez

BÖLÜM 6 – YANIKLAR, ELEKTRİK VE TERMAL RİSKLER

Görünen hasar ile gerçek hasar arasındaki fark

Yanıklar ve elektrik kazaları iş yerlerinde sık görülür. Ancak bu olaylar çoğu zaman yalnızca görünen hasar üzerinden değerlendirilir.

“Bir şey yok, sadece kızardı.”

Bu yaklaşım, özellikle elektrik ve termal kazalarda son derece tehlikelidir. Çünkü asıl hasar çoğu zaman derin dokularda ve iç organlarda gelişir.

Elektrik çarpması neden hafife alınır?

Elektrik çarpmasına maruz kalan çalışan, çoğu zaman ayakta kalabilir ve konuşabilir. Bu durum yanıltıcıdır.

Elektrik akımı:

  • Kalp ritmini bozabilir
  • Kaslarda ani kasılmalara yol açabilir
  • İç organlarda yanık oluşturabilir

Dışarıdan belirgin iz olmaması, iç hasar olmadığı anlamına gelmez.

Elektrik kazalarında alarm kabul edilmesi gereken durumlar

  • Bilinç kaybı olsun ya da olmasın elektrik temas öyküsü
  • Göğüs ağrısı veya çarpıntı
  • Kas ağrısı ve güçsüzlük
  • Giriş ve çıkış yanık izleri

Bu durumlarda “iyi görünüyor” ifadesi geçerli değildir.

Termal yanıklar: Sıcak sadece ciltte mi etkilidir?

Sıcak yüzeyler, buhar, alev veya erimiş metal temaslarında yanık derinliği ilk anda anlaşılamaz.

Özellikle dikkat edilmesi gerekenler:

  • Küçük görünen ama derin yanıklar
  • Eklem bölgelerindeki yanıklar
  • Kimyasal ile kombine termal yanıklar

Yanığın alanı kadar derinliği de hayati önem taşır.

İş yerinde yapılan yaygın ve tehlikeli hatalar

  • Yanık bölgesine bilinmeyen maddeler sürmek
  • Elektrik çarpması sonrası çalışana su içirmek
  • Yanık alanı patlatmak veya soymak
  • Çalışanı hemen işe döndürmek

Bu uygulamalar hasarı derinleştirir ve enfeksiyon riskini artırır.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Elektrik temasında önce enerji kaynağı kesilir
  • Çalışan güvenli alana alınır
  • Yanık alanı temiz ve serin tutulur
  • Geniş veya derin yanıklarda acil sağlık hizmetleri çağrılır

Unutulmamalıdır:
Elektrik ve yanık kazalarında gecikmiş komplikasyonlar ölümcüldür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Görünen hasar gerçek hasar olmayabilir
  • Elektrik kazaları mutlaka izlenmelidir
  • Yanıkta yanlış müdahale zararlıdır
  • Erken ve doğru yaklaşım hayat kurtarır

BÖLÜM 7 – NEFES DARLIĞI: PANİK Mİ, ACİL Mİ?

En sık yanlış yorumlanan yakınma

Nefes darlığı, iş yerlerinde en çok yanlış sınıflandırılan belirtilerden biridir. Çoğu zaman stres, panik veya kondisyon eksikliğine bağlanır.

“Heyecanlandı galiba.”

Bu yorum, bazı durumlarda hayati bir tablonun gözden kaçmasına neden olur.

Nefes darlığı neden tehlikelidir?

Solunum, vücudun oksijenlenmesini sağlar. Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan aksama, dakikalar içinde çoklu organ hasarına yol açabilir.

İş ortamında nefes darlığı şu nedenlerle ortaya çıkabilir:

  • Toz, duman ve gaz maruziyeti
  • Kimyasal buharlar
  • Alerjik reaksiyonlar
  • Kalp kaynaklı problemler
  • Akciğer pıhtısı (pulmoner emboli)

Bu nedenlerin bir kısmı, ilk anda ayırt edilemez.

Panik atak ile gerçek solunum acilleri nasıl ayrılır?

Panik atak da nefes darlığı yapar. Ancak aşağıdaki durumlar organik neden lehinedir:

  • Nefes darlığının eforla artması
  • Göğüs ağrısı eşlik etmesi
  • Dudaklarda veya parmak uçlarında morarma
  • Öksürük veya kanlı balgam
  • Ani başlayan ve giderek artan nefes sıkıntısı

Bu belirtiler panik olarak etiketlenmemelidir.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Çalışanı yalnız bırakmak
  • “Derin nefes al” diyerek beklemek
  • Maske veya ortam riskini sorgulamamak
  • Nefes darlığını psikolojik kabul etmek

Bu yaklaşım, gecikmeye neden olur.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Çalışan oturur veya yarı oturur pozisyona alınır
  • Sıkı giysiler gevşetilir
  • Temiz hava sağlanır
  • Ortam maruziyeti değerlendirilir
  • Gerekirse acil sağlık hizmetleri çağrılır

Unutulmamalıdır:
Nefes alamama hissi, vücudun en güçlü yardım çağrısıdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Her nefes darlığı panik değildir
  • Maruziyet mutlaka sorgulanmalıdır
  • Morarma ve göğüs ağrısı alarmdır
  • Şüphe varsa gecikme yoktur

BÖLÜM 8 – ÇOCUK, YAŞLI VE KRONİK HASTALIĞI OLAN ÇALIŞANLAR

Aynı iş, aynı risk mi?

İş yerlerinde risk değerlendirmeleri çoğu zaman “ortalama çalışan” varsayımı üzerinden yapılır. Oysa biyolojik gerçeklik şudur:
Aynı ortam, farklı bireyler için farklı riskler doğurur.

Yaş, gelişim düzeyi ve kronik hastalıklar; maruziyetin etkisini ve tolerans sınırlarını belirgin biçimde değiştirir.

Genç çalışanlar ve çocuk işçiler

Genç çalışanlar; deneyimsizlik, risk algısının tam gelişmemiş olması ve fiziksel gelişimin devam etmesi nedeniyle daha kırılgandır.

Dikkat edilmesi gereken noktalar:

  • Kimyasal ve biyolojik etkenlere daha duyarlı olmaları
  • Uzun çalışma saatlerinden daha hızlı etkilenmeleri
  • Talimatları sorgulamadan uygulama eğilimleri

“Çabuk öğrenir” yaklaşımı, bu grup için ciddi kazalara zemin hazırlayabilir.

Yaşlı çalışanlar

Yaş ilerledikçe refleksler, denge ve iyileşme kapasitesi azalır. Bu durum, özellikle düşmeler ve ağır işlerde risk oluşturur.

Alarm kabul edilmesi gereken durumlar:

  • Denge kaybı ve sendeleme
  • Görme ve işitme problemleri
  • Yavaş reaksiyon süresi
  • Sık tekrar eden küçük kazalar

Bu belirtiler yaşlılık değil, uyumsuz iş yükü göstergesi olabilir.

Kronik hastalığı olan çalışanlar

Diyabet, kalp hastalığı, astım, epilepsi gibi kronik hastalıklar; iş yerinde beklenmedik acillere yol açabilir.

Özellikle dikkat edilmesi gerekenler:

  • İlaçların çalışma performansını etkilemesi
  • Hastalık belirtilerinin stresle artması
  • Acil durumlarda farklı müdahale gereksinimi

Bu çalışanlar için “herkesle aynı” yaklaşımı güvenli değildir.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Sağlık bilgilerini yok saymak
  • Uyumlaştırılmış görev vermemek
  • Küçük belirtileri kişisel sorun saymak
  • Riskli grupları gizli risk olarak görmemek

Bu hatalar, öngörülebilir kazalara yol açar.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Risk değerlendirmeleri bireysel farklılıkları içermelidir
  • Uyumlaştırılmış görev ve çalışma süreleri planlanmalıdır
  • Acil durum planları riskli grupları kapsamalıdır
  • Yöneticiler farkındalık eğitimi almalıdır

Unutulmamalıdır:
Eşitlik her zaman adalet değildir. Güvenlik, uyumla sağlanır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Aynı iş herkes için aynı risk değildir
  • Genç ve yaşlı çalışanlar daha kırılgandır
  • Kronik hastalıklar iş kazasını tetikleyebilir
  • Önlem almak ayrımcılık değil, sorumluluktur

BÖLÜM 9 – “BİR ŞEYİM YOK” DİYEN ÇALIŞANLAR

En tehlikeli cümle

İş sağlığı ve güvenliği pratiğinde en sık duyulan ve en riskli ifadelerden biri şudur:

“Bir şeyim yok, çalışabilirim.”

Bu cümle çoğu zaman iyi niyetle söylenir. Ancak arkasında; işe devam etme baskısı, gelir kaygısı, ekipten geri kalmama isteği veya güçsüz görünmeme refleksi olabilir.

Belirti gizleme kültürü nasıl oluşur?

Birçok iş yerinde açıkça söylenmese de örtük bir mesaj vardır:

“Dayanabilen makbuldür.”

Bu kültür;

  • Ağrıyı saklamayı
  • Baş dönmesini küçümsemeyi
  • Nefes darlığını gizlemeyi
  • Bayılmayı inkâr etmeyi

normalleştirir.

Sonuçta küçük belirtiler, büyük kazalara dönüşür.

Neden özellikle erkek egemen sektörlerde yaygındır?

Ağır sanayi, inşaat ve üretim gibi sektörlerde dayanıklılık bir erdem gibi algılanır. Bu algı, sağlık sinyallerinin bastırılmasına yol açar.

Aşağıdaki davranışlar alarm niteliğindedir:

  • Ağrısını şakayla geçiştirme
  • Dinlenmeyi reddetme
  • Yardım istemekten kaçınma
  • Belirtiyi başkasına söylememe

Bu davranışlar motivasyon değil, risk göstergesidir.

Ramak kala olaylar neden kaybolur?

“Bir şey olmadı” denilen pek çok olay, aslında ramak kaladır.

  • Kısa süreli bayılma
  • Denge kaybı
  • Geçici görme kararması
  • Anlık nefes darlığı

kayıt altına alınmadığında, sistem aynı hatayı tekrar eder.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Çalışanın beyanını tek ölçüt kabul etmek
  • Olayı raporlamamak
  • Üretim baskısını önceliklendirmek
  • Dinlenme talebini zayıflık olarak görmek

Bu hatalar, kazayı bireysel hataya indirger ve kurumsal sorumluluğu gizler.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Çalışanın beyanı tek başına yeterli kabul edilmemelidir
  • Belirti ve davranış gözlemi yapılmalıdır
  • Ramak kala olaylar sistematik şekilde kayıt altına alınmalıdır
  • Yöneticiler güvenli bildirim kültürü oluşturmalıdır

Unutulmamalıdır:
İnsanlar çoğu zaman tehlikeyi saklar; sistem bunu açığa çıkarmakla yükümlüdür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • “Bir şeyim yok” güvenli olduğu anlamına gelmez
  • Belirti gizleme kazayı büyütür
  • Ramak kala olaylar altın değerdedir
  • Güvenli kültür, susmamayı teşvik eder

BÖLÜM 10 – İŞ YERİNDE İLK YARDIM: NE YAPILMALI – NE YAPILMAMALI

İyi niyet her zaman doğru sonuç doğurmaz

İş yerlerinde ilk yardım, çoğu zaman reflekslerle yapılır. Yardım etme isteği değerlidir; ancak yanlış bilgiyle yapılan müdahale, durumu ağırlaştırabilir.

“Bir şeyler yapalım da boş durmayalım.”

Bu yaklaşım, ilk yardımın ruhuna aykırıdır. İlk yardımın amacı müdahale etmek değil, zarar vermemektir.

İlk yardım ile tıbbi müdahalenin sınırı

İlk yardım; olay yerinde, mevcut imkânlarla ve ilaç kullanmadan yapılan uygulamalardır.

Aşağıdakiler ilk yardım değildir:

  • İlaç vermek
  • Serum takmak
  • Tıbbi tanı koymak
  • Müdahaleyi ertelemek

Bu sınır aşıldığında hem sağlık hem de hukuki risk doğar.

İş yerinde en sık yapılan yanlışlar

  • Bilinci kapalı kişiye su veya yiyecek vermek
  • Bayılan kişiyi hızla ayağa kaldırmak
  • Yanığa bilinmeyen maddeler sürmek
  • Elektrik çarpması sonrası durumu hafife almak
  • Zehirlenmede kusturmaya çalışmak

Bu uygulamalar, iyi niyetle yapılsa bile kalıcı hasara yol açabilir.

Doğru ilk yardım yaklaşımı

İş yerinde temel yaklaşım şu sırayla olmalıdır:

  1. Olay yeri güvenliği sağlanır
  2. Hayati belirtiler değerlendirilir
  3. Yanlış müdahaleden kaçınılır
  4. Gerekirse profesyonel yardım çağrılır

Bu sıra değiştirildiğinde risk artar.

İlk yardımcı neden kritiktir?

Eğitimli ilk yardımcı;

  • Ne yapacağını bildiği kadar
  • Ne yapmaması gerektiğini de bilir

Bu fark, sonuçları belirler.

İş yerinde ilk yardım, bireysel kahramanlık değil; sistemli bir hazırlık işidir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • İlk yardımda amaç zarar vermemektir
  • Her müdahale gerekli değildir
  • Yanlış ilk yardım kalıcı hasar bırakabilir
  • Eğitimli ilk yardımcı hayati fark yaratır

BÖLÜM 11 – YORGUNLUK, UYKUSUZLUK VE DİKKAT KAYBI

“Biraz yorgunum ama çalışırım” denilen risk

İş yerlerinde en sık duyulan ve en az ciddiye alınan ifadelerden biri şudur:
“Biraz yorgunum ama geçer.”

Bu cümle, çoğu zaman riskin üzerinin örtülmesine neden olur. Oysa iş sağlığı ve güvenliği pratiğinde çok iyi bilinen bir gerçek vardır:
Yorgunluk bir durum değil, bir belirtidir.

Yorgunluk; dikkatin azaldığını, reflekslerin yavaşladığını ve karar verme mekanizmalarının bozulduğunu gösteren erken bir uyarıdır. Çoğu iş kazasında sorun, tehlikenin fark edilmemesi değil; fark edilen tehlikeye zamanında ve doğru şekilde tepki verilememesidir.

İş yerinde yorgunluk neden tehlikelidir?

Yorgunluk ev ortamında genellikle yalnızca rahatsızlık hissi yaratır. Ancak iş yerinde yorgunluk, çevresel risklerle birleştiğinde ciddi sonuçlar doğurur. Çünkü yorgun bir çalışan:

• Hareketli makinelerle çalışıyor olabilir
• Yüksekte görev yapıyor olabilir
• Elektrik, kimyasal veya sıcak yüzeylere yakın olabilir
• Araç veya iş makinesi kullanıyor olabilir

Bu durumda yorgunluk + iş ortamı = yüksek kaza riski anlamına gelir.

Uykusuzluk hafife alınabilir mi?

Uykusuzluk, yorgunluğun en önemli nedenlerinden biridir. Yeterli uyku alınmadığında beynin dikkat, odaklanma ve karar verme kapasitesi belirgin şekilde azalır. Yapılan çalışmalar, yaklaşık 17–18 saat uykusuz kalan bir kişinin performansının alkol almış bir kişiyle benzer düzeye indiğini göstermektedir.

Buna rağmen uykusuzluk çoğu zaman:
“Bir kahveyle geçer”
“Gençtir, idare eder”
şeklinde normalleştirilir.

Bu yaklaşım, kazaya giden yolu kısaltır.

Gece vardiyası neden ayrı değerlendirilmelidir?

İnsan bedeni biyolojik olarak gündüz aktif, gece ise dinlenmeye programlıdır. Gece vardiyasında bu doğal düzen bozulur. Bunun sonucunda:

• Dikkat azalır
• Tepki süresi uzar
• Hata yapma olasılığı artar

Özellikle sabaha karşı saatlerde meydana gelen iş kazalarının fazlalığı tesadüf değildir. Bu saatler, yorgunluğun ve biyolojik ritim bozukluğunun en belirgin olduğu zaman dilimleridir.

“Alıştım” yanılgısı

Uzun süre yorgun çalışan kişilerde sıkça şu düşünce gelişir:
“Artık alıştım, beni etkilemiyor.”

Bu son derece tehlikeli bir yanılgıdır. İnsan bedeni yorgunluğa alışmaz; yalnızca yorgunluğun verdiği uyarı sinyallerini bastırmayı öğrenir. Bu bastırma hâli, kazanın habercisi olan erken belirtilerin fark edilmesini zorlaştırır.

Yorgunluğun yol açtığı kazalar

Yorgunluk ve dikkat kaybı;

• Makine kullanım hatalarına
• Düşme ve çarpmalara
• Yanlış ekipman seçimine
• Güvenlik adımlarının atlanmasına
• Hatalı ve gecikmiş kararlara

zemin hazırlar.

Bu kazaların çoğu “ani” gibi görünse de, arka planında uzun süredir devam eden bir yorgunluk süreci vardır.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Yorgunluğu bireysel bir sorun olarak görmek
• Fazla mesaiyi başarı göstergesi saymak
• Dinlenme molalarını fiilen kullandırmamak
• “Bir şey olmaz” yaklaşımıyla çalışmaya devam etmek

Bu hatalar, kazayı kaçınılmaz hâle getirir.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Yorgunluk açıkça konuşulabilmelidir
• Vardiya ve mesai süreleri sınırlandırılmalıdır
• Dinlenme molaları gerçek anlamda uygulanmalıdır
• “Yoruldum” demek zayıflık değil, risk bildirimi olarak görülmelidir

Unutulmamalıdır:
Dinlenmeyen bir beden, güvenli çalışamaz.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Yorgunluk masum bir şikâyet değildir
• Uykusuzluk karar verme yetisini bozar
• Gece vardiyası başlı başına bir risk faktörüdür
• “Alıştım” demek güvende olmak anlamına gelmez
• Yorgunluk fark edilmezse kaza kaçınılmaz olur

BÖLÜM 12 – PSİKOSOSYAL RİSKLER VE SESSİZ TÜKENMİŞLİK

“Bir şeyim yok” denilen ama büyüyen tehlike

İş yerlerinde en zor fark edilen riskler, görünmeyenlerdir. Psikososyal riskler de tam olarak bu gruptadır. Çünkü çoğu zaman ne kanama vardır ne de ağrı. Çalışan işe gelir, görevini yapar ve şikâyet etmez. Ancak içten içe tükenen bir süreç ilerler.

Bu noktada en sık duyulan cümle şudur:
“Bir şeyim yok, sadece biraz stresliyim.”

Oysa iş sağlığı pratiğinde çok net bir gerçek vardır:
Stres, tükenmişliğin habercisidir; tükenmişlik ise kazanın sessiz zeminidir.

Psikososyal risk nedir?

Psikososyal riskler; çalışanın ruhsal, zihinsel ve sosyal iyilik hâlini olumsuz etkileyen iş yeri kaynaklı faktörlerdir. Bunlar çoğu zaman fiziksel riskler kadar açık değildir ancak etkileri en az onlar kadar yıkıcı olabilir.

Başlıca psikososyal riskler şunlardır:

• Aşırı iş yükü
• Sürekli zaman baskısı
• Belirsiz görev tanımları
• Uzun ve düzensiz çalışma saatleri
• Yönetici baskısı veya mobbing
• Takdir ve destek eksikliği

Bu faktörler tek başına değil, çoğunlukla birlikte etki eder.

Tükenmişlik nasıl başlar?

Tükenmişlik ani gelişmez. Sessiz ve yavaş ilerler. Çoğu çalışan bunu fark ettiğinde süreç zaten derinleşmiştir. Başlangıçta:

• İşe karşı isteksizlik
• Dikkat dağınıklığı
• Tahammülsüzlük
• Uyku sorunları

görülür. Zamanla bu tabloya:

• Unutkanlık
• Karar vermede zorlanma
• İçe kapanma
• Fiziksel şikâyetler

eklenir.

Bu aşamada çalışan hâlâ “dayanabildiğini” düşünür. Oysa risk artmaktadır.

Psikososyal riskler neden iş kazasına yol açar?

Tükenmiş bir çalışan:

• Tehlikeyi geç fark eder
• Kuralları atlamaya daha yatkındır
• Riskli davranışları daha az sorgular
• Uyarıları görmezden gelebilir

Bu durum, özellikle yüksek riskli işlerde kazayı neredeyse kaçınılmaz hâle getirir. Pek çok iş kazasının arkasında teknik bir hata değil, zihinsel yorgunluk ve duygusal tükenme vardır.

“Herkes stresli” yaklaşımı

İş yerlerinde sıkça kullanılan şu cümle büyük bir yanılgıdır:
“Herkes stresli, bu işin doğasında var.”

Bu yaklaşım, riski normalleştirir ve görünmez kılar. Oysa stresin süreklilik kazanması, artık bireysel bir durum değil; kurumsal bir risk göstergesidir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Psikolojik belirtileri kişisel zayıflık olarak görmek
• Tükenmişliği performans düşüklüğüyle karıştırmak
• Çalışanı dinlemek yerine baskıyı artırmak
• Ruhsal riskleri İSG kapsamı dışında saymak

Bu hatalar, hem insan kaybına hem de ciddi hukuki sorumluluklara yol açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Psikososyal riskler açıkça tanımlanmalıdır
• İş yükü ve çalışma süreleri dengelenmelidir
• Çalışan geri bildirimleri ciddiyetle ele alınmalıdır
• Destek mekanizmaları erişilebilir olmalıdır

Unutulmamalıdır:
Zihinsel olarak tükenen bir çalışan, fiziksel olarak güvende değildir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Psikososyal riskler görünmez ama etkilidir
• Tükenmişlik sessiz ilerler
• Sürekli stres normal değildir
• Zihinsel yorgunluk iş kazasına zemin hazırlar
• Güvenli çalışma, yalnızca bedenle değil zihinle mümkündür

BÖLÜM 13 – İLAÇ KULLANIMI, REAKSİYON SÜRESİ VE GİZLİ RİSKLER

“Bir hap ne değiştirebilir ki?” yanılgısı

İş yerlerinde en sık gözden kaçan risklerden biri, çalışanların kullandığı ilaçlardır. Çünkü ilaç kullanımı çoğu zaman özel hayatın bir parçası olarak görülür ve iş güvenliği değerlendirmelerinin dışında bırakılır.

Oysa iş sağlığı pratiğinde çok iyi bilinen bir gerçek vardır:
Bazı ilaçlar, fark edilmeden refleksi yavaşlatır, dikkati bozar ve kazaya davetiye çıkarır.

İlaçlar neden iş güvenliği konusudur?

Bir çalışanın kullandığı ilaç, onun:

• Reaksiyon süresini
• Dikkat düzeyini
• Karar verme hızını
• Denge ve koordinasyonunu

doğrudan etkileyebilir. Bu etkiler özellikle makine kullanımı, yüksekte çalışma, araç kullanımı ve dikkat gerektiren işlerde hayati önem taşır.

Sorun genellikle şurada başlar:
Çalışan ilacı kullanır ama etkisini “normal” kabul eder.

Risk oluşturan ilaç grupları

Risk oluşturan ilaç grupları

Bazı ilaçlar, yan etki potansiyeli nedeniyle iş yerinde özel değerlendirme gerektirir. En sık karşılaşılanlar şunlardır:

• Ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler
• Antihistaminikler (alerji ilaçları)
• Antidepresanlar ve anksiyolitikler
• Uyku ilaçları
• Tansiyon ve kalp ilaçlarının bazı türleri

Bu ilaçların etkisi kişiden kişiye değişebilir. “Bende bir şey yapmıyor” ifadesi güvenli olduğu anlamına gelmez.

Reaksiyon süresi neden kritiktir?

İş kazalarının büyük bir kısmı, saniyeler içinde gelişir. Bir butona basma, bir adım geri çekilme veya bir tehlikeyi fark etme süresi çoğu zaman belirleyicidir.

İlaçların yol açabileceği:

• Uyuşukluk
• Sersemlik
• Görme bulanıklığı
• Konsantrasyon kaybı

gibi etkiler, bu kritik saniyeleri uzatır. Sonuç çoğu zaman telafi edilemez olur.

“Doktor verdi, sorun olmaz” düşüncesi

Bu cümle iş yerlerinde sıkça duyulur. Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Bir ilacın tıbben uygun olması, iş güvenliği açısından risksiz olduğu anlamına gelmez.

Doktor ilacı tedavi amacıyla verir. İş ortamındaki riskleri değerlendirmek ise iş sağlığı sisteminin sorumluluğundadır.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• İlaç kullanımını hiç sorgulamamak
• Yan etkileri önemsememek
• Çalışanı doğrudan riskli işe yönlendirmek
• İlaç kullanımını gizli bir konu gibi ele almak

Bu yaklaşım, hem çalışanı hem işvereni korumasız bırakır.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• İlaç kullanımına yönelik farkındalık oluşturulmalıdır
• Yan etki riski olan ilaçlar mutlaka değerlendirilmelidir
• Gerekirse geçici görev değişikliği yapılmalıdır
• Çalışan, cezalandırılma korkusu olmadan bilgi verebilmelidir

Unutulmamalıdır:
İlaç gizli bir risk değil, doğru yönetildiğinde kontrol edilebilir bir etkendir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• İlaç kullanımı iş güvenliğini etkiler
• Yan etki kişiye özeldir
• “Bende bir şey yapmıyor” güvenli değildir
• Reaksiyon süresi kazayı belirler
• İlaç bilgisi gizlenmemeli, yönetilmelidir

BÖLÜM 14 – KRONİK HASTALIKLAR VE İŞ YERİNDE GÖRMEZDEN GELİNEN UYARILAR

“Alışığım” denilen ama risk üreten durumlar

İş yerlerinde kronik hastalıklar çoğu zaman görünmez kabul edilir. Çünkü çalışan işe gelmektedir, görevini yapmaktadır ve “alıştığını” söylemektedir. Bu durum, hem çalışan hem de işveren için sahte bir güven hissi oluşturur.

Oysa iş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Kronik hastalığa alışmak, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Kronik hastalık nedir?

Kronik hastalıklar; uzun süreli, çoğu zaman tamamen iyileşmeyen ve düzenli takip gerektiren sağlık durumlarıdır. İş yerlerinde en sık karşılaşılanlar şunlardır:

• Diyabet (şeker hastalığı)
• Hipertansiyon (yüksek tansiyon)
• Kalp ve damar hastalıkları
• Astım ve KOAH
• Epilepsi
• Romatizmal hastalıklar

Bu hastalıklar, uygun yönetilmediğinde iş kazası riskini artırır.

“Ben yıllardır böyleyim” yanılgısı

Çalışanlar kronik hastalıklarını çoğu zaman normalleştirir.
“Yıllardır tansiyon hastasıyım.”
“Şekerim arada düşer ama toparlarım.”

Bu ifadeler, riskin hafife alındığını gösterir. Oysa kronik hastalıklar dalgalı seyir gösterebilir ve beklenmedik anlarda ciddi tablolara yol açabilir.

Kronik hastalıklar neden iş kazasına yol açar?

Bu hastalıklar;

• Ani bilinç kaybına
• Görme bulanıklığına
• Halsizlik ve baş dönmesine
• Dikkat ve refleks kaybına

neden olabilir. Özellikle yüksekte çalışma, araç kullanımı, kapalı alanlar ve yalnız çalışma durumlarında sonuçlar ağırlaşır.

Sorun genellikle şu noktada ortaya çıkar:
Belirti geldiğinde artık çok geçtir.

İş yerinde sık yapılan hatalar

• Kronik hastalığı kişisel mesele olarak görmek
• İşe girişte alınıp sonra hiç güncellenmeyen sağlık bilgileri
• “Şu ana kadar bir şey olmadı” yaklaşımı
• Riskli görevleri değiştirmemek

Bu hatalar, önlenebilir kazaların önünü açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Kronik hastalıklar düzenli olarak değerlendirilmelidir
• İşin niteliği ile hastalığın etkileri birlikte ele alınmalıdır
• Gerekirse görev uyarlaması yapılmalıdır
• Çalışan kendini gizlemek zorunda hissetmemelidir

Unutulmamalıdır:
Kronik hastalık yönetilmezse, iş yerinde akut bir riske dönüşür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Kronik hastalıklar görünmez risklerdir
• Alışmak, güvenli olmak değildir
• Belirti beklemek geç kalmaktır
• İş uyarlaması bir lütuf değil, önlemdir
• Sağlık bilgisi yaşayan bir süreçtir

BÖLÜM 15 – YALNIZ ÇALIŞMA VE GECE MESAİSİ

“Kimse görmedi” denilen aciller

İş yerlerinde risk çoğu zaman kalabalık alanlarla ilişkilendirilir. Oysa en ağır sonuçlar, çoğu zaman kimsenin olmadığı anlarda ortaya çıkar. Yalnız çalışma ve gece mesaisi, bu açıdan iş sağlığı ve güvenliğinin en kırılgan alanlarından biridir.

İlk duyulan cümle genellikle şudur:
“Geceydi, kimse fark etmedi.”

Bu cümle, olayın kendisinden çok daha büyük bir sorunu işaret eder.

Yalnız çalışma neden risklidir?

Yalnız çalışan bir kişi için en büyük tehlike, olayın kendisi değil; yardımın gecikmesidir. Çünkü acil durumlarda:

• Yardım isteyecek kimse yoktur
• Bilinç kaybı fark edilmez
• Müdahale süresi uzar
• Basit bir durum ağırlaşır

Bu durum özellikle sağlık problemlerinde hayati önem taşır.

Gece mesaisinin görünmeyen etkileri

Gece çalışması yalnızca uykusuzluk değildir. Vücudun biyolojik ritmi bozulur. Bunun sonucu olarak:

• Dikkat azalır
• Reaksiyon süresi uzar
• Karar verme yetisi zayıflar
• Fiziksel belirtiler daha geç fark edilir

Bu ortamda gelişen bir acil durum, gündüze göre çok daha tehlikelidir.

En sık karşılaşılan senaryolar

Yalnız ve gece çalışanlarda en sık görülen durumlar şunlardır:

• Ani göğüs ağrısı
• Bayılma ve düşme
• Nefes darlığı
• Hipoglisemi (şeker düşmesi)
• Psikolojik panik tabloları

Bu durumlarda saniyeler değil, dakikalar hatta saatler belirleyici olur.

“Bir şey olursa ararım” yanılgısı

Bu yaklaşım en tehlikeli kabullerden biridir. Çünkü pek çok acil durumda çalışan:

• Telefonuna ulaşamaz
• Konuşamaz
• Bilincini kaybeder

Dolayısıyla yardım isteme ihtimali ortadan kalkar.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Yalnız çalışmayı sıradan görmek
• Gece mesaisini gündüzle aynı kabul etmek
• Acil durum iletişim planı oluşturmamak
• Kontrol mekanizmaları kurmamak

Bu eksikler, öngörülebilir risklerin kazaya dönüşmesine neden olur.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Yalnız çalışma açıkça tanımlanmalıdır
• Gece çalışanlar için ek önlemler alınmalıdır
• Düzenli kontrol ve iletişim sistemi kurulmalıdır
• Acil durumlara özel senaryolar planlanmalıdır

Unutulmamalıdır:
Yalnız çalışan bir kişinin en büyük ihtiyacı, fark edilmektir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Yalnız çalışma başlı başına bir risktir
• Gece mesaisi fizyolojiyi değiştirir
• Yardımın gecikmesi sonucu ağırlaştırır
• “Ararım” demek güvence değildir
• Önlem, olaydan önce alınır

BÖLÜM 16 – GÜRÜLTÜ, TİTREŞİM VE DUYUSAL KÖRLEŞME

“Alıştım” denilen tehlikelerden biri daha

İş yerlerinde gürültü ve titreşim çoğu zaman kaçınılmaz bir gerçeklik olarak kabul edilir. Zamanla çalışanlar bu ortama alıştıklarını düşünür. Ancak bu alışma, tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Gürültü ve titreşime alışmak, hasarın başlamadığı değil; fark edilmediği anlamına gelir.

Gürültü ve titreşim neden önemlidir?

Gürültü yalnızca işitme ile ilgili bir sorun değildir. Uzun süreli maruziyet:

• İşitme kaybına
• Dikkat azalmasına
• Yorgunluk ve sinirliliğe
• Stres hormonlarında artışa

neden olur. Titreşim ise kas-iskelet sistemi ve dolaşım üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir.

Duyusal körleşme nedir?

Sürekli maruz kalınan uyaranlar, zamanla algı eşiğini yükseltir. Çalışan artık:

• Yüksek sesi fark etmez
• Titreşimi “normal” kabul eder
• Uyarı sinyallerini kaçırır

Bu durum “duyusal körleşme” olarak adlandırılır ve iş kazalarının önemli nedenlerinden biridir.

Gürültü ve titreşimin iş kazasına etkisi

Bu faktörler;

• İletişimi zorlaştırır
• Uyarıların algılanmasını geciktirir
• Refleksleri bozar
• Dikkat bölünmesine yol açar

Sonuçta çalışan, tehlikeyi geç fark eder veya hiç fark etmez

“Kulaklık takıyorum, sorun yok” yanılgısı

Kişisel koruyucu donanımlar önemlidir. Ancak yalnızca kulaklık veya eldiven kullanımı riski tamamen ortadan kaldırmaz. Yanlış veya uzun süreli kullanımda:

• Koruyucular etkisini kaybedebilir
• Çalışan gerçek riskleri gözden kaçırabilir

Koruyucu, önlemin son halkasıdır; tek çözüm değildir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Gürültü ve titreşimi normalleştirmek
• Ölçüm ve takibi ihmal etmek
• Maruziyet süresini dikkate almamak
• Duyusal etkileri yalnızca işitme kaybıyla sınırlı görmek

Bu yaklaşım, uzun vadeli ve geri dönüşü olmayan hasarlara yol açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Gürültü ve titreşim düzenli olarak ölçülmelidir
• Maruziyet süreleri planlanmalıdır
• Teknik ve mühendislik önlemleri önceliklendirilmelidir
• Çalışanlar duyusal riskler konusunda bilgilendirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Tehlikeyi duymamak, tehlikenin olmadığı anlamına gelmez.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Gürültü ve titreşim sessiz zarar verir
• Alışmak, korunmak değildir
• Duyusal körleşme kazaya zemin hazırlar
• Koruyucu donanım tek başına yeterli değildir
• Ölçüm ve izleme esastır

BÖLÜM 17 – ISI STRESİ, SIVI KAYBI VE GÖRÜNMEYEN ACİLLER

“Biraz terledim” denilen ama ilerleyen tablo

İş yerlerinde sıcak ortamlar çoğu zaman mevsimsel bir durum gibi değerlendirilir. Çalışan terler, su içer ve çalışmaya devam eder. Ancak ısıya maruziyet yalnızca rahatsızlık hissi değildir; doğru yönetilmediğinde hayati risklere yol açar.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Isı stresi, vücudun alarm verdiği ama çoğu zaman duyulmadığı bir acildir

Isı stresi nedir?

Isı stresi; vücudun ürettiği ısı ile çevreden aldığı ısıyı dengeleyememesi durumudur. Bu tablo özellikle:

• Açık alanda çalışanlarda
• Fırın, döküm, kazan dairesi gibi sıcak ortamlarda
• Ağır fiziksel işlerde
• Koruyucu giysiyle çalışılan alanlarda

daha sık görülür.

Sıvı kaybı neden tehlikelidir?

Terleme ile birlikte yalnızca su değil, elektrolitler de kaybedilir. Bu durum:

• Halsizlik
• Baş dönmesi
• Kas krampları
• Dikkat azalması

gibi belirtilerle başlar. İlerleyen aşamalarda bilinç değişikliği ve bayılma görülebilir.

Tehlikeli olan şudur:
Çalışan çoğu zaman susadığını fark etmez.

Isı stresinin iş kazasına etkisi

Isı stresi altında çalışan bir kişi:

• Tepkileri geç verir
• Riskleri hafife alır
• Fiziksel sınırlarını zorlar
• Uyarı işaretlerini gözden kaçırır

Bu durum özellikle makine kullanımı ve yüksekte çalışmada ciddi sonuçlar doğurur.

“Su içiyorum, sorun olmaz” yanılgısı

Su içmek önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Uzun süreli ve yoğun terlemede:

• Sadece su tüketimi dengesizliğe yol açabilir
• Elektrolit kaybı göz ardı edilir
• Dinlenme ihtiyacı ertelenir

Bu yaklaşım, riski görünmez hâle getirir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Isı stresini bireysel dayanıklılıkla ilişkilendirmek
• Sıcak ortamlarda çalışma sürelerini planlamamak
• Dinlenme aralarını ihmal etmek
• Belirtileri “yorgunluk” olarak geçiştirmek

Bu hatalar, önlenebilir acillerin ortaya çıkmasına neden olur.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Sıcak ortamlar için risk değerlendirmesi yapılmalıdır
• Çalışma-dinlenme dengesi sağlanmalıdır
• Sıvı ve elektrolit desteği planlanmalıdır
• Çalışanlar erken belirtiler konusunda bilgilendirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Isı stresi fark edilmezse, basit bir yorgunluk ağır bir acile dönüşür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Isı stresi sessiz ilerler
• Sıvı kaybı dikkati ve refleksi bozar
• Su içmek tek başına yeterli olmayabilir
• Dinlenme önlemin bir parçasıdır
• Erken müdahale hayat kurtarır

BÖLÜM 18 – ERGONOMİ, KAS-İSKELET YÜKLENMESİ VE “NORMAL” AĞRILAR

BÖLÜM 18 – ERGONOMİ, KAS-İSKELET YÜKLENMESİ VE “NORMAL” AĞRILAR

“İşin doğasında var” denilen hasarlar

İş yerlerinde ağrı çoğu zaman çalışmanın doğal bir sonucu gibi görülür. Özellikle bel, boyun, omuz ve diz ağrıları; “alışılır”, “geçer” ya da “herkeste var” cümleleriyle geçiştirilir. Ancak bu yaklaşım, ergonomik risklerin en tehlikeli yönünü gizler.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Sürekli ağrı, vücudun yükü taşıyamadığını söyleme biçimidir.

Ergonomi neden iş güvenliği konusudur?

Ergonomi yalnızca konfor meselesi değildir. Yanlış duruş, tekrarlayan hareketler ve uygunsuz iş istasyonları zamanla:

• Kas-iskelet sistemi hastalıklarına
• Güç kaybına
• Hareket kısıtlılığına
• İş gücü kaybına

neden olur. Bu etkiler yavaş geliştiği için çoğu zaman fark edilmez.

“Normal ağrı” diye bir şey var mıdır?

Kısa süreli ve geçici yorgunluk normal olabilir. Ancak:

• Her gün tekrar eden
• Dinlenmeyle geçmeyen
• Sabah sertliğiyle başlayan
• İş sırasında artan

ağrılar normal değildir. Bunlar, ilerleyici bir yüklenmenin habercisidir.

Kas-iskelet yüklenmesi kazaya nasıl yol açar?

Ağrısı olan bir çalışan:

• Hareketlerini kısıtlar
• Yanlış duruşları telafi etmeye çalışır
• Reflekslerini geç kullanır
• Ani durumlarda yeterli tepki veremez

Bu durum, düşme, sıkışma ve kontrol kaybı gibi kazalara zemin hazırlar.

“Alıştım, geçiyor” yanılgısı

Vücut bir süreliğine ağrıya uyum sağlayabilir. Ancak bu uyum, iyileşme değildir. Aksine:

• Hasar derinleşir
• Belirtiler kronikleşir
• Geri dönüş zorlaşır

Alışmak, sorunun çözüldüğü anlamına gelmez.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Ergonomiyi yalnızca masa başı çalışanlarla sınırlı görmek
• Ağrıları bireysel dayanıklılıkla ilişkilendirmek
• İş istasyonlarını standart kabul etmek
• Erken belirtileri görmezden gelmek

Bu hatalar, uzun vadeli meslek hastalıklarına yol açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Ergonomik riskler iş bazında değerlendirilmelidir
• Çalışma pozisyonları düzenli olarak gözden geçirilmelidir
• Tekrarlayan hareketler ve yüklenmeler dengelenmelidir
• Çalışanlar erken ağrı belirtileri konusunda bilinçlendirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Ağrı, zayıflık değil; uyarıdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Ergonomi güvenli çalışmanın parçasıdır
• Sürekli ağrı normal değildir
• Alışmak iyileşmek değildir
• Kas-iskelet sorunları kazaya zemin hazırlar
• Erken önlem, kalıcı hasarı önler

BÖLÜM 19 – GÖRME, İŞİTME VE DİKKAT

Küçük kayıpların büyük sonuçları

İş yerlerinde duyusal kayıplar çoğu zaman yavaş geliştiği için fark edilmez. Çalışan görmeye, duymaya veya dikkati dağınık çalışmaya alıştığını düşünür. Oysa bu küçük gibi görünen değişimler, büyük kazaların zeminini oluşturur.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Dikkat, görme ve işitme kaybı; kazanın sessiz hazırlık aşamasıdır.

Görme neden kritiktir?

Görme, iş güvenliğinde temel algı kanalıdır. Azalan görme keskinliği:

• Mesafe algısını bozar
• Hareketli parçaları geç fark etmeye neden olur
• Uyarı levhalarını okunamaz hâle getirir

Özellikle loş ortamlarda ve hareketli işlerde risk katlanarak artar.

İşitme kaybının görünmeyen etkileri

İşitme kaybı yalnızca sesi duyamamak değildir. Aynı zamanda:

• Uyarı seslerinin kaçırılması
• İletişim kopuklukları
• Yön duygusunun zayıflaması

gibi sonuçlar doğurur. Bu durum, özellikle gürültülü ortamlarda ciddi tehlike oluşturur.

Dikkat neden dağılır?

Dikkat; yorgunluk, stres, uykusuzluk, ilaç kullanımı ve çevresel faktörlerden doğrudan etkilenir. Dikkati dağılmış bir çalışan:

• Aynı anda birden fazla riski fark edemez
• Tehlikeye geç tepki verir
• Hatalı karar alma olasılığı artar

Bu durum, kazanın son halkasını oluşturur.

“Gözüm alıştı, duymam yeterli” yanılgısı

Bu yaklaşım, duyusal kayıpların normalleştirildiğini gösterir. Oysa duyuların azalması, tehlikeye uyum değil; tehlikenin görünmez hâle gelmesidir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Görme ve işitme kontrollerini ihmal etmek
• Duyusal kayıpları yaşla ilişkilendirip geçiştirmek
• Aydınlatma ve gürültü koşullarını sabit kabul etmek
• Dikkat dağınıklığını bireysel sorun gibi görmek

Bu hatalar, önlenebilir kazaların önünü açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Görme ve işitme periyodik olarak değerlendirilmelidir
• Aydınlatma ve ses koşulları işin niteliğine göre düzenlenmelidir
• Dikkati etkileyen faktörler bütüncül ele alınmalıdır
• Erken fark edilen kayıplar ciddiyetle ele alınmalıdır

Unutulmamalıdır:
Duyular zayıfladığında, risk güçlenir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Küçük duyusal kayıplar büyük risk yaratır
• Görme ve işitme iş güvenliğinin temelidir
• Dikkat kaybı kazanın son halkasıdır
• Alışmak, korunmak değildir
• Düzenli kontrol hayati önemdedir

BÖLÜM 20 – ERKEN UYARI KÜLTÜRÜ VE GÜVENLİ DAVRANIŞ

“Kaza olmadan önce fark etmek”

İş kazaları çoğu zaman ani ve beklenmedik gibi anlatılır. Oysa sahada çalışan herkes bilir ki kazalar bir anda ortaya çıkmaz. Öncesinde küçük sinyaller verir, belirtiler gösterir ve uyarılar üretir. Sorun, bu uyarıların görülmemesi ya da önemsenmemesidir.

İş sağlığı ve güvenliği pratiğinde temel gerçek şudur:
Kazalar tesadüf değil; gözden kaçırılmış uyarıların sonucudur.

Erken uyarı nedir?

Erken uyarı; bir olay kazaya dönüşmeden önce ortaya çıkan küçük işaretlerin fark edilmesi ve ciddiye alınmasıdır. Bu işaretler çoğu zaman:

• Tekrarlayan küçük şikâyetler
• “Ramak kala” olaylar
• Davranış değişiklikleri
• Alışılmadık sessizlikler

şeklinde kendini gösterir. Bunlar, sistemin verdiği sinyallerdir.

Güvenli davranış nasıl oluşur?

Güvenli davranış yalnızca kural bilmekle oluşmaz. Asıl belirleyici olan, çalışanın risk karşısındaki tutumudur. Güvenli davranış:

• Tehlikeyi fark etmek
• Durumu sorgulamak
• Gerekirse işi durdurabilmek
• Yardım istemekten çekinmemek

gibi reflekslerin yerleşmesiyle gelişir.

Bu refleksler, cezayla değil kültürle kazanılır.

“Bir şey olmaz” kültürü

İş yerlerinde en tehlikeli cümlelerden biri şudur:
“Şimdiye kadar bir şey olmadı.”

Bu yaklaşım, erken uyarı mekanizmasını tamamen devre dışı bırakır. Oysa her “olmadı” denilen durum, aslında bir sonraki kazanın prova aşamasıdır.

Bildirim neden hayati önemdedir?

Erken uyarı kültürünün temelinde bildirim vardır.

Çalışanın:

• Şikâyetini
• Gözlemini
• Endişesini

rahatça paylaşabilmesi gerekir. Bildirimin olmadığı yerde, risk sessizce büyür.

Bildirim yapan çalışanın korunmadığı bir sistemde, güvenlik kültürü gelişmez

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Ramak kala olayları önemsiz görmek
• Bildirim yapan çalışanı suçlamak
• Güvenliği yalnızca evrak üzerinden yönetmek
• Davranışsal riskleri görmezden gelmek

Bu hatalar, kazayı bekleyen pasif bir sistem yaratır.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Erken uyarılar sistemli şekilde toplanmalıdır
• Güvenli davranış teşvik edilmelidir
• Bildirim kültürü desteklenmelidir
• İSG, günlük işin doğal parçası hâline getirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Güvenlik, kaza olduktan sonra değil; olmadan önce anlam kazanır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Kazalar uyarı verir
• Erken fark etmek hayat kurtarır
• Güvenli davranış kültürle gelişir
• Bildirim cezalandırılmamalıdır
• Güvenlik, herkesin sorumluluğudur

GENEL SONUÇ VE OKURA MESAJ

Güvenlik bir refleks hâline gelene kadar…

Bu kitap boyunca ele alınan her konu, tek bir ortak gerçeğe işaret etmektedir:
İş kazaları ve meslek hastalıkları, çoğu zaman ani değil; öngörülebilir olaylardır. Öncesinde belirtiler verir, küçük uyarılar üretir ve çoğu zaman “önemsiz” görülerek göz ardı edilir.

İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca mevzuata uyum sağlamak ya da denetimlerden geçmek için yürütülen bir faaliyet değildir. Asıl amacı, insanın sağ salim evine dönebilmesini sağlamaktır. Bu amaç, ancak riskleri kâğıt üzerinde değil; gerçek hayatta görüp yönetebildiğimizde anlam kazanır.

Bu kitapta özellikle vurgulanan nokta şudur:
Tehlike her zaman yüksekten düşmek, makineye sıkışmak ya da kimyasala maruz kalmak değildir. Bazen tehlike;
göz ardı edilen bir ağrı,
“geçti” denilen bir baygınlık,
normal kabul edilen bir yorgunluk,
alışılmış bir stres hâlidir.

İş sağlığı ve güvenliğinin gücü, bu küçük gibi görünen işaretleri ciddiye alma cesaretinden gelir.

Okura Not

Eğer bu kitabı bir işveren olarak okuyorsanız;
unutmayın ki güvenli bir iş yeri, maliyet değil; sürdürülebilirliğin temelidir. Önlem almak, kaza olduktan sonra ödemekten her zaman daha insani ve daha doğrudur.

Eğer bir yönetici olarak okuyorsanız;
çalışanların davranışları, çoğu zaman sistemin bir yansımasıdır. Güvenli davranışı mümkün kılan ortamı oluşturmak, liderliğin en önemli sorumluluklarından biridir.

Eğer bir çalışan olarak okuyorsanız;
sağlığınızdan feragat etmek bir fedakârlık değil, geri dönüşü olmayan bir kayıptır. Hissettiğiniz her belirti, dile getirilmesi gereken bir uyarıdır.

Eğer bir İSG profesyoneli olarak okuyorsanız;
bilginin yanı sıra farkındalık üretmenin, evraktan çok sahaya dokunmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlayın.

Son Söz

İş sağlığı ve güvenliği bir hedef değil, bir yolculuktur.
Bu yolculuk; kurallarla başlar, alışkanlıklarla şekillenir ve kültürle kalıcı hâle gelir.

Unutulmamalıdır:
Gerçek başarı, kaza olmamasının şans sayılmadığı iş yerlerinde mümkündür.

Bu kitabın;
daha dikkatli bakmaya,
daha erken fark etmeye,
daha güvenli davranmaya

katkı sağlaması dileğiyle.

Güvenli günlerde çalışmak ve sağlıklı günlerde yaşamak ümidiyle.

E-kitabın Sonu

“Bir şeyim yok” denilen her an,
görmezden gelinen her belirti,
ertelenen her önlem;
yarının kazasına sessizce zemin hazırlar.

Bu e-kitap;
• İş kazalarının öncesine,
• Meslek hastalıklarının ilk sinyallerine,
• Davranışsal risklerin görünmeyen yönlerine

odaklanan, sahadan beslenen bir iş sağlığı ve güvenliği rehberidir.

Okuyucusuna talimat vermek yerine düşünmeyi,
korkutmak yerine fark etmeyi,
suçlamak yerine sorumluluk almayı önerir.

Çünkü gerçek güvenlik,
olaydan sonra değil, olay olmadan önce başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla