Şeker İnflamasyon İlişkisi

Şeker sadece şekerlemelerde, gazlı içeceklerde ya da pastaların tepesindeki süslerde bulunmaz. Asıl mesele zaten burada başlar… Şeker, artık hayatın her köşesinde karşımıza çıkar: Sabah yediğiniz ekmekte, “hafif” sandığınız yoğurtta, marketten sağlıklı niyetiyle aldığınız granola bar’da, hatta makarna sosunda bile.

Ve çoğu zaman onu görmezsiniz.

Çünkü gıda endüstrisi şekerin ismini değiştirerek size bambaşka yüzler gösterir: Glikoz şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu, dekstroz, maltodekstrin, sakkaroz… Hepsi farklı gibi görünür lakin vücutta aynı kapıya çıkar: kan şekerinin hızlı yükselmesi ve daha fazlasını isteme dürtüsü.

Bu bir tesadüf değildir. Bu, bilinçli bir tasarımdır.

Şeker Beyninizle Konuşur (Hem de Çok İyi)

İşlenmiş şeker tükettiğinizde beyniniz, özellikle de ödül ve motivasyondan sorumlu bölgeleri, dopamin salgılar. Bu, tıpkı uyuşturucu maddelerin uyardığı ödül merkezleriyle benzer bir mekanizmadır.

Kendinizi iyi hissedersiniz.
Bir parça daha istersiniz.
Sonra bir tane daha…

Bu nedenle bazı bilimsel çalışmalarda şeker, bağımlılık potansiyeli açısından kokainle kıyaslanmıştır. Elbette şeker bir uyuşturucu değildir, ancak beynin verdiği kimyasal yanıt oldukça benzerdir.

Şeker sizi tok değil, istekli tutar

Ama işin daha da karanlık tarafı vardır…

Şeker ve İnflamasyon – Yangının Başlangıcı

İnflamasyon, aslında vücudun bir savunma mekanizmasıdır. Yaralanma veya enfeksiyona karşı verilen doğal bir tepkidir. Ancak sorun şu ki:

Şeker, vücutta yangın çıkarır ve bu yangın sönmezse kronik hale gelir.

İşte burada işler tehlikeli bir boyut kazanır.

1. Kan Şekeri Dalgalanmaları ve İnsülin Direnci

Yüksek miktarda şeker tüketildiğinde kan şekeri hızla yükselir. Pankreas buna karşılık insülin salgılar. Süreklilik kazandığında ise hücreler insüline duyarsız hale gelir. Buna insülin direnci denir.

İnsülin direnci, kronik inflamasyonun en önemli tetikleyicilerinden biridir.

Ve bu süreç şu zinciri doğurur:

  • Sürekli yüksek kan şekeri
  • Sürekli yüksek insülin
  • Hücresel stres
  • Kronik inflamasyon
  • Tip 2 diyabet riski

Bir başka deyişle, şeker vücudun alarm sistemini sürekli açık bırakır.

2. Serbest Radikaller ve Oksidatif Stres

Şekerin metabolizması sırasında vücutta daha fazla serbest radikal oluşur. Bunlar hücre zarlarına, DNA’ya ve proteinlere zarar verebilen reaktif moleküllerdir.

Bu da şu anlama gelir:

Şeker sadece kilo yapmaz.
Şeker hücrenizin yaşlanmasını hızlandırır.

Bu hücresel stres, iltihap mekanizmalarını devreye sokar ve zamanla;

  • Erken yaşlanma
  • Damar sertliği
  • Organ hasarı
  • Kansere zemin hazırlayan hücresel bozukluklar

ortaya çıkabilir.

3. Yağlanma, Obezite ve İnflamatuar Moleküller

Aşırı şeker, özellikle de fruktoz içeren türleri, vücutta kolaylıkla yağa dönüştürülür.

Özellikle karın bölgesi (visseral yağ), aktif olarak inflamatuar maddeler salgılayan bir dokudur.

Bu yağ dokusu:

  • TNF-α
  • IL-6
  • CRP

gibi iltihap artırıcı maddeleri üretir.

Yani yağ dokusu sadece depolama alanı değil, adeta iltihap üreten bir fabrika gibidir.

Bu nedenle obezite, artık sadece bir “kilo sorunu” değil, bilimsel olarak kabul edilmiş bir kronik inflamasyon hastalığıdır.

Glukoz mu, Fruktoz mu? Hangisi Daha Sinsi?

İki temel şeker vardır ama etkileri farklıdır:

Glukoz

  • Tüm hücrelerde kullanılabilir
  • Kan şekerini hızla yükseltir
  • Glikasyon yoluyla dokuları yaşlandırır

Fruktoz

  • Sadece karaciğerde metabolize edilir
  • Yağ üretimini artırır
  • Karaciğer yağlanmasına neden olabilir
  • Daha güçlü inflamasyon tetikleyicisidir

Yüksek fruktozlu mısır şurubu bu nedenle günümüzün en tehlikeli tatlandırıcılarından biri olarak kabul edilir.

Çünkü sessizce karaciğeri yağlandırır ve bunu yaparken pek bir uyarı vermez…

Şeker ve Kronik Hastalıklar – Gizli Ortak

Şeker = sadece şeker değildir.

Aşırı tüketildiğinde şu hastalıklarla doğrudan ilişkilidir:

  • Tip 2 Diyabet
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Hipertansiyon
  • Metabolik sendrom
  • Alzheimer (bazı çalışmalarda “Tip 3 diyabet” olarak anılır)
  • Bazı kanser türleri (özellikle pankreas, kolon ve meme kanseri)

Bunların ortak noktası ne?

Kronik inflamasyon.

Şeker bu yangının kibritidir.

Peki Ne Yapmalıyız?

Şekeri tamamen sıfırlamak mümkün değil ve çoğu zaman sürdürülebilir de değil. Burada önemli olan: Azaltmak ve bilinçli seçmek

Yapabilecekleriniz:

✅ Etiket okumayı alışkanlık haline getirin
✅ “Şekersiz” değil, “ilavesiz” seçin
✅ Tam tahıllar, lifli besinler tercih edin
✅ Omega-3 alımını arttırın (balık, ceviz, keten tohumu)
✅ Glisemik indeksi düşük gıdalar tüketin
✅ Şekerli içeceklerden uzak durun
✅ Tatlı ihtiyacınızı az miktarda olmak şartı ille meyveyle karşılayın

✅ İşlenmiş gıdalardan uzak durun

✅ Paketlenmiş ürünler yerine günlük – taze – doğal hallerini tercih edin

Ve en önemlisi:
Şeker ihtiyacının çoğu biyolojik değil, psikolojiktir.

Bazen şeker aslında yalnızlık, yorgunluk, stres ya da alışkanlıktır.

Şeker Bir Gıda Değil, Bir Stratejidir

Her şekerli lokmada sadece kalori almazsınız.

Bir sisteme para kazandırırsınız.
Bir alışkanlığı güçlendirirsiniz.
Bir döngüyü beslersiniz.

Ama güzel haber şu:

Bedeniniz onarma konusunda inanılmazdır.

Şeker azaltıldığında:

  • Enerjiniz artar
  • Zihniniz berraklaşır
  • Cildiniz nefes almaya başlar
  • Bağırsaklarınız düzelmeye başlar
  • İnflamasyon sessizleşir

Ve siz, yeniden kontrolü elinize alırsınız.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️

Daha Fazla

Sessiz Lakin Yaygın Bir Metabolik Alarm

HOMA-IR
1. Normal kilolu olmak, insülin direnciniz olmadığı anlamına gelmez

Toplumda yaygın bir yanlış inanış vardır:

“Kilom normalse sorun yoktur.”

Oysa HOMA-IR yüksekliği zayıf veya normal kilolu kişilerde de sık görülür. Özellikle bel çevresi artışı, hareketsizlik ve düzensiz uyku insülin direncini tetikleyebilir.

🍞 2. Sorun şeker değil, insülindir

Çoğu kişi yalnızca “kan şekeri”ne odaklanır.
Ancak gerçek sorun çoğu zaman yüksek insülin düzeyleriyle başlar.

👉 Kan şekeri normal görünürken
👉 İnsülin sürekli yüksek çalışıyorsa
👉 Vücut zamanla insüline duyarsızlaşır

İşte HOMA-IR bu erken dönemi yakalayan göstergedir.

🧠 3. İnsülin direnci sadece diyabet değil, beyinle de ilgilidir

Son yıllarda yapılan çalışmalar, insülin direncinin:

  • Unutkanlık
  • Dikkat dağınıklığı
  • “Beyin sisi”
  • Depresyon eğilimi

ile ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Bu nedenle bazı araştırmacılar Alzheimer hastalığını “Tip 3 Diyabet” olarak tanımlamaktadır.

❤️ 4. Kalp krizi riski, şeker hastalığından önce başlar

HOMA-IR yüksekliği:

  • Damar sertliği
  • Yüksek tansiyon
  • Trigliserid artışı
  • HDL düşüklüğü

ile birlikte seyreder.

Yani kişi “henüz diyabet değilken” bile kalp-damar riski artmış olabilir.

🕒 5. Sabah aç karnına yorgun uyanıyorsanız dikkat

Aşağıdaki belirtiler HOMA-IR yüksekliğiyle sık birlikte görülür:

  • Sabah zor uyanma
  • Gün içinde tatlı isteği
  • Yemekten sonra uyku hali
  • Sık acıkma
  • Göbek çevresinde yağlanma

Bunlar “yaşlanma belirtisi” değil, çoğu zaman metabolik uyarı sinyalleridir.

🧪 6. HOMA-IR basit ama çok değerli bir hesaplamadır

HOMA-IR, sadece iki parametreyle hesaplanır:

  • Açlık kan şekeri
  • Açlık insülini

Ama verdiği bilgi şudur:

“Vücudunuz insülini ne kadar zorlanarak kullanıyor?”

Bu nedenle birçok uzman HOMA-IR’yi
“metabolik check-engine ışığı” olarak tanımlar.

🥗 7. İnsülin direnci kader değildir

İyi haber şu:
HOMA-IR geri döndürülebilir bir durumdur.

En etkili adımlar:

  • Düzenli fiziksel aktivite
  • Uyku kalitesinin artırılması
  • Basit karbonhidratların azaltılması
  • Öğün aralarının düzenlenmesi

İlaçsız iyileşme mümkündür; ama fark edilmezse ilerler.

⚠️ 8. En tehlikelisi: “Ben iyiyim” demek

İnsülin direnci yıllarca sessiz ilerler.
Belirti vermez, ağrı yapmaz, ama altyapıyı bozar.

Bu yüzden:

“Hiçbir şikâyetim yok”
demek,
“Sorun yok”
anlamına gelmez.

📌📌📌

HOMA-IR yüksekliği, diyabetten önce gelen ama diyabet kadar ciddiye alınması gereken bir uyarıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kalp Sağlığınızın Durumu

Kalp sağlığı denince çoğumuzun aklına tek bir şey gelir: kolesterol.

Yıllardır size anlatılan hikâye;

-Kolesterolün yüksek mi?

-İlaç başla.

Oysa artık biliyoruz ki bu, hikâyenin sadece küçük bir parçası.

Kalp-damar sağlığı bir tek değerden ibaret değildir. Kalp krizi, damar tıkanıklığı ya da ani kalp ölümü; yıllarca sessizce ilerleyen metabolik bozulmaların sonucudur. Ve bu bozulmalar, kan tahlillerinde çok net sinyaller verir.

Ama bu sinyaller çoğu zaman ya bakılmaz, ya yanlış yorumlanır, ya da “normal” denilerek geçiştirilir.

Şimdi gelin, kalp sağlığımız için gerçekten önemli olan 7 temel göstergeyi birlikte inceleyelim.

1. Trigliserid / HDL Oranı < 2 Olmalı

Bu oran, bana göre kalp sağlığının en güçlü aynalarından biridir.

Trigliserid nedir?

Trigliserid, kanda dolaşan fazla enerji demektir.
Yani vücudun “Bunu şu an kullanamıyorum, depolayayım” dediği yağ formudur.

Şeker, beyaz un, fazla karbonhidrat, alkol…
Bunların hepsi trigliseridi yükseltir.

HDL nedir?

HDL ise genelde “iyi kolesterol” diye bilinir ama ben buna temizlik ekibi diyorum.
Damar içinde biriken fazlalıkları toplayıp karaciğere geri götürür.

Oran neden önemli?

Tek tek bakıldığında her iki değer de “normal” olabilir.
Ama birlikte baktığımızda vücudun metabolik durumu ortaya çıkar.

  • Trigliserid yüksek
  • HDL düşükse

Bu şunu söyler:
İnsülin direnci başlamış, damar içi yangı artmış, kalp riski yükselmiş.

👉 İdeal oran: 2’nin altı
1’e yaklaştıkça tablo mükemmelleşir.

2. Açlık Kan Şekeri < 100 mg/dl

“Şekerim normal, diyabetim yok.”

Bu cümleyi çok sık duyuyorum.
Lakin gerçek şu: Diyabet olmadan yıllar önce damarlar zarar görmeye başlar.

Açlık kan şekeri bize sabah, vücudun en sakin anındaki durumunu gösterir.

  • 70–90 arası: Metabolik olarak sağlıklı
  • 90–99 arası: Sınır
  • 100 ve üzeri: Alarm

Buradaki mesele sadece “şeker” değildir.
Yüksek açlık şekeri, insülinin artık yeterince etkili çalışmadığını gösterir.

Ve insülin bozuldu mu:

  • Damar sertliği başlar
  • Yağlanma artar
  • Kalp krizi riski sessizce yükselir

3. Açlık İnsülini < 10

İşte çoğu kişinin hiç bakmadığı ama en kritik değerlerden biri.

İnsülin, vücudun ana düzenleyici hormonlarından biridir.
Ama sorun şu: İnsülin yüksekliği yıllarca fark edilmez.

Kan şekeri normaldir.
Ama bunu normal tutabilmek için vücut aşırı insülin salgılıyordur.

Bu duruma ne diyoruz?
👉 İnsülin direnci

  • Açlık insülini 5–7: Çok iyi
  • 8–10: Sınır
  • 10 üzeri: Riskli

Yüksek insülin:

  • Yağ yakımını durdurur
  • Trigliseridi yükseltir
  • HDL’yi düşürür
  • Damar içi iltihabı artırır

Yani kalp hastalıklarının gizli motorudur.

4. HOMA-IR < 2

HOMA-IR, insülin direncini ölçen bir hesaplamadır.
Açlık şekeri ve açlık insülini birlikte değerlendirilir.

Bu değer bana şunu söyler:

“Vücut şekeri yönetmek için ne kadar zorlanıyor?”

  • <1.5: Sağlıklı
  • 1.5–2: Dikkat
  • 2: İnsülin direnci var

HOMA yükseldikçe:

  • Karaciğer yağlanır
  • Damarlar sertleşir
  • Kalp krizi riski artar

Ve en kötüsü:
Bu süreç sessizdir. Belirti vermez.

5. Lp(a) < 30 mg/dl

Lp(a), genetik bir risktir.
Yani yaşam tarzıyla çok az değişir ama bilinmesi hayati önemdedir.

Bu değer yüksekse:

  • Damar duvarına yapışma artar
  • Pıhtılaşma eğilimi yükselir
  • Genç yaşta kalp krizi riski oluşur

Kişi fit olabilir.
Kolesterolü normal olabilir.
Ama Lp(a) yüksekse risk oradadır.

Bu yüzden Lp(a)’yı şuna benzetirim:

“Sessiz ama agresif bir yolcu.”

Bilmezsen önlem alamazsın.

6. ApoB < 80 mg/dl

ApoB, bana göre LDL’den çok daha önemli bir göstergedir.

LDL, kolesterol miktarını söyler.
ApoB ise damara girebilen parçacık sayısını söyler.

Bir kamyon benzetmesi yapayım:

  • LDL: Kamyonun taşıdığı yük
  • ApoB: Kamyon sayısı

Kamyon çoksa, yük az olsa bile trafik olur.
Damar için de durum aynıdır.

👉 ApoB ne kadar düşükse, risk o kadar düşüktür.

7. ApoB / LDL < 0.3

Bu oran, LDL’nin ne kadar tehlikeli formda olduğunu gösterir.

Oran yükseldikçe:

  • Küçük, yoğun LDL artar
  • Damar duvarına girme kolaylaşır
  • Oksidasyon ve plak riski yükselir

LDL normal olsa bile bu oran yüksekse, tablo masum değildir.

Sonuç – Kalp Sağlığı Bir Bütündür

Ben kalp sağlığını tek bir rakamla anlatmam.
Çünkü kalp hastalığı:

  • Şeker metabolizması
  • İnsülin dengesi
  • Yağ profili
  • Genetik faktörler
    hepsinin toplamıdır.

Ve iyi haber şu:
Bu değerlerin büyük kısmı yaşam tarzıyla düzeltilebilir.

Doğru beslenme, hareket, uyku, stres yönetimi…
Bunlar “genel tavsiye” değil, biyokimyasal karşılığı olan araçlardır.

Bu yazıyı okuyan herkes şunu bilsin isterim:
Kalp sağlığı kader değildir.
Ama bilgi olmadan da korunmaz.

Bu değerleri bilin.
Takip edin.
Ve “normal” denilen rakamların gerçekten sizin için ne anlama geldiğini sorgulayın.

Çünkü kalp, ihmali affetmez.

Kalp sağlığınız için;

  • Trigliserid/HDL <2
  • Açlık kan şekeri<100 mg/dl
  • Açlık İnsülin <10
  • HOMA<2
  • Lp(a)<30 mg/dl
  • ApoB<80 mg/dl
  • ApoB/LDL< 0.3

Olmalı…

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

HOMA-IR + Trigliserid–HDL Oranı: İnsülin Direncinin ve Damar Riskinin Birlikte Okunması

Kan şekeri normal olabilir.
Kolesterol sınırda görünebilir.
Ama hücreler insüline direniyorsa ve damarlar savunmasızsa, risk çoktan başlamıştır.

Modern metabolik hastalıkların en büyük sorunu, geç fark edilmesidir.
İnsülin direnci, kalp–damar hastalıkları ve tip 2 diyabet gelişmeden yıllar önce başlar; ancak çoğu zaman klasik testlerle yakalanamaz.

İşte bu noktada iki güçlü gösterge öne çıkar:

  • HOMA-IR
  • Trigliserid–HDL Oranı

Bu iki değeri birlikte okumak, metabolik sağlığın en net fotoğraflarından birini verir.

1️⃣ HOMA-IR Nedir, Ne Anlatır?

HOMA-IR (Homeostasis Model Assessment of Insulin Resistance), vücudun insüline ne kadar dirençli olduğunu gösteren matematiksel bir hesaplamadır.

Formül basittir:

Açlık İnsülini × Açlık Glukozu / 405

HOMA-IR yükseldikçe şu anlama gelir:

  • Hücreler insülin sinyalini yeterince algılayamıyor
  • Pankreas daha fazla insülin üretmek zorunda kalıyor
  • Metabolik stres artıyor
Genel yorum:
  • < 2,0 → Normal
  • 2,0 – 2,5 → Sınırda
  • > 2,5 → İnsülin direnci
  • > 3,0 → Belirgin metabolik risk

⚠️ Ancak tek başına HOMA-IR her zaman yeterli değildir. Çünkü bazı kişilerde insülin direnci henüz laboratuvara tam yansımadan damar hasarı başlayabilir.

2️⃣ Trigliserid–HDL Oranı Ne Söyler?

Trigliserid–HDL oranı, kan yağlarının birbirleriyle olan dengesini gösterir.

Hesaplama:

Trigliserid ÷ HDL

Bu oran bize:

  • Karaciğerin ne kadar yağ ürettiğini
  • HDL’nin damarları ne kadar temizleyebildiğini
  • LDL parçacıklarının büyük mü, küçük mü olduğunu

dolaylı ama güçlü şekilde anlatır.

Genel yorum:
  • < 2,0 → Düşük risk
  • 2,0 – 3,0 → Orta risk
  • > 3,0 → Yüksek risk
  • > 4,0 → Ciddi damar ve metabolik risk
3️⃣ Neden Bu İki Değer Birlikte Okunmalı?

Çünkü aynı sorunun iki farklı yüzünü gösterirler.

GöstergeNe Anlatır?
HOMA-IRHücrenin insüline cevabı
TG–HDL OranıDamar içi yağ dengesi
BirlikteMetabolik + kardiyovasküler risk

👉 HOMA-IR yükselmeden önce, trigliserid–HDL oranı bozulabilir.
👉 HOMA-IR normal görünse bile, TG–HDL oranı yüksekse risk devam eder.

4️⃣ Tipik Klinik Senaryolar
🔹 Senaryo 1: HOMA-IR yüksek + TG–HDL yüksek

En riskli tablo

Bu durum:

  • Belirgin insülin direnci
  • Karaciğer yağlanması
  • Küçük, yoğun LDL
  • Yüksek kalp krizi ve diyabet riski

anlamına gelir.

👉 Müdahale gecikmemelidir.

🔹 Senaryo 2: HOMA-IR normal + TG–HDL yüksek

Sessiz ve sık atlanan risk

Bu kişiler genellikle:

  • “Şekerim normal” der
  • Ama damarlar çoktan etkilenmeye başlamıştır

Bu tablo:

  • Erken insülin direnci
  • Karbonhidrat ağırlıklı beslenme
  • Genetik yatkınlık

ile ilişkilidir.

👉 En çok kaçırılan gruptur.

🔹 Senaryo 3: HOMA-IR yüksek + TG–HDL normal

Metabolik stres var, damar henüz direniyor

Genellikle:

  • Yeni başlayan insülin direnci
  • Genç yaş
  • Henüz HDL düşmemiştir

Bu aşama:
👉 Geri döndürülebilir pencerenin açık olduğu dönemdir.

5️⃣ Bu İki Değer Birlikte Yükseliyorsa Ne Olur?

Birlikte yüksek olduklarında:

  • İnsülin direnci ilerler
  • HDL düşer
  • LDL küçük ve yoğun hâle gelir
  • Damar duvarında iltihap başlar
  • Plak oluşumu hızlanır

Bu tablo tıpta:

Aterojenik dislipidemi + insülin direnci

olarak tanımlanır.

6️⃣ Neden Açlık Şekeri Tek Başına Yetmez?

Çünkü:

  • Açlık şekeri uzun süre normal kalabilir
  • Pankreas fazla insülin üreterek şekeri dengeler
  • Ama bu sırada damarlar ve karaciğer zarar görür

👉 HOMA-IR ve TG–HDL, bu erken dönemi yakalar.

7️⃣ Beslenme Bu İki Değeri Nasıl Bozar?

En güçlü tetikleyiciler:

  • Şeker ve tatlılar
  • Beyaz un
  • Gazlı içecekler
  • Gece geç saat yemek
  • Alkol
  • Sürekli atıştırma

Bu alışkanlıklar:

  • İnsülini yükseltir
  • Trigliseridi artırır
  • HDL’yi düşürür

👉 Sonuç: Çifte bozulma

8️⃣ İyi Haber: Bu İki Değer De Düzeltilebilir

Avantajı şudur:

  • HOMA-IR
  • Trigliserid–HDL oranı

yaşam tarzına en hızlı yanıt veren parametrelerdir.

Etkili adımlar:
  • Şeker ve rafine karbonhidratı azaltmak
  • Öğün aralarını uzatmak
  • Gece yemeğini kesmek
  • Haftada ≥150 dk hareket
  • Alkolü bırakmak
  • Uyku ve stres düzeni

👉 Çoğu kişide haftalar–aylar içinde belirgin düzelme görülür.

9️⃣ Bu Değerler Kime Özellikle Bakılmalı?
  • Karın çevresi geniş olanlar
  • Ailesinde diyabet/kalp hastalığı olanlar
  • PCOS olan kadınlar
  • Karaciğer yağlanması olanlar
  • “Zayıf ama metabolik sorunlu” bireyler
🔑🔑🔑

HOMA-IR hücrenin direncini, trigliserid–HDL oranı damarların dayanıklılığını gösterir.
Birlikte bozuluyorlarsa, risk gerçektir.

Modern tıpta erken koruma, tek bir sayıya bakmakla değil, doğru göstergeleri birlikte okumakla mümkündür.

HOMA-IR + trigliserid–HDL oranı:

  • Basit
  • Ucuz
  • Erişilebilir
  • Ama son derece güçlü

iki göstergedir.

Gerçek soru şudur:

“Kan tahlilim normal mi?” değil,
“Metabolik dengem gerçekten sağlıklı mı?”

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Bel Çevresi Neden Tartıdan Daha Önemli?

Günümüzde sağlığımızı değerlendirmek için çoğu zaman tartıya çıkar, kilomuza bakar ve sonucu “iyi” ya da “kötü” olarak yorumlarız. Hatta birçok kişi için tartıdaki rakam, sağlığın tek göstergesi hâline gelmiştir. Oysa modern tıp bize şunu net bir şekilde göstermektedir: Sağlık sadece kaç kilo olduğunuzla değil, yağın vücutta nerede toplandığıyla ilgilidir. İşte bu noktada bel çevresi ölçümü, tartıdan çok daha değerli bir bilgi sunar.

Kilo Her Şeyi Söylemez

Aynı kiloda iki farklı insan düşünelim. İkisi de 70 kilo olabilir. Tartı aynı sonucu gösterir. Ancak birinin yağı daha çok kalça ve bacaklarda toplanırken, diğerinin yağı karın bölgesinde birikmiş olabilir. Tartı bu farkı göstermez. Fakat bu iki kişi arasında sağlık riski açısından çok büyük bir fark vardır.

Karın bölgesinde biriken yağ, sadece “fazla kilo” anlamına gelmez. Bu yağ türü, visseral yağ olarak adlandırılır ve iç organların etrafında birikir. İşte asıl tehlikeli olan yağ da budur.

Visseral Yağ Nedir ve Neden Tehlikelidir?

Visseral yağ; karaciğer, pankreas ve bağırsaklar gibi hayati organların çevresinde yer alan aktif bir yağ dokusudur. Bu yağ dokusu pasif bir depo değildir. Aksine, sürekli olarak vücuda çeşitli sinyaller gönderir.

Visseral yağ arttıkça:

  • İnsülin direnci gelişir
  • Kan şekeri dengesi bozulur
  • Trigliserid yükselir
  • HDL (iyi kolesterol) düşer
  • Damar içinde iltihap artar

Bu süreçler, zamanla tip 2 diyabet, kalp krizi, inme ve metabolik sendrom riskini ciddi şekilde artırır.

Bel Çevresi Neyi Gösterir?

Bel çevresi ölçümü, visseral yağlanmanın en pratik ve en güvenilir göstergelerinden biridir. Ölçüm son derece basittir ve evde herkes tarafından yapılabilir.

Riskli kabul edilen bel çevresi değerleri:

  • Erkeklerde: 102 cm ve üzeri
  • Kadınlarda: 88 cm ve üzeri

Bu sınırların üzerine çıkıldığında, kişi kilolu görünmese bile metabolik risk başlamış olabilir.

Önemli bir nokta da şudur: Bazı kişiler bu riskli değerlere ulaşmadan önce bile metabolik bozulma yaşayabilir. Yani bel çevresi, sadece bir eşik değil; artış yönüyle de dikkatle izlenmesi gereken bir göstergedir.

Neden Tartı Aldatıcıdır?

Tartı, vücuttaki toplam ağırlığı gösterir:

  • Kas
  • Kemik
  • Su
  • Yağ

hepsi bu rakamın içindedir. Ancak tartı:

  • Yağın nerede olduğunu
  • Kas–yağ oranını
  • İç organ yağlanmasını

göstermez.

Bu nedenle:

  • “Kilo almıyorum ama göbeğim büyüyor”
  • “Zayıfım ama tahlillerim bozuk”
  • “Tartı aynı ama belim kalınlaştı”

gibi şikâyetler son derece anlamlıdır. Çünkü metabolik risk, tartıdan önce bel çevresinde kendini belli eder.

Bel Çevresi ile İnsülin Direnci Arasındaki Bağ

Bel çevresi arttıkça, insülin direnci gelişme olasılığı da artar. Bunun nedeni, visseral yağın insülinin etkisini bozan maddeler salgılamasıdır. İnsülin direnci geliştiğinde:

  • Hücreler şekeri içeri alamaz
  • Pankreas daha fazla insülin salgılar
  • Açlık şekeri bir süre normal kalabilir

Bu durum “sessiz bir dönem” yaratır. Kişi kendini hasta hissetmez, kan şekeri “normal” görünür. Ancak bu sırada bel çevresi giderek artar ve metabolik bozulma derinleşir.

Kalp ve Damar Sağlığı Açısından Bel Çevresi

Araştırmalar, bel çevresinin kalp krizi ve inme riskini, toplam kilodan daha iyi öngördüğünü göstermektedir. Bunun nedeni, visseral yağın damar duvarında iltihabı artırması ve aterosklerozu hızlandırmasıdır.

Bel çevresi geniş olan kişilerde:

  • Trigliserid daha yüksektir
  • HDL daha düşüktür
  • LDL daha küçük ve daha zararlı yapıdadır

Bu tablo, damarların daha kolay tıkanmasına yol açar.

“Zayıf Ama Riskli” Olmak Mümkün mü?

Evet, mümkündür. Bu durum tıpta bazen “zayıf metabolik obezite” olarak adlandırılır. Kişi:

  • Zayıf görünebilir
  • Tartıda normal kiloda olabilir

Ama:

  • Bel çevresi geniştir
  • İnsülin direnci vardır
  • Trigliserid–HDL oranı bozuktur

Bu kişiler genellikle “Bende sorun yok” diye düşünür, ancak risk görünenden çok daha yüksektir.

Bel Çevresi Neden Evde Takip Edilmelidir?

Bel çevresi:

  • Ucuz
  • Kolay
  • Hızlı
  • Güvenilir

bir ölçümdür. Düzenli olarak takip edildiğinde:

  • Metabolik bozulma erken fark edilir
  • Yaşam tarzı değişikliklerinin etkisi net görülür
  • Tartı sabitken bile olumlu veya olumsuz gidiş anlaşılır

Örneğin:

  • Kilo aynı kalabilir
  • Ama bel çevresi 3–4 cm küçülmüşse

👉 Bu, sağlığın iyileştiğinin güçlü bir göstergesidir.

Bel Çevresi Nasıl Küçülür?

Bel çevresini küçültmek, sadece estetik bir hedef değildir; doğrudan sağlık kazancıdır.

Etkili adımlar:

  • Şeker ve rafine karbonhidratı azaltmak
  • Gazlı ve şekerli içeceklerden kaçınmak
  • Akşam geç saatlerde yemek yememek
  • Düzenli yürüyüş ve egzersiz
  • Uyku düzenini iyileştirmek
  • Stresi azaltmak

Bu adımlar uygulandığında:

  • Visseral yağ azalır
  • İnsülin duyarlılığı artar
  • Trigliserid düşer
  • HDL yükselir
Önemli
  • Tartı sadece toplam ağırlığı söyler
  • Bel çevresi ise metabolik gerçeği anlatır
  • Göbek büyüyorsa, risk artıyordur
  • Bel küçüldükçe sağlık geri gelir

Sağlığı tek bir rakama indirgemek yanıltıcıdır. Tartıdaki sayı değişmese bile, bel çevresindeki birkaç santimetrelik artış veya azalış, vücudun iç dünyasında olup bitenleri net bir şekilde yansıtır.

Bel çevresi; insülin direncinin, kalp–damar riskinin ve metabolik bozulmanın en erken ve en dürüst göstergelerinden biridir.

Bu nedenle asıl soru şudur:

“Kaç kiloyum?” değil,
“Bel çevrem bana ne söylüyor?”

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Sessiz Enerji Çöküşü Reaktif Hipoglisemi

Yemekten sadece bir-iki saat sonra göz kapaklarınız ağırlaşıyor, elleriniz titriyor, konsantre olamıyor ve kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz?

Belki de buna “tatlı krizleri” deyip geçiyorsunuz.

Oysa bu yaşadığınız tablo, toplumda sandığınızdan çok daha sık görülen ve birçok kişi tarafından fark edilmeyen bir durumun işareti olabilir: Reaktif hipoglisemi.

Peki Reaktif Hipoglisemi Nedir?

Reaktif hipoglisemi, yemekten yaklaşık 1 ila 3 saat sonra kan şekerinin hızlı düşmesiyle ortaya çıkan bir durumdur.

Tipik belirtiler şunlardır:

  • El-ayakta “kesilme” hissi, ani güçsüzlük
  • Uyku hali, konsantrasyon kaybı
  • Titreme, baş ağrısı, baş dönmesi
  • Terleme, bulanık görme
  • Hatta yeniden açlık hissi

Bu şikayetler genellikle karbonhidratlı bir öğünden sonra hızla başlar ve çoğu zaman başka bir öğünle bastırılır. Fakat bu bir çözüm değil, sadece semptomların ertelenmesidir.

Mekanizma – Neden Yemek Sonrası Şeker Düşüyor?

Yediğimiz karbonhidratlar sindirim sırasında parçalanır ve glikoz olarak kana karışır. Glikoz hücre içine girip enerjiye dönüşebilmesi için insülin hormonuna ihtiyaç duyar.

Reaktif hipoglisemi yaşayan kişilerde:

  1. Karbonhidrat çok hızlı sindirilir.
  2. Kandaki glikoz hızlıca yükselir.
  3. Pankreas bu ani artışa tepki olarak fazla insülin salgılar.
  4. Aşırı insülin, glikozu hızla hücre içine taşır.
  5. Sonuç: Kandaki şeker seviyesi 70’in altına, hatta 55 mg/dL’ye kadar düşer.

Ve o tanıdık senaryo başlar: halsizlik, uyku, bulanık görme…

Bu döngü tekrarlandıkça, glikoz fazlası yağ olarak depolanır ve kilo alımı kaçınılmaz hale gelir.

Reaktif Hipoglisemi Olanlar Ne Yapıyor?

Genelde önerilen: “Az ye, sık ye.”

Ama bu yöntem sadece geçici bir çözüm sağlar. Çünkü her küçük öğünle birlikte insülin tekrar tekrar salgılanır.

Sonuç: Hücreler insüline karşı duyarsız hale gelir. Buna insülin direnci denir ve bu, Tip-2 diyabete giden yolun başıdır.

Gerçek Çözüm – Sindirim Hızını Dengelemek
1. Karbonhidratı Azalt – Yağ ve Proteini Artır

Hızlı sindirilen karbonhidrat yerine:

  • Zeytinyağı, tereyağı, sadeyağ gibi sağlıklı yağlar
  • Yumurta, et, tavuk, balık gibi yüksek kaliteli proteinler

Sabah kahvaltısında 2 yemek kaşığı zeytinyağı + ½ tatlı kaşığı tereyağı gibi yağ takviyeleri ile semptomların azaldığı gözlemlenmiştir.

2. Protein Şart!
  • Özellikle yumurta, en yavaş sindirilen ve insülin salınımını en az tetikleyen gıdalardandır.
  • Kırmızı et, balık ve tavuk gibi hayvansal protein kaynakları da vazgeçilmezdir.

3. Bakliyatlar?

Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi baklagiller protein içerir ama aynı zamanda karbonhidrat da barındırır ve hızlı sindirilir.

4. Meyveler ve Sebzeler
  • Meyvelerin büyük çoğunluğu %90 oranında karbonhidrattır. Aşırı tüketimden kaçınılmalıdır.
  • Sebzeler ise lif ve vitamin bakımından zengindir. Özellikle yeşil yapraklılar: marul, ıspanak, brokoli, semizotu gibi sebzeler, proteinle birlikte tüketilmelidir.

5. Süt ve Süt Ürünleri

Süt %4.8 oranında şeker içerir. Sek süt veya tatlı yoğurtlardan uzak durulmalıdır. Peynir ve yoğurt gibi fermente süt ürünleri daha uygundur.

Takviyelerle Destekle

Hayatı doğal yaşamak takviyeleri doğa yollardan beslenme ile almak en doğrusu lakin maalesef günümüz şartlarında doğal beslenmek de çok zorlaştı. O sebeple doğal yollardan alamadığınız durumlarda bazı destekler – takviyeler gerekebilir.

Bu konuda ihtiyacınız olan hücrelerin enerji üretim mekanizmalarını düzenler:

  • Alfa Lipoik Asit: Glikozun kullanımı ve hücre korumasında etkilidir.
  • Omega-3: Hücre zarlarının elastikiyeti ve insülin duyarlılığı için önemlidir.
  • Glutatyon & Resveratrol: Oksidatif stresi azaltır, pankreas hücrelerini korur.
  • Vitamin E & Krom: Glikoz taşıyıcıları (GLUT-4) üzerinde etkilidir.
  • NAD+: Besinleri enerjiye dönüştürür. Yaşla azalır; enerji seviyelerini doğrudan etkiler.

Sonuçta – Döngüyü Kırmak Sizin Elinizde

Reaktif hipoglisemi, doğru beslenmeyle ve birkaç basit değişiklikle kontrol altına alınabilir:

  • Karbonhidratı azalt
  • Yağ ve proteini artır
  • Takviye ihtiyacını göz ardı etme
  • Az ye, sık ye mantığından uzak dur

Ve göreceksiniz ki:

  • Yemek sonrası çöken o ağırlık,
  • El kol kaldıramama,
  • Sürekli bir şeyler atıştırma ihtiyacı,

yavaş yavaş ortadan kalkacak.

Çünkü enerjinizi tüketen değil, besleyen bir sistem kurmuş olacaksınız.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Yemek Sonrası Reaktif Hipoglisemi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7192270/

⭐️⭐️ Düşük Kan Şekeri (Hipoglisemi) https://www.niddk.nih.gov/health-information/diabetes/overview/preventing-problems/low-blood-glucose-hypoglycemia

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Tatlı Krizi”nizinin Asıl Nedeni Nedir?

“Yemek Yiyoruz Ama Hücreler Aç!”
🍩 🍿🍰🍦🍧🎂🍭

Yemekten bir saat sonra tekrar acıkıyor musunuz?
Öğle arasında makarna yiyip akşam saat 3’te gözünüz pastaneye mi kayıyor?
Sabahları yorgun, halsiz, uykulu uyanıyor musunuz?

Cevabınız “Evet”se, bedeniniz size çığlık atıyor….

“İnsülin direnciniz var, farkında mısın?”

🔍 🔍 🔍
İnsülin Direnci Nedir? “Kapısı Açılmayan Hücreler”

Haydi bir benzetmeyle açıklayalım.

İnsülin, kanınızdaki şekeri hücrelere sokmakla görevli bir anahtar gibidir.
Yemek yediğinizde şekeri alırsınız, vücut da “Kapıları açın, şeker içeri girsin!” diye insülin salgılar.

Ama insülin direncinde işler bozulur.

🔐 Hücre kapıları paslanmıştır! Anahtar çalışmaz.
🔄 Pankreas, “Kapı açılmadıysa daha çok anahtar üretmeliyim” der ve daha fazla insülin salar.

Sonuç:
✅ Kanda yüksek insülin
✅ Hücreler hâlâ şekersiz ve enerjisiz
✅ Siz: Bitkin, aç hisseden, tatlıya saldıran biri!

🧠 🧠 🧠
İnsülin Direnci Varken Ne Hissedilir?
👇 Yaygın Belirtiler
  • Sık sık acıkma, özellikle karbonhidrat (ekmek, pilav, tatlı) isteği
  • Yorgunluk, özellikle yemeklerden sonra
  • Göbek bölgesinde yağlanma
  • Tatlı krizleri, gece atıştırmaları
  • Konsantrasyon zorluğu, sabahları uyanamama
  • Kadınlarda adet düzensizliği, polikistik over

🚨 Not: Bu süreç yıllarca sessiz ilerleyebilir. Fark edilmediğinde tip 2 diyabet kapıda!

🥗 🥗 🥗
Peki Ne Yapmalı? – Hücre Kapılarını Yeniden Açmak Mümkün mü?

Evet! Ama şekerle değil, sabırla.
İnsülin direncinin çözümü, sofranızdan başlar.

🍽️ 🍽️ 🍽️
Örnek 1 Günlük Beslenme (İnsülin Direncine Uygun)
🥣 Sabah:
  • 2 haşlanmış yumurta
  • 1 avuç zeytin
  • Bol yeşillik, birkaç ceviz
  • Şekersiz yeşil çay veya Türk kahvesi
  • Ekmek yok ya da tam 1 dilim tam buğday ekmeği

📌 Neden böyle? Protein & yağ, sizi tok tutar. Şekerin hızla yükselmesini engeller.

🍗 Öğle:
  • Izgara tavuk, balık ya da mercimek köftesi
  • Bol limonlu mevsim salatası
  • 2 kaşık bulgur ya da 1 ince dilim tam tahıllı ekmek
  • Ayran veya şekersiz komposto

📌 Lif ve protein birleşince insülin daha az salgılanır. Açlık dalgaları azalır.

🥘 Akşam:
  • Zeytinyağlı sebze yemeği (örneğin kabak, karnabahar)
  • Yanında yoğurt
  • Bol yeşillik
  • Ekmek ya da pilav yok!

📌 Akşamları karbonhidrat azaltıldığında insülin düşer, vücut yağ yakmaya başlar.

☕ ☕ ☕
Tatlı Krizine Ne Yapmalı?
  • Tarçınlı sıcak su
  • Bir parça bitter çikolata (%85 üstü)
  • 1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi
  • 1 dilim elma + tarçın
🏃‍♂️ 🏃‍♂️ 🏃‍♂️
Ve Hareket!

İnsülin direncini kırmanın en güçlü ilacı: Yürüyüş.

Her yemekten sonra 15 dakikalık tempolu yürüyüş, hücre kapılarını açmaya yardım eder.
Unutmayın, ilaç değil adım önemlidir.

🎯 🎯 🎯
ProblemÇözüm
Sık acıkmaProteinden zengin kahvaltı
Tatlı isteğiTarçın, sağlıklı yağlar, düzenli öğün
Göbek yağlanmasıAkşam karbonhidratı azaltmak
Yorgunlukİnsülin düzeyini düşürmek
Sessiz tehlikeHarekete geçmek, kan tahlili yaptırmak
🧠 🧠 🧠

“İnsülin direnci; vücuda verilen, ama hücrelerin kullanamadığı bir yardım çığlığıdır.”

Yemek yemeyi, keyifli olduğu kadar akıllıca yapmayı öğrenmeliyiz.
İnsülin direnci kader değildir.
Doğru beslenme + hareket + sabır = İyileşme

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ İnsülin Direnci https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK507839/

⭐️⭐️ Metabolik hastalıklarda insülin direncinin kritik rolü ve mekanizması https://www.frontiersin.org/journals/endocrinology/articles/10.3389/fendo.2023.1149239/full

⭐️⭐️ İnsülin ve İnsülin Direnci https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC1204764/

⭐️⭐️ T2DM’li hastalarda ketojenik diyetin glisemik kontrol, insülin direnci ve lipid metabolizması üzerindeki etkisi: sistematik bir inceleme ve meta-analiz https://www.nature.com/articles/s41387-020-00142-zhttps://www.nature.com/articles/s41387-020-00142-z

⭐️⭐️ Ketojenik Diyetin İnsülin Duyarlılığı ve Kilo Kaybı Üzerindeki Etkileri, Önce Tavuk mu, Yumurta mı? https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37513538/https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37513538/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB

⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGBDr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB Dr. Mustafa KEBAT Tetkik OSGB

Daha Fazla

Kalp Dostu Nitrik Oksit – Karbonhidrat – Yağlar

Karbonhidratlar

Glikoz

Nitrik Oksit üretimi glikoza (NADPH kaynağı olarak) bağlıdır, ancak hiperglisemi büyük damarlarda NOS3 tarafından Nitrik Oksit üretimini engeller (glukozamin-sentetik yolu aktive ederek) ve kılcal damarlarda Nitrik Oksit‘i uyarır; NOS2 aracılı Nitrik Oksit üretiminin engellenmesini (inhibisyonu) sağlar.

Hipergliseminin diyabette endotel disfonksiyonunun gelişimi ve ilerlemesinde ve insülin duyarsızlığının indüklenmesinde rolü vardır; diyabette retina degradasyonu, beta hücre disfonksiyonu ve nefropati patogenezinde rolü vardır.

Sonuç: Damarlarda Nitrik Oksit üretimi için gerekli olan glikoz (kan şekeriniz) normalin üzerine çıktığında da damarlarda Nitrik Oksit üretimi durur.

Fruktoz

Endotelyal Nitrik Oksit‘nin inhibisyonu, BH4 eksikliğinden kaynaklandığı düşünümektedir. NOS2 aracılı Nitrik Oksit üretiminin inhibisyonuna neden olur.

Fruktoz damar gevşemesini, hipertansiyonu ve insülin direncini bozar.

Sonuç: Fruktoz, damarlarda Nitrik Oksit üretimini durdurur.

Yağlar

Doymuş Yağlar ve Trigliseridemi

Daha düşük NOS3 fosforilasyonu ve insülin aracılı vazodilatasyon ile bozulmuş endotelyal Nitrik Oksit üretimi; NOS2 aktivitesini arttırır.

Hiperkolesterolemi hastalarında endotel disfonksiyonu ile birlikte Nitrik Oksit üretimi azalmıştır; Doymuş yağ asitleri, kolesterol ve LDL’nin beta hücre yıkımı veya disfonksiyonunun ve karaciğer, gastrointestinal, vasküler (hipertansiyon dahil) ve nörolojik hastalıkların patogenezinde rolü mevcuttur.

Sonuç: Doymuş yağ asitleri, kolesterol, LDL ve Trigliserid kan değerleri yükseldiğinde damarlarda Nitrik Oksit üretimini baskılar.

Doymamış yağ asitleri: n-3 (Balık yağı, EPA, DHA); n-6 (Linoleik asit); n-9 (Oleik asit)

n-3 ve n-6 PUFA, endotel hücreleri tarafından Nitrik Oksit üretimini artırır; n-9 PUFA, NOS3 aktivitesini azaltarak Nitrik Oksit üretimini engeller.

Hücresel n-3 ve n-6 FA konsantrasyonunun oranı, NOS2 tarafından Nitrik Oksit üretimi için önemli bir belirleyicidir.

PUFA’lar, Nitrik Oksit üretimindeki değişiklikler yoluyla kısmen vasküler endotel fonksiyonunu düzenler; Balık yağı, DHA ve EPA’nın kardiyovasküler fonksiyon için yararlı olduğu düşünülmektedir; n-9 FA’nın plazma konsantrasyonlarının artması, endotel disfonksiyonunun patogenezine katkıda bulunabilir; inflamatuar yanıtta rol oynar.

Sonuç: Balık yağı, EPA, DHA ve Linoleik asit değerleri arttıkça damarlarda Nitrik Oksit üretimi artarken, Oleik asit arttıkça da damarlarda Nitrik Oksit üretimi azalır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Ketojenik Diyet de Nedir?

Ketojenik diyet, diyet karbonhidratlarının çok düşük tutulması ve protein ve yağ seviyelerinin değişken olmasıdır.

Klasik ketojenik diyet, vücut ağırlığının kilogramı başına bir gram protein, günde 10-15 g karbonhidrat ve kalan kalorilerin yağdan geldiği bir diyet olarak tanımlanır.

Ne “Sadece et ye” diyeti.. Ne de “Sadece yağ ye” diyeti değildir.

Diyetin amacı ketozis oluşturmaktır.

Ketozis Nedir?

İnsan vücudu enerji üretimi için öncelikle karbonhidratları kullanır.

İnsülin, glikozdan türetilen enerjiyi çıkarmak ve depolamak için işlev görür.

Vücutta karbonhidrat azladığında, insülin salınımı da azalır.

Karbonhidratın azalması ile, ilk olarak glikojen formunda depolanmış glikoz yakıt olarak kullanılır.

Glikojen, kişinin vücudundaki depo durumuna göre üç ila dört günde tükenir.

Glikojen de tükenince sıra vücutta depolanmış yağlara gelir.

Yağların serbest yağ asitlerine parçalanması karaciğerde keton üretimi için ham maddeleri sağlar.

Keton üretimi öncelikle açlık ve uzun süreli egzersiz zamanlarında görülür, ancak aynı zamanda çok düşük karbonhidratlı bir diyete uymanın da bir işlevidir.

Doğal ketoziste, kan pH’ında bir değişiklik olmaz. Lakin hastalıklarla (patolojik) oluşan ketoziste kan pH’ının düşer. Ki bu sağlık için çok tehlikeli bir sürece neden olur.

İnsülin Salınımını Azaltma

Ketojenik diyet insülini en az salgılatacak şekilde çok düşük dereceli karbonhidratlı beslenmedir.

Vücut yağlarını depoda durmaya “zorlayan” insülindir. İnsülin ortamda olmayınca adeta “baraj kapıları açılır” ve yağlar erimeye başlar.

Düşük karbonhidratlı diyetler, insülin salınımını azaltarak lipoliz (yağın parçalanması) oranını artırır.
Başka bir deyişle, insülin lipolizi engeller ve düşük karbonhidratlı diyetlerde insülin azalınca yağın parçalanması artar. (Kilo verme diyetlerinde denge dışı termodinamik ve enerji verimliliği makalesi)

Keto Diyet Araştırmaları – Çalışmaları

Yapılan bir araştırmada;

15 denek, 12 hafta boyunca diyete alındı.

İlk altı hafta düşük karbonhidratlı bir diyet yediler ve sonraki altı hafta düşük yağlı bir diyet yediler.

Düşük karbonhidratlı diyetten sonraki kan sonuçları, düşük yağlı diyete kıyasla dolaşımdaki triasilgliserol seviyelerinin azaldığını gösterdi.

Elde edilen sonuç; Düşük karbonhidrat alımı yağ yıkımını arttırıyor.

Başka bir araştırmada;

17 obez erkek denek, iki hafta yüksek karbonhidratlı ve iki hafta orta karbonhidratlı alım içeren yüksek proteinli bir diyet verildi.

Düşük karbonhidratlı, ketojenik diyet aşamasında, katılımcılar açlık hissinin önemli ölçüde azaldığını bildirdiler.

Elde edilen sonuç: Yazarlar, ketozis’in kendisinin açlığı bastırabileceği hipotezini ortaya attılar.

Başka bir çalışmada,

20 obez denek dört ay boyunca ketojenik diyetle takip edildi.

Araştırmacılar vücut kompozisyonu değerlendirmelerini kullanarak çalışmanın başlarında serbest su kaybından dolayı önemli bir kilo kaybı olduğunu tespit ettiler.

Elde edilen sonuç: Ketojenik diyet çalışmalarında süre uzunluğuna bakmak önemlidir çünkü erken dönemdeki belirgin kilo kaybı diürezden kaynaklanıyor olabilir.

Mansoor ve arkadaşları tarafından yapılan bir meta-analiz çalışmada;

Altı ay boyunca toplam 1.369 katılımcıyla gerçekleştirilen çalışmada ortalama kilo kaybı incelendi.

Katılımcılar düşük karbonhidratlı ve düşük yağlı diyet uygulandı.

Elde edilen sonuç: Düşük karbonhidratlı diyet yapanların, düşük yağlı diyet yapanlara göre 2,17 kg daha fazla kilo verdiğini buldu. 

Daha uzun süreli çalışmalara bakıldığında, kilo kaybı daha az üstün olduğu görülüyor. 

Bueno ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada,

En az 12 ay boyunca takip edilen toplam 1.415 katılımcıyla yapılan çalışma analiz edildi.

Yine, çok düşük karbonhidratlı ketojenik diyet düşük yağlı bir diyetle karşılaştırıldı.

Elde edilen sonuç: On iki ay sonra, ketojenik diyete uyan denekler düşük yağlı diyet koluna kıyasla 0,91 kg kaybettiği görüldü. Bu durum diyet süresi arttıkça verilen kilo miktarının çok farklı olmadığını gösterdi.

Yapılan başka bir çalışmada,

12 ay boyunca takip edilen 89 obez denek üzerinde yapılan analizde ilginç bir bakış açısı görüldü.

Denekler, daha kısa ketojenik Akdeniz diyeti dönemleri ile daha uzun geleneksel Akdeniz diyeti dönemleri arasında geçiş yapan bir diyet planı izlediler.

Deneklerin çoğunluğunda (%88,25) önemli kilo (16,54 ile 9,71 kg arası) kaybı olmuştur

Elde edilen sonuç: Ketojenik diyetin kısa vadeli etkilerinin faydalarını, daha az kısıtlayıcı olan bir bakım diyetiyle birleştirmenin çok daha iyi sonuçlandığı görüldü.

Günlük Karbonhidrat Tüketimine Göre Keto Diyetler

  1. Carnoviore diyet 0 gr/gün Karbonhidrat
  2. Ketoviore diyet 10 gr/gün altı Karbonhidrat
  3. Ketojenik diyet 20 gr/gün altı Karbonhidrat
  4. Low carb diyet 130gr/gün altı Karbonhidrat

Ketojenik Diyet ve Ürik Asit

Ketojenik diyet yapanlarda Ürik Asit seviyelerinde 1-2 puanlık artışlar olabilir.

Ketojenik diyet yapanların kanında belirgin seviyede yükselen Beta-hidroksibütürat (BHB) güçlü bir anti inflamatuar olup ürik asidin etkisini bir nevi nötralize etmektedir.

BMB (Beta-Hydroxy Beta-Methylbutyrate), vücutta doğal olarak meydana gelen ve özellikle kaslarda bulunan bir metabolit (yan ürün) maddesidir. BMB, lösin adı verilen bir esansiyel amino asidin metabolizması sırasında ortaya çıkar.

Ketojenik Diyet ve LDL

Ketojenik diyet yapanların % 30-40’ında gelişen LDL yüksekliği (Kötü kolesterol korkuları) endişe etmeye gerek olmayan doğal bir süreçtir.

Aralık 2023 de yayınlanan California Üniversitesinde yapılan bir çalışmanın ”Çok yüksek LDL’nin plak ilerlemesi üzerinde etkisi yoktur” adlı makalesinde;

LDL yüksekliğinin kalp damarı kireçlenmesinde hiç bir olumsuz etkisinin olmadığı desteklendi.

Tomografi anjio ile LDL değeri 600 mg/dl gibi aşırı derecede yüksek bile olsa keto beslenmenin koroner kalsiyum skorunda hiç bir olumsuz etkisi olmadığı gösterildi.

Yine aynı konuda..

Kasım 2022 de yayınlanan çalışmanın ”Düşük karbonhidratlı bir diyet uygulayan ve yüksek LDL kolesterolü olan bir kişi için statin tedavisi gerekli değildir” adlı makalesinde;

Düşük karbonhidratlı ve de özellikle Ketojenik diyet yapanların bir kısmında LDL kolesterol yükselmektedir. Bu yükselme düşük Trigliserid ve yüksek HDL ile birlikteyse kolesterol düşürücü ilaç gerekmediği gösterilmiştir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Kronik böbrek hastalıklarına karşı ketojenik diyetin potansiyelleri: farmakolojik bakış açıları ve terapötik beklentiler https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35441940/https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35441940/

⭐️⭐️ Ketojenik Diyetle Diyabetik Nefropatinin Tersine Çevrilmesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3080383/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Glisemik Yük Nedir? Glisemik İndeks Nedir?

Glisemik İndeks nedir?

Glisemik indeks, karbonhidrat içeren bir gıdanın parçalanıp kan dolaşımına karışması – emilmesi için geçen sürenin 0 ila 100 arasında ölçülendirilmesidir.

Glikoz en saf haliyle bir karbonhidrattır ve en hızlı emilir; bu nedenle ona en yüksek değer olan 100 verilir. 

Yüksek Glisemik indeks‘li yiyecekler kan şekerinin hızla yükselmesine ve hızlı insülin tepkisine neden olur.

Düşük Glisemik indeks‘li yiyecekler çok az karbonhidrat içerir ve daha yavaş sindirilir.

Zeytinyağı ve bitkisel yağlar gibi saf yağlar ve proteinler (hayvansal et gibi) karbonhidrat içermez — kan şekerini etkilemedikleri için 0 Glisemik indeks değerlerine sahiptirler.

Glisemik yük nedir?

Glisemik yük, Glisemik indeks ile aynıdır ancak karbonhidrat miktarını hesaba katar. Başka bir deyişle, Glisemik indeks‘dir. Farkı; yediğiniz karbonhidratların boyutunu veya porsiyonunu hesaba katar. 

Glisemik yük, Glisemik indeks değerinin bir porsiyon gıdadaki karbonhidrat miktarıyla çarpılması ve ardından bu sayının 100’e bölünmesiyle hesaplanır. Yani bir denklem olarak:

GL = GI x gram karbonhidrat / 100

Gıdalar düşük Glisemik yük (0-10), orta Glisemik yük(11-19) veya yüksek Glisemik yük (>20) olarak kategorize edilebilir.

Hangisi daha iyi?

Glisemik yük, bir gıdanın kan şekeri ve insülin tepkisi üzerindeki etkisini ölçmek için glisemik indeksten daha iyi bir araçtır. Çünkü aynı zamanda bir porsiyondaki karbonhidrat miktarını da dikkate alır.

Örneğin,

Karpuzun Glisemik indeks değeri 76’dır. 100 üzerinden değerlendirlen puanlamaya göre yüksek Glisemik İndeks’e sahiptir. Dolayısı ile bu yüksek Glisemik İndeks sebebi ille endişelenilmektedir.

Lakin bir porsiyon (yaklaşık 200 gr) karpuzun sadece 11 gramı karbonhidrat gerisi ise su dur.

Dikkat etmeniz gereken yüksek Glisemik indeks‘ e sahip olduğu için hızla emilip kan kan dolaşımına geçer. Fakat içerisinde fazla karbonhidrat olmadığı için Glisemik yük‘ü düşüktür.

Bir porsiyon (yaklaşık 200 gr) karpuzun Glisemik yük‘ünü hesaplayalım.

Glisemik yük = (76 x 11 gram karbonhidrat) / 100) = 8

Bu elde ettiğimiz değer ile bir porsiyon (yaklaşık 200 gr) karpuz düşük Glisemik yük‘lü bir yiyecektir.

Sonuç olarak bir porsiyon karpuz yiyen bir kişinin kan glikoz seviyesinde büyük bir artış olmayacaktır.

Farklı bir yönden baktığımızda Glisemik indeks‘ i düşük bir gıdayı fazla miktarda tükettiğimizde kan şekerini çok yüksetebilir.

Sonuç olarak;

Karbonhidratın hem niteliğini hem de niceliğini göz önünde bulundurduğumuzda, Glisemik Yük, kan glikozunda meydana gen değişiklikleri anlamada ve hesaplamada Glisemik Yük, Glisemik İndeks‘ten biraz daha iyi bir göstergedir. 

⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Glisemik Yük https://www.diabetes.co.uk/diet/glycemic-load.html#google_vignette

⭐️⭐️ 60+ gıda için glisemik indeks https://www.health.harvard.edu/diseases-and-conditions/glycemic-index-and-glycemic-load-for-100-foods

⭐️⭐️ Düşük glisemik indeksli diyetlerin metabolik etkileri https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC2654909/

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla
  • 1
  • 2