D Vitamini Eksikliği Vücutta Hangi Hastalıkların Gizli Nedeni?

Hekimlik hayatım boyunca şunu çok net gördüm:
Toplumda en sık rastladığımız ama en az ciddiye alınan eksikliklerden biri D vitamini eksikliğidir.

Hastalarımın büyük kısmı bana şu şikâyetlerle gelir:

  • Sürekli yorgunluk
  • Kas ağrısı
  • Kemik sızlaması
  • Depresif ruh hali
  • Sık hastalanma
  • Uyku bozukluğu

Yapılan kan tahlillerinde çoğu zaman aynı tabloyla karşılaşırım:
D vitamini düzeyi ciddi şekilde düşüktür.

Bu nedenle artık şunu açıkça söylüyorum:
D vitamini eksikliği sadece bir vitamin eksikliği değildir.
Birçok hastalığın gizli nedenidir.

D Vitamini Sadece Vitamin Değildir

D vitamini aslında klasik anlamda bir vitamin değil,
vücutta hormon gibi çalışan bir maddedir.

Beyinde, kaslarda, kalpte, bağışıklık sisteminde ve kemiklerde
D vitamini reseptörleri bulunur.

Yani D vitamini:
→ Sadece kemik için değil
→ Tüm vücut sistemi için gereklidir.

Eksikliğinde vücut sessiz şekilde bozulmaya başlar.

1. Sürekli Yorgunluk ve Enerji Düşüklüğü

D vitamini eksikliğinin en sık ama en az fark edilen belirtisi
sürekli yorgunluktur.

Birçok kişi bunu:

  • Yoğunluk
  • Stres
  • Yaş
  • Uykusuzluk

sanır.

Oysa hücrelerin enerji üretimi D vitamini ile ilişkilidir.

D vitamini düşük olduğunda:

  • Hücreler yeterli enerji üretemez
  • Kaslar verimli çalışmaz
  • Beyin sisli çalışır

Sonuç:
Kişi sabah kalktığında bile yorgundur.

Halk diliyle söyleyeyim:
Şarjı dolmayan pil gibi hissedersiniz.

2. Kas ve Eklem Ağrılarının Gizli Sebebi

Hastalarımın çoğu
“Her yerim ağrıyor”
şikâyetiyle gelir.

Boyun ağrısı
Sırt ağrısı
Bel ağrısı
Bacak ağrısı
Kas çekilmesi

Yapılan tetkiklerde çoğu zaman da ciddi bir ortopedik sorun bulunmaz.

Ancak D vitamini düşük çıkar.

Çünkü D vitamini:

  • Kas kasılmasını düzenler
  • Sinir iletimini destekler
  • Kas gücünü korur

Eksikliğinde:

  • Kaslar güçsüzleşir
  • Kolay yorulur
  • Ağrı oluşur

Bu nedenle fibromiyalji tanısı alan birçok kişide
altta yatan gerçek neden D vitamini eksikliğidir.

3. Depresyon ve Ruh Hali Bozuklukları

Şaşırtıcı ama bilimsel gerçek:
D vitamini eksikliği ile depresyon arasında güçlü ilişki vardır.

D vitamini:

  • Serotonin üretimini etkiler
  • Beyin kimyasını düzenler
  • Sinir hücrelerini korur

Düşük olduğunda:

  • Motivasyon azalır
  • İsteksizlik artar
  • Karamsarlık gelişir
  • Anksiyete yükselir

Birçok hastam şunu söyler:
“Sebepsiz mutsuzum.”

Kan tahliline bakarım:
D vitamini çok düşüktür.

Düzeltildiğinde:

  • Enerji artar
  • Ruh hali düzelir
  • Uyku toparlanır
4. Bağışıklık Zayıflığı ve Sık Hastalanma

Sık grip olan,
enfeksiyonlardan kurtulamayan,
iyileşmesi uzun süren kişilerde
D vitamini eksikliği çok yaygındır.

D vitamini:

  • Bağışıklık hücrelerini aktive eder
  • Enfeksiyonla savaşan mekanizmaları çalıştırır
  • Enflamasyonu dengeler

Eksikliğinde:

  • Sık grip
  • Sık boğaz enfeksiyonu
  • Uzayan hastalıklar
  • Sürekli halsizlik

görülür.

Özellikle kış aylarında D vitamini düşüklüğü
enfeksiyonları artırır.

5. Kemik Erimesi ve Kemik Ağrıları

D vitamini denince akla ilk kemikler gelir
ve bu doğru bir bilgidir.

D vitamini:
→ Kalsiyumun kemiklere yerleşmesini sağlar.

Eksikliğinde:

  • Kemik yoğunluğu azalır
  • Kemik kırılganlaşır
  • Osteoporoz gelişir
  • Bel ve sırt ağrısı oluşur

Yaş ilerledikçe bu risk artar.

Ama artık gençlerde de kemik zayıflığı görüyoruz.
Neden?
Güneş görmeyen kapalı yaşam.

6. Saç Dökülmesi

Son yıllarda en çok duyduğum sorulardan biri:
“Saçlarım neden dökülüyor?”

D vitamini saç köklerinde reseptörlere sahiptir.

Eksikliğinde:

  • Saç kökleri zayıflar
  • Saç incelir
  • Dökülme artar
  • Yeni saç çıkışı azalır

Özellikle kadınlarda açıklanamayan saç dökülmesinde
ilk bakılması gereken değerlerden biri D vitaminidir.

7. İnsülin Direnci ve Kilo Problemi

D vitamini:

  • İnsülin hormonunu etkiler
  • Metabolizmayı düzenler

Eksikliğinde:

  • İnsülin direnci artabilir
  • Kilo vermek zorlaşır
  • Göbek yağlanması artar
  • Şeker hastalığı riski yükselir

Birçok kişi diyet yapar ama kilo veremez.
Kan tahliline bakılır:
D vitamini çok düşüktür.

8. Kalp ve Damar Sağlığı

D vitamini:

  • Damar duvarını korur
  • Enflamasyonu azaltır
  • Tansiyonu etkiler

Düşüklüğü:

  • Hipertansiyon
  • Kalp hastalığı riski
  • Damar sertliği

ile ilişkilidir.

Bu nedenle kardiyoloji literatüründe de
D vitamini önem kazanmıştır.

9. Uyku Problemleri

D vitamini reseptörleri beyinde uyku merkezlerinde bulunur.

Eksikliğinde:

  • Uykuya dalamama
  • Sık uyanma
  • Dinlenememe
  • Sabah yorgun kalkma

görülür.

Birçok kişi uyku ilacı arar.
Ama sorun bazen sadece D vitamini düşüklüğüdür.

EN BÜYÜK YANILGI

Toplumda yaygın bir düşünce var:
“Ben güneşe çıkıyorum, D vitamini eksik olmaz.”

Maalesef bu doğru değil.

Şehir yaşamı:

  • Kapalı ortam
  • Cam arkasından güneş
  • Güneş kremi
  • Ofis hayatı

D vitamini üretimini ciddi azaltır.

Türkiye’de yapılan çalışmalar:
Toplumun büyük bölümünde D vitamini düşüklüğü olduğunu gösteriyor.

NE YAPMALI?

Önerim net:

Yılda en az bir kez
D vitamini düzeyi ölçtürülmeli.

Eksiklik varsa:

  • Hekim kontrolünde takviye alınmalı
  • Yağlı besinle tüketilmeli
  • Gereksiz yüksek dozdan kaçınılmalı

Unutmayın:
Fazlası da zararlıdır.

D vitamini küçük bir vitamin değildir.
Vücudun sessiz yöneticilerinden biridir.

Eksikliği:

  • Yorgunluk
  • Depresyon
  • Ağrı
  • Bağışıklık zayıflığı
  • Kemik sorunları
  • Saç dökülmesi
  • Uyku problemi

gibi birçok sorunun gizli nedeni olabilir.

Sebepsiz yorgunluk, sebepsiz ağrı ve sebepsiz mutsuzluk yoktur.
Vücut mutlaka bir sinyal veriyordur.

Bu sinyallerin en yaygın sebeplerinden biri de
D vitamini eksikliğidir.

Sağlığınızı küçümsemeyin.
Bir kan tahlili bazen hayat kalitesini tamamen değiştirebilir.

Dr. Mustafa Kebat

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Fitalat’ lardan ve Bisfenol’ lerden Korunun

FİTALATLAR

Fitalatlar renksiz, kokusuz, yüksek kaynama noktasına (280-400°C), düşük uçuculuğa ve düşük suda çözünebilme kapasitesine sahip yağ benzeri sıvılardır.

Yapıştırıcıların, kozmetiklerin, kokuların (fragnance), boyaların, yazıcı mürekkeplerinin ve daha birçok endüstriyel ürünün yapısında bulunmakta ve doğada çok yavaş yok olmaktadır

Fitalatlara maruziyet; oral, dermal, inhalasyon ve intravenöz yollarla olmaktadır.

İdrarda fitalat bulunması bu etkene maruz kalındığının belirtisidir. Özellikle kadınların idrarlarındaki çoklu fitalat metabolitlerinden sıklıkla parfüm ve kozmetikler sorumludur.

Fitalat ve çevresel fenollerin sıklıkla obezite, baş ağrısı, öksürük ve kaşınmaya neden olduğu bilinmektedir. Bunu yanı sıra endometriyozise ve sperm motilitesinde azalmalara neden olur.

Fitalatlar insan vücudunun içine solunum (inhalasyon) yoluna oranla daha çok deri yoluyla (transdermal yol 10 – 20 kat fazla) girmektedir.

Lakin yine de ortamda bulunan fitalat ve fitalat metabolitleri çocukluk çağında astım (Özellikle ev tozları ve PVC yüzey kaplamalarının astım vakalarıyla ilişkilidir.)ve hırıltılı solunum gibi alerjik hastalıklarla yakından ilişkilidir.

Çocuklarda yapılan bir çalışmada; idrarlarında fazla miktarda fitalat ve metabolitleri oanların akciğer fonksiyonlarının düşük olduğu bulunmuştur.

Kısa süreli fitalat maruziyetlerinde; düşük fitalat konsantrasyonlarını kan serumundan ölçebilirken,

Uzun süreli fitalat maruziyetlerinde; maruz kalınan yüksek düzeydeki konsantrasyonlar idrar fitalat metabolitleri yolu ile ölçülebilir.

BİSFENOL A (BPA)

Plastiğin esnek olmasını sağlayan bisfenol A, fitalat gibi kimyasal maddeler gıdaların plastik kapta veya koruyucuda ısıtılması sırasında yiyeceklere geçebilmektedir.

Özellikle günümüzde yaygın kullanılan mikrodalga fırınlarında kullanım talimatı olarak yiyeceklerin ısıtılması sırasında üzerlerinin plastik koruyucularla kapatılması gerektiği yazmaktadır. Bu plastik koruyucular çok sakıncalıdır. Çünkü ısınma sırasında kapağın altında meydana gelen yoğunlaşmada fitalatlar bulunabilir ve bunlar damlacıklar içerisinde yiyeceğe damlayabilir.

Texas Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada;

455 plastik kap incelendi. % 70’inde hormon bozucu kimyasallar bulundu.

Aynı araştırmada aynı ürünler mikrodalga fırınlarda kullanıldığında hormon bozucu kimyasalların oranının yüzde 95’ e çıktığı bildirildi. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3222987/

Özelikle dikkat çekici bir bulgu da üzerinde Bisfenol A (BPA) yoktur uyarısı bulunan plastik kaplarda bile östrojen aktivitesinin varlığının yanı sıra biyolojik tehlike – aktivite oranlarının daha yüksek olmasıydı.

Gün içerisinde en çok, alışveriş fişleri temasıyla Bisfenol A (BPA) ‘ya maruz kalındığı belirtilmektedir.

Yapılan bir araştırmaya göre 5 saniye boyunca alışveriş fişini elinde tutan bir insanın maruz kalacağı BPA düzeylerinin 0.2-6 μg (ortalama 1μg) düzeylerinde olduğu bulunmuştur.

Bisfenol A (BPA) lipofilik (yağda emilen) bir bileşendir.

El terli, kremli veya yağlı ise maruziyetin 10 kat fazla olduğu belirenmiştir.

Bu hesapla özellikle kasiyer olarak çalışanların, ön muhasebe elemanlarının (günde 10 saat alışveriş fişlerine temas edenlerin) yüksek düzeyde Bisfenol A (BPA) ’ya maruz kaldığı ve bu fişlerin herhangi bir yağlı el bakım ürünü uygulanmış deri ile teması sonucunda deriden vücudun içine (transdermal) geçişin 100 kat kadar artması söz konusudur.

Yüksek düzeydeki Bisfenol A (BPA) maruziyetinin sitotoksik ve DNA’ya hasar verici etkileri olduğu

Düşük dozlardaki Bisfenol A (BPA) maruziyetinin ise kemik gelişimini engelleyici ve göğüs kanseri oluşumuna sebep olduğu bilinmektedir.

Bisfenol A (BPA)’ lar osteoblast olma yönünde farklılaşması gereken kök hücrelerinin, yağ hücresi olarak değişmesine neden olarak kemik gelişimini engellemektedir.

Plastik Kapların Hepsinde Hormon Bozucu Kimyasallar Var

Bisfenoller ve fitalatlar ağız yolu ile alındıklarında glukorinidasyon veya sülfasyonu da içeren bir metabolizmaya uğrarlar. Dermal yolla alındıklarında ise kısmi bir metabolizasyona uğramaktadır.

Bisfenoller ve fitalatlar kan-plesenta bariyerini geçerek ana rahmindeki bebeğe ulaşırlar. Hormonları taklit ederek gelişim ve üremeyi engelleyici etki yaparlar.

Deri ile temas eden kimyasallar direk olarak dermal kapilları geçerek doku ve organlara ulaşmaktadır. Elle yemek yeme alışkanlığı olanlarda, eldeki fitalatların ağız yoluyla alınması da olası görülmektedir.

Deri yoluyla maruziyet, kıyafetlerin yıkanma sıklığına ve şekline, yüzeylerle temas durumuna ve kıyafetlerin değiştirilme periyoduna bağlı olarak da değişmektedir.

Islak mendillerdeki kimyasalların havaya karışmasıyla inhalasyon yolu ile alım da söz konusu olmaktadır.

Özet olarak insanların günlük aktiviteleri, tercihleri ve alışkanlıklarına göre deri yoluyla maruz kalınan fitalat oranları değişmektedir.

Plâstik kapların çizilmiş ve renklerinin değişmiş olanlarındaki tehlike çok daha büyük, bunların kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.

Plastik kapların altlarında yer alan numaralar içerisindeki bileşen gruplarına göre numaralandırılmıştır.

3 ve 7 numaralı olanların mutfağımızda asla bulunmamalıdır.

Karsinojenik olduğu gerekçesiyle DEHP yerine kullanılmaya başlanan DINP ve DIDP’ ın de hipertansiyon ve insülin direncine yol açtıkları tespit edildi.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Çoğu Plastik Ürün Östrojenik Kimyasallar Yayar: Çözülebilecek Potansiyel Bir Sağlık Sorunu https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3222987/

⭐️⭐️ Association of Exposure to Di-2-Ethylhexylphthalate Replacements With Increased Blood Pressure in Children and Adolescents https://www.ahajournals.org/doi/full/10.1161/hypertensionaha.115.05603?sid=be69c579-505c-4e04-a84f-5a4b187da7a6

⭐️⭐️ Çocuklarda ve Ergenlerde Di-2-Etilhekzilftalat Replasmanlarına Maruz Kalmanın Artan Kan Basıncıyla İlişkisi https://www.ahajournals.org/doi/full/10.1161/hypertensionaha.115.05603?sid=be69c579-505c-4e04-a84f-5a4b187da7a6

⭐️⭐️ Bisfenol A ve insan sağlığı: literatür taraması. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23994667/

⭐️⭐️ Çoğu Plastik Ürün Östrojenik Kimyasallar Yayar: Çözülebilecek Potansiyel Bir Sağlık Sorunu https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3222987/

⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla