Trigliserid – HDL – LDL: Damar Sağlığını Belirleyen Üçgeni

Kalp ve damar hastalıkları, dünyada ve ülkemizde en sık ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Bu hastalıkların arkasında çoğu zaman sessizce ilerleyen bir süreç vardır ve bu sürecin merkezinde kan yağları yer alır. Halk arasında en çok bilinen kavram “kolesterol” olsa da, aslında damar sağlığını belirleyen tablo trigliserid, HDL ve LDL’nin birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılır.

Bu üçlü, birbirinden bağımsız değildir. Aksine biri yükseldiğinde ya da düştüğünde diğerlerini doğrudan etkileyen bir metabolik denge sistemi oluşturur.

Trigliserid: Fazla Enerjinin Deposu

Trigliseridler, vücudun temel enerji depolama şeklidir. Yediğimiz besinlerle aldığımız fazla enerji, özellikle de:

  • Şeker,
  • Beyaz un,
  • Tatlılar,
  • Alkol,
  • Aşırı karbonhidrat,

vücutta trigliseride dönüştürülür ve yağ dokusunda depolanır.

Bu nedenle yüksek trigliserid, çoğu zaman:

“Çok yağ yiyorum” değil,
“Yanlış ve fazla enerji alıyorum”
anlamına gelir.

Trigliserid yükselmesi genellikle şu durumlarla birliktedir:

  • İnsülin direnci,
  • Karaciğer yağlanması,
  • Obezite,
  • Metabolik sendrom,
  • Tip 2 diyabet.

Yani trigliserid, sadece bir kan değeri değil; metabolik yaşam tarzının aynasıdır.

HDL: Damarların Temizlik Ekibi

HDL, halk arasında “iyi kolesterol” olarak bilinir. Bunun nedeni, HDL’nin damar duvarlarında biriken kolesterolü toplayarak karaciğere geri taşımasıdır. Bu nedenle HDL için:

“Damarların temizlik ekibi”
tanımı yapılır.

Yüksek HDL:

  • Damar sertliğini azaltır,
  • İltihabı baskılar,
  • Kalp krizi riskini düşürür.

Düşük HDL ise:

  • Damarların temizlenememesi,
  • Plak birikiminin hızlanması,
  • Kalp ve beyin damar hastalıklarının artması

anlamına gelir.

Ne yazık ki yüksek trigliserid düzeyleri, HDL’yi doğrudan aşağı çeker. Bu nedenle trigliserid yükseldikçe, HDL genellikle düşer ve damarlar savunmasız hâle gelir.

LDL: Sayısından Çok Yapısı Önemli

LDL genellikle “kötü kolesterol” olarak bilinir. Ancak burada önemli bir detay vardır:
LDL’nin miktarı kadar yapısı da önemlidir.

İki tip LDL vardır:

  • Büyük ve hafif LDL → Görece daha az zararlı
  • Küçük ve yoğun LDL → Damar duvarına kolay giren, daha tehlikeli

Yüksek trigliserid ve düşük HDL varlığında LDL genellikle:
👉 küçük ve yoğun hâle gelir.

Bu LDL tipi:

  • Damar duvarına daha kolay yapışır,
  • Daha hızlı okside olur,
  • Plak oluşumunu hızlandırır.

Yani LDL değeri “normal” görünse bile, eğer trigliserid yüksek ve HDL düşükse, damar riski yüksek olabilir.

Trigliserid–HDL–LDL Arasındaki Zincirleme Etki

Bu üçlü arasındaki ilişki bir zincir gibidir:

  1. Yanlış beslenme ve insülin direnci gelişir
  2. Karaciğer fazla trigliserid üretir
  3. Trigliserid yükselir
  4. HDL düşer
  5. LDL küçük ve yoğun hâle gelir
  6. Damar duvarında iltihap ve plak oluşur
  7. Kalp krizi ve inme riski artar

Bu tabloya tıpta “aterojenik dislipidemi” adı verilir ve günümüzde kalp hastalıklarının en sık nedenlerinden biridir.

Neden Sadece Kolesterole Bakmak Yetmez?

Uzun yıllar boyunca sadece toplam kolesterol ve LDL konuşuldu. Oysa günümüzde biliyoruz ki:

  • Normal LDL + yüksek trigliserid + düşük HDL
    yüksek risk demektir.

Bu nedenle tek bir sayıya bakarak “iyiyim” demek yanıltıcı olabilir. Asıl önemli olan oranlar ve birlikte değerlendirmedir.

Örneğin:

  • Trigliserid / HDL oranı yükseldikçe,
  • İnsülin direnci ve kalp krizi riski artar.
Trigliserid Çok Yükselirse Ne Olur?

Trigliserid düzeyi:

  • 150 mg/dL altı → Normal
  • 200 mg/dL üzeri → Yüksek
  • 500 mg/dL üzeri → Çok yüksek

500 mg/dL’nin üzerinde:

  • Akut pankreatit riski başlar.

Pankreatit:

  • Şiddetli karın ağrısı,
  • Kusma,
  • Ateş,
  • Hayati risk

oluşturabilen ciddi bir tablodur.

Yani trigliserid sadece uzun vadeli değil, kısa vadede de tehlike yaratabilir.

Beslenme Bu Üçlüyü Nasıl Etkiler?

Trigliseridi artıranlar:

  • Şeker ve tatlılar
  • Beyaz ekmek ve hamur işleri
  • Şekerli içecekler
  • Alkol
  • Gece geç saat yemek

HDL’yi artıranlar:

  • Zeytinyağı
  • Kuruyemişler
  • Avokado
  • Balık (özellikle omega-3)
  • Düzenli fiziksel aktivite

LDL yapısını bozanlar:

  • Trans yağlar
  • Aşırı rafine gıda
  • Sigara
  • Kronik stres
İlaçsız Düzelme Mümkün mü?

Trigliserid, yaşam tarzına en hızlı yanıt veren kan yağıdır.
Çoğu kişide:

  • Şekerin azaltılması,
  • Öğün aralarının düzenlenmesi,
  • Alkolün kesilmesi,
  • Haftada en az 150 dakika hareket

ile belirgin düşüş sağlanabilir.

HDL ise:

  • Sabır isteyen,
  • Daha yavaş yükselen

bir değerdir. Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle kalıcı olarak artırılabilir.

En Önemlisi
  • Trigliserid yükseliyorsa, vücut fazla enerjiyle baş edemiyordur.
  • HDL düşüyorsa, damarlar savunmasızdır.
  • LDL küçük ve yoğunsa, plak riski yüksektir.

Bu üçlü birlikte bozulduğunda, kalp ve beyin damarları sessizce zarar görür.

Trigliserid, HDL ve LDL; damar sağlığının üç ana aktörüdür.
Biri tek başına anlamlı değildir, birlikte değerlendirilmelidir.

Gerçek koruyucu yaklaşım:

  • Sadece ilaç değil,
  • Sadece diyet değil,
  • Bütüncül metabolik dengeyi hedeflemektir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

D Vitamini ve Kolesterol Metabolizması

Biyokimyasal Mekanizmalarla İç İçe Geçmiş İki Yolak

D vitamini ve kolesterol, insan biyokimyasının iki temel molekülüdür. Her ikisi de steroid yapılıdır, lipofilik özellik taşır ve benzer sentez yollarından geçerek vücutta çeşitli görevler üstlenir.

D vitamini sentezi, kolesterolün bir türevi olan 7-dehidrokolesterol üzerinden başlar. Bu ortak başlangıç noktası, iki yolak arasında biyokimyasal bir bağ kurar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, D vitamini düzeylerinin kolesterol profili üzerinde etkili olabileceğini, hatta bazı durumlarda kolesterol metabolizmasını düzenleyebileceğini göstermektedir.

D vitamini ve kolesterol metabolizmasının sentez, dönüşüm, taşıma ve düzenleme basamakları ayrıntılandırıp, aralarındaki biyokimyasal etkileşimler sistematik bir şekilde açıklamaya çalıştım.

D Vitamini Sentezi – Kolesterol Tabanlı Bir Başlangıç
1. Ciltte Başlayan Fotobiyokimyasal Süreç

D vitamini sentezi, ciltte bulunan 7-dehidrokolesterol molekülünün UVB ışınları (290–315 nm) ile fotolizlenmesiyle başlar. Bu molekül, kolesterol sentez yolunun bir ara ürünü olup, epidermiste özellikle stratum basale ve stratum spinosum tabakalarında bulunur.

  • UVB ışını → 7-dehidrokolesterol → Pre-D3 → D3 (kolekalsiferol)

Bu dönüşüm, sıcaklık ve ışık yoğunluğuna bağlı olarak birkaç saat içinde gerçekleşir. Kolekalsiferol daha sonra karaciğere taşınarak 25-hidroksilasyonla 25(OH)D’ye, ardından böbrekte 1α-hidroksilasyonla aktif form olan 1,25(OH)₂D’ye dönüşür.

2. Kolesterol ile Ortak Sentez Yolu

Kolesterol ve D vitamini sentezi, mevalonat yolunda ortak enzimleri kullanır:

  • HMG-CoA Redüktaz: Kolesterol sentezinin hız sınırlayıcı enzimi
  • 7-Dehidrokolesterol Redüktaz: D vitamini sentezinde öncü molekülü üretir

Bu ortaklık, iki molekülün sentez düzeylerinin birbirini etkileyebileceğini gösterir. Örneğin, statinler (HMG-CoA redüktaz inhibitörleri) kolesterol sentezini azaltırken, dolaylı olarak D vitamini öncüllerini de etkileyebilir.

Kolesterol Metabolizması – D Vitamini ile Etkileşimli Bir Sistem
1. Kolesterolün Görevleri

Kolesterol, hücre zarlarının akışkanlığını düzenler, steroid hormonların ve safra asitlerinin öncüsüdür. Lipoproteinler aracılığıyla taşınır:

  • LDL (Low-Density Lipoprotein): Kolesterolü dokulara taşır
  • HDL (High-Density Lipoprotein): Kolesterolü dokulardan karaciğere geri taşır

D vitamini düzeyleri, bu taşıma sistemleri üzerinde etkilidir.

2. D Vitamini ve Lipid Profili İlişkisi

Nature Scientific Reports’ta yayımlanan bir çalışmada, serum D vitamini düzeyleri arttıkça LDL düzeylerinin anlamlı şekilde azaldığı gösterilmiştir. Bu durum, D vitamininin lipoprotein metabolizması üzerinde düzenleyici bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir.

Olası mekanizmalar:

  • D vitamini reseptörlerinin (VDR) karaciğer ve bağırsaklarda lipoprotein gen ekspresyonunu etkilemesi
  • D vitamini eksikliğinde inflamasyonun artması ve lipid metabolizmasının bozulması
  • D vitamini düzeylerinin insülin duyarlılığı ve yağ dokusu fonksiyonlarıyla ilişkili olması

Biyokimyasal Etkileşimler – Moleküler Düzeyde Bağlantılar
1. Ortak Enzimler ve Ara Ürünler
  • 7-Dehidrokolesterol: Hem kolesterol hem D vitamini sentezinde kritik ara ürün
  • CYP Enzimleri: D vitamini aktivasyonu için gerekli olan CYP27A1 ve CYP2R1 enzimleri, kolesterol metabolizmasında da görev alır
  • LXR (Liver X Receptor): Kolesterol metabolizmasını düzenlerken D vitamini ile çapraz sinyal yolları kurabilir

2. Genetik Düzeyde Etkileşim
  • VDR gen ekspresyonu, lipid metabolizmasıyla ilişkili genleri etkileyebilir (örneğin APOE, LDLR)
  • D vitamini eksikliği, SREBP-2 gibi kolesterol sentezini artıran transkripsiyon faktörlerini aktive edebilir

D Vitamini Takviyesi ve Kolesterol Düzeyleri – Klinik Bulgular
1. Takviye Çalışmaları
  • 25(OH)D düzeyleri 30 ng/mL üzerine çıkarıldığında LDL ve total kolesterol düzeylerinde düşüş gözlenmiştir
  • HDL düzeylerinde ise bazı çalışmalarda artış bildirilmiştir

2. Statin Kullanımı ve D Vitamini
  • Statin kullanan bireylerde D vitamini düzeyleri genellikle daha düşüktür
  • Bunun nedeni, HMG-CoA redüktaz inhibisyonunun 7-dehidrokolesterol üretimini azaltması olabilir

D Vitamini Eksikliği ve Kolesterol Dengesizliği – Patofizyolojik Bağlantılar
1. Ateroskleroz
  • D vitamini eksikliği, endotelyal disfonksiyon ve inflamasyon yoluyla ateroskleroz riskini artırabilir
  • LDL oksidasyonu ve makrofaj aktivasyonu D vitamini eksikliğiyle tetiklenebilir

2. Obezite ve Metabolik Sendrom
  • Yağ dokusunda D vitamini depolanır; obez bireylerde dolaşımdaki D vitamini düzeyi düşer
  • Bu durum, kolesterol metabolizmasını bozarak dislipidemiye yol açabilir

Sistem Biyolojisi Perspektifi – Ortak Yolak Haritaları

MDPI Cells dergisinde yayımlanan bir çalışmada, D vitamini ve kolesterol metabolizmasının ortak yolakları Systems Biology Graphical Notation (SBGN) ile haritalandırılmıştır.

Bu harita, iki sistemin:

  • Ortak enzimlerini
  • Ara ürünlerini
  • Genetik düzenleyicilerini
  • Hücresel hedeflerini

bir arada göstererek, sentez ve düzenleme süreçlerinin nasıl iç içe geçtiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç ve Gelecek Perspektifler

D vitamini ve kolesterol metabolizması, biyokimyasal düzeyde birbirine bağlı iki sistemdir. Ortak sentez basamakları, genetik düzenleyiciler ve taşıma mekanizmaları üzerinden birbirlerini etkilerler. D vitamini eksikliği, kolesterol dengesizliğine; kolesterol metabolizmasındaki bozukluklar ise D vitamini sentezine zarar verebilir.

Bu ilişkinin daha iyi anlaşılması, kardiyometabolik hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde yeni stratejiler geliştirilmesini sağlayabilir. Özellikle D vitamini takviyesinin lipid profili üzerindeki etkileri, kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları açısından önemlidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Warren T. et al. (2021). The Interdependency and Co-Regulation of the Vitamin D and Cholesterol Metabolism. Cells, 10(8), 2007. https://www.mdpi.com/2073-4409/10/8/2007

⭐️⭐️ Gholamzad A. et al. (2023). Association between serum vitamin D levels and lipid profiles: a cross-sectional analysis. Nature Scientific Reports. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.nature.com/articles/s41598-023-47872-5.pdf

⭐️⭐️ Lee S. (2025). The Biochemistry of Vitamin D: Understanding its Role in Lipid Metabolism. NumberAnalytics. https://www.numberanalytics.com/blog/biochemistry-vitamin-d-lipid-metabolism#google_vignette

⭐️⭐️ Physical Determinants of Vitamin D Photosynthesis: A Review (Bu kapsamlı derleme, D vitamini sentezinde UVB ışınlarının rolünü, güneş ışını açısının etkisini, enlem, rakım, mevsim ve kişisel faktörleri ayrıntılı olarak inceler. Özellikle UVB dalga boyunun (<5% oranında) sentezdeki kritik rolü vurgulanır.) https://academic.oup.com/jbmrplus/article/5/1/e10460/7486276?login=false

⭐️⭐️ Development and Effect Analysis of UVB-LED General Lighting to Support Vitamin D Synthesis (Bu çalışma, UVB ışınlarının yapay ortamda D vitamini sentezini destekleyip desteklemediğini araştırır. UVB ışını açısının ve süresinin optimize edilmesiyle sentezin mümkün olduğu gösterilmiştir.) https://www.mdpi.com/2076-3417/10/3/889

⭐️⭐️ A Pilot Clinical Trial to Explore the Effects of UV Exposure on Vitamin D Synthesis and Inflammatory Responses (Kontrollü UVB maruziyetinin D vitamini düzeylerini nasıl artırdığını ve hangi sürelerde etkili olduğunu gösteren klinik bir çalışmadır. UVB ışını yoğunluğu ve açısı doğrudan ölçülmüştür.) https://www.nature.com/articles/s41598-025-09203-8

⭐️⭐️ Gümüşhane İl Sağlık Müdürlüğü (2023). D Vitamini Kaynağı ve Güneşten Yararlanma. T.C. Sağlık Bakanlığı. ↪ Türkiye’de D vitamini sentezi için önerilen saat aralıkları ve vücut yüzeyi oranları hakkında resmi halk sağlığı bilgisi. https://gumushaneism.saglik.gov.tr/TR-283790/d-vitamini-kaynagi-ve-gunesten-yararlanma.html

⭐️⭐️ Wacker M & Holick MF. (2013). Sunlight and Vitamin D: A Global Perspective for Health. Dermato-Endocrinology ↪ UVB ışını açısı, enlem ve mevsimsel değişimlerin D vitamini sentezine etkisini küresel düzeyde ele alan çalışma. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3897598/

⭐️⭐️ Engelsen O. (2006). The Relationship Between Ultraviolet Radiation Exposure and Vitamin D Status. Photochemical & Photobiological Sciences ↪ UVB ışını açısı ve atmosferik koşulların D vitamini sentezine etkisini matematiksel modellemeyle analiz eder. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3257661/

⭐️⭐️ Holick MF. (2004). Vitamin D: Importance in the Prevention of Cancers, Type 1 Diabetes, Heart Disease, and Osteoporosis. American Journal of Clinical Nutrition ↪ Güneş ışını açısının D vitamini eksikliğiyle ilişkili hastalıklar üzerindeki etkisini vurgular. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0002916522038527

⭐️⭐️ Webb AR, Kline L, Holick MF. (1988). Influence of Season and Latitude on the Cutaneous Synthesis of Vitamin D3. Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism ↪ Enlem ve mevsimsel güneş açılarının D vitamini sentezine etkisini deneysel olarak gösteren klasik çalışma.https://academic.oup.com/jcem/article-abstract/67/2/373/2652007

⭐️⭐️ Kimlin MG. (2008). Geographic Location and Vitamin D Synthesis. Molecular Aspects of Medicine ↪ Coğrafi konumun UVB ışını açısı üzerinden D vitamini sentezine etkisini haritalandırır. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18786559/

⭐️⭐️ Van der Mei IA et al. (2007). Latitude, Sun Exposure and Vitamin D Status in Australia. Medical Journal of Australia ↪ Enlem ve güneş ışını açısının halk sağlığı düzeyinde D vitamini durumuna etkisini gösterir.https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9955356/

⭐️⭐️ Bogh MK et al. (2010). Vitamin D Production After UVB Exposure Depends on Baseline Vitamin D and Skin Pigmentation. Journal of Investigative Dermatology ↪ UVB ışını açısı ve cilt tipi arasındaki ilişkiyi D vitamini üretimi bağlamında inceler. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022202X15347035

⭐️⭐️ D vitamini https://ods.od.nih.gov/factsheets/VitaminD-HealthProfessional/

⭐️⭐️ D vitamini takviyesinin sağlık üzerindeki etkileri: İnsan çalışmalarından elde edilen kanıtlar https://www.nature.com/articles/s41574-021-00593-z

⭐️⭐️ D vitamini https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK441912/

⭐️⭐️ D Vitamini Eksikliği, Takviyesi ve Ölüm ve Kronik Hastalık Riski: İsrail ve ABD’deki Eşleştirilmiş Kohortlardan Elde Edilen Kanıtlar https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2025.05.29.25328548v1

⭐️⭐️ D vitamini eksikliği https://my.clevelandclinic.org/health/diseases/15050-vitamin-d-vitamin-d-deficiency

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Sessiz Yağ, Sessiz Tehlike – Trigliserid

🩸🔥

Kolesterol konuşulur, şeker tartışılır;
trigliserid ise çoğu zaman sessizce yükselir ve hasarı sessizce başlatır.

❗ 1. Trigliserid nedir, neden bu kadar önemlidir?

Trigliseridler, vücudun ana enerji depo molekülleridir.
Yediğimiz fazla kalori—özellikle:

  • Şeker
  • Beyaz un
  • Alkol
  • Fazla karbonhidrat

vücutta trigliseride dönüştürülür ve yağ dokusunda depolanır.

👉 Trigliserid yükselmesi çoğu zaman “çok yağ yiyorum” değil,
“fazla ve yanlış karbonhidrat alıyorum” anlamına gelir.

⚡ 2. Trigliserid neden yükselir?

En sık nedenler:

  • Fazla şeker ve rafine karbonhidrat
  • Sık ve düzensiz beslenme
  • Gece geç saatlerde yemek
  • Alkol
  • İnsülin direnci
  • Hareketsizlik
  • Genetik yatkınlık

👉 Trigliserid, metabolik yaşam tarzının aynasıdır.

🧠 3. Trigliserid sadece kalple ilgili değildir

Yüksek trigliserid:

  • Karaciğer yağlanması
  • İnsülin direnci
  • Tip 2 diyabet
  • Polikistik over sendromu
  • Erkeklerde testosteron düşüklüğü

ile güçlü şekilde ilişkilidir.

👉 Yani trigliserid, metabolik sağlığın genel göstergesidir.

❤️ 4. Kalp-damar hastalıklarıyla ilişkisi sandığınızdan daha güçlü

Eskiden sadece LDL kolesterol konuşulurdu.
Bugün biliyoruz ki:

  • Yüksek trigliserid
  • Düşük HDL
  • Küçük, yoğun LDL parçacıkları

bir aradaysa kalp krizi riski katlanarak artar.

Bu tabloya “aterojenik dislipidemi” denir ve özellikle insülin direncinde görülür.

🩸 5. En tehlikelisi: Trigliserid + düşük HDL

HDL, damarları temizleyen kolesteroldür.
Trigliserid yükseldikçe HDL düşer.

Sonuç:

  • Damar içi iltihap
  • Damar sertliği
  • Plak oluşumu

👉 Trigliserid/HDL oranı, tek başına güçlü bir risk göstergesidir.

🚨 6. Çok yüksek trigliserid pankreatite yol açabilir

Trigliserid 500 mg/dL’nin üzerine çıktığında:

  • Akut pankreatit riski başlar

1000 mg/dL üzerinde:

  • Hayatı tehdit eden pankreatit görülebilir

Belirtiler:

  • Şiddetli karın ağrısı
  • Bulantı
  • Kusma
  • Ateş

👉 Bu durum acil ve ciddi bir tablodur.

🧠 7. Beyin ve trigliserid ilişkisi

Yüksek trigliserid:

  • Beyin damarlarını etkiler
  • İnme riskini artırır
  • Bilişsel fonksiyonlarda azalmayla ilişkilidir

Özellikle orta yaşta yükselen trigliserid, ileriki yaşlarda demans riskini artırabilir.

⚠️ 8. “Açlık kanım normaldi” demek yetmez

Trigliserid:

  • Gün içinde ciddi dalgalanma gösterir
  • Özellikle yemekten sonra yükselir

Bu nedenle:

  • Sadece açlık değeri değil
  • Genel metabolik tablo değerlendirilmelidir

👉 “Kanım normal” demek, trigliserid için her zaman güvenli değildir.

🍷 9. Alkol: Trigliseridin en güçlü tetikleyicilerinden biri

Alkol:

  • Karaciğerde yağ üretimini artırır
  • Trigliseridi hızla yükseltir

Bazı kişilerde:

  • Küçük miktar alkol bile
  • Trigliseridi dramatik artırabilir

👉 “Sadece hafta sonu içiyorum” diyenlerde bile trigliserid çok yüksek olabilir.

🧪 10. Trigliserid ile insülin direnci el ele gider

İnsülin direnci:

  • Karaciğeri yağ üretmeye zorlar
  • Trigliserid yükselir
  • HDL düşer

Bu döngü kırılmazsa:

  • Diyabet
  • Kalp hastalığı
  • Karaciğer yağlanması

kaçınılmaz hâle gelir.

⚖️ 11. Trigliserid ilaçsız düşürülebilir mi?

Evet, çoğu zaman ilk ve en etkili adım yaşam tarzıdır.

En güçlü adımlar:

  • Şeker ve beyaz unun azaltılması
  • Akşam geç yemek yememek
  • Öğün aralarını düzenlemek
  • Haftada en az 150 dk hareket
  • Alkolü kesmek veya ciddi azaltmak

👉 Trigliserid, en hızlı düşürülebilen lipid parametresidir.

🐟 12. Omega-3 ve trigliserid

Omega-3 yağ asitleri:

  • Trigliserid üretimini azaltır
  • Karaciğer yağlanmasını baskılar

Ama:

  • Doz önemlidir
  • Her omega-3 ürünü aynı değildir
📊 13. Hedef değerler ne olmalı?
  • Normal: <150 mg/dL
  • Sınırda: 150–199 mg/dL
  • Yüksek: 200–499 mg/dL
  • Çok yüksek: ≥500 mg/dL

Ama asıl hedef:
👉 Kişinin metabolik riskine göre değerlendirmedir.

📌 📌 📌

Trigliserid yükseliyorsa, vücut “enerjiyle baş edemiyorum” diyordur.

Trigliserid sessiz yükselir, sessiz zarar verir.
Ama fark edildiğinde, doğru adımlarla en hızlı düzelen risklerden biridir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kolesterolün Kandaki Normal Değerlerinin Tarihsel Evrimi

Kolesterol, 19. yüzyılda keşfedildiğinden bu yana hem biyokimyasal hem de klinik anlamda insan sağlığının merkezinde yer almıştır. Başlangıçta yalnızca hücre zarlarının bir bileşeni olarak tanımlanan bu molekül, zamanla kardiyovasküler hastalıkların en önemli risk göstergelerinden biri haline gelmiştir. Ancak kolesterolün “normal” kabul edilen düzeyleri, sabit bir sayıdan ibaret değildir; bilimsel anlayışın gelişmesiyle birlikte sürekli olarak yeniden tanımlanmıştır.

Kolesterolün kandaki normal değerlerinin tarihsel evrimini ele alarak, tıbbın değişen bakış açılarını, epidemiyolojik verilerin etkisini ve klinik rehberlerin nasıl dönüştüğünü göreceksiniz. Bu biyobelirtecin sınırları, yalnızca laboratuvar cihazlarının hassasiyetiyle değil; toplumun sağlık öncelikleri, bilimsel kanıtlar, risk algısı ve belki de tartışmalı kararlarla şekillenir.

📜 📜 📜
YılToplam Kolesterol Normal SınırıAçıklama
1950’ler< 300 mg/dLKolesterol yeni tanımlanmıştı; yüksek değerler henüz risk olarak görülmüyordu.
1970’ler< 270 mg/dLAterosklerozla ilişki kurulmaya başlandı; ilk sınırlamalar geldi.
1980’ler< 250 mg/dLFramingham çalışması sonrası kardiyovasküler riskler netleşti.
1990’lar< 230 mg/dLLDL’nin “kötü kolesterol” olarak tanımlanmasıyla sınırlar daraltıldı.
2001 (ATP III – ABD)< 200 mg/dLAmerikan Kalp Derneği LDL hedeflerini netleştirdi; total kolesterol için <200 mg/dL önerildi.
2013 (ACC/AHA Kılavuzu)LDL < 100 mg/dLRisk bazlı hedefler ön plana çıktı; total kolesterol yerine LDL odaklı yaklaşım benimsendi.
2019 (ESC/EAS Avrupa Kılavuzu)LDL < 70 mg/dL (yüksek risk)Çok yüksek riskli bireylerde LDL hedefi daha da düşürüldü.
2025 (Güncel ESC/AHA önerileri)LDL < 55 mg/dL (çok yüksek risk)Yeni çalışmalarla birlikte agresif LDL düşürme stratejileri benimsendi.

📌 📌 📌
Ek Bilgiler
  • HDL için tarihsel olarak ≥ 60 mg/dL koruyucu kabul edilirken, erkeklerde ≥ 40 mg/dL ve kadınlarda ≥ 50 mg/dL sınırları sabit kalmıştır.
  • Trigliserid için < 150 mg/dL sınırı 1990’lardan beri geçerlidir; ancak non-HDL kolesterol ve VLDL gibi alt fraksiyonlar son yıllarda daha fazla önem kazanmıştır.
  • Türkiye’de de bu değişimler genellikle Amerikan ve Avrupa kılavuzlarıyla paralel olarak benimsenmiştir.

Kolesterolün normal kabul edilen sınırları, zaman içinde yalnızca rakamsal olarak değil; anlam olarak da değişmiştir. 1950’lerde 300 mg/dL’ye kadar “normal” sayılan değerler, günümüzde 200 mg/dL’nin altına çekilmiş; LDL içinse risk düzeyine göre 55 mg/dL gibi agresif hedefler belirlenmiştir. Bu değişim, tıbbın statik değil; dinamik bir bilim olduğunu gösterir.

Lakin bu evrim, yalnızca bilimsel bir gelişme değil; aynı zamanda halk sağlığına, ilaç kullanımına ve beslenmeye yön veren bir stratejidir. Kolesterol sınırlarının yeniden tanımlanması, milyonlarca insanın yaşam tarzını, ilaç kullanımını ve hastalık riskini doğrudan etkiler. Bu nedenle kolesterol değerlerinin tarihsel değişimi, yalnızca bir laboratuvar öyküsü değil; toplumun sağlıkla kurduğu ilişkinin de bir aynasıdır.

Bu yazı, kolesterolün sınırlarının nasıl ve neden değiştiğini anlamak isteyen herkes için bir rehber niteliğindedir. Çünkü sağlık, yalnızca bugünün bilgisiyle değil; geçmişin dersleri ve geleceğin öngörüleriyle inşa edilir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Lipoprotein(a), Kolesterol ve Kalp Krizi

Kalbin Sessiz Düşmanı
Kolesterol Denilince Aklımıza Sadece “LDL” Gelmesin

Kolesterol dendiğinde genellikle herkesin aklına “iyi” ve “kötü” kolesterol gelir:

  • HDL (High Density Lipoprotein) → Vücudunuz Üretir
  • LDL (Low Density Lipoprotein) → Vücudunuz Üretir
İyi Kolesterol – Kötü Kolesterol Olmaz

HDL ve LDL vücudunuz tarafından üretilir. Vücudunuz ihtiyaç duyduğu maddeleri üretir. Siz vücudunuzun sistemini bozduğunuzda ihtiyacından fazla üretmeye başladığı maddeler yine vücuda zarar verebilir.

Dikkat; fazla üretilen maddeye (Burada LDL) kötü demek bilimsellikten ve doğruluktan uzak bir yaklaşımdır.

Kötü olan: Vücudun düzenini bozan davranış yada vücudunun düzenini bozandır.

Asıl gözden kaçan tehlike, bir kolesterol alt türü olan ve genetik geçişli bir risk faktörü olarak kalp krizlerinin perde arkasındaki suçlusu sayılan: Lipoprotein(a) [kısaca Lp(a)]

🩸 🩸 🩸
Lipoprotein(a) Nedir?

Lp(a), LDL kolesterolüne çok benzer bir yapıya sahiptir, ancak bir farkla:
ApoB100 proteinine ek olarak, üzerinde apolipoprotein(a) denilen özel bir protein daha taşır. Bu yapı:

  • Yapışkan ve yoğun hale gelmesine neden olur
  • Damarlarda birikme eğilimini artırır
  • Fibrinolizi engelleyerek pıhtı oluşumuna zemin hazırlar

🔎 Lipoprotein(a) – Lp(a) = LDL + Apo(a) = Aterojen + Trombojenik yapı

Lipoprotein(a) – Lp(a) ve Kalp Krizi Arasındaki Bağlantı
Lipoprotein(a) – Lp(a)’nin 3 Ölümcül Etkisi
  1. Endotelyal hasarı kolaylaştırır
  2. Damarda kolesterol plaklarının oluşumunu artırır
  3. Pıhtılaşma sistemini sabote eder (Plazminojen ile yapısal benzerliği nedeniyle fibrin yıkımını engeller)

Bunlar bir araya geldiğinde:

  • Koroner damar duvarlarında sertleşme
  • Daralmış damar lümeni
  • Ani pıhtı oluşumu

💥 Sonuç: Miyokard enfarktüsü (kalp krizi)

👨‍⚕️ 👨‍⚕️ 👨‍⚕️
Çarpıcı Bir Örnek – Genetik Yükle Gelen Tehlike

Ahmet, 42 yaşında, zayıf, sigara içmiyor, spor yapıyor.
Ancak ailesinde 3 kişi 50 yaş altı kalp krizi geçirmiş.
Tüm kan değerleri normal, sadece bir tanesi dışında: Lipoprotein(a)Lp(a): 165 mg/dL (Referans: <30 mg/dL)

🔴 Ne oldu?
Ahmet koşu sırasında göğüs ağrısı yaşadı. Anjiyografi sonucu:
Sol ön inen arter (LAD) %90 tıkalı.
Ve buna sebep olan şey neydi? Lipoprotein(a)- Lp(a)’nin damarda yaptığı sinsi birikimler ve pıhtılaşma eğilimi.

Lipoprotein(a) – Lp(a) vs. Diğer Kolesterol Türleri
ÖzellikLDLHDLLp(a)
Aterojenik mi?EvetHayırEvet
Genetik mi?KısmenHayır%90 Genetik
Diyetle değişir mi?EvetEvetHayır!
Pıhtı riskini artırır mı?DolaylıHayırEvet – direkt olarak
İlaçla düşürülmesi kolay mı?Statinlerle evet
(Bedeli olduğunu unutmadan)
Niacin vb.Zor – çoğu ilaca dirençli

Lipoprotein(a) – Lp(a) Neden Tehlikeli?

Lipoprotein(a) – Lp(a)’nin üzerinde taşıdığı Apo(a), vücutta doğal olarak bulunan plazminojen proteini ile yapısal benzerlik gösterir.
Ancak plazminojen normalde pıhtıları çözmekle görevliyken, Apo(a) bu sistemin işleyişini bozar.

➡️ Yani Lipoprotein(a) – Lp(a) yüksek olduğunda:

  • Damar daralması + pıhtı oluşumu aynı anda gerçekleşebilir
  • Kalp krizi riski normal LDL seviyesi olsa bile yüksek olabilir
🔬 🔬 🔬
Lipoprotein(a) – Lp(a) Testi Neden Herkese Yapılmalı?
Ne yazık ki:
  • Rutin kolesterol panellerinde Lipoprotein(a) – Lp(a) ölçülmez
  • LDL’si normal olan bireylerde bile gizli risk olabilir
  • Ailesel kalp hastalığı öyküsü olan bireylerde özellikle bakılmalıdır

📌 Amerikan Kalp Derneği (AHA) ve Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC), Lipoprotein(a) – Lp(a) ölçümünü özellikle:

  • Genç kalp krizi geçirenlerde
  • Aile öyküsü güçlü olanlarda
  • Sebepsiz yüksek LDL görülenlerde
    öneriyor.
🍏 🍏 🍏
Peki Ne Yapabiliriz?
Kötü Haber:
  • Lipoprotein(a) – Lp(a) seviyesi çoğunlukla genetik belirlenmiştir
  • Diyetle veya egzersizle Lipoprotein(a) – Lp(a) ciddi oranda düşmez

İyi Haber:
  • LDL ve inflamasyon kontrol altına alınarak risk azaltılabilir
  • Yeni nesil ilaçlar (örneğin antisens oligonükleotid tedavileri, Pelacarsen gibi) geliştirilme aşamasında
  • Niasin (B3 vitamini) bazı kişilerde Lipoprotein(a) – Lp(a)’yı %20-30 oranında azaltabilir
  • Omega-3 yağ asitleri, damar sağlığı üzerinde koruyucu etki sağlar
🥗 🥗 🥗
Beslenme ve Yaşam Önerileri
StratejiAçıklama
Trans yağlardan uzak durEndotelyal inflamasyonu ve LDL oksidasyonunu artırır
Anti-inflamatuar gıdalarZeytinyağı, yeşil yapraklılar, yaban mersini
Sigarayı kesinlikle bırakLipoprotein(a) – Lp(a) etkisini katlar
Kilo kontrolü sağlaİnsülin direnciyle birleştiğinde risk ikiye katlanır
Günde en az 30 dk yürüyüşHDL’yi artırır, vasküler fonksiyonu destekler
🔚 🔚 🔚
Sessiz ama Güçlü Bir Risk Faktörü

Lipoprotein(a), yüksek tansiyon ya da kolesterol kadar medyada yer bulmasa da, kalp krizlerinin %20-25’inde bağımsız risk faktörü olarak karşımıza çıkar.
Üstelik bu durum, zayıf, aktif, sağlıklı bireylerde bile görülebilir.

🧠 🧠 🧠

Unutmayın:

“Kalbinizi sadece LDL’den değil, Lipoprotein(a) -Lp(a)’den de koruyun. Genetik yatkınlık kader değildir; ama fark edilmezse felaket olabilir.”

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Lipoprotein A https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34033383/

⭐️⭐️ Lipoprotein A https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK570621/

⭐️⭐️ Lipoprotein(a) hakkında bilmemiz gereken her şey https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38759878/

⭐️⭐️ Çok Etnikli Birleştirilmiş Prospektif Kohortta Lipoprotein(a) ve Uzun Vadeli Kardiyovasküler Risk https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38631771/

⭐️⭐️ Lp(a) – göz ardı edilen bir risk faktörü https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36681362/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Bel Çevresi Neden Tartıdan Daha Önemli?

Günümüzde sağlığımızı değerlendirmek için çoğu zaman tartıya çıkar, kilomuza bakar ve sonucu “iyi” ya da “kötü” olarak yorumlarız. Hatta birçok kişi için tartıdaki rakam, sağlığın tek göstergesi hâline gelmiştir. Oysa modern tıp bize şunu net bir şekilde göstermektedir: Sağlık sadece kaç kilo olduğunuzla değil, yağın vücutta nerede toplandığıyla ilgilidir. İşte bu noktada bel çevresi ölçümü, tartıdan çok daha değerli bir bilgi sunar.

Kilo Her Şeyi Söylemez

Aynı kiloda iki farklı insan düşünelim. İkisi de 70 kilo olabilir. Tartı aynı sonucu gösterir. Ancak birinin yağı daha çok kalça ve bacaklarda toplanırken, diğerinin yağı karın bölgesinde birikmiş olabilir. Tartı bu farkı göstermez. Fakat bu iki kişi arasında sağlık riski açısından çok büyük bir fark vardır.

Karın bölgesinde biriken yağ, sadece “fazla kilo” anlamına gelmez. Bu yağ türü, visseral yağ olarak adlandırılır ve iç organların etrafında birikir. İşte asıl tehlikeli olan yağ da budur.

Visseral Yağ Nedir ve Neden Tehlikelidir?

Visseral yağ; karaciğer, pankreas ve bağırsaklar gibi hayati organların çevresinde yer alan aktif bir yağ dokusudur. Bu yağ dokusu pasif bir depo değildir. Aksine, sürekli olarak vücuda çeşitli sinyaller gönderir.

Visseral yağ arttıkça:

  • İnsülin direnci gelişir
  • Kan şekeri dengesi bozulur
  • Trigliserid yükselir
  • HDL (iyi kolesterol) düşer
  • Damar içinde iltihap artar

Bu süreçler, zamanla tip 2 diyabet, kalp krizi, inme ve metabolik sendrom riskini ciddi şekilde artırır.

Bel Çevresi Neyi Gösterir?

Bel çevresi ölçümü, visseral yağlanmanın en pratik ve en güvenilir göstergelerinden biridir. Ölçüm son derece basittir ve evde herkes tarafından yapılabilir.

Riskli kabul edilen bel çevresi değerleri:

  • Erkeklerde: 102 cm ve üzeri
  • Kadınlarda: 88 cm ve üzeri

Bu sınırların üzerine çıkıldığında, kişi kilolu görünmese bile metabolik risk başlamış olabilir.

Önemli bir nokta da şudur: Bazı kişiler bu riskli değerlere ulaşmadan önce bile metabolik bozulma yaşayabilir. Yani bel çevresi, sadece bir eşik değil; artış yönüyle de dikkatle izlenmesi gereken bir göstergedir.

Neden Tartı Aldatıcıdır?

Tartı, vücuttaki toplam ağırlığı gösterir:

  • Kas
  • Kemik
  • Su
  • Yağ

hepsi bu rakamın içindedir. Ancak tartı:

  • Yağın nerede olduğunu
  • Kas–yağ oranını
  • İç organ yağlanmasını

göstermez.

Bu nedenle:

  • “Kilo almıyorum ama göbeğim büyüyor”
  • “Zayıfım ama tahlillerim bozuk”
  • “Tartı aynı ama belim kalınlaştı”

gibi şikâyetler son derece anlamlıdır. Çünkü metabolik risk, tartıdan önce bel çevresinde kendini belli eder.

Bel Çevresi ile İnsülin Direnci Arasındaki Bağ

Bel çevresi arttıkça, insülin direnci gelişme olasılığı da artar. Bunun nedeni, visseral yağın insülinin etkisini bozan maddeler salgılamasıdır. İnsülin direnci geliştiğinde:

  • Hücreler şekeri içeri alamaz
  • Pankreas daha fazla insülin salgılar
  • Açlık şekeri bir süre normal kalabilir

Bu durum “sessiz bir dönem” yaratır. Kişi kendini hasta hissetmez, kan şekeri “normal” görünür. Ancak bu sırada bel çevresi giderek artar ve metabolik bozulma derinleşir.

Kalp ve Damar Sağlığı Açısından Bel Çevresi

Araştırmalar, bel çevresinin kalp krizi ve inme riskini, toplam kilodan daha iyi öngördüğünü göstermektedir. Bunun nedeni, visseral yağın damar duvarında iltihabı artırması ve aterosklerozu hızlandırmasıdır.

Bel çevresi geniş olan kişilerde:

  • Trigliserid daha yüksektir
  • HDL daha düşüktür
  • LDL daha küçük ve daha zararlı yapıdadır

Bu tablo, damarların daha kolay tıkanmasına yol açar.

“Zayıf Ama Riskli” Olmak Mümkün mü?

Evet, mümkündür. Bu durum tıpta bazen “zayıf metabolik obezite” olarak adlandırılır. Kişi:

  • Zayıf görünebilir
  • Tartıda normal kiloda olabilir

Ama:

  • Bel çevresi geniştir
  • İnsülin direnci vardır
  • Trigliserid–HDL oranı bozuktur

Bu kişiler genellikle “Bende sorun yok” diye düşünür, ancak risk görünenden çok daha yüksektir.

Bel Çevresi Neden Evde Takip Edilmelidir?

Bel çevresi:

  • Ucuz
  • Kolay
  • Hızlı
  • Güvenilir

bir ölçümdür. Düzenli olarak takip edildiğinde:

  • Metabolik bozulma erken fark edilir
  • Yaşam tarzı değişikliklerinin etkisi net görülür
  • Tartı sabitken bile olumlu veya olumsuz gidiş anlaşılır

Örneğin:

  • Kilo aynı kalabilir
  • Ama bel çevresi 3–4 cm küçülmüşse

👉 Bu, sağlığın iyileştiğinin güçlü bir göstergesidir.

Bel Çevresi Nasıl Küçülür?

Bel çevresini küçültmek, sadece estetik bir hedef değildir; doğrudan sağlık kazancıdır.

Etkili adımlar:

  • Şeker ve rafine karbonhidratı azaltmak
  • Gazlı ve şekerli içeceklerden kaçınmak
  • Akşam geç saatlerde yemek yememek
  • Düzenli yürüyüş ve egzersiz
  • Uyku düzenini iyileştirmek
  • Stresi azaltmak

Bu adımlar uygulandığında:

  • Visseral yağ azalır
  • İnsülin duyarlılığı artar
  • Trigliserid düşer
  • HDL yükselir
Önemli
  • Tartı sadece toplam ağırlığı söyler
  • Bel çevresi ise metabolik gerçeği anlatır
  • Göbek büyüyorsa, risk artıyordur
  • Bel küçüldükçe sağlık geri gelir

Sağlığı tek bir rakama indirgemek yanıltıcıdır. Tartıdaki sayı değişmese bile, bel çevresindeki birkaç santimetrelik artış veya azalış, vücudun iç dünyasında olup bitenleri net bir şekilde yansıtır.

Bel çevresi; insülin direncinin, kalp–damar riskinin ve metabolik bozulmanın en erken ve en dürüst göstergelerinden biridir.

Bu nedenle asıl soru şudur:

“Kaç kiloyum?” değil,
“Bel çevrem bana ne söylüyor?”

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Alıç Sirkesi Kolesterole Neler yapıyor Neler

Alıç sirkesi, Alıç (Crataegus) meyvesinin fermantasyonu sonucu elde edilen doğal bir sirkedir.

Alıç, gülgiller (Rosaceae) familyasına ait, kırmızı veya sarı renkte meyveler veren, genellikle dağlık bölgelerde yetişen bir ağaçtır.

Alıç sirkesi, askorbik asit (C vitamini), antosiyaninler ve flavonoidler (polifenoller), pektin, şekerler (maltoz, sukroz, glukoz, fruktoz), Ca, P, K, Fe, Mg, Cu ve Zn minarelleri bakımından zengindir.

Alıç sirkesi, Lipoprotein-a ve Lipoprotein-p miktarı ve VLDL nin Apo C-2 alarak parçalanmasına yardımcı olur.

Bu durum HDL üzerine düşen yükü azaltıyor, HDL fazla harcanmadığı için kanda seviyesi yükselir.

Apolipoprotein (apo)-B içeren lipoproteinler, yani düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL) ve çok düşük yoğunluklu lipoproteinler (VLDL) hem insanlarda hem de deney hayvanlarında ateroskleroza neden olur.

Alıç sirkesi, pektin gibi çözünür lifler içerir. Çözünür lifler, bağırsakta kolesterolün emilimini engeller ve sindirim sisteminden atılmasına yardımcı olur. Lifli gıdaların düzenli olarak tüketilmesi, özellikle LDL kolesterol seviyelerinin düşürülmesinde önemli bir rol oynar.

Alıç sirkesinin anti-inflamatuar özellikleri, damarlar ve kalp üzerindeki olumsuz inflamasyonları azaltır. Kronik inflamasyon, LDL kolesterol birikimine ve damar sertliğine (ateroskleroz) yol açarak kolesterol düzeylerinin yükselmesine neden olabilir.

Yapılan bir araştırmada;

Karotis arter aterosklerozu olan 64 hastada 6 aylık klinik gözlem, 5,0 mg/kg dozunda alıç özütü alımının serum lipid seviyesini düşürdüğünü ve plak stabilitesini desteklediğini göstermiştir. 

Araştımanın makalesini okumak isteyenler için; ”[Polygoni cuspidati rhizoma et radix ve crataegi fructus’un ekstraksiyonu ile karotis aterosklerozunun tedavisine ilişkin klinik çalışma: randomize kontrollü bir çalışma]

Peki alıç sirkesini nasıl tüketmelisiniz?

Bir bardak su içine 1-2 yemek kaşığı alıç sirkesi koyup tok karna (İdeali kahvaltıdan 2 saat sonra) içmek yeterli.

Tavsiyem başlamadan önce kan değerlerinize baktırıp üç aylık düzenli kullanım sonrasında kan değerlerinize bir daha baktırın..

Sirke endüstriyel olmamalı, organik sirke olmalı.

Kilo kontrolünüz için Mucize İksir Alıç Sirkesi yazımızı,

Kardiyovasküler sağlığınıza destek için Kalp ve Damarlarınız İçin Alıç Sirkesi yazımızı

okumanızı tavsiye ederim.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Yeni Bir Alternatif Besin Kaynağı Alıç Sirkesi: Protein, Glikoz ve GLP-1 ile Nasıl Etkileşime Girer https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11243100/

⭐️⭐️ Bağışıklık Tepkilerine Odaklanarak Sağlıkta Alıç Sirkesi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11206889/

⭐️⭐️ Alıç ve Ekstraktlarının Ateroskleroz Üzerindeki Rolü ve Mekanizmaları: Bir İnceleme https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7047282/

⭐️⭐️ Alıçın Gıda Uygulamaları ve Potansiyel Sağlık Faydaları https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9498108/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Kolesterol Yüksekliğinden Karaciğerde Yağlanmaya Oradan Kalp Krizine Giden Yol

Çalışanımız evinde akşam yemeğinden iki saat sonra (saat 22.00 gibi) kanepede uzanırken, çocuklarının yaptığı patates kızarmasından canı çekti ve büyük bir tabak yedi.(Tokluk halinde karbonhidrat aldı.) Zaten toktu ve karnı iyice şişti. Ardından tekrar kanepeye uzandı. Maalesef bunu sık sık yapıyordu.

Gece saat 23.50 civarı göğsünde ve sol koluna vuran ağrı sonrası fenalaştı. Ambulansla hastaneye götürülürken yolda kalbi durdu. Yapılan müdahale ile hastaneye sağ olarak ulaştırıldı. Kalp krizi geçirdiği için yatışı yapıldı. Hastanede üç gün yattıktan sonra taburcu edildi.

Şimdi…

Çalışanımızda gelişen bu durumu baştan inceleyelim..

Çalışanımız karbonhidrattan zengin beslenmesi sonucunda karaciğerinde bir lipid (yağ) paketi olan VLDL oluştu.

Çünkü..

Tokluk durumunda karbonhidrat alımı ya da sürekli ağır karbonhidrat tüketimi VLDL üretimini artırır. (obezite, damar sertliği, damar tıkanıklığı)

VLDLVery Low Density LipoproteinÇok Düşük Yoğunluklu Lipoprotein: Karaciğerde bulunan lipid gruplarının yağ dokusuna ve kaslara taşınmasında görev alır.

Karaciğerde VLDL üzerine bir tane plaka takılır. Buna Apolipoprotein B100 (Apo B100) denir.

Apolipoprotein B vücudunuzda yağ ve kolesterolü taşımaya yardımcı olan bir proteindir. İki tür Apolipoprotein B vardır. Bağırsaklarınızda üretilen apo B-48 ve karaciğerinizde üretilen apo B-100. Apo B-48, yağ  ve kolesterolü karaciğerinize taşır, burada yeniden paketlenir ve apo B-100 ile birleştirilir. Buradan vücudunuzun her yerine yayılır.

Aynı zamanda yine karaciğerde mikrozomal TAG transfer proteini (MTP) ile bu VLDL ye Trigliserit katılır. TAG ve Apo B100 takılı VLDL’yi kana salınır.

Kanda HDL ile karşılaşır.(Halk arasında iyi kolesterol adı ile bilinir) HDL de Apo E ve Apo C2 isimli iki tane plakayı VLDL‘ye takar.

Damar duvarında endotel hücrelerinde lipopretein lipaz ve heparan sülfat iki enzim var. Bu enzimler HDL’nin taktığı Apo C2 ile aktif olur ve VLDL’yi tutarak sindirirler. VLDL küçülür.

Damar duvarındaki endotelde meydana gelen hasarlarda VLDL sindirimi bozulur ve VLDL kanda kalır. Endotelde hasar oluşumunu önlemek önemlidir. Bu hasarı önlemek için Hesperidin ve Resveratrol kullanımı çok önemlidir.

Küçülen VLDL’den Apo C2 tekrar HDL’ye geri gider.

Apo E ve ilk takılan Apo B100 ortada kaldı mı?

Tabi ki hayır...

Karaciğer küçülen VLDL’nin bir kısmını Apo E kısmından tutarak geri çeker ve hayatını sonlandırır.

VLDL’nin bir kısmını karaciğer çekti, kalan kısmı ise ilerler. Önce IDL sonra ise LDL oluşur.

Oooo halk arasından kötü kolesterol olarak bilinenlerden biri daha ortaya çıktı. LDL

LDL üzerinde ilk başlarda karaciğerde takılan Apo B100 plakası takılı kalmış durumdadır. Hem karaciğerde, hem periferik dokularda Apo B100 reseptörü (giriş kapıları) var.

Apo B100 reseptörü ile eşleşen LDL üzerindeki Apo B100 plakası ile LDL’ yi hücreye alır.

Eğer Apo B100 reseptörleri azalırsa veya oksitlenirler. ve bozulurlarsa LDL kanda yükselir. Karaciğerde ve perifer dokularda hücreye giremez kanda serbestçe dolaşır.

Bazı insanlarda bu Apo B100 reseptörleri doğuştan (genetik olarak) bozuktur. Bunlara tip-2 hiperlipidemi hastası diyoruz. Bu hastalığın görülme olasılığı oldukça düşüktür.

Fakat Apo B100 reseptörleri doğuştan sağlıklı olduğu halde biz insanların hataları ile bozulması çok sık görülmektedir.

Mesela; sürekli ağır karbonhidrat ile beslenmemiz, tok olduğumuz halde karbonhidrat almamız LDL miktarını artırır.

Sürekli LDL yüksekliği Apo B100 reseptörlerini duyarsız hale getirir ve bir sür sonra LDL üzerindeki Apo B100 plakasını tanımamazlıktan gelmeye başlar.

Antioksidan (glutatyon) eksikliğinde, Omega-3, selenyum eksikliğinde reseptörlerin sayısı azalır ve oksitlenir. Yine LDL kanda kalır ve kan seviyesi yükselir.

PCSK9 isimli enzimimiz Apo B100 reseptörlerini yıkar – parçalar.

Bu Apo B100 reseptörleri olmazsa LDL kana giremez ve kanda yüksek seviyede kalır.

Eğer bu PCSK9 enzimimizi bir miktar engellersek Apo B100 reseptörleri sayısı fazla olur ve kandaki LDL gidip ona yapışır hücreye girer.

PCSK9’u durdurmak için Evolocumab, Alirocumab gibi monoklonal antikor ilaçları var. Lakin henüz yeni ve herkese de reçete edilmiyorlar.

FAKAT

BENFOTİAMIN ilacı PCSK9 enzimini inhibe ederek hücrelerdeki giriş kapısını (Apo B100 reseptörü) yakmasını engeller.

Çoban Çantası Bitkisi Kökü ekstresi PCSK9 enzimini bir miktar inhibe eder ve kandaki LDL hücrelere daha rahat girer.

Altınmühür bitkisi kökleri ekstreside Benfotiamin kadar olmasa da PCSK9’u inhibe eder.

Eveeeet….PCSK9 ‘u inhibe ettik. Hücre üzerindeki Apo B100 reseptörleri de sağlam. Döndük yine LDL üzerinde karaciğerde takılan Apo B100 plakasına. Apo B100 reseptörleri görüp LDL’yi kana çeker.

FAKAT

Ya plaka okunmuyorsa, küflenmişse, oksitlenmişse ?

Mümkün mü?

Malesef yine biz insanlardan kaynaklı mümkün. Eğer;

  • Beslenme şeklimiz kötü, fast-food, kızartma ve ağır karbonhidrat ağırlıklı ise
  • Sigara ve alkol kullanıyorsak
  • Aşırı geçirgen bağırsak sendromu varsa
  • Ülseratif kolit, crohn, diyebet, SİBO varsa
  • Stresli bir hayatımız varsa
  • Gece tok yatıyorsak
  • Ağır meyal, tarım ilacı, kirli havaya maruz kalıyorsak,

LDL oksitlenir. Oksidasyon oluşur.

Oksidasyonu önlemenin yolu var mı?

Tabi ki var.

Öncelikle hayat tarzımızı (doğruları yapmaya başlayarak) değiştirmek.

Yukarda listelediğim yanlışlardan yaptıklarınız var ise önce onları düzeltmekle başlamalısınız.

Antioksidan içerikli beslenmelisiniz. Hatta bellki antioksidan takviye kullanmalısınız.

LDL oksidasyonunu önlemek için;

  • Glutatyon
  • Resveratrol
  • Omega-3
  • Vitamin C çok önemlidir.

Eğer bu oksidayon önlenmezse okside LDL damar duvarına yapışır ve damar tıkanıklığına neden olur.

Bu okside LDL‘yi yok etmek için damar içinde makrofajlar harekete geçer. SR-A reseptörü ile okside LDL’yi yakalar ve fagosite eder, yer, eritir.

Lakin bu durum köpük hücreye neden olur.

İşte köpük hücre nedenli kalp krizinin en büyük sebebi budur.

Çalışanımızın kalp krizi geçirmesinin bir nedenini okudunuz.. Bu nedene eşlik eden pek çoğunu da ileriki yazılarda okuyabilirsiniz.

Sonuç Olarak Çalışanlarımıza Tavsiyeler

  • Özellikle tok iken karbonhidrat alınmamalı.
  • Açken beslenme ve öğünlerde karbonhidrat miktarı azaltılmalıdır.
  • Damarlarda endotel hasarı ve oksidasyon olursa, VLDL sindirilip LDL ‘ye dönüşemez. Bu sıkıntıdır, endotel hasar için flavonoidlerden Hesperidin ve Resveratrol kullanımı önemlidir.
  • PCSK9 hücrelerdeki LDL’nin gireceği kapıyı bozar. Bu PCSK9 ‘u önlemek için; Benfotiamin, Çoban Çantası kökü ekstresi, Altın mühür kökü ekstresi kullanılabilir.
  • LDL oksidasyonu makrofajları harekete geçirir. Makrofajlar bunları yok ederken köpük hücre oluşur ve kalp krizine neden olur. Ayrıca okside LDL damarları tıkar, bunu önlemek için; Aşırı geçirgen bağırsak önlenmeli. Gece asla tok uyunmamalıdır. Glutatyon, Resveratrol, Omega-3, Vitamin C, LDL oksidasyonunu önlemede önemlidir.
  • HDL…okside LDL yi temizlemede gorevlidir. Bu gorevi Paraoksonaz enzimi ile yapar. Bu enzimin aktivitesi ve sentezi için Kalsiyum, Benfotiamin, N-asetil sistein, Alfa lipoik asit, Glutatyon, melatonin kullanımı önemlidir.

Bilim insanlarının Hepatit C virüsünün karaciğerde yağlanma yapmasından ilham alarak kolesterol ilacı yaptıklarını biliyor muydunuz?

Hepatit C virüsü TAG transfer proteini (MTP) bozar. Dolayısı ile TAG karaciğerde kalır, Trigliserit içine giremediği için VLDL tamamlanıp kana salınamaz ve kanda LDL düşer. Bu durumda yağlar organda kaldığı için karaciğerde yağlanma oluşur. (Hepatit C de karaciğer yağlanma yapar)

Yani anlayacağınız bulunan bu ilacı (Lomitapid)ve benzer etki mekanizmalı kolesterol düşürücüleri kullananların aralıklarla karaciğerlerini kontrol ettirmeleri gerekir.

Bunun harici yöne kolesterol ilacı olan STATİNLER ise Karaciğerde “Koenzim Q10 ” sentezini bloke ederek mitokondride enerji üretimini düşürür.

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Kalp Krizi Geçirme Riskiniz Var mı?

Çalışanlarımız zaman zaman muayene sırasında ve tahlillerini değerlendirmemizi istediklerinde kalp krizi geçirme riskim var mı diye sorarlar.

Biz hekimler her ne kadar %100 net cevap veremesek de bazı tetkiklere bakarak çalışanların kalp sağlığı ve olası riskleri hakkında yorum yapabiliriz.

Son 10 yıla kadar LDL yüksekliği ile kalp sağlığı riski belirlenirken artık LDL yüksekliğini dikkate almak tarihe karışmak üzere.

Çünkü Artık biliyoruz ki kan Apo-B seviyesi LDL’den çok daha önemli bilgiler veriyor.

ApoB-100 seviyesi: Yetişkinlerde normal 100 mg/dL’den azdır. 110 mg/dL’den yüksek bir sonucunuz varsa riskiniz yüksektir. Yüksek ApoB seviyeleri, kardiyovasküler hastalık geliştirme riskinizin normalden daha yüksek olduğu anlamına gelebilir.

Hastalarımızda kalp hastalığı riskini belirlemede dikkate aldığımız kan testleri;

Verdiğim bilgiler hakkında bilimsel yazı okumak isteyenler için;

http://academic.oup.com/eurheartj/advance-article/doi/10.1093/eurheartj/ehae257/7685937

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla