Revir şartlarında kısa süreli lakin gerekli durumlarda çok önemli olan oksijen desteği ihtiyacını saptamak için ilk değerlendirmesinde kullanılan vital parametre oksijen satürasyonudur.

Pulse oksimetre cihazı ile arteryel oksijen satürasyonu veya SpO2’yi gösterir.

PO2 yüzde miktarıyla ölçülen bir değerdir. Normal satürasyon seviyesi %95 ile %100 arasında olmalıdır.

Bu değer yüzde 92 ve üstü olduğunda da bir sorun söz konusu olmaz ancak altında çıkan oksijen seviyeleri müdahale gerektirir.

SPO2 kendi içinde şu bileşenlerle açıklanabilir:

  • S= Doygunluk
  • P= Nabız
  • SP= Serum basıncı
  • O2= Oksijen

Hipokseminin derecesi, hastanın konforu, maliyet ve olanaklar dikkate alınarak, oksijen tedavisi çeşitli sistemlerden biri ile uygulanabilir.

Maske ve valf tasarımının özelliğine ve oksijen akım hızına göre değişen Fi02 uygulanması sağlanır.

İnspire edilen oksijen konsantrasyonu, hastanın dakika ventilasyonuna ve oksijenin akım hızına bağlıdır.

Hastanın dakika ventilasyonu arttıkça, inspire edilen Fi02 değerinde azalma meydana gelmektedir. Oksijen tedavisi düşük ve yüksek akımlı sistemlerle uygulanabilmektedir

Pulse Oksimetre

Pulse oksimetre cihazı arteryel kan akımının oluşturduğu pulsasyon ve oksihemoglobin ile indirgenmiş hemoglobinin 2 farklı dalga boyundaki ışığı absorbe etmeleri prensiplerine dayanılarak geliştirilmiştir. Cihaz sistol ve diyastol sırasında ölçtüğü hemoglobin satürasyonundan matematiksel olarak arteryel SpO2’yi hesaplar. Nabız oksimetre ile yapılan ölçümler genellikle güvenilir olmakla birlikte cihazla hasta takibi sırasında bazı ayrıntıların bilinmesi gerekmektedir.

  • Cihazın monitörde oluşturduğu dalganın şekli ölçümün doğruluğu hakkında bilgi verir. Periferik nabız ya da EKG ritmi ile oksimetre nabız dalgasının bire bir olması, ölçümün güvenilir olduğunu düşündürür.
  • SpO2 %70-100 arasındaysa ±%2 SD yanılma payı vardır.
  • SpO2 %50-70 arasındaysa ±%3 SD yanılma payı vardır.
  • %50’in altında ise ölçtüğünüz değerlerin anlamlı olmadığı kabul edilir.
  • Hepimizin de pratikte tecrübe edeceği şekilde bazı durumlarda ölçüm alınamayabilir. Hastanın ekstremitelerinin soğuk olması ya da hipoperfüzyona bağlı distal dolaşım bozukluğu durumunda ölçümler güvenilir olmayabilir. Yine derin anemi, tırnakta oje olması, koyu deri, hipotermi ya da probun yerleştirme hatalarında yanlış düşük değerler görülebilir.
  • Hemoglobin 5gr/dl’nin altında iken doğru sonuç vermediği düşünülür.
  • Cihaz farklı hemoglobin türlerini ayrıd edemez ve bu nedenle karbonmonoksit zehirlenmesi veya methemoglobinemide yanlış yüksek değerler ölçülebilir.
  • Oksijen satürasyonu pratikte kullanıldığı kadar gerçek-zamanlı bir monitörizasyon yöntemi değildir. Hastanın hemodinamik durumuna göre hipoksi gelişmesine karşın oksijen satürasyonunda düşme gecikebilir. Bu gecikme sağlıklı bir kişide 20-40 san civarındadır. Ama hemodinamik bozukluğu olan bir kişide gecikme 90sn’ye kadar uzar.
    • Bu nedenle entübasyonun doğrulanması için iyi bir yöntem değildir.

Oksijen Verme Araçları

Gelelim oksijen tedavisini nasıl vereceğimize. Normal basınçlı oksijenin hastaya verilmesi için elimizde nasal kanül, maskeler ve günümüzün popüler yöntemi yüksek akımlı nazal oksijen gibi yöntemlerimiz var. Hastanın oksijen ihtiyacı, komorbid hastalıkları, endikasyon ve elbette eldeki malzemeler doğru yöntemi seçmemizde belirleyici rol oynamaktadır.

Oda havasında aldığımız oksijen miktarı %21’dir, verdiğimiz oksijen ile ulaştığımız miktarsa kullandığımız yönteme göre değişkenlik göstermektedir

Oda havasında aldığımız oksijen miktarı %21’dir, verdiğimiz oksijen ile ulaştığımız miktarsa kullandığımız yönteme göre değişkenlik göstermektedir.

Oksijen tedavisinin uygulaması temelde yüksek ve düşük akımlı olmak üzere ikiye ayrılır. Nazal kanül, basit oksijen maskesi, rezervuarlı maskeler gibi düşük akımlı sistemler (<15 L/dk akım hızı) ile ventüri maske ve yüksek akımlı nazal kanül gibi yüksek akımlı sistemler ile uygulanabilir.

Düşük akımlı oksijen sistemleri, hastanın ihtiyacı olan volümün tamamını karşılayamaz. Tidal volümün bir kısmı oda havasından karşılanır. Bu nedenle oksijen konsantrasyonu sabit değildir. Hastanın solunum sayısına, dakika ve tidal volümüne göre değişir. Yüksek akımlı oksijen sistemlerinde hastanın ihtiyacı olan volüm/dakika karşılanır. Böylece hasta oda havasından solumadığından, solunum şekli değişse de verilen oksijen konsantrasyonu değişmez.

Nazal Kanül

Nazal kanülle oksijen verilmesi düşük akımlı bir uygulamadır ve hastaların kendi inspiratuvar akım hızının altındaki akım hızlarında oksijen verebilir. Nazal kanülle verilen oksijen miktarı aşağıdaki formülle hesaplanabilir;

FiO2 = 21 + (Nazal O2 X 3)

  • Genellikle kulakların arkasına takılan ve tüple bağlantılı bir kaynaktan doğrudan burun deliklerine oksijen vermek için kullanılan düşük akımlı bir uygulamadır.
  • Hastaların kendi inspiratuvar akım hızının altındaki akım hızlarında oksijen verebilir.
  • Hastaya giden oksijen miktarı sabit değildir. Hastaların nefes alma şekline (dakika ventilasyonu, solunum sayısı, üst solunum yolu anatomisi) göre hastaya giden oksijen miktarı değişir.
  • Hastanede ve evde en yaygın olarak kullanılan yöntemidir. Bu yöntem hastanın konuşmasına, yemek yemesine ve ağzını kullanmasına izin verir. Kullanımı bu yüzden daha rahattır, klostrofobik his yoktur.
  • Yüzünden düşme olasılığı daha düşüktür. Yüzün hareketinden daha az etkilenir. Basit yüz
    maskelerinden daha az inspiratuar direnç vardır.
  • Yeniden karbondioksit soluma riski yoktur.
  • Dakikada 2 ila 6 litre /dakika akım hızında uygulanabilir.
  • 4 litre/dk üstündeki akımlar nazal mukozayı kurutur ve hastaya rahatsızlık hissi verir. Hız arttıkça konfor azalır. Burun tahrişine veya ağrıya neden olabilir. Bu yüzden önerilmez.
  • Burun ciddi şekilde tıkanmış veya nazogastrik varsa hastaya istenen düzeyde oksijen
    verilemez. Gerçek oksijen konsantrasyonu tahmin edilemez.
  • Nazal kanülle verilen oksijen miktarı aşağıdaki formülle hesaplanabilir;

FiO2 = 21 + (Nazal O2 X 3)

  • Ortalama her 1 litre/dk artış FiO2 de %4 artış sağlar.
  • FiO2: %24-44 değerlerine kadar çıkarır.

4L/dk’nın üzerindeki hızlarda uygulamada hastaların rahatsızlık ve burunda kuruma hissi olabilir. Nazal oksijen uygulaması sırasında hastanın ağzından solumasının yeterince oksijen almasına engel olduğu düşünülse de çalışmalar ağızdan solunsa da alınan oksijen konsantrasyonunun aynı veya özellikle solunum sayısı arttığında yüksek olduğunu göstermiştir. Akut durumlarda hastaların çoğunluğu ağızdan soluma eğilimindedir ve solunum paterni kişiler arasında farklılıklar gösterir. Bu nedenle oksijen uygulama şekli hastanın oksijen satürasyonu ve mümkünse kan gazı tetkiklerine göre yapılmalıdır.

Nazal Kanülün Avantajları

  • Konfor (Bazı hastalar 4/dk’nın üzerinde rahatsızlık hisseder)
  • Verilen oksijen dozu artabilir (1-6L/dk hızlarda %24-50 aralığında)
  • Hastaların genelde tercihidir. Çünkü hasta konuşabilir, yemek yiyebilir
  • Klostrofobiye neden olmaz
  • Bazit yüz maskesine göre daha az inspiratuvar rezistansa neden olur
  • Daha az karbondioksit retansiyonuna neden olur (KOAH hastasında tercih nedenidir)
  • Ucuzdur

Nazal Kanülün Dezavantajları

  • Nazal irritasyon ve ağrıya neden olabilir
  • Burun tıkanıklığı olan hastalarda kullanışlı değildir
  • Nazogastrik tüp ya da feeding olan hastalarda kullanışlı olmaz

Basit Yüz Maskesi

  • Ağız ve burnu kaplayan %40-60’a kadar oksijen konsantrasyonu uygulayan torbasız maskelerdir.
  • Hastaya sağlanan oksijen, oksijen akımına ve hastanın nefes alma düzenine bağlı olarak değişir. Nazal kanül kullanımındaki gibi solunan oksijenin bir kısmı oda havasından karşılandığı için FiO2 sabit değildir. Bu nedenle dakika ventilasyonundaki değişikliklerden etkilenir.
  • Oksijen akımı solunum direncinin artmasına neden olabilir ve maske içinde karbondioksit birikme olasılığı vardır. Bu maske, hiperkapnisi olmayan tip 1 solunum yetersizliği olan hastalar için uygundur ancak hiperkapnik tip 2 solunum yetersizliği olan hastalar için uygun değildir.
  • Basit bir yüz maskesi kullanan hastalar, maskeden gelen gaz akım hızından daha yüksek
    bir inspiratuar akım hızına sahip olabilir, bu nedenle basit yüz maskesi 5 L /dk’ nın altındaki akım hızlarında kullanılmamalıdır. Ayrıca bu maskeyle oksijen tedavisi uygulamasında maskenin içerisinde karbondioksit birikiminin önlenmesi için akım hızını en az 4-6 L/dk olarak ayarlanmalıdır.
  • Yeme, içme ve balgam çıkarmayı engelleyebilir, uyku esnasında yerinden çıkabilir, bu konularda dikkatli olmak gerekir.
  • Akış hızı 5 litre/dk dan fazla olması gerekir.(Karbondioksit retansiyonunun önüne geçmek için)
  • 5-10 litre/dk akış hızı olmalıdır.
  • FiO2:%50-60 değerine kadar çıkartır.
  • Ağız solunumu yapan hastalarda tercih edilmelidir.

Yüksek miktarda oksijen gereksinimi olan hastalarda seçilmesi gereken yöntemlerden biridir. %40-60 konsantrasyonunda oksijen verilebilir. Basit yüz maskeleri hipoksik solunum yetmezliğindeki hastalar için (Tip 1) ideal bir araçtır. Ancak Hiperkarbik solunum yetmezliğinde (Tip 2) karbondioksit retansiyonuna neden olabileceği için iyi bir yöntem değildir. 5L/dk’nın altında oksijen verilmesi yeterli olan (<%50 oksijen ihtiyacı) hastalarda kullanılmamalıdır. Çünkü bu miktarın altındaki oksijen akımında hastanın geri soluması daha olasıdır ve karbondioksit retansiyonu oluşturma riski daha yüksektir.

Hastanın ağız ve burnunu içine alacak şekilde tasarlanmış, alt kısmında hortumu bulunan kauçuk ya da plastikten yapılmış maske çeşididir.

Basit yüz maskesinin üzerinde nefes verme sırasında fazla gazların çıkışını sağlayan iki taraflı küçük delikler ve başa takmak için elastik bir bant ya da lastik bulunur.

Yetişkin ve çocuklarda kullanılmak üzere çeşitli ebatlarda olan basit yüz maskesi ile hasta/yaralılara % 40-60 konsantrasyonunda O2 verilir. Oksijen akım hızı 5-8 L/dk olarak ayarlanmalıdır. Maskede karbondioksit birikebileceğinden, basit yüz maskesi ile dakikada 5 litreden az oksijen verilmemelidir.

Basit Yüz Maskesinin Dezavantajları

• Maske yüzünü kapattığından hasta/yaralıya endişe verebilir,

• Yemek yemesi ve konuşmasını zorlaştırır. Hasta/yaralı ile sözlü iletişim zorlaşır.

Geri Solumalı Rezervuarlı Maskeler

  • Basit bir yüz maskesi ve ona bağlı şeffaf torbadan (rezervuar) oluşur.
  • Rezervuarda inspirasyon havasını, ekspirasyon havasından ayıran tek yönlü valf yoksa cihaz kısmi geri dönüşlü (partial rebreather mask) maske olarak isimlendirilir. Kısmi geri dönüşlü maske hastanın ekspirasyon havasının bir kısmını tekrardan solumasına izin verir.
  • Maske ile torba arasında iki yönlü hava geçiren bağlantı tüpü vardır. Bu tüplerden birisi inspirasyon sırasında torbadaki oksijenin hastaya geçişini sağlarken diğeri ise ekspirasyon edilen havanın bir kısmının torbaya geri dönüşünü sağlar. Bu sistemde amaç; hastanın ekspire ettiği havanın bir kısmının yeniden inspire edilmesini sağlamaktır. Bu şekilde, hastalara daha uygun konsantrasyonda O2 verilir.
  • Oksijen akım hızı 6-15 litre/ dakika olarak ayarlandığında, % 35-60 konsantrasyonda oksijen sağlar. Oksijen akım hızı ayarlanırken rezervuarın kollabe olmamasına dikkat edilmelidir
  • Bu maskeler karbondioksit retansiyon riski olmayan travma hastaları için uygundur.
  • Rezervuarda yeterli bir distansiyonun sağlanması ve karbondioksitin maskeden
    atılımı için en az 5-8 L/dk’lik akım hızıyla oksijen uygulanması gerekir ( Karbondioksit retansiyonunun önüne geçmek için).
Kısmi Geri Dönüşümlü Maske ve Akım Hızları Tahmini Değerler
Oksijen AkımıFiO2
6 L/dk% 35
8 L/dk% 45-50
15 L/dk% 60

Rezervuarlı (Geri Solumasız) Maske

  • Geri dönüşsüz maskelerde (nonrebreather mask) ise oda havasının solunmasını engelleyen ve rezervuardan solunuma izin veren tek yönlü valf vardır.
  • Rezervuar torbanın üzerindeki tek yönlü valf, ekspire edilen gazın yeniden rezervuar torbaya girmesini engeller. Maskenin yan tarafındaki deliklerden birinin üzerindeki valf ise, oda havasının maskeye girişini kontrol eder.
  • Maske hastaya doğru şekilde uygulanırsa ve sıkı bir şekilde yerleştirilirse %100’lere ulaşabilen FiO2 değeri verilebilir.
  • Karbonmonoksit zehirlenmesinde yüksek konsantrasyonda oksijen vermek için seçilmesi gereken yöntemdir.

Hastalara daha yüksek miktarda oksijen vermek için en kolay yöntemdir. Bu maske tipinde hastalara 10-15 L/dk akımda %60-90 konsantrasyon aralığında oksijen verebilmemiz mümkündür. Ama verilen konsantrasyon oksijen akım hızı ve hastanın solunumu ile ilişkilidir.

Kısmi yeniden solunabilir ve yeniden solunmayan olmak üzere iki tipi mevcuttur. Kısmi yeniden solunabilir maske basit oksijen maskesi ve eklenen rezervuar torbadan oluşur. Oksijen akımı, inspirasyon sırasında rezervuar torbanın en az üçte biri dolu olacak şekilde ayarlanır. Kullanımı sırasında, ekspire edilen gazın ilk 1/3’lük bölümü rezervuar torbaya girer. Torba oksijen akımı ile dolduğunda ve ekspirasyonun 1/3’ü tamamlandığında, geri kalan gaz maskenin ekshalasyon portundan dışarı atılır.  Yeniden solunmayan maskede ise rezervuar torbanın üzerindeki tek yönlü valf, ekspire edilen gazın yeniden rezervuar torbaya girmesini engeller. Maskenin yan tarafındaki deliklerden birinin üzerindeki valf ise, oda havasının maskeye girişini kontrol eder.

  • En kritik acil hastalarında ve özellikle travmada oksijen vermenin yöntemidir
  • Karbonmonoksit zehirlenmesinde yüksek konsantrasyonda oksijen vermek için seçilmesi gereken yöntemdir
  • Geri dönüşsüz maskelerde (nonrebreather mask) ise oda havasının solunmasını engelleyen ve rezervuardan solunuma izin veren tek yönlü valf vardır.
  • Rezervuar torbanın üzerindeki tek yönlü valf, ekspire edilen gazın yeniden rezervuar torbaya girmesini engeller. Maskenin yan tarafındaki deliklerden birinin üzerindeki valf ise, oda havasının maskeye girişini kontrol eder.
  • Maske hastaya doğru şekilde uygulanırsa ve sıkı bir şekilde yerleştirilirse %100’lere ulaşabilen FiO2 değeri verilebilir.
  • Karbonmonoksit zehirlenmesinde yüksek konsantrasyonda oksijen vermek için seçilmesi gereken yöntemdir.
Geri Dönüşümsüz Maske ve Akım Hızları Tahmini Değerler
Oksijen AkımıFiO2
6 L/dk% 60
7 L/dk% 70
8 L/dk% 80
10-15 L/dk% 99

Yüksek Akımlı Konvansiyonel Yöntemler

Yüksek akımla oksijen veren sistemler, kontrollü FiO2 gereken hastalarda solunum ihtiyacı düşük akımlı sistemler ile karşılanamadığında uygulanır. Hastanın anatomik ölü boşluğunu aşan yüksek akımda oksijen uygulayarak, hedeflenen FiO2 değerleri verilir. Düşük akım ile oksijen veren sistemler ile karşılaştırıldığında, bu sistemlerde inhale edilen gaz tamamen kontrol edilebilir ve solunumdaki değişikliklerden etkilenmeden sabit FiO2 sağlanabilir.

  • Ventüri maskesi
  • Yüksek akımlı nazal kanül (HFNC : High Flow Nasal Cannula)

yüksek akımlı oksijen verme sistemleridir.

Venturi Maskesi

Venturi maskesi oda havası ve oksijenin sabit oranda karışmasını ve hastanın sabit konsantrasyonda oksijen solumasını sağlar. Bu maskede gaz akışı hastanın inspiratuvar gaz akışından genellikle fazladır ve böylece hastanın ihtiyacı olan oksijen hastanın solunum sayısından ve inspiratuar hava akım hızından etkilenmeksizin hastaya ulaşır. Basit maske ve oksijeni aktarmak üzere değişik oranlarda oksijen geçişine izin veren değişik renkli adaptörlerden oluşmaktadır.

Aslında birçok yerde yüksek FiO2’li oksijen vermek için kullanıldığı yazsa da asıl amacı bu değil. Bu maske oda havası ile sistemden gelen oksijenin karışmasını sağlayarak yüksek akımlı havanın hastaya ulaşmasını sağlıyor ve maksimum %60 konsantrasyonda oksijen verilmesini imkan veriyor.

%24, %28, %31, %35 %40 ve %60 konsantrasyonda oksijen verebileceğiniz formları mevcut. %24-28’lik formları karbondioksit retansiyonu riski olan hastalarda (KOAH gibi) kullanışlıdır.

Yüksek Akımlı Nazal Kanül (HFNC : High Flow Nasal Cannula)

  • Yüksek akımlı nazal kanü; hava ile oksijen karıştırıcı, aktif ısıtıcılı nemlendirici, ısıtılmış devre ve nazal kanülden oluşan bir sistemdir. Özellikle yüksek akımlı oksijen ihtiyacı olan kritik hastalarda uygulanır.
  • Yüksek akım için özel üretilmiş nasal kanüllerdir.
  • Özellikle yüksek akımlı oksijen ihtiyacı olan kritik hastalarda uygulanır.
  • Ayarlanan hava 60 L/dk akım hızına kadar artabilen hızlarda ve aktif nemlendiriciyle
    ısıtılarak tek devreli sistem ile uygulanır. Hasta geniş çaplı nazal kanül aracılığıyla
    ısıtılmış, nemlendirilmiş havayı solur.
  • FiO2 %21-100 arasında ayarlanabilir.
  • Yüksek akımlı nazal kanülün geleneksel oksijen verme yöntemlerine (basit
    yüz maskesi, nazal kanül, kısmi geri dönüşlü yüz maskesi vb.) göre avantajları vardır.
  • Gazın yüksek akımı sayesinde üst hava yollarında düşük düzeylerde pozitif basınç oluşturur. Üst hava yollarında ölü boşluk ventilasyonunu önler.
  • Ayrıca nazal kanül yerine maske ve trakeostomi arayüzleri de kullanılabilir.
  • Isıtılmış nemlendirme özelliği alveoldeki fizyolojik durumla aynı ortamı sağlamaktadır. Artan nemlendirmeyle mukusun su içeriği artar ve bu sayede sekresyon atılımı kolaylaşır. Gaz genellikle 37°C’e ısıtılır ve nemlendirilir.
  • Mukosiliyer fonksiyonları bozmaz. Geleneksel oksijen tedavisinde soğuk gaz nemlendirilse bile üst hava yollarını kurutur ve hasta konforunu azaltır.

Oksijen Konsantratörleri

Evde elektrik enerjisi ile çalışan, oda havasından nitrojeni ayrıştıran, oksijeni konsantre ederek hastaya veren cihazlardır. Oksijen akım hızı arttıkça oksijen konsantratörlerinin etkinliği azalır. Bu nedenle 4 L/dk oksijen akım hızından daha fazla oksijen ihtiyacı olan
hastalarda gerekli etkiyi sağlayamayabilir.

Kime ne kadar oksijen?

Öncelikle her durumda hastaları oksijen satürasyonu ile değerlendirelim ama bazı hastalar için kan gazı isteyelim. Bunlar;

  • Tüm kritik durumda ki hastalar
  • Beklenmeyen veya uygunsuz hipoksemisi olan hastalar (oda havasında veya oksijenle beklenmeyen şekilde SpO2 < %94 olan hastalar)
  • Daha önce stabil hipoksemisi olan hastalarda oksijen satürasyonunda düşme veya nefes darlığında artış olması
  • Bilinç bozukluğu gibi hiperkarbi semptomları olabilecek ya da hiperkarbi için risk grubunda olan hastalar
  • Solunum sıkıntısı olup metabolik bozukluğu (ör. Diabetik ketoasidoz) olduğu düşünülen hastalar
  • Eş zamanlı oksijen satürasyonunu güvensiz kılacak periferik dolaşım bozukluğu gibi ek sorunları olan hastalar
  • Hastanın tıbbi durumunun tanımlanması veya yönetimine kan gazı sonuçlarının katkı sağlayacağı durumlar

Acil Serviste Hangi Metodu Seçiyoruz

  • Ciddi hipoksemisi olan kritik hastalarda geri solumasız maske ile yüksek akımlı (10-15L/dk) oksijen uygulaması
  • Resüsitasyon sırasında balon maske ile yüksek akımlı (10-15L/dk)
  • Orta dozda oksijen gerektiğinde nazal kanülle 1-6L/dk; basit yüz maskesiyle 5-10 L/dk
  • Hiperkarbik hastalar stabilize edildiğinde 1-2 L/dk nazal. Stabilizasyon öncesi mümkünse venturi maskesi ile (2L/dk %24 ya da 5L/dk %28).
  • Buraya CPAP ve BPAP notu düşmek lazım. Her durumda solunum sıkıntısı ciddi, yardımcı solunum kaslarını kullanan, oksijen tedavisine yanıtsız ve/veya hiperkarbi/solunumsal asidozu olan hastalarda Noninvaziv Ventilasyonu düşünmek lazım
    • Hastanın hipoksisi nedeniyle NIV yapılacaksa CPAP
    • Hastanın hiperkarbisi için yapılacaksa BPAP (S/T) tercih edilmelidir.

Spesifik Hastalıklar ve Oksijen

Kritik Acil Hastaları, Anaflaksi, Boğulayazma ve Travma

  • Oksijen satürasyonu %94-98 hedeflenir
  • Geri solumasız maske ile gerekirse 10-15 L/dk hızda

 Karbonmonoksit zehirlenmesi

  • %100 oksijen hedeflenir
  • Geri solumasız maske ile 15 L/dk başlanabilir
  • Bu endikasyonda HFNC bir alternatif olabilir

Hipoksik Solunum Yetmezliği

  • Hastanın oksijen satürasyonu %85’in altında ve hiperkarbi riski yoksa geri solumasız maske ile 10-15 L/dk oksijen başlanmalıdır
  • Sonra nazal kanül ya da basit maske ile değişebilir
  • Diğer tüm hastalarda (hiperkarbi riski yoksa) tolere edebiliyorsa nazal kanülle oksijen başlanır. Nazal kanül tolere edilemiyorsa basit maske kullanılabilir. Hedef oksijen satürasyonu %94-98 olmalıdır
  • Astım, pnömoni gibi hastalıklarda da hedef SpO2 %94-98 düzeyidir.

Pnömotoraks

  • Henüz drenaj uygulanmamışsa 10-15L/dk oksijen geri solumasız maske ile başlanır
  • Genellikle hedef SpO2 %94-98 düzeyidir.

 Kalp yetmezliği

  • Hastanın hiperkarbi riski yoksa
  • Hiperkarbi riski varsa SpO2>%88-92 olması yeterlidir
  • Hastalara CPAP veya BPAP uygulaması düşünülmelidir. Hiperkarbisi olan hastalarda BPAP tercih edilmelidir

KOAH

  • Hastaların hiperkarbik solunum yetmezliği eğilimi olduğu unutulmamalıdır
  • Aşırı oksijen kullanımı karbondioksit retansiyonunu artırır.
  • Hastanın risk faktörü varsa, daha önce hiperkarbik solunum yetmezliği olmasa da %88-92 SpOhedeflenmelidir
  • Bu hastalara venturi maskesi ile oksijen önerilmekte. Ancak bu şansınız yoksa ve hastanın satürasyonu <%88 ise nazal kanülle 2-6 L/dk ya da basit maske ile 5L/dk hızda oksijen başlanmalıdır.
  • Daha önce hiperkarbik solunum yetmezliği olan hastaların sağlık personelinin oksijen dozunu fazla vermemesi için yanlarında bir uyarı kartı taşıması önerilmektedir.
  • Hastanın gelişinden 30-60 dk sonra ya da klinikte kötüleşme halinde arteriyel kan gazı yeniden değerlendirilmelidir.
  • pH<7.35 veya PaCO2 >45mmHg ise Noninvaziv Mekanik Ventilasyon uygulaması düşünülmelidir.
  • Hasta stabilize edildikten sonra nazal kanülle 1-2 L/dk hızında oksijen idamesi durdurulmaktadır.

NOT: Bu hastalara oksijen verirken hastanın solunum eforu ve güçlüğünü, yardımcı solunum kaslarını kullanıp kullanmadıklarını ve rahatsızlık durumlarını değerlendirin. Sadece monitörde gözüken düşük satürasyonu düzeltmek için verdiğiniz fazla oksijen karbondioksit retansiyonunu artırır. Hastanın hiç sıkıntısı yok, perfüzyonu iyi ise tüm oksijen desteğini kesip izlemeyi seçebilirsiniz

Obezite Hipoventilasyon

  • %88-92 SpOhedeflenmelidir
  • pH<7.35 veya PaCO2 >45mmHg ise Noninvaziv Mekanik Ventilasyon uygulaması düşünülmelidir.

 Miyokard İnfarktüsü

Geçtiğimiz yıllarda en tartışmalı oksijen uygulamaları bu hasta grubuna yapıldı. Yıllarca miyokard infarktüsü hastalarına fazla oksijen verilmesi standart tedavinin parçası olarak düşünüldü. Ancak günümüzde tam tersine bu hastalarda gereksiz oksijen tedavisinin infarkt alanını genişlettiği ve prognoza olumsuz etkileri olduğu düşünülmektedir.

2015 yılında yapılan AVOID (Air Versus Oxygen in Myocardial Infarction) çalışmasında hipoksemisi olmayan akut ST yükselmeli Mİ hastalarına oksijen destek tedavisinin zararlı olduğu sonucu bildirilmiştir.

Bugüne kadar ki tüm Cochrane derlemelerinde eldeki kanıtların yetersiz olduğu, rutin kullanımının bu nedenle önerilmediği bildirilmişti.

Sonuçta

  • Akut miyokard infarktüsü olan hastalarda rutin oksijen verilmesine gerek yoktur.
  • Oksijen satürasyonu >%94 ise oksijen başlanmamalıdır (Bu BTS klavuz önerisi)
  • Hiperkarbi riski olan hastalarda hedef SpO2 %88-92 aralığında olmalıdır
  • Burada bir dip not düşelim ki güncel önerilerde oksijen desteği oksijen satürasyonu %90’ın altında, kalp yetmezliği olanlar da dahil olmak üzere solunum sıkıntısı olan ve hipoksemi için yüksek riski olan hastalara  önerilmektedir .

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ ST-Segment Yükselmeli Miyokard Enfarktüsünde Hava ve Oksijen https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26002889/

⭐️⭐️ Ek Oksijen ve Akut Miyokard Enfarktüsü ― Sistematik Bir İnceleme ve Meta-Analiz ― https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9360989/

⭐️⭐️ Akut miyokard enfarktüsünde oksijen tedavisinin randomize kontrollü bir denemesi Miyokard enfarktüsünde Hava ve Oksijen Arasındaki Farklar (AVOID Çalışması) https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22424003/https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22424003/

⭐️⭐️ Akut miyokard enfarktüsünde oksijen tedavisi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6463792/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️