Ofiste Ergonomi – Fareyi (Mouse) Doğru Kullanalım

İş güvenliğinin – Ergonominin o kadar çok konusu – çalışanların da o kadar sorunu varken bu mu konu diyor olabilirsiniz… Belki de haklısınız.

Lakin kullanımı o kadar yaygın ki…

Evlerde, bürolarda, şantiyelerde kısaca hemen her bilgisayarın yanında bir tane var. Ve kullananların büyük kısmının doğru kullanmadığı için nedenini bilmedikleri el – bilek, dirsek, omuz, boyun ve sırt sorunları yaşıyor.

Yapmayın bilmiyor muydunuz? O zaman haydi bakalım devam edin.

Bilgisayarınızın bulunduğu masa – yer sizin özel alanınızdır. Bilgisayarınızla çalışırken ilgili her ekipmanın sizin vücut ölçülerinize uygun boyutta ve uygun konumda olması bedeninizin sağlığı ve konforu için gereklidir.

Fare / Mouse / İşaretçi gibi adlar verilen ve çark farklı boyutta, şekilde ve yapıda olan elle kullanımları dolayısı ile konumuz olan bu aygıtlara bir göz atalım. Yazının devamında sadece ”fare” olarak adını kullanacağım.

Geleneksel fareye ek olarak, fare ile aynı işlevi gören işaretçilerden, izleme topları, dokunmatik yüzeyler, parmak ucu kumandaları ve diskler de konumuza dahildir.

Aslında fare seçimi ve yerleşimi, bilgisayaranızla çalışırken güvenli ve sağlıklı kalabilmenizin önemli bir faktörüdür.

İşaretçi Yerleşimi

Potansiyel Tehlike

İşaretçi/fare klavyenin yakınında değilse (Şekil 1), cihazı kullanırken garip duruşlara , temas stresine veya kuvvetli el eforlarına maruz kalabilirsiniz.

Bu pozisyonda (Şekil 2) uzun süre çalışmak omuz ve kola stres bindirir ve garip bilek ve omuz duruşları alma olasılığınızı artırır, bu da kas-iskelet sistemi bozukluklarına yol açabilir.

Olası Çözümler

  • Düz, nötr bir bilek duruşunu koruyabilmeniz için işaretçiyi/fareyi konumlandırın. Bu, sandalyenizde , masanızda , klavye tepsinizde vb. ayarlamalar gerektirebilir.
  • Klavye tepsisi/yüzeyi hem klavyeyi hem de fareyi alacak kadar büyük değilse, erişimi sınırlamak için aşağıdakilerden birini deneyin:
    • Klavyenin üzerine konumlandırılmış bir fare platformu kullanın. Bu tasarım farenin 10 tuşlu klavyenin üstünde kullanılmasına olanak tanır.
    • Klavye tepsisinin yanına bir fare tepsisi takın (Şekil 4).
  • Dokunmatik yüzey gibi bir işaretleme aygıtının entegre edildiği bir klavye kullanın (Şekil 5).
  • İşaretçi/fare için daha fazla alan bırakacak şekilde, on tuşlu bir klavye kullanmayın.
  • Hem klavyeyi hem de fareyi alabilecek kadar büyük klavye tepsileri takın.
  • Nötr bilek duruşunu desteklemek için bilek/avuç desteği olan bir mouse pad kullanın (Şekil 6).
  • Fare görevlerinin yerine tuş vuruşlarını kullanın; örneğin kaydetmek için Ctrl+S ve yazdırmak için Ctrl+P.

İşaretçi boyutu, şekli ve ayarları

Potansiyel Tehlike

Uygun olmayan boyutta ve şekildeki işaretçiler stresi artırabilir, garip duruşlara neden olabilir ve aşırı efor sarf etmeye yol açabilir. Örneğin, çok büyük veya çok küçük bir işaretleme cihazı kullanmak parmak kuvvetinizi artırmanıza ve bileğinizi garip pozisyonlara bükmenize neden olabilir. Sağ el kullanımı için tasarlanmış bir cihazı çalıştırmak için sol elinizi kullanmak da kuvvet ve duruş sorunları yaratabilir ve elin avuç içindeki yumuşak doku bölgelerinde temas stresi yaratabilir. Temas stresi tahrişe ve iltihaplanmaya neden olabilir.

Olası Çözümler

  • Normalde çalıştıracak ele uyacak şekilde tasarlanmış bir işaretleme cihazı seçin. Birçok cihaz sağ el/sol el modelleri olarak mevcuttur ve ayrıca büyük ve küçük ellere uyacak boyutlarda gelir. Her iki elle kullanıma uygun bir cihaz tercih edilebilir, çünkü sağdan sola doğru kullanım, bir el için dinlenme süreleri sağlar. Uygun uyum ve hissiyat sağlamak için cihazı satın almadan ve uzun süreli kullanımdan önce test etmelisiniz.
  • Uygun boyutta ve hareket oluşturmak için minimum kuvvet gerektiren işaretleme aygıtlarını seçin. Örneğin, bir disk aygıtı (Şekil 7) tek elle çalıştırılabilecek kadar küçük olmalıdır (genellikle 1,5 ila 2,5 inç genişliğinde, 2,5 ila 4,5 inç uzunluğunda ve 1 ila 1,5 inç yüksekliğinde).
  • İşaretleme aygıtı kullanımını azaltarak ellerdeki gerginliği azaltın. Sayfa aşağı gibi klavye işlevlerini kullanmak fare kullanımını azaltabilir ve el ve kol kasları için dinlenme sağlayabilir.
  • Elinize daha iyi uyan veya kavrama sırasında bileği bükmeyi gerektirmeyen başka bir cihaz türü kullanın. Parmak ucu joystick’i (Şekil 8), dokunmatik yüzey veya izleme topu (Şekil 9) belirli görevler için daha az yorucu olabilir. Herhangi bir yeni ürünü seçmeden ve uzun süreli kullanımdan önce her zaman deneyin.

Potansiyel Tehlike

Giriş aygıtının hassasiyeti uygun şekilde ayarlanmadığında, aygıtı kontrol etmek için aşırı güç ve garip el duruşları kullanmanız gerekebilir. Örneğin, aşırı hassas bir fare, yeterli kontrol sağlamak için aşırı ve uzun süreli parmak gücü gerektirebilir. Yetersiz hassasiyete sahip bir fare, işaretçiyi ekran etrafında hareket ettirmek için bileğin büyük ölçüde sapmasını gerektirebilir. Uzun süreli güç uygulamak veya bileği tekrar tekrar bükmek, el ve kol kaslarını yorabilir ve kas-iskelet sistemi yaralanmaları riskini artırabilir.

Olası Çözümler

  • Hassasiyet ve hız (işaret cihazı elle hareket ettirildiğinde işaretçinin ekranda ne kadar hızlı hareket ettiği) rahat hissettirmeli ve ayarlanabilir olmalıdır. İşaretçi, bilek düz ve nötr bir duruşta tutulurken tüm ekranı kaplayabilmelidir.
  • Hassasiyet, işaretleme aygıtını hafif bir dokunuşla kontrol edebileceğiniz şekilde ayarlanmalıdır. Çoğu güncel aygıt, bilgisayar kontrol paneli aracılığıyla ayarlanabilen hassasiyet ayarlarına sahiptir.
  • Kontrolü sağlamak için fareyi veya işaretleme aygıtını sıkıca tutmaktan kaçının.
  • Bir izleme topunun açık yüzey alanı en az 100 derece olmalıdır (Şekil 9). Rahat hissettirmeli ve herhangi bir hareket kombinasyonunu oluşturmak için her yöne dönebilmelidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Ergonomi: Temeller ile uygulamalı araştırma arasında bir köprü https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3143510/

⭐️⭐️ Ofis ergonomisi. Başarı için ölçümler https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/10818828/

⭐️⭐️ Yaşlanan işgücünde kas-iskelet ağrısı için ergonomik ve bireysel risk faktörleri https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36303167/

⭐️⭐️ Ergonomik müdahalenin boyun/omuz ve bel ağrısına etkisi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17522452/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Rüzgar Enerji Santrali Komuta Kontrol Merkezi – Ergonomi ve İş Yükü Temelli Riskler Risk Analizi

Dijital Gözün İnsanla Teması

21. yüzyılda enerji üretiminin kalbi sahada değil, ekran başında atıyor. Rüzgar türbinleri dağın tepesinde dönerken, onların her titreşimi, her rotor ivmesi şehir merkezlerindeki komuta kontrol odalarında yakından izleniyor.

Bu teknolojik gözlem kulelerinde çalışan insanlar, karar alma sorumluluğu, dikkat yoğunluğu ve fiziksel hareketsizlik arasında sıkışmış bir çalışma düzeni içinde. Ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir gerçek var: Yüksek teknoloji, insan ergonomisini ikincil plana atma eğiliminde.

Rüzgar Enerji Santrallerinin Komuta Kontrol Merkezleri (KKM), santralin tüm operasyonel işleyişini izlemek ve müdahaleleri koordine etmek amacıyla 7/24 çalışan, yüksek dikkat ve sorumluluk gerektiren ortamlardır.

Bu merkezlerde görev yapan operatörler ve teknik personel, fiziksel olarak düşük hareketli ancak zihinsel olarak yoğun iş yükü altında çalışırlar. Bu durum, ergonomik yetersizlikler, monotonluk, bilişsel yorgunluk, işe bağlı stres gibi risklerin artmasına sebep olmaktadır.

Türbinler Dönüyor, İnsan Duruyor

Rüzgar enerji santralleri (RES), yenilenebilir enerji hedeflerinin lokomotifi haline gelirken, bu santrallerin omurgasını oluşturan SCADA (Supervisory Control and Data Acquisition) sistemleri, arka planda kesintisiz çalışan kontrol merkezlerine büyük yük bindirmiştir. Komuta kontrol merkezi operatörleri, bazen 12 saate kadar uzayan vardiyalar boyunca ekran başında kalmakta, binlerce veri sinyalini eş zamanlı izlemekte ve kritik müdahale kararları almaktadır.

Ancak bu çalışanlar çoğu zaman hareketsizlik, tekrarlayan hareketler, ekran yorgunluğu, mental stres ve dikkat dağınıklığı gibi risklere uzun süre maruz kalmaktadır. İş yerinde ciddi bir kazanın tetikleyicisi sadece mekanik arıza değil, operatörün 5. saatteki odak kaybı da olabilir.

Bu bağlamda, komuta kontrol odalarında görev yapan personelin çalışma koşulları yalnızca konfor değil, aynı zamanda operasyonel güvenlik meselesidir. Bu nedenle, ergonomik uyumsuzluklar, aşırı zihinsel yük ve iş organizasyonundaki eksiklikler sistematik olarak değerlendirilmelidir.

Sessiz Riskler – Görünmeyeni Anlamak

Bir komuta kontrol merkezi çalışanını düşünelim:
Saat sabah 08.00. Gözler, dört farklı monitörde dönen grafiklerde. Kafasında alarm eşik değerleri, hava durumu tahminleri, bakım zamanı yaklaşan türbinler. Klavye ve mouse hareketleri her 30 saniyede bir tekrar ediyor. Oturduğu koltuk, sıradan bir ofis koltuğu. Göz hizası, ekranın alt köşesine odaklanmaya zorlanıyor. Omuzlar gergin, boyun eğik. Vardiyanın 3. saati dolmadan bilek ağrısı, göz kuruluğu, baş ağrısı beliriyor. Saat 12.00’de gelen kısa yemek molası dışında vücut, adeta sabitlenmiş durumda.

Bu tabloda en riskli alanlar şunlardır:

1. Fiziksel Ergonomi Riski
  • Monitörlerin yükseklik ve mesafe uyumsuzluğu, boyun ve sırt kaslarında kronik gerginliğe neden olur.
  • Klavye ve mouse yerleşiminin uygun olmaması, karpal tünel sendromu riskini artırır.
  • Hareketsizlik nedeniyle alt ekstremitede dolaşım bozuklukları (örneğin derin ven trombozu) riski doğar.

2. Görsel Yük Riski
  • Parlak ekranlar, kontrast oranı kötü arayüzler, yetersiz aydınlatma ile birleşince bilgisayar görsel sendromu (CVS) gelişebilir.
  • 4 monitörlü sistemlerde göz kasları sürekli odak değiştirmek zorunda kalır; bu da baş ağrısı, göz yanması ve dikkat azalmasıyla sonuçlanır.

3. Zihinsel İş Yükü Riski
  • Alarm frekansı yüksek sistemlerde, operatörlerin “yanlış alarm yorgunluğu” yaşaması olasıdır.
  • Çoklu türbin gruplarından gelen veri bombardımanı, karar alma sürecini zorlaştırır.
  • Kritik kararların yüksek hızla alınması gerektiğinde zihinsel yük sınırı aşılır, bu da hata oranını artırır.

4. İş Organizasyonu ve Psikososyal Faktörler
  • Uzayan vardiyalar (12 saat ve üzeri), özellikle gece çalışmaları, bilişsel performansta azalma yaratır.
  • Düzensiz dinlenme periyotları, uyku hijyenini ve dikkat süresini olumsuz etkiler.
  • Yalnız çalışma, stres ve tükenmişlik hissini artırır. Özellikle hatalı alarm verileri nedeniyle sürekli teyakkuzda kalmak, zihinsel tükenmişliği hızlandırır.

Bu noktada ergonomi yalnızca sandalye, masa yüksekliği ya da monitör yerleşimi meselesi değildir. Bütünsel bir iş yeri mühendisliği sorunudur. Komuta kontrol merkezi, teknolojik olarak mükemmel bir bina olabilir; ama insan faktörü unutulursa, en zayıf halka haline dönüşür.

Aşağıda sizlere; Rüzgar Enerji Santrallerinde görev yapan komuta kontrol merkezi çalışanlarının maruz kaldığı ergonomik zorlukları ve iş yükü kaynaklı riskleri ortaya koymaya, örneklerle analiz etmeye ve çözüm önerileri sunmaya çalıştım. Her zamanki gibi görüşlerinizi ve katlılarınızı bu yazıya eklemek için sabırsızlıkla iletilerinizi bekliyorum.

Saygılarımla.

Dr.Mustafa KEBAT

Risk Analizi Matrisi Yapısı(5×5)

Risk SkoruAçıklamaRenk Kodu
1–4Düşük Risk🟩 Yeşil
5–9Orta Risk🟨 Sarı
10–14Yüksek Risk🟧 Turuncu
15–25Kabul Edilemez Risk🟥 Kırmızı

Olasılık (1-5): 1 = Çok Düşük, 5 = Çok Yüksek

Şiddet (1-5): 1 = Çok Hafif, 5 = Ölümcül

Rüzgar Enerji Santrali Komuta Kontrol Merkezi – Ergonomi ve İş Yükü Temelli Riskler 5×5 Risk Analizi
Tehlike BaşlığıOlası NedenlerEtkilenen SistemlerOlası SonuçlarMevcut/Önerilen KontrollerOlasılıkŞiddetRisk Skoru
Uzun süreli oturarak çalışmaSürekli masa başında kalmaKas-iskelet sistemiBel ve sırt ağrıları, dolaşım bozukluğuAyakta durma araları, ergonomik sandalye, hareket molaları5315
Ayarlanamayan monitör yüksekliğiSabit ekran yerleşimiBoyun kasları, omurgaKas-iskelet zorlanmalarıMonitör kolları, ekran hizalama eğitimi4312
Yoğun ekran kullanımından kaynaklı göz yorgunluğuUzun süre ekrana bakmaGöz kaslarıGöz kuruluğu, baş ağrısı20-20-20 kuralı, göz egzersizleri, ekran filtreleri428
Tekrarlayan klavye kullanımıSürekli yazı yazmaEl bileği, parmaklarKarpal tünel sendromu, kas zorlanmasıErgonomik klavye ve mouse, el bilek desteği4312
Masa boyunun kişiye uygun olmamasıSabit ve standart masa boyuOmuzlar, sırt, boyunKas iskelet zorlanmalarıAyarlanabilir masa, sandalye yüksekliği ayarı339
Yetersiz sırt desteğiUygun sandalye eksikliğiBel ve sırt bölgesiOmurga eğriliği, ağrıBel destekli sandalye, postür eğitimi4312
El bileklerinde sıkışma hissiMouse/kas zorlamasıEl bileğiSinir sıkışmasıBilek destekleri, dinlenme araları3412
İş yükünün dengesiz dağılımıPlanlama eksikliğiPsikolojik durum, kas-iskelet sistemiTükenmişlik, aşırı yorgunlukGörev rotasyonu, iş planlaması5420
Ekran yansımasından kaynaklı göz rahatsızlığıYetersiz perdeleme, ışık konumuGözler, başGöz yorgunluğu, baş ağrısıIşık konumlandırma, perde, ekran açısı326
Günde 8+ saat aralıksız masa başı kalmaSürekli ekran işiTüm vücut, göz, kas-iskelet sistemiKronik yorgunluk, dikkat dağınıklığıEgzersiz aralıkları, zaman yönetimi eğitimi4416
Sık tekrarlayan kısa süreli görev geçişleriGörev yoğunluğuBilişsel yük, reflekslerDikkat kaybı, stresGörev rotasyonu planı, odak eğitimi4312
Donanımsal eksiklik nedeniyle elle veri girişiOtomasyon yetersizliğiEl kaslarıKas yorgunluğu, hata olasılığıOtomasyon iyileştirmesi, yazılım desteği3412
Duruş bozukluklarına bağlı boyun ağrısıErgonomik olmayan düzenBoyun kaslarıKronik ağrı, fıtık riskiEkran konumu ayarı, duruş eğitimi4312
Ekran çözünürlüğü yetersizliğiEski ekipmanGözlerGöz zorlanması, yorgunlukYüksek çözünürlüklü ekran temini326
Yetersiz ayak desteğiSandalye uyumsuzluğuDolaşım sistemi, bacak kaslarıUyuşma, kan dolaşımı bozukluğuAyak desteği temini339
İklimlendirme kaynaklı rahatsızlıklarYetersiz ısı-nem kontrolüSolunum yolları, bağışıklıkSoğuk algınlığı, performans düşüşüİklim kontrol sistemleri iyileştirmesi339
Kablosuz ekipman eksikliği nedeniyle zorlanmaKablolu düzenEl-kol hareketleriKullanım zorluğu, uzanma zorunluluğuKablosuz ekipman temini224
Ofis sandalyesi sabit yüksekliğe sahipUyum eksikliğiKalça, bel bölgesiKas zorlanmasıAyarlanabilir sandalye428
Zemin uygunluğu nedeniyle ayakta çalışma zorluğuSert zemin, halı yokluğuAyak tabanı, belAyakta durma isteksizliği, yorgunlukErgonomik zemin matları224
Telefon/telsiz gibi cihazların sürekli kullanımıKulaklık eksikliğiBoyun, omuz, ellerKas kasılması, sinir sıkışmasıKulaklık, hands-free cihazlar339
Tehlike BaşlığıOlası NedenlerEtkilenen SistemlerOlası SonuçlarMevcut/Önerilen KontrollerOlasılıkŞiddetRisk Skoru
Yetersiz dinlenme alanıAltyapı eksikliğiKas-iskelet sistemi, zihinYorgunluk, iş kazası riskiDinlenme odalarının düzenlenmesi3412
Gürültülü ortamKlima, telsiz, fan gürültüsüKonsantrasyon, sinir sistemiDikkat dağınıklığı, baş ağrısıAkustik iyileştirme, gürültü azaltıcı düzenlemeler339
Hedef baskısıYönetim beklentisiPsikolojik sistemTükenmişlik, hata yapma riskiHedeflerin makul düzeyde belirlenmesi4416
Tek pozisyonda uzun süre kalmaİş tanımı gereğiKas-iskelet sistemiKas spazmları, ağrı, hareket kısıtlılığıDuruş değişim molaları4312
Bilgisayar ekranına eğilerek bakmaEkran hizalamasızlığıBoyun-sırt kaslarıDisk kayması, ağrıErgonomik ekran pozisyonlandırma339
Ofis içinde yürüyüş alanı eksikliğiDar alan, masa yoğunluğuAlt ekstremite kaslarıDolaşım bozukluğu, kas zayıflığıOfis düzenleme, boş alan yaratma339
Sürekli ekran kontrolüİş tanımının niteliğiGöz kasları, beyinOdak kaybı, göz kuruluğuZaman yönetimi eğitimi, mikro molalar428
Fiziksel aktivite eksikliğiHareketsiz iş doğasıTüm sistemObezite, kalp-damar sorunlarıFiziksel aktivite programları4520
Masa üstü dağınıklığıOrganizasyon eksikliğiZihinsel yük, dikkatHatalı işlem, stresMasa organizasyonu eğitimi, kutu sistemleri326
Görevler arası geçiş süresinin kısa olmasıZaman baskısıBilişsel sistemPerformans düşüşü, hataZaman planlaması, görev önceliklendirme339
Bilgi yoğunluğuna bağlı karar baskısıEş zamanlı veri trafiğiPsikolojik sistemKararsızlık, hataBilgi yönetim sistemleri, karar destek sistemleri4416
Bilinçsiz mouse kullanımıEl pozisyonu hatalıBilek, dirsekSinir sıkışması, kas yorgunluğuMouse ergonomi eğitimi, uygun yüzey339
Düşük ışıklı alanlarda çalışmaAydınlatma yetersizliğiGöz, sinir sistemiGöz yorgunluğu, konsantrasyon kaybıAydınlatma artırımı, masa lambaları326
Klavye eğimi ergonomik olmamasıSabit klavye yüksekliğiEl bileği, parmak kaslarıKarpal tünel sendromuKlavye yüksekliği ayarı, eğimli destekler339
Monoton görevlerRutinleşmiş görev yapısıZihinsel sistemDikkat dağınıklığı, uyaran azlığıGörev çeşitlendirmesi, iş zenginleştirme4312
Görev tanımlarının belirsizliğiYetersiz görev dağılımıTüm çalışanlarÇatışma, iş yükü artışıGörev tanımlarının netleştirilmesi3412
Sandalye tekerleklerinin takılma riskiZemin pürüzlü, kablo yoğunluğuKalça, omurgaDüşme, bel yaralanmasıZemin düzenlemesi, kablo yönetimi2510
Kalitesiz yazı araçları kullanımıUcuz ofis malzemesiEl kasları, parmaklarZorlanma, performans düşüşüErgonomik yazım ekipmanları temini224
Renk kontrast yetersizliğiRenk körlüğü göz ardı edilmesiGöz, algı sistemiHatalı algı, hataRenk kontrast rehberi uygulanması326
Ekran çokluğu nedeniyle kafa hareketlerinde artış3+ ekran kullanımıBoyun, omuz kaslarıKas yorgunluğu, baş ağrısıEkran hizalaması, ideal ekran açısı belirleme339
Tehlike BaşlığıOlası NedenlerEtkilenen SistemlerOlası SonuçlarMevcut/Önerilen KontrollerOlasılıkŞiddetRisk Skoru
Yüksek beklenti baskısıYönetim baskısı, performans değerlendirmePsikolojik sistemStres, tükenmişlik sendromuPsikolojik destek mekanizmaları, gerçekçi hedefler4312
Geri bildirim eksikliğiYönetim ile iletişim eksikliğiMotivasyon sistemi, bilişsel işlevlerBelirsizlik, görev tatminsizliğiDüzenli geri bildirim sistemleri326
Aşırı dikkat gerektiren uzun süreli izleme görevleriSürekli ekran takibiGözler, dikkat sistemiGöz kuruluğu, konsantrasyon düşüşüGörev rotasyonu, mola planlaması4312
Uyumlu olmayan yazılım arayüzleriKullanıcı dostu olmayan yazılımBilişsel sistem, stres yönetimiHatalı işlem, mental yorgunlukKullanıcı dostu arayüz tasarımı4312
Aşırı raporlama yüküGereksiz ayrıntı zorunluluğuZihinsel kapasite, dikkatMental tükenme, hata riskiRaporlama süreçlerinin sadeleştirilmesi4312
Çok görevli çalışma baskısıÇoklu iş yüküZihinsel işleme kapasitesiKarar kalitesinde azalma, dikkat dağınıklığıGörev önceliklendirme, planlama eğitimi4312
Ergonomik olmayan monitör ayarlarıEkran yüksekliği/mesafesi hatalıBoyun, gözlerKas zorlanması, göz bozulmalarıEkran ayarlarının kişiye özel düzenlenmesi4312
Zamanla yarış gerektiren kritik karar almaAni durumlarda karar baskısıKarar mekanizması, stres sistemiHatalı karar, stres artışıKarar alma simülasyon eğitimleri4416
İş yükünün bireyler arası dengesiz dağılımıGörev atama stratejilerinin yetersizliğiPsikososyal sistem, iş tatminiGerilim, verimsizlikGörev dağılım analizleri ve düzenli toplantılar339
Gözlük kullanan personel için yetersiz ekran uyumuEkran yansıması, yazı boyutuGörsel sistemGöz yorgunluğu, odak kaybıKişiye uygun ekran filtreleri ve yazı boyutu ayarı326
Kapalı ortamda doğal ışık eksikliğiPenceresiz ve izolesiz ortamD vitamini sentezi, ruh haliMoral düşüklüğü, biyolojik ritim bozulmasıIşık simülasyon sistemleri, gün ışığı aydınlatması339
Oturarak geçirilen sürenin uzunluğuGörev doğasıDolaşım sistemi, kas-iskeletVaris, bel ağrısı, postür bozukluğuAyakta çalışma istasyonları, esneme araları4312
Görevler arası hızlı geçiş baskısıÇoklu sistem takibiZihinsel geçiş kapasitesiHata yapma, odak kaybıGörev geçiş protokolleri339
Yetersiz ergonomik farkındalıkBilinç eksikliğiTüm kas-iskelet sistemiUygunsuz oturma, kronik ağrılarFarkındalık eğitimleri, görsel hatırlatıcılar4312
Dış uyaranlara maruziyetAçık pencere, alarm sesleriDikkat ve bilişsel kontrol sistemiDikkat dağınıklığı, irritasyonGürültü kontrolü, dikkat destekli kulaklık sistemleri339
Bilgisayar fare ergonomisinin yetersizliğiEl boyutuna uygun olmayan donanımEl bileği, omuz, boyunRSI (tekrarlayan zorlanma)Ergonomik fare ve mousepad temini339
Rutin olmayan görevlerin önceden bildirilmemesiİletişim eksikliğiHazırlık düzeyi, stres yönetimiZaman kaybı, panik durumuGörev planlama bildirimi ve brief sistemleri339
Kayıt sisteminde manuel veri giriş zorunluluğuOtomasyon eksikliğiDikkat ve zihinsel kapasiteHata, verim kaybıOtomatik veri toplama sistemleri339
Bilgiye erişim zorluklarıDüzensiz arşivleme veya yazılımBilişsel süreçlerZaman kaybı, hatalı işlemBilgi yönetim sistemi, kullanıcı eğitimleri339
Ekip içi bilgi paylaşımının kısıtlı olmasıYetersiz toplantı, iletişim araçlarının azlığıTakım dinamikleri, stres sistemiBelirsizlik, görev çakışmasıGünlük bilgilendirme toplantıları339
Tehlike BaşlığıOlası NedenlerEtkilenen SistemlerOlası SonuçlarMevcut/Önerilen KontrollerOlasılıkŞiddetRisk Skoru
Ekran arka plan parlaklık kontrastının yetersizliğiStandart dışı ekran ayarlarıGörsel sistemGöz yorgunluğu, baş ağrısıEkran parlaklık ve kontrast kalibrasyonu326
Görev dışı çağrı ve müdahalelerİdari personelin bilinçsiz müdahalesiOdaklanma, iş akışıİş bölünmesi, performans düşüşüGörev esnası müdahale protokolü, bilgilendirme tabelaları339
Donanım arızalarına hızlı erişim eksikliğiTeknik odalara erişim zorluğuMüdahale süreci, stres yönetimiGecikme, iş yükü artışıTeknik bölgelere kolay erişim planı248
Sık tekrarlanan manuel işlemlerOtomasyon yetersizliğiZihinsel kaynaklar, dikkatMonotonluk, hata riski artışıSüreç otomasyonu ve makrolar339
Bilgi yüklemesi sonucu bilişsel aşırı yüklenmeÇoklu ekran, karmaşık veri sunumuHafıza, dikkat ve karar mekanizmasıKarar hataları, bilişsel tükenmeBilgi düzenleme ve görsel sadeleştirme4312
Ergonomik olmayan kulaklık kullanımıUzun süreli kullanım, yetersiz konforKulak, boyunAğrı, duyusal rahatsızlıkHafif ve ergonomik kulaklık temini326
Ekranlar arası görüş alanı uyumsuzluğuMonitör yerleşimi uygun değilBoyun, omuzKas zorlanması, duruş bozukluğuDoğru hizalanmış çoklu ekran düzeni339
Kritik anlarda zaman baskısıAnlık sistem uyarıları, anormal durumlarZihinsel karar mekanizmasıHatalı karar, panikSimülasyon destekli zaman yönetimi eğitimi4416
Fiziksel aktivite eksikliğiHareketsiz görev yapısıDolaşım, kas-iskelet sistemiKas erimesi, obezite riskiKısa fiziksel aktivite molaları4312
Hatalı oturma düzeniKoltuk ve masa uyumsuzluğuBel, sırt, boyunDisk kayması, kronik ağrıKişiye özel ergonomik oturma sistemleri4416
Ekipman sıcaklığına bağlı konfor bozukluğuYetersiz havalandırma veya fan çıkışlarıTermal konfor sistemiTerleme, dikkat kaybıHavalandırma iyileştirmesi, soğutucu sistem kontrolü326
Baş destek sisteminin yetersizliğiKoltuk yapısal hatasıBoyun ve omurgaBaş ağrısı, sinir sıkışmasıAyarlanabilir baş destekli koltuklar339
İkincil görevlerin asıl işe engel olmasıRaporlama, telefon görüşmeleriDikkat, zaman yönetimiPerformans düşüşü, hata artışıGörev ayrımı ve delegasyon protokolü339
Soğuk ortamda uzun süreli kalışAşırı klima, cam yakınlığıKas-iskelet, ısıl konfor sistemiSoğuk stresi, kas tutulmasıIsı kontrolü, ısıtıcı destek sistemleri339
Operasyon sırasında ani görev değişimiPlanlama eksikliğiPsikolojik hazırlıkPanik, hata riskiÖn bildirimli görev geçiş planı339
Uzun süre aynı kas grubunun çalıştırılmasıStatik oturuş, fare-klavye tekrarıKas-iskelet sistemiRSI, kramp, kas ağrısıDinamik oturuş, esneme aralıkları4312
İklimlendirme sisteminin eşit dağılmamasıMerkezi sistem hatasıTermal dengeBölgesel soğukluk/sıcaklık, konforsuzlukİklim kontrol bölgesi ayrımı326
Bilgisayarın elektrikli bileşenlerinden yayılan ısıYetersiz havalandırmalı masa yapısıTermal konfor, dikkat sistemiRahatsızlık, dikkat dağınıklığıTermal izolasyon, fan destekleri326
Ergonomik uyumsuzluklara karşı öneri sisteminin olmamasıBildirim kanalı eksikliğiSürekli gelişim mekanizmasıSorunların kalıcılaşmasıGeri bildirim sistemi kurulması339
Duruş bozukluklarının dijital takibinin olmamasıErgonomik analiz araçları eksikliğiKas-iskelet sistemiErken postür bozukluklarıKameralı analiz sistemleri, yapay zekâ destekli duruş takibi3412
Tehlike BaşlığıOlası NedenlerEtkilenen SistemlerOlası SonuçlarMevcut/Önerilen KontrollerOlasılıkŞiddetRisk Skoru
Aydınlatma ile ekran yansıması çakışmasıIşık açısı – ekran konumu uyumsuzluğuGörsel konfor, odakGöz kamaşması, odak kaybıAyarlanabilir ışık kaynağı, ekran konum kontrolü339
Operatörün fizyolojik ölçümlerinin takip edilmemesiBiyosensör eksikliğiStres, yorgunluk tespitiYüksek stresli çalışma, performans düşüşüAkıllı saat, kalp ritmi ve stres sensör entegrasyonu3412
Sırt desteğinin yanlış hizalanmasıSabit koltuk tasarımıOmurga destek sistemiOmurga eğriliği, ağrıAyarlanabilir sırt destekli ergonomik koltuklar339
Sık vardiya değişimi nedeniyle uyku-uyanıklık ritim bozulmasıPlansız personel rotasyonuSirkadiyen ritim, bilişsel sistemUyku bozuklukları, karar verme kalitesi azalmasıVardiya stabilizasyon protokolü4416
Esnek çalışma saatlerinin ergonomik planlamaya uyumsuzluğuBelirsiz iş başlangıç ve bitiş zamanlarıPsikolojik durum, stres seviyesiBelirsizlik, anksiyete artışıÇekirdek çalışma saatleri ile sınır çizilmesi339
Operasyon sırasında müzik, gürültü gibi dikkat dağıtıcılarOrtak alan ses yönetimi eksikliğiKonsantrasyon ve dikkatHatalı işlem, iş kazasıKulaklıkla ses yalıtımı veya düşük desibelli alan kontrolü339
Çoklu görevlerin aynı anda talep edilmesiSistem uyarı yoğunluğuBilişsel yük, karar mekanizmasıHata yapma olasılığı artışıGörev öncelik sıralaması ve yük dengeleme yazılımı4416
Çalışma ortamında monotonlukRutinleşmiş görev döngüleriDikkat, motivasyonİş doyumsuzluğu, dikkat eksikliğiGörev çeşitlendirme ve periyodik görev rotasyonu339
Ayak desteği olmamasıMasa ve koltuk yükseklik uyumsuzluğuDuruş ve bacak dolaşımıUyuşma, dolaşım bozukluğuAyarlanabilir ayak destekleri temini326
İşe yeni başlayanlara ergonomi eğitimi verilmemesiOryantasyon eksikliğiBilinç, doğru kullanım alışkanlıklarıHatalı ekipman kullanımı, uzun vadeli risklerErgonomi eğitimi zorunlu hale getirilmesi339
Operasyon süresince stres izleme yapılmamasıFiziksel veya yazılımsal takip eksikliğiPsikofizyolojik durumKronik stres birikimiPsikofizyolojik analiz yazılımları entegrasyonu3412
Hareketsizlik nedeniyle ayakta durma alanı eksikliğiSabit masa düzeniDolaşım, kas sağlığıKas güçsüzlüğü, ödem oluşumuAyakta çalışmaya uygun bölge ayrılması339
Ergonomik veri takip sistemlerinin olmamasıErgonomik göstergelerin dijitalleştirilmemesiKurumsal karar mekanizmalarıErgonomi iyileştirme süreçleri aksarErgonomi analiz ve raporlama yazılım sistemleri3412
Acil durum anında fiziksel hareket engelleriYetersiz kaçış alanı veya engelli yerleşimHızlı tahliyeKazaya yol açabilecek gecikmelerOperasyon alanı kaçış yollarının açık tutulması2510
Göz hizasında olmayan ekran konumuSabit masa boyutu ve ekran ayarı eksikliğiBoyun kasları, görme konforuKas spazmı, görsel yorgunlukYükseklik ayarlı monitör kolları339
Duruş analizinin kişiselleştirilmemesiBireysel biyomekanik farkların göz ardı edilmesiKas-iskelet sistemiUzun süreli uyumsuzluk, kişisel rahatsızlıkKişisel duruş analizi ve düzenleme programı339
Geri bildirimlerin ergonomik düzenlemelere entegre edilmemesiKullanıcı şikayetlerinin değerlendirilmemesiSistem iyileştirmeSorunların kronikleşmesiErgonomi geri bildirim entegrasyon süreci339
Ayak bileklerinin açı pozisyonuna dikkat edilmemesiAyarlanamayan sandalye/zeminAlt ekstremite postürüAyak uyuşması, kas kasılmasıAyak açısını destekleyen yumuşak eğimli destek platformu236
Ergonomik veri farkındalığının düşük olmasıKurum kültüründe ergonomi bilincinin eksikliğiTüm çalışan sistemleriUyumsuzluklar, şikayet artışıEğitim, seminer ve farkındalık çalışmaları339
Uzun görev sonrası toparlanma süresi yetersizliğiVardiya aralıklarının kısa tutulmasıPsikolojik ve fizyolojik sistemlerTükenmişlik sendromuGörev sonrası yeterli dinlenme aralığı planlaması4416

Türbin Sessiz, İnsan Alarmda Olmasın

Rüzgar türbinleri, rüzgarın estikçe dönmeye devam edeceği mühendislik harikalarıdır. Ancak onları güvenli, verimli ve arızasız çalıştıran esas güç; saatlerce monitör başında sessizce görev yapan operatörlerin insan zekâsı ve dikkatidir. Bu kontrol merkezleri, enerji arzının sürdürülebilirliğini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik, çevresel ve sosyal riskleri de dengeleyen bir “gizli kumanda merkezi”dir. İşte bu yüzden, burada çalışan insanın konforu bir lüks değil, enerji güvenliğinin parçasıdır.

Bu çalışmada ortaya konulan ergonomi ve iş yükü kaynaklı riskler, kısa vadede yorgunluk, dikkat dağınıklığı, kas-iskelet rahatsızlıkları gibi etkilerle kendini gösterirken; uzun vadede daha ciddi iş kazalarına, sistem hatalarına ve çalışan tükenmişliğine neden olabilir. Unutulmamalıdır ki ergonomik uyumsuzluklar sadece bireyi değil, tüm enerji altyapısını etkileyebilir.

Bu kapsamda önerilen çözümler yalnızca fiziksel donanım iyileştirmeleriyle sınırlı kalmamalı; iş organizasyonu, dinlenme düzeni, alarm yönetimi ve insan-makine arayüz tasarımı gibi alanlara da yayılmalıdır. Günümüzde “akıllı enerji sistemleri” kadar, “insana duyarlı kontrol odaları” da tasarlanmak zorundadır.

Sonuç olarak:

  • Rüzgar santrali komuta kontrol merkezleri için ergonomi, yalnızca koltuk konforu değil; dikkat, karar hızı ve hata yönetimiyle doğrudan ilişkilidir.
  • İş yükü yönetimi, yalnızca çalışanı korumaz; enerji sürekliliği, sistem güvenliği ve ekonomik kayıpların önlenmesi açısından da kritik rol oynar.
  • Kontrol odalarında sessizce çalışan bir operatörün sırt ağrısı, ertesi gün tüm santralin üretimini etkileyebilir.

Bu analiz, enerji sektöründe insan faktörünü tekrar merkeze alma çağrısıdır. Teknolojinin ve makinelerin dili her ne kadar veriyle konuşsa da, o veriyi anlayan ve doğru zamanda karar veren hâlâ bir çift insan gözü ve zihnidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Rüzgar Türbinleri ve İnsan Sağlığı https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4063257/

⭐️⭐️ Rüzgar sektöründe mesleki sağlık tehlikeleri ve riskleri https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2352484721004303

⭐️⭐️ RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ UYGULAMALARI http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/319412

⭐️⭐️ Yeşil İş Tehlikeleri https://www.osha.gov/green-jobs/wind-energy

⭐️⭐️ RÜZGAR ENERJİ SANTRALİRİSK ANALİZİ VE DEĞERLENDİRMESİ https://9lib.net/document/nq7r85oy-ruezgar-enerji-santrali-ri-sk-anali-zi-ve-degerlendi-rmesi.html#google_vignette

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Yüksekte Çalışanlar İçin Propriyoseptif Egzersiz Ne Demek?

Yüksekte çalışma, inşaat, bakım, temizlik, rüzgar enerji santralleri, enerji iletim hatları ve benzeri birçok sektörde karşılaşılan, yüksek dikkat, denge ve koordinasyon gerektiren bir faaliyettir.

Bu tür işlerde çalışan bireylerin düşme, yaralanma ya da ölüm riski oldukça yüksektir.

Bu nedenle yüksekte çalışanların fiziksel kapasitelerinin artırılması, özellikle denge ve vücut farkındalığı (propriyosepsiyon) konularında güçlendirilmesi, iş güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Propriyosepsiyon, vücudun kendi pozisyonunu algılayabilme yetisi olarak tanımlanır.

Bu duyusal sistem, kas-iskelet sistemi ve sinir sisteminin ortak çalışmasıyla meydana gelir.

Özellikle dengesiz zeminlerde ya da yüksekte çalışma gibi riskli durumlarda propriyoseptif sistemin etkinliği, kişinin dengesini kaybetmeden çalışmasını sağlayan temel unsurlardan biridir.

Propriyosepsiyonun Bilimsel Temelleri

Propriyosepsiyon, Latince “proprius” (kendine özgü) ve “percipere” (algılamak) kelimelerinden türetilmiş, vücudun kendi pozisyonunu ve hareketini algılamasını ifade eden bir terimdir.

Bu duyusal sistem, kas iğcikleri (muscle spindles), Golgi tendon organları, eklem reseptörleri ve ciltteki mekanoreseptörler aracılığıyla çalışır (Sherrington, 1906).

Propriyoseptif sinyaller, merkezi sinir sistemi tarafından işlenerek bireyin dengesini korumasına, refleks yanıtlar vermesine ve koordineli hareket etmesine olanak sağlar.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, propriyosepsiyonun yalnızca spor performansında değil, iş güvenliği ve günlük yaşam aktivitelerinde de kritik bir rol oynadığını ortaya koymuştur (Riemann & Lephart, 2002).

Özellikle düşme riskine açık ortamlarda çalışan bireylerde propriyoseptif kapasitenin yüksek olması, kazaları önleyici bir faktör olarak değerlendirilmektedir.

Denge Eğitimi ve İş Güvenliği

Denge eğitimi, propriyoseptif duyuların geliştirilmesinde en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Denge tahtaları, dengesiz yüzeyler, gözleri kapalı yapılan egzersizler ve tek ayak üzerinde durma gibi yöntemlerle yapılan eğitimler, sinir-kas koordinasyonunu artırmakta ve bireyin dengesini kaybetmeden çeşitli görevleri yerine getirme yeteneğini güçlendirmektedir (Behm & Anderson, 2006).

Yüksekte çalışan bireylerde yapılan çalışmalar, düzenli denge eğitimi alan çalışanların daha az düşme riski taşıdıklarını ve denge becerilerinin önemli ölçüde geliştiğini göstermiştir (Granacher et al., 2011). Bu da ergonomi ve iş güvenliği stratejilerine fiziksel eğitim programlarının entegre edilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Yüksekte Çalışmanın Fizyolojik ve Psikolojik Etkileri

Yüksekte çalışmak yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir stres faktörüdür. Yükseklik korkusu (akrofobi), vertigo, dikkat dağınıklığı ve kaslarda istemsiz kasılmalara yol açarak çalışma performansını olumsuz etkileyebilir (Havkins, 2013).

Bu nedenle yüksekte çalışan kişilerin yalnızca fiziksel değil, zihinsel olarak da bu koşullara hazırlanması gerekmektedir.

Araştırmalar, düzenli yapılan denge ve propriyoseptif egzersizlerin hem sinir-kas sistemini hem de bireyin özgüvenini geliştirdiğini, yükseklik korkusuna karşı toleransı artırdığını ve odaklanmayı kolaylaştırdığını göstermektedir (Paillard & Noé, 2006).

Bu yönüyle propriyoseptif egzersizler sadece fizyolojik değil, psikolojik faydalar da sağlamaktadır.

Ergonomik Yaklaşımlar ve Eğitim Programları

Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansları, yüksekte çalışanlar için ergonomik eğitimlerin ve fonksiyonel hareket becerilerinin geliştirilmesini teşvik etmektedir. Özellikle inşaat sektöründe yapılan uygulamalı eğitimler, tehlike algısı, vücut mekaniği kullanımı ve reaksiyon süresi üzerinde olumlu etkiler yaratmıştır (OSHA, 2020).

Literatür, bu tür eğitimlerin yalnızca teorik değil, uygulamalı olması gerektiğini; bireylerin farklı zeminlerde, farklı yüksekliklerde ve çeşitli dikkat dağıtıcı unsurlar eşliğinde çalışmalara katılmasının etkili olduğunu göstermektedir (Goble et al., 2011).

Eğitim Almak İçin Bizi Arayın

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü Dr Mustafa KEBAT yönetiminde deneyimli ekibimizle, firmanıza özel İnşaat Sektöründe – Yüksekte Çalışanlara Denge Eğitimini Türkiyenin her yerinde planlayalım.

Eğitim Başvurusu

Dr Mustafa KEBAT – 0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

  • Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
  • +90 232 265 20 65
  • [email protected]

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Propriosepsiyon https://www.sciencedirect.com/topics/neuroscience/proprioception

⭐️⭐️ Proprioseptif antrenmanın spor performansına etkileri: sistematik bir inceleme https://bmcsportsscimedrehabil.biomedcentral.com/articles/10.1186/s13102-024-00936-z

⭐️⭐️ Yapı İşlerinde Yüksekte Çalışmalarda İSG Uygulama Rehberi. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.csgb.gov.tr/Media/0b3hcam2/yapiisleriyuksektecalismauygrehberi-in%C5%9Ft%C5%9Fb_revize.pdf

⭐️⭐️ Yaşlılarda Denge, Fonksiyonel Performans ve Düşme Önleme İçin Gövde Kas Gücünün Önemi: Sistematik Bir İnceleme https://www.researchgate.net/publication/236139834_The_Importance_of_Trunk_Muscle_Strength_for_Balance_Functional_Performance_and_Fall_Prevention_in_Seniors_A_Systematic_Review

⭐️⭐️ Yaşlı yetişkinlerde dengeyi iyileştirmek için sensörimotor ve proprioseptif egzersiz programları: meta-analizli sistematik bir inceleme https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11017176/

⭐️⭐️ Dengesiz yüzeyler ve rehabilitasyon cihazları kullanılarak yapılan direnç antrenmanının etkinliği https://www.researchgate.net/publication/224822339_The_effectiveness_of_resistance_training_using_unstable_surfaces_and_devices_for_rehabilitation

⭐️⭐️ Futbolda duruş kontrolüne uzmanlık ve görsel katkının etkisi https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1111/j.1600-0838.2005.00502.x

⭐️⭐️ Spor veya günlük yaşamdaki fiziksel aktiviteler ile dik duruştaki duruş bozukluğu arasındaki ilişkinin sistematik bir incelemesi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23955562/

⭐️⭐️ NSC Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun 2021 Raporu Hakkındaki Açıklaması https://www.nsc.org/newsroom/nsc-statement-bls-report-2021#:~:text=In%202020%2C%20there%20were%204%2C764,highest%20annual%20rate%20since%202016.

⭐️⭐️ Hall, C. M., & Brody, L. T. (2005). Therapeutic Exercise: Moving Toward Function. Lippincott Williams & Wilkins. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://students.aiu.edu/submissions/profiles/resources/onlineBook/Q4X4S2_Therapeutic_Exercise_Moving_Toward_Function_3.pdf

⭐️⭐️ Motor Kontrolü: Araştırmayı Klinik Uygulamaya Dönüştürmek https://www.researchgate.net/publication/228118305_Motor_Control_Translating_Research_Into_Clinical_Practice

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Balık İşleme Sektöründe Mesleki Sağlık Riskleri

Balık İşlemede – Mesleki Fiziksel Riskler

Balık işleme – temizleme işinde çalışanlar, tekrarlayan kas – eklem hareketleri nedeniyle kas-iskelet sistemi hastalıkları riskine maruz kalırlar. Özellikle uzun süreli ve sürekli olarak aynı hareketleri yapma, bilek, el, omuz ve sırt bölgelerinde ağrı, inflamasyon (iltihaplanma) ve tendinit (tendon iltihabı) gibi sorunlara neden olabilir.

Bu tür kas-iskelet sistemi hastalıkları, öncellikle çalışanların iş gücünü düşürür. Uzun vadede ise işten ayrılmalarına yol açabilir. Özellikle eleman bulmakta zorluk yaşayan bu sektör için ciddi bir sorundur.

Balık işleme tesislerinin genelinde soğuk ortamda çalışma zorunluluğu vardır.

Soğuk, vücut ısısının düşmesine, kan damarlarının daralmasına ve kasların gerginleşmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle dolaşım sorunları olan kişilerde el ve ayaklarda uyuşma, donma ve Raynaud sendromu gibi rahatsızlıklara yol açabilir.

Ayakta sabit – durarak çalışma özellikle yatkınlığı olan çalışanların bacaklarında varis – venöz yetmezik gelişimine yol açar.

Uzun süreli soğukta çalışmanın etkisiyle, çalışanlar daha kolay hastalanabilir ve bağışıklık sistemleri zayıflayabilir.

Ergonomik olmayan çalışma koşulları da balık temizleyicilerin sağlığını olumsuz etkiler. Çalışanların boylarına uygun ergonomik koşullar oluşturulmadığında, yüksek veya alçak tezgahlarda eğilerek veya kambur durarak çalışma, bel ve sırt ağrılarına neden olabilir.

Yetersiz aydınlatma ve uygun olmayan ekipman kullanımı iş kazası riskini artırırken, kötü – yetersiz havalandırma çalışanların genel sağlık durumunu olumsuz etkiler.

  • Tekrarlayan hareketlerin neden olduğu kas-iskelet sistemi hastalıkları
  • Soğuk ortamda çalışmanın dolaşım ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri
  • Ergonomik olmayan koşulların yol açtığı kas-iskelet sistemi sorunları

Kimyasal ve Biyolojik Tehlikeler

Balık işleme sürecinde kullanılan kimyasallar, çalışanların sağlığı için önemli bir risk oluşturur. Balıkların temizlenmesi ve korunması amacıyla kullanılan dezenfektanlar, temizlik maddeleri ve koruyucu kimyasallar, cilt tahrişine, alerjik reaksiyonlara ve solunum yolu problemlerine yol açabilir. Özellikle formaldehit gibi bazı kimyasalların uzun süreli maruziyeti, kanser riskini artırabilir.

Balıklar, çeşitli mikroorganizmalar ve parazitler için taşıyıcı olabilir. Balık temizleyiciler, bu mikroorganizmalarla doğrudan temas halinde olduklarından, enfeksiyon riskiyle karşı karşıyadır. Özellikle Listeria, Salmonella ve Vibrio gibi bakteriler, gıda zehirlenmelerine ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Ayrıca, parazitler de balık yoluyla insanlara bulaşarak sindirim sistemi rahatsızlıklarına ve diğer enfeksiyonlara yol açabilir.

Gıda kaynaklı enfeksiyon ve kontaminasyon tehlikeleri, balık işleme sektöründe çalışanların dikkat etmesi gereken önemli bir konudur.

Hijyenik olmayan koşullarda balıkların işlenmesi, çapraz kontaminasyona neden olabilir. Bu durum, hem çalışanların hem de tüketicilerin sağlığını tehlikeye atar. Özellikle çiğ veya az pişmiş balık tüketimi, enfeksiyon riskini önemli ölçüde artırır.

  1. Balık işleme kimyasallarının cilt, solunum yolu ve kanser üzerindeki etkileri
  2. Mikroorganizmalar ve parazitlerin yol açtığı enfeksiyonlar
  3. Gıda kaynaklı kontaminasyonun sağlık üzerindeki sonuçları

Hijyen ve Kişisel Koruyucu Ekipman

Balık işleme sektöründe çalışanların sağlığını korumak için standart koruyucu ekipman gerekliliklerine uyulması büyük önem taşır. Bu ekipmanlar, çalışanları kimyasal, biyolojik ve fiziksel tehlikelerden korur. Su geçirmez eldivenler, önlükler, maskeler ve gözlükler, çalışanların ciltlerini, solunum yollarını ve gözlerini koruyarak enfeksiyon ve tahriş riskini azaltır.

El hijyeni, enfeksiyonların önlenmesinde kritik bir rol oynar. Balık temizleyiciler, yeterli sıklıkta ellerini yıkamalı ve dezenfekte etmelidir. Özellikle tuvaletten sonra, yemek yemeden önce ve balıklarla temas ettikten sonra el hijyenine özen göstermek, enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. El yıkama protokollerinin uygulanması ve düzenli denetlenmesi, hijyen standartlarının sağlanmasına yardımcı olur.

Kişisel koruyucu donanımın (KKD) doğru kullanımı ve düzenli bakımı, etkinliğini artırır. Eldivenlerin delinmesi veya yırtılması durumunda hemen değiştirilmesi, maskelerin doğru şekilde takılması ve solunum yollarını tam olarak kapatması, gözlüklerin yüzü tam olarak sarması ve görüşü engellememesi önemlidir. Ayrıca, Kişisel koruyucu donanımın (KKD)’nin düzenli olarak temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi, hijyenin korunmasına yardımcı olur.

“Hijyen, sadece bir gereklilik değil, aynı zamanda çalışanların sağlığını ve iş verimliliğini koruyan bir yatırımdır.”

Ergonomik Risk Faktörleri

Balık temizleme işi genellikle uzun süreli ayakta çalışmayı gerektirir. Bu durum, bacaklarda şişlik, varis, bel ağrısı ve yorgunluk gibi sağlık sorunlarına neden olabilir. Uzun süre ayakta kalmak, dolaşım sistemini zorlayarak kanın bacaklarda birikmesine yol açar. Bu nedenle, çalışanların düzenli olarak mola vermesi, oturarak dinlenmesi ve bacaklarını yükseltmesi önemlidir.

Tekrarlayan hareketlerden kaynaklanan rahatsızlıklar, balık temizleyicilerde sıkça görülen bir sorundur. Sürekli olarak aynı hareketleri yapma, tendonların iltihaplanmasına, sinir sıkışmalarına ve kas spazmlarına neden olabilir. Bu tür rahatsızlıklar, iş verimliliğini düşürür ve çalışanların yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Ergonomik olmayan aletlerin kullanımı da bu sorunları daha da artırabilir.

İş istasyonlarının ergonomik olarak düzenlenmesi, çalışanların sağlığını korumak için hayati öneme sahiptir. Tezgah yüksekliğinin ayarlanabilir olması, çalışanların eğilmeden veya kambur durmadan çalışmasına olanak tanır. Ayrıca, aletlerin kolayca erişilebilir olması, tekrarlayan hareketlerin azaltılmasına yardımcı olur. Yeterli aydınlatma ve uygun havalandırma da iş istasyonlarının ergonomik düzenlenmesinin önemli bir parçasıdır.

Risk FaktörüSağlık EtkisiÖnleme Yöntemi
Uzun Süreli Ayakta ÇalışmaBacaklarda Şişlik, Bel AğrısıDüzenli Molalar, Oturarak Dinlenme
Tekrarlayan HareketlerTendon İltihabı, Sinir SıkışmasıErgonomik Aletler, Hareket Çeşitliliği
Ergonomik Olmayan İş İstasyonlarıKas Gerginliği, YorgunlukAyarlanabilir Tezgahlar, Uygun Aydınlatma

Yasal Düzenlemeler ve İş Güvenliği

Balık işleme sektörü, genel yasal sağlık standartları, çalışanların sağlığını korumak ve iş güvenliğini sağlamak amacıyla belirlenmiş İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve yönetmelikleri, İş Kanunu vee yönetmelikleri hükümlerine uymakla yükümlüdür.

Bu kanun ve yönetmelikler, işverenlerin ve çalışanların uyması gereken temel kuralları içerir. İşverenler, işyerinde hijyenik koşulları sağlamak, uygun ekipmanları temin etmek ve çalışanlara gerekli eğitimleri vermekle – verilmesini sağlamakla yükümlüdür.

İşveren ve çalışan sorumlulukları, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının etkin bir şekilde yürütülmesini sağlar.

İşverenler, risk değerlendirmesi yaparak tehlikeleri belirlemeli ve önleyici tedbirler almalıdır.

Çalışanlar ise, iş güvenliği kurallarına uymak, koruyucu ekipmanları kullanmak ve sağlık sorunlarını bildirmekle sorumludur.

Ortak sorumluluk anlayışı, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesine katkı sağlar.

Meslek hastalıklarının tespiti ve bildirimi, sağlık kayıtlarının tutulması ve ilgili mercilere raporlanması, yasal bir zorunluluktur.

Meslek hastalıkları, işyerindeki koşullardan kaynaklanan ve çalışanların sağlığını olumsuz etkileyen rahatsızlıklardır. Bu hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi, çalışanların yaşam kalitesini artırır ve iş gücü kaybını azaltır.

İşverenler, meslek hastalığı şüphesi olan çalışanları derhal sağlık kuruluşlarına yönlendirmelidir.

  • İşverenlerin yükümlülükleri: Hijyenik koşulları sağlama, ekipman temini, eğitim verme
  • Çalışanların sorumlulukları: Kurallara uyma, ekipman kullanma, sağlık sorunlarını bildirme
  • Meslek hastalıklarının tespiti ve bildiriminin yasal gereklilikleri

Sağlık Taramaları ve Koruyucu Önlemler

Periyodik sağlık muayeneleri, balık işleme sektöründe çalışanların sağlığını takip. etmek ve korumak için önemli bir araçtır.

Bu muayeneler, çalışanların genel sağlık durumunu değerlendirmek, meslek hastalıklarını erken teşhis etmek ve risk faktörlerini belirlemek amacıyla yapılır.

İşyeri hekimi muayenesi sonrası işletmede çalışan kişilerin yaptıkları işe ve tespit edillen özel sağlık durumlarına göre işyeri hekimi tarafından belirlenen, kan testleri (Hemogram, ALT, AST, BUN, Kreatin, Glukoz, HbA1c vb gibi) röntgen filmleri (Akciğer, bel vb gibi), odiyometri (işitme testleri) ve göz (Snell testi vb gibi) muayeneleri gibi çeşitli tıbbi değerlendirmeleri içerir.

Erken teşhis ve önleme stratejileri, meslek hastalıklarının ilerlemesini engellemek ve çalışanların sağlığını korumak için kullanılır.

Riskli işlerde çalışanlar, belirli aralıklarla sağlık kontrolünden geçirilir ve gerekli önlemler alınır.

Örneğin, solunum yolu rahatsızlığı olan çalışanlara maske kullanımı önerilirken, kas-iskelet sistemi sorunları olan çalışanlara ergonomik düzenlemeler yapılır.

Erken teşhis, tedaviye başlama ve hastalığın ilerlemesini önleme açısından kritik öneme sahiptir.

Sonuç ve Öneriler

Balık temizleyiciler için risk azaltma stratejileri, işyerindeki tehlikeleri en aza indirmek ve çalışanların sağlığını korumak amacıyla uygulanır. Bu stratejiler, iş süreçlerinin iyileştirilmesi, ekipmanların güncellenmesi, eğitimlerin verilmesi ve hijyen standartlarının yükseltilmesi gibi çeşitli önlemleri içerir. Risk azaltma, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesinde önemli bir rol oynar.

Sektörde sağlık ve güvenlik kültürünün geliştirilmesi, çalışanların bilinçlenmesini, işverenlerin sorumluluklarını yerine getirmesini ve tüm paydaşların işbirliği yapmasını gerektirir. Sağlık ve güvenlik kültürünün oluşturulması, eğitimler, seminerler, bilgilendirme kampanyaları ve ödül sistemleri gibi çeşitli yöntemlerle desteklenmelidir. Bu kültür, işyerindeki herkesin sağlığını ve güvenliğini ön planda tutmasını sağlar.

Gelecekteki iyileştirmeler için eylem planı, sektördeki sağlık ve güvenlik standartlarını yükseltmek amacıyla oluşturulur. Bu plan, risk değerlendirmesi sonuçlarına göre belirlenen öncelikli alanlarda iyileştirmeler yapmayı hedefler. Eylem planı, kısa, orta ve uzun vadeli hedefler içerir ve düzenli olarak güncellenir. İyileştirme çalışmaları, çalışanların katılımıyla gerçekleştirilir ve başarılar düzenli olarak değerlendirilir.

Sonuç olarak, balık işleme sektöründe çalışan balık temizleyicilerin sağlığını korumak için kapsamlı bir yaklaşım gereklidir. Bu yaklaşım, risk azaltma stratejileri, sağlık ve güvenlik kültürünün geliştirilmesi ve sürekli iyileştirme çabalarını içerir.

Bu sayede, sektördeki çalışanların yaşam kalitesi artırılabilir ve iş verimliliği yükseltilebilir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Balık, balık ürünleri ve balık işleme ortamında Listeria monocytogenes ve diğer Listeria türlerinin yaygınlığı : Sistematik bir inceleme ve meta-analiz https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0048969723065397

⭐️⭐️ Balık parazitleri ve halk sağlığı açısından riskler https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/9501379/

⭐️⭐️ Su Ürünleri Sektöründe Karşılaşılan Meslek Hastalıkları ve Önlemleri https://www.researchgate.net/profile/Ozlem-Aydogan/publication/342567335_Su_Urunleri_Sektorunde_Karsilasilan_Is_Hastaliklari_ve_Meslek_Hastaliklari/links/5f16e9c745851515ef3bf598/Su-Ueruenleri-Sektoeruende-Karsilasilan-Is-Hastaliklari-ve-Meslek-Hastaliklari.pdf

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

İşyerinizdeki Kas-İskelet Ağrılarını Önleyelim

Yaklaşık 25 yıl önce başladığım ve halen yapmakta olduğum işyeri hekimliğinde, çalışanlar tarafından ısrarla yapılan başvurularda reçeteye dahil edilmesini talep ettikleri ilaçların başında ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler yer almakta.

Çalışanların ağrı kesiciler ve kas gevşeticileri talep etmelerinin bir çok nedeni mevcut.

Bu yazıda ağrı kesiciler ve kas gevşeticileri talep etmesindeki kas-iskelet sistemlerinde yer alan kasların, sinirlerin, kan damarlarının, bağlarının ve tendonlarının etkilenmesine sebep olan ve maalesef hemen hiç önemsenmeyen ergonomi kütürünün işyerlerinde oluşturulması için başlangıçta yapılması gerekenleri okuyacaksınız. Ve ne kadar yazarsam yazayım ne yazık ki hep eksik kalacak.

Çalışma hayatının hatta yaşamın her anında; ağır kaldırma, eğilme, baş üstüne uzanma, ağır yükleri itme ve çekme, alışılmadık vücut pozisyonlarında durma, çalışma ve aynı veya benzer hareketleri tekrar tekrar yapmak gibi eylemler ile beden için sakıncalı risk faktörlerine maruz kalınmaktadır.

Bu yazıdaki konumuz yukarıdaki risk faktörlerine karşı ergonomi kütürünün işyerinde kurulması olacak.

Yaralanmayı genellikle acil durumlar kazalar ile ilişkilendirmekteyiz.

Lakin çalışanların kas-iskelet sistemlerinin bilinen bu risk faktörlerine maruz kalması da, çalışanın zaman içinde kas, eklem ve iskeletinin yaralanma riskini artırır.

Kas-iskelet sistemlerinde iş kaynaklı riskler tarafların (Çalışan – İşveren – İşyeri Hekimi – İş Güvenliği Uzmanı – Yönetenler) ortak gayreti ile önlenebilir.

Burada Ergonomi devreye giriyor.

Ergonomi – İşin çalışana uyumu (Basit bir ifade ile) – Bu sayede çalışanın kas yorgunluğu azaldığı gibi İskelet sisteminde zaman içerisinde gelişebilecek deformasyonlar engellenmiş olur – Çalışanın verimliliği ve üretkenliği artar.

İşyerinde Çalışanlarda Kas-İskelet Sistemi Hastalıklarının Sonuçları

Çalışanların;

  • Çalışma süreleri kısıtlanır. (Mesai saatlerinde daha sık ara verirler daha yavaş çalışırlar)
  • Çalışma gün kaybının en sık nedenleri arasındadır. (Rapor alma, izin isteme vb gibi)
  • Ortopedik – nörolojik vb gibi sorunlarla gelişen meslek hastalıkları ömür boyu kalıcı hasarlara sebep olabilir.

İşverenin Sorumlulukları

İşverenler, çalışma ortamının çalışanları için güvenli ve sağlıklı olmasından sorumludur. Bu sorumluluğu alabilmesi için öncelikle ergonominin ne olduğunu bilmeli yararlarına inanmalı, uygulamak için istekli ve kararlı olmalıdır.

Ergonomi uzun bir yolculuktur.

İşyerlerinde bu yolu aydınlatacak ışık öncelikle İşyeri Hekimleri ve İş Güvenliği Uzmanlarıdır.

İşveren işyerinde ergonomi sürecini yönetirken

  • İşveren/Yönetim Sürece Her Zaman Destek Olmalıdır – Çünkü işyerinde ergonomik bir sürecin genel başarısı için öncelikle hedeflerin doğru belirlenmesi ve ekonomik desteği kritik öneme sahiptir. Bu sebeple, işveren/yönetim, ergonomik sürece başlarken öncelikle basit ve kolay başarılabilir net hedefler ve amaçlar tanımlamalıdır. Çalışanları sürece dahil etmeli, ergonomi profesyonellerinin olduğu görüşme ve toplantılara çalışanların da dahil olmasını sağlamalıdır.

  • Çalışanların Sürece Dahil Edilmesi – Çalışanların doğrudan işyeri değerlendirmelerine, çözüm geliştirme ve uygulamaya dahil olduğu katılımcı bir ergonomik yaklaşım, başarılı bir ergonomik sürecin özüdür. Çalışanları şunları yapması sağlanmalıdır:
    • İşyerlerindeki tehlikeleri tespit etmeli ve bu tehlikeler hakkındaki bilgilerini karar verme süreçlerinde kullanmaları sağlanmalıdır.
    • Risk faktörlerine maruziyeti azaltmaya yönelik endişelerini ve önerilerini dile getirmeleri ve ergonomik değerlendirme sonucunda yapılan değişiklikleri değerlendirmeleri, denemeleri ve sonuçlarını paylaşmaları sağlanmalıdır.

  • Çalışanların Ergonomi Eğitimi Alması– Eğitim, ergonomik sürecin başlangıcından başlayarak süreci içerisinde de eğitimlerin tekrarlanması önemli bir unsurdur. Öncelikle çalışanların ergonomi ve faydalarının farkında olmasının sağlanması ve elde edecekleri fayda-konforu anlamaları sağlanmalıdır. İşyerinde ergonomik riskler hakkında bilgi sahibi olmaları ve kas-iskelet sistemlerinde oluşabilecek erken belirtileri bildirmelerinin önemini anlamaları sağlanmalıdır.

  • Sorunlar Ergonomi Profesyonelleri İle Belirlenmeli – Ergonomik sürece karar verildiğinde – başlangıcında işyerindeki ergonomik sorunları, çalışanların kas-iskelet sistemlerinde sorunlara yol açmadan önce belirlemeli ve değerlendirmelidir. İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının çalışanları ve yaptıkları işleri değerlendirebilmeleri için zaman ayırabilmelerine olanak tanınmalı, çalışanların kas-iskelet sistemlerinin değerlendirilebilmesi için işyeri hekimine imkan tanınmalı çalışanlara durumlarının ve çalışma ortamındaki ergonomik risklerin tespiti için yapılacak anketlere katılımları sağlanmalıdır.

  • Kas-İskelet Sistemleri Semptomlarının Erken Bildirilmesi Teşvik Edilmelidir – Çalışanların bildirimleri erken yapabilmesi, iş değerlendirme ve iyileştirme süreçlerini hızlandırabilir. Çalışanın kas-iskelet sistemi rahatsızlık semptomların ilerlemesini, ciddi yaralanmaların gelişmesini ve sonrasında ortaya çıkan iş kaybı taleplerini önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabileceği çalışanlara ve idarecilerine öğretilmeli ve uygulamaları teşvik edilmelidir.

  • Tehlikeleri Kontrol Altına Almak İçin Çözümleri Uygulanmalıdır – İşyerinde çalışanların kas-iskelet sistemini rahatsızlıklarını azaltmak, kontrol altına almak veya ortadan kaldırmak için belirlenmiş çözümlerin uygulanmasını sağlamak ve kontrollerinin yapılması için eğitim, yardım ve denetim mekanizmalarının kurulması sağanmalıdır.

  • Çalışanların Davranışlarında ve Elde Edilen Sonuçlardaki İlerleme Değerlendirilmelidir – Ergonomi uzun soluklu bir süreçtir. Bu sebeple etkinliğini periyodik olarak değerlendirmek ve sürekli iyileştirilmesini sağlamak gereklidir. Uzun vadede başarı sağlamak için düzenli değerlendirme ve düzeltici eylem prosedürleri belirlemek ve uygulamak gerekir. Ergonomik süreçte küçük adımlar belirlenmeli ve değerlendirilmelidir. Elde edilen her başarı sonraki sürece oan inancı ve katılımı arttıracaktır. Bir ergonomi sürecini ilk kez geliştirirken, hazırlanan değerlendirmeler ergonomik süreç için belirlenen hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını ve uygulanan ergonomik çözümlerin başarısını belirlemeyi de içermelidir.

Bu yazıda çalışanların ağrılarını kesemedik… Çalışanlar belki bir süre daha ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler ile idare edecekler.

Lakin işyerinde Ergonomi sürecinin kuruluşunun ilk adımlarını okudunuz.

Engin bir deryanın kıyısındayız ve ayaklarımız kumsalın nemine henüz temas etti…

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Ergonomi: Temeller ile uygulamalı araştırma arasında bir köprü https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3143510/

⭐️⭐️ Ofis ergonomisi. Başarı için ölçümler https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/10818828/

⭐️⭐️ Yaşlanan işgücünde kas-iskelet ağrısı için ergonomik ve bireysel risk faktörleri https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36303167/

⭐️⭐️ Ergonomik müdahalenin boyun/omuz ve bel ağrısına etkisi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17522452/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ – Sessiz Tehlikeler ve Hayat Kurtaran İşaretler

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
Kâğıt Üzerinden Sahaya

Kazalar tesadüf değildir.
Meslek hastalıkları kader değildir.
Çoğu risk, fark edilmediği için büyür.

Bu kitap;
iş sağlığı ve güvenliğini mevzuat maddelerinden çıkarıp
gerçek çalışma hayatının içine taşıyan
davranışsal, insani ve uygulanabilir bir rehberdir.

TELİF HAKLARI VE YAYIN BİLGİSİ

Bu e-kitabın tüm yayın, çoğaltma ve dağıtım hakları saklıdır.

Bu eserin tamamı veya bir bölümü;
kaynak gösterilmeden,
yazarın ve yayıncının yazılı izni olmaksızın
elektronik, mekanik veya başka herhangi bir yöntemle
çoğaltılamaz, dağıtılamaz ve yayımlanamaz.

Eğitim, bilgilendirme ve kurumsal kullanım amaçlı alıntılar;
kaynak belirtilmek koşuluyla mümkündür.

© Tetkik OSGB
Yazar: Dr. Mustafa KEBAT
Yayın Yılı: 2026

Bu e-kitap bilgilendirme amaçlıdır;
Tıbbi tanı veya bireysel sağlık danışmanlığı yerine geçmez.

E-kitap

SUNUŞ

İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca yasal bir zorunluluk değil; çalışanına, işine ve geleceğine değer veren her kurumun temel sorumluluğudur.

Tetkik OSGB olarak yaklaşımımız;

İş sağlığı ve güvenliğini evrak üzerinden değil, sahadan,
Cezadan değil, önleyici bakıştan,
Alışkanlıklardan değil, bilinçten yönetmektir.

Bu e-kitap; teorik bilgiyi sahadaki gerçeklerle buluşturan,
insanı merkeze alan ve
iş dünyasının karşı karşıya olduğu gerçek risklere dürüstçe temas eden bir çalışmadır.

İnanıyorum ki bu eser;
İşverenler, yöneticiler, çalışanlar ve İSG profesyonelleri için
yalnızca okunacak bir kaynak değil,
aynı zamanda bakış açısını değiştiren bir rehber olacaktır.

Bu çalışmanın iş dünyasına – camiasına katkı sağlamasını,
daha güvenli, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir çalışma ortamlarına vesile olmasını temenni ediyorum.

Cemil Tanju ANAKLI
Tetkik OSGB
Genel Müdür

YAZARIN NOTU

Bu kitap, “iş sağlığı ve güvenliği” kavramını yalnızca mevzuat, talimat ve imza yükümlülüğü olarak gören anlayışın ötesine geçme ihtiyacından doğdu.

Sahada uzun yıllardır şahit olduğum gerçek şudur:
Kazalar çoğu zaman bilgisizlikten değil, alışkanlıktan,
Meslek hastalıkları çoğu zaman kaderden değil, ihmalden,
Sağlık kayıpları ise çoğu zaman kaçınılmazlıktan değil, gecikmiş farkındalıktan kaynaklanmaktadır.

Bu e-kitap;
• “Bir şeyim yok” diyen çalışanları,
• “Bugün de bir şey olmadı” diye düşünen yöneticileri,
• “Zaten böyle” diyerek normalleştirilen riskleri

yeniden düşünmeye davet etmek amacıyla kaleme alınmıştır.

Amacım; korkutmak, suçlamak ya da öğretmenlik yapmak değil;
Fark ettirmek,
Durup düşündürmek
ve küçük ama doğru kararların büyük sonuçlar doğurabileceğini göstermektir.

İş sağlığı ve güvenliği, kağıt üzerinde değil; insan bedeninde, davranışta ve kültürde başlar.
Bu kitap, tam olarak bu noktaya temas etmek için yazılmıştır.

Dr. Mustafa KEBAT
Tetkik OSGB
İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

BU KİTAP NASIL KULLANILMALI?

Bu e-kitap bir ders kitabı değildir. Baştan sona ezberlenmesi beklenmez.

Aşağıdaki kullanım şekilleri özellikle önerilir:

1. Parça Parça Okuma

Her bölüm tek başına anlamlı olacak şekilde yazılmıştır. İhtiyaç duyulan başlık doğrudan açılıp okunabilir.

2. Eğitim ve Toplantılarda Kullanım

İş güvenliği eğitimlerinde, toolbox meeting’lerde veya sağlık bilgilendirme toplantılarında bir bölüm veya alt başlık doğrudan tartışma konusu yapılabilir.

3. Olay Sonrası Değerlendirme

Bir iş kazası, ramak kala olayı veya sağlık vakası sonrası ilgili bölüm açılarak “hangi işaretler gözden kaçtı?” sorusu üzerinden değerlendirme yapılabilir.

4. Yönetici ve Sorumlular İçin Rehber

Bu kitap yalnızca çalışanlara değil; amirler, yöneticiler, işveren vekilleri ve karar vericiler için de bir farkındalık aracıdır.

Bir çalışanın davranışındaki değişiklik, performans düşüşü veya isteksizlik her zaman motivasyon problemi değildir.

Bu kitap ne değildir?

  • Bir mevzuat kitapçığı değildir
  • İlk yardım yönetmeliği özeti değildir
  • Hukuki sorumluluk aktarımı yapmaz

Bu kitap, insanı merkeze alan bir iş güvenliği bakışı sunar.

Bu kitap kimler içindir?

  • İş güvenliği uzmanları
  • İşyeri hekimleri ve sağlık personeli
  • İlk yardımcılar
  • İnsan kaynakları ve yöneticiler
  • Sahada çalışan tüm personel

Bu kitapçık neyi amaçlar?

Bu çalışma; iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca mevzuat, talimat ve tabelalardan ibaret olmadığını; insan bedeninin, davranışlarının ve küçük belirtilerin doğru okunmasıyla doğrudan hayat kurtaran bir alan olduğunu göstermeyi amaçlar.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin pratiğinde defalarca görülen ortak bir gerçek vardır:

Kazalar çoğu zaman küçük işaretlerle başlar.

İş kazaları, meslek hastalıkları ve iş yerinde gelişen acil durumlar da aynı mantıkla ilerler. Bu kitapçık, “normal sanılan ama normal olmayan” durumlara odaklanır.

BÖLÜM YAPISI

Bölüm 1 – İş Yerinde Ağrı: Ne Zaman Masum Değildir?
Sırt ağrısı, bel tutulması, göğüs ağrısı sanılan ama hayati olabilen tablolar

Bölüm 2 – Bayılma, Baş Dönmesi ve Düşmeler
İş yerinde “bir anlık” denilen olayların gerçek anlamı

Bölüm 3 – Kalp, Dolaşım ve Tansiyon Acilleri
Yüksek tansiyon, sessiz kalp krizi, atipik belirtiler

Bölüm 4 – İnme ve Nörolojik Aciller
Konuşma yavaşlığı, denge kaybı, dalgınlık

Bölüm 5 – Zehirlenmeler ve Kimyasal Maruziyetler
Yanlış ilk yardımın ağır sonuçları

Bölüm 6 – Yanıklar, Elektrik ve Termal Riskler
Evde ve işte yapılan yanlış müdahaleler

Bölüm 7 – Nefes Darlığı: Panik mi, Acil mi?
Toz, duman, gaz, pıhtı ve maskelenen tehlikeler

Bölüm 8 – Çocuk, Yaşlı ve Kronik Hastalığı Olan Çalışanlar
Riskli gruplar ve sessiz belirtiler

Bölüm 9 – “Bir Şeyim Yok” Diyen Çalışanlar
İş yerinde en zor fark edilen tehlike

Bölüm 10 – İş Yerinde İlk Yardım: Ne Yapılmalı, Ne Yapılmamalı
İyi niyetli lakin zararlı uygulamalar

Bölüm 11 – Yorgunluk, Uykusuzluk ve Dikkat Kaybı
Gece vardiyası, uzun mesailer ve kazaya giden sessiz yol

Bölüm 12 – Psikososyal Riskler ve Sessiz Tükenmişlik
Stres, mobbing, kaygı ve performans baskısının bedensel sonuçları

Bölüm 13 – Isı Stresi ve Soğuk Maruziyeti
Sıcak çarpması, hipotermi ve hafife alınan çevresel riskler

Bölüm 14 – Gürültü, Titreşim ve Duyusal Hasarlar
Duyma kaybı, denge bozukluğu ve kalıcı etkiler

Bölüm 15 – Ergonomi: Yanlış Duruşun Doğru Sonucu Olmaz
Kas-iskelet sistemi hastalıkları ve kronik ağrının iş kökeni

Bölüm 16 – Yüksekte Çalışma ve Görünmeyen Tehlikeler
Korku, denge, alışkanlık ve ölümcül ihmal zinciri

Bölüm 17 – Kapalı Alanlar ve Oksijen Yoksunluğu
Kuyu, tank, silo ve geri dönüşü olmayan hatalar

Bölüm 18 – Enfeksiyonlar ve Biyolojik Riskler
Görünmeyen tehditler, bulaş yolları ve iş yeri yayılımı

Bölüm 19 – Acil Durumlarda Panik ve Kalabalık Davranışı
Doğru plan yoksa yanlış refleksler

Bölüm 20 – İş Kazasından Sonra Ne Olur?
Tıbbi, hukuki ve psikolojik süreçlerin çalışan ve işverene etkisi

BÖLÜM 1 – İŞ YERİNDE AĞRI: NE ZAMAN MASUM DEĞİLDİR?

“Bu ağrı normal değil” denmesi gereken anlar

İş yerinde en sık duyulan cümlelerden biri şudur:

“Biraz sırtım ağrıyor.”

Bu cümle çoğu zaman önemsenmez. Çünkü fiziksel iş yapanlarda, masa başında uzun süre oturanlarda, vardiyalı çalışanlarda sırt ve bel ağrısı yaygındır.

Ama iş sağlığında şunu çok iyi biliriz:
Ağrının yeri kadar, nasıl tarif edildiği de hayati önem taşır.

İş kazalarının ve iş yeri kaynaklı hayati tabloların önemli bir kısmı, ilk etapta basit bir ağrı gibi başlar.

İş yerinde ağrıyı tehlikeli yapan özellikler

Aşağıdaki ifadeler bir iş yeri hekimi, ilk yardımcı veya iş güvenliği uzmanı için alarm niteliğindedir:

  • Ağrı ani başladıysa
  • Daha önce hiç yaşanmamış bir şekilde tarif ediliyorsa
  • “Batıyor”, “yırtılır gibi”, “bıçak saplanır gibi” deniyorsa
  • Sırt ağrısı göğse, omuza veya kola yayılıyorsa
  • Nefes almakla şiddetleniyorsa
  • Terleme, bulantı, baş dönmesi eşlik ediyorsa

Bu tür ağrılar kas ağrısı gibi davranmaz.

İş yerinde yapılan en büyük hata

“Ağrı kesici al, geçer.”

Ağrı kesici çoğu zaman ağrıyı azaltır ama nedeni ortadan kaldırmaz. Hatta bazı durumlarda tehlikeyi görünmez hâle getirir.

İş kazalarında ve meslek hastalıklarında gecikmenin en sık nedeni budur:
Belirtiyi bastırmak, sebebi araştırmamak.

İş güvenliği açısından kritik mesaj

İş yerinde bir çalışan:

  • Ağrısını tarif ederken durup düşünüyorsa
  • “Bu farklı” diyorsa
  • İşe devam etmek istemiyorsa ama bunu dile getirmekte zorlanıyorsa

Bu durum motivasyon sorunu değil, sağlık alarmıdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Her ağrı masum değildir.
  • Ani ve farklı ağrılar iş kazası habercisi olabilir.
  • Ağrı kesici çözüm değil, bazen gecikmedir.
  • İş yerinde ağrıyı küçümsemek kazaya davetiye çıkarır.

BÖLÜM 2 – BAYILMA, BAŞ DÖNMESİ VE DÜŞMELER

“Bir anlık oldu” denilen olaylar

İş yerlerinde en sık hafife alınan cümlelerden biri şudur:

“Bir an başım döndü, geçti.”

Bu ifade, çoğu zaman olayın kapatılmasına neden olur. Oysa iş sağlığı pratiğinde çok iyi bilinen bir gerçek vardır:
Bayılma ve baş dönmesi asla teşhis değildir; bir belirtidir.

Bu belirtiler bazen basit nedenlere bağlı olabilir. Ancak bazen, yaklaşan ciddi bir tablonun ilk ve tek uyarısıdır.

İş yerinde baş dönmesi neden tehlikelidir?

İş ortamı; ev ortamından farklıdır. Çünkü baş dönmesi veya bayılma durumunda:

  • Çalışan yüksekte olabilir
  • Hareketli makinelerin yakınında olabilir
  • Elektrik, kimyasal veya sıcak yüzeylere temas riski vardır

Dolayısıyla sağlık problemi + çevresel risk = ağır iş kazası anlamına gelir.

Bayılma ile düşmenin ayrılması

Her düşme bayılma değildir. Her bayılma da uzun sürmez.

İş güvenliği açısından şu ayrım kritiktir:

  • Bayılma (senkop): Beyne giden kan akışının kısa süreli azalması
  • Baş dönmesi: Denge sisteminin bozulması hissi
  • Düşme: Sonuçtur, neden değildir

Olayın nasıl başladığı doğru sorgulanmazsa, gerçek neden gözden kaçar.

Alarm kabul edilmesi gereken durumlar

Aşağıdaki durumlar iş yerinde kırmızı bayrak olarak değerlendirilmelidir:

  • Daha önce bayılma öyküsü olmayan bir çalışanın aniden bayılması
  • Otururken veya uzanırken gelişen bayılma
  • Bayılma öncesi çarpıntı, göğüs sıkışması
  • Baş dönmesiyle birlikte konuşma bozukluğu
  • Düşme sonrası kısa süreli bilinç kaybı

Bu durumlar, “şekerim düştü” diyerek kapatılamaz.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

  • Çalışanı hızla ayağa kaldırmak
  • Soğuk su dökmek
  • Tekrar işe göndermek
  • Olayı kayda almamak

Bu müdahaleler, hem sağlık hem de hukuki açıdan ciddi risk taşır.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

  • Çalışan yatırılır, güvenli alana alınır
  • Hayati bulgular gözlemlenir
  • Tekrarlama riski değerlendirilir
  • İşe dönüş kararı aceleyle verilmez

Unutulmamalıdır:
Bayılan bir çalışanın asıl tehlikesi, yere düştüğü an değil; nedenin fark edilmediği andır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Bayılma bir sonuç değil, uyarıdır
  • Baş dönmesi iş kazasına dönüşebilir
  • “Geçti” demek tanı değildir
  • Her düşme mutlaka sorgulanmalıdır

BÖLÜM 3 – KALP, DOLAŞIM VE TANSİYON ACİLLERİ

Sessiz ilerleyen en ölümcül risk

İş yerlerinde kalp ve dolaşım sistemiyle ilgili aciller çoğu zaman dramatik başlamaz. Aksine, büyük bir kısmı sessiz, belirsiz ve başka nedenlere bağlanarak ilerler.

“Biraz çarpıntım var ama geçer.”

Bu cümle, iş sağlığı ve güvenliği açısından en tehlikeli cümlelerden biridir.

Kalp acilleri neden gözden kaçar?

Kalp krizi denildiğinde çoğu kişinin zihninde aynı tablo canlanır: ani göğüs ağrısı, yere yığılma, şiddetli acı. Oysa iş yerinde görülen vakaların önemli bir bölümü atipik belirtilerle seyreder.

Özellikle şu gruplarda belirtiler silik olabilir:

  • Diyabeti olanlar
  • Uzun süre sigara içmiş olanlar
  • Yoğun stres altında çalışanlar
  • Vardiyalı veya gece çalışanlar

İş yerinde alarm kabul edilmesi gereken belirtiler

Aşağıdaki yakınmalar tek başına hafif görünebilir. Ancak birlikte veya tekrarlayıcı şekilde ortaya çıktığında acil değerlendirme gerektirir:

  • Göğüste baskı, dolgunluk veya yanma hissi
  • Sol omuz, kol, sırt veya çeneye yayılan ağrı
  • Nedensiz terleme
  • Ani halsizlik ve bitkinlik
  • Nefes darlığı
  • Bulantı veya mide ağrısı hissi

Bu belirtiler, mide problemi veya kas ağrısı sanılarak geçiştirildiğinde sonuçlar geri dönüşsüz olabilir.

Tansiyon: Sayıdan ibaret değildir

Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermez. Ancak iş ortamında tansiyon dalgalanmaları ciddi risk oluşturur.

Özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar:

  • Daha önce tansiyon tanısı olmayan bir çalışanda çok yüksek ölçüm
  • Baş ağrısı ile birlikte görme bulanıklığı
  • Burun kanamasıyla birlikte yüksek tansiyon
  • Ani tansiyon düşmesi ve bayılma hissi

Bu tablolar, sadece dinlenerek geçmesi beklenen durumlar değildir.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Çalışanı “biraz dinlen, geçer” diyerek işe döndürmek
  • Belirtileri strese bağlamak
  • Tansiyon ölçümünü tek seferle sınırlamak
  • Göğüs ağrısını kas ağrısı kabul etmek

Bu yaklaşım, hem sağlık hem de işveren sorumluluğu açısından ciddi risk taşır.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Çalışan derhal fiziksel aktiviteden uzaklaştırılır
  • Rahat bir pozisyonda dinlendirilir
  • Hayati bulgular takip edilir
  • Gerekirse acil sağlık hizmetleriyle iletişime geçilir

Unutulmamalıdır:
Kalp acillerinde en pahalı şey zamandır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Kalp krizi her zaman klasik belirtilerle gelmez
  • Sessiz belirtiler en tehlikelileridir
  • Tansiyon bir sayı değil, klinik tablodur
  • Şüphe varsa gecikme yoktur

BÖLÜM 4 – İNME VE NÖROLOJİK ACİLLER

“Bir tuhaflık var ama tam anlatamıyor” denilen durumlar

İş yerlerinde nörolojik aciller çoğu zaman sessiz başlar ve yanlış etiketlenir. Çalışanın dalgınlığı, yavaşlığı veya dengesizliği; yorgunluk, isteksizlik ya da dikkatsizlik olarak yorumlanabilir.

Oysa nörolojik sistem, bozulduğunda bunu önce davranış ve fonksiyon değişikliği ile gösterir.

İnme (felç) iş yerinde nasıl gizlenir?

İnme her zaman yere yığılma ile başlamaz. İş ortamında en sık kaçırılan belirtiler şunlardır:

  • Konuşurken kelime bulmakta zorlanma
  • Cümlelerin anlamsızlaşması veya peltekleşmesi
  • Yüzde asimetri, ağız köşesinde düşüklük
  • Tek taraflı kol veya bacakta güçsüzlük
  • Ani denge kaybı, sendeleme
  • Görme alanında ani daralma veya çift görme

Bu belirtiler geçici olsa bile acil durum kabul edilir.

Zaman neden hayati?

İnme tedavisinde temel kural şudur:
Beyin dokusu zamana duyarlıdır.

Dakikalar içinde geri dönüşsüz hasar gelişebilir. Bu nedenle:

  • “Biraz izleyelim” yaklaşımı
  • “Geçerse bakarız” düşüncesi
  • “Moladan sonra düzelir” beklentisi

hayati kayıplara yol açabilir.

İş yerinde yapılan yaygın yanlışlar

  • Çalışanı yalnız bırakmak
  • Konuşma bozukluğunu strese bağlamak
  • Düşmeyi sakarlık olarak değerlendirmek
  • Belirtiler gerileyince konuyu kapatmak

Bu hatalar, nörolojik hasarın derinleşmesine neden olabilir.

Nörolojik acillerde doğru yaklaşım

  • Çalışan güvenli alana alınır
  • Bilinç ve konuşma durumu gözlemlenir
  • Yüz, kol ve konuşma hızlıca değerlendirilir
  • Derhal acil sağlık hizmetleriyle iletişime geçilir

Unutulmamalıdır:
Nörolojik belirtiler performans sorunu değil, tıbbi alarmdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • İnme her zaman dramatik başlamaz
  • Geçici belirtiler de ciddidir
  • Zaman kaybı beyin kaybıdır
  • Şüphe varsa beklenmez

BÖLÜM 5 – ZEHİRLENMELER VE KİMYASAL MARUZİYETLER

Görünmeyen tehlike: Koku yoksa risk yok mu?

İş yerlerinde kimyasal maruziyetler çoğu zaman fark edilmez. Çünkü birçok tehlikeli madde renksiz, kokusuz veya alışılan bir kokuya sahiptir.

“Bir şey dökülmedi, sorun yok.”

Bu cümle, kimyasal risklerin en tehlikeli yanlış yorumlarından biridir.

Kimyasal maruziyet nasıl gelişir?

Zehirlenmeler yalnızca kazayla dökülme sonucu oluşmaz. İş ortamında maruziyet şu yollarla gerçekleşebilir:

  • Solunum yoluyla (gaz, buhar, toz)
  • Cilt temasıyla
  • Göz yoluyla
  • Ağız yoluyla (kontamine el, ekipman veya ortam)

Düşük dozda ama tekrarlayan maruziyet, akut zehirlenme kadar tehlikelidir.

İş yerinde alarm kabul edilmesi gereken belirtiler

Kimyasal maruziyet sonrası ortaya çıkan belirtiler çoğu zaman özgül değildir. Ancak aşağıdaki yakınmalar asla hafife alınmamalıdır:

  • Ani baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Gözlerde yanma, sulanma
  • Boğazda tahriş, öksürük
  • Nefes darlığı
  • Bulantı, kusma
  • Bilinç bulanıklığı

Bu belirtiler “grip oldum” veya “hava ağır” şeklinde geçiştirildiğinde maruziyet devam eder.

Kapalı alanlar: En yüksek risk

Kapalı alanlar (tanklar, depolar, kazanlar, çukurlar) kimyasal zehirlenmelerin en ölümcül olduğu ortamlardır.

Bu alanlarda yapılan en kritik hata:

“Bir bakıp çıkayım.”

İkincil kurtarıcılar da çoğu zaman aynı ortamda etkilenir.

İş yerinde yapılan tehlikeli müdahaleler

  • Maske takmadan ortama girmek
  • Etkilenen kişiyi hızla ayağa kaldırmak
  • Bilinci kapalı kişiye sıvı vermek
  • Kimyasalın ne olduğunu bilmeden müdahale etmek

Bu müdahaleler zincirleme kazalara yol açar.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Maruziyet ortamından güvenli şekilde uzaklaşılır
  • Alan havalandırılır, gerekiyorsa izole edilir
  • Etkilenen kişi temiz havaya çıkarılır
  • Kimyasal madde bilgisi (MSDS) dikkate alınır
  • Acil sağlık hizmetleriyle iletişime geçilir

Unutulmamalıdır:
Zehirlenmelerde en büyük risk, fark edilmemesidir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Koku olmaması güvenlik anlamına gelmez
  • Kapalı alanlar yüksek risklidir
  • Yanlış müdahale ikinci kazaya yol açar
  • Kimyasal bilinmeden müdahale edilmez

BÖLÜM 6 – YANIKLAR, ELEKTRİK VE TERMAL RİSKLER

Görünen hasar ile gerçek hasar arasındaki fark

Yanıklar ve elektrik kazaları iş yerlerinde sık görülür. Ancak bu olaylar çoğu zaman yalnızca görünen hasar üzerinden değerlendirilir.

“Bir şey yok, sadece kızardı.”

Bu yaklaşım, özellikle elektrik ve termal kazalarda son derece tehlikelidir. Çünkü asıl hasar çoğu zaman derin dokularda ve iç organlarda gelişir.

Elektrik çarpması neden hafife alınır?

Elektrik çarpmasına maruz kalan çalışan, çoğu zaman ayakta kalabilir ve konuşabilir. Bu durum yanıltıcıdır.

Elektrik akımı:

  • Kalp ritmini bozabilir
  • Kaslarda ani kasılmalara yol açabilir
  • İç organlarda yanık oluşturabilir

Dışarıdan belirgin iz olmaması, iç hasar olmadığı anlamına gelmez.

Elektrik kazalarında alarm kabul edilmesi gereken durumlar

  • Bilinç kaybı olsun ya da olmasın elektrik temas öyküsü
  • Göğüs ağrısı veya çarpıntı
  • Kas ağrısı ve güçsüzlük
  • Giriş ve çıkış yanık izleri

Bu durumlarda “iyi görünüyor” ifadesi geçerli değildir.

Termal yanıklar: Sıcak sadece ciltte mi etkilidir?

Sıcak yüzeyler, buhar, alev veya erimiş metal temaslarında yanık derinliği ilk anda anlaşılamaz.

Özellikle dikkat edilmesi gerekenler:

  • Küçük görünen ama derin yanıklar
  • Eklem bölgelerindeki yanıklar
  • Kimyasal ile kombine termal yanıklar

Yanığın alanı kadar derinliği de hayati önem taşır.

İş yerinde yapılan yaygın ve tehlikeli hatalar

  • Yanık bölgesine bilinmeyen maddeler sürmek
  • Elektrik çarpması sonrası çalışana su içirmek
  • Yanık alanı patlatmak veya soymak
  • Çalışanı hemen işe döndürmek

Bu uygulamalar hasarı derinleştirir ve enfeksiyon riskini artırır.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Elektrik temasında önce enerji kaynağı kesilir
  • Çalışan güvenli alana alınır
  • Yanık alanı temiz ve serin tutulur
  • Geniş veya derin yanıklarda acil sağlık hizmetleri çağrılır

Unutulmamalıdır:
Elektrik ve yanık kazalarında gecikmiş komplikasyonlar ölümcüldür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Görünen hasar gerçek hasar olmayabilir
  • Elektrik kazaları mutlaka izlenmelidir
  • Yanıkta yanlış müdahale zararlıdır
  • Erken ve doğru yaklaşım hayat kurtarır

BÖLÜM 7 – NEFES DARLIĞI: PANİK Mİ, ACİL Mİ?

En sık yanlış yorumlanan yakınma

Nefes darlığı, iş yerlerinde en çok yanlış sınıflandırılan belirtilerden biridir. Çoğu zaman stres, panik veya kondisyon eksikliğine bağlanır.

“Heyecanlandı galiba.”

Bu yorum, bazı durumlarda hayati bir tablonun gözden kaçmasına neden olur.

Nefes darlığı neden tehlikelidir?

Solunum, vücudun oksijenlenmesini sağlar. Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan aksama, dakikalar içinde çoklu organ hasarına yol açabilir.

İş ortamında nefes darlığı şu nedenlerle ortaya çıkabilir:

  • Toz, duman ve gaz maruziyeti
  • Kimyasal buharlar
  • Alerjik reaksiyonlar
  • Kalp kaynaklı problemler
  • Akciğer pıhtısı (pulmoner emboli)

Bu nedenlerin bir kısmı, ilk anda ayırt edilemez.

Panik atak ile gerçek solunum acilleri nasıl ayrılır?

Panik atak da nefes darlığı yapar. Ancak aşağıdaki durumlar organik neden lehinedir:

  • Nefes darlığının eforla artması
  • Göğüs ağrısı eşlik etmesi
  • Dudaklarda veya parmak uçlarında morarma
  • Öksürük veya kanlı balgam
  • Ani başlayan ve giderek artan nefes sıkıntısı

Bu belirtiler panik olarak etiketlenmemelidir.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Çalışanı yalnız bırakmak
  • “Derin nefes al” diyerek beklemek
  • Maske veya ortam riskini sorgulamamak
  • Nefes darlığını psikolojik kabul etmek

Bu yaklaşım, gecikmeye neden olur.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Çalışan oturur veya yarı oturur pozisyona alınır
  • Sıkı giysiler gevşetilir
  • Temiz hava sağlanır
  • Ortam maruziyeti değerlendirilir
  • Gerekirse acil sağlık hizmetleri çağrılır

Unutulmamalıdır:
Nefes alamama hissi, vücudun en güçlü yardım çağrısıdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Her nefes darlığı panik değildir
  • Maruziyet mutlaka sorgulanmalıdır
  • Morarma ve göğüs ağrısı alarmdır
  • Şüphe varsa gecikme yoktur

BÖLÜM 8 – ÇOCUK, YAŞLI VE KRONİK HASTALIĞI OLAN ÇALIŞANLAR

Aynı iş, aynı risk mi?

İş yerlerinde risk değerlendirmeleri çoğu zaman “ortalama çalışan” varsayımı üzerinden yapılır. Oysa biyolojik gerçeklik şudur:
Aynı ortam, farklı bireyler için farklı riskler doğurur.

Yaş, gelişim düzeyi ve kronik hastalıklar; maruziyetin etkisini ve tolerans sınırlarını belirgin biçimde değiştirir.

Genç çalışanlar ve çocuk işçiler

Genç çalışanlar; deneyimsizlik, risk algısının tam gelişmemiş olması ve fiziksel gelişimin devam etmesi nedeniyle daha kırılgandır.

Dikkat edilmesi gereken noktalar:

  • Kimyasal ve biyolojik etkenlere daha duyarlı olmaları
  • Uzun çalışma saatlerinden daha hızlı etkilenmeleri
  • Talimatları sorgulamadan uygulama eğilimleri

“Çabuk öğrenir” yaklaşımı, bu grup için ciddi kazalara zemin hazırlayabilir.

Yaşlı çalışanlar

Yaş ilerledikçe refleksler, denge ve iyileşme kapasitesi azalır. Bu durum, özellikle düşmeler ve ağır işlerde risk oluşturur.

Alarm kabul edilmesi gereken durumlar:

  • Denge kaybı ve sendeleme
  • Görme ve işitme problemleri
  • Yavaş reaksiyon süresi
  • Sık tekrar eden küçük kazalar

Bu belirtiler yaşlılık değil, uyumsuz iş yükü göstergesi olabilir.

Kronik hastalığı olan çalışanlar

Diyabet, kalp hastalığı, astım, epilepsi gibi kronik hastalıklar; iş yerinde beklenmedik acillere yol açabilir.

Özellikle dikkat edilmesi gerekenler:

  • İlaçların çalışma performansını etkilemesi
  • Hastalık belirtilerinin stresle artması
  • Acil durumlarda farklı müdahale gereksinimi

Bu çalışanlar için “herkesle aynı” yaklaşımı güvenli değildir.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Sağlık bilgilerini yok saymak
  • Uyumlaştırılmış görev vermemek
  • Küçük belirtileri kişisel sorun saymak
  • Riskli grupları gizli risk olarak görmemek

Bu hatalar, öngörülebilir kazalara yol açar.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Risk değerlendirmeleri bireysel farklılıkları içermelidir
  • Uyumlaştırılmış görev ve çalışma süreleri planlanmalıdır
  • Acil durum planları riskli grupları kapsamalıdır
  • Yöneticiler farkındalık eğitimi almalıdır

Unutulmamalıdır:
Eşitlik her zaman adalet değildir. Güvenlik, uyumla sağlanır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • Aynı iş herkes için aynı risk değildir
  • Genç ve yaşlı çalışanlar daha kırılgandır
  • Kronik hastalıklar iş kazasını tetikleyebilir
  • Önlem almak ayrımcılık değil, sorumluluktur

BÖLÜM 9 – “BİR ŞEYİM YOK” DİYEN ÇALIŞANLAR

En tehlikeli cümle

İş sağlığı ve güvenliği pratiğinde en sık duyulan ve en riskli ifadelerden biri şudur:

“Bir şeyim yok, çalışabilirim.”

Bu cümle çoğu zaman iyi niyetle söylenir. Ancak arkasında; işe devam etme baskısı, gelir kaygısı, ekipten geri kalmama isteği veya güçsüz görünmeme refleksi olabilir.

Belirti gizleme kültürü nasıl oluşur?

Birçok iş yerinde açıkça söylenmese de örtük bir mesaj vardır:

“Dayanabilen makbuldür.”

Bu kültür;

  • Ağrıyı saklamayı
  • Baş dönmesini küçümsemeyi
  • Nefes darlığını gizlemeyi
  • Bayılmayı inkâr etmeyi

normalleştirir.

Sonuçta küçük belirtiler, büyük kazalara dönüşür.

Neden özellikle erkek egemen sektörlerde yaygındır?

Ağır sanayi, inşaat ve üretim gibi sektörlerde dayanıklılık bir erdem gibi algılanır. Bu algı, sağlık sinyallerinin bastırılmasına yol açar.

Aşağıdaki davranışlar alarm niteliğindedir:

  • Ağrısını şakayla geçiştirme
  • Dinlenmeyi reddetme
  • Yardım istemekten kaçınma
  • Belirtiyi başkasına söylememe

Bu davranışlar motivasyon değil, risk göstergesidir.

Ramak kala olaylar neden kaybolur?

“Bir şey olmadı” denilen pek çok olay, aslında ramak kaladır.

  • Kısa süreli bayılma
  • Denge kaybı
  • Geçici görme kararması
  • Anlık nefes darlığı

kayıt altına alınmadığında, sistem aynı hatayı tekrar eder.

İş yerinde yapılan kritik hatalar

  • Çalışanın beyanını tek ölçüt kabul etmek
  • Olayı raporlamamak
  • Üretim baskısını önceliklendirmek
  • Dinlenme talebini zayıflık olarak görmek

Bu hatalar, kazayı bireysel hataya indirger ve kurumsal sorumluluğu gizler.

Doğru yaklaşım nasıl olmalı?

  • Çalışanın beyanı tek başına yeterli kabul edilmemelidir
  • Belirti ve davranış gözlemi yapılmalıdır
  • Ramak kala olaylar sistematik şekilde kayıt altına alınmalıdır
  • Yöneticiler güvenli bildirim kültürü oluşturmalıdır

Unutulmamalıdır:
İnsanlar çoğu zaman tehlikeyi saklar; sistem bunu açığa çıkarmakla yükümlüdür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • “Bir şeyim yok” güvenli olduğu anlamına gelmez
  • Belirti gizleme kazayı büyütür
  • Ramak kala olaylar altın değerdedir
  • Güvenli kültür, susmamayı teşvik eder

BÖLÜM 10 – İŞ YERİNDE İLK YARDIM: NE YAPILMALI – NE YAPILMAMALI

İyi niyet her zaman doğru sonuç doğurmaz

İş yerlerinde ilk yardım, çoğu zaman reflekslerle yapılır. Yardım etme isteği değerlidir; ancak yanlış bilgiyle yapılan müdahale, durumu ağırlaştırabilir.

“Bir şeyler yapalım da boş durmayalım.”

Bu yaklaşım, ilk yardımın ruhuna aykırıdır. İlk yardımın amacı müdahale etmek değil, zarar vermemektir.

İlk yardım ile tıbbi müdahalenin sınırı

İlk yardım; olay yerinde, mevcut imkânlarla ve ilaç kullanmadan yapılan uygulamalardır.

Aşağıdakiler ilk yardım değildir:

  • İlaç vermek
  • Serum takmak
  • Tıbbi tanı koymak
  • Müdahaleyi ertelemek

Bu sınır aşıldığında hem sağlık hem de hukuki risk doğar.

İş yerinde en sık yapılan yanlışlar

  • Bilinci kapalı kişiye su veya yiyecek vermek
  • Bayılan kişiyi hızla ayağa kaldırmak
  • Yanığa bilinmeyen maddeler sürmek
  • Elektrik çarpması sonrası durumu hafife almak
  • Zehirlenmede kusturmaya çalışmak

Bu uygulamalar, iyi niyetle yapılsa bile kalıcı hasara yol açabilir.

Doğru ilk yardım yaklaşımı

İş yerinde temel yaklaşım şu sırayla olmalıdır:

  1. Olay yeri güvenliği sağlanır
  2. Hayati belirtiler değerlendirilir
  3. Yanlış müdahaleden kaçınılır
  4. Gerekirse profesyonel yardım çağrılır

Bu sıra değiştirildiğinde risk artar.

İlk yardımcı neden kritiktir?

Eğitimli ilk yardımcı;

  • Ne yapacağını bildiği kadar
  • Ne yapmaması gerektiğini de bilir

Bu fark, sonuçları belirler.

İş yerinde ilk yardım, bireysel kahramanlık değil; sistemli bir hazırlık işidir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

  • İlk yardımda amaç zarar vermemektir
  • Her müdahale gerekli değildir
  • Yanlış ilk yardım kalıcı hasar bırakabilir
  • Eğitimli ilk yardımcı hayati fark yaratır

BÖLÜM 11 – YORGUNLUK, UYKUSUZLUK VE DİKKAT KAYBI

“Biraz yorgunum ama çalışırım” denilen risk

İş yerlerinde en sık duyulan ve en az ciddiye alınan ifadelerden biri şudur:
“Biraz yorgunum ama geçer.”

Bu cümle, çoğu zaman riskin üzerinin örtülmesine neden olur. Oysa iş sağlığı ve güvenliği pratiğinde çok iyi bilinen bir gerçek vardır:
Yorgunluk bir durum değil, bir belirtidir.

Yorgunluk; dikkatin azaldığını, reflekslerin yavaşladığını ve karar verme mekanizmalarının bozulduğunu gösteren erken bir uyarıdır. Çoğu iş kazasında sorun, tehlikenin fark edilmemesi değil; fark edilen tehlikeye zamanında ve doğru şekilde tepki verilememesidir.

İş yerinde yorgunluk neden tehlikelidir?

Yorgunluk ev ortamında genellikle yalnızca rahatsızlık hissi yaratır. Ancak iş yerinde yorgunluk, çevresel risklerle birleştiğinde ciddi sonuçlar doğurur. Çünkü yorgun bir çalışan:

• Hareketli makinelerle çalışıyor olabilir
• Yüksekte görev yapıyor olabilir
• Elektrik, kimyasal veya sıcak yüzeylere yakın olabilir
• Araç veya iş makinesi kullanıyor olabilir

Bu durumda yorgunluk + iş ortamı = yüksek kaza riski anlamına gelir.

Uykusuzluk hafife alınabilir mi?

Uykusuzluk, yorgunluğun en önemli nedenlerinden biridir. Yeterli uyku alınmadığında beynin dikkat, odaklanma ve karar verme kapasitesi belirgin şekilde azalır. Yapılan çalışmalar, yaklaşık 17–18 saat uykusuz kalan bir kişinin performansının alkol almış bir kişiyle benzer düzeye indiğini göstermektedir.

Buna rağmen uykusuzluk çoğu zaman:
“Bir kahveyle geçer”
“Gençtir, idare eder”
şeklinde normalleştirilir.

Bu yaklaşım, kazaya giden yolu kısaltır.

Gece vardiyası neden ayrı değerlendirilmelidir?

İnsan bedeni biyolojik olarak gündüz aktif, gece ise dinlenmeye programlıdır. Gece vardiyasında bu doğal düzen bozulur. Bunun sonucunda:

• Dikkat azalır
• Tepki süresi uzar
• Hata yapma olasılığı artar

Özellikle sabaha karşı saatlerde meydana gelen iş kazalarının fazlalığı tesadüf değildir. Bu saatler, yorgunluğun ve biyolojik ritim bozukluğunun en belirgin olduğu zaman dilimleridir.

“Alıştım” yanılgısı

Uzun süre yorgun çalışan kişilerde sıkça şu düşünce gelişir:
“Artık alıştım, beni etkilemiyor.”

Bu son derece tehlikeli bir yanılgıdır. İnsan bedeni yorgunluğa alışmaz; yalnızca yorgunluğun verdiği uyarı sinyallerini bastırmayı öğrenir. Bu bastırma hâli, kazanın habercisi olan erken belirtilerin fark edilmesini zorlaştırır.

Yorgunluğun yol açtığı kazalar

Yorgunluk ve dikkat kaybı;

• Makine kullanım hatalarına
• Düşme ve çarpmalara
• Yanlış ekipman seçimine
• Güvenlik adımlarının atlanmasına
• Hatalı ve gecikmiş kararlara

zemin hazırlar.

Bu kazaların çoğu “ani” gibi görünse de, arka planında uzun süredir devam eden bir yorgunluk süreci vardır.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Yorgunluğu bireysel bir sorun olarak görmek
• Fazla mesaiyi başarı göstergesi saymak
• Dinlenme molalarını fiilen kullandırmamak
• “Bir şey olmaz” yaklaşımıyla çalışmaya devam etmek

Bu hatalar, kazayı kaçınılmaz hâle getirir.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Yorgunluk açıkça konuşulabilmelidir
• Vardiya ve mesai süreleri sınırlandırılmalıdır
• Dinlenme molaları gerçek anlamda uygulanmalıdır
• “Yoruldum” demek zayıflık değil, risk bildirimi olarak görülmelidir

Unutulmamalıdır:
Dinlenmeyen bir beden, güvenli çalışamaz.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Yorgunluk masum bir şikâyet değildir
• Uykusuzluk karar verme yetisini bozar
• Gece vardiyası başlı başına bir risk faktörüdür
• “Alıştım” demek güvende olmak anlamına gelmez
• Yorgunluk fark edilmezse kaza kaçınılmaz olur

BÖLÜM 12 – PSİKOSOSYAL RİSKLER VE SESSİZ TÜKENMİŞLİK

“Bir şeyim yok” denilen ama büyüyen tehlike

İş yerlerinde en zor fark edilen riskler, görünmeyenlerdir. Psikososyal riskler de tam olarak bu gruptadır. Çünkü çoğu zaman ne kanama vardır ne de ağrı. Çalışan işe gelir, görevini yapar ve şikâyet etmez. Ancak içten içe tükenen bir süreç ilerler.

Bu noktada en sık duyulan cümle şudur:
“Bir şeyim yok, sadece biraz stresliyim.”

Oysa iş sağlığı pratiğinde çok net bir gerçek vardır:
Stres, tükenmişliğin habercisidir; tükenmişlik ise kazanın sessiz zeminidir.

Psikososyal risk nedir?

Psikososyal riskler; çalışanın ruhsal, zihinsel ve sosyal iyilik hâlini olumsuz etkileyen iş yeri kaynaklı faktörlerdir. Bunlar çoğu zaman fiziksel riskler kadar açık değildir ancak etkileri en az onlar kadar yıkıcı olabilir.

Başlıca psikososyal riskler şunlardır:

• Aşırı iş yükü
• Sürekli zaman baskısı
• Belirsiz görev tanımları
• Uzun ve düzensiz çalışma saatleri
• Yönetici baskısı veya mobbing
• Takdir ve destek eksikliği

Bu faktörler tek başına değil, çoğunlukla birlikte etki eder.

Tükenmişlik nasıl başlar?

Tükenmişlik ani gelişmez. Sessiz ve yavaş ilerler. Çoğu çalışan bunu fark ettiğinde süreç zaten derinleşmiştir. Başlangıçta:

• İşe karşı isteksizlik
• Dikkat dağınıklığı
• Tahammülsüzlük
• Uyku sorunları

görülür. Zamanla bu tabloya:

• Unutkanlık
• Karar vermede zorlanma
• İçe kapanma
• Fiziksel şikâyetler

eklenir.

Bu aşamada çalışan hâlâ “dayanabildiğini” düşünür. Oysa risk artmaktadır.

Psikososyal riskler neden iş kazasına yol açar?

Tükenmiş bir çalışan:

• Tehlikeyi geç fark eder
• Kuralları atlamaya daha yatkındır
• Riskli davranışları daha az sorgular
• Uyarıları görmezden gelebilir

Bu durum, özellikle yüksek riskli işlerde kazayı neredeyse kaçınılmaz hâle getirir. Pek çok iş kazasının arkasında teknik bir hata değil, zihinsel yorgunluk ve duygusal tükenme vardır.

“Herkes stresli” yaklaşımı

İş yerlerinde sıkça kullanılan şu cümle büyük bir yanılgıdır:
“Herkes stresli, bu işin doğasında var.”

Bu yaklaşım, riski normalleştirir ve görünmez kılar. Oysa stresin süreklilik kazanması, artık bireysel bir durum değil; kurumsal bir risk göstergesidir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Psikolojik belirtileri kişisel zayıflık olarak görmek
• Tükenmişliği performans düşüklüğüyle karıştırmak
• Çalışanı dinlemek yerine baskıyı artırmak
• Ruhsal riskleri İSG kapsamı dışında saymak

Bu hatalar, hem insan kaybına hem de ciddi hukuki sorumluluklara yol açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Psikososyal riskler açıkça tanımlanmalıdır
• İş yükü ve çalışma süreleri dengelenmelidir
• Çalışan geri bildirimleri ciddiyetle ele alınmalıdır
• Destek mekanizmaları erişilebilir olmalıdır

Unutulmamalıdır:
Zihinsel olarak tükenen bir çalışan, fiziksel olarak güvende değildir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Psikososyal riskler görünmez ama etkilidir
• Tükenmişlik sessiz ilerler
• Sürekli stres normal değildir
• Zihinsel yorgunluk iş kazasına zemin hazırlar
• Güvenli çalışma, yalnızca bedenle değil zihinle mümkündür

BÖLÜM 13 – İLAÇ KULLANIMI, REAKSİYON SÜRESİ VE GİZLİ RİSKLER

“Bir hap ne değiştirebilir ki?” yanılgısı

İş yerlerinde en sık gözden kaçan risklerden biri, çalışanların kullandığı ilaçlardır. Çünkü ilaç kullanımı çoğu zaman özel hayatın bir parçası olarak görülür ve iş güvenliği değerlendirmelerinin dışında bırakılır.

Oysa iş sağlığı pratiğinde çok iyi bilinen bir gerçek vardır:
Bazı ilaçlar, fark edilmeden refleksi yavaşlatır, dikkati bozar ve kazaya davetiye çıkarır.

İlaçlar neden iş güvenliği konusudur?

Bir çalışanın kullandığı ilaç, onun:

• Reaksiyon süresini
• Dikkat düzeyini
• Karar verme hızını
• Denge ve koordinasyonunu

doğrudan etkileyebilir. Bu etkiler özellikle makine kullanımı, yüksekte çalışma, araç kullanımı ve dikkat gerektiren işlerde hayati önem taşır.

Sorun genellikle şurada başlar:
Çalışan ilacı kullanır ama etkisini “normal” kabul eder.

Risk oluşturan ilaç grupları

Risk oluşturan ilaç grupları

Bazı ilaçlar, yan etki potansiyeli nedeniyle iş yerinde özel değerlendirme gerektirir. En sık karşılaşılanlar şunlardır:

• Ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler
• Antihistaminikler (alerji ilaçları)
• Antidepresanlar ve anksiyolitikler
• Uyku ilaçları
• Tansiyon ve kalp ilaçlarının bazı türleri

Bu ilaçların etkisi kişiden kişiye değişebilir. “Bende bir şey yapmıyor” ifadesi güvenli olduğu anlamına gelmez.

Reaksiyon süresi neden kritiktir?

İş kazalarının büyük bir kısmı, saniyeler içinde gelişir. Bir butona basma, bir adım geri çekilme veya bir tehlikeyi fark etme süresi çoğu zaman belirleyicidir.

İlaçların yol açabileceği:

• Uyuşukluk
• Sersemlik
• Görme bulanıklığı
• Konsantrasyon kaybı

gibi etkiler, bu kritik saniyeleri uzatır. Sonuç çoğu zaman telafi edilemez olur.

“Doktor verdi, sorun olmaz” düşüncesi

Bu cümle iş yerlerinde sıkça duyulur. Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Bir ilacın tıbben uygun olması, iş güvenliği açısından risksiz olduğu anlamına gelmez.

Doktor ilacı tedavi amacıyla verir. İş ortamındaki riskleri değerlendirmek ise iş sağlığı sisteminin sorumluluğundadır.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• İlaç kullanımını hiç sorgulamamak
• Yan etkileri önemsememek
• Çalışanı doğrudan riskli işe yönlendirmek
• İlaç kullanımını gizli bir konu gibi ele almak

Bu yaklaşım, hem çalışanı hem işvereni korumasız bırakır.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• İlaç kullanımına yönelik farkındalık oluşturulmalıdır
• Yan etki riski olan ilaçlar mutlaka değerlendirilmelidir
• Gerekirse geçici görev değişikliği yapılmalıdır
• Çalışan, cezalandırılma korkusu olmadan bilgi verebilmelidir

Unutulmamalıdır:
İlaç gizli bir risk değil, doğru yönetildiğinde kontrol edilebilir bir etkendir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• İlaç kullanımı iş güvenliğini etkiler
• Yan etki kişiye özeldir
• “Bende bir şey yapmıyor” güvenli değildir
• Reaksiyon süresi kazayı belirler
• İlaç bilgisi gizlenmemeli, yönetilmelidir

BÖLÜM 14 – KRONİK HASTALIKLAR VE İŞ YERİNDE GÖRMEZDEN GELİNEN UYARILAR

“Alışığım” denilen ama risk üreten durumlar

İş yerlerinde kronik hastalıklar çoğu zaman görünmez kabul edilir. Çünkü çalışan işe gelmektedir, görevini yapmaktadır ve “alıştığını” söylemektedir. Bu durum, hem çalışan hem de işveren için sahte bir güven hissi oluşturur.

Oysa iş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Kronik hastalığa alışmak, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Kronik hastalık nedir?

Kronik hastalıklar; uzun süreli, çoğu zaman tamamen iyileşmeyen ve düzenli takip gerektiren sağlık durumlarıdır. İş yerlerinde en sık karşılaşılanlar şunlardır:

• Diyabet (şeker hastalığı)
• Hipertansiyon (yüksek tansiyon)
• Kalp ve damar hastalıkları
• Astım ve KOAH
• Epilepsi
• Romatizmal hastalıklar

Bu hastalıklar, uygun yönetilmediğinde iş kazası riskini artırır.

“Ben yıllardır böyleyim” yanılgısı

Çalışanlar kronik hastalıklarını çoğu zaman normalleştirir.
“Yıllardır tansiyon hastasıyım.”
“Şekerim arada düşer ama toparlarım.”

Bu ifadeler, riskin hafife alındığını gösterir. Oysa kronik hastalıklar dalgalı seyir gösterebilir ve beklenmedik anlarda ciddi tablolara yol açabilir.

Kronik hastalıklar neden iş kazasına yol açar?

Bu hastalıklar;

• Ani bilinç kaybına
• Görme bulanıklığına
• Halsizlik ve baş dönmesine
• Dikkat ve refleks kaybına

neden olabilir. Özellikle yüksekte çalışma, araç kullanımı, kapalı alanlar ve yalnız çalışma durumlarında sonuçlar ağırlaşır.

Sorun genellikle şu noktada ortaya çıkar:
Belirti geldiğinde artık çok geçtir.

İş yerinde sık yapılan hatalar

• Kronik hastalığı kişisel mesele olarak görmek
• İşe girişte alınıp sonra hiç güncellenmeyen sağlık bilgileri
• “Şu ana kadar bir şey olmadı” yaklaşımı
• Riskli görevleri değiştirmemek

Bu hatalar, önlenebilir kazaların önünü açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Kronik hastalıklar düzenli olarak değerlendirilmelidir
• İşin niteliği ile hastalığın etkileri birlikte ele alınmalıdır
• Gerekirse görev uyarlaması yapılmalıdır
• Çalışan kendini gizlemek zorunda hissetmemelidir

Unutulmamalıdır:
Kronik hastalık yönetilmezse, iş yerinde akut bir riske dönüşür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Kronik hastalıklar görünmez risklerdir
• Alışmak, güvenli olmak değildir
• Belirti beklemek geç kalmaktır
• İş uyarlaması bir lütuf değil, önlemdir
• Sağlık bilgisi yaşayan bir süreçtir

BÖLÜM 15 – YALNIZ ÇALIŞMA VE GECE MESAİSİ

“Kimse görmedi” denilen aciller

İş yerlerinde risk çoğu zaman kalabalık alanlarla ilişkilendirilir. Oysa en ağır sonuçlar, çoğu zaman kimsenin olmadığı anlarda ortaya çıkar. Yalnız çalışma ve gece mesaisi, bu açıdan iş sağlığı ve güvenliğinin en kırılgan alanlarından biridir.

İlk duyulan cümle genellikle şudur:
“Geceydi, kimse fark etmedi.”

Bu cümle, olayın kendisinden çok daha büyük bir sorunu işaret eder.

Yalnız çalışma neden risklidir?

Yalnız çalışan bir kişi için en büyük tehlike, olayın kendisi değil; yardımın gecikmesidir. Çünkü acil durumlarda:

• Yardım isteyecek kimse yoktur
• Bilinç kaybı fark edilmez
• Müdahale süresi uzar
• Basit bir durum ağırlaşır

Bu durum özellikle sağlık problemlerinde hayati önem taşır.

Gece mesaisinin görünmeyen etkileri

Gece çalışması yalnızca uykusuzluk değildir. Vücudun biyolojik ritmi bozulur. Bunun sonucu olarak:

• Dikkat azalır
• Reaksiyon süresi uzar
• Karar verme yetisi zayıflar
• Fiziksel belirtiler daha geç fark edilir

Bu ortamda gelişen bir acil durum, gündüze göre çok daha tehlikelidir.

En sık karşılaşılan senaryolar

Yalnız ve gece çalışanlarda en sık görülen durumlar şunlardır:

• Ani göğüs ağrısı
• Bayılma ve düşme
• Nefes darlığı
• Hipoglisemi (şeker düşmesi)
• Psikolojik panik tabloları

Bu durumlarda saniyeler değil, dakikalar hatta saatler belirleyici olur.

“Bir şey olursa ararım” yanılgısı

Bu yaklaşım en tehlikeli kabullerden biridir. Çünkü pek çok acil durumda çalışan:

• Telefonuna ulaşamaz
• Konuşamaz
• Bilincini kaybeder

Dolayısıyla yardım isteme ihtimali ortadan kalkar.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Yalnız çalışmayı sıradan görmek
• Gece mesaisini gündüzle aynı kabul etmek
• Acil durum iletişim planı oluşturmamak
• Kontrol mekanizmaları kurmamak

Bu eksikler, öngörülebilir risklerin kazaya dönüşmesine neden olur.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Yalnız çalışma açıkça tanımlanmalıdır
• Gece çalışanlar için ek önlemler alınmalıdır
• Düzenli kontrol ve iletişim sistemi kurulmalıdır
• Acil durumlara özel senaryolar planlanmalıdır

Unutulmamalıdır:
Yalnız çalışan bir kişinin en büyük ihtiyacı, fark edilmektir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Yalnız çalışma başlı başına bir risktir
• Gece mesaisi fizyolojiyi değiştirir
• Yardımın gecikmesi sonucu ağırlaştırır
• “Ararım” demek güvence değildir
• Önlem, olaydan önce alınır

BÖLÜM 16 – GÜRÜLTÜ, TİTREŞİM VE DUYUSAL KÖRLEŞME

“Alıştım” denilen tehlikelerden biri daha

İş yerlerinde gürültü ve titreşim çoğu zaman kaçınılmaz bir gerçeklik olarak kabul edilir. Zamanla çalışanlar bu ortama alıştıklarını düşünür. Ancak bu alışma, tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Gürültü ve titreşime alışmak, hasarın başlamadığı değil; fark edilmediği anlamına gelir.

Gürültü ve titreşim neden önemlidir?

Gürültü yalnızca işitme ile ilgili bir sorun değildir. Uzun süreli maruziyet:

• İşitme kaybına
• Dikkat azalmasına
• Yorgunluk ve sinirliliğe
• Stres hormonlarında artışa

neden olur. Titreşim ise kas-iskelet sistemi ve dolaşım üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir.

Duyusal körleşme nedir?

Sürekli maruz kalınan uyaranlar, zamanla algı eşiğini yükseltir. Çalışan artık:

• Yüksek sesi fark etmez
• Titreşimi “normal” kabul eder
• Uyarı sinyallerini kaçırır

Bu durum “duyusal körleşme” olarak adlandırılır ve iş kazalarının önemli nedenlerinden biridir.

Gürültü ve titreşimin iş kazasına etkisi

Bu faktörler;

• İletişimi zorlaştırır
• Uyarıların algılanmasını geciktirir
• Refleksleri bozar
• Dikkat bölünmesine yol açar

Sonuçta çalışan, tehlikeyi geç fark eder veya hiç fark etmez

“Kulaklık takıyorum, sorun yok” yanılgısı

Kişisel koruyucu donanımlar önemlidir. Ancak yalnızca kulaklık veya eldiven kullanımı riski tamamen ortadan kaldırmaz. Yanlış veya uzun süreli kullanımda:

• Koruyucular etkisini kaybedebilir
• Çalışan gerçek riskleri gözden kaçırabilir

Koruyucu, önlemin son halkasıdır; tek çözüm değildir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Gürültü ve titreşimi normalleştirmek
• Ölçüm ve takibi ihmal etmek
• Maruziyet süresini dikkate almamak
• Duyusal etkileri yalnızca işitme kaybıyla sınırlı görmek

Bu yaklaşım, uzun vadeli ve geri dönüşü olmayan hasarlara yol açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Gürültü ve titreşim düzenli olarak ölçülmelidir
• Maruziyet süreleri planlanmalıdır
• Teknik ve mühendislik önlemleri önceliklendirilmelidir
• Çalışanlar duyusal riskler konusunda bilgilendirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Tehlikeyi duymamak, tehlikenin olmadığı anlamına gelmez.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Gürültü ve titreşim sessiz zarar verir
• Alışmak, korunmak değildir
• Duyusal körleşme kazaya zemin hazırlar
• Koruyucu donanım tek başına yeterli değildir
• Ölçüm ve izleme esastır

BÖLÜM 17 – ISI STRESİ, SIVI KAYBI VE GÖRÜNMEYEN ACİLLER

“Biraz terledim” denilen ama ilerleyen tablo

İş yerlerinde sıcak ortamlar çoğu zaman mevsimsel bir durum gibi değerlendirilir. Çalışan terler, su içer ve çalışmaya devam eder. Ancak ısıya maruziyet yalnızca rahatsızlık hissi değildir; doğru yönetilmediğinde hayati risklere yol açar.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Isı stresi, vücudun alarm verdiği ama çoğu zaman duyulmadığı bir acildir

Isı stresi nedir?

Isı stresi; vücudun ürettiği ısı ile çevreden aldığı ısıyı dengeleyememesi durumudur. Bu tablo özellikle:

• Açık alanda çalışanlarda
• Fırın, döküm, kazan dairesi gibi sıcak ortamlarda
• Ağır fiziksel işlerde
• Koruyucu giysiyle çalışılan alanlarda

daha sık görülür.

Sıvı kaybı neden tehlikelidir?

Terleme ile birlikte yalnızca su değil, elektrolitler de kaybedilir. Bu durum:

• Halsizlik
• Baş dönmesi
• Kas krampları
• Dikkat azalması

gibi belirtilerle başlar. İlerleyen aşamalarda bilinç değişikliği ve bayılma görülebilir.

Tehlikeli olan şudur:
Çalışan çoğu zaman susadığını fark etmez.

Isı stresinin iş kazasına etkisi

Isı stresi altında çalışan bir kişi:

• Tepkileri geç verir
• Riskleri hafife alır
• Fiziksel sınırlarını zorlar
• Uyarı işaretlerini gözden kaçırır

Bu durum özellikle makine kullanımı ve yüksekte çalışmada ciddi sonuçlar doğurur.

“Su içiyorum, sorun olmaz” yanılgısı

Su içmek önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Uzun süreli ve yoğun terlemede:

• Sadece su tüketimi dengesizliğe yol açabilir
• Elektrolit kaybı göz ardı edilir
• Dinlenme ihtiyacı ertelenir

Bu yaklaşım, riski görünmez hâle getirir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Isı stresini bireysel dayanıklılıkla ilişkilendirmek
• Sıcak ortamlarda çalışma sürelerini planlamamak
• Dinlenme aralarını ihmal etmek
• Belirtileri “yorgunluk” olarak geçiştirmek

Bu hatalar, önlenebilir acillerin ortaya çıkmasına neden olur.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Sıcak ortamlar için risk değerlendirmesi yapılmalıdır
• Çalışma-dinlenme dengesi sağlanmalıdır
• Sıvı ve elektrolit desteği planlanmalıdır
• Çalışanlar erken belirtiler konusunda bilgilendirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Isı stresi fark edilmezse, basit bir yorgunluk ağır bir acile dönüşür.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Isı stresi sessiz ilerler
• Sıvı kaybı dikkati ve refleksi bozar
• Su içmek tek başına yeterli olmayabilir
• Dinlenme önlemin bir parçasıdır
• Erken müdahale hayat kurtarır

BÖLÜM 18 – ERGONOMİ, KAS-İSKELET YÜKLENMESİ VE “NORMAL” AĞRILAR

BÖLÜM 18 – ERGONOMİ, KAS-İSKELET YÜKLENMESİ VE “NORMAL” AĞRILAR

“İşin doğasında var” denilen hasarlar

İş yerlerinde ağrı çoğu zaman çalışmanın doğal bir sonucu gibi görülür. Özellikle bel, boyun, omuz ve diz ağrıları; “alışılır”, “geçer” ya da “herkeste var” cümleleriyle geçiştirilir. Ancak bu yaklaşım, ergonomik risklerin en tehlikeli yönünü gizler.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Sürekli ağrı, vücudun yükü taşıyamadığını söyleme biçimidir.

Ergonomi neden iş güvenliği konusudur?

Ergonomi yalnızca konfor meselesi değildir. Yanlış duruş, tekrarlayan hareketler ve uygunsuz iş istasyonları zamanla:

• Kas-iskelet sistemi hastalıklarına
• Güç kaybına
• Hareket kısıtlılığına
• İş gücü kaybına

neden olur. Bu etkiler yavaş geliştiği için çoğu zaman fark edilmez.

“Normal ağrı” diye bir şey var mıdır?

Kısa süreli ve geçici yorgunluk normal olabilir. Ancak:

• Her gün tekrar eden
• Dinlenmeyle geçmeyen
• Sabah sertliğiyle başlayan
• İş sırasında artan

ağrılar normal değildir. Bunlar, ilerleyici bir yüklenmenin habercisidir.

Kas-iskelet yüklenmesi kazaya nasıl yol açar?

Ağrısı olan bir çalışan:

• Hareketlerini kısıtlar
• Yanlış duruşları telafi etmeye çalışır
• Reflekslerini geç kullanır
• Ani durumlarda yeterli tepki veremez

Bu durum, düşme, sıkışma ve kontrol kaybı gibi kazalara zemin hazırlar.

“Alıştım, geçiyor” yanılgısı

Vücut bir süreliğine ağrıya uyum sağlayabilir. Ancak bu uyum, iyileşme değildir. Aksine:

• Hasar derinleşir
• Belirtiler kronikleşir
• Geri dönüş zorlaşır

Alışmak, sorunun çözüldüğü anlamına gelmez.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Ergonomiyi yalnızca masa başı çalışanlarla sınırlı görmek
• Ağrıları bireysel dayanıklılıkla ilişkilendirmek
• İş istasyonlarını standart kabul etmek
• Erken belirtileri görmezden gelmek

Bu hatalar, uzun vadeli meslek hastalıklarına yol açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Ergonomik riskler iş bazında değerlendirilmelidir
• Çalışma pozisyonları düzenli olarak gözden geçirilmelidir
• Tekrarlayan hareketler ve yüklenmeler dengelenmelidir
• Çalışanlar erken ağrı belirtileri konusunda bilinçlendirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Ağrı, zayıflık değil; uyarıdır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Ergonomi güvenli çalışmanın parçasıdır
• Sürekli ağrı normal değildir
• Alışmak iyileşmek değildir
• Kas-iskelet sorunları kazaya zemin hazırlar
• Erken önlem, kalıcı hasarı önler

BÖLÜM 19 – GÖRME, İŞİTME VE DİKKAT

Küçük kayıpların büyük sonuçları

İş yerlerinde duyusal kayıplar çoğu zaman yavaş geliştiği için fark edilmez. Çalışan görmeye, duymaya veya dikkati dağınık çalışmaya alıştığını düşünür. Oysa bu küçük gibi görünen değişimler, büyük kazaların zeminini oluşturur.

İş sağlığı pratiğinde bilinen temel gerçek şudur:
Dikkat, görme ve işitme kaybı; kazanın sessiz hazırlık aşamasıdır.

Görme neden kritiktir?

Görme, iş güvenliğinde temel algı kanalıdır. Azalan görme keskinliği:

• Mesafe algısını bozar
• Hareketli parçaları geç fark etmeye neden olur
• Uyarı levhalarını okunamaz hâle getirir

Özellikle loş ortamlarda ve hareketli işlerde risk katlanarak artar.

İşitme kaybının görünmeyen etkileri

İşitme kaybı yalnızca sesi duyamamak değildir. Aynı zamanda:

• Uyarı seslerinin kaçırılması
• İletişim kopuklukları
• Yön duygusunun zayıflaması

gibi sonuçlar doğurur. Bu durum, özellikle gürültülü ortamlarda ciddi tehlike oluşturur.

Dikkat neden dağılır?

Dikkat; yorgunluk, stres, uykusuzluk, ilaç kullanımı ve çevresel faktörlerden doğrudan etkilenir. Dikkati dağılmış bir çalışan:

• Aynı anda birden fazla riski fark edemez
• Tehlikeye geç tepki verir
• Hatalı karar alma olasılığı artar

Bu durum, kazanın son halkasını oluşturur.

“Gözüm alıştı, duymam yeterli” yanılgısı

Bu yaklaşım, duyusal kayıpların normalleştirildiğini gösterir. Oysa duyuların azalması, tehlikeye uyum değil; tehlikenin görünmez hâle gelmesidir.

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Görme ve işitme kontrollerini ihmal etmek
• Duyusal kayıpları yaşla ilişkilendirip geçiştirmek
• Aydınlatma ve gürültü koşullarını sabit kabul etmek
• Dikkat dağınıklığını bireysel sorun gibi görmek

Bu hatalar, önlenebilir kazaların önünü açar.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Görme ve işitme periyodik olarak değerlendirilmelidir
• Aydınlatma ve ses koşulları işin niteliğine göre düzenlenmelidir
• Dikkati etkileyen faktörler bütüncül ele alınmalıdır
• Erken fark edilen kayıplar ciddiyetle ele alınmalıdır

Unutulmamalıdır:
Duyular zayıfladığında, risk güçlenir.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Küçük duyusal kayıplar büyük risk yaratır
• Görme ve işitme iş güvenliğinin temelidir
• Dikkat kaybı kazanın son halkasıdır
• Alışmak, korunmak değildir
• Düzenli kontrol hayati önemdedir

BÖLÜM 20 – ERKEN UYARI KÜLTÜRÜ VE GÜVENLİ DAVRANIŞ

“Kaza olmadan önce fark etmek”

İş kazaları çoğu zaman ani ve beklenmedik gibi anlatılır. Oysa sahada çalışan herkes bilir ki kazalar bir anda ortaya çıkmaz. Öncesinde küçük sinyaller verir, belirtiler gösterir ve uyarılar üretir. Sorun, bu uyarıların görülmemesi ya da önemsenmemesidir.

İş sağlığı ve güvenliği pratiğinde temel gerçek şudur:
Kazalar tesadüf değil; gözden kaçırılmış uyarıların sonucudur.

Erken uyarı nedir?

Erken uyarı; bir olay kazaya dönüşmeden önce ortaya çıkan küçük işaretlerin fark edilmesi ve ciddiye alınmasıdır. Bu işaretler çoğu zaman:

• Tekrarlayan küçük şikâyetler
• “Ramak kala” olaylar
• Davranış değişiklikleri
• Alışılmadık sessizlikler

şeklinde kendini gösterir. Bunlar, sistemin verdiği sinyallerdir.

Güvenli davranış nasıl oluşur?

Güvenli davranış yalnızca kural bilmekle oluşmaz. Asıl belirleyici olan, çalışanın risk karşısındaki tutumudur. Güvenli davranış:

• Tehlikeyi fark etmek
• Durumu sorgulamak
• Gerekirse işi durdurabilmek
• Yardım istemekten çekinmemek

gibi reflekslerin yerleşmesiyle gelişir.

Bu refleksler, cezayla değil kültürle kazanılır.

“Bir şey olmaz” kültürü

İş yerlerinde en tehlikeli cümlelerden biri şudur:
“Şimdiye kadar bir şey olmadı.”

Bu yaklaşım, erken uyarı mekanizmasını tamamen devre dışı bırakır. Oysa her “olmadı” denilen durum, aslında bir sonraki kazanın prova aşamasıdır.

Bildirim neden hayati önemdedir?

Erken uyarı kültürünün temelinde bildirim vardır.

Çalışanın:

• Şikâyetini
• Gözlemini
• Endişesini

rahatça paylaşabilmesi gerekir. Bildirimin olmadığı yerde, risk sessizce büyür.

Bildirim yapan çalışanın korunmadığı bir sistemde, güvenlik kültürü gelişmez

İş yerinde yapılan yaygın hatalar

• Ramak kala olayları önemsiz görmek
• Bildirim yapan çalışanı suçlamak
• Güvenliği yalnızca evrak üzerinden yönetmek
• Davranışsal riskleri görmezden gelmek

Bu hatalar, kazayı bekleyen pasif bir sistem yaratır.

İş güvenliği açısından doğru yaklaşım

• Erken uyarılar sistemli şekilde toplanmalıdır
• Güvenli davranış teşvik edilmelidir
• Bildirim kültürü desteklenmelidir
• İSG, günlük işin doğal parçası hâline getirilmelidir

Unutulmamalıdır:
Güvenlik, kaza olduktan sonra değil; olmadan önce anlam kazanır.

Bölüm Sonu – Hatırlanması Gerekenler

• Kazalar uyarı verir
• Erken fark etmek hayat kurtarır
• Güvenli davranış kültürle gelişir
• Bildirim cezalandırılmamalıdır
• Güvenlik, herkesin sorumluluğudur

GENEL SONUÇ VE OKURA MESAJ

Güvenlik bir refleks hâline gelene kadar…

Bu kitap boyunca ele alınan her konu, tek bir ortak gerçeğe işaret etmektedir:
İş kazaları ve meslek hastalıkları, çoğu zaman ani değil; öngörülebilir olaylardır. Öncesinde belirtiler verir, küçük uyarılar üretir ve çoğu zaman “önemsiz” görülerek göz ardı edilir.

İş sağlığı ve güvenliği, yalnızca mevzuata uyum sağlamak ya da denetimlerden geçmek için yürütülen bir faaliyet değildir. Asıl amacı, insanın sağ salim evine dönebilmesini sağlamaktır. Bu amaç, ancak riskleri kâğıt üzerinde değil; gerçek hayatta görüp yönetebildiğimizde anlam kazanır.

Bu kitapta özellikle vurgulanan nokta şudur:
Tehlike her zaman yüksekten düşmek, makineye sıkışmak ya da kimyasala maruz kalmak değildir. Bazen tehlike;
göz ardı edilen bir ağrı,
“geçti” denilen bir baygınlık,
normal kabul edilen bir yorgunluk,
alışılmış bir stres hâlidir.

İş sağlığı ve güvenliğinin gücü, bu küçük gibi görünen işaretleri ciddiye alma cesaretinden gelir.

Okura Not

Eğer bu kitabı bir işveren olarak okuyorsanız;
unutmayın ki güvenli bir iş yeri, maliyet değil; sürdürülebilirliğin temelidir. Önlem almak, kaza olduktan sonra ödemekten her zaman daha insani ve daha doğrudur.

Eğer bir yönetici olarak okuyorsanız;
çalışanların davranışları, çoğu zaman sistemin bir yansımasıdır. Güvenli davranışı mümkün kılan ortamı oluşturmak, liderliğin en önemli sorumluluklarından biridir.

Eğer bir çalışan olarak okuyorsanız;
sağlığınızdan feragat etmek bir fedakârlık değil, geri dönüşü olmayan bir kayıptır. Hissettiğiniz her belirti, dile getirilmesi gereken bir uyarıdır.

Eğer bir İSG profesyoneli olarak okuyorsanız;
bilginin yanı sıra farkındalık üretmenin, evraktan çok sahaya dokunmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlayın.

Son Söz

İş sağlığı ve güvenliği bir hedef değil, bir yolculuktur.
Bu yolculuk; kurallarla başlar, alışkanlıklarla şekillenir ve kültürle kalıcı hâle gelir.

Unutulmamalıdır:
Gerçek başarı, kaza olmamasının şans sayılmadığı iş yerlerinde mümkündür.

Bu kitabın;
daha dikkatli bakmaya,
daha erken fark etmeye,
daha güvenli davranmaya

katkı sağlaması dileğiyle.

Güvenli günlerde çalışmak ve sağlıklı günlerde yaşamak ümidiyle.

E-kitabın Sonu

“Bir şeyim yok” denilen her an,
görmezden gelinen her belirti,
ertelenen her önlem;
yarının kazasına sessizce zemin hazırlar.

Bu e-kitap;
• İş kazalarının öncesine,
• Meslek hastalıklarının ilk sinyallerine,
• Davranışsal risklerin görünmeyen yönlerine

odaklanan, sahadan beslenen bir iş sağlığı ve güvenliği rehberidir.

Okuyucusuna talimat vermek yerine düşünmeyi,
korkutmak yerine fark etmeyi,
suçlamak yerine sorumluluk almayı önerir.

Çünkü gerçek güvenlik,
olaydan sonra değil, olay olmadan önce başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla