Tersanede Nefesle Gelen Organ Zararları

Tersaneler, çelikle tuzun, rüzgârla solventin, emeğinse havayla iç içe geçtiği ağır endüstriyel alanlardır. Bu ortamlarda çalışanlar, çoğu zaman sadece fiziksel yükle değil, soludukları görünmez karışımlarla da mücadele eder. Nefes, yaşamın en doğal refleksi olmasına rağmen; tersane ortamında çoğu zaman görünmez bir risk taşıyıcısına dönüşür.

Boyama, kaynak, kesim, kumlama, kaplama ve bakım süreçlerinde açığa çıkan uçucu organik bileşikler (VOC), metal dumanları, partiküller, asit buharları ve mikroorganizma aerosolleri, sadece akciğer dokusuna değil, karaciğer, böbrek, sinir sistemi ve hatta üreme organlarına kadar ulaşan zincirleme biyokimyasal reaksiyonlara neden olur.

Bu yazı, solunumla başlayan bir riskin nasıl sistemik bir organ hasarına dönüştüğünü, iş hijyeni, toksikoloji ve biyolojik maruziyet prensipleriyle açıklamaktadır. Amaç, yalnızca zararı göstermek değil; önleyici farkındalık sistematiğini yeniden tanımlamaktır. Çünkü tersanelerdeki en kritik koruma hattı, çoğu zaman sadece maskenin değil, doğru nefesin ve doğru bilincin arkasında başlar.

Bu ön söz, tüm İSG profesyonellerine bir hatırlatmadır:
Bir çalışanın akciğerine dolan hava, aslında işyerinin görünmeyen güvenlik raporudur.

Tersanelerde çalışanların maruz kaldığı solunabilir partiküller (örneğin metal tozları, kaynak dumanları, boya solventleri, asbest lifleri, silika tozu gibi) insan sağlığını zaman içinde çok katmanlı ve sistematik şekilde etkiler.

Aşağıdaki liste, bu partiküllerin başlıca organ sistemleri üzerindeki etkilerini, ilk temas, 1 hafta, 1 ay, 1 yıl ve 10 yıl sonrası olarak ayrıntılı şekilde açıklamaktadır.

🌫️ Maruziyetin Başlıca Kaynakları (Genel)
  • Kaynak dumanı (çinko, krom, nikel, mangan, kadmiyum)
  • Asbest lifleri (özellikle yalıtım ve söküm işlerinde)
  • Solvent buharları (boya, vernik, yapıştırıcılar)
  • Silika tozu (kumlama, taşlama)
  • Kurşun ve ağır metaller (boya, lehim)

Maruziyet Süresine Göre Organ Bazlı Etkiler
Organ/ Sistemİlk Temasta1 Hafta Sonra1 Ay Sonra1 Yıl Sonra10 Yıl Sonra
AkciğerlerÖksürük, bronş tahrişi, mukus artışıHafif bronşit, nefes darlığıKronik bronş irritasyonu, solunum kapasitesinde düşüşKOAH başlangıcı, astım gelişimiAkciğer fibrozisi, asbestozis, akciğer kanseri
GözlerKızarıklık, yanma, sulanmaGöz irritasyonu, görme bulanıklığıKronik konjonktivitGöz yüzeyinde doku hasarıKalıcı tahriş, mesleki katarakt
CiltKuruluk, döküntüEgzama başlangıcıKontakt dermatit, ciltte hassasiyetKimyasal dermatit, hiperpigmentasyonDeri kanseri riski (özellikle arsenik ve PAH maruziyetinde)
KaraciğerBelirti vermezHafif enzim yükselmesi (solvent maruziyeti)Hepatik stres, baş ağrısı, yorgunlukToksik hepatit bulgularıKaraciğer yağlanması, siroz riski
BöbreklerEtkilenme minimalHafif idrar değişikliği (metallerle temas)Kreatinin yükselmesi, toksik yük artışıGlomerüler fonksiyon bozukluğuKronik böbrek hastalığı riski
Sinir SistemiBaş dönmesi, sersemlik, baş ağrısıKonsantrasyon güçlüğü, hafıza zayıflığıNörotoksisite belirtileri (solventler, kurşun)Periferik nöropati başlangıcıKalıcı bilişsel bozulma, parkinsonizm bulguları
Kalp-Damar SistemiNabız değişikliği, tansiyon oynamasıTaşikardi eğilimiErken yorgunluk, hipertansiyon eğilimiEndotel hasarı, aterosklerozİskemik kalp hastalığı, inme riski artışı
Üreme SistemiBelirti vermezLibido azalmasıHormon seviyelerinde düzensizlikSperm kalitesinde bozulma, adet düzensizlikleriİnfertilite, düşük riski, fetotoksisite (gebelerde)
İmmün SistemGeçici baskılanmaSoğuk algınlığına yatkınlıkAlerji ve astım gelişimiOtoimmün reaksiyonlar artarİmmün baskılanmaya bağlı enfeksiyon riski yüksekliği
Sindirim SistemiHafif mide bulantısı (solvent buharı)İştah azalması, reflü benzeri şikayetlerKarın ağrısı, gastrit belirtileriKaraciğer kaynaklı safra problemleriSindirim emilim bozuklukları, hepatobiliyer hastalıklar
Kulak/Burun/Boğaz (KBB)Burun tıkanıklığı, boğazda yanmaRinit, farenjitKronik sinüzit, ses kısıklığıSolunum yollarında yapısal hasarKoku alma bozukluğu, kalıcı ses kaybı
Kemik ve Kas SistemiKas yorgunluğu, geçici ağrılarKas spazmları, kramplarAğır metal toksisitesine bağlı kas zayıflığıOsteomalazi, kas erimesiKemik mineral kaybı, ağır kas-iskelet bozuklukları

Tersanede nefes almak, yalnızca oksijen alıp karbondioksit vermek değildir; aynı zamanda havada çözünmüş metallerin, solvent buharlarının, yanma ürünlerinin ve mikroskobik partiküllerin vücuda giriş kapısını da temsil eder. Nefesle başlayan her kimyasal yolculuk, akciğerlerde değil, çoğu zaman karaciğerde metabolize olur, böbreklerde süzülür, sinir sisteminde iz bırakır.

Bu nedenle iş sağlığı, artık sadece ortam ölçümüyle değil, biyolojik iz sürmeyle de değerlendirilmelidir. İyi filtrelenmiş bir hava, doğru seçilmiş bir maske, yeterli havalandırma, solunumla ilgili periyodik sağlık kontrolleri ve kişisel farkındalık eğitimleri, bu görünmez tehdidin zincirini kıran halkalardır.

Sonuç olarak; tersanelerdeki organ zararlarının kaynağı çoğu zaman bir “nefes” kadar yakındır. Ancak bu tehlike, aynı zamanda bir fırsat da barındırır:
Eğer nefes almak bilinçli bir eyleme dönüşürse, her soluk bir korunma refleksine, her farkındalık ise bir önleme kültürüne dönüşebilir.

Tersane çalışanı için alınan her nefes, yalnızca bir yaşam belirtisi değil, iş güvenliği kültürünün en derin göstergesidir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

#tersane #nefes #tetkikosgb #kebat

Daha Fazla

Böbreklerimiz Neden İki Tane? – Küçük Gençlere

Hatice öğretmen o gün sınıfa her zamankinden biraz daha heyecanlı girmişti. Elinde ne kitap vardı ne de defter. Sadece yüzünde gizemli bir gülümseme…

Sınıfa girer girmez tahtaya büyük harflerle tek bir kelime yazdı:

“SAĞLIK”

Tibet hemen parmak kaldırdı.
“Bugün sınav mı var öğretmenim?”

Sınıf hafifçe güldü.

Hatice öğretmen başını iki yana salladı.
— “Hayır Tibet, bugün sınav yok. Ama belki de şimdiye kadar yaptığımız en ilginç derse başlayacağız.”

Elif öne doğru eğildi.
“Deney mi yapacağız?”

— “Deneyden de öte,” dedi Hatice öğretmen. “Bir yolculuk yapacağız.”

Asya kaşlarını çattı.
“Otobüsle mi?”

— “Hayır,” dedi Hatice öğretmen gülerek. “Kendi vücudumuzun içine.”

Sınıf bir anda sessizleşti.

Defne Ebrar fısıldadı:
“Nasıl yani… küçülecek miyiz?”

Hatice öğretmen cevap vermeden önce sınıfın arka sıralarından bir el havaya kalktı. Nilda’ydı.

“Öğretmenim, ben dün belgeselde bir şey izledim. İnsanların iki böbreği varmış. Ama tek böbrekle yaşayanlar da varmış. Bu nasıl oluyor?”

İşte o anda Hatice öğretmenin beklediği soru gelmişti.

— “Harika bir soru Nilda,” dedi. “Aslında ben de bugün tam bunu konuşmak istiyordum.”

Mercan hemen atıldı:
“İki tane varsa biri yedek mi?”

Çınar güldü.
“Telefon gibi mi yani?”

Mehmet Atlas ciddi bir sesle sordu:
“Tek böbreği olanlar daha çabuk yorulur mu?”

Eylül parmak kaldırdı.
“Ya biri zarar görürse ne oluyor?”

Sorular arka arkaya geliyordu.

Mila:
“Böbrekler ne işe yarıyor ki?”

Kıvanç:
“İdrarla mı ilgili?”

Yaman:
“Spor yapanların böbreği daha mı güçlü?”

Defne Yaz merakla sordu:
“Böbreklerimizi hissedebilir miyiz?”

Ela K:
“Onlar kalbe yakın mı?”

Ela Y:
“Bir böbrek diğerinden daha mı önemli?”

Aziz elini kaldırdı:
“Hayvanların da böbreği var mı?”

Can gülümsedi:
“Robotların böbreği olsaydı ne yapardı?”

Atlas:
“Böbrek bağışı nasıl oluyor?”

Ali:
“Benim böbreğim küçük mü büyük mü?”

Zehra:
“Böbreklerimiz kirlenir mi?”

Ege en sona sakladığı soruyu patlattı:
“Böbreklerimiz konuşabilse bize ne derdi?”

Sınıf kahkahaya boğuldu.

Hatice öğretmen ellerini kaldırarak sessizliği sağladı.
— “Gördüğüm kadarıyla bugün sadece anlatmam yetmeyecek.”

Tahtaya doğru yürüdü ve çantasından küçük, eski görünümlü bir düdük çıkardı.

— “Size birini çağıracağım.”

Tibet şaşkınlıkla fısıldadı:
“Gerçekten biri mi?”

— “Evet,” dedi Hatice öğretmen. “Onu eskiden beri tanırım.”

Düdüğü dudaklarına götürdü ve tek bir kez üfledi.

FİİİŞŞŞ…

Sınıfta önce hafif bir rüzgâr esti. Sonra ışıklar titredi. Tahtanın önünde minik bir parlak nokta belirdi.

Nilda’nın gözleri büyüdü.
“Öğretmenim… bu normal mi?”

Parlak nokta giderek büyüdü, döndü, döndü ve sonunda bir insan şekline dönüştü.

Mor bir cübbe, yıldızlı bir şapka, burnunun ucunda yuvarlak gözlükler…

— “Merhaba genç bilim gezginleri!” dedi adam. “Ben Sihirli Profesör Vitalius.”

Sınıf aynı anda:
“VAAAUU!”

Mercan yerinden fırladı.
“Gerçek mi bu?”

Profesör göz kırptı.
— “Gerçekten daha gerçek.”

Hatice öğretmen gülümsedi.
— “Profesör, öğrencilerim böbreklerimiz hakkında çok meraklı.”

Profesör ellerini ovuşturdu.
— “O halde onları doğrudan böbreklerin yanına götürelim.”

Çınar yutkundu.
“Ama… içimize girecek miyiz?”

— “Minicik olacağız,” dedi profesör. “Bir kan hücresi kadar.”

Mila heyecanla sordu:
“Acır mı?”

— “Hayır,” dedi profesör. “Sadece şaşırtır.”

Sihirli Profesör asasını yere vurdu.

TİNG!

Bir anda sınıf dönmeye başladı. Duvarlar uzaklaştı. Masalar büyüdü. Öğrenciler küçüldükçe küçüldü.

Eylül bağırdı:
“Ben kalemimden daha küçüğüm!”

Kıvanç gülüyordu.
“Ayakkabım dağ gibi!”

Ve bir anda kendilerini sıcak, kırmızımsı bir tünelin içinde buldular.

— “Hoş geldiniz,” dedi profesör. “Burası bir damar.”

Zehra merakla etrafına baktı.
“Burası sürekli mi hareket ediyor?”

— “Evet,” dedi profesör. “Kan durmaz.”

Ali bir hücreye dokundu.
“Bu canlı mı?”

— “Canlı ve çok çalışkan,” dedi profesör.

Atlas sordu:
“Peki böbrekler nerede?”

Profesör gülümsedi.
— “Az kaldı. Ama önce bir şey fark etmenizi istiyorum.”

Ege düşündü.
“Her şey düzenli… kimse çarpmıyor.”

— “Çünkü vücut bir şehir gibidir,” dedi profesör. “Ve böbrekler… bu şehrin temizlik tesisleridir.”

Nilda heyecanlandı.
“Yani çöpleri mi topluyorlar?”

— “Aynen öyle,” dedi profesör.

Ve o anda karşılarında iki büyük, fasulye şeklinde yapı belirdi.

Tibet hayranlıkla fısıldadı:
“İşte… böbrekler.”

Profesör konuştu:
— “Neden iki tane olduklarını öğrenmek üzeresiniz.”

Bölüm burada yavaşça sona ererken, öğrencilerin hepsi aynı anda düşündü:

“Ya biri olmasaydı?

İki büyük, fasulye şeklindeki yapı tüm ihtişamıyla karşılarında duruyordu.

Mercan ilk konuşan oldu.
“Ama bunlar hiç fasulyeye benzemiyor ki.”

Profesör Vitalius gülümsedi.
— “Dışarıdan bakınca benzer derler ama yakından bakınca her böbrek, milyonlarca küçük fabrikanın birleşimidir.”

Çınar öne doğru eğildi.
“Fabrika mı?”

— “Evet,” dedi profesör. “Ve her fabrikanın adı nefron.”

Ela K hemen sordu:
“Nefron kaç tane?”

Profesör asasını havada döndürdü, rakamlar belirdi.
— “Her böbrekte yaklaşık bir milyon tane.”

Sınıf aynı anda:
“BİR MİLYON?!”

Mehmet Atlas kaşlarını kaldırdı.
“İki böbrekte iki milyon mu?”

— “Aynen öyle,” dedi profesör. “İşte bu yüzden böbrekler bir ekip gibidir.”

Nilda merakla yaklaştı.
“Peki ne yapıyor bu nefronlar?”

Profesör parmağını şıklattı ve aniden kendilerini dev bir nefronun içinde buldular.

— “Hoş geldiniz,” dedi. “Burası bir kan süzme hattı.”

Zehra etrafa bakındı.
“Her yer kırmızı!”

— “Çünkü kan buradan geçer,” dedi profesör. “Ve böbrekler, kanı temizler.”

Ali hemen sordu:
“Kirli kan mı oluyor yani?”

— “Evet,” dedi profesör. “Ama çamur gibi değil. Fazla su, fazla tuz, atık maddeler…”

Ege düşünceli bir sesle konuştu:
“Yani vücut çöplerini ayırıyor.”

— “Bravo,” dedi profesör. “Ayrıca işe yarayanları geri gönderiyor.”

Atlas şaşırdı.
“Geri mi gönderiyor?”

— “Tabii,” dedi profesör. “İyi şeyleri çöpe atmak olmaz.”

Mila gülerek:
“Annem gibi!”

Sınıf güldü.

Kıvanç bir sıvının akışını izliyordu.
“Peki bu atıklar nereye gidiyor?”

— “İdrara dönüşür,” dedi profesör.

Defne Yaz kaşlarını çattı.
“Yani idrar… çöptür?”

— “Atıktır,” dedi profesör nazikçe. “Ama utanılacak bir şey değil. Temizliktir.”

Ela Y hemen ekledi:
“O yüzden su içmek önemli, değil mi?”

— “Çok önemli,” dedi profesör. “Su olmazsa temizlik zorlaşır.”

Aziz söz aldı:
“Peki neden iki böbrek var?”

Profesör ciddileşti.
— “İşte asıl soru bu.”

Asasını yere vurdu.

Bir anda görüntü değişti. Öğrenciler kendilerini bir fabrika kontrol odasında buldu.

— “Şimdi düşünün,” dedi profesör. “Bu şehirde temizlik hiç durmamalı. Gece, gündüz, spor yaparken, uyurken…”

Can araya girdi:
“Tek fabrika yetmez mi?”

— “Bazen yetmez,” dedi profesör. “Çünkü vücut sürprizlerle doludur.”

Yaman hemen sordu:
“Mesela?”

— “Hastalık,” dedi profesör. “Kaza. Doğuştan farklılıklar.”

Tibet heyecanla:
“Yani biri bozulursa diğeri çalışmaya devam ediyor!”

— “Evet,” dedi profesör. “Ama önemli bir nokta var.”

Nilda dikkatle dinliyordu.
“Nedir?”

— “İki böbrek demek, iki kat rahatlık demektir. Ama tek böbrek, tek başına da işin büyük kısmını yapabilir.”

Sınıf şaşkınlıkla birbirine baktı.

Eylül sordu:
“Nasıl yani? Yorulmaz mı?”

— “Başta biraz zorlanır,” dedi profesör. “Ama sonra güçlenir.”

Mercan heyecanlandı.
“Kas gibi mi?”

— “Aynen öyle,” dedi profesör. “Tek böbrek zamanla büyür ve daha fazla çalışır.”

Atlas düşünceliydi.
“Yani tek böbreği olan biri normal yaşayabilir mi?”

— “Kesinlikle,” dedi profesör. “Spor yapabilir, okula gidebilir, oyun oynayabilir.”

Mehmet Atlas rahatladı.
“Oh!”

Zehra çekinerek sordu:
“Peki dikkat etmesi gereken şeyler var mı?”

— “Var,” dedi profesör. “Ama bu herkes için geçerli.”

Ela K hemen sıraladı:
“Su içmek!”

Ela Y:
“Sağlıklı beslenmek!”

Aziz:
“Zararlı şeylerden uzak durmak!”

Profesör alkışladı.
— “Mükemmel.”

Ege kafasını kaşıdı.
“Peki insanlar neden böbrek bağışlıyor?”

Profesör derin bir nefes aldı.
— “Çünkü bazen bir böbrek çalışamaz. İşte o zaman başka birinin yardımı gerekir.”

Sınıf sessizleşti.

Mila fısıldadı:
“Bir parçamı başkasına vermek…”

— “Çok büyük bir iyilik,” dedi profesör. “Ve mümkün.”

Ali şaşkındı.
“Canım acır mı?”

— “Doktorlar çok dikkatli çalışır,” dedi profesör. “Ama en önemlisi, bu bir gönül işidir.”

Çınar ciddi bir sesle:
“Yani iki böbrek, paylaşmak için de var.”

Profesör gülümsedi.
— “Ne güzel söyledin.”

Tam o anda bir alarm sesi duyuldu.

DİİİT! DİİİT!

— “Ne oluyor?” diye bağırdı Defne Ebrar.

Profesör kaşlarını çattı.
— “Bir nefron aşırı çalışıyor.”

Tibet heyecanlandı.
“Yardım edebilir miyiz?”

— “Elbette,” dedi profesör. “Ama önce şunu anlamalısınız.”

Asasını kaldırdı.

— “Böbrekler sadece temizlik yapmaz. Dengeyi sağlar.

Eylül merakla:
“Hangi denge?”

— “Su dengesi, tuz dengesi, hatta kan basıncı.”

Kıvanç şaşırdı.
“Böbrekler tansiyonu mu etkiliyor?”

— “Evet,” dedi profesör. “Sessiz ama güçlüdürler.”

Yaman gülümsedi.
“Süper kahraman gibi.”

— “Aynen,” dedi profesör. “Ama pelerinleri yok.”

Sınıf güldü.

Alarm sustu. Her şey normale döndü.

Profesör öğrencilere baktı.
— “Şimdi söyleyin bakalım. Böbrekler neden iki tane?”

Tibet:
“Yedek olsun diye.”

Nilda:
“Ama aynı zamanda takım oldukları için.”

Mercan:
“Biri yorulunca diğeri destek olsun diye.”

Ege:
“Paylaşmak için.”

Profesör başını salladı.
— “Hepsi doğru.”

Asasını indirdi.
— “Ama daha bitmedi.”

Bir anda ortam karardı.

— “Şimdi,” dedi profesör, “böbrekler iyi çalışmazsa ne olur, onu göreceğiz.”

Sınıf heyecanla birbirine baktı.

Ortam bir anda karardı.

Ama bu karanlık gece gibi değildi. Daha çok… bulanık, dengesiz ve huzursuzdu.

Eylül ürpererek konuştu:
“Burası neden böyle?”

Profesör Vitalius’ın sesi yankılandı.
— “Çünkü denge bozulduğunda vücut kendini iyi hissetmez.”

Bir anda etraflarında akan sıvılar hızlandı. Bazıları taşmış, bazılarıysa neredeyse durmuştu.

Zehra telaşlandı.
“Her şey çok karışık!”

— “Evet,” dedi profesör. “Şu an böbrekler görevini tam yapamıyor.”

Tibet hemen sordu:
“Neden yapamıyorlar?”

Profesör asasını kaldırdı ve havada üç kelime belirdi:

AZ SU – FAZLA TUZ – DİKKATSİZLİK

Mercan gözlerini büyüttü.
“Yani… yeterince su içmezsek mi?”

— “Sadece o değil,” dedi profesör. “Ama en önemlilerinden biri.”

Bir alarm sesi daha duyuldu.

DİNNN! DİNNN!

Bu sefer ses daha derindi.

Ela K kulaklarını kapattı.
“Bu alarm çok rahatsız edici!”

— “Aynen,” dedi profesör. “Vücut da böyle hisseder.”

Birden bire kendilerini bir kontrol panelinin önünde buldular. Panelde göstergeler vardı:

  • Su seviyesi
  • Tuz oranı
  • Atık miktarı

Hepsi ya çok yukarıda ya da çok aşağıdaydı.

Ali parmağıyla işaret etti.
“Bu su göstergesi neredeyse sıfır!”

— “Çünkü bu vücut yeterince su almamış,” dedi profesör.

Ege düşündü.
“Yani kişi susadığını hissetse bile geç mi kalmış olabilir?”

Profesör başını salladı.
— “Bazen evet.”

Nilda endişeyle sordu:
“Peki böbrekler ne yapıyor böyle durumlarda?”

— “Ellerinden geleni,” dedi profesör. “Ama yalnız kalınca zorlanırlar.”

Tam o anda bir böbreğin içinden gelen yorgun bir ses duydular.

“Biraz… destek?”

Mila irkildi.
“Böbrek mi konuştu?”

— “Simgesel olarak,” dedi profesör gülümseyerek. “Ama anlattığı şey gerçek.”

Kıvanç ileri atıldı.
“Ne istiyor?”

— “Su,” dedi profesör. “Denge.”

Yaman kaşlarını çattı.
“Peki ya hiç gelmezse?”

Profesör sessizleşti.
— “O zaman sorunlar başlar.”

Asasını salladı.

Bir sahne değişti.

Şimdi kendilerini yorgun bir vücudun içinde bulmuşlardı. Her şey ağır ilerliyordu.

Defne Yaz etrafına baktı.
“Herkes yavaş.”

— “Çünkü kan temizlenemiyor,” dedi profesör.

Mehmet Atlas fark etti:
“Atıklar hâlâ dolaşıyor.”

— “Evet,” dedi profesör. “Ve bu da baş ağrısı, halsizlik, mide bulantısı yapabilir.”

Zehra ürperdi.
“Yani hasta gibi hissettirir.”

— “Aynen öyle.”

Ela Y merakla sordu:
“Bu hemen mi olur?”

— “Hayır,” dedi profesör. “Vücut sabırlıdır. Önce uyarır.”

Tam o anda küçük sarı ışıklar yanıp sönmeye başladı.

— “İşte uyarılar,” dedi profesör.
— “Susuzluk, koyu renk idrar, yorgunluk…”

Aziz başını salladı.
“Ben bazen okulda su içmeyi unutuyorum.”

Can hemen ekledi:
“Ben de oyuna dalınca.”

Profesör onları dikkatle süzdü.
— “İşte böbrekleriniz de o zaman der ki: ‘Hey! Buradayız!’”

Atlas sordu:
“Peki tuz?”

Bir anda panelde tuz göstergesi kırmızıya döndü.

— “Fazla tuz,” dedi profesör, “böbrekleri daha çok çalıştırır.”

Eylül şaşırdı.
“Ama tuzsuz da tatsız.”

Profesör güldü.
— “Denge dedik ya.”

Birden ortam sallandı.

Mercan bağırdı:
“Ne oluyor?”

— “Kan basıncı yükseliyor,” dedi profesör.

Kıvanç gözlerini büyüttü.
“Tansiyon!”

— “Evet,” dedi profesör. “Böbrekler bunu da kontrol eder.”

Tibet düşünceliydi.
“Yani böbrekler sadece temizlikçi değil.”

— “Doğru,” dedi profesör. “Aynı zamanda denge bekçisi.”

Mila yavaşça sordu:
“Tek böbreği olan biri için bu daha mı zor?”

Profesör durdu, onlara döndü.
— “Daha dikkatli olmak gerekir. Ama imkânsız değil.”

Ali rahatladı.
“Yani tek böbrekli biri de sağlıklı olabilir.”

— “Evet,” dedi profesör. “Ama vücudunu dinlemeyi öğrenmelidir.”

Tam o anda küçük bir nefron yanlarına yaklaştı. Yorgun görünüyordu.

“Biz çalışırız,” dedi, “ama destek isteriz.”

Defne Ebrar duygulandı.
“Çok çalışıyorlar.”

— “Hem de hiç durmadan,” dedi profesör.

Ege gülümsedi.
“Uyurken bile.”

— “Evet,” dedi profesör. “Böbreklerin tatili yok.”

Yaman ciddi bir sesle sordu:
“Peki böbrekler tamamen durursa?”

Sınıf sessizleşti.

Profesör yavaşça konuştu.
— “O zaman dışarıdan yardım gerekir.”

Zehra fısıldadı:
“Diyaliz.”

Profesör başını salladı.
— “Evet. Bir makine böbreğin yaptığı işi yapmaya çalışır.”

Ela K düşündü.
“Ama gerçek böbrek gibi olamaz.”

— “Henüz değil,” dedi profesör. “O yüzden onları korumak çok önemli.”

Birden ortam tekrar aydınlandı. Alarmlar sustu. Göstergeler yavaş yavaş normale döndü.

— “Ne oldu?” diye sordu Can.

Profesör gülümsedi.
— “Bir bardak su içildi.”

Sınıf güldü.

Mercan ellerini çırptı.
“Bu kadar etkili mi?”

— “Bazen evet,” dedi profesör. “Küçük alışkanlıklar büyük fark yaratır.”

Tibet kararlı bir sesle:
“Ben artık çantama su koyacağım.”

Nilda ekledi:
“Ben de hatırlatacağım.”

Atlas:
“Takım olacağız.”

Profesör gözlüklerinin üzerinden baktı.
— “İşte vücudun istediği de bu.”

Asasını kaldırdı.

— “Ama yolculuğumuz bitmedi.”

Bir kapı belirdi. Kapının üzerinde yazıyordu:

“BİRLİKTE ÇALIŞAN ORGANLAR”

Eylül heyecanlandı.
“Başka kimler var?”

Profesör kapıyı araladı.
— “Kalp, akciğer, karaciğer… Hepsi böbreklerle konuşur.”

Mila hayranlıkla:
“Vücut kocaman bir ekip.”

— “Ve herkesin rolü var,” dedi profesör.

Kapı açıldı.

— “Hazır mısınız?” diye sordu.

Sınıf hep bir ağızdan bağırdı:
“HAZIRIZ!”

Organlar Konseyi – Vücut Nasıl Takım Olur?**

Kapı yavaşça açıldı.

İçeriden sıcak, ritmik bir “dup–dup, dup–dup” sesi geliyordu.

Eylül elini göğsüne koydu.
“Bu… kalp sesi!”

Profesör Vitalius başını salladı.
— “Evet. Organlar Konseyi’ne hoş geldiniz.”

Öğrenciler devasa, yuvarlak bir salona girdiler. Salonun ortasında büyük bir masa vardı. Masanın etrafında… organlar oturuyordu.

Kalp, güçlü ve düzenli atıyordu.
Akciğerler yumuşakça şişip iniyordu.
Karaciğer sakin ve ağırbaşlıydı.
Mide hafif gurulduyordu.
Ve köşede… böbrekler, sessiz ama dikkatliydi.

Mila hayranlıkla fısıldadı:
“Hepsi burada…”

Kalp konuştu. Sesi tok ve kararlıydı.
“Toplantıyı açıyorum.”

Sınıf aynı anda:
“VAAAU!”

Çınar elini kaldırdı.
“Kalp gerçekten konuşuyor mu?”

Profesör gülümsedi.
— “Bu bir anlatım. Ama söyledikleri tamamen gerçek.”

Kalp devam etti:
“Bugün denge konusu var.”

Böbreklerden biri söze girdi.
“Su ve tuz dengesi yine zorlandı.”

Akciğerler hafifçe iç çekti.
“O sırada nefes de hızlandı.”

Defne Ebrar şaşkındı.
“Yani birbirinizi mi haberdar ediyorsunuz?”

Karaciğer ağır bir sesle konuştu.
“Her zaman.”

Ege merakla sordu:
“Peki biri sorun yaşarsa ne oluyor?”

Kalp cevapladı.
“Hepimiz etkileniyoruz.”

Tibet hemen atıldı.
“Mesela böbrekler yavaşlarsa?”

Kalp ciddi bir tonla:
“Ben daha hızlı çalışmak zorunda kalırım.”

Kıvanç şaşırdı.
“Neden?”

“Çünkü kanın temizlenmesi gecikir,” dedi kalp.
“Ben de daha çok pompalamak zorunda kalırım.”

Zehra kaşlarını çattı.
“Yani yorulursun.”

Kalp başını salladı.
“Evet.”

Akciğerler söze girdi.
“Biz de daha çok nefes alıp vermek zorunda kalırız.”

Yaman düşündü.
“Hepsi zincir gibi.”

“Bravo,” dedi profesör.
— “Vücut bir zincirdir. Bir halka zayıflarsa, hepsi hisseder.”

Ela Y çekinerek sordu:
“Peki böbrekler kalpten ne ister?”

Böbrekler konuştu.
“Dengeli kan basıncı.”

Ela K hemen sordu:
“Kalp ne ister?”

Kalp cevapladı.
“Temiz kan.”

Mila gülümsedi.
“Karşılıklı.”

Karaciğer söze girdi.
“Ben de zararlı maddeleri parçalarım ama atıkları böbreklere gönderirim.”

Can şaşkındı.
“Yani böbrekler herkesin işini tamamlıyor.”

“Evet,” dedi profesör.
— “Sessiz ama vazgeçilmez.”

Atlas parmak kaldırdı.
“Tek böbreği olan birinde bu konsey nasıl çalışıyor?”

Salon sessizleşti.

Böbreklerden biri cevapladı.
“Daha dikkatli.”

Diğeri ekledi.
“Ama çalışır.”

Nilda rahatladı.
“Yani diğer organlar da destek olur.”

“Kesinlikle,” dedi kalp.
“Biz takımız.”

Defne Yaz merakla sordu:
“Peki çocuklar bu takıma nasıl yardım eder?”

Profesör gülümsedi.
— “Güzel soru.”

Kalp saymaya başladı:
“Su içerek.”

Akciğerler:
“Temiz hava alarak.”

Karaciğer:
“Zararlı şeylerden uzak durarak.”

Mide guruldadı.
“Dengeli beslenerek.”

Böbrekler birlikte konuştu:
“Ve bizi dinleyerek.”

Aziz başını salladı.
“Yani vücudu önemseyerek.”

— “Aynen,” dedi profesör.

Ege gülümsedi.
“Vücutla arkadaş olmak gibi.”

Kalp güçlü bir şekilde attı.
“Toplantı bitmiştir.”

Bir gong sesi duyuldu.

Organlar tek tek ışığa dönüştü.

Mila biraz hüzünlüydü.
“Gitmelerini istemedim.”

Profesör elini omzuna koydu.
— “Onlar hep sizinle.”

Bir kapı daha belirdi.

Kapının üzerinde yazıyordu:

“SEÇİMLER VE SONUÇLAR”

Tibet heyecanlandı.
“Bu biraz ciddi duruyor.”

Profesör gülümsedi.
— “Evet. Ama çok önemli.”

Kapı açıldı.

İçeride iki yol vardı.
Biri parlak ve düzenliydi.
Diğeri karışık ve karanlıktı.

Zehra fısıldadı:
“Hangisi?”

Profesör döndü.
— “Hangisi olacağını siz belirlersiniz.”

Öğrenciler birbirine baktı.

— “Bir sonraki bölümde,” dedi profesör,
— “seçimlerin vücutta neler yarattığını yaşayacaksınız.”

Sınıf aynı anda yutkundu.

İki yolun önünde durmuşlardı.

Biri aydınlık, tertipli ve sakin görünüyordu.
Diğeri karmaşık, gürültülü ve biraz da yorucuydu.

Ela K fısıldadı:
“İkisi de gerçek mi?”

Profesör Vitalius başını salladı.
— “İkisi de birer olasılık.”

Tibet kaşlarını kaldırdı.
“Yani aynı kişinin iki farklı günü mü?”

— “Aynen öyle,” dedi profesör.

Eylül heyecanlandı.
“Hangisini seçeceğiz?”

Profesör gülümsedi.
— “İkisini de yaşayacağız.”

Asasını yere vurdu.

TİNG!

Öğrenciler bir anda ikiye ayrıldı. Ama garip olan şuydu:
Herkes kendinin iki kopyasını gördü.

Mila gözlerini kocaman açtı.
“Ben… ben varım!”

Can gülmeye başladı.
“İkizlendik!”

Profesör konuştu:
— “Şimdi bir gün boyunca seçimlerin vücutta neler yaptığını göreceğiz.”

1. YOL: DİKKATLİ GÜN

Bu yoldaki grup güne yavaş ve huzurlu başladı.

Ege esnedi.
“Uyandım ama kendimi iyi hissediyorum.”

Böbrekler fısıldadı:
“Güzel bir başlangıç.”

Ali bir bardak su içti.

Panelde su göstergesi yeşile döndü.

Zehra gülümsedi.
“Bu kadar basit mi?”

— “Bazen evet,” dedi profesör.

Kahvaltı geldi.
Dengeli, renkli ve yeterliydi.

Mide mutlu bir ses çıkardı.
“Teşekkürler.”

Böbrekler rahatladı.
“Tuz dengesi yerinde.”

Okul zamanı geldi.

Mila defterine odaklandı.
“Kafam açık.”

Kalp düzenli atıyordu.
Akciğerler sakin nefes alıyordu.

2. YOL: DİKKATSİZ GÜN

Diğer yolda işler pek öyle değildi.

Tibet uykulu uyandı.
“Geç yattım…”

Su içilmedi.

Panelde su göstergesi sarıya döndü.

Böbrekler endişelendi.
“Biraz kuruyuz.”

Kahvaltı hızlı geçti.
Tuzlu, hazır ve aceleydi.

Karaciğer homurdandı.
“Bu biraz ağır.”

Böbrekler daha hızlı çalışmaya başladı.

Eylül huzursuzdu.
“Nedense başım ağrıyor.”

ÖĞLE VAKTİ

Dikkatli günde çocuklar su içti.

Mercan şişesini kaldırdı.
“Hatırlatıcı işe yarıyor.”

Böbrekler sevinçle konuştu.
“Oh!”

Dikkatsiz günde ise oyun ağır bastı.

Aziz:
“Sonra içerim.”

Ama sonra gelmedi.

Panelde alarm yandı.

DİİT!

“Bu alarm ne?” diye sordu Defne Yaz.

— “Yorgunluk,” dedi profesör.

AKŞAM SAATLERİ

Dikkatli günde çocuklar hareket etti.
Yürüyüş, oyun, kahkaha…

Kalp güçlüydü.
“Ritim güzel.”

Dikkatsiz günde ekran süresi uzadı.

Akciğerler iç çekti.
“Hareket az.”

Böbrekler yoruldu.
“Atık birikiyor.”

Mila iki kendisine birden baktı.
“Aradaki fark çok belli.”

GECE

Dikkatli günde erken uyku vardı.

Vücut fısıldadı:
“Onarım zamanı.”

Böbrekler sakinleşti.
“Temizliğe devam.”

Dikkatsiz günde geç saatlere kadar uyanıklık sürdü.

Kalp hızlandı.
Akciğerler düzensiz nefes aldı.

Böbrekler zorlandı.
“Dinlenemedik.”

SABAH KARŞILAŞMASI

İki gün bitti.

İki grup tekrar birleşti.

Tibet düşündü.
“Aynı kişi, ama çok farklı his.”

Nilda ekledi.
“Ve hepsi küçük seçimler.”

Profesör gülümsedi.
— “İşte asıl ders bu.”

Zehra kararlıydı.
“Ben dikkatli günü seçerim.”

Can güldü.
“Ben de.”

Ege ekledi.
“Böbrekler için.”

Böbrekler birlikte konuştu.
“Teşekkür ederiz.”

Bir kapı daha belirdi.

Kapının üzerinde yazıyordu:

“SORU ZAMANI”

Ela Y heyecanlandı.
“Sorularımız var!”

Profesör güldü.
— “Biliyorum.”

Kapı açıldı.

— “Şimdi,” dedi profesör,
— “en merak ettiklerinizi soracaksınız.”

Öğrenciler birbirine baktı.

Parmaklar havaya kalktı.

Kapı tamamen açıldığında içerisi sessizdi.

Ama bu sessizlik boş değildi.
Dikkatli, bekleyen bir sessizlikti.

Ortada yuvarlak bir platform vardı. Platformun üzerinde iki böbrek duruyordu.
Işıklar yumuşaktı. Ortam güven vericiydi.

Profesör Vitalius elini kaldırdı.
— “Şimdi söz sizde.”

Bir anda eller havaya fırladı.

İlk soru: Tibet

Tibet biraz çekinerek konuştu:
“Böbrekler… siz hiç yoruluyor musunuz?”

Böbreklerden biri gülümsedi.
“Evet.”

Sınıf bir an durdu.

“Ama şikâyet etmeyiz,” diye devam etti.
“Çünkü bu bizim işimiz.”

Mehmet Atlas araya girdi:
“Peki yorulduğunuzu nasıl anlarız?”

“Bizi dinlerseniz,” dedi diğer böbrek.
“Susuzluk, halsizlik, koyu renk idrar… Bunlar bizim mesajlarımızdır.”

Nilda başını salladı.
“Yani bağırmıyorsunuz, fısıldıyorsunuz.”

“Harika söyledin,” dediler böbrekler birlikte.

Elif’in Sorusu

Elif kaşlarını çattı.
“Böbrekler ağrır mı?”

Bir anlık sessizlik oldu.

“Bazen,” dedi böbreklerden biri.
“Ama çoğu zaman geç fark edilir.”

Zehra endişelendi.
“Neden?”

“Çünkü biz sabırlıyız,” dedi böbrek.
“Sorunlar büyüyene kadar sessiz kalırız.”

Profesör araya girdi.
— “Bu yüzden küçük işaretler çok önemlidir.”

Asya merakla sordu

“Herkesin böbreği aynı mı?”

“Hayır,” dedi böbrekler.
“Tıpkı parmak izi gibi.”

Mercan şaşırdı.
“Ama ders kitaplarında hep aynı çiziliyor.”

“Kolay anlatmak için,” dediler.
“Gerçekte herkesin vücudu kendine özgüdür.”

Defne Ebrar’ın Sorusu

“Peki neden bazı insanlar böbrek hastası oluyor?”

Böbrekler ciddileşti.
“Bazen doğuştan.”
“Bazen yanlış alışkanlıklar yüzünden.”
“Bazen de kontrol edilmeden geçen yıllar yüzünden.”

Can hemen sordu:
“Yani biz şimdi dikkat edersek ileride sorun yaşamaz mıyız?”

“Büyük ölçüde evet,” dediler.

Nilda’nın Merakı

“Tek böbreği olan biri bizi üzer mi?”

Böbrekler yumuşak bir sesle cevap verdi.
“Hayır.”

“Aksine,” dedi diğeri.
“Biz o zaman daha da dikkatli çalışırız.”

Mila rahatladı.
“Yani tek başınıza da güçlü olabiliyorsunuz.”

“Evet,” dediler.
“Ama destek görünce daha mutlu oluruz.”

Çınar soruyor

“En çok neye kızarsınız?”

Böbrekler birbirine baktı.

“Unutulmaya,” dediler.
“Su içmenin unutulmasına.”

Sınıf gülümsedi.

Ege şişesini kaldırdı.
“Mesaj alındı.”

Mehmet Atlas’ın Ciddi Sorusu

“Ne zaman gerçekten tehlike olur?”

Böbrekler ciddileşti.
“Uzun süreli ihmalde.”
“Sürekli susuzlukta.”
“Aşırı tuzda.”
“Ve belirtiler görmezden gelindiğinde.”

Ela K fısıldadı:
“Yani vücut bize haber veriyor.”

“Her zaman,” dediler böbrekler.

Eylül’ün Merakı

“Bize en çok ne yardımcı olur?”

Böbrekler sıraladı:

“Su.”
“Hareket.”
“Dengeli beslenme.”
“Ve sevgi.”

Sınıf güldü.

Ela Y şaşkındı.
“Sevgi mi?”

“Evet,” dediler.
“Vücudunu önemsemek demek.”

Aziz’in Sorusu

“Hayvanların böbrekleri de bizi dinler mi?”

Profesör güldü.
— “Onlar da aynı kurallara uyar.”

Böbrekler ekledi:
“Temizlik evrenseldir.”

Ali çekinerek sordu

“Biz size zarar verir miyiz?”

Böbrekler yumuşakça cevapladı.
“Bilmeden bazen.”

“Ama öğrenerek bunu değiştirebilirsiniz.”

Ali başını salladı.
“O zaman dikkat edeceğim.”

Zehra’nın Son Sorusu

“Bize bir cümleyle ne söylemek istersiniz?”

Böbrekler durdu.
Sonra birlikte konuştular:

“Bizi her gün düşünmenize gerek yok.”
“Ama bizi hiç unutmayın.”

Sınıfta derin bir sessizlik oldu.

Profesör Vitalius öne çıktı.
— “Sorular bitti.”

— “Ama yolculuk bitmedi.”

Bir kapı daha belirdi.

Kapının üzerinde yazıyordu:

“PAYLAŞMA VE UMUT”

Atlas heyecanlandı.
“Bu bağış meselesi mi?”

Profesör başını salladı.
— “Evet.”

— “Bir sonraki bölümde,” dedi,
— “iyiliğin vücutta nasıl hayat verdiğini göreceksiniz.”

Sınıf hep bir ağızdan:
“Hazırız!”

Kapı açıldığında içeriye yumuşak bir ışık yayıldı.

Bu ışık ne hastane lambası gibiydi ne de masal diyarı ışığı…
İkisinin tam ortasındaydı.

Sıcak. Güvenli. Umut dolu.

Mila fısıldadı:
“Burası biraz farklı…”

Profesör Vitalius başını salladı.
— “Çünkü burası bilginin değil, iyiliğin merkezi.”

İlerlediklerinde iki ayrı alan gördüler.

Bir tarafta yorgun ama umutlu bir vücut…
Diğer tarafta sağlıklı, güçlü bir vücut…

Ortalarında ise parlak bir köprü vardı.

Eylül yavaşça sordu:
“Bu köprü… bağış mı?”

— “Evet,” dedi profesör.

Profesör elini kaldırdı ve görüntüler canlandı.

Yorgun vücudun içinden bir ses geldi.
“Böbreklerim artık çok yoruldu.”

Zehra’nın gözleri doldu.
“Çok üzgün…”

— “Ama dinleyin,” dedi profesör.

Sağlıklı vücut konuştu:
“Benim iki böbreğim var.”

“Biriyle de yaşayabilirim.”

Sınıf sessizleşti.

Tibet yutkundu.
“Bu çok büyük bir karar.”

— “Evet,” dedi profesör.
— “Ve kimse zorlanmaz. Bu tamamen gönüllü bir iyilik.”

Işık köprüsü yavaşça parladı.

Bir böbrek, sevgiyle uğurlanıyordu.

Mercan heyecanla sordu:
“Korkmuyor mu?”

Böbrek gülümsedi.
“Hayır.”

“Çünkü biliyorum ki işe yarayacağım.”

Can şaşkındı.
“Başka bir bedende çalışmak zor değil mi?”

Profesör cevapladı.
— “İlk başta alışma süreci olur.”

— “Ama vücutlar birbirine uyum sağlamayı bilir.”

Böbrek yeni vücuda yerleşti.

Kalp hemen konuştu:
“Hoş geldin.”

Akciğerler nefes aldı:
“Birlikte çalışacağız.”

Karaciğer ekledi:
“Yükü paylaşacağız.”

Böbrek duygulandı.
“Hazırım.”

Bir anda göstergeler değişmeye başladı.

Atıklar azaldı.
Enerji yükseldi.
Renkler canlandı.

Nilda gülümsedi.
“İşe yarıyor!”

— “Evet,” dedi profesör.
— “Bir böbrek, bir hayatı değiştirdi.”

Ama hikâye burada bitmedi.

Sağlıklı vücut da izleniyordu.

Ela K endişelendi.
“Peki veren kişi?”

Profesör hemen cevapladı.
— “O da izlenir, korunur.”

— “Tek böbrek, daha dikkatli ama güçlü şekilde çalışır.”

Böbrek oradan seslendi:
“Ben iyiyim.”

“Birlikte başardık.”

Mila gülümsedi.
“İki taraf da kazanıyor.”

— “Evet,” dedi profesör.
— “İşte buna gerçek paylaşım denir.”

Atlas elini kaldırdı.
“Herkes bağış yapabilir mi?”

— “Hayır,” dedi profesör.
— “Doktorlar çok dikkatli inceler.”

Mehmet Atlas sordu:
“Zorunlu mu?”

— “Asla,” dedi profesör.
— “Bu bir tercih.”

Defne Yaz çekinerek:
“Korkutucu değil mi?”

— “Korku olabilir,” dedi profesör.
— “Ama bilgi korkuyu azaltır.”

Ege düşündü.
“Bir parçam başkasında yaşamak…”

Profesör gülümsedi.
— “Bu, insanlığın en güzel taraflarından biri.”

Zehra fısıldadı:
“Birine görünmeden yardım etmek.”

— “Evet,” dedi profesör.
— “İyilik sessizdir.”

Yeni böbrek son kez konuştu:

“Ben bir organım.”
“Ama bir umut taşıyorum.”
“Beni koruyun, bilin, anlatın.”

Sınıfta gözler parladı.

Tibet kararlıydı.
“Büyüyünce ben de insanlara anlatacağım.”

Nilda ekledi:
“Korkmamaları için.”

Mercan:
“Bilgi iyiliktir.”

Profesör başını salladı.
— “İşte bu yüzden buradayız.”

Bir kapı daha belirdi.

Üzerinde yazıyordu:

“GERİ DÖNÜŞ VE HATIRLAMA”

Eylül heyecanlandı.
“Sınıfa mı dönüyoruz?”

— “Evet,” dedi profesör.
— “Ama artık eskisi gibi değil.”

— “Çünkü siz değişerek dönüyorsunuz.”

Işıklar parladı.

Sınıf bir kez daha döndü.

Bir anda her şey durdu.

Işıklar söndü.
Renkler silindi.
Ve… zil sesi.

Dııırrrnn!

Eylül irkildi.
“Zil mi?”

Tibet etrafına baktı.
“Biz… sınıftayız.”

Gerçekten de öyleydi.

Sıralar yerli yerindeydi.
Tahta karşılarındaydı.
Pencerenin önünden sonbahar ışığı süzülüyordu.

Ama bir şey farklıydı.

Herkes sessizdi.

Hatice öğretmen kürsünün önünde duruyordu.
Yanında ise… Sihirli Profesör Vitalius.

Profesör artık daha sade görünüyordu.
Şapkası yoktu.
Asası yoktu.

Ama gözlerindeki bilgelik hâlâ oradaydı.

Hatice öğretmen yumuşak bir sesle konuştu:
— “Hoş geldiniz çocuklar.”

Sınıf aynı anda derin bir nefes aldı.

— “Şimdi,” dedi Hatice öğretmen,
— “bir yolculuk yaptınız.”

— “Ve bu yolculukta sadece böbrekleri değil…”
— “kendinizi de tanıdınız.”

Profesör başını salladı.
— “Ama öğrenmenin en güzel kısmı, onu anlatabilmektir.”

— “O yüzden,” dedi Hatice öğretmen gülümseyerek,
— “şimdi küçük bir tekrar yapacağız.”

— “Ama sınav gibi değil.”

— “Sohbet gibi.”

Sınıfta hafif bir rahatlama oldu.

Tibet ile Başlıyoruz

Hatice öğretmen Tibet’e döndü.
— “Tibet, ilk soruyu sana sorayım.”

— “Böbrekler neden iki tane?”

Tibet düşünmeden cevapladı:
“Yedek olsun diye değil sadece.”

“Birlikte çalışıp vücudu daha rahat dengede tutsunlar diye.”

Profesör hemen ekledi:
— “Harika.”

— “Bilmediğiniz bir bilgi ekleyeyim:
İki böbreği olan bir insanın böbrek kapasitesinin neredeyse yarısını bile günlük hayatta kullanmadığını biliyor muydunuz?”

Sınıf şaşkınlıkla baktı.

— “Yani böbrekleriniz,” dedi profesör,
— “size hep fazladan güç bırakır.”

Elif’in Sırası

Hatice öğretmen Elif’e döndü.
— “Elif, böbrekler ağrı konusunda bize ne anlatmıştı?”

Elif ciddiyetle konuştu:
“Böbrekler genelde hemen ağrımaz.”
“O yüzden küçük belirtiler önemli.”

Hatice öğretmen başını salladı.
— “Çok doğru.”

Profesör ekledi:
— “İlginç bir bilgi:
Böbreklerde ağrı sinirleri azdır.
Bu yüzden sorunlar bazen geç fark edilir.”

— “Bu da demek oluyor ki,”
— “bedeni dinlemek çok değerlidir.”

Asya Konuşuyor

— “Asya,” dedi Hatice öğretmen,
— “denge dediğimizde neyi kastediyoruz?”

Asya parmaklarını birleştirerek anlattı:
“Su, tuz ve atıkların doğru oranda olması.”

“Azı da kötü, fazlası da.”

Profesör gülümsedi.
— “Şunu ekleyeyim:
Böbrekler, vücuttaki kanın tamamını günde yaklaşık 40 kez süzer.”

Sınıftan bir “Vaaav” sesi yükseldi.

Defne Ebrar’ın Yorumu

— “Defne Ebrar,” dedi Hatice öğretmen,
— “böbrekler yorulursa vücutta ne olur?”

Defne Ebrar düşünerek cevapladı:
“Halsizlik, baş ağrısı, denge bozukluğu…”

“Ve vücut alarm verir.”

Profesör ekledi:
— “Böbrekler yorulduğunda sadece kendileri değil,
kalp ve beyin de etkilenir.”

— “Çünkü temiz kan herkesin ihtiyacıdır.”

Nilda ve Büyük Farkındalık

Hatice öğretmen Nilda’ya döndü.
— “Nilda, seni en çok etkileyen neydi?”

Nilda biraz durdu.
“Böbreklerin sessiz olması.”

“Çok çalışıp hiç şikâyet etmemeleri.”

Profesör yumuşak bir sesle ekledi:
— “İnsan vücudunda en sessiz çalışan organlar,
genelde en hayati olanlardır.”

Sınıfta kısa bir sessizlik oldu.

Mercan’ın Sözleri

— “Mercan,” dedi Hatice öğretmen,
— “alışkanlıkların etkisini nasıl anlatırsın?”

Mercan gülümsedi:
“Küçük seçimler, büyük fark yaratıyor.”

“Bir bardak su bile.”

Profesör hemen ekledi:
— “Evet.
Araştırmalar gösteriyor ki,
yeterli su içen çocukların dikkat süresi daha uzun oluyor.”

Mila şaşkınlıkla baktı.
“Gerçekten mi?”

— “Evet,” dedi profesör.
— “Beyin de temiz kan ister.”

Çınar ve Sorumluluk

Hatice öğretmen Çınar’a döndü.
— “Çınar, böbrekleri korumak kimin sorumluluğu?”

Çınar netti:
“Bizim.”

“Doktorlar yardım eder ama ilk iş bizde.”

Profesör onayladı.
— “Doğru.”

— “Doktorlar tamir eder,”
— “ama korumak günlük bir görevdir.”

Mehmet Atlas’ın Ciddi Cevabı

— “Mehmet Atlas,” dedi Hatice öğretmen,
— “tek böbrekle yaşam mümkün mü?”

“Evet,” dedi Mehmet Atlas.
“Ama dikkatli olmak şart.”

Profesör ekledi:
— “Dünyada milyonlarca insan tek böbrekle
uzun ve sağlıklı bir hayat sürüyor.”

— “Çünkü vücut uyum sağlamayı bilir.”

Eylül’ün Duygusal Yorumu

— “Eylül,” dedi Hatice öğretmen,
— “bu yolculuk sana ne hissettirdi?”

Eylül içtenlikle konuştu:
“Vücudumla daha çok arkadaş olmak istedim.”

Profesör gülümsedi.
— “Bu, duyabileceğimiz en güzel cümlelerden biri.”

Mila ve Merak

— “Mila,” dedi Hatice öğretmen,
— “en ilginç bilgi neydi sence?”

“Böbreklerin geceleri de çalışması.”

Profesör başını salladı.
— “Evet.”

— “Uyurken böbrekler,
gündüzden bile daha dikkatli süzer.”

— “Çünkü vücut kendini onarır.”

Burada Hatice öğretmen sınıfa baktı.

— “Ama henüz herkes konuşmadı.”

Profesör hafifçe gülümsedi:
— “Devamı var.”

Hatice öğretmen sınıfı süzdü.

— “Şimdi,” dedi yumuşak ama net bir sesle,
— “kalan arkadaşlarımızdan da dinleyelim.”

Profesör Vitalius arka sıraya doğru döndü.
— “Çünkü bu hikâye, hepinizin hikâyesi.”

Kıvanç’ın Fark Edişi

Hatice öğretmen Kıvanç’a baktı.
— “Kıvanç, böbreklerle ilgili seni en çok şaşırtan şey neydi?”

Kıvanç biraz düşündü, sonra konuştu:
“Böbreklerin tansiyonla ilgili olması.”

“Ben hep kalple alakalı sanıyordum.”

Profesör hemen devreye girdi:
— “Çok kişi öyle sanır.”

— “Ama böbrekler, kanın ne kadar sıvı taşıyacağını ayarlayarak
kalbin işini kolaylaştırır.”

— “Yani kalp güçlü olabilir ama böbrekler dengeyi bozarsa
kalp zorlanır.”

Kıvanç başını salladı.
“Demek ki görünmeyen işler çok önemli.”

Yaman’ın Güçlü Yorumu

Hatice öğretmen Yaman’a döndü.
— “Yaman, böbrekleri bir kelimeyle anlat desek?”

Yaman hiç düşünmedi:
“Dayanıklı.”

“Çünkü hiç durmadan çalışıyorlar.”

Profesör gülümsedi.
— “Harika bir kelime.”

— “Şunu ekleyeyim:
Böbrekler, doğduğunuz günden itibaren
tek bir gün bile tatil yapmaz.”

Sınıfta hafif bir hayranlık sessizliği oldu.

— “Bu yüzden,” dedi profesör,
— “onları yoran değil, destekleyen alışkanlıklar seçmek çok kıymetlidir.”

Defne Yaz ve Denge Kavramı

Hatice öğretmen Defne Yaz’a yöneldi.
— “Defne Yaz, ‘denge’ kelimesi senin için artık ne ifade ediyor?”

Defne Yaz sakin bir sesle konuştu:
“Her şeyin ortası.”

“Çok su da değil, hiç su da değil.”

“Çok tuz da değil, tamamen tuzsuz da değil.”

Hatice öğretmen memnuniyetle gülümsedi.
— “Hayat bilgisi tam olarak budur.”

Profesör ekledi:
— “İlginç bir bilgi daha:
Böbrekler, kandaki mineralleri ayarlarken
kemik sağlığını bile etkiler.”

Ela K şaşırdı.
“Kemikleri mi?”

— “Evet,” dedi profesör.
— “Çünkü kalsiyum dengesinde de söz sahibidirler.”

Ela K ve Günlük Alışkanlıklar

Hatice öğretmen Ela K’ya döndü.
— “Ela, bugün öğrendiklerinden sonra
yarın sabah farklı yapacağın bir şey var mı?”

Ela K gülümsedi.
“Uyanır uyanmaz su içmek.”

Sınıftan onaylayan sesler yükseldi.

Profesör ekledi:
— “Gece boyunca böbrekler çalışır ama
vücut susuz kalır.”

— “Sabah içilen ilk su,
böbreklere ‘günaydın’ demek gibidir.”

Ela Y ve Farkındalık

— “Ela Y,” dedi Hatice öğretmen,
— “vücudumuzu dinlemek neden önemli?”

Ela Y düşündü.
“Çünkü vücut konuşuyor ama bağırmıyor.”

Profesör başını salladı.
— “Evet.”

— “Vücut genelde önce nazikçe uyarır.”

— “Dinlemezsek, sesi yükselir.”

Sınıfta bu cümle uzun süre yankılandı.

Aziz ve Sorumluluk

Hatice öğretmen Aziz’e baktı.
— “Aziz, böbrekler bize ne öğretmiş olabilir?”

Aziz net konuştu:
“Sorumluluk.”

“Kimse benim yerime su içemez.”

Profesör gülümsedi.
— “Çok doğru.”

— “Sağlık, başkasına devredilebilen bir şey değildir.”

Can ve Merak

Hatice öğretmen Can’a döndü.
— “Can, en çok hangi sorunun cevabı seni şaşırttı?”

Can biraz gülerek cevapladı:
“Böbreklerin bizi unutmamıza kızması.”

Sınıf güldü.

Profesör ekledi:
— “Böbrekler duygulanmaz ama
ihmalden etkilenir.”

— “Bu yüzden hatırlanmak isterler.”

Atlas ve Büyük Resim

— “Atlas,” dedi Hatice öğretmen,
— “bu hikâyeden genel olarak ne çıkardın?”

Atlas düşünerek konuştu:
“Vücut tek tek parçalardan değil,
birlikte çalışan bir sistemden oluşuyor.”

Profesör onayladı.
— “İşte bilimsel bakış açısı.”

— “Bir organı anlamak için
diğerlerini de düşünmek gerekir.”

Ali ve Cesaret

Hatice öğretmen Ali’ye döndü.
— “Ali, başta biraz çekinmiştin.
Şimdi ne hissediyorsun?”

Ali gülümsedi.
“Daha az korkuyorum.”

“Çünkü artık neyin neden olduğunu biliyorum.”

Profesör yumuşak bir sesle ekledi:
— “Bilgi, korkunun en güçlü ilacıdır.”

Zehra ve Şefkat

— “Zehra,” dedi Hatice öğretmen,
— “böbrek bağışı bölümünde ne hissettin?”

Zehra gözlerini indirdi.
“Birine yardım etmenin ne kadar büyük olduğunu.”

“Ama bunun zorunlu olmadığını da.”

Profesör başını salladı.
— “Evet.”

— “Gerçek iyilik,
özgür iradeyle yapılan iyiliktir.”

Ege ve Sonuç

Hatice öğretmen Ege’ye döndü.
— “Ege, bu dersten sonra çevrene ne anlatırsın?”

Ege kararlıydı.
“Böbreklerimizi sadece hasta olunca hatırlamamamız gerektiğini.”

“Her gün.”

Sınıfta derin bir sessizlik oldu.

Hatice Öğretmen’in Altın Kuralları

Hatice öğretmen tahtaya yaklaştı ve yazdı:

BÖBREKLER İÇİN 5 ALTIN KURAL

  1. Su içmeyi erteleme
  2. Tuzu abartma
  3. Hareket et
  4. Vücudunu dinle
  5. Bilgiyi paylaş

— “Bunlar sadece böbrekler için değil,” dedi,
— “hayat için.”

Profesörün Son Sürprizi

Profesör Vitalius sınıfın ortasına geçti.

— “Size son bir bilgi bırakıyorum,” dedi.

— “İnsan vücudu, kendine iyi bakıldığında
şaşırtıcı bir iyileşme ve uyum gücüne sahiptir.”

— “Ama bunun için bilgi + alışkanlık + farkındalık gerekir.”

Sonra çocuklara baktı.

— “Bugün siz bunların hepsini kazandınız.”

Işıklar hafifçe parladı.

Profesör geri çekilirken sesi yankılandı:
— “Unutmayın…”

— “Böbrekleriniz konuşmaz.”

— “Ama siz dinlerseniz, her şeyi anlatırlar.”

Ve sonra… yok oldu.

Zil çaldı.

Ama bu sefer kimse hemen kalkmadı.

Herkes biraz düşündü.

Tibet çantasına su şişesini koydu.
Mila arkadaşına gülümsedi.
Nilda defterine bir not düştü:
“Vücudunla arkadaş ol.”

Hatice öğretmen sınıfa baktı.

— “İşte,” dedi,
— “gerçek öğrenme böyle bir şey.”

Ve hikâye burada bitti.

Lakin çocukların yolculuğu… Yeni başlıyordu. 🌱✨

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Dr Mustafa KEBAT

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Karaciğer – Böbrek ve Su – Küçük Gençlere

Sınıfta sessiz bir merak havası vardı. Nilda’nın derste sorduğu “Neden su içmeliyiz?” sorusuyla başlayan sihirli macera, bu hafta da çocuklara yeni bir organın sırlarını öğretecekti. Bugün sıra Karaciğer ve Böbrek gibi önnemli iki organdaydı.

Hatice öğretmen öğrencilerinin yüzlerine baktı. Her birinin gözleri pırıl pırıl parlıyordu.

Hatice öğretmen gülümsedi:
— Çocuklar, bugün Karaciğer – Böbrek ve suyla olan bağımızı öğreneceğiz. Hazır mısınız?

Sınıf hep bir ağızdan bağırdı:
— Hazıııırız!

Hatice öğretmen, ellerini üç kez birbirine vurdu. Sınıf bir anda rengârenk ışıklarla doldu. Tavandan sarkan damlacıklar gökkuşağı gibi parlıyor, sıralar denizin dalgaları gibi sallanıyordu. Tam o anda Sihirli Profesör ortaya çıktı. Gözlüğünü düzeltti, cübbesini savurdu ve gür bir sesle konuştu:

— Merhaba meraklı kâşifler! Bugün sizi Karaciğer ve Böbreklerinizin sihirli dünyasına gidiyoruz, suyun orada nasıl gizli bir kahraman olduğunu göstereceğim!

Çocuklar alkışlarla bağırdı. Sihirli Profesör Su’nun asasını bir kez daha kaldırmasıyla sınıftaki çocuklar ışıklarla dolu bir tünelden kayarak vücudun içinde başka bir yere ilerlediler. Bu kez doğduklarından beri sürekli çalışan bir organa doğru gidiyorlardı: Karaciğer.

Işık dağıldığında önlerinde büyük, pembe-turuncu bir dağ gibi organ belirdi. Renkli damarlar içinden su damlaları geçiyordu; damarların etrafı berrak sıvı tabakalarıyla, sanki bir nehir sistemi gibiydi.

Profesör Su, sesi yankılanarak duyuldu:
“Hoş geldiniz çocuklar, ‘Karaciğer Dünyası’na! Burası vücudunuzun kimyasal fabrikası, temizleyici istasyonu ve suyun sihirli dostu diyebileceğimiz organdır. Şimdi size öğreteceğim: karaciğer neden suyu sever, su karaciğer için neden hayat demektir?”

Mehmet Atlas merakla öne fırladı:
“Profesör, karaciğer ne yapar ki bu kadar önemli? Sakın sadece kanı temizlemek falan değildir?”

Profesör Su başını salladı:
“Hiç de öyle değildir Mehmet Atlas. Karaciğer birçok işi birden yapar. Sadece kanı temizlemek değil; besinleri enerjilere dönüştürmek, toksinleri atmak, yağları parçalamak, vitaminleri depolamak, hatta bağışıklık sistemiyle yardımlaşmak gibi görevleri vardır. Su olmadan bu işler zayıf kalır.”

Profesör bastonunu yere vurdu ve birden havada altın harflerle yazılar belirdi:

  1. Besinleri işler.
  2. Zehirli maddeleri temizler.
  3. Yağları sindirmeye yardım eder.
  4. Kan şekerini dengeler.
  5. Vitamin ve mineralleri depolar.

Çocuklar büyülenmiş gibi baktılar.

Toprak, gözleri merakla parlayarak sordu:
“Besinleri enerjilere dönüştürmek derken ne demek? Örneğin ben yediğim yemeği nasıl kullanıyorum bu karaciğer sayesinde?”

Profesör Su gülerek:
“Çok güzel bir soru Toprak. Diyelim ki kahvaltıda yumurta yedin, süt içtin, ekmek yedin. Karaciğeriniz bu besinlerdeki yağları, proteinleri ve karbonhidratları parçalar. Karbohidratlardan glikoz çıkar, bu vücuda enerji sağlar. Yağları metabolize eder; yani yakıt olarak kullanılabilecek hale getirir. Proteinlerin artakalan kısmını işler.”

Profesör Su su damlalarını elinde tutar gibi göstererek devam etti:
“Su, karaciğerin en büyük yardımcısıdır. Çünkü karaciğer içindeki tüm kimyasal reaksiyonlar sulu ortamda gerçekleşir. Enzimler adı verilen bu küçük biyolojik makineler, besinleri parçalama, toksinleri dönüştürme işlerini su içinde yaparlar. Su, adeta bu reaksiyonların zemini gibidir.”

Defne Yaz merakla sordu:
“Enzim dediğiniz şey neydi, Profesör?”

Profesör Su:
“Enzimler, karaciğerinizde bulunan özel proteinlerdir. Bir simya laboratuvarındaki kimya katalizörleri gibi; besinleri ya da zararlı maddeleri (toksinleri) dönüştürürler. Ama bu işlemi hızlandırmak için su gerekir. Eğer yeterince su olmazsa, bu enzimler etkisizleşir.”

Mercan:
“Yani suyu az içmek karaciğerin yavaş çalışmasına neden olur mu?”

Profesör Su:
“Evet Mercan. Susuz kalınca karaciğer yeterince verimli çalışamaz. Toksinler birikir, yağ metabolizması bozulur, hatta karaciğer yağlanması gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu durumda kişi yorgunluk, mide rahatsızlığı, hormon düzensizlikleri gibi belirtiler hissedebilir.”

Ege parmağını kaldırdı:
“Benim duyduğum bir şey var: ‘karaciğer glikojen saklar’ deniyor. Glikojen ne demek?”

Profesör Su:
“Glikojen, karaciğerin bir tür enerji deposudur. Senin hücrelerin beklemediği zamanlar için glikozu depo eder. Yani yemek yediğinde karaciğer fazladan glukozu glikojen olarak saklar. Suyun yardımıyla bu saklama işlemi dengeli olur. Susuzluk varsa bu işlemler zorlaşır.”

Nilda:
“Peki toksinler nasıl birikir? Zararlı nedir?”

Profesör Su:
“Toksin, vücut için zararlı olan bütün kimyasal madde demektir: örneğin sigara dumanındaki kimyasallar, alkol, ilaçların fazlası, hatta çevreden gelen bazı ağır metaller gibi. Karaciğer bu toksinleri alır, onları daha zararsız bileşenlere dönüştürür veya vücuttan atılmasını sağlar (idrar, safra yoluyla). Su olmazsa bu atma işlemi zorlaşır; toksinler karaciğerde kalır ve zarar verir.”

Çocuklar karaciğerin farklı bölümlerinde gezerken, birden ortam kararmaya başladı. Dev bir alan gördüler. Burada siyah, bulanık sıvılar biriktirilmişti.

Ela ürpererek:
“Bu nedir profesör? Çok kirli görünüyor!”

Profesör bastonunu salladı:
“Bunlar vücudumuza giren zararlı maddeler. Karaciğeriniz bunları yakalayıp zararsız hale getiriyor. Mesela ilaç içtiğinizde, fazla kalmaması için burada parçalanıyor. Ya da fast-food gibi yağlı yiyecekler yediğinizde, onların fazlasını depoluyor.”

Toprak merakla eğildi:
“Peki burada su ne işe yarıyor?”

Profesör açıkladı:
“Su olmazsa bu zehirli maddeler yoğunlaşır, yani daha koyu hale gelir. Ama su sayesinde seyreltildiği için karaciğer onları daha kolay parçalar ve böbreklere gönderir.”

Mehmet Atlas ellerini beline koydu:
“O zaman su içmezsek zehirler daha uzun süre vücudumuzda kalır, öyle mi?”

“Kesinlikle Atlas! İşte bu yüzden su içmek, vücudunuzu temizlemenin en kolay yoludur.”

Toprak titreyerek:
“Profesör, susuz kalırsak karaciğer çok mu yorulur?”

Profesör Su:
“Kesinlikle. Bu durumda karaciğer hücreleri (hepatositler denir) su kaybeder. Su azaldıkça hepatositler ya daralır ya şişer; her iki durumda da fonksiyonları bozulur. Ayrıca karaciğerin kandaki suyu dengede tutma görevi de sekteye uğrar.”

Ali:
“Bu nedenle mi susuz kaldığımda enerjim düşüyor?”

Profesör Su:
“Evet Ali. Karaciğer enerjiyi dengeli şekilde kullanamazsa, glikojen depolarını etkili şekilde açamaz, kan şekerini düzgün kontrol edemez. Sonuçta bedenin genel enerji üretimi düşer, halsizlik olur.”

Eylül:
“Profesör, hepatosit ne demek?”

Profesör Su:
“Harika bir soru Eylül. Hepatosit, karaciğerin ana hücreleridir. Onlar karaciğerin bütün işlerini yapar: besinleri metabolize eder, toksinleri temizler, safra üretir. Safra adı verilen sıvı, sindirim için önemlidir. Özellikle yağların sindirilmesine yardımcı olur.”

Mila:
“Amonyak diye bir şey duymuştum. Karaciğerle ilgili mi?”

Profesör Su:
“Evet Mila. Amonyak, protein sindirimi sırasında oluşan bir atık maddedir, vücut için zehirli olabilir. Karaciğer bu amonyağı daha az zararlı maddelere dönüştürür. Bu iş ‘detoksifikasyon’ yani toksin temizleme sürecinin bir parçasıdır. Su, bu işlem sırasında enzimlerin çalışması ve moleküllerin taşınması için olmazsa olmazdır.

Can:
“Profesör, peki ben sabah kalkınca su içince daha mı iyi uyanıyorum? Çünkü annem hep diyor ‘kahvaltıdan önce bir bardak su iç.’”

Profesör Su:
“Evet Can. Sabah uyandıktan sonra vücut gece boyunca su kaybeder. Karaciğer çalışmaya başlarken bu su kaybını hissetmemesi için suya ihtiyaç duyar. Ayrıca açlık sonrası kan şekeri düşmüştür; su içmek bu düşüşü hafifletir, karaciğer daha dengeli çalışmaya başlar.”

Defne Yaz:
“Ben bazen tatlı su yerine kola gibi içecekler içiyorum. O da sayılır mı?”

Profesör Su:
“İçecekler de su içer ama içinde şeker, asit, katkı maddeleri varsa karaciğer ekstra çalışmak zorunda kalır. Doğal, sade su her zaman en iyisidir.”

Mercan:
“Karaciğerin yorulduğu nasıl anlaşılır?”

Profesör Su:
“Yorgunluk, iştah kaybı, hazımsızlık, sararma (cilt, gözlerin beyaz kısmı), karın ağrısı gibi belirtiler olabilir. Ama bunlar başka şeylerden de olabilir. En iyisi suyu düzenli içmek, dengeli beslenmek, doktor kontrolü.”

Profesör Su ellerini şıklattı; etraflarındaki damarlar parlamaya başladı, karaciğerdeki hücreler daha canlı görünür oldu.

Defne Ebrar:
“Profesör, şu anda bir şey değişti mi?”

Profesör Su:
“Evet! Su içerseniz, karaciğer hücrelerine su dolar, hepatositler daha sağlıklı çalışır, toksinleri daha hızlı atar, yağ metabolizması düzgün olur. Ayrıca su sayesinde karaciğerinizin depoladığı vitaminler ve mineraller (örneğin A, D, E, K gibi yağda çözünür vitaminler ve bazı B vitamini türleri) daha etkin kullanılır.”

Aziz:
“Vitamin derken, bunlar ne işe yarıyor?”

Profesör Su:
“Vitaminler vücudun büyümesi, bağışıklık sistemi, hücre onarımı gibi pek çok iş için gereklidir. Örneğin K vitamini kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur. Eğer karaciğer sağlıksız olursa bu vitaminler düzgün kullanılmaz.”

Toprak:
“Profesör, biz karaciğerimizi nasıl koruyabiliriz?”

Profesör Su:
“Çok güzel bir soru Toprak, çünkü korumak en önemli iş. İşte bazı öneriler:

  1. Yeterince su içmek. Her gün, özellikle sıcak havalarda, spor yaptıktan sonra suskunluk hissetmeden su içmek.
  2. Dengeli beslenmek: Çok yağlı yiyecekler, fazla işlenmiş gıdalar karaciğer için yük olabilir. Sebze, meyve, tam tahıllar, az yağlı protein kaynakları, sağlıklı yağlar tercih edilmeli.
  3. Alkol kullanmamak (siz yaştayken değil ama ileride dikkat edilmesi gereken bir şey).
  4. İlaçları doktor tavsiyesiyle kullanmak, gereksiz ilaçlardan kaçınmak.
  5. Düzenli uyku ve hareket: Su ve oksijen karaciğerin yenilenmesi için çok önemlidir.”

Nilda:
“Profesör, karaciğer su olmadan yağ depolamaya başlar mı?”

Profesör Su:
“Evet Nilda. Su eksikliğiyle birlikte metabolizma bozulunca karaciğer yağlanabilir. Bu durum non-alkolik karaciğer yağlanması denir. Sadece kilo değil, hayat tarzıyla da ilgilidir.”

Mehmet Atlas:
“Profesör, ben hep merak ederim: insanlar spor yaptığında neden kasları çalışır, terler ama karaciğer niye ek çalışır? Su içince kaslar mı daha iyi çalışır?”

Profesör Su:
“Merhametli soru Mehmet Atlas. Evet, su içince kaslar daha iyi performans gösterir çünkü su, kanı inceltir ve yakıt (glikoz) ile oksijenin taşınmasını kolaylaştırır. Karaciğer de bu yakıtı sağlar; su eksikliğinde bu süreç yavaşlar, kaslarda kramp, yorgunluk olur. Ayrıca spor sonrası vücutta oluşan bazı artık maddeler (laktat gibi) karaciğer tarafından temizlenir; su burada diş gibi işlev görür.”

Toprak (hazır fırsatı kaçırmayarak):
“Demek ki su sadece içtiğimiz içecek değil, vücudun her köşesini etkileyen görünmez bir el gibi. Karaciğer diyetimiz, su içme alışkanlığımız, uyku düzenimiz, hepsi birleşince sağlıklı kalıyoruz.”

Profesör Su:
“Aynen Toprak. Su sadece susuzluğu gidermiyor; bütün sistemlerin düzgün çalışmasını sağlıyor. Karaciğer vücudun kimyasal deposu gibidir; senin içtiğin su, yediğin yiyecek, yaptığın hareket, hepsi karaciğerine mesaj verir: ‘İyi ki buradayım!’”

Profesör Su nihayet yolculuğu sonlandırmak üzere asasını çevirdi. Karaciğerin damarları ışıl ışıl oldu, toksinler temizlenmiş gibi parlak hücreler göründü. ve çocuklara dönerek:

“İşte su ile karaciğerin dansı budur. Siz yeterince su içmezseniz bu dans aksar; toksinler birikir, yağlar artar, enerji düşer, sağlık zarar görür. Ama suyu düzenli içerseniz karaciğer her sabah tazelendiğinizi söyler.”

Sihirli Profesör Su, asasını hafifçe salladı. Sınıf bir anda başka bir yere sürüklenmeye başladı. Çocuklar gözlerini açtıklarında, karşılarında iki fasulye şekilli, koyu kırmızı renkte kocaman organ gördüler. Bu organların etrafından mavi ve kırmızı damarlar geçiyor, içlerinden su damlacıkları ve küçük kristaller ışıl ışıl parlıyordu.

Profesör Su:
“Hoş geldiniz çocuklar! İşte böbrekler… Vücudunuzun suyu yöneten, kanı süzen, dengeyi sağlayan inanılmaz makineler.”

Çocuklar büyülenmiş gibi etrafı inceliyordu. Kimi böbreklerin kıvrımlarına, kimi akan damarların parıltısına bakıyordu.

Nilda:
“Öğretmenim… yani Profesör, böbrekler sadece idrar yapmak için mi var? Çünkü hep öyle duydum.”

Profesör Su (gülümseyerek):
“Harika bir soru Nilda. Evet, böbrekler idrar üretir, ama asıl işleri çok daha büyüktür. Böbrekler kanınızı sürekli süzer, fazla suyu, tuzu ve zararlı maddeleri ayıklar. Böylece vücudunuzun dengesini korurlar.”

Toprak:
“Yani böbrekler bir tür filtre mi?”

Profesör Su:
“Aynen öyle Toprak! Tıpkı bir akvaryum filtresi gibi. Eğer balık akvaryumunda filtre çalışmazsa su bulanır, balıklar hasta olur. Sizde de böbrekler çalışmazsa kanınız kirlenir, vücut zehirlenir.”

Mehmet Atlas:
“Profesör, bu böbreğin içinde neler var? Niye böyle kıvrımlı görünüyor?”

Profesör Su:
“Böbreğin içinde milyonlarca küçük süzgeç vardır. Bunlara ‘nefron’ denir. Her böbrekte yaklaşık 1 milyon nefron bulunur. Nefronlar kanı süzer, faydalı maddeleri geri alır, zararlıları idrarla atar.”

Ege:
“Bir milyon mu? O kadar çok süzgeçle kan çok mu hızlı temizleniyor?”

Profesör Su:
“Evet Ege! Böbrekleriniz her gün yaklaşık 180 litre kanı süzer. Ama merak etmeyin, bu 180 litrenin çoğu geri emilir. Yani faydalı su ve maddeler tekrar kana katılır, sadece atılması gereken 1-2 litre idrar olarak çıkar.”

Elif:
“Peki Profesör, su içmezsek böbrekler nasıl çalışır?”

Profesör Su:
“Çok güzel soru Elif. Su olmazsa böbrekler kanı süzerken zorlanır. Çünkü idrarı oluşturmak için suya ihtiyaçları vardır. Susuz kalırsanız, idrarınız koyulaşır, içinde daha fazla tuz ve zararlı madde birikir. Bu da taşlara ya da böbrek hasarına yol açabilir.”

Ela:
“Yani idrarın rengine bakarak susuz olup olmadığımızı anlayabilir miyiz?”

Profesör Su:
“Aferin Ela! Evet, idrarınız açık sarıysa suyunuz yeterli demektir. Koyu sarı veya kahverengi ise susuzsunuz demektir.”

Çınar:
“Profesör, sadece suyu mu dengeliyorlar?”

Profesör Su:
“Hayır Çınar. Böbrekler aynı zamanda tuz ve mineralleri de dengeler. Örneğin sodyum, potasyum, kalsiyum gibi mineraller kasların ve sinirlerin çalışması için gereklidir. Fazlası zararlı olur. Böbrekler bunları ayarlar.”

Aziz:
“Benim annem bazen ‘tansiyonun tuzla ilgisi var’ diyor. Bu da böbrekle mi alakalı?”

Profesör Su:
“Evet Aziz. Böbrekler tuz dengesini ayarlayamazsa, kanda fazla tuz kalır. Bu da suyu çeker, damarlar şişer ve tansiyon yükselir. Su içmek böbreklere yardımcı olur, dengeyi sağlar.”

Eylül:
“Profesör, böbreklerin hormon ürettiğini duydum. Doğru mu?”

Profesör Su:
“Bravo Eylül, çok doğru! Böbrekler sadece süzgeç değildir, aynı zamanda küçük kimya fabrikalarıdır. Mesela ‘eritropoietin’ adlı hormon üretirler. Bu hormon, kemik iliğine ‘daha fazla kırmızı kan hücresi yap’ diye emir verir. Böylece kanınız oksijen taşımada güçlenir.”

Zehra:
“Demek ki böbrekler olmasa kanımız da eksik olurmuş!”

Profesör Su:
“Aynen öyle Zehra. Ayrıca böbrekler D vitaminini de aktif hale getirir. D vitamini kemiklerinizin güçlü olması için kalsiyumu kontrol eder. Suyun yeterli olması, bu süreçlerin düzenli çalışmasını sağlar.”

Defne Yaz:
“Profesör, bazen böbrek taşı diye bir şey duyuyorum. O da suyla mı ilgili?”

Profesör Su:
“Çok güzel nokta Defne. Evet, böbrek taşları genellikle yeterince su içmeyince oluşur. Çünkü idrardaki tuzlar yoğunlaşır, kristaller haline gelir ve birleşip taş oluşturur. Su içmek bu kristallerin oluşmasını engeller.”

Kıvanç:
“Taş olursa çok mu acır?”

Profesör Su:
“Evet Kıvanç, böbrek taşı idrar kanalından geçerken çok şiddetli ağrı yapabilir. Onun için düzenli su içmek en iyi korumadır.”

Profesör asasını salladı. Çocukların gözleri önünde böbreğin içindeki damarlar kurur gibi oldu, nefronlar zorlanıyordu.

Mercan:
“Profesör, böbrekler niye böyle zorlanıyor?”

Profesör Su:
“Çünkü vücut susuz kaldığında böbrekler fazla suyu idrara veremez. Vücut suyu tutmaya çalışır. İdrar çok az ve çok koyu olur. Bu böbreklere yük bindirir.”

Yaman:
“Demek ki ben su içmezsem böbreğim aslında beni korumak için daha çok çalışıyor, ama kendisi zarar görüyor!”

Profesör Su:
“Harikasın Yaman! İşte tam olarak öyle. Su içmek böbreğe teşekkür etmektir.”

Mila:
“Ben bazen oyun oynarken saatlerce su içmeyi unutuyorum. Ama susadığımı hissediyorum. O zaman mı tehlikeli?”

Profesör Su:
“Evet Mila. Susuzluk hissi başladığında aslında vücudun geç kalmış bir alarm verir. En iyisi gün boyunca aralıklarla su içmek.”

Defne Ebrar:
“Ben anneme hep sorarım, ‘süt de su yerine geçer mi?’ diye. Gerçekten geçer mi?”

Profesör Su:
“Süt, meyve suyu gibi içecekler su içerir ama onların içinde başka maddeler de vardır. En temiz ve en kolay faydalanılacak içecek sudur. Yani en iyi tercih her zaman sudur.”

Mehmet Atlas:
“Profesör, ben düşündüm de: böbrekler aslında sürekli kanı yıkayan çamaşır makineleri gibi. Su deterjan gibi, kirleri söküyor. Doğru mu?”

Profesör Su:
“Muhteşem benzetme Mehmet Atlas! Evet, böbrekler çamaşır makinesi gibidir. Ama deterjan yerine en büyük yardımcısı sudur.”

Toprak:
“Ben de şunu merak ediyorum: Eğer biz çok su içersek böbrekler yorulur mu?”

Profesör Su:
“Çok güzel düşünce Toprak. Normal şartlarda sağlıklı böbrekler fazla suyu kolayca atar. Ama çok aşırı (örneğin kısa sürede 6-7 litre) içerseniz, kandaki tuzlar aşırı seyrelir. Bu da tehlikeli olabilir. Yani her şeyde denge önemlidir.”

Ali:
“Profesör, böbreğimizi nasıl koruyacağız?”

Profesör Su:
“İşte altın kurallar:

  1. Düzenli su için (günde 6-8 bardak).
  2. Çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun.
  3. Gazlı ve aşırı şekerli içecekleri az için.
  4. Hareket edin, terleyin ama kaybettiğiniz suyu geri koyun.
  5. Gereksiz ilaç kullanmayın; bazı ilaçlar böbreğe yük olabilir.”

Asya Naz:
“Profesör, ben hep terleyince çok susuyorum. O zaman böbreklerim mi alarm veriyor?”

Profesör Su:
“Evet Asya Naz. Terle su kaybedince böbrekler kanın yoğunlaştığını fark eder ve susama hissini artırır.”

Profesör asasını tekrar salladı. Böbrekler yeniden canlandı, damarlar parladı, nefronlardan berrak su damlacıkları geçti. Çocuklar büyülenmiş gibi baktı.

Profesör Su:
“İşte çocuklar, böbreklerinizin sırrı budur. Onlar vücudunuzun filtresi, suyunuzun dostu, dengenizin koruyucusudur. Onlara iyi davranın, bolca su için.”

Çocuklar bir anda sınıfta olduklarını gördüler. Hepsi ellerini bardaklarına götürdü, gülümseyerek su içti.

Hatice Öğretmen:
“Harikasınız çocuklar! Şimdi artık su içmenin böbrekler için ne kadar önemli olduğunu öğrendiniz.”

✅ ✅ ✅
Öğrendiklerimizi Tekrar edelim
  • Karaciğer, vücudun kimya laboratuvarıdır: besinleri enerjiye çevirir, toksinleri temizler, yağ metabolizmasını düzenler.
  • Su bu işlemlerin zemini; enzimlerin çalışması, besinlerin taşınması, toksinlerin atılması için gereklidir.
  • Dehidrasyon su eksikliği, karaciğer fonksiyonlarını bozar. Yorgunluk, hazımsızlık, vücut sistemlerinde bozulma olur.
  • Su içmek günlük hayatta her zaman aklımızda olmalı: yemeklerden önce, spor sonrası, sıcak havalarda, uyanınca.
  • Böbrekler, vücudun filtresidir; kanı süzer, zararlı maddeleri idrarla atar.
  • Su içmek böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır, taş oluşumunu engeller.
  • Böbrekler hormon üretir: eritropoietin (kan hücreleri için), aktif D vitamini (kemikler için).
  • İdrar renginiz susuzluk durumunuzu gösterir.
  • Dengeli su içmek sağlığın temelidir.

Küçük gençler, devamı bir sonraki yazıda…

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Dr Mustafa KEBAT

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İşe Giriş Muayenesinde Böbrek Fonksiyon Testleri (BUN, Üre, Kreatinin) Neden Yapılır?

Değerli Çalışan Arkadaşlarımız,
“İşe Giriş Muayenesinde Böbrek Fonksiyon Testleri (BUN, Üre, Kreatinin) Neden Yapılır?” Diye Merak Edenler İçin…

Yeni bir işe başlarken sizden istenen ilk adım nedir?
Doğru, işe giriş muayenesi!
İşte bu muayene sırasında bazı kan testleri yapılır. İçlerinden bazıları belki kulağınıza yabancı gelmiştir:
BUN, Üre, Kreatinin…

“Acaba bu testler ne işe yarıyor? İşle ne ilgisi var?” diyorsanız, şimdi birlikte detaylara bakalım.
Hem kolay, hem önemli bilgilerle sizleri aydınlatalım…

🧪 🧪 🧪
BUN, Üre ve Kreatinin Nedir?

Bu üç test, böbreklerinizin ne kadar sağlıklı çalıştığını gösteren kan testleridir.
Böbreklerimiz, tıpkı bir süzgeç gibi, kanımızdaki zararlı atıkları temizler. Bu atıkların başında da üre ve kreatinin gelir.

  • BUN (Kan Üre Azotu): Kanda biriken azot miktarını ölçer.
  • Üre: Proteinlerin parçalanması sonucu oluşan bir atıktır. Normalde idrarla atılır.
  • Kreatinin: Kaslardan salınan bir madde olup, böbrek sağlığının hassas bir göstergesidir.

Bu değerlerin yüksek olması, böbreklerin süzme işini tam yapamadığını gösterir.

🩺 🩺 🩺
Peki, İşe Giriş Muayenesinde Neden Bu Testler Yapılır?
1. Böbrekler Sessizce Yıpranabilir – Erken Fark Edilsin Diye

Böbrek hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerler. Başta ağrı yapmaz, belirti vermez.
Ama işe giriş muayenesinde yapılan BUN, Üre ve Kreatinin testleri, bu sessiz sorunları erkenden yakalayabilir.

Örnek: Hüseyin Bey bir tekstil fabrikasında çalışmak üzere başvurmuştu. İşe giriş muayenesinde kreatinin değeri beklenenden yüksekti. Hekim onu nefroloji uzmanına yönlendirdi ve başlangıç seviyesindeki böbrek yetmezliği erkenden teşhis edildi. Şimdi tedavi altında ve sağlıklı.

✅ 2. Çalışma Ortamı Böbrekleri Etkileyebilir – Risk Varsa Bilinmeli

Bazı işyerlerinde:

  • Kimyasal maddeler (boya, tiner, yapıştırıcı),
  • Aşırı sıcak,
  • Ağır fiziksel efor,
  • Susuz kalma riski (inşaat, temizlik, tarım gibi)

böbrekler üzerinde fazladan yük oluşturabilir.

İşe giriş muayenesi sırasında böbrek fonksiyonlarının kontrol edilmesi, bu gibi ortamlarda çalışacak kişilerin sağlıklı ve dayanıklı olup olmadığını anlamak için önemlidir.

✅ 3. İlaç Kullanımı ve Kronik Hastalıklar Varsa Takip Gerekir

Bazı çalışanlar sürekli ilaç kullanıyor olabilir.
Ağrı kesiciler, tansiyon ilaçları, antibiyotikler uzun süreli kullanımda böbrekleri zorlayabilir.

Ayrıca:

  • Şeker hastalığı
  • Yüksek tansiyon
  • Gut hastalığı gibi durumlar da böbrek sağlığı için risklidir.

İşe giriş muayenesinde bu testler yapılmadan işe başlamak, hem işveren hem çalışan için ileride sağlık sorunlarına neden olabilir.

✅ 4. Ağır İşte Sağlam Vücut Gerekir – Böbrekler Buna Dahil

İnşaat, temizlik, taşımacılık, gece vardiyası, tarım, sağlık, güvenlik…
Bu gibi işler hem fiziksel hem de metabolik dayanıklılık ister.

İşe giriş muayenesi sırasında böbreklerin sağlıklı olup olmadığına bakmak, iş için gerçekten uygun olup olmadığınızı belirler.

⚠️ ⚠️ ⚠️
Böbrek Sorunları Nelere Yol Açar?
  • Halsizlik, baş dönmesi
  • Aşırı susama veya idrar sorunları
  • Bacaklarda şişlik
  • Kan basıncında düzensizlik
  • Yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü

Bu şikâyetler iş verimini ciddi oranda düşürür. İş kazası riskini artırabilir.

İşe giriş muayenesi sayesinde bu sorunlar daha başlamadan önlenebilir.

⏱ ⏱ ⏱
Testler Nasıl Yapılıyor?

Çok basit:

  • Sadece bir tüp kan alınıyor.
  • Aç karnına olmak gerekebilir (hekiminiz bilgilendirir).
  • Sonuçlar genellikle aynı gün çıkıyor.

Zahmetsiz, ağrısız ama çok bilgi veren bir test!

🧠 🧠 🧠
Sonuç Olarak…

İşe giriş muayenesi, sadece bir formalite değil; sizin ve çevrenizin güvenliği için bir koruma kalkanıdır.
BUN, Üre ve Kreatinin testleri ise bu kalkanın önemli bir parçasıdır.

Bu sayede:

  • Sağlık durumunuzu öğrenirsiniz,
  • İşe güvenle başlarsınız,
  • Gerekiyorsa önlem alınır ve tedavi erkenden başlar.

“Sağlam insan sağlam iş çıkarır.”
Böbrekler vücudun filtresidir. Bu filtreler tıkalıysa, sadece sağlık değil, iş performansı da bozulur.

İşe giriş muayenesinde yapılan böbrek testlerini önemseyin.
Çünkü bu testler, sadece işe değil, hayata da sağlıklı bir başlangıç yapmanızı sağlar.

Unutmayın: Bir tüp kanla, büyük sorunların önüne geçebilirsiniz.

Dr. Mustafa KEBAT

İşe Giriş Muayeneleri – Tetkik ve Tahlilleri için firmamız Tetkik OSGB yi arayabilirsiniz.

📞 İsterseniz randevu alabilirsiniz:
📍 Telefon: +90 232 265 20 65 Laboratuvar Telefonumuz: +90 541 125 15 82

📍 Ya da randevusuz da gelebilirsiniz:
🕗 Hafta içi her gün: 08.30 – 17.30 saatleri arasında başvurabilirsiniz.

Cennetoglu Mh., Foliage Cd., Modeko Selgeçen Is Merkezi, No: 230 Kat:4 Daire:424-425, Cennetoğlu, 35110 Karabağlar/İzmir, Türkiye

Hizmetlerimiz Laboratuvar ve muayene ile de sınırlı değil.

İlk yardımcı olmak isteyenler eğitimlerimize katılabilirler.

Hijyen Mesleki Eğitim Belgesi almak isteyenlere de çözümümüz mevcut.

Mesleki Eğitim Belgesi için yine sizlere destek veriyoruz.

İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili tüm konularda her daim sizlerin hizmetindeyiz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Böbreklerinizin Sesine Kulak Verin

Organlarınıza kulak veriyor musunuz?

Muazzam dizayn edilmiş olan vücudunuzun her bir organı kendi dillerinde size seslenir. Özellikle yanlışlarında size ilk başlarda fısıldarken yanlışlara devam ettiğiniz takdirde zaman içerisinde haykırırlar. Ki o safhaya gelindiğinde diğer organlarınızdan da sesler gelmeye başlamıştır.

Peki siz organlarınıza kulak veriyor musunuz?

Tıp mı okudum ki bileyim

Olur mu öyle canım, daha neler” vb gibi pek çok farklı cevap – reaksiyon verdiğinize eminim.

Bir kısmınız keyfine/kafasına göre ilaç yazdırmayı biliyor..!!

Hatta; ilaç yazdırırken hiç eksik etmedikleri cümleler;

insan kendi kendinin doktoru olmalı

Ben kendimi biliyorum

Bana yarayan ilaçları biliyorum” demeyi de biliyorlar.

Lakin vücutlarının – organlarının seslerini dinlemeyi bilmiyorlar.

Merak edenler için;

Organlarınızın sesine nasıl kulak vereceğiniz konusuna böbreklerinizden başlayalım.

Eğer dikkatle okur ve biraz da pratik yaparsanız, böbrekleriniz sıkıntıda olduklarında ilk başta önemsiz ve normal görünebilen lakin noktaları birleştirmeye başladığınızda size nasıl seslendiğini hatta haykırıp ağladığını öğrenmiş olacaksınız.

Anemi

Anemi, doku ve hücrelere oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin sayıca veya fonksiyon olarak yeterli olmaması durumudur.

Böbrekler, kemik iliğinize kırmızı kan hücreleri üretmesini söyleyen eritropoietin adı verilen bir hormon üretir. Böbreklerinizde oluşan hasarlar eritropoietin üretimini ve dolayısı ile de kırmızı kan hücresi üretimini zayıflatır. Sonuç olarak böbreklerde gelişen hasarın büyüklüğü ve hızı ile orantılı olarak anemi gelişir. (Anemi gelişiminin farklı bir çok sebebi olduğu unutulmamalıdır.)

Anemi, doku ve hücrelere giden oksijenin azalması sebebi ile organlarda ve dolaysı ile de vücutta yorgunluk hali oluşturur.

Böbreklerinizin size seslenme yollarından biri anemi – yorgunluk gelişimidir.

Kronik Yorgunluk

Yorgunluk deyip geçmemelisiniz. ”İşyerinden olmuştur, okuldan olmuştur” bahaneleri ile kendinizi oyalamamalısınız. Sağlığınız söz konusu ise her zaman sebep sonuç ilişkisini net ortaya koymalısınız.

Neden yorgunum?

Böbreklerinizin doğal fonksiyonlarından biri de kanı filtreleyerek süzme ve temizleme işlevidir. Bu yolla kan içerisinde oluşan yıkım ürünlerini, kanda oransal artmış maddelerin azaltılması, kana karışmış yabancı maddelerin – kimyasal ve biyolojik atıkların, ilaçların vb gibi maddelerin idrar yolu ile atılmasını sağlar.

Böbreklerde gelişen hasarın büyüklüğü ve hızı ile orantılı olarak kanı filtreleyerek süzme ve temizleme işlevi de yavaşlar – azalır. Devamında kandan temizlenmesi gereken atık maddeler birikmeye başlar. (Böbreğin filtreleme süzme ve temizleme işlevinin azalmasının farklı bir çok sebebi olduğu unutulmamalıdır.)

Böbreklerinizde sorun olup da filtreleme süzme ve temizleme azaldığında kanınızdaki atık ürünlerini temizlemek için farklı metabolik yolları devreye sokarak çok daha fazla çalışması ve dolayısı ile daha fazla enerji harcaması gerekir.

Sonuç olarak bitmeyen – geçmeyen yorgunluğunuz varsa birçok sebebinin yanı sıra böbrekleriniz size sesleniyor olabilir.

Sürekli Üşüme

Burası soğuk mu yoksa tek ben miyim?” diyenlerden misiniz?

Çevrenizdekiler kısa kollarla rahatken siz titriyor musunuz? Üstünüze kat kat giymek ihtiyacı mı hissediyorsunuz?

Kansızlık ortaya çıktığında oksijen azlığı, ısı üretiminin azalmasına neden olur. Yine kanda atık madde birikimi ve dolayısı ile kanda sıvı dengesi bozulması yorguluk ile birlikte vücudun ısı dengesini de bozar. Böbreklerinizin işlevinin azalması – bozulması ile oluşan anemi ve kronik yorgunluk aynı zamanda termoregülasyon mekanizmasını – ısı dengelenmesini etkileyerek sürekli üşümeye sebep olur.

Çevrenizdekilerden farklı iseniz üşümeniz geçmiyor ise böbrekleriniz size sesleniyor olabilir.

Nefes Darlığı

Yaşınıza, genel kas formunuza göre merdiven çıkmanız, yol yürümeniz yavaşladı mı?

Biraz hareketlenince nefes nefese mi kalıyorsunuz?

Enfeksiyon ve benzer hastalıkları dışarıda bıraktığımızda; nefes darlığı, genel olarak akciğerlerde sıvı yoğunluğunun artması (sıvı yüklenmesi) veya anemiye – kansızlığa bağlı kandan yetersiz oksijen gelmesi ile gerçekleşir.

Her iki durum da önceki satırlarda açıkladığım sebep sonuç ilişkileri meydana gelir.

Nefes darlığı başladığında bir çok sağlık sorununun yanı sıra böbrekleriniz size sesleniyor olabilir.

Kuru ve Kaşıntılı Cilt

Cildin doğal görünümü ve sağlıklı kalmasını sağlayan başta su (vücut sıvı dengesi) olmak üzere vitamin mineral vb gibi bir çok yararlı maddenin yanı sıra kana karışan ve cilt için zararlı toksinler, kimyasallar vb gibi maddeler böbreklerde süzülerek idrar yolu ile atılırlar

Yararlı moleküllerin vücut – kan dengesinin kurulmasında zararlı maddelerin bertaraf edilmesi ve dışarı atılmasında etkin rol oynayan böbreklerde gelişen yetersizlikler – sorunlar hem kanda biriken yararlı ve zararlı moleküllerin olumsuz etkileri hem de ter yolu ile deriden atılımlarının artması sonucu ciltte görüntüsel ve sonrasında yapısal değişikliklere. sebep olurlar.

Su yani vücut sıvı dengesinin bozulması aynı zamanda asit-baz dengesinin de olumsuz etkilenmesi ile cilt bariyerlerini bozarak cilt yüzeyinde kurumaya dolayısı ile kaşıntılara sebep olur.

Cildinizde, kuru, pullu, kaşıntılı ve kolayca tahriş olan bir görünüm var ise losyonlarla kremlerle geçiştirmeyin. Unutmayın böbrekleriniz size sesleniyor olabilir.

Şişmiş Ayaklar

Ayaklarıma kara sular indi – iniyor” eskilerde sık duyduğum günümüzde pek rastlamadığım bir cümle. Ayakların şişmesini ve yorgunluğunu ifade ediyor.

Ayakların şişmesine sebep olan bir çok etken mevcut.

Lakin ayak bileklerinizde, elleriniz ve bacaklarınızda şişme oluyorsa sodyum (Na) dengesizliğinden (Na arttığında su çeker ve dolayısı ile çevresinde göllenme – ödem oluşur) kaynaklanan sıvı tutulumu söz konusu olabilir.

Böbrekleriniz sodyum (Na), Potasyum (K), Magnezyum (Mg) başta olmak üzere genel mineral dengesinde önemli bir rol oynar.

Sağlıklı böbrekler normalde fazla tuzu ve suyu dışarı atar, ancak zayıfladıklarında her şey dokularınızda toplanır ve sodyum, suyu bulunduğu yere doğru sürükler. Dolayısı ile özellikle ayaklarda şişmeler meydana gelir.

O sebeple el ve özellikle ayaklarınızda şişmeler oluyorsa böbrekleriniz size sesleniyor olabilir.

Şiş Gözler

Sabah uyandığınızda genellikle kısa sürede geçen göz kapaklarınızda hafif bir şişlikler görüsünüz. Bu normal bir durumdur. Çok uyumak yada az uyumak bu şişliği daha da belirginleştirebilir.

Eğer göz kapaklarınızdaki şişlikler düzelmiyor ise veya normalin ötesinde fazla şişme oluyorsa “Protein kaçağı” olabilir. Böbreklerinizin filtreleme gücü azaldığında yada kaybettiklerinde, kanınızdaki temel proteinler idrarınız yoluyla atılmaya başlar. Protein kaçağının gözle görülür bulgularından önemli bir tanesi göz kapaklarında şişliktir.

Göz kapaklarınızda şişmenin birçok farklı sebebi olabilir. Lakin başka bir sebep yok ise böbrekleriniz bu sefer size seslenmiyor net bir şekilde bağırıyor olabilir. Haberiniz olsun.

Kötü Nefes ve Metalik Tat

Vücudunuzun çalışması sırasında metabolizma bir çok farklı atık üretir. Pek tabi ki kanın içerisindeki fazlaya dair her maddenin atılımı için bir çok ana ve tali yollar vardır.

Atıklarınız kan dolaşımınızda birikmeye başladığında (üremi adı verilen bir durum), ağzınız fazla atıkların kaçış yollarından biri haline gelir. Bunun sonucu olarak da nefesiniz – ağzınız kötü kokmaya tat alma duyularınız sürekli bir metalik tatlar almaya başlar. En sevdiğiniz lezzetlerin bile tadı giderek azalır.

Tad alma kayb ve ağız kokusunun pek çok farklı sebebi olsa da böbrekleriniz size sesleniyor da olabilir.

İştahsızlık – Bulantı – Kusma

Sevdiğiniz gıdalara karşı ilginiz azalmış gennel olarak iştahsınız kesilmişse kanınızın içerisinde atıkların – toksinlerin miktarı artmış olabilir. Kandaki atıkların artması sindirim sisteminizi bozarak mide bulantısı ve kusmaya yol açabilir

Başka bir sebebi yok ve böbreklerinizden kayaklanıyorsa size haykırıyor demektir. Derhal hekiminize danışmalısınız.

Sık İdrara Çıkma

Başta çok sıvı tüketmek olmak üzere, idrar yolu enfeksiyonları veya prostat sorunları gibi pek çok başka sebep idrar çıkışını arttırır. Soğukta biraz fazla kalsanız bile idrar çıkışınız fazlalaşır. Buna rağmen sık idrara çıkma takip edilmesi gereken bir durumdur. Örneğin; Diyabet hastalığının ilk bulgularındandır.

Eğer sık idrara çıkıyorsanız özellikle kendinizi takip etmelisiniz.

Böbreklerinizde gelişmeye başlayan filtrasyon – süzme sorununun ilk bulgularından biri olabilir. O sebeple böbreğinizin sesine kulak verin.

Ağrılı İdrara Çıkma

İdrar yaparken yanma hissiniz mi var? Aynı zaman da ağrı da oluyor mu?

İdrar yollarınızda enfeksiyon veya iltihap olduğu anlamına gelebilir. Çok tipik bir durumdur. Hemen hepiniz biliyorsunuz. Lakin bilmediğiniz kafanıza göre kullandığınız antibiyotiklerin de böbreğinize zarar vereceği. O sebeple hekim kontrolü olmadan ilaç kullanmayın.

Böbreklerden gelen ve genel olarak dinlediğiniz bu sese daha fazla ihtimam gösterin..

Köpüklü veya Kanlı İdrar

Vücudunuzun bir yerinde kan varsa sorun da vardır. Kanın olması gereken yer damarlarınızın içidir. Dışı değil. İdrarınızda kan varsa idrar yollarınızda veya böbreklerinizde sorun vardır. Ya bir zedelenme sebebi ile yara bölgesinden akan kan yada böbreklerinizin hasarlı filtrelerinden geçen kırmızı kan hücreleri idrarınıza karışıyordur.

Bu durum böbreklerinizden kaynaklanıyor ise imdat çığlığıdır. Derhal hekiminize danışmalısınız.

İdrarınıza baktınız köpüklü. Bu durumun tek sorumlusu idrarınızda protein olmasıdır. İdrara protein karışması da böbreklerinizin hasarlı filtreleridir. Bu durum da böbreklerinizin seslenişi değil imdat çığlığıdır. Derhal hekiminize danışmalısınız.

Uyku Sorunu

Kanınızda toksin miktarı arttıkça beyin fonksiyonlarında farklılaşmalar ve dolayısı ile uyku süresinin kısalması, anksiyete, benlik kavramında değişme gibi sonuçlar görülür. Böbrek fonksiyonlarındaki azalma ile ilk meydana gelen uyku bozukluğu olup diğer bulgular ilerleyen süreçlerde ve hastalığın ağırlaştığı durumlarda ortaya çıkar.

Üremik hastalarda, derin uyku süreleri kısalmış ve toplam uyku süresi azalmıştır. BUN seviyelerindeki artış ile uyku bozukluğunun ciddiyeti arasında pozitif korelasyon vardır.

Uyku bozukluğunuz var ise böbrekleriniz kaynaklı olabileceği aklınızda olmalıdır. Böbrekleriniz haykırmasa da kuvvetli bir seslenişi olarak işitmelisiniz.

Konsantre Olma Zorluğu

Beyin fonksiyonlarının zihinsel işlevlerini yerine getirebilmesi için kandaki oksijenin yeterli ve sabit bir oranda devamlılığı önemlidir.

Yazının. başlarında bahsi geçen anemi gelişimi sebebi ile kırmızı kan hücreleri azaldığında taşıyabilecekleri oksijen de orantılı olarak azalır. Zihinsel bulanıklık aneminin ilerlemesi ile artarken unutkanlık, kafa karışıklığı ve odaklanma kaybı gibi sorunlar artarak devam eder.

Kolaycılığa kaçarak bu sorunların kaynağını strese bağlamak yerine böbreklerinizden gelen sesli bir uyarı olarak dikkate almalısınız.

Böbrek Taşları

Böbrek taşlarının birçok oluşum mekanizması mevcut olup hafiften kıvrandırıcı çok şiddetli ağrıya kadar değişen bulguları mevcuttur. İdrarda kan veya pembe görünüm en tipik etkilerindedir. Genelikle belirtiler şiddetli olduğu ve sizler tarafından bilindiği için böbreklerinizden gelen sese yanıt vermeyi biliyorsunuz. Sakın hekiminize danışmayı ihmal etmeyin.

Unutmayın

Böbrekleriniz belki bugüne kadar size hiç seslenmedi. Lakin bu sessizlik, sağlıklı oldukları anlamına gelmeyebilir. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarına devam eder ve böbreğinizin sesini zamanında duyabilirseniz hayatınıza sağlıkla devam edebilirsiniz.

Unutmayın, bedeniniz sizinle konuşur — bazen sessizce, bazen de uyarılarla. Bu yazı böbreklerinizden gelen sesleri fark etmeniz ve önemsemeniz için bir çağrıdır. Böbreklerinizi ihmal etmeyin, çünkü onlar sizi ihmal etmiyor.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Obstrüktif Uyku Apnesi ve Böbrek Hastalığı: Olası Çift Yönlü Bir İlişki mi? https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4513269/

⭐️⭐️ Kronik Renal Yetmezlikli ve Böbrek Nakilli Hastalarda Uyku Bozukluğunun Araştırılması ve Bunun Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisi https://jtsm.org/tr/makaleler/kronik-renal-yetmezlikli-ve-bobrek-nakilli-hastalarda-uyku-bozuklugunun-arastirilmasi-ve-bunun-yasam-kalitesi-uzerine-etkisi/doi/jtsm.02.004

⭐️⭐️ Fizyoloji, Böbrek https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK538339/

⭐️⭐️ Fizyoloji, Glomerüler Filtrasyon Hızı https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29763208/

⭐️⭐️ Gebelikte Böbrek Fizyolojisi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4089195/

⭐️⭐️ Böbrekteki akuaporinler: fizyoloji ve patofizyoloji https://journals.physiology.org/doi/full/10.1152/ajprenal.00304.2019

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Alkali Su Mucize mi?

Alkali Su Nedir?

Alkali su, pH seviyesi 7.0’ın üzerinde olan su olarak tanımlanır. Normal içme suyu genellikle nötr pH (yaklaşık 7.0) seviyesindedir.

Alkali suların pH değeri ise genellikle 8.0 ile 9.5 arasında değişir. Bu su türü doğal kaynaklardan elde edilebildiği gibi, elektroliz veya filtreleme işlemleri ile de yapay olarak üretilebilmektedir.

Son yıllarda alkali su, “vücudu alkalize ettiği”, “kanseri önlediği”, “yaşlanmayı geciktirdiği” ve “metabolizmayı hızlandırdığı” gibi iddialar ile popülerlik kazanmıştır.

Peki bu iddialar ne kadar doğrudur?

Alkali su gerçekten mucizevi bir içecek midir, yoksa pazarlama etkisiyle abartılan bir ürün müdür?

Alkali Su ve pH Dengesi – Vücudu Alkali Hale Getirir mi?

İlk ve en yaygın iddia, alkali suyun vücut pH’ını dengelediği ve asidik ortamı alkalize ederek hastalıkları önlediğidir.

Bilim Ne Diyor?

  • Vücut pH dengesi, son derece karmaşık ve sıkı kontrol edilen bir sistemdir. Kanın pH değeri yaklaşık 7.35 – 7.45 aralığında sabit tutulur. Bu denge, başta böbrekler ve akciğerler olmak üzere birçok sistem tarafından yönetilir.

  • Ağız yoluyla alınan alkali su, mideye ulaştığında, midede bulunan güçlü hidroklorik asit (HCl) ile karşılaşır ve nötralize olur. Bu durum, alkali suyun sistemik pH üzerinde belirgin bir etkisinin olmadığını gösterir.

  • Harvard Medical School ve Mayo Clinic gibi tıp dünyasının öncü kuruluşları, alkali suyun sistemik pH üzerinde kalıcı ve anlamlı bir değişiklik yaratamayacağını belirtmektedir.

Sonuç: Alkali suyun vücut pH’ını değiştirdiği iddiası, fizyolojik olarak mümkün değildir. Vücut bu dengeyi kendisi sağlar.

Alkali Su ve Kanser: Kanseri Önler mi?

Alkali su savunucuları, kanser hücrelerinin asidik ortamda geliştiğini ve bu nedenle vücudun alkalize edilmesinin kanseri önleyeceğini ileri sürer.

Bilim Ne Diyor?

  • Kanser hücrelerinin asidik ortamda çoğaldığı doğrudur, ancak bu asidik ortam tümör hücrelerinin metabolizmasının bir sonucu olarak oluşur, neden değil.

  • American Institute for Cancer Research bu iddiayı açıkça reddetmiştir: “Kanserin asidik pH nedeniyle oluştuğuna dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur.”

  • Ayrıca, tümör hücreleri alkali ortamda da büyüyebilir. Dolayısıyla ortamın pH’ı tek başına belirleyici değildir.

Sonuç: Alkali suyun kansere karşı koruyucu olduğu yönündeki iddialar bilimsel olarak temelsizdir.

Alkali Su ve Metabolizma – Yağ Yakımını Artırır mı?

Bir diğer iddia, alkali suyun metabolizmayı hızlandırdığı ve kilo vermeye yardımcı olduğudur.

Bilim Ne Diyor?

  • 2016 yılında yapılan sınırlı bir çalışma, alkali su tüketen bireylerde idrarla birlikte daha fazla su atımı olduğunu ve bunun geçici kilo kaybına neden olabileceğini göstermiştir. Ancak bu su kaybı, yağ kaybı anlamına gelmemektedir. Metabolizma üzerinde kalıcı ve klinik olarak anlamlı bir etkisi henüz gösterilememiştir.

Sonuç: Alkali su, kısa vadede su atımını artırabilir ama doğrudan metabolizma hızlandırıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

Alkali Su ve Spor Performansı – Daha Enerjik Hisseder Miyiz?

Bazı üreticiler, alkali suyun spor sonrası toparlanmayı hızlandırdığını, laktik asidi nötralize ederek kas ağrılarını azalttığını iddia etmektedir.

Bilim Ne Diyor?

  • 2010 ve 2016 yıllarında yapılan bazı küçük çaplı çalışmalar, alkali su içen sporcularda egzersiz sonrası toparlanmanın bir miktar daha hızlı olabileceğini göstermiştir. Ancak bu çalışmaların örneklem büyüklüğü küçüktür ve sonuçlar henüz genellenebilir nitelikte değildir.

  • Uluslararası Spor Hekimliği Derneği (ACSM), alkali suyun sporcu performansı üzerindeki etkilerinin daha fazla çalışma ile araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç: Belirli durumlarda küçük faydaları olabilir, ama bu konuda net bilimsel kanıtlar henüz yetersizdir.

Alkali Suyun Zararları ve Riskleri

Genellikle zararsız olarak sunulsa da, alkali su tüketiminin bazı olası yan etkileri mevcuttur:

  • Hipoklorhidri (mide asidi eksikliği): Uzun süreli yüksek pH’lı su tüketimi, mide asidini bastırabilir, bu da sindirim sorunlarına, vitamin ve mineral emiliminde bozukluklara neden olabilir.

  • Elektrolit dengesizlikleri: Yapay alkali sular, içerdiği elektrolitlerle bazı bireylerde potasyum ve sodyum dengesizliklerine yol açabilir.

  • Böbrek hastaları: Kronik böbrek yetmezliği olan bireylerde, fazla alkali yüklenmesi ciddi metabolik alkalozlara neden olabilir.

Piyasadaki Alkali Sular ve İçerikleri

Marketlerde satılan bazı “alkali” etiketli sular, aslında doğal kaynak suyu olup pH değeri 8.0 üzerindedir. Örneğin:

MarkapH DeğeriÜretim Yöntemi
Saka8.22Doğal kaynak suyu
Nestlé Pure Life7.8Filtreleme ve ozonlama
Hayat Su8.0Doğal kaynak

Bir de alkalize edilmiş yapay sular vardır: Elektroliz cihazlarıyla ya da filtreleme sistemiyle pH değeri yükseltilmiş sular. Bu tür suların etkileri doğal kaynak suyuna kıyasla daha fazla tartışmalıdır.

Alkaliliğin Farklı Yolları – Su Tek Yöntem Değil

Sağlıklı bir alkali dengeyi sağlamak için su içmek tek yol değildir.

Doğal olarak alkalize eden gıdalar şunlardır:

  • Ispanak, salatalık, limon (asit tadına rağmen metabolik olarak alkalidir)
  • Kereviz, brokoli, avokado
  • Badem, zencefil

Ayrıca stres yönetimi, derin nefes teknikleri ve egzersiz gibi yaşam tarzı faktörleri de pH dengesine etki edebilir.

Alkali Su Hakkındaki Gerçekler

🧪 İddiaBilimsel Gerçek
Vücudu alkalize eder❌ Hayır, mide asidiyle nötralize olur
Kanseri önler❌ Bilimsel dayanak yok
Metabolizmayı hızlandırır❌ Belirsiz ve geçici
Spor sonrası toparlanmayı hızlandırır❓ Kısıtlı bulgular var, genel geçer değil
Sindirimi destekler⚠️ Aşırı tüketimde tam tersi etki olabilir
Sağlıklı bir yaşam için gereklidir❌ Su içmek önemlidir ama “alkali” olması şart değil

Alkali su, bazı bireyler için tat farkı, mide hassasiyetine karşı rahatlatıcı etki gibi küçük faydalar sunabilir. Lakin genel sağlık üzerinde mucizevi bir etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur.

Dengeli beslenme, yeterli su alımı, düzenli hareket ve stres yönetimi, vücut pH’ı ve genel sağlık için çok daha etkili ve doğal yöntemlerdir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Alkali Su: Ürik Asit ve Sistin Ürolitiyazisi İçin Yardımcı mı Yoksa Abartılı mı? https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38193415/

⭐️⭐️ Alkali suyun metabolik riskler, uyku kalitesi ve kas gücü ile ilişkileri: Menopoz sonrası kadınlar arasında kesitsel bir çalışma https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9621423/

⭐️⭐️ Alkali Diyet ve Suyun Sağlık Üzerindeki Etkileri, Sindirim Sistemi Bakteri Yükünün Azaltılması ve Topraklama https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27089527/

⭐️⭐️ Alkali Su ve Uzun Ömür: Bir Fare Çalışması https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4906185/

⭐️⭐️ Osteoporozlu Postmenopozal Kadınlarda Alkali İçme Suyunun Kemik Yoğunluğuna Etkisi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34463073/

⭐️⭐️ Kronik gut artriti tedavisinde alkali suyun konvansiyonel ilaçlarla birlikte kullanımının etkinliğinin değerlendirilmesi: Randomize kontrollü bir çalışma https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10994428/

⭐️⭐️ İyonize alkali su: Deney hayvanlarında metabolik asidozun yönetimi için yeni strateji https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19527469/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Can Çekişen Karaciğer ve Böbrekleriniz

İnsan vücudu, doğanın sunduğu en kusursuz sistemlerden biridir.

Her hücre, her organ, her sistem olağanüstü bir uyum içerisinde çalışır. Lakin bu mükemmel yapının en büyük düşmanı ne toksik – zararlı kimyasallar, ne bulaşıcı hastalıklar, ne de genetik kusurlar değildir.

Karaciğer ve böbrekler, vücudun en hayati görevlerini üstlenen organlardandır.

Karaciğer; toksinleri arındıran, metabolizmayı düzenleyen, hormonları işleyen ve bağışıklık sistemine katkı sağlayan dev bir kimya laboratuvarıdır.

Böbrekler ise vücuttaki atıkları süzen, su-elektrolit dengesini koruyan ve kan basıncını düzenleyen hayati süzgeçlerdir.

Lakin sağlıksız beslenme, alkol ve uyuşturucu kullanımı, sigara, aşırı ilaç tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı ve stres gibi faktörler bu organları yavaş yavaş çökertir.

Vücudun en büyük düşmanı, insanın kendi hatalı tercihleridir.

Karaciğerin Sessiz İsyanı

Karaciğer, yaklaşık 500’den fazla hayati görevi yerine getirir. Diğer bir çok orandan farklı olarak dikkat çekici özelliği uzun süre sessiz kalabilmesidir. Yani karaciğer hasar gördüğünde çoğu zaman ani – hızlı belirti vermez. Karaciğerin reaksiyon – tepki vermesinin geç olması sebebi ile fark edilene kadar geri dönüşümü mümkün olmayan hasarların olma olasılığı yüksektir.

Peki insan karaciğerine nasıl zarar verir?

Biraz ayrıntılandıralım…

Alkol – Kimyasal Katil

Karaciğerin baş düşmanı Alkol’ dür. Karaciğerde parçalanan alkol, asetaldehit adı verilen toksik bir maddeye dönüşür. Asetaldehit karaciğer hücrelerine zarar verir, iltihaplanmaya neden olur ve zamanla siroza kadar giden yıkıcı bir süreci başlatır.

Sağlıksız Beslenme – Yağların Sessiz Tuzağı

Yüksek kalorili, şekerli ve işlenmiş gıdalar karaciğerde yağlı karaciğer hastalığı’ adı verillen yağ birikimine ve biriken yağlar da zamanla hücre ölümüne ve iltihaplanmaya neden olur. Alkol bağlı olmayan siroz sebeplerinden biridir.

İlaç Kullanımı – Gereksiz Yük

Ağrı kesiciler, antibiyotikler başta olmak üzere hemen hemen tüm ilaçlar karaciğerin detoksifikasyon kapasitesini zorlar. Özellikle parasetamol gibi yaygın kullanılan. bazı ilaçlar yüksek dozda veya uzun süreli çok sık kullanıldığında karaciğer yetmezliğine kadar gidebilen hücresel hasarlara neden olur.

Toksinler ve Çevresel Kirlilik

Zehirli mantarlar, pestisitler, ağır metaller ve endüstriyel kimyasallar da karaciğeri olumsuz etkileyen diğer faktörler arasındadır. Özellikle karaciğerin işleyebileceği (detoksifiye edebileceği) sınırların üzerine çıkarak hücrelerin ölümüne sebep olur.

Böbreklerin Sessiz Tükenişi

Böbrekler de karaciğer gibi sessiz çalışan bir organ olup bozulma – hastalanma süresi de sessiz olması sebebi ile hastalığın son evresine kadar verdiği hafif belirtilerin fark edilmesi zordur.

Aşırı Tuz ve Şeker Tüketimi

Günümüz beslenme alışkanlığında önemli yer tutan işlenmiş gıdalar, böbreklerin hem yapısal hem de fonksiyonel bozulmasına yoL açmaktadır. Özellikle aşırı tuz tüketimi böbreklerdeki glomerüllerde yapısal bozulma yaparken, kan şekerindeki yükselmeler ilk olarak insülin direncine zaman içerisinde de diyabete yol açarak böbrek fonksiyonlarının bozulmasına yo açar.

Sıvı Yetersizliği

Günlük su tüketimi azaldığında, böbrekler en önemli işlevi olan atıkları süzme – görevini yeterince yeterince yerine getiremez. Bu süreç ilk olarak kristalleşmeye sonra böbrek taşlarına, zaman uzadıkça böbrek yetmezliğine kadar gidebilir.

Ağır Metaller ve Kimyasallar

Kurşun (Pb), Cıva (Hg), Arsenik (As), Kadmiyum (Cd), Alüminyum (Al), Nikel (Ni) gibi ağır metaller böbrek hücrelerine doğrudan zarar verir. Bu maddeler uzun vadede böbrek fonksiyonlarını geri döndürülemez şekilde bozar.

Yüksek Proteinli Diyetler

Aşırı hayvansal protein alımı ile protein metabolizması ile oluşan üre gibi maddelerin atılımı böbrekleri zorlar, Özellikle kronik böbrek hastalığı riski olan bireylerde böbreklere ekstra yük bindirir.

Hatalı Tercihlerin Anatomisi

Anlık zevkler ve zaaflar insanlığın belkide en büyük sorunu. Sonuçlarını düşünmeden yapılan tercihlerin yol açtığı ve uzun vadede ortaya çıkan sağlık sorunları büyük bir problem.

Alkol alırken, fast-food gıdaların, paketli ürünlerin tüketimi sigara içiminde ve benzeri bir çok hatalı tercihin sonucu olarak vücudunuzda geleceğe yönelik birikimli zararlar oluşmakta.

Ayrıca;

  • Kronik stres, karaciğerin inflamatuar yanıtını artırırken, böbreklerin de kortizol dengesini bozar.
  • Uykusuzluk: Onarım ve dinlenme süreci olan uykunun süresinin. yetersiz olması yada kalitesinin düşmesi karaciğerde glikojen depolamasını ve böbreklerde filtrasyon oranını olumsuz etkiler.
  • Fiziksel aktivite eksikliği, karaciğerde yağlanma ve insülin direncini artırırken, böbrek kan akışını azaltarak vücudun yükünü arttır.

Organların İsyanı – Belirti Vermeye Başladıklarında Çok Geç Olabilir

Karaciğer ve böbrek hasarları başlangıçta belirtiler vermese de bir noktadan sinyaller başlar

  • Ciltte sararma (karaciğer)
  • Kaşıntı, mide bulantısı, koyu renkli idrar (karaciğer)
  • Sürekli yorgunluk, kas krampları, ödem (böbrek)
  • İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma (böbrek)

Bu belirtiler ortaya çıktığında, organ hasarı çoğunlukla ilerlemiş olur. Geri dönüş çok zordur ve çoğu zaman diyaliz ya da organ nakline giden sürece girilmiş olur.

Kurtuluş Var mı? Evet, Ama Zamanında

Karaciğer, yenilenme kapasitesi en yüksek organlardan biridir. Erken dönemde yapılan yaşam tarzı değişiklikleriyle karaciğer fonksiyonları büyük ölçüde geri kazanılabilir.

Böbreklerde ise hasarın boyutuna göre bazı fonksiyonlar korunabilir.

  • Su tüketimini artırmak
  • Sebze-meyve ağırlıklı beslenmek
  • Alkol, sigara ve aşırı ilaçtan uzak durmak
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Yıllık kan ve idrar testleriyle organ sağlığını kontrol ettirmek

“Can çekişen karaciğer ve böbrekleriniz”, sadece bir mecaz değil, insan bedeninin gerçekten yaşadığı biyolojik bir trajedidir.

‘Damlaya damlaya göl olur” sözü karaciğer ve böbrek hastalıklarının gelişimi için ideal bir betimlemedir. Sağlık, kaybedilmeden kıymeti anlaşılmayan bir hazinedir. Ve bu hazinenin bekçileri olan karaciğer ve böbrekleri, ancak doğru tercihlerle koruyabilirsiniz.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Alkol Olmayan Yağlı Karaciğer Hastalığı ve Kronik Böbrek Hastalığı: Epidemiyoloji, Patogenez ve Klinik ve Araştırma Sonuçları https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36362108/

⭐️⭐️ Alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), kronik böbrek hastalığı (KBH) insidansının artmasıyla ilişkilidir https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37062837/

⭐️⭐️ Böbrek fonksiyonu, per- ve poli-floroalkil maddelerin (PFAS) ve ağır metallerin hepatik fibroz riskiyle ilişkisini düzenler https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/39357638/

⭐️⭐️ ABD nüfusunda düşük seviyelerde ağır metallere maruz kalma ve kronik böbrek hastalığı: Kesitsel bir çalışma https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38625896/

⭐️⭐️ Çocukluk çağı obezitesini etkileyen faktörler – Almanya’da nüfus çapında bir izleme sisteminin kurulması https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37152086/https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37152086/

⭐️⭐️ Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı kronik böbrek hastalığı riskinin artmasıyla ilişkilidir https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34249302/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla