İş Sağlığı ve Güvenliğinde ISCO Niçin Önemli?

İş Sağlığı ve Güvenliğin saha çalışmalarının önemi olduğu kadar evrakların doğru, düzenli ve zamanında hazırlanması da önemlidir.

Tabi ki sahada yapılacak İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmalarının planlanması ve uygulanması için de işveren ve işveren vekillerinden doğru, düzenli ve zamanında bilgi – evrak alabilmek gerekiyor.

Kısaca; paydaşların, sahada da evraklarda da ortak anlayış ve doğruluğu zamanında yerine getirmeleri esas.

Bu evrakların ilki çalışanın – işçinin işe girişinde kayıtlarının (çalışacağı işe uygun meslek kaydı ile SGK girişinin yapılması) doğru ve tabi ki zamanında yapılması.

Bu sebeple;

İlk olarak kısaltmaların ve tanımların ne oldukları ile başlayalım.

ISCO – International Standard Classification of Occupations Nedir?

Dilimiz Türkçeye çevirdiğimizde, ”Uluslararası Meslek Standartları Sınıflandırması‘ anlamına gelir. Ülkemizde ingilizce kısaltması olan ”İSCO” olarak da kullanılmaktadır.

Mesleklerin tanımlarında ve içeriğinde ülkeler arasında farklılık olmaması, sınıflandırılmanın standartlaşması için Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bünyesinde yapılan çalışmalar sonucunda 1958 yılında ortak karara bağlanmıştır. Zaman içerisinde güncel ihtiyaçlara göre geliştirilerek halen ülkemiz de dahil Uluslararası Çalışma Örgütü üyesi ülkeler ve bazı üye olmayan ülkeler tarafından kullanılmaktadır.

Uluslararası Meslek Standartları Sınıflandırması(ISCO-08), idari kayıtların yanı sıra, nüfus sayımları ve diğer istatistiksel alan taramalarından elde edilen mesleki bilgilerin derlenmesi ve sınıflandırılması için geliştirilmiş bir sistemdir. ISCO’nun ana amacı, işllere ve mesleklere ilişkin bilgilerin uluslararası açıdan raporlanması ve karşılaştırılması için bir zemin oluşturmaktır.

a. İş, ‘‘bir işveren namına veya kendi hesabına çalışmak da dahil olmak üzere bir kişi tarafından gerçekleştirilen veya gerçekleştirilmesi öngörülen görev ve sorumluluklar seti’’ olarak tanımlanır.

b. Bir meslek ise içerisindeki ‘’ana görev ve sorumlulukların yüksek derecede benzerliği ile nitelenen bir iş setidir’’ Bir kişi, geçmiş, mevcut veya gelecekteki bir işle olan ilişkisi bakımından bir meslekle ilişkilendirilebilir.

ISCO-08, meslekleri gruplar halinde düzenlerken iki temel kriter kullanır:

Beceri Seviyesi ve Beceri Uzmanlaşması

a. Beceri, ‘’verilen işin görevleri ve sorumlukları yerine getirme kabiliyeti’’ olarak tanımlanır.

b. Beceri Düzeyi, ‘‘gerçekleştirilecek görevler ve sorumluluklar dizisinin ve karmaşıklığının bir fonksiyonudur’.’

c. Beceri Uzmanlaşması, ‘’gerekli bilgi alanı, kullanılan araçlar ve makineler, kullanılan veya üzerinde çalışılan malzemeler ve üretilen mal ve hizmet çeşitleri’’ olarak düşünülür.

Belirli dönemlerde üye ülkelerin katkılarıyla güncelleme çalışmaları gerçekleştirilen bu sınıflama sisteminin son versiyonu 2008 yılında (ISCO-08) yürürlüğe girmiştir.

Uluslararası Meslek Standartları Sınıflandırması‘ nın bir çok amacı mevcut.

  • Standart meslek tanımı olması,
  • Mesleki verilerin toplanabilmesi ve paylaşılabilmesi,
  • Ölçülebilir ve karşılaştırılabilir olması,
  • Bilgi, beceri, yetkinlik ve sonrasında tecrübe kriterlerinin sağlanması,
  • İş sağlığı ve güvenliği hizmet kriterlerinin belirlenebilmesi,
  • Ülkeler ve diller arasında ortak (meslek) iletişiminin oluşturulabilmesi.

Ve benzeri amaçlara hizmet etmektedir.

Ayrıca Ek Bilgi;

ISCO-08 içindeki beceri uzmanlığı kavramı, ISCED’deki eğitim ve öğretim alanlarıyla bazı benzerlikler göstermektedir. Bununla birlikte, ISCO-08 ve ISCED, farklı istatistiksel birimleri farklı kriterler kullanarak sınıflandırırlar.

ISCO-08 işleri gerçekleşltirmek için gerekli beceri seviyesine ve uzmanlığına bağlı olarak işleri sınıflandırırken; ISCED Eğitim ve Öğretim Alanları, konular bakımından eğitim programlarını ve yeterliliklerini sınıflandırır. Bu nedenle, her ne kadar iki sınıfflama arasında bağlantılar açıkça var olsa da; iki sınıflamadaki meslek grupları ve alan grupları arasında doğrudan bir uyumluluk her zaman olmayabilir.

ISCO Düzenleme ve Takibini Ülkemizde Hangi Kuruluşlar Yapıyor?

ISCO’nun Türkiye’de kullanımı ile ilgili çalışmalar TÜİK tarafından yapılmaktadır. ISCO’yu ülkemizde doğrudan kullanan diğer bir kurum İŞKUR’dur.

İŞKUR tarafından işgücünün kayıt altına alınması ve izlenmesi ile işgücü piyasasındaki iş, meslek ve unvanlar hakkında kişi ve kurumlara bilgi sunmak amacıyla oluşturulan Türk Meslekler Sözlüğünün çerçeve yapısının oluşturulmasında da ISCO doğrudan esas alınmıştır.

Yükseköğretimdeki mevcut programların ISCO-08 ile​​ uyum çalışmaları halen devam etmektedir.

Meslek Sınıflaması Nasıl Yapılıyor

ISCO-08 tüm mesleklerin sınıflandırıldığı dört düzeyli hiyerarşik bir sınıflamadır.

Bu sınıflamada 10 ana grup, 43 alt ana grup, 130 grup ve 436 birim grup bulunmaktadır.

Bu 436 (4 haneli kod) birim grup kodlarının altında yer alan ve en detaylı sınıflama olan 6’lı kodlar, İŞKUR tarafından istihdam piyasasının ihtiyaçlarına göre sürekli olarak güncellenmektedir.

İŞKUR tarafından 2018 yılı itibari ile toplam 7.138 adet 6’lı kod belirlenmiştir.

Sorgulama için İŞKUR’ un Türk Meslekler Sözlüğü – Türkiye İş Kurumu inceleyebilirsiniz.

SGK Açısından Meslek Sınıflaması Niçin Önemli?

SGK, sigortalıların prime esas kazançlarının bildirilip bildirilmediğinin takibini yapmayı ve çalışanın maaşı ile orantılı prim ödenmesini sağlamak amacı ile 2012 yılında uygulamaya koymuştur.

1 Ocak 2018 tarihi itibariyle işverenlerce bildirimi zorunlu hususlar kapsamına alınmış ve işverenler, çalışanları işe alırken işyerinde fiilen yapacakları veya yapmakta oldukları işe uygun meslek kodunu SGK’ye bildirmekle yükümlü hale getirilmiştir.

Bu maksatla meslek kodlarının ilk rakamı önemlidir. Çünkü;

  • Yöneticiler’ in meslek kodları ”1” ile başlar
  • Profesyonel meslek mensuplarının meslek kodları ”2” ile başlar
  • Teknisyenler, teknikerler ve yardımcı profesyonel meslek mensuplarının meslek kodları ”3” ile başlar.
  • Daha vasıfsız meslekleri içeren meslek kodları ”4, 5, 6, 7, 8 ve 9” ile başlar.

Şirketlerin tamamının çalışanlarını meslek kodları ile birlikte SGK’ye bildirilme zorunluluğu vardır.

1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe giren yasaya göre işçilerin meslek kodlarının SGK’ ye doğru bildirilmemesi (Muhtasar prim ve hizmet beyannamesinde) durumunda işverenlere idari para cezası uygulanır.

15.07.2016 tarih ve 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 51 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (n) bendinde; “Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir işyeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Yapmakta Olduğu Gerçek İş Haricinde Başka Bir Meslek Kodu İle Bildirimi Yapılan Çalışanın Hak kaybı – Zararı Olur mu?

Çalışanlar açısından bakıldığında;

  • Rapor alması halinde ödenecek rapor parası
  • Emekli olması halinde bağlanacak emekli aylığı
  • Ölümü halinde hak sahiplerine bağlanacak dul – yetim aylığı

hesaplanırken o çalışanın adına SGK’ya bildirilmiş olan meslek adı ve kodunun herhangi bir önemi yoktur. Çalışan için önemli olan adına SGK’ya bildirilen sigorta primine esas kazancıdır.

Yani başlıktaki sorunun cevabı: Hayır. Yapmakta Olduğu Gerçek İş Haricinde Başka Bir Meslek Kodu İle Bildirimi Yapılan çalışanın herhangi bir hak kaybı yada zararı olmaz.

Yapmakta Olduğu Gerçek İş Haricinde Başka Bir Meslek Kodu İle Bildirimi Yapılan Çalışan Ne Yapmalı?

Her ne kadar; Yapmakta Olduğu Gerçek İş Haricinde Başka Bir Meslek Kodu İle Bildirimi Yapılan çalışanın herhangi bir hak kaybı yada zararı olmasa da….

Çalışanın hem ahlaki doğruluk hem de kanun ve yönetmeliklere uyulması adına yapılan yanlışı fark ettiğinde derhal işletmenin içerisindeki ilgili yetkiliyi (insan kaynakları, muhasebe birimi vb gibi) hatanın düzeltilmesi için bilgilendirmeli – uyarmalıdır.

İşveren ve işletme İçin İSCO Niçin Önemli?

İnşaatlarda – Şantiyelerde sıklıkla karşılaştığımız beden işçisi meslek kodundan yapılan SGK bildirimlerinde; ilgili işçi ustalık gerektiren (İnşaat Demircisi, Kalıpçısı vb gibi) bir işte çalıştırılırsa ve çalışması esnasında iş kazası geçirirse;

  • İşveren, vasıfsız işçiyi ustalık gerektiren işte çalıştırdığı için
  • Yaptığı işe uygun
    • Mesleki Eğitim – Mesleki Yeterliliği Belgesi olmayabileceği için,
    • İşe giriş oryantasyon eğitimi almamış olacağı için,
    • Personel çalışma ve taahhütnamelerinin olmayabileceği için,
    • Görev tanımları olmayabileceği için,
    • İş güvenliği ek eğitimleri verilmemiş olabileceği için,

kazanın meydana gelmesinde kusurlu bulunabilecektir.

Çünkü kaza sonrası adli ve idari incelemeler sırasında; iş kazası geçiren işçi adına verilmiş olan sigortalı işe giriş bildirgesi de diğer evraklar ile birlikte incelenir.

İşe giriş bildirgesinin veriliş tarihinin yanında bildirgede yer alan işçinin meslek adı ve kodunun doğru olup olmadığı, başlangıçta sehven yapılmış bir hata varsa düzeltilip düzeltilmediği tespit görülecektir. Meslek adı ve kodunun hatalı olması durumunda; idari olarak usülsüzlük olarak cezai işleme tabi tutulacağı gibi adli olarak da kötü niyet olarak değerlendirilebilir.

Konumuz İş Sağlığı ve Güvenliği olduğu için asıl sorumuza – mevzumuza dönelim.

İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından ISCO Niçin Önemli?

İlk olarak işe başlangıcında her çalışanın ”işe giriş – kabul muayenesinini yapılması, yönetmelikte örneği mevcut olan EK-2 formunun çalışanın bilgileri kısmını çalışan, muayene bulgularına, tahlil ve tetkik sonuçlarını değerlendirirken yapacağı işin niteliğine ve risklerine göre fiziksel ve ruhsal durumunun uygun olup olmadığı kararını verir.

Bu süreçte çalışmaya başlayacak kişinin meslek adı (ve dolayısı ile kodunun) işyeri hekimine ne olarak beyan edilirse, (EK-2 formunda çalışanın yazılı beyan bölümünde) muayene ve tetkikleri değerlendire kriteri o mesleğe göre olacak ve raporlama da bu şekilde yapılacaktır.

Sıklıkla yaşadığım klişe olmuş bir örneği paylaşayım:

Şantiyeye ”beden işçisi” SGK kaydı ile işe alınan işçi beyanında da ”zeminde temizlik işleri yapacağım” dediğinde işyeri hekimi olarak vereceğim raporda özellikle yüksekte çalışma onayı vermediğim gibi muayene – tahlil – tetkik değerlendirmem daha toleranslı oluyor.

Ve tabi ki EK-2 Evrakında yüksekte çalışabilir bölümünü çizeceğim (Çalışma izni vermiyorum) gibi ”zeminde çalışacak beden işçisi” olarak çalışması uygundur yazıyorum.

Bu kişi aslen;

Mesleki Yeterlilikte 11UY0012–3 Betonarme Demircisi (Seviye 3) olan ISCO 08 Kodu 7114.04 ile SGK kaydı açılması gerekirken,

Bazen, Mesleki Yeterlilikte 16UY0253-2 İnşaat İşçisi (Seviye 2)olan ISCO 08 Kodu 9312.02 ile SGK kaydı açılırken,

Sıklıkla Beden İşçisi (Genel) ISCO 08 Kodu 9622.02

Bazen de

Beden işçisi (taşıma, yükleme-boşaltma) ISCO 08 Kodu 9333.23

Beden İşçisi (Temizlik) ISCO 08 Kodu 9622.01

kayıt açıldığını görüyorum

Örnek gördüğünüz, Betonarme Demircisi SGK girişi yapılacak işçinin muayene – tetkik – tahlil kriterleri ile diğerlerinin ki oldukça farklıdır. Tabi ki EK- 2 Muayene formuna yazılacak sonuç da aynı şekilde farklı olacaktır. Her şeyden önce işçinin yüksekte çalışması uygun mu değil mi?

Tabi ki çok da önemli diğer kısım İş Güvenliği;

İşçinin-çalışanın sağlık kontrolü yapılıp işe uygunluğu fiziken ve ruhen değerlendirildikten sonra;

  • İşe giriş oryantasyon eğitimi verilecek. Bu kısım tam zamanlı olmadıkça İş Güvenliği Uzmanın sorumluluğunda olmasa da iş güvenliği açışından önemlidir.
  • Personel çalışma ve taahhütnameleri – işçinin – çalışanın taahhüt edeceği – imzalayacağı yaptığı işe-mesleğe göre olması gerekirken, giriş SGK kaydı ile çelişmiş olacak.
  • Görev tanımları – İşçiye – çalışana anlatılmalı – açıklanmalı, okutulup imzalatılmalı. Lakin burada da SGK Kaydı ile uyumlu görev tanımı mı yoksa aslen görevi-mesleği olan ve çalışacağı görev tanımı mı anlatılmalı – açıklanmalı, okutulup imzalatılmalı. Tabi ki önemli bir husus ve evrakta da kafa karışıklığı olacak bu durumda.
  • İş güvenliği ek eğitimleri – çalışanlara-işçilere hem sahada işbaşı konuşması şeklinde hem de planlı zamanlarda yapmakta oldukları mesleklere-işlere özel iş güvenliği eğitimlerinde de kafa karışıklığı olacak.
  • Meslek Eğitim – Mesleki Yeterliliğin olup olmadığının kontrol edilmesinde de yasal kayıtlı evraklar arasında çelişki olasılığı yükselecektir.

Sonuç olarak;

İşyerinde çalışacak olan her personelin, işe giriş ve periyodik muayeneleri, İş Sağlığı ve Güvenliği eeğiitimleri, işe giriş oryantasyon eğitimi, Meslek Eğitim – Mesleki Yeterlilik belge sorgulamaları, görev tanımları ve sair diğer evrakların tamamına yakını yapacağı işe ve dolayısı ile işyerinde çalıştığı meslek. adına göre verilmekte ve belgelendirilmektedir.

Bu sebeple işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları, aldıkları sorumluluğun gereği, çalışanların işyeri SGK sında kayıtlı meslek ile yaptıkları işin aynı-uyumlu olmasını gözeterek görevlerini yapmalarını ve evraklarını düzenlemelerini tavsiye ederim.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Konu Hakkında Kanun-Yönetmelik Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Uluslararası Meslek Standartları Sınıflandırması (ISCO) https://ilostat.ilo.org/methods/concepts-and-definitions/classification-occupation/

⭐️⭐️ Uluslararası Meslek Standartları Sınıflandırması (ISCO) https://esco.ec.europa.eu/en/about-esco/escopedia/escopedia/international-standard-classification-occupations-isco

⭐️⭐️ 6. ULUSLARARASI STANDART MESLEK SINIFLAMA SİSTEMİ (ISCO) https://uluslararasi.yok.gov.tr/Sayfalar/avrupa-yuksekogretim-alani-ile-uyum-projesi/uluslararasi-standart-meslek-siniflama-sistemi-isco.aspx

⭐️⭐️ İnternational Standard Classification of Occupations http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://uluslararasi.yok.gov.tr/Documents/avrupa-yuksekogretim-alani-ile-uyumlasma-projesi/documents/isco-08.pdf

⭐️⭐️ Türkiye Yeterlilikler Çerçevesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/11/20151119.htm

⭐️⭐️ Meslek Adı ve Kodları http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://online.csgb.gov.ct.tr/main/dokuman/isco.pdf

⭐️⭐️ Türk Meslekler Sözlüğü – Türkiye İş Kurumu https://esube.iskur.gov.tr/meslek/meslek.aspx

⭐️⭐️ İŞYERİ HEKİMİ VE DİĞER SAĞLIK PERSONELİNİN GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK VE EĞİTİMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18615&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

Daha Fazla

Robotiğin Anadoludan Yükselişi

İsmail Ebul-İz Bin Razzaz El Cezeri

Moon (2007), El-Cezerî’nin Arap kökenli olduğunu belirtmektedir.

Yabancı kaynakların içinde sadece Vukobratovic (2009), “Türk mucit” olarak El Cezerî’den söz etmektedir.

Temiz (2012) de tıpkı Akman (1974) gibi, “Türk Bilim Adamı” şeklinde El Cezerî’den söz etmektedir. Ancak yazar devamında, Nature dergisinin 1974 yılının Mart sayısında, bu bilgini konu aldığını belirtirken derginin O’nun Türk olduğunu belirtmediğinden yakınmaktadır. Zira dergi El-Cezerî için “12. Yüzyıl Müslüman Mühendisliğinin doruğuna erişmiş bir kişi” saptamasını yapmaktadır.

El Cezeri‘ nin Müslüman ve Deha olduğu herkesin hem fikir olduğu konulardır.

Sibernetik bilimi olarak da isimlendirilen robotik çalışmalar yaparak ilkeleri bilim dünyasına sunan asıl ve ilk kişidir.

”Kübernetes” (Antik yunancada) sözcüğünden köken alan latince ”Gobarnare” denilen sibernetik ismi 1948 yılında Yahudi kökenli Amerikalı Matematikçi Norbert Wiener tarafından verilmiştir.

Sibernetik geleceğin en önemli bilim dallarından biri olacağı kesin. Belki de bu sebeple sahipleneni çok.

Fransızlar, Descartes ve Pascal’ı

Almanlar, Leibniz’i

İngilizler, Bacon’ı sibernetiğin başlangıcı olduğunu ileri sürseler de, İslam biliminin altın çağı avrupanın ise karanlık çağının hüküm sürdüğü yüzyılların tartışılmaz ismi ve robotiğin babası sibernetiğin başlangıcı El Cezeri dir.

Maalesef İsmail Ebul-İz Bin Razzaz El Cezeri‘ nin hayatı hakkında yeteri bilgiye sahip değiliz.

Doğum ve ölüm tarihlerine ilişkin iki farklı rivayet mevcuttur. Bunlardan birincisi El Cezerî’nin 1136-1206, diğeri ise 1153-1233 (Hicri, 548-630) yıllarlı arasında yaşadığı şeklindedir.

Mezarı, Cizre’deki Nuh Peygamber Camiinin avlusunda bulunmaktadır.

Yazdığı kitabın giriş kısmında yer alan kısa bilgi notu ile yetinmek durumundayız. Şeref ve onur babası anlamında Ebul-İz lakabı verilmiştir.

İsmail Ebul-İz Bin Razzaz El Cezeri, 1181-1206 yılları arasında Âmid’de (Diyarbakır) Artuklu hânedanının himayesinde bulunduğunu söyler.

Emîr Nâsırüddin Mahmud’un isteği üzerine kaleme aldığı ve 1205’te tamamladığı Kitâb fî Maʿrifeti’l-ḥiyeli’l-hendesiyye (el-Câmiʿ beyne’l-ʿilm ve’l-ʿameli’n-nâfiʿ fî ṣınâʿati’l-ḥiyel) adlı ünlü eserinde mekanik ve robotik üzerine yaptığı çalışmaları ve ayrıntılı çizimleri görebiliriz.

Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı tarafından hazırlanmış El Cezeri yi anlatan videoyu izleyelim…

Robotiğin babası diyebileceğimiz İsmail Ebul-İz El Cezeri günümüzde yeterli tanınmamakta ve hak ettiği değer verilmemektedir.

‘Robot’sözcüğü ilk kez Çek yazar Karel Capek’in 1920’de yazdığı ‘Rossum’un Evrensel Robotları’ adlı tiyatro oyununda kullanıldı.

‘İşçi’ anlamıyla Çekçe’ye giren Robot, 9 asır önce, 12’nci yüzyılda ilk kez Cezeri tarafından tasarlamıştı.

15 Şubat-10 Ağustos 2019 tarihleri arasında İstanbul’da adına yapılan sergide gösterilen Haluk Bilginer tarafından seslendirilmiş videoyu izleyerek İsmail Ebul-İz El Cezeri‘ yi tanımaya devam edelim.

Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri” sergisinin;

Proje Sahibi: Istanbul Cezeri Müzesi

Yaratıcı Yönetmen: Tayfun Kısacık

Metin Yazarı: Volkan Bintepe – M. Ali Çalışkan – Kadir Yılmaz Sanat

Yönetmeni: Bülent Şengül

Prodüksiyon Şirketi: IDA PICTURES

Yönetmen: Kaan Ran Özsoy

CG Supervisor: Kaan Ran Özsoy

Yapımcı: Eda Semiz

Seslendirme: Haluk Bilginer / 1000Volt

Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri” sergisi, 15 Şubat-10 Ağustos 2019 tarihleri arasında UNIQ Expo’da sergilenmiştir. https://www.cezerimuzesi.com/

Anadolu’nun en büyük mucidi Cezeri’nin 13. yüzyılda yazdığı Kitab-ül Hiyel’deki tarife uygun ve çalışır vaziyette üretilen makinelerini ziyaretçilere sunan sergi, adeta bir bilim tarihi arkeolojisi sayılabilecek yapısıyla dünyada bir ilk olma özelliğini taşımıştır.

Zamanı aşan fikirleri, bakış açısı ve felsefesiyle modern mekaniğin babası kabul edilen; Artuklu Sarayı’nın 26 yıl başmühendisliğini yapan, Anadolu’nun en büyük mucidi Cezeri’nin olağanüstü makineleri, 15 yıllık titiz bir çalışmayla 800 yıl aradan sonra yeniden canlandırılmıştır!

Merkezine Cezeri’yi yerleştirerek mekanik tarihinin görkemli hikayesini ilham verici bir şekilde sunan “Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri Sergisi”, 15 Şubat – 10 Ağustos 2019 tarihleri arasında ziyaretçilere ağırlamıştı. https://www.cezerimuzesi.com/

Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri sergisi, 1500 m2’lik alanda, içerisinde boyutları 4 metreyi bulan dev makinelerle birlikte 66 farklı alete, makineye ve çeşitli düzeneklere yer verdi.

Eserlerin çalışma prensiplerini anlaşılır bir biçimde ortaya koyan sergide, Cezeri’nin şifreli, dört sürgülü kapı kilidi, şifreli kasası, dünyaca ünlü filli su saati, anıt su saati, tarihin ilk insansı robotu olan içecek sunan çocuk otomatı gibi birçok çalışmasının birebir örneklerini görmek mümkündü.

Sergide, seslendirmesi Haluk Bilginer tarafından yapılan yaklaşık 6 dakikalık kısa bir filmle karşılanan ziyaretçiler sırasıyla; Cezeri öncesi mekanik tarihi (Yaşam-Kalım), Cezeri dönemi sanatı ve siyasi kaosunun anlatıldığı bölüm (Kaos ve Düzen), Cezeri’nin kitabına ait görsellerin olduğu Harikalar Kitabı bölümü, Cezeri’nin makinelerinin birebir çalışır örneklerinin ve etkileşimli eğitim düzeneklerinin olduğu sanat bölümü, Cezeri’nin üretim araçlarının olduğu Cezeri’nin Atölyesi bölümü, Cezeri sonrası mekanik tarihinden örneklerin bulunduğu Saldırı bölümü ve gelecek tasvirinin olduğu gelecek bölümüyle tanıştılar.

“Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri Sergisi”nde Cezeri’nin birbirinden ilginç makineleri ve Türk-İslam sanatının estetik ve tarihi unsurları dışında; Antik Çin, Mısır, Yunan ve çağdaş Batı medeniyetlerinin bilim adamları da mekanik tarihinden çeşitli örneklerle karşımıza çıktı.https://www.cezerimuzesi.com/

Bilindiği üzere ”Tarihi Kazanan Yazar” sözü geçmişin gerçeğiydi. Lakin günümüzde teknoloji sayesinde bilgiye ulaşmak kolaylaşmıştır.

Bilim tarihi, Anadolu tarihi ve Dünya tarihi öğretilerinde İsmail Ebul-İz El Cezeri‘ ye hak ettiği yer ve saygı maalesef gösterilmemiştir.

Anadolu topraklarında yetişen büyük bilim insanı İsmail Ebul-İz El Cezeri‘ yi ve eserlerini tanımaya devam edelim.

Ustaca Mekanik Cihazların Bilgi Kitabı” (Arapça: Kitab fi ma’rifat al-hiyal al-handasiyya) olarak bilinen koleksiyonda, İsmail Ebul-İz El Cezeri eserlerinin iç işleyişini sergileyen ayrıntılı diyagramlar ve çizimler içermektedir.

Kitabından alınan bu sayfada İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin Mum Saati çizimi ve yanında açıklamalarını yazdığını görüyoruz.

Kitabının bu sayfasında Filli saatin çizimi ve açıklamaları görülüyor.

Kitabının bir başka sayfasında su gücüyle çalışan flütün şeması görülmektedir. 

Tavus kuşu çeşmesi“, İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin sabun ve havlu sunan insansı robotların yer aldığı gelişmiş bir el yıkama cihazıydı.

Sürekli flüt” sesi için su gücüyle çalışan mekanizma

Müzik kutusu benzeri bu icadında, bir teknenin içinde eğlence için şarkılar çalan bir arpçı, bir flütçü ve 2 davulcudan oluşan dört müzisyen görülmektedir.
Bu eserinin en çarpıcı özelliği, davulcuların ritimler yaratan mekanizmalarının programlanabilirliğindir.

En önemli icatlarından biri olan “Fil Saati”.
Filli saatte, farklı kültürleri temsil eden hayvan ve mitolojik yaratıklar mevcuttu.
Hint ve Afrika kültürlerinde fil,
Ejderha Çinlileri,
Anka kuşu Persleri,
Su Yunanlıları,
Sarık ise İslam kültürünü temsil ediyordu.
Fil hareket ediyor ve saatin farklı parçaları zamanı gösteriyordu, bunlara sallanan bir sarkaç ve dönen toplar da dahildi.

Filli Saatin Çalışması;

  • Filin içindeki suyun üzerinde delikli bir tabana sahip bir kase yüzüyordu. Kase belirli bir zaman içerisinde dolduğunda batıyordu.
  • Kase. batarken filin başındaki kirişe bağlanmış bir ipi çekiyordu.
  • Bu, önce şarkı söyleyen şahinin kafasına, sonra da yılanın ağzına düşen metal bir bilyenin fırlatılmasıyla gerçekleşiyordu.
  • Yılan öne doğru eğilip filin içindeki kâseyi ve imparatorun iplerle bağlı elini kaldırıyordu.
  • Bu sırada top bir vazoya düşüyor ve arabacı davulu çalıyordu.
  • Kadran ibresi yarım saati veya tam saati gösterecek şekilde dönüyordu.
  • Yılan sonunda başlangıç ​​pozisyonuna geri dönüyor ve sepette top kaldığı sürece döngü yeniden başlıyordu.

Filin içindeki rezervuarın üst ve alt bölmeleri vardı. Üst rezervuar zaman mekanizmasına bağlıydı, alt rezervuar ise akışın kuvvetini kontrol ediyordu.

Şafakta musluğu açtı, böylece üst bölmedeki su alt rezervuara sızıyordu. Bu doğru basıncı korumaya yardımcı oluyordu.

Bu, saati mevsime bağlı olarak düzensiz gün uzunluğuna ayarlıyordu.

Bardak Su Saatinin görünümü

Eşek Gücüyle Çalışan Su Çarkı Tasarımı görülüyor.

Filli saatte yer alan sürücünün çizimi, kolların nasıl takılması gerektiğini göstermektedir.


İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin Otomatlarından – Robotlarından bir görünüm.


Hesapçının Kan Alma Havuzu

2016 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), İsmail Ebul-İz El Cezeri‘yi geç de olsa “Küresel Hazineler” serisine dahil etti.

Bu sayfada yer alan çizim İçki Partilerinde servis yapması için tasarlanmış robotun çizimi ve açıklamaları görülüyor.


Robotik alanının ilerlemesinde, özellikle programlanabilir otomatların geliştirilmesinde önemli bir rol oynadı. İcatları, modern makine mühendisliği ve otomasyonun temellerini attı.

İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin Bodleian Kütüphanesi’ndeki şifreli kilit tasarımı.


Kale Su Saati

İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin çalışmaları kendisinden sonraki nesil mühendisleri ve mucitleri etkilemiş, tasarımları sonraki yüzyıllarda da kopyalanıp geliştirilmiştir.

İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin icatları saatler ve otomatlarla sınırlı değildi. Ayrıca çeşitli yaratıcı su yükseltme makineleri, su pompaları ve hidrolik sistemler de tasarladı.

Su çıkarma makineleri arasında, sulama amaçlı suyu kaldırmak için kullanılan “Saqiya” ve “Arşimet Vidası” da vardı.


Su çekme makinesinin iç işleyişi, gizli dişlilerin, hareketli bir ineği dikey bir şaft etrafında nasıl döndürdüğünü ve bu şaftın suyu çeken mekanizmayı nasıl çalıştırdığını gösteriyor.

Dünyanın ilk musluk çizimini yine kitabında görüyoruz.

Günümüz için çok basit bir kullanım aracı olan musluğun ayrıntılı anlatımını ve çizimini görüyorsunuz
Musluk ve arkasındaki sıvı hazne hakkında bir sayfa daha.
Musluk tasarımı ve işlevi hakkında bilgilendirme
Musluğun bir başka modeli ve ayrıntılı anlatımı

İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin bu çiziminde içecek servisi yapan bir robotu tasvir etmiş.
Sağ taraftaki yazıda cihazın nasıl çalıştığı anlatılıyor.

İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin bilinen icatlarından biri, bir sandık veya tabut için ilk dört kadranlı kombinasyon kilidiydi. Kapağında böyle dört kadranlı kombinasyon kilidi bulunan 13. yüzyılın başlarından kalma yalnızca beş tabutun hala var olduğu bilinmektedir.
Bunlardan biri olan şifreli kilit kutusu, tartışmasız en görkemli olanıdır. 13. yüzyılın başlarında, üstadın doğum yeri olan Cezire’de yaratılmış olup, Khalili Koleksiyonları’nda tutulmaktadır.

Khallili Koleksiyonlarında şifreli kilit kutusu


Khallili Koleksiyonlarında şifreli kilit kutusu üstten görünümü

Gruptaki diğer bilinen örneklerde olduğu gibi, Khalili sandığındaki kombinasyon kilidi, Al Jazeri’nin Bilgi Kitabı’ndaki tasarımını neredeyse birebir yansıtıyor. Kitapta, kapağın dört köşesinde dört kombinasyon kilidi kadranı bulunan bir sandık çiziyor, her biri Arap alfabesinin yirmi sekiz harfinden on altısını kullanıyor ve sayıları, Abjad rakamları olarak bilinen bir sistemde temsil ediyor.

İlginç bir şekilde, İsmail Ebul-İz El Cezeri‘nin kilidinin temel bir özelliği, harflerin bir diyakritik işaret olmadan kullanılmasıdır – bir harfi diğer benzer harflerden ayırmak için eklenen bir nokta veya işaret. Bu, Khalili örneğindeki güzelce korunmuş kadranlarda açıkça görülmektedir.

Khalili sandığı, saray uğraşlarını ve Hristiyan motiflerini tasvir eden gümüş kakmalı sahnelerle süslenmiştir. Bu sandığın dönemi ve konumu göz önüne alındığında – ve zanaatkarlığın karmaşıklığı – İsmail Ebul-İz El Cezeri‘ nin tasarımından sonra zengin bir Hristiyan hami tarafından sipariş edildiğini varsaymak mantıklıdır. Diğer örnekler henüz yayınlanmamış olsa da ve gruptaki diğerleri hakkında yetersiz bilgi mevcut olsa da, Khalili sandığı doğrudan Hristiyanlıkla ilgili süslemeler taşıyan tek sandık olabilir.

Okuyun – Öğrenin – Öğretin – Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Makaleler ve İncelemeleri Okunmak İsteyenler İçin Kaynaklar

⭐️⭐️ El-Cezerî ile ilgili yapılan çalışmaların değerlendirilmesi http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/302720

⭐️⭐️ Akman, T., (1974). Sekiz Yüzyıl Önce Otomatik Makine Yapan Türk Bilgini Eb-Ül-İz. Bilim ve Teknik, 7, 77, 1-6. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://services.tubitak.gov.tr/edergi/yazi.pdf;jsessionid=jT2Y97Din+MkktJhrfXd6W2O?dergiKodu=4&cilt=7&sayi=77&sayfa=1&yaziid=1192

⭐️⭐️Temiz M., (2012). Ön Rönesans Döneminde Fizik ve Fen Bilimleri. Denizli. http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/http://www.mtemiz.com/bilim/%C3%96N%20(ERKEN)%20R%C3%96NESANS%20D%C3%96NEM%C4%B0%E2%80%99NDE%20%20F%C4%B0Z%C4%B0K%20VE%20FEN%20B%C4%B0L%C4%B0MLER%C4%B0%20(PDF).pdf

⭐️⭐️ Vukobratovic M., (2009). Robot Environment Dynamic Interaction Survey and Future Trends. Mihailo Pupin Institue, Belgrade, Serbia. https://www.researchgate.net/scientific-contributions/M-Vukobratovic-2037784990

⭐️⭐️ Moon, F.C., (2007). The Machines of Leonardo da Vinci and Franz Reuleaux, Springer. (22 March 1974). Nature, 248, 5446. https://www.scirp.org/reference/referencespapers?referenceid=3885047

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bu makale;

Anadolu topraklarında yetişmiş İsmail Ebul-İz El Cezeri‘ nin bilinirliğine ve hak ettiği saygıyı görmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Çimento Fabrikası Çalışanlarında Krom Raporu

Çimento Fabrikası Sağlık Yönetim Sistemi Raporu

Konu: Çalışanlarda Kromun Önemi ve Takibi

Çimento fabrikalarında çalışan işçilerin maruz kaldığı ağır çalışma koşulları; toz, yüksek sıcaklık, vardiya sistemi ve fiziksel yük, iş sağlığı ve güvenliğini sürekli risk altında tutmaktadır. İş güvenliği denildiğinde genellikle kişisel koruyucu donanımlar (baret, maske, eldiven vb.) öne çıkmaktadır. Ancak, insan sağlığının korunması yalnızca dışarıdan değil, içeriden de desteklenmelidir. Bu noktada, işçilerin metabolik ve biyolojik dengelerinin korunması büyük önem taşır. Sessiz ama kritik bir mineral olan krom, işçilerin dikkat, enerji ve dayanıklılığını koruyan biyolojik bir güvenlik unsuru olarak ele alınmalıdır.

Kromun İnsan Sağlığındaki Rolü
  • Kan şekeri dengesi: Krom, insülinin etkinliğini artırarak ani şeker dalgalanmalarını engeller. Bu, işçilerin vardiya sırasında dikkat kaybı veya ani halsizlik yaşamalarını önler.
  • Enerji sürekliliği: Krom sayesinde işçiler vardiya boyunca daha dengeli enerjiye sahip olur.
  • Yağ ve kolesterol metabolizması: Krom, kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü yükselterek kalp-damar sağlığını korur.
  • Kas dayanıklılığı: Kas gücünü artırır, ağır yüklerle çalışan işçilerin performansını ve güvenliğini destekler.

İş Güvenliği Açısından Kromun Önemi
  • Dikkat dağınıklığının önlenmesi: Krom eksikliğinde yaşanan tatlı isteği ve enerji dalgalanmaları, makineler başında veya yüksek riskli alanlarda kazalara yol açabilir.
  • Kaza risklerinin azaltılması: Enerji düşüklüğü nedeniyle kişisel koruyucu donanımın doğru kullanılmaması veya güvenlik adımlarının atlanması engellenmiş olur.
  • Kronik hastalıkların önlenmesi: Krom eksikliği tip 2 diyabete yol açar; diyabetli işçilerde hipoglisemi nedeniyle bayılma, düşme ve kontrol kaybı riski yüksektir.
  • İş gücü verimliliğinin artırılması: Sağlıklı işçi, daha dikkatli, dayanıklı ve üretken olur.

Çimento Fabrikalarında Krom Kaynakları
  • Kantin Menülerinde Zenginleştirme:
    • Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği
    • Pirinç pilavı yerine bulgur pilavı
    • Mercimek çorbası, nohutlu yemekler
    • Brokoli, yeşil fasulye gibi sebzeler
    • Ara öğünlerde fındık, ceviz gibi kuruyemişler
  • Yerel Mutfağın Kullanılması: Anadolu yemekleri (tarhana, bulgur, nohutlu pilav) doğal krom kaynaklarıdır.

Günlük Krom İhtiyacı
  • Yetişkin erkekler: 35 mikrogram
  • Yetişkin kadınlar: 25 mikrogram
  • Bu miktar gözle görülemeyecek kadar küçük olsa da etkisi büyüktür. Fabrika çalışanlarının dengeli beslenmesiyle kolaylıkla karşılanabilir.

Yönetim İçin Öneriler
  1. Beslenme Politikası:
    • Yemek menülerinde krom zengini yiyeceklerin zorunlu hale getirilmesi.
    • Tatlı ve şekerli içeceklerin sınırlanması.
  2. Periyodik Sağlık Kontrolleri:
    • Kan şekeri ve kolesterol ölçümleri yapılmalı.
    • Diyabet riski olan işçiler erken aşamada tespit edilmeli.
  3. Eğitim Programları:
    • İşçilere “beslenme ve iş güvenliği” konulu eğitimler verilmeli.
    • Kromun önemine dair bilgilendirme afişleri kantinlerde bulundurulmalı.
  4. Takip ve İzleme:
    • Krom alımını destekleyen menülerin uygulanıp uygulanmadığı denetlenmeli.
    • İş güvenliği kurulları, biyolojik riskleri de gündemine almalı.

Çimento fabrikalarında iş güvenliği yalnızca makineler, prosedürler ve koruyucu ekipmanlarla sağlanamaz. İnsan bedeninin biyolojik dengesi de bu sistemin temel bir parçasıdır. Krom, işçilerin dikkatini, enerjisini ve sağlığını koruyarak kazaları önleyen görünmez bir kahramandır. Küçük miktarlarda alınmasına rağmen büyük etkiler yaratan bu mineralin takibi, iş güvenliği kültürünün ayrılmaz bir unsuru olmalıdır. Fabrika yönetimleri için basit ve düşük maliyetli beslenme düzenlemeleri, uzun vadede iş kazalarını azaltacak, iş gücünü koruyacak ve üretim verimliliğini artıracaktır.

Baret, maske ve çelik burunlu ayakkabı görünür güvenlik önlemleridir. Ancak işçinin damar hattını, dikkatini ve kas gücünü koruyan görünmez bir donanım daha vardır: Krom.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hukukta ve İş Sağlığı – Güvenliğinde Öngörülebilir Risk

Öngörülebilir Riskin İş Sağlığı ve Güvenliğinde Hukuki ve Pratik Anlamı
Neden “öngörülebilirlik” kritik bir kavramdır?

“Öngörülebilir risk” (foreseeable risk), iş güvenliğinde bir tehlikenin önceden tahmin edilebilir, makul dikkatle görülebilir ve dolayısıyla önlenebilir olduğuna ilişkin ölçüttür. İşverenler ve tasarımcılar için bu kavram, yalnız teknik tedbirlerin değil; organizasyonel, eğitimsel ve yönetimsel tedbirlerin de bir yükümlülüğe dönüşmesini sağlar.

Hukuk sistemi açısından öngörülebilirlik, kusurun objektifleştirilmesinde (şu durumda kim hangi tedbirleri almalıydı?) merkezi bir rol oynar: eğer bir risk öngörülebilirdiyse, onun gerçekleşmesi halinde sorumluluk işverende ya da sistemde toplanır. Bu tespit, modern Yargıtay içtihatlarının da ana eksenlerinden biridir. Yargı Kararları

Öngörülebilir Risk — Tanım, Unsurlar ve Ölçütler

Öngörülebilir risk” değerlendirmesi teknisyenler ve İş güvenliği uzmanlarının yanı sıra hukuka intikal ettiğnde de savcı ve hâkimler tarafından şu unsurlar üzerinden yapılmaktadır:

  1. Riskin objektif varlığı: Yapı, süreç veya davranış modeli tehlikeyi barındırıyor mu?
  2. Öngörülebilirlik: Makul bir uzman/işveren/iş güvenliği görevlisi aynı koşullar altında bu tehlikeyi öngörebilir miydi?
  3. Önlenebilirlik: Mevcut teknoloji, maliyet ve makul makine tasarım/organizasyon çözümleri ile risk azaltılabilir veya yok edilebilir miydi?
  4. İlişki (nedensellik): Riskin gerçekleşmesi ile işverenin tedbir eksikliği arasında uygun bir illiyet bağ var mı?

Hukuki değerlendirme bu unsurların bir kombinasyonunu ölçer; Yargıtay kararlarında da bu çerçevenin izleri belirgindir: sadece “tehlikenin varlığı” değil, “tehlikenin makul öngörülüp öngörülememesi” ve “alınabilecek makul tedbirlerin niteliği” sorgulanır. İzmir Barosu

Türk Hukukundaki Temel Yükümlülükler

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işveren; risk değerlendirmesi yapmak, tehlikeleri belirlemek, gerekli önlemleri almak ve İSG kültürünü tesis etmekle yükümlüdür. Bu hükümlerin amacı, öngörülebilir riskleri daha kazaya dönüşmeden kontrol etmektir.

Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında işverenin gözetme borcu; kusurun söz konusu olduğu tazminat davalarında önemli hukukî dayanaklardan biridir. İşverenin gözetme borcuna aykırılığı, işçinin uğradığı zararda sorumluluğun temelini oluşturur.

Ceza hukuku cephesinde; taksirle yaralama veya öldürme suçları, iş güvenliği tedbirlerinin ihlal edilmesi sonucu meydana gelen ölümlerde veya ağır yaralanmalarda gündeme gelir. Bu boyutta da “öngörülebilirlik” (müdahale ile önlenebilirlik) tartışması kararların yönünü belirler. Bu çerçeve Yargıtay kararlarında açıkça görülür. Türkiye Barolar Birliği Dergisi

Yargıtay’ın Öngörülebilirlik Yorumları — Temel Eğilimler

Yargıtay içtihatları, iş kazalarında öngörülebilir risk ve işveren sorumluluğu konusunu birkaç başlık altında tekrarlar:

Teknolojinin Gerektirdiklerini Yapmamak: Yargıtay, bir kararında “işverenin, teknolojik gelişmelerin ve emniyet standartlarının gerektirdiği önlemleri almaması”nı kusur olarak kabul etmiştir. Bu yaklaşım, yalnızca yasalara uygunluk değil, güncel teknik gereklilikleri de gözetme yükümlülüğünü vurgular. erikelpartners.com.tr

Normalleşmiş Riskler ve Kurumsal Kültür: Sürekli tekrar edilen tehlikeli uygulamalar (örn. ışık perde devre dışı bırakılması, LOTO uygulanmaması) işyerinde “normalleşmişse”, Yargıtay bunu işverenin gözetim zafiyeti ve dolayısıyla öngörülebilir kusur olarak değerlendirir. Kararlar, örgütsel kusurun bireysel kusuru gölgede bıraktığı hallerde işveren aleyhine hüküm kurma eğilimindedir. Yargı Kararları

Bilirkişi Raporlarının Ağırlığı: Yargıtay çoğu kararda teknik bilirkişi raporlarını esas alır; öngörülebilir riskin belirlenmesinde makina emniyeti, tasarım eksiklikleri, standart uyumsuzlukları ve yapılabilecek somut mühendislik tedbirleri bilirkişilerce ortaya konur. Bu raporlar, mahkeme kararının nedensellik ve önlenebilirlik tespitinde belirleyicidir. Yargı Kararları

Müteselsil Sorumluluk ve Zincir Analizi: Yargıtay, birden fazla tüzel/gerçek kişinin müdahil olduğu iş süreçlerinde asıl işveren/alt işveren/taşeron gibi aktörlerin sorumluluk paylaşımını inceler; öngörülebilir riskin zincir boyunca hangi aktör tarafından önlenebileceği analiz edilir. Bu, özellikle bakım, montaj, geçici işler veya taşeron uygulamalarında sıkça karşılaşılan değerlendirmedir. Türkiye Barolar Birliği Dergisi

Örnek Karar Temaları ve Özetleri (Mahkeme Eğilimleri)

Aşağıda Yargıtay içtihatlarında sıkça görülen, öngörülebilir riskle doğrudan ilişkili karar temalarına örnek kısa özetler veriyorum. (Özetlediğim içtihat derlemeleri ve analizlerin paralel olmasına özen gösterdim)

Emniyet Donanımı Devre Dışı — “Devre dışı bırakılan güvenlik”

Mahkemeler, optik perdelerin, emniyet kilitlerinin (interlocklarının) veya acil durdurma düzeneklerinin devre dışı bırakıldığı durumlarda işverenin ağır kusurunu tespit eder.

Öngörülebilirlik gerekçesi: makul işveren böyle bir devre dışı bırakmayı fark eder veya etmesi beklenir; dolayısıyla önleyici tedbirlerin olmaması kabul edilemez. Yargı Kararları

Uzun Vardiyalar / Yorgunluk – “İnsan faktörünün öngörülmesi”

Yargıtay; uzun çalışma süreleri, düzensiz vardiya planları ve yetersiz dinlenmenin yarattığı yorgunluk riskini, işverenin öngörmesi gereken bir unsur olarak değerlendirir. Mahkemeler, yorgunluğun neden olduğu hataların “öngörülebilir” olduğunu ve dolayısıyla organizasyonel tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulamıştır. İzmir Barosu

Eğitim ve Talimat Eksikliği — “Bilgilendirme borcunun yetersizliği”

Eğitim ve talimatların yetersizliği sonucu ortaya çıkan hatalar çoğu içtihatta işveren kusuru olarak değerlendirilmiştir. Öngörülebilirlik açısından, işverenin işi ve tehlikeleri çalışanına öğretmesi temel yükümlülük kabul edilir. Yargı Kararları

Tedarik Zinciri / Montaj Hataları — “Üretici / montaj hatalar

Makineyi tedarik eden veya kuran taraflar da öngörülebilir risk bağlamında değerlendirilebilir; eksik teknik dokümantasyon, uygunsuz montaj veya revizyon sırasında güvenlik tedbiri alınmaması, ileride doğacak kaza bakımından öngörülebilir kabul edilmektedir. Mahkemeler, sorumluluğu aktörlere göre dağıtırken tek tek hangi tedbirlerin hangi payda olabileceğine bakar. Türkiye Barolar Birliği Dergisi

Dava Örnekleri — (Yargıtay eğilimlerine dayalı)

Aşağıdaki özetler gerçeğe uygun mahkeme temaları ve Yargıtay analizleri temelinde düzenlenmiştir; amaç ilke göstermek olup, karar numarasına dayalı doğrulama için ilgili kaynaklara bakılmalıdır.

Örnek A — Optik Perde Devre Dışı (İmalat Sanayi)

Olay: İmalat hattında optik güvenlik perdesi bakım nedeniyle geçici olarak devre dışı bırakılmış; üretim devam ettirilmiş; işçi elini makineye kaptırmış, amputasyon gerçekleşmiş.
Mahkeme/Yargıtay yaklaşımı: Optik perdenin devre dışı bırakılmasının öngörülebilir risk yarattığı; makul işverenin bakım sırasında üretimi durdurması gerektiği; işverenin kusurlu olduğu yönünde kararlar (teknik bilirkişi raporuna atıf). Yargı Kararları

Örnek B — Taşeron Montaj Hatası (İnşaat/Endüstri)

Olay: Taşeron firma, makine ile ilgili kritik bağlantıda uygunsuz montaj yapmış; ana firma bunu denetlememiş; kaza meydana gelmiş.
Mahkeme/Yargıtay yaklaşımı: Taşeron ve asıl işverenin müteselsil sorumluluğu; öngörülebilir riskin zincir boyunca izlenmesi gerektiği; denetim yükümlülüğünün atlanması işveren kusurunu güçlendirir. Türkiye Barolar Birliği Dergisi

Örnek C — Uzun Vardiya ve Yorgunluk Kaynaklı Kaza (Madencilik/Üretim)

Olay: Uzun vardiyalar ve yetersiz dinlenme periyodu bulunan işletmede, yorgunluk kaynaklı dikkatsizlik sonucu ağır kaza.
Mahkeme/Yargıtay yaklaşımı: Vardiya planlaması ve dinlenme süreleri işverenin yönetim sorumluluğunda; yorgunluğun öngörülebilir olduğu ve önlenebilir tedbirlerin alınmadığı gerekçesiyle işveren aleyhine tazminat hükmü. İzmir Barosu

(Not: Bu örnekler tematik özetlerdir; kararların ayrıntılarına ve karar numaralarına kaynak derlemelerinden ulaşılabilir.) Yargı Kararları

Öngörülebilir Riskin İşverenler İçin Pratik Anlamı — Ne Yapmalılar?

Yargı eğilimleri ve İSG prensipleri birlikte düşünüldüğünde işverenlerin alabileceği somut tedbirler şunlardır:

  1. Kapsamlı Risk Değerlendirmesi (Öngörülebilirlik Odaklı)
    • Sadece “mevcut tehlikeleri” değil, “neden normalleşiyorlar?” sorusunu da cevaplayan analizler yapın.
  2. Mühendislik Kontrolları Önceliği
    • Tasarım düzeyinde riskleri ortadan kaldırma (inherently safe design).
    • Emniyet kilitlerinin (interlock’larının) devredışı bırakılmasını imkânsız kılacak uygulamalar.
  3. Saha Denetimleri ve Güvenlik Kültürü
    • Normalleşen tehlikeleri tespit etmek için “yakın-kazalar” (near-miss) verilerini düzenli analiz edin.
  4. Bilirkişi ve Teknik Raporlama Hazırlığı
    • Proaktif olarak bağımsız güvenlik değerlendirmeleri yaptırın; dava anında eksiksiz delil sunmak için belgeleyin.
  5. Vardiya Yönetimi ve Yorgunluk İzleme
    • Vardiya süreleri, mola planları ve ergonomik periyotlar öngörülebilir risk faktörü olarak yönetilmelidir.
  6. Tedarikçi ve Taşeron Yönetimi
    • Montaj, bakım ve onarım süreçlerinde tedarik zinciri sorumluluklarını sözleşmelerle netleştirin.
  7. Eğitim + Tasarım Entegrasyonu
    • Eğitimler yalnız davranışa yönelik değil; tasarım sınırlarını, LOTO uygulamalarını ve “güvenli olmayan normalleşmenin” risklerini içermelidir.

Bu 7 madde ile sizlere, Yargıtay’ın öngörülebilirlik vurgusuyla doğrudan paralel bir risk-kontrol çerçevesi sunmayı amaçladım. erikelpartners.com.tr

İşverenlere ve İş Güvenliği Uzmanlarına Olası Mahkeme Savunmaları İçin Pratik İpuçları (Hukuki Hazırlık)

Dokümantasyon: Risk değerlendirme raporları, bakım kayıtları, LOTO prosedürleri, çalışan eğitim kayıtları mahkemede kritik delildir.Olası bilirkişi raporlarını destekleyecek teknik veriler önceden hazırlanmalıdır. Yargı Kararları

Hızlı Müdahale Kayıtları: Arıza/onarım gerçekleştiğinde yapılan acil müdahaleler, üretimin neden durdurulmadığına dair gerekçeler kayıt altına alınmalıdır.

İç Denetim Raporları: Normalleşen risk tespit edildiğinde yapılan iç denetimler ve düzeltici faaliyetler, işverenin öngörme ve müdahale çabası olduğunu gösterir. Yargı Kararları

Öngörülebilir Risk Özelinde Hukuk, Mühendislik ve Yönetimin Kesiştiği Nokta

“Öngörülebilir risk” kavramı, iş sağlığı ve güvenliğinde sistemsel sorumluluğun anahtarını oluşturur. Yargıtay içtihatları da açıkça göstermektedir ki; tehlikeler öngörülebilir olduğunda, bu tehlikeleri elimine etme veya makul şekilde azaltma yükümlülüğü işverene düşer; bu yükümlülük yerine getirilmediğinde hukuki sorumluluk ağırlaşır. İşverenler için pratik sonuç, risk yönetimini yalnızca gösterge tabloları ve checkbox’larla sınırlamamak; tasarım, tedarik zinciri, vardiya yönetimi, eğitim ve saha denetimlerini öngörülebilirlik ekseninde bütünleştirmektir. erikelpartners.com.tr + Yargı Kararları

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Kaynakça — Seçme Referanslar

⭐️⭐️TBB (Türkiye Barolar Birliği) ve akademik makaleler: işverenin gözetme yükümlülüğü ve müteselsil sorumluluk tartışmaları. Türkiye Barolar Birliği Dergisi

⭐️⭐️Yargıtay karar derlemeleri ve örnek içtihat analizleri. Yargı Kararları

⭐️⭐️Yargıtay kararlarının işveren sorumluluğu bağlamında değerlendirilmesi (hukuk pratiği analizleri). erikelpartners.com.tr

⭐️⭐️İzmir Barosu içtihat ve makale derlemesi: iş kazalarının hukuki değerlendirmesi. İzmir Barosu

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

#öngörülebilir #risk #hukuk #işgüvenliği #kebat #tetkikosgb

Daha Fazla

İş Sağlığı ve Güvenliği Kültüründe Bilişsel Çapa (Cognitive Anchor) Teorisi

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) kültüründe Bilişsel Çapa (Cognitive Anchor) Teorisi, güvenlik davranışlarının arkasındaki insan zihnini anlamamızı sağlayan, çok önemli ve ilgi çekici bir kavramdır.

Teori, temel olarak şunu söyler: İnsanlar, özellikle tehlike ve risk gibi belirsiz durumlarla karşılaştıklarında, hızla karar vermek ve eyleme geçmek için zihinlerinde önceden oluşturulmuş, değişime dirençli “çapalara” (kalıp yargılar, yerleşmiş inançlar) tutunurlar. Bu çapalar, güvenlik uygulamalarının başarısını veya başarısızlığını doğrudan etkileyen gizli güdülerdir.

Bilişsel Çapa terimi, aslında ekonomi ve psikoloji alanındaki Çapalama Etkisi (Anchoring Effect) kavramından gelir. Bu etki, insanların karar verirken karşılaştıkları ilk bilgi parçasına veya yerleşik inanca gereğinden fazla ağırlık vermesi ve sonraki tüm kararlarını buna göre ayarlaması anlamına gelir.

İSG kültüründe ise bu, güvenlikle ilgili yerleşmiş, sorgulanmayan inançlar demektir.

İki Tip Bilişsel Çapa – Pozitif ve Negatif
  1. Negatif Çapalar (Güvenliği Engelleyenler): Bunlar, risk alma davranışını normalleştiren ve güvenlik kurallarının göz ardı edilmesine neden olan inançlardır.
    • Örnek: “Biz bu işi 20 yıldır böyle yapıyoruz, bize bir şey olmaz.” veya “Hızlı bitirmeliyiz, kuralı es geçersek kimse fark etmez.”
    • Sonuç: Bu çapa, tehlikeyi küçümser, riski normalleştirir ve yeni güvenlik prosedürlerine karşı direnç yaratır.
  2. Pozitif Çapalar (Güvenliği Destekleyenler): Bunlar, güvenlik odaklı davranışı otomatik hale getiren ve kültürü güçlendiren inançlardır.
    • Örnek: “Önce güvenlik, sonra iş” veya “Her duruş, güvenli bir başlangıç şansıdır.”
    • Sonuç: Bu çapa, güvenlik prosedürlerini alışkanlık haline getirir, hatayı önler ve yeni iyileştirmelere açık olmayı sağlar.

Neden Çapalara İhtiyaç Duyarız?

İnsan zihni, hız ve enerji tasarrufu için tasarlanmıştır. Her an yüzlerce potansiyel tehlikeyi analiz etmek yerine, zihnimiz kestirme yollar (heuristics) kullanır. Bilişsel çapalar da bu kestirme yollardan biridir. Bir kez çapa atıldığında, her seferinde “Bu makine güvenli mi?” diye sormak yerine, zihin otomatik olarak “Bizim makine hep böyle çalışır, sorun yok,” der ve enerjiyi asıl işe odaklar.

Ancak bu kestirme yol, koşullar değiştiğinde veya yeni bir risk ortaya çıktığında büyük bir tehlike yaratır.

🛠️ 🛠️ 🛠️
Çimento Sektöründe Bilişsel Çapa Örnekleri

Çimento fabrikaları gibi ağır sanayi ortamlarında, yüksek riskli ve tekrarlayan işler nedeniyle bilişsel çapalar çok güçlüdür ve kaza potansiyelini artırır.

Örnek 1: “Bizim Sektörde Kaza Normaldir” Çapası

Çapanın İfadesi: “Tozlu, gürültülü ve sıcak bir yer, elbet kazalar olacak. Burası çimento fabrikası, ofis değil ki.”

Negatif Etkisi: Bu çapa, mükemmel sıfır kaza hedefine ulaşmayı imkansız hale getirir. İşverenler ve çalışanlar, küçük yaralanmaları veya meslek hastalıklarını bir “işin doğası” olarak kabul etmeye başlar. Güvenlik yöneticisi en iyi prosedürü getirse bile, “boşa çaba” olarak görülür.

Epistemolojik Boyut: Bu çapa, işçinin bilgi haritasında riski normalleştirir. Gözlemlediği tehlikeleri (örneğin kaygan zemin) zihni filtreler ve raporlamaz, çünkü bu durumun “normal” olduğunu bilir.

Örnek 2: “Kilit-Etiket Sadece Formalite” Çapası

Çapanın İfadesi: “Bakım çok acil, kilit-etiket (LOTO) prosedürünü tam uygulamadan hızlıca enerjiyi kesip işi bitirelim. Zaten makineyi kimse çalıştırmaz.”

Negatif Etkisi: Kilit-etiket prosedürünün temel amacı hayat kurtarmaktır. Bu çapa, prosedürü gereksiz bir bürokratik yük olarak görmeye neden olur. Bu durumda, zaman baskısı veya yorgunluk devreye girdiğinde, kilit atlanarak ölümcül bir kazaya zemin hazırlanır.

Güven Boyutu: İşveren bu prosedürü “zorunluluk” olarak dayattığında, işçi prosedürü bir zorlama olarak algılar ve bu, karşılıklı güvenin zedelenmesine yol açar. Güven zedelenince, prosedürün özü değil, sadece şekli uygulanır.

🪜 🪜 🪜
Bilişsel Çapaları Değiştirme ve Köprü Kurma Adımları

İSG profesyonelinin görevi, bu negatif çapaları tespit etmek, yerinden sökmek ve yerine pozitif, güvenlik odaklı yeni çapalar atmaktır.

Adım 1: Çapanın Tespit Edilmesi (Epistemik Keşif)

Negatif çapalar genellikle şikayetlerde, göz ardı edilen kurallarda ve “küçük” kazaların açıklamalarında gizlidir.

Teknik: Anketler yerine, Nitel Görüşmeler yapılmalıdır. Çalışanlara “Neden bu kurala uymadınız?” yerine, “Bu kural size neden zaman kaybı gibi geliyor?” veya “Sahada en sık duyduğunuz güvenlik cümlesi nedir?” gibi açık uçlu sorular sorulmalıdır.

Hedef: İşçinin tehlikeyi nasıl algıladığını ve bu algıyı hangi yerleşik inancın belirlediğini anlamak.

Adım 2: Çapanın Sökülmesi (Sarsma ve Uyumsuzluk Yaratma)

Çapayı sökmek için, inancın temellerini sarsacak, bilişsel uyumsuzluk yaratacak deneyimler tasarlanmalıdır.

Teknik: Senaryo Tabanlı Eğitimler (Scenario-Based Training) ve Vaka Çalışmaları kullanılmalıdır. Örneğin, “20 yıldır böyle yapıyoruz” diyen bir çalışana, geçmişte o işi yaparken gerçekleşmiş ama küçük atlatılmış bir kaza senaryosu detaylıca canlandırılmalıdır.

Hedef: Çalışanın zihninde “Benim güvendiğim yöntem aslında ne kadar riskliymiş?” sorusunu yaratarak, eski inancın (çapanın) geçersizliğini kanıtlamak.

Adım 3: Yeni Çapa Atmak (Pozitif İnşaa)

Eski çapa sarsıldıktan sonra, zihnin tutunabileceği yeni, pozitif bir güvenlik inancı hızla yerleştirilmelidir.

Teknik: Liderlik Gözlemi ve Geri Bildirim. Üst ve orta kademe yöneticiler, sahadaki pozitif davranışları anında ödüllendirmeli ve neden pozitif olduğunu açıkça ifade etmelidir. (Örneğin: “Ali Bey, LOTO prosedürünü tam uyguladığınız için teşekkürler. Bu, bize sadece zaman kazandırmakla kalmadı, ekip arkadaşlarınızın hayatını da güvence altına aldı. Bu fabrikada her zaman önce hayat gelir.“)

Hedef: Güvenli davranışı, kişisel başarı ve şirket kültürüyle ilişkilendiren yeni ve güçlü bir inanç (pozitif çapa) oluşturmak.

🤝 🤝 🤝
Güven: Bilişsel Çapaların Kurulduğu Zemin

Yukarıda bahsedilen tüm süreçler, güven olmadan işe yaramaz. Epistemolojik açıdan güven, bilginin geçerliliğine duyulan inanç demektir.

1. İşçinin İşverene Güveni (Prosedürün Güvenilirliği)

Eğer işçi, işverenin getirdiği güvenlik kuralının arkasında samimiyetle durduğuna inanmazsa (örneğin sadece denetim geçirmek için yapıldığına inanırsa), o kuralı hızla bir “negatif çapa” olarak kodlar: “Bizi yavaşlatmak için uydurulmuş gereksiz bir kural.”

Yapılması Gereken: İşveren, güvenlik kuralını anlatırken sadece “Yap” demek yerine, “Bunu yapmazsan neyin riskli olduğunu” gösteren şeffaf veriler ve sahadan gelen örnekler kullanmalıdır. Bu, prosedürün güvenilirliğini artırır.

2. İşverenin İşçiye Güveni (Saha Bilgisinin Güvenilirliği)

Eğer işveren, işçinin “20 yıldır böyle yapıyoruz” demesini sadece bir inat veya direniş olarak görürse, çok değerli saha bilgisini ıskalamış olur. O 20 yıllık tecrübe, prosedürün neden sahada uygulanamaz olduğuna dair kritik ipuçları barındırır.

Yapılması Gereken: İşveren, işçinin sahadaki bilgisini sadece bir “veri” değil, güvenlik prosedürünü daha iyi hale getirecek “güvenilir bir kaynak” olarak görmelidir. Bu, Kolektif Bilgi Üretimini (collective knowledge production) teşvik eder.

🎯 🎯 🎯
Sonuç – Bilişsel Çapa, İSG Kültürünün Gizli Motorudur

İş Sağlığı ve Güvenliği Kültüründe Bilişsel Çapa Teorisi, bize gösteriyor ki; bir çalışanın baret takıp takmaması, yasal bir zorunluluğa uyup uymamasından ziyade, zihninde güvenliğin ne anlama geldiğine dair yerleşmiş olan inançla doğrudan ilişkilidir.

Eski Çapa (Negatif): Baret takmak denetimden geçmek için yapılır. (İSG profesyonelinin görevi: Zorlamak.)

Yeni Çapa (Pozitif): Baret takmak eve sağ dönmek için yapılır. (İSG profesyonelinin görevi: Kültür oluşturmak.)

İSG profesyonelleri olarak amacımız, sadece kural koymak değil; çalışanların zihnindeki negatif çapaları söken ve yerine güvenliği özgür iradeyle seçmeyi destekleyen pozitif çapaları atan bilişsel mimarlar olmaktır. Güvenlik, ancak bu görünmez bilişsel süreç doğru yönetildiğinde, kağıt üzerinden çıkıp gerçek bir kültür haline gelebilir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Mesleki Eğitimi Olmayanı Çalıştırmak Bilinçli Taksirdir !

Yargıtay Kararı

Mesleki Eğitimi Olmayanı Çalıştırmak Bilinçli Taksirdir !

Sonuç ile başladım.

Çünkü çok farklı sebeplerle Tehlikeli ve Çok tehlikeli işlerde çalışanların Mesleki Eğitimli olması ve Mesleki Eğitim Belgeli olmaları hususu halen ihmal edilmektedir.

Aslen yasal zorunluluk var;

6331 Sayılı Kanun’un 17/3. maddesi,Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz.” hükmünü içermektedir.

Yani Mesleki Eğitim almak ve pek tabi ki belgesine sahip olmak kanuni bir zorunluluk.

Yine 6331 Sayılı Kanun’una dayanarak Tehlikeli Ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik 13 .07.2013 tarihinde çıkarılmış ve aynı gün yürürlüğe girmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir konu mevcuttur.

6645 Sayılı 23 Nisan 2015 tarihinde 29335 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan konu ie ilgili önemli değişikliklerden biri;

Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından standardı yayımlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak tebliğlerde belirtilen mesleklerde, tebliğlerin yayım tarihinden itibaren on iki ay sonra Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununda düzenlenen esaslara göre Mesleki Yeterlilik Belgesine sahip olmayan kişiler çalıştırılamayacaktır.” hükmüdür.

Bu tarihten itibaren;

Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından standardı yayımlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan tebliğler ile sadece Mesleki Yeterlilik Belgesi zorunlu – geçerli olan meslekler yayınlanmaya başlamıştır

Mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu olana mesleklerin sayısı giderek artmaktadır. Bu sebeple zorunluluk kapsamına girmiş güncel meslek listesine Mesleki Yeterlilik Kurumu web sitesinden ulaşılabilirsiniz.

Buraya kadar olanlar çok net olsa da muafiyetler konusu karışık gelebilir.

Zorunlu Mesleki Yeterlilikten Muafiyetler

İlk olarak;

07.10.2006 tarih 26312 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5544 sayılı Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu 2. Maddesi ile…

Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu Kanun kapsamı dışındadır.”

Yani bu kapsam dışı olanlar kendi mesleklerinde çalıştıkları sürece sahip oldukları belgeler yeterli Mesleki Eğitim Belgesidir.

İkinci olarak;

Zorunluluk kapsamında yer alan Mesleki Yeterliliklerin ”Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumlarınca Verilen Diplomalar (Alan/Dal/Bölüm-FOET Kodu) ile 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’na Göre Düzenlenen Ustalık Belgeleri (Alan/Dal- FOET Kodu) denkliklerinin listelendiği muafiyet tablosunda yer alan belgelere sahip olanlar kapsam dışındadır.

Yani bu kapsam dışı olanlar kendi mesleklerinde çalıştıkları sürece sahip oldukları belgeler yeterli Mesleki Eğitim Belgesidir.

Üçüncü olarak;

MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi zorunluluğunda 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre ustalık belgesi almış olanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı meslekî ve teknik eğitim okullarından ve üniversitelerin meslekî ve teknik eğitim veren okul ve bölümlerinden mezun olup, diplomalarında veya ustalık belgelerinde belirtilen bölüm, alan ve dallarda çalıştırılanlar için meslekî yeterlilik belgesi şartı aranmamaktadır.

Yani bu meslekî yeterlilik belgesi şartı aranmayanlar kendi mesleklerinde çalıştıkları sürece sahip oldukları belgeler yeterli Mesleki Eğitim Belgesidir.

Bu genel bilgilerden sonra;

Tehlikeli ve Çok tehlikeli işlerde çalışanların Mesleki Eğitimli olması gerektiğinin ciddiyetini bir de yargının yüce makamı Yargıtayın verdiği örnek karar ile görelim.

Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıf işlerde çalışanlarda Mesleki yeterlilik / Mesleki Eğitim belgesi zorunluluğuna ilişkin T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararında ”elektrik teknisyeni olarak çalışan bir işçinin iş kazasında hayatını kaybetmesiyle ilgili davada verdiği kararda, iş sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal eden ve çalışanı mesleki eğitim almadan tehlikeli bir işte çalıştıran işveren hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği’‘ ifade edilmiştir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

EK BİLGİ

5237 sayılı TCK’ya göre ceza sorumluluğunun temeli, kast ve taksire dayanan kusur sorumluluğudur.

  1. Taksire Dayanan Kusur Sorumluluğu
    • Basit taksir,
    • Bilinçli taksir.
  2. Kasta Dayanan Kusur Sorumluluğu
    • Olası kast.
    • Doğrudan kast,

Örneklerin hepsini işyerinde ve işveren – çalışan olarak vermemin sebebi kolay anlaşılması ve konunun özünden ayrılmamaktır.

Basit Taksir bilinçsiz taksir” , “adi taksir” dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. (Örnek: işverenin şantiyede Elektrik Mesleki Eğitim (Ustalık) Belgesi olan Ali isimli çalışanına standartlara uygun iş ayakkabısı ve diğer kişisel koruyucuları elektrikçilere göre değil inşaattaki diğer çalışanlarla aynı almıştır. Ali usta bir kaza geçirir ve uygun olmayan kişisel koruyucu kullanımı sebebi ile elektrik akımına kapılarak ölür ise işveren basit taksirle insan öldürme suçu işlemiş olur.)

Bilinçli Taksir failin “öngördüğü” neticeyi istememesine rağmen, kural ihlali yaparak veya şans, kişisel yetenek vb. etkenlere güvenerek hareket etmesi ile fiili işlemesidir. (Örnek: işverenin şantiyede herhangi bir mesleki eğitimi ve belgesi olmayan Ali isimli çalışanını elektrik iç tesisat işlerinde çalıştırırsa ve bu çalışma sırasında Ali elektrik akımına kapılıp ölürse, işveren bilinçli taksir ile ölüme sebebiyet verme suçu işlemiş olur)

Olası kast “dolaylı kast”, “belirli olmayan kast”, “gayrimuayyen kast”, “olursa olsun kastı” suçun kanuni tanımındaki fiilin gerçekleşebileceğinin mümkün veya muhtemel bir şekilde “öngörülmesine” rağmen, sonucun meydana gelmesinin göze alınması, adeta “olursa olsun” biçimindeki bir düşünceyle fiilin işlenmesidir. (Örnek: işverenin şantiyede grup halinde çalışmakta olanların arasında yer alan Ali isimli çalışanı hedef alarak fırlattığı aktif yüksek voltaj bulunan ucu açık elektrik kablosu Ali’nin yanındaki bir başka çalışana temas ederek elektrik akımına bağlı vücudunda yanıklara ve sonrasında ölümüne sebep olmuştur. İşveren olası kast ile ölüme sebebiyet verme suçu işlemiş olur)

Doğrudan kast bilerek ve isteyerek suçun kanuni tanımındaki fiilin işlenmesidir. (Örnek: işverenin şantiyede çalışma sırasında Ali isimli çalışanını trafoya itip şarteli açarak ölümüne sebebiyet vermesi doğrudan kasttır – kasten ölüme sebebiyet verme suçu işlemiş olur)

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Yargıtay İçtihat Metni

T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

E. 2020/1413 – K. 2021/8051 – T. 17.11.2021

* TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇU ( Mesleki Eğitim Alma Zorunluluğu Bulunan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Yapacağı İşle İlgili Mesleki Eğitim Aldığını Belgeleyemeyenlerin Çalıştırılamayacağı – Sanığın Öleni Çok Tehlikeli İş Sınıfında Yer Alan Elektrik İşi İle İlgili Diploma ve Mesleki Eğitim Belgesi Bulunmamasına Rağmen Elektrik Teknisyeni Olarak Çalıştırdığı/Sanık Hakkında 5237 SK Md. 22/3 Hükümlerinin Uygulanmamasının Bozmayı Gerektirdiği )

* BİLİNÇLİ TAKSİR ( Kişinin Öngördüğü Neticeyi İstememesine Karşın Neticenin Meydana Gelmesi Meydana Geleceği – Dosya Kapsamı ve Ölenin Eşinin Beyanına Göre Ölenin Elektrik Meslek Dalı İle İlgili Bir Diploması ya da Eğitiminin Olmadığı/Çok Tehlikeli Sınıfında Yer Alan Bu İşte Öleni Çalıştıran Sanık Hakkında TCK Md. 22/3 Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği )

* EĞİTİM VERMEKSİZİN İŞÇİYİ TEHLİKELİ İŞTE ÇALIŞTIRMA ( Ölenin Elektrik Meslek Dalı İle İlgili Diplomasının Bulunmadığı ve Mesleki Eğitim Almadığı – Mesleki Eğitim Alma Zorunluluğu Bulunan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Yapacağı İşle İlgili Mesleki Eğitim Aldığını Belgeleyemeyenlerin Çalıştırılamayacağı/Çok Tehlikeli Sınıfında Yer Alan İşte Eğitim Almadan Çalışan İşçiyi Çalıştıran Sanık Hakkında 5237 Sayılı Kanun Md. 22/3 Hükümleri Uygulanmamasının Hukuka Aykırı Olduğu )

5237/m.22,896331/m.17

ÖZET : Dava, taksirle öldürme suçuna ilişkindir.

Dosya kapsamına ve ölenin eşinin beyanına göre ölenin elektrik meslek dalı ile ilgili diploması bulunmayıp bu hususta mesleki bir eğitim de almamıştır. Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağına dair 6331 Sayılı Kanun madde 13/3 hükmü ve diğer mevzuat hükümleri dikkate alındığında öleni çok tehlikeli iş sınıfında yer alan elektrik işi ile ilgili diploma ve mesleki eğitim belgesi bulunmamasına rağmen elektrik teknisyeni olarak çalıştıran sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : … AVM içinde bulunan iş yerinin düğün salonu olarak kullanılmak üzere kiracı … Limited şirketi tarafından gerekli restorasyon, tadilat, tamirat ve elektrik, elektronik alt yapı işlerinin yapılmasına karar verildiği, yapılan 09/05/2014 tarihli Elektrik ve Elektronik Hizmetler Alım ve Uygulama Sözleşmesi gereği elektrik, elektronik ve alt yapi işlerinin sanığın ortağı ve yetkili müdürü olduğu … Bilgisayar ve Elektronik Limited şirketine verildiği, ölen işçi …’ün … Ltd. Şti’de elektrik teknikeri olarak on aydır çalışmakta olduğu ancak ölenin elektrik meslek dalı ile ilgili eğitim-öğretim aldığına dair diploma veya mesleki eğitim belgesi bulunmadığı, olay tarihinde öncesinde ölen tarafından kurulumu yapılan aydınlatmaların bir kısmının çalışmadığının kiracı şirket tarafından bildirilmesi üzerine işin kontrolü için buraya giden …’ün elektrik lambalarını kontrolü sırasında elektrik akımına kapılarak alınan 09/01/2015 tarihli otopsi raporuna göre “vücudundan elektrik akımı geçmesine bağlı ani solunum ve dolaşım durması sonucu” vefat ettiği, olay yerinde yapılan incelemeye göre elektrik tesisatının bağlı olduğu panoda kaçak akım rölesinin bulunmadığı ayrıca ölenin olay anında ellerinde yalıtım eldiveninin bulunmadığı, bu hususta ölen ile birlikte olay yerine giden … şirketinde stajyer olan …’ın tanık sıfatıyla alınan beyanında ölene yalıtımlı eldiven verildiğini ancak ölenin bunu kullanmadığını belirttiği, dosya kapsamı incelendiğinde ölene koruyucu donanım teslim edildiğine dair bir belge sunulamadığı ve kaza sonrası düzenlenen morg eşya teslim tutanağında yalıtımlı eldiven vb. korucuyu donanım teslim edildiğine dair bir ibare bulunmadığı, ölenin iş yerinde 10/03/2014 tarihli iş sağlığı ve güvenliği konulu (çalışma mevzuatı ile ilgili bilgiler, çalışanların yasal hak ve sorumlulukları, iş yeri temizliği ve düzeni, iş kazası ve meslek hastalığından doğan hukuki sonuçlar, meslek hastalıklarının sebepleri, güvenlik ve sağlık işaretleri) 4 saatlik eğitime katıldığı, soruşturma aşamasında alınan 19/09/2014 tarihli bilirkişi raporu ile bu rapora ek olarak düzenlenen 24/11/2014 tarihli bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında alınan 23/04/2015 tarihli bilirkişi raporları gereği sanığın ölen ile eş kusurlu olduğu; yargılama aşamasında alınan 06/07/2015 tarihli bilirkişi raporu ile 12/11/2015 tarihli bilirkişi raporu gereği sanığın asli kusurlu olduğunun tayin edildiği, alınan raporlarda ortak olarak sanığın elektrik tesisatının bağlı olduğu panoda kaçak akım rölesinin olup olmadığının kontrol edilmeden çalışma yapılmasına müsaade edilmesi, yeterli iş güvenliği bilinci kazandırılmaması, bu bilincin kazandırılması amacına dönük olarak yeterli düzeyde iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin verilmemesi, kontrol ve denetim görevinin yeterince yerine getirilmemesi sebepleriyle kusurlu olduğunun belirtildiği, ayrıca dosya kapsamına alınan 06/05/2015 tarihli SGK müfettişi tarafından düzenlenen inceleme raporuna göre “…panoda elektriğin güvenli şekilde kesilmesini, çalışanların elektrik akımına maruz kalmaması için gerekli tedirlerin alınmasını, çalışma öncesinde çalışılan bölümde elektrik olup olmadığının kontrol edilmesini elektrik yokluğunun teyit edilmesini müteakip çalışmasını sağlayıcı denetim ve gözetim mekanizmasının işverence kurulmaması, işçilerin yanlış çalışmalarını önleyici denetim gözetim sorumluluğunun işverence yerine getirilmemesi sonucunda, kazalının elektrik akımına kapılması sonucunda meydana geldigi,bu itibarla iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında kendisine verilen görevleri yerine getirme konusunda yeterli dikkat ve özeni göstermediği, kazanın meydana gelmesinde % 75 oranında kusurlu bulunduğunun” belirtildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, kusur durumuna ve gerekçesiz şekilde mahkumiyet hükmü kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak;

Dosya kapsamına ve ölenin eşi …’ün beyanına göre ölenin elektrik meslek dalı ile ilgili diploması bulunmadığı, bu hususta mesleki bir eğitim de almadığı,

6331 Sayılı İş Sağlığı ve güvenliği Kanununun 17/3. maddesinde “mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamaz” hükmü yer aldığı,

Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin 5/2-a. maddesinde “işveren yapı işlerinde özellikle birinci fıkranın uygulanmasında ek-4’te belirtilen asgari şartları dikkate alarak uygun tedbirleri alırlar”, Ek-4-A/14. maddesinde “elektrikle ilgili bütün ekipman ve bağlantıların kurulması, sökülmesi, tamirat ve tadilat işleri sadece ilgili mevzuatın öngördüğü yetkili elektrikçiler tarafından yapılır” hükmü yer aldığı,

Elektrik ile İlgili Fen Adamlarının Yetki Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmeliğin 3.maddesinde “elektrik ile ilgili fen adamları, gördükleri teknik veya mesleki öğrenim seviyelerine göre aşağıdaki gruplara ayrılırlar :

l. Grup ; En az 3 veya 4 yıl yüksek öğrenim görenler,

2. Grup ; En az 2 yıllık yüksek teknik öğrenim görenler ile ortaokuldan sonra en az 4 veya 5 yıl mesleki ve teknik öğrenim görenler,

3. Grup; En az lise dengi mesleki ve teknik öğrenim görenler, lise mezunu olup bir öğrenim yılı süreyle Bakanlıkların açmış olduğu kursları başarı ile tamamlamış olanlar ile 3308 Sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanununun öngördüğü eğitim sonucu ustalık belgesi alanlar” şeklinde eğitim seviyelerinin ve çalışabilecekleri işlerin düzenlendiği, bu kapsamda dosya içeriğine göre öleni, çok tehlikeli iş sınıfında yer alan elektrik işi ile ilgili diploma ve mesleki eğitim belgesi bulunmamasına rağmen elektrik teknisyeni olarak çalıştıran sanık hakkında koşulları oluşması sebebiyle Türk Ceza Kanunu‘nun 22/3. maddesi gereğince bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi;

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu‘un 321. maddesi gereğince sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 17.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Basından Haberler

Yargıtay, mesleki eğitim verilmeyen işçinin ölümüne ilişkin verilen cezayı az buldu https://www.trthaber.com/haber/gundem/yargitay-mesleki-egitim-verilmeyen-iscinin-olumune-iliskin-verilen-cezayi-az-buldu-865188.html

Yargıtay Kararı : ” Mesleki Eğitim Belgesi Olmadan Çalıştırılan İşçinin Ölümünden İşveren Sorumludur” https://maliyepostasi.com/yargitay-karari-mesleki-egitim-belgesi-olmadan-calistirilan-iscinin-olumunden-isveren-sorumludur#google_vignette

Yargıtay’dan emsal ‘iş kazası’ kararı https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/yargitaydan-emsal-is-kazasi-karari-1924197#google_vignette

Yargıtay, mesleki eğitim verilmeden çalıştırılan işçinin öldüğü olayda verilen cezayı az buldu Yargıtay 12. Ceza Dairesi, mesleki eğitimi olmayan kişinin çalıştığı depoda üzerine mermer devrilerek ölmesi nedeniyle depo sorumlusuna “taksirle öldürme” suçundan verilen adli para cezasını az bularak bozdu. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yargitay-mesleki-egitim-verilmeden-calistirilan-iscinin-oldugu-olayda-verilen-cezayi-az-buldu/3258392

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Çimento Üretim Sektörü Çalışanlarında Krom Eksikliği – İş Güvenliği Riski

Çimento fabrikalarında çalışan bir işçinin günü, sanıldığı kadar sıradan değildir. Dışarıdan bakıldığında sadece makineler, dönen silolar, yükselen dumanlar ve sürekli çalışan konveyör bantları görülür. Oysa fabrikanın içinde hayatını geçiren işçilerin bedeni ve zihni, bu ağır şartlar altında sürekli sınavdan geçer. Sabahın erken saatlerinde başlayan vardiya, akşamın karanlığına kadar sürer.

Yoğun toz bulutu, sürekli çalışan makinelerin çıkardığı uğultu, yüksek sıcaklık ve ağır fiziksel iş, işçilerin hem bedeninde hem de zihninde iz bırakır. İş güvenliği denildiğinde çoğumuzun aklına baretler, maskeler, çelik burunlu ayakkabılar gelir. Evet, bunlar hayati önem taşır. Ancak, bir fabrikanın en kritik güvenlik unsuru, aslında işçilerin kendi bedenleridir. Ve o bedenin görünmeyen bir ihtiyacı vardır: Krom.

Krom, adını belki birçok işçi duymamıştır. Çoğu zaman vitaminlerin ve proteinlerin gölgesinde kalan bu mineral, aslında iş güvenliği açısından sessiz bir kahramandır. Çünkü işçinin gözünü açık tutan, kaslarını güçlü kılan, zihnini berraklaştıran ve şeker dengesini sağlayan şeylerden biri kromdur. Krom olmazsa, işçi sadece yorgun düşmez; dikkati dağılır, refleksleri yavaşlar ve iş kazalarına davetiye çıkar. İşte bu yüzden krom, çimento fabrikası gibi ağır sanayi ortamlarında bir iş güvenliği meselesi olarak ele alınmalıdır.

Bir fabrikanın üretim hattında küçük bir vidanın eksikliği bile büyük bir kazaya yol açabilir. Aynı şekilde, bir işçinin bedeninde krom eksikliği de görünmeyen ama zincirleme etkilerle büyüyen sorunlara yol açar. Kan şekeri dalgalanır, insülin görevini yapamaz, kaslar enerjisiz kalır ve işçi farkında olmadan riskli hale gelir. Bunu daha iyi anlamak için önce vücuttaki mekanizmaya biraz yakından bakalım.

İnsan vücudu, aslında elektriksel ve kimyasal kapılarla dolu bir fabrika gibidir. Yemek yediğinizde glikoz kana karışır. Bu glikozun hücrelerinize girebilmesi için insülin hormonu devreye girer. Pankreastaki beta hücreleri, glikozu görünce insülin salar. Bu insülin, kas hücrelerinin yüzeyindeki kapılara dokunarak glikozun içeri alınmasını sağlar. Böylece glikoz, kaslarda enerjiye dönüşür. Ancak burada kritik bir ayrıntı vardır: O insülin reseptörleri krom ile çalışır. Yani kapının kilidi kromdur. Eğer krom yoksa, insülin kapıya gelse bile kapı açılmaz. Glikoz kanda kalır, hücreler enerjiye ulaşamaz. İşte o zaman hem kan şekeri yükselir hem de kaslar güçsüzleşir.

Bir çimento işçisini düşünelim. Sabah vardiyasına başlamış, birkaç kürek çimento taşımış, ağır bir makinenin bakımını yapıyor. Eğer kanda krom düşükse, glikoz kaslarına giremez. Kasları güçsüzleşir, elleri titremeye başlar, dikkati dağılır. O anda yapacağı küçük bir hata, büyük bir kazaya yol açabilir. Mesela, vincin yükünü dengesiz kaldırabilir, konveyör bantta eli sıkışabilir veya yüksekten inerken dengesini kaybedebilir. Bunlar kulağa basit gelebilir ama çimento fabrikası gibi ağır iş ortamlarında her saniyenin ve her hareketin güvenliği hayati önem taşır.

Kromun eksikliği sadece kas gücünü değil, beynin çalışma düzenini de bozar. Kanda kalan glikoz, kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobine yapışır. Bu durumda HbA1c yükselir ve hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi azalır. Yani vücudun dokuları yeterince oksijen alamaz. Bu da beyin sisi, dikkat dağınıklığı, yorgunluk, uyku sorunları ve depresyon gibi sonuçlar doğurur. Bir işçinin dikkati dağınık, zihni bulanık olduğunda, güvenlik prosedürlerini uygulaması mümkün değildir. Kazaların büyük bir kısmı, zaten dikkat kaybından doğmaz mı?

Bir diğer önemli nokta, krom eksikliğinin zamanla insülin direncine yol açmasıdır. Sürekli yemek yemek, sürekli glikoz dalgalanması, kas hücrelerindeki reseptörleri yorarak onları kapatır. Böylece insülin görevini yapamaz, glikoz kanda birikmeye başlar. Bu süreç Tip 2 diyabetin zeminini hazırlar. Diyabet ise iş güvenliği açısından ciddi bir risktir. Çünkü diyabetli bir işçi, vardiya sırasında ani hipoglisemi yaşayabilir. Yani kan şekeri hızla düşer, kişi bayılabilir veya reflekslerini kaybedebilir. Bir fabrikanın içinde, ağır makinelerin ve yüksek sıcaklığın arasında bayılan bir işçi için sonuç ölümcül olabilir.

Kromun önemi kas erimesinde de ortaya çıkar. Kaslar enerjisiz kaldığında zayıflar, sarkar ve işçinin bedensel gücü düşer. Oysa çimento fabrikasında çalışan bir işçi için kas gücü, baret kadar önemlidir. Çuvalları taşımak, yüksek sıcaklığa dayanmak, makineleri kullanmak için güçlü kaslara ihtiyaç vardır. Krom, bu kasların görünmez yakıtıdır.

Peki, bu krom nereden gelecek? İşte iş güvenliği kültürünün bir başka boyutu da burada karşımıza çıkıyor: Beslenme. Fabrika yemekhanelerinde çoğu zaman beyaz ekmek, makarna, pilav ve yağlı yemekler bulunur. Bunlar enerji verir ama krom açısından fakirdir. Oysa tam tahıllı ekmek, bulgur, mercimek çorbası, nohutlu yemekler, brokoli, fındık ve ceviz krom açısından zengindir. Anadolu mutfağı aslında krom deposudur. Eskiden köylerde insanlar bulgur pilavı, nohutlu yemekler, cevizli tarhana çorbası ile beslenirdi. Bu doğal beslenme, onların krom ihtiyacını karşılardı. Ancak günümüzde hızlı yaşam ve ucuz beslenme tercihleri yüzünden işçiler kromdan mahrum kalıyor.

Burada fabrika yönetimlerine büyük görev düşüyor. İş güvenliği sadece kask dağıtmak, yangın tüpünü doldurmak veya eğitim vermek değildir. Aynı zamanda işçilerin yemek menülerini düzenlemek de iş güvenliğinin bir parçasıdır. Yemekhanede beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek verilebilir, menülere mercimek çorbası ve nohutlu yemekler eklenebilir, ara öğünlerde fındık ve ceviz sunulabilir. Bu küçük gibi görünen adımlar, işçilerin dikkatini, enerjisini ve kas gücünü koruyarak iş kazalarını önleyecektir.

Bir işçinin “Ben çok yoruluyorum, halsiz düşüyorum, dikkatimi toparlayamıyorum” demesi, sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda bir iş güvenliği alarmıdır. Çünkü o işçi, makine başında veya yüksek sıcaklıkta risk taşımaktadır. İşte krom takibi, bu alarmın sessiz çanı gibidir.

Krom ihtiyacı aslında çok küçüktür: kadınlarda günde 25 mikrogram, erkeklerde 35 mikrogram. Gözle görülmeyecek kadar küçük olan bu miktar, bir fabrikanın güvenli çalışmasında dev bir rol oynar. Yani bir anlamda krom, işçilerin damarlarında dolaşan görünmez bir güvenlik donanımıdır.

Bu noktada periyodik sağlık kontrolleri de önemlidir. Fabrikalarda işçilere düzenli kan şekeri ve HbA1c ölçümleri yapılmalıdır. Bu ölçümler yalnızca hastalık tespiti için değil, aynı zamanda iş güvenliği risklerini önceden belirlemek için de kullanılmalıdır. Diyabet riski olan işçiler erken aşamada fark edilirse, iş kazalarının önüne geçilebilir.

Beslenme eğitimi de bu sistemin bir parçası olmalıdır. İşçilere, kromun önemi anlatılmalı; yemekhanelerde ve afişlerde “Kromla Güvende Kal” gibi bilgilendirici mesajlar yer almalıdır. Çünkü çoğu işçi, beslenmenin iş güvenliği ile bağlantısını düşünmez. Oysa yanlış beslenme, bir işçinin dikkatini kaybetmesine ve dolayısıyla kazaya neden olabilir.

Kromun önemini küçümsememek gerekir. Bu mineral bize, küçük şeylerin büyük farklar yaratabileceğini gösterir. Nasıl ki çimento fabrikasında küçük bir vida eksikliği büyük bir kazaya yol açıyorsa, krom eksikliği de büyük sağlık sorunlarına kapı açar. Bir fabrikanın güvenliği sadece makinelerin değil, insan bedeninin de güvenliği ile ölçülür.

Sonuç olarak, çimento fabrikalarında iş sağlığı ve güvenliği kültürünün içine krom mutlaka dahil edilmelidir. İş güvenliği uzmanları, mühendisler ve fabrika yöneticileri kromu “sessiz kahraman” olarak görmeli; yemek menülerini, sağlık kontrollerini ve eğitim programlarını buna göre düzenlemelidir. Çünkü işçinin dikkati, enerjisi ve kas gücü, fabrikanın güvenliği kadar önemlidir.

Bir baret, bir maske veya bir çelik burunlu ayakkabı işçiyi dışarıdan korur. Ama krom, işçiyi içeriden koruyan görünmez bir donanımdır. Eğer bu donanım eksikse, işçinin gözleri dalar, kasları güçsüzleşir, refleksleri yavaşlar. Ve o anda fabrikanın en büyük güvenlik açığı ortaya çıkar. O yüzden, krom sadece bir mineral değil; iş güvenliğinin görünmez bir parçasıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Ekranlı Araç Operatörü Göz Muayenesini Kim Yapar?

Firmalar Ekranlı Araç kullanacak personellerinin işe girişlerinde ve zamanı geldiğinde periyodik muayenelerinde nelere dikkat etmeli?

Muayenelerinde nelere dikkat etmelinin ayrıntılarına girmeden önce; ülkemizde yasal düzenlemelerin içerisinde. yer almasına rağmen iş sağlığı çalışma sahasındaki farklı uygulamaları dikkate aldığımızda konuyu en başından ele almalıyız.

Bu sebeple ilk olarak sorulması gereken Soru:

Ekranlı Araç operatörünün / çalışanının işe giriş ve zamanı geldiğinde periyodik muayenesinin bir bölümü olan göz muayenesini kim yani hangi hekim yapacak?

Maalesef herkesin fikri var lakin çoğunluğun bilgisi yok.

Birlikte okuyalım ve doğru cevaba ulaşalım.

Ekranlı Araç

Öncelikle tanımları netleştirelim.

Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı (European Agency for Safety and Health at WorkEU-OSHA) 29 Mayıs 1990 tarihinde yayınladığı, ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin Yönetmeliğin 89/391/EEC Direktifinin 16 (1) maddesine göre;

Ekranlı Araç: Ağırlıklı olarak harf, rakam, şekil, grafik, tablo ve resim görüntülemede kullanılan her türlü araç’‘ olarak tanımlanır. (HSE, 2003: 7; 90/270 EEC, Art. 2, bent a)

Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında, Avrupa Birliği Yönetmeliklerinin (direktiflerinin) Türk Hukuku’na uyarlanması maksadı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından 13 Nisan 2013 tarihinde 28620 Nolu Resmi Gazetede yayınlanan Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğinde 4. maddesinin (1) bendine göre;

Ekranlı Araç: Uygulanan işlemin içeriğine bakılmaksızın ekranında harf, rakam, şekil, grafik ve resim gösteren her türlü araç” tanımlanmaktadır.

Ekranlı Araç Operatörü / Çalışanı

İşyerinde Ekranlı Araç‘ larla çalışan personelin tanımına geldiğimizde uluslararası ve ulusal kaynaklarda farklı gibi görünen kavramlar mevcuttur.

Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı (European Agency for Safety and Health at WorkEU-OSHA) 29 Mayıs 1990 tarihinde yayınladığı, ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin yönetmeliğin (direktifin) 2. maddesi (c) bendinde ”çalışan” kavramı kullanılmış lakin aynı yönetmeliğin (direktifin) ekinin muhtelif yerlerinde çalışan yerine “operatör” kavramı kullanılmıştır. (HSE, 2003: 7; 90/270 EEC, Art. 2, bent a; EAÇY, m.4/a)

Avrupada İş Sağlığı ve Güvenliğinin yasal düzenlemeleri ile öncülüğünü yapan İngilterede 1992 yılında 2792 no ile yayınlanan ve 1 ocak 1993 de yürürlüğe giren Sağlık ve Güvenlik (Ekran Ekipmanı) Yönetmeliklerinin (The Health and Safety (Display Screen Equipment) Regulations) tanımlar kısmında. 1. maddesinin (b) bendinde ekranlı araçlarla çalışanlar için “operatör” kavramı kullanılmış olmasına rağmen aynı mevzuatın devamında operatörden anlaşılması gerekenin “işçi” olduğu yazılıdır. (İngiltere 1992 Sağlık ve Güvenlik (Ekran Ekipmanı) Yönetmeliklerinin – The Health and Safety (Display Screen Equipment) Regulations)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından 13 Nisan 2013 tarihinde 28620 Nolu Resmi Gazetede yayınlanan Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğinde 4. maddesi (b) bendindeOperatör: Esas işi ekranlı araçlarla çalışmak olan ve normal çalışmasının önemli bir bölümünde ekranlı araç kullanan kişiyi, ifade eder.” yazılıdır. Burada ”operatör” kavramı kulanılmış olmasına rağmen aynı yönetmeliğin farklı kısımlarında bazen ”operatör”, bazen ”çalışan” ve bazen de ”operatör/çalışan” kavramları birlikte kullanılmıştır.

Diğer bir tanımımız da;

Çalışma merkezi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından 13 Nisan 2013 tarihinde 28620 Nolu Resmi Gazetede yayınlanan Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğinde 4. maddesi (b) bendinde,

Çalışma merkezi: Operatörün/çalışanın oturduğu sandalye, ekranlı aracın konulduğu masa ya da yüzey, operatör/çalışan-makine ara yüz yazılımı, monitör, klavye, yazıcı, telefon, faks, modem ve benzeri aksesuar ve ekranlı araçla ilgili tüm donanımların tamamının veya bir kısmının bulunduğu çalışma alanını, ifade eder.’‘ Yazılıdır.

Aynı tanım (Çalışma merkezi) Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı (European Agency for Safety and Health at WorkEU-OSHA) 29 Mayıs 1990 tarihinde yayınladığı, ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin Yönetmeliğin 90/270/EEC Direktifinin 2. maddesi (b) bendinde de aynı şekilde kullanılmıştır.(HSE, 2003: 7; 90/270 EEC, Art. 2, bent b)

Ekranlı Araç kullanacak personellerinin işe girişlerinde ve zamanı geldiğinde periyodik muayenelerinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıklamadan önce; Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliği ‘nin kökeni olan İngiltere Sağlık ve Güvenlik (Ekran Ekipmanı) Yönetmeliğini ve Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı direktiflerindeki tanımların sadece özünde değil kelime ve tanımlarda dahi birbirinin aynısı olduğunu gözler önüne sermek istedim.

Pek tabi ki bizim öncelikle tabi olduğumuz kendi kanunlarımızdan yetki alan Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliği dir.

Yönetmeliğimize baktığımızda;

Gözlerin korunması bölümünde

MADDE 9 – (1) İşyerinde, ekranlı araçlarla çalışmaya başlamadan önce ve ekranlı araçlarla çalışmadan kaynaklanabilecek görme zorlukları yaşandığında çalışanların göz muayeneleri yapılır.

(2) Ekranlı araçlarla çalışmalarda operatörlerin gözlerinin korunması için;

a) Ekranlı araçlarla çalışmaya başlamadan önce,

b) Yapılan risk değerlendirmesi sonuçlarına göre işyeri hekimince belirlenecek düzenli aralıklarla,

c) Ekranlı araçlarla çalışmadan kaynaklanabilecek görme zorlukları yaşandığında,

göz muayeneleri yapılır.

Göz muayenesi yapılır” cümlesi pek tabi ki farklı yorumlara açıktır.

Şöyle ki;

Burada bahsedilen göz muayenesinden ”göz muayenesini İşyeri Hekimi yapar” yorumunu yapanlar olduğu gibi,

Burada bahsedilen göz muayenesinden ”göz muayenesini Göz Uzman Hekimi (oftalmolog) yapar” yorumunu yapanlar da olacaktır.

İkiye ayrılmış görüş olduğunda yapılması gereken;

Ulusal yasal düzenlemeler ve bu düzenlemelerin köken aldığı uluslararası düzenlemeleri incelemek olmalıdır.

Birlikte inceleyelim…

20.01.2022 tarihinde 31725 sayılı Resmî Gazete’ de yayınlanan Çalışanların Sağlık Gözetimine Yönelik Tıbbi Tetkiklerin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin Göz fonksiyonları ölçümleri bölümünde madde 12 – (3) bendinde ”Göz fonksiyon ölçüm sonuçları işyerinin işyeri hekimi tarafından değerlendirilir. İşyerinin işyeri hekiminin talebi halinde ölçüm sonuçlarının raporlandırılması göz hastalıkları uzman hekimi tarafından yapılır.” Yazmaktadır.

Dikkat edileceği gibi ”Göz fonksiyon ölçüm sonuçları işyerinin işyeri hekimi tarafından değerlendirilir.” yazmaktadır.

İşyeri hekiminin değerlendireceği ve gözetiminde yapılacak göz muayene – ölçümleri de yine aynı yönetmeliğin, ”Göz fonksiyonları ölçümleri bölümünde madde 12 – (1) Gezici iş sağlığı araçları ve/veya sabit tıbbi tetkik mekânlarında; göz içi basıncı, göz kırılma kusurları ölçümü, kornea çapı ölçümü, kornea kalınlığı ölçümü yapan cihazlar ile ilgili standartlara uygun olarak ölçüm yapılabilir. ” olarak da ayrıntılandırılmıştır.

Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı (European Agency for Safety and Health at WorkEU-OSHA) 29 Mayıs 1990 tarihli, ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin Yönetmelik [Birleştirilmiş metin: Ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin 29 Mayıs 1990 tarihli Konsey Direktifi (89/391/EEC Direktifinin 16 (1) Maddesi anlamında beşinci bireysel Direktif) (90/270/EEC)]

Madde 9

İşçilerin gözlerinin ve görme yeteneğinin korunması

1.   Çalışanlar, gerekli yeteneklere sahip bir kişi tarafından yapılacak uygun bir göz ve görme testine hak kazanırlar:

— Ekran çalışmasına başlamadan önce,

— bundan sonra düzenli aralıklarla ve

— Ekran çalışmasından kaynaklı görme zorlukları yaşıyorlarsa.

2.   Birinci fıkrada sözü edilen testin sonuçlarının gerekli olduğunu göstermesi hâlinde, çalışanlar oftalmolojik muayeneden geçme hakkına sahiptir.

3.   Birinci fıkrada sözü edilen deney veya ikinci fıkrada sözü edilen muayene sonuçları, gerekli olduğunu gösterirse ve normal düzeltici aletler kullanılamıyorsa, işçilere, ilgili işe uygun özel düzeltici aletler sağlanır.

4.   Bu madde uyarınca alınan tedbirler hiçbir şekilde çalışanlara ilave bir maliyet yükleyemez.

5.   Çalışanların gözlerinin ve görme yetisinin korunması ulusal sağlık sisteminin bir parçası olarak sağlanabilir..

Görüldüğü gibi;

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından 13 Nisan 2013 tarihinde 28620 Nolu Resmi Gazetede yayınlanan Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğinin yayınlanmasına temel olan Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı (European Agency for Safety and Health at WorkEU-OSHA) 29 Mayıs 1990 tarihinde yayınladığı, ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin yönetmeliğin (direktifin) 9. maddesine göre göz muayenesi gerekli yeteneklere sahip kişi (bizim yasalarımıza göre işyeri hekimi) tarafından yapılmaktadır. Yapılan muayene – test sonuçlarının gerekli olduğunu göstermesi (bizim yasalarımıza göre işyeri hekiminin kararı) durumunda oftalmolojik muayene yani göz uzmanı tarafından muayene edilmesinin çalışanın hakkı olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca;

20.01.2022 tarihinde 31725 sayılı Resmî Gazete’ de yayınlanan Çalışanların Sağlık Gözetimine Yönelik Tıbbi Tetkiklerin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin Göz fonksiyonları ölçümleri bölümünde madde 5 – (10) bendinde …… ”tıbbi tetkik sonuçları işyerinin işyeri hekimi tarafından değerlendirilir………” ibaresi mevcuttur.

Bu maddede de belirtilen ilk muayene – tetkiklerin değerlendirilmesi yetki ve sorumluluğunun işyeri hekiminde olduğudur.

Sonuç olarak yazının başındaki soruya CEVAP;

Ülkemizin Çalışanların Sağlık Gözetimine Yönelik Tıbbi Tetkiklerin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliği‘ndeki tüm tanımlar ve diğer metinler yönetmeliğimizin madde. 3 (c) bendinde ”Avrupa Birliğinin 29/5/1990 tarihli ve 90/270/EEC sayılı Konsey Direktifine paralel olarak, hazırlanmıştır. yazdığı gibi Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı (European Agency for Safety and Health at WorkEU-OSHA) 29 Mayıs 1990 tarihinde yayınladığı, ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin yönetmeliği ile aynıdır. Sadece tek fark bizim yönetmeliğimizde ”testin sonuçlarının gerekli olduğunu göstermesi hâlinde, çalışanlar oftalmolojik muayeneden geçme hakkına sahiptir.” ibaresi yazılı değildir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 6569 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının İcrasına Dair Kanun gereğince işyeri hekimi yaptığı muayaneden sorumludur. Ve gerek gördüğü durumlarda muayene ettiği kişiyi sevk etme (ilgili uzman hekimden görüş almak ve/veya tıbbi sürecin devamı yürütmesi için) hak, yetki ve sorumluluğuna sahiptir.

Hattı zatında yönetmelikte yazmasa da İşyeri hekimi, Ekranlı Araç Operatörünün göz muayenesini yapma ve gerek görmesi durumunda oftalmoloji / göz uzmanına sevk etme salahiyetindedir.

Hem ülkemizin iş sağlığı ve güvenliği yasal düzenlemeleri ve eklerine hem de kanunlarımızın ve yönetmeliklerimizin (yönetmeliğimizde yazan – Avrupa Birliğinin 29/5/1990 tarihli ve 90/270/EEC sayılı Konsey Direktifine paralel olarak) kaynağı olan Avrupa Birliği Mesleki Güvenlik ve Sağlık Bilgi Ajansı (European Agency for Safety and Health at WorkEU-OSHA) 29 Mayıs 1990 tarihinde yayınladığı, ekranlı ekipmanlarla çalışma için asgari güvenlik ve sağlık gerekliliklerine ilişkin yönetmeliğine göre;

Ekranlı araçlarda çalışacakların/operatörlerin hem işe başlarken ve hem de periyodik olarak göz muayeneleri işyeri hekimi tarafından yapılır ve yine göz test sonuçları işyeri hekimi tarafından değerlendirilir.

İşyeri hekimi, ekranlı araç operatörünü muayene ettikten sonra gerek görürse oftalmolojik muayeneye yani göz uzmanı tarafından muayeneye sevk edebilir.

Ayrıca Ekranlı Araç Operatörün periyodik muayene aralığını/zamanını belirleme hak, yetki ve sorumluluğu da işyeri hekimindedir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Ekranlı Araç Operatörlerinin Görme Durumları Hakkında Yapılmış Araştırmalardan Örnekler
Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ Bilgisayar kullanımı miyopluk için bir risk faktörü müdür? https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/8888885/

⭐️⭐️ Video Görüntüleme Operatörü Şikayetleri: Görme Yorgunluğu ve Refraktif Bozuklukların 10 Yıllık Takibi https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31337021/

⭐️⭐️ VDU’lu ve VDU’suz ofis aktivitelerinde görüntüleme mesafesi değişimi ve ilgili oftalmolojik değişiklikler https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/8635445/

⭐️⭐️ Astenopide VDT çalışma türü önemli midir? https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/8485397/

⭐️⭐️ Video ekran terminali operatörlerinde geçici miyopluk ve öznel semptomlar https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/2770619/

⭐️⭐️ Ofis ortamında göz şikayetleri: Göz kırpma etkinliğinden etkilenen prekorneal gözyaşı filmi bütünlüğü https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15613602/

⭐️⭐️ Ofis ortamında “dış göz” sorunları: Ergoftalmolojik yaklaşım https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22576461/

⭐️⭐️ Video terminallerinin neden olduğu patoloji: kritik inceleme https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/3330717/

DR MUSTAFA KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Tetanoz Aşısı Olmak Zorunlu mu?

SORU: Çalışanlara istemedikleri – kabul etmedikleri halde Tetanoz aşısı yapabilir miyiz? / Yaptırabilir miyiz? / Tetanoz Aşısı olmaları için zorlayabilir miyiz?

CEVAP: HAYIR YAPTIRAMAZSINIZYAPILMASI İÇİN DE ZORLAYAMAZSINIZ

NEDEN: Neden zorlayamayacağınızın cevabını ayrıntıları ile inceleyelim.

Tetanoz aşılaması koruyucu sağlık hizmeti niteliğinde bir tıbbi müdahaledir.

Tıbbi müdahalenin hukuka uygun olup olmadığına ve hekimin sorumluluğunun sınırlarına, ülkemizdeki yasal düzenlemeler ve imzaladığımız uluslararası sözleşmelere göre karar verilmesi gerekmektedir.

Herhangi bir salgın hastalık veya bir başkasını olumsuz etkileyebilecek hastalık olmadığı müddetçe kişinin veya velisinin rızası alınmaksızın tıbbı müdahalede bulunulamaz.

Tetanoz aşılaması da buna dâhildir.

Sırayla başlayalım..

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu‘ na Göre

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 72. maddede aşılamaya yönelik hükümler geçmektedir.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 72. Maddesi: “57’nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:

1- Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin… tecrit ve müşahede altına vaz’ı. 

2- Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbiki.

7- Dâhilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi.

Dikkat edilmesi gereken husus 72. madde de herkese her durumda aşı yapılacağı gibi bir zorunluluk yoktur. Sadece salgın hastalık durumunda alınacak tedbirlere dair hükümler yer almaktadır

72. Maddenin 2. Bendinde dikkat edilmesi gerekenHastalara veya hastalığa maruz bulunanlarayazdığıdır; 57. maddede sayılan hastalıkların ortaya çıkması veya çıkacağından şüphe edilmesi durumunda hastalar, hasta olduğundan şüphe edilenler öncelikle tecrit edilip müşahede altına alınacak ve sonra hastalara veya hastalığa maruz kalanlara serum ve aşı uygulanacaktır.

Söz konusu bu maddede herkese her durumda aşı yapılacağı gibi bir zorunluluktan bahsedilmemektedir.

Lakin önemli bir husus da Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 72 de geçen uygulamaların yine Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 57 de belirlenmiş hastalıklar için geçerli olduğudur. Ve Sadece salgın hastalık durumunda alınacak tedbirleri olduğu da hatırdan çıkartılmamalıdır.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 57. Maddesi: “Kolera, veba (Bübon veya zatürre şekli), lekeli humma, kara humma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi – paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı)- bütün tevkiatı dahi – sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder … vak’ayı haber vermeye mecburdurlar…. ”

Görüldüğü gibi

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 57 de belirlenmiş hastalıklar içinde tetanoz YOKTUR.

T.C. Anayasası‘na Göre

Bu konuda en temel düzenleme T.C. Anayasası’nın 17/II. MaddesiTıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz” Görüldüğü gibi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasamızda kişinin vücut bütünlüğü ve sağlığı üzerindeki haklarının en temel haklardan biri olduğu belirtilmiş ve hükme bağlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi; 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanun ve (Aslen konumuz çalışanlara yapılan tetanoz aşılaması olsa da) 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu değerlendirdiğinde zorunlu görülen bütün çocukluk çağı aşılarına yeterli bir yasal dayanak oluşturmadıkları görüşünü şu şekilde yazılı hale getirmiştir;

“… doğan her çocuğa belirli bir yaş periyoduna bağlı olarak ve ebeveynin rızası hilafına, ilgili idarece belirlenecek olan her türlü aşının tatbiki yetkisi verildiği şeklinde anlaşılması olanaklı değildir. Aksinin kabulü hâlinde uygulanacak tıbbi müdahalenin tür ve kapsamı belirsiz olacak şekilde, rıza verilmeyen müdahale türlerinin gündeme gelmesi muhtemeldir.

Resmî Gazete Tarihi: 02.11.2011 Resmî Gazete Sayısı: 28103 ile yayınlanan 663 Sayılı KHK  dikkatle incelendiğinde Türkiye Halk Sağlığı Kurumuna, bağışıklama konusunda verilen görev ve yetkiler verildiği lakin tetanoz aşılaması konusunda temel hakları sınırlandırabilecek bir kanuni düzenleme olmadığı görülecektir.

Türk Medeni Kanunu‘ na Göre

Resmî Gazete Tarihi: 08.12.2001 Resmî Gazete Sayısı: 24607 olan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 24: “…Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” hükmü bulunmaktadır.

Tababet Ve Şuabatı San´Atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ‘una Göre

Resmî Gazete Tarihi: 14.04.1928 Resmî Gazete Sayısı: 863 olan Tababet Ve Şuabatı San´Atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ‘un 70. maddesi: “Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar….” hükmünü zorunlu kılar.

Hasta Hakları Yönetmeliği’ne Göre

Resmî Gazete Tarihi: 01.08.1998 Resmî Gazete Sayısı: 23420 olan Hasta Hakları Yönetmeliği’nin (H.H.Y) 5, 22, 24, 25, 26. maddeleri konumuzla yakından ilgilidir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 5. maddesi: “Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:

d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz…”

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 22. Maddesi: “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz…” hükmünü taşımaktadır.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin “Hastanın rızası ve izin” başlıklı 24/1. maddesinde ise: “Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır…”hükmü yer almaktadır.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 25. Maddesi: “Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir….” hükmü yer almaktadır.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 26. Maddesi: “Kanuni temsilcinin muvafakatinin gerektiği ve yeterli olduğu hallerde dahi, mümkün olduğu ölçüde küçük veya mahcur olan hastanın dinlenmesi suretiyle tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.hükmü yer almaktadır.

16 – 18 yaş arası genç çalışanlar için ise bakılması gereken ayrıca hükümler de mevcuttur.

Türk Ceza Kanunu’nuna Göre

Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” başlıklı 86/1 maddesinde: “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.

“…Hekimin, hastanın rızasını almaksızın, hastayı aydınlatmaksızın veya endikasyon bulunmaksızın yaptığı her türlü tıbbi müdahale kasten yaralama suçunu oluşturur…

Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesin‘e Göre

(Aslen konumuz çalışanlara yapılan tetanoz aşılaması olsa da)

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul ettiği, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren ve Türkiyenin 14 Ekim 1990 tarihinde imzaladığı ve 27 Ocak 1995’te yürürlüğe giren, Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesinin 2. ilkesine göre: “Çocuklar özel olarak korunmalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’sinin 17, 29 ve 30. maddeleri hükümlerini T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak yorumlama hakkını saklı tutmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne Göre

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen Codarcea/Romanya, No. 31675/04, (European Court of Human Rights) 2 Haziran 2009 tarihli kararda; “ hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde hastalarını bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri gerektiği “ yazılıdır.

Hekimlik Meslek Etiği Kuralları‘na Göre

Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 26. maddesinde düzenleme yapılmış ve “Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir….”

Görüldüğü gibi yukarıya alınan Anayasa, Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı, insan haklarının en önemli parçasıdır.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında ancak kişiden aydınlatılmış onam/muvafakat alınarak, çocuklara ise velisinin aydınlatılmış onamı alınmak ve çocuğun da iştiraki sağlanmak şartıyla tıbbi müdahalede bulunulabilecektir. Aydınlatma ve onam/ muvafakat, tıbbi müdahaleyi hukuka uygun hale getiren ayrı birer unsurdur.

Yasa ve yönetmeliklerimizde tetanoz aşısına, genel kuraldan farklı bir hukuki nitelik kazandıran veya farklı uygulama getiren bir hüküm yoktur. Yani tetanoz aşısı için aydınlatılmış onam aranmayacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Tetanoz aşısı ile ilgili düzenleme Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda mevcuttur.

HANGİ AŞI ZORUNLU

Uluslararası Sağlık Tüzüğü tarafından belirlenen zorunlu aşı sadece sarı humma aşısı dır. Sarı humma aşısı zorunluluğu sadece hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahat eden kişiler içindir.

SONUÇ

  1. Tıp biliminin kuralları uygulanmak suretiyle yapılan her türlü müdahale, tıbbi müdahaledir.
  2. Tıbbi müdahalelerin tamamında aydınlatma ve rıza şartı vardır.
  3. Tetanoz aşısı da tıbbi müdahaledir ve dolayısıyla, aydınlatma ve rıza alınması zorunludur.
  4. Tetanoz aşısının önleyici nitelikte olması tıbbi müdahale olmadığı anlamına gelmez.
  5. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda açık bir şekilde zorunlu olduğu belirtilenler dışında hiçbir aşı zorunlu değildir.
  6. Dolayısıyla, bu kanun dışındaki bütün aşılar bakımından aydınlatma ve rıza zorunluluğu vardır.
  7. Bir yasal hüküm ile aşı zorunluluğu getirilse dahi, haklı gerekçeleri olmadığı takdirde bu yasa hükmü, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi ile Anayasa’ya aykırı olabilir.

Türkiye Cumhuriyeti ve tabi olduğumuz uluslar arası sözleşmeler, genel bir aşı yükümlülüğü için bir yetkilendirme içermemektedir. Bu nedenle kanunda açıkça düzenlenmediği sürece herhangi bir aşı zorunlu tutulamayacaktır.

Her ne kadar iyi niyet ve bilimsel uygunluk olsa da hiçbir çalışanın muvafakatı olmaksızın tetanoz aşılaması ve benzeri aşılama yapmak mümkün değildir.

Aksi davranışlar hukuksuz olacağı için sorumluların cezai durumlarla karşılaşması söz konusudur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

01.12.2024 tarihi itibari ile yürürlükteki kanun ve yönetmeliklerden yararlanılmıştır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Derleyen

DR MUSTAFA KEBAT

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

3. Göz İş Sağlığı ve Güvenliği Denetimleri

Danışmanlık – Denetim hizmetlerimiz, her ölçekteki kuruluşun Yönetim, Kalite, Sürdürülebilirlik, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetimi konularında daha iyi performans göstermesine yardımcı olur. Ayrıca, bu iyileştirmelerin yıl yıl devam etmesini sağlarız.

Kuruluşun Yönetim, Kalite, Sürdürülebilirlik, Sağlık ve Güvenlik Yönetimi sistemlerinde denetim, sertifikasyon, iç denetçilerinin eğitim programlarını organize etmekte ve ilgili konularda özelliğine göre departman personellerine eğitim vermekteyiz.

3. Göz İş Sağlığı ve Güvenliği Denetiminde Ne Yapıyoruz?
  • Kuruluşunuzun yasalar ve yönetmelikler değerlendirilmesi; Birçok kuruluş, İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını yalnızca yasa tarafından zorunlu kılındığında ve uygulandığında uygular. Siz yasal düzenlemelere ne oranda uyumlusunuz? Danışmanlık – Denetim ile puanlandırma ve ayrıntıları ile firmamız tarafından raporlanmaktadır.
  • ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemine ve ISO 45001 İSG Yönetim Sistemine ne oranda uyumlusunuz? Belgelendirme ve/veya ara denetim öncesinde sürece ne kadar hazırsınız? Danışmanlık – Denetim ile puanlandırma ve ayrıntıları ile firmamız tarafından raporlanmaktadır. Ve tabi ki belgelendirme sürecinizi eksiksiz tamamlamanızı sağlıyoruz.
  • Kuruluşunuzun düzenlenmiş yasal İş Sağlığı ve Güvenliği evraklarının değerlendirilmesi; Kanıta dayalı değerlendirme ile kuruluşunuz evrakları ile makine, ekipman ve işleyişi ne kadar uyumlu? Danışmanlık – Denetim ile puanlandırma ve ayrıntıları ile firmamız tarafından raporlanmaktadır.
  • Kuruluşunuzun Güvenlik Kültürü değerlendirilmesi; Çalışanların görüşleri, beklentileri ve öncelikleri ile kuruluşun daha geniş kültürü ve bağlamı, kanıtların uygulamaya konulması ne kadar uyumlu? Danışmanlık – Denetim ile puanlandırma ve ayrıntıları ile firmamız tarafından raporlanmaktadır.
  • Yönetiminiz, üretiminiz, hizmetleriniz, insan kaynakları işleyişiniz ve benzer tüm bölümlerinizin karar alma süreçlerinde, İş Sağlığı ve Güvenliği’ nin ne kadar güçlü/zayıf rol oynadığı sorusuna yanıt arıyoruz. Puanlandırma ve ayrıntıları ile firmamız tarafından raporlanmaktadır.

Ve devamında ne yapıyoruz…

Kuruluşunuzun değerlendirmesinde elde ettiğimiz kanıtları yönetiminiz ile birlikte değerlendiriyoruz.

İsterseniz birlikte yeni hedefinizi – hedeflerinizi belirliyoruz.

Hedeflerinizde aktif rol almamızı talep ederseniz..

Tabi ki sizinle birlikteyiz.

Çünkü biz;

İş Sağlığı ve Güvenliği performanslarını ölçmek için yaralanma sıklığı oranları ve çalışan sağlığının bozulması gibi gecikmeli göstergelerle yani reaktif yaklaşımla, güvenlik sorunlarının temel nedenlerini ele almaya çalışmanın başarısız olduğunun ve genellikle zararı önlemek için de çok geç kalındığının bilinciyle proaktif sağlık ve güvenlik yönetimi uygulamalarının etkinliğini belirlemeye ve ölçmeye odaklanan öncü göstergeleri benimsemeye doğru büyüyen bir değişimi hedefliyoruz.

Çünkü biz en yakın çözüm ortağınız Tetkik İş Sağlığı Güvenliği ve Danışmanlığı Firmasıyız.

Genel Müdür

C. Tanju ANAKLI

3. Göz İş Sağlığı ve Güvenliği Denetimleri Bizim Felsefemiz
Daha Fazla