Hafta 4 — Anima & Animus: İçimizdeki Karşıt Ruh

1) Tanım

Carl Gustav Jung’a göre her insanın içinde karşı cinsin ruhsal imgesi vardır:

  • ErkekteAnima (kadınsı yan, dişil ruh)
  • KadındaAnimus (erkeksi yan, eril ruh)

Bu kavramlar sadece biyolojik cinsiyetle ilgili değildir; her insanda hem eril hem dişil enerji bulunur.

2) Neden Önemli?
  • Anima & Animus, bireyin ruhsal bütünlüğe ulaşmasında köprü görevi görür.
  • Bilinç ile bilinçdışı arasında aracıdırlar.
  • İlişkilerimizde yaşadığımız yoğun aşk, hayranlık ya da nefret duygularının çoğu → bu projeksiyonların yansımasıdır.

3) Anima (Erkeğin İçindeki Kadınsı Ruh)
  • Duygular, sezgiler, şefkat, yaratıcılık, içsel rehberlik gibi yönleri temsil eder.
  • Erkek, duygusal yanıyla yüzleşmediğinde → Animası gölgede kalır ve rüyalarına “tehlikeli kadınlar” olarak girer.
  • Olumlu olduğunda → Anima erkeğe yaratıcılık, empati, hayal gücü verir.

📌 Rüyalarda Anima:

  • Gizemli kadın
  • Rehber kadın
  • Tehlikeli büyücü kadın (bastırılmış animanın gölge hali)

4) Animus (Kadının İçindeki Erkeksi Ruh)
  • Mantık, analiz, düşünce gücü, irade, girişimcilik gibi yönleri temsil eder.
  • Kadın, kendi gücünü inkâr ettiğinde → Animus’u “dışarıda güçlü erkek” figürlerine yansıtır.
  • Olumlu olduğunda → Kadına özgüven, karar verme gücü, bağımsızlık verir.

📌 Rüyalarda Animus:

  • Kahraman, savaşçı, bilge adam
  • Otoriter baba
  • Yabancı erkek toplulukları

5) Projeksiyon Mekanizması

Anima & Animus en çok aşk ilişkilerinde belirir.

  • Birini görürüz ve “ilk görüşte aşk” yaşarız.
  • Aslında karşımızdakine, kendi içimizdeki Anima/Animus’u yansıtırız.

Örneğin:

  • Erkek, kendi içindeki hassas ve yaratıcı yanını bir kadında gördüğünde ona aşık olur.
  • Kadın, kendi içindeki cesur ve özgüvenli yanını bir erkekte gördüğünde büyülenir.

👉 Bu yüzden bazen insanlar partnerlerine değil, kendi içsel imgelerine aşık olur.

6) Türk Kültüründe Anima & Animus
  • Erkekte duygular bastırıldığı için “ağlama, erkek adam” → Anima gölgede kalır.
  • Kadında güç bastırıldığı için “kadın kısmı haddini bil” → Animus gölgede kalır.

Sonuç:

  • Erkek, “duygusal kadına” aşırı çekilir.
  • Kadın, “otoriter ve güçlü erkeğe” hayran olur.
  • Ama aslında kendi içsel yanlarını dışarıda aramaktadırlar.

7) Olumsuz ve Olumlu Yönler
Anima’nın Olumsuz Hali
  • Erkekte: Aşırı duygusal patlamalar, melankoli, hayal âlemine kaçış.

Anima’nın Olumlu Hali
  • Yaratıcılık, sezgi, empati, ruhsal derinlik.

Animus’un Olumsuz Hali
  • Kadında: Aşırı mantıkçılık, inat, “ben bilirim” tavrı, saldırganlık.

Animus’un Olumlu Hali
  • Kararlılık, özgüven, girişimcilik, fikir üretme.

8) Bütünleşme

Jung’a göre psikolojik olgunluk, kişinin kendi Anima/Animus’u ile barışmasıyla olur.

  • Erkek, kendi içindeki dişil yanla barıştığında → Daha bütün bir insan olur.
  • Kadın, kendi içindeki eril yanla barıştığında → Gücünü bulur.

9) Rüyalarda Çalışma
  • Anima/Animus rüyaları, genelde “rehber figürler” olarak çıkar.
  • Onlarla diyalog kurmak (aktif imajinasyon yöntemi) Jung’un önerdiği bir tekniktir.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) İçsel Ruh Diyaloğu
  • Gözlerini kapat, derin nefes al.
  • İçinde bir kadın figürü (erkeksen) veya bir erkek figürü (kadınsan) hayal et.
  • Onunla diyalog kur:
    • “Sen bana neyi öğretmek istiyorsun?”
    • “Bende hangi yönümü temsil ediyorsun?”

B) İlişki Yansıması
  • Aşık olduğun ya da hayranlık duyduğun bir kişiyi seç.
  • O kişide hangi özellik seni cezbediyor?
  • Bu özellik aslında sende bastırılmış olabilir mi?

C) Rüya Çalışması
  • Bu gece rüyanda çıkan kadın/erkek figürlerini kaydet.
  • Onların sana hangi mesajı verdiğini çözmeye çalış.

Bu hafta deneme ve uygulamalarınızı biraz daha genişletebilmeniz için bir egzersiz daha veriyorum. Adımları sakin bir şekilde uygulayın.

Anima & Animus İçsel Diyalog Meditasyonu
1) Hazırlık
  • Sessiz bir yere geç.
  • Telefonu sessize al.
  • Dik bir sandalyeye ya da rahat bir mindere otur.
  • Gözlerini kapat, 3 derin nefes al (burundan al, ağızdan yavaşça ver).

2) İçsel Mekâna Yolculuk
  • Şimdi kendini güvenli bir yerde hayal et.
  • Bu bir orman, sahil, mağara ya da çocukken en sevdiğin yer olabilir.
  • Ortamda huzurlu bir ışık var.

3) Karşıt Ruh’un Belirişi
  • Uzakta bir figürün sana doğru yaklaştığını gör.
  • Eğer erkeksen → bir kadın figürü (Anima).
  • Eğer kadınsan → bir erkek figürü (Animus).
  • Onun dış görünüşüne dikkat et:
    • Ne giyiyor?
    • Yüz ifadesi nasıl?
    • Sıcak mı, soğuk mu hissediyorsun?

4) İlk Diyalog

Şimdi ona sor:

  • “Sen benim hangi yanımı temsil ediyorsun?”
  • “Bana hangi mesajı getirdin?”
  • “Hayatımda hangi yönümü görmemi istiyorsun?”

Bir süre sessizce bekle, zihnine gelen ilk cevabı kabul et.

5) Teşekkür Et
  • Ona teşekkür et.
  • Figür yavaşça uzaklaşsın, tekrar güvenli alanında yalnız kal.
  • 3 derin nefes daha al ve gözlerini aç.
6) Meditasyon Sonrası
  • Gördüğün figürü defterine çiz (çöp adam bile olur).
  • Onun sana verdiği mesajı bir cümle ile yaz.
  • Bu mesajı gün içinde hatırlamaya çalış.

Bu uygulamayı birkaç gün tekrar ederseniz, Anima & Animus figürleriniz daha netleşir ve daha derin mesajlar verebilir.

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İSG ve Sürdürülebilirlik – Çevresel Riskler ile İş Sağlığı Arasındaki Bağlantı

Çevre, sağlık ve güvenliğin entegrasyonu

Modern iş güvenliği anlayışı artık yalnızca çalışanı anlık kazalardan korumayı değil; çevresel sürdürülebilirliği, kaynak yönetimini ve uzun vadeli halk sağlığını da kapsamak zorundadır. Bu makalede çevresel risk değerlendirmesi, atık yönetimi, emisyon kontrolü ve iş sağlığı entegrasyonu; tekil başlıklar olarak değil, birbirini besleyen bütüncül bir sistem olarak ele alınmaktadır.

Neden Artık İSG Tek Başına Yeterli Değil?

Ben iş sağlığı ve güvenliğini yıllardır sahada, üretim hattında, maden ocağında, hastanede, sanayi tesisinde yaşıyorum. Ve bugün çok net bir noktadayım:

İş güvenliği artık sadece “iş kazasını önlemek” değildir.
İş güvenliği; çevresel riskleri yönetmeden, atığı kontrol etmeden, emisyonu azaltmadan, maruziyeti izleme altına almadan gerçek anlamda yapılamaz.

Çünkü çalışan; fabrikanın içinde olduğu kadar fabrikanın dışındaki çevrenin de bir parçasıdır. Soluduğu hava, temas ettiği su, üretimde ortaya çıkan atıklar ve kimyasallar; yalnızca çevre sorunu değil, doğrudan iş sağlığı sorunudur.

Bugün dünyada İSG ile sürdürülebilirliğin birleştiği yeni bir disiplin konuşuluyor:

EHS (Environment – Health – Safety)
Yani çevre, sağlık ve güvenliğin tek sistemde yönetilmesi.

Bu makalede tam olarak bu bakış açısını ortaya koyuyorum.

ÇEVRESEL RİSK = İSG RİSKİDİR

Klasik risk değerlendirmelerinde şu sorular sorulur:
– Düşer mi?
– Sıkışır mı?
– Kesilir mi?

Oysa modern risk analizinde artık şu sorular da sorulmak zorunda:

  • Bu proseste hangi kimyasallar açığa çıkıyor?
  • Bu kimyasallar hangi maruziyet yollarıyla (solunum, deri, yutma) çalışana ulaşıyor?
  • Bu emisyon hangi sıklıkta ve hangi yoğunlukta oluşuyor?
  • Bu atıklar çevreye karıştığında hangi ikincil sağlık risklerini doğuruyor?

Çevresel risk; çoğu zaman sessiz risktir.
Kaza gibi bağırmaz.
Patlama gibi görünmez.
Ama yıllar içinde kanser olur, KOAH olur, infertilite olur, nörolojik hasar olur.

Bu nedenle çevresel risk analizi, artık İSG risk analizinin alt başlığı değil; ayrılmaz bir katmanıdır.

ÇEVRESEL RİSK DEĞERLENDİRMESİNİN İSG’YE ENTEGRASYONU

Sahada gördüğüm en büyük yapısal hata şudur:

Çevre riskleri ayrı dosyada,
İSG riskleri ayrı dosyada,
Kalite başka yerde,
Atık yönetimi başka klasörde.

Oysa gerçek güvenlik yönetimi şunu gerektirir:

Aynı prosese hem çevre gözünden hem çalışan sağlığı gözünden aynı anda bakmak.

Örneğin bir boya hattı düşünelim:

  • Çevre açısından risk: VOC salınımı, atık solvent, arıtma çamuru
  • İSG açısından risk: Solvent inhalasyonu, cilt emilimi, patlama riski

Bunları iki ayrı disiplin gibi yönetmek hatadır.
Çünkü çözüm tekildir:

  • Kapalı sistem
  • Lokal emiş
  • Uygun filtrasyon
  • Proses değişimi
  • Kimyasal ikamesi

İyi bir çevresel risk analizi yapılmadan iyi bir mesleki maruziyet yönetimi yapılamaz.

ATIK YÖNETİMİ – ÇEVRE FAALİYETİ DEĞİL, İŞ SAĞLIĞI FAALİYETİ

Atık çoğu işletmede “bertaraf edilecek bir problem” olarak görülür.

Benim için atık, önce şudur:

Potansiyel maruziyet kaynağıdır.

Yanlış etiketlenmiş bir varil,
ağzı açık bir atık kabı,
geçici depolamada uygunsuz bekleyen kimyasal…

Bunların her biri:

  • Solunum riskidir
  • Yanık riskidir
  • Zehirlenme riskidir
  • Patlama riskidir

Bu nedenle sürdürülebilir atık yönetimi;

  • Doğru sınıflandırma
  • Doğru etiketleme
  • Kaynağında ayırma
  • Kapalı taşıma
  • İzlenebilirlik
  • Minimizasyon

ilkeleri üzerine kurulmalıdır.

Gerçek sürdürülebilirlik, atığı sadece “elden çıkarmak” değil,
atığın oluşmasını azaltmaktır.

Bu doğrudan iş sağlığı kazanımıdır.

EMİSYON KONTROLÜ = MARUZİYET KONTROLÜ

Bir bacadan çıkan gaz sadece çevreyi kirletmez.

O gazdan önce kim etkilenir?

O tesisin çalışanı.

Bu nedenle;

  • Emisyon ölçümü
  • Ortam havası ölçümü
  • Kişisel maruziyet ölçümü

ayrı çalışmalar değil, aynı zincirin halkalarıdır.

Modern EHS yaklaşımında;

  • Çevresel emisyon verileri
  • İş hijyeni ölçümleri
  • Sağlık gözetimi sonuçları

birlikte değerlendirilir.

Bu sayede sadece “sınır değerin altında mıyız?” sorusu değil,
“bu proseste çalışan vücudu ne yaşıyor?” sorusu sorulabilir.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK = ÖNLEYİCİ İSG

Sürdürülebilirliğin özü şudur:

Bugünü kurtarırken yarını hasta etmemek.

Bu bakış açısı İSG’nin özüdür.

  • Kimyasal ikamesi → Daha az toksisite
  • Enerji verimliliği → Daha az emisyon
  • Kapalı devre sistemler → Daha az maruziyet
  • Proses otomasyonu → Daha az insan teması

Bunların tamamı sürdürülebilirlik politikası gibi görünür.
Ama sahada karşılığı şudur:

  • Daha az meslek hastalığı
  • Daha az kronik maruziyet
  • Daha az uzun vadeli tazminat
  • Daha sağlıklı iş gücü

Yani sürdürülebilirlik;
İSG’nin uzun vadeli koruyucu hekimliğidir.

YÖNETİM SİSTEMLERİNİN BİRLEŞTİRİLMESİ (EHS MODELİ)

Bugün etkin kurumlar şunu yapıyor:

  • ISO 14001 (Çevre)
  • ISO 45001 (İSG)
  • ISO 9001 (Kalite)

sistemlerini ayrı ayrı yürütmüyor.

Bunları tek risk diliyle konuşan bir EHS sistemi altında topluyor.

Bu ne sağlar?

  • Çakışan prosedürler ortadan kalkar
  • Risk değerlendirmeleri birleşir
  • Denetimler sadeleşir
  • Çalışan farkındalığı netleşir
  • Yönetim kararları veri temelli olur

Ve en önemlisi:
İSG, “yasal zorunluluk” olmaktan çıkar,
kurumsal sürdürülebilirlik aracına dönüşür.

TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR ZORUNLULUK

Türkiye sanayisi için bu entegrasyon artık tercih değil, zorunluluktur.

Çünkü:

  • Avrupa Yeşil Mutabakatı
  • Sınırda karbon düzenlemeleri
  • ESG raporlamaları
  • Tedarik zinciri denetimleri

doğrudan şunu soruyor:

“Bu üretim insan sağlığını ve çevreyi nasıl etkiliyor?”

İSG’sini çevreden kopuk yürüten işletmeler,
yakın gelecekte yalnızca denetim değil, pazar kaybı da yaşayacaktır.

SONUÇ – GELECEĞİN İŞ GÜVENLİĞİ

Benim mesleki kanaatim çok nettir:

Geleceğin iş güvenliği uzmanı;
çevreyi bilmeyen, maruziyeti ölçmeyen, sürdürülebilirliği okumayan biri olamaz.

Geleceğin İSG sistemi;

  • Çevresel riskleri,
  • İş hijyenini,
  • Sağlık gözetimini,
  • Proses güvenliğini,
  • Sürdürülebilirlik hedeflerini

tek bir stratejik çatı altında yönetecektir.

İSG ve sürdürülebilirlik birleştiği noktada,
iş kazaları yalnızca azalmaz…

Hastalıklar azalır.
Maliyetler azalır.
İnsan yıpranması azalır.
Kurumsal değer artar.

İşte gerçek güvenlik budur.

Cemil Tanju ANAKLI

Tetkik OSGB Genel Müdürü

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

70 Gram’lık Lityum-İyon Batarya ile 70 Kilogram’lık İnsanın Karbon ve Su Ayak İzi Karşılaştırması

Enerji dönüşümü ve elektrifikasyon süreci, lityum-iyon bataryaları modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası hâline getirmiştir. Lakin bu teknolojilerin çevresel etkileri çoğu zaman yalnızca kullanım aşaması üzerinden değerlendirilmekte, üretim süreçlerinde ortaya çıkan karbon ve su tüketimi yeterince görünür kılınmamaktadır.

Son yılların ağızlarda sakız olmuş karbon ve su ayak izi kelimeleri ile konuya son moda bir bakış açısı getirme zamanı geldi.

Sizlere, 70 gr’lık (DİKKAT Sadece 70 Gram) bir lityum-iyon bataryanın üretim sürecindeki çevresel ayak izini, 70 kg ağırlığındaki bir insanın yıllık karbon ve su ayak iziyle karşılaştırarak, sosyal medyada gördüğünüz birçok yazının ciddiyetini göstereceğim.

Lityum-İyon Batarya Üretimi Karbon ve Su Ayak İzi Değerlendirme Raporu

Rapor Türü: Teknik – Bilgilendirici
Kapsam: Üretim (Cradle-to-Gate) – Silindirik 21700

1. RAPORUN AMACI VE KAPSAMI

Bu raporun amacı; lityum-iyon batarya üretiminde kullanılan hammadde, enerji ve su girdilerinin karbon ayak izi (CO₂-eşdeğeri) ve su ayak izi üzerindeki etkilerini ortaya koymak, çevresel yükleri nicel olarak değerlendirmek ve karar vericilere bilimsel bir çerçeve sunmaktır.

Değerlendirme, hammadde çıkarımı + hücre üretimi aşamalarını kapsamakta olup, kullanım ve geri dönüşüm fazları (ayrı olarak değerlendirilip raporlanacaktır) bu raporun dışında tutulmuştur.

2. REFERANS ÜRÜN TANIMI
ParametreDeğer
Hücre tipiSilindirik 21700
KimyaNMC 811
Nominal enerji~18 Wh
Ağırlık~70 g
Sistem sınırıCradle-to-Gate
3. METODOLOJİ
  • ISO 14040 / 14044 Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) prensipleri esas alınmıştır.
  • Literatür kaynakları: hakemli derlemeler, NFPA – IEC – UL teknik raporları.
  • Enerji kaynakları için küresel ortalama elektrik karışımı varsayılmıştır.
  • Tüm değerler ortalama endüstriyel üretim koşullarına göre verilmiştir.
4. KARBON AYAK İZİ ANALİZİ
4.1 Toplam Karbon Ayak İzi
ÖlçekKarbon Ayak İzi
1 adet 21700 hücre~0,15 – 0,22 kg CO₂-eq
1 kWh batarya kapasitesi~8 – 12 kg CO₂-eq
60 kWh EV batarya paketi~480 – 720 kg CO₂-eq
4.2 Karbon Ayak İzine Katkı Dağılımı
KaynakPay (%)
Elektrik tüketimi (dry room, formasyon)%35–45
Katot üretimi (Ni, Co, Mn rafinasyonu)%30–40
Alüminyum ve bakır üretimi%10–15
Elektrolit ve kimyasallar%5–10
Diğer süreçler%5

Yorum: Karbon ayak izinin ana belirleyicisi enerji yoğun üretim süreçleri ve metal rafinasyonudur.

5. SU AYAK İZİ ANALİZİ
5.1 Toplam Su Ayak İzi
ÖlçekSu Tüketimi
1 adet 21700 hücre (doğrudan)~5–10 litre
1 adet 21700 hücre (dolaylı)~300–500 litre
1 kWh batarya kapasitesi~18.000 – 25.000 litre
60 kWh EV batarya paketi~1,1 – 1,5 milyon litre
5.2 Su Ayak İzine Katkı Dağılımı
KaynakPay (%)
Lityum çıkarımı ve işlenmesi%35–45
Nikel ve kobalt madenciliği%25–30
Elektrik üretimi (soğutma)%15–20
Fabrika içi kullanım%5–10

Yorum: Su ayak izinin büyük bölümü doğrudan fabrikada değil, madencilik ve rafineri aşamalarında oluşmaktadır.

6. ÇEVRESEL RİSK VE DUYARLI NOKTALAR
  • Lityum çıkarımı su stresi yüksek bölgelerde yerel ekosistemleri zorlamaktadır.
  • Kobalt ve nikel rafinasyonu yüksek karbon ve su yoğunluğu taşır.
  • Elektrolit üretimi flor bazlı kimyasallar nedeniyle çevresel risk içerir.
  • Üretim tesislerinde dry room ve formasyon hatları en yüksek enerji tüketimine sahiptir.
7. İYİLEŞTİRME VE AZALTIM STRATEJİLERİ
AlanAzaltım Yaklaşımı
ElektrikYenilenebilir enerji kullanımı
KatotDüşük kobaltlı kimyalar (LFP, yüksek Mn)
SuKapalı devre su sistemleri
AtıkElektrot firelerinin geri kazanımı
TasarımHücre başına enerji yoğunluğunu artırma
8. GENEL DEĞERLENDİRME

Lityum-iyon batarya üretimi, enerji dönüşümünün temel taşı olmakla birlikte, yüksek karbon ve su ayak izi barındıran karmaşık bir endüstriyel süreçtir.
Bu ayak izinin azaltılması; teknoloji seçimi, enerji kaynağı ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ile doğrudan ilişkilidir.

Buraya kadar okumuş ve incelemiş olduğunuz ~70 gram‘lık Lityum-İyon Batarya Karbon ve Su Ayak İzi Değerlendirme Raporundaki değerleri; 70 kg bir kadın, 70 kg bir erkek, 1 kedi, 1 köpek ve 1 inek ile bilimsel literatürde kabul gören ortalama yıllık karbon ve su ayak izi değerleri üzerinden karşılaştırmalı olarak aşağıda sunuyorum.

Not: İnsan ve hayvan verileri yıllık ortalama ayak izi, batarya verileri ise üretim (cradle-to-gate) aşamasına aittir. Amaç bire bir eşitleme değil, ölçek ve etkiyi zihninizde somutlaştırmanızdır.

1️⃣ Karbon Ayak İzi Karşılaştırması (CO₂-eşdeğeri)
Referans:
  • 1 adet 21700 Li-ion hücre: ~0,18 kg CO₂-eq
  • 1 kWh batarya kapasitesi: ~10 kg CO₂-eq
  • 60 kWh EV batarya paketi: ~600 kg CO₂-eq
VarlıkYaklaşık Karbon Ayak İzi
70 kg kadın (1 yıl)~3.5 – 4.5 ton CO₂
70 kg erkek (1 yıl)~4.5 – 5.5 ton CO₂
1 kedi (1 yıl)~0.2 – 0.3 ton CO₂
1 köpek (orta boy, 1 yıl)~0.6 – 0.9 ton CO₂
1 inek (1 yıl)~2.5 – 3.5 ton CO₂
60 kWh Li-ion batarya (üretim)~0.6 ton CO₂
🔎 Yorum
  • Tek bir 60 kWh batarya paketi, yaklaşık olarak:
    • 🟰 1 köpeğin yıllık karbon ayak izine,
    • 🟰 3 kedinin yıllık karbon ayak izine,
    • 1 ineğin 2–3 aylık karbon salımına eşdeğerdir.
  • Bir insanın 1 yıllık karbon ayak izi, yaklaşık 7–9 adet 60 kWh batarya üretimine denktir.

2️⃣ Su Ayak İzi Karşılaştırması
Referans:
  • 1 adet 21700 hücre: ~300–500 litre
  • 1 kWh batarya kapasitesi: ~20.000 litre
  • 60 kWh EV batarya paketi: ~1.2 milyon litre
VarlıkYaklaşık Su Ayak İzi
70 kg kadın (1 yıl)~120.000 – 150.000 litre
70 kg erkek (1 yıl)~130.000 – 170.000 litre
1 kedi (1 yıl)~30.000 – 40.000 litre
1 köpek (1 yıl)~80.000 – 100.000 litre
1 inek (1 yıl)~600.000 – 1.000.000 litre
60 kWh Li-ion batarya (üretim)~1.200.000 litre
🔎 Yorum
  • Tek bir 60 kWh batarya paketi üretimi, su tüketimi açısından:
    • 🟰 1 ineğin 1 yıllık su ayak izine,
    • 🟰 7–9 insanın yıllık su ayak izine,
    • 🟰 12–15 köpeğin yıllık su ayak izine eşdeğerdir.
  • Su ayak izinin %80’den fazlası, batarya fabrikasında değil madencilik (lityum, nikel, kobalt) aşamasında oluşur.
Karşılaştırma

Bir adet 60 kWh lityum-iyon batarya, karbon açısından bir köpeğin, su açısından ise bir ineğin yaklaşık bir yıllık çevresel etkisine denktir.

Bu karşılaştırma şunu açıkça gösterir:

  • Lityum-iyon bataryalar kullanım aşamasında çevreci,
  • Ancak üretim aşamasında son derece kaynak yoğun sistemlerdir.

Bu nedenle:

  • Depolama, geri dönüşüm ve yangın güvenliği yalnızca İSG konusu değil,
  • Aynı zamanda karbon ve su ayak izinin azaltılmasında kilit bir yönetim alanıdır.
Teknik Detayları Yorumlayalım

Canlılar çevreyle etkileşimlerini doğal döngüler içinde sürdürür; tükettikleri kaynaklar, çoğu zaman ekosistemin kendi kendini yenileyebildiği sınırlar dâhilindedir. İnsanlar, hayvanlar ve tarımsal varlıklar yaşamlarını sürdürürken karbon ve su tüketir, ancak bu tüketim biyolojik süreçler yoluyla doğaya geri döner.

Lityum-iyon bataryalar ise canlı değildir; tüketirler fakat geri vermezler. Üretimleri sırasında kullanılan su, çıkarılan mineraller ve harcanan enerji, doğal döngülerle kısa vadede telafi edilemeyen kalıcı çevresel izler bırakır.

Bu karşılaştırmada maksadım, bataryaların “kötü” olduğu izlenimi yaratmak değildir; Lakin onların doğal varlıklar gibi masum olmadığını açıkça ortaya koymak gerekir. İnsan yaşamı boyunca çevreyle dinamik bir ilişki kurarken, binde biri ağırlıktaki bir lityum-iyon batarya daha üretilmeden, onlarca insanın ve hayvanın yıllık su ve karbon ayak izine denk bir çevresel yük oluşturabilmektedir. Bu yük, kullanım süresi boyunca değişmez; batarya var olduğu sürece doğanın hanesine yazılı kalır.

Bu nedenle mesele yalnızca “daha fazla batarya üretmek” değil, nasıl üretildiği, nerede depolandığı, ne kadar güvenli kullanıldığı ve nasıl geri dönüştürüldüğüdür. Bataryalar canlı değildir; fakat yanlış yönetildiklerinde canlı yaşamı doğrudan etkileyebilecek yangınlar, su stresi ve çevresel bozulmaların tetikleyicisi olabilirler.

Sürdürülebilirlik, bu teknolojileri romantize etmekle değil; onları gerçek çevresel maliyetleriyle birlikte kabul edip, bilimsel ve sorumlu bir yönetim anlayışıyla ele almakla mümkündür.

Sonuç olarak, lityum-iyon bataryalar geleceğin enerjisini taşırken, doğanın taşıma kapasitesini zorlamamak insanlığın ortak sorumluluğudur.

Lityum-iyon batarya ile canlılar arasında yaptığım bu karşılaştırma, teknolojinin değil; bilinçsiz üretim ve yönetimin çevre üzerindeki asıl risk olduğunu hatırlatmak için güçlü bir aynadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 3 — Gölge: İçimizdeki Bastırılmış Karanlık

1) Gölge Nedir?

Jung’a göre gölge, kişiliğimizin bastırdığımız, inkâr ettiğimiz, kabul etmediğimiz yönleridir.

  • Bunlar “kötü” olmak zorunda değildir, sadece uygun görülmeyen taraflardır.
  • Kültür, aile, toplum, din… bize “hangi özellikler kabul edilebilir, hangileri ayıplanır” öğretir.
  • Kabul görmeyen yönler bilinçdışına itilir. İşte bunlar gölgeyi oluşturur.

📌 Örnekler:

  • Çocuğa sürekli “ağlama” denirse → duygusallığı gölgeye itilir.
  • Kıza “kızgınlık yakışmaz” denirse → öfke gölgeye atılır.
  • Oğlana “erkekler korkmaz” denirse → korkuları gölgeye bastırılır.

2) Gölgenin Özellikleri
  1. Bilinçdışıdır → Kişi “ben öyle değilim” der.
  2. Bastırılmıştır → Görmezden gelinir.
  3. Enerji taşır → Bastırıldıkça daha güçlü bir şekilde geri döner.
  4. Projeksiyon yapar → Kendi gölgemizi başkalarında görürüz.

3) Gölgenin İşlevi

Gölge “kötü” değildir; aslında bütünlüğün kayıp yarısıdır.

  • İçimizdeki potansiyeli saklar.
  • Yaratıcılığın, cesaretin, hatta sevginin bastırılmış parçaları gölgeye itilmiş olabilir.
  • Gölgeyle yüzleşmek → daha otantik, bütün bir benlik.

4) Projeksiyon (Yansıtma)

Gölgenin en belirgin özelliği: Kendi gölgemizi başkasına yansıtmak.

📌 Örnekler:

  • İçinde öfke bastırılmış biri, başkalarını “çok öfkeli” bulur.
  • Gizli kıskançlık taşıyan biri, sürekli başkalarını “kıskanç” olmakla suçlar.
  • Toplumlar da gölgelerini “öteki”ne yansıtır (düşman yaratır).

5) Kültürel Boyut – Türk Toplumunda Gölge
  • “Ayıp olur” → bastırma mekanizması
  • “Elalem ne der” → gölgeyi gizleme kültürü
  • “Büyüklerin yanında sus” → bastırılmış öfke ve isyan
  • “Kötü kadın / kötü adam” etiketleri → kolektif gölgeleme

Sonuç: Toplum gölgesini dış gruplara veya azınlıklara yansıtır.

6) Gölgenin Tehlikesi
  • Bastırma arttıkça patlama: İçeride birikir, kriz anında kontrolsüz şekilde fırlar.
  • Projeksiyonla çatışma: Kendimizde göremediğimizi başkada görüp kavga ederiz.
  • Çifte hayat: “Dışarıda düzgün, içeride gizli karanlık.”

7) Gölgenin Fırsatı

Jung der ki:

“Altına inmezsen, ışığı da bulamazsın.”

  • Gölge, gelişim için hazine taşır.
  • Bastırılmış özellikler bilinçle birleşirse → yaratıcı enerji, özgünlük, cesaret.

Örneğin:

  • Öfkesini kabul eden kişi, sınır çizmeyi öğrenir.
  • Bastırılmış cesaretiyle yüzleşen kişi, lider olur.
  • Bastırılmış yaratıcılığını kabul eden kişi, sanatçı olur.

8) Rüyalarda Gölge

Rüyalarda gölge genelde:

  • Karanlık figürler
  • Takip eden yabancılar
  • Korkutucu hayvanlar
    olarak çıkar.

Ama dikkat: Gölge sadece “kötü canavar” değil, bazen bize yol gösteren “karanlık arkadaş”tır.

9) Modern Hayatta Gölge
  • Sosyal medyada sürekli mutlu görünen → depresyonunu gölgeye itmiş olabilir.
  • İş yerinde aşırı otoriter patron → aslında kendi yetersizlik korkusunu bastırıyor.
  • Politikada “biz iyi, onlar kötü” → gölge yansıması.

10) Gölgeyle Yüzleşmek
  1. Fark Etmek: Kimi kişiler seni aşırı rahatsız ediyor? → Gölgene işaret.
  2. Projeksiyonunu Geri Al: “O çok bencil” dediğinde → “Ben de nerelerde bencillik gösteriyorum?” diye sor.
  3. Rüya Günlüğü: Karanlık figürleri kaydet, sembolleri çöz.
  4. Yaratıcı Dönüşüm: Bastırılmış enerjiyi sanat, yazı, spor gibi kanallara aktar.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Gölgemi Tanıyorum Defteri
  1. Sizi en çok sinirlendiren 3 insanı yazın.
  2. Onlarda gördüğünüz 3 özelliği yazın.
  3. Aynı özelliklerin sizde nerede küçük izlerle var olabileceğini düşünün.

B) Rüya Analizi
  • Bu gece rüyanızda “karanlık, tehdit, takip, yabancı” figürleri varsa → kaydedin.
  • Onların aslında hangi gölgenize işaret ettiğini yazın.

C) Gölgemi İfade Etme Deneyi
  • Gün içinde normalde bastırdığınız bir duygunuzu (öfke, üzüntü, kırgınlık) küçük bir ortamda ifade edin.
  • Örn: “Bu sözün beni kırdı.”
  • Sonuçları not et.
Dr. Mustafa KEBAT
⭐️⭐️⭐️⭐️

Eğitim Almak İçin Bizi Arayın

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü Dr Mustafa KEBAT yönetiminde deneyimli ekibimizle, firmanız yöneticilerine Gölge İle Barışma – Propriyoseptif Egzersizler Eğitimini Türkiyenin her yerinde planlayalım.

Eğitim Başvurusu

Dr Mustafa KEBAT – 0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

  • Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
  • +90 232 265 20 65
  • [email protected]
⭐️⭐️⭐️⭐️

BİLGİ NOTU: Carl Gustav Jung, gölge arketipini Almanca yazdığı eserlerinde genellikle “der Schatten” kelimesiyle ifade etmiştir. Bu kelime doğrudan “gölge” anlamına gelir ve Jung’un analitik psikolojisinde bireyin bilinçdışı yönlerini, bastırılmış dürtülerini ve kabul görmeyen kişilik parçalarını temsil eder.

Jung’un özellikle Aion: Researches into the Phenomenology of the Self adlı eserinde “Schatten” terimi sıkça geçer. Burada gölge, benliğin (das Ich) karşıtı olarak konumlandırılır ve bireyleşme sürecinde (Individuation) yüzleşilmesi gereken temel bir arketip olarak ele alınır.

Kısaca:

  • Almanca: der Schatten
  • İngilizce: the Shadow
  • Türkçe: gölge

Bu terim, Jung’un kolektif bilinçdışı kuramı içinde yer alan en güçlü arketiplerden biridir ve hem kişisel hem kültürel düzeyde dönüşümün kapısını aralar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Dikkatin Tünelleşmesi (Attentional Tunneling) ve İş Sağlığı–İş Güvenliği Bağlamında Tehlike Doğuran Mekanizmalar

—Bilişsel Psikoloji, Nöroergonomi, Makine Emniyeti ve Hukuki Sorumluluk Üzerine—

Modern İşyerlerinde Görünmeyen Bir Tehlike

Modern üretim tesisleri, insan-makine etkileşimlerinin hızlandığı ve bilişsel yüklerin de makine hızıyla arttığı alanlardır. Bu ortamda en kritik insan faktörü, operatörün dikkat süresi ve algılama farkındalığıdır.

Zaman baskısı, tekrarlayan görevler, sensör alarmlarının bolluğu, tanıdık risklerin normalleşmesi, vardiya yorgunluğu ve aşırı uyarılma, bilişsel kaynakların daralmasına ve dikkat tünelleşmesi olarak bilinen tehlikeli bir duruma yol açar. Dikkat bir tünele çekilir ve çevresindeki uyarıcılar “kör nokta” haline gelir. Bu bilişsel fenomen, makine kazalarının, forklift çarpışmalarının, yükseklikten düşmelerin ve süreç kazalarının arkasındaki en sinsi nedenlerden biridir.

Attentional Tunneling’in Mekanizması – Nörobilişsel Temeller
Dikkatin Daralması – Kaynak Tükenmesinin Sonuçları

Dikkatin tünelleşmesi, beynin tehlike altında “tek hedefe kilitlenme” eğiliminin bir sonucudur.
Bu durumda:

  • Algısal görüş açısı daralır, görsel çevreleme alanı düşer.
  • Alternatif risk sinyalleri filtrelenir.
  • İkincil görevler (makine kontrol paneli taraması, çevre kontrolü, acil durdurma butonlarına yakınlık farkındalığı) devre dışı kalır.
  • Beyin “otomatik pilot” moduna girer.
  • İşlem önceliği tek bir hedefte toplanır: üretim hızı, bir arıza sesi, bir parça sıkışması, bir uyarı ışığı…

Nöroergonomi çalışmlarına göre, makine operatörlerinin yaklaşık %60’ı yoğun bilişsel yük altındayken “tünel görüşü” olarak adlandırılan duruma giriyor.

İş Sağlığı ve Güvenliği Özelinde Dikkatin Tünelleşmesi (Attentional Tunneling) – Saha Örnekleri ve Kurgusal Vakalar

Aşağıdaki gerçek hayatta yaşanan kazalara dayanarak hazırladığım kurgusal olayları okuyacaksınız.

Vaka 1: Pres Makinesinde El Kaybı — Zaman Baskısı Altında Tünelleşmiş Dikkat
Olayın Kurgusu

Metal şekillendirme atölyesinde çalışan operatör M.A., vardiya sonuna 15 dakika kala hedef üretim miktarını yakalamaya çalışırken pres makinesinde küçük bir sac parçasının kalıba tam oturmadığını fark eder. Parçayı hafifçe düzeltmesi gerektiğini düşünür.

Tam bu sırada makinenin optik perde sensörleri, birkaç dakika önce yapılan temizlik nedeniyle yanlış konumlanmış ve arızaya düşmüştür. Operatör, gösterge panelinde yanıp sönen “S1 hizası kontrol ediniz” uyarısına odaklanır. Bu sırada pres pedalının altına ayağı istem dışı temas eder ve pres kapanır. Operatörün sağ eli kalıp arasında kalarak bilekten kopar.

Dikkat Tünelleşmesi Açısından İnceleme
  • Operatörün tüm dikkati Kalıp yerleşim hatası + paneldeki arıza ışığı eksenine kilitlenmiştir.
  • Çevresel güvenlik öğeleri (iki elle kumanda zorunluluğu, optik sensör arızası, pres pedalına yakın duruş) algılanmamıştır.
  • Bilişsel daralma, motor planlamayı bozmuş; istemsiz bir ayak hareketi presi tetikleme riskini artırmıştır.

Hukuki Sorumluluk Açısından

Bu olay, Yargıtay’ın insan faktörlerini değerlendirdiği birçok kararın tipik örneğidir.

İşverenin muhtemel sorumlulukları:

  • İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği 7/1 maddesine göre arızalı sensörle çalışmaya izin verilmesi → “güvenlikli durdurma sisteminin devre dışı bırakılması” kusuru.
  • Yargıtay 21. Ceza Dairesi kararlarında sıkça vurgulanan “önlenebilir tehlike” kriteri.
  • 6331 sayılı Kanuna göre risk değerlendirmesi ve kontrol önlemlerinin güncellenmemesi.

İşçinin “dikkat tünelleşmesi” ise kusur oranını azaltan insan bilişi temelli bir bulgu olarak ele alınır; bu durum Yargıtay’ın “objektifleştirilmiş kusur” yaklaşımında işçinin bilişsel kapasitesinin sınırlarının da hesaba katılmasını gerektirir.

Vaka 2: Forklift Çarpması — “Tünelin İçindeki Operatör”
Olayın Kurgusu

Lojistik deposunda çalışan forklift operatörü, barkod okuyucunun sistemle eşleşmediğini fark eder. Makinanın ekranındaki hatayı okumaya çalışan operatör, saniyelik bir bilişsel kayma yaşar. Bu sırada sağ yanından geçen bir yaya çalışanı fark etmez ve forkliftin yan aynası çalışana çarpar, çalışan düşerek kolunu kırar.

Dikkat Tünelleşmesi Açısından İnceleme
  • Operatörün tüm dikkat genişliğini ekran uyarısı kaplamıştır.
  • “Tünel vizyon” nedeniyle çevre tarama döngüsü kesilmiş, periferik görsel alan işlevsizleşmiştir.
  • Forklift sürücülerinde bilişsel çakışma → görüş daralması → tepki gecikmesi mekanizması belirgindir.

Hukuki Sorumluluk Açısından

Bu tip olaylarda Yargıtay, işverenin:

  • Yaya–forklift ayrımı yapmamasını,
  • Görsel–işitsel uyarıcı eksikliğini,
  • Ekran kullanımına ilişkin prosedür yetersizliğini,
  • İş yoğunluğu nedeniyle oluşan zaman baskısını

doğrudan tali değil asli kusur kapsamında değerlendirmektedir.

Operatörün ekranla uğraşırken çevresel farkındalığını kaybetmesi ise bilişsel olarak doğal bir insan hatasıdır; bu nedenle işverenin “öngörülebilir risk” kapsamında kontrol etmesi gereken bir durumdur.

Vaka 3: Yüksekte Çalışmada Düşme — “Karabina Kapandı mı?”
Olayın Kurgusu

Montaj işçisi H.K., 12 metre yüksekte bir çatı paneli montajı yaparken bağlantı noktasının sağlamlığını kontrol etmek için eğilir. O sırada, kulaklığındaki telsiz konuşması nedeniyle bir an ilgisi dağılır. Dikkati, bağlantı vidasının sıkılık kontrolüne tünellenmiş durumdadır. Aynı anda ayağının yanında duran emniyet halatı karabinasının kilidinin kapalı olmadığına dair ikazı görmez. Rüzgârın etkisiyle dengesini kaybeder ve karabina açılarak düşmeye sebep olur.

Dikkat Tünelleşmesi Açısından İnceleme
  • Yüksekte çalışma, zaten yüksek bilişsel uyarılmışlık oluşturur → dikkatin odağı daralır.
  • Birden fazla uyarıcı (telsiz + panel sorunu) birleşince işçi, “kritik olmayan ama hayati öneme sahip sinyali” atlamıştır.
  • Karabina kapalı mı? sorusu, çoğu operatör için “otomatikleşmiş” bir davranıştır ve dikkatin daraldığı anda kolayca atlanır.

Hukuki Sorumluluk Açısından

Yargıtay, yüksekte çalışmalarda “çalışma izni ve gözetim” eksikliklerini neredeyse daima işveren asli kusuru olarak değerlendirir.

Dikkat tünelleşmesi, işçinin “kaçınılmaz davranış hatası” olarak yorumlanır ancak işçinin bağlanmadan çalışması hiçbir şekilde aklanmaz. Buna rağmen hukuki değerlendirme şunu dikkate alır:

İşçinin bilişsel kapasitesinin sınırları işverenin organizasyonel yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Dikkatin Tünelleşmesi’nin (Attentional Tunneling) Makine Emniyeti Tasarımına Etkisi
İnsan–Makine Arayüzü

Tünelleşen dikkat;

  • Işıklı uyarıların kaçırılmasına,
  • Tek renkli panellerin gözden kaçmasına,
  • Ekran yoğunluğunun bilişsel boğulma yaratmasına,
  • Acil stop butonunun görünmezleşmesine yol açar.

Bu nedenle güvenlik tasarımlarında “insan hatasını öngören” mühendislik yaklaşımı şarttır.

Tünelleşmiş Dikkat ve Kusur Hukuki Değerlendirmesi

Bu bölüm iş sağlığı ve güvenliği uygulayıcıları için en kritik alandır.

Hukukumuzda (Türk Hukukunda) İlkelerimiz
  • Basiretli işveren ilkesi → İşveren, operatörün bilişsel sınırlarını öngörmek zorundadır.
  • Öngörülebilirlik doktrini → İnsan hatasının doğası gereği sürekli tekrar edeceği varsayılır.
  • Objektifleştirilmiş kusur doktrini → İşçinin dikkat hataları, risk karşısında ortalama bir insanın tepkisiyle kıyaslanarak değerlendirilir.

Bu doktrin, makinelerle çalışan ortalama bir operatörün yüksek bilişsel yük altında zaman zaman tünelleşmiş dikkat yaşayacağını kabul eder.

Yargıtay’ın İnsan Faktörlerine Yaklaşımı

Yargıtay, hem iş kazası hem ceza davalarında özellikle şunları vurgulamaktadır:

“Önlenebilir Risk” Standardı

İşveren, bilişsel hataların kaçınılmaz doğasını bilmek zorundadır.
Örnek karar temaları:

  • Optik perde devre dışı bırakıldığında işçi hata yapabilir.
  • Uzun vardiyada refleksler yavaşlayabilir.
  • Alarm çokluğu operatörün seçici dikkati bozabilir.
  • Eğitim, gözlem ve gözetim yetersizliği insan hatasını üretir.

“İnsanın Bilişsel Kapasitesi Sınırlıdır” Yaklaşımı

Yargıtay birçok kararında; “işçinin dikkatsizliği tek başına kusur sayılmaz, sistemsel kusurlar incelenir” demektedir.

Çoklu Görev ve Dikkat Daralması Kabul Edilir

Özellikle makine kazalarında Yargıtay:

  • Operatörün “parçaya odaklanması”,
  • “Arızayı giderme çabası”,
  • “Üretim stresinin artması”

gibi durumları insani ve öngörülebilir kabul eder.

Bu nedenle işverenin hatası çoğu kararında asli, operatörün hatası tali sayılmaktadır.

Dikkatin Tünelleşmesi’nin (Attentional Tunneling) Proaktif Önlenmesi
A) Nöroergonomik Müdahaleler
  • Operatörün bilişsel yük haritası çıkarılmalı.
  • Titreşimli uyarı, ses tonlamalı alarm sistemi.
  • Karmaşık panel yerine “tek uyarı–tek çözüm” yaklaşımı.
  • Yüksek riskli noktalarda çift doğrulama sistemi.

B) Organizasyonel Önlemler
  • İş bitirme baskısına son verilmesi.
  • Alarm sayısının azaltılması.
  • Görev rotasyonu ile yorgunluk azaltılması.
  • İş izin sisteminin sıkılaştırılması.

C) Eğitim ve Simülasyon
  • Sanal gerçeklik ile tünelleşen dikkat senaryolarının gösterilmesi,
  • Operatörün “çevresel tarama disiplini” kazandırılması,
  • Yüksek risk anında “reset protokolü” uygulanması.

Tünelin İçinden Çıkarılmayan Bir Dikkat, Tehlikenin İçine Çekilir

Dikkatin Tünelleşmesi (Attentional Tunneling), modern endüstrinin en kritik bilişsel riski olmakla birlikte, ihmallerin göz ardı edildiği birçok kazanın ortak paydasıdır. İnsan beyninin doğal eğilimleri, işverenin kurumsal tedbir alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; aksine bu yükümlülüğü daha büyük bir özen borcuna dönüştürür.

İşçi, insan olmanın getirdiği bilişsel sınırlılıklarla çalışır.
İşveren ise bu sınırlılıkları bilerek tasarım ve/veya planlama yapmak zorundadır.

Sonuç olarak iş güvenliğinde asıl hedef, insanı “hata yapmaz” hâle getirmek değil; hata yaptığında ölmemesini, sakatlanmamasını ve zarar görmemesini sağlayan sistemler kurmaktır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 2 — Persona: Sosyal Maske ve Gerçek Benlik Arasındaki Köprü

Persona Nedir?

Latince persona, aslında antik tiyatro maskesi demektir. Jung bu sözcüğü alıp ruh biliminin merkezine koydu:

  • Persona, toplum önünde taktığımız maskedir.
  • Bizi dış dünyayla bağlayan bir “arayüz”dür.
  • Sosyal ilişkilerimizi kolaylaştırır; yoksa çıplak hâlimizle savunmasız kalırdık.

📌 Örnek:

  • İş yerinde “ciddi, güvenilir uzman” maskesi
  • Arkadaş ortamında “mizah yapan eğlenceli kişi” maskesi
  • Sosyal medyada “enerjik, mutlu imaj”

Bu maskeler aslında işlevsel: İnsanlar bizi “tanıyabilir”, biz de rolleri paylaşabiliriz.

Persona’nın İşlevleri

Jung’a göre persona iki yönlü işlev görür:

  1. Koruma: İç dünyamızı tamamen ifşa etmemek, sınır koymak. Kimse market kasiyerine en derin travmasını anlatmaz; persona bunu filtreler.
  2. Arabuluculuk: Toplumla uyum sağlamak. Bir öğretmen, sınıfta “öğretmen personası” ile hem bilgiyi aktarır hem otorite kurar.

Persona = “Arayüz”. Bilgisayarın ekranı gibi: iç donanımı göstermez, ama dış dünyayla iletişimi mümkün kılar.

Persona – Tehlike Nerede?

Problem, persona maskesini “benim tüm gerçeğim” zannetmeye başladığında çıkar.

  • Aşırı Persona:
    • İnsan, kendini rolüne hapseder.
    • Örn. doktor sadece “doktor” olur; insanî yönlerini inkâr eder.
    • Emeklilikte ya da işsiz kaldığında büyük boşluk ve kimlik krizi yaşar.
  • Zayıf Persona:
    • Sosyal ortamlarda uygun rol kuramaz; “uyumsuz” görülür.
    • Toplumla iletişim kurmak zorlaşır.

🔑 Denge: Persona “araç”tır, “sahici ben” değildir.

Persona ve Kültür

Her kültür, “geçerli maskeler” repertuvarı sunar.

  • Batı kültürü: Bireysel başarı maskeleri (kariyer, özgünlük, performans).
  • Doğu kültürü: Topluluk uyumu maskeleri (saygı, aile onuru, itaati gösteren persona).
  • Türk kültürü:
    • “Komşu ne der?” → Sosyal kontrol maskesi
    • “Büyüklerin yanında sus, haddini bil” → İtaat personası
    • “Misafirperver ol” → Cömertlik personası

Önemli soru: Bu maskeler benim iç değerlerimle uyumlu mu, yoksa dış baskıyla mı sürdürülüyor?

Persona – Gölge İlişkisi

Persona, genellikle “gölgeyi saklamak” için işlev görür.

Örneğin.

  • Çok öfkeli birinin “aşırı sakin, uyumlu” maskesi takması
  • Çok çekingen birinin “fazla özgüvenli” persona göstermesi

Yani persona, gölgenin tam tersi olarak da kurulabilir. Bu durumda, gölge bastırıldıkça enerji içeride sıkışır ve bir gün patlar.

Modern Hayatta Persona

Bugün persona özellikle sosyal medya ile devleşti.

  • Instagram’da sürekli mutlu, güzel, başarılı görünme baskısı → “Estetik persona”
  • LinkedIn’de sürekli üretken, girişimci, disiplinli görünme → “Profesyonel persona”
  • TikTok’ta eğlenceli, enerjik görünme → “Show persona”

Bu maskeler toplumsal işlev görüyor, evet. Ama kişi yalnız kaldığında “ben aslında kimim?” sorusuna cevap veremezse depresyon, yabancılaşma ve boşluk hissi artıyor.

Persona’nın Sağlıklı Kullanımı
  1. Farkındalık: “Bu bir maskedir; ben bu maskeden ibaret değilim.”
  2. Esneklik: Maskeyi gerektiğinde tak, gerektiğinde çıkar.
  3. Uyum: Persona, iç değerlerle çatışmamalı.
  4. Şeffaflık: Bazen maskeyi kısmen indirmek (samimi olmak) güveni artırır.

Pratik Örnek – Persona Krizi

Bir mühendis düşünelim. İşte “mantıklı, analitik, duygusuz” maskesi var. Ama evliliğinde duygusuzluk sorunu yaşıyor. Çünkü persona “işlevsel” ama özel hayata taşınca zarar veriyor.
Çözüm: Maskeyi fark etmek → Duygusal yanını kabul edip partnerine gösterebilmek.

Jung’dan Alıntı (özlü fikir)

Jung, persona hakkında şunu söyler:

“Persona, bireyin toplum önünde kabul görebilmek için giydiği giysi gibidir. Ama giysinin bedenin yerine geçtiğine inanmak, ruhsal sağlığı bozar.”

Günümüz Uygulaması – “Rol Değişimi”

Düşün: Sen şu an iş yerinde/okulda/ailende hangi maskeyi daha sık takıyorsun?

  • O maske seni koruyor mu, yoksa hapsetmeye mi başladı?
  • Eğer maskeni indirsen, çevrenin tepkisi nasıl olurdu?
  • Sahici benliğinle persona arasında ne kadar fark var?

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Maske Dolabı Çalışması

Defterine üç sütun aç:

  1. Ortam (iş, aile, arkadaşlar, sosyal medya)
  2. Kullandığım Persona (nasıl görünmek istiyorum?)
  3. İç Benlik (gerçekte nasıl hissediyorum?)

Her ortam için en az 3 satır yazın.

B) Maskeyi İndirme Deneyi

Önümüzdeki 24 saat içinde, küçük bir ortamda (güvendiğiniz bir arkadaşınızz ya da aile üyenizle):

  • Normalde gizlediğin bir duygunu/gerçeğini açıkla.
  • Tepkiyi gözle.
  • Deneyimi deftere yaz.

C) Rüya Tarama

Bu hafta geceleri rüyanızda yüz, maske, sahne, tiyatro, kalabalık görürsen → kaydet.
(Not: Persona sembolleri rüyalarda genellikle “maskeli balo”, “sahne”, “üniformalı figürler” olarak çıkar.)

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

SUSKUN ZEMİN – Bir İşletmede Risklerin Hikâyesi

Sessizliğin Coğrafyası

Bazı işyerleri vardır; duvarları betondur ama asıl yükü sessizlik taşır.
Bazı kazalar vardır; makinelerle değil, insanlar arasında olur.
Ve bazı işletmeler vardır ki, toprağı düz görünür lakin insan arazisi çoktan çökmüştür.

Simulasyonumuza bakalım;

***********, resmî kayıtlara göre bölgenin en disiplinli işletmelerinden biriydi.
ISO belgeleri tamdı.
İSG klasörleri raflarda muntazam duruyordu.
Denetimlerde “örnek işletme” olarak anılmıştı.

Ama işletmenin gerçek haritası, mimari projelerde çizili değildi.

Orada bir insan arazisi vardı.
Ve bu arazi, yıllar içinde sessizce yakınsamıştı.

Murat Bey – İşletme Sahibi
Kırklı yaşlarının sonunda, hızlı karar alan, üretim odaklı. Güvenliği “önemli ama abartılmamalı” bulanlardandı.

Selim – Fabrika Müdürü
Sayılara hâkim, baskıyı iyi yönettiğini düşünen, “iş yürüsün yeter” yaklaşımındaydı.

Ayşe – İş Güvenliği Uzmanı
Yeni sayılmazdı yine de hâlâ mesleki heyecanı vardı. Sahayı severdi. Sistemle sorun yaşadığını hissediyordu.

Dr. Kemal – İşyeri Hekimi
Tecrübeli, gözlem yeteneği yüksek, çoğu şeyi görüp azını söyleyen biriydi.

Hasan – Usta Baş
Yirmi beş yıllık çalışan. Sahada gerçek bir otoriteydi.

Emre – Pres Operatörü
Genç, hızlı, dikkatli ama sistemin görünmeyen baskılarına açıktı.

İnsan Arazisi Yakınsaması

Ayşe, sabah sahaya indiğinde bunu ilk fark edenlerden biriydi.
Ama adı konmamıştı.

İnsan arazisi yakınsaması, istihbarat literatüründe bir coğrafyanın değil, insan davranışlarının zamanla tek bir riskli düzleme sıkışmasıdır.
Farklı karakterler, farklı roller, farklı sorumluluklar…
Ama aynı noktada buluşan davranışlar.

Ayşe, pres hattının önünde durdu.
Makine çalışıyordu.
Koruyucu kapak yarı açıktı.

Ayşe (sert ama sakin):
— Hasan Usta, bu kapak neden böyle?

Hasan omuz silkti:
— Ayşe Hanım, o kapalı olursa iş yavaşlıyor. Zaten herkes alışkın.

Ayşe not aldı.
Ama içinden geçen başkaydı:

“Bu tek bir ihlal değil. Bu bir alışkanlık.”

Honey Trap – Üretimin Tatlı Baskısı

Öğle toplantısında Selim konuşuyordu.

Selim:
— Bu ay hedefleri yakaladık. Üretim süresi geçen aya göre yüzde on kısaldı. Bravo.

Murat Bey gülümsedi.
Kimse “nasıl” sorusunu sormadı.

Honey trap – bal tuzağı – kimseyi zorlamaz.
Kimseye “kuralı çiğne” demez.
Sadece şunu söyler:
“Hızlı olursan değerlisin.”

Emre, toplantıyı dinlerken içinden geçirdi:

“Demek ki hızlı olmak önemli.
Dikkatli olmak… o ikinci sırada.”

Bu bir telkin değildi.
Ama güçlü bir mesajdı.

Omertà’nın İlk Katmanı

İki gün sonra küçük bir olay yaşandı.
Pres makinesinde eldiven yırtıldı.
Emre son anda elini çekti.

Ramak kala.

Ayşe olayı duyduğunda hemen yanına gitti.

Ayşe:
— Bildirim yaptın mı?

Emre tereddüt etti:
— Gerek var mı? Bir şey olmadı sonuçta.

Ayşe:
— Tam da bu yüzden bildirilmesi gerekir.

Ama Emre biliyordu.
Geçmişte bildirenlerin başına gelenleri.

Hasan Usta’nın sesi kulağındaydı:

“Boş yere olay yazma, sonra sorarlar.”

Omertà, sadece mafyada olmaz.
İşyerlerinde de vardır.
Konuşanın değil, susanın korunduğu yerde.

Emre sustu.
Ve sistem bunu onayladı.

İşyeri Hekiminin Gözlemi

Dr. Kemal, periyodik muayenelerde küçük detaylara dikkat ederdi.

Emre’nin ellerine baktı.

Dr. Kemal:
— Son zamanlarda reflekslerin biraz sertleşmiş. Çok mu hızlandınız?

Emre kaçamak cevap verdi:
— İş yoğun hocam.

Dr. Kemal not aldı ama yüksek sesle konuşmadı.

İşyeri hekimi, çoğu zaman kazayı değil;
kazaya giden bedeni görür.

Dr. Kemal, Ayşe’yle çay molasında konuştu.

Dr. Kemal:
— Sahada bir şeyler sıkışıyor Ayşe. İnsanlar aynı noktaya itiliyor.

Ayşe başını salladı:
— Ben de onu hissediyorum. Herkes biliyor ama kimse konuşmuyor.

Honeypot Kurma Girişimi

Ayşe bir şey denemek istedi.

Anonim ramak kala kutusu.

Toplantıda duyurdu:

Ayşe:
— Bildirimler isim yazmadan yapılacak. Amaç ceza değil, riskleri görmek.

Selim kaşlarını çattı:
— Ayşe Hanım, şimdi herkes yazarsa işin ucu kaçar.

Ayşe sakin ama netti:
— Ucu kaçan iş değil, gizlenen risk.

Bu bir honeypot girişimiydi.
Yani riski çekmek için kurulan kontrollü alan.

İlk hafta…
Hiç bildirim gelmedi.

Çünkü honeypot, bal tuzağının olduğu yerde çalışmaz.
Önce bal tuzağını bozmak gerekir.

Yönetsel İnsan Arazisi

Murat Bey, aylık raporları inceliyordu.

— Kaza yok, iyi.

Selim onayladı:
— Sistem oturdu.

Ayşe raporu eline aldığında içinden şunu düşündü:

“Bu sessizlik başarı değil. Bu bastırma.”

Ama bunu nasıl söyleyecekti?

İnsan arazisi artık tek bir düzleme yaklaşıyordu:

  • Üretim öncelikli
  • Sessizlik ödüllü
  • Hız kutsal

Ve bu yakınsama, bir noktada çökecekti.

Fırtına Öncesi

Büyük kazalar bağırarak gelmez.
Fısıltıyla yaklaşır.
Ve o fısıltılar, Omertà ile susturulursa
geriye sadece gürültü kalır.

Emre, vardiya sonunda makinenin başında durdu.
Koruyucu kapağa baktı.
Saatine baktı.

Ve karar verdi.

Yakınsamanın Hızı

İnsan arazisi, uzun süre ihmal edildiğinde bir anda çökmez.
Önce eğilir.
Sonra aynı yöne doğru akmaya başlar.
Ve sonunda, herkes aynı noktada durduğunu fark eder;
ama artık geri dönmek için geçtir.

Sessizlik Normalleşirken

Anonim ramak kala kutusu hâlâ boştu.

Ayşe, her sabah o kutunun kapağını açarken içini kaplayan hissi tarif edemiyordu.
Bu, rahatlatıcı bir sessizlik değildi.
Bu, öğrenilmiş bir suskunluktu.

Ayşe (kendi kendine):
— Bu kadar büyük bir işletmede bir haftada tek bir ramak kala olmaz mı?

Cevabı biliyordu.
Oluyordu.
Ama yazılmıyordu.

Omertà’nın Kurumsallaşması

Omertà, bu noktada artık bireysel bir refleks olmaktan çıkmıştı.
Bir kültüre dönüşüyordu.

Hasan Usta, vardiya değişiminde gençlere konuşuyordu:

Hasan:
— Bakın çocuklar… işinizi yapın, kafanızı eğin.
— Gereksiz şeyleri büyütmeyin.

Gençlerden biri çekinerek sordu:

— Ama usta, bir şey olursa?

Hasan durdu.
Bir an sustu.

Hasan:
— Bir şey olursa zaten görürler.

Bu cümle, Omertà’nın en sade hâlidir.
“Görülmesi gereken, zaten görülür.”

Böylece sorumluluk, sessizliğin içine gömülür.

Yönetsel Honey Trap (Bal Tuzağı)

Selim’in masasının üzerinde yeni bir tablo vardı.
“Verimlilik Endeksi”.

Toplantıda konuştu:

Selim:
— Arkadaşlar, artık vardiya bazlı hız ölçümü yapacağız.
— En hızlı hatlar örnek gösterilecek.

Ayşe hemen araya girdi:

Ayşe:
— Güvenlik göstergeleri de bu tabloda olacak mı?

Selim kısa bir duraksamadan sonra:

Selim:
— Onlar zaten ayrı raporlarda var.

İşte bal tuzağı tam burada kurulur.
Güvenlik, “ayrı” bir yerde tutulur.
Üretim ise “esas” yerde.

Bu açık bir talimat değildi.
Ama güçlü bir yönlendirmeydi.

Emre bunu net biçimde anladı.

Emre’nin İçindeki Tartışma

Emre, pres makinesinin başında çalışırken düşünüyordu:

“Ben hızlıyım.
Usta benden memnun.
Müdür de hızdan bahsediyor.

Eğer şimdi kapakla uğraşırsam…

Zaten bugüne kadar bir şey olmadı.”

Bu, bilgisizlik değildi.
Bu, yakınsamış bir insan arazisinin ürettiği rasyonel bir karardı.

İşyeri Hekiminin İkinci Alarmı

Dr. Kemal, aylık değerlendirme raporunu yazarken çalışanların revir başvurularındaki bazı veriler dikkatini çekti:

  • El kesikleri artmıştı.
  • Kas zorlanmaları yükselmişti.
  • Refleks kazaları çoğalmıştı.

Ama resmî kayıtlarda kaza yoktu.

Dr. Kemal, Selim’le konuşmak istedi.

Dr. Kemal:
— Selim Bey, burada bir çelişki var.

Selim:
— Nasıl yani?

Dr. Kemal:
— Kaza yok ama vücutlar yıpranıyor.
— Bu genelde hız baskısının göstergesidir.

Selim hafifçe gülümsedi:

Selim:
— Hocam, üretim olan yerde biraz yıpranma normal.

İşte bu noktada, tıbbi gözlem ile yönetsel bakış ayrışır.
Biri bedeni okur.
Diğeri istatistikleri – rakamları.

Ayşe’nin Honeypot Denemesi

Ayşe pes etmedi.

Yeni bir uygulama başlattı:
“Davranış Gözlem Günleri”.

Amaç:
Ceza yok, not yok, sadece gözlem.

Sahaya indiğinde şunu fark etti:

  • Gözlemlendiğini bilen herkes kurallara uyuyordu.
  • Gözlem bitince eski davranış geri geliyordu.

Ayşe not aldı:

“Davranış, denetim anında değil; baskı altında şekilleniyor.”

Bu bir başarısızlık değildi.
Bu bir veri idi.

Ama yönetim bu veriyi istemiyordu.

İnsan Arazisi Yakınsamasının Haritası

Ayşe, bir akşam rapor yazarken bir şema çizdi:

  • Üretim hedefi
  • Sessizlik kültürü
  • Ödüllendirme sistemi
  • Görmezden gelinen küçük ihlaller

Hepsi aynı noktaya ok çiziyordu.

O noktanın adı şuydu:

“Kaçınılmaz Büyük Olay”

Usta–Uzman Gerilimi

Hasan Usta, Ayşe’yi kenara çekti.

Hasan:
— Ayşe Hanım, çok yazıyorsun.

Ayşe:
— Yazmazsam görevimi yapmamış olurum.

Hasan sesini alçalttı:

Hasan:
— Bak, bu insanlar burada ekmek yiyor.
— Bir şey olursa herkes zarar görür.

Ayşe’nin cevabı netti:

Ayşe:
— Bir şey olursa, zaten herkes zarar görecek.

Bu diyalog, İSG tarihinin en eski çatışmasını anlatır:
Bugünün huzuru mu, yarının güvenliği mi?

Yönetim Katında Kör Nokta

Murat Bey, bir yatırımcı görüşmesine hazırlanıyordu.

— Kaza oranlarımız çok iyi.

Selim ekledi:

— İSG sistemi oturmuş durumda.

Ayşe o toplantıya davet edilmedi.

İnsan arazisi yakınsaması, sadece sahada olmaz.
Yönetim katı da aynı yöne eğilir.

Çünkü herkes aynı veriye bakar.
Ama kimse görünmeyeni sormaz.

Emre ve Son Eşik

Gece vardiyasıydı.
Yorgunluk vardı.
Baskı vardı.

Emre’nin makinesi diğerlerinden biraz geride kalmıştı.

Hasan seslendi:

Hasan:
— Hadi Emre, biraz hızlanalım.

Emre kapağa baktı.
Sonra saate.

İçinden geçen cümle, bu bölümün özeti gibiydi:

“Bir kereden bir şey olmaz.”

İş kazalarının en tehlikeli cümlesi budur.
Çünkü bu cümle, sistemin ürettiği bir sonuçtur.

Tek bir çalışanın hatası değildir.

Emre, kapağı tam kapatmadan devam etti.

İnsan arazisi artık tamamen yakınsamıştı.

Çalışan susuyordu.
Uzman uyarıyordu ama duyulmuyordu.
Hekim görüyordu ama raporlanmıyordu.
Yönetim tabloya bakıyordu.

Ve makine…
makine sadece bekliyordu.

Çöküş aniden olmaz. Aniden olan sadece sestir.

O sesten önce; kararlar vardır, suskunluklar vardır, görmezden gelinen küçük işaretler vardır.

Ve hepsi, tek bir saniyede birleşir.

Gece vardiyası sabaha yaklaşırken yorgundu.
İnsan arazisinin en kırılgan olduğu saatlerdi bunlar.

Emre, pres hattında üçüncü saatini doldurmuştu.
Makinenin ritmi tanıdıktı.
Hız artmıştı.
Koruyucu kapak yine yarı açıktı.

Bu artık bir ihlal değildi.
Bu, normalleşmiş bir davranıştı.

En tehlikeli risk, normal kabul edilendir.

03:42

Pres kalıbında küçük bir sıkışma oldu.
Bu, daha önce defalarca yaşanmıştı.

Emre refleksle makineyi durdurdu.
Ama tamamen değil.

İç sesi:

“Hızlıca açarsam vakit kaybetmem.”

03:43

Eldivenli eliyle kalıbı kontrol etti.
Kapak tam kapalı değildi.
Ama bugüne kadar bir şey olmamıştı.

03:44

Makine, otomatik döngüye geri girdi.

Ve o an…

Metal, metalin içine girdi.
Pres kapandı.

Emre’nin çığlığı, makinenin sesine karıştı.

İş kazaları genellikle gürültülüdür.
Ama o gürültü, yılların sessizliğinin sonucudur.

Hasan Usta ilk koşanlardan oldu.

Hasan (bağırarak):
— Durdurun! Durdurun makineyi!

Acil durdurma basıldı.
Ama artık çok geçti.

Emre yere çökmüştü.
Eli… artık yoktu.

O an, herkes sustu.

Bu, Omertà’nın son anıydı.

Omertà, kaza olana kadar güçlüdür.
Kazadan sonra kırılır.

Ama bedeli ağırdır.

İlk yardımcı olay yerine geldiğinde, tabloyu tek bakışta okudu.

İlk yardımcı (içinden):
— ”Bu bir anlık mesele değil” dedi.

Ambulans çağrıldı.
İlk müdahale yapıldı.

Herkes şunu biliyordu:

“Bu el, sadece bir presin sonucu değil.”

Ayşe sabah karşı gelen telefonla uyandı ve çağrıyı aldığı gibi fabrikaya – sahaya yola çıktı.

Makine.
Kapak.
Kan.

Ayşe, defterindeki notları hatırladı:

  • Açık kapak
  • Hız baskısı
  • Bildirilmeyen ramak kalalar

Ayşe (fısıldayarak):
— Biz bunu biliyorduk.

İSG profesyonellerinin en ağır yükü budur:

“Biliyordum” cümlesi.

Murat Bey sabah işletmeye geldiğinde üretim durmuştu.

Selim solgundu.

Murat Bey:
— Nasıl oldu bu?

Selim cevap veremedi.

Ayşe konuştu:

Ayşe:
— Bu tek bir hatanın sonucu değil.
— Bu, sistemin sonucu.

Murat Bey sertleşti:

— Kurallar vardı!

Ayşe sakindi:

— Ama bal tuzakları da vardı.

Bu kazanın sebepleri şunlardı:

  1. İnsan arazisi yakınsaması:
    Tüm rollerin hız ve sessizlik ekseninde birleşmesi.
  2. Honey trap:
    Üretim ve hızın ödüllendirilmesi, güvenliğin ikinci plana itilmesi.
  3. Omertà:
    Ramak kalaların bilinmesine rağmen konuşulmaması.
  4. Honeypotun çalışmaması:
    Güvensizliği çekmesi gereken sistemlerin, kültür nedeniyle boş kalması.
  5. Yönetim körlüğü:
    Raporlara bakıp davranışları görememek.

Bu zincirin hiçbir halkası tek başına yeterli değildi.
Ama birlikte… yıkıcıydı.

Müfettişler geldi.

Sordu:

— Koruyucu neden devre dışıydı?

Hasan sustu.
Emre konuşamıyordu.
Selim kaçamak cevap verdi.

Ayşe dosyaları sundu.
Notları.
Uyarıları.

Belgeler vardı.
Ama davranış yoktu.

Ya da daha doğrusu:
davranış belgelerden farklıydı.

Omertà’nın Çözülmesi

Kazadan sonra konuşmalar başladı.

Genç bir çalışan:
— Ben de birkaç kez kapak açık çalıştım.

Bir başkası:
— Hız baskısı vardı.

Hasan başını öne eğdi:

Hasan:
— Ben sustum.

Omertà, en çok kazadan sonra konuşur.
Ama artık iş işten geçmiştir.

Honeypotun Geç Kalmış Başarısı

Anonim ramak kala kutusu, kazadan sonra doldu.

Ayşe acı bir tebessümle baktı:

Ayşe:
— Keşke bu kâğıtlar dün yazılsaydı.

Honeypotlar, ancak bal tuzakları kaldırıldığında çalışır.

Aksi hâlde, mezarlık sessizliği üretir.

Emre aylarca rehabilitasyon gördü.
Bir daha pres başına dönemedi.

İşletme için istatistikti.
Ailesi için hayattı.

Dr. Kemal, raporuna şu cümleyi yazdı:

“Bu kaza önlenebilirdi.”

Ama bu cümle artık bir sonuçtu, önlem değil.

Murat Bey, Ayşe ve Dr. Kemal’i çağırdı.

Murat Bey:
— Nerede hata yaptık?

Ayşe netti:

Ayşe:
— Hataları bireylerde aradık.
— Oysa sorun sistemdeydi.

Dr. Kemal ekledi:

Dr. Kemal:
— İnsan arazisini okumadık.

Sessizlik oldu.

Bu kez öğretici bir sessizlikti.

Bu hikâye, tek bir işletmenin değil.

Bu hikâye;
sessizliğin ödüllendirildiği,
hızın kutsandığı,
güvenliğin evraka sıkıştırıldığı
her yerin hikâyesidir.

İş kazaları, aniden olmaz.

Önce insan arazisi yakınsar.
Sonra Omertà konuşur.
Bal tuzakları çalışır.
Honeypotlar boş kalır.

Ve en sonunda…
metal bir ele, bir kola, bir hayata kapanır.

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çalışanlarımız bilgilendirmek maksadı ile yayınlanmıştır.

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 1 – Jung’un Zihin Haritası : Bilinç, Kişisel Bilinçdışı, Kolektif Bilinçdışı, Arketipler

1) Neden Jung? Neden Arketipler?

Jung’un derdi “insanı bir bütün olarak anlamak”tı. Yalnızca bastırılmış anılarla değil; mitlerle, masallarla, dinî sembollerle, yani insanlığın ortak hikâyeleriyle de ilgilendi. Çünkü rüyalarımızda, yaratıcı anlarımızda, kriz anlarında aynı temalara döneriz: kahramanlık, sınav, yolculuk, bilge, anne, gölge… Bunlar “tesadüfi motifler” değil; Jung’a göre hepimizin ruhunda var olan arketipik kalıpların yüzeye çıkışlarıdır.

Türkçe konuşalım: Anadolu’da bir nine “rüyamda yılan gördüm” deyince, Amazon’daki yerlide de benzer korku ve anlamlar tetiklenebiliyor. Bu yalnızca kültür meselesi değil; insan olmanın ortak hafızasıyla ilgili.

Bugün şu temel taşları yerli yerine koyacağız:

  • Bilinç: Şu anda farkında oldukların (düşünce, duygu, algı).
  • Kişisel bilinçdışı: Hayatın boyunca biriktirdiğin ama unutulmuş/bastırılmış içerikler.
  • Kolektif bilinçdışı: Türün olarak insanlıktan miras aldığın evrensel imgeler/değerler.
  • Arketipler: Kolektif bilinçdışındaki kalıplar (Kahraman, Gölge, Ana, Bilge, Çocuk vb.).
  • Persona: Sosyal masken; topluma sunduğun “ben”.
  • Gölge: Görmek istemediğin, bastırdığın yönlerin (kıskançlık, öfke vb.).
  • Anima/Animus: Ruhun karşıt cins ilkesine dair içsel imgesi (erkekte dişil, kadında eril nitelikler).
  • Benlik (Self): Ruhun merkezî bütünlüğü; parçaların uyumla birleşmiş hâli.

Hedefim: Bu yılın sonunda kendi “arketip haritanızı” çıkarabilmeniz ve günlük hayatta hangi arketipi ne zaman, nasıl yaşattığınızı görebilmeniz.

2) Bilinç: Buzdağının Üstü

Bilinç, gün ışığında görebildiğin alan. Şu anda bu metni okuman, odanın ısısını fark etmen, kafanda kurduğun iç konuşma… Hepsi bilinç düzeyinde.

Bilinç:

  • Sınırlıdır (aynı anda her şeyi fark edemezsin).
  • Seçicidir (odaklandığın şeyi büyütür, diğerlerini kısar).
  • Kişisel tarihinden ve kültüründen etkilenir.

Bunu bir bahçe gibi düşün: Bilinç, gözünün önündeki çiçekler. Ama toprağın altındaki tohumlar (bilinçdışı) çiçeklerin niteliğini belirler.

3) Kişisel Bilinçdışı: Senin Arşivin

Kişisel bilinçdışı, senin yaşamın boyunca biriktirdiğin ve şu anda bilinçte olmayan içeriklerdir:

  • Unutulmuş anılar (çocuklukta taşların üstünden atlarken düştüğün gün)
  • Bastırılmış duygular (kızgınlıklarını söyleyemediğin için için biriktirdiğin anlar)
  • Gölge malzemesi (ayıpladığın ya da utandığın özellikler)

Günlük yaşam sinyalleri:

  • Birine “mantıksızca” sinirlenmen (aslında sende de olan özelliği onda görüp tetiklenmen)
  • Garip rüyalar, tekrar eden düşler
  • Belli bir kişiden anormal etkilenme (pozitif ya da negatif “aşırı” tepkiler)

Kişisel bilinçdışı kişiye özeldir; ama dili semboliktir. Korkunu rüyanda bir “köpek” olarak görmen gibi: köpek senin için sadakat/travma gibi kişisel anlamlar taşıyabilir.

4) Kolektif Bilinçdışı: Ortak Kütüphane

Jung’un devrimsel fikri: Kolektif bilinçdışı. İnsan türünün ortak geçmişinden gelen bir psişik kütüphane. Burada kayıtlı olanlar arketiplerdir.

Bu, “genetikmiş gibi” birebir kalıtım değil; ama türün ortak deneyimleri sanki bir dil gibi içimize işlemiştir. Nasıl doğar doğmaz konuşmuyoruz ama dil öğrenmeye hazır doğuyoruz; arketipler de imge üretmeye hazır kalıplar gibidir.

Örnek “uyanmalar”:

  • Masallar farklı coğrafyalarda benzer yapıdadır (kötü üvey anne, bilge dede, yola çıkan kahraman).
  • Kriz anlarında benzer tepkiler veririz (kurtarıcı bekleme, kahramana tapınma, günah keçisi arama).
  • Rüyalarımızda ortak semboller (yılan, sel, uçurum, yolculuk) tekrarlar.

5) Arketip: İlk Model

Arketip, kolektif bilinçdışındaki formdur; fakat içerik kazandığında (rüyanda, masalda, filmde) imgelere dönüşür. Yani arketiplerin kendisi görülmez; yüzeye vurdukları imgeler görülür.

Başlıcaları:

  • Kahraman: Sınav, cesaret, fedakârlık, yolculuk.
  • Gölge: Karanlık yan; bastırılan dürtüler, yüzleşilmesi gerekenler.
  • Ana (Büyük Anne): Besleyen, sarmalayan; ama bazen boğucu da olabilir.
  • Baba: Kural, düzen, yasa; bazen sert otorite.
  • Bilge: Rehber, yol gösterici; bazen didaktik veya pasif.
  • Çocuk: Masumiyet, yeni doğuş, umut; bazen çocuksuluk.
  • Anima/Animus: İçsel karşı-cins ilkesi; duygusal/akli denge.
  • Benlik (Self): Bütünlüğün merkezi; “mandala” sembolüyle anlatılır.

Kural: Her arketip ikilidir (ışık–gölge). Biri “her zaman iyi” değildir. Örn. Ana arketipi şefkat verir ama aşırı olduğunda “boğucu” ana olur.

6) Persona: Sosyal Maske

Persona, toplum önünde taktığın maskedir. İşyerinde “ciddi uzman”, evde “şakacı ebeveyn”, sosyal medyada “mutlu influencer” personası… Persona uyum sağlar, ama aşırı olduğunda “sahiciliğini” kaybedersin.

Türk kültüründe “komşu ne der?” duygusu persona baskısını artırabilir. Denge, “maskeyi takmayı bilmek ama maskeyle özdeşleşmemektir.”

7) Gölge: Görmek İstemediğin

Gölge, “ben böyle biri olamam” deyip dışarı attığın (ya da atmaya çalıştığın) malzemeler.

Jung der ki: “Gölgesini tanımayan, gölgesini başkasına yansıtır.”
Pratik sinyal: “Asla tahammül edemem” dediğin özellikleri başkasında gördüğünde aşırı tepki veriyorsan, kendi gölgende o tohumlar olabilir.

Gölgeyle çalışmak, öz-eleştiri ve cesaret ister. Ama gölge entegre edildikçe enerji serbest kalır: yaratıcılık artar, ilişkiler olgunlaşır.

8) Anima/Animus: İçsel Denge
  • Anima: Erkek ruhunun dişil imgesi (empati, sezgi, duygusal derinlik vb.).
  • Animus: Kadın ruhunun eril imgesi (mantık, analitik düşünce, kararlılık vb.).

Bu, “cinsiyet rolleri” değil; psişik ilkeler. Ama kültür bu ilkeleri şartlandırır. Dengeye geldiğinde yaratıcı üretkenlik artar; uçlara savrulduğunda ise ilişki kalıpların katılaşır (ör. idealize etme / değersizleştirme döngüleri).

9) Benlik (Self): Bütünlüğün Merkezi

Benlik, Jung’un sistemindeki en derin merkez. Ego (gündüz bilincin) bir “ada”ysa, Benlik bütün “okyanus”.

Amaç “Ego’yu yok etmek” değil; Ego’nun Benlik’le uyum kurması. Bu süreç “bireyleşme”dir (individuation): Parçaların barış yapar, iç düzen kurulur.

Mandalalar (daire içinde simetrik şekiller) Benlik’in görsel sembolleridir: “Merkez”e doğru toparlanma.

10) Bireyleşme: Kahramanın İç Yolculuğu

Bireyleşme:

  1. Farkındalık: Persona olduğunun farkına varmak, gölgeyle yüzleşmek.
  2. Entegrasyon: Anima/Animus’la barış, iç diyalog, kutupları dengelemek.
  3. Derinlik: Rüyalar, yaratıcı üretim, değerler sistemiyle bağ kurmak.
  4. Hizmet: Yalnız kendi egosu için değil, bütün için anlam üretmek.

Türk hikâyelerinde “yola çıkış–sınav–hediye–dönüş” motifi (Köroğlu, Dede Korkut) bireyleşmenin kültürel karşılığıdır.

11) Jung’u Günlük Hayata İndirmek
  • Rüyalar: Bir rüya defteri tut. Tekrarlayan sembollere bak (yol, köprü, su, yılan).
  • Projeksiyon: En çok kızdıran kişiler, sende hangi “yaraya” dokunuyor?
  • Yaratıcılık: Resim/şiir/çizimle içeriği dışa al; sembol kendi dilinin tercümanıdır.
  • Ritüel & Değer: Sadelik ritüelleri (gün sonu yazımı), kendi değerlerinle uyum denetimi.
  • Toplumsal okuma: Reklamlar, diziler; hangi arketipleri “pazarlıyor”?

12) Mini Vaka: İş Yerinde Persona–Gölge Çatışması

Bir yönetici toplantıda herkese “açık iletişim” çağrısı yapıyor (persona: demokrat). Ama içten içe eleştiriye tahammülsüz (gölge: kırılgan ego). Personel konuşunca sinirleniyor.
Çözüm: Kendi gölgesini tanıması, kontrol ihtiyacını fark etmesi, sınır–merhamet dengesini kurması.
Kazanç: Gerçek güven iklimi, yaratıcılığın artışı.

13) Duygusal İlk Yardım: Gölge Tetiklendiğinde
  1. Durdur: Tepki vermeden önce 90 saniye nefes.
  2. Adlandır: “Kıskançlık/utanç/öfke hissediyorum.”
  3. Merkez: Omuzları gevşet, nefesini karna indir.
  4. Anlam: Bana ne hatırlattı? Hangi ihtiyacım görünmedi?
  5. Eylem: Sınır koy, rica et, net ol; ama saldırma.

14) Bugünün Özeti
  • Arketipler “evrensel” ve “dinamik”; her birinin gölge yüzü var.
  • Persona hayatta lazım; ama maske ile özdeşleşirsen içten koparsın.
  • Gölgeyi tanımak cesaret ister; ama en büyük enerji orada saklı.
  • Anima/Animus dengesi, yaratıcılık ve ilişki kalitesini belirgin artırır.
  • Benlik, parçaların barıştığı merkez. Bireyleşme, bu merkeze yürüyüş.

Haftalık Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Defter Kur: “Arketip Defteri”
  • Defterinin ilk sayfasına üç çember çiz: Bilinç – Kişisel Bilinçdışı – Kolektif Bilinçdışı.
  • Gün içinde aklına gelen düşünce/duyguları bu üç çembere yerleştir:
    • Bilinç: “Bugün gerginim, sunum var.”
    • Kişisel Bilinçdışı (tahmin): “Eleştirilmekten korkuyorum; çocukken öğretmenim sınıfta utandırmıştı.”
    • Kolektif Bilinçdışı (sembol): “Rüyada sel gördüm → kontrol kaybı teması.”

B) Persona Tarama
  • Üç ortam seç: iş/okul, aile, sosyal medya.
  • Her biri için 3 cümle yaz:
    1. “Ben burada nasıl görünmek istiyorum?” (ideal persona)
    2. “Gerçekte nasıl davranıyorum?” (fiilî persona)
    3. “Aradaki fark?” (gerilim noktası)

Not: Farkı yargılamadan görmek en büyük kazanım.

C) Gölge İpucu
  • Son bir ayda aşırı tepki verdiğin 2 olayı yaz.
  • Her biri için şu 3 soruyu yanıtla:
    1. Karşıdakinde hangi özelliğe tahammül edemedim?
    2. Bu özellik bende nasıl (ve ne zaman) görülüyor olabilir?
    3. Ben bu özelliğin olumlu potansiyelini nasıl kullanabilirim? (örn. “inatçılık” → “azim”)

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İSG’de ”Honey Trap” dan ”Honeypot”lara

Görünürde Güvenli, Gerçekte Tehlikeli Sistemler ve Davranışsal Riskin Yönetimi

İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında riskler çoğu zaman açık, görünür ve teknik tehlikeler üzerinden ele alınır. Ancak sahada yaşanan kazalar ve meslek hastalıkları, risklerin önemli bir bölümünün gizli, dolaylı ve davranışsal olduğunu göstermektedir.

Bu makalemde sizlere, istihbarat ve siber güvenlik literatüründe kullanılan “Bal Tuzağı” (Honey Trap) ve “honeypot” (Bal Küpü) kavramlarını, iş sağlığı ve güvenliği perspektifinden yorumlayacağım.

Bal tuzağı, çalışanı veya yöneticiyi farkında olmadan riskli davranışa çeken örtülü teşvikleri; honeypot ise riskli davranışı bilinçli biçimde görünür kılmak ve erken uyarı üretmek için tasarlanmış sistemleri temsil etmektedir.

Sizleri; kazaların yalnızca kurallara uyulmamasından değil, yanlış ödüllendirme, sessizlik kültürü ve görünmeyen motivasyon tuzaklarından da kaynaklandığı gerçeği ile tanıştıracağım.

Görünmeyen Risk Alanları

İSG disiplininde uzun yıllar boyunca temel yaklaşım şuydu:
Tehlikeyi tanımla, riski değerlendir, kontrol tedbirini uygula.

Bu yaklaşım hâlâ geçerlidir. Lakin artık yeterli değildir.

Çünkü günümüz işyerlerinde kazaların önemli bir kısmı:

  • Talimat eksikliğinden değil,
  • Eğitim yetersizliğinden değil,
  • Teknik donanım yokluğundan değil,

yanlış teşvik edilen davranışlardan kaynaklanmaktadır.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekir:

Bir çalışan, bildiği halde neden risk alır?
Bir yönetici, gördüğü halde neden görmezden gelir?

Bu soruların cevabı çoğu zaman açık bir ihlalde değil; bal tuzaklarında gizlidir.

Bal Tuzağı Kavramı – İSG’ye Uyarlandığım Bir Metafor

Bal tuzağı, istihbarat literatüründe bir hedefin zaafları üzerinden, farkında olmadan riskli veya kontrol edilebilir bir pozisyona çekilmesi anlamına gelir.

Buradaki kritik nokta şudur:

Hedef zorlanmaz.
Hedef kandırılmaz.
Hedef, kendi isteğiyle tuzağa girer.

İSG bağlamında bal tuzağı:

Çalışanı veya yöneticiyi, kısa vadeli kazançlar karşılığında uzun vadeli güvenlik risklerine sürükleyen görünmez teşvik mekanizmalarıdır.

Bu teşvikler çoğu zaman açık değildir.
Aksine, “iyi niyetli” görünür.

İSG’de Bal Tuzaklarının Türleri
Üretim Bal Tuzağı

En yaygın bal tuzağıdır.

  • Hedef baskısı
  • Termin zorunluluğu
  • Prim sistemi
  • Performans odaklı değerlendirme

Çalışan şu mesajı alır:

“İşi zamanında bitirirsen değerlisin.”

Bu mesajın görünmeyen devamı şudur:

“Nasıl bitirdiğin ikinci planda.”

Bu noktada çalışan, bilinçli olarak:

  • KKD’yi ihmal edebilir
  • Emniyet ekipmanını devre dışı bırakabilir
  • Güvensiz ama hızlı yöntemi seçebilir

Teknik olarak kural ihlali vardır.
Ama davranış, sistem tarafından ödüllendirilmiştir.

Bu, klasik bir bal tuzağıdır.

Sessizlik Bal Tuzağı

Sessizlik bal tuzağı, Omertà ile doğrudan ilişkilidir.

  • Risk bildirenin “sorun çıkaran” olarak etiketlenmesi
  • Ramak kala bildirenin sorgulanması
  • “Büyütmeyelim” kültürü

Çalışan şunu öğrenir:

“Konuşursam başım ağrır, susarsam işim yürür.”

Bu noktada sessizlik:

  • Etik bir sorun değil,
  • Rasyonel bir tercih

haline gelir.

İSG açısından bu, en tehlikeli bal tuzağıdır. Çünkü risk artık bilinmesine rağmen gizlenmektedir.

İstatistik Bal Tuzağı

Bir diğer kritik bal tuzağı, kazasız gün sayıları ve düşük kaza oranlarıdır.

  • “500 gündür kazasız”
  • “Bu yıl kaza sıfır”

Bu göstergeler, doğru kullanıldığında motive edicidir. Lakin yanlış kullanıldığında şu sonucu doğurur:

  • Kaza bildirilmez
  • Ramak kalalar gizlenir
  • Hafif yaralanmalar kayıt dışı bırakılır

Çünkü herkes bilir ki, “sıfır” bozulursa sistem rahatsız olur.

Bu durumda kaza yoktur ama risk vardır.
Ve risk büyüyerek birikir.

İSG Evrak Bal Tuzağı

Birçok işyerinde İSG, belge üzerinden yürütülür:

  • Eğitim formları
  • İmza listeleri
  • Talimatlar
  • Prosedürler

Evrak tamdır.
Ancak sahada davranış değişmemiştir.

Bu, yöneticiler için bir bal tuzağıdır:

“Her şey kağıt üzerinde düzgünse, sorun yoktur.”

Oysa bu, sahte güvenlik hissi üretir.

Bal Tuzaklarının Davranışsal Mekaniği

Bal tuzakları, insan psikolojisinin bazı temel özelliklerini kullanır:

  • Kısa vadeli ödüle yönelme
  • Otoriteye uyum
  • Grup normlarına bağlılık
  • Ceza–ödül dengesine hassasiyet

İSG eğitimleri çoğu zaman bilgi verir.
Ama bal tuzakları, motivasyonu şekillendirir.

Bu nedenle bilgiye rağmen risk alınır.

Honeypot Nedir ve İSG’ye Nasıl Uyarlanır?

Honeypot, siber güvenlikte saldırganı çekmek için bilerek zayıf gibi görünen ama kontrollü bir sistemdir. Amaç:

  • Davranışı gözlemlemek
  • Erken uyarı almak
  • Sistemin zayıf noktalarını görmek

İSG’de honeypot yaklaşımı şu anlama gelir:

Riskli davranışların ortaya çıkmasını beklemek yerine, bu davranışları görünür kılacak bilinçli izleme ve geri bildirim sistemleri kurmak.

Honeypot, bal tuzağının tersidir.
Bal tuzağı gizler.
Honeypot açığa çıkarır.

İSG’de Honeypot Sistemlerinin Uygulamaları
Ramak Kala Honeypotları

Ramak kala bildirimleri çoğu işyerinde çalışmaz.

Çünkü bildirim:

  • Sorguya yol açar
  • Suçlama doğurur
  • Zaman kaybı gibi görülür

Honeypot yaklaşımı burada şunu önerir:

  • Bildirimi anonimleştirmek
  • Bildirimi ödüllendirmek
  • Bildirim sonrası ceza değil, çözüm üretmek

Bu sayede sistem, gizli riskleri kendi kendine çekmeye başlar.

Davranış Gözlem Honeypotları

Klasik denetimler, çalışanın denetlendiğini bildiği anlara odaklanır.

Honeypot yaklaşımı ise:

  • Doğal davranışı
  • Rutin dışı anları
  • Yorgunluk ve baskı zamanlarını

izlemeyi hedefler.

Amaç ceza değil; örüntü tespitidir.

Yönetici Honeypotları

Sadece çalışanlar değil, yöneticiler de bal tuzaklarına düşer.

  • Üretim baskısı
  • Üst yönetim beklentisi
  • Raporlama stresi

Honeypot yaklaşımı, yöneticilerin:

  • Hangi durumda güvenliği geri plana ittiğini
  • Hangi göstergelere aşırı odaklandığını

analiz eder.

Bu, İSG’nin yukarıdan aşağıya değil; iki yönlü işlemesini sağlar.

Bal Tuzaklarından Honeypotlara Geçiş Neden Zor?

Çünkü bu geçiş:

  • Kontrol illüzyonunu bozar
  • Gerçek riskleri görünür kılar
  • Rahatsız edici veriler üretir

Birçok kurum şunu ister:

“Güvende olduğumuzu gösteren raporlar.”

Honeypotlar ise şunu üretir:

“Nerede güvensiz olduğumuzu gösteren veriler.”

Bu, kültürel bir dönüşüm gerektirir.

İSG Profesyonellerinin Rolü

Bu dönüşümde İş Güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi:

  • Denetçi değil, sistem tasarımcısı
  • Uyarıcı değil, davranış analisti
  • Evrak takipçisi değil, risk mimarı olmak zorundadır.

Bal tuzaklarını fark etmeyen bir İSG sistemi, kazayı sadece erteler.

Honeypot kurabilen bir İSG sistemi ise kazayı önceden görür.

Etik ve Hukuki Boyut

Honeypot yaklaşımı, doğru uygulanmazsa güvensizlik yaratabilir.

Bu nedenle:

  • Şeffaflık
  • Amaç açıklığı
  • Ceza değil öğrenme odaklılık

temel ilkeler olmalıdır.

Aksi halde honeypot, yeni bir bal tuzağına dönüşür.

İSG’de asıl sorun, riskin varlığı değil;
riskin nasıl teşvik edildiğidir.

Bal tuzakları:

  • Hızlı üretimi
  • Sessizliği
  • Görünürde başarıyı

ödüllendirir.

Honeypotlar ise:

  • Gerçek davranışı
  • Gizli riski
  • Sistem zaafını

ortaya çıkarır.

İş sağlığı ve güvenliğinin geleceği, daha fazla kuralda değil; daha akıllı sistemlerde yatmaktadır.

Temel gerçek şudur:

Kazalar, çoğu zaman ihmalden değil; fark edilmemiş bal tuzaklarından doğar.

Güvenlik ise, bu tuzakları bozup doğru yerlere honeypotlar kurabildiğimizde mümkün olur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İnsan Ruhunun Evrensel Haritası – Jung’un Arketip Sistemi

2026 Yılı sonuna kadar her pazar günü; Jung’un Arketip Sistemi ile kendinizi tanımanızı belki de yenilemenizi sağlayacak yazı dizimizin ilki ile sizlerle birlikteyim. Okumanızın yanı sıra uygulayarak da kendinize fayda sağlamanızı temenni ediyorum.

Saygılarımla

Dr. Mustafa KEBAT

1. Giriş: Arketip Nedir?

Arketip, insanların kolektif bilinçdışında yer alan evrensel semboller, temalar ve temel davranış kalıplarını tanımlayan bir kavramdır. 

İsviçreli psikiyatrist Carl Gustav Jung (1875–1961), insan ruhunu anlamak için derin bir yolculuğa çıktı. Ona göre bilinçaltımız sadece kişisel deneyimlerimizden oluşmuyordu; aynı zamanda insanlığın ortak geçmişinden gelen bir kolektif bilinçdışı da vardı. İşte bu derin yapının içinde arketipler bulunur.

Arketip, Yunanca arche (ilk, başlangıç) ve typos (model, şekil) kelimelerinden gelir. Yani “ilk model”, “ilk örnek” demektir. Jung, arketipleri insan ruhunun evrensel kalıpları olarak tanımlar. Arketipler, insanların davranışlarını ve yaşantılarını şekillendiren içgüdüsel enerjiler ve kalıplar olarak görülür. Her kültürde, her çağda, her insanda benzer şekilde ortaya çıkan imgeler, hikâyeler ve roller arketiplerin tezahürüdür.

Örneğin:

  • Kahraman arketipi: Dede Korkut hikâyelerindeki Bamsı Beyrek, Yunan mitolojisinde Herkül, Hollywood’da Superman.
  • Ana arketipi: Türk toplumunda “ana ocağı”, “ana yüreği”; mitolojide Kibele.
  • Bilge arketipi: Nasreddin Hoca, Hızır, Mevlana.

Bu örnekler gösteriyor ki arketipler sadece psikolojinin konusu değil, aynı zamanda kültürün, masalların, dini sembollerin, günlük hayatın da yapı taşlarıdır.

2. Jung’un Kolektif Bilinçdışı Kavramı

Freud kişisel bilinçdışına odaklanırken, Jung bunun ötesinde insanlığın ortak hafızasını ortaya koydu. Ona göre:

  • Kişisel bilinçdışı: Çocukluk travmaları, unutulan anılar, bastırılan duygular.
  • Kolektif bilinçdışı: İnsan türünün evrimsel geçmişinden gelen ortak semboller ve kalıplar.

Nasıl ki genetik olarak göz rengimizi, saç rengimizi ebeveynlerimizden alıyoruz, ruhsal olarak da arketipleri insanlığın tarihinden devralıyoruz. Bu yüzden, Anadolu’daki bir köylü kadının rüyasında gördüğü “yılan” ile Amazon ormanındaki bir kabile üyesinin rüyasında gördüğü “yılan” aynı korku ve aynı sembolik anlamı taşıyabilir.

3. Arketiplerin Temel Özellikleri

Arketipleri anlamak için üç temel noktayı bilmek gerekir:

  1. Evrenseldir: Her toplumda benzer şekilde bulunur.
  2. Simgeseldir: Doğrudan değil, semboller ve imgeler aracılığıyla ifade edilir.
  3. Dinamik Yapıya Sahiptir: Bir arketip hem olumlu hem olumsuz yüzünü gösterebilir.

Örneğin “Anne Arketipi” hem şefkati, beslemeyi temsil ederken, aşırı olduğunda boğucu, engelleyici bir figüre dönüşebilir.

Arketiplerin bazı bilinçdışındaki temel türleri şunlardır:

  • Anima ve Animus: Kadınsı ve erkeksi içsel imgeler
  • Gölge: Kişiliğin karanlık, bastırılan yönleri
  • Persona: Sosyal hayatta takınılan roller, dışa sunulan kimlik
  • Ben: Kişiliğin tüm parçalarını düzenleyen merkez

4. Başlıca Arketipler

Jung onlarca arketipten bahseder. Ancak bazıları daha temel ve güçlüdür. Türk toplumunun daha kolay anlayabilmesi için hem Jung’un açıklamalarını hem de kültürümüzdeki karşılıklarını sunalım.

4.1. Kahraman Arketipi
  • Tanımı: Güçlü, cesur, mücadele eden, kötülüğü yenmeye çalışan kişidir.
  • Evrensel Örnekler: Herkül, Odysseus, King Arthur.
  • Türk Kültüründe: Battal Gazi, Köroğlu, Dede Korkut hikâyelerindeki Tepegöz’le savaşan yiğitler.
  • Modern Hayatta: Kurtuluş Savaşı’nda “Mehmetçik”, günlük hayatta zorluklara direnen işçi, öğrenci ya da anne de kendi çapında kahramandır.

Kahraman arketipi bize “zor zamanlarda ayağa kalkmayı” öğretir. Ama aynı zamanda gölge yönü de vardır: Ego şişkinliği, kahramanlık uğruna kör cesaret.

4.2. Ana (Anne) Arketipi
  • Tanımı: Koruyucu, besleyici, hayat verici figürdür.
  • Evrensel Örnekler: Kibele, Meryem Ana.
  • Türk Kültüründe: “Ana ocağı”, “ana kuzusu”, “ana gibi yar olmaz” deyişi. Köylerde köyün yaşlı kadınları “ana” rolünü üstlenir.
  • Modern Hayatta: Çocuklarını tek başına büyüten bir kadın, öğretmeninin öğrencilerine olan şefkati, ya da toplumsal dayanışma ruhu.

Gölge yönünde ise “aşırı sahiplenici” veya “boğucu ana” figürü ortaya çıkar.

4.3. Baba Arketipi
  • Tanımı: Otorite, düzen, kural koyan figür.
  • Evrensel Örnekler: Zeus, Tanrı Baba.
  • Türk Kültüründe: Osmanlı’daki “Baba Sultan”, “Devlet Baba” kavramı.
  • Modern Hayatta: Patron, öğretmen ya da yöneticide bu arketip canlanabilir.

Gölge yönü: Baskıcı baba, otoriter lider.

4.4. Bilge (Yaşlı Bilge) Arketipi
  • Tanımı: Yol gösterici, rehber, akıl kaynağıdır.
  • Evrensel Örnekler: Merlin, Gandalf, Lao Tzu.
  • Türk Kültüründe: Nasreddin Hoca, Hacı Bektaş-ı Veli, Dede Korkut.
  • Modern Hayatta: Öğretmen, psikolog, tecrübeli büyükler.

Bilge arketipi bize “deneyimle gelen bilgeliği” hatırlatır. Ama bazen “aşırı didaktik” ya da “pasif” hale de gelebilir.

4.5. Gölge Arketipi
  • Tanımı: Ruhumuzun bastırılmış, karanlık, görmek istemediğimiz tarafı.
  • Evrensel Örnekler: Şeytan, Dracula, masallardaki kötü cadılar.
  • Türk Kültüründe: Albastı, Kara Kuru, korkutucu cin hikâyeleri.
  • Modern Hayatta: Kıskançlık, öfke, hırs, şiddet eğilimi.

Jung der ki: “Gölgesini tanımayan insan, başkalarının gölgesine tutsak olur.” Yani kendi karanlık yanlarımızı fark etmezsek onları başkasına yansıtırız.

4.6. Persona Arketipi
  • Tanımı: Sosyal maskemiz, başkalarına gösterdiğimiz yüz.
  • Evrensel Örnekler: Tiyatrodaki maskeler.
  • Türk Kültüründe: “El için” davranmak, “komşu ne der” kaygısı.
  • Modern Hayatta: Sosyal medyada gösterdiğimiz imaj, işyerinde resmi tavır.

Persona, toplumla uyumu sağlar ama aşırıya kaçtığında sahte bir kişiliğe dönüşür.

4.7. Anima ve Animus
  • Tanımı: Erkek ruhundaki dişil (anima) ve kadın ruhundaki eril (animus) yön.
  • Türk Kültüründe: “Erkek dediğin biraz kadın ruhundan anlamalıdır”, “kadının da mert olanı makbuldür” söylemleri.
  • Modern Hayatta: Erkeklerin duygusal yanlarını kabullenmesi, kadınların liderlik özelliklerini geliştirmesi.

Bu arketip bize cinsiyet ötesi bütünlüğü hatırlatır.

4.8. Çocuk Arketipi
  • Tanımı: Masumiyet, saflık, yeni başlangıç, umut.
  • Evrensel Örnekler: Mitolojilerdeki “kurtarıcı çocuk” motifi.
  • Türk Kültüründe: “Çocuktan al haberi” sözü, “masumiyet” kavramı.
  • Modern Hayatta: İçimizdeki oyun oynamak isteyen yan, yeni projelere başlama heyecanı.

Ama gölge yönünde “çocuksu bağımlılık” veya “sorumluluktan kaçış” olabilir.

5. Türk Masalları, Din ve Arketipler

Jung’un arketiplerini anlamak için kültürümüze bakmak yeterlidir:

  • Kahraman: Keloğlan, Köroğlu.
  • Ana: Şefkatli Ayşe Nine, Kibele.
  • Gölge: Tepegöz, cinler, şeytan.
  • Bilge: Dede Korkut, Hızır.
  • Çocuk: Keloğlan’ın saf ve temiz kalbi.

Ayrıca dini semboller de arketiplerin ifadesidir:

  • Peygamberler kahraman ve bilge arketiplerini taşır.
  • Melekler “aydınlık” yön, şeytan “gölge” yönü temsil eder.
  • Cennet “anne kucağı gibi huzur”, cehennem “gölgeyle yüzleşme”dir.

6. Modern Toplumda Arketiplerin İşlevi

Bugün arketipler sadece masallarda değil, dizilerde, reklamlarda, siyasette de kullanılır.

  • Reklamlarda: Güçlü bir otomobil “kahraman arketipi”, deterjan reklamındaki anne “ana arketipi”.
  • Siyasette: Liderler genelde “baba” veya “kahraman” arketipini temsil eder.
  • Sosyal medyada: Gençler “persona” arketipi ile farklı maskeler dener.

Arketipler bilinçdışımızı yönlendirdiği için, onların farkında olmak günlük yaşamda daha bilinçli seçimler yapmamızı sağlar.

7. Arketiplerle Çalışmanın Yolları
  • Rüyalar: Rüyalarda semboller aracılığıyla arketipler ortaya çıkar.
  • Sanat: Resim, edebiyat, sinema arketipleri işler.
  • Kişisel Gelişim: İçimizdeki gölgeyi tanımak, anima/animus dengesini kurmak ruhsal olgunluğa götürür.

8. Sonuç: Jung’un Mirası

Jung’un arketip sistemi bize şunu öğretir: İnsan ruhu evrensel bir dille konuşur. Türk toplumunun masalları, türkülerinde geçen imgeler, dini semboller hep bu evrensel dilin parçalarıdır.

Arketipler, sadece bireysel psikoloji için değil, toplumların kendini anlaması için de bir pusuladır. Kahraman arketipine ihtiyaç duyduğumuzda bağımsızlık mücadeleleri doğar; bilge arketipi öne çıktığında kültürel aydınlanmalar yaşanır.

Bugün birey olarak yapmamız gereken şey, içimizdeki arketipleri tanımak ve denge içinde yaşamaktır. Çünkü her birimizin içinde bir kahraman, bir gölge, bir bilge ve bir çocuk vardır. Onları tanımak, hayat yolculuğunda bizi daha bilinçli, dengeli ve güçlü kılar.

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla