Masa Başı Çalışanlar İçin Kan Dolaşımında Denge Rehberi – 8

8. Özet ve Pratik Öneriler
8.1 Günlük Uygulama Planı

Masa başı çalışanlarının kan dolaşımını desteklemek için günlük yaşamlarına entegre edebilecekleri basit ve etkili adımlar vardır. Bu plan, gün boyunca kısa süreli hareketler, doğru beslenme ve düzenli molaları içerecek şekilde hazırlanmıştır.

Sabah Rutini (08:30 – 09:30):

  • Uyanır uyanmaz 2–3 dakika boyunca parmak, bilek ve ayak egzersizleri yapmak
  • Hafif esneme ve nefes egzersizi ile dolaşımı hızlandırmak
  • Kahvaltıda dolaşımı destekleyen besinler tüketmek (yulaf, tam tahıllı ekmek, taze meyve)

Ofise Varış (09:30 – 10:00):

  • Sandalyeye oturmadan önce masanın ve sandalyenin yüksekliğini kontrol etmek
  • Monitörün göz hizasında olduğundan emin olmak
  • İlk mikro mola hatırlatıcısını ayarlamak (ör. 45 dakikada bir)

Sabah Çalışma Bloğu (10:00 – 12:00):

  • Her 45 dakikada bir, 2–3 dakikalık ayakta yürüyüş veya bacak/ayak egzersizi
  • Eller, bilekler ve boyun için 1–2 dakikalık esneme hareketleri
  • Su tüketimini takip etmek (idrar çıkışının şeffaf veya çok açık sarı olmasını sağlamak)

Öğle Arası (12:30 – 13:30):

  • Hafif yürüyüş veya ofis çevresinde kısa bir tur
  • Dengeli öğle yemeği (protein, sebze, tam tahıl)
  • 5 dakikalık nefes ve meditasyon egzersizi

Öğleden Sonra Çalışma Bloğu (13:30 – 16:30):

  • Her 45 dakika bir kısa mikro mola ve 5 dakikalık bacak/ayak esnemeleri
  • Göz sağlığı için 20-20-20 kuralı: Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 6 metre uzağa bakmak
  • Çay/kahve tüketimi kontrollü olmalı; şeker kullanmamak ve aşırı kafeinli içeceklerden kaçınmak

Öğleden Sonra Hareket ve Kontrol (16:30 – 17:30):

  • Kapiller dolum testi veya bacak/ayak kontrolü yapmak
  • Gün boyunca oluşan ödem veya şişlikleri not almak
  • 5–10 dakikalık hafif yürüyüş ile gün sonu dolaşımını desteklemek

Ev Akşam Rutini (18:00 – 20:00):

  • Hafif yürüyüş veya egzersiz (örneğin merdiven çıkma, evde mini squat ve calf raise)
  • Akşam yemeğinde omega-3 açısından zengin balık veya kuruyemiş tüketmek
  • Uyku öncesi 5 dakikalık nefes ve gevşeme egzersizi

Bu günlük plan, çalışanların kan dolaşımını gün boyu sürekli destekleyecek şekilde tasarlanmıştır. Planın uygulanabilirliği, bireysel ihtiyaçlara göre esnetilebilir ve kurumsal hatırlatıcılarla desteklenebilir.

8.2 Hatırlatıcı ve Motivasyon Önerileri

Masa başı çalışanları için hatırlatıcı ve motivasyon sistemleri, planın sürdürülebilirliğini artırır. Günlük küçük hatırlatıcılar, uzun süre hareketsiz kalmayı engeller ve dolaşım sağlığını korur.

1. Dijital Hatırlatıcılar:

  • Telefon veya bilgisayar üzerinden her 45 dakikada bir mikro mola hatırlatıcıları
  • Egzersiz veya esneme bildirimleri
  • Su içme ve nefes egzersizi hatırlatıcıları

2. Fiziksel Hatırlatıcılar:

  • Masanın üzerine küçük notlar: “Ayağa kalk, esne, su iç!”
  • Masa üstü mini posterler veya renkli bantlar ile mola noktaları belirleme
  • Bilek veya ayak egzersizini hatırlatan mini ekipmanlar (düz basma aparatları, mini direnç lastikleri)

3. Motivasyon Stratejileri:

  • Günlük başarı takibi: Kaç mikro mola yapıldığı, kaç bardak su içildiği, kaç adım atıldığı kaydedilir
  • Haftalık hedefler: Örneğin haftada 10 yürüyüş molası, 1 litre su tüketimi
  • Kurumsal teşvikler: Çalışanlar arası küçük yarışmalar veya ödüller (örneğin haftalık en fazla adım atan kişi)

4. Grup Etkinlikleri:

  • Haftada bir grup esneme ve nefes seansı
  • İşyerinde mini yürüyüş grupları
  • Sağlık farkındalık günleri ve kısa seminerler

Türk İş Ortamı Örnekleri:

  • Arçelik ve Ford Otosan ofislerinde dijital hatırlatıcı uygulamaları kullanılıyor.
  • Tüpraş, haftalık “Dolaşım Sağlığı Günleri” düzenleyerek motivasyonu artırıyor.
  • Bankalarda ve büyük ofislerde kısa grup egzersiz seansları ve yarışmalar uygulanıyor.

Bu yöntemler, çalışanları hem bireysel hem de grup halinde motive ederek uzun vadeli davranış değişikliklerini teşvik eder.

8.3 Kaynaklar ve Ek Okuma

Dolaşım sağlığını desteklemek ve masa başı çalışma risklerini azaltmak için güvenilir bilimsel ve kurumsal kaynaklardan yararlanmak önemlidir.

Temel Kaynaklar:

  1. Wilson PW, et al. Framingham Kardiyovasküler Risk Skoru. PubMed, 1998.
  2. Systematic Coronary Risk Evaluation (SCORE). JACC, 2021.
  3. Türkiye Kalp ve Damar Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı (2021-2026). T.C. Sağlık Bakanlığı.
  4. Avrupa Kalp Sağlığı Sözleşmesi ve AB Kalp Sağlığı Politikaları.
  5. CDC – Heart Disease Prevention in Workplaces, USA.

Uygulamalı Rehber ve Eğitim Kaynakları:

  • İşveren Sağlık ve Güvenlik Rehberleri: Arçelik, Ford Otosan, Tüpraş uygulamaları
  • Ofis Ergonomi ve Mikro Egzersiz Kılavuzları
  • Dijital sağlık ve hareket takip uygulamaları: Akıllı bileklikler, mobil hatırlatıcılar

Ek Okuma Önerileri:

  • “Dolaşım Sistemi ve Masa Başı Çalışma” – Türk Kardiyoloji Derneği Yayını
  • “Ofis Çalışanları için Ergonomi ve Sağlık” – Uluslararası Ergonomi Derneği, 2022
  • “Hareketin Önemi ve Mikro Molalar” – Occupational Health Journal, 2021
  • “Stres ve Dolaşım: Ofis Ortamında Müdahale Stratejileri” – Journal of Workplace Health

Bu rehberin 8. bölümü, masa başı çalışanlarının kan dolaşımını destekleyecek günlük planlar, hatırlatıcı ve motivasyon önerileri ile ek kaynakları içerir.

Temel mesajlar:

  1. Dolaşımı destekleyen günlük mikro hareketler ve egzersizler uygulanmalı.
  2. Su tüketimi ve dengeli beslenme ihmal edilmemeli.
  3. Hatırlatıcı ve motivasyon sistemleri ile sürdürülebilir davranış değişiklikleri sağlanmalı.
  4. Erken farkındalık ve profesyonel destek gerektiren durumlarda yönlendirme sistemleri aktif olmalı.
  5. Kurumsal uygulamalar, bireysel sağlığı destekler ve verimliliği artırır.

Bu planın uygulanması, bireysel farkındalığı artırır, dolaşım bozukluklarını önler ve uzun vadeli sağlığı destekler

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Masa Başı Çalışanlar İçin Kan Dolaşımında Denge Rehberi yazı dizisinin tamamının Ana Başlıklar ve Ara Başlıkları aşağıdaki sıra ile yayınlanmıştır

1. Giriş – 02.01.2026
  • 1.1 Rehberin Amacı
  • 1.2 Hedef Kitle
  • 1.3 Kan Dolaşımı ve Masa Başı Çalışmanın Önemi

2. Kan Dolaşımı ve Masa Başı Çalışmanın Etkileri – 09.01.2026
  • 2.1 Kan Dolaşımının Temel İşlevleri
  • 2.2 Uzun Süreli Oturmanın Fizyolojik Etkileri
  • 2.3 Dolaşım Bozukluklarının Belirtileri

3. Günlük Alışkanlıklar ile Dolaşımı Destekleme – 16.01.2026
  • 3.1 Düzenli Molalar ve Hareket
  • 3.2 Ofis İçi Egzersizler
  • 3.3 Doğru Oturma ve Postür

4. Masada Kan Dolaşımını İyileştiren Uygulamalar – 23.01.2026
  • 4.1 Ayak ve Bacak Pozisyonları
  • 4.2 Masa ve Sandalye Yüksekliğinin Optimizasyonu
  • 4.3 Bilgisayar ve Monitör Düzeni

5. Beslenme ve Sıvı Alımı – 30.01.2026
  • 5.1 Dolaşımı Destekleyen Besinler
  • 5.2 Su Tüketimi ve Hidratasyon
  • 5.3 Kafein ve Alkolün Etkileri

6. Stres Yönetimi ve Dolaşım – 06.02.2026
  • 6.1 Stresin Kan Dolaşımına Etkisi
  • 6.2 Nefes Egzersizleri
  • 6.3 Kısa Meditasyon ve Rahatlama Teknikleri

7. Dolaşım Sorunlarının Erken Tespiti ve Önleme – 13.02.2026
  • 7.1 Yaygın Dolaşım Problemleri
  • 7.2 Evde ve Ofiste Basit Kontroller
  • 7.3 Profesyonel Destek Gerektiren Durumlar

8. Özet ve Pratik Öneriler – 20.02.2026
  • 8.1 Günlük Uygulama Planı
  • 8.2 Hatırlatıcı ve Motivasyon Önerileri
  • 8.3 Kaynaklar ve Ek Okuma

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

#masabaşı #denge #kandolaşımı #tetkikosgb #kebat

Daha Fazla

Molibdenin İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından Önemi

🏭 🏭 🏭

Molibden (Mo), yüksek sıcaklıklara dayanıklı, korozyona dirençli ve mekanik olarak güçlü bir metal elementtir. Sanayide yaygın olarak kullanılırken, iş sağlığı ve güvenliği açısından dikkatle izlenmesi gereken bir maddedir.

Hem çalışanların sağlığı hem de üretim ortamının güvenliği için molibdenin fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkileri iyi anlaşılmalıdır.

⚙️ ⚙️ ⚙️
1Molibdenin Endüstriyel Kullanım Alanları

Molibden, aşağıdaki sektörlerde yaygın olarak kullanılır:

  • Metalurji: Çelik alaşımlarında mukavemeti ve ısıya dayanıklılığı artırmak için
  • Kimya sanayi: Katalizör olarak, özellikle petrol rafinasyonunda
  • Elektronik: Yarı iletken üretiminde ince film kaplamalarda
  • Cam ve seramik: Yüksek sıcaklık fırınlarında elektrot olarak
  • Nükleer enerji: Yüksek radyasyon direnci nedeniyle reaktör bileşenlerinde
  • Havacılık ve savunma: Jet motorları, füze parçaları ve zırh sistemlerinde

Bu alanlarda çalışanlar, molibdenin tozuna, buharına veya bileşiklerine maruz kalabilir.

🧪 🧪 🧪
Maruziyet Türleri ve Riskler

Molibdenin iş ortamında maruziyeti genellikle aşağıdaki yollarla gerçekleşir:

  • Solunum yoluyla: Molibden tozu veya buharı içeren havanın solunması
  • Deri teması: Molibden içeren sıvı veya parçacıklarla temas
  • Yutma: Molibdenle kontamine olmuş ellerin ağızla teması
Potansiyel sağlık etkileri
Maruziyet TürüOlası EtkiAçıklama
SolunumAkciğer irritasyonu, öksürükÖzellikle molibden trioksit buharı solunursa
Deri temasıHafif tahrişUzun süreli temasla dermatit riski
Yüksek dozGut benzeri semptomlarÜrik asit artışı, eklem ağrısı
Kronik maruziyetBöbrek ve karaciğer etkilenmesiHayvan deneylerinde gözlenmiştir

Molibdenin toksisitesi düşük olsa da, yüksek dozda veya uzun süreli maruziyet durumlarında iş sağlığı açısından risk oluşturabilir.

🧰 🧰 🧰
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri

Molibdenle çalışan iş yerlerinde aşağıdaki önlemler alınmalıdır:

A. Ortam Kontrolü
  • Havalandırma sistemleri: Toz ve buharın ortamdan uzaklaştırılması
  • Filtreleme: HEPA filtreli sistemlerle partikül kontrolü
  • Isı kontrolü: Yüksek sıcaklıkta çalışan alanlarda buhar oluşumunun azaltılması

B. Kişisel Koruyucu Donanım (KKD)
  • Maske ve solunum koruyucuları: Özellikle tozlu ortamlarda
  • Eldiven ve koruyucu giysi: Deri teması riskine karşı
  • Gözlük: Sıçrama veya buhar temasına karşı

C. Eğitim ve Bilgilendirme
  • Molibdenin fiziksel ve kimyasal özellikleri hakkında çalışanlara eğitim verilmelidir.
  • Güvenlik veri sayfaları (MSDS) erişilebilir olmalı
  • Acil durum prosedürleri net olarak tanımlanmalı

D. Tıbbi İzlem
  • Periyodik sağlık kontrolleri
  • Kan ve idrar analizleriyle molibden düzeylerinin izlenmesi
  • Özellikle böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının takibi
🧾 🧾 🧾
Örnek Uygulamalar ve Vaka İncelemeleri
Örnek 1: Metalurji Atölyesi

Bir çelik üretim tesisinde molibden alaşımlı çelikler üretilmektedir. Tozlu ortamda çalışan işçilerde öksürük ve göz irritasyonu şikayetleri artmıştır. Yapılan ölçümlerde molibden tozu sınır değerlerin üzerindedir.

Çözüm olarak:

  • Lokal egzoz havalandırma sistemi kurulmuştur
  • KKD kullanımı zorunlu hale getirilmiştir
  • İşçilere molibdenin etkileri hakkında eğitim verilmiştir

Örnek 2: Kimya Laboratuvarı

Petrol rafinasyonunda molibden katalizörleriyle çalışan teknisyenlerde el egzaması görülmüştür. İnceleme sonucunda eldiven kullanımı yetersiz bulunmuştur.

Önlem olarak:

  • Nitril eldiven kullanımı zorunlu hale getirilmiştir
  • Molibden içeren çözeltilerle çalışma süresi sınırlandırılmıştır
📌 📌 📌
Yasal Düzenlemeler ve Sınır Değerler
  • ACGIH (Amerikan Hükümet Endüstriyel Hijyen Uzmanları Konferansı): Molibden için önerilen maruziyet sınırları belirlenmiştir.
  • OSHA (ABD İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi): Molibden bileşikleri için işyeri limitleri tanımlanmıştır.
  • Türkiye İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı: Molibden, kimyasal risk etkenleri arasında yer alır; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından denetlenir.
🧠 🧠 🧠
Sonuç

Molibden, sanayide vazgeçilmez bir elementtir. Ancak bu güçlü metalin iş ortamında güvenli kullanımı, çalışan sağlığı açısından hayati önem taşır. Solunum, deri teması ve uzun süreli maruziyet durumlarında molibdenin etkileri göz ardı edilmemelidir. Doğru havalandırma, kişisel koruyucu donanım, eğitim ve tıbbi izlem ile bu riskler kontrol altına alınabilir.

Molibden, üretimin gücüdür; ama güvenlik olmadan bu güç, sağlığı tehdit edebilir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Fosfor – Kalsiyum – Magnezyum: Vücudun Denge Üçlüsü

İnsan vücudu, kusursuz bir denge sistemi üzerine kuruludur. Bu sistemde vitaminler, hormonlar ve mineraller birbirinden bağımsız çalışmaz; tam tersine, birbirini tamamlayan ve dengeleyen bir ağ oluşturur. Bu ağın en kritik üç minerali ise fosfor, kalsiyum ve magnezyumdur.

Bu üçlü; kemikten enerji üretimine, kas hareketlerinden sinir iletimine kadar hayatın temel süreçlerini birlikte yönetir. Birinin eksikliği ya da fazlalığı, diğerlerini de doğrudan etkiler. Bu nedenle onları ayrı ayrı değil, bir bütün olarak anlamak gerekir.

Fosfor: Enerjinin ve Hücresel Yaşamın Temeli

Fosfor, vücutta en bol bulunan ikinci mineraldir ve çoğu kişi farkında olmasa da hayatın biyokimyasal altyapısında merkezi bir role sahiptir.

En temel görevi, hücrelerin enerji para birimi olan ATP’nin (Adenozin Trifosfat) yapısında yer almasıdır. Hücreler enerjiyi, ATP içindeki fosfat bağlarının kopmasıyla elde eder. Yani enerji dediğimiz şey, aslında fosforun kontrollü şekilde kullanılmasıdır.

Fosfor aynı zamanda:

  • DNA ve RNA’nın yapısında,
  • Hücre zarlarını oluşturan fosfolipitlerde,
  • Asit–baz dengesinin düzenlenmesinde

kritik görev üstlenir.

Fosfor eksikliğinde kişilerde:

  • Şiddetli halsizlik,
  • Kas güçsüzlüğü,
  • Egzersiz yapamama,
  • Zihinsel yorgunluk

görülebilir. Ağır eksiklikler ise solunum kaslarının zayıflamasına ve kalp fonksiyonlarının bozulmasına kadar ilerleyebilir.

Ancak günümüzde asıl sorun çoğu zaman fosfor eksikliği değil, fosfor fazlalığıdır. İşlenmiş gıdalar, paketli ürünler ve gazlı içecekler yüksek miktarda katkı fosforu içerir. Bu fosfor türü hızla emilir ve vücutta denge kurmadan dolaşıma girer. Sonuç olarak kalsiyumla olan denge bozulur ve kemikten kalsiyum çekilerek damar duvarlarında birikim riski artar.

Kalsiyum: Kemiklerin Ötesinde Bir Hayat Minerali

Kalsiyum denince çoğu kişinin aklına yalnızca kemik sağlığı gelir. Oysa kalsiyumun asıl hayati görevleri kan dolaşımında ve hücre içi sinyal sistemlerinde gerçekleşir.

Kalsiyum:

  • Kas kasılmasının başlatıcısıdır,
  • Kalp ritminin düzenlenmesinde rol oynar,
  • Sinir hücreleri arasında iletişimi sağlar,
  • Kanın pıhtılaşması için zorunludur.

Kalp kası hücreleri, kalsiyum hücre içine girdiğinde kasılır; kalsiyum çıktığında gevşer. Bu nedenle kalsiyum dengesizlikleri çarpıntı, ritim bozukluğu ve kalp yetmezliği tablolarına yol açabilir.

Kalsiyum eksikliğinde:

  • Kas krampları,
  • El–ayak uyuşmaları,
  • Titreme,
  • Panik hissi,
  • İleri vakalarda nöbetler

ortaya çıkabilir.

Öte yandan kalsiyum fazlalığı da masum değildir. Yüksek kalsiyum düzeyleri böbrek taşı, damar sertliği ve böbrek hasarı riskini artırabilir. Özellikle D vitamini, magnezyum ve K2 vitamini dengesi gözetilmeden alınan kalsiyum takviyeleri, kemik yerine damarlarda kalsiyum birikimine neden olabilir.

Bu nedenle kalsiyum, tek başına değil; doğru ortaklarla birlikte düşünülmelidir.

Magnezyum: Dengenin ve Sakinliğin Sessiz Yöneticisi

Magnezyum, genellikle en az konuşulan ama en çok eksik olan minerallerden biridir. Oysa magnezyum, vücutta 300’den fazla enzimatik reaksiyonun çalışması için gereklidir.

Magnezyumun temel görevi, sistemi “frenlemek” ve dengelemektir. Eğer kalsiyum kası kasıyorsa, magnezyum kası gevşetir. Eğer sinir hücresi uyarılıyorsa, magnezyum bu uyarının sönümlenmesini sağlar.

Magnezyum eksikliğinde sık görülen belirtiler:

  • Kas krampları ve spazmlar,
  • Göz seğirmesi,
  • Çene sıkma,
  • Uykuya dalamama,
  • Gece sık uyanma,
  • Kaygı ve huzursuzluk,
  • Çarpıntı hissi.

Modern yaşam magnezyumu hızla tüketir. Stres, kafein, alkol, şekerli beslenme, yoğun egzersiz ve bazı ilaçlar magnezyum kaybını artırır. Bu nedenle “normal besleniyorum” diyen pek çok kişide bile magnezyum eksikliği görülür.

Magnezyum ayrıca insülin duyarlılığını artırır, migren ataklarını azaltır ve kalp ritminin stabilitesine katkı sağlar.

Üçlü Denge: Fosfor – Kalsiyum – Magnezyum Birlikte Nasıl Çalışır?

Bu üç mineralin asıl gücü, birlikte çalıştıklarında ortaya çıkar.

  • Fosfor, enerji üretimini sağlar.
  • Kalsiyum, kasılma ve iletimi başlatır.
  • Magnezyum, gevşemeyi ve dengeyi sağlar.

Eğer fosfor fazla, kalsiyum yetersizse; kemik zayıflar.
Eğer kalsiyum fazla, magnezyum düşükse; damar sertliği riski artar.
Eğer magnezyum eksikse; alınan kalsiyum doğru yere gidemez.

Bu nedenle tek bir minerale odaklanmak yerine dengeye odaklanmak gerekir.

Sonuç Olarak
  • Enerji düşüklüğü sadece “yorgunluk” değildir.
  • Kas krampları sadece “potasyum eksikliği” değildir.
  • Kemik sorunları sadece “kalsiyum azlığı” değildir.

Çoğu zaman altta yatan sorun, fosfor–kalsiyum–magnezyum dengesinin bozulmasıdır.

Fosfor, kalsiyum ve magnezyum; vücudun sessiz ama vazgeçilmez ortaklarıdır. Biri enerjiyi, biri yapıyı, biri dengeyi temsil eder. Bu üçlüden biri aksadığında sistem çalışmaya devam edebilir; ancak sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir şekilde çalışamaz.

Gerçek sağlık, tek bir değeri yükseltmekte değil; doğru oranı ve dengeyi kurmakta yatar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İş Güvenliğinde B9 Vitamini

Bir fabrikanın içinde sürekli çalışan makineler, dönen motorlar, ağır kaldıran işçiler ve kesintisiz bir üretim temposu vardır. Bu hareketliliğin ortasında gözden kaçan ama aslında tüm sistemin güvenliği için hayati olan bir şey bulunur: İnsan vücudunun iç dengesini koruması. Çoğu zaman iş güvenliği denildiğinde akla kask, eldiven, yalıtım ya da yangın tüpleri gelir. Oysa bedenin kendi iç gücü, yani işçinin sağlığı, iş güvenliğinin en kritik parçasıdır. Ve burada B9 vitamini, yani folat, görünmez bir kahraman olarak devreye girer.

B9 vitamini, hücrelerin çoğalması ve yenilenmesi için temel bir yapı taşıdır. Kan hücrelerinin yapımında görev alır, DNA sentezinde kritik rol oynar. Eksikliği, kansızlıktan sinir sistemi bozukluklarına kadar birçok soruna yol açabilir.

Peki bu, iş güvenliği açısından ne anlama gelir?

Bir fabrikada çalışan işçinin dikkatini, reflekslerini ve dayanıklılığını doğrudan etkileyen bir unsur demektir. Çünkü B9 eksikliği yaşayan bir çalışanda yorgunluk, dalgınlık ve konsantrasyon kaybı görülebilir. Bu da makineler arasında, yüksek ısıya yakın, elektrik panolarının önünde çalışan biri için ciddi bir risk kaynağıdır.

Düşünün:

Konveyör hattında duran bir işçi, dikkatsizlik yüzünden elini makineye kaptırabilir.

Yüksek bir platformda çalışan bir bakım elemanı, dalgınlıkla dengesini kaybedebilir.

Elektrikle uğraşan bir teknisyen, dikkat eksikliği nedeniyle kilitleme-etiketleme prosedürünü atlayabilir.

Bu küçük gibi görünen hataların kökeninde bazen sadece iş yoğunluğu değil, biyolojik eksiklikler de vardır. B9 vitamini, işte bu noktada devreye girer. Yeterli folat alımı, kanın oksijen taşıma kapasitesini artırır, beynin net düşünmesini sağlar, sinir sisteminin sağlıklı çalışmasını destekler. Yani bir işçinin iş güvenliği kurallarına tam uyum göstermesi, bazen öğle yemeğinde tabağına koyduğu yeşil sebzelerle doğrudan ilişkilidir.

B9 vitamini doğal olarak ıspanak, brokoli, mercimek, nohut, tam tahıllar, ceviz, portakal ve avokado gibi besinlerde bulunur. Ancak ağır iş temposu, vardiyalı çalışma düzeni ve düzensiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle fabrika çalışanları çoğu zaman bu gıdalardan yeterince tüketemez.

Yemeklerde ve işyeri kantinlerde sürekli yağlı, ağır yemekler veya sadece karbonhidrat ağırlıklı beslenme, vitamin dengesizliklerini daha da artırır.

İşverenin iş güvenliği kültürüne yatırım yaparken gözden kaçırmaması gereken bir nokta da tam olarak burasıdır: Sağlıklı beslenme, kişisel koruyucu donanım kadar önemlidir.

İş güvenliği yönetiminde “insan faktörü” denilen bir başlık vardır. Çoğu iş kazası doğrudan teknik bir arıza değil, insan hatasından kaynaklanır. İnsan hatasını azaltmak için eğitim, prosedürler ve teknik önlemler uygulanır. Ama insanın biyolojik dayanıklılığı eksikse, alınan önlemler tam olarak işlevini yerine getiremez. Yorgun, kansız, sinir sistemi zayıflamış bir işçi, ne kadar eğitimli olursa olsun hata yapmaya daha yatkındır. B9 vitamini eksikliği, işte bu tür riskleri görünmez şekilde artırır.

B9’un iş güvenliğiyle bağlantılı bir diğer yönü psikolojiktir. Eksiklik durumunda ruh hali bozulabilir, depresyon ve anksiyete belirtileri ortaya çıkabilir. Psikolojik iyi oluş hali, sahadaki güvenlik performansını doğrudan etkiler. Kendini değersiz, yorgun ve umutsuz hisseden bir çalışan, kişisel koruyucu donanımını takmayı ihmal edebilir, iş arkadaşına destek olmakta geç kalabilir. Oysa dengeli bir beslenme, B9 desteği ile birlikte çalışanların hem ruhsal hem fiziksel direncini artırır.

İşveren açısından bu konuya yatırım yapmak uzun vadede iş kazalarının azalmasını, devamsızlıkların düşmesini ve verimliliğin artmasını sağlar. Fabrika kantinlerinde daha çok yeşil sebze, baklagil ve tam tahıl içeren menüler hazırlanması, vardiya aralarında vitamin-mineral destekli ara öğünlerin sunulması ve çalışanlara beslenme farkındalık eğitimlerinin verilmesi, iş güvenliği kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır.

Kehribarın gücünden doğan elektriğin nasıl kontrol edilmesi gerekiyorsa, insan bedeninin gücünü sağlayan vitaminlerin de özenle korunması gerekir. Çünkü iş güvenliği sadece dışarıdan gelen tehlikelere karşı kask ve eldivenle önlem almak değildir; içeriden gelen biyolojik riskleri de gözetmektir. Ve B9 vitamini, görünmez bir güvenlik kemeri gibi işçinin bedenini ve zihnini korur.

Sonuçta iş güvenliği sadece panolara asılan talimatlar ya da sahadaki uyarı levhaları değildir. İş güvenliği, işçinin tabağına kadar uzanır. Çünkü güçlü bir fabrika kültürü, güçlü bireylerle ayakta kalır. B9 vitamini, bu gücün sessiz ama hayati bir parçasıdır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Çocuklar Diyet Yapar mı? – Küçük Gençlere

Hatice Öğretmen’in sınıfı o sabah her zamankinden daha hareketliydi. Pencereden içeri giren güneş ışığı sıraların üzerine yayılmış, tahtada büyük harflerle yazılmış başlık parlıyordu:

“VÜCUDUMUZU TANIYORUZ”

Sınıfta Tibet, Elif, Asya, Defne Ebrar, Nilda, Mercan, Çınar, Mehmet Atlas, Eylül, Mila, Kıvanç, Yaman, Defne Yaz, Ela 1, Ela 2, Aziz, Can, Atlas, Ali, Zehra ve Ege oturuyordu.

Hatice Öğretmen gülümsedi.
“Bugün önemli bir konu konuşacağız çocuklar. Sağlık.”

Tam o sırada Ege parmağını kaldırdı.

“Öğretmenim…”
“Evet Ege?”
“Çocuklar diyet yapabilir mi? Şişman çocuklar nasıl zayıflar?”

Sınıf bir anda sessizleşti.

Tibet başını çevirdi.
“Ben de bunu merak ediyorum.”

Elif kaşlarını kaldırdı.
“Ben de.”

Asya:
“Bazı çocuklar gerçekten çok üzülüyor.”

Hatice Öğretmen derin bir nefes aldı.
“Bu sorunun cevabı çok önemli. Ama sadece anlatarak öğrenmek zor.”

Sonra masasına yürüdü. Çekmecesini açtı.

İçinden küçük, parlak, gümüş bir çıngırak çıkardı. Üzerinde yıldızlar vardı.

Mercan fısıldadı:
“Bu gerçek mi?”

Çınar gözlerini açtı.
“Yok artık…”

Hatice Öğretmen gülümsedi.
“Bu sıradan bir çıngırak değil.”

Çıngırağı kaldırdı.

Tıngır…
Tıngır…
Tıngır…

Sınıfın ortasında mor bir duman belirdi. Duman dönmeye başladı. Sonra içinden uzun boylu, beyaz sakallı, gözlüklü biri çıktı. Üzerinde parlayan bir laboratuvar önlüğü vardı.

“Merhaba çocuklar!” dedi.
“Ben Sihirli Profesör Metabolizma!”

Mila ağzını kapattı.
“Gerçek mi bu?!”

Profesör eğildi.
“Gerçek kadar gerçek.”

Kıvanç ayağa kalktı.
“Biz rüya mı görüyoruz?”

Profesör güldü.
“Hayır. Öğrenme yolculuğuna çıkıyoruz.”

Hatice Öğretmen:
“Profesör, çocukların çok önemli bir sorusu var.”

Profesör gözlüğünü düzeltti.
“Biliyorum… Sorunuz kulağıma gelldi…Diyet… kilo… sağlık. Hepsini yaşayarak öğreneceğiz.”

Yaman:
“Yaşayarak mı?!”

Profesör bastonunu yere vurdu.

Vuuuup!

Sınıf dönmeye başladı. Duvarlar ışığa dönüştü. Zemin şeffaflaştı.

Zehra:
“Düşüyoruz!”

Ali:
“Hayır… uçuyoruz!”

Bir anda hepsi dev bir kapının önünde durdu.

Kapı açıldı.

İçeri girdiklerinde pembe, dev bir mağaraya benzer bir yer gördüler. Tavandan damlalar sarkıyor, zeminde yumuşak bir yol uzanıyordu.

Profesör:
“Hoş geldiniz. Burası ağız.”

Tibet:
“Gerçekten mi? Bu kadar büyük mü?”

Profesör:
“Şu an küçülmüş haldesiniz.”

Elif:
“Yani birinin ağzının içindeyiz?”

Profesör:
“Evet.”

Asya:
“Peki yemekler buradan giriyor değil mi?”

Profesör:
“Aynen öyle.”

Defne Ebrar el kaldırdı.
“Çocuklar diyet yapmalı mı?”

Profesör:
“İlk cevap: Çocuklar büyür. Büyüyen vücut aç kalmamalı.”

Nilda:
“Yani diyet yapamaz mı?”

Profesör:
“Aç kalarak veya büyümesi için gerekli gıdalardan uzak kalarak diyeti yapamaz.”

Mercan:
“Peki kiloluysa?”

Profesör:
“Sağlıklı beslenmeyi öğrenir.”

Çınar:
“Ben çikolatayı çok seviyorum.”

Profesör gülümsedi.
“Sevmek sorun değil. Fazlası sorun. Tabi ki çikolataların bazıları içlerinde sağlığınız için zararlı maddeler içeriyor. İşte asıl sorun da burada başlıyor. O çikolataların zerresi bile insanlara zararlı”

Mehmet Atlas:
“Zararlı olanları nasıl anlayabiliriz? Peki fazlası ne demek?”

Profesör:
“Öncelikle vücudunuzun harcadığından fazla miktarda tüketmemelisiniz. Ayrıca zararlı oanları içindekiler bölümünü okuyarak seçmelisiniz” , ”İsterseniz haftaya gelip bu konuda da sihirli dünyalara yolculuk yapabiliriz.”

Hatice Öğretmen:
“Evet profesör çok isteriz.. Lütfen gelin.”

Eylül:
“Vücut enerji mi harcıyor?”

Profesör:
“Her saniye.”

Mila:
“Otursak bile?”

Profesör:
“Evet.”

Kıvanç:
“Koşarsak?”

Profesör:
“Daha çok.”

Yaman:
“Ben futbol oynuyorum.”

Profesör:
“Harika. Enerji yakıyorsun.”

Defne Yaz:
“Enerji yakmak zayıflatır mı?”

Profesör:
“Dengeler.”

Ela 1:
“Ben bazen hiç acıkmadan yiyorum.”

Profesör:
“Bu duygusal yemedir. Eğer dikkat edilmez ise zaman içerisinde sağlığını bozabilir ve kilo almana neden olabilir”

Ela 2:
“Can sıkıntısı mı?”

Profesör:
“Evet. O da duygusal bir durumdur.”

Aziz:
“Ben oyun oynarken cips yiyorum.”

Profesör:
“Fark etmeden fazla kalori alıyorsun. Bu sağlıksız bir alışkanlıktır. ”

Can:
“Sanırım bu konu ile ilgili olsa gerek. Kalori nedir?”

Profesör:
“Enerji birimidir.”

Atlas:
“Kalorinin fazlası ne olur?”

Profesör:
“Vücutta depolanır.”

Ali:
“Vücudun neresinde depolanır?”

Profesör:
“Yağ olarak vücudun her yerinde ve genellikle orantılı olarak depolanır”

Zehra:
“Yani kilo böyle mi oluyor?”

Profesör:
“Evet. Aynen kalori fazlalarının depolanması zaman içinde kiloların artması ile sonuçlanır”

Ege:
“Peki nasıl zayıflamalı?”

Profesör:
“Vücudu doğru yöneterek.” dedi ve bastonunu yere vurdu…

Zemin kaydı. Hepsi bir kaydıraktan aşağı indi.

Vuuuuş!

Dev bir salona geldiler. Ortada köpüren bir kazan vardı.

Profesör:
“Burası mide.”

Tibet:
“Çorba kazanı gibi!”

Profesör:
“Yemekler burada parçalanır.”

Elif:
“Hamburger gelirse?”

Profesör elini salladı. Bir hamburger düştü.
Kazan zorlanmaya başladı.

Asya:
“Sebze gelirse?”

Bir brokoli düştü. Kazan sakinleşti.

Defne Ebrar:
“Demek fark ediyor.”

Profesör:
“Hem de çok.”

Nilda:
“Çok yemek mideyi büyütür mü?”

Profesör:
“Zamanla evet.”

Mercan:
“Az yemek küçültür mü?”

Profesör:
“Dengeye gelir.”

Çınar:
“Gece yemek yemek?”

Profesör:
“Gece vücut yavaşlar. Gece yemek yediğinizde vücudunuz zorlanır. Ve yediğiniz gıdaların önemli bir kısmı kalori olarak harcanamaz daha fazla depolanır”

Mehmet Atlas:
“Yani gece yemek yemek kilo mu aldırır?”

Profesör:
“Burada yediğiniz saat, ne yediğiniz ve ne kadar fazla yediğiniz çok önemli.” ”Her yaşta insanların bunlara dikkat etmesi ve yaşına uygun zaman ve şekilde beslenmesi gerekir.”

Eylül:
“Peki su içmek?”

Profesör:
“Her zaman su içmek çok önemli.” ”En doğru su içme miktarı için idrarınıza bakarak karar vermelisiniz” ”idrarınızı yaptığınızda çok açık sarı rennk ise yeterli su içiyorsunuz demektir. Eğer idrar renginiz koyu sarıya dönmüş ise yeterli su içmiyorsunuz demektir”

Mila:
“Gazlı içecekler?”

Profesör:
“Kesinlikle çok zararlılar… Hayatınız boyunca gazlı içeceklerden uzak durun çocuklar”

Kıvanç:
“Spor yapınca?”

Profesör:
“Enerji yakılır. Ve çocuklar her yaşta düzenli spor yapmayı ihmal etmeyin”

Yaman:
“Ben terleyince mutlu oluyorum.”

Profesör:
“Çünkü vücudun çalışıyor. Pek tabi ki terlemene neden olan egzersizler sırasında kanında seni mutlu etmeye yarayan maddeler salgılanır. Spor da terlemenin en ideal sebeplerinden biridir.”

Defne Yaz:
“Yavaş yemek yemek iyimidir?”

Profesör:
“Evet yemeklerimizi yavaş yemeli uzun uzun çiğnemeliyiz. Tokluk sinyali beynimizden vücudumuza yavaş yayılır. Tokluk hissinin vücut tarafından doğru zamanda anlaşılabilmesi için yavaş yememiz gerekir. Hızlı yediğimizde vücut tokluk hissine ulaşana kadar gereğinden fazla yemek yemiş ve kalori almış oluruz. Bu da kilo almamıza yol açar ”

Ela 1:
“Tookluğa ve açlığa beynimiz mi karar veriyor?”

Profesör:
“Evet.”

Ela 2:
“Hızlı yersek?”

Profesör:
“Dediğim gibi fazla yeriz. Ve kilo alırız”

Aziz:
“Kahvaltı çok mu önemli? Ben sabah uyandığımda hiç aç olmuyorum ama…”

Profesör:
“Kahvaltı çok önemli. Özellikle sizler her sabah özellikle yumurta yemelisiniz” ”Kimler üniversiteye gitmek istiyor gençler?

Herkes ellerini kaldırdı.. Ben ben sesleri yankılandı sınıfta…

Profesör:
“O zaman her sabah kahvaltı yapmalı ve yumurta yemelisiniz gençler”

Can:
“Kahvaltı yapmasak ne olur?”

Profesör:
“Öncelikle sonraki öğünde gereğinde fazla yeriz.” ”Beyin gelişiminiz için gerekli gıdaları eksik ve düzensiz aldığınızda beyninizi yeteri gelişemez ve asllında daha iyi yapabileceğiniz bir çok beceride geri kalırsınız.”

Atlas:
“Ben çok acıkıyorum.”

Profesör:
“Çünkü büyüyorsun.”

Ali:
“Spor iyi mi?”

Profesör:
“Harika.”

Zehra:
“Mutluluk etkiler mi?”

Profesör:
“Çok.”

Ege:
“Sanırım biraz biraz anlıyorum.”

Profesör:
“Daha yeni başlıyoruz.”

Bir anda zemin açıldı. Kırmızı bir nehirde yüzmeye başladılar.

Profesör:
“Burası kan dolaşımı.”

Tibet:
“Roller coaster gibi!”

Elif:
“Her yere gidiyor!”

Profesör:
“Enerji taşıyor.”

Asya:
“Şeker gelirse?”

Profesör:
“Hızlı enerji.”

Defne Ebrar:
“Fazlası?”

Profesör:
“Yağ deposu.”

Nilda:
“Yağ hücreleri nerede?”

Profesör:
“Her yerde.”

Mercan:
“Şişiyor mu?”

Profesör:
“Evet.”

Çınar:
“Patlıyor mu?”

Profesör:
“Hayır, büyüyor.”

Mehmet Atlas:
“Zayıflayınca?”

Profesör:
“Küçülür.”

Eylül:
“Demek yok olmuyor.”

Profesör:
“Evet yağ hücreleri büyür – küçülür ama yok olmazlar.”

Mila:
“Uyku etkiler mi?”

Profesör:
“Evet kesinlikle uyku çok önemli”

Kıvanç:
“Az uyursak?”

Profesör:
“Açlık artar.”

Defne Yaz:
“Stres etkiler mi?”

Profesör:
“Kilo aldırabilir.”

Profesör gözlüğünü düzeltti.

“Hazır mısınız?”

Sınıf hep bir ağızdan:
“EVET!”

Profesör bastonunu kaldırdı.

“Şimdi… sizi iki farklı vücuda götüreceğim.
Biri sağlıksız beslenen…
Biri dengeli beslenen.”

Hatice Öğretmen gülümsedi.
“Gerçek ders şimdi başlıyor.”

Profesör bastonunu yere vurdu.

Bir anda kırmızı nehir karardı. Etraf griye döndü. Hava ağırlaştı. Uzaktan uğultu geliyordu.

Mila korkuyla fısıldadı:
“Bir şey değişti…”

Profesör ciddi bir sesle konuştu:
“Şimdi… sağlıksız beslenen ve hareketsiz yaşayan bir çocuğun vücuduna giriyoruz.”

Zehra:
“Gerçekten mi?”

Profesör:
“Evet. Ama korkmayın. Öğreneceğiz.”

Bir anda önlerinde dev bir kapı belirdi.

Kapı açıldı.

İçerisi karanlıktı.

İçeri girdikleri anda üzerlerine yapışkan bir yağmur yağmaya başladı.

Tibet:
“Bu ne?!”

Profesör:
“Şeker fırtınası.”

Elif:
“Şeker yağmuru mu oluyor?”

Profesör:
“Bu çocuk gün boyu şekerli – gazlı içecek, paketli atıştırmalık ve fast food tüketiyor.”

Asya:
“Vücut ne yapıyor?”

Profesör:
“Önce başa çıkmaya çalışıyor.”

Bir anda dev şeker küpleri gökten düşmeye başladı.

Defne Ebrar:
“Çok fazla!”

Profesör:
“Kan şekeri hızla yükseliyor.”

Nilda:
“Bu kötü mü?”

Profesör:
“Çok hızlı yükselmesi kötü.”

Mercan:
“Sonra ne oluyor?”

Profesör:
“Pankreas insülin gönderiyor.”

Çınar:
“İnsülin ne?”

Profesör:
“Şekeri hücrelere sokan anahtar.”

Mehmet Atlas:
“Fazla şeker gelirse?”

Profesör:
“Anahtarlar yani insülinler yorulur.”

Eylül:
“Yorulur mu?”

Profesör:
“Evet. Vücut zorlanır.”

Mila:
“Sonra?”

Profesör:
“Şeker yağa çevrilir.”

Kıvanç:
“Yani kilo?”

Profesör:
“Evet.”

Yaman:
“Bu kadar hızlı mı?”

Profesör:
“Zamanla birikir.”

Defne Yaz:
“Her gün olursa?”

Profesör:
“Yağ depoları büyür.”

Ela 1:
“Peki spor yoksa?”

Profesör:
“Yakılmaz.”

Ela 2:
“Depolanır?”

Profesör:
“Aynen.”

Aziz:
“Ben bazen çok şeker yiyorum…”

Profesör yumuşakça:
“Bazen sorun değil. Sürekli olursa sorun.”

Can:
“Vücut üzülür mü?”

Profesör:
“Evet.”

Atlas:
“Vücut üzülür mü gerçekten?”

Profesör:
“Organlar yorulur.”

Ali:
“Beyin etkilenir mi?”

Profesör:
“Çok.”

Zehra:
“Nasıl?”

Profesör:
“Şimdi göreceğiz.”

Ege:
“Hazırım.”

Bir anda dev sarı balonların olduğu bir yere geldiler. Balonlar şişmişti. Bazıları patlayacak gibi gergindi.

Tibet:
“Bu ne?!”

Profesör:
“Yağ hücreleri.”

Elif:
“Çok büyükler!”

Profesör:
“Fazla enerji depolanmış.”

Asya:
“Şişmişler.”

Profesör:
“Evet.”

Defne Ebrar:
“Daha da büyür mü?”

Profesör:
“Eğer böyle devam ederse evet.”

Nilda:
“Sonra?”

Profesör:
“Hareket zorlaşır.”

Mercan:
“Nasıl?”

Profesör elini salladı.
Bir anda hepsi ağırlaştı. Yürümek zorlaştı.

Çınar:
“Koşamıyorum!”

Profesör:
“Çünkü vücut ağırlaşır.”

Mehmet Atlas:
“Gerçekten böyle mi hissediyorlar?”

Profesör:
“Evet.”

Eylül:
“Çok zor.”

Mila:
“Nefesim kesiliyor.”

Profesör:
“Fazla kilo kalbi zorlar.”

Kıvanç:
“Kalbi mi?”

Profesör:
“Evet.”

Yaman:
“Kalp yorulur mu?”

Profesör:
“Daha çok çalışır.”

Defne Yaz:
“Bu kötü.”

Ela 1:
“Peki kemikler?”

Profesör:
“Onları da görelim.”

Bir anda yere baktılar. Altlarında bir köprü vardı. Ama köprü çatlaklarla doluydu.

Ela 2:
“Bu ne?”

Profesör:
“Bu çocuğun kemikleri.”

Aziz:
“Çatlamış!”

Profesör:
“Sağlıksız beslenme ve hareketsizlik kemikleri zayıflatır.”

Can:
“Nasıl?”

Profesör:
“Kalsiyum az, hareket az.”

Atlas:
“Koşmazsa?”

Profesör:
“Kemik güçlenmez.”

Ali:
“Güneş?”

Profesör:
“Evet güneş D vitamini için önemli.”

Zehra:
“Fast food kemiklere zarar verir mi?”

Profesör:
“Dolaylı olarak evet.”

Ege:
“Demek sadece kilo değil.”

Profesör:
“Tüm sistem etkilenir.”

Bir anda etraf gri sisle kaplandı.

Mila:
“Hiçbir şey göremiyorum!”

Profesör:
“Burası beyin.”

Tibet:
“Beyin mi?!”

Profesör:
“Şeker dalgalanmaları beyni etkiler.”

Elif:
“Nasıl?”

Profesör:
“Dikkat azalır.”

Asya:
“Yorgunluk?”

Profesör:
“Artar.”

Defne Ebrar:
“Derslerde zorlanma?”

Profesör:
“Evet.”

Nilda:
“Gerçekten mi?”

Profesör:
“Beyin kaliteli yakıt ister.”

Mercan:
“Abur cubur?”

Profesör:
“Vücut için kalitesiz yakıt ve zararlı maddeler içerir”

Çınar:
“Sebze meyve?”

Profesör:
“Beyin dostu.”

Mehmet Atlas:
“Su?”

Profesör:
“Çok önemli.”

Eylül:
“Uyku?”

Profesör:
“Beyin temizliği.”

Mila:
“Az uyku?”

Profesör:
“Beyin sisi artar.”

Kıvanç:
“Ben uykusuzken ders dinleyemiyorum.”

Profesör:
“Sebebi bu. Uykusuzluk beyni sislendirir.”

Yaman:
“Şekerli – gazlı içecek içince sonra yoruluyorum.”

Profesör:
“Şekerli – gazlı içecekler kan şekerinin dengesini bozar önce hızla yükseltir ardından da çok hızı düşürür”

Defne Yaz:
“Demek gerçekmiş.”

Ela 1:
“Beynimiz gerçekten etkileniyor.”

Ela 2:
“Bu çok önemli.”

Ege:
“Kilo sadece dış görünüş değil. Tüm vücut meselesi.”

Profesör gülümsedi

Hatice Öğretmen çocuklara baktı.
“Peki bu vücut değişebilir mi?”

Tibet:
“Değişebilir mi?”

Profesör bastonunu kaldırdı.

“Evet.”

Elif:
“Nasıl?”

Profesör:
“Şimdi… sizi başka bir vücuda götüreceğim.”

Asya:
“Sağlıklı olan mı?”

Profesör:
“Evet. Dengeli beslenen, hareket eden bir çocuğun vücudu.”

Tüm sınıf aynı anda:
“Gidelim!”

Profesör bastonunu yere vurdu.

IŞIK PATLAMASI

“Hazır olun…” dedi profesör.
“Şimdi gerçek farkı yaşayacaksınız.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı.

Bir anda karanlık dağıldı. Gri sis yok oldu. Ağır hava yerini taze, ferah bir rüzgâra bıraktı.

Göz kamaştırıcı bir ışık patladı.

Çocuklar gözlerini kapattı.

Sonra…

Yavaşça açtıklarında nefesleri kesildi.

Etraf ışıl ışıldı.

Gökyüzü gibi parlak bir kubbe vardı. Altlarında pırıl pırıl akan bir nehir. Ağaç gibi görünen damarlar. Altın sarısı ışıklarla dolu yollar…

Tibet fısıldadı:
“Burası… çok güzel.”

Profesör gülümsedi:
“Evet. Dengeli beslenen ve hareket eden bir çocuğun vücuduna hoş geldiniz.”

Elif hayranlıkla:
“Az önceki yerle hiç aynı değil!”

Profesör:
“Çünkü içerideki yakıt farklı.”

Asya:
“Yani yemekler mi?”

Profesör:
“Evet. Ve hareket.”

Defne Ebrar:
“Burası neden bu kadar parlak?”

Profesör:
“Enerji dengesi sağlıklı.”

Nilda:
“Enerji dengesi?”

Profesör:
“Alınan enerji = kullanılan enerji.”

Mercan:
“Fazlası yok?”

Profesör:
“Depolanan az, kullanılan çok.”

Çınar:
“Bu çocuk spor mu yapıyor?”

Profesör:
“Her gün hareket ediyor.”

Mehmet Atlas:
“Ne kadar?”

Profesör:
“En az 1 saat aktif.”

Eylül:
“Koşu, oyun, spor?”

Profesör:
“Hepsi.”

Mila:
“Bu yüzden mi her şey parlak?”

Profesör:
“Evet. Şimdi organlara bakalım.”

Kırmızı nehirde süzülmeye başladılar.

Ama bu sefer su gibi berraktı.

Kıvanç:
“Bu nehir daha hızlı akıyor!”

Profesör:
“Çünkü kalp güçlü.”

Yaman:
“Kalp mutlu mu yani?”

Profesör:
“Evet.”

Defne Yaz:
“Şeker fırtınası yok.”

Profesör:
“Kan şekeri dengeli.”

Ela 1:
“Yavaş yükseliyor mu?”

Profesör:
“Evet.”

Ela 2:
“Düşmüyor mu?”

Profesör:
“Dengede kalıyor.”

Aziz:
“Bu nasıl oluyor?”

Profesör:
“Tam tahıl, sebze, protein.”

Can:
“Gazlı içecek?”

Profesör:
“Kesinlikle yudum dahi içmiyor”

Atlas:
“Su?”

Profesör:
“Bol bol.”

Ali:
“Demek su önemli.”

Profesör:
“Çok.”

Zehra:
“Beyin için de mi?”

Profesör:
“Özellikle.”

Ege:
“Şimdi beyni görmek istiyorum.”

Profesör:
“Göreceğiz.”

Bir anda güçlü kulelerin olduğu bir yere geldiler. Kuleler ritmik şekilde hareket ediyordu.

Tibet:
“Burası ne?”

Profesör:
“Kaslar.”

Elif:
“Çok güçlü görünüyor.”

Profesör:
“Çünkü kullanılıyor.”

Asya:
“Koştuğu için mi?”

Profesör:
“Evet.”

Defne Ebrar:
“Spor kas yapar mı?”

Profesör:
“Kasları güçlendirir.”

Nilda:
“Zayıf çocuk da güçlü olabilir mi?”

Profesör:
“Elbette.”

Mercan:
“Kilo tek ölçü değil.”

Profesör:
“Kesinlikle.”

Çınar:
“Ben futbol oynayınca bacaklarım yoruluyor.”

Profesör:
“Çünkü çalışıyor.”

Mehmet Atlas:
“Sonra güçleniyor mu?”

Profesör:
“Evet.”

Eylül:
“Protein önemli mi?”

Profesör:
“Kas için evet.”

Mila:
“Yumurta, yoğurt?”

Profesör:
“Harika.”

Kıvanç:
“Abur cubur?”

Profesör:
“Kaslarımızın düşmanıdırlar”

Yaman:
“Ben artık hiç abur cubur yemiyeceğim.”

Profesör gülümsedi.

Dev beyaz bir kale gördüler. Parlıyordu.

Defne Yaz:
“Bu kale ne?”

Profesör:
“Kemikler.”

Ela 1:
“Çok sağlam!”

Profesör:
“Kalsiyum + hareket.”

Ela 2:
“Zıplamak işe yarar mı?”

Profesör:
“Evet.”

Aziz:
“Koşmak?”

Profesör:
“Evet.”

Can:
“Güneş?”

Profesör:
“Pek tabi ki D vitamini için güneş çok önemli.”

Atlas:
“Süt?”

Profesör:
“Sizin yaşlarınız için çok önemli özelikle Kalsiyum.”

Ali:
“Fast food?”

Profesör:
“Dediğim gibi tüm insanlar için çok zararlı.”

Zehra:
“Demek kemikler beslenmeyle güçleniyor.”

Profesör:
“Aynen.”

Ege:
“İki vücut arasındaki fark çok büyük.”

Profesör:
“En büyük farkı şimdi göreceksiniz.”

Bir anda gökyüzü gibi parlayan bir merkeze geldiler.

Işık…
Renk…
Enerji…

Mila:
“Burası… inanılmaz.”

Profesör:
“Beyin.”

Tibet:
“Az önceki sisli yerle hiç aynı değil!”

Profesör:
“Çünkü yakıt kaliteli.”

Elif:
“Nasıl yani?”

Profesör:
“Sebze, meyve, omega-3, su, uyku.”

Asya:
“Uyku mu?”

Profesör:
“Beyin temizliği yapar.”

Defne Ebrar:
“Az uyku?”

Profesör:
“Beyin kendini temizleyemez ve düşünme kabiliyeti zayıflar.”

Nilda:
“Şeker fazla alınırsa?”

Profesör:
“Beyniniz zayıflar”

Mercan:
“Bu çocuk nasıl hissediyor?”

Profesör elini salladı.

Bir anda hepsi hafifledi.
Düşünceler netleşti.
Renkler parlaklaştı.

Çınar:
“Daha hızlı düşünüyorum!”

Mehmet Atlas:
“Ben de!”

Eylül:
“Ders dinlemek kolay!”

Mila:
“Kendimi mutlu hissediyorum.”

Kıvanç:
“Enerjim var!”

Yaman:
“Koşmak istiyorum!”

Defne Yaz:
“Bu çok güzel.”

Ela 1:
“Beynimiz gerçekten etkileniyor.”

Ela 2:
“Yemekler beynimizi değiştiriyor.”

Aziz:
“Artık anladım.”

Can:
“Ben de.”

Atlas:
“Sağlıklı yemek güç veriyor.”

Ali:
“Spor mutluluk veriyor.”

Zehra:
“Uyku da.”

Ege derin nefes aldı.

“Profesör…”

Profesör:
“Evet?”

Ege:
“Şimdi cevabı tamamen anlamaya başladım.”

Profesör:
“Söyle bakalım.”

Ege:
“Çocuklar diyet yapmaz…
Vücudunu doğru besler.
Hareket eder.
Uyur.
Mutlu olur.”

Profesör gözlüğünü çıkardı. Gülümsedi.

“Bravo.”

Hatice Öğretmen gururla baktı.

Profesör bastonunu kaldırdı.

Bir anda iki görüntü yan yana belirdi:

Sol tarafta:
karanlık, sisli, ağır vücut.

Sağ tarafta:
parlak, enerjik, güçlü vücut.

Tüm sınıf sessizdi.

Tibet:
“Fark çok büyük.”

Elif:
“İnanılmaz.”

Asya:
“Seçimlere bağlı.”

Defne Ebrar:
“Gerçekten seçimlere.”

Nilda:
“Her günkü seçimler.”

Mercan:
“Küçük küçük.”

Çınar:
“Koşmak.”

Mehmet Atlas:
“Su içmek.”

Eylül:
“Uyumak.”

Mila:
“Sebze yemek.”

Kıvanç:
“Oyun oynamak.”

Yaman:
“Tablet değil hareket.”

Defne Yaz:
“Kendini sevmek.”

Ela 1:
“Başkasını incitmemek.”

Ela 2:
“Destek olmak.”

Aziz:
“Birlikte yapmak.”

Can:
“Arkadaş olmak.”

Atlas:
“Gülmek.”

Ali:
“Hareket etmek.”

Zehra:
“Mutlu olmak.”

Ege:
“Sağlıklı yaşamak.”

Profesör bastonunu yere vurdu.

“Ders tamamlandı.”

Profesör bastonunu yavaşça yere vurdu.

Işıklar titredi. Parlak enerji şehri yavaşça silinmeye başladı.

Hatice Öğretmen sınıfa baktı.
“Şimdi en önemli kısma geliyoruz çocuklar.”

Tibet merakla:
“Daha önemli mi?”

Profesör gülümsedi.
“Evet. Çünkü şimdi… kendi vücudunuzu göreceksiniz.”

Elif gözlerini açtı.
“Nasıl yani?”

Profesör:
“Her biriniz, kendi vücudunuzun içinde kısa bir yolculuk yapacaksınız.”

Asya heyecanla:
“Gerçekten mi?!”

Profesör:
“Gerçekten.”

Defne Ebrar:
“Ben hazır mıyım bilmiyorum…”

Hatice Öğretmen yumuşakça:
“Bu bir sınav değil. Bir keşif.”

Nilda:
“Korkmalı mıyız?”

Profesör:
“Hayır. Öğreneceksiniz.”

Mercan:
“Acı hissedecek miyiz?”

Profesör:
“Hayır. Sadece anlayacaksınız.”

Çınar:
“Ben hazırım!”

Mehmet Atlas:
“Ben de!”

Eylül:
“Çok heyecanlıyım.”

Mila:
“Kalbim hızlı atıyor.”

Kıvanç:
“Bu çok gerçek.”

Yaman:
“Başlayalım!”

Defne Yaz:
“Ben merak ediyorum.”

Ela 1:
“Ben de.”

Ela 2:
“Hazırım.”

Aziz:
“Başlasın.”

Can:
“Görelim.”

Atlas:
“Macera!”

Ali:
“Bilim macerası.”

Zehra:
“Derin nefes aldım.”

Ege:
“Profesör… başlayabiliriz.”

Profesör bastonunu kaldırdı.

Tüm sınıf ışık oldu.

Tibet kendini dev bir enerji şehrinde buldu.

Ama bu şehir biraz dalgalıydı. Bazen parlak, bazen soluk.

Tibet:
“Burası benim vücudum mu?”

Profesör:
“Evet.”

Tibet:
“Bazen enerjim çok… bazen yok.”

Profesör:
“Çünkü öğün atlıyorsun.”

Tibet:
“Doğru…”

Bir anda Tibet sabah kahvaltısını atladığı bir günü gördü.
Beyin bölgesi yavaşladı.
Sonra öğlen çok fazla yemek yediği an geldi.
Kan şekeri fırladı.
Sonra düştü.

Tibet:
“Başım dönüyor…”

Profesör:
“Düzensiz beslenme.”

Tibet:
“Ne yapmalıyım?”

Profesör:
“Düzenli yemek.”

Tibet:
“Anladım.”

Elif kendini mavi kristallerle dolu bir yerde buldu.

Ama kristaller azdı.

Elif:
“Bu ne?”

Profesör:
“Su depoları.”

Elif:
“Ben az su içiyorum…”

Bir anda Elif kendini susuz bir günde gördü.
Baş ağrısı.
Yorgunluk.
Dikkat dağınıklığı.

Elif:
“Gerçekten böyle oluyorum!”

Profesör:
“Beyin su ister.”

Elif:
“Artık daha çok su içeceğim.”

Asya bir odada belirdi.
Oda doluydu.
Ama yemekler vardı.

Asya:
“Bu ne?”

Profesör:
“Can sıkıntısı yemeği.”

Asya:
“Ben bazen sıkılınca yiyorum…”

Bir anda Asya kendini tablet başında atıştırırken gördü.
Aç değildi.
Ama yiyordu.

Asya:
“Gerçekten aç değilim…”

Profesör:
“Bunu fark etmek önemli.”

Asya:
“Artık fark edeceğim.”

Defne Ebrar karanlık bir alana geldi.
Beyin yorgundu.

Defne Ebrar:
“Bu neden böyle?”

Profesör:
“Geç uyuduğun geceler.”

Bir anda ekran ışığı, geç saat, sabah yorgunluk…

Defne Ebrar:
“Evet…”

Profesör:
“Uyku = büyüme.”

Defne Ebrar:
“Daha erken uyuyacağım.”

Nilda hareketsiz bir alandaydı.
Her şey yavaştı.

Nilda:
“Bu çok sıkıcı…”

Profesör:
“Hareketsizlik.”

Sonra Nilda parkta koştuğu günü gördü.
Her yer ışıklandı.

Nilda:
“Vay!”

Profesör:
“Hareket = enerji.”

Nilda:
“Her gün hareket edeceğim.”

Mercan şeker dalgalarının içinde kaldı.

Mercan:
“Bu ne?!”

Profesör:
“Şekerli içecek.”

Enerji yükseldi.
Sonra düştü.

Mercan:
“Yoruldum!”

Profesör:
“Dalgalanma.”

Mercan:
“Daha az içeceğim.”

Çınar kas şehrindeydi.

Çınar:
“Burası güçlü!”

Profesör:
“Futbol oynadığında böyle.”

Sonra tablet başında oturduğu gün geldi.
Kaslar zayıfladı.

Çınar:
“Anladım.”

Mehmet Atlas sabah boş mide gördü.

Mehmet Atlas:
“Ben kahvaltıyı atlıyorum…”

Sonra kahvaltılı gün geldi.
Beyin parladı.

Mehmet Atlas:
“Fark çok büyük.”

Sebze bahçesi…
Vitamin ışıkları…

Eylül:
“Demek sebzeler gerçekten işe yarıyor.”

Profesör:
“Evet.”

Mila gülünce ışıklar arttı.

Profesör:
“Mutluluk hormonları.”

Mila:
“Demek gülmek bile etkiliyor.”

Kıvanç bir anda kendini dev bir salonun içinde buldu.

Salonun ortasında güçlü bir davul sesi vardı:
BUM… BUM… BUM…

Kıvanç etrafına baktı.
“Bu ses ne?”

Profesör yanında belirdi.
“Kalbin.”

Dev kırmızı bir motor gibi çalışan kalp ritmik şekilde atıyordu.
Ama bir anda görüntü değişti.

Kıvanç kendini tablet başında, hareketsiz bir günde gördü.
Kalp daha yavaş, daha zor çalışıyordu.

Kıvanç:
“Kalbim yorulmuş…”

Profesör:
“Hareket etmeyen kalp zayıflar.”

Sonra sahne değişti.
Kıvanç futbol oynuyordu.
Koşuyordu.
Gülüyordu.

Kalp bir anda parladı.
Ritmi güçlendi.

Profesör:
“Spor = güçlü kalp.”

Kıvanç gülümsedi:
“Ben kalbimi güçlendireceğim.”

Yaman rengârenk bir enerji parkına geldi.
Kaydıraklar, zıplama alanları, ışıklar…

Yaman:
“Burası harika!”

Profesör:
“Oyun enerjidir.”

Bir anda Yaman kendini tüm gün oturduğu bir günde gördü.
Enerji parkı karardı.
Işıklar söndü.

Yaman:
“Bu çok sıkıcı…”

Profesör:
“Hareket olmayınca enerji azalır.”

Sonra Yaman arkadaşlarıyla saklambaç oynadı.
Koştu.
Zıpladı.

Enerji parkı tekrar ışıl ışıl oldu.

Yaman:
“Oyun gerçekten enerji veriyor!”

Profesör:
“Evet.”

Yaman:
“Ben daha çok hareket edeceğim.”

Defne Yaz bir kontrol merkezine geldi.
Her yerde saatler vardı.
Ama bazıları hızlı, bazıları yavaştı.

Defne Yaz:
“Bu ne?”

Profesör:
“Günlük düzen.”

Bir anda düzensiz bir gün gösterildi.
Geç uyku.
Geç kahvaltı.
Karışık saatler.

Merkezde alarm çaldı.
Her şey karıştı.

Defne Yaz:
“Bu çok yorucu…”

Sonra düzenli bir gün geldi.
Aynı saatlerde yemek.
Uyku.
Hareket.

Tüm saatler uyumlu çalıştı.
Merkez parladı.

Profesör:
“Düzen = denge.”

Defne Yaz:
“Artık daha düzenli olacağım.”

Ela 1 kendini bir kontrol odasında buldu.
Ama ekranlar bulanıktı.

Ela 1:
“Neden net değil?”

Profesör:
“Susuzluk.”

Bir anda susuz kaldığı bir gün geldi.
Baş ağrısı.
Dikkat dağınıklığı.

Ela 1:
“Gerçekten böyle hissediyorum.”

Sonra su içtiği an geldi.
Ekranlar netleşti.
Işık arttı.

Profesör:
“Su = odak.”

Ela 1:
“Artık su şişem hep yanımda olacak.”

Ela 2 yıldızlı bir gökyüzüne geldi.
Ama yıldızlar soluktu.

Profesör:
“Uyku hormonu.”

Geç uyuduğu bir gece gösterildi.
Yıldızlar söndü.

Ela 2:
“Bu kötü…”

Sonra erken uyuduğu gece geldi.
Yıldızlar parladı.
Kemikler ışıklandı.

Profesör:
“Uyku = büyüme.”

Ela 2:
“Artık daha erken uyuyacağım.”

Aziz dev bir atıştırmalık şehrine geldi.
Ama yerler yapışkandı.

Aziz:
“Yürüyemiyorum!”

Profesör:
“Fazla abur cubur.”

Sonra dengeli bir tabak geldi.
Sebze, protein, su.

Zemin temizlendi.
Hareket kolaylaştı.

Aziz:
“Fark çok büyük.”

Profesör:
“Azaltmak yeter.”

Aziz:
“Tamamen bırakmak değil, azaltmak.”

Can yalnız bir parkta duruyordu.
Enerji azdı.

Sonra arkadaşları geldi.
Koştular.
Güldüler.

Enerji patladı.

Profesör:
“Birlikte hareket daha güçlü.”

Can:
“Arkadaşlarımla spor yapacağım.”

Atlas kapalı bir odadaydı.
Hava ağırdı.

Sonra kapı açıldı.
Güneş.
Rüzgâr.
Ağaçlar.

Atlas derin nefes aldı.

Profesör:
“Açık hava = oksijen = enerji.”

Atlas:
“Her gün dışarı çıkacağım.”

Ali dev bir tabak gördü.
Bir taraf dolu, bir taraf boştu.

Profesör:
“Dengesiz beslenme.”

Sonra dengeli tabak oluştu:
Sebze
Protein
Tahıl
Su

Tabak parladı.

Ali:
“Denge buymuş.”

Zehra aynalarla dolu bir odaya geldi.
Bazı aynalar onu olduğundan farklı gösteriyordu.

Zehra:
“Bu doğru değil…”

Profesör:
“Beden algısı.”

Sonra gerçek ayna geldi.
Güçlü, sağlıklı bir Zehra.

Profesör:
“Sağlık görünüşten büyüktür.”

Zehra:
“Kendimi seveceğim.”

Ege geniş bir kontrol merkezine geldi.
Tüm sınıfın seçimleri ekranda görünüyordu.

Yemek
Uyku
Hareket
Mutluluk

Ege:
“Her şey seçim…”

Profesör:
“Farkındalık = güç.”

Ege derin nefes aldı:
“Artık biliyorum.
Sağlık bir diyet değil.
Bir yaşam yolu.”

Profesör gülümsedi.

“Ve sen bunu ilk soran kişiydin.”

Ege:
“Şimdi cevabı biliyorum.”

O sırada gözlerini kamaştıran bir ışıkla her yer parladı ve devamında aniden söndü.

Bir anda hepsi tekrar birlikteydi.

Parlak bir alanda.

Hatice Öğretmen:
“Ne öğrendiniz?”

Tibet:
“Vücudum benim sorumluluğum.”

Elif:
“Su çok önemli.”

Asya:
“Aç değilsem yemem.”

Defne Ebrar:
“Uyku şart.”

Nilda:
“Hareket enerji.”

Mercan:
“Şeker az.”

Çınar:
“Spor çok.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı önemli.”

Eylül:
“Sebze dost.”

Mila:
“Mutluluk sağlık.”

Kıvanç:
“Koşacağım.”

Yaman:
“Oynayacağım.”

Defne Yaz:
“Düzenli olacağım.”

Ela 1:
“Su içeceğim.”

Ela 2:
“Erken uyuyacağım.”

Aziz:
“Abur cubur asla yemeyeceğim.”

Can:
“Arkadaşlarımla spor.”

Atlas:
“Açık hava.”

Ali:
“Dengeli besleneceğim.”

Zehra:
“Kendimi seveceğim.”

Ege derin nefes aldı:

“Profesör…
Cevabı artık tamamen biliyorum.”

Profesör:
“Söyle.”

Ege:
“Çocuklar diyet yapmaz.
Vücuduna iyi bakar.
Sağlıklı yaşar.
Birlikte güçlenir.”

Profesör gülümsedi.

“Ders tamamlandı.”

Parlak alan yavaşça titreşti.

Sihirli profesör bastonunu yere hafifçe dokundurdu.
Işıklar yumuşadı. Renkler sakinleşti.

Hatice Öğretmen sınıfa baktı.
Ama artık bu sıradan bir bakış değildi.
Gurur doluydu.

Profesör derin bir sesle konuştu:

“Sevgili çocuklar…
Bir vücudun içine girdiniz.
Sonra başka bir vücudun.
Sonra kendi vücudunuza.”

Tibet etrafına baktı.
“Gerçekten hepsi oldu mu?”

Profesör:
“Evet. Çünkü öğrenmenin en güçlü yolu yaşamaktır.”

Elif:
“Ben artık su içmenin ne kadar önemli olduğunu hissettim.”

Asya:
“Ben aç olmadığım halde yemek yediğimi fark ettim.”

Defne Ebrar:
“Uyku gerçekten beyni değiştiriyor.”

Nilda:
“Hareket edince vücudum ışıklandı.”

Mercan:
“Şeker dalgasını hiç unutmayacağım.”

Çınar:
“Spor yapınca kaslarımın nasıl mutlu olduğunu gördüm.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı yapmadığım günler çok zormuş.”

Eylül:
“Sebzeler gerçekten güç veriyor.”

Mila:
“Mutlu olunca vücudum parladı.”

Kıvanç:
“Koşmak kalbi güçlendiriyor.”

Yaman:
“Oyun oynamak bile spor.”

Defne Yaz:
“Düzenli olmak vücudu rahatlatıyor.”

Ela 1:
“Su beynimi açıyor.”

Ela 2:
“Erken uyuyunca sabahım güzel oluyor.”

Aziz:
“Abur cubur gerçekten çok zararlı.”

Can:
“Arkadaşla spor yapmak çok daha eğlenceli.”

Atlas:
“Açık havada olmak vücudu mutlu ediyor.”

Ali:
“Dengeli yemek en doğrusu.”

Zehra:
“Kendimizi sevmek de sağlık.”

Sonunda herkes Ege’ye baktı.

Ege yavaşça konuştu:
“Ben soruyu sormuştum…”

Hatice Öğretmen gülümsedi:
“Evet.”

Ege:
‘Çocuklar diyet yapabilir mi?’ diye sormuştum.”

Profesör:
“Ve cevabı?”

Ege derin nefes aldı:

“Çocuklar diyet yapmaz.
Çocuklar büyür.
Çocuklar öğrenir.
Çocuklar vücuduna iyi bakar.”

Profesör başını salladı.
“Bravo.”

Profesör bastonunu havaya kaldırdı.

Bir anda gökyüzünde dev bir yazı belirdi:

SAĞLIK = DENGE

Profesör:
“Sağlık bir sayı değildir.
Bir tartı değildir.
Bir kıyafet değildir.”

Tibet:
“O zaman nedir?”

Profesör:
“Bir yaşam biçimi.”

Elif:
“Her gün yaptığımız seçimler mi?”

Profesör:
“Evet.”

Asya:
“Küçük seçimler?”

Profesör:
“Her günkü küçük seçimler büyük sonuçlar doğurur.”

Defne Ebrar:
“Uyku seçimi.”

Nilda:
“Hareket seçimi.”

Mercan:
“Su seçimi.”

Çınar:
“Spor seçimi.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı seçimi.”

Eylül:
“Sebze seçimi.”

Mila:
“Mutluluk seçimi.”

Kıvanç:
“Koşma seçimi.”

Yaman:
“Oyun seçimi.”

Defne Yaz:
“Düzen seçimi.”

Ela 1:
“Dinlenme seçimi.”

Ela 2:
“Ekran süresi seçimi.”

Aziz:
“Abur cubur yeme yemem seçimi.”

Can:
“Arkadaş seçimi.”

Atlas:
“Açık hava seçimi.”

Ali:
“Denge seçimi.”

Zehra:
“Kendini sevme seçimi.”

Ege:
“Sağlıklı yaşama seçimi.”

Profesör gülümsedi.

Bir anda sahnede iki siluet belirdi.
Biri kilolu bir çocuk.
Biri zayıf bir çocuk.

İkisi de üzgündü.

Zehra yavaşça:
“Bu…”

Profesör:
“Bazı çocuklar kiloları yüzünden üzülür.
Bazıları zayıf olduğu için.
Bazıları farklı olduğu için.”

Mila:
“Bu çok üzücü.”

Profesör:
“Bir vücudu iyileştiren en güçlü şeylerden biri… desteklenmektir.”

Tibet:
“Dalga geçmek en kötüsü.”

Elif:
“Gerçekten.”

Asya:
“İnsan kalbi kırılır.”

Defne Ebrar:
“Ve belki daha çok yer…”

Nilda:
“Veya hiç yemez…”

Mercan:
“İkisi de kötü.”

Çınar:
“Demek arkadaş olmak önemli.”

Profesör:
“En önemli şeylerden biri.”

Mehmet Atlas:
“Birlikte spor yapabiliriz.”

Eylül:
“Birlikte sağlıklı yiyebiliriz.”

Mila:
“Birlikte gülebiliriz.”

Kıvanç:
“Birlikte koşabiliriz.”

Yaman:
“Birlikte oynayabiliriz.”

Defne Yaz:
“Kimse yalnız kalmamalı.”

Ela 1:
“Kimse utanmamalı.”

Ela 2:
“Kimse dışlanmamalı.”

Aziz:
“Herkes desteklenmeli.”

Can:
“Herkes değerli.”

Atlas:
“Herkes farklı.”

Ali:
“Herkes önemli.”

Zehra:
“Herkes saygıyı hak eder.”

Ege:
“Ve herkes sağlıklı olabilir.”

Profesör gözlüğünü çıkardı.
Gözleri parlıyordu.

“İşte… en büyük ders.”

Profesör çıngırağı Hatice Öğretmen’e verdi.

“Artık dönme zamanı.”

Hatice Öğretmen çıngırağı üç kez salladı.

Tıngır…
Tıngır…
Tıngır…

Işık döndü.
Renkler birleşti.
Zemin kaydı.

Ve bir anda…

Hepsi tekrar sınıftaydı.

Tahta.
Sıralar.
Pencereden gelen güneş.

Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.

Hatice Öğretmen tahtaya büyük harflerle yazdı:

VÜCUDUM BENİM EVİM

Tibet:
“Onu koruyacağım.”

Elif:
“Su içeceğim.”

Asya:
“Aç değilsem yemeyeceğim.”

Defne Ebrar:
“Uyuyacağım.”

Nilda:
“Hareket edeceğim.”

Mercan:
“Şekerden – çikolatada uzak duracağım.”

Çınar:
“Spor yapacağım.”

Mehmet Atlas:
“Kahvaltı yapacağım.”

Eylül:
“Sebze yiyeceğim.”

Mila:
“Mutlu olacağım.”

Kıvanç:
“Koşacağım.”

Yaman:
“Oynayacağım.”

Defne Yaz:
“Dengeli yaşayacağım.”

Ela 1:
“Su içeceğim.”

Ela 2:
“Erken uyuyacağım.”

Aziz:
“Abur cubur yeemeyeceğim”

Can:
“Arkadaşlarımla hareket edeceğim.”

Atlas:
“Açık havaya çıkacağım.”

Ali:
“Dengeli besleneceğim.”

Zehra:
“Kendimi seveceğim.”

Sonunda Ege konuştu:

“Ve…
kimseyle kilosu yüzünden dalga geçmeyeceğiz.”

Sınıf hep bir ağızdan:

“ASLA!”

Hatice Öğretmen gülümsedi.

Pencereden güneş sınıfa doldu.

Ve o gün…
Hatice Öğretmen’in sınıfı sadece bir ders öğrenmedi.

Bir yaşam biçimi öğrendi.

Sonuç Olarak

Çocuklar diyet yapmaz.
Çocuklar büyür.
Çocuklar öğrenir.
Çocuklar dengeli yaşar.
Ve en önemlisi…
birbirine iyi davranır.

Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Yukarıda yer alan hikaye firmalarımız Tetkik OSGB – Tetkik Danışmanlık tarafından sosyal sorumluluğumuz olan çocuklarımızı bilgilendirmek, okumaya, çalışmaya, doğal hayata heveslendirmek ülkemize ve geleceğimize yararlı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak maksadı ile yayınlanmıştır.

Dr Mustafa KEBAT

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz. Varsa hatalarımızı bildirmeniz daha faydalı olmamıza desteğiniz bizim için çok değerli.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

FFP2 Maskeleri – Orta ve Yüksek Riskli Ortamlarda Solunum Güvencesi

Korunmanın Eşiğinde Bir Maske

İş sağlığı ve güvenliğinin en sessiz ama en ölümcül tehditlerinden biri, çalışanların her gün binlerce kez fark etmeden içine çektiği havadır. Hava; hayat verir, ama içinde ne olduğunu bilmiyorsak aynı zamanda hayatı da çalabilir. Toz, aerosol, mikrop ve kimyasal parçacıklar… Bu görünmeyen düşmanlar, iş yerinde alınmayan küçük önlemlerle birleştiğinde, yıllar içinde geri döndürülemez sağlık sorunlarına yol açar.

İşte bu noktada FFP2 maskeleri, sadece bir ekipman değil, aynı zamanda çalışanların sağlığını ve geleceğini koruyan bir sınır hattıdır. Bu yazı, iş güvenliği mesleğine yeni adım atan bir uzmanın, bu sınır hattını anlamasını, güçlendirmesini ve sorumluluğunu kavramasını sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır.

Çünkü FFP2 maskesi, doğru yerde kullanıldığında bir işçinin sadece akciğerlerini değil, ailesiyle geçireceği yılları, çocuklarına anlatacağı hikâyeleri ve emekliliğini de korur. Bu nedenle, bu yazıyı okumak bir bilgi edinme süreci değil, bir farkındalık yolculuğunun ilk adımıdır.

FFP2 Maskesi Nedir?

FFP2, “Filtering Face Piece” sınıflandırmasının orta düzey koruma sunan modelidir. Avrupa standardı olan EN 149:2001 + A1:2009 kapsamında yer alır. Bu maskeler, katı ve sıvı partiküllere, aerosollere, toza, biyolojik ajanlara ve belirli kimyasal maddelere karşı etkili koruma sağlar.

FFP2 maskeleri:

  • Partikül filtreleyici yarım yüz maskeleridir.
  • Genellikle tek kullanımlıktır.
  • Özellikle inşaat, sağlık, madencilik, kimya ve metal işleme sektörlerinde yaygındır.

FFP2 Maskeleri Teknik Özellikleri
ÖzellikAçıklama
Filtrasyon Verimliliği≥ %94
Toplam Sızıntı Oranı≤ %8
Koruma Faktörü (NPF)Yaklaşık 10
StandartEN 149:2001 + A1:2009
Kullanım TipiGenellikle tek kullanımlık (D tipi modeller toz testinden geçmiş, dayanıklı modellerdir)
ValfValfli (konfor artırıcı) veya valfsiz (enfeksiyon kontrolü için)
Burun Klipsi ve Köpük PedSızdırmazlık için ayarlanabilir
Baş BantlarıAyarlanabilir, elastik, bazen ense ve baş üstü çift bantlı
Kullanım SüresiGenelde 8 saat ya da nemlendiğinde değiştirilmelidir

FFP2 Maskesinin Kullanım Şekli ve Kuralları
A. Doğru Takma Adımları
  1. Eller yıkanmalı ve maske ambalajından dikkatlice çıkarılmalı.
  2. Maske, burun ve çeneyi tamamen kapatacak şekilde yerleştirilir.
  3. Elastik bantlar başın arkasından ve üstünden geçirilir.
  4. Burun teli, burun köprüsüne uygun şekilde bastırılarak şekillendirilir.
  5. Pozitif ve negatif basınç testi ile sızdırmazlık kontrolü yapılır.

B. Dikkat Edilmesi Gerekenler
  • Nemlenen maskeler mutlaka değiştirilmeli.
  • Tek kullanımlık maskeler birden fazla kez kullanılmamalı.
  • Sakal ve bıyık gibi yüz kılları sızdırmazlığı azaltır.
  • Maske takılıyken elle temas edilmemeli.

Hangi Durumlarda FFP2 Maskesi Kullanılır?

FFP2 maskesi, özellikle aşağıdaki iş ortamlarında önerilir:

Endüstriyel Alanlar
  • Metal kesme, taşlama, kaynak işleri
  • Çimento, beton, alçı üretimi ve uygulamaları
  • Maden ocakları, taş ocakları (kuvars tozu riski)

Sağlık Sektörü
  • Bulaşıcı hastalıklarla temas (Verem, SARS gibi damlacık/aerosol yolu ile bulaşanlar)
  • Aerosol üreten işlemler (aspirasyon, bronkoskopi)

Tarım ve Gıda Sektörü
  • Pestisit uygulamaları (toz form)
  • Hayvan yemi ve tahıl taşımacılığı

Temizlik ve Atık Yönetimi
  • Tozlu depo alanları
  • Endüstriyel temizlik, süpürme, fırçalama işlemleri

FFP2 Maskesinin Kullanılamayacağı Durumlar
DurumNeden Yetersizdir?
Gaz ve Buhar OrtamıPartikül filtresi gaz/buhar tutamaz (örneğin aseton, amonyak)
Yüksek toksik maddelerle çalışmakAsbest gibi çok tehlikeli tozlara karşı FFP3 gerekir
Yoğun biyolojik riskYüksek bulaşıcılı hastalarda FFP3 veya tam yüz maskesi tercih edilir
Uzun süreli çalışma gerektiren işlerFFP maskeler basınçlı olduğundan, konforlu değildir – alternatif olarak PAPR önerilir

Mevzuat Dayanakları ve Standartlar
🇪🇺 Avrupa Standardı:
  • EN 149:2001 + A1:2009 – Parçacıklara karşı filtreli yarım maskelerin performans kriterlerini belirler.

Eğitim ve Denetim Önerileri (İSG Uzmanı İçin)

Yeni başlayan iş güvenliği uzmanının FFP2 maskelerini sahada etkili kullandırabilmesi için:

  • Risk analizine göre seçim yapmalı.
  • Çalışanlara doğru kullanım eğitimi (maskeyi takma, çıkarma, saklama, değiştirme) vermeli.
  • Sızdırmazlık testleri yapılmalı.
  • Maske değişim sıklığını izlemeli.
  • İşyeri havalandırma sistemleriyle birlikte değerlendirme yapmalı.
  • Acil durumlar için yedek maske planı oluşturmalı.

Uygulama Senaryosu – Sahadan Örnek
Senaryo:

Bir metal işleme atölyesinde kaynak, taşlama ve ince toz çıkartan işlemler yapılmaktadır. Aynı zamanda bazı kimyasallar da buharlaşmaktadır.

Uygulama:
  • Toz ve aerosol kaynaklı riskler için FFP2 maskesi önerilir.
  • Ancak ortamda kimyasal gaz buharı da varsa, kartuşlu gaz filtresi maskeleri tercih edilmelidir.
  • Eğitimler, sızdırmazlık testleri ve maskelerin günlük kontrol listesi hazırlanır.

Görünmeyen Risklere Görünür Çözümler

İş güvenliğinde gerçek koruma, gözle gördüğümüz tehlikeler kadar, göremediğimiz riskleri de ciddiye almakla başlar. Tozlar, mikroorganizmalar, ince partiküller ve kimyasal buharlar; sessizce ciğerlere işler ve yıllar sonra “meslek hastalığı” adını alır. Oysa bir FFP2 maskesi, zamanında ve bilinçle kullanıldığında bu süreci baştan sona durdurabilir.

Bu maskeler sadece filtre değildir; önleyici bir vizyonun, koruyucu bir bilincin ve profesyonel sorumluluğun ürünüdür. Yeni göreve başlayan bir iş güvenliği uzmanı için FFP2 maskesini anlamak; sadece mevzuatı öğrenmek değil, sahadaki çalışanların nefesini korumak demektir. Çünkü iş güvenliği, teknik bir görevden öte, insan hayatını yaşanabilir kılma sanatıdır.

Unutmayın: Bir maskeyi takmak, geleceği korumaktır. Ve bazen bir işçinin sağlığını belirleyen şey, sadece bir maskenin doğru seçilmesiyle başlar.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler

⭐️⭐️ İşyerinde solunum koruyucu ekipman: Filtreli yüz parçası (FFP) maskesi için iyi uygulamalar https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31332608/

⭐️⭐️ Aerosolize edilmiş floresan, FFP maske yüz contası sızıntısını ölçebilir: Mevcut bakım noktası uyum testine uygun maliyetli bir uyarlama https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34001582/

⭐️⭐️ Gerçek Yaşam Kullanım Koşullarında Elektret Filtre Ortamlı FFP Maskelerinde Nemin Etkisi https://www.mdpi.com/2073-4433/16/1/62

⭐️⭐️ Yoğun Bakım Ünitesindeki Sağlık Çalışanlarında N95 FFP ve Kişisel Koruyucu Ekipmanların Fizyolojik Etkileri: Prospektif Bir Kohort Çalışması https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7775935/

⭐️⭐️ Parçacık Boyutu-Avrupa Standardı FFP Solunum Cihazları ve Cerrahi Maskelerin Parçacıklara Karşı Korumasının Seçici Değerlendirmesi-İnsan Denekler Üzerinde Test Edildi https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC5058571/

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Kaçak Akım Rölesini Kontrol Edebilir misiniz?

⚡ ⚡ ⚡
Nedir Bu Kaçak Akım Rölesi?

Kaçak Akım Rölesi (RCD – Residual Current Device), bir elektrik tesisatında canlı iletkenler (faz, nötr) ile toprak arasında fark oluştuğunda, yani kaçak akım oluştuğunda devreyi milisaniyeler içinde kesen bir koruma cihazıdır.

Temel görevi elektrik çarpması, yangın ve ekipman hasarını önlemektir.

Kaçak akım, 30 mA ve üzeri değerlere ulaştığında insan hayatı için ölümcül olabilir. Kaçak Akım Rölesi genellikle 30 mA (hayat koruma) ve 300 mA (yangın koruma) hassasiyetle seçilir.

🛠️ 🛠️ 🛠️
Teknik Kontrol Yöntemleri

İş güvenliği uzmanı, teknik personelle birlikte veya gerektiğinde doğrudan aşağıdaki yöntemlerle kontrol sürecine katılmalıdır:

a) Test Butonu ile Fonksiyon Kontrolü
  • Her kaçak akım rölesinde (RCD) bir TEST (T) butonu bulunur.
  • Bu buton ayda bir basılarak cihazın mekanik açma işlevi test edilir.
  • Bu, cihazın tüm iç devrelerinin değil, anahtarlama mekanizmasının çalıştığını gösterir.

Dikkat Edilecekler:

  • Cihazın anında “tık” sesiyle devreyi kesmesi gerekir.
  • Röle tekrar kapanabiliyor mu kontrol edilir.
  • Test sırasında bağlı cihazların ani kapanmasına bağlı riskler değerlendirilmelidir (örneğin üretim hatlarında planlı yapılmalıdır).

b) Kaçak Akım Simülasyon Testi (Profesyonel Ölçüm Cihazıyla)

İş güvenliği uzmanı, ölçüm yetkili bir teknik personelle birlikte aşağıdaki cihazları kullanarak test ettirmelidir:

  • Kaçak akım test cihazı (RCD tester / Loop Impedance Tester)
  • Cihaz, belirli mA seviyelerinde (5 – 15 – 30 – 300 mA) akım uygulayarak rölenin kaç milisaniyede attığını ölçer.
🔧 🔧 🔧

Beklenen Değerler

RCD TipiKaçak Akım EşiğiMaksimum Açma Süresi
30 mAİnsan koruma≤ 300 ms
300 mAYangın koruma≤ 1 saniye (1000 ms)

Testler şunları kapsamalıdır:

  • 0° ve 180° faz testleri (AC sinyalin iki yönlü tetiklenme kontrolü)
  • Tip A mı, AC mi, B mi olduğuna göre test rejimi seçimi
  • Voltaj düşüm kontrolü

c) Termal ve Görsel Denetim
  • Kaçak akım rölesi çevresinde ısınma, koku, renk değişimi, deformasyon var mı?
  • Bağlantı terminalleri gevşek mi? Kablo sıkmaları sağlam mı?
  • Tesisattaki topraklama direnci uygun mu? (TS HD 60364 -1 ’e göre topraklama <10Ω önerilir)

Dokümantasyon ve Periyodik Kontrol Yükümlülüğü
⚖️ ⚖️ ⚖️
Mevzuat Dayanakları

🔹 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu – Md. 4 ve 10:
İşveren; çalışanların sağlığı ve güvenliğini sağlamak, riskleri değerlendirmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Kaçak akım riskinin kontrolü de bu kapsam içindedir.

🔹 İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği

Madde 7: “İş ekipmanlarının periyodik kontrolleri yapılmalı, standartlara uygunluğu belgelenmelidir.”

🔹 Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği

Madde 10 ve Ek-P: Tüm elektrik tesisatlarında koruma amaçlı kaçak akım cihazları varsa periyodik kontrol ve ölçüm şarttır.

🔹 TS EN 61008-1 – 2013 / TS EN 61009-1 – 2013

Kaçak Akım Röle’lerin üretim ve test standartlarıdır. İş güvenliği uzmanı, kullanılan cihazların bu standarda uygun olduğunu kontrol etmelidir.

Kontrol Periyodu ve Kayıt Zorunluluğu
Kontrol TürüSüre / AralıkKimin Yapması Gerekir
Test Butonu BasımıAylık (kullanıcı)İlgili sorumlu kişi
Ölçüm Cihazı ile TestYılda 1 kez (min)Elektrik mühendisi / teknisyeni
Görsel-Kontrol3 ayda birİSG Uzmanı veya Teknik Ekip
RaporlamaHer test sonrasıYetkili kişi tarafından imzalı

✅ Tüm testlerin tarihli olarak kayda alınması,
✅ Kontrol defteri veya dijital sistemlerde saklanması gerekir.

🧠 🧠 🧠
İş Güvenliği Uzmanının Dikkat Etmesi Gereken Özel Durumlar
  • Kaçak Akım Rölesi yüksek hassasiyetli cihazlara (bilgisayar, CNC vb.) bağlıysa, test anında data kaybı olabilir. Planlama gerekir.
  • Topraklama yoksa, Kaçak Akım Rölesi testleri yanıltıcı pozitif sonuç verebilir.
  • Kaçak akım rölesi çalışıyor olsa bile, topraklama kötü ise koruma eksik kalabilir.
  • Aynı panoda birden fazla kaçak akım rölesi varsa, test sırasında koordinasyon (seçici açma sırası) kontrol edilmelidir (tip S cihazlar).
✅ ✅ ✅
Kaçak Akım Rölesi Varlığıyla Değil İşlevselliğiyle Güvenlidir

İş Güvenliği Uzmanının görevi sadece “cihaz var mı” sorusunu sormak değildir.
Cihazın:

  • Doğru yerde olup olmadığı,
  • Uygun kapasitede seçilip seçilmediği,
  • Bakımının yapılıp yapılmadığı,
  • Testlerinin düzenli yapılıp belgelenip belgelenmediği

konularını kontrol etmesi/ettirmesi, gerekirse işverene yazılı olarak bildirmesi gerekir.

Bir Kaçak Akım Rölesi test edilmediyse, orada koruma yoktur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Standartları Okumaya Devam Edebilirsiniz

⭐️⭐️ TS HD 60364 -1 Alçak gerilim elektrik tesisleri – Bölüm 1: Ana prensipler, genel karakteristiklerin değerlendirilmesi ve tarifler

⭐️⭐️ TS HD 60364-4-41 Alçak gerilim elektrik tesisleri – bölüm 4 – 41: Güvenlik için koruma – Elektrik çarpmasına karşı koruma

⭐️⭐️ TS HD 60364-5-53 Alçak gerilim elektrik tesisatları – Bölüm 5-53: Elektrikli donanımın seçilmesi ve kurulumu – Anahtarlama düzeni ve kontrol düzeni

⭐️⭐️ TS HD 60364-6 Alçak gerilim elektrik tesisleri – Bölüm 6: Doğrulama

⭐️⭐️ TS EN 61008-1 – 2013 Artık akımla çalışan devre kesiciler – Ayrılmaz bir bütün hâlinde aşırı akım koruması bulunmayan- Ev ve benzeri yerlerde kullanılan (RCCB) – Bölüm 1: Genel kurallar

⭐️⭐️ TS EN 61009-1 – 2013 Artık akımla çalışan devre kesiciler – Ayrılmaz bir bütün hâlinde aşırı akım koruması bulunan – Evlerde ve benzeri yerlerde kullanılan (rcbo) – Bölüm 1: Genel kurallar

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Türk Ticari Hayatında Yeni Gözetim Dönemi – KURGAN

13 Şubat’ta İzmir Ticaret Odası’nda yapılan KURGAN – Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi bilgilendirme toplantısı, ilk bakışta teknik bir vergi sunumu gibi görünse de aslında Türkiye’de ticari hayatın yönünü değiştirecek bir dönüşümün habercisiydi.
Sizlere, hem o toplantıda anlatılan teknik çerçeveyi hem de sistemin daha derin anlamını bir araya getirerek değerlendirmek istiyorum.

Amacım, bu yeni sistemin:

  • Ne olduğu
  • Neden kurulduğu
  • Ticari hayatı nasıl etkileyeceği
  • Ülkemiz için ne ifade ettiği
  • Hangi çekinceleri barındırdığı

Her yönü ortaya koymak.

1. KURGAN nedir?

KURGAN, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından geliştirilen, şirketlerin mali ve ticari davranışlarını anlık veri analizi ile izleyen yeni nesil bir risk ve gözetim sistemidir.

Bu sistem:

  • e-fatura
  • e-defter
  • banka hareketleri
  • beyannameler
  • SGK verileri
  • gümrük işlemleri

gibi birçok veriyi birlikte analiz ederek şirketlerin risk profilini çıkarır.

Klasik vergi denetiminden farkı şudur:

Geçmişe bakarak inceleme yapmak yerine, anlık veriyle davranış analizi yapar.

Yani artık denetim sonradan değil, süreç içinde gerçekleşmektedir.

KURGAN’ın Şirketler İçin Gerçek Anlamı

Bu sistem klasik vergi denetimi değildir.

KURGAN = davranışsal mali analiz sistemi

Şunu yapar:
Bir şirketi tek tek değil, davranış modeli olarak izler.

Şirket:

  • nasıl fatura kesiyor
  • kiminle çalışıyor
  • sektör ortalamasına göre marjı
  • nakit akışı
  • personel gideri
  • stok devri
  • POS/banka oranı
  • kâr/ciro oranı

hepsi birlikte analiz edilir.

Sonuç:
➡️ “Vergi hatası” değil
➡️ “Vergisel davranış riski” ölçülür.

Bu çok farklı bir paradigma.

2026 Sonrası Türkiye’de Yeni Dönem

Artık:

Defter doğru tutmak yetmeyecek.
Davranışın da tutarlı olacak.

Çünkü sistem şunu yapıyor:

1. Sektör karşılaştırması

Seni tek başına incelemez.
Sektördeki benzer 500 firma ile karşılaştırır.

Örnek:

  • Aynı ciro
  • Aynı şehir
  • Aynı sektör

Ama senin kâr marjın %2
diğerleri %18

→ sistem: “anomali”

2. Tedarik zinciri analizi

Sadece seni değil:

  • senden fatura kesenleri
  • senin kestiğin firmaları
  • onların da bağlantılarını

inceler.

Eğer zincirde sahte/şüpheli firma varsa:
temiz şirket bile risk puanı alır.

3. Anlık hareket analizi

Eskiden:
5 yıl sonra inceleme

Şimdi:
1–3 ay içinde risk bayrağı

2. Neden böyle Bir Sistem Kuruldu?

Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır karşı karşıya olduğu üç temel sorun var:

  1. Kayıt dışı ekonomi
  2. Sahte belge/fatura zincirleri
  3. Düzensiz ve gecikmeli vergi denetimi

Klasik modelde denetim çoğu zaman yıllar sonra yapılıyordu.
Bu da hem devleti hem de dürüst çalışan işletmeleri zor durumda bırakıyordu.

KURGAN ile hedeflenen:

  • kayıt dışılığı azaltmak
  • sahte belge kullanımını erken yakalamak
  • riskli alanları önceden görmek
  • dürüst işletmeleri korumak
  • vergi sisteminde adalet duygusunu artırmak

olarak özetlenebilir.

3. “Kurgan” İsminin Sembolik Anlamı

Bu sistemin adı tesadüfi değildir.

Türk tarihinde “kurgan”:

  • Yükseltilmiş yapı
  • Gözetleme noktası
  • Koruma ve hâkimiyet merkezi

anlamına gelir.

Bugünkü sistem de ekonomiyi:

yukarıdan ve sürekli izleyen bir gözetim platformu olarak konumlandırmaktadır.

Bu isim, teknik bir yazılım adından ziyade yeni bir yönetim anlayışının sembolüdür.

Nasıl çalışıyor?

Sistem büyük veri + AI mantığında.

Topladığı veri kaynakları:

  • e-fatura / e-arşiv
  • e-defter
  • banka hareketleri
  • POS verileri
  • gümrük
  • SGK
  • beyannameler

Hepsi çapraz analiz edilir.

Sonuç:

➡️ Her işletmeye dinamik risk profili
➡️ Olağandışı işlem tespiti
➡️ Sektör karşılaştırması
➡️ Erken uyarı yazıları (ceza değil uyarı)

Klasik vergi denetimi:

3-5 yıl sonra inceleme

KURGAN:

İşlem olur olmaz analiz

Riskli görülen işlem varsa:
➡️ Mükellefe yazı gider
➡️ “Düzelt, kontrol et” uyarısı
➡️ Gerekirse inceleme başlar

4. Türk Ticari Hayatına Getireceği Üstünlükler

Bu sistem yalnızca bir denetim aracı değildir.
Doğru okunduğunda ticari hayat için önemli avantajlar barındırmaktadır.

4.1. Dürüst işletme Avantajı

Kayıt dışı çalışan ile kayıt içinde çalışan arasındaki fark giderek azalacaktır.

Şeffaf ve düzgün çalışan işletmeler:

  • Daha az denetim baskısı
  • Daha hızlı iade süreçleri
  • Daha güvenilir ticari profil

elde edecektir.

Bu, rekabetin daha adil hale gelmesi açısından önemlidir.

4.2. Veri Temelli Ekonomi Kültürü

KURGAN, Türkiye’de ticaretin “defter mantığından” “veri mantığına” geçişini hızlandıracaktır.

Artık:

yalnızca doğru kayıt tutmak değil
tutarlı ve izlenebilir ticari davranış göstermek

önemli hale gelecektir.

Bu durum:

  • kurumsallaşmayı hızlandırır
  • şirket içi mali disiplini artırır
  • finansal şeffaflığı yükseltir
Sistem neden önemli?

Türkiye’de vergi denetimi paradigması değişti.

Artık:

Eski modelYeni model (KURGAN)
Sonradan denetimAnlık izleme
Rastgele incelemeRisk temelli
İnsan denetçiAI + veri
Dosya incelemeVeri madenciliği

Bu,
mali şeffaflık çağının başlangıcı sayılıyor.

Şirketler İçin Ana Risk Alanları

Açık konuşuyorum.
Türkiye’de birçok şirket şu alanlarda zorlanacak.

1. Karlılık-Mantık Uyumsuzluğu

Şirket:

  • yüksek ciro
  • düşük kâr

uzun süre gösteriyorsa
sistem bunu “vergi optimizasyonu” olarak işaretler.

Özellikle:

  • inşaat
  • sağlık
  • üretim
  • ithalat
  • danışmanlık
2. Nakit ve POS Dengesizliği

Şu oranlar izleniyor:

  • POS/ciro
  • banka/ciro
  • nakit çekim
  • ortak cari

Uyumsuzluk = risk.

3. Sahte Fatura Zincirine Bulaşma

Kasıt olmasa bile:

Bir tedarikçin
→ riskli listede ise

sen de
→ ikinci halka riskine girersin.

Bu KURGAN’ın en sert kısmı.

4. SGK – Ciro Uyumsuzluğu

Ciro yüksek
personel az

→ sistem: “kayıt dışı emek?”

Özellikle:

  • üretim
  • sağlık
  • hizmet sektörü

4.3. Güven Skoru ve Finansmana Erişim

Gelecekte şirketlerin:

  • Kredi
  • Teşvik
  • Yatırım
  • Ortaklık

süreçlerinde mali risk profilleri daha fazla önem kazanacaktır.

Temiz ve izlenebilir mali geçmişe sahip şirketlerin finansmana erişimi kolaylaşacaktır.

Bu, özellikle üretim ve ihracat hedefleyen işletmeler için önemli bir avantajdır.

4.4. Kayıt Dışı Ekonomi İle Mücadele

Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri kayıt dışılıktır.

KURGAN ile:

  • Zincirleme sahte fatura
  • Hayali ticaret
  • Vergi kaybı

daha erken tespit edilecektir.

Bu da kamu gelirlerinin artmasına ve vergi yükünün daha adil dağılmasına katkı sağlayacaktır.

5. Geleceğe Dönük Ülke Menfaatleri

Bu sistem yalnızca vergi toplama aracı olarak görülmemelidir.

Uzun vadede:

1. Ekonomik güven artışı

Şeffaf veri ortamı, yerli ve yabancı yatırımcı için güven oluşturur.

2. Kurumsallaşma kültürü

Küçük ve orta ölçekli işletmeler dahi kurumsal finans disiplini geliştirmek zorunda kalacaktır.

3. Dijital devlet altyapısı

Ekonomik verilerin gerçek zamanlı izlenmesi,
kriz yönetimini ve ekonomik planlamayı güçlendirir.

4. Uluslararası rekabet gücü

Şeffaf ve izlenebilir şirketler, uluslararası ortaklık ve ihracat açısından daha avantajlı hale gelir.

5. Büyük Fırsat Tarafı

Şeffaf ve düzgün şirketler için:

5.1. Denetim baskısı azalacak

Risk puanın düşükse:

  • inceleme gelmez
  • hızlı iade
  • daha az sorgu

olacak.

5.2. Kurumsal Güven Skoru Dönemi Başlıyor

Henüz resmi değil ama konuşuluyor:

Gelecekte:

  • kredi
  • teşvik
  • ihaleler

için
vergi risk skoru kullanılacak.

Bu çok kritik.

5.3. Temiz Şirket Avantajı

Kayıt dışı çalışan rakipler:
yavaş yavaş sistem dışına itilecek.

Bu özellikle:

  • sanayi
  • sağlık
  • üretim
  • ihracat

için fırsat.

6. Dile Getirilmesi Gereken Çekinceler

Her yeni sistem gibi KURGAN da bazı çekinceleri beraberinde getirir.
Bunları dile getirmek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

6.1. Aşırı Bürokratik Algı Riski

İş dünyasında:

“Her adımımız izleniyor” algısı oluşabilir.

Bu algı doğru yönetilmezse girişimci motivasyonunu olumsuz etkileyebilir.

6.2. Veri Yorumlama Hatası Riski

Algoritmik analiz sistemlerinde:

  • Sektör farklılıkları
  • Geçici finansal dengesizlikler
  • Yatırım dönemleri

yanlış yorumlanabilir.

Bu nedenle sistemin rehberlik ve uyarı mantığında çalışması önemlidir.

6.3. Küçük İşletmelerin Uyum Süreci

Dijital mali disiplin:

  • küçük esnaf
  • mikro işletmeler

için başlangıçta zorlayıcı olabilir.

Bu süreçte bilgilendirme ve eğitim kritik olacaktır.

7. Genel Değerlendirme

KURGAN sistemi, Türk ticari hayatında: denetimden çok dönüşüm. anlamına gelmektedir.

Bu dönüşüm:

  • daha şeffaf
  • daha kurumsal
  • daha izlenebilir
  • daha rekabetçi

bir ekonomik yapıya doğru ilerleyişi ifade eder.

Dürüst ve üretim odaklı çalışan işletmeler için bu sistem bir tehdit değil, uzun vadede koruyucu bir çerçeve olacaktır.

Türkiye ekonomisi yeni bir döneme girmektedir.
Bu dönemde başarı: yalnızca üretmekle değil doğru ve şeffaf şekilde üretmekle mümkün olacaktır.

KURGAN sistemi, ilk bakışta sıkı bir gözetim aracı gibi görünse de doğru değerlendirildiğinde:

  • Dürüst ticareti koruyan
  • Kayıt dışılığı azaltan
  • Kurumsallaşmayı teşvik eden

bir dönüşüm mekanizmasıdır.

Bu süreci doğru okuyabilen işletmeler için gelecek daha öngörülebilir ve daha güvenli olacaktır.

Cemil Tanju ANAKLI

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Yeni Yangın Yönetmeliği Taslağı Üzerine Bir Değerlendirme

(Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik Revizyon Taslağı)

Son dönemde kamuoyuna ve meslek çevrelerine yansıyan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY) yeni taslak revizyonu, sadece teknik bir güncelleme değil; Türkiye’de yangın güvenliği kültürünün yeniden tanımlanmasına yönelik ciddi bir paradigma değişimi niteliği taşımaktadır.

Taslağı, doğrudan kendi tecrübelerim ve mesleki bakış açımdan değerlendirmek istiyorum.

Amacım; maddeleri tekrarlamak değil, bu taslağın sahaya ne getireceğini, uygulanabilirliğini ve oluşturacağı yeni sorumluluk alanlarını tartışmaktır.

Yönetmeliğin Felsefesi Değişiyor: Reaktif Sistemden Proaktif Sisteme

Taslak metnin daha ilk maddesinde amaç çok net tanımlanmış durumda:
Yangınların en aza indirilmesi ve çıkabilecek yangınlarda can ve mal kaybının minimize edilmesi için tasarım, yapım, işletme ve bakım süreçlerinin tamamını kapsayan bir sistem öngörülüyor.

Bu ifade bize şunu söylüyor:
Artık yangın güvenliği sadece söndürme değil, tasarım aşamasında başlayan bütüncül bir risk yönetimi sürecidir.

Benim mesleki görüşüm şu:
Bu yaklaşım geç kalmış ama son derece doğru bir yaklaşımdır.
Türkiye’de yangın güvenliği uzun yıllar “yangın çıkarsa söndürürüz” mantığıyla yürütüldü.
Yeni taslak ise “yangın çıkmadan riskleri tasarımda yok et” diyor.

Bu çok önemli bir zihniyet değişimidir.

Sorumluluk Zinciri Artık Çok Daha Sert

Taslakta en dikkat çekici bölümlerden biri sorumluluk tanımlarıdır.

Yönetmelik açıkça söylüyor:
Yangın güvenliği eksikliğinden doğacak zararlardan;

  • Yapı sahibi
  • İşveren
  • Proje müellifi
  • Mimar ve mühendis
  • Müteahhit
  • Yapı denetim
  • İşletmeci
  • Yangın uzmanı
    kusuru oranında sorumludur.

Bu madde sahada devrim niteliğindedir.

Çünkü artık:
“Ben projeyi çizdim, sorumluluk bitti”
veya
“Ben binayı yaptım, işletmeci düşünsün”

dönemi kapanıyor.


Bu düzenleme yürürlüğe girdiğinde yangın güvenliği artık sadece teknik değil hukuki risk yönetimi konusu olacaktır.

Özellikle proje müellifleri ve işverenler için bu yönetmelik:
sigorta ve sorumluluk davaları açısından yeni bir çağın başlangıcıdır.

Lakin burada önemli bir soru geliyor aklıma; Yangın uzmanları da iş güvenliği uzmanlarının sıkıntılı süreçlerini yaşayacaklar mı?

Yangın Güvenliği Projeleri Ayrı Bir Disiplin Haline Geliyor

Taslakta çok kritik bir hüküm var:

1000 m² üzeri veya yüksekliği 21,5 m üzeri binalarda
yangın algılama, söndürme ve tahliye projeleri
mimari projeden ayrı hazırlanacak.

Bu maddeyi son derece doğru buluyorum.

Çünkü Türkiye’de yıllarca yangın projeleri:
mimari projenin köşesine sıkıştırılmış,
formaliteden çizilmiş,
uygulamada dikkate alınmamış belgelerdi.

Yeni yaklaşım şunu söylüyor:
Yangın projesi = ayrı bir mühendislik disiplinidir.

Bu madde yürürlüğe girerse:

  • Yangın danışmanlığı sektörü büyüyecek
  • Yangın mühendisliği uzmanlaşacak
  • Proje hatalarından doğan yangınlar azalacaktır
Sigorta Sektörüne Yeni Yükümlülük

Taslakta en çarpıcı maddelerden biri:

Yangın güvenlik raporu olmayan binalar
sigortalanmayacak.

Bu hüküm uygulanırsa Türkiye’de ilk kez:
yangın güvenliği → ekonomik zorunluluk haline gelir.

Bu ne demek?

Yangın güvenliği olmayan bina:
→ Sigorta yok
→ Kredi yok
→ Kiralama zorluğu
→ Yatırım değeri düşüşü

Bu düzenleme, yönetmeliğin en güçlü yaptırımıdır.

Bu madde uygulanırsa yönetmelik gerçekten işler.
Uygulanmazsa kağıt üzerinde kalır.

İtfaiye ve Yerel Yönetim Rolü Güçleniyor

Taslak, itfaiye görüşünü birçok aşamada zorunlu hale getiriyor.

  • Proje onayı
  • Yapı kullanma izni
  • Periyodik kontroller
  • Uygunluk raporu

gibi süreçlerde itfaiye aktif rol alıyor.

Bu son derece doğru bir yaklaşım.
Lakin burada kritik bir sorum var:

Türkiye’de itfaiyelerin teknik kapasitesi yeterli mi?

Eğer personel ve teknik altyapı güçlendirilmezse
bu maddeler ciddi bürokratik tıkanmaya yol açabilir.

Cephe Yangınları ve Yeni Riskler

Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de en büyük risklerden biri:
cephe yangınlarıdır.

Taslakta:

  • Dış cephe malzeme sınıfları
  • Yanmaz cephe zorunluluğu
  • Katlar arası alev geçiş önlemleri

çok daha sert hale getirilmiş.

Bu özellikle:

  • AVM
  • Otel
  • Hastane
  • Rezidans

gibi yüksek yapılarda hayati önem taşır.

Bu düzenlemeleri çok yerinde buluyorum.
Lakin maliyet artışı ciddi olacaktır.

Orman Kenarı ve Endüstriyel Tesisler: Yeni Dönem

Taslakta ilk kez:
orman kenarı tesisler için özel yangın zonu tanımlanıyor.

Binaların çevresinde:

  • 1,5 m yanmaz alan
  • 10 m bitkisiz alan
  • 30 m kontrollü alan
  • 100 m dış yangın bölgesi

oluşturulması isteniyor.

Bu düzenleme özellikle:

  • Enerji tesisleri
  • Fabrikalar
  • Depolama alanları

için kritik.

Türkiye’deki büyük sanayi yangınlarının çoğu
çevresel risklerden büyümüştür.

Bu madde uygulanırsa
endüstriyel yangınların yayılması ciddi şekilde azalır.

En Büyük Sorun: Uygulanabilirlik

Taslak teknik olarak güçlü.
Ancak en büyük endişem:

Sahada uygulanabilirlik.

Sorular şunlar:

  • Belediyeler bu denetimi yapabilecek mi?
  • İtfaiyeler teknik kapasiteye sahip mi?
  • İşverenler maliyetleri karşılayacak mı?
  • Mevcut binalar nasıl uyum sağlayacak?

Eğer bu soruların cevabı verilmezse
yönetmelik iyi yazılmış ama uygulanamayan bir metne dönüşebilir.

SONUÇ – Bu Bir Yönetmelik Değil, Dönüşüm Metni

Kanaatim:

Yeni yangın yönetmeliği taslağı
Türkiye’de yangın güvenliği anlayışını kökten değiştirecek potansiyele sahiptir.

Ama bu potansiyelin gerçekleşmesi için:

  • Denetim mekanizması
  • Eğitim
  • Sertifikasyon
  • Uzman yetiştirme
  • İtfaiye kapasitesi

eş zamanlı güçlendirilmelidir.

Aksi halde yönetmelik sadece raflarda kalır.

Yangın güvenliği artık bir teknik detay değil,
doğrudan bir yaşam güvenliği ve hukuk meselesidir.

Bu taslak doğru uygulanırsa
önümüzdeki 10 yılda Türkiye’de yangın kaynaklı toplu ölümler ciddi şekilde azalabilir.

Uygulanmazsa…
Bir sonraki büyük yangından sonra yine aynı soruları sorarız.

Dr. Mustafa Kebat

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Hafta 6 — Arketiplerin Doğuşu & Kolektif Bilinçdışı

1) Jung’un Freud’dan Ayrılışı

Carl Gustav Jung, kariyerinin başında Freud’un en yakın çalışma arkadaşıydı.
Freud → Psikanalizin kurucusu, tüm ruhsal sorunları cinsellik merkezli açıklıyordu.
Jung → Başta bu yaklaşımı kabul etti, ama zamanla farklı düşünmeye başladı:

  • İnsan ruhu sadece bastırılmış cinsellikten ibaret değildi.
  • Rüyalar sadece gizli arzuları değil, aynı zamanda evrensel sembolleri de içeriyordu.
  • İnsan bilinçdışı yalnızca bireysel yaşantıların deposu değildi, kolektif (ortak) bir boyutu da vardı.

👉 Bu ayrılık Jung’un Freud’dan kopmasına yol açtı. Ve psikolojiye yepyeni bir kavram kazandırdı: Kolektif Bilinçdışı.

2) Bilinçdışının Katmanları

Jung’a göre ruh 3 katmandan oluşur:

  1. Bilinç (Ego):
    • Günlük farkındalık alanı, düşünceler, kararlar, kimlik duygumuz.
    • “Ben buyum” dediğimiz yüzey.
  2. Kişisel Bilinçdışı:
    • Bastırdığımız anılar, unutulan deneyimler, kişisel travmalar.
    • Freud’un anlattığı “bilinçdışı” büyük ölçüde buraya denk gelir.
  3. Kolektif Bilinçdışı:
    • İnsanlığın ortak hafızası.
    • Bütün insanlarda doğuştan var olan arketipler, imgeler, semboller.
    • Kişisel deneyimlerden bağımsız.

📌 Kolektif bilinçdışı = İnsan olmanın genetik mirası gibi düşünebilirsin.
Nasıl DNA’mız biyolojik bilgiyi taşıyorsa, kolektif bilinçdışımız da ruhsal bilgiyi taşır.

3) Kolektif Bilinçdışının Kanıtları

Jung bu fikri ortaya attığında çok eleştirildi. Lakin gözlemleri güçlüydü:

  • Rüyalar: Farklı kültürlerden insanlar aynı sembolleri görüyordu (yılan, deniz, kahraman, anne).
  • Mitoloji: Dünyanın farklı coğrafyalarında aynı kahramanlık hikâyeleri, tufan mitleri, yaratılış efsaneleri vardı.
  • Sanat: İlkel kabilelerin maskeleri, Ortaçağ ikonaları, modern sanat eserleri → benzer imgeleri içeriyordu.
  • Psikoz vakaları: Akıl hastası birinin hiç bilmediği kültürlerden mitolojik imgeleri sayıklaması.

👉 Jung’a göre bunlar, bilinçaltının yalnızca bireysel değil, evrensel bir boyutu olduğunun kanıtıydı.

4) Arketiplerin Doğuşu

Arketipler, kolektif bilinçdışında bulunan ilksel imgelerdir.
Doğrudan gözle görünmezler ama:

  • Rüyalarda,
  • Masallarda,
  • Mitolojilerde,
  • Sanatta,
  • Dini sembollerde
    karşımıza çıkarlar.

Örnekler:
  • Anne Arketipi: Doğa Ana, Meryem Ana, Bereket Tanrıçaları.
  • Kahraman Arketipi: Hz. Ali, Dede Korkut, Süperman.
  • Gölge Arketipi: Şeytan, canavarlar, ejderhalar.
  • Bilge İhtiyar: Hızır, Derviş, Gandalf.

Arketipler evrenseldir ama her kültürde farklı “kıyafetler” giyerler.

5) Türk Kültüründe Kolektif Bilinçdışı

Bizim kültürümüzde de kolektif bilinçdışını yansıtan zengin örnekler var:

  • Dede Korkut Hikâyeleri → Kahraman arketipi, bilge arketipi.
  • Nasreddin Hoca → Bilge/soytarı arketipi.
  • Köroğlu → Kahraman + Adalet arketipi.
  • Şaman davulu → Kozmik merkez sembolü.
  • Türk halı motifleri → Mandala gibi ruhun düzenini sembolleştirir.

6) Kolektif Bilinçdışının Günlük Hayattaki Yansımaları
  • Rüyanda hiç gitmediğin bir tapınakta bulunabilirsin.
  • Masallara, süper kahraman filmlerine kapılman kolektif bilinçdışının sana seslenmesidir.
  • Reklamlarda sürekli “anne şefkati” ya da “kahramanlık” temalarının işlenmesi, bu arketiplerin evrensel çekiciliğinden kaynaklanır.

👉 Yani, kolektif bilinçdışı hem bireysel psikolojimizi hem de modern kültürü şekillendirir.

7) Jung’un Cesareti

Unutma: Jung’un çağında bu fikirler “mistik saçmalık” gibi görülüyordu.
Ama Jung şunu fark etti:

  • İnsan sadece biyolojik bir varlık değil,
  • Aynı zamanda mitolojik ve sembolik bir varlıktır.

Bu yüzden Jung’un çalışmaları hem psikolojide hem felsefede hem de sanat dünyasında çığır açtı.

Bu Haftaki Ödeviniz

Önümüzdeki hafta pazara kadar bu haftanın konusunu, önceki haftaları ve aşağıda verdiğim ödevinizi her gün tekrar edin. Bu sayede konuyu içselleştirecek ve hayatınızın akışına adapte etmiş olacaksınız.

A) Rüya Günlüğü
  • Bu gece gördüğün rüyaları not et.
  • Rüyanda geçen sembolleri Jung’un arketip sistemiyle ilişkilendirmeye çalış.
    • Örn: Yılan → Bilgelik & tehlike.
    • Ev → İçsel dünya.
    • Yol → Hayat yolculuğu.

B) Mitoloji Araştırması
  • Dilediğin bir mitoloji seç (Türk, Yunan, Mısır, Hint).
  • Bir kahraman hikâyesini özetle.
  • Sonra düşün: Bu hikâye ile günümüz süper kahraman filmleri arasında benzerlikler var mı?

C) Gözlem Çalışması
  • Bugün izlediğin reklamlara, filmlere ya da haber başlıklarına dikkat et.
  • Arketipleri bulmaya çalış.
    • “Kurtarıcı” mı var?
    • “Anne” mi işleniyor?
    • “Gölge” yani kötü karakter nasıl sunulmuş?
Dr. Mustafa KEBAT

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla