Sığla Yağının Doğadan Sofraya Yolculuğu
Türkiye’nin güneybatısında, özellikle Muğla ve çevresindeki nemli ormanlarda sessizce yükselen bir ağaç vardır: Sığla ağacı. Yöre halkı ona “günlük ağacı” der. Bilim dünyasında ise adı Liquidambar orientalis’tir. Bu ağaç, Hamamelidaceae familyasının Bucklandioidae alt familyasına ait, Liquidambar cinsinin nadide bir türüdür. Ancak onu özel kılan sadece botanik sınıflandırması değil; binlerce yıldır şifa kaynağı olarak bilinen sığla yağıdır.
Peki bu yağ nasıl elde edilir? Hangi aşamalardan geçer? Ve neden bu kadar değerlidir? Gelin, doğanın bu mucizesine birlikte yakından bakalım.
Sığla Ağacı: Mitolojik Bir Gövde, Tıbbi Bir Ruh
Sığla ağacı, 20–25 metreye kadar uzayabilen, geniş yapraklı ve aromatik reçineler salgılayan bir ağaçtır. Yaprakları ezildiğinde hoş bir koku yayar; gövdesinden çıkan salgı ise yüzyıllardır ilaç, parfüm ve tütsü yapımında kullanılır. Antik çağlardan bu yana Mısır’dan Anadolu’ya, Roma’dan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyet sığla yağını hem dini törenlerde hem de tıbbi amaçlarla kullanmıştır.
Bugün hâlâ sığla yağı, mide rahatsızlıklarından cilt sorunlarına kadar birçok alanda doğal bir destekleyici olarak görülmektedir. Ancak bu mucizevi yağ, öyle kolay elde edilen bir madde değildir. Onun doğadan sofraya ya da şifaya uzanan yolculuğu, sabır ve ustalık ister.
Yağın Yolculuğu: Ağaçtan Damla Damla
Sığla yağının elde edilmesi, doğayla uyumlu ve geleneksel yöntemlere dayanan bir süreçtir. Bu işlem, yılın belli dönemlerinde, ustalıkla yürütülür. İşte adım adım sığla yağı üretiminin hikâyesi:
1. Kabukların Hazırlanması (Mart Sonu)
İlk adım, sığla ağacının gövdesinde yağ çıkarılacak bölgelerin belirlenmesidir. Mart ayı sonuna doğru, bu bölgelerdeki kabuklar dikkatlice yontularak inceltilir. Bu işlem, ağacın iç katmanlarına zarar vermeden yapılmalıdır. Amaç, ağacın salgı sistemini harekete geçirmektir.
2. Bekleme Süreci (Nisan – Mayıs)
Kabukları inceltilen ağaçlar yaklaşık bir ay boyunca bu şekilde bırakılır. Bu süre zarfında ağaç, kendini onarmaya çalışırken salgı üretmeye başlar. Doğa sabırlıdır; bu süreçte insan da sabırlı olmalıdır.
3. Yaraların Açılması (Mayıs Sonu)
Mayıs ayının sonunda, “kaşık” adı verilen özel bir aletle ağacın gövdesine “damar” denilen yaralar açılır. Bu yaralar, dış kabuk, diri kabuk, kambiyum ve çok az miktarda da diri oduna kadar iner. Amaç, salgının dışarı çıkmasını kolaylaştırmaktır.
4. Sur ve Sur Arkası
Bir hafta sonra yaralar tazelenir. Bu işleme “sur” adı verilir. İki hafta sonra, damarlar içinde biriken ilk yağ kaşıkla sıyrılarak alınır. Bu ilk ürün “sur arkası” olarak adlandırılır. Henüz esas sığla yağı değildir ama sürecin başlangıcıdır.
5. Sefer Dönemi (Temmuz – Ekim)
Temmuz ortasından ekim sonuna kadar süren döneme “sefer” denir. Bu süreçte, her on beş günde bir, yaralar üzerinde biriken yağ, kabuk ve odun tabakalarıyla birlikte kaşıkla yontularak alınır. İşçiler, bu yongaları önlerine astıkları torbalarda toplar. Bu torbalar, sığla yağının ham maddesini taşır.
6. Kaynatma ve Presleme
Toplanan yongalar, “kapçık” adı verilen yağlı parçalarla birlikte bakır kazanlarda, su içinde yarım ila bir buçuk saat boyunca kaynatılır. Bu işlem, yağın odun ve kabuktan ayrılmasını sağlar. Ardından, kaynatılan yongalar saplı yabalarla kazınarak keçi kılından yapılmış torbalara konur.
Bu torbalar, özel preslerle sıkıştırılır. İşte bu aşamada, saf sığla yağı ortaya çıkar. Altın sarısı, yoğun kıvamlı ve aromatik kokulu bu yağ, beton havuzlarda toplanır.
7. Artıkların Değerlendirilmesi
Presleme sonunda torbalarda kalan, yağ bulaşmış artıklar kurutulur. Bu artıklar “günlük” ya da “buhur” olarak adlandırılır. Tütsü olarak kullanılır, bazı yerlerde ise geleneksel şifa amaçlı yakılır.
Doğadan Gelen Değer: Sığla Yağının Kullanım Alanları
Sığla yağı, hem geleneksel hem modern tıpta çeşitli alanlarda kullanılır.
İşte bazı örnekler:
- Mide rahatsızlıkları: Özellikle ülser ve gastrit gibi sorunlarda destekleyici olarak kullanılır.
- Cilt sorunları: Egzama, mantar ve yara tedavisinde antiseptik özelliğiyle tercih edilir.
- Aromaterapi: Rahatlatıcı etkisiyle masaj yağlarında ve tütsülerde yer alır.
- Parfüm sanayi: Sabitleyici özelliği sayesinde parfümlerin kalıcılığını artırır.
- Geleneksel tütsü: Camilerde, evlerde ve bazı ritüellerde hoş kokusu için yakılır.
Ekolojik ve Kültürel Miras
Sığla ağacı, sadece bir yağ kaynağı değil; aynı zamanda ekolojik bir denge unsurudur. Nemli ormanların vazgeçilmez parçası olan bu ağaç, biyolojik çeşitliliği destekler. Ancak ne yazık ki, sığla ormanları zamanla daralmış, yapılaşma ve tarım baskısıyla tehdit altına girmiştir.
Bu nedenle, sığla ağacının korunması hem doğa hem kültür açısından büyük önem taşır. Yöre halkının bu ağacı tanıması, değerini bilmesi ve sürdürülebilir yöntemlerle yağ üretimini desteklemesi gerekir.
Bir Damla Yağın Ardındaki Bilgelik
Sığla yağı, bir ağacın sabırla verdiği hediyedir. Onu elde etmek, doğayı dinlemek, mevsimleri takip etmek ve geleneksel bilgeliğe saygı duymak demektir. Her damlası, bir ustalığın, bir emeğin ve bir kültürün izini taşır.
Bu yüzden, sığla yağı sadece bir ürün değil; doğayla kurulan bir bağdır. Onu tanımak, korumak ve yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Doğal Yaşayın
Doğal Beslenin
Aklınıza Mukayet Olun
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Sayın okuyucu,
Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.
Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Dr Mustafa KEBAT
Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

