”Gözlerin senin profesörlerin olacak‘‘
Theopbrastus Paracelsus (1493-1541)
“En zor iş, gözünüzün önünde ortaya çıkanı tanımaktır.”
J. W. Goethe, 18. ve 19. yüzyılın başlarında yaşamış Alman yazar, şair ve doğa bilimci.
İki güzel söz ile konuya başlamamın sebebi hekim muayenesinde de insanın yaşamında da gözlerimizi tabi ki dikkatimiz ve bilincimiz ile birlikte kullanmanın önemini vurgulamaktı.
Bir konuyu ve arka planını – hastalıkları düzgün bir şekilde açıklayabilmemiz – teşhis edebilmemiz için önce onu iyice bilmemiz ve anlamamız gerektiğidir.
Bilgi ve anlayış olmadan bir durumu – hastalığı doğru bir şekilde tanımlamanız veya hatta onu görmemiz imkansızdır.
DİL
Dil vasıtası ile (dili inceleyerek – muayene ederek) teşhis koyma söz konusu olduğunda, insanın anatomisini, fizyolojisini, embriyolojisini ve ayrıca temel tıbbı bilmeyi gerektirir.
İnsan dili sürekli değişime uğrar.
Organizma içindeki ve çevredeki her değişikliği yansıtır.
Eğer bu yazıyı ve devamında aralıklarla yayınlayacağım diliniz konulu yazıları dikkatle okur ve dilinizi günde birkaç kez incelerseniz zaman içerisinde birçok rahatsızlığı ve vücudunuzdaki sorunu erken fark etme bilginiz olacak. Dikkat teşhis koymayacak lakin olası durum hakkında bir öngörünüz olacak.
Dilin anne karnında embriyodan itibaren gelişimi, insan organizmasının kökeniyle yakın ilişkilidir. Vücut içindeki yapısal ve işleyiş mekanizmalarının iletişimi anlamak için dil anahtar organdır.
Dünya üzerinde, kar taneleri gibi aynı olan iki insan dili yoktur. Bu sayede insan dili önemli bir tanı ortamıdır ve hekimler için değerli bir muayene aracıdır.
Maalesef günümüzde coğrafi olarak doğudan batıya doğru gidildikçe temel muayene yöntemleri yerine teknolojik tetkik yöntemlerine öncelik verilse de inspeksiyon (göz ile muayene) her zaman çok değerli bir tekniktir.
Sağlıklı bireylerde dil pembeden kırmızıya kadar renk değiştirir, çünkü
dil kasları ve mukoza zarları çok sık damarı bir yapıya sahip olmakla birlikte kişiden kişiye de yapısal değişiklikler içerir.
Ayrıca, dil ince ve beyaz bir tabakayla kaplıdır. Bu normal beyaz tabaka, genellikle uçlarında bölünmüş iplik benzeri filiform papillaların (papillae filiformes) uçlarından ve mantar şeklindeki fungiform papillalardan (papillae fungiformes) oluşur, ayrıca
yiyecek parçacıkları, tükürük ve bakteriler bulunur.
Örneğin:
Dilin mavimsi veya mor renk değiştirmesi, dildeki venöz kan durgunluğuyla veya organizmada genel bir oksijen eksikliğiyle ilişkilidir.
Bu gibi durumlarda dil altı damarları normalden daha kalın ve koyu görünür ve bu nedenle muayene sırasında dilin alt tarafı da incelenmelidir.
Mor renk, dilin kan damarlarında bulunan kırmızı kan hücrelerindeki oksijen eksikliğiyle ilişkili olabilir.
Dil kalın, yumuşak ve şişmişse, bunun nedeni kan plazmasındaki proteinin azalması olabilir. Bu, kolloid ozmotik basınçta bir düşüşe neden olur. (kanın su çekme kuvveti). Böylece, plazma sıvıları kan damarlarından dil dokularına kaçar ve böylece ödem oluşur. Bu, dilin büyümesine neden olur ve dişlere değecek kadar şişer ve böylece dilin kenarlarında izler bırakır.
Dilin boyutundaki artış, dil kaslarının anormal gevşemesinden de kaynaklanabilir. Ek olarak, lenfatik ve venöz drenaj bozulabilir ve böylece dil gövdesinin şişmesine neden olabilir.
Dildeki çatlaklar, filiform ve fungiform papillalar ayrıldığında veya mukoza zarlarının büzülmesiyle oluşan yakın gruplar oluşturduklarında meydana gelir. Bu her zaman organizmada ciddi sağlık bozukluklarına olduğuna işaret eder.
Bazen dikenler kadar iltihaplı ve çıkıntılı görünebilen pürüzlü ve şiş papillalara sahip granüler bir dil, filiform papillaların mantar formlu papillalara dönüşmesinin sonucudur. Aynı zamanda, mukoza zarı damarlarına kan akışı, dönüşen mantar formlu papillaların kanla tıkanması ve bu nedenle kırmızı ve şiş görünmesiyle artar.
Kuru dil, ya tükürük üretiminin azalmasının ya da tükürüğün sulu kısmının azalmasının sonucudur. Bu, tüm organizma susuz kaldığında veya kan yoğunluğu arttığında, yani hematokrit arttığında ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda, tükürük salgılanması azalır ve bunun sonucunda kuru bir dil yüzeyi ve susuzluk oluşur.
Kuru dil insan sistemindeki su kaybının en güvenilir klinik belirtilerinden biridir. Çünkü çeşitli sebeplerden kaynaklı her türlü su eksikliği, dilin incelenmesiyle kolayca tespit edilebilir.
Fiziksel aşırı efor, ısı etkisi veya ciddi psikolojik gerginlik durumunda tükürük üretimi azalır ve sonuç olarak dilin yüzeyi kurur. Bu süreçte vücuttaki sempatik sinir sistemi aktive olurken, parasempatik sinir sistemi aktivitesi düşer. Tabi ki sinir sistemindeki bu etkileşim otonom sinir liflerinin neden olduğu bir etki sonucu kan damarlarının çapı daralır. Sonuç olarak, dile ek kan zorlanır ve kırmızı renk değişikliğine neden olur. Bu şekilde kızarmış dili olan kişi ayrıca yüksek tansiyon (hipertansiyon) belirtileri gösterebilir.
Dil bir tarafa doğru eğilmiş ise felç düşünülür. (Hipoglossal sinir – on ikinci kranial sinir merkezi veya çevresel seyrinde tek taraflı bozulmasını ifade eder.) Bu, beyin kanaması (felç), beyin hasarı veya beyin tümörlerinde meydana gelir.
Dil yüzeyinin sarımsı bir tabaka ile kaplanması filiform papillaların nasırlı uçlarında daha fazla artış olması nedeniyle oluşur ve bu gibi durumlarda dilin yüzeyinde hafif bir iltihaplanma bile meydana gelebilir.
Sarı bir renk değişikliği bakteriyel etkiden de kaynaklanabilir.
Dil yüzeyinin siyah bir tabaka ile kaplanması, filiform papillaların nasırlı uçlarında çok güçlü bir artışla ilişkilidir ve nasırlı çıkıntıların yoğun şekilde çoğalması sonucu dilin yüzeyine kahverengimsi siyah bir görünüm verir.

Siyah renk değişikliği belirli mantar türlerinin büyümesinden, dehidratasyonla birlikte görülen yüksek ateşten, bulaşıcı veya kronik hastalıklardan, mide ve bağırsaklarda fonksiyonel bozukluklarından, mantar enfeksiyonundan, uzun süreli ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaynaklanabilir.
Dilin yüzeyindeki kaplama kalınlaşırsa, bunun nedeni hastanın çok az yemesi veya sadece sıvı veya yarı sıvı yiyecekler tüketmesi olabilir.
Bu, normal yiyecek alımının neden olduğu dil yüzeyindeki mekanik sürtünmeyi azaltır. Kalın bir kaplama ayrıca yüksek ateş ve tükürük üretiminin azalmasıyla oluşan su kaybından da kaynaklanabilir. Bu da dilin doğal temizleme mekanizmasını bozar. Filiform papillalar daha uzun hale gelirse, kaplama da daha kalın hale gelebilir.
Dil gövdesinin normal rengi
Normal bir dil pembe, yumuşak, esnek, hafif ıslak ve “kaplama” olarak adlandırılamayacak ince beyazımsı bir tabaka ile kaplıdır.
Böyle bir dile sahip bir hasta ciddi şekilde hasta değildir. Kişi, sadece yüzeysel olarak organizmayı etkileyen hafif bulaşıcı hastalıklarda böyle bir dille karşılaşır.

Böyle bir dilin rengi kesinlikle normalden daha açıktır.
Bu, genellikle zayıflığın ve kanlanmanın yetersizliğinin bir işareti olan soğuk algınlığı ve zaafiyet durumuna karşılık gelir.

Nobel ödüllü Albert Einstein, dilini tüm dünyaya (Basına) çıkarıyor..!!
Neden?

Çünkü
İnsan dili, entelektüel anlamı söz konusu olduğunda muhatabına karşı savunmasız ve büyüleyici arketipal bir organdır.
Bu fotoğrafta görüldüğü gibi, Albert Einstein’ın böylesine doğan ve anlık bir tepki ile dilini göstermesinin insan etkileşiminde ne kadar önemli bir işlevi olduğunun yanı sıra (tıbbi bağlamda) durumu hakkında önemli bilgiler elde edebileceğimizi de göstermektedir..
Einstein’ın dili bilinçaltında beden ve zihin, doğa ve ruh arasındaki boşluğu kapatır. (Descartes bu hususu res extensa ve res cogitans arasındaki Kartezyen ayrımı larak adlandırır)
Bu fotoğrafta Albert Einstein’ın dilini incelediğimizde; dili dar, gergin ve hafifçe büzülmüş, kenarları şiş ve kırışık görünüyor.
Muhtemelen fotoğrafınn çekildiği günlerde uykusuzluktan muzdarip. Bir mide rahatsızlığından ve kabızlıktan etkilenmiş olabilir. Şişmiş kenarlar, yükselen karaciğer
sorununu ve müteakip olarak içindeki huzursuzluğun boşalımı olarak da basına dil çıkardığını söyleyebiliriz.
Dil tanısı, hekimin hastasını gerçek ve rasyonel olarak anlamasını sağlar.
Dil konusundaki bilgi ve tecrübenin günümüz tıp teknojisi ile koordineli olması durumunda hastalara verilecek sağlık hizmeti kalitesini arttıracağı sanırım tartışmaya gerek olmayan bir husustur.
Özetle;
Giriş yaptığım Dil tanısı, sizlerin fiziki öz değerlendirmenizi yapmanız için de yararlı olacağı düşüncesindeyim.
Sonraki Dil tanısı yazılarında gördüklerinizi değerlendirmeniz hususunda fotoğraflarla birlikte bilgilendirmelere devam edeceğim.
Doğal Yaşayın
Doğal Beslenin
Aklınıza Mukayet Olun
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Sayın okuyucu,
Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.
Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Bilimsel Yazı Sevenler Devam Edebilirler
⭐️⭐️ Dilde Hiperpigmentasyon ve Sistemik Semptomlar https://www.aafp.org/pubs/afp/issues/2020/0415/p499.html
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Dr Mustafa KEBAT
Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü