Pnömatik Sistemlerde EKED-LOTO Uygulamaları

Görünmeyen Enerjinin En Sessiz ve En Tehlikeli Hali

Pnömatik sistemler hakkında sahada en sık duyduğumuz cümle şudur:

“Hava bu, ne olacak ki?”

İşte kazalar tam olarak bu cümlenin kurulduğu noktalarda olur.

Biz pnömatik sistemleri hiçbir zaman “düşük riskli” görmedik. Aksine, kontrolsüz bırakıldığında en öngörülemez enerji türlerinden biri olarak kabul ederiz. Çünkü pnömatik enerji; görünmezdir, sessizdir, hızlıdır ve çoğu zaman kendini hissettirmeden öldürür.

EKED-LOTO’nun pnömatik sistemlerde doğru uygulanmaması, genellikle “elektrik kesildi ama…” ile başlayan cümlelerle sonuçlanır. Oysa pnömatik sistemlerde elektrik yalnızca kumandadır; asıl tehlike basınçtır.

1. Pnömatik Enerjinin Gerçek Tanımı – Sıkıştırılmış Risk

Pnömatik sistemlerde kullanılan hava veya gaz, yalnızca bir akışkan değildir.
O, sıkıştırılmış potansiyel enerjidir.

Bu enerji:

  • Ani ve kontrolsüz boşalabilir
  • Mekanik hareketi tetikleyebilir
  • Parçaları fırlatabilir
  • Uzuv sıkışmalarına neden olabilir

En kritik nokta şudur:

Pnömatik sistemlerde enerji, “kapattıktan sonra” da vardır.

2. Pnömatik Sistemlerde EKED-LOTO Neden Ayrı Ele Alınmalıdır?

Pnömatik EKED-LOTO uygulamaları, elektrikten farklıdır çünkü:

  • Enerji kaynağı tek noktadan gelmez
  • Hat içinde depolanmış basınç vardır
  • Akümülatör, hava tankı ve silindir içi basınç çoğu zaman unutulur
  • Valf kapalı olsa bile silindir hareket edebilir

Bu nedenle pnömatik LOTO, sadece kilitleme değil, sistematik basınç yönetimi gerektirir.

3. En Yaygın Ölümcül Yanılgı – “Hava Vanasını Kapattık”

Pnömatik kazaların büyük kısmı şu varsayımla başlar:

“Ana hava vanası kapalı.”

Bu yeterli değildir.

Ana vana kapalı olabilir ama:

  • Hat içinde basınç kalmış olabilir
  • Silindir iki yönlü basınç tutuyor olabilir
  • Regülatör sonrası basınç hâlâ aktiftir

Pnömatik EKED-LOTO’da yalnızca kaynağı kapatmak değil, sistemin tamamını basınçsızlaştırmak esastır.

4. Pnömatik EKED-LOTO’nun İleri Seviye Yaklaşımda Temel Adımları

Gerçek bir pnömatik EKED-LOTO uygulaması şu adımları içerir:

4.1 Enerji Kaynağının İzolasyonu
  • Ana hava besleme vanası kapatılır
  • Kilitlenir (kişisel kilit)
  • Etiketlenir
4.2 Basıncın Boşaltılması
  • Tahliye (dump) valfleri kullanılır
  • Hat içi basınç sıfırlanır
  • Silindirler güvenli konuma alınır
4.3 Artık Enerjinin Kontrolü
  • Silindirler manuel olarak hareket etmeye zorlanır
  • Manometreler sıfır basıncı göstermelidir
  • Akümülatörler ayrıca boşaltılır
4.4 Fiziksel Hareketin Engellenmesi
  • Askıda yükler mekanik olarak desteklenir
  • Silindir çubukları pim veya bloklarla emniyete alınır
4.5 Denetleme – Test
  • Sistem çalıştırılmaya zorlanır
  • Hiçbir hareket olmamalıdır

Bu adımlardan biri eksikse, yapılan işlem LOTO değildir.

5. Pnömatik Silindirler – En Çok Hafife Alınan Tehlike

Pnömatik silindirler, kazaların merkezindedir.

Çünkü:

  • Hızlıdırlar
  • Ani hareket ederler
  • İki yönlü kuvvet üretirler

Bir silindir, basınç aniden serbest kaldığında uzuv kopmasına kadar varan yaralanmalara neden olabilir.

Bu yüzden pnömatik EKED-LOTO’da:

  • Silindirler yalnızca basınçsız değil
  • Hareketsiz ve mekanik olarak kilitli olmalıdır.
6. Pnömatik EKED-LOTO’da Yapılan Kritik Hatalar

Sahada en sık karşılaştığımız hatalar şunlardır:

  • Tahliye valfinin kilitlenmemesi
  • Manometreye bakmadan “boşaldı” varsayımı
  • Silindir içi basıncın unutulması
  • Hava tanklarının devre dışı bırakılmaması
  • Birden fazla hava hattının varlığının gözden kaçması

Pnömatik sistemlerde hata payı sıfıra yakın olmalıdır.

7. Grup Çalışmalarında Pnömatik EKED-LOTO

Birden fazla kişinin çalıştığı pnömatik sistemlerde:

  • Herkesin kendi kilidi olmalıdır
  • Kilit kutusu kullanılmalıdır
  • Basınç boşaltma noktaları herkes tarafından görülmelidir

Aksi halde biri çalışırken diğeri farkında olmadan basıncı geri verebilir.

8. Pnömatik Sistemlerde Etiketlemenin Önemi

Pnömatik LOTO etiketleri özellikle şu bilgileri içermelidir:

  • Hangi hattın izole edildiği
  • Hangi silindirlerin devre dışı olduğu
  • Basıncın boşaltıldığı tarih/saat
  • Kilitleyen kişi

Etiketsiz pnömatik kilitleme, yanlış vananın açılmasına davetiye çıkarır.

9. Pnömatik EKED-LOTO Bir Refleks Olmalıdır

Pnömatik sistemlerde EKED-LOTO, “bakım başladığında” değil;
bakıma niyet edildiği anda devreye girmelidir.

Çünkü pnömatik enerji:

  • Beklemez
  • Uyarmaz
  • Affetmez
SONUÇ
HAVA GÖRÜNMEZ, AMA ETKİSİ ÖLÜMCÜLDÜR

Bizim pnömatik EKED-LOTO’ya bakışımız nettir:

Görmediğin enerji, en tehlikeli enerjidir.

Pnömatik sistemlerde doğru uygulanmayan EKED-LOTO:

  • Küçük yaralanma değil
  • Ani ve ağır travma üretir.

Bu nedenle pnömatik EKED-LOTO; basit bir vana kapatma işlemi değil, enerji disiplinidir.

Hemen Başvurun

Türkiye ve Yurt dışı eğitimlerimiz devam etmektedir.

📞 Bilgi ve kayıt için:

📍 Tetkik Eğitim Merkezi : Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
📞 Eğitim Koordinatörü Telefonu: +90 530 568 42 75

📞 Tetkik Merkez Telefonu: +90 232 265 20 65
🌐 Web sitemiz: https://tetkik.com.tr/
📧 Bilgi: [email protected]

🔔 Unutmayın: Bir enerji kaynağını güvenli hale getirmeden yapılan her müdahale, ciddi kaza riski demektir.
EKED – LOTO, iş güvenliğinde hayati bir kalkandır!

EKED – LOTO hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için bizi arayabilir yada internet sitemizdeki kaynakları okuyabilirsiniz..

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:

Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hukuki tavsiye yerini alamaz. Web sitemizdeki yayınlardan yola çıkarak, işlerinizin yürütülmesi, belgelerinizin düzenlenmesi ya da mevcut işleyişinizin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriğinde yer alan bilgilere istinaden profesyonel hukuki yardım almadan hareket edilmesi durumunda meydana gelebilecek zararlardan firmamız sorumlu değildir. Sitemizde kanunların içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Ayrıca;
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır
.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Profesyonel Yangın Eğitimi & Tatbikat Hizmetlerimizle Güvenli Bir Geleceğe Adım Atın!

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı ve ilgili yönetmelikler gereği;
her işletmenin en önemli sorumluluklarından biri, çalışanlarına yangın eğitimi vermek, düzenli yangın tatbikatı düzenlemek ve tüm yasal evrakları eksiksiz şekilde hazırlamaktır.

Tetkik İş Güvenliği olarak size özel çözümlerle:

• Yasalara Uygun Yangın Eğitimi Veriyoruz
  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun gerektirdiği eğitimler,
  • İşyerinizin risk sınıfına uygun, kapsamlı ve uygulamalı yangın eğitimi,
  • Teorik bilgi + pratik uygulama yaklaşımıyla çalışanlarınızın bilinçlenmesi.
• Gerçekçi ve Etkili Yangın Tatbikatları Planlıyoruz
  • İş yerinizin fiziki şartlarına uygun senaryolar,
  • Gerçekçi tatbikat akışları ile acil durum farkındalığını maksimuma çıkarma,
  • Tatbikat sonrası raporlama ve iyileştirme önerileri.
• Tüm Yasal Evraklar Eksiksiz Hazırlanır
  • Eğitim katılım formları,
  • Tatbikat raporları,
  • Risk değerlendirmeleri ve mevzuata uygun dokümantasyon,
  • Denetimlerde gösterime hazır, profesyonel arşivleme.
Neden Biz?
  • Uzman eğitmen kadrosu ile uygulamalı ve interaktif eğitimler,
  • Kurumunuza özel planlama ve raporlama,
  • 6331 sayılı Kanun, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, Binalarda Yangından Korunma Yönetmeliği gibi yürürlükteki tüm düzenlemelere uygun hizmet,
  • Tüm sektörlerde deneyim ve referans.
Yasal Uyum – İş Güvenliği – Çalışan Farkındalığı

Bir eğitim sadece bir zorunluluk değil;
iş kazalarının önlenmesi, can güvenliği ve kurumsal itibar için kritik bir yatırımdır.

Tetkik İş Güvenliği ile Çalışın:

  • Yasal gereklilikleri eksiksiz karşılayın,
  • Acil durumlara hazır bir ekip ve sistem oluşturun,
  • Mevzuata uygun profesyonel dokümantasyon ile denetim süreçlerini kolaylaştırın.

Hemen bizimle iletişime geçin!
Çalışanlarınızın güvenliği, işletmenizin sürdürülebilir başarısı için atacağınız en doğru adım.

📞 Bilgi ve kayıt için:

📍 Tetkik Eğitim Merkezi : Yeşillik Cad. No:230 Kat:4/424, Selgeçen Modeko İş Merkezi – Karabağlar/İZMİR
📞 Eğitim Koordinatörü Telefonu: +90 530 568 42 75

📞 Tetkik Merkez Telefonu: +90 232 265 20 65
🌐 Web sitemiz: https://tetkik.com.tr/
📧 Bilgi: [email protected]

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.

Ayrıca, sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir iş güvenliği uzmanının, ilgili mühendisin ya da teknik ekibin yetki ve kararlarının yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, çalışma sahanız içerisindeki tehlike – risk belirlemesi ya da mevcut işleyişin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla firmanızın işleyişine müdahil olma ya da sorumlularınızın vereceği kararların yerine tutması olarak değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

Çalışanlarda Kimyasallara Bağlı İşitme Kaybı

Ototoksik kimyasallar, hasar verdikleri kulak kısmına göre nörotoksik maddeler, kokleotoksik maddeler veya vestibülotoksik maddeler olarak sınıflandırılır ve kan dolaşımı yoluyla iç kulağa ulaşabilir ve kulağın iç kısımlarına ve bağlantılı sinir yollarına zarar verebilirler. 

  1. Nörotoksik maddeler, işitme ve dengeyi etkileyen sinir liflerine hasar verdiklerinde ototoksik hale gelirler.
  2. Kokleotoksik maddeler, esas olarak duyusal reseptörler olan koklear tüy hücrelerini etkiler ve duyma yeteneğini bozabilir.
  3. Vestibülotoksik maddeler, mekansal yönelim ve denge organlarındaki tüy hücrelerini etkiler. 

Koklea iç kulakta bulunan bezelye tanesi kadar küçük ve spiral şekilli bir yapıdır. Sesleri mekanik titreşimlerden sinyallere dönüştürmekle sorumludur. Dönüştürdüğü bu sinyaller, işitme siniri aracılığıyla beyne iletilir. Bu işlemi gerçekleştiren, kokleadaki özel algılayıcı hücrelerdir (tüy hücreler).

Vestibül, iç kulaktaki kemik labirentin merkezi kısmıdır ve kulak zarının medialinde, kokleanın arkasında ve üç yarım daire kanalının önünde yer alır. İsmi Latince vestibulum kelimesinden gelir ve kelimenin tam anlamıyla giriş salonu anlamına gelir.

Ototoksik Kimyasallar Çalışanın Vücuduna Nasıl Girer?

  • Kimyasala maruz kalmanın sıklığı
  • Kimyasala maruz kalmanın süresi
  • Kimyasalın etkinliği / gücü
  • Kimyasalın miktarı

Çalışanların işitmesine zarar veren kimyasalların zararlı etkileri gürültüde olduğu gibi yaş, sigara, alkol, vb gibi bireysel faktörlere bağlı olarak değişir.

İşitme Duyusuna Zarar Veren Kimyasallara Örnekler

  • Çözücüler
    • (örneğin, toluen, ksilen, etilbenzen ve trikloroetilen, Karbon disülfür, n-hekzan, p-ksilen, n-propilbenzen, stiren ve metilstiren.)
  • Metaller ve bileşikler
    • (örneğin, cıva bileşikleri, kurşun ve organik kalay bileşikleri, germanyum dioksit.)
  • Boğucu gazlar
    • (örneğin karbon monoksit, hidrojen siyanür ve tuzları, tütün dumanı)
  • Nitriller
    • (örneğin, 3-bütennitril, cis-2-pentennitril ve akrilonitril, cis-krotononitril, 3,3′-iminodipropionitril.)
  • İlaçlar (* Terapötik dozlarda ototoksisite sınırlıdır)
    • (Aminoglikozidik antibiyotikler (örneğin: streptomisin, gentamisin) ve bazı diğer antibiyotikler (örneğin: tetrasiklinler),
    • Loop diüretikler* (örneğin: furosemid, etakrinik asit)
    • Bazı analjezikler* ve antipiretikler* (örneğin: salisilatlar, kinin, klorokin)
    • Bazı antineoplastik ajanlar (örneğin: sisplatin, karboplatin, bleomisin).)
  • Pestisitler

Yukarıdaki listede bilinen tüm toksik maddeler belirtilmemiştir ve ayrıca kadmiyum, arsenik, bromatlar, halojenli hidrokarbonlar, insektisitler, alkil bileşikler ve manganez dahil olmak üzere diğer kimyasalların ototoksisitesini destekleyen sınırlı kanıt bulunmaktadır.

Unutulmamalıdır ki kimyasalların tek tek zararlı etkileri listelenebilse de karışımları ile oluşan zararlı etkiler çok daha fazladır.

Çalışanların Ototoksik Kimyasallara Maruz Kalma Yolları

  • Solunum yolu ile
  • Kontamine (kirlenmiş) yiyecek veya içeceklerin tüketilmesi ile
  • Cilde temas eden kimyasalın ciltten emilmesi ile

Çalışan hangi yolla maruz kalırsa kalsın kimyasallar sonrasında kan dolaşımına geçer. Kan yolu ile önce iç kulağa zarar verir sonra kulaktan beyne duyu iletimini yapan sinirlere zarar vererek işitme kaybı meydana getirirler.

Ototoksik Kimyasaların Çalışanlara Maruziyetin Önlenmesi

İşverenler, İş güvenliği uzmanları ve İş yeri Hekimleri Ototoksik Kimyasallara Maruz Kalmayı Nasıl Önleyebilir?

En etkili kontrol yöntemi elimine etme, ardından ikame, mühendislik kontrolleri, idari kontroller ve son olarak da KKD’dir.
Amerika Ulusal Mesleki Güvenlik ve Sağlık Enstitüsü (NIOSH) ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ( CDC ) nin kullandığı yukarıda şematize edilmiş Kimyasal kaynaklı işitme kaybını önlemek için kontrol Sistematiğini kullanabilirsiniz.

Çalışanlar Arasında İşitme Hasarını Önlemek İçin Kontrol Sistematiğini Kullanın

  1. Eliminasyon
  2. İkame
  3. Mühendislik kontrolleri
  4. İdari kontroller
  5. Kişisel koruyucu ekipman (KKE)
  • Öncelikle 5 adımı olan kontrol sistematiğini nasıl uygulayacağınızı yetki ve sorumluluklara göre planlayın
  • İlk adım ototoksik kimyasalı elimene etmektir. Bu amaçla mümkün olduğunca iş yerinde ototoksik kimyasalların kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Ototoksik kimyasalların kullanımının men edilmesi mümkün değil ikinci adımda ikamesi olan daha az toksik kimyasallarla değiştirilmelidir.
  • Üçüncü adımda kimyasalın solunum yolu ile çalışanlar tarafından solunmasını önlemek için mühendislik kontrolü ile havalandırma iyileştirilmelidir.
  • Dördüncü adımda çalışanlar kimyasalların tehlikeleri hakkında bilgilendirilmeli ve güvenli bir şekilde kullanmaları konusunda eğitilmelidir.
  • Beşinci adımda çalışanlara Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) sağlanmalıdır.
  • Devamlı ollarak çalışanlara KKD’yi doğru kullanmaları konusunda eğitim verilmelidir.

Kimyasalların bir çoğunda maruziyet sınırı ototoksisite açısından ayrıca belirlenmemiştir.

Farklı maruziyetleri özellikle de gürültü maruziyetini dikkate aldığımızda ve ototoksik kimyasallar ile eş zamanlı maruziyet dikkate almalıyız. Bu durumda. mevcut rehberler, MSDS ler bize yol gösterse de belirlenmiş sınır değerler çalışanlar adına yeterli güvenlik sınırı oluşturmayacaktır.

Çalışanları güvende tutabilmek için işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, işveren ve yöneticiler ortak ve duyarlı hareket etmelidir.

Çalışanlar ototoksik kimyasallara maruz kalmayı nasıl önleyebilir?

Herhangi bir kimyasal maddeyle çalışanlar, kendilerini korumak için aşağıdaki önlemleri almalıdırlar

Çalışanlar hem iş ortamında kullandıkları kimyasalları hem iş harici kullandıkları ilaç dahil tüm kimyasallar hakkında işitme kaybına veya diğer işitme hasarına katkıda bulunup bulunmadığını öğrenmelidirler. Aynı zamanda öğrendikleri bilgileri hayata geçirmeli korunma ve kullanma yollarını da öğrenmeli ve uygulamalıdırlar.

Çalışanlar kimyasalın özelliğine göre gerektiği KKD (Kişisel Koruyucu Donanımları) kullanmalıdır.

Ototoksik Madde Maruziyet Olasılığı Daha Yüksek Sektörler

  • Üretim Sektörü
    • Bazı Metallerin Üretiminde
    • Bazı Makinelerin Üretiminde
    • Deri ve ilgili ürünler Üretiminde
    • Tekstil ve giyim Üretiminde
    • Petrol Ürünleri Üretiminde
    • Kağıt (baskı dahil) Üretiminde
    • Kimyasal (boya dahil) Üretiminde
    • Plastik ve Kauçuk Ürünleri. Üretiminde
    • Mobilya ve İlgili Ürünler Üretiminde
    • Taşıma Ekipmanları (örneğin gemi ve tekne yapımı) Üretiminde
    • Elektrikli Ekipman, Cihaz ve Bileşen (örneğin piller) Üretiminde
    • Güneş Pili Üretiminde
  • Madencilik Sektörü
  • Petrol ve gaz çıkarma Sektörü
  • Yapı Sektörü
  • Tarım Sektörü
  • Eğlence, kumar ve geri dönüşüm endüstrisi atık yönetimi ve iyileştirme hizmetleri

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Alfa-Gal Sendromu

Daha çok tarım ve hayvancılık sektöründe çalışanlar olmak üzere tarla, bağ, bahçe, orman vb gibi kene bulunma ihtimali olan açık alanlarda çalışan veya kısa süreli de olsa bulunan tüm çalışanlar için potansiyel risk teşkil eden bir hastalık olan Alfa-gal sendromu (AGS) nedir?

Alfa-gal sendromu (AGS), daha önce et ve et ürünlerine karşı allerjik bir duyarlılığı olmayan kişilerin kene ısırmasından sonra et ve et ürünlerini tükettiklerinde gelişen allerjik reaksiyonlara denir. Bu nedenle AGS, kırmızı et alerjisi veya kene ısırığı et alerjisi olarak da bilinir.

Kene, ısırdığı kişiye alfa-gal olarak da adlandırılan bir tür şeker molekülü (galaktoz-alfa-1,3-galaktoz) zerk eder ve bu da antikor oluşumuna yol açar.

Erken tip Alfa-gal sendromunda (AGS); Kene ısırması sonrası bir zamanda setuksimabın ilk infüzyonunda dakikalar içinde kaşıntı, deride kızarıklık, dudakta şişme ile başlayan ölümcül olabilen sistemik aşırı duyarlılık reaksiyonudur.

BİLGİ: Setuksimab, metastatik kolorektal kanser ve baş-boyun kanserinin tedavisinde kullanılan epidermal büyüme faktörü reseptör inhibitörü ilaçtır. Setuksimab intravenöz infüzyonla verilen kimerik bir monoklonal antikordur.

Geç tip Alfa-gal sendromunda (AGS);Kene ısırması sonrasında (15 – 30 gün sonrasında) et ve et ürünü tükettiğinde 2 – 5 saat sonra kurdeşen; dudaklarda, dilde, boğazda veya göz kapaklarında şişme; öksürük; nefes almada zorluk; hırıltılı solunum; mide ekşimesi; bulantı veya kusma; karın ağrısı; ishal veya kan basıncında azalma yer alabilir.

Alfa-gal sendromu (AGS), ciddi, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir alerjik rahatsızlıktır.

Bu hastalık, çoğu memeli hayvanın etinde bulunan alfa gal (galaktoz-α−1,3-galaktoz oligosakkaridi) isimli molekülden adını almıştır.

BİLGİ: Amerika Birleşik Devletleri’nde bildirilen AGS vakalarının çoğu Güney, Doğu ve Orta eyaletlerde meydana gelir. Bunlar, en çok yalnız yıldız kenesinin (Amblyomma americanum) bulunduğu alanlardır. Avustralya’da (felç kenesi olarak bilinir) Ixodes holocylus ve Avrupa’da Ixodes ricinus türü keneler AGS ile ilişkilendirilmiştir.

Ülkemizde: Hastalık taşıyan keneler hem yumuşak (Argasidea- örn; Ornithodorus) hem de sert kene (Ixodidae- örn; Ixodes, Hyalomma, Dermacantor) cinsinden olabilmektedir. Bu keneler ile sadece protozoa değil (Babesiosis), ayrıca riketsiya (Erlichiosis, Kene ilişkili tifüs, Akdeniz benekli ateşi), non-riketsiyal bakteriler (Lyme Hastalığı, Kene ilişkili tekrarlayan ateş, Tularemi, Bartonellozis) ve virüsler de (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kene ilişkili ensefalit) taşınmakta ve insanlarda hastalığa neden olmaktadırlar.

Nasıl Tanı Konur?

İşyeri hekimi Alfa-gal sendromunu (AGS) teşhis edebilmesi için;

  • Çalışanların Sağlık Kayıtları Takibi; İş saatlerinde veya sosyal saatlerinde sağlıkları ile ilgili başlarına gelen her ayrıntıyı işyeri hekimlerine bildirmesi sağlanır ve sağlık kayıtlarına işlenmesi bu ve benzeri hastalıkların tanısını kolaylaştırır.
  • Ayrıntılı hasta geçmişi (Anammnez): Çalışanın yaptığı işe göre kene ısırığına maruz kalma ihtimalini değerlendirip özellikle sorgulamalıdır.
  • Fiziksel muayene: Genel muayenenin yanı sıra çalışanın şikayetlerine göre işyeri hekimi gerek gördüğü şekilde ayrıntılı muayeneye geçmelidir.

İşyeri Hekiminin sevk ettiği hastane şartlarında yapılacaklar;

  • Tahlil ve Tetkikler: Çalışanın başvurusu sırasındaki sağlık durumuna (şikayetlerine) yönelik hekimin gerekli göreceği tetkikler yapılır.
  • Antikor Testi: İşyeri hekiminin sevk ettiği sağlık kuruluşundaki hekim tarafından istenmesi halinde Alpha gal spesifik IgE tayini yapılır.
  • Deri testi: Setuksimab ile yapılan deri delme testi, İntradermal test yapılır.

Alfa-gal sendromunu (AGS) İle Nasıl Yaşanır?

Alfa-gal sendromu (AGS), tanısı kesinleşmiş olan çalışanlar öncelikle düzenli olarak alerji uzmanı bir hekim kontrolünde olmalıdır. İşyeri hekimi ile daha sık görüşme ve iletişim imkanı olacaktır. Sağlık durumundaki her türlü değişikliği işyeri hekimi ile paylaşmalı ve kayıt altına alınmasını sağlamalıdır.

Kan inceltici (heparin), yılan panzehiri ve bazı kanser ilaçları (cetuximab gibi) gibi bazı ilaçlar ve memeli bazlı organ replasmanları (kalp kapakçıkları gibi) alfa-gal sendromlu hastalarda alerjik reaksiyonlara sebep olabileceği için bunlardan kaçınılmalıdır.

Alfa-gal sendromu (AGS) olan çalışanlar hem işyerinde hem özel hayatlarında beslenmeleri konusunda çok titiz olmalıdırlar. Aşağıda verilmiş olan alfa – gal içeren gıda ve diğer bileşenleri beslenmelerinden çıkarmalıdırlar.

Alfa-gal İçerebilecek Besinler

Yüksek miktarda alfa-gal bulunabilir:

  • Sığır eti, domuz eti, kuzu eti, geyik eti, tavşan veya memelilerden elde edilen diğer etler
  • Karaciğer, böbrek, bağırsak veya dana eti gibi memeli organ etleri
  • Kayalık dağ veya çayır istiridyeleri

Süt ve süt ürünleri içeren gıda ürünleri de alfa-gal içerebilir. Ancak Alfa – Gal Sendrom’lu birçok hasta süt ürünlerini tolere edebilir.

İnek sütü, önemli bir gıda alerjeni olarak sınıflandırılan tek alfa-gal içeren bileşendir.

Alfa – Gal Sendrom’lu bazı kişiler ayrıca aşağıda verilen gıdalarda bulunan alfa-gal’e karşı da hassas olabilir :

  • Sığır veya domuz etinden yapılan jelatin
  • Domuz yağı, don yağı veya iç yağı gibi memeli yağıyla yapılan veya pişirilen ürünler
  • Et suyu, bulyon, et suyu ve sos

Not: Alfa – Gal Sendrom’lu hastaların hepsinde alfa-gal içeren her ürüne karşı reaksiyon görülmez.

Alfa-gal İçermeyen Besinler

  • Tavuk, hindi, ördek veya bıldırcın gibi kümes hayvanları
  • Balık ve karides gibi deniz ürünleri
  • Yumurtalar
  • Meyve ve sebzeler

Alfa-gal İçeren Gıda Dışı Ürünler

Bazı ilaçlar ve aşılar az miktarda alfa-gal içeren katkı maddeleri, dengeleyiciler veya kaplamalar içerebilir. Ancak Alfa – Gal Sendrom’lu hastaların hepsi bu bileşenlere tepki göstermez.

Alfa-gal içerebilen maddeler şunları içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir:

  • Jelatin
  • Gliserin
  • Magnezyum stearat
  • Sığır özütü

Domuz veya ineklerden elde edilen kalp kapakçıkları, monoklonal antikorlar, heparin ve bazı antivenomlar gibi hayvansal kaynaklı tıbbi ürünler alfa-gal içerebilir.

Herhangi bir şiddetli alerjide olduğunda, Alfa – Gal Sendrom’lu hastaları, belirli aşılar ve ilaçlardan kaynaklanan bireysel risk ve faydalar hakkında karar almak için işyeri hekimleri ile birlikte çalışmalıdır.

Alfa-gal Sendromu – Allerjisi Tedavisi

Alfa-gal sendromunun spesifik bir tedavisi henüz yok.

Çalışanların yalnızken acil allerjik süreçlerinde kullanmaları için adrenalin oto enjektörü reçete edilebilir ve kullanımı öğretilebilir.

Acil durumlarda bilinç kaybı da olabileceği düşünülerek çalışanların acil durum künyeleri taşımaları sağlanabilir.

Çalışanların sağlık kayıtlarının düzenli tutulması ve acil başvuru anında ilgili sağlık kuruluşundaki hekimlerin ulaşabilmesi sağlanması da önemlidir.

Hafif alfa-gal alerjik semptomlar genellikle bir antihistaminik ilaçla tedavi edilir.

Daha şiddetli reaksiyonlar kas içi adrenalin enjeksiyonu ile tedavi edilir ve acil serviste ek tedaviler gerektirebilir.

Sonuç olarak gelişen allerjik bir reaksiyon olduğu için acil şartlarda diğer allerjik reaksiyonlarda olduğu gibi çalışanın anlık şikayetleri ve sağlık durumuna göre tedavi edilir.

EK KAYNAKhttps://jamanetwork.com/journals/jama/fullarticle/2812935

Kişisel Yorumum

Bu hastalıkta temel tıbbi bilgilerimizle çelişen hususlar var;

İlk olarak, IgE’ nin aracı olduğu diğer alerjik tepkiler, antijenle karşılaştıktan sonra dakikalar içinde gelişirken Alfa-gal sendromunda belirtiler et yendikten 4-6 saat sonra ortaya çıkmaktadır.

Diğer önemli durum da antijenin protein değil bir karbonhidrat olması ve duyarlılığın kene ısırığı ile oluşması da bir tuhaf iştir.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

İleri Düzey Tıbbi Bilgi Okumak İsteyenler İçin

Dikkat – Aşağıda yer alan bilgiler

Esra Yücel1(İD), Zeynep Tamay1(İD)

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk İmmünolojisi ve Allerji Bilim Dalı, İstanbul, Türkiye http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.tr.cocukenfeksiyondergisi.org/upload/documents/2020-01/2020-14-1-001-004.pdf

Kene Isırığı ile İlişkili Yeni Bir Hastalık: Alpha-Gal Allerjisi” Makalesinden alıntılanmıştır.

Anti-gal antikoru, spesifik olarak Gal(alfa)1-3Gal(beta)1-4GlcNAc-R molekülü (kısaca “alfa-galaktosil epitopu”) ile etkileşir.

Yapılan çalışmalar, kene ısırığı sonrası vücuda kan yoluyla giren alfa-gal şekerinin, anti-gal isimli bir antikorun üretimini tetiklemesi sonucu alerjik reaksiyonun geliştiğini göstermektedir.

Alfa-gal oligosakkaridine karşı üretilen IgM, IgG ve IgE antikorları farklı reaksiyonlara neden olur. Alfa-gal sendromu reaksiyonlarını IgE oluşturur. Kenenin ısırığında alınan Th2-tetikleyici reaksiyonu IgE reaksiyonunu değiştirdiği ve Alfa-Gal Sendromu’nu neden olduğu düşünümektedir.

Alfa-gal sendromu oluşumu sadece memeli eti tüketmek ile olmaz, kene tarafından ısırılma şarttır.

Sonrasındaki reaksiyon IgM antikorunun, bir diğer memeli hayvandan gelen eti “yabancı madde” olarak algılayıp reddetme reaksiyonudur. Bu sebeple sorun sadece sadece alerjik reaksiyon değildir. Hayvandan insana doku, organ nakillerinde de (ksenotransplantasyon) zorluk çıkarır.

ALPHA GAL-ALLERJİSİNDE KLİNİK BULGULAR ve TANI

Alpha-Gal allerjisi iki ayrı klinik bulguya yol açmaktadır.

Bunlardan birincisi setuksimabın ilk infüzyonunda dakikalar içinde görülen fatal olabilecek erken tipte IgE aracılı sistemik aşırı duyarlılık reaksiyonudur.

Diğeri ise kırmızı et tüketimini takip eden 2-5 saat içinde başlayan, daha çok bulantı gibi gastrointestinal semptomlar, özellikle palmar bölgede ya da yaygın kaşıntı, ürtiker ve anafilaksi şeklinde ortaya çıkan geç tipte IgE aracılı sistemik reaksiyonlardır.

Hastaların çoğunda belirtilerin ortaya çıkışından yaklaşık 15 gün-1 ay öncesinde kene ısırığı öyküsü mevcuttur. Egzersiz gibi bazı kofaktörler, tüketilen etin pişirme şekli, tüketilen miktar, böbrek, dalak gibi sakatat ürünlerinin tüketilmesi de semptomların ortaya çıkış zamanını etkileyebilmektedir.

Bu hastalarda genellikle tüm kırmızı etler ile belirti olması beklenmekte olup, tavuk ve balık gibi diğer etler ile reaksiyon gelişmemektedir.

Bazı hastalarda tüketilen etin hayvanın hangi kısmına ait olduğuna bağlı olarak antijen miktarının daha fazla ya da az olması ile ilişkili sadece kaşıntı ve ürtiker gibi hafif semptomlar da olabilmektedir.

Kırmızı etin sindirimi, Alpha gal’in sistemik dolaşımda şilomikronlar ve VLDL ile taşınması için bir süre geçmesinin gerekmesi ve önceden kene ısırığı ile duyarlılık gelişmiş bireylerde VLDL üzerinde taşınan Alpha gal’in mast hücrelerini aktive ederek IgE aracılı geç reaksiyonu başlatması kırmızı et tüketimi sonrası neden geç reaksiyon geliştiğini açıklamaktadır.

Tanı için koyun, dana, domuz eti gibi kırmızı etlerin kendisi ya da ticari ekstratları ile yapılan deri delme testlerinde ya negatiflik saptanmakta ya da küçük (2-4 mm) kabarıklık gözlenmektedir.

Bu alerjenlere karşı bakılan spesifik IgE değerleri de çoğunlukla negatiftir ve tanısal değildir.

Tanı için setuksimab ile yapılan deri delme testi, intradermal test ve kandan Alpha gal spesifik IgE tayini daha spesifik testlerdir.

Yapılan bir çalışmada Alpha gal Spesifik IgE’nin 5.5 kU/L üzerinde saptanması Alpha gal allerjisini %95’in üzerinde bir oranda öngörmektedir.

Alpha gal allerjisini doğrulamak için yapılacak kırmızı et ile besin yükleme testi için standart bir protokol olmamakla birlikte özellikle geç reaksiyon beklendiğinden hastanın uzun süreli gözlenmesi önerilmektedir.

Aşılar

Özellikle Alpha gal allerjisi olan kişilerde sığır jelatini içeren aşılar ile aşılama sonrası reaksiyon bildirilmiştir. Bu reaksiyonların çoğu hidrolize jelatin içeren Varicella Zoster aşısı (Zostavax) sonrası olmuştur.

Prostetik Kalp Kapakları

Sığır ya da domuz kaynaklı biyoprostetik kapak implantasyonu sonrası akut allerjik reaksiyon ile komplike olan olgular bildirildiği gibi erken dönemde kapak yetersizliği ve kapak deformasyonu gelişen Alpha gal allerjisi olan olgular da bildirilmiştir. Bu nedenle Alpha gal içermeyen biyoprostetik kapak geliştirmek için çalışmalar yapılmaktadır.

İdiyopatik Anafilaksi

Yapılan bir çalışmada idiyopatik anafilaksili olguların %9’unda Alpha gal allerjisi saptanmıştır. Kırmızı et tüketimi sonrası semptomların geç başlaması ve hastanın gelişen semptomlarını bununla ilişkilendirmemesi, kene ısırığı öyküsünün sorgulanmaması ya da hastanın bu ayrıntıyı hatırlamaması bu hastaların idyopatik anafilaksi olarak değerlendirilmelerinin en önemli sebeplerindendir. Bu nedenle idiyopatik anafilaksi ayrıcı tanısında Alpha Gal allerjisi de mutlaka düşünülmelidir.

TARİHÇE

Alpha gal allerjisinin tanımlanması bazı epidemiyolojik gözlemlerin sayesinde gerçekleşmiştir.

İlk kez 2004 yılında metastatik kolorektal kanser tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilmiş Epidermal Büyüme Faktörü Reseptörü (EGFR)’ne karşı monoklonal antikor olan Cetuximab araştırmaları sırasında ilacın ilk infüzyonundan dakikalar sonra gelişen anafilaksi vakalarının özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin güneydoğu eyaletlerinde sık olduğu gözlendi.

Bunun üzerine yapılan araştırmalarda bu vakalarda ilaç infüzyonu öncesinde de ilaca karşı spesifik IgE antikorlarının mevcut olduğu gösterildi ve ileriki yıllarda Cetuximab’ın glikolizasyon mekanizması, ilacın α1,3-galaktozil rezidüleri içerdiği ve Cetuximab’a karşı oluşan bu spesifik IgE’nin aslında Cetuximab’ın ağır zincirindeki Fab bölgesindeki α1,3 galaktoz oligosakkarit rezidülerine karşı geliştiği keşfedildi.

Aynı tarihlerde ABD’nin yine güneydoğu eyaletlerinde özellikle açık hava etkinliği yapan kişilerde tekrarlayan yaygın ürtiker, anjiyoödem ve anafilaksi görüldüğü ve bu kişilerin ortak özellik olarak reaksiyonlardan 3-5 saat öncesinde kırmızı et tükettikleri gözlendi.

Bu hastaların ilginç olarak hem ticari alerjen ekstratları, hem de pişmiş ve çiğ dana, koyun ve domuz eti ile yapılan deri delme testleri ile aynı zamanda spesifik IgE düzeyleri negatif saptamıştı.

Karl Landsteiner 1936’da insanlarda non-primat hayvanların kan grubu antijenlerinde bulunan ‘B-Like’ oligosakkaritlere karşı antikor olduğunu göstermişti.

Bu antijenin Alpha gal ile eş yapıda olduğunun bulunması ve Alpha gal’in non-primat memelilerin et ve dokularında bulunduğunun gösterilmesi, bu nedeni açıklanamayan aşırı duyarlılık reaksiyonlarının tanımlanması için gerekli ipuçlarından en önemlisini sağlamış oldu.

Yukarıda bahsedilen iki farklı klinik bulgunun benzer coğrafik bölgede gerçekleşmesi nedeniyle araştırıcılar bu hastaların serumlarında Alpha gal duyarlılığını incelediler. Hastaların Alpha gal spesifik IgE değerlerinin anlamlı olarak yüksek olduğunu ve aynı zamanda kırmızı ette bulunan 7 tip Alpha gal spesifik epitoptan 4’ünün pişirilme ile kaybolmadığını gösterdiler.

İlk kez 2009’da Avustralya’dan yayınlanan bir makalede kırmızı et allerjisi ile kene ısırığının ilişkili olabileceği bildirildi.

Bunun üzerine araştırmacılar ABD’de özellikle Rocky Dağları Benekli Ateşi’nin en sık görüldüğü bölgedeki Amblyomma americanum (Lone Star Tick) kenesinin dağılım bölgesi ile kırmızı et ve Cetuximab’a karşı reaksiyonların görüldüğü bölgelerin de aynı olduğunu gözlemlediler. Bu cins keneler ile ısırılan kişilerde Alpha gal spesifik IgE artışının saptanması kene ısırığı ile kırmızı et allerjisi ilişkisini ortaya koydu.

ABD’dekinden farklı cins keneler ile; Avustralya’dan Ixodes holocyclus, Avrupa’dan Ixodes ricinus, Panama’dan Ambylomma cajennense kenelerinin ısırması sonrası gelişen kırmızı et allerjisi olan olgular bildirildi.

Yapılan bir çalışmada Ixodes ricinus cinsi kenenin gastrointestinal sisteminden Apha gal alerjeni izole edildi.

ABD’de Lyme hastalığının başlıca vektörü olan Ixodes scapularis kenelerinin Alpha gal’e karşı spesifik IgE oluşturmadığı gösterildi.

Ülkemizden de Alpha gal allerjisi olan vakalar bildirildi.

Bu vakaların özellikle Ixodes ricinus’un baskın kene türü olduğu Orta Karadeniz bölgesi illerinden Ordu ve Giresun’da kene ile sokulma öyküsü mevcuttu.

Yakın zamanda yapılan bir çalışmada ‘Apha gal knock out’ fare modelinde kene tükürüğünün subkutan uygulanmasının Alpha gal spesifik IgE oluşumu için yeterli antijenik uyarıyı sağladığı gösterildi ve bu sayede Alpha gal allerjisinde duyarlılığın gelişmesi için kene ısırığının en önemli yol olduğu kanıtlanmış oldu.

Son yıllarda kene dışı parazitlerin (örn. helmintler) yol açtığı Alpha gal duyarlılığının immünomodülatuar etkisi olduğu ve regülatuar T (T reg) hücre artışı ile allerjik yanıtın azalmasını sağladığı gösterilerek bu durumun ‘hijyen hipotezi’ ile örtüşebileceği ifade edildi.

İnsan kan grubu antijenleri ile Alpha gal’in benzer homolog yapısı olması nedeniyle yapılan bir çalışmada Alpha gal allerjisinin özellikle Anti B antikoru mevcut olan O ve A kan grubu kişilerde daha sık görüldüğü bildirildi.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

İş ile İlgili Kalp Hastalıkları

Kalp hastalığı” terimi, çeşitli kalp rahatsızlıklarını ifade eder. En yaygın kalp hastalığı türü Koroner Kalp Hastalığıdır.

Bazen kalp hastalığı “sessiz” olabilir ve bir kişi kalp krizi, kalp yetmezliği veya aritmi belirtileri veya semptomları yaşayana kadar teşhis edilmeyebilir. Bu olaylar gerçekleştiğinde, semptomlar şunları içerebilir:

  • Kalp Krizi: Göğüs ağrısı veya rahatsızlığı, sırtın üst kısmında veya boyunda ağrı, mide ekşimesi, mide bulantısı veya kusma, aşırı yorgunluk, baş dönmesi ve nefes darlığı.
  • Aritmi: Göğüste çırpıntı hissi (çarpıntı).
  • Kalp Yetmezliği:  Nefes darlığı, yorgunluk veya ayak, ayak bileği, bacak, karın veya boyun damarlarında şişme.

Çalışma hayatında yer alan hemen herkes ortalama olarak günün en aktif 8 (sekiz) saatini işyerinde geçirir. En az bir öğünü de çalışma saatleri içerisinde yer alır. İşe gidiş ve dönüşte yolda geçen zamanı da dikkate alırsak günümüz koşullarında iş maksadı ile geçen zaman aile – sosyal hayata ve uykuya ayrılan zamandan oldukça fazladır.

Bu sebeple çalışanlarda gelişebilecek tüm kardiyovasküler (kalp) hastalıklarında genetik harici sebeplerde kişisel yaşam tarzı kadar çalışma hayatı da önemlidir.

İşyeri Hekimi olarak bizler; çalışanlarımız başta olmak üzere işveren ve yöneticilerimizi, çalışma hayatının tüm kardiyovasküler (kalp) hastalıkların gelişmesindeki rolünü doğru anlatabilirsek birlikte hem kendileri hem çalışanları için en iyi çözümleri üretebiliriz.

Tüm Kardiyovasküler (Kalp) Hastalık Ölümlerinin İşe Bağlı Nedenleri

  1. Çalışma ortamında örgütsel adaletin olmaması (işyerinde haksızlığa uğradığı hissi)
  2. Toz, duman veya kimyasal maruziyetler (örneğin ikinci el duman ve kurşun)
  3. Geceleri çalışma, vardiyalı çalışma veya diğer standart dışı vardiyalar 
  4. Uzun çalışma saatleri (haftada 55 saat veya daha fazla
  5. İşletmenin çalışanlarına sosyal desteğinin az olması
  6. İş güvencesinin olmaması (işini kaybetme endişesi)
  7. Çok çaba gerektiren, düşük gelirli bir işte çalışmak 
  8. Çalışma sırasında yeterli iş kontrolü yapılmaması
  9. Çalışanın kapasitesi üzerinde iş talep edilmesi
  10. Geçici işler – İşsizlik süreci yaşaması
  11. İşyerinde zorbalık veya şiddet 
  12. Mobbinge maruz kalmak
  13. Artırılmış fiziksel aktivite 
  14. İş-aile dengesizliği

Çalışan ile ilgili Kardiyovasküler (Kalp) Hastalık faktörleri

İşiniz kalp hastalığı için diğer risk faktörlerinizi de etkileyebilir. Buna yüksek tansiyonunuz, yüksek glikozunuz ve insülin direnciniz olup olmadığı da dahildir. Obez olup olmadığınız, egzersiz yapmadığınız veya sağlıksız bir diyetiniz olup olmadığı. Tükenmiş veya depresifseniz, aşırı alkol kullanıyorsanız veya uyku sorunlarınız varsa.

Kardiyovasküler (Kalp) Hastalıkları İçin En Çok Riski Olan İş – Meslekler

Bu mesleklerde çalışanların kalp hastalığı riski daha yüksektir.

  • Uzun yol kamyon şoförleri de dahil olmak üzere profesyonel şoförler
  • Emniyet görevlileri ve itfaiyeciler de dahil olmak üzere ilk/acil müdahale ekipleri
  • Yiyecek ve içecek hazırlama çalışanları
  • Balıkçılık çalışanları
  • Kargo çalışanları
  • İnşaat mühendisleri ve inşaat çalışanları
  • Tesis ve makine operatörleri ve montajcıları

Çalışma Ortamına Bağlı Kardiyovasküler (Kalp) Hastalıkları Önlemek İçin Ne Yapılabilir?

İşyerinde İşyeri Hekimleri Tarafından Program ve Aktiviteler Oluşturulabilir

  • Çalışma saatleri içerisinde dinlenme ve. yemek molaları haricinde kısa (5-10 dk) fiziksel aktivite molaları oluşturabilirsiniz.
  • Çalışanlara daha sağlıklı olmalarını sağlayacak eğitim programları planlayıp sunumlara katılmalarını sağlayabilirsiniz.
  • Çalışanların işyerinde kullanılan kimyasallara maruziyetlerini önlemek için gerekli eğitimler planlanmalı ve katılımları sağlanmalıdır.
  • İşyeri içerisinde özellikle ortak kullanım alanı olan tuvaletlerde, merdiven sahanlıklarında vb gibi alanlarda sigara içilmesini önleyebilirsiniz.
  • Yemekhane, kafeterya ve yiyecek – içecek otomatlarında sağlıklı yiyecekler sunulmasını sağlayabilirsiniz.

İşyeri Hekimleri Tarafından İşyerlerinde Gözetim Programları Uygulanabilir

  • Planlanacak sağlık taramaları ve yönlendirmeleri yapılabilir.
  • Çalışanların riskli grupta olanları belirlenerek düzenli kan basınçlarının ölçümü ve işyeri hekimi tarafından takibi planlanabilir.
  • İşyerinde çalışanların ve iş organizasyonunun stresörlerinin tespiti için çalışma yapılabilir. Elde edilen işyeri psikososyal stresörlerinin verileri; kronik, anlı, günlük olarak tasnif edilebilir. Bu tasnife göre stresörlerin ortadan kaldırılması için çalışma yapılabilir.

İşveren ve Yöneticiler Tarafından İşle İlgili Stres Faktörleri Azaltılabilir

Çalışanların iş kaynaklı stresini ve yorgunluğunu azaltabilecek önlem ve uygulamalar yapılmalıdır.

  • Zorunlu fazla mesai azaltılabilir. 
  • Çalışanın ailesindeki hastalıklarda da çalışana izin verilebilir. 
  • İşyeri revirinde personel sayısı gereklilik durumuna göre arttılabilir.
  • İşyerinde işe bağlı stresi belirlemek ve azaltmak için psikososyal risk analizi yapılabilir. (örneğin, çalışan-yönetim komiteleri geliştirilebilir). 
  • Çalışanların çalışma zamanı, iş görevleri veya iş organizasyonu üzerindeki etkinliği artırılabilir.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Çimento Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetiminde Epistemolojik Yaklaşım

Bilgi Üretimi, Güven ve Sahaya Uygulanabilirlik

Çimento sektöründe iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının epistemolojik (bilgi felsefesi) temellerini analiz etmeyi amaçladığım bu yazıda; Türkiye’deki çimento fabrikalarının yapısal riskleri, çalışan davranışlarını, yönetim sistemlerini, bürokratik gereklilikleri ve sahadaki pratik bilgi üretimini göz önüne alarak, işveren–işçi ilişkisinin bilgi üretimi bağlamında nasıl şekillendiğini değerlendirmeye çalıştım. Ayrıca vaka örnekleri ve saha analizleri üzerinden, bilgiye dayalı (epistemik) boşlukların neden kaza ürettiği; bilgiye dayalı (epistemik) güven mekanizmalarının ise güvenlik kültürünü nasıl dönüştürdüğü ortaya koymayı da ihmal etmedim.

Çimento sektörü; yüksek toz konsantrasyonu, kapalı alan çalışmaları, yüksek ısı temaslı operasyonlar, döner fırınlar, ağır mekanizasyon, patlayıcı riskler (inertizasyon hataları), yüksekte çalışma ve kimyasal maruziyet gibi çok boyutlu risklerin aynı anda yürüdüğü endüstriyel bir alandır.

Bu nedenle İSG yönetimi, yalnızca mevzuat uyumluluğuyla sürdürülebilecek bir süreç değildir. Çimento sektörü özelinde en kritik unsur, bilginin üretilmesi, paylaşılması ve uygulanmasıdır. Dolayısıyla bu sektör, epistemolojinin —yani bilginin doğası, kaynağı ve doğruluğu— en görünür olduğu çalışma alanlarından biridir.

Sizlere, çimento sektöründe İSG’nin teknik bir süreç olmanın ötesinde, aslında bir bilgi yönetimi ve bilişsel uyum süreci olduğunu hatırlatacağım.

Çimento Sektöründe Bilginin Doğası

İSG’deki bütün başarısızlıkların özünde bilginin dayanak aldığı felsefede (epistemolojik) bir hata bulunur:

“Bilgi üretilmiş ama doğrulanmamıştır.”
“Bilgi doğrulanmış ama paylaşılmamıştır.”
“Bilgi paylaşılmış ama eyleme dönüştürülmemiştir.”

Bu üçlü döngü kırıldığında kazalar kaçınılmaz hale gelir.

Sahadan Üretilen Bilgi / Yönetmelik Bilgisi

Çimento fabrikalarında gözlenen temel bilgi çatışması şudur:

  • İşverenin yönetmelik ve standart temelli bilgisi
  • İşçinin saha deneyimine dayanan pratik bilgisi

Bu iki bilginin örtüşmediği durumlarda epistemik (bilginin üretilmesi, paylaşılması ve uygulanmasında) boşluk ortaya çıkar. Bu boşluklar, güvenlik açıklarını besleyen bilişsel kör noktalardır.

Birçok yönetici “prosedür var, eğitim var, talimat var” diyerek sistemin işlediğini varsayar.
Oysa bu bilgilere dayanak davranışlar açısıdan felsefi soru şudur:

“Bu bilgi sahada gerçekten uygulanabilir mi?”

Bilgi uygulanmıyorsa, bilgi değildir.
Bilgi sadece yazılı materyal olamaz; pratikte eyleme dönüşmüş olmalıdır.

İşveren–İşçi İlişkisinde Bilginin Değerinin Kabul Edilmesi

Bilgiye dayalı (epistemik) güven, bir kişinin diğerinin bilgi aktarımına güvenme derecesidir.

Çimento fabrikalarında bilgiye dayalı güvenin üç boyutu vardır:

(1) İşverenin, işçinin sahadaki deneyim bilgisini ciddiye alması
(2) İşçinin, yönetimin sunduğu prosedürel bilgiyi kendi güvenliği için anlamlı bulması
(3) İş güvenliği profesyonelinin bu iki bilgi alanını birbirine tercüme edebilmesi

Bu üç unsur bir araya gelmediğinde, sektörün tipik sorunları oluşur:

  • “20 yıldır böyle yapıyorum, bir şey olmaz.”
  • “Bu işin akademik bilgisi sahada geçmez.”
  • “Prosedür çok uzun, okumaya vaktim yok.”
  • “Form doldurmak için iş durdurulmaz.”

Bu söylemlerin tamamı bilgiye dayalı güven eksikliğinin ürünüdür.

Bilişsel Çapalar ve Sahada Karar Verme Hataları

Çimento sektöründe en sık görülen bilişsel çapa şudur:

“Benim yaptığım doğru, çünkü hep böyle yapıyoruz.”

Buna ek olarak:

  • Normalleşmiş Sapma: Riskli davranışların zamanla normal hale gelmesi
  • Hız Baskısı Çapası: Üretim baskısının güvenliği geri plana atması
  • Sorumluluk Dağılması Çapası: “Nasıl olsa denetim var” algısı
  • Dayanıklılık Yanılsaması: “Toza alışkınız, bizde bir şey olmaz” inancı

Bu bilişsel çapalar, teknik hatalardan çok daha fazla kaza üretir.

Çimento Sektöründen Vaka Analizleri

Aşağıda verdiğim örnekler tamamen sahaya dayalıdır ve Türkiye çimento sektöründe sıkça gözlenen durumların sentezidir.

Vaka 1 – Filtre Torbası Değişimi (bilgiye dayalı)

Durum:
İşçiler torba değişiminde maske kullanmayı gerekli görmemektedir. Gerekçe:
“Zaten 5 dakika sürüyor.”

Bilgiye dayanağında hata:
“Maruziyet süresi kısa = zararsızdır” yanlış bilgisi.

Sonuç:
Yıllar içinde kronik öksürük, FEV1 düşüşleri ve erken yaş KOAH benzeri tablolar geliştiği tespit edilmiştir.

Çözüm:
Sahadaki maruziyet ölçümleri işçilerle birlikte analiz edilmiş ve pratik maskenin neden gerekli olduğu biyolojik veriyle kanıtlanmıştır.

Bu, bilgiye dayalı (epistemik) köprünün kurulmasıdır.

Vaka 2 – Döner Fırında Çapak Temizliği (Bilgi Paylaşım Hatası)

Durum:
Bakım ekibi inertizasyon tamamlanmadan kapağı açmıştır.
Sebep: “İşletme inert gaz seviyesinin düştüğünü bildirmedi.”

Epistemolojik hata:
Bilginin paylaşılma zinciri eksiktir.

Sonuç:
Patlama olmadan kontrol altına alınmış fakat ciddi yanma riski doğmuştur.

Öğrenilen:
Bilgi paylaşımı da bir güvenlik ekipmanıdır.

Vaka 3 – Bant Temizliği (Normalleşmiş Sapma)

Durum:
Çalışan bant temizliğini durdurmadan yapmaktadır.
Gerekçe: “Her gün yapıyoruz, sorun olmadı.”

Bilgiye dayanağında hata:
Normalleşmiş sapmayı bilgi gibi kabul etmek.

Sonuç:
Kol sıkışmasıyla sonuçlanan ciddi yaralanma.

Çözüm:
Çalışanın kendi anlattığı yöntemle risk analizi yapılmış, reel tehlike görünür kılınmıştır.

Epistemik Köprü Modeli – Saha Uygulamalarında Bilgi Bütünlüğü

Şahsi görüşüm İş Sağlığı ve Güvenliği alanın genelinde ve bu yazının odağı olan çimento sektöründe Epistemik Köprü Modeli uygulanmalıdır.

Nasıl mı?

1. Veri Üretimi

Toz ölçümleri, maruziyet kayıtları, yakın kaza analizleri, günlük devriye notları.

2. Bilginin Doğrulanması

Teknik ekip – saha çalışanı – İSG birimi üçlü doğrulama.

3. Bilginin Paylaşılması

Sadece eğitimle değil, günlük kısa “saha diyalogları” ile. (İş güvenliğinde sık bahsi geçen Toolbox’lar ile)

4. Bilginin Eyleme Dönüşmesi

Uygulanabilir prosedür, çalışan için anlamlı kural.

5. Bilginin Kurumsallaşması

Tüm süreçlerin yönetimin hafızasına (kurumsal hafıza) işlenmesi.

Bu model, teknik yönetim sistemleriyle (ISO 45001 vb.) birebir uyumludur lakin onlardan daha işlevseldir, çünkü Epistemik Köprü Modeli ile bilgi döngüsünü insan davranışı üzerinden tanımlıyorum.

Bilgi, Güven ve Uygulama Aynı Çizgide Buluştuğunda

Çimento sektöründe İSG yönetimi, bir “prosedür uygulama” işi değil, bilişsel uyum ve bilgi üretimi işidir.
Bu yazıda sizlere hatırlatmaya çalıştıklarım:

  • Çalışan bilgisi küçümsendiğinde güvenlik kültürü çöker.
  • Yönetmelik bilgisi sahaya uyarlanmadığında prosedürler işlevsizleşir.
  • Bilgiye dayalı güven kurulduğunda işveren ve işçi ortak bilgi üretmeye başlar.
  • Bu ortak bilgi, güvenlik kültürünü kalıcı şekilde dönüştürür.

Gerçek güvenlik; bilginin, güvenin ve uygulamanın aynı çizgiye oturmasıdır.

Bu çizgi kurulduğunda, çimento sektöründe kaza oranları sadece azalmaz;
bilgi tabanlı bir güvenlik kültürü kurumsallaşır.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT
0 530 568 42 75

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

Daha Fazla

İşyerinde Tükenmişlik Hissediyor musunuz? İşiniz Sağlığınızı Etkiliyorsa Ne Yapabileceğinizi Öğrenin.

İş Tükenmişliği “Burnout”, işe bağlı bir stres türüdür.

Çalışanın fiziksel veya duygusal olarak eksilmeyi yıpranmayı ifade eder. Çalışanların tükenmişliği aynı zamanda işe yaramadığı duygusunu, kendini güçsüz ve boş hissetmesini de kapsamaktadır.

Çalışanların tükenmişlik yaşaması kendisinin ve ailesinin yıkımı ile sonlanabilecek ciddi bir süreçtir. Dolayısı ile iş ortamı ve iş verimliliği bakımından da olumsuz sonuçlara neden olacaktır.

BİLGİ: Bilinen tükenmişlik kavramı, 1974’te ilk olarak psikolog Herbert Freundenberger tarafından kullanılmış. Freudenberger tükenmişliği, insanların aşırı çalışmaları sonucu işlerinin gereklerini yerine getiremediklerinde hissettikleri duygusal tükenme olarak tanımlamış. Daha sonraki yıllarda tanımı daha da detaylandırarak tükenmişliğin etmenlerini duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarı ve beceride azalma olarak sıralamış.

Tükenmişlik bugün için tıbbi bir teşhis değildir.

Tükenmişliğin arka planında depresyon ve benzeri durumların olduğu görüşünde olanlar da vardır. Çalışanlarda tükenmişlik depresyon gelişimi riskini artırabilir. Buna rağmen depresyon ve tükenmişlik birbirlerinden farklı olup ve pek tabi ki farklı tedavilere ihtiyaç duyarlar.

BİLGİ: Stres tepkilerinin üç anahtar boyutu; aşırı yorgunluk, alaycılık hisleri, işten kopma ile etkisizlik ve başarısızlık hisleridir. Bu üç boyuttaki varyasyonların birleşimleri farklı iş deneyim modelleri ve tükenmişlik riskiyle sonuçlanabilir. (Maslach, 2003; Maslach, Schaufeli ve Leiter, 2001).

Belirli kişilik özellikleri tükenmişlik riskini etkileyebilir. Geçmiş iş deneyimleri gibi diğer faktörler de tükenmişlik riskini etkileyebilir. Bu, iki kişi aynı iş sorunlarıyla uğraşıyorsa birinin iş tükenmişliği yaşarken diğerinin yaşamamasının nedenini açıklamaya yardımcı olur.

Sebebi ne olursa olsun, iş tükenmişliği fiziksel ve ruhsal sağlığınızı etkileyebilir. İşte iş tükenmişliğinizin olup olmadığını nasıl anlayacağınıza ve bu konuda neler yapabileceğinize dair bazı ipuçları.

BİLGİ: Freudenberger kendini işe adamış kişiyi şöyle tanımlar: Çok fazla iş yüklenen, haddinden fazla çalışan, iş dışındaki yaşamı tatmin edici olmayan, aynı zamanda işini başka hiçbir kimsenin onun kadar etkili yapamayacağını düşünen ve kuralcı bir çalışan kişidir. (Iacovides, vd., 2003). Tanıdık 🙂 geldi mi?

Değerli Çalışanlar İş tükenmişliği yaşayıp yaşamadığınızı öğrenmek için şu soruları yanıtlayın:

  • Yaptığınız işin değerini sorguluyor musunuz?
  • Kendinizi işe sürüklüyor ve başlamakta zorluk mu çekiyorsunuz?
  • Kendinizi işinizden ve birlikte çalıştığınız insanlardan uzak mı hissediyorsunuz?
  • İş arkadaşlarınıza, müşterilerinize veya danışanlarınıza karşı sabrınız mı tükendi?
  • İşinizi iyi yapacak enerjiye sahip değil misiniz?
  • İşinize odaklanmakta zorluk mu çekiyorsunuz?
  • Yaptığınız işlerden pek tatmin olmuyor musunuz?
  • İşinizin sizi hayal kırıklığına uğrattığını mı hissediyorsunuz?
  • Yeteneklerinizden ve becerilerinizden şüphe mi ediyorsunuz?
  • Kendinizi daha iyi hissetmek veya hislerinizi uyuşturmak için yiyecek, uyuşturucu veya alkol kullanıyor musunuz?
  • Uyku alışkanlıklarınız değişti mi?
  • Baş ağrınız, mide veya bağırsak problemleriniz veya bilinen bir nedeni olmayan başka fiziksel şikayetleriniz mi var?

Değerli çalışanlar bu sorulardan herhangi birine evet cevabı verdiyseniz, iş tükenmişliği yaşıyor olabilirsiniz. Evet cevabı sayınız arttıkça iş tükenmişliği olma olasılığınız yükselmektedir. Öncelikle İş yeri hekiminizle görüşmeli gerek görmesi durumunda Psikiyatri uzmanına başvurmalısınız. Vereceğiniz evet cevapları aynı zamanda depresyon ve benzeri bir sağlık sorununuz da olabileceğini göstermektedir.

İş tükenmişliğinin farklı nedenlerini sıraladığımızda:

  • Kontrol Eksikliği: Çalışanın yaptığı iş konusunda söz sahibi olmaması yada çok kısıtlanmasıdır. Örneğin çalışma programını, iş yükünün zamana yayılmasının planlaması vb gibi kararlarda söz hakkı olmaması yada çok kısıtlı olması iş tükenmişliğine yol açabilir. Bunun yanında çalışanın işin gereğini yerine getirebilmek için ihtiyacı olan desteğe, bilgi akışına, ekipmana vb gibi şeylere sahip olmaması da tükenmişliğe katkıda bulunmaktadır.
  • Çalışandan Beklenenler Konusunda Netlik Eksikliği: Çalışan, işvereninin, üst yöneticilerinin talepleri konusunda, hedefleri konusunda emin değilse, tamamladıklarının (yaptıklarının) yeterli olup olmadığından başarılı olup olmadığından emin olamaz. Başarı hissini yaşayamaz. Bu durum zaman içerisinde iş tükenmişliğine yol açar.
  • Başkalarıyla Çatışmalar: Çalışanlar bazı işyerlerinde zorba yöneticilerle çalışma durumunda kalırlar. İşyerindeki çalışma arkadaşlarınız farklı sebeplerle aralarına almıyor hatta karşı duruş sergiliyor olabilirler. İşveren yada üst yöneticiler çalışanın işi ile fazlaca ilgileniyor ve stresini arttırıyor olabilirler. Bu durum zaman içinde iş tükenmişliğine yol açar.
  • Çok Fazla veya Çok Az Olan Talepler: Çalışanın beceri ve yeteneklerinin çok altında bir iş yaptığı durumlarda odaklanmak için gereğinden fazla enerji harcamaya başlar ya da taleplerin beceri ve yeteneklerini çok aştığı durumlarda enerjisi kısa zamanda biter. Bu iki durum da çalışanın yorgunluğuna ve iş tükenmişliğine yol açabilir.
  • Destek Eksikliği: Çalışanlar hem işyerlerinde hem de kişisel yaşamlarında yalnız hissedebilirler. Çalışmaları sırasında gerektiğinde danışma veya onaylanma ihtiyacı duyarlar. ihtiyaç duyduklarında bu desteği bulamamaları durumunda çalışanın stresi artar. Bu durum iş tükenmişliğine yol açar.
  • İş-Yaşam Dengesi Sorunları: Çalışanın iş yerinde geçirdiği sürenin uzaması sebebiyle özel hayatından özellikle de ailesiyle geçireceği zamanın daralması yada işyerinde enerjisini tüketmesi sebebiyle zamanı olsa da özel yaşamına ve ailesine enerjisi kalmaması hayatının dengesini bozar. Bu dengenin bozulması iş tükenmişliğine yol açar.
  • Duygusal Baskı, Empati ile Gelen Baskı: Çalışan sosyal hizmetler, sağlık vb gibi insanlara destek olmayı gerektiren işlerde çalıştığında acze düşen insanların durumları ile kendini, duygu durumunu eşleştirmesi ve gücünün ötesinde olan maduriyetler karşısında aciz kalması strese yol açar. Bu durum da iş tükenmişliğine yol açar.

İş tükenmişliği durumlarında her hangi bir şey yapmamak kişinin durumunu daha da kötüleştirir.

  • Bitkin hissetmek.
  • Başa çıkabilecek durumda değilim.
  • Uyuyamamak.
  • Üzgün, öfkeli, sinirli olun ya da umursamayın.
  • Daha fazla alkol veya diğer maddeleri kullanın.
  • Kalp hastalığı, yüksek tansiyon veya tip 2 diyabet hastası olabilirsiniz.
  • Hastalanma olasılığınız daha yüksek olur.

Çalışanın tükenmişlik sendromu genellikle iş yerinde kontrol edemediği durumları içerir.

Değerli Çalışanlar, stresle nasıl başa çıkacağınızı kontrol etmenin yollarını değerlendirelim.

  • Doğru ve Etkili İletişim İle Kendinizi İfade Edin: Sizi endişelendiren hususlar hakkında öncelikle işvereninizle, yetkililerinizle konuşmalısınız. Farkında olmadıkları kasıtlı yapmadıkları hususlarda doğru iletişim ile farkındalık yaratabilir, Hedeflerde ulaşılabilir gerçekçi küçük adımlar belirleyin. Sıraya koyun. Pek tabi ki iş yerinde sizin için sorun olan hususların değişmesi olası değilse, sizin için daha uygun olabilecek bir iş arayabilirsiniz. Eisenhower Matrisini öğrenin iş ve özel hayatınızda uygulayın.
  • Destek Arayın:  İş arkadaşlarınızdan, arkadaşlarınızdan veya sevdiklerinizden destek isteyin. Başkalarıyla konuşmak başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Ait olduğunuzu hissetmek tükenmişliğe karşı koruma sağlar. İşiniz bir çalışan yardım programı sunuyorsa, sunulan hizmetlere bakın.
  • Beyninizi Dinlendirin: Stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilecek aktiviteler arayın. Örnekler hayvan beslemek, çiçek yetiştirmek belki bahçe işleri vb gibi sizi zihnen mutlu edecek ve dinlendirecek ile ilgil alanları bulun. Bunların yanı sıra yoga, meditasyon veya tai chi gibi farklı zihin faaliyetlerini de seçebilirsiniz. Nefes egzersizi öğrenin. Günde birkaç kez derin nefes almak kadar basit bir şey bile gerginliği azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Bedeninizi Çalıştırın: Düzenli beden egzersizleri stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca zihninizi işten uzaklaştırabilir. Örnek olarak Halı saha maçı, yürüyüş, bisiklet vb gibi faaliyetlere katılabilirsiniz.
  • Uyku Düzeninize Dikkat Edin: Uyku, bedenin ve zihnin refahı geri kazandırır ve sağlığınızı korumanıza yardımcı olur.
  • Farkındalığınızı Arttırın: Farkındalık, yargılamadan veya tepki vermeden içinizde ve çevrenizde olup bitenlerin farkında olmaktır. Bu uygulama, işte olanlarla başa çıkmanıza yardımcı olabilir.

Her zaman aklınıza gelmemiş bir seçeneğiniz daha olabileceğini düşünün ve o seçeneği araştırın. Yardım isteyin. Unutmayın, tükenmişlik çağımızın önemli sorunudur. İş tükenmişliğinizin çözümü sizin elinizde.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Reaktif Zamanlama Test Protokolü

1. Reaktif Zamanlama Testlerinin Amacı ve Bilimsel Temeli

Reaktif zamanlama (reaction time, RT), bir uyaranın algılanması ile buna verilen motor cevabın başlatılması arasındaki süreyi ifade eder. Bu süre; bilişsel süreçler, dikkat kapasitesi, duyusal algı, motor planlama ve nöromusküler iletim hızının toplam bir ürünüdür. İnsan performansını ölçmek için kullanılan en temel, en objektif ve en güvenilir göstergelerden biri olarak kabul edilir.

Reaktif zaman testleri, aşağıdaki alanlarda kritik değer taşır:

  • İş sağlığı ve güvenliği: Operatörlerin, sürücülerin, makine kullanıcılarının veya yüksek riskli görevlerde çalışanların güvenlik düzeylerini belirlemek.
  • Klinik nörolojik değerlendirme: Dikkat eksikliği, periferik nöropati, Parkinson, MS, demans gibi nörolojik hastalıklarda erken bozulmaları ortaya çıkarmak.
  • Spor bilimleri: Sporcunun algoritmik motor yanıt kapasitesini, algısal-motor entegrasyon hızını ve reaksiyon karar doğruluğunu ölçmek.
  • Askeri ve polis uygulamaları: Tehlikeye hızlı yanıt verme kapasitesini değerlendirmek, eğitim ve performans optimizasyonu sağlamak.
  • Ergonomik tasarım: İnsan-makine etkileşimlerinin güvenli sınırlarını belirlemek.

Reaktif Zamanlama Test Protokolü protokolü, RT testlerinin bilimsel standartlara uygun, tekrar edilebilir, objektif ve uygulamalı biçimde yürütülebilmesi amacıyla hazırlandığım yazıya devam edelim.

2. Test Türleri ve Kullanım Alanlarına Göre Sınıflandırma

Reaktif zaman testleri tek tip değildir. Farklı uyaran türleri, karar verme gereksinimi ve motor çıktı tipine göre çok çeşitli testler vardır. Bilimsel literatürde kullanılan temel RT türleri şunlardır:

2.1. Basit Reaksiyon Süresi (Simple Reaction Time – SRT)
  • Tek bir uyaran → tek bir tepki.
  • Örn: “Işık yandığında butona bas.”
  • Klinik ve İSG alanında en temel değerlendirme.

2.2. Seçmeli Reaksiyon Süresi (Choice Reaction Time – CRT)
  • Çoklu uyaran → çoklu cevap.
  • Örn: “Sarı ışık → buton A, kırmızı → buton B.”
  • Bilişsel karmaşıklığı değerlendirir.

2.3. Ayırt Edici Reaksiyon Süresi (Discriminative RT)
  • Uyaranların bir kısmı dikkate değer, bir kısmı “distraktör”.
  • Örn: “Sadece mavi ışık için cevap ver.”

2.4. Görsel Reaksiyon Süresi (VRT)
  • Işık, grafik, hareket, sanal objeler gibi görsel uyaranlar.

2.5. İşitsel Reaksiyon Süresi (ART)
  • Ses uyaranlarına yanıt: alarm, bip, frekans tonu vb.

2.6. Dokunsal Reaksiyon Süresi (TRT)
  • Titreşim, dokunma, derin basınç gibi somatosensoriyel uyaranlar.

2.7. Cognition RT (Kognitif Reaksiyon Süresi)
  • Uyaran → kısa süreli bellek → karar → motor cevap.

2.8. Motor Reaksiyon Süresi (Motor RT)
  • Motor icra süresi de ölçülür (ör: joystick hareketi, tutma kuvveti sensörü).

2.9. Kompleks Reaksiyon Testleri
  • Simülasyon tabanlı.
  • Sürüş simülatörü, VR tehlike simülasyonu, endüstriyel alarm senaryoları.

Bu protokol, tüm test türleri için bilimsel, teknik ve operasyonel bir çerçeve sunar.

3. Test Öncesi Hazırlık
3.1. Katılımcı Koşulları

Katılımcıların testten önce aşağıdaki durumlarda olmaması gerekir:

  • Aşırı yorgunluk
  • Uyku yoksunluğu (<6 saat)
  • Kafein ve enerji içeceği tüketimi (son 3 saatte)
  • Alkol veya ilaç etkisi (sedatifler, antihistaminikler, nöroleptikler)
  • Ağrı, kas yorgunluğu, tremor
  • Gözlük/lens kullanımının test sırasında unutulması

İSG uygulamalarında operatörün testten önceki vardiye süresi özellikle not edilmelidir.

3.2. Kullanılacak Cihazın Hazırlığı

RT cihazı veya bilgisayar tabanlı test sistemi şu gereksinimleri karşılamalıdır:

  • Gecikmesi ölçülmüş bir sistem olmalı (latency <10 ms)
  • Ekran tazeleme hızı en az 60 Hz, ideali 120–240 Hz
  • Buton veya sensör gecikmesi <5 ms
  • Kalibrasyon modu aktif olmalı
  • Ortam ışığına karşı stabilize edilmiş olmalı

3.3. Ortam Hazırlığı

Test ortamı:

  • Sessiz (35 dB altında)
  • Homojen aydınlatılmış (300–500 lux)
  • Oda sıcaklığı 20–24°C
  • Katılımcı göz hizasında ekran mesafesi: 50–70 cm

Ayrıca:

  • Telefon, konuşma, bölünme yok
  • Test sırasında kapı giriş-çıkışı kapalı

3.4. Test Öncesi Brifing (Standartlaştırılmış Talimat)

Tüm katılımcılara aynı standart talimat verilir:

“Ekranda bir uyaran belirdiğinde mümkün olan en hızlı ve doğru şekilde tepki verin. Çok erken basmayın, tahmin etmeyin. Amaç hızlı ve doğru tepki vermektir.”

3.5. Deneme Turları

En az 5 deneme, ortalama alınmadan önce yapılır.

4. Test Uygulama Prosedürü
4.1. Basit Reaksiyon Süresi Testi Protokolü
  1. Katılımcı oturtulur, eller masa üzerinde rahat pozisyonda.
  2. Cihaz sıfırlanır, sensör gecikmesi ölçülür.
  3. Uyaran (ör: beyaz ışık) rastgele zaman aralıklarında yanar.
  4. Katılımcı, ışık yandığında butona basar.
  5. 10–15 tekrar yapılır.
  6. En düşük 2 ve en yüksek 2 değer atılır (çıkıntılar elimine edilir).
  7. Kalan değerlerin ortalaması alınır.
  8. Tepkiler çok erken (<100 ms) ise not edilir → “anticipatory response”.

4.2. Seçmeli Reaksiyon Süresi Protokolü
  1. En az 2 uyaran (renk, ses, şekil).
  2. Her birine farklı buton veya farklı motor görev atanır.
  3. Rastgele sırayla uyaran verilir (dengeli dağılım).
  4. 15–20 tekrar yapılır.
  5. Yanlış buton basışı → “error”.
  6. Gecikmeli karar süresi ayrıca hesaplanır.
  7. Ortalama RT + doğruluk yüzdesi birlikte değerlendirilir.

4.3. Ayırt Edici (Go/No-Go) Protokolü
  1. Katılımcıya yalnızca belirli bir uyaran için tepki vereceği söylenir.
  2. Distraktör uyaranlar sıklıkla verilir.
  3. Doğru hamle RT ve yanlış tepki sayısı kaydedilir.
  4. Motor inhibisyon kapasitesi ölçülür.

4.4. Görsel/İşitsel/Dokunsal RT Protokolleri

Her modalite ayrı günlerde tekrarlanmalıdır.

  • Görsel RT: Ekran ışığı, renk değişimi, hareket animasyonu.
  • İşitsel RT: 1000 Hz ton, 60–90 dB seviyesinde.
  • Dokunsal RT: Titreşim motoru, 200 ms süreli.

Her biri için:

  • 10 deneme
  • Aykırı değer temizliği
  • Ortalama RT hesaplaması

4.5. Motor Reaksiyon Zamanı Protokolü

Sadece butona basmak yerine:

  • Joystick hareketi
  • Kavrama sensörü basma
  • Ayak pedalı tepki
  • El uzatma hareketi (kinematik ölçümle)

kullanılır.

Burada ölçülen parametreler:

  1. Stimulus onset → motor başlangıç
  2. Motor başlangıç → görev tamamlanması
  3. Toplam motor zaman = RT + hareket süresi

4.6. Kompleks Reaksiyon Testi (Simülasyon) Protokolü

Örn: Endüstriyel alarm simülatörü.

  1. Katılımcı bir makine kontrol paneli veya VR ortamına yerleştirilir.
  2. Sistemin verebileceği 5–10 alarmın anlamı önceden öğretilir.
  3. Senaryo başlatılır.
  4. Farklı alarmlar rastgele sırada verilir.
  5. Görev:
    • Tehlike → makineyi durdur
    • Uyarı → resetle
    • Normal → tepki verme
  6. Yanıt zamanı, doğruluk ve hata türleri kaydedilir.

Bu test, gerçek hayata en yakın RT değerlendirmesidir

5. Veri Toplama ve Puanlama Yöntemi
5.1. Aykırı Değer Temizliği (Outlier Analysis)

Dönem literatürü aşağıdaki sınırları önerir:

  • <100 ms → “önceden tahmin”
  • >1000 ms → “dikkat kaybı”
  • İlk 2 ve son 2 değer → test adaptasyonu

Atılır.

5.2. Temel Hesaplamalar

Ort. RT = (Geçerli tüm RT değerlerinin toplamı) / n

Ek parametreler:

  • Medyan RT
  • Standart sapma (konsistensi gösterir)
  • Hata oranı
  • Go/No-Go inhibisyon süresi
  • Motor hareket süresi

5.3. Performans Kategorileri

Literatür geneli baz alınarak:

RT (ms)Seviyelendirme
150–200Mükemmel
200–250İyi
250–300Ortalama
300–350Zayıf
>350Kritik düzeyde yavaş

İSG uygulamalarında 350 ms üzeri operatörlerde “gözlem ve gerekirse görev uygunluğu değerlendirmesi” önerilir.

6. Test Sonuçlarının Yorumlanması
6.1. Bireysel Yorumlamalar
  • Yüksek standart sapma → dikkat dalgalanması
  • “Anticipatory response” fazlaysa → tahmine dayalı tepki, gerçek reaktif değil
  • CRT yüksek ama SRT normal → bilişsel karar süresi yavaş
  • Go/No-Go hataları yüksek → inhibitör kontrol zayıf

6.2. İSG Açısından Yorum
  • Kritik iş (forklift, pres makinesi, vinç, CNC) operatörlerinde RT ≥ 350 ms ise performans riski doğar.
  • Vardiya sonu yavaşlama → iş yükü riski.
  • Reaksiyon süresi “anlık performans” olduğu için tekrar test önerilir.

6.3. Sporcu Yorumlaması
  • Elit sporcuda RT 200–250 ms arası beklenir.
  • RT stabilitesi performansın en iyi göstergesidir.

6.4. Klinik Yorum

Patolojik değerlendirme için eşik değerler:

  • Parkinson → ART > VRT gecikmesi
  • MS → motor zaman uzunluğu
  • Demans → CRT aşırı uzun

6.5. Benchmark Karşılaştırmaları

Aynı kişide:

  • Sabah/akşam farkı
  • Egzersiz sonrası değişim
  • Uyku sonrası fark
  • 7 günlük takip performansı

kıymetlidir.

7. Güvenlik, Etik ve Kayıt Tutma
7.1. Katılımcı Onamı

Aşağıdaki maddeleri içeren bir onam formu alınır:

  • Testin amacı
  • Kullanılacak uyaran türleri
  • Sonuçların GDPR/kişisel veri uyumu
  • Test bırakma hakkı

7.2. Test Güvenliği
  • Ses uyaran seviyesi 90 dB’i geçmez.
  • VR testlerinde vertigo riski değerlendirilir.
  • Epilepsi öyküsü olanlarda flaşlı uyaranlar kullanılmaz.

7.3. Kayıt ve Raporlama

Rapor aşağıdaki bölümlerden oluşur:

  1. Katılımcı bilgileri
  2. Kullanılan test türü
  3. Test süresi
  4. Ortalanmış RT değerleri
  5. Hata analizi
  6. Performans kategorisi
  7. Değerlendirici yorumu

8. Testin Tekrarı ve Öğrenme Etkisi

Reaktif zaman testlerinde öğrenme etkisi güçlüdür.

Bu nedenle bilimsel öneri:

  • İlk gün adaptasyon testi
    1. gün resmi test
  • 1 hafta sonra teyit testi

İSG kullanımında:

  • 3 ayda bir
  • Vardiya değişikliği sonrası
  • Yeni makine eğitimi öncesi

tekrar uygundur.

9. Protokolün Farklı Alanlara Uyarlanması
9.1. İSG / Endüstriyel Uygulama Adaptasyonu
  • Makine alarmı simülasyonu yapılır.
  • Gerçek butonlar veya pedallar kullanılır.
  • Sesli-ışıklı tehlike uyarıları test edilir.
  • Operatör performans kriterleri belirlenir.

9.2. Sporcu Adaptasyonu
  • Çift yönlü hareketli RT
  • Reaktif sprint testleri
  • Reaktif çeviklik testleri
  • Renk–hareket kombinasyonları

9.3. Klinik Adaptasyon
  • Motor kontrol teşhisi
  • Bilişsel yıkım takibi
  • Rehabilitasyon pre–post değerlendirme

Bu protokol, reaktif zamanlama testlerinin bilimsel literatüre uygun biçimde uygulanabilmesi için gereken tüm adımları kapsamaktadır.
RT testleri doğru yapıldığında:

  • İnsan performansını objektif ölçer,
  • Erken riskleri ortaya çıkarır,
  • Güvenlik artırır,
  • Spor performansını optimize eder,
  • Klinik tanıda yardımcı olur.

Kısacası, reaktif zamanlama milisaniyelerle ölçülür ama sonuçları hayatın tamamını etkiler.

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Doğal Yaşayın

Doğal Beslenin

Aklınıza Mukayet Olun

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Sayın okuyucu,

Aşağıdaki linkten yazımızda yer alan konu hakkında sorularınızı ve görüşlerinizi, merak ettiğiniz ve yazılarımıza konu olmasını istediğiniz hususları iletebilirsiniz.

Bilginin paylaştıkça çoğalacağı düşüncesi ve sizlere daha iyi hizmet verme azmi ile her gün daha da iyiye ilerlemede bizlere yorumlarınız ve katkılarınız ile yardımcı olursanız çok seviniriz. https://g.page/r/CTHRtqI0z0gjEAE/review

⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı ve Eğitim Koordinatörü

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Bu sitede yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır. Paylaşılan bilgiler, bir hekim muayenesinin, tedavisinin veya profesyonel danışmanlığın yerini tutmaz. Buradaki bilgiler esas alınarak herhangi bir ilaç tedavisine başlanması, mevcut tedavinin değiştirilmesi ya da bırakılması uygun değildir.

Aynı şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili içerikler, bir iş güvenliği uzmanı, mühendis veya teknik ekip tarafından yapılması gereken değerlendirme ve kararların yerine geçemez. Bu bilgiler temel alınarak saha risk değerlendirmesi yapılması ya da mevcut sistemin değiştirilmesi önerilmez.

Sitede herhangi bir yasa dışı ilan ya da yönlendirme yapılması amacı bulunmamaktadır. İçerikler, sadece farkındalık yaratmak ve bilinçlendirme sağlamak amacıyla sunulmuştur.

⭐️⭐️⭐️

#reaktifzamanlamatest #reaksiyon #kebat #tetkikosgb

Daha Fazla

Çalışanlarda Kıl kurdu

Çalışma hayatı içerisinde çalışanlarda sık görülür.

Kıl kurdu diğer adıyla bağırsak kurdu (Enterobius vermicularis), 5 ila 10 milimetre uzunluğunda, beyaz veya krem ​​renkli, literatürde enterobiasis olarak olarak bilinen ”kıl kurdu enfestasyonuna yol açan” bir parazittir.

BİLGİ: Çok hücreli asalakların oluşturduğu enfeksiyonlara enfestasyon denir. Tek hücrelilerin oluşturduklarına enfeksiyon denmektedir.

Çalışanlarda

  • Sinirlilik
  • Hazımsızlık
  • Ağızda salya artışı
  • İştahsızlık
  • Kaşıntı – allerji
  • Gaz artışı
  • Mide ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Huzursuzluk
  • Uyku

gibi müphem (belirsiz) şikayetlerle dolaylı iş gücü kayıplarına yol açar.

Aynı zamanda anal kaşıntı, vajinal kaşıntı, diş gıcırdatma gibi kişiyi ve çevresini huzursuz edebilecek sorunlar da oluşur.

Çalışanın işyeri hekimine müracat etmediği, teşhis ve tedavinin geciktiği, çalışanın bağışıklığının zayıf olduğu durumlarda nadir de olsa daha ciddi sorunlara yol açabilir.

  • Karın boşluğu ve üreme organlarında enfeksiyon: Özellikle kadınlarda olur. Kıl kurdu anüsten dışarı çıktığında kendisi ilerleyerek yada taharetlenme (dışkılama sonrası anal temizlik) sırasında vajinaya girebilir. Vajinada üremesi ve ilerlemesi ile rahme (uterusa) oradan fallop tüplerine (Rahimin her iki tarafından çıkan ve yumurtalıklarla rahimin bağlantısını sağlayan tüplere fallop tüpleri denilir) ve en sonuda da karın boşluğundan bu organların çevresine giderek vajinit, endometrit gibi enfestasyonlara neden olabilir.
  • İdrar yolu enfeksiyonları: Özellikle kadınlarda olur. Vajinal kıl kurdu yoğunluğu sebebi ile idrar yollarına geçen kıl kurtları idrar torbasına (mesaneye) giderek idrar yolu enfeksiyonuna (sistite) neden olabilir.
  • Kilo kaybı: Barsaklarda kıl kurdu miktarı çok arttığında (enfestasyon şiddetlendiğinde), kıl kurdu barsaklara gelen besin maddelerininin emilimini engellediği gibi besin maddelerini emerek çalışanlarda kilo kaybına neden olabilir.
  • Apandisit: Barsaklarda üreme ve ilerleme ile apendikse kadar geldiğinde apandisit (apendiks iltihabı) meydana gelebilir.
  • Cilt enfeksiyonu: Barsaklarda artan kıl kurtlarına karşı vücudun kan yoluyla tepki vermesi (histamin salınımı vb gibi) ile ciltte şiddetli kaşıntı meydana gelir. Kaşınmanın şiddetiyle kişini cildinde kendi kendine çizik ve yaralar oluşturması enfestasyon riskini artırır.

Yumurtalarını yuttuğunuzda onları alırsınız. Yumurtalar bağırsaklarınızın içinde çatlar. Kişi uyurken dişi kıl kurtları bağırsakları anüsten terk eder ve yakındaki deriye yumurta bırakır. Bu sebeple Kıl kurdu belirtileri arasında en sık görülen belirti anal bölgede oluşan kaşıntıdır. Kıl kurtları yumurtalarını gece bıraktıkları içi kaşıntı oluşumu geceleri daha sık gözlenir, bu durum uyumayı zorlaştırabilir.

Tıp literatüründe;Enterobiyazis” , ”Oksiyüriyazis” , ”Enterobius vermicularis” , ”Helmintik enfeksiyon” olarak isimlendirilirken halk dilinde de ”İplik kurdu” , ”Koltuk kurdu” olarak adlandırılır.

Kıl Kurdunun Bulaşma Yolları ve Bulaşmanın Önlenmesi 

Kıl kurdu ve özellikle yumurtaları temas yolu ile kişiden kişiye ve kişinin kendisinden yine kendisine bulaşır. Kişisel hijyenin ve kişisel bakımın hem bulaşma hem de tedavide çok önemli olduğu bir hastalıktır.

Kıl kurdu kolayca yayılır. Enfestasyona maruz kalan kişiler anüslerine dokunduklarında yumurtalar parmak uçlarına yapışır.

Oda sıcaklığında 2-3 hafta canlı kalabilir.

Kıl kurdu yumurtaları, doğrudan elleriyle veya kontamine olmuş giysiler (özellikle iç çamaşırları), yatak örtüleri, yiyecekler veya diğer eşyalar yoluyla olduğu gibi bulaşmış çarşafların silkelenmesi ile havaya saçılan yumurtaların ağız bölgesine ulaşarak bulaşması da mümkündür.

BİLGİ: Enfeksiyon / Enfestasyon etkeninin vücut yüzeyi, eşyalar veya su, gıda gibi maddeler üzerinde bulunması

Çalışanlar;

  • Gün içerisinde ellerini ağız içine, göze, kulaklarına sokmamalı – temas ettirmemelidir.
  • Tuvalet sonrası ellerini iyi yıkamalıdır.
  • Çalışma zamanı içerisinde iç çamaşırının içinde kalan vücut bölümlerine eliyle temas etmekten kaçınmalı aksi durumda elini herhangi bir yere sürmeden sabunla 3 dk yıkamalıdır.
  • Tırnaklar kısa tutmalı, tırnakları yemekten kaçınmalıdır.
  • Her gün duş almalı / banyo yapmalıdır.
  • İç çamaşırlarını her gün mutlaka değiştirmelidir.
  • Evlerinde pijama veya yerine giydikleri kıyafetleri düzenli olarak değiştirilmelidir.

Ayrıca;

  • Çalışma alanlarında yer ve diğer yüzey temizlikleri düzenli yapıllmalıdır.
  • Tüm iş kıyafetleri günlük olarak değiştirilmeli ve sık aralıklarla sıcak suda yıkanmalıdır.
Barsak içerisinde temsili kıl kurdu

Enfeksiyon çocuklarda daha sık görülür. Pek çok insanda hiçbir belirti görülmez.

Endoskopi sırasında görülen bir kıl kurdu (Enterobius vermicularis)

Çalışanın ailesinden bir kişiye kıl kurdu enfeksiyonu bulaştıysa, tüm aile fertlerine bulaşma şansı çok yüksektir. Aynı şekilde kişisel temas olan işyerlerinde çalışan bir kişide kıl kurdu enfestasyonu olduğunda yakın çevresinde olan çalışanlara bulaştırma ihtimali sebebi ile birlikte çalıştığı diğer kişilerin de işyeri hekim tarafında sağlık kontrolü ve gerekirse takip edilmesi önerilir.

ilaç tedavisine bireysel olarak geçilse de diğer aile fertleri ve çalışma arkadaşlarında kuluçka döneminde olabilir, bu yüzden tüm aile fertlerinde ve çalışma arkadaşlarında de kıl kurdu olduğunu varsayarak tedavi verilip verilmemesi gerektiğine işyeri hekimi karar vermelidir.

Çalışanlarda Kıl Kurdu Enfestasyonunun Belirtileri

  • Gece boyunca oluşan kaşıntı nedeniyle uyku zorluğu
  • Anüs çevresinde yoğun kaşıntı
  • Kaşıntı ve uyku bölünmesi nedeniyle sinirlilik
  • Anüs çevresinde sürekli kaşınma sonucu tahriş olan veya enfekte olan cilt
  • Genç kadın çalışanlarda vajinada tahriş veya rahatsızlık hissi (eğer yetişkin bir solucan anüs yerine vajinaya girerse)
  • İştahsızlık ve kilo kaybı (nadir görülür, ancak ciddi enfeksiyonlarda ortaya çıkabilir)

İşyeri hekiminiz revir imkanları (mikroskop ve gerekli solüsyonlar varsa) uygun ise yumurtaları bularak kıl kurdu enfeksiyonunu teşhis edebilir.

İşyeri hekiminiz bir bant testi yaptırmanızı isteyebilir. Bir parça selofan bant anüs çevresindeki cilde bastırılır ve çıkarılır.Bu, banyo yapmadan veya tuvaleti kullanmadan önce sabah yapılmalıdır çünkü banyo yapmak ve silmek yumurtaları çıkarabilir. İşyeri hekiminiz bandı bir slayda yapıştıracak ve mikroskop kullanarak yumurtaları arayacaktır.

Bu süreç genellikle resmi veya özel sağlık kuruluşları tarafından yürütülmektedir

Tedavi

Kıl kurdu tedavisi için kulanılan parazit ilaçları, kıl kurtlarını öldürmek için kullanılır (yumurtalarını değil). İşyeri hekiminiz sağlık durumunuz ve teşhis sürecindeki bulgularına göre gerek görürse ilaç önerecek veya reçete edecektir.

Kıl kurdu enfestasyonu olan çalışanın birlikte yaşadığı kişilerde de (birden fazla hane halkı üyesinin yada çalışma arkadaşlarının) enfestasyon olma olasılığı yüksektir, İşyeri hekimi gerek gördüğü durumlarda çalışanın tüm hane halkını / çalışma arkadaşlarını tedavi edebilir.

İlk doz tedavi süreci tamamlandıktan sonra genellikle 2 hafta sonra bir doz daha tekrarlanır. Bu, ilk tedaviden bitiminden sonrra yumurtadan çıkan kurtları tedavi eder.

Çalışanların Kıl Kurdu Enfestasyonu veya Yeniden Enfestasyonu Önlemek İçin Ne Yapılmalıdır?

  • Her gün uyandıktan sonra banyo yapmalıdır.
  • Pijamalarını ve çarşaflarını sık sık yıkammalı/yıkatmaıdır.
  • Özellikle banyoyu ve tuvaleti kullandıktan sonra ellerini düzenli olarak yıkamalıdır.
  • Yemeklerden önce ellerini yıkamalıdır.
  • İç çamaşırınızı her gün değiştirmelidir.
  • Tırnak yemekten kaçınmaıdır.
  • Anal bölgeye dokunmaktan kaşımaktan çizmekten kaçınmalıdır.
  • Tuvalet oturakları her gün temizlenmelidir.
  • Tırnakları kısa ve temiz tutmalıdırlar
  • Evlerinde tüm yatak çarşaflarını haftada iki kez yıkatmalıdırlar.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla

Hijyen Eğitimi Yönetmeliği Çerçevesinde İşyeri Hekimleri Neler Yapmalıdır?

İşyeri Hekimlerimiz,

Resmî Gazete Tarihi: 05.07.2013 Sayısı: 28698 Hijyen Eğitimi Yönetmeliği (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18552&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5) kapsamındaki iş yerlerinde çalışanların muayenelerini yaptıkları sırada, Yönetmeliğin 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrasının:

(a) bendindeki “Gıda ile taşınabilen bir hastalığı olan veya bu hastalığın taşıyıcısı durumundaki kişiler ile ishali bulunanlar.

hükmü ve

(b) bendindeki “Vücudun görünür kısımlarında açık/enfekte yara, deri enfeksiyonu ve benzeri halkta tiksintiye yol açabilecek deri lezyonları bulunanlar; cüzzam, frengi ve verem hastalığına yakalananlar.

hükmü ile

(c) bendindeki “30/5/2007 tarihli ve 26537 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans ve Kontrol Esasları Yönetmeliğinde (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=11347&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5) genel hatları ile yer alan, hijyen ilkelerine uyulmadığı durumlarda halk sağlığı açısından problem oluşturabilecek hastalığı bulunanlar.

hükmünü dikkate almalıdırlar.

Ayrıca

İşyeri Hekimleri Hijyen Yönetmeliğine konu olan sektör ve işlerde faaliyet gösteren firmalara yaptıkları ziyaretlerde 29.12.2012 tarih ve 28512 sayılı Resmî Gazete de yayınlanan İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği’nin (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16924&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5) 4. Maddesinin ( e ) bendi konusu olan ve 20.07.2013 tarih ve 28713 sayılı Resmî Gazete de yayınlanan İşyeri Hekimi Ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk Ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliği’ nin (https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=18615&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5.) 11. Maddesinin (4) bendi gereği de yükümlülüğü olan Onaylı Defter‘ e ” Hijyen Eğitimi Yönetmeliği’ne göre iş yerinde doğrudan hizmetin içinde olan tüm çalışanların hijyen eğitimi belgelerinin olması gerektiğini ve yükümlülükleri yerine getirmeyen işletmelerin hakkında 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282’nci maddesine göre işlem yapılacağını, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, durumu bu maddelere uygun bulunmayan çalışanların her biri ayrı ayrı aykırılıklar olarak değerlendirileceğini ve her birisi için cezai işlemler de ayrı ayrı uygulanacağını ” işveren ve/veya vekiline bildirimi özetle yazmalıdır.

NOT: ( 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu Madde 282. — Bu kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlar hakkında, kanunda ayrıca bir ceza hükmü gösterilmediği ve fiilleri Türk Ceza Kanu nunda daha ağır cezayı gerektirmediği takdirde 2 aya kadar hafif hapis ve 2024 yılı için 100 liradan 500 liraya kadar hafif para cezası verilir.)

Bu yazı görev, yetki ve sorumluluğa vakıf sayın meslektaşlarıma hatırlatma maksadı ile hazırlanmış olup, son kararın kendilerine ait olduğunun bilinciyle saygılarımızı sunarız.

Dr Mustafa KEBAT

Tetkik OSGB İş Sağlığı. ve Eğitim Koordinatörü

Hijyen eğitimini firmamızdan alabilirsiniz.

Başvuru Mail: [email protected] Başvuru Tel: 0 530 568 42 75

Eğitim 8 saatliktir. Eğitim sonrasında verilen sertifika ömür boyu geçerli olup e-devlette kayıtlıdır. Sertifikanın kaybedilmesi halinde e-devletten yenisini kendiniz de çıkartılabilirsiniz.

Sınırlı Sorumluluk Beyanı:
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Daha Fazla